Yılmaz Odabaşı's banner
Yılmaz Odabaşı's profile picture

Yılmaz Odabaşı

@yilmazodabasi119,133 subscribers

Yılmaz Odabaşı X resmi hesabı (Şair-Yazar-Eski gazeteci/Poet-writer-former journalist☮️)

Shorts

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Diyarbakır askeri cezaevi’nden duruşmalar için getirildiğimiz Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi duruşma salonundan bugüne, 45 yıl sonra ulaşan bir kayıt. Ben, beyaz kravatlı arkadaşımın arkasındaki değil, solundaki kişiyim. Aramızda (önde, lacivert elbiseli) Diyarbakır eski Belediye başkanı Mehdi Zana da var. Video kaydı olmasına rağmen bu insanlar elleri dizlerinde neden böyle taş kesilmiş gibi, kıpırtısız duruyorlar diye sorarsanız, duruşma süresi boyunca kıpırdamamız, ellerimizi dizlerimizden çekmemiz, hatta gözlerimizi ve kaşlarımızı kıpırdatmak suretiyle yüzümüze konan bir sineği kovmamız bile yasaktı... Fakat o koşullara rağmen, size şaşıracağınız ya da belki yadırgayacağınız bir şey söylemek istiyorum: 12 Eylül askeri darbesinde bile kanun vardı, yasalar işliyordu. Örneğin, tutukluğumun yedinci ayında iddianamemiz hazırlanmış ve duruşmalar başlamıştı. Şimdiyse bir insanı ona bilahare suç uydurmak üzere alıp, kimilerinin mal varlığına bile çöküp, bir iddianame bile hazırlamaktan imtina ederek onu beş altı yıl keyfi içeride tutabiliyorlar. Evet, o büyük baskı, kuşatma ve işkence ortamında bile kanunlar vardı ve işliyordu... Bunun gerçekten böyle olduğuna emin olarak yazmayı istemezdim... 45 yıl sonra (12 Eylül’ü her boyutu ile yaşamış biri olarak) söyleyebilirim ki, bugünün Türkiye’si, Anayasanın ve kanunların uygulanması hususunda 12 Eylül’ün bile gerisine düşmüştür ne yazık… #12eylül #diyarbakıraskericezaevi #yılmazodabaşı #mehdizana

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Diyarbakır askeri cezaevi’nden duruşmalar için getirildiğimiz Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi duruşma salonundan bugüne, 45 yıl sonra ulaşan bir kayıt. Ben, beyaz kravatlı arkadaşımın arkasındaki değil, solundaki kişiyim. Aramızda (önde, lacivert elbiseli) Diyarbakır eski Belediye başkanı Mehdi Zana da var. Video kaydı olmasına rağmen bu insanlar elleri dizlerinde neden böyle taş kesilmiş gibi, kıpırtısız duruyorlar diye sorarsanız, duruşma süresi boyunca kıpırdamamız, ellerimizi dizlerimizden çekmemiz, hatta gözlerimizi ve kaşlarımızı kıpırdatmak suretiyle yüzümüze konan bir sineği kovmamız bile yasaktı... Fakat o koşullara rağmen, size şaşıracağınız ya da belki yadırgayacağınız bir şey söylemek istiyorum: 12 Eylül askeri darbesinde bile kanun vardı, yasalar işliyordu. Örneğin, tutukluğumun yedinci ayında iddianamemiz hazırlanmış ve duruşmalar başlamıştı. Şimdiyse bir insanı ona bilahare suç uydurmak üzere alıp, kimilerinin mal varlığına bile çöküp, bir iddianame bile hazırlamaktan imtina ederek onu beş altı yıl keyfi içeride tutabiliyorlar. Evet, o büyük baskı, kuşatma ve işkence ortamında bile kanunlar vardı ve işliyordu... Bunun gerçekten böyle olduğuna emin olarak yazmayı istemezdim... 45 yıl sonra (12 Eylül’ü her boyutu ile yaşamış biri olarak) söyleyebilirim ki, bugünün Türkiye’si, Anayasanın ve kanunların uygulanması hususunda 12 Eylül’ün bile gerisine düşmüştür ne yazık… #12eylül #diyarbakıraskericezaevi #yılmazodabaşı #mehdizana

287,577 просмотров

Mersin’in bir gecekondu mahallesinde Kürt düğünündeyim.

Mersin’in bir gecekondu mahallesinde Kürt düğünündeyim.

45,987 просмотров

“Etik olmayan bir ortamda etik insan hep geriye düşer; çünkü dürüst insanın ahlaki sınırları vardır fakat ahlaksızın hiçbir sınırı yoktur…”

“Etik olmayan bir ortamda etik insan hep geriye düşer; çünkü dürüst insanın ahlaki sınırları vardır fakat ahlaksızın hiçbir sınırı yoktur…”

14,584 просмотров

Videos

yilmazodabasi's profile picture

Yorumsuz..#EdipAkayram 🥲🙌🥰🌹❤️🙏🏻

Yılmaz Odabaşı

77,782 просмотров • 1 год назад

yilmazodabasi's profile picture

Saygıdeğer dostum, abim, Türkiye’nin evrensel sesi-yazarı Zülfü Livaneli, Diyarbakır davetimi kırmayıp, üstelik “ ben Diyarbakır’a zaten gitmek istiyordum,” diyerek Diyarbakır’da bir etkinlik önerimize iştirak edip bizi onurlandıracak. Hem Diyarbakır’a bu sempatisi hem de hatırımı kırmayan bu zarif tutumundan dolayı kendisine buradan da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bir zamanlar Aziz Nesin hocamı Diyarbakır’da konuk etmekten büyük onur duymuştum. 1995 yılından itibaren haberleştiğim, görüştüğüm, sık sık uzun telefon sohbetleri yaptığım Yaşar Kemal hocamın ya zamanı ya sağlığı uygun olmadığından onu Diyarbakır’a konuk edebilmek kısmet olmamıştı. Şimdiyse Yaşar Kemal’in 40 yıllık haldaşı Zülfü Livaneli’yi Diyarbakır’a konuk etmek, kendisini adeta Yaşar Kemal hocamla birlikte konuk edeceğimiz duygusunu yaşatıyor bizlere. Saygıdeğer Zülfü Livaneli‘nin 19 Eylül’de Türk Diş Hekimleri Birliği’nin 28. Uluslararası Diş hekimliği kongresi günleri kapsamında lütfedip geleceği Diyarbakır’da hem şehir gezisinde hem Dicle Üniversitesi konferans salonunda katılacağı panelde kendisine refakat edecek, o programı moderatörlüğünü de yapacağım. Onun Diyarbakır’a memnun gelip, huzurla kalıp, hoşnut dönmesinin öncelikle ilk kefiliyim. Diyarbakır’a davet önerimi karşılıksız, kayıtsız koşulsuz kabullenen yaşayan efsane Zülfü Livaneli abime öncelikle kendi adıma, sonra Diyarbakır’da bu panele katılım sağlayacaklar ve memleketim adına bir de bu organizasyonu sağlayacak Diyarbakır Diş Hekimleri Odası adına sonsuz teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum. 19 Eylül’de Diyarbakır’da buluşmak üzere… #diyarbakır #zülfülivaneli #türkdişhekimleribirliği Ömer Zülfü Livaneli DİYARBAKIR DİŞHEKİMLERİ ODASI BAŞKANLIĞI

Yılmaz Odabaşı

16,137 просмотров • 9 месяцев назад

yilmazodabasi's profile picture

Arkadaşım Hasan Hüseyin Demirel ve bir şarkının buruk hikayesi: Hasan Hüseyin Demirel, 80’lerde Ahmet Kaya ile yazgı birliği etmiş, birlikte sefalet çekip düşler kurmuş ve Ahmet’in “Ağlama Bebeğim” adlı ilk albümünün de aranjörlüğünü yapmış, onun çıkış yıllarında çok emeği olan yakın bir arkadaşıydı. Ayrıca “Özgün Müzik” tanımını ilk yapan kişiydi. Hasan Hüseyin’i, Ahmet Kaya ile tanışmamdan üç yıl önce, 91’de tanımış ve çabuk kaynaşmıştık. 90‘ların başında Diyarbakır’dan İstanbul’a gelişlerimde ilk aradıklarımdan biriydi; sohbetlerimizde boynu bükük duruşundaki hüznü, az konuşan fakat kendini hep mimikleriyle eleveren üslubu bana çok sempatik gelirdi. Tanıştığımız dönemde Ahmet Kaya ve Ferhat Tunç ile “Yağmur Türküleri adlı” ortak bir albüm de çıkarmışlardı. Hasan Hüseyin ile diyaloğumuz uzun yıllar sürdü. 2013’te büyük ve karşılıksız bir aşka kapıldı. Sosyal çevresinden çekildi, içine kapandı. Hiçbir arkadaşı ona ulaşamaz oldu. 2013’te Ege’de bir sahil kasabasına gittiğini, kimseyle görüşmediğini söylediler. 2014 Ocak ayında karşılıksız aşkı için sözlerini yazıp bestelediği “Haberin var mı” adlı şarkısını Edip Akbayram’ın orkestrasından Mehmet’e teslim ediyor. 15 gün sonra arayıp bestenin Edip abi tarafından kesinlikle okunacağı bilgisini alıyor. 2 Şubat 2014’te sevdiği kadının evinin önüne gidip, üzerine bir bidon tiner dökerek kendini yakıyor. İlk olarak olup biteni evinin camından izleyen, bu şarkıyı kendisine yazdığı kadın koşuyor, ambulans çağırılıyor. İstanbul’da yanık ünitesi olmadığı için Kocaeli Derince araştırma hastanesine kaldırılıyor ve orada verdiği yaşam savaşını kaybediyor... Hasan Hüseyin’in büyük aşkından, kederli ömründen geriye insanların dinlerken hikayesini pek bilmediği bu beste kalıyor: “Seni seven öldü zalım, haberin var mı?” Hatırlayıp düşündükçe bana hazin gelen, yine yakın arkadaşlarımdan “Aynı Göğün Ezgisi”nin (Abdülselam’ın bestecisi) Grup Kızlırmak’tan Tuncay Akdoğan’ın da Hasan Hüseyin’den on yıl önce, 2004’te evinde diri diri yanmış bulunmasıydı. Her iki sanatçı arkadaşımızı on yıl arayla alevlerde yitirdik. Onların hatırası, yası ömrümüz oldukça kalplerimizde asılı kaldı…Hasretle, saygıyla …🌹#hasanhüseyindemirel #edipakbayram #haberinvarmı #tuncayakdoğan

Yılmaz Odabaşı

19,862 просмотров • 1 год назад

Больше нет контента для загрузки