Zeki Kayahan Coşkun's banner
Zeki Kayahan Coşkun's profile picture

Zeki Kayahan Coşkun

@zekikayahan674,366 subscribers

Radyo programcısı. Hafta içi her gün Zekirdek (16.00-18.00) ve Matrax (22.00-01.00) ile Kafa Radyo’da. İletişim: [email protected]

Shorts

“Koymak” ne demek affedersin. Kimse, kimseye koymayacak. Başörtüsü eylemlerine katılırken, “koyulsun” diye katılmamıştım. Eşit, özgür yurttaş, toplumsal barış talebiyle oradaydım. Her zaman bir arada yaşamak gayemiz.

“Koymak” ne demek affedersin. Kimse, kimseye koymayacak. Başörtüsü eylemlerine katılırken, “koyulsun” diye katılmamıştım. Eşit, özgür yurttaş, toplumsal barış talebiyle oradaydım. Her zaman bir arada yaşamak gayemiz.

1,245,801 views

Çocukları korumak, sokaklarda, piknikte, okul yolunda, gece eve girişte huzurlu olmak benim tercihim… Bu ırkçılıksa ırkçıyım arkadaş. Bununla kültürel doku uyuşmazlığım var. Bu ne ya? Ne yapacağız biz böyle? Mecbur muyuz?

Çocukları korumak, sokaklarda, piknikte, okul yolunda, gece eve girişte huzurlu olmak benim tercihim… Bu ırkçılıksa ırkçıyım arkadaş. Bununla kültürel doku uyuşmazlığım var. Bu ne ya? Ne yapacağız biz böyle? Mecbur muyuz?

1,158,237 views

Trump: Bak enerji kaynaklarınızı vururum… Korktunuz mu? İran: Yav he he… Trump: Yer altını delen füzeler atarım… Şimdi korktunuz mu? İran: Hadi la deli… Trump: 48 saat içinde güneşinizi söksem, bulutunuzu ısırsam, cildinizi tırmalasam…. Şimdi? İran: Korkmadık… Trump: İran bizimle anlaşma yapıp, barışmak istiyor. Bunu düşüneceğim. Çocuk yapmaz şunun yaptığını… Ya da yapar…

Trump: Bak enerji kaynaklarınızı vururum… Korktunuz mu? İran: Yav he he… Trump: Yer altını delen füzeler atarım… Şimdi korktunuz mu? İran: Hadi la deli… Trump: 48 saat içinde güneşinizi söksem, bulutunuzu ısırsam, cildinizi tırmalasam…. Şimdi? İran: Korkmadık… Trump: İran bizimle anlaşma yapıp, barışmak istiyor. Bunu düşüneceğim. Çocuk yapmaz şunun yaptığını… Ya da yapar…

58,064 views

Günde ortalama 108 hasta bakan, Ergani Devlet Hastanesi’nin tek göz hekimi mesaisi bitince evine gitmek istiyor… Hasta başına soluksuz yaklaşık 4 dakika yapar… Çalışmaya devam etmesini isteyen hastalar, doktorun odadan çıkmasını engellemiş haber kaynaklarına göre… Hekim, hastane güvenliğinin yardımıyla yuhalanarak ancak çıkabilmiş hastaneden. Dilerim o tek hekim de bırakır görevini. Teşekkür edileceğine yuhalamak bir de… Hekimler, hekim sendikaları içine düştükleri bu durumu anlatmak için eylemler yapıyorlar, iş bırakıyorlar, randevu istiyorlar ama seslerini duyan yok. Kaybeden kim mi? Halk… Doktora ulaşmak, randevu bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Günde ortalama 108 hasta bakan, Ergani Devlet Hastanesi’nin tek göz hekimi mesaisi bitince evine gitmek istiyor… Hasta başına soluksuz yaklaşık 4 dakika yapar… Çalışmaya devam etmesini isteyen hastalar, doktorun odadan çıkmasını engellemiş haber kaynaklarına göre… Hekim, hastane güvenliğinin yardımıyla yuhalanarak ancak çıkabilmiş hastaneden. Dilerim o tek hekim de bırakır görevini. Teşekkür edileceğine yuhalamak bir de… Hekimler, hekim sendikaları içine düştükleri bu durumu anlatmak için eylemler yapıyorlar, iş bırakıyorlar, randevu istiyorlar ama seslerini duyan yok. Kaybeden kim mi? Halk… Doktora ulaşmak, randevu bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

370,570 views

“Esenyurt’ta kediyi pembeye boyamışlar” haberlerinin altında “Hi Barbie” yorumları var. Normal… Ciddi bir duyarsızlaşma ve sürekli mavra kovalama var. Zamlara, kedi boyamaya, depremlere, ziftin pekine dönen hayata… Yetkililer? Onlar da kanıksamış sanırım olanı biteni diye düşünüyorum. Ben İçişleri Bakanı ya da İstanbul Valisi olsaydım işi gücü bırakır bu kediyi boyayanı bulurdum. Sokak sokak dolaşır, kameraları kontrol ederdim. Ben bunu yaptıkça ilçe emniyet müdürü, karakol komiseri, polis, mahallelinin duyarlılığı artardı. Kedisi boyanmayan ülkenin halkı da güvende olur. Hayvana bunu yapan insana neler yapmaz diye düşünür, düşündürtürdüm… Bu yüzden bakan, vali vs değilim. Daha çok kedi boyanır, köpeğin kuyruğu kesilir… Bugün kediyi boyan, yarın insanı yok eder. Bize Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, bakanlar lazım ama yok! Hi Barbie…

“Esenyurt’ta kediyi pembeye boyamışlar” haberlerinin altında “Hi Barbie” yorumları var. Normal… Ciddi bir duyarsızlaşma ve sürekli mavra kovalama var. Zamlara, kedi boyamaya, depremlere, ziftin pekine dönen hayata… Yetkililer? Onlar da kanıksamış sanırım olanı biteni diye düşünüyorum. Ben İçişleri Bakanı ya da İstanbul Valisi olsaydım işi gücü bırakır bu kediyi boyayanı bulurdum. Sokak sokak dolaşır, kameraları kontrol ederdim. Ben bunu yaptıkça ilçe emniyet müdürü, karakol komiseri, polis, mahallelinin duyarlılığı artardı. Kedisi boyanmayan ülkenin halkı da güvende olur. Hayvana bunu yapan insana neler yapmaz diye düşünür, düşündürtürdüm… Bu yüzden bakan, vali vs değilim. Daha çok kedi boyanır, köpeğin kuyruğu kesilir… Bugün kediyi boyan, yarın insanı yok eder. Bize Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, bakanlar lazım ama yok! Hi Barbie…

274,437 views

Mültecileri gönderme vaadiyle oy alan Sinan Oğan’ın bu dönüşü ve kararı beni şaşırtmadı. Ben en çok kırmızılı arkadaşa üzüldüm.

Mültecileri gönderme vaadiyle oy alan Sinan Oğan’ın bu dönüşü ve kararı beni şaşırtmadı. Ben en çok kırmızılı arkadaşa üzüldüm.

218,726 views

Emperyalist güçlerin İran, Venezuela gibi ülkeleri darmadağın etmesinden çıkarılacak dersler var… Bir ülke, bu tür durumlarda hedef olmaktan korunmak için ne yapmalı? ✅ İran ve Venezuela örneklerinde görüyoruz ki halklar iç siyaset eliyle, parti devleti yaklaşımıyla birbirinden ayrı düşmüş, nefret ettirilmiş, kutuplaştırılmış… Halkın bir bölümü saldırıları mutlulukla karşılarken, bir bölümü saldırıya tepki gösteriyor... Benzeri durum Irak’ta, Libya’da, Suriye’de de yaşandı... Plan hep aynıydı. Parti devleti… Tüm gücün bir yerde toplanması, gücüm kurumlarla paylaşılmaması, kutuplaşmış, birbirine düşmanlaştırılmış halk, zayıf düşmüş ülke… Beş çıtayı kırmak kolaydır… On çıta, sımsıkı bir arada olursa kırmak zorlaşır… ✅ Devletin gücü, muhalefeti susturmasında değil muhalefete alan açabilmesindedir... Farklı düşünceler tehdit olarak algılanmamalı, sistemin güvencesi olarak değerlendirilmeli… Eleştirinin olmadığı yerde hata büyür, hata büyüdükçe ülke zayıflar… Avrupa ülkelerinin gücü en başta buradan gelir. ✅ Yargı, kurumlar ve güvenlik birimleri siyasal amaçlarla kullanıldığında kısa vadede kontrol sağlanabilir fakat uzun vadede devletin; halkın tamamı tarafından kabullenilmesi ve geçerliliği zarar görür… Zarar gördüğünde dış baskılar daha etkili hale gelir. Dış müdahalelerde halk siyasallaşmış güvenlik güçlerinin yanında yer almaz ve sessiz kalır. Hatta müdahaleden mutlu bile olur… ✅ Bir ülkenin en büyük savunma hattı tankından, tüfeğinden, füzesinden vs. den çok hukuka, sisteme güvenen bütün vatandaşlarıdır... Toplumsal güven yoksa, halk bölünmüşse, dış tehditler ülke içinde karşılık bulur. ✅ Eğitimli, özgür düşünebilen, eleştirebilen bir gençlik, sanat gerçek stratejik güçtür… Beyin göçü veren ülke olmak yerine beyin göçü alan ülke olmak zorunluluktur… ✅ Gerçek bağımsızlık üretimle, bilimle, hukukun üstünlüğüyle, adaletle korunur… Bir ülke kendi vatandaşlarını birbirinden ayırmadan tamamına güven veremiyorsa, dışarıdan gelecek hiçbir ittifak, hiçbir güç onu kurtaramaz. ✅ Dışarıdan gelen emperyal güçlerin amacı da özgürlük, demokrasi vs. değildir. Onlar ülkenin yer altı, yer üstü kaynaklarını sömürmek için bahane ararlar… Demokrasi, özgürlük gelseydi Irak’a, Libya’ya, Suriye’ye gelirdi. Film hep aynı sebeplerle başlar, aynı sonla biter… Tarih, benzeri filmlerle doludur. Bir ülkenin en sağlam savunması, birleşmiş bir toplumdur…

Emperyalist güçlerin İran, Venezuela gibi ülkeleri darmadağın etmesinden çıkarılacak dersler var… Bir ülke, bu tür durumlarda hedef olmaktan korunmak için ne yapmalı? ✅ İran ve Venezuela örneklerinde görüyoruz ki halklar iç siyaset eliyle, parti devleti yaklaşımıyla birbirinden ayrı düşmüş, nefret ettirilmiş, kutuplaştırılmış… Halkın bir bölümü saldırıları mutlulukla karşılarken, bir bölümü saldırıya tepki gösteriyor... Benzeri durum Irak’ta, Libya’da, Suriye’de de yaşandı... Plan hep aynıydı. Parti devleti… Tüm gücün bir yerde toplanması, gücüm kurumlarla paylaşılmaması, kutuplaşmış, birbirine düşmanlaştırılmış halk, zayıf düşmüş ülke… Beş çıtayı kırmak kolaydır… On çıta, sımsıkı bir arada olursa kırmak zorlaşır… ✅ Devletin gücü, muhalefeti susturmasında değil muhalefete alan açabilmesindedir... Farklı düşünceler tehdit olarak algılanmamalı, sistemin güvencesi olarak değerlendirilmeli… Eleştirinin olmadığı yerde hata büyür, hata büyüdükçe ülke zayıflar… Avrupa ülkelerinin gücü en başta buradan gelir. ✅ Yargı, kurumlar ve güvenlik birimleri siyasal amaçlarla kullanıldığında kısa vadede kontrol sağlanabilir fakat uzun vadede devletin; halkın tamamı tarafından kabullenilmesi ve geçerliliği zarar görür… Zarar gördüğünde dış baskılar daha etkili hale gelir. Dış müdahalelerde halk siyasallaşmış güvenlik güçlerinin yanında yer almaz ve sessiz kalır. Hatta müdahaleden mutlu bile olur… ✅ Bir ülkenin en büyük savunma hattı tankından, tüfeğinden, füzesinden vs. den çok hukuka, sisteme güvenen bütün vatandaşlarıdır... Toplumsal güven yoksa, halk bölünmüşse, dış tehditler ülke içinde karşılık bulur. ✅ Eğitimli, özgür düşünebilen, eleştirebilen bir gençlik, sanat gerçek stratejik güçtür… Beyin göçü veren ülke olmak yerine beyin göçü alan ülke olmak zorunluluktur… ✅ Gerçek bağımsızlık üretimle, bilimle, hukukun üstünlüğüyle, adaletle korunur… Bir ülke kendi vatandaşlarını birbirinden ayırmadan tamamına güven veremiyorsa, dışarıdan gelecek hiçbir ittifak, hiçbir güç onu kurtaramaz. ✅ Dışarıdan gelen emperyal güçlerin amacı da özgürlük, demokrasi vs. değildir. Onlar ülkenin yer altı, yer üstü kaynaklarını sömürmek için bahane ararlar… Demokrasi, özgürlük gelseydi Irak’a, Libya’ya, Suriye’ye gelirdi. Film hep aynı sebeplerle başlar, aynı sonla biter… Tarih, benzeri filmlerle doludur. Bir ülkenin en sağlam savunması, birleşmiş bir toplumdur…

29,379 views

Sayın Kılıçdaroğlu çok rahat, çok sakin. Kendisine fetönün ortağı demesine, sürekli laflar etmesine rağmen, “muharreme kırgın mısınız” sorusuna; değilim deyip geçecek, uzatmayacak kadar yüce gönüllü. Böyle devam dede.

Sayın Kılıçdaroğlu çok rahat, çok sakin. Kendisine fetönün ortağı demesine, sürekli laflar etmesine rağmen, “muharreme kırgın mısınız” sorusuna; değilim deyip geçecek, uzatmayacak kadar yüce gönüllü. Böyle devam dede.

184,508 views

Halk bilinçli, güçlü ve haklarının farkında olunca sonuç böyle oluyor.‼️ Not: Korkak, sinmiş, yalanlara kanmaya hevesli ülkelerin halkları için bu videonun anlamı yoktur.

Halk bilinçli, güçlü ve haklarının farkında olunca sonuç böyle oluyor.‼️ Not: Korkak, sinmiş, yalanlara kanmaya hevesli ülkelerin halkları için bu videonun anlamı yoktur.

136,434 views

Sıra kedilere ne zaman gelecek diye düşünüyordum ben de… Öncelikle şu “başıboş” ifadesinden tiksindiğimi belirtmek isterim. Tamamen bir algı çalışması ve toplumun zihnini hazırlama çabası olduğunu düşünüyorum. Köpek, kedi başıboş da… Martı, güvercin başı dolu mu? Sonra ne olacak? Başıboş çocuklara, başıboş kadınlara, başıboş emeklilere, başıboş sokak insanlarına da sıra gelecek mi sıra? Sarı öküzü vermeyin… Hayal bu ya; çıkıp başıboş kadınlar sokakta olmasın, evde otursun (gülme) derler ve bir tasarı hazırlanır, trollerle, bot hesaplarla algı oluştururlarsa ne yapabilirsin? Köpekler sarı öküzdür. Sonra sıra kediye gelir… Bir bakmışsın sonra insan… İmdat dersin, yok mu sesimi duyan? Artık her şey için çok geçtir…

Sıra kedilere ne zaman gelecek diye düşünüyordum ben de… Öncelikle şu “başıboş” ifadesinden tiksindiğimi belirtmek isterim. Tamamen bir algı çalışması ve toplumun zihnini hazırlama çabası olduğunu düşünüyorum. Köpek, kedi başıboş da… Martı, güvercin başı dolu mu? Sonra ne olacak? Başıboş çocuklara, başıboş kadınlara, başıboş emeklilere, başıboş sokak insanlarına da sıra gelecek mi sıra? Sarı öküzü vermeyin… Hayal bu ya; çıkıp başıboş kadınlar sokakta olmasın, evde otursun (gülme) derler ve bir tasarı hazırlanır, trollerle, bot hesaplarla algı oluştururlarsa ne yapabilirsin? Köpekler sarı öküzdür. Sonra sıra kediye gelir… Bir bakmışsın sonra insan… İmdat dersin, yok mu sesimi duyan? Artık her şey için çok geçtir…

96,124 views

Dinleyicimiz Ender yayında. Bu köpeğe çarpmış ve yardım istemek için yayında. Çarpıp kaçmayan vicdanlı bir insan. Tebrikler👏👏 Dinleyicilerimizin yardımıyla açık klinik bulduk. Şimdi bu canı Başakşehir’de Animal Love isimli kliniğe yetiştiriyoruz. Lütfen böyle durumlarda kaçmayın, yalnız bırakmayın, araç sigortanız masrafları karşılıyor. Umarım yaşatabiliriz.

Dinleyicimiz Ender yayında. Bu köpeğe çarpmış ve yardım istemek için yayında. Çarpıp kaçmayan vicdanlı bir insan. Tebrikler👏👏 Dinleyicilerimizin yardımıyla açık klinik bulduk. Şimdi bu canı Başakşehir’de Animal Love isimli kliniğe yetiştiriyoruz. Lütfen böyle durumlarda kaçmayın, yalnız bırakmayın, araç sigortanız masrafları karşılıyor. Umarım yaşatabiliriz.

125,388 views

“Hem köpeğin o saatte orada ne işi varmış” Ha gayret, bunu da deyin tam olsun! Bir tane köpeğin tırnağını değişmem şununla…

“Hem köpeğin o saatte orada ne işi varmış” Ha gayret, bunu da deyin tam olsun! Bir tane köpeğin tırnağını değişmem şununla…

92,504 views

Trol ordusunu, fake hesapları yönetenler, bunlarla işbirliği yapanlar; hayvanseverliği cadılaştırmak isteyip, hayvanseverlerin sadece Cihangir’de, Etiler’de, sitelerde vs. yaşadığı, bir avuç elit olduğu argümanını da uydurup, bu manipülasyonu tekrar edip durdular… Twitter’da vicdanlı insanların sağduyulu mesajlarının altında; bu topraklarda hiç duymadığımız “itperest, köpektapar, köpekçi, mama lobisi, itlaaaaaaf, gebeeeerin, gebersinler” gibi akıl ve nezaket dışı, hep aynı, tek elden çıkmış yorumlarla saldırdılar, küçümsediler. Bu trol hareketini yönetenler, sahte, isimsiz hesaplarla kalabalıkmış gibi görünmeye çalıştılar ama bir eylem yapıp toplanamdılar. Çünkü gerçekte ya çok azdılar ya da yoktular. Bir şeyi hesap edemediler… Bu halkın vicdanını, merhametini unuttular. Merhamet öyle bir şeydir ki ne parti tanır ne siyaset ne ideoloji… Ekonomik krizin, alım gücünün düşmesiyle; birbirinden ayrı düşmüş, kutuplaşmış halk ortak, gerçek sorunlarında nicedir birleşiyordu. Gerçek gündemi hayat pahalılığı, ekmek, düşük maaşlar vs. olan halk, kamu vicdanını yaralayan hayvanlara yönelik bu trol hareketi karşısında da bir kez daha ortak ses çıkarıyor kanısındayım. Seküleri, muhafazakarı merhamet, vicdan çatısı altında toplanıyor. Bu halk, mahallesindeki köpeklerle aşını paylaşan, onlara Karabaş, Akbaş diye isim takmış, bir gün o köpekleri görmese tedirgin olmuş halktır. Trol hesaplarla manipülasyon ters tepiyor. Tutmuyor. Sevgi, merhamet, vicdan kazanıyor. Var olan sorun orta çağ yöntemleriyle değil; bilimle, merhametle, dayanışarak çözülmeli. #SOKAKHAYVANLARISAHİPSİZDEĞİL

Trol ordusunu, fake hesapları yönetenler, bunlarla işbirliği yapanlar; hayvanseverliği cadılaştırmak isteyip, hayvanseverlerin sadece Cihangir’de, Etiler’de, sitelerde vs. yaşadığı, bir avuç elit olduğu argümanını da uydurup, bu manipülasyonu tekrar edip durdular… Twitter’da vicdanlı insanların sağduyulu mesajlarının altında; bu topraklarda hiç duymadığımız “itperest, köpektapar, köpekçi, mama lobisi, itlaaaaaaf, gebeeeerin, gebersinler” gibi akıl ve nezaket dışı, hep aynı, tek elden çıkmış yorumlarla saldırdılar, küçümsediler. Bu trol hareketini yönetenler, sahte, isimsiz hesaplarla kalabalıkmış gibi görünmeye çalıştılar ama bir eylem yapıp toplanamdılar. Çünkü gerçekte ya çok azdılar ya da yoktular. Bir şeyi hesap edemediler… Bu halkın vicdanını, merhametini unuttular. Merhamet öyle bir şeydir ki ne parti tanır ne siyaset ne ideoloji… Ekonomik krizin, alım gücünün düşmesiyle; birbirinden ayrı düşmüş, kutuplaşmış halk ortak, gerçek sorunlarında nicedir birleşiyordu. Gerçek gündemi hayat pahalılığı, ekmek, düşük maaşlar vs. olan halk, kamu vicdanını yaralayan hayvanlara yönelik bu trol hareketi karşısında da bir kez daha ortak ses çıkarıyor kanısındayım. Seküleri, muhafazakarı merhamet, vicdan çatısı altında toplanıyor. Bu halk, mahallesindeki köpeklerle aşını paylaşan, onlara Karabaş, Akbaş diye isim takmış, bir gün o köpekleri görmese tedirgin olmuş halktır. Trol hesaplarla manipülasyon ters tepiyor. Tutmuyor. Sevgi, merhamet, vicdan kazanıyor. Var olan sorun orta çağ yöntemleriyle değil; bilimle, merhametle, dayanışarak çözülmeli. #SOKAKHAYVANLARISAHİPSİZDEĞİL

69,860 views

Yunanistan’da çiftçiler hükümetin tarım politikaları; düşük alım fiyatları, artan üretim maliyetlerine karşı başlattığı eylem büyüyerek devam ediyor. Gümrük geçişlerini tırlara kapatmışlar. Az ilerideki gişeler Türkiye sınırı… Bu eylemin dikkat çeken iki yanı var… ✅ Hakkını örgütlenerek arayan, haksızlığı kabullenmeyen çiftçiler ve onlara destek veren halk. ✅ Çiftçilerin eylemine saygı duyan, bu protestoyu demokrasinin gereği olarak olgunlukla kabul eden Yunan hükümeti… İki taraf da buradan bakınca tebriği hak ediyor👏👏👏 Yunan halkı genelde böyledir. Konu ekmeği, emeği, ortak çıkarı olduğu zaman bir araya gelebiliyorlar. Birbirlerini suçlamaktansa sorumlu bulduklarını protesto ediyorlar. Tren kazasında yaşamını kaybedenlerin hakkını aramak için de bütün ülke bir araya gelmiş, protesto etmişti… Bu eylem de yine demokratik bir olgunlukla karşılanmıştı. Helal olsun👏👏👏

Yunanistan’da çiftçiler hükümetin tarım politikaları; düşük alım fiyatları, artan üretim maliyetlerine karşı başlattığı eylem büyüyerek devam ediyor. Gümrük geçişlerini tırlara kapatmışlar. Az ilerideki gişeler Türkiye sınırı… Bu eylemin dikkat çeken iki yanı var… ✅ Hakkını örgütlenerek arayan, haksızlığı kabullenmeyen çiftçiler ve onlara destek veren halk. ✅ Çiftçilerin eylemine saygı duyan, bu protestoyu demokrasinin gereği olarak olgunlukla kabul eden Yunan hükümeti… İki taraf da buradan bakınca tebriği hak ediyor👏👏👏 Yunan halkı genelde böyledir. Konu ekmeği, emeği, ortak çıkarı olduğu zaman bir araya gelebiliyorlar. Birbirlerini suçlamaktansa sorumlu bulduklarını protesto ediyorlar. Tren kazasında yaşamını kaybedenlerin hakkını aramak için de bütün ülke bir araya gelmiş, protesto etmişti… Bu eylem de yine demokratik bir olgunlukla karşılanmıştı. Helal olsun👏👏👏

15,680 views

Yolda yürürken boğuk, cılız ve inatçı bir miyavlamanın kaynağını ısrarla arayınca, bir çöp konteynırında, poşetin içinde bulmuştum bu yavru kediyi… Biraz mama ve su verip hızla kliniğe götürdüm. Kayıtlara adını X olarak girdiler. 510 gramdı… Yaklaşık iki hafta geçti… Antibiyotik tedavisi bitti. Hızla toparladı. 800 gram civarı şu sıra. Tahminen 1,5-2 aylık. Dişi… İnsan travması var biraz; ürkek ama o da geçecek. Klinikte bağışıklığını güçlendiriyorlar şu sıra. Taburcu olmak üzere. Şimdi kendisine iyi kalpli, vicdanlı bir hayat arkadaşı, yuva arıyorum. Umarım bulabilirim. İsteyen olursa haberim olsun😻

Yolda yürürken boğuk, cılız ve inatçı bir miyavlamanın kaynağını ısrarla arayınca, bir çöp konteynırında, poşetin içinde bulmuştum bu yavru kediyi… Biraz mama ve su verip hızla kliniğe götürdüm. Kayıtlara adını X olarak girdiler. 510 gramdı… Yaklaşık iki hafta geçti… Antibiyotik tedavisi bitti. Hızla toparladı. 800 gram civarı şu sıra. Tahminen 1,5-2 aylık. Dişi… İnsan travması var biraz; ürkek ama o da geçecek. Klinikte bağışıklığını güçlendiriyorlar şu sıra. Taburcu olmak üzere. Şimdi kendisine iyi kalpli, vicdanlı bir hayat arkadaşı, yuva arıyorum. Umarım bulabilirim. İsteyen olursa haberim olsun😻

39,028 views

Dün, Bangladeş’ten bir dinleyicim yayına katıldı. Bangladeş’te yaşam üzerine konuştuk. Fille yol kesip para istediklerini bu vesileyle öğrenmiş oldum… #matrax #kafaradyo Kafa Radyo

Dün, Bangladeş’ten bir dinleyicim yayına katıldı. Bangladeş’te yaşam üzerine konuştuk. Fille yol kesip para istediklerini bu vesileyle öğrenmiş oldum… #matrax #kafaradyo Kafa Radyo

15,977 views

Diplomatlar, bir ülkenin görünen yüzüdür. Konsolosluklar da bir ülkeyi temsil eder. Liyakatlı insanlar görevlendirilir. Bizi temsil eden konsolosluk hesabı bu mudur? Gerçekten resmi hesap mı bu? Fake olmasın? Paylaşımı da sonradan silmişler. Diplomatik ziyaret kurallarına uygun mu şu tavırlar? Hıristiyan din temsilcisi ile yan yana gelmeyip bir adım öne çıkmak, o parmağı kaldırmak, mutsuz bir ifade… Gitme arkadaşım şu hale geleceksen… Sonra da yabancı yatırımcı gelsin diye yurtdışında kapı kapı dolaşırız… Gelirlerse ne yapacaksın? Parmağını mı kaldıracaksın?

Diplomatlar, bir ülkenin görünen yüzüdür. Konsolosluklar da bir ülkeyi temsil eder. Liyakatlı insanlar görevlendirilir. Bizi temsil eden konsolosluk hesabı bu mudur? Gerçekten resmi hesap mı bu? Fake olmasın? Paylaşımı da sonradan silmişler. Diplomatik ziyaret kurallarına uygun mu şu tavırlar? Hıristiyan din temsilcisi ile yan yana gelmeyip bir adım öne çıkmak, o parmağı kaldırmak, mutsuz bir ifade… Gitme arkadaşım şu hale geleceksen… Sonra da yabancı yatırımcı gelsin diye yurtdışında kapı kapı dolaşırız… Gelirlerse ne yapacaksın? Parmağını mı kaldıracaksın?

38,194 views

Radyoda şöyle oldu. Zülfiye Hanım ve arkadaşları bize rahat battı diyerek off road araçlarıyla yayına katıldılar… Denizli’de off road pistinine gittiler… Rahatı çamurla çıkardık. Bunu da yaşadık. Burası pist, burası #matrax Kafa Radyo

Radyoda şöyle oldu. Zülfiye Hanım ve arkadaşları bize rahat battı diyerek off road araçlarıyla yayına katıldılar… Denizli’de off road pistinine gittiler… Rahatı çamurla çıkardık. Bunu da yaşadık. Burası pist, burası #matrax Kafa Radyo

21,969 views

Videos

Aşağıdaki videoda yer alan tren saldırılarında; kendinizi trenin içinde mi, dışında mı hissediyorsunuz? 2. Abdülhamid… Osmanlı Padişahı, İslam Halifesi… İstanbul’dan Medine’ye ulaşan devasa bir tren yolu yapıyor. Bugün ki Arap toprakları bizim, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde. İngiliz ajan Lawrance’in kışkırtmasıyla, ayaklanan Araplar, halife 2. Abdülhamid’in varlığını, buyruğunu yok sayıp trenimize, tren yoluna saldırıyor. Yok ediyor. Osmanlı askerlerini, sivilleri katletiyorlar. Suudi Arabistan’ın bağımsızlık ve Osmanlı’dan kurtuluş günü olarak kutlanıyor trene saldırı günü. Bugün o tren hala yerinde, ibret olsun diye sergiliyor Suudi Arabistan. Saldırı gününü canlandırıp, bağımsızlıklarını kutlayıp, canlandırmada askerlerimizi, sivillerimizi nasıl öldürdüklerini tekrar tekrar gösteriyorlar ümmet kardeşlerimiz. Özellikle kendini evlad-ı Osmanlı olarak tanıtan, profilinde Abdülhamid resmi, Osmanlı Tuğrası olanlar ama öte yandan Suudi Arabistan, kardeşimiz, tek milletiz deyip Suudi Arabistan’a, Arap ülkelerine tek söz söyletmeyenler bunu bilerek mi yapıyor, bilmeyerek mi merak ediyorum? İngiliz casus Lawrance’in ayaklandırdığı Araplar’ın saldırısıyla topraklarımızı kaybettik. Bugün kaybettiğimiz o topraklarda 7-8 ayrı devlet kuruldu. Geçtiğimiz günlerde bir haber dikkatimi çekti. Bu kurulan 7-8 devlete, İngiltere’ye vizesiz giriş hakkı tanınmış. Neden? Hilafet hilafet diyenler… Halifeliği en çok isteyenler de İngiltere’ydi.. Bugün eminim yine Türkiye’de hilafet olmasını istiyordur İngiltere. Türkiye halifeliği kaldırınca, siz ümmetsiniz, yapamazsınız diye posta koyan, Türkiye’ye ambargo uygulayan, sonra da Atatürk’ün ayağına gelen İngilizler… Kaldı ki halife olan Abdülhamid’e saldıran da İngilizlerle birlikte Araplardı. Bugün halifelik gelse, Araplar’ın halifemizi kabul edeceğini sanmak ne tuhaf. Havaya uçurdukları trenimizi ibreti alem için sergileyenler, o günü bağımsızlık günü olarak kutlayanlar, İngiltere’ye vizesiz girenler halifemizi tanır mı? Suudi Arabistan misal… Osmanlı’dan kalan eserleri, kaleleri yıkarken, İngiliz casus Lawrence’nin evini müze yapıp koruyan… Evin kapısına “Bu ev, Osmanlı'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Suudilere yardımcı olan İngiliz Thomas Edward Lawrence tarafından karargah olarak kullanılmıştır" yazan Suudi Arabistan, halifemizi tanır mı? Sorumu kısaltayım: Bu trenlerin içinde misiniz, dışında mı? Not: Görüntüler olanı biteni anlatan Arabistanlı Lawrance filminden. Film YouTube’da var.
2:46

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

zekikayahan's profile picture

Aşağıdaki videoda yer alan tren saldırılarında; kendinizi trenin içinde mi, dışında mı hissediyorsunuz? 2. Abdülhamid… Osmanlı Padişahı, İslam Halifesi… İstanbul’dan Medine’ye ulaşan devasa bir tren yolu yapıyor. Bugün ki Arap toprakları bizim, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde. İngiliz ajan Lawrance’in kışkırtmasıyla, ayaklanan Araplar, halife 2. Abdülhamid’in varlığını, buyruğunu yok sayıp trenimize, tren yoluna saldırıyor. Yok ediyor. Osmanlı askerlerini, sivilleri katletiyorlar. Suudi Arabistan’ın bağımsızlık ve Osmanlı’dan kurtuluş günü olarak kutlanıyor trene saldırı günü. Bugün o tren hala yerinde, ibret olsun diye sergiliyor Suudi Arabistan. Saldırı gününü canlandırıp, bağımsızlıklarını kutlayıp, canlandırmada askerlerimizi, sivillerimizi nasıl öldürdüklerini tekrar tekrar gösteriyorlar ümmet kardeşlerimiz. Özellikle kendini evlad-ı Osmanlı olarak tanıtan, profilinde Abdülhamid resmi, Osmanlı Tuğrası olanlar ama öte yandan Suudi Arabistan, kardeşimiz, tek milletiz deyip Suudi Arabistan’a, Arap ülkelerine tek söz söyletmeyenler bunu bilerek mi yapıyor, bilmeyerek mi merak ediyorum? İngiliz casus Lawrance’in ayaklandırdığı Araplar’ın saldırısıyla topraklarımızı kaybettik. Bugün kaybettiğimiz o topraklarda 7-8 ayrı devlet kuruldu. Geçtiğimiz günlerde bir haber dikkatimi çekti. Bu kurulan 7-8 devlete, İngiltere’ye vizesiz giriş hakkı tanınmış. Neden? Hilafet hilafet diyenler… Halifeliği en çok isteyenler de İngiltere’ydi.. Bugün eminim yine Türkiye’de hilafet olmasını istiyordur İngiltere. Türkiye halifeliği kaldırınca, siz ümmetsiniz, yapamazsınız diye posta koyan, Türkiye’ye ambargo uygulayan, sonra da Atatürk’ün ayağına gelen İngilizler… Kaldı ki halife olan Abdülhamid’e saldıran da İngilizlerle birlikte Araplardı. Bugün halifelik gelse, Araplar’ın halifemizi kabul edeceğini sanmak ne tuhaf. Havaya uçurdukları trenimizi ibreti alem için sergileyenler, o günü bağımsızlık günü olarak kutlayanlar, İngiltere’ye vizesiz girenler halifemizi tanır mı? Suudi Arabistan misal… Osmanlı’dan kalan eserleri, kaleleri yıkarken, İngiliz casus Lawrence’nin evini müze yapıp koruyan… Evin kapısına “Bu ev, Osmanlı'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Suudilere yardımcı olan İngiliz Thomas Edward Lawrence tarafından karargah olarak kullanılmıştır" yazan Suudi Arabistan, halifemizi tanır mı? Sorumu kısaltayım: Bu trenlerin içinde misiniz, dışında mı? Not: Görüntüler olanı biteni anlatan Arabistanlı Lawrance filminden. Film YouTube’da var.

Zeki Kayahan Coşkun

1,258,255 views • 2 years ago

Bir havuza atıldığınızı, havuzdan her çıkmak istediğinizde tekrar tekrar itildiğinizi düşünün… Havuzdan çıkmak için her seferinde var gücünüzle çabalarken artık tırnaklarınız koparken… Su yutmaya başladığınızı, panik yaptığınızı, o can havliyle çırpınışınızı… Gücünüzün tükendiğini ve çaresizce boğulduğunuzu düşünün. İnsan da köpek de kedi de aynı şekilde boğulur. Bu zulümdür, ayağa kalkın… Susan vicdanını yitirmiştir. Bu kötülük… Bu kötülüğü yapan yarın çocuğa da yapar bunu… Acıması yoktur. İçimizdeki merhameti yok etmek, duyarsızlaştırmak istiyorlar bizi… Trol, bot hesaplarla, gazeteci görünümlü kapkara suretlerle, organize bir kötülükle; manipülasyon, dezenformasyon demeden tüm tuşlara basarak yapıyorlar bunu. Duyarsızlaşırsanız her şeye sırtınızı dönersiniz çünkü… Umurunuzda olmaz kaybettikleriniz. Ağaca, ormana, denize, kendi ekonomik sıkıntılarınıza, yitip giden ülkenize bile ses çıkaramazsınız. Yalnızlaşırsınız, sadece yemek için yaşayan bedenlere dönüşürsünüz… Sorgulayan, meraklı, neşeli, umutlu hallerinizi söker alırlar. Şiddet normalleşir… Bu şiddet dalga dalga yayılır… ✅ Sokakta eşine şiddet uygulayan yaralayan, öldüren adamlar… ✅ Eniştesini kurşunlayıp öldürüp üzerinden arabasıyla geçen kişi… ✅ Oğlunu öldüren baba… ✅ Kadıköyde evinde yiyip içtikleri müzisyen arkadaşını ellerini, ayaklarını, ağzını bağlayıp öldürüp evden çıkıp gidenler… ✅ Köpek nefreti olan, köpekleri öldürmeyi tarifleyen gencin eline bıçağı alıp rastgele insanları yaralaması… ✅ Kedileri gözlerini açmadan, doğar doğmaz su dolu kovaya atın diyen, ölüm tarifi veren yaşını başını almış bir başkası… Hepsi üst üste oluyor… Hava durumu sunar gibi ‘şiddet durumu’ sunacak hale geldik. Cinnete sürükleniyoruz. Normal değil bu… Ekonomik sorunlarla birlikte sosyal bir patlamaya doğru yol alıyoruz. Şiddeti kime, neye olursa olsun normalleştirmek, normal karşılamak, film seyreder gibi seyretmek toplumun ruhunu çeker alır… Kaybeden hepimiz oluruz. Sokaklar, caddeler tehlikeli hale gelir. En çok çözüm beklenen muhalefet… Muhalefetin ayağı kırık sanki... Kendi koltuk hesaplarına düşmüşler. Sesi cılız çıkıyor ya da çıkmıyor. Politikacılar tarafından terk edilip, kendi halimize bırakıldık sanki… Çiftçisi, ekonomik sorun yaşayanı, hayvanseveri, işçisi, işsizi, köylüsü, öğrencisi, doktoru, mühendisi, avukatı, esnafı vs. sorunlarını haykırıyor da duymuyorlar… Yoklar… Şöyle yaparsam oyum böyle artar, böyle edersem şirin görünürüm ondan üç puan oy alırım, koltuğum şöyle kalır böyle kalır derdinin insana, hayvana, doğaya bir faydası yok… Bu yitip giden canlar bizim. Şiddet sarmalından yorulan, bunalan, tedirgin olan biziz. ‘Karda donmak üzeresiniz, uyumak tatlı geliyor ama’ uyumayın… Uyanın! Uyursanız kaybederiz…
2:12

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

zekikayahan's profile picture

Bir havuza atıldığınızı, havuzdan her çıkmak istediğinizde tekrar tekrar itildiğinizi düşünün… Havuzdan çıkmak için her seferinde var gücünüzle çabalarken artık tırnaklarınız koparken… Su yutmaya başladığınızı, panik yaptığınızı, o can havliyle çırpınışınızı… Gücünüzün tükendiğini ve çaresizce boğulduğunuzu düşünün. İnsan da köpek de kedi de aynı şekilde boğulur. Bu zulümdür, ayağa kalkın… Susan vicdanını yitirmiştir. Bu kötülük… Bu kötülüğü yapan yarın çocuğa da yapar bunu… Acıması yoktur. İçimizdeki merhameti yok etmek, duyarsızlaştırmak istiyorlar bizi… Trol, bot hesaplarla, gazeteci görünümlü kapkara suretlerle, organize bir kötülükle; manipülasyon, dezenformasyon demeden tüm tuşlara basarak yapıyorlar bunu. Duyarsızlaşırsanız her şeye sırtınızı dönersiniz çünkü… Umurunuzda olmaz kaybettikleriniz. Ağaca, ormana, denize, kendi ekonomik sıkıntılarınıza, yitip giden ülkenize bile ses çıkaramazsınız. Yalnızlaşırsınız, sadece yemek için yaşayan bedenlere dönüşürsünüz… Sorgulayan, meraklı, neşeli, umutlu hallerinizi söker alırlar. Şiddet normalleşir… Bu şiddet dalga dalga yayılır… ✅ Sokakta eşine şiddet uygulayan yaralayan, öldüren adamlar… ✅ Eniştesini kurşunlayıp öldürüp üzerinden arabasıyla geçen kişi… ✅ Oğlunu öldüren baba… ✅ Kadıköyde evinde yiyip içtikleri müzisyen arkadaşını ellerini, ayaklarını, ağzını bağlayıp öldürüp evden çıkıp gidenler… ✅ Köpek nefreti olan, köpekleri öldürmeyi tarifleyen gencin eline bıçağı alıp rastgele insanları yaralaması… ✅ Kedileri gözlerini açmadan, doğar doğmaz su dolu kovaya atın diyen, ölüm tarifi veren yaşını başını almış bir başkası… Hepsi üst üste oluyor… Hava durumu sunar gibi ‘şiddet durumu’ sunacak hale geldik. Cinnete sürükleniyoruz. Normal değil bu… Ekonomik sorunlarla birlikte sosyal bir patlamaya doğru yol alıyoruz. Şiddeti kime, neye olursa olsun normalleştirmek, normal karşılamak, film seyreder gibi seyretmek toplumun ruhunu çeker alır… Kaybeden hepimiz oluruz. Sokaklar, caddeler tehlikeli hale gelir. En çok çözüm beklenen muhalefet… Muhalefetin ayağı kırık sanki... Kendi koltuk hesaplarına düşmüşler. Sesi cılız çıkıyor ya da çıkmıyor. Politikacılar tarafından terk edilip, kendi halimize bırakıldık sanki… Çiftçisi, ekonomik sorun yaşayanı, hayvanseveri, işçisi, işsizi, köylüsü, öğrencisi, doktoru, mühendisi, avukatı, esnafı vs. sorunlarını haykırıyor da duymuyorlar… Yoklar… Şöyle yaparsam oyum böyle artar, böyle edersem şirin görünürüm ondan üç puan oy alırım, koltuğum şöyle kalır böyle kalır derdinin insana, hayvana, doğaya bir faydası yok… Bu yitip giden canlar bizim. Şiddet sarmalından yorulan, bunalan, tedirgin olan biziz. ‘Karda donmak üzeresiniz, uyumak tatlı geliyor ama’ uyumayın… Uyanın! Uyursanız kaybederiz…

Zeki Kayahan Coşkun

837,801 views • 1 year ago