正在加载视频...

视频加载失败

Adana’da bir kadın öğretmen, başka bir öğretmen ile ders programı nedeniyle tartıştı, ardından durumu ağabeyine bildirdi. Okulu basan ağabey, kız kardeşinin tartıştığı öğretmeni ve kavgayı ayırmak için araya giren başka bir öğretmeni tekme tokat dövdü.

1,978,297 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Bu olayın faili acaba aftan faydalandı mı ❓ Çocuklarınızın mahrem görüntüleri porno sitelerine SATILMIŞTI hatırlarsanız❗️ Asıl haber bu değildi❗️ İkinci kısımda asıl büyük resmi anlayacaktınız❗️ Adana’da Neler Olmuştu❓ Adana Gündoğdu Koleji'nde bir bilişim teknolojileri öğretmeni, tuvaletlere yerleştirdiği gizli kameralar aracılığıyla diğer öğretmen ve öğrencilerin görüntülerini kaydetmiş ve bu görüntüleri internet üzerinden satmıştı. Olayın 2019 yılından beri sürdüğü tespit edilmişti. Okul yönetiminin durumu bildiği ancak gerekli adımları atmadığı ve öğretmenlere baskı yaptığı iddiaları gündeme gelmişti. Bir kadın öğretmen, tuvalette ışık yansımasını fark ederek tavandaki kamerayı bulduktan sonra durumu bildirmişti. Tehdit edildiğini belirten öğretmen, korkusu nedeniyle kendisini bir odaya kilitleyip polisi aramıştı. Polis ekipleri, okulda ve şüpheli öğretmenin evinde arama yaparak çok sayıda kamera ve dijital depolama cihazı ile kişisel görüntüler ele geçirmişti. İddialara göre, okul yönetimi olayı gizlemek için işçilere ve öğretmenlere baskı yapmış, bazılarını da tehdit etmişti. Veliler, okulun uzun süredir güvenlik ve etik sorunlarla gündemde olduğunu belirterek Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunmuştu. Tutuklanan öğretmenin dijital verileri üzerinde yapılan incelemelerde, görüntülerin yurtdışındaki bir suç ağına satıldığına dair bulgulara ulaşılmıştı. Emniyet'in bilişim birimleri olayın bağlantılarını araştırmış; Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı, okul yönetiminin olası ihmali konusunda ayrı inceleme başlatmıştı. Eğitim sendikaları ise durumu “mahremiyetin ağır ihlali” olarak tanımlayarak, eğitim kurumlarında kapsamlı denetim talep etmişti. Depremde de vatandaşlar aylarca bu kolejde konaklamış, bizzat video bile yayınlanmış‼️ Düşünsenize, depremde canınızın derdindesiniz, burada kalıyorsunuz, sonra bir porno sitesinde tuvaletteki görüntünüz satılmış, paylaşılıyor. Ancak bu buzdağının sadece görünen kısmıydı... Şimdi aynı Adana Gündoğdu Koleji başka bir skandalla daha anılıyor. Bu iki olay birleştiğinde ortaya çıkan tablo, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, kurumun tamamen çöktüğünü kanıtlar nitelikteydi.
0:18

Sensitive content

Bu olayın faili acaba aftan faydalandı mı ❓ Çocuklarınızın mahrem görüntüleri porno sitelerine SATILMIŞTI hatırlarsanız❗️ Asıl haber bu değildi❗️ İkinci kısımda asıl büyük resmi anlayacaktınız❗️ Adana’da Neler Olmuştu❓ Adana Gündoğdu Koleji'nde bir bilişim teknolojileri öğretmeni, tuvaletlere yerleştirdiği gizli kameralar aracılığıyla diğer öğretmen ve öğrencilerin görüntülerini kaydetmiş ve bu görüntüleri internet üzerinden satmıştı. Olayın 2019 yılından beri sürdüğü tespit edilmişti. Okul yönetiminin durumu bildiği ancak gerekli adımları atmadığı ve öğretmenlere baskı yaptığı iddiaları gündeme gelmişti. Bir kadın öğretmen, tuvalette ışık yansımasını fark ederek tavandaki kamerayı bulduktan sonra durumu bildirmişti. Tehdit edildiğini belirten öğretmen, korkusu nedeniyle kendisini bir odaya kilitleyip polisi aramıştı. Polis ekipleri, okulda ve şüpheli öğretmenin evinde arama yaparak çok sayıda kamera ve dijital depolama cihazı ile kişisel görüntüler ele geçirmişti. İddialara göre, okul yönetimi olayı gizlemek için işçilere ve öğretmenlere baskı yapmış, bazılarını da tehdit etmişti. Veliler, okulun uzun süredir güvenlik ve etik sorunlarla gündemde olduğunu belirterek Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunmuştu. Tutuklanan öğretmenin dijital verileri üzerinde yapılan incelemelerde, görüntülerin yurtdışındaki bir suç ağına satıldığına dair bulgulara ulaşılmıştı. Emniyet'in bilişim birimleri olayın bağlantılarını araştırmış; Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı, okul yönetiminin olası ihmali konusunda ayrı inceleme başlatmıştı. Eğitim sendikaları ise durumu “mahremiyetin ağır ihlali” olarak tanımlayarak, eğitim kurumlarında kapsamlı denetim talep etmişti. Depremde de vatandaşlar aylarca bu kolejde konaklamış, bizzat video bile yayınlanmış‼️ Düşünsenize, depremde canınızın derdindesiniz, burada kalıyorsunuz, sonra bir porno sitesinde tuvaletteki görüntünüz satılmış, paylaşılıyor. Ancak bu buzdağının sadece görünen kısmıydı... Şimdi aynı Adana Gündoğdu Koleji başka bir skandalla daha anılıyor. Bu iki olay birleştiğinde ortaya çıkan tablo, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, kurumun tamamen çöktüğünü kanıtlar nitelikteydi.

Bircan YILDIRIM

69,799 次观看 • 8 个月前

Yozgat’tan dün sabah bir facia haberi alabilirdik. İçinde 15 öğretmeni taşıyan servis, (okullar tatil edilmediği için) kötü hava şartlarında şarampole yuvarlandı. 2 öğretmen hafif şekilde yaralandı. Faciadan şans eseri dönüldü. Bölgede öğretmenlik yapan bir okuyucumuz tarafıma ulaşarak yaşananları paylaştı: “Umarım mesajımı okursunuz. Ben Yozgat Akdağmadeni’nde bir köy okulunda görev yapıyorum. Dün sabah saatlerinde, öğretmen servisimizle okula giderken yolun buzlu olması nedeniyle kaza geçirdik. Ufak kanamalar ve sıyrıklar dışında hepimiz iyiyiz. Kaymakamlık, bir gün öncesinden sürekli buzlanma tehlikesi uyarısı yapmasına rağmen eğitime ara vermedi. Ayrıca, okulumuzun yolunda Karayolları hiçbir şekilde tuzlama çalışması yapmadı. Ancak kaymakamlık, kendini aklamak için yalan haberler yayıyor ve ilçede doğruyu söyleyenlerin yazılarını ve yorumlarını kaldırıyor. Sendikalar da suçlu duruma düşmememiz için susmamız gerektiğini söylüyor. Bize destek olursanız çok seviniriz, hocam.” Her faciadan sonra sorumlu arayan, giden canların hayat hikayelerini eşeleyip ağlayan sonra da hiçbir sorumluyu bulamayıp, yüksek tonda yaşadığı acıyı hızlıca unutan bir toplum haline geldik. Öğretmenimizin mesajı; neleri, ne şekilde değiştirmeniz gerektiğini aslında çok güzel özetliyor ama ne mümkün. Umarım bu olayın sorumluları dersler çıkarırlar ki bir daha böyle bir ihtimal doğmaz. Umarım…

Batuhan Çolak

55,386 次观看 • 1 年前

Yaklaşmakta olan insanın başını okşayışına hasret bu can nasıl da çekinerek, eziklik içinde bakıyor farkında mısınız? İstediği bir yudum sevgi ama ya karşılığı bir tekme olursa diye endişe de taşıyor gözlerinde. İtilip kaķılan, buz gibi taşın, toprağın, betonun üzerinde açlıkla yoklukla, insan ve trafik terörü ile savaşarak hayat mücadelesi verirken bir de canlarına kast edenler var bu zavallıların. Tehlikelilermiş. Gerçekten tehlikeli olanlar onlar mı? Kilisede zihinsel engelli, hiç kimseye zararı olmayan bir insani vuran iki katil. Namaz kılarken sırtından masum bir adamı bıçaklayarak öldüren bir başka katil. Soğuktan üşümesin diye aracına aldığı adamın sırtından kurşunlandıği zavallı taksici kardeşimizi vurduktan sonra yanağına iki tokat atıp "bir daha herkese güvenme "diyecek kadar hain bir başka katil ve tüm bunlar sadece son bir haftada pes pese yaşanmışken HALEN SOKAK HAYVANLARINİ İSTEMİYORUM DİYENE BIRAZ AKIL DİLİYORUM ALLAH'TAN. HADI ANLADIM, VICDANLARI YOK AMA AKILLARI DEVREYE GİRSİN AZICIK. Sokaklarda bizden gibi görünen ama bize düşman, insan kılıklı yaratıklar aramızda dolaşıyor. İki bacağı üzerine oturmuş bir gövde, iki kolu ve ortadaki bir kafayla insan maskesi altında olduklarından bir sokak köpeği gibi ensesinden tutup barınağa atıp öldürmek gibi bir seçeneğimiz olmadığı için varlıklarını kabullenmek zorunda kaldığımız katiller, tecavüzcüler, çocuk istismarciları, hırsızlar, her türlü manyak aramızda ve gerçekten tehlikeli olanlar onlar. Canımızı alana kadar, çocuğumuzun ırzına geçene kadar, birisine şiddet uygulayana ya da gasp edene kadar yüzündeki maskeleri düşmüyor. Bir zamanlar sokak köpeklerine mahalleyi it kopuktan, uğursuzdan koruyor diye halk ve esnaf tarafından korunur, sahip çıkılırdı. Osmanlı zamanında İSTANBUL'da sokak hayvanlarini beslemek için görevliler vardı ve her gün aksatmadan bu sorumluluğu yerine getirirlerdi. Bu merhamet ve şefkat bizi batı dediğimiz tek dişi kalmış canavardan ayırd ederdi. Hepsini unuttuk. Özümüzü unuttuk.

Başkan Öztürk Yılmaz

55,163 次观看 • 2 年前

🥊 #tugbaözay kimler neden #yalanhaber ile linç etmek istedi? Ne karşılığı bu haber yapılmakta.. Bakın bu üstteki görüntüde TUĞBA ÖZAY ve muhafazakar bir hayranını sözde tesettürlü bir kadını iteklemiş ve onunla fotoğraf çektirmek istememiş. Ben Tuğba’yı yıllardır tanırım. Evet #chp üyesi, saplam bir #atatürkçü ama unutmayın Atamızın eşi ve validesi tesettürlüydü. Ve işin başka tuhaf bir olayıda Tugba’nında ailesinde birçok tesettürlü var, #chpkadın kollarında da yüzbinlerce tesettürlü kadın var. Bu maya tutmaz. Ama bşr gerçek varki. Bu kadına birileri, hatta görünmeyen bir el ( Bence kripto #fetö mensupları bazı sosyal medya sayfalarını kullanarak toplumu ayrıştırmak için çaba sarf ediyor. Amaç Tupba’yı hak@ret, linç girişimi yaparak “ Halkınkin nefrete sürükledi “ diye önce savcılığa erisen suç duyurusu, dernekler aracılığı ile resmi şikayetler, sonra soruşturma, ardından tutuklama, bitmedi ardından tutuklayanları yani yargı mensuplarını eleştirenler de aynı grup.. Yani hukuku, emniyeti, siyaseti, sanatçıyı, kusaca herkesi kullanan bu güruh krıpto örgütler artık tesbit edilip ifşa edilmeli ve T.C. Adalet Bakanlığı bu konunun üzerine gitmeli. Bu haberi bu şekilde yayınlayanlar tesbit edilerek, gözaltına alınarak derhal sorgulanmalı. Eminim bu grup yani bu haberleri yapanlar what up gruplarından talimatlarla yurtdışı menşeli ve maddi kaynaklarla bu haberleri yapmaktalar. Acilen Türk Polis Teşkilatı bu haberleri bilişim polisi olarak tespit etmeli bugün Tuğba ÖZAY’a yapılan yarın başka bu sefer de muhafazakar bir sanatçıya yapılır veya muhafazakar bir insana yapılır toplumu ayrıştırmak isteyenler lütfen tespit edilsin.

Seyhan SOYLU (Sisi)

17,243 次观看 • 1 年前

Tarihi resmi bir belge ve Kürtçe dersine karşı iki farklı kesiminin bariyeri Bu yazı ile tüm Kürtlerin ve tüm kamuoyunun dikkatini bu iki olumsuz çevrenin kötülüğüne çekerek bu sorunu aşalım diye haykırıyorum. Birinci engelleyici faktör, eğitim camiasında özellikle orta öğretim kurumlarında köşe başlarında bulunan Kürtçeye karşı duruşlu bürokrasi. Bunlar ne mi yapıyor? Kürtçeyi görünmez kılmak için adeta her şeyi yapıyor. Seçmeli ders altyapısının resmen sorunlu olması da sorumluluğunu yapmayan bu resmi çevrelere can simidi oluyor. 2021 yılında bakanlık sadece 3 Kürtçe ( 1 Zazaca 2 Kurmancca) öğretmen araması yaptı. Düşünebiliyor musun 20-30 bin atanan öğretmen arasına sadece 3 tane Kürtçe öğretmeni sıkıştırılıyor????!!!!! Bakanlığa yaptığım ilk itiraz bu adeta yok hükmündeki 3 sayısına oldu. Bakanlığın cevabı da ektedir. Özet olarak diyor ki “ben, öğretmen atanması dahil planlamamı ders tercihine göre yaparım” Bakan sayın Yusuf Tekin’in öğretmen atanmasına yönelik mecliste DEM partisine yönelik cevabını da aşağıda paylaşıyorum. Bilirsiniz son 6 yıldır adeta kahramanca Kürtçe dersi için İstanbul ve bölge illerinde sınırlı sayıdaki biz Kürtçe gönüllülerinin sesini yine sosyal medya aktivistleri ve başta Rudaw medya grubu olmak üzere Kürdistan Bölgesi televizyonları epey gündem de yapmaktadırlar. Her yıl artan oranda tercihler oluyor tercih patlamasına yine adeta iş birliği yapan resmi kesim ve görünürde Kürtçe için çalışan ancak Kürtçe dersine en büyük kötülüğü yapan sivil siyasi kesimin dolaylı işbirliği engel oluyor. Resmi kesim, Kürtçe ders hakkını tanıtmıyor, ders tercih formlarını açıklama yaparak dağıtmıyor, öğretmen atanması yapılmıyor ve böylelikle bu hakkın görünmezliği sağlanıyor. Gelelim Kürtçe dersini bilerek veya bilmeyerek engelleyen sivil faktöre. Kim mi derdiniz? Kürtçe eğitime resmen kapı aralandığı 2012 yılında PKK ve yakınlığında bulunan yasal kurumlar seçmeli Kürtçe dersini açıkça boykot ettiler. Tavır, eksikliklere dikkat çekmek yerine engellemeye yönelik sonuç doğurdu . Hem de ilk seneki boykotları sonraki yıllarda da sürdü, iki sene önce DEM parti dil kültür sorumlusu ile bir parti yöneticisi açıkça bu derse mesafeli duruşlarının sürdüğünü söyledi. Düşünebiliyor musunuz, şimdiye kadar içinde Kürtçe yasakları da dahil olmak üzere Kürtlere yapılan resmi baskılara karşı silahlı mücadele verdiğini söyleyen PKK ve ana dil eğitim hakkını sürekli tekrarlayan Eğitim Sen ve bu iki kuruma yakın tüm kesimler boykot ve onların deyimi ile mesafeli ancak engelleyici duruşları ile Kürtçe dersinin etkin olarak uygulanmasına engel oldular. Mevcut DEM partisinin içlerinde parti eş başkanları, meclis grup sözcüsü, milletvekilleri, dil kültür komisyonu sözcüleri dahil olmak üzere adeta her düzeydeki kişilere bazen yüz yüze bazen telefon konuşmaları ile adeta yalvararak mevcut duruşlarının da Kürtçe dersine engelleyici olduğunu söyledim, söylüyorum . Ama onların saplantılı ideolojik duruşları da Kürtçe dersinin yaygınlaşarak zorunlu derse dönüşmesine engel oldu, oluyor. Eğer PKK güdümündeki siyasetin mahalle baskısı olmasaydı inanıyorum ki Kürtçe şimdi en azında zorunlu derse dönüşmüştü. Paylaştığım bu resmi belge ve İstanbul Esenyurt ilçesinde sayıları hiç bir zaman 10 kişiyi bile bulmayan biz gönüllü kişilerin mücadelesi ile bu iki farklı kesimin bariyeri aşılarak İstanbul’da da Kürtçe dersi başlatılmış olmakla gelin bu soruna kalıcı çözüm bulalım istiyorum. Okul idareleri ve bakanlık bürokrasisi yasal sorumluluğunu yapsın, DEM parti çevreleri de Kürtçe dersine karşı olan anlamsız ideolojik tavırlarına son versin Son ders seçim döneminde binden fazla öğrenci Kürtçe dersini seçtiği halde ve üstelik okullar açıldığı halde Esenyurt’a tek bir branş öğretmen tayini yapılmış değil Başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere tüm kamuoyuna çözüm üretilmesi dileği ile selam, sevgi ve saygı ile sunuyorum. 21.09.2026 Av Suphi Özgen Kürd Dili ve Hareketi Derneği başkanı Yusuf Tekin Murat Mücahit Yentür AHMET COSKUN T.C. Millî Eğitim Bakanlığı

Av Suphi Özgen

11,134 次观看 • 14 天前

“Yüksek Yüksek Tepelere”, Türk halk müziğinin en hüzünlü gelin türkülerinden biri. Rivayete göre hikâyesi Edirne yöresinde geçiyor ve merkezinde ailesinden uzaklara gelin giden Zeynep adlı genç bir kadın var. Zeynep, köyündeki düğünlerden birinde başka bir köyden gelen Ali isimli gençle tanışır. Ali, Zeynep’i görür görmez beğenir ve ailesinden ister. Zeynep henüz gençtir. Evlilik gerçekleşir ve Zeynep, doğup büyüdüğü köyden ayrılarak Ali’nin köyüne gelin gider. Ancak o yıllarda uzaklık bugünkü gibi değildi. Birkaç köy öteye gelin gitmek bile bazen ailenden yıllarca ayrı kalmak anlamına geliyordu. Zeynep’in özlemi zamanla büyür. Annesini, babasını ve kardeşlerini görmek ister. Fakat bir türlü baba evine gidemez. Rivayete göre yedi yıl boyunca ailesini göremez. Günler geçtikçe Zeynep’in hasreti dayanılmaz hâle gelir. Evinin yüksek bir yerine çıkıp kendi köyünün bulunduğu tarafa bakar ve içindeki özlemi dizelere döker: “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler…” Aslında söylediği şey çok basittir: “Kızları ailesinden çok uzaklara göndermeyin.” Türkünün devamındaki “Annesinin bir tanesini hor görmesinler” sözü de Zeynep’in yalnızlığını anlatır. Hasret Zeynep’i giderek tüketir. Rivayete göre hastalanıp yatağa düşer. Durumu ağırlaşınca ailesine haber gönderilir. Anne ve babası kızlarını görmek için yola çıkar ancak artık çok geçtir. Zeynep, yıllarca özlemini çektiği ailesine kavuşmasının ardından hayatını kaybeder. Bu nedenle “Yüksek Yüksek Tepelere” zamanla yalnızca bir türkü değil, evinden uzaklara gelin gönderilen kızların ağıdı hâline gelir. Bugün hâlâ düğünlerde, özellikle gelin baba evinden çıkarken çalınmasının sebebi de budur. Neşeli bir düğünün ortasında aslında çok eski bir vedayı anlatır: Bir kızın baba evinden ayrılışını, annesine duyduğu özlemi ve “beni çok uzaklara vermeseydiniz” feryadını…

Kupür Haber

12,249 次观看 • 1 个月前

Şuraya kendi vatandaşına düşmanlık eden NOW’nin zamanında benle oğluma karşı operasyon haber yaparak, gariban anne imajı çizmeye çalıştığı, ve şimdi annesi yetmezmiş gibi bi de annenin kocasının şiddet uygulamaya başladığı oğlumla benim, -20 derecede görüşme çabamı paylaşıyorum. Şimdi Soruyorum neden Now Tv, tamamen yasal biçimde Türkiye’de babasının koruması altında olan bir Türk çocuğunun, kendisine vahşice şiddet uygulamış Litvan annesinin yanına gitmesi için yalan yanlış içerikle babası tarafından kaçırıldığını belirten operatif bir haber yaptı? Now Tv’ye bu haberi yaptıran kimdi ve bir Türk çocuğunun kendi deyişiyle cennetinden koparılması sürecine neden bir Türk kanalı yalan yanlış haberle aracılık etmeye girişti? Ve yine soruyorum hain NOW şimdi Litvanya’daki adli belgelere göre orada yeniden şiddete uğramaya başlayan ve bir yıldır babasıyla görüşmesi engellenen bu Türk çocuğu ile ilgili de bir şey yapacak mı? Yoksa tasması elinde olan güzelim vatanımızın düşmanlarına karşı görevini yerine getirmekle yetinip bu ülkeye, bu halka her gün yaptığı yalan yanlış haberlerle olduğu gibi ihanet etmeye devam mı edecek? Şimdi yüreği yaralı bir baba ve süresiz AB oturumu olan ancak vatanı ve milletini hereşyden çok seven bir çocuk psikiyatrisi profesörü olarak adalet bakanımız Akın Gürlek ile içişleri bakanımız Mustafa ÇİFTÇİ ve sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan 7.5 yaşındaki bir Türk çocuğuna bu kumpası kurarak ne adli tıp, ne bilirkişi raporlarını beklemeden, çocuğun üstün yararını gözetmeyerek 2.5 yıldır yaşayıp uyum sağladığı ve eskinin travmatik etkilerini geride bırakmaya başladığı ve ilgili tüm öğretmen ve psikolog raporlarında harika bir uyum ve psikolojik sağlık sergilediği sabit olan çocuğumun ülkemizden çıkarılması yönünde karar veren ve Yargıtay sürecini 11 gün gibi rekor bir sürede nihayete erdirip çocuğun tüm feryat ve figanlarına kulak tıkayarak müstemleke nazırı edasıyla bir Türk çocuğunu zorla ve bir eşya gibi icra eliyle, kendi deyişiyle, cennetinden koparıp şu an şiddete uğramakta olduğu yere gönderen yetkililerle NOW hakkında soruşturma başlatmasını talep ediyorum. Çünkü benim çocuğum yandı başka Türk çocukları da yansın istemiyorum. Nolur siz de bu mesajı yayıp yetkili mercilere ulaştırarak sorumluların ceza almasını sağlayın ki artık kimse çocuklarımızı kirli ilişkilerine kurban etmeye cesaret edemesin.

Prof. Dr. Veysi Ceri

74,235 次观看 • 6 个月前

Aman bre deryalar… Rumeli’nin en hüzünlü türkülerinden biri. Türkünün merkezinde Yusuf ile Feride’nin kavuşamayan aşkı ve Arda Nehri’nde yaşanan bir facia var. Eser Rumeli yöresine ait; yaygın kayıtlarda kaynak kişi olarak Arif Şentürk, derleyen olarak Mehmet Özbek gösteriliyor. Yusuf ile Feride’nin hikâyesi Rivayete göre Yusuf ile Feride birbirlerine âşıktır. Evlenmek isterler ancak aileleri bu birlikteliğe razı olmaz. Çaresiz kalan iki genç, birlikte kaçıp kendilerine başka bir yerde yeni bir hayat kurmaya karar verir. Önlerinde ise aşmaları gereken Arda Nehri vardır. Bir gece Kırcaali tarafına giderler. Ertesi sabah saat sekiz sularında nehrin kıyısına inerler ve karşıya geçebilmek için küçük bir kayığa binerler. Ancak Arda o gün sakin değildir. Yağmur nedeniyle nehrin suları yükselmiş, dalgalar iyice güçlenmiştir. Feride korkar. Yusuf’a geri dönmeleri için yalvarır. Anlatılan rivayette Yusuf ise geri döndüklerinde ailelerinin onları bulacağından korktuğu için yoluna devam etmek ister. Kayık nehrin ortalarına geldiğinde dalgalar daha da büyür. Feride’nin korktuğu başlarına gelir; kayık parçalanır. Yusuf, Feride’yi kurtarmaya çalışır. Üzerindeki ağır giysilerini çıkararak dalgalarla mücadele eder ve Feride’nin kıyıdaki dallara tutunmasını sağlar. Fakat tam o sırada gelen büyük bir dalga Yusuf’u sürükleyip götürür. Feride kurtulur. Yusuf ise Arda’nın sularında kaybolur. Türküde geçen “dalgalar artacak”, “kayığımız batacak” ve Yusuf’un annesine kimin haber vereceğini soran dizeler de bu anlatıyla doğrudan örtüşür. Rivayete göre Feride, Yusuf’un ardından ağıt yakar. Bu ağıt zaman içerisinde Rumeli’de dilden dile dolaşarak “Deryalar” türküsüne dönüşür. Bazı anlatılarda Feride’nin Yusuf’tan sonra bir daha evlenmediği de söylenir. Bu nedenle bugün hareketli bir Rumeli ezgisi gibi çalınıp söylense de arkasındaki anlatı oldukça acıdır: Aileleri yüzünden kavuşamayan iki gencin kaçışı, Arda’nın azgın suları ve sevdiğini kurtardıktan sonra nehirde kaybolan Yusuf… Türküdeki “Aman bre deryalar” feryadı da aslında Feride’nin Yusuf’u elinden alan sulara yakarışı olarak anlatılır.

Kupür Haber

14,655 次观看 • 1 个月前

Çok basit bir sorum var. Okan Buruk'a kendim sormak isterdim tabi ama Galatasaray SK basın toplantılarına katılan bir muhabir arkadaşımız sorarsa çok sevineceğim: Okan Buruk ve/veya teknik ekibinden herhangi biri, Davinson Sánchez'in sol stoper performansı ile ilgili kendi milli takımındaki performansına dair yorumları, analizleri araştırıp okudu mu? Performansı ve yapılan değerlendirmeler hakkında bilgileri var mı? Ben Okan Hoca'nın aşağıdaki videoda yaptığı açıklamasını duyduktan sonra bir web taraması ile konuyu öğrenmeye çalıştım. Kolombiya spor medyasında yayınlanan analizlerde, Sánchez'in sol stoper rolünde "düzensiz" (irregular) ve "pozisyon için hazır olmadığı" vurgulanıyor. Uruguay karşısında kendi kalesine gol atması ve Brezilya maçında Alisson ile yaşadığı çarpışma sonrası performans düşüşü ele alınarak, sol stoper olarak oynadığı maçlardaki hataları nedeniyle savunma hattının alarm zilleri çaldığı değerlendirilmiş Colombia adlı haber portalındaki bir makalede. El Futbolero Colombia'da yer alan bir başka analizde, Sánchez'in kötü performansına sebep olan şeyin sol stoper pozisyonuna uyum sağlayamaması ve bu pozisyonda yaşadığı özgüven kaybı olarak yorumlanmış. Bu eleştiriler 2024-2025 milli takım maçlarında yaşanan hatalar üzerine ve Sánchez'in pozisyon uyumsuzluğu ile doğan savunma zafiyetlerine odaklanıyor. Twitterda da özellikle Uruguay ve Brezilya maçlarından sonra bu doğrultuda atılmış yüzlerce twit var. Bana daha ilginç gelen bir şey daha var ki ta 2018 yılında yayınlanmış bir ESPN analizi. Japonya karşısında Sánchez'in "flop" (başarısız) olduğu ve sol stoper pozisyonunda savunma ortaklığında "başarısız" kaldığı değerlendirmesi yapılmış. Şöyle deniyor yazıda: "Japonya'nın penaltısına yol açan pozisyonda topu ve markajını kaybederek çok ciddi bir hata yaptı ve bunu telafi edemedi. Ondan sonra gözle görülür şekilde gerginleşti ve Japonya, birkaç izole kontratak dışında fazla baskı yapmamasına rağmen, hamle zamanlaması bozuldu." Ardından futbol istatistik sitelerinde bir tarama yaptım. Sánchez'in milli takım istatistiklerinde sol stoper olarak oynadığı maçlarda reytingleri nasıldı diye... Oldukça düşük denebilecek 5.5-6.0 arası değerler. Ve sol stoper pozisyonunda hatalarının arttığı, kendi kalesine gol atma oranının yükseldiği belirtilmiş. Doğal pozisyonu olan sağ stoperde çok etkili olduğu ama solda "konsantrasyon kaybı" yaşadığı ve "yeteneklerini sergileyemediği" söyleniyor. Değerlendirmelerin ortaklaştığı yer, Sánchez'in fiziksel gücüne rağmen sol ayaklı olmaması sebebiyle sol stoper oynadığında top dağıtımında zayıf kalması ve baskı altında hatalar yapması, hatalar sonrası konsantrasyon kaybı ile maçtan düşmesi noktasında... Ben sırf merak duygumla, 15 dakika içinde basit bir web taraması ile bu bilgilere ulaşabiliyorsam... O zaman sorarım işte Okan Buruk'a: Okan Buruk ve/veya teknik ekibinden herhangi biri, Davinson Sánchez'in sol stoper performansı ile ilgili kendi milli takımındaki performansına dair yorumları, analizleri araştırıp okudu mu? Performansı ve yapılan değerlendirmeler hakkında bilgileri var mı?

Kuzgun Nogay

82,242 次观看 • 1 年前

ÖZEL HABER Yer: Adana Manas Ortaokulu Müdürü: Resul Gök Konu: Okuldaki mescid 2 metrekare. Öğretmenler ve öğrenciler, namazlarını kılamıyorlar. Bir öğretmen sözcü seçiliyor ve okul müdürüne gidip mescid ihtiyacını dile getiriyor. Hem de defalarca… Okul müdürü Resul Gök’ün cevapları: “Allah’ınıza o kadar yeter! Size heryer mescid kılınmadı mı? Kılmak isteyen her yerde kılar. Gitsin evinde, camide kılsın isteyen. Okulda mescid neymiş!” Müdür Resul Gök’ün laftan anlamaz, saygısız ve ideolojik tavrı nedeniyle çok basit bir sorun okulda huzur kaçırıp kangren olunca, konu, Adana Valiliği’ne iletiliyor. (Burada bize göre yanlış yapılmış, konuya veliler de dahil edilmeli, imza toplanmalı, bizden yani Millî Medya’dan yardım alınmalı, konu Bakanlığa iletilmeli ve İslamofobik Siyasal Alevici Kemalist Müdür ivedilikle görevden alınmalı, yerine Türk Toprakları’nda Müslümanlığa ve Müslüman halka düşmanlık yapmayacak bir Müdür atanmalıydı.F.T.) Valilik, okulda Müslüman öğretmenlerin ve öğrencilerin namazlarını kılabilmeleri için, Kemalist müdüre rağmen, daha büyük bir odanın mescid olmasına vesile oluyor. Sonuç: Belki bu okulda mescid problemi çözüldü ama okuldaki 100’lerce öğrencimiz hâlâ İslam Düşmanı mezhepçi, partici ve ideolojik bir müdüre emanetler, tıpkı diğer 100’lerce okulda olduğu gibi… MEB’den talebimiz: Türkiye’deki hiçbir okulda LGBT yanlısı, Kemalist, Siyasal Alevici, mezhepçi, partici, ideolojik öğretmenlerin çocuklarımızı zehirlemelerine izin verilmesin. Yerli ve Milli şuura sahip, hayata ve eğitime bölücülük ve ötekileştirmecilik yapmadan bakan, başka devletlere ve örgütlere değil, maaş aldığı Devletine sâdık, Milletin tamamına sevgi dolu, aileye, ahlâka ve mukaddesata saygılı öğretmenler eğitsinler yavrularımızı… OKULLARDA KEMALİZM İSTEMİYORUZ! ÇOCUKLARI KEMALİZM’DEN KORUYUN! Fatih Tezcan. Analiz Tv GYY Whatsapp İhbar Hattımız: 0539 862 99 99 Whatsapp Kanalımız:

Fatih Tezcan

97,017 次观看 • 4 个月前

KAMUOYUNA AÇIKLAMA Sayın Başkan Gürsel Tekin, EMADDER’in siyasi tarafsızlık konusundaki hassasiyetini bilen ve buna büyük saygı gösteren bir isimdir. Bu hassasiyetimizi gözeterek toplantımızı tamamen basına açık ve yalnızca Kademeli Emeklilik mağduriyetine odaklı şekilde planlamıştır. Bizim siyasetle işimiz vardır; çünkü Kademeli Emeklilik mağduriyetimizi çözmek için derdimizi siyaset kurumuna anlatmak zorundayız. Ancak hiçbir siyasi partinin tarafı değiliz; tüm siyasi partilere eşit mesafedeyiz. Toplantımızın ardından gerçekleştirilen rozet takma etkinliği ise EMADDER’den tamamen bağımsız, ayrı bir organizasyondur. EMADDER olarak bu etkinliğe katılmadık; basın toplantımızın ardından salondan ayrıldık. Aynı gün gerçekleşen iki ayrı etkinliği birbirine bağlayarak EMADDER’in tarafsızlığı üzerinden algı oluşturulmaya çalışılması gerçeği değiştirmez. Kimin törenine katılacağımıza, nerede, ne zaman ve ne yapacağımıza yalnızca biz karar veririz. Biz, Kademeli Emeklilik mücadelesi veren mağdurlardan oluşan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Her makamda, her mevkide derdimizi anlatır; siyasetin değil, adaletin tarafında dururuz. Hakkımda X üzerinden “peşkeş çekme karşılığında ne aldın Mihriban?” şeklindeki mesnetsiz itham nedeniyle hukuki süreç başlatılmış, UYAP üzerinden e-imza ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçem sunulmuştur. Şahsımı hedef alan “cast ajansı” benzetmeleri ve benzeri paylaşımlara ilişkin bilgi ve belgeler de Savcılığa sunulmuştur. Sayın Gürsel Tekin’i ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan “cast ajansı” ve benzeri ifadelerin de mevcut hukuki süreç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Eleştiri başka, kişilik haklarına saldırı ve mesnetsiz itham başka. Savcılık tarafından talep edilecek tüm bilgi ve belgeleri eksiksiz şekilde sunacağız. Ne yaptıysak açıkça yaptık, ne söylediysek açıkça söyledik. Bundan sonrası hukuk ve ilgili kurumların işidir. EMADDER GENEL BAŞKANI Mihriban UĞURLU CHP 🇹🇷 Gürsel Tekin Muhammet Arif Genç EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

Mihriban UĞURLU ⚖️

47,806 次观看 • 23 天前

Korkak ve Yalancı Göztepe Camiasının Açıklamasına Karşın Kamuoyuna Duyuru 7 Aralık Pazar günü (dün) İzmir Atatürk Voleybol Salonu’nda oynanan Göztepe – Beşiktaş kadın voleybol lig müsabakası esnasında yaşanan olaylar ve sonrasında Göztepe Kulübü ile Göztepe taraftarlarının yaptıkları, kendileri açısından trajikomik olan açıklamalar, her ne kadar daha önce de Göztepe camiasını tanımamız ve söyledikleri sayısız yalana ilk kendilerinin inandığını bilmemiz sebebiyle şaşırtıcı olmaması gerekirken, bizi bir kez daha hayrete düşürmüştür. Maçtan günler önce Göztepe taraftarının, Büyük Beşiktaş Tribünü ile denk olmadığını defalarca acı tecrübelerle öğrenmiş olmasına rağmen yaptığı söylemler ve sosyal medya paylaşımları, yaşanan olayların en büyük tetikleyicisidir. Beşiktaş taraftarına “İzmir’e gelemezsiniz”, “Bu maça giremezsiniz” demek, ahmaklığın yanı sıra provokatörlükten başka bir şey değildir. Beşiktaş tribününün gidip de giremeyeceği, girip de çıkamayacağı dünya üzerinde hiçbir stat, salon veya şehir yoktur. Maç günü, başta İzmir ve Ege tribün gruplarımız olmak üzere İstanbul ve çevre illerden gelen onlarca Beşiktaş tribüncüsü, İzmir polisinin anlamsız ve sert tavırlarına rağmen en ufak taşkınlığa sebep olmamak için çaba göstermiştir. Buna karşın, küçüklü büyüklü Göztepe grupları, Beşiktaş taraftarlarının toplandığı ve salona yürüdüğü bölgelerde sabrı taşıracak hareketlerde bulunmuş, ardından Beşiktaş tribünü meydana indiğinde ise kendi şehirlerinde salon çevresindeki otoparklara kaçmıştır. Salona girdikten sonra ise kendi şehirlerinde adeta deplasman yaşıyor gibi düştükleri durumu hazmedemeyen grup, daha maç başlamadan sahadaki müsabakayı etkileyecek davranışlarda bulunmuş ve Beşiktaş tribününü kışkırtmaya devam etmiştir. Göztepe Kulübü’nün ve İzmir Emniyeti’nin sorumluluk alanında bulunan salonda alınması gereken güvenlik önlemlerinin yetersizliği, müsabakanın durmasına ve seyircisiz oynanmasına neden olmuştur. Göztepe Kulübü’nün, kendi sorumluluğunda olup hem İzmir halkını hem de kilometrelerce yol gelen deplasman taraftarını mağdur eden bu durum karşısında suçlu aramayı bırakıp şapkasını önüne koyması; provokatör taraftarlarını tribünden uzaklaştırması ve açıklamalarında belirttikleri gibi provokatif eylemlere hiçbir koşulda boyun eğmemeleri gerektiğini hatırlaması yerinde olacaktır. Yedi kıtaya nam salmış şanlı bir geleneğin emanetçisi Beşiktaş tribünü, hiçbir zaman kendine denk olmayan bir Anadolu tribününü rakip olarak görüp fevri hareket etmemiş; aksine yapıcı her adıma fazlasıyla karşılık vermiştir. Beşiktaş tribününün isminden faydalanıp bu isme düşmanlık ederek ün peşinde koşmak isteyen rakip gruplar, yakın dönemde acı tecrübelerle yanlış adreste olduklarını bir bir öğrenmiştir. Göztepe tribünü de bizim için, canımız sıkıldıkça konum ve branş fark etmeksizin had bildirdiğimiz bir topluluktan öteye geçemeyecektir. Beşiktaş ve Beşiktaş taraftarı ağır taştır, altında kalırsınız! #UNIBJK

UNIBJK

215,036 次观看 • 10 个月前

Bir dizide yer alan bir oyuncunun eşi ya da eşinin bu kadar müdahil olduğunu daha önce hiç yaşamadım. Ama bu durum artık kontrolden çıkmış durumda ve kim ne derse desin diziye zarar veriyor. Evet Ozan Bey, Cihal hayranları kurguyla gerçeği ayırt etmeyi biliyor ama biz 10 yaşında olup da olup biteni göremeyen çocuklar değiliz. Şu an neler yaşandığını sizin de gördüğünüzü düşünüyorum. Öncelikle insanlar ortada bir şey görmeseydi kimse kimseyi “ship”lemezdi. Kimyanın 1. sezondan bu yana ciddi şekilde değiştiğini herkes görüyor. Ayrıca ekipten birçok kişinin Türkçe, Arapça, İspanyolca ve İngilizce konuşan hayranların açtığı oda’ları dinlediğini düşünüyorum. O’nun yaptığı ilk şey, Kasım ayında bütün yazı kapsayan bir günlük paylaşmak oldu. Neden? Çünkü oda’larda insanlar artı ve eksileri bağdaştırmaya başlamıştı. Sonra Go Türkiye geldi ve bir sürü kamera arkası fotoğraf ve videosu gördük. Hatta Hilal bile ne kadar mutlu olduğunu paylaştı. Ozan ve Sinem, yeni bir projeyi birlikte kabul ettiğinizde fandomun ne kadar büyüdüğünü siz de gördünüz ve herkes (fazlasıyla) mutluydu. Ardından TV8’den klipler gelmeye başladı; Ozan’ın Sinem’e nasıl baktığından, herkesin böyle bir erkek isteyeceğinden bahsettiler. Tamam, bunu da geçelim. İnsanlar arkadaşlarını desteklemek için Ozan’ın film galasına katılabilmek adına izin alıyordu. Galadan 10 dakika önce S’nin galaya gelmeyeceği haberi geldi ve bunu da story’sinde paylaştı… Öncesindeki her detay onun geleceğini gösterirken (1sen bile geleceğini yazmışken) insanların tepki vermesi çok normaldi. Bunu da geçelim. Hem O hem B onun story’sini repostladı ve başka hiçbir şey yapmadı. Sonra tüm bunların arasında S, sezon boyunca hiç yapmadığı halde asansörde B ile fotoğraf paylaşmaya karar verdi. Neden? Go Türkiye aynı hafta yayınlanacağı için mi? İnsanlar bu hafta ikinci projeyi alıyoruz diye mutlu olmaya başladığı için mi? Bunu da geçelim. Sonra Sinem, GQ ödüllerine katıldı ve “Yılın Kadını” ödülünü aldı. Ama ne Uzak Şehir sayfası onu tebrik etti ne de Ozan “Yılın Erkeği” ödülünü kazandığında tebrik edildi. Oysa bu ödülleri önceki dizilerinden değil, Uzak Şehir sayesinde kazandılar. Bundan sonra iki taraftan da garip röportajlar gelmeye başladı. Özel hayatlarını hayranların gözüne sokmaya çalışmaları hiç hoş değil. Bugün geldikleri noktadaysalar bunda hayranların payı büyük. Ozan’a oğlu ve ailesi sorulduğunda eşinden “oğlumun annesi” diye bahsetmesi de ayrıca tuhaftı. Özel hayatını koruyan biri olduğunu biliyoruz ama eğer biri senin eşinse, çocuk olsun ya da olmasın, o senin eşindir; sadece “çocuğumun annesi” değildir. Ayrıca film röportajlarında kendi filmi yerine sürekli dizisi ve partneri hakkında konuşulması, o filmdeki partnerine karşı da büyük bir saygısızlıktır. GQ’daki röportajlar ise tam anlamıyla cringe’di; izleyip sevinelim mi yoksa bu sirki izlemeye devam mı edelim, anlayamadık. Tüm bunlardan sonra Uzak’ta ilk yakın sahneleri içeren bir bölüm yayınlandı. Türkiye’deki sıkı kurallar nedeniyle tam versiyonu göremeyeceğimizi herkes biliyor, buna tamamız. Ama geniş sahnelerin çekildiğini ve özel bir bölüm (ÖZEL) yapılacağını bildiğimiz halde bunun bir anda yayınlanmaması yine garip bir durum. Ardından S, Instagram’da partneriyle bir paylaşım yaptı. Sorun yok ama ne zaman daha romantik bir bölüm yayınlansa, özellikle onunla birlikte olduğunu göze sokar gibi paylaşımlar yapıyor. Neredeyse bir hafta boyunca sevgilisi postun altına yorum bile yapmadı, ama bir anda O yaptı. S de repostu retweetlemek zorunda kaldı ki B yorum yapsın? Komik mi? Evet. O zamana kadar da ona cevap vermemişti, ama neyse. Tüm bunlar olurken, Uzak’ın yayınlanacağı gün 1sen, O’nun eşinin ameliyat olduğu yönünde bir haber paylaştı. Ne zamandan beri yapmadığı bir ameliyat hakkında bilgi paylaşıyorlar? Türkiye’de nazara inanıldığını hepimiz biliyoruz. (+)

Lejla

278,874 次观看 • 9 个月前

Dilan Polat ve Engin Polat'ın kuzeni ve yakın koruması Can Polat'ın öldürülmesi olayında tetikçi Serhat Altun'un ifadesi ortaya çıktı: Sosyal Medyadan Tetikçiliğe Ulaşan Yol Aslen Diyarbakırlı olan ve İstanbul Gaziosmanpaşa'da yaşayan 20 yaşındaki Serhat Altun, ailesiyle yaşadığı şiddetli geçimsizlik ve derin maddi kriz sonrası yasa dışı gruplara yöneldi. Instagram'da suç örgütlerine ait bir gönderinin altına "Bu çetelere nasıl katılıyoruz?" yazdıktan kısa süre sonra, kendisini "Golfo" ve "Bahoz" kod adlarıyla tanıtan, İtalya veya Almanya’da firari olan "Daltonlar" çetesi yöneticileriyle Telegram üzerinden irtibata geçti. Kimlik fotoğrafı ve GBT kontrolünün ardından örgüte resmen kabul edildi. Konya’daki İlk Kanlı Görev ve 100 Bin TL Ödeme: Çeteye alındığı gün ilk deneme görevi olarak Konya'da bir adamın vurulması talimatını aldı. Konya'da lüks bir otelde konaklatılan Altun'a, örgüt kuryeleri tarafından odasına silah bırakıldı. Kendisine video kaydıyla gösterilen hedef şahsı, evinin salonunda otururken kurşun yağmuruna tuttu. Eylemin ardından çete, tetikçiye "başarı ödülü" olarak kripto cüzdan ve elden teslimat yollarıyla toplam 100 bin TL nakit ödeme yaptı. İstanbul'daki Engin Polat Keşfi ve Polis Engeli: Konya eyleminin ardından acilen İstanbul'a çağrılan tetikçiye, Daltonlar çetesi yöneticileri tarafından asıl büyük hedefin Engin Polat olduğu ve onu vurması gerektiği söylendi. Altun, Ataşehir ve Çekmeköy’de günlerce keşif yaptı. Çete ona suikast için otomatik bir "Akrep" tipi silah ulaştırdı; ancak mermi ve çelik yeleği getiren lojistik kuryesi polis operasyonuyla yakalanınca eylem bir süre ertelendi. Altun, bir hafta sonra başka bir kuryeden çelik yeleği teslim alarak takibe devam etti. Suikast Talimatının Nedeni: "Engin Polat Ödemeyi Kesti" Tetikçi Altun'un ifadesindeki en çarpıcı iddialardan biri, yanına motosiklet sürücüsü olarak verilen "Cin Ali" lakaplı Ömer Faruk Çoban'ın kendisine anlattıkları oldu. İddiaya göre, Engin Polat geçmişte kendi namına birilerini vurdurmak veya gözdağı vermek amacıyla Daltonlar çetesine yüklü miktarda ödemeler yapıyordu. Ancak Polat ailesi cezaevinden çıktıktan sonra bu para akışını tamamen kesince, çete liderleri tarafından doğrudan infaz hedefi haline getirildi. Çeşme'deki Takip ve "Yakınında Kim Varsa Vur" Emri: Polat ailesinin İzmir Çeşme'ye tatile gittiğini Dilan Polat'ın sosyal medya hikayelerinden anlık olarak takip eden çete, tetikçi Serhat Altun ve sürücü Cin Ali'yi acilen İzmir'e gönderdi. Çeşme Yalıkavak mevkiinde lüks bir otelin önünde pusuya yatan Altun, yurt dışındaki yöneticisi Golfo'ya "Engin Polat'ı göremiyorum, sadece kuzeni Can Polat araca valiz yüklüyor" mesajını attı. Yöneticiden anında "Fark etmez, Engin'e gözdağı olsun, yakınında kim varsa kafasına sık, indir" talimatı geldi. "Öldürmek İçin Değil, Korkutmak İçin Tarayacaktım": Tetikçi ifadesinde, "Asıl niyetim Engin Polat’ı öldürmeyecek şekilde bacaklarından taramaktı. Can Polat'ı görünce de öldürmek amacıyla sıkmadım, bacaklarını hedef alarak 2 el ateş ettim. Ancak mermilerden biri kasığına denk gelmiş" diyerek kendisini savunmaya çalıştı. Can Polat kaldırıldığı hastanede aşırı kan kaybından yaşamını yitirdi. Dilan Polat'ın 'Enerci' Şarkısıyla Kutlama:Cinayetin hemen ardından kaçış yolundayken tetikçi Altun, durumu çete yöneticisine bildirdi. Azmettirici "Golfo" kod adlı şahsın, suikastın hemen ardından WhatsApp durumunda tetikçinin fotoğrafını paylaşarak arkasına fon müziği olarak Dilan Polat’ın 'Enerci' şarkısını eklediği ortaya çıktı. Eşkalini gizlemek için hemen saç-sakal tıraşı olan ve üzerine şantiye işçisi yeleği giyen tetikçi, İstanbul'a kaçmaya çalışırken İzmir asayiş ekiplerinin koordineli operasyonuyla kıskıvrak yakalandı.

23 DERECE

395,203 次观看 • 3 个月前