Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

📌​8 Mart: Mücadelenin ve Sevginin Adı DMD Annesi Kadınlar ​8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların gücünü ve direnişini simgelerken, bu mücadelenin en ön safında yer alanlardan biri de DMD annesi kadınlardır. Hayatlarını kas erimesi (DMD) ile mücadele eden çocuklarına adayan bu kadınlar, her gün sabır ve sevgiyle imkansızı başarmaya...

21,839 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı Azerbaycan Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonunda bir konuşma yaptı. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşliğe vurgu yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ “Bu anlamlı ve özel günde, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, kardeş Azerbaycan ordusunun Silahlı Kuvvetler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Bu vesileyle sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyor, sizlerin şahsında gardaş Azerbaycan halkına da buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Sözlerimin başında Azerbaycan’ın egemenliği ve bağımsızlığı için cesaret ve fedakârlıkla mücadele ederken şehadete ulaşan aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, bu uğurda gazi olan kahramanlarımıza acil şifalar diliyor, şehitlerimizin ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. ÜLKELERİMİZİN CAYDIRICILIĞI ARTIRMASI TERCİH DEĞİL ZORUNLULUKTUR Hörmetli Gardaşlarım, hepinizin yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeydeki risk ve tehditlerin çapı ve etkisi her geçen gün artmaktadır. Tüm bu gelişmelerin barışı, istikrarı ve refahı tehdit ettiği bu süreçte; stratejik konumdaki ülkelerimizin her alanda güçlü olması ve caydırıcılığını artırması bir tercih değil zorunluluktur. Böylesine kritik bir ortamda, Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgesel ve küresel düzlemdeki yakın iş birliği de her zamankinden daha fazla önem arz etmektedir. Stratejik ortaklığa sahip ülkelerimiz arasında iki devlet ilişkisinden ziyade ezeli ve ebedî kardeşlik bağları ile sarsılmaz bir dayanışma ruhu vardır. Şu bir gerçektir ki Azerbaycan-Türkiye ilişkileri çok köklü, çok güçlü, çok boyutlu ve derindir. Ülkelerimiz tarih boyunca sevinç ve kederleri birlikte yaşamış, zorlu zamanlarda birbirine destek olmuş, her koşulda yan yana durmuştur. AZERBAYCAN’IN GÜCÜ BİZİM GÜCÜMÜZ, TÜRKİYE’NİN GÜCÜ AZERBAYCAN’IN GÜCÜDÜR Tarihten gelen bu birliktelikle Türkiye ve Azerbaycan arasında başta savunma ve güvenlik olmak üzere hemen her alanda yakın iş birliği bulunmaktadır. Bu kapsamda Silahlı Kuvvetlerimiz omuz omuza çalışarak birçok faaliyeti başarıyla icra etmektedir. Öyle ki karşılıklı personel eğitimlerinden, kardeş Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri ile icra edilen ikili ve çok uluslu tatbikatlara kadar geniş bir alanda ortak faaliyetlerimiz artan bir etkinlikle sürdürülmektedir. Şu bir gerçek ki Azerbaycan’ın gücü bizim gücümüz, Türkiye’nin gücü Azerbaycan’ın gücüdür. Bu gücümüzü ‘Vatan Muharebesinde’ tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bugün Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyuyoruz. AZERBAYCAN’IN ZAFERİ TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN GURUR KAYNAĞI OLDU Özellikle belirtmeliyim ki, şanlı Azerbaycan ordusunun, ‘vatanı gülistan olsun, ay yıldızlı ve üç renkli bayrağı özgürce dalgalansın’ diye bu muharebede elde ettiği zafer, sadece Azerbaycan için değil tüm Türk dünyası için de büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Millî marşta da yer aldığı gibi ‘Senin için can vermeye hepimiz hazırız!’ sözünden ilham alan muzaffer Azerbaycan ordusunun her bir neferi, bu mısraları Karabağ’da fiilen yaşatmış, namus bildiği vatan toprağı için kanıyla tarih yazmıştır. Onlar, emsalsiz cesaretleri ile vatan sevgisinin ne demek olduğunu ortaya koymuş ve kalplerimizde çok özel bir yer kazanmışlardır. Yüreği daima yurt aşkıyla yanıp tutuşan, vatan sevdasıyla yoğrulmuş bir inanmışlık timsali olan kahramanlarımız, anasının sütünü ancak vatana hizmetle helal kılacağını bilmiş, gözünü kırpmadan ‘Bu toprağa can kurban’ demişlerdir. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin ruhunu oluşturan askerî gelenek / işte bu millî ve manevi değerlere olan bağlılıktır. Toprağını 30 yıl boyunca sabırla bekleyen, tek bir gün bile hakkından vazgeçmeyen can gardaşlarımız, kendi topraklarına öz evlatlarıyla, değerlerine sımsıkı bağlı öz ordusuyla kavuşmuşlardır. TÜRKİYE OLARAK DAİMA CAN GARDAŞLARIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ Bu şanlı zafer, aynı zamanda Kafkasya bölgesinde barış ve istikrarın hâkim olması için de büyük bir kapı aralamıştır. Elde edilen bu tarihî fırsatın değerlendirilmesi ve kalıcı barış antlaşmasının imzalanması da yegâne temennimizdir. Tüm bunlarla beraber, kalıcı huzurun sağlanabilmesi için ülkelerimizin Silahlı Kuvvetlerinin daha etkin, daha güçlü ve caydırıcı olması gerekmektedir. Bu kapsamda Türk ve Azerbaycan orduları arasındaki yakın iş birliği, güçlü entegrasyon ve sarsılmaz dayanışma da bölgedeki barış ve istikrarın devamı için vazgeçilmez önemdedir. Dolayısıyla başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere her alanda ortaya koyduğumuz birlikteliği daha üst seviyelere taşımayı hedefliyoruz. ‘İki Devlet, Tek Millet ve Tek Ordu’ anlayışı ile tatbikatlardan eğitim faaliyetlerine, mayın temizleme çalışmalarından karşılıklı personel görevlendirilmesine kadar yakın iş birliğimizi, etkin bir şekilde sürdüreceğiz. Türkiye olarak daima can gardaşlarımızın yanında olacağız. Sözlerime son verirken; - Kurucu liderlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliyev’i, - İstiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, - Ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; - Hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Azerbaycan ordusunun Silahlı Kuvvetler Günü’nü bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği! Hamınız salamat ve yahşı galın...” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,543 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YÂD EDİYORUM "Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan ve özellikle siz kıymetli ailelerimizi Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında Çanakkale Zaferi’ni bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını, vatanımız, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve cesaret timsali gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine de buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. ÇANAKKALE’DEKİ RUH, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİNİ GÖSTERDİ Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler, karşılarında vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermiştir. Kahramanlarımızın sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini hiç tereddüt etmeden vatan uğruna fedâ etmesi, cesaretin ve fedakârlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki müstesna yerini almıştır. İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy’un 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın' dizelerinde ebedîleştirdiği her bir şehidimiz, bağımsızlığımızın birlik ve beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün, bizler de şehitlerimizin bıraktığı eşsiz mirası yani bu aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koymuş olduğu mücadele ruhu; ilk önce İstiklal Harbi’mizde vücut bulmuş, daha sonra da Kıbrıs’ta terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Bu asil ruh şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek, ülkemize yönelebilecek tüm tehditler Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir. GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde birbiri ardına gerginlikler ve krizler çoğalıyor, bunun sonucunda risk ve tehditler de giderek artıyor. Bugün geldiğimiz noktada artık bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiilî çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını yakından takip ediyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz. İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hâl almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan bu gelişmeyi millî bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askerî olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. TSK, ÜSTLENDİĞİ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Kıymetli silah ve mesai arkadaşlarım; yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askerî gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şüphesiz yaşananlar, bizlere yalnızca güvenlik bakımından değil; askerî düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Bu noktada Millî Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargâhlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil, karargâhlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi müşahede ediyor, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. İÇ CEHPEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK DA HAYATİ ÖNEMDEDİR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli-millî savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati öneme haizdir. Bu çerçevede yerli ve millî imkânlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başaracağımız şeylerin olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu gayretlerimizin temelinde ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa bulunmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızın da en güçlü hatırlatıcısıdır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜVENLİK VE HUZURUN KALICI HÂLE GELMESİDİR Nitekim devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihî süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar ▪️ Kardeşliğimizin ebedî kılınması, ▪️ Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ▪️ Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ▪️ Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihî süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesindedir. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ BU MİLLETİN ONURUDUR Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının da bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkânlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederken tedavisi devam eden gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, gazilerimizin fedakârlıklarına layıkıyla karşılık verebilmek ve kıymetli ailelerinin, her daim yanlarında olmak için büyük bir özveriyle görev yapan Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımıza, aynı şekilde başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere Kültür ve Sanat Daire Başkanlığımıza ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli ailelerimiz ve kıymetli arkadaşlarım, mübarek Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor ve hayırlı iftarlar diliyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

143,944 Aufrufe • vor 6 Monaten

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bayram namazını beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Hakkâri Çukurca’daki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığında kıldı. Kurban kesiminin ardından Mehmetçiklerin bayramını tebrik ederek onlara seslenen Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SİZ GÖREVDEYKEN VATANIMIZIN EMNİYETİ VE GÜVENLİĞİ EMİN ELLERDE Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Sizleri sevgiyle selamlıyorum. Bu güzide bayram gününde, Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, aziz vatanımızın güvenliği için görev yapan siz değerli arkadaşlarımla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, kardeşlik ve dostluk duygularının pekiştiği, örf ve adetlerimizin yaşatıldığı müstesna günlerden biri olan Kurban Bayramı’nı idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle, Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve neşe dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramların getirmiş olduğu dayanışma, hoşgörü, sevgi, saygı ve kardeşlik ikliminden ilham alan asil milletimiz, iyi günde ve kötü günde ortak hareket ederek bin yıldır millî ve manevi değerlerimiz etrafında birleşmiş ve ayrılmaz bir bütün olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bu birlik ve beraberliğimizden aldığı güçle asil milletimizin nice bayramları huzur içerisinde yaşayabilmesi için her türlü çabayı göstermektedir. Bu gayretlerle sağlanan güvenlik ve huzur ikliminin mimarları, bayram günlerinde dahi sevdiklerinden uzakta, büyük bir vazife şuuruyla görev yapan siz fedakâr silah arkadaşlarımdır. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; sahip olduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve ortaya koyduğunuz büyük emek, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler bu kutsal görevinizin başındayken, vatanımızın güvenliği ve huzuru emin ellerdedir. Ve unutmayınız ki yaptığınız görev ne kadar zor olursa olsun, sizler Türk milletinin kahraman evlatlarısınız. Omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu yüksek bir motivasyonla yerine getiren sizleri ve sizlerin şahsında tüm silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor; gözlerinizden öpüyorum. ORDUMUZ, İSTİKLAL HARBİNDEN BU YANA EN YOĞUN VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİNİ İCRA EDİYOR Yakın coğrafyamızda ve dünya genelinde ardı ardına yaşanan gerginlikler, krizler, çatışmalar ve savaşlar; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Belirsizlik ve tehditlerin asimetrik ve öngörülemez hale geldiği bu hassas dönemde, Millî Savunma Bakanlığı olarak aziz milletimizin güvenliği ve huzuru için gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi ifa etmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde şanlı ordumuz, sizlerin özverisi ve fedakârlıklarıyla İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Bu kapsamda özellikle yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede elde ettiğimiz tarihi başarılar, ordumuzun harekât kabiliyetini ve gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonlarımızı icra ettik ve terör koridorunu parçaladık. Şu an, eğer oralarda olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde daha büyük bedeller ödeyecektik. Bugün, güvenlik ve huzur ortamının tesis edildiği Hakkâri’de; - Şehrin güzel yaylaları yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor, - Bölge, spor organizasyonlarına ve festivallere ev sahipliği yapıyorsa; - Bunlar hep kahraman Mehmetçiğimizin, sınırlarımızın ötesindeki mücadelesi sayesindedir. Terörle mücadelemiz; etkin ve kararlı adımlarla, örgütün hareket kabiliyetini bitirinceye kadar devam edecek; kim destek verirse versin, oldubittilere asla müsamaha gösterilmeyecektir. MİLLETİMİZİN GURUR KAYNAĞISINIZ Kahraman ordumuz, terör örgütlerine karşı büyük bir cesaretle mücadele ederken, aynı zamanda sınırlarımızın emniyetini de en üst düzeyde sağlamaktadır. Birçok ülkeye de örnek teşkil eden, en gelişmiş teknolojik imkân ve kabiliyetleri haiz hudut emniyet sistemlerimiz, ortaya çıkan ihtiyaçlar ile risk ve tehditlere göre sürekli geliştirilmektedir. 2’nci Hudut Tugayımız ve onun siz değerli mensuplarının, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğu üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Sizler, buradaki varlığınızla hudutlarımızın ve kutsal vatan topraklarının en önemli güvencesi ve milletimizin gurur kaynağısınız. Tüm bu görevlerimizle birlikte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Eş zamanlı olarak; - Millî ve uluslararası ölçekte büyük ve etkili tatbikatları icra ediyor; - Her geçen gün, en yenilerini envantere kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun gücüne güç katıyoruz. Tüm bunların yanı sıra, millî politikamız gereği; - Başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere Libya, Katar, Bosna Hersek, Kosova ve Somali gibi köklü tarihî bağlarımız ile dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizin olduğu ülkelere destek veriyoruz. Bu ülkelerin barış, huzur ve istikrarına yönelik sağladığımız katkılar kapsamında eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. ASKERÎ AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken, risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Böyle kritik bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek, aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için en başta askerî açıdan güçlü olmak zorundayız. Çok şükür Türkiye, bu hassas güvenlik ortamında, uluslararası arenadaki etkinliğini her geçen gün artırarak güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline gelmiştir. Bugün, ülkemizin ulaştığı bu üstün seviye ile Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi, çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Tüm bu geniş yelpazedeki görevleri aynı anda büyük bir uyum, düzen ve başarıyla icra etmemizde ordumuzun her bir ferdi önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum şüphesiz, müteakip daha nice kritik görevleri yerine getirme azim ve kararlılığımızı pekiştirmektedir. Bu inanç ve motivasyonla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız bu tarihi süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Belirlediğimiz millî savunma ve güvenlik stratejilerimiz çerçevesinde; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye devam edecek, - Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir güç olma konumunu pekiştirecek, - Dost ve müttefiklerimizle ikili askerî ilişkiler ile savunma sanayi iş birliklerimizi geliştirecek yeni adımları kararlılıkla atacağız. BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ SERGİLİYORSUNUZ Kurban Bayramı’nın bizlere hatırlattığı en önemli değerlerden biri de paylaşmaktır. Sizler, sadece bu bayramda değil, her zaman birliğin ve beraberliğin en güzel örneğini sergiliyorsunuz. Silah arkadaşlığı, birbirinize duyduğunuz güven ve sevgi, en zor anlarda bile sizleri güçlü kılmaktadır. Bugün bizler ve komutanlarınız da sizlerle birlikte olmak, her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek üzere buradayız. Unutmayın ki, gösterdiğiniz cesaret ve özveri, milletimizin her bir ferdinin gönlünde derin bir saygı ve minnet duygusuna mazhar olmaktadır. Tüm bunların bilinciyle sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyor; vazifelerinizde üstün başarılar diliyorum. Sözlerime son vermeden önce bugünün aynı zamanda babalar günü olduğunu hatırlatmak isterim. Bu vesileyle fedakârlıkları, sevgi dolu kalpleri, engin ve sağlam duruşlarıyla hayatımıza ışık tutan, gönüllerimizin kahramanı, saygıdeğer babalarımızın “Babalar Günü”nü en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. - Hayatta olan fedakâr gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygılarımı sunuyorum. Bayramınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, değerli ailelerinize de selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

73,382 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ile katıldığı Özel Kuvvetler Komutanlığındaki İhtisas Kursu Mezuniyet Töreni'nde konuştu. Bordo Berelilere seslenen Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: TSK EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYOR “Değerli Misafirler, Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin göz bebeği olan Özel Kuvvetlerimizin mezuniyet töreninde sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında, aldıkları birbirinden zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan Bordo Berelilerimizi yürekten kutluyor; brövelerinin kendilerine, ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum. Yakın coğrafyamız başta olmak üzere pek çok bölgede ciddi ve hassas gelişmelerin yaşandığı, buna bağlı olarak risk, tehdit ve tehlikelerin arttığı bir süreç içerisindeyiz. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, İstiklal Harbimizden bu yana en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Şüphesiz, Özel Kuvvetlerimiz de bu faaliyetlerin icrasında üstlendiği büyük sorumluluklar ve elde ettiği başarılarla müstesna bir yere sahiptir. ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞIMIZ HAYATİ KATKILAR SAĞLIYOR Nitekim Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadelede tarihî başarılar elde ettiği, terör örgütünün girilemez denilen yerlerine girildiği bu süreçte, Özel Kuvvetlerimiz Silahlı Kuvvetlerimizin vazgeçilmez kuvvet çarpanlarından biri olarak bu başarılara hayati katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam etmektedir. Bu vesileyle nice kahramanlık hikâyeleri yazan Bordo Berelilerimizi, yüksek azim, gayret ve cesaretinden ötürü tebrik ediyor; gözlerinden öpüyorum. Dünyadaki emsalleri arasında temayüz eden Özel Kuvvetlerimizin varlığı, şanlı Türk ordusunun gücüne güç katmaktadır. Esasen, her geçen gün gelişen teknolojinin etkisiyle harp doktrinleri ve muharebe konsepti de değişmektedir. Dolayısıyla Özel Kuvvetler gibi kritik ve asimetrik görevleri yapabilecek bir gücün varlığı da büyük önem kazanmaktadır. Ordumuzun en modern araç, silah ve gereçle donanması kadar yüksek nitelikleri haiz personele sahip olması da bir zorunluluktur. Tarihin en güçlü ordularından biri olan kahraman ordumuzun zaferlerle dolu mazisinde; yüksek harp kabiliyeti, disiplini ve başarısıyla övünç kaynağımız olan Özel Kuvvetlerimiz, mümtaz bir konumdadır. Böylesine güzide bir birliğin mensubu olmak elbette ki her biriniz için yüksek bir onur vesilesidir. Ancak sizleri son derece ağır vazifelerin bekliyor olması nedeniyle de sorumluluklarınız büyüktür. Bu çerçevede siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: Bir Özel Kuvvetler personeli hem yüksek fiziki kabiliyetleri barındırmalı hem de bilgi ve becerisiyle zorlu görevlere daima hazır olmalıdır. BORDO BERELİLER, YERİ DOLDURULAMAYAN PERSONEL KONUMUNDADIR Üstleneceğiniz görevlerde bir yandan ekip ruhunu ortaya koymalı diğer yandan bireysel ve mesleki yeteneklerinizi en üst seviyede sergilemelisiniz. Ancak unutmayınız ki ne kadar yetenekli olursanız olun stratejik düşünme, rasyonel davranma, sabır ve sebat ile en önemlisi yüksek irade, kararlılık, azim ve heyecan vazgeçilmeziniz olmalıdır. Çünkü Bordo Bereliler; boşlukları dolduran değil, yeri doldurulamayan personel konumundadır. Bu yüzden bilgi düzeyinizi sürekli yenilemeli, her zaman daha iyisi için çalışmalı ve daima bir adım önde olmalısınız. Vazifelerinizden kazanacağınız her türlü tecrübeye, mutlak surette değer vermelisiniz. Çünkü öğrenmek ve yeterlilik, durağanlık kabul etmeyen ve sürekli geliştirilmesi gereken hususlardır. Öte yandan karşılaştığınız, her engeli yeteneklerinizi gösterecek bir fırsat olarak değerlendirin ve yaşadıklarınızdan ders alın. Tehlike anında akıllı ve cesur, sıkıntı anında sessiz ve kararlı, rahatlık anında tedbirli olun. Bordo bereyi taşıdığınız her an, hatırlamaktan gurur duyacağınız nice anılara vesile olacaktır. Bu yüzden vazifelerinizi yüksek bir aidiyet duygusu, istek ve keyifle yapın. Zira huzurlu, sağlıklı ve mutlu birey olamazsanız ne komutanlarınızın ne de silah arkadaşlarınızın beklentilerini karşılayabilirsiniz. Muhakkak ki omuzlarınızdaki yük ağır, göreviniz hayli meşakkatli, ancak bir o kadar da kutsaldır. Bu büyük mirasın varisleri olarak şanlı Türk sancağı ve aziz vatan toprakları, artık sizlere emanettir. Bunun bilincinde olan siz, kahraman Bordo Berelilerimizin her türlü zorluğu aşabileceğine yürekten inanıyor; vazifelerinizde üstün başarılar diliyorum. ASKERÎ AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Konumu itibarıyla son derece kritik bir coğrafyada yer alan Türkiye; köklü devlet geleneği ve stratejik yaklaşımı doğrultusunda uluslararası güvenlik, barış ve istikrara önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkemiz, bölgemizde meydana gelen krizlerin önlenmesinde gerek ilgili ülkeler nezdinde gerekse uluslararası platformlarda müzakere masalarının vazgeçilmez ve etkin bir aktörü hâline gelmiştir. Dolayısıyla ülkemizin her alanda hak ve menfaatlerini koruyabilmek, aynı zamanda uluslararası etkinliğini sürdürebilmek için en başta askerî açıdan güçlü olmak zorundayız. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde ve 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz çerçevesinde, daha büyük daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için azim ve kararlılıkla çalışırken en önemli dayanaklarımızdan biri olan Özel Kuvvetlerimiz de bu tarihî misyonun güzide bir parçasıdır. Ne mutlu sizlere ki desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz bu kahramanlar, bugün brövelerini takarak karşınızda birer Özel Kuvvetler personeli olmanın haklı gururuyla duruyorlar. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Başarılarında siz kıymetli ailelerimizin de değerli katkıları bizler için vazgeçilmezdir. Destekleriniz için sizlere teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; - Özel Kuvvetler İhtisas Kursu’nu başarıyla tamamlayan Bordo Berelilerimizi, - Ayrıca, dost ve kardeş ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Libya’dan gelen ve buradan mezun olan Misafir Askerî Personeli şahsım ve Millî Savunma Bakanlığı adına bir kez daha tebrik ediyorum. Personelimizin yetişmesinde emeği geçen, başta Özel Kuvvetler Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın tüm seçkin eğiticilerine ve personeline canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerime son verirken Almanya’da düzenlenen ve 19 ülkeden 36 timin katıldığı 8’inci Avrupa en iyi keskin nişancı timi yarışmasında, bizlere şampiyonluğu getiren Özel Kuvvetlerimizi ve Kara Kuvvetlerimizi kutluyorum. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yiğitler Ocağının Kahraman Mensupları, Sevgili Bordo Bereliler, yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, kılıcınız daima keskin olsun." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

83,321 Aufrufe • vor 2 Jahren

Bugün birkaç arkadaşla birlikte, acılı bir aileyi ziyaret etmek için köye gittik. Bu eve her geldiğimde tüm benliğimi saran tarifsiz bir hüzün var. Zira bu evin ahalisine tüm zamanların en büyük acılarını yaşatılmış, bizler de bu acılarına tanıklık etmiş, karınca kararınca, bu emsalsiz acılar barındıran zulme karşı hamd olsun ki mazlumun yanında durmaya çalışıyorduk. Bugün günlerden Cuma idi. Evin balkonunda otururken, fani ömrümüzün bana göre en manalı ezgisi olan Sela okunurken, adına hayat denen sınavımın ilk büyük acısı olan babamın vefatının ardından 25 yıl sonra yine benzer bir sızı hissettim… Evin annesinin “yeryüzü cennetim” dediği ve bir zamanlar mutlu ve huzurlu bir yuva olan bu eve köy içinden başka misafirler de gelince daha geniş olan bahçe tarafına geçtik. Bahçede otururken babanın telefonu çaldı, bu beklenen bir aramaydı ve baba hoparlörü açıp konuşmaya başladı. Zira sadece 10 dakika görüşme hakkına sahiplerdi. Konuşmaya başladı başlamasına ama “Nasılsın?” sorusundan sonra karşıdaki ses hüngür hüngür ağlamaya başladı: “Nasıl olabilirim ki? Bu nasıl bir zulümdür ki bir türlü bitmiyor? Bu zulüm bitmeyecek mi? Bu zulüm ne zaman bitecek?” şeklinde feryad u figan etmeye başladı. Baba, teselli vermeye ve “bak misafirlerin var, senin masumiyetine inananlar evimize gelmiş” demesiyle ağlama sesleri kalpleri, vicdanları oluk oluk kanatmaya başladı, misafirin biri telefonu alarak karşıdakine ağlayarak: “Ne olur kendine iyi bak, elbet bu zulüm bitecek, dayan” diyerek teselli vermeye çalıştı. Telafisi imkansız bir akıbetten korktuğu belliydi… Sonra evin anneannesi aldı telefonu. Karşıdaki ağlamaklı ses anneanneye aynen şöyle dedi: “Misafirlerim varmış, ben o misafirlere kurban olurum, onları iyi ağırla” dedi. …ve ben, o ana kadar belli etmemeye çalıştığım göz yaşlarımın da, hıçkırıklarımın da, tüm benliğime ve bedenime yansıyan tesirinin de kontrolünü kaybettim, hıçkıra hıçkıra ağlıyor, bu hali bir türlü durduramıyordum. Yarım asrı aşkın ömrümde, babamın vefatı hariç, bu şekilde kontrolsüz bir ağlama haline girdiğimi hatırlamıyorum…Ben o an bitmiştim, yer ile yeksan olmuştum, ortamdaki herkes gibi… Karşıdaki sesin sahibi, haksız ve hukuksuz bir şekilde hapsedilmiş masum ve mazlum bir anneydi ve biz vicdanlı insanlar, tüm çabalarımıza rağmen bu zulmü durduramamıştık. Bunun mahcubiyeti ve utancı bizi içten içe kemirirken bu melek anne hala “ben misafirlerime kurban olurum” diyebiliyordu…O böyle bir anneydi, böyle bir melekti, yuvasını kendine “yeryüzü cenneti” addetmiş, çocuklarına ve eşine de bu cennetin huzurunu yaşatmıştı. Ta ki o kapkaranlık güne kadar. Aslında kendi deyimiyle o gün çok mutlu bir şekilde başlamıştı. Tüm çocukları ve eşiyle uzun bir aradan sonra bir arada kahvaltı yapabilmişlerdi. O gün karanlık bir elin, bu kahvaltıyı, bir arada yapacakları son kahvaltıya çevireceğini nereden bilebilirdi ki? Bu karanlık elin milyonlar tarafından masum, kendisinin ise suçlu ilan edileceğini nereden bilebilirdi ki? Kendinizi bir an olsun o annenin yerine koyabiliyor musunuz? Sevgiyle ördüğünüz ve yeryüzü cenneti yaptığınız yuvanızdan ve sevdiklerinizden ayrılmak zorunda bırakıldınız mı mesela? Sizin hiç ciğerinizden bir parça sökülüp koparıldı mı? Ciğrerinizden koparılan parçanız 19 gün koparan tarafından saklanıp size teselli verildi mi? 19 gün sonra ciğerinizden sökülen parça bulunup toprağa gömüldükten sonra toprağına bile hasret kaldınız mı? Ciğerinizden parça koparanlar size "parçayı kendin kopardın, ciğerine zarar verdin" deyip sizi ömür boyu dört duvar arasına mahkum ettirip, ciğerinizin geri kalan parçalarını da çekip kopardı mı? Dünyada en büyük acı evlat acısıdır. Daha büyük bir acı var mıdır? Evet maalesef vardır. Evladını vahşice bir cinayet sonucu kaybetmek ve üstüne cinayetin baş şüphelisinin beyanlarına itibar edilerek iffetine de dil uzatılmak suretiyle evladının katlinden sorumlu tutularak ömür boyu dört duvar arasına hapsedilmek :( İnanılmaz gibi geliyor, değil mi? Ama oldu, hem de Aile Yılı' nda... Dünyanın en acılı annesi... Yüzyılın ve belki de tüm zamanların en acılı annesi... Evet, bu anne, vahşice katledilen Narin GÜRAN' ın annesi Yüksel GÜRAN... Kızı katledilmekle kalmadı, kızının katili olmakla suçlandı, yetmedi namusuna dil uzatıldı ve hakkında tek bir maddi delil yok iken ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Dosyada Narin’ i vahşice katleden bir vahşinin Atf-ı Cürüm mahiyetindeki mahkemece itibar edilen iftiralarından başka aleyhine hiç bir delil yokken ve dahası çocuklarıyla evinde ve uyuyorken... 8 yıl bakımını yapıp kaybettiği engelli kızından sonra doğması hasebiyle el bebek gül bebek büyüttüğü, “Nar Çiçeğim” dediği Narin’inin mezarına dahi gidememişken... Daha büyük bir acı biliyor musunuz? Yüksel Anne' nin sesini duyabiliyor musunuz? #NarininAilesiMasumdur ve İLAHİ ADALET elbet bunun hesabını soracaktır; hem zalimlerden hem de dilsiz şeytanlardan...

Sadi Amedi

23,493 Aufrufe • vor 4 Monaten

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları, Bakan Yardımcıları, 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ile 15 Temmuz’da gazi olan vatandaşlarımızın da yer aldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: 15 TEMMUZ GECESİ ONURLU BİR DESTANA DÖNÜŞTÜ "Sözlerimin başında vatanı, bayrağı, mukaddesatı için 15 Temmuz’da hainlere karşı dimdik durarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, bu uğurda gazi olan kahramanlarımızı şükranla anıyorum. İstiklal ve istikbalimiz uğruna bu topraklara kanlarıyla mühür vuran şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetleri olan siz değerli ailelerimize ve milletimizin yazdığı bu destanın her bir satırına ortak olan tüm vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. Tarih; geçmişin tanığı, geleceğin de rehberidir. Milletlerin kaderi de tarihten ilham ve ibret alarak şekillenir. Binlerce yıllık şanlı tarihimiz de milletimiz için ibretlik hadiselerle doludur. İşte 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi de şanlı tarihimizin en karanlık olayı olarak ortaya çıkarken, kısa sürede onurlu bir destana dönüşerek hafızalarımızdaki yerini almıştır. Devletimizin bekasına, milletimizin iradesine kasteden bu menfur teşebbüs Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, asil milletimizin sarsılmaz iradesi ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesiyle akamete uğratılmıştır. O gece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarma ve Emniyet Teşkilatlarımızın vatansever mensupları, vatandaşlarımızla omuz omuza vererek millî iradeye, bağımsızlığımıza ve hukuka olan bağlılıklarını tüm dünyaya ilan etmişlerdir. BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNE SAHİP ÇIKMA İRADESİNİN TESCİLİDİR 15 Temmuz gecesi sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil, aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tescilidir. Bu şanlı direniş, Türk milletinin topyekûn bir inançla egemenliğine ve istiklaline nasıl sahip çıktığının eşsiz bir örneğidir. Ordu-millet anlayışındaki asil milletimiz, kahraman ordumuz ve güvenlik güçlerimizle birlikte tek yürek, tek yumruk olarak cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlara canı pahasına sahip çıkmış bir kez daha dosta ve düşmana, Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini Türk milletine asla diz çöktürülemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, Kore’de ve Kıbrıs’ta sergilediği kahramanlığı karada, denizde, havada ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için gösterdiği kararlılığı ve 15 Temmuz’daki asil duruşu ile milletimizin göz bebeği olmuştur. Bugün de içine sızan hain unsurlardan temizlenen kahraman ordumuz, her zamankinden daha güçlü, daha disiplinli, daha caydırıcı ve daha etkin bir şekilde görevlerini ifa ederek necip milletimize nice gururlar yaşatmaktadır. TEK BİR KİŞİ KALMAYANA DEK FETÖ İLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Millî Savunma Bakanlığı olarak FETÖ ile mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. Kim olduğuna bakmaksızın iltisaklı tek bir kişi dahi kalmayana dek bu mücadelemiz hukuk çerçevesinde etkin bir şekilde devam edecektir. Zira devletin kılcal damarlarına sızmış her illegal yapı, güvenliğimiz için ciddi bir tehdittir. Bu konuya dış güvenlik penceresinden bakıldığında da meselenin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Öyle ki en son İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında aynı şekilde Ukrayna ve Rusya içerisindeki asimetrik saldırılarda, iç tehditlerin dış güvenliği nasıl zafiyete uğratabileceğine hepimiz şahit olduk. Bizler geçmişten ders alarak geleceği inşa etme sorumluluğu taşıyoruz. Bu yüzden ülkemizin güvenliğini zedeleyebilecek en küçük bir zafiyete dahi tahammülümüz yoktur. Gerekli mevzuat çalışmaları stratejik önlemler ve tüm paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde tüm tedbirlerimizi kararlılıkla almaya devam ediyoruz. ÜLKEMİZİN HEM BÖLGESEL HEM DE KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ OLMASI ZARURET HÂLİNİ ALMIŞTIR Dünya hızla değişiyor krizler, çok yönlü tehlikeler, çatışmalar ve savaşlar her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Risklerin ve tehditlerin giderek çeşitlendiği bu ortamda ülkemizin hem bölgesel hem küresel ölçekte güçlü olması bir zaruret hâlini almıştır. Bu hassas ortamda Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, gönül coğrafyamızda da umudunu bize bağlamış dost ve kardeş ülkelerin güvenliğini gözeten, aktif ve yapıcı bir rol üstlenmektedir. Bu durum şanlı tarihimizin omuzlarımıza yüklediği büyük bir sorumluluktur. Bugün; ▪️Afrika’da kalkınmanın, Kafkasya’da barışın, ▪️Karadeniz’de istikrarın, Orta Doğu’da huzurun, ▪️Avrupa’da güvenliğin temel taşlarından biri olmuştur Türkiye. Ülkemizin bu vizyoner dış politikasının sahadaki en güçlü temsilcisi ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizdir. Kahraman ordumuz; Azerbaycan’dan Libya’ya, Somali’den Katar’a, Kosova’dan Bosna Hersek’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, barış ve istikrarın teminatı olarak görev yapmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki Millî Savunma Bakanlığı olarak milletimizin sarsılmaz desteği ve millî-manevi değerlerimizin ışığında kutsal vatanımızın güvenliğini sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. AMACIMIZ 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNİN BAŞARIYLA TAMAMLANMASI 'Terörsüz Türkiye' hedefi yakın zamanda ulaşmayı amaçladığımız en temel eşiklerden biridir. Millet olarak geçmişte olduğu gibi bugün de bir ve beraber olarak her türlü tehdidin üstesinden geleceğimize yürekten inanıyor her türlü kirli planı bertaraf edebilecek güçte olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyorum. Gerçek şu ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen süreç, sadece bugünümüzün değil, yarınlarımızın da güvenliğini sağlamaya yönelik tarihî bir adımdır. Yegâne amacımız, sürecin başarıyla tamamlanması ile milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin pekişmesidir. Bu doğrultuda ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde dikkatli ve akılcı bir yaklaşımla çalışmaları sürdürüyoruz. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesinde ülkemizin bölünmez bütünlüğü korunmuş, terör örgütlerine karşı kararlı duruşumuz ve etkin mücadelemiz gerçekleşmiştir. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine şükran ve saygılarımı sunuyorum. ÇOK YÖNLÜ FAALİYETLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ Savunma ve güvenlik görevimizin bir diğer önemli cephesi de Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdır. Bu alanlardaki hak ve menfaatlerimizi korumak için yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesinden, geniş çaplı tatbikatlara kadar çok yönlü faaliyetlerimizi büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla sürdürmekteyiz. Gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye ve daha kudretli bir Türk Silahlı Kuvvetleri bırakmak için çalışmalarımıza yüksek bir heyecan ve motivasyonla devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygı ve minnetle anıyor; 15 Temmuz gecesi vatan uğruna canlarını veren tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize, şehit ve gazi ailelerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,764 Aufrufe • vor 1 Jahr

19 Eylül Gaziler Günü ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazi”lik ünvanı ile “Mareşal” rütbesi verilişinin 105’inci yıl dönümü dolayısıyla Kara Harp Okulunda düzenlenen törene, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberindeki TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldı. Kahraman gazilerimiz ile kıymetli ailelerinin ve Azerbaycan’dan gelen kahraman gazilerimizin de katıldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: ARAMIZDA AZERBAYCAN’DAN GELEN KAHRAMAN GAZİLERİMİZ DE VAR Bugün vatanımızın bağımsızlığı ve asil milletimizin geleceği uğruna büyük bedeller ödeyen kahraman gazilerimizle, aynı çatı altında bulunmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz. Bugün aynı zamanda Millî Mücadelemizin Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazi”lik ünvanı ve “Mareşal” rütbesi verilişinin de 105’inci yıl dönümüdür. Bu anlamlı gün vesilesiyle bu toprakları bize vatan kılan, istiklal ve istikbalimiz uğruna sergiledikleri cesaret ve fedakârlıkla hafızalarımızda ölümsüzleşen başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Ayrıca, şu anda aramızda can gardaşımız Azerbaycan’dan gelen kahraman gazilerimiz ile gazilerimizin kıymetli aileleri de bulunmakta. Azmin, inancın ve cesaretin temsilcisi olan can Azerbaycan’ın gurur kaynağı kahraman gazilerimizi ve kıymetli ailelerini de saygılarımla selamlıyor, kendilerine hoş geldiniz diyorum. BÜYÜK BİR CESARET VE KARARLILIKLA MÜCADELE ETTİNİZ Şehitlik ve gazilik, milletimizin gönlünde hiçbir makamla kıyaslanamayacak kadar müstesna bir yere sahiptir. İnanç dünyamızda da ayrı ve özel bir yeri olan bu iki mertebenin arkasında vatan ve millet için kendinden vazgeçebilmek vardır. Ülkemizin ve can Azerbaycan’ın bağımsızlığı, milletimizin dirliği ve devletlerimizin bekası uğruna şehit ve gazilerimizin gösterdiği emsalsiz gayretler, bugün birlikte huzur ve güven içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin ve can Azerbaycan’ın en sağlam teminatıdırlar. Onların yazdığı kahramanlık destanları aynı zamanda bugünümüzün dayanağı, yarınlarımızın da yol göstericisidir. Değerli gazilerimiz, sizler milletimizin bağımsızlık ve istiklal iradesinin yaşayan timsallerisiniz. Şanlı tarihimizin en kritik dönemeçlerinde mukaddes değerlerimiz uğruna büyük bir cesaret ve kararlılıkla mücadele ettiniz. Kimi zaman sınırda, kimi zaman cephede, kimi zaman ülkemizin ve can Azerbaycan’ın en zor günlerinde vatana ve vazifeye adanmışlıkla hareket ederek hiçbir fedakârlıktan kaçınmadınız. Her defasında aynı yüksek ruhla sorumluluk üstlendiniz, ülkelerimizin bugünlere ulaşmasına ve her birimizin güven içerisinde geleceğe bakmasına da büyük katkılar sundunuz. Aramızda vatan savunması sırasında bedeninin bir parçasını bu topraklara emanet eden kahraman gazilerimiz var. Sizler bedeninizden bir parça verdiniz, milletimiz ise kalbinden bir parçayı sizinle birlikte taşıyor. Bu aziz millet kahramanlıklarınız ve fedakârlıklarınızı hiçbir zaman unutmayacaktır. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN KIYMETLİ AİLELERİ BAŞIMIZIN TACIDIR Kahraman gazilerimizin kıymetli aileleri; bugün sizleri de ayrıca büyük bir şükranla selamlamak istiyorum. Çok iyi biliyoruz ki bir gazi vatanı için büyük bir gururla mücadele ederken, ailesi de bu kutsal mücadelenin yükünü yüreğinde taşımaktadır. Bekleyen eşler... Endişeyle kapıya bakan anneler ve babalar... Ve elbette babasını özleyen çocuklar... Üstelik yıllar boyunca sabırla, metanetle ve sevgiyle hayatını sürdüren aileler... Evet, şimdi hep birlikte bu tarihî mücadelenin sessiz kahramanları olan ailelerimizi en güçlü şekilde alkışlayalım. Şu bir gerçek ki kahraman gazilerimiz ile şehitlerimizin ve gazilerimizin çok kıymetli aileleri başımızın tacıdırlar. Bu anlayışla gazilerimizin ve vazife malullerimizin sosyal ve özlük haklarını daha da geliştirmek, hayatın her alanında karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek ve ailelerimizin refahını artırmak için devletimizin imkânları ölçüsünde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Nitekim geçtiğimiz ay Gazi Meclisimiz tarafından kabul edilen ilgili kanunla, bu konuda önemli bir adım daha atılmıştır. Elbette hiçbir maddi imkân sizin vatan için ödediğiniz bedelin karşılığı olamaz. Ancak bir nebze olsun sizlerin hayatını kolaylaştırmak için gerekli tüm adımları atmaya ve her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. TÜRKİYE BÖLGESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKI SUNAN BİR DEVLET OLARAK HAREKET EDİYOR Tüm dünya güvenlik mimarisinin ciddi şekilde sarsıldığı, belirsizliklerin, çatışmaların ve güç mücadelelerinin arttığı kritik bir dönemden geçmektedir. Yakın coğrafyamızda krizlerin ve çatışmaların devam ettiği bu süreçte Türkiye, kendi güvenliğini korurken bölgesel barış ve istikrara da katkı sunan, sorumluluk sahibi bir devlet olarak hareket etmektedir. Bir taraftan sınırlarımızın güvenliği ve milletimizin huzuru için caydırıcılığımızı en üst seviyede tutuyor, diğer taraftan uluslararası meselelerin çözümünde barışı, istikrarı ve diyaloğu önceleyen bir yaklaşım sergiliyoruz. Balkanlardan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’nin etkinliği her geçen gün daha da artmaktadır. Kahraman ordumuzun farklı coğrafyalarda icra ettiği görevler de ülkemizin uluslararası güvenlik mimarisindeki ağırlığını ve sorumluluğunu en açık şekilde göstermektedir. Bu konumumuzu korumak ve daha da ileri seviyelere taşımak için ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştiriyoruz. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın destek ve teşvikleriyle son yıllarda büyük ilerlemeler kaydeden yerli ve millî savunma sanayimiz de güvenlikten ekonomiye kadar ülkemizin gücüne ve uluslararası etkisine müstesna katkılar sunmaktadır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ TİTİZ ŞEKİLDE YÜRÜTMEKTEYİZ Ülkemiz bölgesinde ve küresel ölçekte artan ağırlığıyla geleceğe daha emin adımlarla ilerlerken, içeride de tarihî bir dönüm noktasından geçmektedir. Kırk yılı aşkın süredir enerjimizi, kaynaklarımızı ve en acısı evlatlarımızı bizden alan terör belasından tamamen kurtulmak için yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecini devletimizin gücünden ve milletimizin hassasiyetlerinden hiçbir şekilde taviz vermeden, titiz bir şekilde yürütmekteyiz. Bu süreç bin yıllık kardeşliğimizi tahkim etme, terörden tamamıyla kurtulma, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye’ye ulaşma sürecidir. Şu hususu da özellikle vurgulamak isterim ki atılan tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve emeklerine zarar vermeyecek niteliktedir. Türkiye asırlara uzanan derin devlet aklı ve millî tarih şuurundan ilham alarak en kapsamlı planlamayla süreci yönetmektedir. Çok iyi biliyoruz ki bugün terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılar, sizlerin ve aziz şehitlerimizin yıllar boyunca verdiği mücadelelerin eseridir. Terörün bütünüyle tasfiye edilmesi de bu toprakları bize vatan kılan siz kahramanlarımızın çabalarının asla boşa gitmediğinin de en güçlü nişanesidir. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye hedefi geçmişi unutmak değil tam tersine geçmişte verilen büyük mücadelenin kazanımlarını kalıcı hâle getirmektir. Esasen bu hedef milletimizin tamamının ortak gelecek, ortak güvenlik ve huzur talebidir. Bu sürecin nihai başarısı sayesinde kazanan 86 milyon vatandaşımızın tamamı yani Türkiye’miz olacaktır. İçeride huzurunu ve güvenliğini kalıcı hâle getiren, birlik ve beraberliğini daha da güçlendiren bir Türkiye şüphesiz ki bölgesinde de güvenliğin ve barışın en güçlü aktörü olacaktır. KAHRAMAN ORDUMUZ BÜTÜN GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Bir asır önce İstiklal Harbi’mizi zafere ulaştırmak için en zor şartlarda, mücadele eden kahraman ordumuz, bugün de aynı sorumluluk bilinciyle üstlendiği tüm görevleri büyük bir başarıyla yerine getirmektedir. Aradan geçen yüz yılı aşkın süre boyunca teknoloji ile birlikte savaşların niteliği ve tehditlerin şekli de değişti. Fakat değişmeyen bir şey var ki o da bu milletin vatanına sahip çıkma iradesidir. Bugün bizlere düşen görev bu iradeyi en iyi şekilde korumak ve geleceğe taşımaktır. Bu mücadelede en büyük güvencemiz; yüksek nitelikleri disiplini, üstün vazife anlayışı ve çalışma azmi ile fedakârca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarıdır. Çok iyi biliyoruz ki her bir arkadaşım aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin bıraktığı aziz emaneti sarsılmaz bir bilinçle korumaktadır. Bundan sonra da aynı anlayışla görev yapmaya ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor tedavisi devam eden gazilerimize acil şifalar diliyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı törenin hazırlanması ve icrasında emeği geçen özellikle şehit-gazi ailelerimizle yakından ilgilenen Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımız ile bu güzide konseri icra eden Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamıza, Mehteran Birliğimize ve kıymetli solistlerimize de teşekkürlerimi sunuyorum. Ve son olarak, bütün gazilerimize bir kez daha seslenmek istiyorum: Sizler bu milletin hafızası ve şeref madalyasısınız. Sizlerle gurur duyuyoruz. 19 Eylül Gaziler Gününüzü en içten duygularımla kutluyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,968 Aufrufe • vor 2 Tagen

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Ramazan ayının son iftarını Hatay’da şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleri ile yaptı. Hataylı kanaat önderlerinin, sporcuların, öksüz ve yetim evlatlarımızın, yaşlı vatandaşlarımız ile engelli vatandaşlarımızın da yer aldığı iftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM Medeniyetlerin buluşma noktası, hoşgörünün, sevginin ve saygının şehri Hatay’ımızda huzur ve bereketle geçen mübarek Ramazan ayının bu son iftarında sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Sözlerimin başında yarın idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını da sizlere iletmek istiyorum. Hatay’ımız tarih boyunca kardeşlik ikliminin egemen olduğu, çeşitli inanç ve kültürler ile toplumsal unsurların yan yana ve huzur içinde yaşadığı müstesna bir ilimizdir. Bu yönüyle Hatay’ımız Türkiye’nin mozaiğini en zarif biçimde yansıtan şehirlerimizin başında gelmektedir. Hatay’ımız Anavatan’a katılma mücadelesinde de devletiyle ve milletiyle kader birliği yaparak millî bütünlüğümüzün tamamlandığı bir yer olmuştur. HATAY, 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE AĞIR BİR İMTİHANDAN GEÇTİ Ne yazık ki Hatay’ımız yaklaşık 3 yıl önce, 6 Şubat’ta meydana gelen büyük deprem felaketinde ağır bir imtihandan geçmiştir. Hatay’ımız tarifsiz acılar yaşasa da mayasındaki birlik ve beraberlik ruhuyla ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle, yaralarını hızlı bir şekilde sarmaya başlamıştır. Şehrin sahip olduğu eşsiz mirası çok iyi bilen devletimiz, bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihî ve kültürel zenginliklerine yakışır şekilde yeniden inşa etmiştir. Bu kapsamda başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız şehrin imarı ve ihyası için emsalsiz gayretler ortaya koymuşlardır. Hatay’ımızın ayrılmaz parçası olan değerli kanaat önderlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız da Hatay’ın kadim ruhunun korunması, yaraların sarılması ve sağduyu içinde zorlukların üstesinden gelinmesi için büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Bu vesileyle Hatay’ın yeniden mamur hâle gelmesi için gayret gösteren Bakanlıklarımıza, Valiliğimize, Belediyelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, kanaat önderlerimize ve tüm Hataylı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. MİLLET OLMANIN GEREKLİLİĞİNİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE ORTAYA KOYDUK Bugün geldiğimiz noktada Hatay’ın; hafızası olan tarihî mimarisinin ayağa kalktığını ve eskisinden daha güvenli ve modern bir yerleşim merkezi hüviyetiyle geleceğe emin adımlarla ilerlediğini, memnuniyetle takip ediyoruz. Esasen bu zorlu süreçte Hataylı kardeşlerimizin sergilediği yüksek dirayet, devletine olan inanç ve dayanışma ruhu, milletimizin en zor zamanlarda dahi nasıl kenetlenebildiğinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bir olmanın ne demek olduğunu ve millet olmanın gerekliliğini en güçlü şekilde ortaya koyduk. Hataylı kardeşlerim şundan emin olmalıdır ki Hatay asla yalnız değildir ve olmayacaktır. Yılmadan, pes etmeden hep birlikte Hatay’ımızı daha güzel günlere kavuşturacağız. Attığımız tüm bu adımlar ve yapılan çalışmalar da bunu temin etmek içindir. Bizler; Hatay’ın kardeşliği esas alan manevi iklimine, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek ferasetine ve çalışkanlığına inanıyoruz, güveniyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Çok kıymetli şehit ve gazi ailelerimiz, kahraman gazilerimiz; bugün burada sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizim için çok büyüktür. Aziz şehitlerimiz, canlarını vatan uğruna feda ederek kahraman gazilerimiz, cesaret ve fedakârlıklarıyla bizlere bağımsız bir ülke, onurlu bir istikbal, şerefli bir bayrak bırakmışlardır. Onlar yiğitliğin ve vazife aşkının yaşayan nişaneleri olarak milletimizin gönlünde her daim müstesna bir yere sahip olacaklardır. Şair Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlığı bizim için sadece bir minnet konusu değil aynı zamanda büyük bir emanet ve sorumluluktur. Siz değerli ailelerimiz de yaşadığınız acılara rağmen metanetin ve vakur duruşun en güzel örneğini gösterdiniz. Sizler başımızın tacısınız ve asil milletimizin ortak vicdanında ve gönlünde çok özel bir yere sahipsiniz. Dolayısıyla ne yaparsak yapalım aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin fedakârlıklarının karşılığını ve haklarınızı asla ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Her daim yanınızda durmaya ve sizlere destek olmaya devam edeceğiz. TERÖR TEHDİDİ SINIRLARIMIZDAN UZAKLAŞTIRILDI Aziz şehitlerimizin kutsal emanetinin ve kahraman gazilerimizin onurlu hatırasının sarsılmaz taşıyıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; hudutlarımızın korunmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin muhafazasından uluslararası görevlerin icrasına kadar çok geniş bir alanda büyük bir başarıyla vazifesini sürdürmektedir. Özellikle terörle mücadelede son yıllarda yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen operasyonlarla terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmış, terör tehdidi sınırlarımızdan uzaklaştırılmıştır. Bu destansı başarının arkasında aziz şehitlerimizin fedakârlığı, kahraman gazilerimizin cesareti, yiğit Mehmetçiğimizin azim ve kararlılığı, kahraman güvenlik güçlerimizin ve kahraman güvenlik korucularımızın gayretleri ve elbette aziz milletimizin desteği vardır. Bugün gelinen noktada terörle mücadelede sağlanan bu önemli seviye, ülkemiz için yeni bir fırsat penceresi oluşturmuştur. İşte Terörsüz Türkiye süreci, tam da bu tarihî zeminde yükselmektedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE”, İÇ CEPHEMİZİN TAHKİMİ ANLAMINA GELİYOR Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu süreç güvenliğin kalıcı hâle gelmesiyle birlikte iç cephemizin tahkimi, kardeşliğimizin güçlenmesi ve çocuklarımızın terörün gölgesinden uzak bir geleceğe kavuşması anlamına da gelmektedir. Son dönemde bölgemizde yaşanan kaotik gelişmeler de bu hedefin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Çevremizde krizler büyüyüp çatışma alanları genişlerken Türkiye’nin içeride birliğini sağlam tutması, kardeşliğini daha da güçlendirmesi bir tercih değil, tarihî bir sorumluluktur. Bu meselede devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüde yer yoktur. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Hedefimiz açık ve nettir; artık tek bir evladımızı kaybetmediğimiz, huzurun kalıcı, kardeşliğin ve iç cephenin güçlü olduğu bir Türkiye. TÜRKİYE, SAVAŞIN GENİŞLEMEMESİ İÇİN YOĞUN VE YAPICI ÇABALARINI SÜRDÜRÜYOR Yakın coğrafyamız, gerçekten hassas bir dönemden geçmektedir. İran ile İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar ve bölge ülkelerine sirayet eden saldırılar, Orta Doğu’daki kırılganlığı daha da artırmıştır. Türkiye, böylesine ateş çemberine dönen bu ortamda savaşın genişlememesi ve diplomasinin yeniden işletilmesi için yoğun ve yapıcı çabalarını sürdürmektedir. Bununla birlikte her ihtimale karşı hazırlıklı hareket ediyor, tüm risk ve tehditleri bertaraf edebilecek tedbirleri, büyük bir azim ve kararlılıkla alıyoruz. Bu konuda en büyük dayanağımız olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu nitelikli ve disiplinli personeli, modern silah ve teçhizatı, etkin sevk ve idare kabiliyetiyle bu coğrafyanın en güçlü ordularından biridir ve ülkemizin ve milletimizin güvenliği için üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Özellikle belirtmeliyim ki ülkemiz; jeopolitik konumunun getirdiği sorumluluğun farkında olan, barışın yanında duran, ancak kendi güvenliği söz konusu olduğunda da gerekli tüm adımları atmaktan asla tereddüt etmeyen güçlü bir devlettir. Bundan sonra da köklü ve güçlü devlet geleneğimiz etkin, caydırıcı ve saygın ordumuz ve sarsılmaz millî birlik-beraberliğimizle bu coğrafyada barışın teminatı, güvenliğin de en sağlam dayanaklarından biri olmaya devam edeceğiz. GENÇLERİMİZİN SPORLA BULUŞMASINI SAĞLAYACAK YATIRIMLARI KIYMETLİ GÖRÜYORUZ Şüphesiz güçlü bir devlet yalnızca güvenliğini sağlamaz; aynı zamanda geleceğini de inşa eder. Geleceğin en sağlam temeli ise iyi yetişmiş, sağlıklı ve yarınlara umutla bakan gençlerdir. Bu nedenle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırırken gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımlara da büyük önem veriyoruz. Bugün Hatay’ımız yaralarını sarmış, daha güvenli, daha dirençli bir şehir olarak geleceğe yürürken bu inşa sürecinde gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımları da son derece kıymetli görüyoruz. Başta Gençlik ve Spor Bakanlığımızın güzide çalışmalarıyla yapılan spor yatırımları, Hatay’ın yalnızca konutlarla değil sosyal ve sportif altyapısıyla da yeniden ayağa kalktığını göstermektedir. Bu çalışmalar aynı zamanda gençlerimizin sporla daha fazla buluşmasına, sağlıklı bir hayat sürmesine ve şehir hayatının yeniden canlanmasına önemli katkılar sağlayacak olması bakımından bizleri ziyadesiyle mutlu etmektedir. Bir kısmı aramızda bulunan Hataylı gençlerimizin de son dönemde elde ettiği sportif başarılar da hepimiz için ayrı bir gurur vesilesidir. Bu noktada anne ve babasını kaybetmiş kıymetli evlatlarımız başta olmak üzere bütün çocuklarımızın ve gençlerimizin en iyi şekilde yetişmesini, eğitimle, kültürle, sporla geleceğe hazırlanmasını oldukça önemli görüyoruz. Gençlerimizin olduğu gibi başımızın tacı olan yaşlılarımız, engelli veya bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın da yanındayız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü çalışmalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran hizmetler sunulması da sosyal devlet anlayışımızın güçlü bir yansımasıdır. NİCE GURUR VERİCİ HİZMETLERE İMZA ATACAĞIZ Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda attığımız tüm bu adımlar ve yaptığımız çok yönlü çalışmalar; hem ülkemizi, hem de Hatay’ımızı çok daha güçlü ve çok daha gelişmiş kılmak içindir. İnşallah hep birlikte geleceğe güvenle yürüyecek, ülkemizin yükselişine imkân tanıyacak nice gurur verici hizmetlere imza atacağız. Bu konuda Hatay’ımızın kardeşliği esas alan manevi iklimi, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek feraseti ve çalışkanlığı, bu kutlu yolculuktaki en önemli güvencelerimizden biridir. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden gazilerimizi, şükran ve minnetle yâd ediyor, depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza da bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize de sağlıklı ve huzurlu bir ömür temennisiyle her birinizin mübarek Ramazan Bayramı’nızı bir kez daha kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Afiyet olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

30,846 Aufrufe • vor 6 Monaten

18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığı Atatürk Kültür Sitesinde tören düzenlendi. Şehitlerimizin kıymetli ailelerinin yer aldığı törene Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Bakan Yardımcıları Şuay Alpay, Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı ve Musa Heybet ile birlikte katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan törende şehit eşi Tuğba Bal, şehit aileleri adına bir konuşma yaptı. Daha sonra ise Görsel Yapım ve Foto Film Merkezi tarafından hazırlanan 18 Mart Şehitler Günü klibi davetlilere seyrettirildi. Törende Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkası ve Mehteran Birliği de TRT Ses Sanatçısı İlker Gökkaya ve Solist Gökçe Nur Semerci ile birlikte birbirinden güzel kahramanlık marşlarını seslendirdi. Daha sonra Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaparak şehitlerimiz kıymetli ailelerine hitaben şunları söyledi: CANINI ORTAYA KOYAN YİĞİTLER SADECE BİR SAVAŞ KAZANMADI, BİR ULUSUN ONURUNU DÜNYAYA GÖSTERDİ Bu anlamlı gün vesileyle vatanımız ve milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında, şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine, buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Bugün, aziz şehitlerimizi anarken aynı zamanda 110 yıl önce Çanakkale’de bir milletin kaderinin yazıldığı o muhteşem zaferin gururunu bir kez daha yaşıyoruz. Zira 18 Mart 1915’te, vatan toprağını savunmak için canını ortaya koyan yiğitler, sadece bir savaş kazanmadı; bir ulusun onurunu, direncini ve ruhunu tüm dünyaya gösterdi. O gün, Çanakkale’nin sularında dalga dalga yükselen cesaret toprağa düşen her damla mukaddes şehit ve gazi kanıyla birleşti ve bir milletin esarete direnişinin de sembolünü oluşturdu. Büyük bir adanmışlık duygusuyla cepheye koşan, iman dolu göğsünü kurşunlara siper ederek “Çanakkale geçilmez!” diyen Mehmetçiğin bu sözü, yalnızca bir slogan değil, vatan-millet-bayrak için bir yemin, bir ant oldu. Ezineli Yahya Çavuş, bir avuç yiğidiyle destan yazarken Seyit Onbaşı, omzunda taşıdığı en ağır top mermisiyle düşmana meydan okudu. Anafartalar’da Mustafa Kemal’in “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.” emri, “Bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen asil milletimizin haykırışı oldu. ASİL MİLLETİMİZ, İŞGALE BOYUN EĞMEYECEĞİNİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİ Gönül coğrafyamızın her köşesinden gelerek millî ve manevi değerlerimiz uğruna şehadet şerbeti içen nice kahramanlar, kutsal vatan toprağına kök saldı. Anaların ve babaların dualarıyla büyüttüğü fidanların vatan savunması için gösterdikleri cesaret, asil milletimizin işgal ve esarete asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Onların kahramanlık ve fedakârlıkları, milletimizin gönlünde ve hafızasında sonsuza kadar yaşayacaktır. Bu vesileyle Çanakkale’yi Türk tarihine altın harflerle yazdıran başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yaşadığımız toprakları bizlere vatan kılan ecdadımızı rahmet ve şükranla yâd ediyorum. BU RUH, ASİL MİLLETİMİZİN KARAKTERİNDE EBEDİYEN VARLIĞINI SÜRDÜRECEK Ezanımız dinmesin, al bayrağımız inmesin diye vatan ve millet sevdasıyla Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Millî Mücadele’de, Sakarya’da ortaya konan mücadele ruhu; aynı şekilde Kıbrıs’ta, terörle mücadele operasyonlarında ve 15 Temmuz’da da tezahür etmiş, şehit ve gazilerimizin kahramanlıkları tarihe nakşolunmuştur. Kimsenin şüphesi olmasın ki bu ruh, asil milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecektir. ÜLKEMİZ, GÜVENLİK MİMARİSİNİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİ HÂLİNE GELDİ Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde, kahraman ecdadımızdan aldığımız ilhamla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Tüm dünyada jeopolitik gerginliklerin tırmandığı ve çatışmaların arttığı bir süreçte, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yürütülen etkin diplomasiyle de ülkemiz, müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Türkiye olarak bölgemiz başta olmak üzere geniş bir coğrafyada barış ve istikrarın hâkim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz. Ülkemiz, bölgesel krizleri çözmede büyük bir deneyime sahiptir. Öyle ki Ukrayna’daki savaştan Kafkasya’daki istikrasızlığa, Afrika’daki anlaşmazlıklardan Libya iç savaşının çözümüne kadar üstlendiğimiz yapıcı inisiyatif ve çatışmaları önlenme çabası, Türkiye’nin dünya barış ve istikrarına katkıda bulunma kabiliyetini açıkça ortaya koymuştur. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlemesinde ve çok önemli misyonlar üstlenmesinde elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimizin de büyük payı vardır. Kahraman ordumuz; ▪️Hudutlarımızda ve terör örgütleriyle mücadelede, ▪️Denizlerimizde ve semalarımızda, ▪️ Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın sağlanmasında, ▪️Ayrıca, geniş çaplı tatbikatların icrasında tüm vazifeleri layıkıyla yerine getirmekte, büyük başarılar elde etmektedir. Gazi ve muzaffer Türk ordusunun bu şekilde güçlü, etkin ve caydırıcı varlığı milletçe vatan topraklarımızda huzur ve güvenlik içerisinde yaşamamızı sağlamaktadır. Şu hususu özellikle vurgulamak isterim: Ordumuzun sahip olduğu yüksek operasyonel tecrübe, muharebe kabiliyeti ve modern teçhizat kapasitesi pek çok ülke tarafından gıpta ile takip edilmektedir. Bu da şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimizi pek çok coğrafyada güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez bir aktör hâline getirmektedir. TERÖR ÖRGÜTÜ VE UZANTILARI, SİLAHLARINI TESLİM ETMELİ Sizlerin de bildiği üzere uzun yıllar gündemimizin ilk sırasında hep terörle mücadele olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, tarih boyunca olduğu gibi ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen her türlü tehdide karşı büyük bir kararlılıkla mücadele etmiş; kendisine verilen her türlü vazifeyi başarıyla yerine getirmiştir. Güvenlik güçlerimizin topyekûn ortaya koyduğu bu mücadele ve operasyonlar sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılarak kritik bir aşamaya getirilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada; Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olduğunu itiraf eden örgütün; terörle bir yere varılamayacağını, ömrünü tamamladığını ve kendisini feshetmekten başka çaresinin olmadığını geç de olsa anlaması kayda değerdir. Ancak, terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları -nerede olduklarından bağımsız olarak- bir an önce fesih kararını almalı, derhâl ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. ATEŞKES ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL Bu kapsamda ateşkes gibi metinde yer almayan hususlar gündeme getirilmemelidir. Zira böyle bir şey asla ve asla söz konusu değildir. Nihai hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden sürecin sabote ve suistimal edilmesine veya uzatılmasına müsaade edilmeyecek, temkinli ve rasyonel bir yaklaşım esas alınacaktır. Devletimizin engin tecrübesi ve basiretine hepiniz güvenin ve müsterih olun. ŞEHİT AİLELERİMİZ VE GAZİLERİMİZ MİLLETİMİZİN BAŞ TACI OLDU Malumunuz olduğu üzere ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen terör, hepimize büyük acılar yaşattı. Bu süreçte hiçbir zaman yılmadık, asla pes etmedik. Çanakkale’de yedi düvele karşı nasıl kahramanca mücadele verdiysek arkasında birçok karanlık odağın olduğu terör örgütlerine karşı da aynı kararlılıkla mücadele verdik. Bu mücadelenin kahramanı olan her bir şehidimiz, milletimizin kalbinde sonsuza dek yaşayacak birer destan, her bir gazimiz ise cesaret ve fedakârlığın timsalidir. Nitekim bugün önemli bir süreç yaşanıyorsa ve tarihî bir adım atılacaksa, anlaşmazlıkların çözümü, aldatılmış olanların kazanılması, terörü türlü bahanelerle kendi amaçları doğrultusunda kullananların emellerine bir son verilmesi durumuna gelinmişse bu ağır bir bedel karşılığında olmuştur. Bu ağır bedelin yükünü üstlenen şehit ve gazilerimiz ile yaşananların en yakın tanığı olan siz şehit ve gazi ailelerimiz de fedakârlığınız, sabrınız ve vakur duruşunuzla milletimizin baş tacı oldunuz. Acılarınızı yüreğinizde taşırken bile dimdik ayakta duran sizler, hepimize metanetin ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Devlet ve millet olarak her zaman yanınızda olmak boynumuzun borcudur. Sizlerin ve kahraman gazilerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Bundan sonra da devletimizin tüm kurumlarıyla yakın bir iş birliği içerisinde, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE’Yİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ Bölgemizde haritaları değiştirmek isteyenlerin emellerini boşa çıkarmak için her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçtiğimizi unutmamalıyız. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek için elimizden gelen gayreti gösterecek, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Türkiye; özellikle son yıllarda, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın engin vizyonu sayesinde çok daha gelişmiş; çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaşmıştır. Ülkemizin her alanda elde ettiği bu başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkartılması temel önceliğimizdir. Bir kez daha ifade etmek isterim ki başarıya ulaşma yolunda en büyük ilham kaynağımız; vatanı ve milleti için canını seve seve feda eden aziz şehitlerimiz ve bu uğurda gazilik mertebesine ulaşan kahraman gazilerimizdir. Asil milletimizin, söz konusu vatanı olduğunda her şeyden geçmeyi göze alabilen cesur ve yiğit evlatları var oldukça mukaddes vatanımız, ebediyen Türk yurdu olarak kalmaya devam edecektir. Bu vesileyle; ▪️Türk milletinin kutlu yürüyüşünde ordumuzun temellerini atan Mete Han’dan Malazgirt’te Anadolu’nun fetih kapısını açan Sultan Alparslan’a, ▪️Çağ kapatıp yeni bir çağı başlatan Fatih Sultan Mehmet’ten Millî Mücadele’mizin önderi ve Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ülkemizin, ordumuzun gücüne güç katan tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Onların emaneti olan şanlı ordumuz; mazisinden aldığı ilhamla, ebediyete kadar bu toprakların teminatı olmaya devam edecektir. Sözlerime son verirken aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle gerek törenin düzenlenmesinde gerekse sahne gösterisinin icrasında başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve Mehteran Birliğimiz ile katkılarından dolayı değerli solistlerimize ve emeği geçenlere teşekkür ediyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

79,465 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK komuta Kademesi ile gittiği Samsun’da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tütün İskelesi'nde düzenlenen törene katıldı. TCG ANADOLU gemisi ile Samsun’a çıkan gençlerin karşılandığı törene, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da katıldı. Törende konuşan Bakan Yaşar Güler gençlere hitaben şunları söyledi: 19 MAYIS, BİR KEZ DAHA ŞAHA KALKIŞIN BAŞLANGICIDIR 19 Mayıs gibi tarihî bir günde donanmamızın gözbebeği TCG ANADOLU ile kutlu bir yolculuk yapan siz kıymetli gençlerimizle Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’da birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin bağımsızlık aşkıyla verdiği mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ın 106’ncı yıl dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum. 19 Mayıs, asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Öyle ki bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk “Türk milleti için esaretle yaşamaktansa ölmek daha iyidir.” diyerek ülkemizin bu güzide şehri Samsun’a çıkmış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin meşalesini de burada yakmıştır. Bu kutlu meşalenin ışığında kısa sürede ülkemizin dört bir yanında milletimizin topyekûn direnişi ortaya çıkmış, cesaret ve fedakârlıkla yürütülen Millî Mücadele’miz, Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. ÇOK ANLAMLI VE MÜSTESNA BİR FAALİYET Böylesine eşsiz bir fedakârlığı ortaya koyan atalarımızın torunları olan siz gençlerimizin 19 Mayıs gibi kutlu bir günün yıl dönümünde İstanbul’dan Samsun’a gelmeniz de çok anlamlı ve müstesna bir faaliyettir. Zira 19 Mayıs “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Atatürk’ün aydınlık geleceğimiz ile Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olan genç nesillere duyduğu güven ve inancın da simgesidir. Bugün bizler Samsun’da ortaya konan azim ve kararlılıktan ilham alıyor, yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerimizle birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize ulaşmak için sarsılmaz bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Küresel sorunların ve devletlerarası gerginliklerin had safhaya çıktığı günümüzde, her alanda büyük değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Risk ve tehditlerin öngörülemez olduğu bu kaotik süreçte, özellikle savunma ve güvenlik teknolojilerinin yerli ve millî imkânlarla elde edilmesi ve geliştirilmesi, bekamız açısından bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu stratejik yaklaşım ile ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlı tutumu ve liderliğinde savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla büyük bir sıçrama yakalamış, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle dünya çapında övgü ve gıptayla takip edilen bir seviyeye ulaşmıştır. SİLAH SİSTEMLERİMİZ PEK ÇOK ÜLKE TARAFINDAN TAKDİR GÖRÜYOR Nitekim bugün sizler; 19 Mayıs’ın izinde yerli ve millî savunma sanayimizin en güçlü sembollerinden biri ve millî gururumuz olan TCG ANADOLU gemisiyle bir seyahat gerçekleştirdiniz. TCG ANADOLU gibi kendi klasmanının lideri bu gemimizin yanı sıra karada, denizde ve havada ihtiyacımız olan silah sistemlerimiz operasyonel başarılarıyla pek çok ülke tarafından takdir görmekte ve satın alınmaktadır. Bu sistemlerimiz, terörle mücadele başta olmak üzere çok boyutlu tehditler karşısında ülkemizin güvenliğinin korunmasında ve ordumuzun caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlamaktadır. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİNDİR Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılarda ve “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz en büyük pay vatan, millet ve bayrak uğruna canları pahasına mücadele eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza, ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Elbette ki gençlerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gençliğe hitaben söylediği “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözünden ilham alan siz gençlerimiz bilmelisiniz ki; birliğimizin özgürlüğümüzün ve geleceğimizin teminatı sizlerin bu ülkeye olan inancı ve gayretiyle mümkündür. Şurası muhakkaktır ki ülke olarak sahip olduğumuz eşsiz mirası ayrım gözetmeden, hep birlikte yaşatmak zorundayız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Dolayısıyla artık birlik ruhuna, kardeşliğe ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe doğru güçlü bir adım atıyoruz. Bu yolculukta siz değerli gençlerimizi ve ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızı, bizi biz yapan değerler etrafında daha sıkı kenetlenmeye ve ülkemizi daha güçlü yarınlarına hep birlikte taşımaya davet ediyorum. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİ DAİMA ÖNDE TUTMAYI HEDEFLİYORUZ Ülkemizin başta savunma güvenlik olmak üzere her alanda elde ettiği birbirinden kıymetli başarıların daha da geliştirilmesi ve geleceğin ihtiyaçlarına göre bu alandaki üretim imkânlarımızın en üst seviyelere çıkarılmasına yönelik çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdürüyoruz. Bugün ve gelecek için; uzay tabanlı teknolojilerden yapay zekâ sistemlerine sürü algoritmalarından otonom platformlara kadar pek çok alanda kapasitemizi geliştirerek ve derinleştirerek Türk savunma sanayisini daima bir adım önde tutmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki tüm bu çalışmaların merkezinde artık sizler varsınız ve sizler olacaksınız. Bunun için de kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Başarıya ulaşmanızın ilk ve en önemli adımı bu olacaktır. Eğitim, sizi istediğiniz hedeflere ulaştıracak en önemli unsurdur. Çalışmak ise başarmanın yarısıdır. Çünkü başarı; her gün uygulanan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir. Sabırlı olun ve uzun vadeli başarı için sürekli çaba gösterin. Unutmayınız ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Size şunu da hatırlatmak isterim ki; Türkiye’nin hayalleri, sizin hayallerinizle örtüştüğü zaman ülkemiz daha da güçlü olacaktır. BİRLİKTE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE GÜÇLÜSÜNÜZ Her birinizin farklı bir disiplinden geliyor olması, işte bu yüzden çok kıymetli. Çünkü teknoloji dediğimiz şey artık tek bir alana ait değil. Yani siz sadece alanınızda değil, birbirinizle birlikte yürüdüğünüzde güçlüsünüz. Bu yüzden farklı bakış açılarını büyük bir merakla takip edin. Şu bir gerçek ki bilim ve teknoloji ile ilgilenen ve yeni proje ve buluşlara imza atan siz gençlerimiz, her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği bu teknoloji çağında, ülkemizin geleceğinin de teminatısınız. Elde edeceğiniz bilgi birikimi, enginlere ulaşacağına inandığım ufkunuz ve yeteneklerinizi birleştirdiğinizde ortaya çıkacak proje ve ürünlerin, ülkemize ve ordumuza müstesna katkılar sağlayacağından asla şüphem yok. CUMHURİYETİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEKSİNİZ Geçmişle gelecek arasında kurduğumuz bir hatıra mahiyetindeki bu yolculuk sırasında “ben yokum, biz varız” diyen kahraman atalarımızın fedakârlığını ve 19 Mayıs ruhunu bir kez daha anladığınıza inanıyorum. Bakın, bugün sizler ülkemizin 81 şehrinden geldiniz, ama şu anda aynı gemidesiniz ve ortak bir ülküyle hareket ediyorsunuz. Yakın bir gelecekte de ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak ve Cumhuriyetimizi daha da yükselteceksiniz. Asla unutmayın ki binlerce şehit ve gazi vererek türlü sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özveriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatarak sonsuza kadar korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak en önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla bu yolculuktan sadece anılarla değil ifade etmiş olduğum esaslar çerçevesinde büyük bir sorumluluk duygusuyla döneceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle başta Millî Mücadele’mizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu güzide projenin hayata geçirilmesi ve farklı branşlardan siz gençlerimizin bir araya getirilmesinde emeği geçen başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; siz kıymetli gençlerimize de sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. TCG ANADOLU’nun kahraman personeline de diyorum ki “Denizleriniz sakin, pruvanız neta, yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,797 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okuluna girişinin 126’ncı yıl dönümü dolayısıyla Kara Harp Okulunda düzenlenen törende konuştu. Bakan Yaşar Güler Harbiyelilere hitaben şunları söyledi: BURADA BİRBİRİNDEN DEĞERLİ PEK ÇOK ANI BİRİKTİRDİM Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Harbiyeli olmasının 126’ncı yıl dönümünde, bu şanlı yuvada, siz değerli Harbiyelilerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun gibi bu sıralarda yetişerek vatana, millete hizmet etmek için canla başla çalışan, her türlü fedakârlığı gösteren kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle yâd ediyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan, sayısız komutan ve devlet adamı yetiştiren bu kutsal ocakta ben de sizler gibi eğitim aldım ve 51 yıl önce mezun oldum. Burada birbirinden değerli pek çok anı biriktirdim. Hayat yolculuğumda böyle güzide bir kurumun yer alması benim için büyük ve özel bir anlam taşımaktadır. İnanıyorum ki her bir Harbiyeli de benim gibi düşünmekte ve Harbiyeli olmaktan gurur duymaktadır. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin, bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı bulunan herkese saygılarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. CUMHURİYETİMİZİN TEMEL TAŞLARINDAN BAZILARI DA HARBİYE’DE DÖŞENMİŞTİR Harbiye, şanlı tarihimizde modernleşmeyi temsil eden kurumların başında gelirken ülkemizin yüksek eğitimdeki öncü kurumlarından da biridir. Nitekim Cumhuriyetimizi kurarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma ülküsünün mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de buradan yetişmesi, tesadüf değildir. Mustafa Kemal’in Harp Okuluna adım attığı bu anlamlı gün, sadece onun askerî eğitim yolculuğunun başlangıcını değil, aynı zamanda bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz bir liderin ortaya çıkışının da simgesidir. Atatürk’ün bu kutsal ocakta edindiği bilgi ve beceriler, kazandığı disiplin ve zenginleşen fikir dünyası karakterini şekillendirmiş; onu asil milletimize önderlik ederek Millî Mücadele’mizi zafere ulaştıran ve Cumhuriyetimizi kuran bir lidere dönüştürmüştür. Diğer bir deyişle, ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimizin temel taşlarından bazıları da Harbiye’de döşenmiştir. Sizler, bu köklü kurumun mirasını devralan ve aynı ruhla yetişen gençler olarak, ülkemizin savunma ve güvenlik alanındaki geleceğini omuzlarınızda taşıyorsunuz. Bu bağlamda gücünüzün, sorumluluklarınızın ve sizlerden beklentilerimizin farkında olmanız ve bu şanlı yuvadaki her anınızı verimli geçirmeniz, ordumuzun gelecekteki etkinliği ile ülkemizin ve asil milletimizin istiklal ve istikbali için hayati önemdedir. Bu nedenle gelişiminize katkı sağlayacağını değerlendirdiğim bazı hususlardaki düşüncelerimi, sizlerle paylaşmak istiyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ EŞSİZ BİR TARİHÎ MİRASIN SON HALKASIDIR Tük tarihi, binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Bütüncül bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, tarih boyunca varlık gösteren birbirinden büyük Türk devletleri, bizlere şanlı bir miras bırakmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bu eşsiz tarihî mirasın son halkası, bu kutlu geçmişin yegâne varisidir. Sizler, Cumhuriyetimizin birinci asrını tamamlayıp ikinci asrına başladığımız bu tarihî döneme şahitlik ediyorsunuz. Tarih derslerinden bildiğiniz üzere bu binlerce yıllık serüvende büyük mücadeleler vererek pek çok badireyi atlattık. Yaşadıklarımızdan kimi zaman ibret, kimi zaman ilham aldık. Bu süreçte edindiğimiz her tecrübe, bizlere mutlaka güçlü bir devlet yapısına ve kudretli bir orduya sahip olmamız gerektiğini gösterdi. Yakından takip ettiğiniz üzere jeostratejik önemi çok yüksek olan ülkemiz, hâlâ birçok tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Etrafımızın adeta ateşten bir çember hâline dönüştüğü bu süreçte, artan küresel ve bölgesel risklere karşı çok yönlü ve etkin bir güvenlik politikası takip etmemiz hayati önemdedir. Bu doğrultuda Bakanlık olarak devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarımızı tüm hızıyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini ifa etmektedir. TÜRKİYE’Yİ DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAKSINIZ Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde hayata geçirilen uygulamalarla ülkemiz güçlü bir devlet konumuna ulaşırken izlediğimiz etkin politikalarla uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Ülkemizin başat aktör haline gelmesinde elbette kahraman ordumuzun da büyük bir payı vardır. Şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkarmak, etkin ve caydırıcı özelliklerini artırmak için eğitim faaliyetlerimizi aralıksız sürdürürken yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği silah ve sistemleri envanterimize dâhil ediyoruz. “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda sadece kara, deniz ve hava platformlarında değil, siber ve uzay alanlarında da birçok kritik projeyi tamamladık, yenilerini başlattık. Bu başarıların devamı sizlerin kendinizi en iyi şekilde geliştirmesine, ülke sevdasıyla ortaya koyacağınız yüksek azim ve gayrete bağlıdır. Kahraman ordumuzun lider personeli olacak sizlerden, ülkemizin ulaşmış olduğu bu üstün seviyeyi idrak etmenizi, gelişmelere en iyi şekilde vâkıf olmanızı bekliyoruz. Bu gurur verici yolculuğun birer parçası olacak ve Türkiye’yi daha da ileri taşıyacaksınız. Buna yürekten inanıyorum ve siz kıymetli evlatlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: BÜYÜK ŞEYLERİ BAŞARMAK İÇİN BİLGİ VE CESARET GEREKLİDİR Her şeyden önce kendinizi tanımalı; kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve potansiyelinizi keşfetmelisiniz. Öz disiplinle kararlı ve inançlı olarak hedeflerinize yürüyün. Unutmayın ki büyük zaferler, sabır ve emekle kazanılır. Büyük şeyleri başarmak için bilgi ve cesaret gereklidir. Bilgi, okudukça ve gözlemledikçe cesaret ise bilgi ve tecrübe ile yoğruldukça gelişir, güçlenir. Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Buradaki vakitlerinizi verimli geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz, unutmayınız ki yarın o kadar kazançlı olursunuz. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizleri alıkoyamamalıdır. Yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, farklı bakış açılarından faydalanırken aranızdaki iş birliği ve dayanışmayı geliştirin. Emin olunuz ki birlikte çalışarak daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. ASKERLİKTE DİSİPLİN VE MUTLAK İTAAT BAŞARININ VAZGEÇİLMEZ ANAHTARIDIR Unutmayın ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Askerlik mesleğinin özü olan disiplin ve mutlak itaat de başarının vazgeçilmez anahtarıdır. Disiplin; Türk askerini, diğer ordulardan ayıran en bariz özelliklerin başında gelmektedir. Nitekim kahraman ordumuz; binlerce yıllık köklü tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. İnanıyorum ki sizler burada edineceğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize hizmet edecek subaylar olarak ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. Sonuç olarak sizlerin, bu esaslar çerçevesinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” veciz sözünden hareketle aklın ve bilimin ışığında muhakeme ve analiz ilkesini daima rehber edinerek kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz. Değerli Misafir Harbiyeliler; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışını ilke edinmiş bir ordunun mensupları olarak sizleri burada ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu kutsal çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına ayrıca kurduğunuz dostlukların, hayatınızın her döneminde sizler için büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. Bizler için en büyük temenni, burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. TSK’NIN GELECEKTEKİ LİDERLERİNİ YETİŞTİRME SORUMLULUĞUNU OMUZLARINIZDA TAŞIYORSUNUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi önemli bir sorumluluğu omuzlarınızda taşıyorsunuz. Harbiyelilerin ileride üstleneceği görevleri göz önünde bulundurarak onları en donanımlı şekilde hazırlamak ve yarınlara güçlü adımlarla ilerlemelerini sağlamak adına büyük bir azimle çalışmaya devam ediniz. Sarf ettiğiniz her sözün, sergilediğiniz her tutumun birer örnek teşkil ettiğini ve bu kıymetli gençlerin başarı yolculuğunda önemli bir iz bıraktığınızı unutmayınız. Bu anlayışla çalışmalarınıza devam etmeniz, ordumuzun geleceği olan genç subaylarımızın en iyi şekilde yetiştirilmesi bakımından hayati önemdedir. Bugüne kadar sergilediğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar nedeniyle Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor; bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Çok Değerli Harbiyeli Evlatlarım, eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,453 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler; beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Bayram Namazını Çanakkale’deki Amfibi Kolordu Komutanlığında kıldı. Bayramlaşmanın ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonuyla Amfibi Kolordu Komutanlığında görevli personele seslenerek bayramlarını tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: ORDUMUZUN HER BİR MENSUBUNUN BAYRAMINI YÜREKTEN KUTLUYORUM Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli mensupları, kahraman Bahriyelilerimiz. Sizleri en kalbi duygularla, muhabbetle selamlıyorum. Amfibi Kolordu Komutanlığımı ve Deniz Kuvvetlerimizin güzide birliklerinde vazife icra eden tüm askerlerimizin, her bir personelimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında yurt içinde, sınırlarımızda, bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde fedakarca görev yapan ordumuzun tüm mensuplarının ve ailelerinin bayramını yürekten kutluyorum. Bin yıldır vatanımızın bekası, milletimizin istikbal ve istiklali uğrunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Bu ülke için gözlerini kırpmadan nice bedeller ödeyen tüm gazilerimize şahsın ve milletim adına şükranlarımı sunuyor, kendilerine ve ailelerine aynı şekilde hayırlı bayramlar diliyorum. AMFİBİ KOMANDOLARIMIZLA KIYILARIMIZ ARTIK ÇOK DAHA GÜVENLİ Amfibi Kolordu Komutanlığımızın kıymetli mensupları; sizler her karışında bir aslanın, bir yiğidin yattığı mukaddes bir vatan toprağında, Çanakkale’de görev yapıyorsunuz. Bugüne kadar çevre denizlerimizde üstlendiğiniz görevlerin yanı sıra Arnavutluk, Afganistan, Kosova, Lübnan ve Libya’da yakın zamanda başarıyla icra ettiğiniz insani yardım, uluslararası destek, tahliye ve afet yardım harekatlarında üstün gayretler sergilediniz. Hali hazırda Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden teröristle mücadele operasyonları ile birlikte Arnavutluk, Libya, Azerbaycan ve Katar’da barış ve güvenliğin tesisine önemli katkılar sunuyorsunuz. Önümüzdeki Temmuzdan itibaren bir yıl süreyle NATO Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevini de inşallah yine ordumuza yakışır şekilde başarıyla deruhte edeceksiniz. İnşallah Amfibi Komandolarımızla kıyılarımız artık çok daha güvenli, çok daha istikrarlı olacak. Mavi Vatan’ın muhafazası ve müdafaasındaki üstün gayretleriniz dolayısıyla her birinizi tebrik ediyor, Bahriyelilerimizin her birinin alnından öpüyorum. Denizleriniz sakin, yolunuz ve bahtınız açık olsun diyorum. Bu düşüncelerle sizlerin ve kahraman ordumuzun tüm mensuplarının Ramazan Bayramını bir kez daha can-ı gönülden tebrik ediyorum, şehitlerimizin tekrar rahmetle anıyor, şehit ailelerimize, gazilerimize ve aziz milletimize hayırlı bayramlar diliyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla… BAKAN YAŞAR GÜLER, BAHRİYELİLERE HİTAP ETTİ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından Bakan Yaşar Güler de Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: MİLLETİMİZ BAYRAMLARI HUZUR İÇERİSİNDE GEÇİRMESİ İÇİN FEDAKÂRLIKLA GÖREV YAPIYORSUNUZ Ramazan Bayramı vesilesiyle Amfibi Kolordu Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu anlamlı günün maneviyatına uygun olarak sevdiklerinizle birlikte sağlık ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyor, bu vesileyle Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Bayramlar; milletimizi bir arada tutan, bizi biz yapan köklü değerlerin en güzel yansımalarıdır. Millî kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu kıymetli mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak hepimize düşen önemli bir sorumluluktur. Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler de asil milletimizin bayramları huzur içerisinde geçirmesi için sevdiklerinizden uzakta fedakârlıkla görev yapmaktasınız. Ortaya koyduğunuz görev ve sorumluluk bilinci ile üstün gayretleriniz, her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canı gönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. ÜLKEMİZİN BÖLGESİNDE VE DÜNYADAKİ ÖNEMİ ARTIYOR Yakın çevremiz başta olmak üzere dünya genelinde yaşanan gelişmeler, risk ve tehditleri de beraberinde getirirken ülkemizin bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırmaktadır. Böylesine stratejik ve hassas bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için güçlü bir orduya sahip olmak zorundayız. Bu güçlü ordu da elbette ki personeliyle, teknolojik imkân ve kabiliyetleriyle karada, denizde, havada, uzayda ve siber alanda her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı nitelikleri haiz olmalıdır. Ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğinin her geçen gün arttığı, küresel güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline geldiği bu hassas dönemde Bakanlık olarak gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi yerine getirmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde ve sizlerin kahramanlık ve fedakârlıklarıyla Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra eden şanlı ordumuz; - Hudutlarımızı en etkin tedbirlerle korumakta, - Terörle mücadelede büyük başarılar elde etmekte, - Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizin muhafazasına yönelik faaliyetlerini de başarıyla sürdürmektedir. Bu faaliyetlerinin yanı sıra başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Katar’da, Somali’de, Kosova’da, Bosna Hersek’te ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek vermekte, küresel barış ve istikrara katkı sağlamaktadır. Ayrıca şanlı ordumuz bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak bugüne kadarki en büyük ve en geniş katılımlı tatbikatları da gerçekleştirmektedir. Ordumuzun böylesine kritik görevleri başarıyla ifa edebilmesi, gücünü ve etkinliğini sürdürebilmesi için bizler de yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünleriyle ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştiriyoruz. KIBRIS’TA İKİ AYRI DEVLET, İKİ AYRI HALK OLDUĞU GERÇEĞİYLE HAREKET EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ HATIRLATIYORUZ Ülkeler arasındaki kriz ve sorunların çözülmesi için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta dile getiriyoruz. Nitekim komşumuz Yunanistan ile aramızdaki sorunların çözümüne de bu esaslar çerçevesinde yaklaşıyor, ilişkilerimizin geliştirilmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ancak, kimi zaman bazı Yunan yetkililerin ülkelerimiz arasındaki ilişkileri sabote edebilecek söz ve davranışlar sergilediğine şahit oluyor, bu provokatif yaklaşımları asla kabul etmeyeceğimizi ifade ediyoruz. Çözüm odaklı ve samimi bir tutumun, ülkelerimiz arasındaki sorunların giderilmesi için önemli bir adım olacağına inanıyoruz. Yine aynı şekilde bazı muhataplarımızın Kıbrıs konusunda da tarihî ve mevcut gerçeklere uygun olmayan, 50 yıl öncesinden kalma ve miadı dolmuş söylemleri bıkmadan usanmadan dile getirmelerine şahit oluyoruz. Muhataplarımızı artık konuya çözüm odaklı, makul ve mantıklı bir şekilde yaklaşmaya davet ediyoruz. Kendilerine, uluslararası kamuoyunda da açıkça dile getirilmeye başlandığı gibi tek ve kesin çözümün Ada’da iki ayrı devlet, iki ayrı halk olduğu gerçeğiyle hareket edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Unutulmamalıdır ki adalet üzerinde yükselen bir iş birliğinin kaybedeni olmaz. AMFİBİ KOLORDU KOMUTANLIĞIMIZI KURARAK HAREKÂT KABİLİYETİMİZİ VE OPERASYONEL ETKİNLİĞİMİZİ DAHA DA ARTIRDIK Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin enginlere ulaşması ve hakkını hukukunu koruması için güçlü bir donanmaya sahip olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Deniz Kuvvetlerimiz; yüksek eğitim seviyesi teknolojik donanımı ve caydırıcılığıyla sadece bölgemizin değil dünyanın da en saygın deniz güçlerinden biridir. Donanmamızın etkinliğinde, bahriyemizin seçkin unsurlarından biri ve stratejik bir kuvvet çarpanı olan amfibi birliklerimizin müstesna bir yeri bulunmaktadır. Nitekim amfibi birliklerimize verdiğimiz önem neticesinde Amfibi Görev Grubu Komutanlığımızın yanında Amfibi Kolordu Komutanlığımızı da kurarak harekât kabiliyetimizi ve operasyonel etkinliğimizi daha da artırdık. Amfibi Kolordu Komutanlığımızın da varlığıyla Ege ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerimizin korunması oldubittilere asla müsaade edilmemesi noktasında artık daha güçlü, etkin ve daha caydırıcı bir seviyede olduğumuzu gururla ifade etmeliyim. Ayrıca Amfibi birliklerimiz, denizlerdeki görevlerinin yanı sıra Suriye’de ve diğer terörle mücadele bölgelerinde de kritik vazifeler üstlenmektedirler. SİZLER VARKEN DENİZLERİMİZ EMİN ELLERDE Şanlı Türk Bahriyesinin Kahraman Mensupları; mevcudiyetiniz, milletimize huzur dosta güven, düşmana korku vermektedir. Hiç şüphemiz yoktur ki sizler varken denizlerimiz emin ellerdedir. Türk Amfibi Kuvvetleri olarak üstün muharebe tecrübeniz, yüksek eğitim seviyeniz ve disiplin anlayışınız ile dünyada mümtaz bir konumdasınız. Ordumuzun her alanda etkin olduğu bu dönemde, siz kahraman denizcilerimiz üstün niteliklerinizle birbirinden kritik görevler icra etmektesiniz. Sizler gibi cesur, fedakâr ve görevlerini büyük bir kabiliyet ve kararlılıkla yerine getiren personeliyle gücüne güç katan Deniz Kuvvetlerimiz; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda, - Denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizi korumaya, - Kendisine verilen her türlü görevi büyük bir başarıyla gerçekleştirmeye, - Şanlı sancağımızı dünya denizlerinde dalgalandırmaya ve asil milletimizin gururu olmaya devam edecektir. Türk Denizlerinin Yılmaz Koruyucuları, Kahraman Bahriyeliler; Sizler, Çaka Bey’den Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Piri Reis’ten Kılıç Ali Paşa’ya kadar büyük denizcilerimizden aldığınız ilhamla bugüne kadar üstlendiğiniz tüm görevleri başarıyla yerine getirdiniz. Bundan sonra da ülkemizin ve asil milletimizin hak ve menfaatleri için görev ve sorumluluklarınızı hakkıyla icra edeceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Hayatta olan fedakâr gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin ve aile bireylerinizin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha kutluyor, sevdiklerinizle birlikte huzur dolu bir bayram geçirmenizi temenni ediyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyorum. Kahraman Bahriyeliler, Denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

84,586 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni’nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: RABBİM AYAĞINIZA TAŞ DEĞDİRMESİN Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensupları, HAVELSAN'ınımızın değerli yöneticileri ve çalışanları, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli temsilcileri, kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle her birinizin Ramazan-ı Şerifini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizlerin şahsında HAVELSAN’ımızın, savunma sanayi sektörümüzün ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Ay yıldızlı al bayrağımızın gökte gururla dalgalanması için, devletimizin bekası, milletimizin yarınları, vatanımızın bağımsızlığı için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı şekilde bin yıldır kendimize yurt kıldığımız, etrafımıza barış ve güven yaydığımız bu topraklar için bedel ödeyen tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Son olarak savunma sanayiinde gecesini gündüzüne katarak bugünlere gelmemizi sağlayan tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, yazılımcılarımıza, akademisyenlerimiz ve tabii ki sahada kahramanca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarını gönülden tebrik ediyorum. Bu çalışmaları etkin bir koordinasyon içinde yürüten Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamızı başarılarından ötürü yürekten kutluyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Sizlerin bu emeğini, bu gayretini daha güçlü bir geleceğin, daha müreffeh yarınların teminatı eylesin diyorum. DENİZLERDEKİ İNSANSIZ KABİLİYETLERİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ Bugün Türkiye’nin mühendislik aklına, savunma alanındaki imkân ve kabiliyetlerine, yerli ve milli teknolojiyle şekillenen istikbal yürüyüşüne bir kez daha şahitlik edeceğiz. Birazdan inşallah Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracımızı hizmete alacak, Simülatör Üretim ve Entegrasyon tesisinin temellerini atacak, Kaan Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezinin de açılışını yapacağız. Envanterimize katacağımız Sancar SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor, güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi arttırıyoruz. Simülatör üretim ve entegrasyon tesisiyle eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hâle getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında simülasyon teknolojilerinde Avrupa’nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak. Kaan Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını inşallah daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımızı yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. Türkiye’nin hem Gök Vatan'da hem de Mavi Vatan'daki savunma gücünü, kapasitesini, caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak bu eserlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. TÜM DÜNYAYA PARMAK ISIRTAN SEVİYEYE ULAŞTIK Şunu evvelemirde açık açık ifade etmek isterim: Caydırıcılık yalnızca sahip olduğumuz sistem ve platformların sayısıyla ölçülemez. Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri, platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bugün hizmete alacağımız, açılışını gerçekleştireceğimiz ve temellerini atacağımız bu yatırımlar, savunma ekosistemimizin bütüncül kapasitesini ve tesirini artıracak stratejik hamlelerin devamıdır. Bu tesis ve platformlarla birlikte mühendislik süreçlerimiz daha da hızlanacak. Test ve doğrulama disiplinimiz güçlenecek. Eğitim ve simülasyon kabiliyetlerimiz genişleyecek. Deniz ve hava unsurlarımızın yazılım temelli yetenekleri inşallah daha da yukarılara taşınacak. Şu hakikati en iyi sizler biliyorsunuz: Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Güçlü bir savunma mimarisi denizin derinliklerinden uzaya, karadan siber güvenliğe kadar her alanı kapsamak mecburiyetindedir. Biz hamdolsun özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırtan bir seviyeye eriştik. Bu seviyeye dost ve müttefik bildiklerimizin önümüze çıkardığı engellere rağmen sabırla ulaştık, azimle ulaştık. Her hamlemizi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlayarak ulaştık. Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20'ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz havada, karada ve denizde tarihi bir başarı hikâyesi yazdı. Cenab-ı Allah'a hamdolsun ki artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten ve ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var. Artık yalnızca kendi ordusunun değil, talep edilmesi hâlinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık 3T modelini, yani tespit, teşhis ve taarruz süreçlerini yerli ve millî teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki, bugün Türkiye dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir. HER GEÇEN YIL YENİ REKORLAR KIRIYORUZ Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Bakınız sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam -dikkatinizi çekerim- 2002'de yalnızca 248 milyon dolardı. Hâlihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. 2028'de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2025 sonu itibariyle savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doların, proje sayımız ise 1.400'ün üzerine çıktı. Değerli kardeşlerim; peki, biz bu başarıları nasıl elde ettik? Her şeyden önce kendimize inandık. Aziz milletimize güvendik. Bu ülkenin gençlerine yatırım yaptık ve onların önünü açtık. Diğerleri yapabiliyorsa biz neden yapamayalım diyerek bu yola çıktık. Tam bağımsız Türkiye idealini savunma alanında kararlı bir devlet politikası olarak benimsedik ve uyguladık. Kritik teknolojiler başta olmak üzere sistemlerimizi, platformlarımızı, altyapımızı, sürekli gelişen, sürekli yenilenen bir teknoloji ekosistemine dönüştürdük. Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum. Bugün ise yerli ve millî platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz. Bu büyük dönüşümde diğer kurumlarımız gibi HAVELSAN’ımızın da çok büyük bir payı ve emeği vardır. Şunu büyük bir kıvançla ve memnuniyetle ifade etmek isterim: Yürüttüğü projeler, gerçekleştirdiği çalışmalarla HAVELSAN, komuta kontrol, simülasyon, eğitim, siber güvenlik ve otonom kabiliyetler gibi alanlarda savunma gücümüzün dijital omurgasını teşkil eden yüz akı kurumlarımızın biridir HAVELSAN. Türkiye'nin savunma gücünü yazılımla büyüten, akılla derinleştiren, entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet Çarpanıdır HAVELSAN. Bakın HAVELSAN’ımız şu anda çok önemli projeler yürütüyor. Türkiye'nin geleceği adına hayati bir misyonu icra ediyor. Bulut bilişim sistemi projesi bunlardan biridir. Bu proje nihayete erdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin karargâhlarındaki operasyonlar, insanlı ve insansız sistemler HAVELSAN’ımızın komuta kontrol yazılımlarıyla gerçek zamanlı olarak yönetilecek. Yine HAVELSAN’ımızın geliştireceği yerli siber kalkanla korunacak bu sistemle stratejik, operatif ve taktiksel kabiliyetlerimizi tahkim edeceğiz. Şurası da mühimdir: Eğer bir ülkenin yazılımları millî değilse o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Dolayısıyla tam bağımsızlık teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. İşte bu anlayışla Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalmalı diyerek millî teknoloji hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık. Türkiye’nin en kritik verileri HAVELSAN gibi millî ve güvenilir kurumlarımızın yazılımlarıyla kodladık. Kurumlarımızın altyapılarını HAVELSAN’ın millî mühendislik ürünü Kovan yeni nesil iş yönetim sistemiyle koruyor ve güçlendiriyoruz. Savunma ve bilişim sistemlerimize yaptıkları bu önemli katkılardan ötürü HAVELSAN ailesinin tüm mensuplarına bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN CANIMIZI DİŞİMİZE TAKTIK Şunu da ayrıca sizlere ve milletimizin dikkatine getirmek arzusundayım: Uzun olduğu kadar dikenli de olan bu yolda önümüzü kesmek, ümidimizi yıkmak, cesaretimizi kırmak isteyenler oldu. Biz neden kendimiz üretelim, neden bunca sıkıntıya girelim? Hazır yapılmış var, onları alalım diyen vizyonsuzlar oldu. Biz her alanda tam bağımsız Türkiye ülküsüyle ilerlerken, bunlar bizim başımıza iş açacak, bu yoldan dönün diyen kifayetsizler oldu. Bunların hiçbirini aldırmadık, öğrenilmiş çaresizliklerin girdabına kapılmadık. Bizi kendi seviyelerine çekmek isteyenlere kulak asmadık. Vecihi Hürkuş'ların, Piri Reis’lerin, Barbaros Hayrettin Paşa’ların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için canımızı dişimize taktık. 1940'lı yılların ilk yarısında kendi tasarlayıp geliştirdiği altı kişilik çift motorlu Nut-38 yolcu uçağını İstanbul'dan Ankara'ya 90 dakikada uçuran Nuri Demirağ'ın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için uğraştık. Merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin davasını, mefkûresini kuvveden fiile çıkarmak, onun gibi nice akıncının, nice kahramanın ektiği tohumları yeşertmek için durmaksızın çalıştık. Yüzyıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam, istersen bunları tenekeden yap fakat kendin yap diyecek bir nizam. İşte üstat Necip Fazıl'ın bu sözlerle resmettiği o muhteşem nizamı Allah'a hamdolsun savunma sanayinde kurmayı başardık. İnşallah bundan sonra da aynı azimle, aynı iştiyakla, aynı şevk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Kıymetli misafirler; şu nokta da dünyada çoğu zaman göz ardı ediliyor: Bir şeyi nasıl yapacağını bilmek elbette önemlidir. Fakat bundan da önemlisi, o şeyi ne için yaptığını bilmektir. Biz tüm bu teknolojileri bir amacımız, bir hedefimiz, bir davamız olduğu için, millet olarak asra mührümüzü vuracağımız Türkiye yüzyılını inşa etmek için geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hususu bugün tekrar sizlerle paylaşmak isterim. Bizim kimsenin bir avuç toprağında gözümüz yoktur. Tahakküme dayalı bir güç ve nüfus peşinde asla değiliz. Tek derdimiz, bölgemizle birlikte küresel barış ve güvenliğe, huzur ve istikrara en yüksek düzeyde katkı sunan bir Türkiye inşa etmektir. Dost-düşman herkesin ilkeli duruşundan emin olduğu, sözünü, tavrını ve eylemlerini tüm dünyanın pür dikkat takip ettiği bir Türkiye inşa etmektir. Elimizi ve gerektiğinde gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz. Tarihimize ve değerlerimize yakışır şekilde büyük millet olmanın hakkını vererek yolumuza inşallah bu şekilde devam edeceğiz. İşte sizler de gördünüz, NATO'nun Almanya'da düzenlenen tatbikatında ordumuz Bayraktar TB3 ve TCG Anadolu gemimizle birlikte adeta destan yazdık. Bu önemli tatbikatta Bayraktar TB3, Baltık Denizi'nin zorlu hava koşullarında atışlı görev icra edip, TCG Anadolu'ya emniyetli iniş yaparak NATO'nun en dikkat çekici performanslarından birine imza attı. Eurofighter savaş uçaklarıyla koordineli bir şekilde 8 saat havada kalan Bayraktar TB3 toplamda 1700 kilometrelik mesafe kat ederek üstün yeteneklerini tek tek sergiledi. Donanma havacılığı konseptine yeni bir soluk getiren bu başarılarda emeği geçen her bir kardeşimi yürekten tebrik ediyorum. Rabbim daha nice başarıları, nice eserleri bu aziz millete kazandırmayı sizlere, bizlere, hepinize inşallah nasip eylesin diyorum. Bu düşüncelerle bugün hizmete alacağımız, açılışını yapacağımız ve temellerini atacağımız sistem, tesis ve platformlarımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, HAVELSAN ailesine ve sektöre emek veren tüm paydaşlarımıza canıgönülden şükranlarımı iletiyorum. Bu sistemleri tasarlayıp geliştiren mühendislerimize, teknisyenlerimize, katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,504 Aufrufe • vor 6 Monaten

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kafkas İslam Ordusu ve Bakü’nün kurtuluşunun 108’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma programına katıldı. Türkiye-Azerbaycan Dostluk ve İşbirliği Vakfı (TADİV) tarafından düzenlenen anma töreni öncesinde Bakan Yaşar Güler tarafından Kafkas İslam Ordusu Anıtı’nın açılışı gerçekleştirildi. Anıtın açılışında konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: BU ANITIN AÇILMASINI SON DERECE DEĞERLİ BULUYORUM Bakü’nün kurtuluşunun 108’inci yıl dönümünde böylesine tarihî bir mana taşıyan Kafkas İslam Ordusu Anıtı'nı açmaktan büyük bir gurur duyduğumu da ifade etmek isterim. Bu anlamlı eserin Bakü'nün kurtuluşunun yıl dönümünde icra edilen kıymetli bir programla açılmasını da son derece değerli buluyorum. Bu vesileyle başta Prof. Dr. Sayın Aygün Attar Hocamız olmak üzere bu anıtın fikir aşamasından tamamlanmasına kadar katkı sunan mimarından, sanatçısına, ustasından, işçisine emeği geçen herkese canıgönülden şükranlarımı sunuyorum. Kıymetli kardeşlerim, bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu anıt bizlere 108 yıl önce ortaya konulan büyük bir kardeşliği, fedakârlığı ve dayanışmayı bir kez daha hatırlatmaktadır. 1918 yılında Azerbaycan'ın istiklali ve Bakü'nün kurtuluşu için Anadolu'nun evlatları can gardaşlarının yardım çağrısına kayıtsız kalmamış, onların vatanını, kendi vatanları bilerek Kafkas İslam Ordusunun şanlı sancağı altında Azerbaycan'ın birlik ve bütünlüğü için mücadeleye koşmuşlardır. Bu uğurda toprağa düşen kahramanlarımız ise Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ezeli kardeşliğe nesiller boyunca yaşayacak mukaddes bir miras bırakmışlardır. Bugün açtığımız bu anıtın da onların aziz hatıralarını yaşatacağına ortak tarihimizin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacağına ve Türkiye Azerbaycan birlikteliğinin ebedî nişanelerinden birisi olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu kahraman mensupları ile Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın istiklali uğruna mücadele eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad, Türkiye Azerbaycan kardeşliği daim olsun. Bakan Yaşar Güler, anıt açılışını ardından gerçekleşen törende ise şu konuşmayı yaptı: KAFKAS İSLAM ORDUSU’NUN MÜCADELESİ, TARİHÎ BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU “Kafkas İslam Ordusu”nun icra ettiği tarihî harekât ile can Azerbaycan’ın göz bebeği Bakü’yü işgalden kurtarmasının 108’inci yıl dönümünde “Bir Millet İki Devlet: 1918’de Kanla Mühürlenen Kardeşlik” temasıyla düzenlenen bu anlamlı programda, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle bu önemli programı düzenleyerek böylesine tarihî bir mirasın akademik bir perspektifle yeniden değerlendirilmesine imkân sağlayan başta Sayın Vakıf Başkanı olmak üzere Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfına, ayrıca panel oturumunda bildiriler sunacak olan kıymetli hocalarımıza ve programa katkı sağlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle Vakfımızın Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sosyokültürel bağları güçlendirmeye, Türk dünyasında barış ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmaya yönelik yürüttüğü verimli çalışmaları da büyük bir memnuniyetle takip ettiğimizi özellikle ifade etmek isterim. Bugün burada yıl dönümünü idrak ettiğimiz 15 Eylül 1918 tarihi, esasen bir harekâtın icrasından ve Bakü gibi kıymetli bir şehrin düşman işgalinden kurtuluşundan çok daha büyük anlamlar taşımaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Kafkasya’daki dengelerin değiştiği, Azerbaycan Türklerinin ağır tehditlerle karşı karşıya kaldığı bir ortamda, 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti ile 4 Haziran’da imzaladığı Dostluk Antlaşması çerçevesinde kardeşlerinden yardım istemiştir. Bu çağrıya kayıtsız kalmayan Osmanlı Devleti tarafından Nuri Paşa komutasında Kafkas İslam Ordusu teşkil edilmiştir. Kafkas İslam Ordusunun Azerbaycan millî kuvvetleriyle omuz omuza başlattığı harekât kapsamında Gence’den hareketle Gökçay ve Şamahı’da önemli başarılar elde edilmiş, ardından Bakü önlerine ulaşılmıştır. Nihayet 14 Eylül gecesi başlayan son taarruzun ardından 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden kurtarılarak Azerbaycan millî devletine teslim edilmiş, böylece hükûmetin Gence’den Bakü’ye taşınmasının önü açılmıştır. Bu mücadele Bakü ile de sınırlı kalmamış, şehrin kurtarılmasından birkaç gün sonra harekât, Karabağ istikametinde genişletilmiştir. Öyle ki Azerbaycan Türklerine yönelik vuku bulan Ermeni saldırıları üzerine, 5’inci Kafkas Tümeninden Albay Cemil Cahit Bey komutasında harekete geçen iki kahraman alayımızın Ağdam’dan başlattığı harekâtla Askeran, Şuşa ve Gerus gibi kritik yerler Ermeni çetelerinden temizlenmiş, böylelikle Karabağ’da da güven ve asayiş sağlanmıştır. Dolayısıyla Kafkas İslam Ordusunun bu mücadelesi Azerbaycan’ın egemenliğinin güçlendirilmesine ve ülkenin toprak bütünlüğünün tesis edilmesine imkân sağlayan tarihî bir dönüm noktası olmuştur. KARDEŞLİĞİMİZ KANLA MÜHÜRLENMİŞTİR Şüphesiz bu harekâtın en kıymetli yönlerinden biri de kahraman Türk askeri ile Azerbaycan’ın yiğit evlatlarının köklü bağları, vatan sevgisi ve kardeşlik ruhuyla yan yana mücadele etmiş olmasıdır. Bugün bir kez daha Kafkas İslam Ordusunun 1132 şehidi ile aynı mücadelede can veren Azerbaycanlı kardeşlerimizi rahmet ve minnetle anarken, bir asırdan fazla zamandır nesilden nesile aktarılan bu büyük kardeşlik mirasını da saygıyla ve minnetle yâd ediyoruz. Bakü’de Şehitler Hiyabanı’nda yan yana yatan kahramanlarımız, bizlere şu hakikati bir kez daha hatırlatmaktadır: Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, yalnızca sözlerle ifade edilen bir yakınlık değildir. Bu kardeşlik, gerektiğinde aynı cephede omuz omuza verilmiş mücadelelerle, fedakârlıkla ve kanla mühürlenmiştir. KARABAĞ’DAKİ ZAFER, TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN GURUR KAYNAĞIDIR 1918’de yazılan bu destanın ruhu, bugün de aynı heyecanla yaşamaya devam etmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, köklü ve ortak geçmişimizin mirasıyla bugünümüzü anlamlandırırken, aynı zamanda gelecekteki birlikteliğimizin de en sağlam temelini oluşturmaktadır. Bu bağ kökü mazide olan, Kafkas İslam Ordusundan Tek Vatan Muharebesi’ne kadar verilen mücadelelerden süzülüp gelen, gönülden gönüle kurulmuş ezelî ve ebedî bir kardeşliktir. Nitekim 1918’de Anadolu’nun evlatları Azerbaycanlı kardeşleriyle birlikte Bakü’nün kurtuluşu için nasıl omuz omuza mücadele etmişse, bir asır sonra Azerbaycan öz toprağı Karabağ’ı işgalden kurtarmak için harekete geçtiğinde Türk milletinin kalbi de can gardaşlarıyla birlikte atmıştır. Şanlı Azerbaycan ordusunun yüreği yurt aşkıyla çarpan kahraman askerleri, yaklaşık 30 yıl işgal altında kalan Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturmak üzere harekete geçmiş, 44 gün boyunca büyük bir azim, disiplin ve kararlılıkla destansı bir mücadele ortaya koymuşlardır. Bu büyük zafer, büyük askerî mücadelenin yanında uzun yıllar boyunca hakkından vazgeçmeyen, vatanına kavuşacağı güne olan inancını kaybetmeyen Azerbaycan halkının sabrının, iradesinin ve kararlılığının da neticesidir. Ne mutlu ki bugün Şuşa’da, Hankendi’de ve Karabağ’ın tamamında üç renkli şanlı Azerbaycan bayrağı özgürce dalgalanmaktadır. Bu zafer, Azerbaycan için olduğu kadar, bütün Türk dünyası için de büyük bir gurur kaynağıdır. Türkiye olarak bizler de Vatan Muharebesi’nin her anında desteğimizle ve bütün imkânlarımızla Azerbaycanlı gardaşlarımızın yanında olduk, o kutlu zaferin sevincini hep birlikte yaşadık. Zira Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, acısı bizim acımızdır. Yeter ki vatanlarımız güvenli ve gülistan olsun, yeter ki ay yıldızlı ve üç renkli bayraklarımız semalarımızda ebediyen özgürce dalgalansın. TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ ÇOK KÖKLÜ, ÇOK GÜÇLÜ, ÇOK BOYUTLU VE DERİNDİR Hepinizin yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeyde risk ve tehditlerin çapı ve etkisi her geçen gün artmaktadır. Uluslararası sistemin kırılganlaştığı, krizlerin ve çatışmaların çoğaldığı, güvenlik, enerji ve ekonomik rekabetin giderek sertleştiği bir ortamda stratejik konuma sahip ülkelerimizin, her alanda güçlü olması ve caydırıcılığını artırması bir tercih değil, zorunluluktur. Bu kritik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korurken, aynı zamanda pek çok coğrafyada güvenlik, barış ve istikrara müstesna katkılar sağlamaktadır. Böylesine hassas bir güvenlik ortamında Türkiye ve Azerbaycan arasındaki yakın iş birliği her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Şu bir gerçektir ki Türkiye-Azerbaycan ilişkileri çok köklü, çok güçlü, çok boyutlu ve derindir. Bizler klasik anlamda iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilere sahip değiliz. Bunun çok ötesinde aynı coğrafyanın, aynı kültürün, aynı değerlerin ve ortak bir kaderin parçası olan “İki devlet, tek milletiz.” Çok şükür bugün Sayın Cumhurbaşkanlarımızın liderliklerinde ilişkilerimiz, tarihimizin en güçlü dönemlerinden birini yaşamakta, stratejik ortaklığımız hemen her alanda gelişmektedir. Özellikle savunma ve güvenlik alanında ulaştığımız bu mümtaz seviye, birbirimize olan sarsılmaz güvenimiz ve geniş kapsamlı dayanışmamızın en somut göstergelerinden biridir. Silahlı Kuvvetlerimiz karşılıklı personel eğitimlerinden müşterek ve çok uluslu tatbikatlara, askerî tecrübe paylaşımından mayın temizleme çalışmalarına, savunma sanayisi projelerinden teknoloji ve kabiliyet geliştirmeye kadar çok geniş bir alanda müşterek faaliyetler icra etmektedirler. Türk ve Azerbaycan orduları arasındaki birlikte çalışabilirliğin, koordinasyonun ve karşılıklı güvenin sürekli geliştirilmesi, iki ülkenin savunma kapasitesi kadar Kafkasya’nın güvenliği açısından da stratejik önemdedir. Bugün ulaştığımız bu güçlü askerî iş birliğinin temelinde ise 1918’de Bakü’nün kurtuluşu için omuz omuza mücadele eden askerlerimizin ortaya koyduğu silah arkadaşlığı ve dayanışma ruhu bulunmaktadır. 108 yıl sonra şartlar ve imkânlar değişse de aynı kardeşlik ruhu, iki kardeş ordunun kader birliği içerisinde geleceğe yürümesiyle yaşatılmaktadır. Bu yüzden diyoruz ki Türkiye’nin gücü Azerbaycan’ın gücü, Azerbaycan’ın gücü de Türkiye’nin gücüdür. AZERBAYCAN VE ERMENİSTAN ARASINDA ATILAN OLUMLU ADIMLARI MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ Elde edilen her zafer ortaya çıkardığı barış ve istikrar ortamıyla daha büyük anlam kazanmaktadır. Vatan Muharebesi ve sonrasındaki gelişmeler, Güney Kafkasya’nın uzun yıllar boyunca maruz kaldığı çatışma ortamından çıkarak barış, istikrar, kalkınma ve bölgesel iş birliğiyle anılması için tarihî bir fırsat oluşturmuştur. Bu kapsamda Azerbaycan ve Ermenistan arasında geçtiğimiz yıl Vaşington’da kayda geçirilen iradeyi ve son dönemde barışın tesisi yönünde atılan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyor, kapsamlı ve kalıcı bir barışın da bir an önce tesis edilmesini temenni ediyoruz. Türkiye olarak sürecin sürdürülebilir, bölgesel istikrarı güçlendiren ve bütün bölge halklarının huzur ve refahına katkı sağlayan bir anlayışla sonuçlandırılmasına yönelik gayretleri destekliyoruz. Zira Kafkasya’nın artık çatışmalara değil güvene, iş birliğine, kalkınmaya ve refaha ihtiyacı vardır. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü dayanışmanın da bu yeni dönemin en önemli güvencelerinden biri olduğuna inanıyoruz. DAİMA CAN GARDAŞLARIMIZIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ Şu ana kadar ifade etmeye çalıştığım tarihî ve güncel ilişkilerimizin temelinde karşılıklı güven, güçlü bir emektaşlık ve atalarımızdan bizlere kalan köklü bir dayanışma mirası bulunmaktadır. Bu çerçevede 1918’de Gence’den Bakü’ye yürüyen kahramanlarımızdan devraldığımız bu kıymetli mirası bugün savunmada, diplomaside, ekonomide, enerjide, ulaştırmada, teknolojide ve her alanda daha güçlü bir birlikteliğe dönüştürmek zorundayız. Aynı şekilde bu anlayışla daha aydınlık bir geleceğe birlikte yön vermeliyiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu programın da tarihimizin önemli bir dönüm noktasını yeniden hatırlatmanın yanı sıra bu kardeşlik anlayışının ve ortak gelecek perspektifimizin bir kez daha ortaya konulmasına, aynı zamanda bu mirasın gençlerimize aktarılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Zira tarih yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak için değil, bugünü doğru anlamak ve geleceği sağlam temeller üzerinde inşa etmek için en önemli rehberlerimizden biridir. Bu kapsamda Türkiye ile Azerbaycan arasında sarsılmaz bir şekilde teşkil edilen kardeşlik köprüsünün bugün çok daha güçlü, kurumsal ve stratejik bir birlikteliğe dönüşmüş olması, şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes mirasa sahip çıktığımızın en somut göstergesidir. Türkiye olarak bundan sonra da aynı anlayışla Azerbaycan ile iş birliğimizi geliştirmeye ve daima can gardaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; Başta kurucu liderlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliyev’i, Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’yı ve bu büyük mücadelede görev alan bütün kahramanlarımızı rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Kafkas İslam Ordusu ve Tek Vatan Muharebesi şehitleri başta olmak üzere ülkelerimizin istiklal ve egemenliği ve şanlı bayraklarımızın özgürce dalgalanması uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı buluşmaya öncülük eden, ortak tarihimizin ve kardeşlik hafızamızın yaşatılmasına değerli katkılar sağlayan Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfına, Programa ilmî katkılar sunan kıymetli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese bir kez daha teşekkürlerimi sunuyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

68,907 Aufrufe • vor 5 Tagen