Televizyoncu Adam's banner
Televizyoncu Adam's profile picture

Televizyoncu Adam

@tvdizisinema16,992 subscribers

“Nevi Şahsıma Münhasır” ✉️👇🏻[email protected]

Shorts

Erdem Şanlı’nın paylaşıp sildiği story çok konuşulacak!

Erdem Şanlı’nın paylaşıp sildiği story çok konuşulacak!

812,126 Aufrufe

#Yeraltı dizisinde Deniz Can Aktaş’ı soyundurmuşlar :)

#Yeraltı dizisinde Deniz Can Aktaş’ı soyundurmuşlar :)

626,316 Aufrufe

Yakışıklı mısırcı Alper Temel, Çin internetinde viral oldu! Çinli dev bir mısır markası Alper'i özel olarak ülkelerine davet etti. Dev şirketle işbirliği yapan Temel, Çin'in farklı şehirlerindeki gece pazarlarında Türk usulü mısır pişirip binlerce kişiye fotoğraf çektiriyor. Çinli kullanıcılar, samimiyeti ve mısır pişirme tekniğiyle dikkat çeken Alper Temel’e duydukları sevgiyi, kültürlerinde sevilen kişilere verilen bir saygı ve samimiyet ifadesi olan “Yumi Ge” (Mısır Kardeş) ismini taktı.

Yakışıklı mısırcı Alper Temel, Çin internetinde viral oldu! Çinli dev bir mısır markası Alper'i özel olarak ülkelerine davet etti. Dev şirketle işbirliği yapan Temel, Çin'in farklı şehirlerindeki gece pazarlarında Türk usulü mısır pişirip binlerce kişiye fotoğraf çektiriyor. Çinli kullanıcılar, samimiyeti ve mısır pişirme tekniğiyle dikkat çeken Alper Temel’e duydukları sevgiyi, kültürlerinde sevilen kişilere verilen bir saygı ve samimiyet ifadesi olan “Yumi Ge” (Mısır Kardeş) ismini taktı.

28,282 Aufrufe

Mert Ramazan Demir’in 9 yıl önce, henüz 19 yaşındayken çektiği ajans görüntüsü

Mert Ramazan Demir’in 9 yıl önce, henüz 19 yaşındayken çektiği ajans görüntüsü

593,346 Aufrufe

Fahriye Evcen son 10 yılda sadece 2 film ve 2 dizi (Ölene Kadar 13 bölüm, Alparslan Büyük Selçuklu’da kaç bölüm oynadı bilmiyorum) çekmesine rağmen Orta Doğu’da aşırı popüler. Bu tip etkinliklerden ne kadar ücret alıyorlar acaba?

Fahriye Evcen son 10 yılda sadece 2 film ve 2 dizi (Ölene Kadar 13 bölüm, Alparslan Büyük Selçuklu’da kaç bölüm oynadı bilmiyorum) çekmesine rağmen Orta Doğu’da aşırı popüler. Bu tip etkinliklerden ne kadar ücret alıyorlar acaba?

659,967 Aufrufe

Dombili itibar suikastçisi, kadın düşmanı, incel liderini takip ettiğini öğrendiğimden beri gözümden düştü.

Dombili itibar suikastçisi, kadın düşmanı, incel liderini takip ettiğini öğrendiğimden beri gözümden düştü.

107,012 Aufrufe

Alıntıladığım hesap videoyu silmiş. Erdem Şanlı’nın paylaşıp sildiği storysi buydu.

Alıntıladığım hesap videoyu silmiş. Erdem Şanlı’nın paylaşıp sildiği storysi buydu.

88,169 Aufrufe

Murat Yıldırım’ın eşi İman Elbani bile 42 yaşındayken dizi partnerleri niye 20’li yaşlarında :)

Murat Yıldırım’ın eşi İman Elbani bile 42 yaşındayken dizi partnerleri niye 20’li yaşlarında :)

346,564 Aufrufe

#Delikanlı tutarsa, çok popüler olmayan birçok genç ismin öne çıkmasına katkı sağlar. Bunların başında da 1995 doğumlu Erdem Adilce gelir bence. Şimdiden genç kızların sosyal medyada yapacağı editleri tahmin edebiliyorum :)

#Delikanlı tutarsa, çok popüler olmayan birçok genç ismin öne çıkmasına katkı sağlar. Bunların başında da 1995 doğumlu Erdem Adilce gelir bence. Şimdiden genç kızların sosyal medyada yapacağı editleri tahmin edebiliyorum :)

73,321 Aufrufe

Çok uzun zamandır bu sinsi herifi izlemiyordum, denk geldi bi baktım da hala mide bulandırıyor. Ahlak bekçiliğinin dozunu arttırmış ve “Yayınlanmamış diziniz Rtük makası yemezse ben daha neler diyeceğim o diziye!” diye de tehditvari şeyler saçmalamış.

Çok uzun zamandır bu sinsi herifi izlemiyordum, denk geldi bi baktım da hala mide bulandırıyor. Ahlak bekçiliğinin dozunu arttırmış ve “Yayınlanmamış diziniz Rtük makası yemezse ben daha neler diyeceğim o diziye!” diye de tehditvari şeyler saçmalamış.

12,646 Aufrufe

Polat Yağcı bu kadroyu nasıl bir araya getirdi o ayrı soru da asıl merak ettiğim dizinin bölüm başı maliyeti kaç milyon? #tuzlukahve

Polat Yağcı bu kadroyu nasıl bir araya getirdi o ayrı soru da asıl merak ettiğim dizinin bölüm başı maliyeti kaç milyon? #tuzlukahve

12,361 Aufrufe

İsmail Ege Şaşmaz, Türgev’in 30. kuruluş yıl dönümü kutlamalarında…

İsmail Ege Şaşmaz, Türgev’in 30. kuruluş yıl dönümü kutlamalarında…

21,202 Aufrufe

#CennetinÇocukları dizisinde de farkettiğim bir devamlılık hatası çıktı karşıma.

#CennetinÇocukları dizisinde de farkettiğim bir devamlılık hatası çıktı karşıma.

49,359 Aufrufe

Düşünsenize Barış Arduç ve Hande Erçel’in 4.projesi geliyormuş :)

Düşünsenize Barış Arduç ve Hande Erçel’in 4.projesi geliyormuş :)

21,050 Aufrufe

Videos

tvdizisinema's profile picture

Susuz Yaz’ı küçümsemeden önce biraz hikâyenin kendisini hatırlamak gerekiyor. Ay Yapım, Necati Cumalı’nın eserinden uyarlanan Susuz Yaz’ı diziye uyarlamaya hazırlanıyor ve senaryoyu da Sema Ergenekon’un kaleme alıyor. (Yönetmen Yusuf Pirhasan) Başrolde Mert Ramazan Demir’in yer alacağı, Hasan karakteri için anlaşıldığı; Osman karakteri için Kaan Urgancıoğlu’na teklif götürüldüğü ve Bahar karakteri için de oyuncu arayışının sürdüğü söyleniyor. Daha dizi ortada yokken sosyal medyada özellikle oyuncular üzerinden başlayan tartışmaları görünce, 60 yıl öncesinin hikâyesi üzerinden yeni bir dizi yapılmasını küçümseyenlere bir şeyi hatırlatmak gerekiyor: Susuz Yaz, öyle sıradan, dönemi geçmiş bir hikâye değil. Öncelikle Necati Cumalı’nın eseri, Türk edebiyatında önemli bir yere sahip. Metin Erksan’ın 1963 yılında çektiği film ise Türk sinema tarihinin en önemli yapımlarından biri. Film, 1964 yılında Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı kazanarak uluslararası alanda büyük bir başarı elde etti ve Türk sinemasının uluslararası ölçekte ödül kazanan ilk filmlerinden biri olarak tarihe geçti. Aynı yıl Venedik Film Festivali’nde de özel ödül aldı. Türkiye’nin Akademi Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film kategorisine gönderdiği ilk resmi film de Susuz Yaz oldu. Üstelik filmin hikâyesi ve yapım süreci de en az aldığı ödüller kadar ilginç. Metin Erksan daha önce Acı Hayat filminde birlikte çalıştığı Türkan Şoray ve Ayhan Işık’ın başrollerde oynamasını istemiş, ancak ikisinin de teklifi reddetmesi üzerine o dönem henüz sinemada tanınmayan ve ilk kez bir filmde rol alacak Hülya Koçyiğit’e Bahar rolünü vermişti. Erol Taş’ın da başrol oynadığı ilk filmdi. Filmin yapımcılarından Ulvi Doğan ise aynı zamanda filmin başrollerinden birini üstlenmişti. Film çekildikten sonra ise bambaşka bir hikâye başladı. Sansür Kurulu filmin gösterimine izin vermedi ve yapım bir süre rafa kaldırıldı. Bunun ardından yönetmen Metin Erksan ile yapımcı Ulvi Doğan arasında yıllarca sürecek bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Hatta filmin Avrupa’ya ulaştırılması bile başlı başına bir sinema hikâyesi. Ulvi Doğan’ın filmi otomobilinin bagajında gizlice Avrupa’ya götürdüğü ve Berlin Film Festivali’ne soktuğu anlatılıyor. Filmin afişindeki Metin Erksan isminin değiştirilmesi de bu hikâyenin en ilginç ayrıntılarından biri. Filmin özgün müziğinin ise Yunanistan’ın Oscar ödüllü bestecisi Manos Hacıdakis tarafından yapılmış olması, Susuz Yazın yalnızca Türkiye içerisinde değil, uluslararası sinema çevresinde de nasıl bir karşılık bulduğunu gösteren ayrıntılardan biri. Ve hikâyenin kendisi hâlâ son derece güncel. Mülkiyet sahibi iki kardeşin arasındaki çatışmanın merkezinde su var. Bir tarafta suyu kendi tarlasında tutup köylüyle paylaşmak istemeyen Osman, diğer tarafta ise köylünün susuz kalmasını istemeyen kardeşi Hasan. Başlangıçta bir mülkiyet meselesi gibi görünen bu çatışma giderek güç, iktidar, adalet, açgözlülük ve sahip olma arzusuyla ilgili çok daha büyük bir mücadeleye dönüşüyor. Üstelik Osman’ın kardeşinin karısı Bahar’a göz koymasıyla aile içindeki çatışma da bambaşka bir boyut kazanıyor. Dolayısıyla “60 yıl önce anlatılmış hikâye, bugün kimin ilgisini çeker?” diye bakmak bana çok doğru gelmiyor. Çünkü hikâyenin yaşı başka, anlattığı meseleler başka. Su üzerinde hak iddia etmek, gücü elinde bulunduranın diğerleri üzerindeki tahakkümü, kardeşler arasındaki iktidar mücadelesi, adalet arayışı, sınıfsal çatışma, sahip olma hırsı ve insanların güç karşısındaki tutumu bugün de son derece tanıdık meseleler. Üstelik ortada birebir 1960’ların Türkiyesi’ni anlatmak zorunda olan bir dizi de yok. Yapımcı hikâyeyi dönem işi olarak da anlatabilir (sanmıyorum çok maliyetli), günümüze de taşıyabilir (muhtemelen). Zaman değişebilir, karakterlerin dünyası değişebilir, olayların geçtiği çevre değişebilir. Ama ana çatışmanın korunması hâlinde Susuz Yazın temel meselesi bugün de rahatlıkla çalışabilecek bir hikâye.

Televizyoncu Adam

193,655 Aufrufe • vor 27 Tagen

tvdizisinema's profile picture

“Set aşkları yasaklanmalı mı?” tartışmasını görünce aklıma Faruk Turgut’un haftalar önce İzzet Çapa’nın programında söylediği bir şey geldi: Setlerde insanların birbirlerinden hoşlanmasının, aralarında elektrik oluşmasının çok normal olduğunu; çünkü insanların aylarca, hatta yıllarca çok uzun saatler boyunca birlikte çalıştığını söylemişti. Aslında düşününce gerçekten de çok normal. Arafta’nın başrol oyuncuları Emin Günenç’in röportajlarından bir derleme yaptım. Emin dizinin ilk zamanlarında verdiği bir röportajında İlsu’dan tatlı bir şekilde bahsediyor, yaşının kendisinden küçük olduğunu ve ona yardımcı olduğunu söylüyor; başka bir röportajında ise sabah spordan sete, gece yarılarına kadar uzanan ve haftanın altı günü devam eden çalışma temposundan bahsediyor. “Aşka nasıl vakit ayırayım?” dediği bir dönemden, bugün kendisini heyecanlandıran biri olduğunu ama bunu henüz açıklamak istemediğini söylediği bir noktaya geliyor. Partneri sorulduğunda da gülümseyip net bir cevap vermiyor ama biz cevabı anlıyoruz. Elbette burada “kesin birlikteler” demek değil mesele. Zaten bunu yalnızca onlar açıklayabilir. Ama bana ilginç gelen şey şu: Bir insanın haftasının altı gününü, sabahından gece yarısına kadar aynı insanlarla geçirdiği bir ortamdan bahsediyoruz. Üstelik bu kişi ekrandaki partneriniz. En yoğun, en stresli, en yorucu anlarınızı birlikte yaşıyorsunuz. Birbirinizin başarısına seviniyor, kötü gününde yanında oluyor, aynı sahnelerde defalarca aynı duyguları yaşıyorsunuz. Böyle bir ortamda birinden hoşlanmak, arada elektrik oluşması hatta bunun aşka dönüşmesi bana hiç şaşırtıcı gelmiyor. Ama bence asıl soru başka: Set bittiğinde ne oluyor? Çünkü set devam ederken ilişkinin çok büyük bir kısmını besleyen şey, zaten birlikte geçirilen o inanılmaz uzun zaman. Dizi bittiğinde ise o ortak dünya ortadan kalkıyor. (Eğer birlikte yaşamaya başlanmadıysa) Her sabah aynı yerde olmak, aynı sahneleri çekmek, aynı ekiple gece yarılarına kadar çalışmak bitiyor. Geriye yalnızca iki insanın birbirine duyduğu gerçek bağ kalıyor. Belki de bu yüzden set aşklarının “gerçek mi, değil mi?” sorusunun cevabını setin kendisi değil, set bittikten sonraki hayat veriyor. O yüzden ben “set aşkları yasaklanmalı” fikrinden ziyade şunu merak ediyorum: Setin yarattığı yoğun yakınlıkla gerçek hayattaki aşk arasındaki çizgiyi insanlar ne zaman fark ediyor? Çünkü birine günde 12-14 saat maruz kalmakla, o insanı hayatının geri kalanında da gerçekten seçmek aynı şey değil. Zaten set aşklarının en büyük sınavı, setin bitmesi :)

Televizyoncu Adam

122,778 Aufrufe • vor 25 Tagen