
Zekeriya EFİLOĞLU
@Z_Efiloglu • 31,834 subscribers
🔥 Eğitimci & Yazar 📚 32 kitap babası ▶️ Aile İçi İletişim, Aile Sevgisi 🎤 Dijital Dünya Çocuklarımız ve Ailemiz konulu konferanslar vermektedir.
Shorts
Videos

Sanat mı, Ahlak Erozyonu mu? Bu Sessizlik Artık Bitmeli! 2025 yazında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda yaşananlar, artık sadece bir sahne performansı değil; kültürel yozlaşmanın, ahlaki çöküşün ve vicdan yitimimizin sahneye taşınmış halidir. Hadise isimli pop figürünün, yataklı-duşlu-lateksli bir "gösteri" adı altında yaptığı bu sunum, sanat kisvesi altında millete dayatılan ucuz cinsellik şovlarının en güncel örneğidir. Bu bir konser değil, bir kültürel işgaldir. Bu bir şarkı değil, aklın ve ahlakın sınırlarını zorlayan bir kışkırtmadır. Gazze yanıyor. Binlerce çocuk katlediliyor, kadınlar ağlıyor, toprak kana bulanıyor. Dünya vicdanını kaybetmişken, başka sanatçılar sahneye Filistin bayrağı ile çıkarken biz bu ülkede sahnede duş alan birine "sanatçı" diyoruz. Sahneye yatak taşıyanı "vizyoner" diye alkışlıyoruz. Oysa bu bir vizyon değil, bu bir hicaptır. Ahlakın, değerin, asaletin kaybolduğu bir çağın çırılçıplak itirafıdır. Hadise gibi figürlerin, sanat adı altında yaptıkları bu gösteriler; gençlere neyi örnek gösteriyor? Şöhretin bedenle kazanıldığını mı? Başarıya giden yolun edepsizlikten geçtiğini mi? Sessiz kalırsak bu tablo normalleşecek. Bu, sadece Hadise meselesi değildir; bu, bir zihniyet meselesidir. Bu ülke değerlerini kaybetmeyecek. Çünkü biz bu toprağın kökünde edep var, haya var, inanç var, direniş var, diyoruz. Ve Harbiye’nin sahnesinden yükselen rezilliğe bu tarz tüm rezilliklere karşı, haykırıyoruz: "Sahne sanatın değil, şehvetin alanı olamaz!" "Şarkı, ahlakı öldürdüğünde artık o ses değil, çığlıktır!" "Sanatçının suskunluğu da, ahlaksızlığı da sorumludur!" Gençliğimizi, kültürümüzü, kadın onurunu ve milletin vicdanını hiçe sayan bu tarz gösteriler karşısında susmayacağız. Bu toplumun hâlâ inancı olan, değeri olan, duruşu olan milyonlarca ferdi var. Ve bu ses, bu yozlaşmaya karşı artık yükselecek! Bu rezilliğe bir dur denmeli. Çünkü sanat, insanı yüceltir; aşağı çekmez. Çünkü sanat, vicdanla yoğrulur; ucuz şovla değil! Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU180,525 просмотров • 11 месяцев назад

Bu bir uyarıdır. Bu bir feryattır. Bu bir isyandır! Yıllardır çocuklarımızı "başarı" adı altında dört duvar arasına hapsettik. Test çözdürdük, ezberlettik, yarışa soktuk. Başarıyı sadece sınav sonuçlarına, diploma notlarına, dereceye indirgedik. Ama ne pahasına? Evde annesine yardım etmeyen, babasını insan yerine koymayan, sofra kurmayan, kendi yatağını toplamayan, tuzluğu uzatmayan, "Teşekkür ederim" demeyi bile gereksiz gören bir robot nesli inşa ettik. Sadece çalıştı. Sadece test çözdü. Sadece odasında yaşadı. Ama yaşamayı öğrenemedi. Birlikte hareket etmeyi öğrenemedi. İnsan olmayı öğrenemedi. Yeter! Ders çalışmak, insan olmaya engel değil; ama biz onu insanlığın önüne koyduk. Sınav kazanmak, hayatı anlamak değil; ama biz ona hayat dedik. Akademik başarı, karakter değildir; ama biz karakteri yok saydık. Kendini ifade edemeyen, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, göz teması kuramayan, elini cebinden çıkarmayan, selam vermeyi bilmeyen ama paragraf sorularında full çeken bir ruhsuzluk salgını başladı. Artık susmayacağız! Çocuğun eline sadece kitap vermekle değil, elinden tutup hayata çıkarmakla görevliyiz. Sadece zekâsını değil, vicdanını, merhametini, sosyal bilincini geliştirmek zorundayız. Ev işinden kaçan değil, evini sahiplenecek çocuklar yetiştirmeliyiz. Konuşmaktan korkan değil, fikrini cesurca söyleyen gençler istemeliyiz. Bu düzenin adı başarı değil; duygusal ihmaldir. Bu sistemin adı eğitim değil; insani yıkımdır. Yeni nesil, sadece sınav kazanmak için değil; hayatla baş edebilmek için yetiştirilmeli! Bu bir çağrıdır: Ailelere, öğretmenlere, okullara, yöneticilere, tüm topluma... Eğitimi insanîleştirin! Karakteri önceleyin! Sorumluluk kazandırın! Sadece başarmayı değil, yaşamayı öğretin! Ve unutmayın: Yüksek notlar her zaman yüksek insanlık demek değildir. Ama iyi bir insan, her zaman toplumun en büyük kazancıdır. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU184,524 просмотров • 1 год назад

4+4+4 kesintisiz eğitim sisteminden 5+3+3 kesintili eğitim sistemine geçilmeli... Üniversitelerin yarısı kapatılmalı... 5 milyon ev genci için ivedi çözüm üretilmeli... Yoksa 2030'u görmeden işçi ithal ederiz... Üniversitelere Anadolu irfanı ile giren çocuklarımız maalesef deist oluyor ateist oluyor inancından geleneklerinden ve Anadolu irfanından kopuyor... Daha çok var da neyse..
Zekeriya EFİLOĞLU45,558 просмотров • 2 месяцев назад

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın “İmtihan dünyası.” de geç git, sen onlar gibi olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, ama bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, ama sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha!.. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Çünkü sen çünkü sen çok özel bir insansın unutma…. "Kendine Bir İyilik Yap" Kitabımdan
Zekeriya EFİLOĞLU27,272 просмотров • 2 месяцев назад

Mutluluğu aradığımız her yerden bulamadık… Çünkü yanlış yerde aradık. Evliliğinde huzuru kaybeden, eşiyle iletişim kuramayan, kalbi kırılmış herkes için bu video bir hatırlatma niteliğinde. Gerçek huzur; ne modada, ne geleneklerde, ne “el âlem ne der” düşüncesinde… Gerçek huzur Kur’an’a ve Peygamberimizin örnekliğine dönmekte saklı. Evlilikte huzurun formülünü arıyorsan, bu video senin için. Asırlar önce verilen o sırrı gelin birlikte hatırlayalım. 00:00 - Intro 01:26 - Zekeriya Efiloğlu Kimdir? 01:45 - Zekeriya Efiloğlu'nun Kısaca Hayat Tecrübeleri 05:28 - İnsanın Sevgi Eksikliği Nasıl Dolar? 08:02 - ''Zor Zamanlar Güçlü İnsanlar Doğurur.'' 09:26 - Mutlu Bir Aile Nasıl Oluşturulur? 11:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Veda Hutbesinde Miras Bıraktığı 2 Kavram 11:46 - ''Allah'ın Emri, Peygamberin Kavli'' 13:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Evlilik Ahlakı 14:00 - Hz. Muhammed (S.A.V.) ile Hz. Aişe (R.A.) Arasındaki Tartışma 14:28 - Hz. Aişe'nin (R.A.) Tabak Kırma Kıssası 15:00 - Mutlu Bir Evlilik İçin Nereye Müracaat Etmeliyiz? 16:37 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Tebessüm Ettiren Bir Kıssası 17:42 - Evlilik İlişkisine Zarar Veren Hususlar Nelerdir? 24:17 - Merhamet, Sevgi, Saygı Gibi Kavramlar Sonradan Kazanılır Mı? 30:14 - Tıp Bilimindeki Bazı ''Telkin'' Deneyleri 31:43 - Kadın ve Erkeğin Evliliğe Bakış Açısındaki Farklar Nelerdir? 38:50 - Eşler Arasındaki Farklılıklar Evlilikte Sorun Teşkil Eder Mi? 40:46 - Aşk Üzerine Evlilik Kurulur Mu? Gerçek Aşk Nedir? 44:06 - Duygusal Boşluğu Olan Erkekler Ne Yapmalıdır? 46:09 - Eşlerin İhmal Etmemesi Gereken Önemli Hususlar 49:09 - Duygusal Boşanma Nedir? Bu Durum Telafi Edilebilir Mi? 50:27 - Narsist Bir Eşe Sahip Olan Kişinin Yapması Gerekenler 56:06 - Kapanış Çınaraltı çok teşekkür ederim...
Zekeriya EFİLOĞLU38,152 просмотров • 7 месяцев назад
1:28
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Bu ülkede bir yanlış var. Ve bu yanlış artık susarak düzelmeyecek kadar büyüdü. Bugün; İnsanlar fuhuş yapmak istese 1000 liraya, 2000 liraya, 5000 liraya "beden" bulabiliyorlar. Ama bir ömür helal dairede yaşamak bir yuvaya kavuşmak istediklerinde önlerine 1 milyonluk 1.5 milyonluk duvarlar örülüyor. Düğün masrafı, altın masrafı, ev masrafı, çeyiz listesi... Sanki ev değil, lüks villa almak isteniyor. Ve sonra da utanmadan hayretle şu soruluyor: “Neden gençler evlen(e)miyor?” “Neden nikâh değil, birlikte yaşamak tercih ediliyor?” (Zinhar yanlış) “Neden boşanmalar artıyor?” NEDENİ BELLİ. Çünkü ahlak zor haram kolay. Çünkü helale ulaşmak çileli harama ulaşmak ucuz. Çünkü biz, evliliği kutsallıktan çıkarıp bir “tüketime”, bir “gösterişe” kurban ettik. BU SİSTEM, AHLAKI EZİYOR. Aileler "aman elalem ne der" diye, çocuklarının evliliklerini geciktiriyor. Gösterişli düğünler için kiraya bile razı olunuyor ama sade bir nikâha burun kıvrılıyor. "Yuvanızda mutlu olun" denmiyor, "Kaç gram altın taktılar?" diye soruluyor. Ve bu ağır şartlar altında gençler yuvadan önce umutlarını yitiriyor. Sonra bir de yozlaşmış sistemin ortasına bırakılıyorlar. Zinanın serbest olduğu, ahlaksızlığın özgürlük kılığına sokulduğu bir dünyada, fıtratıyla savaşmaya zorlanan bir gençlik var. SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ: Biz, helal yaşamak isteyenlerin sesiyiz. Biz, ahlakın ayakta kalmasını isteyenlerin çığlığıyız. Biz, fıtratı savunan, aileyi koruyan, iffetli bir toplumun hayalini kuranlarız. Evlenmek kolaylaştırılsın! Gösteriş değil, sadelik övülsün! Helale ulaşmak zor değil en kolay yol olsun! ÇÜNKÜ BİLİYORUZ: Bir milletin ahlakı çökünce devleti de uzun süre ayakta kalamaz. Bir toplumda nikâh küçümsenir, haram yüceltilirse orada vicdan ölür. ÇAĞRIMIZ NET: Evlilik lüks değil, bir ihtiyaçtır. Ahlak yük değil, bir onurdur. Aile yük değil, bir kaledir. Bu kaleyi ancak biz koruyabiliriz. Güçlü durarak, doğruyu savunarak, helale sahip çıkarak. Toplum ancak inşa edersek kurtulur. Ve inşa, aileyle başlar. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU49,157 просмотров • 1 год назад

1983'te Kalp ameliyatı sırasında aldığı bir kan nedeniyle AIDS'ten ölen efsanevi Wimbledon oyuncusu Arthur Ashe taraftarlardan birisi ölmeden önce bir soru sorar: “Tanrı neden böyle kötü bir hastalık için seni seçti?” Arthur, buna şöyle cevap verdi: “50 milyon çocuk tenis oynamaya başladı, 5 milyonu tenis oynamayı öğrendi, 500 bini profesyonel tenis oynamayı öğrendi, 50 bini devreye girdi, 5 bini Grand Slam'e ulaştı, 50'si Wimbledon'a katıldı, 4'ü yarı finallere kaldı, 2'si finale yükseldi... …ve ben kupayı elime aldığımda Tanrı'ya hiç sormadım: “Neden ben?” diye. Şimdi acı çektiğim için bunu Tanrı'ya nasıl sorabilirim? ‘Neden ben?’ diye. Bazen hayatınızdan memnun değilsiniz, fakat bu dünyadaki birçok insan sizin yaşadığınız hayatı yaşayabilmeyi istiyor. Bir çiftlikte yaşayan bir çocuk uçakları hayal eder. Ancak, uçaktaki bir pilot, çiftlik evini ve eve dönme hayallerini kuruyordur. Hayat işte… Keyfinize bakın arkadaşlar… Zenginlik mutluluğun sırrı olsaydı, zenginler sokaklarda sürekli dans ediyor olurdu. Ancak sadece çocuklar bunu yapıyor. Güzellik ve şöhret ideal ilişkiler getirseydi şayet, ünlülerin mükemmel evlilikleri olurdu. Yaşayın, mutlu olun! Alçak gönüllülükle yürümek ve gerçekten sevmek En muhteşem sermaye. Hem hayatta başkalarının çektiği acıyı bilmeden ön yargıda bulunmayın ve kendinizi dünyanın en dertli insanı olarak görmeyin. Empati yaparak yaşadığınız her şeye şükredin. İnsan olmak yaratılan her şeye onun nazarıyla bakmak ve hürmette bulunmaktır. Yaşamayı içinden çıkılmaz hale getiren de nasılsa bir gün öleceğimiz gerçeğini unutmaktır. Ayrıca sevdiğiniz insanların kaypak çıkmasına üzülmeyin; sevmeyi bilen bir kalbiniz olduğu için şükredin. İnsanların nankör olduklarına hayıflanmayın; ne kadar harika bir yol arkadaşı olduğunuz için şükredin. Menfaati için seni satanları umursamayın; merhamet ve iyilik dolu bir kalbiniz olduğu için şükredin. Bütün dertleri sırtına yükleyip kaçanlara aldırmayın; Allah'a en yakın olmayı seçtiğiniz için şükredin Çünkü hayat sabır ile şükür arasında mekik dokumaktır.
Zekeriya EFİLOĞLU88,316 просмотров • 2 лет назад

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de, devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın, “İmtihan dünyası.” de, geç git, sen onlardan olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Kendine Bir İyilik Yap Kitabımdan Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU32,729 просмотров • 11 месяцев назад

Hz. Ömer (ra), Resûlullah (sav)’in kabrini ziyaret eder. Kabir önünde bir bedevinin dua ettiğini görür ve arkasında durup duasını dinlemeye başlar. Bedevî şöyle dua etmektedir: “Yâ Rabbi! Bu Senin Habibin, ben de Senin kulunum. Şeytan ise Senin düşmanındır. Eğer beni bağışlarsan Habibin sevinir, kulun kazanır, düşmanın üzülür. Beni bağışlamazsan Habibin üzülür, düşmanın sevinir, kulun helâk olur. Yâ Rabbi! Sen, Habibini üzmekten, düşmanını sevindirmekten ve kulunu helâk etmekten daha cömertsin. Yâ Rabbi! Araplar arasında asil insanlar vefat ettiklerinde, kabirlerinin başında köle azat etme geleneği vardır. İşte Âlemlerin Efendisi vefat etti. Onun kabri başında beni cehennemden azat et.” Bunun üzerine Hz. Ömer dayanamaz ve yüksek sesle şöyle der: “Yâ Rabbi! Bu bedevinin Senden istediğini ben de istiyorum.” Sonra sakalı ıslanıncaya kadar hıçkıra hıçkıra ağlar. "Ey Müminlerin Emiri! Sen de mi ağlıyorsun! der ..." - Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ım! Bizi de ana-babamızı da sevdiklerimizi de üzerimizde hakları olanları da cehennemden âzât et. - Ya Rabbi! Biz de o bedevinin istediğini istiyoruz kabul eyle Allah’ım..! Amin... (Hadis, Tirmizî, 14)
Zekeriya EFİLOĞLU12,495 просмотров • 3 месяцев назад

Bugün fenomen üretiyoruz dehaları harcıyoruz. Bir genç, sınava küpeyle girdiği için binlerce takipçiye ulaşıyor. Biri sınava geç kaldı, polis getirdi; biri taksi bulamadı, haberlere çıktı… Hepsi sosyal medyada yıldız oldu. Ama kimse duymadı Mehmet Can Dursun ile İrfan Efe Boztepe’yi. Yengeç kabuğundan şeker hastaları için biyo-yenilik geliştirdiler, TÜBİTAK yüz çevirdi. Amerika’da Olimpiyatlarda dünya birincisi oldular. Kimse tanımadı İlayda Şamilgil’i. Sıvıdaki su oranını mıknatısla ölçen cihaz geliştirdi. Türkiye'de "olmaz" dediler, Polonya’da Nobel Fizik Ödülü aldı. NASA davet etti. Bu ilk değil... Oktay Sinanoğlu… Yale Üniversitesi’nde dünyanın en genç profesörü, ama memleketinde adı bilinmez. Feryal Özel, NASA’da kara delikleri araştırıyor, bizde "hangi dizide oynamıştı?" diyen var. Çünkü bu ülkede başarı, takipçi sayısıyla ölçülüyor. Çünkü bilim, sabır ve sessizlik ister, magazin ise gürültü ve sansasyon. Göbeğini sallayan adam, milyonlarca takipçiye ulaşıp milyoner oluyor. Kadınları karşısına dizip dondurma satarken oynayan biri "şöhret" kabul ediliyor. Ama Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın sosyal medyada 300 bin takipçisi bile yok. Neden? Çünkü manşet, alkışın yönüne bakar. Çünkü toplum, değeri gürültüde arar. Oysa bir ülkenin geleceği, Şarkı yarışmalarında oy toplayanlarla değil, Laboratuvar köşelerinde sabahlayanlarla yazılır. Bir ülke, magazin figürleriyle değil, bilim insanlarıyla yükselir. Alkışı nereye tuttuğunuz, Kimin yolunu aydınlattığınızı gösterir. Fenomenleri değil fen insanlarını öne çıkarmazsak; Gürültüyü değil, bilgiyi kutsamazsak; Ekranı değil, kitapları parlatmazsak; Bu ülke ne geleceği yazabilir, Ne de hak ettiği yere varabilir. Sessiz çalışan, derin düşünen, çözüm üreten insanlara kulak verin. Geleceği kurtaracak olanlar onlar. Ve bir ülkenin en büyük kaybı değerlerini yanlış yerde aramasıdır.
Zekeriya EFİLOĞLU28,318 просмотров • 11 месяцев назад

BİZ NE ZAMAN MI KAYBETTİK? Biz, "bandıra bandıra ye beni" denen ucubeliği şarkı sanınca kaybettik. Sözde neşeyi, edepsizlikle karıştırınca… "Karabiberim vur kadehlere" rezilliğinde eğlenmeyi marifet bilince… Sözde sanatçıların mırıldandığı ahlaksızlıkları "hit parça" deyip ezberleyince… "Tanrı unutmuş olsa da" diyerek inancımıza kurşun sıkanlara alkış tutunca… Ve en kötüsü; bunları normal görmeye başlayınca, içimizdeki yangını küllere boğunca kaybettik. Sadece bugünü konuşmuyoruz. Bilinçaltımızı kemiren kurt, çok önce girip yerleşti içimize. Recep, Şaban, Ramazan sadece bir tebessüm müydü gerçekten? Yoksa inancımızı, kültürümüzü, kimliğimizi küçük düşürmenin komedi kılığına sokulmuş hali miydi? Biz güldük. Onlar aldı. Ruhumuzu parça parça söküp aldı. Sonra her şey "normalleşti." Yıkımımız modernleşme adıyla süslendi. Diziler geldi. Aileyi, iffeti, mahremi hedef aldı. Programlar geldi. Ahlakı ayaklar altına aldı. Sosyal medya geldi. Sapkınlığı süsleyip önümüze koydu. Ve biz izledik. Beğendik. Paylaştık. Takip ettik. Yani ne yaptık biliyor musunuz? Kendi kutsalımızı, kendi ellerimizle lime lime ettik. Bugün Gazze kan ağlarken sessiz kalıyorsak… Doğu Türkistan çığlık atarken başka seslere kulak veriyorsak… Mekke, Medine yetim gibi sessizken, biz sahte yıldızların peşinden gidiyorsak… O zaman dönüp bakma vaktidir. Aynaya değil, içimize! Biziz sorumlu olan. Biz büyüttük bu düzeni. Biz besledik. Bugün bize değer gibi görünen ama aslında bizi tüketen her şeye biz can verdik. Ve şimdi o canlarımız, bizi bizden alıyor. O ZAMAN NE YAPMALIYIZ? İlk önce dizlerimizi dövmeliyiz. Sonra başımızı kaldırıp bakmalıyız: Ne izliyoruz? Ne dinliyoruz? Ne giyiyoruz? Ne kutsuyoruz? Şunu artık bilelim: Kimse bizi dışarıdan yıkamazdı. Ama içimize sızdılar. Gönlümüzü işgal ettiler. Ve biz bu işgali alkışlarla, kahkahalarla, şarkılarla süsledik. Artık uyanmalıyız! Ruhumuzu geri almalıyız. Kültürümüzü, dilimizi, kalbimizi temizlemeliyiz. Kutsal olanı tekrar kutsal yapmalıyız. Ve unutmamalıyız: Bizi vuran, yine biziz. Ama bizi kurtaracak olan da yine biz olabiliriz… Eğer gerçekten istersek! Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar Not: Paylaşırsanız sevinirim...
Zekeriya EFİLOĞLU13,145 просмотров • 11 месяцев назад

Geçen gün: “Kaç takipçin var?” diye sordum, sosyal medya fenomeni bir arkadaşa. "Çok!" dedi, uçuk rakamlardan söz etti. Nabzımı yoklamak için: "Senin de çoktur." deyip gözlerimin içine baktı. "Yok!" dedim, "Benim senin kadar çok takipçim yok. Hepi topu SEKİZ tane." dedim. Merakını gidermek için saymaya başladım: 1. Takipçim ve en büyük takipçim alemlerin RABB'İ olan Allah'tır. Uykuda bile takip eder beni. O’ndan gizli kalmak hiç mümkün değildir. 2. ve 3. Takipçim, KİRAMEN KATİBİN melekleridir. İyi kötü, hayır veya şer ne yapsam anında kayda geçerler. 4. Takipçim ŞEYTAN'dır ve takipçilerin en tehlikelisidir. Hayırla hiç işi olmaz. 5. Takipçim NEFSİM'dir, tıpkı boynu bükük, masum yüzlü ama şımarık bir çocuk gibidir. AÇ GÖZLÜDÜR, DOYMAK NEDİR BİLMEZ! 6. Takipçim RIZKIM'dır, şimdiye kadar bir vefasızlığını görmedim. 7. Takipçim de imtihan için olduğunu bildiğim MUSİBET ve SIKINTILAR'ımdır, çoğunlukla beni okşar gibi geçerler. Ama çoğu zaman da ziyareti uzayan bir misafir gibi oturdukları yerden bir türlü kalkmak bilmezler. 8. Takipçim ÖLÜM'dür, her an yanında taşıdığı mutlaka bir bahanesi vardır. Trafik ve iş kazaları, kalp spazmı, nefes yetmezliği, doğal afetler, savaş ve terör eylemleri, yaşlılık ve hastalık onun en çok kullandığı bahanelerdendir. Ben Onu unutsam da O beni unutmaz, ense kökümde dolaşır durur. Bütün takipçilerimin hepsi bu kadar. Aslında bir tane daha var! O da siz beni mezarlıkta bırakıp gittikten sonra benimle kalacak olan SALİH AMEL'lerim. “Benim gerçek dostum işte bu!” Çünkü kabirde bile benimle kalacak olandır o...
Zekeriya EFİLOĞLU23,019 просмотров • 2 лет назад

İnsanlar sizi neden anlamaz biliyor musunuz? #KendineBirİyilikYap Kitabımdan
Zekeriya EFİLOĞLU19,558 просмотров • 3 лет назад
Больше нет контента для загрузки