
Zekeriya EFİLOĞLU
@Z_Efiloglu • 34,262 subscribers
🔥 Eğitimci & Yazar 📚 32 kitap babası ▶️ Aile İçi İletişim, Aile Sevgisi 🎤 Dijital Dünya Çocuklarımız ve Ailemiz konulu konferanslar vermektedir.
Shorts
Videos

SEVİMLİ ZEHİRLER ÇAĞI İSLAM’IN ÖZÜNE KARŞI MODERN SPİRİTÜALİZMİN SES(Lİ)SİZ SABOTAJI Bugün İslam’a yönelen en tehlikeli saldırı açık inkâr değildir. Kimse çıkıp “Allah yok” demiyor. Kimse “Kur’an yanlış” diye bağırmıyor. Kimse “Namaz gereksiz” diye manifesto yayımlamıyor. Putlar yıkılmadı; yeniden markalandı. Şirk reddedilmedi; kişisel gelişim, şifa, farkındalık adıyla pazara sürüldü. Yoga, bilinçaltı okumaları, astral seyahat masalları, evrene mesaj gönderme ritüelleri, enerji çalışmaları, numeroloji, nefes teknikleri ve özellikle Theta Healing, İslam’ın karşısına düşman olarak değil; alternatif bir maneviyat olarak çıkmaktadır. Ve tam da bu yüzden tehlikelidir. Çünkü bu akımlar şunu yapmaz: “Allah yok” demez “Namaz gereksiz” demez “Kur’an yanlış” demez Bunun yerine şunu yapar: Allah’ı belirsizleştirir, ibadeti sulandırır, kulluğu benliğe devreder. Bu bir reform değil. Bu, açık bir ikame girişimidir. İBADETİN YERİNE RİTÜEL, KULLUĞUN YERİNE BENLİK: İslam’ın merkezinde kul vardır. Modern spiritüalizmin merkezinde ise ego. Dua → niyet Tevekkül → akış Kader → frekans Allah’ın iradesi → evrenin cevabı Tövbe → kendini affetmek Bu dil masum değildir. Bu dil, faili ortadan kaldırır. Kur’an’da dua, kulun acziyle Allah’a yönelmesidir. Spiritüalizmde ise talep eden de, cevaplayan da insanın kendisidir. Bu, tevhid değildir. Bu, örtük şirktir. NAMAZ, ORUÇ, ZEKÂT: TERBİYE SPİRİTÜALİZM: KONFOR İslam ibadetleri sorumluluk getirir. Nefsi sınırlar. Düzen ister. Disiplin ister. İtaat ister. Modern spiritüalizm ise şunu kutsallaştırır: “İyi hissettirdiği sürece doğrudur.” Bu, nefsin ilahlaştırılmasıdır. İslam insanı Allah’a yaklaştırarak dönüştürür. Spiritüalizm insanı kendine tapındırarak uyuşturur. MASUMİYET KILIFI: “SADECE DENE” TUZAĞI: Bu yapıların çoğu açık kimlikle gelmez. Net bir inanç beyanı yapmaz. “İnanmak zorunda değilsin” der. “Bu bir din değil” der. “Sadece deneyim” der. Bu, masumiyet değildir. Bu, savunma mekanizmasını düşürme tekniğidir. İnsan bu sistemlere: Din arayışıyla girmez ama din yerine geçecek bir yapının içinde bulur kendini. Bu, bireysel tercih değil; psikolojik kademelendirmedir. GAYBIN YAĞMALANMASI BİLİNÇALTI VE ASTRAL MASALLAR: İslam’da gayb Allah’a aittir. Modern spiritüalizmde gayb, kişisel deneyim alanıdır. “İçine bak, zaten biliyorsun.” “Rehbere gerek yok.” “Vahiy dışsal bir sınırlama.” Bu söylem, peygamberi gereksiz kılar. Peygamber yoksa vahiy yoktur. Vahiy yoksa hakikat yoktur; sadece deneyim vardır. Deneyim ölçü değildir. Şirk de deneyimlidir. EVREN DİLİ ALLAH’SIZ TANRI TASARIMI: “Evren sana cevap verir.” “Evrene ne gönderirsen onu alırsın.” Evren duyar mı? İrade sahibi midir? Adaletle mi cevap verir? Hayır. Bu söylem, Allah’ın sıfatlarını cansız bir yapıya dağıtma operasyonudur. Sorumluluğu siler. Hesabı kaldırır. Korkuyu iptal eder. Allah’a hesap vermek ağırdır. Evrene niyet göndermek risksizdir. O yüzden caziptir. THETA HEALING: DUA KILIKLI YETKİ GASPI: Theta Healing, bu operasyonun en sofistike biçimidir. Dua dili kullanır. “Yaratıcı” kelimesini geçirir. Ama kul ile Allah arasındaki çizgiyi bilinç söylemiyle siler. “Yaratıcıyla bir oluyorum.” “Yaratıcının bakış açısından şifa indiriyorum.” “İnançları siliyor, yenisini yüklüyorum.” Bu, şifa değil; ilahlaşma iddiasıdır. İslam’da: Şifa istenir Dua edilir Sebeplere başvurulur Ama tasarruf Allah’a aittir Theta Healing’de ise: Yetki muğlaktır Fail insandır Sınır yoktur Bu, kaderin inkârıdır. İmtihanın iptalidir. Sabır ve tövbenin gereksizleştirilmesidir. ARAÇLAR DEĞİŞİR, MANTIK AYNI KALIR: İsimler değişir: Bilinçaltı yakımı... Numeroloji... Enerji çalışmaları.. Nefes ritüelleri...
Zekeriya EFİLOĞLU429,753 просмотров • 2 месяцев назад

Lübnan'ın en zengin adamı Eymen Bistani, Beyrut'u en iyi noktadan gören hakim bir tepede kendisine görkemli bir mezar yaptı, oraya gömülmeyi vasiyet etti. İlahi kader farklı tecelli etti, özel uçağı denize düştü. Milyonlara mal olan aramalar sonunda uçağı bulundu ama cesedine ulaşılamadı... Lord Teshlid İngiltere'nin en zengin adamlarındandı, zaman zaman devlete bile borç veriyordu. Malikanesinde oldukça büyük ve korunaklı bir odayı Servet kasası olarak kullanıyordu. Bir gün hazinesine girdi ve yanlışlıkla kapıyı üstüne kapattı. Oda çok özel inşa edildiği için, ne kadar bağırıp çağırdıysa, yardım istediyse de sesini kimseye duyuramadı. Zaman zaman eve gelmediği için, evdekiler arama ihtiyacı hissetmedi. Günler sonra cesedi bulunan Lord, bir şekilde parmağını kesmiş ve kanıyla şu cümleyi yazmıştı: "Dünyanın en zengin insanı, açlıktan ve susuzluktan ölüyor!"... Dünya hayatında mal ve Servetin her şeyi çözdüğünü sananlara duyurulur..
Zekeriya EFİLOĞLU22,690 просмотров • 15 дней назад

Maşallah... Manifest ve Crush dinleyip garip hareketler yapmıyor en azından...
Zekeriya EFİLOĞLU85,050 просмотров • 2 месяцев назад

Manifest Grubu'nun bu kadar çocuğu nasıl etki alanına alabildiği bence çok iyi araştırılıp incelenmelidir. Hatta üzerine tez yazılmalıdır... İzmir Konserine 150 bin kişi katılmış...Vay be... YANİ: Neredeyse çıplak sahneye çıkacaksın... Sahnede erotik danslar yapacaksın... Çocuk kostümlerini kullanacaksın... Ses neredeyse vasat olacak... Müzik yerlerde... Korumaya çalıştığımız çocuklar bu konserlere nasılsa engel olmadan gidebilecek... Anne ve babalar engel olmayacak... Sözler hiç araştırılmayacak... Bu grubun neye hizmet ettiği hiç sorgulanmayacak... AMA KATILIM... Her yerde izdiham... K-POP Müzik gruplarına havale edilen CİNSİZYSİZLEŞTİRME Projeleri üzerine çok konuştum çok yazdım. Başta İHL olmak üzere çocuklarımızın neredeyse bir çoğunun KORE hayranı bu grupları nasıl takip ettiklerini de... Ayrıca müzik tınılarının kişilik, kimlik ve karakter oluşumlarında nasıl etkili olduğunu şeytani ve rahmani frekanslarla ve sözlerle bunun nasıl gerçekleştiğini de çok yazdım çok anlattım... Bize hak vermeleri için ALLAH KORUSUN KAHRAMANMARAŞ ve ŞANLIURFA gibi okul olayları olması gerekiyordu sanırım... Şimdi soruyorum: İktidarın tüm nimetlerinden faydalanan ama hala eleştirmeye devam eden, sözde çocuklar, aileler, ahlak ve maneviyat için örgütlenen, kurulan, faaliyet gösteren bu kadar çok ama çok YAPI (cemaat, tarikat, sendika, stk, cemiyet) varken, iki yüz binlere yaklaşan bir diyanet teşkilatı ortadayken, bir milyondan fazla eğitim camiası mevcutken, her yerde mantar gibi biten üniversiteler varken çocuklarımız nasıl oluyor da elimizden sabun köpüğü gibi kayıyor? Nasıl oluyor da % 80'i yurt dışına kaçmak istiyor? Nasıl oluyor da ülkesine vatanına milletine inançlarına değerlerin düşman olarak yetişiyor? Nasıl oluyor da deizm ateizm agnostisizm ve apeteizm artıyor? Nasıl oluyor da aile ve ahlak değerleri önceden azar azardı şimdi durdurulmaz bir çığ gibi bozulmaya devam ediyor? Ben cevabını biliyorum. 16. Devletimizi tek kurşun atmadan aile ve ahlak değerlerini bitirerek yıkmaya çalışıyorlar diğer 15 devletimizi aynı oyunlarla yıktıkları gibi...
Zekeriya EFİLOĞLU100,261 просмотров • 3 месяцев назад

Padişah, baş vezire sormuş: — Eğitim mi önemlidir, karakter mi? Vezir hiç düşünmeden cevap vermiş: — Karakter önemlidir, sultanım. Bunun üzerine padişah, memleketin dört bir yanına tellallar göndermiş: — Duyduk duymadık demeyin! En iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın ödül verilecektir! Yapılan değerlendirmeler sonucunda bir kişi, “ülkenin en iyi hayvan eğiticisi” seçilerek padişahın huzuruna çıkarılmış. Padişah sormuş: — Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar sürede öğretebilirsin? Eğitici cevap vermiş: — Altı ayda öğretirim, padişahım. Aradan altı ay geçmiş. Eğitici yeniden huzura alınmış. Padişah sormuş: — Öğrettin mi? — Öğrettim, padişahım. Saray erkânı toplanmış. Hünerli kedi, elinde tepsiyle servis yapmaya başlamış. Tam baş vezirin önüne geldiği sırada padişah sormuş: — Ey vezir! Söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi? Vezir, padişahın sorusuna cevap vermeden önce kaftanının altında sakladığı bir fareyi yere bırakmış. Fareyi gören kedi, tepsiyi attığı gibi onun peşinden koşmaya başlamış. Böylece altı aylık eğitim bir anda boşa gitmiş. Bunun üzerine vezir, padişahın sorusunu cevaplamış: — Karakter önemlidir, padişahım. Önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan bu kedi gibi, eline bir fırsat geçtiğinde çıkarının peşinden koşan, değerlerini hiçe sayan, eğitimli ama karakteri zayıf insanlardan da Rabbim herkesi korusun.
Zekeriya EFİLOĞLU54,307 просмотров • 2 месяцев назад

Bu bir uyarıdır. Bu bir feryattır. Bu bir isyandır! Yıllardır çocuklarımızı "başarı" adı altında dört duvar arasına hapsettik. Test çözdürdük, ezberlettik, yarışa soktuk. Başarıyı sadece sınav sonuçlarına, diploma notlarına, dereceye indirgedik. Ama ne pahasına? Evde annesine yardım etmeyen, babasını insan yerine koymayan, sofra kurmayan, kendi yatağını toplamayan, tuzluğu uzatmayan, "Teşekkür ederim" demeyi bile gereksiz gören bir robot nesli inşa ettik. Sadece çalıştı. Sadece test çözdü. Sadece odasında yaşadı. Ama yaşamayı öğrenemedi. Birlikte hareket etmeyi öğrenemedi. İnsan olmayı öğrenemedi. Yeter! Ders çalışmak, insan olmaya engel değil; ama biz onu insanlığın önüne koyduk. Sınav kazanmak, hayatı anlamak değil; ama biz ona hayat dedik. Akademik başarı, karakter değildir; ama biz karakteri yok saydık. Kendini ifade edemeyen, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, göz teması kuramayan, elini cebinden çıkarmayan, selam vermeyi bilmeyen ama paragraf sorularında full çeken bir ruhsuzluk salgını başladı. Artık susmayacağız! Çocuğun eline sadece kitap vermekle değil, elinden tutup hayata çıkarmakla görevliyiz. Sadece zekâsını değil, vicdanını, merhametini, sosyal bilincini geliştirmek zorundayız. Ev işinden kaçan değil, evini sahiplenecek çocuklar yetiştirmeliyiz. Konuşmaktan korkan değil, fikrini cesurca söyleyen gençler istemeliyiz. Bu düzenin adı başarı değil; duygusal ihmaldir. Bu sistemin adı eğitim değil; insani yıkımdır. Yeni nesil, sadece sınav kazanmak için değil; hayatla baş edebilmek için yetiştirilmeli! Bu bir çağrıdır: Ailelere, öğretmenlere, okullara, yöneticilere, tüm topluma... Eğitimi insanîleştirin! Karakteri önceleyin! Sorumluluk kazandırın! Sadece başarmayı değil, yaşamayı öğretin! Ve unutmayın: Yüksek notlar her zaman yüksek insanlık demek değildir. Ama iyi bir insan, her zaman toplumun en büyük kazancıdır. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU185,354 просмотров • 1 год назад

Sanat mı, Ahlak Erozyonu mu? Bu Sessizlik Artık Bitmeli! 2025 yazında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda yaşananlar, artık sadece bir sahne performansı değil; kültürel yozlaşmanın, ahlaki çöküşün ve vicdan yitimimizin sahneye taşınmış halidir. Hadise isimli pop figürünün, yataklı-duşlu-lateksli bir "gösteri" adı altında yaptığı bu sunum, sanat kisvesi altında millete dayatılan ucuz cinsellik şovlarının en güncel örneğidir. Bu bir konser değil, bir kültürel işgaldir. Bu bir şarkı değil, aklın ve ahlakın sınırlarını zorlayan bir kışkırtmadır. Gazze yanıyor. Binlerce çocuk katlediliyor, kadınlar ağlıyor, toprak kana bulanıyor. Dünya vicdanını kaybetmişken, başka sanatçılar sahneye Filistin bayrağı ile çıkarken biz bu ülkede sahnede duş alan birine "sanatçı" diyoruz. Sahneye yatak taşıyanı "vizyoner" diye alkışlıyoruz. Oysa bu bir vizyon değil, bu bir hicaptır. Ahlakın, değerin, asaletin kaybolduğu bir çağın çırılçıplak itirafıdır. Hadise gibi figürlerin, sanat adı altında yaptıkları bu gösteriler; gençlere neyi örnek gösteriyor? Şöhretin bedenle kazanıldığını mı? Başarıya giden yolun edepsizlikten geçtiğini mi? Sessiz kalırsak bu tablo normalleşecek. Bu, sadece Hadise meselesi değildir; bu, bir zihniyet meselesidir. Bu ülke değerlerini kaybetmeyecek. Çünkü biz bu toprağın kökünde edep var, haya var, inanç var, direniş var, diyoruz. Ve Harbiye’nin sahnesinden yükselen rezilliğe bu tarz tüm rezilliklere karşı, haykırıyoruz: "Sahne sanatın değil, şehvetin alanı olamaz!" "Şarkı, ahlakı öldürdüğünde artık o ses değil, çığlıktır!" "Sanatçının suskunluğu da, ahlaksızlığı da sorumludur!" Gençliğimizi, kültürümüzü, kadın onurunu ve milletin vicdanını hiçe sayan bu tarz gösteriler karşısında susmayacağız. Bu toplumun hâlâ inancı olan, değeri olan, duruşu olan milyonlarca ferdi var. Ve bu ses, bu yozlaşmaya karşı artık yükselecek! Bu rezilliğe bir dur denmeli. Çünkü sanat, insanı yüceltir; aşağı çekmez. Çünkü sanat, vicdanla yoğrulur; ucuz şovla değil! Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU180,571 просмотров • 1 год назад

4+4+4 kesintisiz eğitim sisteminden 5+3+3 kesintili eğitim sistemine geçilmeli... Üniversitelerin yarısı kapatılmalı... 5 milyon ev genci için ivedi çözüm üretilmeli... Yoksa 2030'u görmeden işçi ithal ederiz... Üniversitelere Anadolu irfanı ile giren çocuklarımız maalesef deist oluyor ateist oluyor inancından geleneklerinden ve Anadolu irfanından kopuyor... Daha çok var da neyse..
Zekeriya EFİLOĞLU46,407 просмотров • 6 месяцев назад

Vaktiyle ayakkabıcılar ayakkabıyla konuşurmuş... Ne derlermiş duyunca çok şaşıracaksınız:
Zekeriya EFİLOĞLU18,641 просмотров • 2 месяцев назад

Harika bir deney... Kiminle arkadaş olmalıyız? Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim...
Zekeriya EFİLOĞLU22,461 просмотров • 3 месяцев назад

Anne ve babası, oğullarını her yıl yaz tatilinde büyükannesinin yanına gönderir; ona trende eşlik eder ve ertesi gün aynı trenle evlerine dönerlerdi. Çocuk biraz büyüdüğünde: — Artık büyüdüm. Bu yıl büyükannemin yanına tek başıma gitmeyi denesem? dedi. Kısa bir tartışmanın ardından anne ve babası bunu kabul etti. İstasyonda, onu el sallayarak uğurlarken, vagonun penceresinden son tembihlerini bir kez daha sıraladılar. Çocuk: — Evet, biliyorum, biliyorum... Yüzlerce kez söylediniz. Tamam! dedi. Tren hareket etmek üzereyken babası: — Oğlum, olur da kendini rahatsız, yalnız ya da korkmuş hissedersen, bu senin için, dedi ve cebine küçük bir not bıraktı. Çocuk, bunun sadece bir kâğıt parçası olduğunu düşünerek pek önemsemedi. Tek başına çıktığı yolculuk başlamıştı. Etrafında yabancı insanlar vardı. Kimileri birbirleriyle itişip bağrışıyor, kimileri yüksek sesle gülüyor, kompartımana sürekli insanlar girip çıkıyordu. Bir süre sonra kondüktör geldi ve biletine baktı. — Yalnız yolculuk yapıyorsun, öyle mi? diye sordu. Bir yolcu ona acıyarak baktı, bir başkası ise sert ve sorgulayan gözlerle süzdü. Aralarında fısıldaşmaya başladılar. Çocuk bir anda kendini huzursuz hissetti. Her bakış, içindeki tedirginliği biraz daha artırıyordu. Başını öne eğdi, koltuğun köşesine büzüştü ve dışarıyı yalnızlığın verdiği hüzünle izlemeye başladı. Anne ve babasını arayan gözleri dolmuştu. Tam o sırada, babasının cebine koyduğu ve önemsemediği not aklına geldi. Notu çıkarıp açtı. Kâğıtta şu satırlar yazıyordu: “Oğlum, Biz son vagondayız. Uzaklarda da olsak, gücümüz ve ömrümüz yettiği sürece, her zaman son vagondayız.” Anne ve babalar, çocuklarının hayat yolculuğunda her zaman yanlarında yürüyemezler. Ancak sevgileri, destekleri ve duaları, görünmeseler bile daima onların arkasındadır. Çünkü gerçek sevgi, gerektiğinde geride durup güven vermeyi bilmektir. Ve çocuk ne kadar büyürse büyüsün, anne-babasının yüreği hep onun bulunduğu trenin son vagonunda kalır.
Zekeriya EFİLOĞLU15,774 просмотров • 2 месяцев назад
1:28
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Bu ülkede bir yanlış var. Ve bu yanlış artık susarak düzelmeyecek kadar büyüdü. Bugün; İnsanlar fuhuş yapmak istese 1000 liraya, 2000 liraya, 5000 liraya "beden" bulabiliyorlar. Ama bir ömür helal dairede yaşamak bir yuvaya kavuşmak istediklerinde önlerine 1 milyonluk 1.5 milyonluk duvarlar örülüyor. Düğün masrafı, altın masrafı, ev masrafı, çeyiz listesi... Sanki ev değil, lüks villa almak isteniyor. Ve sonra da utanmadan hayretle şu soruluyor: “Neden gençler evlen(e)miyor?” “Neden nikâh değil, birlikte yaşamak tercih ediliyor?” (Zinhar yanlış) “Neden boşanmalar artıyor?” NEDENİ BELLİ. Çünkü ahlak zor haram kolay. Çünkü helale ulaşmak çileli harama ulaşmak ucuz. Çünkü biz, evliliği kutsallıktan çıkarıp bir “tüketime”, bir “gösterişe” kurban ettik. BU SİSTEM, AHLAKI EZİYOR. Aileler "aman elalem ne der" diye, çocuklarının evliliklerini geciktiriyor. Gösterişli düğünler için kiraya bile razı olunuyor ama sade bir nikâha burun kıvrılıyor. "Yuvanızda mutlu olun" denmiyor, "Kaç gram altın taktılar?" diye soruluyor. Ve bu ağır şartlar altında gençler yuvadan önce umutlarını yitiriyor. Sonra bir de yozlaşmış sistemin ortasına bırakılıyorlar. Zinanın serbest olduğu, ahlaksızlığın özgürlük kılığına sokulduğu bir dünyada, fıtratıyla savaşmaya zorlanan bir gençlik var. SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ: Biz, helal yaşamak isteyenlerin sesiyiz. Biz, ahlakın ayakta kalmasını isteyenlerin çığlığıyız. Biz, fıtratı savunan, aileyi koruyan, iffetli bir toplumun hayalini kuranlarız. Evlenmek kolaylaştırılsın! Gösteriş değil, sadelik övülsün! Helale ulaşmak zor değil en kolay yol olsun! ÇÜNKÜ BİLİYORUZ: Bir milletin ahlakı çökünce devleti de uzun süre ayakta kalamaz. Bir toplumda nikâh küçümsenir, haram yüceltilirse orada vicdan ölür. ÇAĞRIMIZ NET: Evlilik lüks değil, bir ihtiyaçtır. Ahlak yük değil, bir onurdur. Aile yük değil, bir kaledir. Bu kaleyi ancak biz koruyabiliriz. Güçlü durarak, doğruyu savunarak, helale sahip çıkarak. Toplum ancak inşa edersek kurtulur. Ve inşa, aileyle başlar. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar
Zekeriya EFİLOĞLU51,093 просмотров • 1 год назад

İnsanların inancımızdan değerlerimizden ve başörtümüzden soğumasına sebebiyet veren her türlü çabadan ve gayretten uzak durmamız gereken bir zamanda "abone ol" mantığıyla binlerce kişinin abone olup "ayağımı da paylaşırım kime ne?" diyerek önce Nihat Hatipoğlu'nun oğluyla videolar oluşturan şimdi de zebani dediği kişiyle garip garip çalışmalar yapan ve kullandığı kelimelere bakılırsa inancımızı sulandırmaya ve bulandırmaya döndük, dövme gibi yasaklanan bir konuda bile bu kadar aleni video çekebilen bu kadın için başörtüsü yasaklansın nasıl olur sizce?
Zekeriya EFİLOĞLU14,682 просмотров • 3 месяцев назад

Mutluluğu aradığımız her yerden bulamadık… Çünkü yanlış yerde aradık. Evliliğinde huzuru kaybeden, eşiyle iletişim kuramayan, kalbi kırılmış herkes için bu video bir hatırlatma niteliğinde. Gerçek huzur; ne modada, ne geleneklerde, ne “el âlem ne der” düşüncesinde… Gerçek huzur Kur’an’a ve Peygamberimizin örnekliğine dönmekte saklı. Evlilikte huzurun formülünü arıyorsan, bu video senin için. Asırlar önce verilen o sırrı gelin birlikte hatırlayalım. 00:00 - Intro 01:26 - Zekeriya Efiloğlu Kimdir? 01:45 - Zekeriya Efiloğlu'nun Kısaca Hayat Tecrübeleri 05:28 - İnsanın Sevgi Eksikliği Nasıl Dolar? 08:02 - ''Zor Zamanlar Güçlü İnsanlar Doğurur.'' 09:26 - Mutlu Bir Aile Nasıl Oluşturulur? 11:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Veda Hutbesinde Miras Bıraktığı 2 Kavram 11:46 - ''Allah'ın Emri, Peygamberin Kavli'' 13:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Evlilik Ahlakı 14:00 - Hz. Muhammed (S.A.V.) ile Hz. Aişe (R.A.) Arasındaki Tartışma 14:28 - Hz. Aişe'nin (R.A.) Tabak Kırma Kıssası 15:00 - Mutlu Bir Evlilik İçin Nereye Müracaat Etmeliyiz? 16:37 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Tebessüm Ettiren Bir Kıssası 17:42 - Evlilik İlişkisine Zarar Veren Hususlar Nelerdir? 24:17 - Merhamet, Sevgi, Saygı Gibi Kavramlar Sonradan Kazanılır Mı? 30:14 - Tıp Bilimindeki Bazı ''Telkin'' Deneyleri 31:43 - Kadın ve Erkeğin Evliliğe Bakış Açısındaki Farklar Nelerdir? 38:50 - Eşler Arasındaki Farklılıklar Evlilikte Sorun Teşkil Eder Mi? 40:46 - Aşk Üzerine Evlilik Kurulur Mu? Gerçek Aşk Nedir? 44:06 - Duygusal Boşluğu Olan Erkekler Ne Yapmalıdır? 46:09 - Eşlerin İhmal Etmemesi Gereken Önemli Hususlar 49:09 - Duygusal Boşanma Nedir? Bu Durum Telafi Edilebilir Mi? 50:27 - Narsist Bir Eşe Sahip Olan Kişinin Yapması Gerekenler 56:06 - Kapanış Çınaraltı çok teşekkür ederim...
Zekeriya EFİLOĞLU38,218 просмотров • 11 месяцев назад