🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦's banner
🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦's profile picture

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

@yukselhos163,777 subscribers

🌐PhD in Human Geography. Academic, specialized in Ethno-cultural, Political&Military geography. Full time husband & father Rt≠Endorsements. #Rumelist 81,8🦢❤️⚜

Shorts

Hindistan'da Kuki-zo halkının yaşadığı Manipur'da iki kadının soyulup binlerce erkek tarafından tecavüze götürülme anları... Hindistan'da Narendra Modi'nin emrindeki tek adam medyası her olayda olduğu gibi buna da yalan haber dedi sonrasında ise kadınların soyulduğu doğru ama tecavüz yok her şey bir Twitter provokasyonu ile başladı dediler. Kuki halkı Hindistan'ın kuzeydoğu kısmında yaşıyor. Çoğunlukla hristiyan olan bu halkın bir kısmı da Musevi ve Hintlilere göre açık tenli ve çekik gözlüler. Hindistan'da bir kadının ortalamanın üzerinde açık tenli olması tecavüze uğramasına sebep olabiliyor. Bunu ilk ifade eden de bir İngiliz yazardı. Görüntülerde Asya'nın güneyindeki bu kanalizasyon ülkede hayatın ne kadar acımasız olduğunu görüyoruz.

Hindistan'da Kuki-zo halkının yaşadığı Manipur'da iki kadının soyulup binlerce erkek tarafından tecavüze götürülme anları... Hindistan'da Narendra Modi'nin emrindeki tek adam medyası her olayda olduğu gibi buna da yalan haber dedi sonrasında ise kadınların soyulduğu doğru ama tecavüz yok her şey bir Twitter provokasyonu ile başladı dediler. Kuki halkı Hindistan'ın kuzeydoğu kısmında yaşıyor. Çoğunlukla hristiyan olan bu halkın bir kısmı da Musevi ve Hintlilere göre açık tenli ve çekik gözlüler. Hindistan'da bir kadının ortalamanın üzerinde açık tenli olması tecavüze uğramasına sebep olabiliyor. Bunu ilk ifade eden de bir İngiliz yazardı. Görüntülerde Asya'nın güneyindeki bu kanalizasyon ülkede hayatın ne kadar acımasız olduğunu görüyoruz.

763,898 Aufrufe

Doğu Makedonya Radoviş'teki Yörüklerin hali. Türklük diye mangalda kül bırakmayanlara gösterin. Bu teyzemizin evinde ne halısı var ne kapısı.Ocağı da yok soba var. Kışlık odunsa sıfır. Ona yardım götürmek için eve gelenler de şaşkın. Böyle 5-6 ev var. Yazanlara irtibatı veriyorum

Doğu Makedonya Radoviş'teki Yörüklerin hali. Türklük diye mangalda kül bırakmayanlara gösterin. Bu teyzemizin evinde ne halısı var ne kapısı.Ocağı da yok soba var. Kışlık odunsa sıfır. Ona yardım götürmek için eve gelenler de şaşkın. Böyle 5-6 ev var. Yazanlara irtibatı veriyorum

120,924 Aufrufe

Arkadaşlar bugün Edirne'de 2014'ten bu yana pasif olan Gürkanus volkanı patladı. Lavlar ve tüf, komşu ilçelere dek yayıldı... Desem de olan biten volkan patlamasından daha beterdi. Burası, volkan değil, burası İdlib de değil arkadaşlar Edirne. Recep Gürkan yönetimindeki sınır kenti Edirne. Her seçimde kafasına sıkarca aynı kişiyi seçen Edirne. Olay nasıl bu hale geldi biliyor musunuz? Yangın başlıyor ortalık alev topu, tek itfaiye aracı incecik su sıkıyor. Lan yandı bina kendi kendine söndü diyor millet ama gel gör ki bunu başarı diye yazmışlar. Gerçekte ise beceriksiz Edirne Belediyesinin sadece iki itfaiye aracından birisi su sıkıyordu olay mekanında ve diğerinin suyu yoktu. Suyu olanın da suyu bitti ve 45 dakika su getirmeye çalıştılar. Mülk sahipleri Edirne belediyesinden ümidi kesip Süloğlu belediyesi ile Lalapaşa belediyelerini arayıp bir itfaiye aracı daha getirdi ama gelen araç da yetmedi. Tesadüfen geçtiğim bu yerde depoların yanışını izledim. Dünyada bu kadar saçma sapan bir belediye sadece CHP belediyesi diye oy alıyor. Şehrin ara sokakları Felluce gibi... Az ötedeki minnak Havsa belediyesi ise Edirne'den daha düzgün tıkır tıkır işliyor. Yandaki gazete ise belediye başkanının yancı gazetesi olur. Sanki başkan bir halt etmiş gibi haber geçmiş.

Arkadaşlar bugün Edirne'de 2014'ten bu yana pasif olan Gürkanus volkanı patladı. Lavlar ve tüf, komşu ilçelere dek yayıldı... Desem de olan biten volkan patlamasından daha beterdi. Burası, volkan değil, burası İdlib de değil arkadaşlar Edirne. Recep Gürkan yönetimindeki sınır kenti Edirne. Her seçimde kafasına sıkarca aynı kişiyi seçen Edirne. Olay nasıl bu hale geldi biliyor musunuz? Yangın başlıyor ortalık alev topu, tek itfaiye aracı incecik su sıkıyor. Lan yandı bina kendi kendine söndü diyor millet ama gel gör ki bunu başarı diye yazmışlar. Gerçekte ise beceriksiz Edirne Belediyesinin sadece iki itfaiye aracından birisi su sıkıyordu olay mekanında ve diğerinin suyu yoktu. Suyu olanın da suyu bitti ve 45 dakika su getirmeye çalıştılar. Mülk sahipleri Edirne belediyesinden ümidi kesip Süloğlu belediyesi ile Lalapaşa belediyelerini arayıp bir itfaiye aracı daha getirdi ama gelen araç da yetmedi. Tesadüfen geçtiğim bu yerde depoların yanışını izledim. Dünyada bu kadar saçma sapan bir belediye sadece CHP belediyesi diye oy alıyor. Şehrin ara sokakları Felluce gibi... Az ötedeki minnak Havsa belediyesi ise Edirne'den daha düzgün tıkır tıkır işliyor. Yandaki gazete ise belediye başkanının yancı gazetesi olur. Sanki başkan bir halt etmiş gibi haber geçmiş.

185,386 Aufrufe

Bu adam Türkiye'den Ukrayna'ya yolcu taşıyan bir şoför. Kaçakçılık yaptığı ve sokması yasak olan yasak malları geçirmeye çalıştığı için tüm otobüsü bağlamışlar. Kiev'e gitmesi gereken araç muhtemelen yarı yolda kalacak. Yolcular isyanda adam ne İngilizce ne Rusça hiçbir dil bilmiyor ve yolcular Romanya Ukrayna sınırında kalakalmış. Bu tipler yüzünden Türklere küfrediliyor, Türklerin beş paralık imajı kalmıyor. Mağdur insanların kendisine söylediklerini bile anlamıyor.

Bu adam Türkiye'den Ukrayna'ya yolcu taşıyan bir şoför. Kaçakçılık yaptığı ve sokması yasak olan yasak malları geçirmeye çalıştığı için tüm otobüsü bağlamışlar. Kiev'e gitmesi gereken araç muhtemelen yarı yolda kalacak. Yolcular isyanda adam ne İngilizce ne Rusça hiçbir dil bilmiyor ve yolcular Romanya Ukrayna sınırında kalakalmış. Bu tipler yüzünden Türklere küfrediliyor, Türklerin beş paralık imajı kalmıyor. Mağdur insanların kendisine söylediklerini bile anlamıyor.

122,904 Aufrufe

Srebrenitsa'da olan ne varsa aynısını 30 sene sonra görüyoruz. Silahsız insanlar inançları sebebiyle öldürülüyor. Dün 1 metre mesafeden üzerine kurşun sıkılan Boşnaklarken bugün Aleviler. Sırp bile en azından Boşnakların ya gözünü bağlar, ya yüzü koyun yere yatırır ya da arkasını döndürürdü. Bu HTŞ haydutları yüzüne bakarak yüzlerine ateş ediyorlar. Ekteki Bosna'dan bir fotoğraf ve Suriye'den üç kısa videoyu izleyin ve beraber metroya bindiğiniz ortalama Türk İslamcısının nelere bakarak heyecanlandığını görün. Allah'ım aklımızı koru. Sırptan beterler. Allahu Ekber kelimesinin Allah'tan bu kadar uzaklaşacağı hiçbir zaman düşünülemezdi. Allahu Ekber, güçsüzün, silahsızın zulüm esnasında Allah en büyüktür diye sarıldığı kutsal bir sözdü. Kalaşnikof sesine karışan bir söz değil. Allahu Ekber! Demek artık masum öldürenlerin mottosu oldu. Affetmek zaferin zekatıdır denir bu adımların yaptığı hiçbir şeyin dinde yeri yok ama uydurma dinde var Öldüreceksen yargıla kendini savunsun bari. Yakalıyor o dakikada yüzüne kurşun sıkıyor. Allahsızlar! Dört ayak edip insanlık onuruyla oynuyor ve sonrasında da öldürüyor Savaşmak, asil milletlerin işidir bir parça. Savaş etiğini bilmelisin savaşının ahlâkî frenleri olmalı. Savaşı, insanlıktan çıkmadan, şeytanlaşmadan yapabilmesin. Bu adamların hâline bakıp bunların dedelerinin, ele geçirdikleri askeri hastanelerde hasta Türk askerlerinin canlı canlı boğazını kesmeleri bana abartı gelmiyor. Torunları ne ki dedeleri ne olsun? Boşnakça şöyle bir deyim vardır Najgori otac, najgore sjeme beter babadan, beter tohum manasında Hâlâ bu katliamları görüp olaya mezhepçi bakanlar da diyor ki HTŞ rejimin teröristlerini öldürüyor. Hâlâ HTŞ denen terör örgütüne hüsnü zanla bakanlar var. İslamcı iseniz kurtulamazsınız bu hastalıktan. Siz nasıl müslümansınız? Ulan Kurbanı bile keserken hayvanın gözü bağlanır. İnsan ise Allah'ın yarattığı en şerefli canlıdır canını alırken bari yüzünün kapatılması gerektiğini söyleyip ayıplayın bu kadar mı ilkesiz heriflersiniz? Tabi bu kadar ilkesizler "İslâm mücahidi" diye bu herifleri alkışlayacak kadar mı düştünüz ya? Esir aldığı genci eşek edip üstüne binen, elindeki silahla beylik taslayan, ergene yaştaki kızı hakaretler ederek dipçikle tekmeyle döven adamları savunacak kadar ne yaşadınız oğlum siz? HTŞ, ülkenin güneyini işgal eden, Suriye'nin en yüksek dağı olan Şeyh dağı ve Qalamun dağına çöken İsrail'e ses çıkartmıyor ama tek derdi Hizbullah ve tek derdi Aleviler olmuş. Hadi HTŞ ses çıkarmıyor ya siz? Siz bu ülkenin en şerefsiz en ilkesiz herifleri dahi olsanız en azından Türksünüz yahu siz nasıl esirlere darp, aşağılama, kadın dövme, yüzüne yüzüne kurşun sıkmak gibi şeyleri onaylarsınız? Şu görüntüleri izleyin. Size hiç İslami geliyor mu bu pervasız serserilikler? Bizim müslümancıklar işte bu HTŞ'nin katliamlarını gördükçe WARgazm oluyorlar. Daha 3 ay önce Şam düşmeden patreon'da yazmıştım olacakları ve demiştim ki bu yolun sonunda sahil bölgesinde katliamlar olacak İsrail işgali başlayacak ve bölgede uluslararası bir trajedi var diye ortak operasyon gücü çökecek ve Alevi devletini kuracaklar demiştim. Hâlâ da oradayım. Ben bunu yazarken hayatında tek yaptığı iş meddi muttasıl ve meddi munfasıl nasıl okunur bunu bilmek olan tecvitle jeopolitik okuması yapan kafalar bana "HTŞ'yi överek, mücahitlerin Lazkiye halkı ve aşiretler tarafından dostça karşılandığını ve hiçbir problemin olmadığını provokasyon yaptığımı söylüyorlardı. Sanki Suriye'deyim de fitne provokasyon yapacağım. Beyinsiz mezhepçi çöpüsünüz ülkenin. Ama durum açıktı. Bu adamların doku uyuşmazlığını görmek ve o sahili tam kontrol etmek için Alevileri kaçırtmak isteyecekleri barizdi. Hep dedim dağlar stratejiktir. Söylediklerimiz tek tek çıkıyor Bekleyin daha uluslararası eylem gücü gelmedi onlar da gelip yerleşecek ve Rusya'nın üssünün dibine gelecekler Haçlı seferlerinde çıkılan kıyılar bu kıyılardı yine değişmedi Siz, masumların kanını oluk oluk akıtırsanız huzuru da haçlılar getirir.

Sensitive content

Srebrenitsa'da olan ne varsa aynısını 30 sene sonra görüyoruz. Silahsız insanlar inançları sebebiyle öldürülüyor. Dün 1 metre mesafeden üzerine kurşun sıkılan Boşnaklarken bugün Aleviler. Sırp bile en azından Boşnakların ya gözünü bağlar, ya yüzü koyun yere yatırır ya da arkasını döndürürdü. Bu HTŞ haydutları yüzüne bakarak yüzlerine ateş ediyorlar. Ekteki Bosna'dan bir fotoğraf ve Suriye'den üç kısa videoyu izleyin ve beraber metroya bindiğiniz ortalama Türk İslamcısının nelere bakarak heyecanlandığını görün. Allah'ım aklımızı koru. Sırptan beterler. Allahu Ekber kelimesinin Allah'tan bu kadar uzaklaşacağı hiçbir zaman düşünülemezdi. Allahu Ekber, güçsüzün, silahsızın zulüm esnasında Allah en büyüktür diye sarıldığı kutsal bir sözdü. Kalaşnikof sesine karışan bir söz değil. Allahu Ekber! Demek artık masum öldürenlerin mottosu oldu. Affetmek zaferin zekatıdır denir bu adımların yaptığı hiçbir şeyin dinde yeri yok ama uydurma dinde var Öldüreceksen yargıla kendini savunsun bari. Yakalıyor o dakikada yüzüne kurşun sıkıyor. Allahsızlar! Dört ayak edip insanlık onuruyla oynuyor ve sonrasında da öldürüyor Savaşmak, asil milletlerin işidir bir parça. Savaş etiğini bilmelisin savaşının ahlâkî frenleri olmalı. Savaşı, insanlıktan çıkmadan, şeytanlaşmadan yapabilmesin. Bu adamların hâline bakıp bunların dedelerinin, ele geçirdikleri askeri hastanelerde hasta Türk askerlerinin canlı canlı boğazını kesmeleri bana abartı gelmiyor. Torunları ne ki dedeleri ne olsun? Boşnakça şöyle bir deyim vardır Najgori otac, najgore sjeme beter babadan, beter tohum manasında Hâlâ bu katliamları görüp olaya mezhepçi bakanlar da diyor ki HTŞ rejimin teröristlerini öldürüyor. Hâlâ HTŞ denen terör örgütüne hüsnü zanla bakanlar var. İslamcı iseniz kurtulamazsınız bu hastalıktan. Siz nasıl müslümansınız? Ulan Kurbanı bile keserken hayvanın gözü bağlanır. İnsan ise Allah'ın yarattığı en şerefli canlıdır canını alırken bari yüzünün kapatılması gerektiğini söyleyip ayıplayın bu kadar mı ilkesiz heriflersiniz? Tabi bu kadar ilkesizler "İslâm mücahidi" diye bu herifleri alkışlayacak kadar mı düştünüz ya? Esir aldığı genci eşek edip üstüne binen, elindeki silahla beylik taslayan, ergene yaştaki kızı hakaretler ederek dipçikle tekmeyle döven adamları savunacak kadar ne yaşadınız oğlum siz? HTŞ, ülkenin güneyini işgal eden, Suriye'nin en yüksek dağı olan Şeyh dağı ve Qalamun dağına çöken İsrail'e ses çıkartmıyor ama tek derdi Hizbullah ve tek derdi Aleviler olmuş. Hadi HTŞ ses çıkarmıyor ya siz? Siz bu ülkenin en şerefsiz en ilkesiz herifleri dahi olsanız en azından Türksünüz yahu siz nasıl esirlere darp, aşağılama, kadın dövme, yüzüne yüzüne kurşun sıkmak gibi şeyleri onaylarsınız? Şu görüntüleri izleyin. Size hiç İslami geliyor mu bu pervasız serserilikler? Bizim müslümancıklar işte bu HTŞ'nin katliamlarını gördükçe WARgazm oluyorlar. Daha 3 ay önce Şam düşmeden patreon'da yazmıştım olacakları ve demiştim ki bu yolun sonunda sahil bölgesinde katliamlar olacak İsrail işgali başlayacak ve bölgede uluslararası bir trajedi var diye ortak operasyon gücü çökecek ve Alevi devletini kuracaklar demiştim. Hâlâ da oradayım. Ben bunu yazarken hayatında tek yaptığı iş meddi muttasıl ve meddi munfasıl nasıl okunur bunu bilmek olan tecvitle jeopolitik okuması yapan kafalar bana "HTŞ'yi överek, mücahitlerin Lazkiye halkı ve aşiretler tarafından dostça karşılandığını ve hiçbir problemin olmadığını provokasyon yaptığımı söylüyorlardı. Sanki Suriye'deyim de fitne provokasyon yapacağım. Beyinsiz mezhepçi çöpüsünüz ülkenin. Ama durum açıktı. Bu adamların doku uyuşmazlığını görmek ve o sahili tam kontrol etmek için Alevileri kaçırtmak isteyecekleri barizdi. Hep dedim dağlar stratejiktir. Söylediklerimiz tek tek çıkıyor Bekleyin daha uluslararası eylem gücü gelmedi onlar da gelip yerleşecek ve Rusya'nın üssünün dibine gelecekler Haçlı seferlerinde çıkılan kıyılar bu kıyılardı yine değişmedi Siz, masumların kanını oluk oluk akıtırsanız huzuru da haçlılar getirir.

60,522 Aufrufe

Şimdi göstereceğim yer Suriye'den olmadığı ve Araplar yaşamadığı için "ümmetin" meselesi olmayabilir ama belki ilgilenirsiniz diye paylaşıyorum çünkü milletimizi ilgilendiriyor. Batı Trakya'da Türklerin yaşadığı yerlerde çok geniş bir bölge yanıyor. Henüz Türkiye Cumhuriyeti'nin yardım talebi bölgeye ulaşmadı. Sevgili dostlar bu bölgeler dağlıktır. Kolay kolay göçlerle yerinden koparılamaz dağlık bölgelerin insanı. Balkan Savaşı'nda o topraklar düşerken bile Rodop dağlarındaki nüfus büyük ölçüde korundu. Ancak ormanını yakarsınız öyle iner terk eder yurdunu. Toroslardan köylüler böyle indi ve pek azı geri döndü. Batı Trakya'da yangın doğal da olabilir ama o doğal yangından sonra oluşacak düzen planlı olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti acilen Yunanistan'a BATI TRAKYA'DAKİ YANGINA GÖNDERİLMEK ÜZERE yardımlarını göndererek seferber olmalıdır. Hemen ilave edeyim oralar yanıp kül olduktan sonra geçmiş olsun mesajı yayınlayacak siyasiler o zaman değil şimdi geç konuşsun. Çünkü Yunanistan havadan söndürme çalışmalarını iptal etti. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Recep Tayyip Erdoğan T.C. İletişim Başkanlığı T.C. Dışişleri Bakanlığı

Şimdi göstereceğim yer Suriye'den olmadığı ve Araplar yaşamadığı için "ümmetin" meselesi olmayabilir ama belki ilgilenirsiniz diye paylaşıyorum çünkü milletimizi ilgilendiriyor. Batı Trakya'da Türklerin yaşadığı yerlerde çok geniş bir bölge yanıyor. Henüz Türkiye Cumhuriyeti'nin yardım talebi bölgeye ulaşmadı. Sevgili dostlar bu bölgeler dağlıktır. Kolay kolay göçlerle yerinden koparılamaz dağlık bölgelerin insanı. Balkan Savaşı'nda o topraklar düşerken bile Rodop dağlarındaki nüfus büyük ölçüde korundu. Ancak ormanını yakarsınız öyle iner terk eder yurdunu. Toroslardan köylüler böyle indi ve pek azı geri döndü. Batı Trakya'da yangın doğal da olabilir ama o doğal yangından sonra oluşacak düzen planlı olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti acilen Yunanistan'a BATI TRAKYA'DAKİ YANGINA GÖNDERİLMEK ÜZERE yardımlarını göndererek seferber olmalıdır. Hemen ilave edeyim oralar yanıp kül olduktan sonra geçmiş olsun mesajı yayınlayacak siyasiler o zaman değil şimdi geç konuşsun. Çünkü Yunanistan havadan söndürme çalışmalarını iptal etti. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Recep Tayyip Erdoğan T.C. İletişim Başkanlığı T.C. Dışişleri Bakanlığı

89,536 Aufrufe

Düşman kuvvetlerinin geçit töreni yaptığı caddeye İstiklâl caddesi adını vermiştik. İstiklâlimiz bir daha hiçbir zaman sorgulanmasın ve milletçe küçük düşürülmeyelim diye. Şimdi aynı İstiklal caddesinde dalga geçiyorlar... Şu kepaze videoları kayıt edenleri kabahatler kanunu ile içeri alma imkânı varken bekleyenler niye ve neyi bekliyorlar?

Düşman kuvvetlerinin geçit töreni yaptığı caddeye İstiklâl caddesi adını vermiştik. İstiklâlimiz bir daha hiçbir zaman sorgulanmasın ve milletçe küçük düşürülmeyelim diye. Şimdi aynı İstiklal caddesinde dalga geçiyorlar... Şu kepaze videoları kayıt edenleri kabahatler kanunu ile içeri alma imkânı varken bekleyenler niye ve neyi bekliyorlar?

71,494 Aufrufe

Adam yemeğin ne kadar güzel olduğunu anlatırken arka plandaki aşçıdan yemekteki aroma zenginliği hakkında fikir alabiliyoruz. #Hindistan tabii ki...

Adam yemeğin ne kadar güzel olduğunu anlatırken arka plandaki aşçıdan yemekteki aroma zenginliği hakkında fikir alabiliyoruz. #Hindistan tabii ki...

36,767 Aufrufe

Videos

yukselhos's profile picture

Şu kayıt İslâm âleminde kapalı kapılar ardındaki libidonun kirli sınırlarını gösteren utanç dolu bir videodur. Dudaklarına ruj, gözlerine kalem çekilmiş 12-13 yaşındaki küçücük çocuklar kadın gibi dans ettirilip cinsel olarak kullanılır. Kayda alınmış Baççabazi gecelerinden birini görüyorsunuz. Afganistan ile Pakistan'ın kuzeyinde dünyanın en rezil kültürlerinden biri bulunur. Dağlarla çevril yerlerdir burası. Dağlar onları medeniyetten uzak tutarken neyin ayıp neyin ahlaksızlık olduğu da bulanık hâle gelmiştir. Kadınların tek sokağa çıkması ayıptır, ahlaksızlıktır. Erkeklerin çoğu anneleri ya da kızkardeşleri dışında kadın görmez. Bir kadına bakıp uyarılmak nedir çoğu bilmez ve böyle bir ortamda sokaklarda görüp tahrik oldukları tek şey vardır o da sakalları çıkmamış genç ve ergen altı erkek çocuklar. Allah'ın dinini uydurma hadislerle yaşanmaz hale getiren, kadınlara sokaklara çıkmayı yasak eden, Kuran'daki emirleri yetersiz bulup üzerine dört beş kat ağır kurallar uyduran bu kültürlerde insan fıtratına aykırı uydurma bir din gelişmiştir ve bu din doğal olarak pislik üretir. Allah kadına ne sokağa çıkmayı yasakladı ne de bedenini burka ile örtmeyi emretti. Kadını toplumsal yaşamın tamamen dışına itip şehir ve sokaklardan men ederseniz aç bakışların hedefi erkek çocuklar olur. Ve maalesef bu mantığı yapmak onlara çok uzaktır. Zira tüm tarikatlar felsefe ve mantığı küfür olarak görmüştür. İslam'da felsefenin öldüğü zamanla geriye gidişin miladı aynı zamandır. Toplumlar düşünmeyi unutmuş, düşünceye düşman olmuşsa o toplum İslam'ı da Allah'ın mesajını da medeni bir şekilde taşımaktan uzaktır ve sadece köle olmayı hak ederler.

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

3,124,406 Aufrufe • vor 2 Jahren

yukselhos's profile picture

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,040 Aufrufe • vor 2 Jahren