Türker KILIÇ's banner
Türker KILIÇ's profile picture

Türker KILIÇ

@turkerkilic • 112,724 subscribers

Beyin Cerrahı, Bilim İnsanı, Dünya ve Avrupa Bilim-Sanat Akademileri Üyesi; BEYİN ve HİPOFİZ TÜMÖRLERİ, GAMMA KNIFE; NEUROSURGERY

Shorts

ZAMAN yaşamın enformasyon bütünlüğünde her şeyin aynı anda olmasını engelleyen, yaşantı örüntüleri içinde seçimi, yani bilinci mümkün kılan varoluş kalıbıdır Zaman yaşamın anlam desenlerini çizer; bilinç yaşam bağlantısallığının anlamlandırılmasındadır

ZAMAN yaşamın enformasyon bütünlüğünde her şeyin aynı anda olmasını engelleyen, yaşantı örüntüleri içinde seçimi, yani bilinci mümkün kılan varoluş kalıbıdır Zaman yaşamın anlam desenlerini çizer; bilinç yaşam bağlantısallığının anlamlandırılmasındadır

584,395 görüntüleme

#BAĞLANTISALLIK BİLİMİ ve ORHAN PAMUK’UN SHKLOVSKİ ROMAN SANATI YORUMU Orhan Pamuk’un Shklovski üzerinden yaptığı yorum: “Rus formalist yazar Shklovski'nin -romanları Türkçeye de çevrilmiştir- kuramı, beni en çok etkileyen düşüncelerden biridir. O, hikâyeyi, olay örgüsü dediğimiz şeyi anlatmak istediğimiz noktaları birbirine bağlayan bir çizgi olarak tanımlar. Eşyaları yan yana koyarsınız; isterseniz bir tarihi, isterseniz bir insanın hayatını anlatabilirsiniz. Onları birbirine bağlayan, büyülü tutkal ise hikâyedir.” Shklovski, hikâyeyi yalnızca olayların sıralanması değil, onları birbirine bağlayan “büyülü tutkal” olarak görür. Bu yaklaşım, bağlantısallık biliminin temel iddiası olan “ilişkilerin şeylerden daha önemli olduğu” fikrini çağrıştırır. Tek tek noktaların, nesnelerin, olayların ya da insanların bir anlamı vardır; ancak onların birbirine bağlanma biçimi, yani aralarındaki ilişki ağı, asıl anlamı ve bütünlüğü doğurur. Bağlantısallık bilimi, yaşamın yapıtaşını tekil öğelerde değil, bu öğeler arasındaki bilgi alışverişinde, akışta ve örüntüde bulur. Pamuk’un “eşyaları yan yana koyarsınız; onları birbirine bağlayan hikâyedir” ifadesi, bu bilimin en yalın anlatımıdır. Bir insanın hayatı ya da bir tarihin akışı, yalnızca olayların dizilişiyle değil, o olaylar arasındaki bağlarla açıklanabilir. Hikâye bu bağların örülme biçimidir; aynı şekilde bağlantısallık bilimi de doğadaki, beyindeki veya toplumdaki bağ örüntülerini anlamaya çalışır. Üstelik hikâyenin “büyülü” tutkal olarak görülmesi, bağlantısallığın yalnızca mekanik bir ağ modeli değil, aynı zamanda yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni kültürel üretimler yaratan dinamik bir süreç olduğunu da gösterir. Nasıl ki romanlarda aynı olaylar farklı kurgularla bambaşka dünyalar açabiliyorsa, bağlantısallık da yaşamın farklı düzeylerinde yeni olasılıklar yaratır. Sonuçta, Shklovski’nin hikâye kuramı ile bağlantısallık bilimi arasında güçlü bir akrabalık vardır: ikisi de hayatı tekil noktaların toplamı olarak değil, onları bir araya getiren bağların dokusu olarak görür. Hikâye edebiyatta neyse, bağlantısallık da bilimde odur: yaşamın anlamını taşıyan “bağların dili”. Bilim, yaşamın matematiksel hikayesini araştırır. Unutulmamalı ki her bütün bir başka bütünün parçası, her parça da bir başka parçanın bütünüdür..

#BAĞLANTISALLIK BİLİMİ ve ORHAN PAMUK’UN SHKLOVSKİ ROMAN SANATI YORUMU Orhan Pamuk’un Shklovski üzerinden yaptığı yorum: “Rus formalist yazar Shklovski'nin -romanları Türkçeye de çevrilmiştir- kuramı, beni en çok etkileyen düşüncelerden biridir. O, hikâyeyi, olay örgüsü dediğimiz şeyi anlatmak istediğimiz noktaları birbirine bağlayan bir çizgi olarak tanımlar. Eşyaları yan yana koyarsınız; isterseniz bir tarihi, isterseniz bir insanın hayatını anlatabilirsiniz. Onları birbirine bağlayan, büyülü tutkal ise hikâyedir.” Shklovski, hikâyeyi yalnızca olayların sıralanması değil, onları birbirine bağlayan “büyülü tutkal” olarak görür. Bu yaklaşım, bağlantısallık biliminin temel iddiası olan “ilişkilerin şeylerden daha önemli olduğu” fikrini çağrıştırır. Tek tek noktaların, nesnelerin, olayların ya da insanların bir anlamı vardır; ancak onların birbirine bağlanma biçimi, yani aralarındaki ilişki ağı, asıl anlamı ve bütünlüğü doğurur. Bağlantısallık bilimi, yaşamın yapıtaşını tekil öğelerde değil, bu öğeler arasındaki bilgi alışverişinde, akışta ve örüntüde bulur. Pamuk’un “eşyaları yan yana koyarsınız; onları birbirine bağlayan hikâyedir” ifadesi, bu bilimin en yalın anlatımıdır. Bir insanın hayatı ya da bir tarihin akışı, yalnızca olayların dizilişiyle değil, o olaylar arasındaki bağlarla açıklanabilir. Hikâye bu bağların örülme biçimidir; aynı şekilde bağlantısallık bilimi de doğadaki, beyindeki veya toplumdaki bağ örüntülerini anlamaya çalışır. Üstelik hikâyenin “büyülü” tutkal olarak görülmesi, bağlantısallığın yalnızca mekanik bir ağ modeli değil, aynı zamanda yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni kültürel üretimler yaratan dinamik bir süreç olduğunu da gösterir. Nasıl ki romanlarda aynı olaylar farklı kurgularla bambaşka dünyalar açabiliyorsa, bağlantısallık da yaşamın farklı düzeylerinde yeni olasılıklar yaratır. Sonuçta, Shklovski’nin hikâye kuramı ile bağlantısallık bilimi arasında güçlü bir akrabalık vardır: ikisi de hayatı tekil noktaların toplamı olarak değil, onları bir araya getiren bağların dokusu olarak görür. Hikâye edebiyatta neyse, bağlantısallık da bilimde odur: yaşamın anlamını taşıyan “bağların dili”. Bilim, yaşamın matematiksel hikayesini araştırır. Unutulmamalı ki her bütün bir başka bütünün parçası, her parça da bir başka parçanın bütünüdür..

10,561 görüntüleme

Videos

turkerkilic's profile picture

YAŞAMIN YAPITAŞI ENFORMASYONDUR = YAŞAMVERİ Ölü Bir Meyve Sineğinin Beyni Bir Robotu Uçurabilir mi? İddia oldukça çarpıcı: Ölmüş bir meyve sineğinin yaklaşık 166 bin nörondan oluşan beyin bağlantı haritası, yürüyebilen ve uçabilen bir robotu kontrol etmek için kullanılıyor. Robot yerde dört tekerlek üzerinde ilerliyor; ardından tekerleklerin içine yerleştirilmiş pervaneler devreye giriyor, robot havalanıyor, yön değiştiriyor ve tekrar yere iniyor. Bu yaklaşımın temelinde, Janelia ve Google araştırmacılarının bir meyve sineği beynini elektron mikroskobuyla binlerce ince kesitte görüntüleyerek oluşturduğu connectome — konektom, yani nöronların ve aralarındaki bağlantıların ayrıntılı haritası bulunuyor. (3 Eylülde bu matematik bilgi kullanmak isteyen herkese açıldı.) Böylece biyolojik beyin, fiziksel olarak yaşamıyor olsa bile, bağlantı mimarisi sayısal ortamda modellenebiliyor. Robotun kamerasından gelen görüntüler önce bir sineğin görsel sisteminin algılayabileceği biçime dönüştürülüyor. Ardından bu sinyaller, gerçek sinek beyninden çıkarılmış bağlantı ağı üzerinde ilerletiliyor. Her nöron basitleştirilmiş matematiksel bir modelle temsil ediliyor. Yaklaşan bir nesne algılandığında sineğin kaçınma davranışlarında rol oynayan LPLC2 ve LC4 gibi görsel nöron grupları etkinleşiyor; motor sistemle ilişkili aşağı yönlü nöronlar ise hareket komutlarının oluşmasına katkıda bulunuyor. Robotun davranışının tümü klasik anlamda insan tarafından satır satır programlanmıyor; biyolojik evrimin oluşturduğu sinir ağı mimarisinden yararlanılıyor. Bir sineğin beyninde “yatağa çarpma”, “sağa dön” veya “havalan” diye yazılmış bir bilgisayar kodu yok. Davranış, duyusal girdinin ağ boyunca işlenmesinden ortaya çıkıyor. Bu nedenle hikâyenin asıl önemi robotun uçabilmesi değil. Biyolojik bir beynin bağlantı yapısının dijital olarak yeniden kurulup başka bir fiziksel bedende davranış üretmek için kullanılabilmesi fikri çok daha önemli. Burada beyin karbon temelli biyolojik bedeninden ayrılıyor; bağlantı örüntüsünün bir kısmı sayısal bir sisteme aktarılıyor ve bambaşka bir bedende işlevsel hale getirilmeye çalışılıyor. Bağlantısallık açısından en çarpıcı cümle belki de metnin sonundaki paradoks: Sinek ölü. Beyin artık biyolojik olarak çalışmıyor. Fakat beynin bağlantı örüntüsü bir matematiksel bağlantı ağı olarak varlığını sürdürüyor — ve o bilgi drone’u uçuruyor. Ancak önemli bir bilimsel ayrım var: Bu, “ölü sineğin beyninin bütünüyle dijital olarak diriltilmesi” anlamına gelmez. Konektom, beynin anatomik bağlantı mimarisini olağanüstü ayrıntıyla verir; gerçek beynin moleküler durumlarını, nöromodülasyonu, plastisiteyi ve tüm zamansal dinamiklerini eksiksiz yeniden üretmez. Dolayısıyla “sineğin zihni robota aktarıldı” demek sanırım henüz şu aşamada desteklenmeyen bir iddia olur.

Türker KILIÇ

34,899 görüntüleme • 19 gün önce

turkerkilic's profile picture

BİLİM İNSANI / HEKİM OLMAK İSTEYEN TIP ADAYLARI 👇 Bilim İnsanı / Hekim Yetiştiren Tıp Okulu olarak bu yıl, BİSEP kapsamında, %100 tıp eğitimi burslarına ek olarak Bilim Eğitimi Destek Fonu oluşturduk Bilim Eğitimi Destek Programında görüşmeler ile seçilmiş adaylar, ilgi alanlarına göre, BAU TIP’ın seçkin akademisyenleri ile görüşerek kendilerine rehber, rol-modeli olabilecek bilim insanlarıyla tanışacaklar. Öğrencilerimize Bilim Eğitimi Fonundan 500.000 TL’ye varan maddi destek yapılacak %100 Tıp eğitimi bursuna ek olan bu bilim eğitimi desteği, öğrenci ve rehber hocasının ortak kararı ve onaylarıyla eğitimi süreci içinde öğrencinin iyi bir bilim insanı hekim olması için harcanacak Bu bilim eğitimi desteği, yurt dışı bilim stajları, araştırmaların giderleri, kongreler, barınma giderleri vb, öğrencinin rehber hocası ile vereceği ortak kararları doğrultusunda harcanacak BİSEP Eğitim Bursu ve Bilim Eğitim Desteklerinin sağladığı maddi imkanlardan daha önemlisinin geleceğin bilim insanlarının günümüz bilim önderleri ile kuracakları usta-çırak ilişkisi ve akademisyenlerimizin yol göstericiliği olduğuna inanıyoruz. Unutmayın, Nobel’i almış ya da aday gösterilmiş bilim insanlarının %72’sinin hocası Nobel’i almış ya da aday gösterilmiş bilim insanlarıdır. Yani bilimde usta-çırak ilişkisinin değerinin maddi karşılığı yoktur. Bu görüşlerle bu önemli desteği sağlayan Üniversiteme ve Fakültemizin değerli rol-modeli akademisyen arkadaşlarıma, teşekkür ederim. %100 Tıp Eğitimi Bursu ve Bilim Eğitimi Desteği, üniversite seçme sınavında ilk 2000’e girmiş öğrenciler arasından mülakatla yapacağımız seçmeyle belirlenecek BİSEP BAŞVURU: 0 535 694 4395

Türker KILIÇ

100,059 görüntüleme • 3 yıl önce

turkerkilic's profile picture

Vermeer; ışık sihirbazı👇

Türker KILIÇ

19,794 görüntüleme • 1 yıl önce