Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Adana'da gençler 'başlık parası' eylemi yaptı 1 milyon TL’ye ulaşan başlık paralarına isyan eden gençler sokağa döküldü: "50 yıl önce filmdi, bugün gerçek oldu. Mal değiliz, evlenmek istiyoruz"

12,276 görüntüleme • 6 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

İki yüzlü siyaset 4 Levent İETT Garajı Burgu Kuleler,El maktum Plan değişikliği 10.05.2006-Turizm Tesis,Ticaret alanı 3 emsal.Kadir Topbaş dönemi. Sama Dubai , El Maktum satış tarihi 21.03.2007 Satış bedeli 980 Milyon. CHP Genel merkezi, İBB Meclis üyeleri, Milletvekilleri, Alanda Eylemler yaptık ortalık ayağa kalktı. CHP Genel Merkez yöneticileri deprem toplanma alanı olsun dediler.Ben burayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na satışla ilgili suç duyurusunda bulundum savcılık reddetti Danıştay’a başvurdum. Benimle birlikte RED kararına itiraz eden DİKKAT İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı,neticesinde Danıştay,İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın işleme koyulmama kararını kaldırdı. itirazımı Oy çokluğu ile kabul etti. Şikayetim üzerine Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM gündeme getirimesinden sonra ihale Teminat bedeli dört yıl sonra 35 milyon TL İBB. İRAD Olarak kaydedildi, İBB Savunması’nda ayıplı mal sattıklarını kabul etti.El Maktum’un yanında yer aldılar.Mimarlar odası dava açtı planlar iptal oldu. İBB meclisinde çoğunluğu elde eden Cumhuriyet Halk Partisi İmar Komisyonu Başkanı Harita Mühendisi Mahmut Sedat Özkan ,diğer üyeler. Yaklaşık 46.000 m2. alana Hülle ile Meri plan şartlarına dönerek yaklaşık 250.000 m2 inşaat iznini oy çokluğu verdiler. 1/5000 binlik planda plansız,1/1000 planda 3 emsal.50 kat. Konu ile ilgili CHP milletvekili Çetin soysal, TBMM soru önergesi verdi.Gökhan Günaydın basın açıklaması yaptı. CHP bir çok milletvekili aleyhte konuşmalar yaptılar görevde olan eski Milletvekilleri RANTA dur diyeceklermi. Şehir Plancıları Odası dava açacak mı ?İmar rantına yol veren başta M.Sedat Özkan diğer İmar Komisyonu Üyeleri Kente ihanet etmişlerdir. İmar izni Ekrem İmamoğlu’ndan habersiz yapılabileceğini düşünmüyorum. Şayet Haberi Yoksa müdahale etsin karar iptal edilsin. CHP İmar Rantına karşı Şehircilik Politikalarını açığa düşürmüştür.

hüseyin sağ

19,690 görüntüleme • 6 ay önce

4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığına dair rapor hazırlanan Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler’in dosyası kapatıldı. Anne H.Ş. itirazında boşanma aşamasında olduğunu belirterek, “Bana vakıfta tecavüz eden Şengüler ile zorla evlendirildim” dedi. Tarikat ve cemaatlerde gerçekleşen cinsel istismar skandalı iddialarına bir yenisi daha eklendi. Sessiz sedasız üzeri kapatılan bir istismar skandalı iddialarının son adresi selefi söylemlere sahip olduğu bilinen Kuran’a Hizmet Vakfı oldu. Vakfın sorumlusu ve de önemli isimlerinden biri olduğu ifade edilen 30 yaşındaki Ayhan Şengüler’in, 4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığı iddia edildi. Kısa sürede kapanan dosyaya ilişkin olaylar şöyle gelişti: 27 yaşındaki Anne H.Ş., kızı D.Ş.’nin, babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz bırakıldığı iddiası ile 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldu. ‘VAKIF’TA TECAVÜZ ETTİ’ Anne H.Ş., emniyette verdiği ifadede olayı şöyle anlattı: “Ayhan Şengüler ile 2017 yılında resmi olarak evlendik. Evliliğimizden D.Ş., isimli 4 yaşında bir kızımız var. Ancak şu an eşimle boşanma aşamasındayız ve mahkeme devam ediyor. Evlenmeden önce eşim, Kuran’a Hizmet Vakfı’nın Ümraniye Ihlamurkuyu’daki adresinde bana tecavüz etti ve sonrasında ailemin zoruyla evlenmek zorunda bırakıldım. - Evlendikten sonra sürekli olarak ben ve çocuğum psikolojik, fiziksel şiddete maruz bırakıldık. Sürekli ‘Sana yaptıklarımı birine anlatırsan aynısını kızına da yaparım’ diye tehdit ediyordu. Tüm bunları bir yıl önce savcılığa giderek anlattım ve bu olayların tümü şu an soruşturma aşamasında. - Kızım bir süre önce babasının vücuduna dokunduğunu söyledi. Ben ihtimal vermemiştim. Kızım küçük olduğundan söylediklerinin gerçek olmayacağını düşünmüştüm. Kızım Sosyal Hizmetler bünyesinde takip altındadır. Bu yüzden bugün gittiğim devlet hastanesinin sosyal hizmetler birimde kızımla görüşme yapan görevli uzman hekim, ‘kızımın istismar konusunu kendisine anlattığını’ söyledi. Kızımın, ‘babasının vücudunun özel bölgelerini ellediğini ve dövdüğünü’ söylediğini anlattı ve beni Çocuk Büro Amirliği’ne yönlendirdi. Kızıma cinsel istismarda bulunan Ayhan Şengüler’den davacı ve de şikâyetçiyim.” Kaynak: Birgün’den gazeteci İsmail Arı Haber yılı 2023… Ekleyeceğim haberle olayın gelişimine bakın… + Tecavüze uğramış zorla evlendirilmişti! Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi eski eşi tarafından üç yaşındaki kızı istismar edilen D.Ş. adalet arıyor! "Yıllarca eve hapsedildim. Tecavüze uğradım ben suçlu oldum. Keşke o eylemi yaparken beni öldürseydi, öldüğün zaman ancak haklı oluyorsun. Yıllardır beni dışladılar bunu kabullendim ama çocuğuma yapılanı kabullenmeyeceğim. Küçük bir çocuk kimseyi ayartmış olamaz." (Cumhuriyet)
3:49

Sensitive content

4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığına dair rapor hazırlanan Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler’in dosyası kapatıldı. Anne H.Ş. itirazında boşanma aşamasında olduğunu belirterek, “Bana vakıfta tecavüz eden Şengüler ile zorla evlendirildim” dedi. Tarikat ve cemaatlerde gerçekleşen cinsel istismar skandalı iddialarına bir yenisi daha eklendi. Sessiz sedasız üzeri kapatılan bir istismar skandalı iddialarının son adresi selefi söylemlere sahip olduğu bilinen Kuran’a Hizmet Vakfı oldu. Vakfın sorumlusu ve de önemli isimlerinden biri olduğu ifade edilen 30 yaşındaki Ayhan Şengüler’in, 4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığı iddia edildi. Kısa sürede kapanan dosyaya ilişkin olaylar şöyle gelişti: 27 yaşındaki Anne H.Ş., kızı D.Ş.’nin, babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz bırakıldığı iddiası ile 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldu. ‘VAKIF’TA TECAVÜZ ETTİ’ Anne H.Ş., emniyette verdiği ifadede olayı şöyle anlattı: “Ayhan Şengüler ile 2017 yılında resmi olarak evlendik. Evliliğimizden D.Ş., isimli 4 yaşında bir kızımız var. Ancak şu an eşimle boşanma aşamasındayız ve mahkeme devam ediyor. Evlenmeden önce eşim, Kuran’a Hizmet Vakfı’nın Ümraniye Ihlamurkuyu’daki adresinde bana tecavüz etti ve sonrasında ailemin zoruyla evlenmek zorunda bırakıldım. - Evlendikten sonra sürekli olarak ben ve çocuğum psikolojik, fiziksel şiddete maruz bırakıldık. Sürekli ‘Sana yaptıklarımı birine anlatırsan aynısını kızına da yaparım’ diye tehdit ediyordu. Tüm bunları bir yıl önce savcılığa giderek anlattım ve bu olayların tümü şu an soruşturma aşamasında. - Kızım bir süre önce babasının vücuduna dokunduğunu söyledi. Ben ihtimal vermemiştim. Kızım küçük olduğundan söylediklerinin gerçek olmayacağını düşünmüştüm. Kızım Sosyal Hizmetler bünyesinde takip altındadır. Bu yüzden bugün gittiğim devlet hastanesinin sosyal hizmetler birimde kızımla görüşme yapan görevli uzman hekim, ‘kızımın istismar konusunu kendisine anlattığını’ söyledi. Kızımın, ‘babasının vücudunun özel bölgelerini ellediğini ve dövdüğünü’ söylediğini anlattı ve beni Çocuk Büro Amirliği’ne yönlendirdi. Kızıma cinsel istismarda bulunan Ayhan Şengüler’den davacı ve de şikâyetçiyim.” Kaynak: Birgün’den gazeteci İsmail Arı Haber yılı 2023… Ekleyeceğim haberle olayın gelişimine bakın… + Tecavüze uğramış zorla evlendirilmişti! Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi eski eşi tarafından üç yaşındaki kızı istismar edilen D.Ş. adalet arıyor! "Yıllarca eve hapsedildim. Tecavüze uğradım ben suçlu oldum. Keşke o eylemi yaparken beni öldürseydi, öldüğün zaman ancak haklı oluyorsun. Yıllardır beni dışladılar bunu kabullendim ama çocuğuma yapılanı kabullenmeyeceğim. Küçük bir çocuk kimseyi ayartmış olamaz." (Cumhuriyet)

İlkay MKA

295,726 görüntüleme • 5 ay önce

İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen Teknofest Mavi Vatan için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılış töreni düzenlendi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: ZAFER HAFTAMIZI HAKKINI VEREREK EN GÜZEL ŞEKİLDE İDRAK EDİYORUZ Sizlerle birlikte Türkiye’nin kutlu yürüyüşüne gönül veren, ülkemizin güçlü yarınlarına öncülük eden tüm gençlerimize, tüm evlatlarımıza buradan selamlarımı gönderiyorum. Umudun, sevginin, aydınlığın timsali olan siz gençlerimizle İstanbul Tersanesi Komutanlığının mensuplarını bir arada görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. TEKNOFEST Mavi Vatana hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Cenabı Allah bahtınızı açık etsin, gözlerinizdeki ışık hiç eksik olmasın. Sevgili gençler; biliyorsunuz milletimizin tarihinde ve millî hafızamızda özel bir yere sahip olan Ağustos ayındayız. Malazgirt’te, Çaldıran’da, Mohaç’ta ve Büyük Taarruz’da destanlar yazdığımız zaferler ayındayız. İki gün önce Malazgirt Zaferimizin 954’üncü yıl dönümünü büyük bir gururla kutladık. Ahlat ve Malazgirt’teki iftihar tablosu gerçekten muhteşemdi. Milletçe bir ve beraber olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Malazgirt Ovası’nda ebedî ve ezeli kardeşliğimiz yeniden tescillendi. Dün ise ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşesindeydik, şirketimizin 50’nci yılında savunma sanayimiz adına üç gurur verici adımı aynı anda attık. Çelik Kubbe bileşeni sistemlerimizi envantere aldık, ASELSAN’a ait 14 tesisin açılışını gerçekleştirdik, ayrıca Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temelini attık. İşte bugün de İstanbul Tersane Komutanlığımızdayız. İki gün sonra 30 Ağustos Zaferinin 103’üncü yıl dönümünü kutlayacağız, yani zafer haftamızın hakkını vererek en güzel şekilde idrak ediyoruz. Muhalefet gibi nümayiş yapmıyor, kuru gürültüyle, içi boş sloganlarla bu önemli günleri geçiştirmiyoruz, tam tersine her açıdan dolu dolu geçirmeye gayret gediyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Sevgili kardeşlerim, öncelikle sizin ve tüm gençlerimizin zafer haftasını tebrik ediyorum. Bu topraklar için kanlarını dökerek canlarını feda ederek Anadolu’yu bizlere yurt yapan şehit ve gazilerimizi rahmetle yâd ediyorum. Şurası bir gerçek ki, ne yaparsak yapalım onların haklarını asla layıkıyla ödemeyiz. Her şeyden önce bu ülke bize aziz şehitlerimizin kutsal emanetidir. Ay-yıldızlı bayrağımız onların fedakârlıkları sayesinde dalgalanıyor. Vatan toprakları üzerinde onların yüzü suyu hürmetine hayatımızı özgürce idame ettirebiliyoruz. Millet olarak tarih sahnesindeki varlığımızı yüzlerce yıldır yine onların sayesinde sürdürüyoruz. Rabbim hepsinden razı olsun, ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin. Ne diyor merhum Mehmet Akif: “Sen, şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.” Evet, sizler hepiniz şehit oğlusunuz, şehit torunlarısınız. KARŞIMDA ŞEHİTLERİN EMANETİNE SIKI SIKIYA SARILAN GENÇLİK GÖRÜYORUM Burada şunu da tüm samimiyetimle söylemek durumundayım: Şu an karşımda şehit ve gazilerin emanetlerine sıkı sıkıya sarılan şuurlu bir gençlik görüyorum. Şu an büyük ve güçlü Türkiye’nin temellerini atan, geleceğine sahip çıkan özverili bir gençlik görüyorum. Her yönüyle muhteşem, her açıdan muazzam, bilgisiyle, vizyonuyla, isteğiyle, tutkusuyla, hayranlık uyandıran bir gençliği karşımda görüyorum. İnanın sizlere bakınca Çaka Beyi, Umur Beyi, Kaptanıderya Barbaros Hayrettin Paşa’yı hatırlıyorum. Sizlere bakınca Oruç Reis’i, Piri Reis’i, Turgut Reis’i hatırlıyorum. Sevgili gençler, sizlere baktıkça gemileri karadan yürüten Sultan Fatih’in o keskin dehasını, cihana yön veren Sultan Selim’in o büyük zekâsını, Sina Çölü’nü 13 günde geçen Sultan Yavuz’un o kararlılığını görüyorum. Karşımdaki şu güzel topluluğa baktığımda emin olun Türkiye’nin parlak geleceğini görüyorum. Coşkunuz için, heyecanınız için teşekkür ediyorum. Milletimize verdiğiniz güven için her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Sizin gibi köklerini bilen, misyonunu bilen, hedefe kilitlenmiş bir gençlikle yol yürüdüğüm için Rabbime sonsuz hamd ediyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’da gönüllerimizi buluşturan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, T3 Vakfımıza, programda emeği geçen tüm kardeşlerime şükranlarımı iletiyorum. Maşallah çok güzel bir program hazırlamışlar, gençlerimiz vizyon kazandıracak pek çok etkinlik organize etmişler. Sualtı ve deniz aracı yarışmalarında interaktif gemi dizayn atölyelerine, forum ve konferanslardan eğitici ve eğlenceli sahne gösterilerine, velhasıl 4 gün boyunca devam edecek TEKNOFEST Mavi Vatan programının ülkemiz, milletimiz, bilhassa da siz gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ürünleriyle, projeleriyle, eserleriyle TEKNOFEST Teknoloji Yarışmalarında maharetlerini sergileyecek tüm gençlerimizin gözlerinden öpüyor, hepsine ayrı-ayrı başarılar diliyorum. SAVUNMA SANAYİMİZ HER ALANDA DESTAN YAZIYOR Değerli misafirler, sevgili genç kardeşlerim; engellere rağmen inancın ve azmin neleri başardığını görmek isteyenler bugün açık söylüyorum, Türk savunma sanayine bakıyor. Ülkemizin iftihar vesilesi olan savunma sanayimiz, kelimenin tam anlamıyla her alanda destan yazıyor. Dostlarımız başarılarımızdan övgüyle bahsederken, hasımlarımız endişe ve telaş içinde bizi yakalamaya çalışıyor. Varsın uğraşsınlar, onlar koşacak, ama onlar bizi yakalayamayacak. Burada şunu iddiayla ifade etmek isterim: Bundan 100 yıl önce istiklal harbimiz nasıl ezilenlere umut aşılamışsa, savunma sanayi hamlelerimiz de bugün mazlumlara cesaret veriyor. Filistin’den Suriye’ye, Yemen’den Somali’ye, Sudan’dan Libya’ya nerede sıkıntı çeken bir kardeşimiz varsa Türkiye’nin başarılarıyla gurur duyuyor. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Sevgili gençler; ne mi yaptık, olmaz diyenlere aldırmadık. Yapamazsınız diyenlere kulak asmadık. Hayal görüyorsunuz diyenlere prim vermedik. Hayalperest olmadık, ama hayal kurmaktan da asla vazgeçmedik. İnsanımıza güvendik, mühendislerimize, şirketlerimize, siz gençlerimize sonuna kadar güvendik. Sonuçta çok kısa sürede dünyanın gıptayla takip ettiği bir seviyeye geldik. Pazar günü inanıyorum ki sizler de Boğaz’daki geçit merasimini izlediniz. Avara komutuyla zafer yolculuğuna başlayan ve 24 Ağustos’ta dünyanın incisi İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerimiz hepimizin göğsünü kabarttı. Çok maksatlı amfibi gemimiz TCG Anadolu, Barbaros sınıfı firkateynimiz TCG Oruç Reis, ilk millî firkateynimiz TCG İstanbul, ilk millî savaş gemimiz TCG Heybeliada, amfibi çıkarma gemimiz TCG Sancaktar, hayalet denizaltı gemimizin ikinci platformu TCG Hızır Reis, kılıç sınıfı hücum botumuz TCG Kalkan, mayın avlama gemimiz TCG Alanya gibi her biri donanmamızın caydırıcı gücü olan son teknolojiye sahip platformlarımızı oraya götürdük. Bu gemilerimizle birlikte Gazi Mustafa Kemal’in emaneti TCG Savarona da geçit törenimizde ilk kez yerini aldı. SAVARONA YILLARCA KADERİNE TERK EDİLMİŞTİ Sevgili gençler; bakınız Savarona yıllarca kaderine terk edilmişti. Genç cumhuriyetimizin bir dönemine tanıklık eden bu yat, maalesef bir ara kumarhane olarak da kullanılmıştı. Biz bunu aldık, aslına sadık kalarak baştan aşağı yeniledik ve mavi sularla tekrar buluşturduk. Gazi Mustafa Kemal’in “bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi bekledim” dediği yatını burada yakından görebileceksiniz. Yarışmalarda dereceye giren evlatlarımız ile şehit yakınları ve gazilerimiz ise Savarona gemisini ziyaret edebilecekler. Donanmamızın amiral gemisi ve dünyanın ilk SİHA gemisi olan TCG Anadolu’nun kapıları da ziyaretçilere açık olacak. Şimdi bunun bir büyüğünü yapıyoruz inşallah. Bununla kalmayacağız. Bize yakışan neyse onu da yapacağız. TCG Anadolu’da Bayraktar TB-2, TB-3 ve Kızılelma gibi insansız hava araçlarımızın yanı sıra ZAHA, Vuran, Kobra gibi zırhlı araçlarımız da yer alacak. TEKNOFEST ziyaretçileri Türk denizciliğinin nereden nereye geldiğini, bugün hangi yeteneklere sahip olduğunu böylece görme fırsatı bulacak. 8 YILDA 11 MİLYONA YAKIN ZİYARETÇİ AĞIRLADIK Sevgili gençler, değerli arkadaşlarım; biz savunma sanayimizi güçlendirirken, aynı zamanda genç kuşakların teknolojiye, dijitale, inovasyona, ilgisinde özellikle bunu artırmaya çalışıyoruz. TEKNOFEST’ler bu gayretlerimizin adeta sembolü haline geldi. İlkini 2018 yılında gerçekleştirdiğimiz TEKNOFEST’in bu sene yurt içinde 10’uncusunu, toplamda 12’incisini düzenliyoruz. 8 yılda yaklaşık 11 milyona yakın ziyaretçi ağırladık. 2025 senesinde birincisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde. İkincisi İstanbul’da olmak üzere iki TEKNOFEST tertip ettik. Toplam 63 yarışmaya 1,2 milyona yakın yarışmacı başvuru yaptı. TEKNOFEST’in her yıl gençlerimizin ilgisine daha fazla mazhar olmasını çok kıymetli görüyorum. Bütün bu rakamları aslında bizlere şunu söylüyor: TEKNOFEST gençliği özellikle bentleri tek tek yıkarak maşallah doludizgin geliyor. Bu ülkenin gençleri teknolojiye, araştırmaya, yeni şeyler keşfetmeye daha fazla merak sarıyor. Bu milletin pırıl pırıl evlatları Türkiye için hayal kurmaktan ve hayallerinin peşinden gitmekten asla vazgeçmiyor. Onca algı çalışmasına, dozu sürekli artırılan onca provokasyona, propagandaya rağmen gençlerimiz kendilerine güveniyor, inanıyor, yarınlarına umutla bakıyor. Şair Arif Nihat Asya’nın; Elde sensin, dilde sen. Gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u Fetih ettiği yaştasın. Dediği siz gençlerimizle kıvanç duyduğumu bilmenizi isterim. İstanbul merhum Mehmet Akif’in, üstat Necip Fazıl’ın, rahmetli Nurettin Topçu’nun ve daha nice fikir erbabımızın özlemini çektiği TEKNOFEST gençliğini bizlere yoldaş eden Rabbime şükürler olsun. Bu kutlu yürüyüşün, yani sancaktarı kim mi? Sizlersiniz. Sizler yükselen bir çağın öncüleri, Türkiye Yüzyılının mimarlarısınız. BÜYÜK DÜŞÜNÜN, BÜYÜK HEDEFLER BELİRLEYİN Şunu her bir genç arkadaşımın bilmesini istiyorum: Gelecek sizin, Türkiye sizin, hatta tüm dünya sizin. Sığ sularda bile yüzmekten acizlerin size hudut çizmesine asla izin vermeyin. Büyük düşünün, büyük hedefler belirleyin ve o hedeflere ulaşmak için yılmadan, yorulmadan, yıkılmadan yürümeye devam edin. Özgürlük istiyorsanız özünüze dönün. Adalet istiyorsanız medeniyetinize sarılın. Gelecek istiyorsanız mazinizle barışın. Şunu da lütfen hiçbir zaman unutmayın sevgili gençler: Sizler Sultan Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin, Fatih’in torunlarısınız. Ne sömürgecilik, ne soykırım, ne zulüm şanlı tarihinde hiçbir leke olmayan çok büyük bir milletin çocuklarısınız. Başınızı her zaman dik tutmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinizden işte bu özgüvenle hareket etmenizi istirham ediyorum. Sizin özgüveniniz, sizin azminiz bu ülkenin en büyük teminatıdır. Göreceksiniz bugün attığınız küçük adımlar gelecekte büyük başarıların kapısını açacaktır. Bugün yaptığınız fedakârlıkların meyvelerini yarın hiç tahmin etmediğiniz alanlarda toplayacaksınız. Biz öncekilerden devraldığımız emaneti şanlı, şerefle taşıdık. Gençler olarak siz de bizden teslim alacağınız sancağı inşallah çok daha yükseklere çıkaracaksınız ben buna inanıyorum, size güveniyorum. İnşallah son nefesime kadar da güvenmeye devam edeceğim. Biliyorum ki siz varsanız her zaman umut var, gelecek var. Hani şair diyor ya; Yarın elbet bizim, Elbet bizimdir. Gün doğmuş, Gün batmış, Ebet bizimdir. Evet, yarınlar bizimdir, milletimizindir, Türkiye Cumhuriyetinindir. İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapana kadar durmayacak, inşallah sabırla, azimle, samimiyetle çalışacağız. En büyük eserimiz olarak terörsüz Türkiye’yi inşallah sizin için hayata geçireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle hepinizi; bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kahraman donanmamızın, kahraman mensuplarına Cenabı Allah’tan başarılar niyaz ediyorum. Savunma sanayinde adeta desten yazan firmalarımızı tekrar kutluyorum. TEKNOFEST Mavi Vatan’a katılan ve katkı sunan Savunma Bakanlığımıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Savunma Sanayi Başkanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfımıza ve diğer kurumlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla. TR Teknoloji Takımı #TEKNOFEST #MAVİVATANTEKNOFEST #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

48,961 görüntüleme • 11 ay önce

OKUYUN VE OKUTUN LÜTFEN Bize anlatılan tarih şu; İstanbul'u kim, kaç yılında fethetti? Romayı kim yaktı? İlk halife kimdir? Preveze deniz savaşı kaç yılında kimlerle oldu? Sonrasında 50 yıl boyunca Hababam sınıfıyla san'at (!) adı altında; -Adın ne -Hz. Şaban -Kaç yaşındasın? -1453 -Romayı kim yaktı? -Anam -Evladım, senin anan kim? -Kanuni Sultan Süleyman -İlk halife kimdir? -İmparator Neron... Diye "ti' ye alınarak kutsallarımız ve değerlerimiz hiçe sayıldı. Sanki verdikleri eğitim eğitimdi de bir de bunca neslin gözünde koca bir dini ve imparatorluğu maskara etmek için "Yeşilcam" denen bir kurum kurdular. Yıllarca bu kurumun içerisinden sanatçı diye bir sürü din düşmanı ve gerçek kültürümüzü örseleyen birçok aşağılık yetiştirdiler. Devamında süregelen nesil gerçekte hayatı, tarihimizi ve kültürümüzü böylelikle ciddiye almayıp, sorgulama yeteneğini kaybetti. Kimselerin aklına; - Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında iki kıtayı birleştiren, bir çağı kapatıp öteki çağı açan fethi nasıl gerçekleştirdi? - Onca medeniyeti aynı topraklarda nasıl kardeşçe yaşattı? - Osmanlı gericiyse. Fatih nasıl yedi dil biliyordu? (Bugün bana 7 dil bilen bir diplomat gösterebilir misiniz?) - Osmanlıda vakıfların çoğunluğunu kadınlar sağlarken, bahsedilen ve köle gibi kullanılan kadınlar kimlerdi? - Osmanlı katil bir kimliğe sahipse, nasıl dünya tarihinde en fazla etnik kimliğe sahip olabiliyordu? - Akılalmaz mimariler nasıl vücut buluyordu? - Saraydan çıkmayan Kanuni, ne ara Viyana'ya kadar gidebildi? - Avrupa'nın en büyük krallıklarını titreten padişahlarımız, neye göre saraylardan çıkmadı? - Devletin bekâsı için gerekirse kendi aile efradından hainleri bulup öldüren padişahlarımız, neye göre katildi? - 600 yıl bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kayıtlara geçen insani suçlara rağmen, şeriatla yönetilen imparatorluk neye göre yanlıştı ? - "Zulüm 1453'te başladı" diyenler servetlerine servet katarken, zulmün başkenti (!) İstanbul'un en güzide semtlerinde en afilli malikanelerinde kimler için kalemşörlük yaptılar? - Sultan Abdulhamid han 33 yıl boyunca bir ahtapot gibi dört koldan sarmalayan hainlerle nasıl savaştı? - Vatikanların, kralların huzura gelirken önce vezirlerle muatap olduğu imparatorluk nasıl bu kadar basitleştirildi? - Musul ve Kerkük gibi devasa petrol yatakları hangi akla hizmetle araba fiyatına bir buçuk milyon askerimizi şehit eden İngilizlere teslim edildi? - Kim, hangi akla hizmetle, kime danışıp da savaştığımız ne kadar kâfir varsa onlara ait herşeyi bize dayatıp buna mecbur kıldı? - Neden Hicri değil de Milâdi, cuma değil de pazar, sarık değil de şapka, cübbe değil de kot, arapça değil de latince, çarşaf değil de bikini? - Kim istedi bunları? Çanakkale'de Dumlupınar'da, Sarıkamışta Sakarya'da, Kurtuluş ve İstiklâl savaşlarında "ALLAH ALLAH" diyen mehmetçik mi? Yoksa onların hayatta kalan yakınları mı? - Ayak tırnağından saç teline kadar imanla yoğrulmuş bu milletin Hz. Muhammed (s.a.v) efendimizin hilâfetine değil de Fransız'ın lâikliğine ihtiyacı olduğuna kim karar verdi? - 622 yıl Haçlı ve yahudi dünyasının kâbusu olan Osmanlı bir nefeste böyle alaycı bir dille anlatılabiliyor da, 1 gecede kurulan cumhuriyeti mi 100 yıldır anlata anlata bitiremedik...??? Vs...vs.... İşte bu yüzden Yalan Yazan Tarih Utansın. Nesillerimize doğruları anlatana kadar susmayacağız inşaAllah.... Konda Tayyip Erdoğan 15 Hakan Fidan Reis Tunç Soyer İsmail Saymaz Erbakan Turgut Altınok Zübük Cumhur İttifakı MURAT KURUM KAZANACAK Ekrem

Kumandan

54,275 görüntüleme • 2 yıl önce

‼️KAMUOYUNA‼️ 🟥EYT’liler Ekonomik Yük Değil Sosyal Adaletin Temsilcisidir‼️ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan ın #EYT düzenlemesiyle ilgili yaptığı açıklamalara istinaden❗️ 📌EYT meselesi KÖKTEN ÇÖZÜLMEDİ. Söz verilmesine rağmen 2 hakkımız masada bırakıldı. O sistemde kalan 2.5 milyonun 1.5 milyonu söz verilip, eksik primlerini tamamlamak için borçlanan, ancak yasa eksik çıkınca ortada bırakılan, banka hacizlerine konu olan, hayatları karartılan, sefalete sürüklenen ve yaşam mücadelesi veren mağdur EYT lilerdir. 📌Halen daha meseleyi çözdük denilmesini REDDEDİYORUZ ‼️ 📌2025 itibariyle yaklaşık 2.5 milyon vatandaşımız EYT kapsamında emekli olmuş, bir o kadarının da başvuru yapmadığı tahmin edilmektedir. Toplamda 5 milyon kişilik bir kitleden söz edilirken, bu vatandaşlarımızın “ekonomiye yük” olarak tanımlanması hem teknik hem de etik açıdan kabul edilemez❗️ 📌Genç Emekliler ne demek ⁉️ Çalışma hayatına 2 şartla Devletimizin güvencesi ile başladık. 🔷️Kadınlar 20 hizmet yılı-5000 Prim 🔷️ Erkekler 25 hizmet yılı-5000 Prim ✅️8 Eylül 99 da 4447 sayılı kanunla Emeklilik yaşı yükseltilirken, Yasa mevcut çalışanların aleyhine doğru geriye işletildi❗️Eşi benzeri olmayan bir haksızlığa imza atıldı. 18 inde sisteme giren kadın 38 inde, 30 yaşında işe giren kadın 50 yaşında Emekli olur. Garip olan nedir ⁉️ 🔍 Gerçek Maliyet Ne? Sayın Bakan’ın ifadesiyle EYT’nin 2023–24 maliyeti 844 milyar TL 2025 için ise 1.2 trilyon TL olarak belirtilmiş. Ancak bu rakamlar, yıllarca prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanmış vatandaşların kendi birikimlerinin karşılığıdır‼️ EYT’liler uzaydan gelmedi. Bu sistemin içinde çalıştı, üretti, prim ödedi. Bugün aldıkları maaşlar, sosyal güvenlik sistemine yaptıkları katkının doğal sonucudur‼️ 📊 SGK Bütçesi Gerçekten %67 Emekli Aylıklarına mı Gidiyor? Bu oran, SGK’nın toplam giderleri içinde emekli maaşlarının payını ifade ediyor olabilir; ancak SGK’nın gelir kalemleri arasında aktif çalışanlardan gelen primler, devlet katkıları ve diğer sosyal sigorta gelirleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu oran, sistemin sürdürülebilirliğini sorgulamak için tek başına yeterli değildir.‼️ 📌Primlerimize Ne Oldu⁉️ EYT’liler yıllarca çalıştı, prim ödedi. Bu primler SGK’nın gelir hanesine yazıldı. Bugün alınan maaşlar, bu primlerin karşılığıdır. 📌Yasa çıkmasaydı emekli olmayacak mıydık? Sisteme girmeyecek miydik ⁉️ 📌Vatandaşlar zaten emeklilik hakkını kazanmıştı.Çıkarılam Yasa 24 yıldır el konulan hakkın kısmen kullanılmasını mümkün kıldı‼️ 🔵Çalışmaya Devam Eden EYT’liler; Sayın Bakan’ın da belirttiği gibi, EYT’lilerin önemli bir kısmı çalışmaya devam ediyor. Bu durum SGK’ya ek prim geliri sağlıyor. Yani EYT’liler hem maaş alıyor hem de üretmeye devam ediyor. Bu tablo sistemin çökmediğini aksine, çalışan emeklilik modelinin katkı sunduğunu gösteriyor❗️ 📌Ve ayrıca 16.881 TL sadaka gibi maaş verip nasıl çalışmasınlar ⁉️ 🔴Ev kirasının maaştan yüksek olduğu bir ülkede yaşıyoruz❗️ 🔵 Sistemde kalmaya davet ediyorsanız; 📌Önce Çalışma Koşullarını Düzenleyin! Hem mevcut çalışanlar, hem de #Emekli çalışanlar arasında güvencesiz, düşük ücretli, kayıt dışı veya sosyal haklardan yoksun işlerde istihdam edilenlerin oranı küçümsenemez. Ekmek parası uğruna, İşçi Sağlığı ve Güveliğine aykırı çalışma koşulları sebebiyle hayatını kaybeden binlerce vatandaşımız var ‼️ Bu tabloyu görmeden yapılan davetler, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini değil, bireyin tükenişini teşvik etmektedir. ‼️ SONUÇ 🔷️ EYT’liler, sosyal güvenlik sisteminin yükü değil, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, haklarını 24 yıl kısmen alabilmiş VATAN EVLATLARIDIR ❗️ Onları ekonomik yük gibi göstermek, hem sosyal adalete hem de kamu vicdanına aykırıdır❗️ Gerçekleri çarpıtmadan, şeffaf ve adil bir kamu iletişimi istiyoruz❗️ #EmekliBuradaHükümetNerede #5000KısmiyeSözünüzNerede Recep Tayyip Erdoğan Cevdet Yılmaz Mehmet Simsek Özgür Özel Müsavat Dervişoğlu Dr. Fatih Erbakan Ümit Özdağ Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Erkan BAŞ ENSONHABER

EYT & EF Arzu LASTİKCİ

16,074 görüntüleme • 10 ay önce

Fenerbahçe Yağız Sabuncuoğlu haberini yalanladı 🤔 Ertem Şener: Kamuoyunun bilgisine demiş Fenerbahçe yönetimi, Yağız Sabuncuoğlu tarafından dile getirilen iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Son günlerde doğru olmayan transfer haberlerinin tekrarlanarak kamuoyuna servis edilmesi ve Fenerbahçe taraftarının sistematik biçimde yanlış yönlendirilmeye çalışılması nedeniyle bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur. Fenerbahçe Spor Kulübü, meslek etiğine bağlı; doğruluğu esas alan hiçbir medya mensubuyla sorun yaşamaz. Benimsedimiz iletişim anlayışı açık, şeffaf ve karşılıklı saygıya dayanmaktadır; ancak kulübümüzü spekülasyonlara spekülasyonlarla yönlendirmeye çalışan, doğruluğu teyit edilmemiş bilgileri gerçekmiş gibi servis eden ve geçmişte alışık olunan bilgi sızdırma düzeninin devam edeceğini düşünen çevreler, Fenerbahçe'nin artık bu anlayışla yönetilmediğini bilmelidir. Büyük Fenerbahçe taraftarının da gerçek habercilikle algı oluşturmaya yönelik asılsız yayınlar arasındaki farkı en doğru şekilde değerlendireceğine inanıyoruz. Transfer sürecine ilişkin doğru ve güvenilir bilgilendirmeler, her zaman olduğu gibi, kulübümüzün resmi iletişim kanallarından kamuoyuyla paylaşılacaktır. Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, ben haberimin arkasındayım. Fenerbahçe Futbol A.Ş. yöneticisi Feridun Geçgel şu anda Fransa'da ve ben de haberimi bu doğrultuda yaptım, kamuoyunun bilgisine sunarım. Buyurun. Yani arkadaşlar, yani bilemiyorum, hani bu konuda ben de eee bak yayına girerken, bak Yağız 5 dakika önce yaptı bu açıklamayı. Ben yayına girmeden, girdikten 2 dakika sonra ne dedim size? Feridun Bey dedim, şu anda yurt dışında. Yağız'ın yaptığı haberler ne? Fenerbahçe ile ilgili. Fenerbahçe, Mason Greenwood için bugün resmi teklif yaptı ve Roma'nın yaptığı, Roma'nın son yaptığı teklifin önüne geçti. Fenerbahçe yaptığı bu teklifle Marsilya'nın istediği 50 milyon euro seviyesine yaklaştı. Acaba Fenerbahçe şöyle bir şey mi diyor: "Yani biz 50 milyon euro falan bandında değiliz"? Onu mu demek istiyor, bilmiyorum ama bu haber doğru bir haber. Yani Fenerbahçe 50 milyon euro seviyesine yaklaşmıştır ya da yaklaşmamıştır, ama ben rakamlara karışmam. Fakat yani Feridun Bey'in, Feridun Bey'in şu anda Fransa'da olduğunu çok önemli bir kaynaktan duydum. Vallahi billahi yani. Özel, Fenerbahçe Futbol Komitesi'nden iki isim; Mason Greenwood transferi için bitirmek için Fransa'ya gitti diyor Yağız. Borussia Dortmund, Guirasy için yapılan son teklifleri kabul etmezse, Olly Watkins için Aston Villa oyuncunun temsilcisiyle görüşme yapılacak. Dünya Kupası'ndan sonra kararını verecek olan Watkins, alternatif olarak bekletiliyor. Ben eee Greenwood'u, Greenwood'u Fenerbahçe'nin almak üzere olduğunu düşünüyorum. Yani bu konuda Fenerbahçe muhtemelen bir sürpriz hazırlıyor. Hani Yağız da bu transferi yaptı, haberi verdi diye, hani Fenerbahçe hani geçen gün dedi ya: "Ya kardeşim biz Ake transferini sessiz sedasız duyurduk, kimsenin haberi olmadan gümbür gümbür duyurduk" diye. E şimdi Fenerbahçe yönetimi bunu düşünebilir, bunu düşünebilir. Sayın Başkan, eee yani ben buradan Fenerbahçe yönetimine sesleniyorum. Sayın Başkan, yani kavgayla gürültüyle değil, biz sizi çok seviyoruz. Siz Fenerbahçe'ye çok yakışan bir adamsınız, çok dürüst bir insansınız. Ben Sayın Aziz Yıldırım'ın çok düzgün bir insan olduğunu biliyorum. Çok dürüst bir insan olduğunu biliyorum. Çok büyük bir Fenerbahçeli olduğunu biliyorum. Ama Sayın Başkan, ne olur kavga etmeyin ya. Bak bu sene kavga ne olur etmeyin ya. Allah aşkına medya yoruldu, kulüpler yoruldu, insanlar yoruldu. Hepimiz yorulduk. Size saygımız sonsuz. Siz deyin ki: "Ya tamam yok" deyin. Yapmayın Fenerbahçe ile ilgili haber deyin. Yapmayalım. Bağlanın yayınlarımıza. Söyleyin. Deyin ki: "Kardeşim bu haber doğru değil" deyin. Ama bak ben bir daha söylüyorum. Siz Tayfun Bayındır veya Mehmet Aslan abiyle yaptığınız bir röportaj vardı. Hürriyet ya da Hürriyet ya da Milliyet gazetesine vermiş olduğunuz bir röportaj vardı. Orada diyorsunuz ki: "Bak üçüncü kez söylüyorum, biz bazen işte transfer haberlerini yalanlamak zorundayız" diyorsunuz ya. Yani bunu hani kalkıp da ne diyeyim yani hani siz hani yalanlamak zorundasınız. Bu arada doğru söylüyorsunuz. Fiyat yükseliyor işte Roma, fiyat yükseltiyor. Atletico Madrid devreye giriyor, bilmem ne oluyor. Ha olabiliyor yani. Ama siz bizim canımızsınız ya Başkan. Sayın Başkan, biz sizi çok seviyoruz. Bir kere sizden ziyade Fenerbahçe'yi seviyoruz. Fenerbahçe kulübüne saygı duyuyorum ben. Ben Fenerbahçe kulübü bir şey söylüyorsa bitmiştir olay. Yani Yağız da çok güzel cevap vermiş. Yani Fenerbahçe kulübüne verilebilecek en güzel cevabı vermiş. Hani saygı sınırı, saygı sınırları içerisinde adam hiçbir şekilde bak helal olsun Yağız'a. Çocuk çok doğru bir cevap vermiş. Diyor ki: "Fenerbahçe Spor Kulübü'nün açıklamasına karşı saygım sonsuzdur." Bitti. Bak saygım sonsuzdur diyor. Bundan sonrasına helal olsun demek için.

Galatasarayultrataraftar

36,587 görüntüleme • 26 gün önce

Sevgili Fikret Orman, Bir anda seni hangi rüzgar attı da tivibu’ya koşa koşa gittin, estin gürledin, bilmem, ama programdaki esintilere istinaden bir kaç şey söylemek isterim; Samet Aybaba ile başlayıp Şenol Hoca bitirdiğini söylüyorsun. O öyle değil … Döneminde 7 hoca ile çalıştın. 1-Portekizli lobili Carlos Carvahal ile başladın, 2-Tayfur Havutçu ile sezonu tamamladın. 3-Sonra Samet Aybaba'yı takımın başına getirdin 4-Ama, Samet Aybaba öncesi İsveçli Sven-Göran Eriksson resmi sözleşme yapıldığı ve bu nedenle 1 milyon 200 bin Euro tazminat ödendiği ileri sürüldü. Bu para ödendi mi veya sözleşme imzalandı mı buna hiç biriniz cevap vermediniz… Samet Aybaba dönemi kötü gitti taraftar demir-çelik joplarla tribünde dövüldü, 5-Daha sonra Slaven Biliç, 6-Sonra da 2015-2019'da Şenol Güneş ile çalıştın… 'Şenol hoca en uzun dönemini benle çalıştı' diyorsun. Ama 3 dönem 5 hoca değiştirmiş olduğuna bakarsak Şenol Güneş senin en uzun süre çalıştığın tek hoca. 7-İstifa öncesi sezon başında da Abdullah Avcı'yı göreve getirdin. Oysa Abdullah Avcı’yı getirmeden önce seçimden yeni çıkmıştık. Ve size ‘Sergen Yalçın’ı ve Beşiktaşlıları alın, bu dönemi ancak böyle atlatırsınız’ diye çağrı yapmıştım. Ama siz gittiniz Galatasaray Altyapısından yetişen hemşerin Abdullah Avcı ile Beşiktaş taraftarıyla sıkıntısı olan Orhan Ak’a takımı teslim ettin. Dokunun tutmayacağı belliydi. Nitekim taraftar ile Orhan Ak arasında yaşanan krizle önce Orhan Ak gitti. Sonra da Hoca… Netice normaldi… Yardımcısının gidişine ses çıkartmayan ve ekibine sahip çıkamayana futbolcuların sahip çıkacak inancı kalmazdı. Nitekim kalmadı da… Dediğin gibi öyle manavdan alır gibi olmuyor bu işler. Ayrıca Serdar ve Önder ile alt yapı işleri yaptığınızı ve Brezilyalara gidip scoutluk yaptığını söyledin… Peki o zaman 2018 yılında yapılan divan toplantısında 5 yıldır alt yapıdan bir oyuncu çıkartamadınız dediğim zaman “Hocam Şenol hoca vs vs gençler öyle stresi kaldıramaz, o iş zor demedin mi? DEDİN... Nitekim parasını alamayan futbolculardan dolayı bu sözlerin daha kurumadan sahaya çıkma fırsatı bulan Dorukhan bir kaç hafta içinde A Milli takıma kadar yükselmedi mi? YÜKSELDİ... O zaman Brezilya usulu meşhur gençlere bakış açınız neredeydi ? GELELİM TRANSFERLERE; “O çok küçümsemeyle oluşan transferler hem para harcanmasına, hem de imaj kaybedilmesine sebep oldu.” diyorsun… Bak bunu doğru diyorsun… Peki senin 7,5 yıllık başkanlık döneminde 77 futbolcu transfer edilmedi mi…. EDİLDİ... Bak yıllık tescil edilen oyuncu sayısını yazmıyorum bile…. 7,5 yılda 77 futbolcu demek, her yıl 1 takım kurmuşun demek. Öyle değil mi? ÖYLE . . . Sonuçta senin döneminde Beşiktaş Kulübünün borcu yaklaşık 2 milyar lira artmadı mı ? ARTTI . . . Diyeceksin ki o rakım şimdi 12.4 milyar oldu onu da mı ben yaptım... Sen yolunu açtın bir de gelinen borç batağı hiç umurunda bile değil, en çok şaştığım konu da bu oldu ! Ama alışmışınız, yok aslında birbirinizden farkınız... Bak Sergen’in aldığı şampiyonluğa konuşurken “Bizim kurmuş olduğumuz takımın üzerine Sergen Hoca’nın dokunuşlarıyla” diyorsun ya, orada da ayıp ediyorsun… Hasan Arat’ın göreve geldiğinde aynı ANÇ ve senin de yaptığın kadro dışı bırakılan oyuncular marifetiyle aynı Rıza’da olduğu gibi Sergen’de de TAKIM MAKIM kalmıştı. Sergen adeta 12-13 kişi ile tek başına ŞAMPİYON oldu. Şimdi “Ahmet abi” nin posterlerinden sonra sen de o şampiyonluğa sahip çıkıyorsun. Aynı Ghezzal'ın, Salih'in ve Muleka'nın KUPANIN alınmasındaki emeklerine sahip çıkılmadığı, mevcutlar gibi seninde umrunda değil... Ahmet Abi'ne 'abin' diyorum çünkü senden neredeyse 10 yaş büyük aynı şimdileri VELİLİĞİNİ yaptığın Hasan Arat gibi… Velilik diyorum çünkü, geçen hafta eleştirilen bir yönetici… Hani senin tivibu’da ‘boynuna atkı dolayıp yüzünü gizleyenlerin bugün Hasan Arat’ın yanında olduğunu biliyoruz, onları da unutmadık" dediğin; Kullandıkları locadan taraftara tabure, sigara tablası atıp soruşturma sonucu haklarında hukuki takip yapılan kast ettiğin kişiler gibi. Netice de o dönem yedekten yönetime aldığın kül-tablacıların babasına bizi şikayet edip VELİ'sini çağırmasını bir nebze olsun anladık. Netice de o babasını çağırıyor. Ama senin senden iri yarı ve yaşça büyük olan Hasan Arat için "ona bir şey yapanlar karşısında beni bulur, kılına dokundurtmam" ne demek. Koca insanın senin himayende korunmaya mı ihtiyacı var. Hasan Arat’a kıyak yapayım derken onu kendini koruyamayan biri haline niye sokuyorsun. Bunu neden yapıyorsun, ilginç... O kadar koruyucu ve delikanlı tarafın var ise senin oturduğun masada vurulan Şafak’da o tarafın nerdeydi? Murat AĞIREL ve Timur Soykan bulunduğu Özlem Gürses'in yayınına Amerika’dan bağlandığında; "Ben bunların neden olduğunu biliyorum, dönünce anlatacağım" demedin mi? DEDİN. Peki Amerika’dan Süperman gibi direkt tivibu’ya mı gittin? O gün bugün zehir gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel’de 1 kez bile 'Ne oldu Fikret bey hala dönemedin mi' demediler... O da ilginç. Netice itibari kocaman ve senden büyük adamın senin Bodyguardlık yapmana mı ihtiyacı var. Sen önce kardeşim dediğin adamı korusaydın. Devam edecek . . .

Hürser Tekinoktay

50,099 görüntüleme • 1 yıl önce

■ AKP, MHP ve DEM'in İmralı'ya yaptığı ziyaretin tutanakları yayımlandı. Abdullah Öcalan: "Siyasete Ülkü Ocaklarında başladım." ■ Dünyaca ünlü Rus Matematikçi ve Tarihçi Anatoli Fomenko ilginç bir iddia ortaya attı. "Dünya tarihi yeniden yazılmalı. Ruslarla, Türkler aynı ırktan geliyor." ■ Mesud Barzani, Suriye'yi tehdit etti: ⁃ Siyasi çözüm istiyoruz ancak Kobani 'deki Kürtleri hedef alan bir girişim olursa buna müdahale ederiz, bunu kabul etmeyiz. ⁃ Sorunları barışçıl yollarla çözmeye çalışıyoruz ama Kürt varlığını tehdit eden planlar karşısında sessiz kalmayız,tüm imkânlarımızla karşılık veririz. ■ Acun Medya Genel Koordinatörü Esat Yontunç : "Fuhuşa teşvik" suçlamasıyla sevk edildiği sulh ceza hâkimliği tarafından, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. ■ Rusya'ya ait bir il-76 kargo uçağı, Rus kontrolünde olan Kamışlı Uluslararası Havalimanına iniş yaptı. Rusların üssü boşaltmaya başladığı aktarılıyor. ■ Avrupa Birliği, Türkiye'de gereğinden fazla 2 milyon kişiyi aşan "Yeşil Pasaport" verilmesi üzerine, Yeşil Pasaportlulara da vize getirmeyi planlıyor. ■ Emekli General : Haldun Solmaztūrk: Trump için yapılan Davostaki tören : " Cumhurbaşkanları, devlet başkanları dahil ! Trump'ı alkışlayarak ayakta karşıladılar. Bu muamele ancak Roma imparatorlarına ya da Mısır fivarunlarına yapılırdı. Orada yer alanlar adına utandım. Biz demiyor muyduk dünya 5'ten büyüktür. Şimdi nasıl kalkıp da 1'den küçük oluyoruz, bütün dünyayı 1'in huzurunda bu durumlara düşürüyoruz, niçin bu şovun parçası oluyoruz? " dedi. ■ " Türk devletinin üniversitelerinde, okullarında eğitim alan ve Hendek Operasyonlarında yaralı askerlerimizi tedavi etmesi için çağrılan o dönemde görevli 3 doktor, sahte raporlar alarak ameliyatlardan kaçmışlardı. Aynı tarihlerde bazı doktorlar ise yaralı PKK'lı teröristleri tedavi ederken yakalanmıştı. " - Bir X hesabı bilgisi -- ■ Suriye'de binlerce İŞİD'li ve aileleri serbest bırakıldı. Birçoğu Avrupa vatandaşı. Batılı ülkeler Julani'ye destek verirken, oluşan güvenlik boşluğu Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Sonuçları ağır olacak şekilde ilerleyen bir SURİYE süreci var. ■ BİR AMERİKAN ASKERİNİN PAYLAŞIMI : "Hadi işe gidelim ama şanslıyım ki bende Ortadoğu'da olacağım. Özellikle Rojava ve yine Kürt yemeklerini özledim, ama bu sefer müttefikimiz olan SDF'Yİ desteklemek için çok sayıda askeri ekipmanla gideceğiz. Kesinlikle zaman alacak.Görüşürüz yakında Rojova ." Diyerek bir ABD askeri kargo uçağı içinden paylaşmış . ■ Grönland' işgal etmeyeceğini söyleyerek rahatlama algısı yaratmasından bir gün sonra, ABD Başkanı, BM'ye rakip olan Trump'in 'Barış Kurulu'nu ve katlım sağlayan 35 ülkeyi açıkladı. Türkiye bu kurula dahil oldu. Üç yıllık kurul üyeliği için Trump'a 3 milyar dolar ödeme yapacak. İsrail'in kurul üyesi olması dikkat çekici. Bu kurul falan değil ,bu dümdüz İSRAİL - ABD ittifakının kendisine bağlamış olduğu ülkeleri ifşa ile meşru görev yani koltuk süresi verdikleri beyanıdır. AVRUPA ülkeleri bu kurula girmeyi reddetti. Türkiye hangi meşruiyeti halkın 3 milyar dolar parası ile alıyor ? Trump kurulun alacak olduğu kararları veto etme yetkisine sahip tek kişi . ■ California Valisi, ABD Başkanı Trump yönetimindeki Amerika'nın durumunu eleştirerek, ülkenin demokrasisinin "Kırmızı alarm" seviyesinde olduğunu ve "hukuk kuralının kalmadığını, HUKUKSUZLUK kuralının geçerli olduğunu" söyledi. ■ Fransa, Akdeniz'de Rus petrol tankerine el koydu. ■ Trump'ın damadı Jared Kushner, Barış Kurulu imza töreninde 'Yeni Gazze'yi gösteren slaytlar sergiledi. ■ Yeni Gazze İsrail toprağı olarak açıklanacak, inşa sürecinde ise Trump'ın Barış kuruluna üye ülkelerin liderleri, koltuktan düşmemek için vatandaşlarının vergilerinden her yıl kurula BİR MİLYAR ÖDEYEREK ,İsrail ve ABD için inşa edilecek YENİ GAZZE'Yİ ve ABD / İSRAİL şirketlerini finanse etmiş olacaklar. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

15,884 görüntüleme • 6 ay önce

Değerli vatandaşım, Türk halkı, yani sen, büyük bir ekonomik krizin pençesindesin. 5 yıldır alım gücün düşüyor. Enflasyon canavarı, mutfağındaki ekmeği her geçen gün biraz daha küçültüyor. Ufukta düzelme umudu olmadan her gün her saat yeni bir sıkıntı yaşıyoruz. Gelin size tek tek bu sıkıntıyı neden çektiğimizi anlatayım; 1) İnşaat şirketleri, holdingler, işadamları vergisini ödemiyor. Kurumlar ve gelir vergisine uygulanan istisna ve muafiyetler yüzünden 2023 yılında 1 trilyon 100 milyar TL vergi kaybımız oldu. Zenginden vergi almıyorlar, sonra dönüp emeklilere, memurlara, işçilere "zam yapamayız, kaynak yok" diyorlar. 2) 2002 yılından bugüne kadar 13 kere vergi affı çıkarttılar. Yani vergi kaçıranları affettiler. Kaçakçıyı, rüşvetçiyi affediyorlar sonra dönüp üç kuruşuyla geçinmeye çalışan, pazarcının, tuhafiyecinin, küçük esnafın, zanaatkârın, KOBİ’nin peşine düşüyorlar. 3) Servet sahibinin finansal kazançlarını vergilendirmiyorlar. Bakın 2022-2023 arası Kur Korumalı Mevduat sahiplerine 1 trilyon 235 milyar TL faiz ödedik. Ama bu faiz kazancından hiç vergi almadılar; "siz vergiden muafsınız" dediler. Buna karşılık vatandaş mutfak tüpüne yüzde 15 ÖTV, yüzde 10 KDV ödüyor. Benzine, mazota yüzde 44 ÖTV, yüzde 20 KDV ödüyor. Zenginler faiz kazancından muaf tutuluyor, vatandaş bebek bezine bile KDV ödüyor. Böyle adalet olur mu? Mutfak tüpü, çiftçinin, sanayicinin, vatandaşın kullandığı mazot lüks tüketim midir ki bu kadar ÖTV alınıyor? Oysa zenginler, servet sahipleri, faiz ve borsa kazançları hiç vergilendirilmiyor. Mevduat faizi yüzde 50 ama bu kazancın vergisi yüzde 7,5... Parası olan servetine servet katıyor, vatandaş ise sürekli borçlanarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Zafer Partisi iktidarında benzin, mazot, mutfak tüpü ve benzeri vatandaşın kullandığı bütün ürünlerde ÖTV sıfırlanacak. Gıda fiyatlarından günlük ihtiyaçlarımıza kadar iğneden ipliğe bütün fiyatlar düşecek. 4) Bakınız pandemi bitti ama Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonu hala yüzde 60! Bu alanda dünya birincisiyiz. Mehmet Şimşek "enflasyon düşecek" diyor. Düşecek dediği fiyat artış hızı. Yani et, süt, yumurta, sebze, şeker, ekmek fiyatları yine artmaya devam edecek ama yılık yüzde 60 değil, yıllık yüzde 30 artacak. Başarı bu mu? Ben onu şu anda alamıyorum ki yarın yüzde 30 daha arttığında nasıl alacağım? AKP hükümeti "vatandaşın refahı, alım gücü nasıl artacak?" onu söylemiyor. Holdinglere, zenginlere uygulanan vergi istisnaları, muafiyetleri kalkacak. Oradan elde edilen gelirle 2023 yılında çiftçiye ödenmeyen 200 milyar TL ödenecek. Çiftçi kâr edecek, daha çok üretecek. Zafer Partisi iktidarında holdinglere değil çiftçiye alım garantisi verilecek. Türkiye tarım cenneti olacak. 5) Herkes kazandığı kadar vergisini verecek. Türkiye, Porsche'e, Mercedes'e binen ama beş kuruş vergi vermeyenlerin cenneti olmayacak. Herkes vergisini adil olarak ödeyince emekli maaşı asgari ücretle eşitlenecek. Asgari ücret 24 bin TL’ye arttırılacak. 6) AKP döneminde eğitim perişanlığa döndü. Özel okullar yıllık 500 bin TL ücret isterken imkânı olmayan vatandaşlarımız çocuklarını İmam Hatip Liselerine göndermek zorunda kalıyor. İmam Hatip olsun ama bütün ortaokul ve liseleri imam hatip yaparsan olmaz. Türkiye 82 ili 922 ilçesi ile üst düzey bilimsel eğitim veren Fen Liselerine ihtiyaç duyuyor. Bunların bir kademe altında, yabancı dil eğitimi de veren onlarca Anadolu Lisesi gerekiyor. Türkiye’de 208 üniversite var ama genç işsizlik oranı yüzde 29’a yükseldi. Buna karşılık ara eleman açığı imalat sanayiinde 300 bine ulaştı. Üniversite mezunu gençler işsiz beklerken, üretici de ara elemanı bulamıyor. Böyle plansızlık olur mu? Zafer Partisi iktidarında Türkiye’de açılan bu apartman üniversiteler meslek yüksek okulları ve teknik liselere döndürülecek. Eğitim ile özel sektör bir araya getirilecek. Gençlerimiz, Türkiye’nin bütün ilçelerinde, eşit olarak aldıkları eğitim seviyesi sayesinde Avrupalı akranlarıyla rekabet edebilecekleri bir seviyeye gelecekler. 7) AKP iktidarında teknolojiye dayalı üretim geriledi. 2000’li yılların başında 15 milyar dolar olan dış ticaret zararı 100 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin hem döviz bağımlılığı hem de dış borcu arttı. 2002’de 120 milyar dolar olan dış borç 450 milyar dolara çıktı. Dışa bağımlılığı bitirebilmenin tek yolu var o da ekonomik olarak güçlü olmak. Üretmek. Teknoloji geliştirmek. Sanayi bacalarının tütmesi. Teknoloji geliştirecek genç beyinlerin yetişmesi. Zafer Partisi iktidarında Türkiye geleceğini, eğitimini, sanayisini, tarımını, teknolojisini bir bütün olarak planlayacak. Devlet ve özel sektör beraber tek bir hedefe yürüyecek; tam bağımsız, kalkınmış, milleti refaha ermiş bir Türkiye. Milletin her zümresi, her ferdi, üstüne düşen görevi eksiksiz yapacak ve kendine düşen kazancı eksiksiz alacak. 8) Ve 13 milyon Suriyeli, Afgan sığınmacı ve kaçak için her yıl 11 milyar dolar harcıyoruz. Çocuğunun nafakasını tanımadığın sığınmacılara harcıyorsun. Onların varlığından dolayı hayat pahalılığı, kiralar artıyor. Ve işlerimizi sigortasız çalışan yabancılara kaybediyoruz. Bize insanca yaşayacağımız maaşı vermeyenler bir de "Türkler tembel, çalışmak istemiyor" diyorlar. Bu ülkeyi biz inşa ettik, kendi ülkesini savunamayıp kaçanlar değil. Sonuç olarak ekonomik kalkınma, refah, saray rejiminin gitmesi ve sığınmacıların/kaçakların vatanlarına dönmesi için Zafer Partisi’nde buluşalım.

Ümit Özdağ

450,798 görüntüleme • 1 yıl önce

ERSAN DIAMOND BU SORULARA CEVAP VERMELİ VE MASAK, SORGULAMA YAPILDIĞI BEYANI İÇİN AÇIKLAMA YAPMALI. Bir kaç gündür Sn Izzet Capa ile Sn Ersan Gülmez'in (Ersandiamond) yapmış oldukları röportaja yönelik video kesitleri X sayfama düştüğü için yayının tamamını izledim ve Ersandiamond'ın beyanları ve ortaya çıkan mali veriler birlikte değerlendirildiğinde yansıtılmak istenen sıradan bir ticari başarı hikayesinden ziyade açıklanması gereken ciddi çelişkiler olduğunu fark ettim. "Konsinye satış" modeliyle, yani başkalarına ait lüks saat, çanta ve mücevherleri komisyon karşılığı sattığını söyleyen Ersan beyin, kısa süre içinde yüksek değerli araçlara ulaşması tek başına sorun değildir; ancak bu tablo, beyan edilen vergi ile birlikte okunduğunda artık izaha muhtaç hale gelir. Röportajda açıkça "2 yıl önce parayla tanıştım" diyen, "döner sermayem yok, halkın parasıyla satış yapıyorum" ifadesini kullanan ve satıştan kalan karın %20'sini vergi olarak ödediğini belirten Ersan beyin anlattığı model teorik olarak mümkündür. Ancak aynı kişi, "MASAK'tan T.C. kimlik numarası ile araştırma yapıyorum, hakkında tedbir varsa ürünü almıyorum" gibi bir iddiada bulunuyor. Burada ciddi bir sorun vardır. Türkiye'nin finansal istihbarat birimi olan MASAK, bireylere, ticari işletmelere veya aracılara herhangi bir vatandaşın T.C. kimlik numarası üzerinden malvarlığı tedbiri sorgulama yetkisi vermez. Böyle bir erişim hukuken mümkün değildir. Bu beyan ya yanlış ifade edilmiştir ya da gerçeği yansıtmamaktadır. Her iki ihtimal de başlı başına incelenmesi gereken bir durumdur. Üstelik bu anlatımla çelişen bir başka veri daha var. Ersan beyin kendi paylaştığı videolarda binlerce dolar ve yüz binlerce liranın elden, nakit şekilde teslim alındığı açıkça görülüyor (Paylaştığım videonun içinde görseller mevcut). Oysa aynı kişi, satış süreçlerinde ödemelerin banka sistemi üzerinden yürütüldüğünü ifade ediyor. Bu durumda, "İşlemler gerçekten banka üzerinden mi ilerliyor, yoksa nakit tahsilat ile resmi kayıtlar arasında bir fark mı oluşuyor?" sorusu kaçınılmaz hale geliyor. Yüksek tutarlı işlemlerde nakit kullanımının yaygın olması, hem vergi hem de finansal şeffaflık açısından doğrudan inceleme konusu olur. Diğer taraftan yapılan matematik son derece basittir. Beyan edilen 7.988.797 TL matrahın %20 vergiye karşılık geldiği kabul edilirse toplam kazanç yaklaşık 40 milyon TL seviyesindedir. Bu kazanç üzerinden anlatılan ticari modelde ortalama 300.000 TL komisyon elde edildiği varsayılırsa, bu rakama ulaşmak için onlarca satış yapılmış olması gerekir. Kaldı ki bu hesap en düşük segment ürünler üzerinden yapılmıştır. Oysa aynı kişi çok daha yüksek değerli saatler ve mücevherler sattığını ifade etmektedir. Bu durumda, "Gerçek satış hacmi nedir? Tüm satışlar kayıt altına alınmakta mıdır? Nakit tahsil edilen işlemler beyana yansımakta mıdır?" gibi sorulara belgeleriyle cevap verilmesi gerekir. Beyan edilen matrah ve tahakkuk kalemleri de ayrıca açıklama gerektiriyor. 7.988.797 TL'lik matrahın yaklaşık 1.997.199 TL vergi tahakkukuna karşılık geldiği bir tabloda, bu tutarın hangi dönemde, hangi satışlardan ve hangi komisyon oranlarıyla oluştuğu ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır. Bu rakam, iddia edilen işlem hacmiyle uyumlu mudur? Komisyon oranları sabit midir, yoksa işlem bazlı değişmekte midir? Nakit tahsil edilen işlemler bu matraha eksiksiz yansıtılmış mıdır? Bir başka kritik başlık ise sermaye artışıdır. Şirket sermayesinin 10 Milyon TL'ye çıkarıldığı ve bunun 9.750.000 TL'lik kısmının nakden artırıldığı, ancak bu tutarın 24 aya yayılarak ödeneceğinin beyan edildiği görülmektedir. Şahsi yaşam standardı itibarıyla yüksek nakit gücüne işaret eden bir profil varken, şirket sermayesinin önemli kısmının neden taksitlendirilerek taahhüt edildiği sorusu cevap beklemektedir. Şahısta var olduğu izlenimi veren likidite, neden şirket sermayesine derhal konulmamaktadır? Bu tercih bir nakit akışı zorunluluğu mu, yoksa finansal görünümü yönetme tercihi midir? Giderler cephesinde de tablo dikkat çekicidir. Nişantaşı gibi yüksek kira seviyesine sahip bir lokasyonda yeni bir ofis, dekorasyon maliyetleri, personel giderleri, stopaj, SGK yükleri, müşteri ağırlama giderleri ve lüks araç kullanımı gibi kalemler dikkate alındığında, beyan edilen matrahın bu işletmeyi sürdürebilmek için yeterli olup olmadığı sorgulanmalıdır. Bu tür bir operasyonun aylık sabit giderleri dahi ciddi rakamlara ulaşır. Bu giderlerin gerçekten nasıl karşılandığı, beyan edilen kazançla uyumlu olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. En dikkat çekici hususlardan biri de yaşam standardıdır. İki yıl gibi kısa bir süre içinde Ferrari, G serisi Mercedes ve Rolls-Royce gibi araçlara ulaşan bir profil ile beyan edilen gelir arasında bir denge kurulması gerekir. Bu araçlar şirket üzerine alınmışsa hangi ölçüde ticari gider yazılmıştır? Şahsi olarak alınmışsa bu alımlar hangi gelirle finanse edilmiştir? Gelir beyanı ile varlık edinimi arasındaki fark, vergi incelemelerinde en temel göstergelerden biridir. Ayrıca konsinye modelin kendisi de detaylı incelenmelidir. Ürünler kimlerden alınmaktadır? Bu kişiler düzenli tedarikçiler midir yoksa rastgele bireyler midir? Her işlem için sözleşme var mıdır? Ürünlerin giriş-çıkışı, seri numarası takibi, sigorta kayıtları tutulmakta mıdır? "Satılmadı, iade edildi" denilen ürünlerin fiziki ve kayıtlı karşılığı var mıdır? Ve en önemlisi, yüksek tutarlı işlemlerin ne kadarı banka sistemi içinde, ne kadarı nakit olarak gerçekleşmektedir? Tüm bu veriler ışığında mali idarenin yapması gereken inceleme de açıktır. Öncelikle banka hesap hareketleri ile beyan edilen gelir karşılaştırılmalı, nakit işlemler olup olmadığı araştırılmalıdır. Konsinye sözleşmeleri tek tek incelenmeli, karşı taraflarla çapraz doğrulama yapılmalıdır. Stok ve envanter kayıtları fiili durumla karşılaştırılmalı, özellikle yüksek değerli ürünlerin izlenebilirliği kontrol edilmelidir. Lüks araç ve diğer varlık edinimleri gelir kaynaklarıyla ilişkilendirilmelidir. Ayrıca MASAK atfı içeren beyanların doğruluğu ve bu kapsamda herhangi bir yetkisiz sorgulama yapılıp yapılmadığı da değerlendirilmelidir. Ortada ya çok başarılı ve disiplinli bir ticari model vardır ya da ciddi bir beyan uyumsuzluğu söz konusudur. Bu ikisinin ortası yoktur. Bu nedenle Ersandiamond'ın kamuoyuna açık, net ve belgeli şekilde bu sorulara cevap vermesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Emre Ercis

225,667 görüntüleme • 2 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın (IDEF 2025) açılış törenine teşrif etti. Açılış törenine Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile katıldı. Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan konuşmasında şunları söyledi: BİR MİLLETİN BAĞIMSIZLIK YÜRÜYÜŞÜNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF 2025’in açılış merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet ve heyecan duyuyorum. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden fuarımızı teşrif eden her bir misafirimize kültür, medeniyet ve teknolojinin buluştuğu şehir olan İstanbul’umuza hoş geldiniz diyorum. Fuar kapsamında yapacağınız görüşmelerin, varacağınız anlaşmaların, kuracağınız ortaklıkların şimdiden ülkelerimiz, firmalarımız, sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Küresel bir marka haline gelen bu organizasyonu başarıyla organize eden Millî Savuma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde ileri teknolojiye sahip savunma ürünleriyle fuarda boy gösteren firmalarımıza teşekkür ediyorum. Kendi alanında dünyanın en büyük ve en etkili ilk 3 fuarından biri olan Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının bu yıl 17’ncisini düzenliyoruz. Bugün burada sadece Türk savunma sanayisinin gelişimine değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık yürüyüşüne de şahitlik ediyor, kendi gök kubbesinde kendi kanatlarıyla yükselen bir ülkenin hikâyesini görüyoruz. 120 BİN ZİYARETÇİNİN FUARA KATILIMI BEKLENİYOR Fuarımıza olan ilginin her geçen yıl artmasından büyük bir kıvanç ve onur duyduğumuzu burada öncelikle vurgulamak istiyorum. Bu yılki organizasyonda 99 ülke ve uluslararası kuruluştan 219 heyeti temsilen 937 heyet üyesini misafir etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bine yakın yerli ve 400’ün üzerinde yabancı firma kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünleri 6 gün boyunca burada sergileme imkânı bulacak. Pazar gününe kadar 120 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin fuara katılımı bekleniyor. Bu değerli buluşmayı salt ticari bir faaliyet, savunma sanayi alanındaki ürünlerin tanıtım ve satışının yapıldığı uluslararası çapta bir pazar olarak görmediğimizi özellikle bilmenizi rica ediyorum. Hep söylediğim gibi mesele alışveriş yapmak değildir, asıl mesele kazan-kazan temelinde uzun vadeli ortaklıklar tesis edebilmektir. Mesele, ticaretle birlikte kalıcı iş birlikleri geliştirebilmektir. Türkiye olarak biz buna hazırız ve çok yönlü iş birliklerine açığız. IDEF 2025’te ürün ve ekipmanlarıyla yer alan firmalarımızın tamamına başarılar diliyor, misafir heyetlerimizin her birine şükranlarımı iletiyorum. Savunma alanı başta olmak üzere IDEF 2025’in sektör ve firmalarımız arasındaki ilişkilere önemli katkılar yapmasını, yeni iş birliklerine kapı aralamasını, dostluk ve kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyorum. GAZZE’DE AÇLIKTAN BİR DERİ BİR KEMİK KALMIŞ ÇOCUKLARIN DERDİ, BİZİM DERDİMİZDİR Değerli misafirler, evvela şu hususu altını çizerek ifade etmek istiyorum: Güç dengelerinin yeniden belirlendiği, küresel ağırlık merkezlerinin yer değiştirdiği, uluslararası rekabetin giderek kızıştığı bir süreçten geçiyoruz. Sizlerin de takip ettiği üzere her gün yeni bir krize uyanıyoruz, yarın ne olacağını kimse bilmiyor, kimse tahmin edemiyor. İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan kural temelli uluslararası sistemin yerini kimin gücü kime yeterse diyeceğimiz yeni bir düzen alıyor. Haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu bir anlayış tarzı hızla kanıksanıyor. Haklının hakkını arayacağı uluslararası mekanizmalar ise kendilerinden beklenen görevi icra edemiyor. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerekse tarihi, beşeri, kültürel bağları itibarıyla bu yeni statükonun etkilerini en çok hisseden ülkelerden biridir. Gazze’de 22 aydır katmerlenerek devam eden soykırımın İsrail’in coğrafyamızı istikrarsızlaştırmaya dönük saldırılarının, Rusya ile Ukrayna arasında 3,5 yılı geride bırakan savaşın, Güney Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Balkanlar’dan Günel Kafkasya’ya kadar geniş bir bölgede nükseden sıcak gerilimlerin tamamını bir şekilde bizi ilgilendirmekte, tedbir almamızı, müdahil olmamızı gerektirmektedir. Etrafımız ateş çemberiyle kuşatılmış derken, bunu hamaset olsun diye söylemiyoruz, aksine her gün yaşadığımız bir gerçeği ifade ediyoruz. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Gazze’de insani yardım malzemesi girişine izin verilmediği için açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların derdi bizim derdimizdir. 13,5 yıllık zulmün ardından 8 Aralık devrimiyle umutların yeniden yeşerdiği Suriye’ye yönelik saldırılar bizim sorunumuzdur. Karadeniz’in güvenliğini tehlikeye atan sıcak çatışmalar aynı şekilde bizim için büyük bir endişe kaynağıdır. Libya’dan Sudan’a, Pakistan’dan Afganistan’a nerede bir sıkıntı, çatışma, istikrarsızlık varsa tamamı ülkemiz için dikkatle takip edilmesi gereken hassas konulardır. TÜM KALBİMİZLE BÖLGEMİZDE HUZUR, BARIŞ VE DAYANIŞMA İSTİYORUZ Türk dış politikası barış, adalet, uluslararası hukuk, egemenliğe saygı, hakkaniyet ve dayanışma ilkeleri üzerine kuruludur. Nüfuz peşinde değiliz, tahakküm peşinde değiliz, hiç kimsenin içişlerine karışmak niyetinde asla ve asla değiliz. Tüm kalbimizle bölgemizde huzur, barış, dayanışma istiyoruz, elbette bunu isterken gereklerini de yerine getirmekten çekinmiyoruz. Nerede bir haksızlık, adaletsizlik ve zulüm görsek sesimizi de, tepkimizi de belli bir üslup içinde açıkça ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla İsrail’in Gazze halkına yönelik Nazileri fersah fersah aşan soykırımını tüm insanlığın gündeminde tutmaya devam ediyoruz. İnsani yardımlarımızla birlikte Gazze’deki vahşeti sona erdirmeye dönük diplomatik temaslarımızı da artırmış durumdayız. Gayemiz, bir an önce ateşkesin tesis edilmesidir. Gazze’ye insani yardımların girişine izin verilmesi bir başka önceliğimizdir. Maalesef Kızılhaç’ın bile girişine izin verilmediği gerçekten korkunç bir durum söz konusudur. Daha önce de söyledim, Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler’i çoktan geride bıraktı. Avrupa’daki Holokost sürecinde dahi Gazze’deki kadar insanlık dışı görüntüler ortaya çıkmadı. Her gün onlarca masumun bir lokma ekmek, bir yudum su bulamadığı için can verdiği bir acımasızlığı, zerre kadar insanlık onuru taşıyan hiç kimse kabul edemez, buna sessiz kalamaz, bu cinnet haline rıza gösteremez. Her kim Gazze’deki soykırıma sessiz kalıyorsa, İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ortak oluyor demektir. Gazze’de insanlık ölürken, bebekler, çocuklar ölürken, insanlar bir çuval un alabilmek için ölürken, hiçbirimiz buna sessiz kalamayız ve kalmayacağız. O masum bebeklerin kopmuş kafalarını, o çocukların kopmuş ellerini, bacaklarını, affedersiniz köpeklerin açlıktan yemeye başladığı gömülmemiş cesetleri, o açlığı, o feryadı, annelerin yüreklerimizi yakan o çığlıklarını hiçbirimiz unutamayız, hiçbirimiz unutmayacağız. ULUSLARARASI TOPLUMU İNSANLIK CEPHESİNDE BİRLEŞMEYE DAVET EDİYORUM Açlıktan kitlesel ölümlerin başladığı bu kara günlerde tüm uluslararası toplumu insanlık cephesinde birleşmeye davet ediyorum. Gelin bu caniliğe hep birlikte tepki verelim. Gelin bu zulme, bu vahşete artık yeter diyelim. Gelin gözünü iktidar hırsı bürümüş bir avuç insanlık düşmanının insanlığın adını daha fazla lekelemesine müsaade etmeyelim. Diğer türlü bu kan lekesi sadece Netanyahu’nun ve cinayet şebekesinin eline değil, Gazze’deki soykırıma susan, tepkisiz kalan herkesin eline, anlına, şayet kaldıysa vicdanına bulaşacaktır. Türkiye olarak en başından beri adil ve sürdürülebilir bir dünya nizamı için dostlarımızla birlikte her platformda gayret sarf ediyoruz. Küresel barış ve güvenlini tesisi için her türlü adımı atarken, daha fazla trajedinin yaşanmaması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Bu süreçte şu ilkeyi kendimize rehber edindik: Bin akçalık sulh, bin akçalık nizadan iyidir. Evet, barış diplomasisi adına ne yapıyorsak, bu hikmetli sözün ışığında yapıyoruz. Yine bu süreçte, hiçbir zaman unutmadığımız bir başka prensibimiz şudur: "Hazır ol cenge, eğer istersen sulh-u salah." Yani, eğer barış, huzur, güvenlik, dirlik ve refah istiyorsan, caydırıcılığını en üst düzeyde tutmak zorundasın. Eğer kendi vatanında onurunla, şerefinle, başın dik, alnın ak yaşamak istiyorsan, savunma yeteneklerini güçlendirmek mecburiyetindesin. Şüphesiz, bunun yolu da yerli ve millî savunma sanayiden geçiyor. Türkiye, yakın tarihinde savunma alanında ciddi sınamalarla karşılaşmış bir ülkedir. Dışa bağımlı olmanın sonuçlarını pek çok kez tecrübe ettik. 1960'lı yıllarda Kıbrıs hadiselerinde ve 1990'lı yıllarda terörle mücadelede, maalesef dost ve müttefik bu ülkelerden yeterli desteği alamadık. Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukunu korumak amacıyla gerçekleştirdiğimiz 1974 Barış Harekâtı sonrasında ambargolar adeta zirveye çıktı. Bakım için gönderdiğimiz uçaklar alıkonuldu. Hatta bunun için ülkemize hangarda saklama borcu çıkartıldı. Telsiz gibi en temel iletişim araçları dahi bir süre ülkemize verilmedi. Esad rejimiyle yaşadığımız gerilimde yine aynı ahde vefasızlığı gördük. Hava savunma kapasitemizi güçlendirme arayışlarımızda, karşımızda hep kapı duvar bulduk. Öyle ki, hava sahamızın sürekli ihlal edildiği günlerde, yangından mal kaçırırcasına hava savunma sistemleri ülkemizden sökülüp götürüldü. Libya’dan Karabağ’daki işgalin sonlandırılmasına kadar pek çok yerde benzer uygulamalar devam ettirildi. TÜRKİYE BUGÜN SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNLERİYLE DÜNYA PİYASALARINA MÜHRÜNÜ VURAN BİR KONUMA ULAŞTI Atalarımızın bir sözü var, kötü komşu adamı mal sahibi yaparmış. Bizi de dost ve müttefiklerimiz savunma sanayinde mal sahibi yaptı. Her ambargo, her baskı, her haksızlık bize yeni bir kapı araladı. Biz de tüm gücümüzü kullanarak bu kapılardan içeri girmeyi başardık. Dün ambargolara, çifte standartlara ve diplomatik baskılara maruz kalan Türkiye, bugün savunma sanayi ürünleriyle dünya piyasalarına mührünü vuran bir konuma ulaştı. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve öz kaynaklarımızı harekete geçirerek bu alanda kısa sürede ciddi mesafe kat ettik. Bu arka plan temelinde bir yandan insani ve proaktif bir dış politika izlerken, diğer yandan savunma ve güvenlik yatırımlarımıza hız verdik. Tasarımdan seri üretime, ar-ge çalışmalarından ve inovasyon sürecine Türk savunma sanayine çağ atlattık. Bir dönem temel sıkıntımız olan dışa bağımlılığımızı ciddi ölçüde atlattık. Göreve geldiğimizde yüzde 20 seviyesinde olan savunma sanayimizin yerlilik oranı bugün yüzde 80’lerin üzerine çıktı. Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamız, 100 bin kişilik nitelikli personel kadrosuyla çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürüyor. Türk savunma sanayi bugün 1.380’in üzerinde proje sayısıyla, 20 milyar doları aşan cirosuyla, geniş ürün yelpazesiyle adeta destan yazıyor. Güvenlik birimlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını kendi kaynaklarımızla en etkin şekilde karşılıyoruz. Yerli ürünlerimiz güvenlik güçlerimizin terörle mücadele operasyonlarında, yurt içi ve yurt dışındaki harekâtlarımızda etkin rol oynuyor. İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen 3 ülkesinden biriyiz. Geçen sene dünyada satılan her 100 İHA’dan 65’ini Türk firmaları tedarik etti. Özellikle SİHA’larımızın oyun değiştiren konsepti küresel ölçekte büyük yankı uyandırıyor. Geleneksel taktik ve stratejileri dönüştürüyor. Aynı şekilde dünyada kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biri şu anda Türkiye’dir. Ana yüklenicilerimiz, alt yüklenicilerimiz, KOBİ’lerimiz, araştırma kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, geliştirdikleri özgün ürünlerle ihracat hanemizi yeni yıldızlarla süslüyor. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Türkiye, bugün dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısı durumuna gelmiştir. İnsansız hava araçlarımız, millî gemi projelerimiz, elektronik sistemlerimiz, kara araçlarımız, silah ve mühimmatlarımız gıptayla takip ve talep ediliyor. Savunma sanayi şirketlerimiz geçtiğimiz sene tam 180 farklı ülkeye ürün ihraç ederek ciddi bir başarıya imza attı. Şu rakam da dikkat çekicidir: 2024 yılında savunma ve havacılık alanındaki ihracatımız, NATO ve hizmet ihracatları da dâhil olmak üzere yüzde 29’luk artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kırmıştır. Böylece 2024 hedefimiz olan 6,5 milyar doların yüzde 11 üzerine çıktık. 2025 Haziran ayı ihracatımız bir önceki yıla oranla yüzde 10,4 artarak 623 milyon dolara ulaştı. Son 12 aydaki ihracatımız ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 23,1 düzeyinde artışla 7,5 milyar dolar seviyesini gördü. Lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, otonom sistemler, siber güvenlik, kuantum teknolojisi ve yapay zekâ gibi alanlarda izleyeceğimiz doğru stratejilerle yakın gelecekte rekabet gücümüzü inşallah daha da arttıracağız. EN ÖNEMLİ AVANTAJLARIMIZDAN BİRİ DE NİTELİKLİ VE DİNAMİK İNSAN GÜCÜMÜZ Şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Ülke olarak en önemli avantajlarımızdan biri de nitelikli ve dinamik insan gücümüzdür. Savunma sanayi başta olmak üzere her alanda teknolojik atılımımızı çok daha ilerilere taşıyacak yetişmiş insan gücüne sahibiz. Özellikle bunu daha da geliştirmekte kararlıyız. Bu vesileyle Savunma Sanayii Başkanlığımız başta olmak üzere bütün bu başarılarda pay sahibi olan tüm kurum ve kuruluşlarımızı, firmalarımızı, emek veren her bir kardeşimi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Türk savunma sektörüyle gurur duyuyoruz. İnşallah gelecekte çok daha iyi seviyelerde olacağımıza yürekten inanıyoruz. Küresel güç Türkiye vizyonu ile savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde millî yetkinlik hamlesi adını verdiğimiz büyük bir dönüşüm başlattık. Onay ve talimatını bizzat verdiğim millî yetkinlik hamlesi ile savunma sanayi ekosistemi içerisinde sistematik bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla, savunma ve güvenlik yatırımlarımızla dosta güven, düşmana korku veren çok daha büyük ve güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek için mücadele edeceğiz. Birlikte çalışacağız, birlikte üreteceğiz, geleceğe birlikte yürüyeceğiz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle 17'nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarımızın ülkelerimiz, sektörlerimiz, firmalarımız için hayırlar getirmesini diliyorum. Fuara teşrif eden tüm dostlarımıza, tüm kardeşlerimize tekrar teşekkür ediyorum. Fuar kapsamında atılacak imzaların, yeni anlaşma ve iş birliklerinin aramızdaki ilişkilere somut katkılar yapmasını temenni ediyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımıza ve fuara katkı veren her bir kardeşime, her bir şirketimize tekrar teşekkür ediyorum. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,340 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, "Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni"nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Öncelikle bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere üç terörist etkisiz hâle getirilmiş; müdahale sırasında iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz, gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenabıallah'tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz kardeşlerim, bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında; karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailemizin ve savunma sanayinde faaliyet gösteren 4 bin 500'ü aşkın firmamızın her bir mensubuna buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. BİZ ŞEHİTLERİYLE YAŞAYAN, ŞEHİTLERİNİN DE YAŞADIĞINA İNANAN BİR MİLLETİZ Evvelemirde şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek arzusundayım: Biz, şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Tam bin yıldır ezan-ı Muhammediler semalarda inlesin; ocaklar, haneler, ümitler sönmesin; bayrağımız gönderde şanla, şerefle, gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz ebedî, milletimiz özgür olsun diye canlarını feda eden tüm şehitlerimizi kemali hürmetle yâd ediyorum. Ülkemizin ve milletimizin istikbali için kahramanca mücadele eden tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Savunma sanayinde canını dişine takarak çalışan, yalnızca elini değil gerektiğinde gövdesini de taşın altına koyarak sektörü bugünlere taşıyan tüm mühendislerimize, yazılımcılarımıza, teknisyenlerimize, işçi, yönetici ve akademisyenlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütüncül yönetim kapasitesiyle bu çalışmaların uyum içinde yürümesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı da tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum; Cenabıallah sizlerden razı olsun. Türkiye'nin güçlü, müessir, muteber ve aydınlık yarınları için ortaya koyduğunuz şu emeği, harcadığınız şu çabayı inşallah hepimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. ORDUMUZUN CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA ÜST SEVİYELERE ÇIKARACAĞIZ Değerli arkadaşlar, bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler AR-GE ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca; TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR SIFIR ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. ÇELİK KUBBE'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEF, DAHA HIZLI ÜRETİM Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, her türlü bu noktada adımı atan kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. BİZ BU YENİ NİZAMIN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİYİZ Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; dijitalleşme ve yapay zekâ temelli algoritmaların savunma konseptini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna hem de çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hâkimiyetinin iç içe geçtiği insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Bu noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz, çünkü hem sahada, hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda norm koyan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye; kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası, tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz. KENDİ BİLEĞİMİZİN GÜCÜNE GÜVENİYORUZ Bakınız, burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayisi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayisinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle, savunma sanayinde akıl ve alın teri döken siz kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eş güdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık. Tabii, bunları yaparken trajikomik manzaralara da şahitlik ettik. Hatırlayın, biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise "Bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak." diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız, diyeninden Tank Palet Fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim; eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz, “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir, bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum, icap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. "Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen biz durumdan vazife çıkardık." diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye'ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz döktürdüğü Şahi topları dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih'in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş'un, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Piri Reis'in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. SAVUNMA İHRACATINDA İNŞALLAH DÜNYADA İLK 10’A GİRECEĞİZ Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum: Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti, AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız 1.400’ü geride bırakırken proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayisi olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız. Türkiye'nin önünü şimdiden kesmeye dönük çabalara rağmen inşallah bu büyük atılımı hep birlikte gerçekleştireceğiz. ROKETSAN, SAVUNMA SANAYİMİZİN YÜKSEK TEKNOLOJİ KARAKTERİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR Türkiye'nin mühendislik iddiasını, stratejik aklını, yüksek teknoloji vizyonunu temsil eden kurumlarımızdan biri olan ROKETSAN’ımız bu kutlu yürüyüşe çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. Geliştirdiği ürünleri bugün 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden ROKETSAN, ülkemizin teknoloji eksenli kalkınmasına çok önemli katkılar yapıyor. ROKETSAN ailemiz 7 bini aşkın çalışanı, yürüttüğü yüzlerce proje ve derin mühendislik birikimiyle 3 binin üzerinde personelle çalışan 4 AR-GE merkezi, millî patent performansı ve yetişmiş insan kaynağı ile savunma sanayimizin yüksek teknoloji karakterini güçlendirmeye devam ediyor. Şunu da bilhassa ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak uzaya bağımsız erişim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerliyoruz. Savunma ile uzayı aynı ufukta buluşturan bu vizyonun hayata geçirilmesinde ROKETSAN’ın çalışmaları inşallah gücümüzü arttıracaktır. Sektöre yaptıkları bu kritik katkılardan ötürü ROKETSAN ailemizin tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizden alt yüklenicilerimize, mühendislerimizden emekçilerimize, bu büyük ekosistemin tüm bileşenlerine şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz tesislerin, teslimatı yapılan sistemlerin ve temellerini attığımız yeni yatırımların ülkemiz, milletimiz ve güvenlik güçlerimiz için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, ROKETSAN’ımızı, bu projelerde emeği geçen tüm kurumlarımızı ve özel sektör paydaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,060 görüntüleme • 3 ay önce