Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

15,611 Aufrufe • vor 1 Monat •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Kuşadası'nda tatilcilerin çantalarını çalan Söke Anadolu lisesi edebiyat öğretmeni hırsız Tansel Oğuz 2019 yılında Tire'de lisede müdür iken kız öğrencisini hem okulda hem ormanlık alanda taciz etmiş.. Kız öğrencinin ifadesi.. “Selçuk ilçesinde 11 yıl görev yaptıktan sonra Tire ilçesinde bir Liseye atanan bir okul müdürü, lise öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla polis tarafından gözaltına alındı. 17 yaşındaki genç kız ise taciz iddialarıyla ilgili, "Beni spor salonuna götürecekti ama götürmedi, Çamlık Köyü yakınlarında bir ormanlık alana götürdü' dedi. İddialara göre okul müdürü T.O. okuldaki öğrenci S.T. (17)'yi taciz etti. Olay sonrasında genç kızın ailesinin şikayetçi olması üzerine okul müdürü gözaltına alındı. Okul müdürü, daha sonrada savcılık sorgulamasının ardından serbest bırakıldı. Okul Müdürünün serbest bırakıldığını öğrenen genç kız sinir krizi geçirdi. Selçuk'ta yaşayan S.T., yaşadığı şoku üzerinden atamadığını ifade ederek, müdürün kendisini ilk olarak 2015 yılında 'okula annen ve baban geldi' diyerek birlikte müdür odasına gittiklerini ve daha sonra tacizin gerçekleştiğini öne sürdü. Genç kız, "Müdür odasına gittik. O sırada kapıyı kilitledi ve üstüme doğru geldi. Sonra arkamdan sarılmaya başladı. Bana 'seni çok özledim, çok güzelsin, neden bu kadar güzel giyiniyorsun' gibi sözler söyledi. Daha sonra vücudumu ellemeye başladı. 'Hocam lütfen yapmayın deyip yalvardım' İleriye doğru ittim ve kaştım okuldan. Müdüre söyleyecektim ama inanmazlar diye söyleyemedim" dedi. Daha sonra okulu bırakan ve bir daha okula gitmeyen S.T, "2018 yılında kız kardeşimle birlikte Açık öğretim Lisesi başvuruları için T.O'nun yanına gittim. Kız kardeşime 'sen bekle dışarıda' dedi. Bana da 'sen gel benimle' dedi ve beni Rehber öğretmenin odasına götürdü. Ben de gittim, yine kapıyı kilitledi ve yine arkamdan sarılmaya başladı. Sonra kardeşim geldi ve kapıyı çaldı, daha sonra ayağınla kapıya vurmaya başlayınca; T.O kapıyı açtı ve kardeşime; 'Kızım ne yapıyorsun, kapıyı kıracaksın' gibi sözlerle azarladı. Kardeşim de; 'Hocam kapıyı neden kilitliyorsunuz' dedi, O da; 'kilitlenmedi, kapı sıkıştı' şeklinde yanıt verdi. Daha sonra biz oradan çıkıp ayrıldık. Okuldaki öğretmenlere inanmazlar diye yine söyleyemedim ama annem ve babama söyledim konuyu. Fakat onlar da bana inanmadılar. Ablam ve kardeşime söyledim onlar bana inandılar" diye konuştu. En son 23 Ocak Çarşamba günü T. O'un kendisini telefon ile arayarak Açıköğretim Lisesi başvuru işlemleri için çağırdığını anlatan genç Kız; "Bana; 'gel şu işlemlerini halledelim' dedi. Beni arabasıyla aldı, işlemleri hallettik.. Daha sonra 'seni sporuna bırakayım' dedi. Ama bırakmadı. Beni Aydın Çamlık yönüne doğru bir ormanlık alana götürdü. Daha sonra T. O, üzerindeki ceketi çıkartıp arabanın arkasına yanıma doğru geldi. Üzerime doğru geldi, yine vücudumu ellemeye çalıştı, pantolonumu çıkarmaya çalıştı. Yalvarmaya başladım, lütfen hocam kapıyı açın dedim. Açmadı kapıyı.. O sırada kardeşim aradı, T.O'un söylediklerini duysun diye ben de telefonu çaktırmadan açtım ve telefonu yere bıraktım. Bana ceketini çıkart dedi, ben sürekli lütfen hocam yapmayın diye yalvardım. Sonra bana; 'eh be kızım, neymişsin sen' dedi. 'Tamam , ellemeyeceğim' dedi ve arabanın önüne geçti. O sırada gitmiş olduğum Spor salonu hocası T. O'u aradı Oradan Spor hocam; 'yanındaki kızı bırak' dedi. T.O da; 'ne kızı ya' diye cevap verdi ve telefonu kapattı. Sonra spor hocam yine aradı ve T. O; 'bırak o kızı, elimde ses kayıtlarınız var' dedi. Sonra da beni spor salonuna getirdi. Yolda gelirken bana; 'lütfen yalvarıyorum kimseye söyleme, ne istersen yaparım. Bak mesleğimden olacağım' dedi. Ben de hiçbir şey söylemedim" diye konuştu. Öte yandan spor öğrencisinin zor durumda olduğunu anlayan ve sürekli Okul Müdürü T. O'u arayarak öğrenciyi ısrarla spor salonuna getirmesini söyleyen Hayri Ersu, öğrenci S.T araçtan indikten sonra sinirlerine hakim olamayarak okul Müdürü T. O'a saldırdı. Vatandaşların da saldırısına uğramaması için spor salonuna alınan Okul Müdürü, polis tarafından önce karakola, ardından Savcılığa götürüldü. Tacize uğradığı öne sürülen S.T'ın kardeşi ve aynı zamanda Spor Salonuna kayıtlı öğrencisi N.T''ın (14) kendilerine haber vermesi üzerine durumdan haberdar olduklarını ifade eden Spor Salonu sorumlusu Hayri Ersu, uzun süre S.T'a ulaşmaya çalıştıklarını, son aradıklarında telefonun açıldığını ancak sadece genç kızın okul müdürünün konuşmalarını duyduklarını söyledi. Konuşmalarda taciz sözlerini duyduklarını ifade eden Hayri Ersu, "Kıza taciz ettiğini duyduk ve kız kurtulmak için 'dokunma, yapma, ben inmek istiyorum, arabanın kilitlerini aç' diye bağırıyordu. Ben tabi bağırıyorum ama sesim onlara ulaşamıyordu. Daha sonra T. O'un telefonuna ulaştık ve aradık. Kendisine; 'kızı hemen bizim yanımıza getirmesini söyledik' O da; 'benim yanımda kız falan yok' dedi ve telefonu kapattı. Tekrar aradığımızda; 'konuşmalarınızın hepsini duyduk ve elimizde ses kayıtları var, hemen kızı buraya getirmesini' söyledik ve çocuğu spor salonumuza getirdi. Benim de iki kızım var ve kızlarımı gözümün önüne getirerek sinirlerime hakim olamadığım için saldırmak zorunda kaldım" diyerek; bu konuda hiç kimsenin korkmamasını ve bu tür insanların mutlaka deşifre edilmesi gerektiğini söyledi. Olaydan sonra polis tarafından gözaltına alınan Okul Müdürü T. O, daha sonra Savcılığa sevk edildi. Aynı zamanda açığa alınan T. O'un Savcılık soruşturmasının ardından serbest bırakıldığı öğrenildi. Okul Müdürü T. O'un serbest bırakıldığını öğrenen S.T ise, sinir krizi geçirdiği öğrenildi." (2019 haberi)

Malik Ejder

496,913 Aufrufe • vor 29 Tagen

🔴 Ensar Heyeti Alimleri kurumu: Buradan tüm kabilelere ve aşiretlere, özellikle de komşu ülkelerdeki şeref ve hamiyet sahibi insanlara sesleniyoruz: Gazze için seferber olun! Bizler, kardeşlerimizin çağrısına icabet etmeye ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünneti doğrultusunda ön saflarda yer almaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” Gazze’nin içinde bulunduğu durum artık her sınırı aşmıştır. Açlıktan ve susuzluktan şehit olanları ekranlarda izliyoruz, ama elimizden bir yudum su ya da bir şişe ilaç ulaştırmak dahi gelmiyor. Bu, çağımızın utancı, tarihin yüz karası, ebedi bir leke hâline gelmiştir. Bu zulüm karşısında hiçbirimiz, ne dinen ne de insanlık adına, kıyamet gününde sorumluluktan muaf olamayız. Gazze halkı, 11 aydır açlıkla, kuşatmayla ve ölümle mücadele ediyor. Milyarı aşan ümmet ise, onları savaş silahları kadar etkili bir şekilde öldüren bu kuşatmayı kıramıyor. Hayat damarı olan sınır kapısı hâlâ kapalı; yiyecek ve ilaç geçişine izin verilmiyor. Sanki bir çocuğun susuzluktan can verişi ya da açlıktan kıvranan bir bebeğini kucaklayan annenin görüntüsü artık normalleşmiş gibi. Ebu Ubeyde’nin konuşması, sadece bir uyarı değil; bir ifşa idi. Suskunları, işbirlikçileri ortaya çıkardı ve hepimizi kıyamet günü için muhatap kıldı. Biz, şehitlerimizi ve mücahitlerimizi Rabbimizin huzurunda bize şefaatçi olmaları için umutla beklerken, üzerimize düşeni yapmazsak, belki de onların davacısı olacağı kişilerden oluruz. Buradan, İslam ülkelerindeki hükümetlere çağrımızdır: Gazze halkına yardım etmek isteyen ümmetin önünü açın! Daha önce Afgan cihadı ve başka cephelerde açtığınız bu kapıyı şimdi neden kapatıyorsunuz? Eğer karar gücünüz yoksa, bari sınır kapılarını açın ki açlıktan ve susuzluktan ölen kardeşlerimizi görebilelim. UNRWA (BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı) zaten açıklama yaptı: Ariş şehrinde bekletilen gıda yardımları, Gazze halkının üç aylık ihtiyacını karşılayacak düzeyde. Kapıları açın ki, bize bahane kalmasın! Hiç olmazsa, Gazze halkıyla birlikte biz de aç kalalım. Gazze halkının bu kadar korkunç bir kuşatma karşısında dimdik durduğunu ve çocuklarının şehadetine sevinirken, onların açlıktan ölmesine asla razı olmadığını gördük. İslam ülkelerinin hükümetlerini ve onların bünyesinde çalışan herkesi uyarıyoruz: Bu savaşta sergilediğiniz siyaset, İslam’daki dostluk ve düşmanlık bağlarını koparmakta ve sizi Allah’ın gazabına yaklaştırmaktadır. Çünkü Gazze’de her an yaşanan acı, açlık ve kuşatma, hem dünyada hem ahirette azabı üzerinize çekebilir. Bu hükümetlere hitabımız, yalnızca Allah katındaki mazeretimizi sunmak içindir. Zira son 700 gün boyunca hiçbir harekette bulunmadınız. Bu nedenle, başta komşu ülkelerdeki kabile ve aşiretlere sesleniyoruz: Suriye halkını destekleyen yiğit Arap aşiretlerinin yaptığı gibi, Gazze’ye de sahip çıkın! Ebu Ubeyde, konuşmasında sorumluluğu herkesin, özellikle de âlimlerin omuzlarına koydu. Biz de kardeşlerimizin çağrısına icabet etmek için ön saflarda olmaya hazırız. El-Ezher’in ilmi ve tarihî ağırlığı, onu bu konuda herkesten daha sorumlu kılıyor. Eminiz ki El-Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib’in atacağı kararlı bir adım, bu kuşatmayı ya kıracak ya da en azından ümmetin liderleri ve âlimleri üzerindeki bireysel farz olan bu görevi yerine getirmiş olacaktır. Tarih, sizi İzzeddin bin Abdüsselam gibi kahramanların yanına yazmak için sayfalarını açmıştır, ey değerli imam. Aksi takdirde, cevabınızı hazırlayın; çünkü Ebu Ubeyde, hepimizi ilahî adaletin mahkemesine şikâyet etti. Allah’tan niyaz ederiz ki kardeşlerimizin üzerindeki bu sıkıntıyı gidersin ve bizleri bu konuda sebep olanlardan kılsın. Allah doğruya yöneltendir. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salat ve selam, Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun.

Mahfil

50,739 Aufrufe • vor 1 Jahr