Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

1ay önceki tgrt deki programda 8500 endeksten almam 3 ay içinde pandemi olur savaş olur o zaman alınır köşeye altin gümüş atın demişim... Astrolog olsam şuan herkes hayrandi nasıl haritada gördün diye, ben iyi firmalarımı satmam ve elimdeki altınları da endeks düşünce borsaya

1,248,090 просмотров • 2 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 10

Фото профиля Mert Başaran
Mert Başaran2 лет назад

Ama şuan endeks 6 ayda %100 çıktı şuan %12 geri geldi..bunlar gayet normal ve sağlıklı..doğru hisseler alım için zamanı geliyor ne zaman derseniz aşağıdaki formasyonu yapınca alıma gececegiz

Фото профиля YBTAS BEY 😎
YBTAS BEY 😎2 лет назад

Borsada devamlı çıkan bir endeks bataklığa benzer. Yürüdükçe içine çeker. Arada düşecek ki düzeltme yapacak ki ayağımızın altına kum,toprak,çakıl atıp zemini sağlamlaştıralım...

Фото профиля PARANIN UFKU
PARANIN UFKU2 лет назад

3 ay içinde 6 ay içinde 5 yıl içinde bir olay olur dediğinde yanılma payın sıfıra indi zaten tebrıkler bildiniz

Фото профиля SEDA ÖZELER
SEDA ÖZELER2 лет назад

Mert Bey bu cümleniz yarım kalmış sanki.... Bistte 2. ci çember bölgesine geldiğimizde elinizdeki altını satıp yüklü şekilde hisse senedi arttırımı mı yapacaksınız onu mu demek istediniz?

Фото профиля Mert Başaran
Mert Başaran2 лет назад

Evet

Фото профиля bayram keser
bayram keser2 лет назад

Mübarek sanki “Yatırım Müneccimi”😅

Фото профиля Senyor_İzmir 🌐
Senyor_İzmir 🌐2 лет назад

Biliyorsun bu işi abi senin gibi birkaç güzel insan sayesinde ucundan bizde kapıyoruz bişeyler 😉

Фото профиля burak sezer
burak sezer2 лет назад

Hep kendini ispatlama çabası ama olmuyor işte biraz daha çalışmak okumak araştırmak lazim

Фото профиля debruynelerdenkevin
debruynelerdenkevin2 лет назад

Harika analiz tebrikler; 3 ay 6 ay 1 yıl 5 yıl😀 orada tüketilen elektriğe yazık olmuş sanki…

Фото профиля Onur_es
Onur_es2 лет назад

Abi çok iyisin anladık:)

Похожие видео

Türkiye'de konut fiyatları düşecek diye bekleyenler daha çok bekleyecek. Fiyatlar geri gelecek anlamına gelmiyor, oralarda uyuz uyuz bekliyor. Kredili konut satışları şu an yüzde 10-15 seviyesinde. Peki geri kalanı? Babalar gibi parasını bastırıp nakit alıyor millet. Ev sahibi en kötü hiç pazarlık yapmıyor, "elimi öpene satarım" diyor. Günde 200 kişi arıyor zaten, iş bir şekilde dönüyor. Hatırlayın; pandemi döneminde 0.64 faiz verildiğinde yerin altındaki 2., 3. kat bodrum daireler bile kapışıldı. 2 ay içinde elde ev kalmadı, tapu daireleri 2 ay sonrasına gün veriyordu. Şimdi enflasyon tek hanelere düşer, 15-20 yıllık krediler açılır ve o 25 binlik ödemeler kiracının verdiği paranın yarısına düşerse ne olacak sanıyorsunuz? O zaman o evi rüyanızda bile göremezsiniz. "Herkes parasız" masalına inanmayı bırakın, elinde nakti olan piyasayı çoktan süpürüyor. Herkes "Altın ne olur, gümüş ne olur?" diye soruyor. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları piyasalar için en renksiz, en sönük aylardır. Yazın gidin abi tatilinizi yapın, denizinize girin. Sonra dönelim Eylül'de, kışın yine kanlı canlı ticaret yapalım, büyük paralar kazanalım. Kuşlarda, böceklerde, böcüklerde, diğer hayvanatta emeklilik var mı? Hiçbirinde emeklilik yok. İnsanlarda var bir tek emeklilik. Orada işte yaşlanıyorsun, ölüyorsun. Kimse emekli maaşı bağlamıyor. Hastane yok, hasta bakıcı yok. İşte "birikim yapın" dediğimizde de "hayatını yaşa gençken" falan diyorlar ya. O zaman hep tatil yapalım 360 gün, bir hafta çalışalım. O bir haftada herkes işini görsün, sonra yine 360 gün tatil yapalım. Ne o? Yat, yat, yat. Kaynak: Cihat Çiçek #altın #gümüş #konut #bist100

Gelir Pusulası 🧭

36,381 просмотров • 2 месяцев назад

Lesley Ogochukwu Yorumu Uğur Karakullukçu: Diyorum. Ben şu an herkes konuşur. Şu an Ogochukwu "gelsin görelim" diyenler de, hani illa benim anama avradıma bir hafta küfür edenlerden bahsetmiyorum. Normal ya. Ben bu oyuncuyu tanımıyorum. Ya işte, 3 kişi iyi diyor, 3 kişi kötü diyor. "Ben bir izleyelim, ondan sonra bakalım" diyenler de olabilir. Buna bir şey diye... Ben zaten onlara bir şey demiyorum, hiçbir zaman. Yani doğal olarak onlar da "şu an" deyip... Doğal olarak onlar da "şu an" diyebilir zaten. Ama Galatasaray'ın sözleşmeli futbolcusu bitti. Kontenjanın doldu. Verdin 3 milyon euro kira bedeli, verdin. 2.600, maç başı hariç 2.600 maaşı bağladın adama. Geçmiş olsun yani. E tamam, şimdi alabilecek misin bir orta saha daha? Alamayacaksın. Bütçeni de harcadın. Şeyi yok ki abi bunun. Şimdi konuşsan ne olur, konuşmasan ne olur? Ben şimdi sabaha kadar size "Lesli Ugoçuk var" deyip, siz de beni sabaha kadar alkışlayın, ne olacak? Ne değişecek abi? Bakın arkadaşlar, ben o zaman size ben nasıl düşündüğümü, nasıl bir düşünce yapısıyla oyuncu değerlendirmemi anlatayım. Şimdi Galatasaray, liginde hep birinci olması gereken bir takım, değil mi? Liginde birinci olman için senin oyuncularının bölgesine göre, bölgesine göre belli özelliklerin ekstra olması lazım. Mesela ne? Mesela Felipe Melo niye başarılı oldu? Zaten Allah vergisi bir 6 numara fiziği var. Özel, uzun muzun, her şeyi var. Hava, hakimiyet var, bilmem ne. Yetmiyor gibi, adamda bir teknik kalite var. Yani değme 10 numaranın atamayacağı topları, yani çok iyi bir 8 numara gibi. Terse topları var. Pas kabiliyeti boyuna göre bayağı iyiydi, değil mi? Bak, kafasının kırık olması, o sezon çok kötü oynaması umurumda değil. Ben özelliklerine bakıyorum. Diyorum ki, bu adamın bu ligde ki standart oyuncular var, 6 numaralar var. Bir biraz daha belli, belli özellikleri daha iyi bir araya getirmiş oyuncular. Bir de özel oyuncular var. Bu adam özel oyuncu olur mu? Bunun için mesela, mesela Torreira. Nedir? Hem yoğun bir, yani çok dinamik, çok top kazanan, hem de bölgesine göre çok yüzdeli bir pasör. Torreira.

Galatasarayultrataraftar

63,098 просмотров • 1 месяц назад

ALTIN GÜMÜŞ İÇİN SENARYO DEĞİŞTİ…! Altın ve gümüş için senaryo heycanlandıracak şekildr değişti. Kalıcı mı? Değil mi? Senaryo ne? Çayı kahveyi al gel anlatıyorum… Sene başında herkes altının sonsuza kadar yükseleceğini konuşurken ben farklı bir şey söyledim. 5.000$ üzeri benim için ALIŞ değil, SATIŞ bölgesiydi. O gün bunun çok tepki çekeceğini biliyordum çünkü kalabalığa karşı konuşuyordum. Sonra ne oldu? Piyasa tek mumla inmedi. Her düşüşte “bitti”, her tepkide “yükseliş başladı” diyenler çıktı. Ben ise aynı senaryoyu ilmek ilmek anlatmaya devam ettim. Her tepkinin neden satış fırsatı olduğunu, hangi seviyelerin kırılması gerektiğini, 3970$ hedefinin neden masada kaldığını defalarca paylaştım. Bugün fiyatın gelip 3970$ bölgesine kadar dokunması, tek bir hedefin tutmasından daha önemli bir şeyi gösteriyor. Doğru analiz; yönü tahmin etmek değil, yolculuğu okuyabilmektir. Çünkü piyasa düz bir çizgi halinde hareket etmez. İnsan psikolojisini, likiditeyi ve tarihi döngüleri okuyabilirsen, hareketin içinde kaybolmazsın. Benim anlatmaya çalıştığım şey tam olarak buydu. Bu hesabı yeni görenler için küçük bir not: Ben zirvede “uçacak” diyenlerden olmadım. Kalabalığın kuyruğa girdiği yerde risk gördüm. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. ALTIN VE GÜMÜŞ IÇIN YÖN DEĞIŞTI, Ben zirvede uyarı yaparken daha da yukarıya çıkacak diye beni linçleyenler, Şimdi yükselecek diyorum daha da düşecek diye linçliyor… Bu değişmez piyasa her zaman kalabalıklara cezalandırır Altın için 3970 $ rakamı net olarak görülmüştür Bu rakam ben yeni vermedim alıntı gönderilere bakın 2026 Ocak ayında bu hedefi verdim o anda altın 5000 dolardı Aylar sonra hedef geldi Hedef geldiği gibi “YÖN YUKARI” “ ARTIK ALTIN GÜMÜŞ’TE ALICIYIM” ve daha pek çok şekilde yön değiştirdiğini anlattım Bunu belki on farklı gönderide söyledim çünkü tek seferde sizin kafanıza girmiyor. O günden beri %5 yukarı koydu bile ‼️‼️‼️‼️ŞİMDİ DİKKAT ARADIĞIN CEVAP BURDA Ancak bu daha başlangıç bence altın 4500 $ bandına kadar yürüyecek. Benim amacım herkesten önce haklı çıkmak değil. Piyasa daha hareket etmeden ihtimalleri masaya koyabilmek. Çünkü iyi analist, grafiği gördükten sonra konuşan değil; grafik daha oluşmadan senaryosunu yazandır. Geçmiş paylaşımlar burada duruyor. Ben silmem. Çünkü piyasada en büyük referans, söz değil; arkasında bırakabildiğin izdir. Bu tip paylaşımların devamını gelmek istiyorsan yapacağın (3) şey var 👇👇👇👇 TAKİP ET + BEĞEN + YORUM YAP (Başkaca bir talebim yoktur)

₿ theBloomberger🔸

24,101 просмотров • 2 месяцев назад

Adı Mürşid, soyadı Haznevi... Bu kişi, Suriye'deki Haznevi ailesindendir, doğru. Ama Haznevi ailesiyle tasavvufi anlamda, İslami hizmetler anlamında zerre kadar alakası yoktur! Bunu Haznevilerden istikamet ehli olup da hizmet edenleri aklamak için söylüyorum. Hakikaten de onun, onlarla hiçbir ilgisi yoktur. Ailesi bununla çok uğraştı. Onu oradan çekip koparmak için çok mücadele ettiler. Ancak muvaffak olamadılar. Çünkü bu bahsettiğimiz kişi, ypg-pkk saflarındadır. Allah azze ve celle ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır. Nuh aleyhisselam gibi bir diriden, oğlu kafir olan bir ölüyü çıkarır. Ebu Cehil gibi bir ölüden Hazreti İkrime gibi bir sahabe, bir diri çıkarır. Bu, onların (ypg'dir, sdg'dir, pkk'dır… Bir sürü isimleri var ama hepsi aynı!) propaganda sorumlularından birisidir. Bildiğiniz sarıklıdır, cübbelidir. Sarığı bizim sarığımızın iki katıdır(!) Ama bu iş ne sarıkla olur, ne kürkle olur, ne cübbeyle olur. Bu iş istikametle olur, bu iş takvayla olur. Allah ve Resulü ne demişse ölçü budur bizim için. Onun dediklerini naklederken dahi insan irkiliyor… Diyor ki: 'Eğer kabul edilecekse ben buradan israile bir yardım çağrısında bulunabilirim. Ne zamana kadar Müslümanlara kurban olacağız? 'Eğer benim vatanım elimden gitmişse, elin vatanına lanet olsun. Eğer benim annem yaşamayacaksa elin annesi de yaşamasın.’ Bakın iyi dikkat edin! Bu sözler... Ben bu kişinin ismini söylemeden önce söyleseydim, siz herhalde bunu ancak bir kafir söylemiş zannederdiniz. Ama bunun adı Müslüman! Ya da kendini öyle gösteriyor bilmiyoruz. Allah bilir. Zira söylediği şeyler bir Müslümanın söyleyebileceği şeyler değil. Kendini Müslüman saymıyor mu bu adam! 'Gazze ve Filistin'e ne zamana kadar kurban olacağız?' diyor. Gazze ve Filistinlilerin annesi ağlasın diyor. Halbuki Gazze'ye şimdiye kadar hiç kurban olmamış! Zerre kadar yardımı da dokunmamış. Hep köstek olmuş. Hep israille işbirliği içinde olmuşlar. Öyle bir konuşuyor ki sanki herkes onlara katliam yapıyor da bundan dolayı feryat figan ediyorlar. Halbuki kendileri isyan ediyor. Kendileri hadlerini aşıyorlar. Hadsizlik ediyorlar. İsyan çıkarıyorlar. Fitne ve fesat çıkarıyorlar... Orada devlet diye bir şey yok. amerikanın onlara oraya tahsis ettiği, ‘Burası senin devletin, al bir devlet kadar da sana silah veriyorum. Ne zaman istikrar olsa kargaşa çıkar.' dediği bir yer. Bunun için verdi o silahları. Nerde senin devletin oluyor? O zaman her şehir kendine bir devlet kursun. Müslümanların istikrarı böyle nasıl olacak? Nerde huzur olacak?

Seyda Feyzullah Konyevi

68,240 просмотров • 7 месяцев назад

"Helal olsun Dürüst Adam" Serhat Akın: E sıkıntı yok zaten. Fenerbahçe'de başkan yüzdüğü için. Umurda değil onun. O yüzüyor. Onun hiç umurda değil. Büyük Fenerli ya kendisi. Sen tehdit et. Sıkıntı yok. Ben zaten tedavilerim var. Durumun belli değil. Bir gün bir yerde denk geliriz. Tamam mı? Ondan sonra dövüyor musun? Ne yapıyorsan yaparsın anladın mı? Boyun kadar kızım var. Ama insanları dövmekle tehdit ediyorsun. Senin demek ki ne alakın var. Ne kişiliğin var. Ne efendiliğin var. Yapacak bir şey yok. Ben seninle muhatap değilim. Sen şimdi diyorsun ya. Hiç teklif yapmadın bana. Sen televizyon kanalında spor müdürdün değil mi? Sen iki kere bana aracıyla haber yollayıp kanala istemediysen en adi şerefsiz benim. Tamam mı? Bak. İstemediysen o teklif yapmadın en adi şerefsiz benim. Eğer yok ben yapmadım diyorsan tamam ben kabul ediyorum ben şerefsizim. Ama eğer yaptıysan da yapmadım diyorsan en adi şerefsiz sensin. Ben ortaya sadece bunu söylüyorum. Bende kanıdı var. Teklifinin. Yazışması var. Yapmadım diyorsun. Oğlum siz nasıl insanlarsınız ya? Hani ortak yani ortak insanlara şahit olan insanlara mesaj atıyorsunuz. Serhat'la görüşmek istiyorum şey yapıyorum diye. Bunu kabul etmiyorsunuz. Ne var abi dersiniz ki ben Serhat'a teklif yaptım. O günün şartlarıyla uygun gördüm dersin. Hani bu kadar yalancılık, bu kadar yalan haber, bu kadar insanlara yanlış yönderme. Ama Allah'a şükür herkes kimin kalbinde ne var, kimin kalbinde kötülük var, kimin kalbinde iyi var çok iyi olur. Yalancı Serhat diyorsun ya. Zaten sana söyleyen eski futbolcuyla sen programa çıkıyorsun. O söylüyor. Kimin yalancı olduğu zaten ortada. Benim yalan söyleyecek bir şeyim yok. Ben zaten program yapıyorum. Ben senin gibi Burak Yılmaz'ı Ankara'dan işte Serhat'ın iddialamasını o yalan olur. Ben maçı görüyorum. Galatasaray'ı görüyorum. Fenerbahçe'yi beş taşıyorum diyorum. Benim yalan söyleyecek bir şeyim yok. Çünkü ben haberci değilim. O yüzden sen benim yalancı olup olmadığını bilemezsin. Ama sen Ali Koç'a nasıl yalakalık yaptığını zaten bütün Türkiye biliyor. Anladın mı? Benim Ali Koç'a borcum varmış. Ulan Ali Koç bunu konuşmuyor ama sen konuşuyorsun. Demek ki siz zaten bir sistemin içindesiniz. Bu sistemi tamam mı? Fenerbahçe camiası kulübü başkanı yıkmadığı sürece hiçbir şey olmaz diyorum ben de. Sizin gibi adamların kafasını ezmediği sürece hiçbir şey olmaz. Net söylüyorum. Ve halen size haber veren kim varsa ben yetkili olsam hepsini kovarım kulüpten. Sizi haber veren, size mama veren herkesi kovarım abi. Hak etmiyorsunuz çünkü. Çünkü siz Fenerbahçe'liğim diye geçinip Fenerbahçe'nin eski futbolcusuna sen dayakla tehdit edemezsin. Ne olursa olsun. Suçlu ben de olsam edemezsin abi. Anladın mı? Fenerbahçe'ye bu hale geldi. Niye? Çünkü başkan yüzüyor. Başkan dünyamdı değil. Başkan keyfini yapıyor. Sezon sonu zaten ayrılacak. İşte hayal satıyor. Kendi reklamını yapıyor. Ama sezonun başında söyledim. Bu adam da olmaz dedim. Yapacak bir şey yok. Ben konuyu kapatıyorum. Ben gerekeni söyledim. Ben bunları muhatap almayacağım. Bunlara daha fazla da prim vermeyeceğim. Bunlar gidip ne yapıyorsa yapsın. Size sadece söyleyeceğim bir şey var. Sadece takip edin. Ses olmadığı, kamera olmadığı tek başıma savaş verdim.

Galatasarayultrataraftar

81,457 просмотров • 6 месяцев назад

Amerika’dan gelecek teyzesine irmik helvası yapan Defne Samyeli: 🔹 Merhaba, irmik helvası yapmaya hazır mıyız? 🔹 Amerikan'dan teyzem geldi. 🔹 Ben de teyzemi, annemi, kuzenlerimi ve kızlarımı tabii ki bu akşam evime yemeğe davet ettim. 🔹 Ben de bugün o sözünü ettiğim irmik helvamı yapacağım tekrar ve bu kez daha çok yağ ve daha çok şeker koymaya karar verdim. 🔹 Bu arada evde hummalı bir mantı çalışmamız da var. 🔹 Gülü göstermiyorum ama gerçekten hamur deyince onun üstüne de yok. 🔹 Bakın ne kadar özenli hepsini yaptı. 🔹 Önce tereyağını eritiyorum. 🔹 Evde çam fıstıkları var, 3 paket var. 🔹 Bunun neredeyse hepsini kullanmayı düşünüyorum, çünkü çok fıstıklı da daha güzel olur. 🔹 Bir kalıp tereyağının yarısından birazcık daha fazlasını kullandım. 🔹 Fıstıklar biraz pembeleşmeye başladı. 🔹 Bu vakumlanmışını paketleriyle henüz karışamadım. 🔹 Benim için irmik helvası rahmetli anneannemle bağ kurmanın bir yolu. 🔹 Daha önceki irmik helvası videosunu izlediyseniz buradan biliyorsunuzdur. 🔹 Zaten çok güzel yemek yapardı benim anneannem. 🔹 Hastalık hastası, ben derene doğurmadan önce 9 ay lohusalık kitişmiştim zaten. 🔹 Devamlı canım tatlı bir şeyler yemek istiyordu. 🔹 Anneannem de bana her gün irmik helvası pişirdiği için hamileliğin son ayı ne kadar kilo almamışken, birden orada gerçekten şiştim, derinde karnımda çok büyüdü. 🔹 Ama benim için ne zaman irmik helvası yesem anneanneme geçirdiğimiz o zamanlar anne olmayı ilk bekleyişim aklıma gelir. 🔹 Onun için benim için çok özel bir tatlı. 🔹 Ve bugün anneannem, teyzem ve kuzenlerim gelecek diye de birazcık endişe yaşamıyorum deyim. 🔹 Bakalım anneannemin helvasından sonra benimki nasıl olacaktır. 🔹 Bir yandan da suyu kaynatıyorum, ketilımız arızalı diye ocağın üzerinde çaydanlıkta kaynıyor suyumuz şerbet için. 🔹 Sanırım bir 15-20 dakika daha kavurmaya ihtiyaç var. 🔹 Ama şimdiden mis gibi kokuyor. 🔹 Toplamda yarım kiloluk yağdan şu kadar kaldı, gerisini olduğu gibi kullandım. 🔹 Bence bunun püf noktası sevgiyle yapmak. 🔹 Gerçekten kavururken herkes için en lezzetli olacak şekle bürünsün diye bütün niyetimi içine karıştırıyorum ve mis gibi kokuyor. 🔹 Ben bol kavrulmuş sevdiğim için rengi böyle görüyorsunuz, birazdan altını kapatacağım ve şurubunu hazırlayacağım. 🔹 5'e 3 oranda su ve şeker kullandım, böyle bir bardak kullandım ölçü olarak. 🔹 5 bardak su, 3 bardak toz şeker. 🔹 Karıştırıp şurubun çekmesini bekliyoruz. 🔹 Ve tamam ortalığı biraz batırdım ama altını şimdi kapatıyorum. 🔹 Biraz dinlensin. 🔹 Bence şahane oldu. 🔹 İşte tam sevdiğim gibi oldu, bayağı iyi kavrulmuş, bol yağlı, şekeri dengeli. 🔹 Bakın kaşığın kıvamını alıyor, dayanamayacağım sıcak ben yiyeceğim bu saftülerden önce. 🔹 Rengi biraz kakaolu gibi gözüküyor aslında değil ama tabii o çok kavrulmaktan. 🔹 Şimdi ben hemen tadına bakıyorum. 🔹 Ağızda dağılıyor. 🔹 Gerçekten şahane olmuş, sadece bu irmik biraz böyle ince çekilmiş bir irmiğe benziyor, hafif un helvası kıvamına gelmiş. 🔹 Ben biraz daha dişe gelir kıvamında tercih ediyorum. 🔹 Belki markasındandır ama bence şeker yağ oranı super olmuş.

Netlog Medya

112,599 просмотров • 27 дней назад

1-Hacettepe Üniversitesinden Hakan Yedican : Orta Asya'daki 19 bin yıllık Hakasya Kalıntılarındaki Güneş ve Ay tamgası ile Göbeklitedeki aynı,Hakasya Türklükle bağlı ,Urfa'daki 11 bin yıllık Göbekli Tepe'de de Türklere ait dediğin zaman saldırıya uğruyorsun." Neden mi saldırıyor? a- Fransız Tarihçi-Arkeolog Ernest Renan, 1874'de batılı arkeologlara şöyle sesleniyordu; “Anadolu'da Arkeolojik bulgular Türkleri işaret ediyorsa da, siz onları Türklere mal etmeyin. Sonu kötü olur. O zaman Türkleri Anadolu’dan sürmek zorlaşır. Renan şöyle devam edecekti: Türkler hiçbir uygarlık kurmadılar. Aksine kurulmuş uygarlıkları yıktılar. Türkler Barbardır. Kızılderililere ne yapıldıysa, Türklere de o yapılmalıdır.” (Oysa 1873’e kadar, Anadolu’daki arkeolojik bulguların Türklere ait olduğu belgelenmişti.) b-...08 Ocak 1918’de ABD Kongresinde okunan ve tarihe “Wilson Prensipleri” olarak geçen bildirinin 12. Maddesi; “Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki diğer ulusların yaşam güvenlikleri ve özerk gelişimleri sağlanmalıdır.” c-....10 Ağustos 1920 Sevr’e geldiğimizde, 62-63-64’üncü maddeleri şöyleydi; “Fırat’ın doğusunda Kürtlerin özerkliğini İngiltere-Fransa-İtalya’dan 3’er üyeli komisyon hazırlayacak. Osmanlı, komisyon kararlarını 3 ay içinde kabul etmeyi ve yürürlüğe koymayı şimdiden kabul eder......Kürtler 1 yıl sonra bağımsızlık için Milletler Cemiyetine başvurursa, Türkiye bölgedeki tüm haklarından vazgeçer…” Şimdi anladınız mı Anadolu'daki Türk izlerini inkar planlarını. Atatürk, Türk Tarihini çok iyi inceleyen ve gerçekleri bilen bir liderdi. Anadolu’nun en az 10 bin yıllık öz be öz Türk Yurdu olduğunu biliyordu. Bu yüzden Atatürk, Kurtuluş Savaşımız sonunda, büyük emperyalist oyunu yırttı attı!Bir daha böyle tuzaklara düşmeyelim diye de “TÜRK TARİH TEZİNİ” anlatan dört cilt olarak tarih kitabını hazırlattı. Buna bağlı olarak da gerçek Türk Tarihini anlatan Tarih Kitapları hazırlattı. 10 Kasım 1938’de Atatürk vefat edince, bu kitapların hepsi hemen rafa kaldırıldı..! 1939 yılında, daha sonra Başbakan olacak Şemsettin Günaltay’ın, yazdığı tarih kitabı okullara dağıtıldı. O andan itibaren, Atatürk’ün yazdığı Türk Tarih Tezi kalkmış, yerine Grek Tarih Tezi oturtulmuştu! Bu teze göre, Anadolu’daki tüm medeniyetlerin kaynağı Greklerdi. Doğal olarak Anadolu da bir Grek yurdu oluyordu! (Bknz: M. Bernal-Kara Atena, Eski Yunan Aldatmacası Nasıl İmal Edildi) Devam ediyor...

KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷

43,683 просмотров • 7 месяцев назад

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

159,014 просмотров • 4 месяцев назад

Ece Sayer, 15 yıldır lazere gidiyorum: 🔹 Kızlar, ben 15 yıldır lazere gidiyorum. İlk 16 yaşında başladım. O zaman reşit olmadığım için annemle gidip onay alarak başladık. Şu hayatta önereceğim ilk şey lazere gitmeniz. Genç kızlara tavsiyem; ne yapın, edin, yaşınız küçük olsa ailenizin desteği ile lazere başlayın. Çünkü, jilet yaptığınızda vücutta kararmalar başlıyor. Ben küçük yaştan beri lazere gittiğim için vücudumda hiçbir yerimde kararım yok. Kararmalara birebir. 🔹 İlk Alexandrite'la başladım, buz lazer olarak devam ettim. 3-4 yıl falan Alexandrite kullandım. Şimdi hangisini kullanmalısın veya eve IPL cihazı almalı mısın ondan bahsedeceğim. Alexandrite çok güzel. Gerçekten tavsiye ederim ama bronz sene kesinlikle yapamazlar. Özellikle esmer tene de yapmıyorlar, çok çok kolay yapmıyorlar yani. Ben bir gün bronz gitmiştim, yanıklar oluştu. Allah'tan onlar gençti, leke leke yanıklarım oluştu, kararım da geçti. Buz lazere bronz girebiliyorsun, hiçbir sorun olmuyor. Ama Alexandrite'a göre buz lazer daha geç bitiriyor veya daha az dökülme oluyor. Memnun muyum? Memnunum, memnun olmasam şu anda girmem çünkü. Alexandrite'da daha geç çıkıyor tüyler, daha güzel dökülüyor ve uzun vadeli kullanabiliyorsun. 🔹 Bu kadar yıl lazere gidiyorsun, nasıl bitmedi derseniz de; vücutta bir şeyi %100 bitirmek zaten iyi bir şey değil. Eğer gittiğiniz merkezde, klinikte "%100 bitiyor" derlerse oraya sakın kesinlikle güvenmeyin. Öncelikle söyleyeceğim ilk uyarım bu. Bir de kadınların hormonları her ay değişiyor, regl görüyoruz. Yaş büyüdükçe değişiyor, ergenlik çağını atlatıyoruz. Tüyler değiştiçe o kıl zaten bir bittiğini sanıyorsun, sonra belli bir yaşa geliyorsun, tekrar kıllar çıkıyor falan, vesaire döngüye giriyorsun. O bitenlerin genelde tüyleri az olanlar ya da böyle sarı olanlar. Bir de genelde cihazlar sarı tüyleri görmezler, bilginiz olsun. Hatta bazen siyah tüyler bile sararıyor, beyazlaşıyor yani. Ama tüy hiçbir zaman bitmiyor, bitenlerinkini söyledim. 🔹 Son dönemde IPL cihazı almayı düşündüm, araştırdım ama sonra dedim ki ben bununla uğraşamam. Çünkü onun için bile yanında birinin desteği gerekiyor, arkaya göremiyorsun, oraya göremiyorsun. Sürekli birinden yardım bekliyorsun falan. Gerek yok, bir de ben üşenirim, yapamam yani. Alırım, öyle kalır. Tekrar lazere başlarım. Eğer ben uğraşırım, yanımda biri destek olur, her ay yaparım vesaire dersen al. Ama marka istersen bilmiyorum açıkçası. "Şunu al, bunu al" diye tecrübesi olan, deneyimi olan bence yorum yapsın. 🔹 Harici de buz lazere gidebilirsiniz. Acımıyor, yanmıyor. Alexandrite da kesinlikle acıyor, acısı var yani. En güzeli de her zaman tertemizsin. Orada ben kıllı bir insan değilim hiçbir zaman. Benim tek kılımın çıktığı yer bıyıklarım ve kaşım çıkıyor. Onun haricinde vücudumda çok kıllı olan bir insan hiçbir zaman değildim ama buna rağmen bile bitmiyor. 🔹 Ben hayatta en memnun kaldığım, en sevdiğim, her zaman önereceğim, genç kızlara bile tek tavsiyem; ilk önce lazere başlamalarıdır. Hani boş boş şeylere para vermenizden ziyade bu, sizin ömrünüzün sonuna kadar hayatınıza katkı sağlayacağınız, parasını hak eden ilk şeylerden biridir. 🔹 Aklıma gelenler bunlar. Bu kadar. Hem bu arada buz lazerde kaşınızın üstüne ve bıyıklarınıza da lazer yaptırabiliyorsunuz ama Alexandrite'ta yapmıyorlar diye hatırlıyorum. Bu kadar.
3:26

Sensitive content

Ece Sayer, 15 yıldır lazere gidiyorum: 🔹 Kızlar, ben 15 yıldır lazere gidiyorum. İlk 16 yaşında başladım. O zaman reşit olmadığım için annemle gidip onay alarak başladık. Şu hayatta önereceğim ilk şey lazere gitmeniz. Genç kızlara tavsiyem; ne yapın, edin, yaşınız küçük olsa ailenizin desteği ile lazere başlayın. Çünkü, jilet yaptığınızda vücutta kararmalar başlıyor. Ben küçük yaştan beri lazere gittiğim için vücudumda hiçbir yerimde kararım yok. Kararmalara birebir. 🔹 İlk Alexandrite'la başladım, buz lazer olarak devam ettim. 3-4 yıl falan Alexandrite kullandım. Şimdi hangisini kullanmalısın veya eve IPL cihazı almalı mısın ondan bahsedeceğim. Alexandrite çok güzel. Gerçekten tavsiye ederim ama bronz sene kesinlikle yapamazlar. Özellikle esmer tene de yapmıyorlar, çok çok kolay yapmıyorlar yani. Ben bir gün bronz gitmiştim, yanıklar oluştu. Allah'tan onlar gençti, leke leke yanıklarım oluştu, kararım da geçti. Buz lazere bronz girebiliyorsun, hiçbir sorun olmuyor. Ama Alexandrite'a göre buz lazer daha geç bitiriyor veya daha az dökülme oluyor. Memnun muyum? Memnunum, memnun olmasam şu anda girmem çünkü. Alexandrite'da daha geç çıkıyor tüyler, daha güzel dökülüyor ve uzun vadeli kullanabiliyorsun. 🔹 Bu kadar yıl lazere gidiyorsun, nasıl bitmedi derseniz de; vücutta bir şeyi %100 bitirmek zaten iyi bir şey değil. Eğer gittiğiniz merkezde, klinikte "%100 bitiyor" derlerse oraya sakın kesinlikle güvenmeyin. Öncelikle söyleyeceğim ilk uyarım bu. Bir de kadınların hormonları her ay değişiyor, regl görüyoruz. Yaş büyüdükçe değişiyor, ergenlik çağını atlatıyoruz. Tüyler değiştiçe o kıl zaten bir bittiğini sanıyorsun, sonra belli bir yaşa geliyorsun, tekrar kıllar çıkıyor falan, vesaire döngüye giriyorsun. O bitenlerin genelde tüyleri az olanlar ya da böyle sarı olanlar. Bir de genelde cihazlar sarı tüyleri görmezler, bilginiz olsun. Hatta bazen siyah tüyler bile sararıyor, beyazlaşıyor yani. Ama tüy hiçbir zaman bitmiyor, bitenlerinkini söyledim. 🔹 Son dönemde IPL cihazı almayı düşündüm, araştırdım ama sonra dedim ki ben bununla uğraşamam. Çünkü onun için bile yanında birinin desteği gerekiyor, arkaya göremiyorsun, oraya göremiyorsun. Sürekli birinden yardım bekliyorsun falan. Gerek yok, bir de ben üşenirim, yapamam yani. Alırım, öyle kalır. Tekrar lazere başlarım. Eğer ben uğraşırım, yanımda biri destek olur, her ay yaparım vesaire dersen al. Ama marka istersen bilmiyorum açıkçası. "Şunu al, bunu al" diye tecrübesi olan, deneyimi olan bence yorum yapsın. 🔹 Harici de buz lazere gidebilirsiniz. Acımıyor, yanmıyor. Alexandrite da kesinlikle acıyor, acısı var yani. En güzeli de her zaman tertemizsin. Orada ben kıllı bir insan değilim hiçbir zaman. Benim tek kılımın çıktığı yer bıyıklarım ve kaşım çıkıyor. Onun haricinde vücudumda çok kıllı olan bir insan hiçbir zaman değildim ama buna rağmen bile bitmiyor. 🔹 Ben hayatta en memnun kaldığım, en sevdiğim, her zaman önereceğim, genç kızlara bile tek tavsiyem; ilk önce lazere başlamalarıdır. Hani boş boş şeylere para vermenizden ziyade bu, sizin ömrünüzün sonuna kadar hayatınıza katkı sağlayacağınız, parasını hak eden ilk şeylerden biridir. 🔹 Aklıma gelenler bunlar. Bu kadar. Hem bu arada buz lazerde kaşınızın üstüne ve bıyıklarınıza da lazer yaptırabiliyorsunuz ama Alexandrite'ta yapmıyorlar diye hatırlıyorum. Bu kadar.

Netlog Medya

1,747,785 просмотров • 1 месяц назад

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'den çok önemli açıklamalar: ◾️Bu dönemde Mücteba Hamanei hiç görmedim. Birkaç kişi dışında kimsenin onu gördüğünü sanmıyorum. ◾️(Mücteba'nın Rehber seçileceğini düşünüyor muydunuz?) O her zaman adaylardan biri, bu makam için uygun kişilerden biri olarak görüldü. Karar Uzmanlar Meclisi'ne aittir. ◾️Bölge, bizim tüm bölgeyi (stratejik noktaları) vuracağımıza ve onların buna cevap veremeyeceğine inanamıyordu. Bu, gerçekleşen büyük bir dönüşümdü ve aslında bölgenin güvenlik yapısını tamamen değiştirdi. İran'ın tüm bölgeyi vurması, hem de tamamını... ◾️Savaştan önce Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde çok sayıda toplantı yaptık. Tüm senaryolar incelenmişti. Örneğin; eğer Amerika tek başına saldırırsa ne yaparız? Rejim (İsrail) ile birlikte saldırırlarsa ne yaparız? Eğer altyapı tesislerimize yönelirlerse ne yaparız? ◾️Ve bir senaryo daha vardı ki o en son ihtimaldi: "Ya Liderlik (Rehberlik) makamını vururlarsa ne yapacağız?" ◾️Toplantıda hiç kimsenin dili bunu söylemeye varmıyordu. Bunu dile getirmek bile çok zordu. Bu yüzden buna bir kod vermiştik: "110 Kodu". Herkes "110 Kodu" denildiğinde neyin kastedildiğini biliyordu. ◾️İşte bu yüzden karşı saldırı anında başladı; hem de çok düzenli, planlı ve organize bir şekilde başladı. Kesinlikle gafil avlanmadık. Her şeye karşı hazırlıklıydık. ◾️Görüştüğüm tüm bakanlar, dost ya da düşman fark etmeksizin, İran'ın bu savaştan daha güçlü çıktığını söylüyorlar. İran dünyayı şaşırttı. ◾️On gün önce ateşkes yapmış olsaydık hem Laricani'yi kaybetmezdik hem de Asaluye ve Mübareke Çelik tesisleri elimizde zarar görmemiş bir şekilde olurdu. ◾️İki kez tünele toplantı için girdim. Ben ve Dışişleri Bakanlığı yardımcıları, savaş sırasında Dışişleri Bakanlığı binasını terk etmedik. ◾️Bölge liderlerinden biri İran’ı askeri saldırıyla tehdit etti; ona, 'Eğer vurursan doğrudan seninle savaşa gireriz' uyarısında bulundum ve savaşın sonuna kadar o Arap ülkesini bombaladık. ◾️Dey ayı (Aralık-Ocak) olayları için hazırlıklı değildik. Elbette 18 ve 19 Dey tarihlerinde dış bir komplo devreye girdi; halkın üzerine ateş açmaya başlayan silahlar ve eğitimli güçler ülkeye sokuldu. ◾️18 Dey’den sonraki Çarşamba günü, savaşın eşiğine kadar geldik. O iki günün olayları, düşmanın savaş için toplumsal zeminin hazır olduğunu düşünmesine yol açtı. ◾️12 günlük savaşta, ne tür değerlere sahip olduğumuzu anladık; ne yazık ki 12 günlük savaştan sonra da bu değerlerin kadrini bilmedik. ◾️Sayın Hicazi’yi neredeyse enkazın altından çıkardılar. Özel kalem müdürü ise bedeninden hiçbir iz kalmayacak şekilde şehit oldu. Birkaç saniye içinde "Beyt" (Rehberlik Ofisi) yerleşkesine üç saldırı gerçekleştirildi. ◾️Savaşın üçüncü günü, bölge ülkelerinden birinin dışişleri bakanı beni aradı ve şöyle dedi: "Topraklarımıza yaptığınız saldırıların misillemesi olarak birkaç saat sonra ülkenizin falan noktasını vuracağız; ancak biz devam etmeyeceğiz, siz de devam etmeyin. Aksi takdirde, bizimle sizin aranızda da savaş başlayacaktır." ◾️Son savaş, bölgenin güvenlik yapısını değiştirdi. Tüm adımlarımız, daha öncesinden Şehit Lider'in onayından geçmişti. ◾️Biz petrol ihraç edemezsek, bölgedeki hiç kimsenin petrol ihraç etmesi mümkün değildir. ◾️ABD’nin "sıfır zenginleştirme" şeklindeki mantıksız talebine karşı direndik. Karşı taraf, müzakere yoluyla istediği sonuca ulaşamayacağını görünce savaşa yöneldi; "müzakerelerin savaşa yol açtığını" söylemek doğru değildir. ◾️Bence 12 günlük savaşı durdurmak, nizamın aldığı doğru bir karardı. 12 günlük savaş, 40 günlük savaştaki zafer için bir ön hazırlık oldu. ◾️40 günlük savaştan önce müzakerelere, esasen ileride kimse "Eğer müzakere etseydiniz savaş çıkmazdı" diyemesin diye başladık. Biz ve askeri güçler, savaşın yeniden patlak vereceğinden emindik. ◾️Ben kendi itibarımı korumak için değil, İslam Cumhuriyeti'nin çıkarları için dışişleri bakanıyım. Bunun aksi bir tutum ihanet sayılır. Sunucu: Eğer biz 7 Esfend’de (26 Şubat) birkaç yıllık askıya almayı (nükleer faaliyetleri durdurmayı) kabul etseydik savaş çıkmaz mıydı? ◾️Bunu kesin olarak söyleyemeyiz ama kabul etseydik savaştan daha büyük bir zarar görürdük; çünkü ülkenin onurunu satmış olurduk. Sunucu: Ben olsaydım, Trump ve Netanyahu gidene kadar birkaç yıllık askıya almayı kabul eder, sonra zenginleştirmeye yeniden başlardım. ◾️Biz zorbalığı ve teslimiyeti bir gelenek (yol) haline getirmemeliydik; bu yüzden savaş pahasına da olsa müzakerelerde dik durduk. ◾️Bölge liderlerinden biriyle görüştüm. Çok kibirli bir tavırla ve davranışlarında hissedilen bir tür sevinçle şöyle dedi: 'Emin olun ki size saldıracaklar. Nükleer tesislerinizi yok edecekler, petrol tesislerinizi de mahvedecekler ve siz karşılık vermeyeceksiniz; çünkü bizzat sizi (şahıslarınızı) vuracaklar ve liderliğinizi de hedef alacaklar. ◾️Onlara, konunun sizin hayal ettiğiniz kadar basit olmadığını söyledim. Eğer bizim herhangi bir noktamızı vururlarsa, biz de buna karşılık gelen noktayı hedef alırız. ◾️Ancak daha sonra bazı Amerikan ve Siyonist çevrelerden gelen analizler duyduk. Bazıları bize, onların bölge ülkelerine şu açıklamayı yaptıklarını söyledi: 'En fazla bir ay daha dayanın; bu hikaye sonsuza dek bitecek. ◾️Anayasa'da barış zamanı mı, savaş zamanı mı yoksa başka bir durum mu; buna Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin karar vermesi gerektiği belirtilir. Ayrıca barış ve savaş kararı, anayasaya göre nihayetinde Rehberlik makamına bağlıdır. Yani tüm bu karar alma süreçleri önceden belirlenmiştir. Bu, "sen ben şöyle olur, böyle olur" diyeceğimiz bir şey değil; her şeyin tam olarak hesaplanması gerekir. ◾️Amerika ile savunma muhtırasının (Mütabakat Zaptı) onaylandığı o son toplantı günü. Hani şu çokça sorgulanan ve hakkında çok konuşulan toplantı. O malum son toplantı, akşam saat 9’da başladı, gece 3’e kadar sürdü. ◾️Ateşkes çok daha zor güvenlik şartları altında gerçekleşti. O sırada Yüksek Konseyi (tek bir yerde) toplama imkanı yoktu. Çünkü toplansak, o bina anında bombalanırdı ve ülke büyük bir felaket yaşardı. ◾️O dönemde daha küçük çaplı toplantılar yapıldı (4'erli, 3'erli gruplar halinde) ve onların sonuçları birleştirildi. ◾️Tabii ki o zaman da hem lehte hem de aleyhte görüşler vardı. Ama o günün şartlarını, sonraki şartlarla asla kıyaslayamazsınız. İki kişinin bir araya gelmesinin bile çok zor olduğu savaş koşulları altındaydınız. Ama sonuçta görüşmeler yapıldı. ◾️ Ancak nihayetinde şu şartla kabul edildi: "Eğer Amerika, bizim sunduğumuz 10 maddelik planın müzakerelerin temeli olmasını kabul ederse."

Ramazan Bursa

434,976 просмотров • 1 месяц назад

KRAL ÇIPLAK !!! Evet, yine linç edenler olacak, yine hakaretler havada uçacak, okumuşu, cahili bir olup saldıracaklar. Susmayacağım! Simdi ben size M=7+ #deprem üretebilecek ve yeterli deformasyon enerjisinin kinetik enerjiye dönüşüp çalışması muhtemel en az 10 adet fay adı yazabilirim. Birikmiş enerji sürtünme kuvvetini aştığı anda kayaçlar takıldığı yerden kurtulup #deprem (ler) olacak. Nasıl ama korktunuz değil mi? İller deprem üretmez ,fay parametrelerini ,istatistikleri hesaplamadan yapılan açıklamalar ütopya olmaktan ileri gidemez! Mesela #Kayseri ; Kayserinin 5 bin yıllık tarihinde M=6,8 üzeri deprem yokken,Fay parametreleri bu durumu çürütürken, "#Kahramanmaraş #Hatay "gibi ’'kaderleri öyle olacak '' nedir? Ya da #Konya … Ya da yakın tarihte büyük depremini üretmiş ve yeterli deformasyon enerjisini biriktirmemiş faylara büyük deprem üretecek demek ne kadar gerçekçi? Türkiye, her zaman deprem üretebilecek aktif faylarla örülü. Dolayısıyla Türkiye'de nerede deprem olacağı zaten belli, yani kâhin olmak gerekmiyor. “Ben zaten söylemiştim” lafı da zaten saçmalığın ta kendisi… Siz, bir deprem zonundaki herhangi bir şehirde, “burada, ilerde deprem olur” deseniz, günün birinde ama 3 sene sonra,30 sene ya da 300 yıl sonra haklı çıkarsınız “Ben, bunu biliyordum,biz burayı 2 sene önce uyarmıştık, bakın söylediğim gibi burada deprem oldu‘’ deyip, kasılmanın da bir anlamı yok. Üç vakte kadar deprem bekliyorum deyin o zaman! 24 yıldır İstanbulluyu kaktüs üstünde oturttuğunuz gibi... Ne kadar korku empoze ederseniz, o kadar çok hızlı yayılır ve bir o kadar tıklanma, reyting, tiraj adı her ne halt ise… Yağlı kaymaklı! Evir çevir orayı salla, burayı salla, Allah ne verdiyse, tutmayın hocamı misali… Orta büyüklükte bir deprem olur hemen kanal kanal gezeriz… Hocaaaam bir selfie çekebilir miyiz? Tabii tabii …’’ Şimdi bazı sivri zekâlılar ‘’ne yani uyarmasınlar mı’’ diye bana saydırıyor... Gözünü kulağını dört açmış, ağzımızdan iki cümle duymak isteyenlere işkence yapmayın. Gerekli yerlere baskı yapın,halkın psikolojisine değil!!! Şunu şunu yapın dedik ama yapmıyorlar diye ifşalayın! Neden iki zıt görüşlü deprem bilimci ekranlara beraber çıkmıyor mesela ? Bilim tartışılmaz ise bilim olmaktan çıkmaz mı ve rasyonaliteden uzaklaşmaz mı ? Deprem olmayacak demiyoruz, tabii ki uyaracağız hangi fay ne üretir açıklayacağız. Risklerden bahsedip korunma yollarını öğreteceğiz. Eli kulağında, gergin, diyerek bir yere varamayız. Duruma realist yaklaşacak olursak, 10 binlerce can yitip gitmeden 6 şubat depremleri tam 6 ay öncesinden bağıra bağıra ,kapıya vura vura geldi… Öncesinde kim ağladı? Ama sahi sizler 2 yıl önce uyarmıştınız... Deprem, çoğumuzun zihninde bir tehdit algısı oluşturur. Panik içinde olma hali, çaresiz hissetme, yoğun endişe, ölüm korkusuyla yüz yüze kalmak gibi duygular gelmektedir. Bu duyguları, ‘‘tehlikedeyim’’, ‘güvende değilim’, ‘’bu korkuyla baş edemeyeceğim’’ gibi negatif düşünceler takip eder. Sonra bir bakmışsınız ki Deprem korkusu yani seismophobia vakası olup çıkmışsınız. OLABİLİR,GERGİN,BEKLİYORUZ. Hadi müritler Serkan İçelli yi linç edelim! Canınıza sağlık…

Serkan İÇELLİ

739,683 просмотров • 2 лет назад

Okan Buruk Futboldan Anlamıyor 🤔 Bülent Timurlenk: Soru: Dönmek için gittiği Samsun'dan başında da söylediğim gibi ciddi bir kazayla döndü abi. Okan Buruk Süper Lig'de ilk kez 4 gollü bir mağlubiyeti 4 sezon boyunca. Sen önceki programda fiziki hazırlıktan çok mental hazırlığın belirleyici olacağını söylemiştin. Bu tablo sana tamamen konsantrasyonla ilgili bir problemimi gösteriyor. 🗣Bülent Timurlenk: Yani şimdi bak ben Galatasaray'ı şampiyon ilan etmedim. Son programda söylediklerimi iyi hatırlıyorum. Aynı şekilde bana gazetede sordu. Aynı cevabı verdim. kendi kendilerini şampiyon ilan etsinler. Sonrasına bakarız diye. Hiç matematiksel olarak devam ettiği sürece oyuna ciddiyetle bakacaksın. Rehabet denen şey ne zaman olur? Ya da oyunu sorgulamama. Şampiyon olmuş bir takımın kalan maçlarında oynadığı oyununda çok da fazla teknik analizi olmaz. Zaten biraz da galiba genç oyuncuları oynamayanlara falan şans verirsin. Şimdi bu maçı anlayabilmek için maçın öncesine dönmek lazım. Şimdi Fenerbahçe derbisini önemli bir zafer. Ezeli rakibini yeniyorsun, 7 puan farka çıkartıyorsun. Maç sonundaki bir şeyler, sevinçler var. Okan Buruk'un deyimiyle şampiyon olmuş gibi sevinen futbolcular ve bundan rahatsızlık duyduğunu söyleyen bir teknik adam var. Ama gel gör ki bu ne perriz, bu ne lahana turşusu. Hafta ortasında bir idman, taraftarı açık idman stadyumda yapılıyor. Meşaleler yakılıyor vesaire. Şimdi orası bir şampiyonluk kutlamasından başka bir şey değil yani. Bir teknik direktör olarak bundan eğer rahatsızsanız bu idmanı pekala şampiyon olduktan sonra Samsun maçının ardından bu hafta ortasındaki bir günde taraftara açık idman yapabilirsiniz. Ben bunu biliyorsun defalarca savundum yani bu kadar taraftarla da mesafeyi sadece böyle torpillerin içeriye gireceği. Anladın mı? Berber'in şov yapacağı bir tesisi olmaması lazım Kemerburgaz'ın. Ama bunu söyleyen tek adam o kararı kendisi almış olamaz. Yani orada hangi Galatasaray profesyonellinin yöneticisinin aklına geldiyse o iş. Stadyumda böyle açık idman fikri. Buyursun eserini büyük bir gururla izlesin. Yani ben öncelikle oraya bağlıyorum. İkincisi maç öncesinde doğal olarak ben de son yayınımda Galatasaray'ın Dursun Özbek'in vereceği yönetim listesini konuştum. Öncelikli olarak. Samsun Spor maçından önce konu olarak bunları edindim. Ama benim işim bu. Yani refleks olarak daha büyük manşeti daha önce konuşmak ya da sayfada daha büyük görmem lazım. Ama futbolcuların işi başka. Futbolcular önündeki maçı kazanmakla mükellefler. Dolayısıyla burada bir şey var, paradoks var. Ve Okan Buruk maçın sonundaki açıklamalarıyla da kendilerini eleştiren bir üçüncü kişiymiş gibi davranıyor. Yani sanki o icatları ben yapıyorum gibi. Yani o ilmanı sanki ben yaptım gibi. Ya da bu takımı aç, tok meselesi. Şimdi bak uzun zamandır refleks şu. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Burak'a karşı böyle samimiyetsizce sanki onun yerine empati yapıyormuşçasına ben onun yerinde olsam ayrılırım falan diyen böyle tırnak içinde çakallık peşinde olanlar var. Şimdi dijital medya yayıncılığı garip bir yer. Orada asmak, kesmek, parçalamak reyting getiriyor. Çok da kolay. Yahu ben de bu dilde asarım, keserim, parçalarım. Eleştirimizi tabii yapacağız. Ama bir hafta önce derbiyi kazanmış takım evet en ağır mağlubiyetini aldı. Evet berbat bir futbol oynadılar. Geleceğiz. Evet o rehabeti belirli dakikalardan sonra gördük. Evet bu işin sorumlusu hoca. Ama 7 gün arayla göklere çıkardığınız bir takımı ve teknik direktörü MAMA'ya göndermek de duyduğunuz haz. Cebinize dönecek olan etkileşim ve para olduğu için yapıyorsunuz bunu. Bir hafta önce söyledikleri de unutanlar ülkesi burası. Bana komik geliyor bu yani. İskine geldi şeye geldi yani. Okan Buruk futboldan anlamıyor herhalde geldi. Bu bir Okan Buruk savunması değildir. Bu samimiyetsizliğe futbol yorumculuğu denilen şey de. Dün bir programı izledim. İlk yarım saat Uğurcu'nun adı geçmedi ya. Şu maçın kilit noktası Uğurcu'nun yokluğu.

Galatasarayultrataraftar

23,617 просмотров • 4 месяцев назад

Dursun Özbek hikayesini anlattı İçimiz Paramparça ❌️👑🦁💛❤️ Bülent Timurlenk: Dursun Özbek'in 9 Mayıs tarihinde söylediği "transfere hiç vakit kaybetmeden başlıyoruz" sözüne. Şimdi hayattan sana bir örnek vereyim: Haziranda okullar kapandığı zaman, ben çocuklarıma "10 gün sonra tatile gidiyoruz" desem, 10 gün sonra tatile gitmesek, sonra 24 Haziran tarihinde "en güzel transferleri yapacağız" diyen Dursun Özbek gibi, "en güzel 5 yıldızlı otele gideceğiz, çok eğleneceksiniz" desem, sonra 7 Temmuz'da çocuklar hafif isyan ettiğinde, "Ya daha önce de tatile gitmiştik, biliyorsunuz, aynası iştir, kişinin lafa bakılmaz, güvenin bana, güzel bir yere sizi tatile götüreceğim" desem, 29 Temmuz tarihi geldiğinde, hangi gün açıklanacağı önemli değil karşılığı, ben de çocuklara "Ya gideceğiz tatile de, tarih belli değil" desem, sonra da 3 Ağustos tarihinde, yani yaklaşık bundan 9 gün önce, 9 gün önce, "taraftarımız endişe etmesin" diyen Dursun Özbek gibi, ben çocuklarıma desem ki "Gideceğiz tatile, endişe etmeyin" dediğimde, "Ama baba, okullar açılıyor, yaz bitti!" Yaz bitti, Murat Amung'dan şiiridir biliyor musun? Yani işte, anlatmaya çalıştığım bu. Ailenizde çocuklarınıza nasıl davranıyorsanız, bir lider olarak, bir kulüp başkanı olarak da, verdiğiniz sözlerin arkasında duracaksınız. Büyük beklentiler yaratıp hiçbir şey yapmazsanız, büyük hayal kırıklıkları yaratırsınız. Başka türlü konuşabilirdiniz 9 Mayıs tarihinde. Ben geçen sene Osimhen, Uğurcan ve Singo'ya 150 milyondan fazla para ödedim. Bu sezon bu şekilde transfer yapmayacağız. Bu şekilde transfer yapacağı ya da bu kadar beklenmiyordu da zaten hani kasanın ağzını açmayacağı eleştirilerine de, "Hayır, öyle değil" diyordu. Yani bugün 12 Ağustos tarihi itibarıyla kalan 18-19 gün neyse, Şampiyonlar Ligi listeleri verilene kadar, Galatasaray oyuncular alacak mı? Alacak. Ben de çocukları bu arada o tatile götürebilirim. Ama ne ben unuturum, ne o çocuklar unutur; Haziran, Temmuz ve Ağustos ayının o tatile gidene kadar. Herkesin ağzı biraz ekşi kalır. Hele bir de o tatil, o vaadettiğim 5 yıldızlı otelde olmazsa. Pansiyonda kalmak da güzeldir de, futbol da öyle değil. Böyle bu kadar büyük yıldızlar, "Daha iyisini alacağız" bir isim ortaya çıkıyor, "Daha iyisini alacağız" deniyor. cümle sana bir şey söyleyeyim, bak. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, 2 ay Galatasaray'da her şeyi kontrol eden Dursun Özbek'in yerine, başkan olup da bir Fenerbahçeli olarak, iyi bir Fenerbahçeli olarak, 4 yıldır şampiyon olan Galatasaray'ı şampiyonluk serisini kesebilmek için bir şeyler yapacak olsa, bak bu kadarını yapmazdı. Derdi ki, "Çok anlaşılır, ayıp olur ezeli rakibimize" diye.

Galatasarayultrataraftar

140,017 просмотров • 22 дней назад

Bu Söyleyecklerim her yerde Yankılanacak Hasan Şaş: Çünkü bugün benim söylediğimin çok yerde yankılanacağını da biliyorum. Şimdi Galatasaray futbol takımı her zaman şampiyonluğu oynar. Şampiyonluğu oynamadığı senelerde bunu biliriz. Ama ben 42 yıldır 8 yaşından beri Galatasaray'ı takip ediyorum. Galatasaray futbol takımı bu şampiyonluklara nasıl eriştiğini çok iyi bilirim. Hocaları bilirim, yardımcı hocalık yaptım. Futbolunu oynadım, taraftarlığını yaptım, her şeyini yaptım. Ama bugün müsaade ederseniz ben bir parantez açmak istiyorum. Bu açtığım parantezde de Okan Buruk var. Okan Buruk var. 3 yıl şampiyon yapmış. Ben geçen sene başladım. Youtube'da programlarımı. Bu yıl devam ettim. Bunların %80'i Okan Buruk'un etrafında dönen veya Okan Buruk'la ilgili benim hep övücü şeylerim ortaya çıkar. Çıksınlar baksınlar. Canlı yayın yapıyoruz. Bundan önce de, bundan sonra da hep canlı yayın yapıyoruz. Eleştirdiğim noktalar da oldu. Yalan mı? Çok eleştirdim. Mesela Konya maçı çok eleştirdim. Kocaeli. Kocaeli maçı çok eleştirdim. Juventus maçı. Juventus maçı çok eleştirdim. Her şeyi çok eleştirdim. Ama şu an bir şey var. Bak. Ligin bitimine 6 hafta kala. Bana bir kişi bu kadroyla çıkamaz. Neden hocam? Çıkmaz. Risk midir? Bak Torreira. Icardi'nin. Yedek kaldı. Ben sayayım. Taraftarlar bize müdahale etsin. Hasan Şaş'tan yanlış konuşuyorsun desin. Şimdi 3 gün önce Trabzon maçını kaybedeceksin. Değil mi? Macor bir maç. Barış. Santrafor mu? Değil. Salay sol açık mı? Değil. Sanay yerinde mi? Yerinde. Aspiril 10 numara mı? Değil. Tercih etme. Lemina'dan ne beklersin? Bilmiyorsun. İlk aydan ne beklersin? Bilmiyorsun. Boya'ya defans yapar mı? Yapar. Singo, Abdülkerim'in yerinde ki zaman zaman hatalar yaptı bugün. Bilmiyorum. Jakobs yok. Şampiyonlar Ligi'nin müdavimini diyelim. Jakobs yok. Eren var. Ve Galatasaray şampiyonluk maçına böyle bir kadro ile çıkıyorsa bunun hakkı hakka teslim etmek lazım. Okan Buruk burada büyük bir teknik direktörlük yapmıştır. Bak Torreyra diye bir adamı kesmiştir. Son 3 yıldaki kutlu şampiyonluk yolunda her şeyini vermiş bir Torreyra'yı Trabzonspor maçında oynatmadı bugün. Bugün kafasındaki hazırlandığı maç hazırlandığı maç riskli kadro ama Okan Buru'nun bugün teknik direktörlüğü bugün teknik direktörlüğü kaşelerle o noterden gittiğim 37. Nihat Beyan vardı eskiden bizde. Biliyor musun? Bugün vurmuştur. Mühre vurdu mu hocam? Bugün mühre vurdu. Şampiyon olur olmaz. Ben ona bakmıyorum. Ama hiç kimse, hiç kimse kolay kolay dünyada, Türkiye'de böyle risk alıp ben bu maçı böyle kazanacağım diyen bir Asperilla diye bir oyuncu yoktu ya iki ay önce. Var mıydı? Yoktu. Onunla başlayacak. Şalay'ı en sola atacak. Barış Santrofordel orada oynayacak. Böyle bir kadroyla çıkı ve teknik direktörlüğünü bugün herkesin benim için değil. Ben iki yıldır Okan Buru savunuyorum. Benim için değil. Ama Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlar için bugün teknik direktörlüğünü ilan etmiştir.

Galatasarayultrataraftar

65,567 просмотров • 4 месяцев назад

📢SESLİ ANLATIM: 🚨İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI (YECÜC MECÜC ÇAĞI) İnsan-cinni melezlerinin nasıl vücut bulabildiği hakkında sorular soruluyor. Öncelikle cinnilerle insanların, hatta insanlardan önce cinnilerle cannların, birbirleri ile ilişkileri olabileceğini kabul edelim ➡️Cinniler insanlarla birleşir mi, birlikte olur mu? Evet, olur. Bunu yaşayan insanlar çok iyi biliyorlar ve böyle çok insanla biz görüştük. Cinniler, insanların vücuduna girer, insanların vücudundan faydalanır, insanlarla birlikte olur. ➡️Peki, bunlar nasıl oluyor? ➡️Bir de bu melezlerin nesli, doğumu nasıl oluyor? Cinniler insanların vücudundaki atıkları kullanır, çünkü cinnilerin vücut yapısı bizimki gibi değil. Biz maddenin katı haliyiz ama onlar gaz hali. Gaz hali olunca, bizdeki maddenin de gaz halini kullanarak, bizdeki DNA’ları da kullanarak o gaz halinden çocuk edinebiliyor, doğum yapabiliyorlar. Bu melezler eğer ifritlerden olursa, ifritlerden olan çocuklarda otomatikman o ifritlerin, o babaya, o babanın yaşantısına, her şeyine müdahale etme hakları oluyor -ki bunlarla da çokça karşılaştık-. Madde boyutunda, yani "maddenin katı hali"nden bahsediyoruz; anne ve baba (insan) birleşmelerinde tam birleşme anında cinniler araya karışıp kendi DNA’larından, kendi gaz hallerinden araya girebiliyorlar. Bu ayrı bir şey Kadın doğum yaptığında, çocuğu et beden doğdu, yani insan. Bunun vücudunun içine, DNA’lara girdiğinde bu insanla beraber onlar da içine giriyorlar ve içinde yaşıyorlar. Bir DNA’sından gelen etkiler var, ayrı; bu etkileri kullanarak, kendilerine bir zemin hazırladılar. Bunun üzerine de bir de bu insanın et bedeni oluştu, ruhu geldi ayrı Ayrıca o soydan gelen cinniler, onun içine girerek, ruhunu minimize edip, en düşük hale getirerek ve o bedeni ele geçirerek, çocuğu kendi örf, adet ve isteklerine göre yaşatabiliyorlar. ➡️ Peki, madde boyutuyla direk birleşme oluyor mu? Önce, cinnilerin, teknoloji olarak bizden çok ileri olduklarını bilmemiz lazım. Yani bizim şu andaki en üst seviyemiz bile onlar için çok eski bir teknoloji. 📌ANUNNAKİLER VE "CANN" LAR NEDİR? Cinnilerden bahsederken önce Anunnakiler’den ve "cann"lardan bahsetmek lazım (İLGİLİ PAYLAŞIM: ANUNNAKİLER KİMDİR, GERÇEKTE NEDİR? ) Buradaki yarı insan, yarı hayvan görüntülü ırklar tarihi eserlerin üzerinde yazıtlarda veya piramitlerde var. Bunlar, teknolojiyi öyle noktaya getirmişler ki maddenin gaz halini katı haline, katı halini de gaz haline dönüştürebiliyorlar. Bu gaz halini kendinden alıp, insan bedenine enjekte ederek bunu katı haline dönüştürecek mekanizma insan bedeninin içinde. Bir fabrika gibi düşünün, katı hale dönüştürüp sonra bu bir kadına enjekte edilirse, doğacak olan iki ırkın maddesel olarak birleşmiş hali insan olur. Peki, bu "melez" insan iman edebilir mi? İman etmek için çokça uğraşır fakat cinni tarafı onu öyle bir ele geçirir ki istediği gibi yönlendirir Peki, nasıl ele geçirebilir? O insanlar cinler alemini de olduğu gibi görür, bu âlemi de görür. İki âlemin arasında kalmaktan sıkıntıya düşer Fakat, cinniler boyutundaki teknoloji ve anlatılanlar, oradan gelenler, oradaki yaşayan cinnilerin ve bu dünyada da yaşayanların halini gördükçe, karşı taraf insanı ikna eder. Yani gözlerinde öyle bir mercek, kamera var ki iki boyutu da aynı anda görüyor. Kulaklarında öyle bir yapı var ki iki tarafı da aynı anda duyuyor. Yani tüm her taraftaki sesleri, bağlantıları, alabiliyor ki cinniler bize göre çok hızlıdır. Maddenin gaz hali olduğu ve çok hızlı oldukları için ses, görsel, işitsel iletişim de onlarda hızlı olur ama o özellikleri maddesel insan vücudunun içinde DNA’sına kodladıkları için bu defa o insan, insan olan cinnilerden olabilir Soru: Bu birleşmeden doğan insanların iman etmediğini söylediniz. İman etmeyeceğini söylediniz. ➡️Bugün burada yaşayanlar, iman etmeyen deist, ateist insanların, bu cinlerin birleşmesinden kaynaklanan doğumlardan meydana gelen insanlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Şöyle bir ayrım yapıyorlar: Kendi nesillerini, belirli ırklara enjekte ediyorlar. Şöyle düşünün; Bundan beş, sekiz bin yıl önce bunu enjekte ettilerse -ki ettiler-. Nuh tufanına kadar teknoloji de çok yüksek, çok ilerideydi. Bu dönemden sonra da kendilerinden hayatta kalan var Kalan onlar için "safkan" yani et beden olarak kalmış. DNA dahil birçok şeyleri kendilerine uyarlayarak, onlara enjekte ederek nesli devam ettiriyorlar. Her gördüklerine rastgele seçtiklerine değil bu uygulama. Paganlar ve onlara hizmet edenler de zaten buradan gelenler Yani kendilerine seçtikleri özel bir ırk dönüştürdüler. Her insana değil, onlara bunu uyguluyorlar. Her insana cinnilerin münasebeti oluyor mu? Oluyor ama onunla, bunlar farklı şeyler. Underworld diye bir film serisi var. "Lycan" olarak adlandırdıkları, kurt adam olarak görünen bir ırktan bahsediyor ve “safkan” olarak ifade ediliyor. Bu ırk istediği zaman insan kılığında, istediği zaman kurt adam formuna dönüşerek iki tarafın da avantajlarını kullanabiliyor Kendisini hem insanlardan hem diğer bütün yaratılan varlıklardan üstün ırk olarak tanımlamış ve kendisini ırk olarak da başka hiçbir ırkla bozmak istemiyor. Yani böyle bir şey, böyle bir senaryo var bu filmde. Gerçeklik payı olabilir mi diye sorabiliriz. Şöyle, geriye dönüp filmlere bakın, paganların yaptığı bu filmler yaptıklarını anlatıyor ama biz anlayamıyoruz Aradan onlarca yıl geçince bunu anlıyoruz Kurt adam veya benzeri dönüşmüş insanlarla ilgili filmler var değil mi? İşte bunlar, onların o ırktaki değişimleri aslında subliminal anlatıyorlar. Bunlar var ama o kadar özel ve o kadar korumalı ve farklı yerde, farklı şekilde gizlenerek yaşıyorlar ki biz bunları anlayamıyoruz Özellikleri var. Bizden daha fazla görüyorlar, daha hızlılar, beyin yapıları farklı, madde boyutunu farklı inceliyorlar Bir nevi Yecüc Mecücün farklı bir versiyonu gibi ama onların çoğalıp, dağılacağı kadar yeryüzü daha hazır değil. Onlar, yecüc mecüc olarak dağıldıklarında yeryüzündeki oksijen seviyesine kadar -ki oksijen seviyesi en son noktadır-, daha birçok değişimlerin olması gerekiyor ( İLGİLİ ANLATIM: YECÜC VE MECÜC: CİNLER İLE İNSAN IRKININ KARIŞMASI ) Buna klonlama da dahil, gen çalışmaları da dahil. Tüm bu çalışmalar bunları daha fazla çoğaltmak için yapılan hazırlıklardır ama bunları daha başaramadılar. Şimdilik önceki zamanlardaki birleşmelerden olan nesli korumaya çalışarak, devam ediyorlar. Bütün bu filmlerdeki senaryoların temel içeriği DNA boyutunda mutasyonla açıklanıyor. Yani mesela Lycan dedikleri ya da diğer ırklar olarak tanımladıkları safkan ırkları, DNA ölçeğinde başka ırklarla birleştirmişler ve oradaki mutasyonlar üzerinden hareket ediyorlar Bu onların anlatımı ve delili de aynı zamanda. Bu konuları inkâr ettiğinizde o filmler bize bir hayal veya uydurma gelebilir ama kesinlikle yaptıklarını yapmak istediklerini, varacakları sonuçları birleştirerek bunları filmlerle empoze ediyorlar bizlere 2004 yapımı "I Robot" ( ben robot) adlı bir film vardı "İnsanlığın %100 kontrolü" anlamında bu bahsettiklerimizi 20 sene önce ekrana taşımışlardı. Tüm anlatılanlar aynen olacak ve bu günleri 20-30 sene önceden empoze etmeye başladılar ! (İLGİLİ SERİ: GRAPHEN, ÇİPLER VE İNSANLIĞIN KONTROLÜ) Hayal sandığınız şeylerin bir bir gerçekleştiğini gördüğünüz gün; anlamak, tanımak ve savaşmak için çok geç kaldığınız gündür... "İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI" SES KAYDI

Synergy Kendiyas

31,988 просмотров • 1 год назад

Karagümrük 2-0 Fenerbahçe Rıdvan Dilmen: Daha derken olabilirdi. Tabii ki yarınki başarışları iyi takım ama izleyicileri duyar gibi oluyorum. Haklı olarak. Ben de Rıdvan Dilmen'i izlesem. Sen ne anlatıyorsun derim ben. Çünkü Galatasaray puan kaybetsin de işte 4 puanda kalsın da veya işte 5'te kalsın diye. Galatasaray yarın 1 oynayacaksa 2 oynayacak. Motivasyon tavanya baş olacak. Bir de şöyle bir durum var. Geçen hafta çok güzel bir şey söylemiştim. Önümüzdeki hafta ilk kez. Önce oynayacak. Biraz da Galatasaray psikoloji bir puanı indirip. Haklı bir. Artı Gaziantep maçından son günü Galatasaray maçı erteleniyor. Bir maçta eksiğim var. Bir maç fazlan olacak. Galatasaray'ın eksiği olacak. Ve milli maç dönüşünde sen puan farkıyla önde olma ihtimalin olabilir değil mi? Olabilirdi. Bu maçla ilgili konuşacak şeyleri aslında çok teknik olarak hiçbir şey yok. Sebebi de söyledim ya, geçen haftaki sportistçilerin manşetine koymuşlar. Şapkadan tavşan çıkarma dedim ya. Şapkadan tavşan çıkartmak 34 maçlık periyotlarda 3 bilemedin 4 kez olur. Bir oyun ve oyuncu istikrarı olur. Tabii ki kulvarlarda oynarken Bir takım değişiklikler yapabilirsin. Formasyonda ve oyuncu grubunda. Çok basit. Herkesin anlayacağı şekilde. Ya Tariska ile Asansi olmasa ne olacaktı abi? Fenerbahçe grubunun teknik direktörünün varlığına ne gerek var? Eğer Fenerbahçe bugün 57 puan aldıysa emin ol bütün oyunculara saygım var. Minimum 12 puanla bu iki oyuncu bunun Bu kadar kötü olması da kötü oynadığı Alanya'dan, bir sürü maçla Samsun'dan, Kasımpaşa'sından söyleyebilirsiniz. Şimdi ligin sonuna doğru gel, sevgili Cengiz An. En son gel. Dibine, evet. Fenerbahçe Karıgümrük'ten iki gol yedi. İçeride de bir gol yemişti galiba değil mi? Kayser Spor'dan kendi evinde 2-7, 4-2'lik maçta. Kasımpaşa'dan birbiri gitti. İki maçı da kazanamadı. Kazanamadı. Antalya Spor'dan iki gol yedi. Daha yeni oluyor bunlar. Şimdi böyle bir durumda yani ligde küme düşme ihtimali yüksek olan takımlardan siz ikişer tane gol yiyorsanız nasıl şampiyon olacaksınız? O zaman şu geliyor. Salı akşamı gördüğümüz Galatasaray'ı tabii ki Liverpool şartları başkadır konsantrasyonu. Fenerbahçe'nin şu tabloda olması bu takıma göre çok İyi yani toplu. Bu oyuncu grubu ve bu oyun yapısına göre. Oyun yapısı ve anlayışına göre samimi gerçekçi olmak lazım. Aslında 4 puanlık fark bugün direğin bir ihtimali var. Herkes Kasımpaşa'nın tale maçları da dahil olmak üzere bir hesapları vardı. O maç günü o coşkuyu da hatırlıyorum Kasımpaşa maçında. Hatta çok maçta bir hesap vardı. Emin ol bugün Fenerbahçeliler 4 puan. geride ve bir puanı indirme şansı olmasına rağmen çok Fenerbahçe'nin maçtan dahi haberi yoktur. Bu hesapları bırakmışlardı. Bakın ikisi buradan bağımsız söylüyorum. Bunun bir sebebi olmalı. Niye oldu bu durum? Niye Fenerbahçe bu duruma geldi iki haftada? Üç haftada? Şimdi burada...

Galatasarayultrataraftar

113,432 просмотров • 5 месяцев назад

Bülent Timulenk: Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur. Bunu söylemem için de bir tane sebep vardı. Önç yani şimdi Leroy Senen'in olmadığı, Lang'ın Hollanda mil takımında hiç forma giymeyip 3 haftadır maç yapmadığı bir yerde Yunus'un da kanatlarda oynarken ya da bugünkü oyunu da on numarada da forvet arkasında da verimsizken Galatasaray'ı ileriye taşıyabilecek tek adam Barış alper Yılmaz'ı en uçta oynatmak Galatasaray için Akıllıca bir iş değildi yani. Barış'ın oynadığı Kadıköy'deki derbide 3-0 Galatasaray kazanırken arkasında Mertens vardı. Bir bağlantı oyuncusu vardı. Yani bugün o bağlantıyı yapabilecek kimse yoktu. Barış Alper Yılmaz İkardi'den daha iyi pres yapar mı? Yapar. Ama tekrar söylüyorum. Yani bugün gördüğün gibi kanatlarda Barış olmasa, Barış'ın getirdiği toplar olmasa, Barış bir şeyler yapmaya çalışmasa. Hiçbir şey yapamayacak ki Galatasaray. Barış bu kez en uçta oynasaydı kim getirecekti topu bugünkü performanslarla? Evet sen ikamesi olmadığını söylüyor. Evet yani hani şimdi buradan geriye dönüp devre ortasında İkardini'ye göndermediler yerine Santrofor almadılar vesaire. O kadar böyle bir Osman vurgulu bir oyun var ki. Ama futbolda var bu sakatlıklar yani. Evet bu zaten en çok tartışılan konulardan birisi Osman ile kazanıyor Galatasaray. Valla yani Galatasaray tek direktörünün Kendisine bu türden bir imada bulunan ya da böyle bir yorum getiren insanlara karşı. Sonuçta ben buna bir takım oyunu diye bakarım. Dünyanın en kolay şeyi. O simen kazandırıyor maçları demek. Yani geride kalan on tane adamın da bir şekilde emeği var. Ama yani çok basit olarak hani Beşiktaş derbisinde o simen fark yaratmıştı değil mi? Beşiktaş'ta öyle bir sandrofor yok mesela. Zaten Türkiye'de iki tane bu tipte santrofor var. Birisi o sümen birisi onu aç. Yine farklı özellikleri var. Yani o topu tutmada bir pivot santrofor olarak biliyorsun o sümen toplara çıkar. Fake ile almaya çalışır. Yani çıkmaz bile toplara yani. Ama onun önünde alan presi ve her şeyiyle beraber zaten iki tane böyle komple santrofor varmış gibi görünüyor. Ve fizik olarak birisinin atletizmi diğerinin heybeti. Bütün bunların yan yana getirdiği zaman zaten diğer takımların hepsinde olmayan adamlar bunlar. Maçın dengesi açısından da bir tanesinde ona açı varken öbür tarafta o simen olmayınca zaten yani kantarı bir tarafa ağır basıyordu. Ama bu sadece bunun üzerinden açıklanacak bir şey değil. Çünkü Trabzonspor'da şimdi son dakika bütün hafta oynar oynamaz denilen Mucci'nin de yokluğunda 37 yaşında baka yeme forma giyiyor. Yani şimdi bakıyorsun dahi orta sahanın en dinamik adamı, bunun sadece defansif yönde değil, hat kıran adamı. Şimdi zaten maç öncesi yaptığımız programlarda şunun altını çizdim. Bak birincisi şu, milli aralar sonrası her zaman bir bilinmezdir. Bu bilinmezlik içinde 3 yıl önce Galatasaray faydalandı bundan. Bizim için milli ara değil de dünya kupası arasından sonra Fenerbahçe biliyorsun Trabzon'a gidip mağlup olmuştu. İki takımın da ne futbol oynayacağına dair bir fikrin olamaz 45 gündür ortalıkta olmayan insanların. Şimdi burada da 3 hafta olmazsa işte 18 gün şeyden hani Liverpool maçından beri sayıyorsun. Trabzon sporun daha da geride. Nasıl hazırlandıkları önemli. Kaç tane milli oyuncuları kaç kişiyle hazırlanıyorlar biri Trabzon'da. İstanbul'da geliriz Galatasaray'daki o izin meselesine. Ama işte o noktada o bilinmezliğin içinde asıl hikaye Trabzonspor'da şimdi Muçi'yi bir kenara ayırıyorum. Belli değildi diyorum ona. Olayıyla Batagov'un yokluğu. Nedir bu? Bir kere her türlü şekilde orta sahada Galatasaray'ı avantaj yaratan kağıt üzerinde bir durum. İkincisi de en iyi stoperi yok. Yani şu ligde Milan Şikliner, Batagov, Davinson Sanchez böyle bu sıralamayla ben sayarım. Bu benim seçimim. Batagov yok. Şimdi bunların yerini oynayacak adamların ne vereceği önemliyken Galatasaray cephesinde de

Galatasarayultrataraftar

98,807 просмотров • 5 месяцев назад

Yıl 2001 Yer Tunceli Başımıza yeni atanan tim komutanı ile ilk ohal görevine gitmişiz. Taburda sayı az. Günü birlik görev sık oluyor. Yüzbaşı yeni gelmiş ve birbirimizi tartıyoruz. Tim, Tim komutanına ısınmalıdır. Yoksa olmaz. Özel kuvvetler timinde işler öyle sadece askerlikle yürümez. Aile olacaksın. Derken bir sabah Rahmetli tabur komutanımız tekmili aldı. Timler spora başladı. Bizim tim komutanı sinirli. Belli etmemeye çalışıyor. Ama var bir şeyler. Anlatmadı. Ama "arkadaşlar sizinle bir sey komusmam gerek" dedi ve ekledi "ben bu rütbe ve yaşıma kadar düşünmemiştim, çalışmamıştım ama bu sabah karar verdim. Benim bir şeyleri değiştirmem ve düzeltmem lazım. Özel kuvvetleri ayrı bir yere taşımayı istiyorsam benim de bir şey yapmam lazım" Dinliyoruz ama sonu bilmediğimizden bakıyoruz öyle "eeee" der gibi. " sizden bir şey isteyeceğim. Eger bana hakkınızı helal edecekseniz gidip kısıtlı zamanda olsa kurmaylık sınavına gireceğim ve kazanıp kurmay olacağım" dedi. O an aslında hissediyorum bütün tim içinden gülerek "kafayı yemiş. 4 ay var sınava. O iş öyle ben kazanırım demekle olmuyor" dedi. Ama soru işaretimiz de olmadı değil. "Acaba olur mu?" Yok ya olmaz. Kolay mı kurmaylık sınavı. Adamlar en az 3-4 sene çalışıyor. Bir sürü okuma yapıyor. Saatlerini geceleri ders çalışmakla geçiriyor. Yok yok olmaz. Bir süre sessizlikten sonra H.P. Başçavuş agabeyimiz "hakkımızı helal etmeyiz komutanım" deyince garip bir sessizlik oldu ama arkasından ekledi. "Tabi kazanamazsanız" diye. Garip olduk ama bir laf edilmisti bir agabey tarafından ve geri donüş olmazdı. Herkes onaylar gibi başını salladı. "Gidin kazanın komutanım. Tim bana emanet."dedi tim k. yardımcısı Ütgm. T. A. Bunları duyan Tim Komutanı, "bana bu lafları ederek ağır bir yük yüklediniz. Şimdi kazanmaktan daha önemli bir görevim oldu. Size hakkınızı ödemek. Ama göreceksiniz çalışacağım ve kazanacağım" dedi. Biz günlük haftalık görevlere gidiyoruz ama O çalışıyor. Hem de bir sürü yokluklara rağmen çalışıyor. Kurmaylık sınavı öyle kolay bir sınav değil. Bir sürü dökümana, kitaba ihtiyacınız var. Tunceli'deyiz. Nerden ulaşacak? Hep diger çalışanlardan rica ederek, Ankara'dan sagdan, soldan rica ile kendine kısıtlı imkanlarla kitapları getirtti ve çalıştı. Hiçbirimiz inanmıyorduk. Zaman çok azdı. Kazanamazdı. Gün geldi sınava girdi. Biz de Ankara'ya dönmüşüz. Alay gazinosunda oturuyoruz. Tim komutanı geldi oturdu. Başçavuşlar sordu "komutanım nasıl geçti sınav diye" sorularla sorunum yok arkadaşlar. Sınav iyi geçti. Ama "Mesele" ile ilgili sıkıntılarım var. Arkadaşlar benim çozümüme yanlış diyor. Gelin size de anlatayım. Böyle yaptım. Böyle olmaz mı? Başcavuşlardan birisi "Komutanım sen olaya Özel kuvvetçi gibi bakmışsın. Bir piyade birlik komutanı gibi bakman lazımdı. Bence yaptığın yanlış" dedi. Gözlerinden anlıyorduk. Sinirleniyordu ama belli etmiyordu. Ve yineledi "kazanacağım. Benim çözümüm de kabul görecek" dedi. Günler geçti klasik Ankara mesaisi ile. Zaman sonuç açıklanma zamanına geldi ve açıklandı. "KAZANDI" Herkes bilir. Yok imkanlarla. Kitabı olmayan adam, diger subayların dökümanlarına rica ile bakan adam, 4 ay bile olmayan zaman zarfında çalışan adam, Akademi sınavını KA ZA NA MAZ. Ama O Kazandı. Bu Adam bizim time atandığında haberi önce gelmişti. Farkı bir adammış. Devresinin 1 i idi. Özel kuvvetlere gelmek için sınıfını değistirmiş. Savaşçıymış. Bir sürü kritik görevinde görev almış. Amerika da Ranger kursunu derece ile bitirmişti. Amerikalılar bile O'nu konuşmuş. Hakkında tek bir olumsuz cümle kurulmamıştı. Ve biz de O sabah bize tek tek sarılıp "hakkınızı helal edin" deyince tanımıştık aslında O savaşçıyı. Kendi helalliğini kendi haketmişti. Onur duyduk. Timce sevindik. Tim k Akademiyi kazanmıştı ama konu sadece kazanması değildi. Bu kadar kısa sürede bu kadar imkansızlıklara rağmen kazanmasıydı. Özel kuvvetlerde Marka isimler vardır. Onlardan biri de benim tim komutanlarımdan biri olan E. Kur. Alb. Dr. Mehmet Alkanalka'dır. Markadır.

Taner BAŞ

52,868 просмотров • 1 год назад

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,448 просмотров • 2 месяцев назад