Zekeriya EFİLOĞLU's banner
Zekeriya EFİLOĞLU's profile picture

Zekeriya EFİLOĞLU

@Z_Efiloglu32,876 subscribers

🔥 Eğitimci & Yazar 📚 32 kitap babası ▶️ Aile İçi İletişim, Aile Sevgisi 🎤 Dijital Dünya Çocuklarımız ve Ailemiz konulu konferanslar vermektedir.

Shorts

Ağlarım... Telefona bakarak namaz kılmaya çalışan Müslüman İskoç kardeşim sana selam olsun...🤲⚘️🤲

Ağlarım... Telefona bakarak namaz kılmaya çalışan Müslüman İskoç kardeşim sana selam olsun...🤲⚘️🤲

321,609 görüntüleme

Manifest Grubu'nun bu kadar çocuğu nasıl etki alanına alabildiği bence çok iyi araştırılıp incelenmelidir. Hatta üzerine tez yazılmalıdır... İzmir Konserine 150 bin kişi katılmış...Vay be... YANİ: Neredeyse çıplak sahneye çıkacaksın... Sahnede erotik danslar yapacaksın... Çocuk kostümlerini kullanacaksın... Ses neredeyse vasat olacak... Müzik yerlerde... Korumaya çalıştığımız çocuklar bu konserlere nasılsa engel olmadan gidebilecek... Anne ve babalar engel olmayacak... Sözler hiç araştırılmayacak... Bu grubun neye hizmet ettiği hiç sorgulanmayacak... AMA KATILIM... Her yerde izdiham... K-POP Müzik gruplarına havale edilen CİNSİZYSİZLEŞTİRME Projeleri üzerine çok konuştum çok yazdım. Başta İHL olmak üzere çocuklarımızın neredeyse bir çoğunun KORE hayranı bu grupları nasıl takip ettiklerini de... Ayrıca müzik tınılarının kişilik, kimlik ve karakter oluşumlarında nasıl etkili olduğunu şeytani ve rahmani frekanslarla ve sözlerle bunun nasıl gerçekleştiğini de çok yazdım çok anlattım... Bize hak vermeleri için ALLAH KORUSUN KAHRAMANMARAŞ ve ŞANLIURFA gibi okul olayları olması gerekiyordu sanırım... Şimdi soruyorum: İktidarın tüm nimetlerinden faydalanan ama hala eleştirmeye devam eden, sözde çocuklar, aileler, ahlak ve maneviyat için örgütlenen, kurulan, faaliyet gösteren bu kadar çok ama çok YAPI (cemaat, tarikat, sendika, stk, cemiyet) varken, iki yüz binlere yaklaşan bir diyanet teşkilatı ortadayken, bir milyondan fazla eğitim camiası mevcutken, her yerde mantar gibi biten üniversiteler varken çocuklarımız nasıl oluyor da elimizden sabun köpüğü gibi kayıyor? Nasıl oluyor da % 80'i yurt dışına kaçmak istiyor? Nasıl oluyor da ülkesine vatanına milletine inançlarına değerlerin düşman olarak yetişiyor? Nasıl oluyor da deizm ateizm agnostisizm ve apeteizm artıyor? Nasıl oluyor da aile ve ahlak değerleri önceden azar azardı şimdi durdurulmaz bir çığ gibi bozulmaya devam ediyor? Ben cevabını biliyorum. 16. Devletimizi tek kurşun atmadan aile ve ahlak değerlerini bitirerek yıkmaya çalışıyorlar diğer 15 devletimizi aynı oyunlarla yıktıkları gibi...

Manifest Grubu'nun bu kadar çocuğu nasıl etki alanına alabildiği bence çok iyi araştırılıp incelenmelidir. Hatta üzerine tez yazılmalıdır... İzmir Konserine 150 bin kişi katılmış...Vay be... YANİ: Neredeyse çıplak sahneye çıkacaksın... Sahnede erotik danslar yapacaksın... Çocuk kostümlerini kullanacaksın... Ses neredeyse vasat olacak... Müzik yerlerde... Korumaya çalıştığımız çocuklar bu konserlere nasılsa engel olmadan gidebilecek... Anne ve babalar engel olmayacak... Sözler hiç araştırılmayacak... Bu grubun neye hizmet ettiği hiç sorgulanmayacak... AMA KATILIM... Her yerde izdiham... K-POP Müzik gruplarına havale edilen CİNSİZYSİZLEŞTİRME Projeleri üzerine çok konuştum çok yazdım. Başta İHL olmak üzere çocuklarımızın neredeyse bir çoğunun KORE hayranı bu grupları nasıl takip ettiklerini de... Ayrıca müzik tınılarının kişilik, kimlik ve karakter oluşumlarında nasıl etkili olduğunu şeytani ve rahmani frekanslarla ve sözlerle bunun nasıl gerçekleştiğini de çok yazdım çok anlattım... Bize hak vermeleri için ALLAH KORUSUN KAHRAMANMARAŞ ve ŞANLIURFA gibi okul olayları olması gerekiyordu sanırım... Şimdi soruyorum: İktidarın tüm nimetlerinden faydalanan ama hala eleştirmeye devam eden, sözde çocuklar, aileler, ahlak ve maneviyat için örgütlenen, kurulan, faaliyet gösteren bu kadar çok ama çok YAPI (cemaat, tarikat, sendika, stk, cemiyet) varken, iki yüz binlere yaklaşan bir diyanet teşkilatı ortadayken, bir milyondan fazla eğitim camiası mevcutken, her yerde mantar gibi biten üniversiteler varken çocuklarımız nasıl oluyor da elimizden sabun köpüğü gibi kayıyor? Nasıl oluyor da % 80'i yurt dışına kaçmak istiyor? Nasıl oluyor da ülkesine vatanına milletine inançlarına değerlerin düşman olarak yetişiyor? Nasıl oluyor da deizm ateizm agnostisizm ve apeteizm artıyor? Nasıl oluyor da aile ve ahlak değerleri önceden azar azardı şimdi durdurulmaz bir çığ gibi bozulmaya devam ediyor? Ben cevabını biliyorum. 16. Devletimizi tek kurşun atmadan aile ve ahlak değerlerini bitirerek yıkmaya çalışıyorlar diğer 15 devletimizi aynı oyunlarla yıktıkları gibi...

98,011 görüntüleme

YALNIZLIĞIN ÇAĞINDA ÖLÜME SÜRÜKLENENLER Bugün bir kişi daha aramızdan sessizce ayrıldı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden kendini Boğaz’ın soğuk sularına bıraktı. Kimliği İlhan Arık. 41 yaşında. Ne umutlarla doğmuş, büyümüş, yaşamıştı kim bilir... Ama sonunda, sesini kimsenin duymadığı bir feryatla veda etti bu dünyaya. Bu sadece bir haber değil. Bu bir alarmdır. Bir manifestodur artık: İNTİHAR ÇAĞI BAŞLIYOR! Yalnızlığı sevimli gösteren, Bireyselliği "özgürlük" maskesiyle pompalayan, Aileyi "yük", milleti "sözde baskı" ilan eden bir toplum mühendisliği başarıya ulaşıyor. Ve işte sonuç: Sessiz bir çöküş. Sessiz ölümler. Antidepresanlarla uyutulmuş, ekran karşısında çürümeye terk edilmiş bir kuşak… "İyi misin?" diye soracak bir dostu kalmamış milyonlar… Ve her geçen gün sayıları artıyor. 🔴 Manevi değerler zayıflıyor. 🔴 Aile bağları kopuyor. 🔴 Dayanışma yok ediliyor. 🔴 İnsan, insana yabancı hale getiriliyor. Sistemin dayattığı modern yalnızlık, artık insanları topyekûn ölüme çağırıyor. Ve biz, “bireysel tercihler” diyerek izlemekle yetiniyoruz. Hayır, bu bir bireysel tercih değil! Bu, toplumsal bir trajedidir. Bu, insanı insan olmaktan çıkaran bir sistemin sonucudur. Bu ülke, aileyle güçlüydü. Bu millet, değerleriyle ayakta kaldı. Şimdi ise herkes kendi ekranına gömülmüş, Kimse kimseyi duymuyor, görmüyor, hissetmiyor. Eğer dur demezsek… Eğer değerlerimize, ailemize, maneviyatımıza yeniden sahip çıkmazsak… Bugün İlhan, Yarın ben, Ertesi gün sen… Bu gidişat, sıradan bir “bireysel vaka” değildir. Bu, toplumun çürümeye yüz tuttuğunun ispatıdır. Bu bir uyarıdır. Uyanın! Yoksa bu sessizlik, bir gün hepimizin son çığlığı olacak. Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

YALNIZLIĞIN ÇAĞINDA ÖLÜME SÜRÜKLENENLER Bugün bir kişi daha aramızdan sessizce ayrıldı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden kendini Boğaz’ın soğuk sularına bıraktı. Kimliği İlhan Arık. 41 yaşında. Ne umutlarla doğmuş, büyümüş, yaşamıştı kim bilir... Ama sonunda, sesini kimsenin duymadığı bir feryatla veda etti bu dünyaya. Bu sadece bir haber değil. Bu bir alarmdır. Bir manifestodur artık: İNTİHAR ÇAĞI BAŞLIYOR! Yalnızlığı sevimli gösteren, Bireyselliği "özgürlük" maskesiyle pompalayan, Aileyi "yük", milleti "sözde baskı" ilan eden bir toplum mühendisliği başarıya ulaşıyor. Ve işte sonuç: Sessiz bir çöküş. Sessiz ölümler. Antidepresanlarla uyutulmuş, ekran karşısında çürümeye terk edilmiş bir kuşak… "İyi misin?" diye soracak bir dostu kalmamış milyonlar… Ve her geçen gün sayıları artıyor. 🔴 Manevi değerler zayıflıyor. 🔴 Aile bağları kopuyor. 🔴 Dayanışma yok ediliyor. 🔴 İnsan, insana yabancı hale getiriliyor. Sistemin dayattığı modern yalnızlık, artık insanları topyekûn ölüme çağırıyor. Ve biz, “bireysel tercihler” diyerek izlemekle yetiniyoruz. Hayır, bu bir bireysel tercih değil! Bu, toplumsal bir trajedidir. Bu, insanı insan olmaktan çıkaran bir sistemin sonucudur. Bu ülke, aileyle güçlüydü. Bu millet, değerleriyle ayakta kaldı. Şimdi ise herkes kendi ekranına gömülmüş, Kimse kimseyi duymuyor, görmüyor, hissetmiyor. Eğer dur demezsek… Eğer değerlerimize, ailemize, maneviyatımıza yeniden sahip çıkmazsak… Bugün İlhan, Yarın ben, Ertesi gün sen… Bu gidişat, sıradan bir “bireysel vaka” değildir. Bu, toplumun çürümeye yüz tuttuğunun ispatıdır. Bu bir uyarıdır. Uyanın! Yoksa bu sessizlik, bir gün hepimizin son çığlığı olacak. Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

137,320 görüntüleme

Gazze’de bir çocuk… Tir tir titriyor. Gözlerinde korku var, gözlerinde acı var… Ama gözlerinde yaş yok! Çünkü ağlamayı unuttu. Çünkü gözyaşını bile alacak kimsesi kalmadı. Başı sarılıyor… Belki biraz önce annesi enkaz altında can verdi. Belki babasının naaşına bile ulaşamadı. Belki tüm ailesi, bir bombayla yeryüzünden silindi. O çocuk bir hayal kurmuştu… Ümmet vardı hani? Müslümanlar birbirinin kardeşi değil miydi? Zulme uğrayınca yardıma koşmazlar mıydı? Ama yanıldı. Zulüm büyüyor. Şehit sayısı 60 bine yaklaştı. Bir soykırım yaşanıyor, hem de canlı yayında, dünyanın gözleri önünde. Ve kimse kılını kıpırdatmıyor! Arap liderleri saraylarında lüks içinde saltanatlarının bekasında… Mazlumların kanı pahasına bile olsa koltuklarını terk etmiyorlar. İsrail ise Bir devlet değil; Bir terör makinesidir. Çocuk, kadın, yaşlı, hasta… Ayırt etmeksizin katlediyor. Ve buna “savunma hakkı” deniliyor. Ne ahlâk kaldı ne hukuk ne insanlık ne de vicdan! Her susan kalp, bir bombanın pimidir. Her suskun zihin, işlenen zulme meşruiyet sağlar. Her gecikmiş tepki, bir çocuğun mezar taşına dönüşür. Bugün Filistin’de, Gazze’de öldürülen sadece insanlar değil, İnsanlıktır. Ümmetin onurudur. Adalet duygusudur. Ey insanlık: 1. Zulme ses çıkar! Tarafını belli et. Tarafsızlık, zalimin tarafında olmaktır. 2. Tüm İslam ülkeleri, derhâl diplomatik ve ekonomik yaptırımlarla İsrail’i izole etmelidir. 3. Arap liderlerine sesleniyoruz: Ya ümmetin yanında olun, ya da halklarınız sizi tarihin çöplüğüne gömecek! 4. İsrail ile iş birliği yapan her yönetim, bu zulmün suç ortağıdır. 5. Tüm dünyadaki vicdan sahibi insanlar birleşmeli, bu soykırımı durdurmak için ayağa kalkmalıdır. Ey dünya: Bir çocuğun korkusu, senin sessizliğin kadar büyüktür. Bir annenin çığlığı, senin kayıtsızlığın kadar yankısız kalır. Ve her şehidin kanı, bir gün hesap olarak döner! Filistin özgür olana kadar, susmak haramdır! Gazze yaşamalı, insanlık kazanmalı! Zulmün karşısında durmak iman borcudur! Yine marşlar söyleyeceğiz birlikte yine dabke ile coşacağız ama bizi unutanları unutmayacağız... Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar #GazzedeSoykırımVar

Gazze’de bir çocuk… Tir tir titriyor. Gözlerinde korku var, gözlerinde acı var… Ama gözlerinde yaş yok! Çünkü ağlamayı unuttu. Çünkü gözyaşını bile alacak kimsesi kalmadı. Başı sarılıyor… Belki biraz önce annesi enkaz altında can verdi. Belki babasının naaşına bile ulaşamadı. Belki tüm ailesi, bir bombayla yeryüzünden silindi. O çocuk bir hayal kurmuştu… Ümmet vardı hani? Müslümanlar birbirinin kardeşi değil miydi? Zulme uğrayınca yardıma koşmazlar mıydı? Ama yanıldı. Zulüm büyüyor. Şehit sayısı 60 bine yaklaştı. Bir soykırım yaşanıyor, hem de canlı yayında, dünyanın gözleri önünde. Ve kimse kılını kıpırdatmıyor! Arap liderleri saraylarında lüks içinde saltanatlarının bekasında… Mazlumların kanı pahasına bile olsa koltuklarını terk etmiyorlar. İsrail ise Bir devlet değil; Bir terör makinesidir. Çocuk, kadın, yaşlı, hasta… Ayırt etmeksizin katlediyor. Ve buna “savunma hakkı” deniliyor. Ne ahlâk kaldı ne hukuk ne insanlık ne de vicdan! Her susan kalp, bir bombanın pimidir. Her suskun zihin, işlenen zulme meşruiyet sağlar. Her gecikmiş tepki, bir çocuğun mezar taşına dönüşür. Bugün Filistin’de, Gazze’de öldürülen sadece insanlar değil, İnsanlıktır. Ümmetin onurudur. Adalet duygusudur. Ey insanlık: 1. Zulme ses çıkar! Tarafını belli et. Tarafsızlık, zalimin tarafında olmaktır. 2. Tüm İslam ülkeleri, derhâl diplomatik ve ekonomik yaptırımlarla İsrail’i izole etmelidir. 3. Arap liderlerine sesleniyoruz: Ya ümmetin yanında olun, ya da halklarınız sizi tarihin çöplüğüne gömecek! 4. İsrail ile iş birliği yapan her yönetim, bu zulmün suç ortağıdır. 5. Tüm dünyadaki vicdan sahibi insanlar birleşmeli, bu soykırımı durdurmak için ayağa kalkmalıdır. Ey dünya: Bir çocuğun korkusu, senin sessizliğin kadar büyüktür. Bir annenin çığlığı, senin kayıtsızlığın kadar yankısız kalır. Ve her şehidin kanı, bir gün hesap olarak döner! Filistin özgür olana kadar, susmak haramdır! Gazze yaşamalı, insanlık kazanmalı! Zulmün karşısında durmak iman borcudur! Yine marşlar söyleyeceğiz birlikte yine dabke ile coşacağız ama bizi unutanları unutmayacağız... Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar #GazzedeSoykırımVar

33,045 görüntüleme

Videos

Z_Efiloglu's profile picture

Padişah, baş vezire sormuş: — Eğitim mi önemlidir, karakter mi? Vezir hiç düşünmeden cevap vermiş: — Karakter önemlidir, sultanım. Bunun üzerine padişah, memleketin dört bir yanına tellallar göndermiş: — Duyduk duymadık demeyin! En iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın ödül verilecektir! Yapılan değerlendirmeler sonucunda bir kişi, “ülkenin en iyi hayvan eğiticisi” seçilerek padişahın huzuruna çıkarılmış. Padişah sormuş: — Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar sürede öğretebilirsin? Eğitici cevap vermiş: — Altı ayda öğretirim, padişahım. Aradan altı ay geçmiş. Eğitici yeniden huzura alınmış. Padişah sormuş: — Öğrettin mi? — Öğrettim, padişahım. Saray erkânı toplanmış. Hünerli kedi, elinde tepsiyle servis yapmaya başlamış. Tam baş vezirin önüne geldiği sırada padişah sormuş: — Ey vezir! Söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi? Vezir, padişahın sorusuna cevap vermeden önce kaftanının altında sakladığı bir fareyi yere bırakmış. Fareyi gören kedi, tepsiyi attığı gibi onun peşinden koşmaya başlamış. Böylece altı aylık eğitim bir anda boşa gitmiş. Bunun üzerine vezir, padişahın sorusunu cevaplamış: — Karakter önemlidir, padişahım. Önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan bu kedi gibi, eline bir fırsat geçtiğinde çıkarının peşinden koşan, değerlerini hiçe sayan, eğitimli ama karakteri zayıf insanlardan da Rabbim herkesi korusun.

Zekeriya EFİLOĞLU

53,268 görüntüleme • 4 gün önce

Z_Efiloglu's profile picture

Manifest Grubu'nun bu kadar çocuğu nasıl etki alanına alabildiği bence çok iyi araştırılıp incelenmelidir. Hatta üzerine tez yazılmalıdır... İzmir Konserine 150 bin kişi katılmış...Vay be... YANİ: Neredeyse çıplak sahneye çıkacaksın... Sahnede erotik danslar yapacaksın... Çocuk kostümlerini kullanacaksın... Ses neredeyse vasat olacak... Müzik yerlerde... Korumaya çalıştığımız çocuklar bu konserlere nasılsa engel olmadan gidebilecek... Anne ve babalar engel olmayacak... Sözler hiç araştırılmayacak... Bu grubun neye hizmet ettiği hiç sorgulanmayacak... AMA KATILIM... Her yerde izdiham... K-POP Müzik gruplarına havale edilen CİNSİZYSİZLEŞTİRME Projeleri üzerine çok konuştum çok yazdım. Başta İHL olmak üzere çocuklarımızın neredeyse bir çoğunun KORE hayranı bu grupları nasıl takip ettiklerini de... Ayrıca müzik tınılarının kişilik, kimlik ve karakter oluşumlarında nasıl etkili olduğunu şeytani ve rahmani frekanslarla ve sözlerle bunun nasıl gerçekleştiğini de çok yazdım çok anlattım... Bize hak vermeleri için ALLAH KORUSUN KAHRAMANMARAŞ ve ŞANLIURFA gibi okul olayları olması gerekiyordu sanırım... Şimdi soruyorum: İktidarın tüm nimetlerinden faydalanan ama hala eleştirmeye devam eden, sözde çocuklar, aileler, ahlak ve maneviyat için örgütlenen, kurulan, faaliyet gösteren bu kadar çok ama çok YAPI (cemaat, tarikat, sendika, stk, cemiyet) varken, iki yüz binlere yaklaşan bir diyanet teşkilatı ortadayken, bir milyondan fazla eğitim camiası mevcutken, her yerde mantar gibi biten üniversiteler varken çocuklarımız nasıl oluyor da elimizden sabun köpüğü gibi kayıyor? Nasıl oluyor da % 80'i yurt dışına kaçmak istiyor? Nasıl oluyor da ülkesine vatanına milletine inançlarına değerlerin düşman olarak yetişiyor? Nasıl oluyor da deizm ateizm agnostisizm ve apeteizm artıyor? Nasıl oluyor da aile ve ahlak değerleri önceden azar azardı şimdi durdurulmaz bir çığ gibi bozulmaya devam ediyor? Ben cevabını biliyorum. 16. Devletimizi tek kurşun atmadan aile ve ahlak değerlerini bitirerek yıkmaya çalışıyorlar diğer 15 devletimizi aynı oyunlarla yıktıkları gibi...

Zekeriya EFİLOĞLU

98,011 görüntüleme • 29 gün önce

Z_Efiloglu's profile picture

Anne ve babası, oğullarını her yıl yaz tatilinde büyükannesinin yanına gönderir; ona trende eşlik eder ve ertesi gün aynı trenle evlerine dönerlerdi. Çocuk biraz büyüdüğünde: — Artık büyüdüm. Bu yıl büyükannemin yanına tek başıma gitmeyi denesem? dedi. Kısa bir tartışmanın ardından anne ve babası bunu kabul etti. İstasyonda, onu el sallayarak uğurlarken, vagonun penceresinden son tembihlerini bir kez daha sıraladılar. Çocuk: — Evet, biliyorum, biliyorum... Yüzlerce kez söylediniz. Tamam! dedi. Tren hareket etmek üzereyken babası: — Oğlum, olur da kendini rahatsız, yalnız ya da korkmuş hissedersen, bu senin için, dedi ve cebine küçük bir not bıraktı. Çocuk, bunun sadece bir kâğıt parçası olduğunu düşünerek pek önemsemedi. Tek başına çıktığı yolculuk başlamıştı. Etrafında yabancı insanlar vardı. Kimileri birbirleriyle itişip bağrışıyor, kimileri yüksek sesle gülüyor, kompartımana sürekli insanlar girip çıkıyordu. Bir süre sonra kondüktör geldi ve biletine baktı. — Yalnız yolculuk yapıyorsun, öyle mi? diye sordu. Bir yolcu ona acıyarak baktı, bir başkası ise sert ve sorgulayan gözlerle süzdü. Aralarında fısıldaşmaya başladılar. Çocuk bir anda kendini huzursuz hissetti. Her bakış, içindeki tedirginliği biraz daha artırıyordu. Başını öne eğdi, koltuğun köşesine büzüştü ve dışarıyı yalnızlığın verdiği hüzünle izlemeye başladı. Anne ve babasını arayan gözleri dolmuştu. Tam o sırada, babasının cebine koyduğu ve önemsemediği not aklına geldi. Notu çıkarıp açtı. Kâğıtta şu satırlar yazıyordu: “Oğlum, Biz son vagondayız. Uzaklarda da olsak, gücümüz ve ömrümüz yettiği sürece, her zaman son vagondayız.” Anne ve babalar, çocuklarının hayat yolculuğunda her zaman yanlarında yürüyemezler. Ancak sevgileri, destekleri ve duaları, görünmeseler bile daima onların arkasındadır. Çünkü gerçek sevgi, gerektiğinde geride durup güven vermeyi bilmektir. Ve çocuk ne kadar büyürse büyüsün, anne-babasının yüreği hep onun bulunduğu trenin son vagonunda kalır.

Zekeriya EFİLOĞLU

15,733 görüntüleme • 14 gün önce

Z_Efiloglu's profile picture

Sanat mı, Ahlak Erozyonu mu? Bu Sessizlik Artık Bitmeli! 2025 yazında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda yaşananlar, artık sadece bir sahne performansı değil; kültürel yozlaşmanın, ahlaki çöküşün ve vicdan yitimimizin sahneye taşınmış halidir. Hadise isimli pop figürünün, yataklı-duşlu-lateksli bir "gösteri" adı altında yaptığı bu sunum, sanat kisvesi altında millete dayatılan ucuz cinsellik şovlarının en güncel örneğidir. Bu bir konser değil, bir kültürel işgaldir. Bu bir şarkı değil, aklın ve ahlakın sınırlarını zorlayan bir kışkırtmadır. Gazze yanıyor. Binlerce çocuk katlediliyor, kadınlar ağlıyor, toprak kana bulanıyor. Dünya vicdanını kaybetmişken, başka sanatçılar sahneye Filistin bayrağı ile çıkarken biz bu ülkede sahnede duş alan birine "sanatçı" diyoruz. Sahneye yatak taşıyanı "vizyoner" diye alkışlıyoruz. Oysa bu bir vizyon değil, bu bir hicaptır. Ahlakın, değerin, asaletin kaybolduğu bir çağın çırılçıplak itirafıdır. Hadise gibi figürlerin, sanat adı altında yaptıkları bu gösteriler; gençlere neyi örnek gösteriyor? Şöhretin bedenle kazanıldığını mı? Başarıya giden yolun edepsizlikten geçtiğini mi? Sessiz kalırsak bu tablo normalleşecek. Bu, sadece Hadise meselesi değildir; bu, bir zihniyet meselesidir. Bu ülke değerlerini kaybetmeyecek. Çünkü biz bu toprağın kökünde edep var, haya var, inanç var, direniş var, diyoruz. Ve Harbiye’nin sahnesinden yükselen rezilliğe bu tarz tüm rezilliklere karşı, haykırıyoruz: "Sahne sanatın değil, şehvetin alanı olamaz!" "Şarkı, ahlakı öldürdüğünde artık o ses değil, çığlıktır!" "Sanatçının suskunluğu da, ahlaksızlığı da sorumludur!" Gençliğimizi, kültürümüzü, kadın onurunu ve milletin vicdanını hiçe sayan bu tarz gösteriler karşısında susmayacağız. Bu toplumun hâlâ inancı olan, değeri olan, duruşu olan milyonlarca ferdi var. Ve bu ses, bu yozlaşmaya karşı artık yükselecek! Bu rezilliğe bir dur denmeli. Çünkü sanat, insanı yüceltir; aşağı çekmez. Çünkü sanat, vicdanla yoğrulur; ucuz şovla değil! Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

180,556 görüntüleme • 1 yıl önce

Z_Efiloglu's profile picture

Bu bir uyarıdır. Bu bir feryattır. Bu bir isyandır! Yıllardır çocuklarımızı "başarı" adı altında dört duvar arasına hapsettik. Test çözdürdük, ezberlettik, yarışa soktuk. Başarıyı sadece sınav sonuçlarına, diploma notlarına, dereceye indirgedik. Ama ne pahasına? Evde annesine yardım etmeyen, babasını insan yerine koymayan, sofra kurmayan, kendi yatağını toplamayan, tuzluğu uzatmayan, "Teşekkür ederim" demeyi bile gereksiz gören bir robot nesli inşa ettik. Sadece çalıştı. Sadece test çözdü. Sadece odasında yaşadı. Ama yaşamayı öğrenemedi. Birlikte hareket etmeyi öğrenemedi. İnsan olmayı öğrenemedi. Yeter! Ders çalışmak, insan olmaya engel değil; ama biz onu insanlığın önüne koyduk. Sınav kazanmak, hayatı anlamak değil; ama biz ona hayat dedik. Akademik başarı, karakter değildir; ama biz karakteri yok saydık. Kendini ifade edemeyen, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, göz teması kuramayan, elini cebinden çıkarmayan, selam vermeyi bilmeyen ama paragraf sorularında full çeken bir ruhsuzluk salgını başladı. Artık susmayacağız! Çocuğun eline sadece kitap vermekle değil, elinden tutup hayata çıkarmakla görevliyiz. Sadece zekâsını değil, vicdanını, merhametini, sosyal bilincini geliştirmek zorundayız. Ev işinden kaçan değil, evini sahiplenecek çocuklar yetiştirmeliyiz. Konuşmaktan korkan değil, fikrini cesurca söyleyen gençler istemeliyiz. Bu düzenin adı başarı değil; duygusal ihmaldir. Bu sistemin adı eğitim değil; insani yıkımdır. Yeni nesil, sadece sınav kazanmak için değil; hayatla baş edebilmek için yetiştirilmeli! Bu bir çağrıdır: Ailelere, öğretmenlere, okullara, yöneticilere, tüm topluma... Eğitimi insanîleştirin! Karakteri önceleyin! Sorumluluk kazandırın! Sadece başarmayı değil, yaşamayı öğretin! Ve unutmayın: Yüksek notlar her zaman yüksek insanlık demek değildir. Ama iyi bir insan, her zaman toplumun en büyük kazancıdır. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

185,270 görüntüleme • 1 yıl önce

Z_Efiloglu's profile picture

Yazın kenara lazım olur...

Zekeriya EFİLOĞLU

56,843 görüntüleme • 4 ay önce

Z_Efiloglu's profile picture

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın “İmtihan dünyası.” de geç git, sen onlar gibi olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, ama bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, ama sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha!.. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Çünkü sen çünkü sen çok özel bir insansın unutma…. "Kendine Bir İyilik Yap" Kitabımdan

Zekeriya EFİLOĞLU

27,386 görüntüleme • 4 ay önce

Bu ülkede bir yanlış var. Ve bu yanlış artık susarak düzelmeyecek kadar büyüdü. Bugün; İnsanlar fuhuş yapmak istese 1000 liraya, 2000 liraya, 5000 liraya "beden" bulabiliyorlar. Ama bir ömür helal dairede yaşamak bir yuvaya kavuşmak istediklerinde önlerine 1 milyonluk 1.5 milyonluk duvarlar örülüyor. Düğün masrafı, altın masrafı, ev masrafı, çeyiz listesi... Sanki ev değil, lüks villa almak isteniyor. Ve sonra da utanmadan hayretle şu soruluyor: “Neden gençler evlen(e)miyor?” “Neden nikâh değil, birlikte yaşamak tercih ediliyor?” (Zinhar yanlış) “Neden boşanmalar artıyor?” NEDENİ BELLİ. Çünkü ahlak zor haram kolay. Çünkü helale ulaşmak çileli harama ulaşmak ucuz. Çünkü biz, evliliği kutsallıktan çıkarıp bir “tüketime”, bir “gösterişe” kurban ettik. BU SİSTEM, AHLAKI EZİYOR. Aileler "aman elalem ne der" diye, çocuklarının evliliklerini geciktiriyor. Gösterişli düğünler için kiraya bile razı olunuyor ama sade bir nikâha burun kıvrılıyor. "Yuvanızda mutlu olun" denmiyor, "Kaç gram altın taktılar?" diye soruluyor. Ve bu ağır şartlar altında gençler yuvadan önce umutlarını yitiriyor. Sonra bir de yozlaşmış sistemin ortasına bırakılıyorlar. Zinanın serbest olduğu, ahlaksızlığın özgürlük kılığına sokulduğu bir dünyada, fıtratıyla savaşmaya zorlanan bir gençlik var. SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ: Biz, helal yaşamak isteyenlerin sesiyiz. Biz, ahlakın ayakta kalmasını isteyenlerin çığlığıyız. Biz, fıtratı savunan, aileyi koruyan, iffetli bir toplumun hayalini kuranlarız. Evlenmek kolaylaştırılsın! Gösteriş değil, sadelik övülsün! Helale ulaşmak zor değil en kolay yol olsun! ÇÜNKÜ BİLİYORUZ: Bir milletin ahlakı çökünce devleti de uzun süre ayakta kalamaz. Bir toplumda nikâh küçümsenir, haram yüceltilirse orada vicdan ölür. ÇAĞRIMIZ NET: Evlilik lüks değil, bir ihtiyaçtır. Ahlak yük değil, bir onurdur. Aile yük değil, bir kaledir. Bu kaleyi ancak biz koruyabiliriz. Güçlü durarak, doğruyu savunarak, helale sahip çıkarak. Toplum ancak inşa edersek kurtulur. Ve inşa, aileyle başlar. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar
1:28

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Z_Efiloglu's profile picture

Bu ülkede bir yanlış var. Ve bu yanlış artık susarak düzelmeyecek kadar büyüdü. Bugün; İnsanlar fuhuş yapmak istese 1000 liraya, 2000 liraya, 5000 liraya "beden" bulabiliyorlar. Ama bir ömür helal dairede yaşamak bir yuvaya kavuşmak istediklerinde önlerine 1 milyonluk 1.5 milyonluk duvarlar örülüyor. Düğün masrafı, altın masrafı, ev masrafı, çeyiz listesi... Sanki ev değil, lüks villa almak isteniyor. Ve sonra da utanmadan hayretle şu soruluyor: “Neden gençler evlen(e)miyor?” “Neden nikâh değil, birlikte yaşamak tercih ediliyor?” (Zinhar yanlış) “Neden boşanmalar artıyor?” NEDENİ BELLİ. Çünkü ahlak zor haram kolay. Çünkü helale ulaşmak çileli harama ulaşmak ucuz. Çünkü biz, evliliği kutsallıktan çıkarıp bir “tüketime”, bir “gösterişe” kurban ettik. BU SİSTEM, AHLAKI EZİYOR. Aileler "aman elalem ne der" diye, çocuklarının evliliklerini geciktiriyor. Gösterişli düğünler için kiraya bile razı olunuyor ama sade bir nikâha burun kıvrılıyor. "Yuvanızda mutlu olun" denmiyor, "Kaç gram altın taktılar?" diye soruluyor. Ve bu ağır şartlar altında gençler yuvadan önce umutlarını yitiriyor. Sonra bir de yozlaşmış sistemin ortasına bırakılıyorlar. Zinanın serbest olduğu, ahlaksızlığın özgürlük kılığına sokulduğu bir dünyada, fıtratıyla savaşmaya zorlanan bir gençlik var. SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ: Biz, helal yaşamak isteyenlerin sesiyiz. Biz, ahlakın ayakta kalmasını isteyenlerin çığlığıyız. Biz, fıtratı savunan, aileyi koruyan, iffetli bir toplumun hayalini kuranlarız. Evlenmek kolaylaştırılsın! Gösteriş değil, sadelik övülsün! Helale ulaşmak zor değil en kolay yol olsun! ÇÜNKÜ BİLİYORUZ: Bir milletin ahlakı çökünce devleti de uzun süre ayakta kalamaz. Bir toplumda nikâh küçümsenir, haram yüceltilirse orada vicdan ölür. ÇAĞRIMIZ NET: Evlilik lüks değil, bir ihtiyaçtır. Ahlak yük değil, bir onurdur. Aile yük değil, bir kaledir. Bu kaleyi ancak biz koruyabiliriz. Güçlü durarak, doğruyu savunarak, helale sahip çıkarak. Toplum ancak inşa edersek kurtulur. Ve inşa, aileyle başlar. Zekeriya EFİLOĞLU Eğimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

51,093 görüntüleme • 1 yıl önce

Z_Efiloglu's profile picture

Mutluluğu aradığımız her yerden bulamadık… Çünkü yanlış yerde aradık. Evliliğinde huzuru kaybeden, eşiyle iletişim kuramayan, kalbi kırılmış herkes için bu video bir hatırlatma niteliğinde. Gerçek huzur; ne modada, ne geleneklerde, ne “el âlem ne der” düşüncesinde… Gerçek huzur Kur’an’a ve Peygamberimizin örnekliğine dönmekte saklı. Evlilikte huzurun formülünü arıyorsan, bu video senin için. Asırlar önce verilen o sırrı gelin birlikte hatırlayalım. 00:00 - Intro 01:26 - Zekeriya Efiloğlu Kimdir? 01:45 - Zekeriya Efiloğlu'nun Kısaca Hayat Tecrübeleri 05:28 - İnsanın Sevgi Eksikliği Nasıl Dolar? 08:02 - ''Zor Zamanlar Güçlü İnsanlar Doğurur.'' 09:26 - Mutlu Bir Aile Nasıl Oluşturulur? 11:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Veda Hutbesinde Miras Bıraktığı 2 Kavram 11:46 - ''Allah'ın Emri, Peygamberin Kavli'' 13:26 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Evlilik Ahlakı 14:00 - Hz. Muhammed (S.A.V.) ile Hz. Aişe (R.A.) Arasındaki Tartışma 14:28 - Hz. Aişe'nin (R.A.) Tabak Kırma Kıssası 15:00 - Mutlu Bir Evlilik İçin Nereye Müracaat Etmeliyiz? 16:37 - Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Tebessüm Ettiren Bir Kıssası 17:42 - Evlilik İlişkisine Zarar Veren Hususlar Nelerdir? 24:17 - Merhamet, Sevgi, Saygı Gibi Kavramlar Sonradan Kazanılır Mı? 30:14 - Tıp Bilimindeki Bazı ''Telkin'' Deneyleri 31:43 - Kadın ve Erkeğin Evliliğe Bakış Açısındaki Farklar Nelerdir? 38:50 - Eşler Arasındaki Farklılıklar Evlilikte Sorun Teşkil Eder Mi? 40:46 - Aşk Üzerine Evlilik Kurulur Mu? Gerçek Aşk Nedir? 44:06 - Duygusal Boşluğu Olan Erkekler Ne Yapmalıdır? 46:09 - Eşlerin İhmal Etmemesi Gereken Önemli Hususlar 49:09 - Duygusal Boşanma Nedir? Bu Durum Telafi Edilebilir Mi? 50:27 - Narsist Bir Eşe Sahip Olan Kişinin Yapması Gerekenler 56:06 - Kapanış Çınaraltı çok teşekkür ederim...

Zekeriya EFİLOĞLU

38,182 görüntüleme • 9 ay önce

Z_Efiloglu's profile picture

Sana kötü bir şey söylendiği zaman sadece, “Öyle mi?” de, rahatla. Olumsuz bir şey duyduğunda, “Aman boş ver.” de, aldırma. Canını sıkan bir şey olduğunda, “Allah kerim.” de, devam et yoluna. Umutsuzluğa düştüğünde dua ipine sarıl, azimle çalış, “Rabbim çalışana verir.” de, mücadeleden vazgeçme. Çok hayırsız insanla karşılaşacak, vefasızlığa uğrayacaksın, “İmtihan dünyası.” de, geç git, sen onlardan olma. Hayat insana bir şey vermez, sen alabildiği al, “Neden daha fazla yok?” diye sorgulama. Mutluluk çoğu zaman seferi ertelenmiş tren gibi hep geç gelir “Öf” deme, sabret ve bekle, bulduğunda asla bırakma. Yaşamak göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Her aldığın nefesi keyifle, her yaşadığın anı neşeyle geçir; geçmişin acılarına, geleceğin hayallerine takılma. Yirmi yaşında ölüp seksen yaşında mezara girme. İstediklerin olmayınca şımarık bir çocuk gibi isyan etme. Seni Yaratan mutlaka bir hesap yapıyordur. Sana düşen evinin önünü süpürmek, ilk işe oradan başla. Allah’tan hep karşına iyi insanlar çıkarmasını iste ve onları biriktir. En çok sevdiklerin sana en çok değer verenler olsun, sakın onları çantada keklik görüp bülbül avına koşma. İnsanlarla gereksiz yere tartışma, “Selam.” de, geç git öfkesi zirve yapmış olanlarla yarışıp şeytan ipine binme. İlk sen özür dile, ilk sen affet ilk sen merhaba de. Varsın ne düşünürlerse düşünsünler sen bunu kendine saygın için yap nefsine mağlup olma. İnsanlar eleştiri yapmaya bayılır sadece bir kez dinle ve cevap verme. Özeleştiri yap, o davranış sende varsa düzelt yoksa bir daha konuşulanlara kulak asma. Hayatta en değerli insan sensin. Kendini kimseye onaylatmana gerek yok. Yüreğinin gücünün, aklının muazzamlığının ve gönlünün enginliğinin farkına var hayatı başkalarının insafına bırakma. Yaşarken özü başka, sözü başka, yüzü başka insanlar göreceksin. Hangi elbiseyi giyiyorsan ona göre davran. Dışın Mevlâna için Ebu Cehil gibi olmasın sakın ha. İnsanları yargılama, dedikodu yapma, günahına şahitlik etmiş olsan bile tövbesinden haberin olmayabilir bir de onun günahlarını sen üzerine alma. Kendine Bir İyilik Yap Kitabımdan Zekeriya EFİLOĞLU Eğitimci-Yazar

Zekeriya EFİLOĞLU

32,729 görüntüleme • 1 yıl önce