Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

ABD’de 25 eyalet Texas ile birleşip devlete başkaldıran bir bildiri yayınlamış Rahmetli Kadir Mısıroğlu yine yanılmadı söylediklerinin hepsi mi doğru olur.. Bir de d£li derler adama… #Texas

77,497 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

10 Yorum

Cem Duran profil fotoğrafı
Cem Duran2 yıl önce

Ağır deli diyoruz bacım

Kingstone Comics profil fotoğrafı
Kingstone Comics1 yıl önce

Did you know the U.S. Constitution is a brief document? The original text was only 4,200 words with the additional amendments adding another 3,000 words. Although brief, it packs a lot of punch! Get the 100-page graphic novel from U.S. Comics.

Hakan YÜZGEÇ profil fotoğrafı
Hakan YÜZGEÇ2 yıl önce

Değil mi raporu var

Bilal profil fotoğrafı
Bilal2 yıl önce

Tamam da abla niye ekrana ismini yazdın 10 yıllık video

esraerkan profil fotoğrafı
esraerkan2 yıl önce

Bir yahudinin planını başka bir yahudi bilir. Tarih verecek kadar bu bilgi... Ah bu casuslar🤣 Hemperlar içimizde...

OsmanBatur profil fotoğrafı
OsmanBatur2 yıl önce

Texas vatanini kaçak gocmenlere karsi savunuyor. Kureselci biden in göç dayatmasini Turkiye gibi kabul etmiyor. Biz buyuk israil icin milyonlarca insan icin itekleme bolgesi olduk. Ab ike gerikabul anlasmasi geregi Avrupaya da gondermiyoruz. Hem Suriyelilere hem Turklere yazik

69DMTksgr profil fotoğrafı
69DMTksgr2 yıl önce

O bir veli idi Rabbim gani gani Rahmet eylesin.

simon profil fotoğrafı
simon2 yıl önce

popcooornn cwhennemde alev alev yansın inşallah 🙏🏻

Ercan ŞİMŞEK profil fotoğrafı
Ercan ŞİMŞEK2 yıl önce

Maalesef bu ülkede veliler, e hep deli denmiş ,,

Rəhman Ertuğrul Ötüken ϜϓſϞ 🇹🇷 🇦🇿 🇹🇲🇰🇿🇰🇬 profil fotoğrafı
Rəhman Ertuğrul Ötüken ϜϓſϞ 🇹🇷 🇦🇿 🇹🇲🇰🇿🇰🇬2 yıl önce

Cahil trolcan ABD'de ki eyaletlerin hepsi 1 devlet zaten ABD açılımı nedir öğren gel troliçe!

Benzer Videolar

Bu Haftaki Propaganda Programında Yaşar Gören'in Üstad Kadir Mısıroğlu İddalarına Dair Eleştiri Öncelikle beni tanıyan herkes bilir, ben eleştiri yapacak ise isim belirtmeden, gizli kapaklı yapmam. Kişinin yüzüne bakarak yaparım. Bu eleştirimi de böyle yapacağım. Bu haftaki programın linki ; Yaşar Gören daha programın girişinde Tarihçilerin tasnifini yapıyor ve burada Üstad Kadir Mısıroğlu ile alakalı birkaç iddaa dile getiriyor. Ben yıllarımı Üstadı dinleyen bir kimse olarak bu iddaalara cevap vermeyi zorunluluk sayarım... İddaa 1; Kadir Mısıroğlu bile ℅ 25 oranında Kemalisttir diyor.. İnceleyelim... Cevap; Kadir Mısıroğlu'nun hayatını ve çalışmalarını biraz olsun bilen bir kimse böyle birşeyi söylemez. Ömrünü Rejimin batıllarını anlatmaya ayıran, bu uğurda hapis yatan, çile çeken, vatansız yaşamak zorunda kalan ve mücadeleyi asla bırakmayan birisine bu lafı söylemek gerçekten artık bir görüş değil iftiradır. Böyle bir sözü eden kişi hiçmi düşünmez kim hakkında konuşuyorum ben diye? Üstad ömrünü Kemalizm mücadelesi için verdi. Yaşar Gören o zamanlarda neredeydi bilmiyorum, Üstad zulüm görürken kendisi ne ile ilgileniyor idi. Böyle büyük bir dava erine bu iftirayı attığı için ben dünyada Üstad'da ahirette davacı olacaktır... Artık ahirette hesaplaşırlar. Çünkü o gün herkes hakkını alır... İddaa 2; Murat Bardakçı dahil Mustafa Kemal'i Samsuna Vahidettin gönderdi, Milli Mücadeleyi başlatsın diye, Kadir Mısıroğlu'da ama onu Vahidettin gönderdi... Cevap; Yaşar Gören önce iddaa ettiği şeyi eksik biliyor. Üstad Kadir Mısıroğlu bunu söylüyor elindeki belgelere dayanarak doğru. Ama Milli Mücadele başlatsın diye gönderdi demiyor. Protesto sebebi ile göndermiştir diyor. Zaten kendisi bunu videolarında defalarca söyledi. Sultan Vahideddin'in gönderdiği ile alakalı kaç tane vesika paylaştı. Keşke itham da bulunmak yerine belgeleri incelese idi. Bir Tarihçi bunu yapar. Ama böyle birşey yapmıyor. Benim dediğim doğru sözü delil ister... Burada da Üstad'ın demediği birşeyi iddaa ediyor... Kurtuluş Savaşını başlatsın diye gönderdi sözü direkt Üstad'a iftiradır çünkü kendisi tam tersini söylüyor.. İddaa 3; Kadir Mısıroğlu'nda ağır bilgi eksiklikleri vardır, kaynaklara erişememiştir, aradaki boşluğu kendi şeyi ile dolduruyor, zihni ile. Herhalde böyle olmuştur, herhalde şöyle olmuştur diye. Cevap; Bu sen iddaa ise en korkuncu gerçekten. Bu iddaa kıskançlıktan değil ise saf bir cehaletten olur ancak. Özellikle de Türkiye'de Yakın Tarih ile alakalı elinde bu kadar belge olan birisine bu sözü söylemek ilginç bir durum. Belge istiyor ise eğer Üstad'ın kaleme aldığı 3 Mazlum Padişah Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülhamid ve Sultan Vahideddin kitabına baksa yeterdi. Bu eserleri yazan ve eserlerinde özellikle Cumhuriyet tarihi ile alakalı sayısız vesika olan birisine ve bununla meşhur birisine bu söz edilmez. Varsa tespit ettiği birşey bunu söylemek zorunda, bunu yapmayıp ağır bilgi eksiği vardır demek sadece laf salatası olur. Merak ediyorum Üstad'ın bu konularda bir kitabını okuyup ispat ettiği bir hata var mıdır? Varsa bizimle de paylaşmalı. Bir Tarihçi şunu eksik biliyor demez, delil getirir ve getirilen delili çürütür. Üstad bu eserleri yazar iken Yaşar Gören neredeydi acaba? Ben bu eleştirileri Yaşar Gören'in söylemlerini direk doğru kabul edip, fikir yürüten Furkan Bölükbaşı kardeşimize de yapıyorum. Bu iddalar gerçekten iddaa değil ancak iftira oluyor Kadir Mısıroğlu Üstad'a. Enver Paşa ile alakalı iddaasını konuşmuyorum bile çünkü bizzat kendi özel dersi var konuyla alakalı. Enver Paşa'nın Gagavuz olduğunu bilmiyor demesi de hayli tuhaf. Yakın Tarih-i Türkiye'de ezbere yazan birisine bu sözler ilmi değil hevaı hevesindendir. Keşke bunları hayatta iken söyleseydi de cevabını alsaydı. Ölünün ardından konuşmak kolay, çünkü cevap veremez... Kayıt ettiğim bölüm aşağıdadır. ne dediyse onu yazdım. Selam ve Dua ile Dostlar maksadımız kavga değil, tenkittir. Hakikat herkesin hatırından üstündür..

Yahya Cirit

17,396 görüntüleme • 10 ay önce

Ortalık çok fena karışacak vaziyet alın. Menajerlik şirketlerine yapılan tekelleşme operasyonunu biliyorsunuz, işte o operasyon şu an yapım şirketlerine sıçramış durumda. Ülkenin bütün büyük yapımcıları da kendi aralarında bir tekel kurmuş hatta buna tekel değil kartel demek daha doğru olur. Kanallarla yaptıkları anlaşmalardan tutun setlerinde çalıştırdıkları çaycının parasını bile birlikte belirliyor bu sinema ağaları. (İşin bir de uluslararası boyutu var ki asıl orası fecaat ama onu daha sonra anlatacağım.) Bu ağalar rekabet kurulu kanunlarının tamamını ihlal eden bir birlik kurmuşlar. Hyatt Otel'de sürekli bir araya gelip kalem kalem piyasayı belirliyorlar. Dahası paravan şirketler üzerinden de ortaklık yapıyorlar. Şöyle izah etmeye çalışayım; Mesela A yapım şirketi, bir kanalın eski yöneticisi ile ortak bir yapım şirketi kuruyor. Aynı eski yönetici, B yapım şirketi ile de bir yapım şirketi kuruyor. A ve B yapım şirketleri, C yapım şirketi ile de ortak dağıtım şirketi kuruyor. D,E,F yapım şirketleri de aynı yöntemle ortak hale geliyor. Yani sektörün bir ucundan giren hortum karteldeki yapım şirketlerini besleye besleye diğer uçtan çıkıyor. Aralarına başka kimseyi almıyorlar sektörde iş yapmasına da imkan tanımıyorlar. Menajerlik sistemindeki tekel ile birlikte düşünün bunu. Bir grup oyuncu, bir grup menajer, bir grup kanal yöneticisi ve bir grup yapımcı birlikte hareket ediyor. Ortada yıllık 2.5 milyar dolarlık bir pasta var. Başta kavga etmişler ama sonra birleşip sektörü paylaşmışlar. Bunlardan izin almadan (yani aslında payını vermeden) kimse hiçbir şey yapamıyor şu an. Rekabet kanununda ihlal edilmedik tek kelime bırakmamışlar resmen. Görünen o ki başları büyük belada. Peki bunları kim patlattı? Tabiiki yine dışarıda bıraktıktan sonra yedikleri eski dostları.

Abese İrca

100,444 görüntüleme • 1 yıl önce

🔴Cihat Yaycı : Türklük bir milli kimliktir. Irkla, etnik köken ile, din ile, vs ile alakalı değil, vatandaşlıkla alakalıdır. 📌 Bakın, Türk kelimesi bizim Anayasamızın 66. maddesinde şöyle ifade edilir: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." Bu kadar basit. Yani, Türk kelimesi bir ırkı değil, bir ulusu, bir millet kimliğini ifade eder. Bu milletin adı da Türk milletidir. 📌TC kimlik kartın var mı? O zaman Türksün. Dün Malatya'da bazı yabancı öğrencilerle karşılaştım. Türkçe biliyorlar, bazıları da burada evlenmiş. İçlerinde siyahi olanlar da vardı. Sordum, "Sen nesin?" dedim. "Ben Türküm." dedi. Siyahi bir vatandaş, "Ben Türküm." diyor. Neden? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş. İşte bu bilinç çok önemli. Dünyanın her yerinde de böyledir. 📌Ancak burada bir tercüme hatası var. Mesela "Türkiyeli" kelimesi doğru bir ifade değildir. Amerikalı denmez, çünkü Amerika'da "Amerikan" vardır. "Amerikalı" diye bir kavram yoktur. Aynı şekilde, "Yunanlı" da yanlıştır. Kendilerine "Yunanlı" demezler, "Yunan" derler. Çinliler de kendilerine "Çinliyim" demez, "Çinliyim" yerine "Çinim" der. Aynı şekilde, Hintliler de "Hintli" demez, "Hindu’yum" der. Bu, Türkçeye yapılan yanlış çevirilerin bir sonucudur. 📌Peki, bu millet bilinci bizde hep vardı da son dönemde mi bozuldu? Eskiden millet bilinci bizde kesinlikle vardı. Şimdi soruyorum: Türkiye’de bir savaş var mı? Kim kiminle savaşıyor? Eğer barıştan bahsediyorsanız, o zaman ortada bir savaş mı var? Türkler ve Kürtler arasında bir savaş var mı? Hayır, yok! O halde "barış" söylemi ne anlama geliyor? "Türk-Kürt halkları" diyerek bu millet parçalanmak mı isteniyor? 📌Daha da önemlisi, bir Kürt kökenli Türk vatandaşının yapamadığı ama bir Türk kökenli vatandaşın yapabildiği ne var? Araba mı alamaz? Seyahat mi edemez? İstanbul’a gelemez mi? Ev satın alamaz mı? Üniversite sınavına girip istediği bölüme yerleşemez mi? Asker olamaz mı? Amiral olamaz mı? Ben Elazığlıyım, babam da mülki idareciydi. Siz doğulusunuz, olamazsınız diye, böyle bir ayrım var mıydı? Hayır! Peki, o zaman bu "ayrımcılık" söylemi nereden çıkıyor? 📌Başka bir konu daha var. Deniliyor ki, "Daha eşitlikçi, daha adil, daha özgürlükçü bir anayasa istiyoruz." Peki, nasıl bir madde ekleyelim? "Din, dil, ırk ayrımı olmadan herkes kanun önünde eşit olsun. Hiç kimse arasında ayrım yapılmasın." desek nasıl olur? Bu en uygun şekil değil mi? Ama zaten Anayasa’nın 10. maddesi bunu söylüyor! Eşitlik ilkesi Anayasa’da var. Anayasa zaten buna garanti veriyor. O halde, mevcut anayasada eksik olan ne? 📌Buradan soruyorum: şimd bu konjonktürde bir savcı çıksa ve "Terörist başına nasıl ‘Sayın’ dersiniz? Diyarbakır’a nasıl ‘Amed’ dersiniz? Bir meydana nasıl ‘Şeyh Said Meydanı’ dersiniz?" diye soruşturma açsa, acaba başına ne gelir? Bunu yapan bir savcıya ne derler? Herhalde, "Süreci baltalıyorsun!" derler. Hangi süreç kardeşim? Ne süreci? 📌 Yani bir savcı çıkıp da "Şeyh Said yazamazsın, Diyarbakır’a Amed diyemezsin!" diye işlem başlatsa, ilk önce o savcıya işlem yaparlar. İşte geldiğimiz nokta budur! 📌Şimdi ben konuşuyorum ya, bana da "süreci baltalıyorsun?" diyecekler. Ne süreciymiş bu?

TÜRK DEGS / TURK MAGS

11,617 görüntüleme • 1 yıl önce

⚽️ Bir Türk olarak Yunanistan'da oynamak: 🗣️ Tümer Metin: "Rahmetli anneannem hayatta o zaman. Çok ataerkil bir kadın, görmüş geçirmiş... Çok da mukallit bir kadındı. Yani bir şey söyler saatlerce gülerdim. Ben babamı aradım, rahmetli babamı, dedim ki ‘Baba ben Milano'daydım. Yunanistan'a gidiyorum teklif var, anlaştı menajerim.’ Evde söylüyor 'Tümer Yunanistan'a gidiyormuş.' Bir saat sonra telefonum çalıyor. Tam uçaktan indim karşıladılar beni otele doğru gidiyoruz, Yunanistan'dayım. ‘Anneannen konuşacak.’ dedi. ‘Ver babacığım.’ dedim. Aldı telefonu dedi ki ‘Oğlum gitme vururlar seni orada.’ Dedim ‘Ya anneanne olur mu öyle şey? Ben futbol oynamaya gidiyorum nereye vuruyorlar?’, ‘Gitme oğlum gitme!’ Yani işte kafa o. Savaş, savaşın psikolojisi... Kurtuluş Savaşı zamanları. O kafayla ‘Gitme ya ne işin var Yunanistan'da? Başka yerde futbol oyna gitme oraya.’ dedi. Antrenmana gittim. Bir hareketlilik var tribünde. Ben dedim ki yani işte iki tane transfer geldi, benden önce de gelmiş. Hani bizim için geldiler sanıyorum ben. Neyse böyle bir hareketlilik var. Antrenman bitti, bir de araba verdiler bana. Arabanın arkasına, asfalta İngilizce ‘Go home Turk’ yazmışlar. İkinci gün geldim, başka bir yere de yazılmış böyle gözle görülüyor. Tribünün bir yerine yazmışlar. Antrenman sahasını gören tribünün bir yerine. Sordum takımın menajerine ‘Ne oluyor?’ falan. Dedi ‘Merak etme düzelir, sen takılma onlar fanatikler.’ Bizim ülkemizde olur mu bilmiyorum. Büyük takımda, Bakasetas Trabzon’da... Şansıma da ilk maç içeride AEK ile oynuyoruz lig ikincisi. Rivaldo falan oynuyor. Ben kestim Zurawski vurdu kafayı. İki yeni transfer, üç gün önce gelmişiz... Ben kestim Zurawski vurdu 1-0. Kazandık. Yine içerideyiz, rakip Panionios. Dakika 85 falan, önüme düştü ben vurdum 1-0. İki yeni transfer, içeride altı puan. O ‘Go home Turk’ü süngerle silen adamlar gördüm ben. Böyle süngerle siliyordu yoldan."

Socrates

921,858 görüntüleme • 2 yıl önce

Nihat Kahveci: Sonuna kadar mücadele ettik. Bu maçta biz bitti demeden bitmez dedik. Maç 2-2 aman bitsin demedik, son dakikada muhteşem bir gol attık. Oyuna giren 84'te bir Can Uzun izledik, bence az izledik, öz izledik. Aldığı bütün topları iyi kullandı, asisti de yaptı Kaan'a, Kaan'ın golünde de katkıda bulundu. Golleri tek tek anlatacağım. Bugün iyi konuşulacak şeyler var, kötü de konuşulacak şeyler var bu maçta bile. Tabii ki var. Oraları da unutmayalım. Genel anlamda elendik, kazanarak elendik, böyle veda mı olur ya? Vallahi acıyor. Böyle veda olmamalı. Grubun favorisi, liderine 3 gol attık. Doğru zamanda, doğru ataklar, doğru hareketlilikler, doğru paslar, doğru bitiricikler, doğru şutlarla yaptık. İlk yarı 3 pozisyon, 2'si gol. Muhteşem bir gol. Eren'in asisti, Orkun'un golü, Barış'ın asisti, Arda'nın golü. Son dakikada Can'ın asisti, Kaan'ın golü. Orta saha, Kaan 6 pasta. Orta saha, Orkun 6 pasta. Yani işin bu tarafları çok güzel. Arda, ikinci maç sonrası, Paraguay maçı sonrası sorumluluk almayan Arda. Sorumluluk al dedik, bugün Arda bir ona bacak arası, bir ona bacak arası attığı gol her yerinde. Defansa koştu, iyi oynadı mı? İyi oynadı. Bir Oğuz izledik, makine gibi. 5'li gibi oynuyoruz, Makedonya maçındaki gibi geldi, defansı 5'ledi. Çok iyi mücadele etti, kritik ortalar kesti. Ozan, maçın iyilerinden biriydi, iyi oynadı. Salih, benim beklediğimin iki katı koşu, mücadele, aralarda kalan toplara ısırma. Hani genel anlamda takımın ofansıyla ilgili söyleyecek bir şey yok. Defansif anlamda da maç başlangıcı, ikinci yarının başlangıcı yediğimiz goller bu kadar olmamalı dedirtti. Ama şöyle bir genel olarak baktığımda galip gelmek güzel bir şey. Dünya Kupası'nda en son galibiyeti, dünya üçüncülüğü maçında Güney Kore'ye karşı almıştık. Bugün de yine Dünya Kupası'na maalesef galip gelerek veda ediyoruz. 2002'de de galip gelerek veda ettik üçüncü olarak. Bu sefer ama grup sonuncusu olarak veda ettik. Kazanmak güzel, evet. He buradan şimdi maç sonunda Montella'nın aman giderleri mideri olur mu? Bakın 3'te gördünüz, biz demedik mi falan? Girer mi girmez mi bilmiyorum, niyet okumayayım. Kazandığımız için ben mutluyum. Ben de mutluyum. Amerika'ya karşı kazandığımız için mutluyum. İkinci yarıda plus işleri attı, destleri attı, Zendeyas'ı attı, Freeman'ı attı, Tilman'ı attı. Kazanmak istedi Amerika'da. Aa ikinci yarıya da iyi başladılar, erken golle bir hakimiyet kurdular. Aman Allah'ım, plus iş girdi bu adama dikkat edin. Neler kaçırdı bu arada? İki tane net, bir tane direkten döndü, Uğurcan'ın dokundu hatta sakatlandı. Ama sonuçta son dakikaya kadar pes etmedik, kazandık. Olay bu. Bugünkü 90 dakika üzerinden dediğim gibi eleştirecek bölüm var ama bugünkü mücadeleye, ısırmaya, hırsa atılan 3 golü de tebrik ediyorum gerçekten. Ama bir tarafımız bayağı bir buruk. Bunu biz oynayabilirdik ilk maçtan itibaren, üzüntüm de bu. İşte hemen yok etmemek lazım, çöp dememek lazım, balon dememek lazım. Tabii ki kötü oyunu eleştirmek lazım. Ben de iki maçta eleştirdim ama bugün de iyi oynayanlara iyi oynadı diyelim.

Galatasarayultrataraftar

19,838 görüntüleme • 29 gün önce

Lafın bittiği yerdeyiz 😡 CHP tarihin de böyle bir şey hiç olmadı.. CHP böyle bir utancı hiç yaşamadı . göz göre göre Ve bile bile CHP bunun yüzünden kaybedilmesi imkansız bir seçimi kaybetti…. Sırf senin bencilliğin yüzünden … Sadece CHP yi değil Laik Atatürk Cumhuriyetini yaktı… Üstelik böyle olacağı belli olmasına rağmen … Bakın CHP li dostlarım gerçekten sözün bittiği yerdeyiz . Artık karnımızdan konuşmayı bırakalım.. Utanmaz Sıkılmaz Arlanmaz pişkin bir hainle karşı karşıyayız Bu adam bir hain Evet yanlış okumadınız HAİN “ Çünkü bu kadar pişkinlik Ancak hain olmakla açıklanabilir.. Artık bu adamın Erdoğan’ın seçim kazanması için oraya yerleştirildiği kesinleşti. Bunu görmeyenlere yapılabilecek tek şey oturup vahi inmesini beklemek Demekki o denli kör ve sağır Türkiye yansa da olur demekten başka bunun anlamı yok… Ya eski bir genel başkanımıza bu lafları etmeyin gibi anlamsız sözleri bırakın .. Biz oraları çoktan geçtik Bir kriptodan söz ediyoruz Saraya çalışan bir casus var karşımızda Daha ne olacakki uyanacaksınız Yahu ne Ne Ne Ne olacak Vahi mi inecek Tek tek noterden tastikli mektup mu bekliyorsunuz Yada başınıza göktaşı mı düşsün… Adama bir zaman gazeteciler sordu hayır laiklik tehlike de değil dedi…. Referandumda Mühürsüz oyları Anayasa mahkemesine götürmek isteyen Milletvekillerini partiden atmakla tehdit etti. Saray casusu bir sıkma başlı gazeteciyi partiden izinsiz maaşa bağlamış yahu . Öyleki işi mitinglerde Ülkücü işaretleri yaparak kürsüye çıkmaya kadar götürdü . Erdoğan’la işbirliği yapan 38 aşırı sağcı insanları CHP nin oylarıyla meclise soktu… Daha ne olsun “NE” Yine kendi adaylığını desteklemesi karşılığında Ümit Özdağ’a kıritik üç bakanlığı vermek İçin gizli protokol yapmış Yok böyle bir şey dedi Sonra ümit Özdağ İmzalı kağıdı televizyon da bütün Türkiye’ye gösterdi …. Adam yine utanmadı yahu .. Hele neydi O Ekmelettin faciası O gün Türkiye’nin kaderi değişti .. Laik Türkiye Cumhuriyeti başka bir yere doğru savruldu .. Adam yine utanmadı.. Sanırım ERDOGAN’a karşı görevini kaldığı yerden devam etmesi için Pentogon dan emir aldı . Bunun başka açıklaması yok dostlar .. Ancak bir casus bu kadar ileri gidebilir . Korkarım yapabileceğimiz bir tek şey kaldı Yüzüne tükürmek..

Cengiz ALPER

108,832 görüntüleme • 1 ay önce

Bazen tesadüfler birleşip kader olur Tatil için gittiği ülkede keşfedilip Ülkenin en ünlü oyuncularından oldu FAHRİYE EVCEN HOROSCOPE ANALİZİ Bazen tesadüfler birleşir ve kader olur. Fahriye Evcen'in hikayesi de bu şekilde. Almanya'da yaşayan Fahriye Evcen, tatil için geldiği Türkiye'de merhum Oya Aydoğan'ın programına seyirci olarak katılmış. Daha sonra Oya Aydoğan onu yapımcısı İbrahim Mertoğlu ile tanıştırmış. Peki kendisi neden Türkiye de keşfedilmiş. Bunun için ilk Astrokartografiye baktım. Astrokartografi bir nevi yer analizidir. Nerede yaşamalısınız hangi ülke size uygun ona bakıyorum. Kendisinin MC Venüs cizgisi İstanbul üzerinden çekiyor. Bu önemli çünkü MC Venüs çizgisine gitmek özellikle sanatsal bir iş yapıyorsanız size başarı sağlayacak noktalardan biridir. Peki her MC venus çizgisi kişiye tanınırlık verir mi? Hayır. Astrokartografi deki konumların vadettigi başarı ve durumlar natal haritanın durumuna göre değişir. Kendisinin Venüs'ün de kişiye ün şöhret ve başarı veren yıldızlardan bir tanesi olan Sirius bulunuyor ve Venüs'ü de 1. Evde. Bu yüzden aslında Türkiye'de ünlü oldu. Yükseleni yengeç burcunda bulunuyor. Venüsü birinci evde . Venüs birinci ev konumu kişiye güzellik veren konumlardan biridir. Yükselen yöneticisi ay 10. Evde ve boğa burcunda. Yani yucelimde . Yükselen yöneticisi kişiye hayatta ki odak noktasıni gösterir. Kuzey ay düğümü ise gitmesi gereken noktayı. Kad da yine kendisinin 10. Evinde. Hayatta ki odak noktası Kariyer olmak ile birlikte zaten gitmesi gereken nokta da kariyeri aslında. O yüzden ünlü olma yolcuğu bir nevi hayatta ki varması gereken noktayı ifade ediyor. Güneş ve Merkür 12. Evde . Bu ev kapalı bir ev olarak bilinse de aslında kolektife açılan kapı gibidir. Pek çok ünlü Star'da 12. Ev konumu sıkça bulunuyor. Gelelim evliliğe 7. Evi oğlak burcunda yöneticisi Satürn 5. Evde. 7. Evin yöneticisinin konumu eşle tanışma yerini veriyor. Bu ev sanatsal yerleri ifade eden bir ev olduğu için eşle sanatsal bir aktivite aracılığıyla tanisabileceğini gösterir ki Burak Özçivit ile sette tanıştılar. Sizin 7. Evinizin yöneticisi nerede? #fahriye

Rohini Astroloji

71,342 görüntüleme • 8 ay önce

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

158,910 görüntüleme • 2 ay önce

- Kılıçdaroğlu ‘Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu’ dedi. - Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. - Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Fatih Altaylı kişisel bloğunda, Sözcü TV’deki Kılıçdaroğlu röportajını yorumladı bir de anısını yazdı: Sözcü TV’deki programda üç meslektaşımız da işlerinin hakkını verdiler, Kılıçdaroğlu da kendini bir kez daha rezil etmeyi başardı… Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlığı, ilkesizliği, yeterince görüldü. Yaptığı hatalardan ders almayı bırakın, yaptığı hatalardan hoşnut bir tip vardı karşımızda. Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Konuk dışında herkes programdan yüzünün akıyla çıktı. Kılıçdaroğlu’nun program öncesi iyimser tahminle 100 üzerinden 5 kredisi var ise, program sonunda sıfırı tüketti. Layığını buldu. Ancak “Butlan Kemal kendini rezil etti, mahvoldu, madara oldu, bitti” demek hiçbir mana ifade etmiyor. Birkaç Kılıçdaroğlu anısı CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile pek çok program yaptım. Açıkçası izlenimim, kabiliyetsiz, beceriksiz, siyaset bilmeyen, konuşamayan, pratik zekadan yoksun, konulara hakim olmayan, gündemi çok iyi takip etmeyen ama kibar ve iyi bir insan olduğunu düşündüm uzunca bir süre. Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. Bunu da dün gece gittiğim bir düğündeki eski sınıf arkadaşlarım söyledi. Bir program sırasında bu düşüncemi onlara mesaj olarak atmışım. Gelelim birkaç anıya. Biri zannederim kendisi ile yaptığımız son programla ilgili. Program sırasında Kılıçdaroğlu, dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile ilgili birtakım iddialar ortaya attı. Reklam arası verdiğimizde stüdyoya Habertürk’ün o sıradaki program müdürü Kürşad Oğuz geldi. “Kemal Bey, Bakan Karaismailoğlu aradı, programa bağlanıp size yanıt vermek istiyormuş. Doğru söylemediğinizi iddia ediyor.” dedi. Ben Kürşad’a “Bakan Bey’e söyle bu programda dışarıdan bağlanma usulümüz yok. Haftaya gelsin cevap hakkını seve seve kullandıralım.” dedim. Ancak Kemal Bey aynı fikirde değildi. “Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu” dedi. Ben yine “Bağlanmasa daha iyi olur” dedim ama Kemal Bey isteyince sustum. Çünkü iki ucu boklu değnekti. Bağlamayıp, bir sonraki programda cevap hakkı kullandırsam “Bize bağlamadı, boş kaleye gol attırdı” diyeceklerdi. Bağlasak Kemal Bey haksız çıkarsa komplo kurmuş olacaktık ama yine de konuğun “Bağlayın” demesi üzerine Adil Karaismailoğlu’nu bağladılar yayına. Ve Kemal Bey’deki belgeleri yalanladı. Kemal Bey’i bir güzel susturdu ve üste çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu haksız duruma düşürdü kendini. Ve tabii suçlu ben oldum. Bütün CHP’li taife beni komplo kurmakla suçladı, Kılıçdaroğlu ise çıkıp “Ben istedim bağlanmasını, adama saldırmayın” falan demedi. Ama adamı tanıdığım, bildiğim için adaylık sürecinde defalarca “Aday olmayın kaybedersiniz” diye yazdım. Hatta Meral Akşener’e “Siz aday olsanız daha fazla şansınız olur” dedim hatta bunu da yazdım.

Haber Aktif

53,838 görüntüleme • 1 ay önce

Sayın Bakanım Vedat Işıkhan Prof. Dr. Vedat Işıkhan , Bugün HaberTürk Tv'de Habertürk yapmış olduğunuz açıklamanın tamamını dinledim. Bir kısmı ile alakalı yanlış mı bilgilendirildiniz acaba? * Sizden önceki bakanımız Vedat Bilgin Vedat Bilgin EYT'de yaş sınırı 49.8 demişti. Devletin Bakanına inandık. Şimdi siz 48 diyorsunuz hem de bu 48 acaba 2023'te mi? yoksa şu anda mı 48? Vedat Bilgin Bakanımla bu konuyu bir istişare etseniz? Acab bir sonraki Bakanımız da gelip yok yok o 45'ti der mi sizce? EYT kapsamında emekli olup tekrar çalışan sayısı %50 üzeri dediniz, bu da kayıtlı olan ona en az %20 de kayıtdışı çalışanı eklerseniz (Çünkü SGDP kapsamında kayıtdışı çalışma daha fazladır) o zaman EYT'ye yük demek yerine teşekkür etmek lazım değil mi sayın bakanım? ne dersiniz? * Yine Sayın Vedat Bilgin bir tv programında "çıraklıkla alakalı" bir çalışma var demişti. Acaba size devir teslim yaparken dosyaları almadınız mı? Sayın Bakanım Işıkhan; Eğer Vedat Bilgin Bakanımın cep numarası yoksa ben size ulaştırabilirim, bizim açmıyor ama sizin telefonunuzu açacağına eminim. Aynı makamdaki halef/selef konumundaki kişiler nasıl bu kadar farklı şeyler söyleyebiliyorlar? Tek bir konuda haklısınız. 2023 Martta bir önceki iktidar çok büyük hata ile çıkardı bu kanunu, düzeltmeler yapması gerekiyordu yapmadı, Allahtan sizin hükümetiniz geldi de düzeltecek değil mi? Sayın Bakanım burada "mağduriyet demek doğru olmaz" diyorsunuz da sizin elinize resmi evrak verilip bugün üzerinde yazanlar geçersiz olsa (sigorta kartı) bundan daha büyük ne mağduriyeti olur mesela? bir örnekle açıklar mısınız? Tüketici Konfederasyonu SOSYAL GÜVENLİK MÜŞAVİRLERİ DERNEĞİ #engelli #engelliemekli #abo #asgariücret #asgariücretli #emekli #emeklimaaşı #emeklimaaşları #enflasyon #yemek #ücret #yemekbedeli #memur #memuremeklisi #memurmaaşı #ssk #sskemeklisi #bagkur #bagkuremeklisi #bagkurtescil #bagkurihya #sivilokulborçlanma #4cAskerlikBorçlanması #doğumborçlanması

Murat Bal

57,761 görüntüleme • 1 yıl önce

‘ESKİ’ sofiler anlatıyor… Eskiden bir dönem sofilik yapmış, Ancak Serhendi olduktan sonra sofilik yerine; Dergah basmakla, Rahmetli Gavsımızın(ks) Evlat ve Halifelerine iftira atmakla, Pankartlı protestolar yapmakla, İftiracı Çıplak KRAL ve Mahrem İfşacısı Dabbetül ARSIZ’dan beslenmekle, Gittikleri yoldaki usulsüzlük ve çelişkilerle ambole olmakla; Sofilik ile bağlarından her geçen gün uzaklaşan ve gönülleri bir türlü huzura eremeyen, Eski Sofiler KAPALI KAPILAR ARDINDA anlatıyor… Diyorlar ki; Nereden bilebilirdik ki böyle olacağını !? Nereden bilebilirdik ki; bu kadar hırs ile hareket edeceğini, kapıya bu kadar zarar vereceğini !? ‘Eski’ sofiler başka şeyler de anlatıyor… Mesela koruma olan eski bir sofi diyor ki: Kardeşlerinin ve alimlerin uyarısına rağmen, hakkı olmayan bir arsaya inşaat başlatmasına ve bu yaptığını “Haramsa da, imani bir mesele değildir.” diyerek açıklamasına canlı canlı şahit olduktan sonra aylarca kendime gelemedim. Mürşid diye peşinden gittiğim, bütün maneviyatımı emanet ettiğim biri nasıl olur da haramı böyle küçümseyebilir !? Hâlâ da gönlüm mutmain olamadı… Mesela, eski bir sofi olan bir cami görevlisi diyor ki: Eskiden camimizin bir usul adabı vardı. Şimdi camiyi stüdyoya çevirdiler. Dertleri irşad değil şovmenlik olmuş… Şimdi Serhendi’de bir ilde vakıf başkanı olmuş eski bir sofi diyor ki: Bizi köye toplantıya çağırıyorlar. Sanıyoruz ki toplantıda irşad ve hizmet faaliyetler konuşulacak. Ama her gittiğimiz toplantıda görüyoruz ki; Ya Rahmetli Gavsımızın (ks) Evlat ve Halifelerine hakaret ediliyorlar, ya da ticaret yok vb. gibi önceden kendi dedikleri söylemlerini yalanlıyorlar. Böyle irşad da olmaz, böyle hizmet de. Yakında dağılır gideriz… Mesela, Sofiyken Serhendi olan, fakat Serhendi tutarsızlık ve yanlışlıklarını gördükten sonra kapıdan tamamen uzaklaşan eski bir sofi diyor ki: Bizi önce geçmişimize düşman ettiler, şimdi de geçmişte tüm yapılanları birebir kopyalamaya çalışıyorlar. Söylem ve eylemleri bu kadar tutarsız olanların ardından gidilemezdi. Ben de tamamen sofiliği bıraktım… Mesela, şimdi Serhendi de molla olan eski bir sofi diyor ki; Menzilimizin bu kadar zarar gördüğü bir süreçte, sırf başlangıçta kendisine yaşından dolayı daha fazla sofi intisap etti diye; Şeriatın esah görüşü yerine, kendi işine gelen bir görüşle sofileri birbirine kırdırmasını ne ilmi olarak, ne tasavvufi olarak sindiremiyoruz. Sofilere de açıklayamıyoruz… Mesela, ömrü dergahlarda geçmiş eski bir sofi diyor ki: Şimdi anlıyorum ki, Bağımız kalmadı dedikten sonra dergahlara el koymamız hiç doğru değilmiş. Bizi kandırıp, vakıf malına el sürmemize sebep oldular. Bizi büyük bir vebale soktular… Mesela, Hane ile akraba olan bir Seyid diyor ki; Bu topraklarda Seyidliğin de, Menzilin de bir ağırlığı vardı. Serhendi Seyidlerin, Kendi hanelerine, seyidlere ve hizmetlere attıkları iftiralar yüzünden toplumun Seyidliğe de Menzile de bakışı çok kötü hale geldi. Bu kapıya çok büyük zarar verdiler… Mesela, köyde görevli olan eski bir sofi diyor ki: Molla Nezir Hz., Allah(cc) rızası için meseleler çözülsün diye o kadar özveri gösterirken; O’nu rüşvet almak ile şuçladılar. Zaten Gavsımızın(ks) Evladı olan Halifelerine iftira atıyorlardı, şimdi bir de diğer Halifelerine iftira atar oldular. Kendilerine biat etmemiş herkese çamur atmak mı tasavvuf !? Mesela, 30 yıl bu kapıya hizmet etmiş eski bir sofi diyor ki: Yıllarca Semerkand ile hizmet ettim. Şimdi Serhendi olan Seyid ve Mollarlar da; O zamanlar Semerkand hizmetlerini öve öve bitiremezdi, bizi o hizmetlere teşvik ederlerdi. Şimdi ne oldu da bize kalmayınca, Semerkand’a bu kadar düşman olduk !? Şimdi biz Rahmetli Gavsımız(ks) zamanında, yaptıklarımızla dine ve tasavvufa zarar mı veriyorduk !? Gavsımız (ks) bizi 30 yıl kandırmış mıydı !? Yoksa şimdi Serhendi büyükleri mi bizi kandırıyor !? … Velhasıl, hâlâ sofi olanlar sofiliğe devam ederken; Eski sofi fakat şimdi Serhendi olanların kafası ve gönlü çok karışık… Ne diyelim; ALLAH (cc) KURTARSIN…

PANZEHİRCİ

16,364 görüntüleme • 1 yıl önce

Spora ilk başladığım zamanlar. kaynaklar sınırlı. Bir adam çıkmış oldukça bilimsel konuşuyor tav olduk tabi Her ortamda bu arkadaşı savunuyorum Cepte tekrar bırakmak(RIR), düşük volume, tükeniş yok. Çok uzun bir zaman tüm anlatıları uyguladık, belli oranda güçlendik Bir terslik vardı. Akranlarımdan kuvvetli olmama rağmen gelişim aşırı yavaştı. Bu arkadaşı savunmaya hala devam ediyorum tabi. Sonunda tak etti. Calisthenics yaparken bile daha fazla gelişmiştim. Bu sefer antrenman hacmini artırdım, tükenişe de gittim. Vücut patladı. Hızla geliştik. Allah Allah dedim bilimsellikten bahseden arkadaş yanılıyor muydu? Pump kas geliştirmez diye biliyordum. Acaba hacim yüklediğim için mi büyüdüm? Sonra büyüme durdu. İşte bu zamanlarda Şener üşümezsoy ile tanıştım. Tuluğ hocadan, kısa ve sert idmandan bahsetti. O zamanlarda ortalıkta Tuluğ hoca falan yok. İsmini ilk defa duydum. İt kopuk fitness camiasına yön veriyor. Denedim. Vücut yine patladı. Bu gelişim daha müthiş bir gelişimdi. Ancak tüm bildiğim doğrular, kafamda tek tek yıkılmaya başladı. Bu işi bilimselcilere göre değil, tecrübelere göre yapacaktım artık. Yıllar süren deneyler başladı. O idmanı da deniyorum bu idmanı da deniyorum. Kısa, şiddetli idman en çarpıcı sonucu aldığım sistem olarak kaldı. Ufak ufak dokunuşlar ile işler daha da mükemmelleşti. Spora yeni başlayan arkadaşlarda da denedim. Belki belli bir seviyeye geldiğim için gelişiyordum. Hayır. Eline ağırlık almamış adama kısa, sert idman yaptırınca adam 6 ayda bambaşka adama dönüşüyordu. Doğru belli: Şiddet.

Deadlifter 1.4

83,080 görüntüleme • 1 yıl önce