Loading video...
Video Failed to Load
AHBAP'ı devletin yerine koydular, devleti tanıyınca pişman oldular.
300,687 views • 2 months ago •via X (Twitter)
28 Comments

"Devlet yok, ahbap var" diyen şerefsizler. "Yok" dediğiniz devlet, deprem bölgesine 455 bin konut inşa etti. Sizin ahbap'ınızı kaç konut inşa etti? Hiç araştırdınız mı? Utanmazlar. Allah size depremzedelerin dualarını bile nasip etmeyecek. Sizi sadece bahis siteleri anacak.

Bizim Muş Araplarında çok meşhur bir deyim vardır ; يا ربي تا دولتنا قديم تيسيَ (Ya Rabbi sen devletimizi kadim eyle )

Hey gözünü sevdiğim devletim bee.

Hepsinin ortak özelliği kemalist olmaları ve anti İslam olmaları. Şaşırmayalım bunların cibilleyeti bu şaşmaz. Sahada onlarca İslami dernekler reklamsız bu işleri aylarca yaptılar ama bu adamların onda biri belki de yüzde biri para toplayamadılar. Bunlar ise reklamda ibaretler.

Şu karşılaştırmayı bile yapmak saçmalık devleti tanımak isteyen Maraş’a gitsin eskisinden daha güzel Allah yaşatmasın bidaha

Altı Ok Körler Derneği : "AHBAP Marka terliklerimiz, İlke ve İnkılaplara uygun imâl edilmişlerdir. İzmir Marşı refâkatinde güvenle seçebilirsiniz." @cengizsemercio @ismailsaymaz

Pişman olmalarını o kadar yürekten isterim ki lakin hiç ümidim yok maalesef

Bu kin ne menem bir şey ki yılana bile sarılır da genede gam etmezler…

Lan zaten yapmak zorunda devlet eksik kaldığı için böyle derneklere millet kacdi

Solcu zihniyet hayırdır gıkkınız çıkmıyor..devlete karşı gelen bu saatten sonra ya FETÖ’cüdür Terör örgütüdür, İtraildir, Ahbabtır başka açıklaması yok

İyide TOKİ ev yapınca gelin girinmi dedi parayla sattı yani

Ne demişti padişah. Yeryüzünde muteber bir nesne yok devlet gibi. Görmeden anlamıyor bizim millet. Haluk levente sahip çıktıkları kadar devlete ve devletin malına sahip çıksalar şuan uçmuştuk.

Nerede ahbapçılar devleti tanımayanlar hakaret eden alçaklar

Bizdeki muhalifler genelde aptal oluyor. Geçmişte dolandırıcılıktan hüküm giymiş olan birine bile devletten daha çok güvenip yine dolandırıldılar.. Zır cahil aptal bir kitle var. Aptal olduklarını da bilmiyorlar. O kadar aptal koyun sürüsü bizdeki muhalifler

Bu ülkede doğruyu yapmanın en doğru yolu: 'Muhalif tayfa ne söylüyorsa tam tersini yap!' Yüzde yüz garantilidir, mutlaka doğruyu yapmış olursun.

Siz onların pişman olduklarını mı zannediyorsunuz

DÜRÜST BİR İNSAN TOPLUMUN GÖZÜNDE NASIL “DOLANDIRICI”YA DÖNÜŞÜR? Bu bir senaryo değildir. Bu; Türkiye’de binlerce girişimcinin, sanayicinin, esnafın ve yatırımcının yıllardır yaşadığı ortak hikâyenin finansal ve psikolojik analizidir. Bir insan ticarete çoğu zaman sermayeyle değil, hayalle başlar. Elinde büyük bir miras yoktur. Güçlü bir ailesi, holdingi ya da finansal altyapısı yoktur. Sahip olduğu tek şey cesareti, çalışkanlığı ve insanların ona duyduğu güvendir. İlk yıllarda kanaatkârdır. Az kazanır, az harcar. Kazandığı güven, kazandığı paradan daha değerlidir. Sonra işler büyür. İnsanların övgüsü artar. Bankalar kapısını açar. Tedarikçiler vadeyi uzatır. Çevresi “başarılı iş insanı” demeye başlar. Tam da bu noktada en büyük tehlike başlar. Çünkü kişi artık bugünkü kazancıyla değil, yarın kazanacağını düşündüğü parayla yaşamaya başlar. İşletme büyür ama sistem büyümez. Muhasebe büyümez. Risk yönetimi kurulmaz. Nakit akışı planlanmaz. Yatırımlar öz sermayeyle değil; banka kredileriyle, vadeli mal alımlarıyla ve sürekli çevrilen borçlarla finanse edilmeye başlanır. Bir süre her şey yolunda gider. Çünkü ekonomi büyürken hatalar görünmez. Fakat ekonomi yavaşladığında bütün yanlışlar aynı anda ortaya çıkar. Satışlar düşer. Tahsilatlar gecikir. Vadeler uzar. Faiz maliyetleri yükselir. İşte o gün işletme para kazanmamaya değil, nakit üretmemeye başlar. Ve ticarette şirketleri batıran çoğu zaman zarar etmek değil, nakit akışının durmasıdır. Akademik çalışmalar ve Türkiye’deki konkordato analizleri de, konkordatoya giden firmalarda ortak özelliklerin yüksek borçluluk, düşük likidite ve bozulan nakit döngüsü olduğunu göstermektedir. Bu aşamadan sonra kişi artık üretimi düşünemez. Sabah müşterisini değil, alacaklısını düşünerek uyanır. Telefon sesi satış değil, icra korkusu oluşturur. Yeni yatırım planı yapamaz. Sadece günü kurtarmaya çalışır. düşünerek Banka yetmez. Hatır çekleri devreye girer. Hatır çekleri yetmez. Yüksek faizli borçlar başlar. düşünerek Borç kapatmak için yeni borç alınır. Artık şirket üretimle değil, finansmanla yaşamaya çalışmaktadır. Tam burada psikolojik kırılma başlar. İnsan, itibarını kaybetmemek için gerçeği kendisinden bile saklamaya başlar. “Kurtaracağım.” “Bu ay düzelecek.” “Bir ihale alırsam toparlarım.” “Bir yatırımcı bulursam her şey bitecek.” Bu cümleler zamanla gerçekle değil, umutla kurulan bir finans sistemine dönüşür. Daha sonra kolay para vaat eden herkes kapıyı çalmaya başlar. Yüksek kaldıraç. Kontrolsüz finansal işlemler. Şüpheli ortaklıklar. Kayıt dışı para teklifleri. Yüksek faizli borç verenler. Çünkü finansal olarak sıkışan insan, normal şartlarda asla oturmayacağı masalara oturmaya başlar. Burada çok önemli bir kırılma yaşanır. Toplum sonucu görür. Süreci görmez. İnsanlar, yıllarca güvenilir dedikleri kişiye bu kez “dolandırıcı” demeye başlar. Oysa her borcunu ödeyemeyen kişi dolandırıcı değildir. Dolandırıcılık; en başından itibaren aldatma kastıyla hareket etmektir. Finansal çöküş ise çoğu zaman yanlış büyüme, kontrolsüz borçlanma, zayıf nakit yönetimi, yüksek faiz yükü ve ağır ekonomik şartların birleşmesiyle ortaya çıkan farklı bir süreçtir. Elbette bazı kişiler bu süreçte hukuka aykırı davranışlarda bulunabilir; ancak bu, aynı durumdaki herkes için geçerli bir sonuç değildir. Türkiye’de son yıllarda konkordato süreçlerinin artması da, birçok işletmenin yüksek borç, düşük likidite ve sıkı finansal koşullar altında zorlandığını göstermektedir Bu yüzden ticarette en büyük sermaye para değildir. En büyük sermaye güvendir. Güvenden sonra ise nakit akışıdır. Çünkü kâr eden şirket yaşayabilir. Ama nakdi duran şirket yaşayamaz. Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiç kimse bir sabah uyandığında dolandırıcı olmaz. İnsanları o noktaya götüren şey; çoğu zaman yıllarca biriken yanlış kararlar, kontrolsüz büyüme, ağır borç yükü, psikolojik baskı ve sonunda kaybedilen muhakeme gücüdür. Filmin sonunda toplum sadece e enkazı görür ve fikir yürütür..

Yeni editör cok iyi

Montaj bu montaj 😂😂😂😂

devlet baska hukumet baska.yonetini sever sevmezsin o baska ama devlet bizim.yardim yapacaksan ne olursa olsun yine devlet kurumuna yapmalisin.boyle kani bozuklara inanilmasi cok kanima dokunuyo.bu bagimli muptezelleri zenginlestirmek cok agrima gidiyo.

Ben zaten o yıllarda da anlamamıştım bir türlü devlet varken bu Haluk Levent’i neden bu kadar tepemize çıkardılar

Akepee çalmış 1.5 milyar dolar

Ben karar verdim sanat sepet tayfanin %99 u aptal ve gerizekalı

Depremde ölenlere kadar laf ettiler hala bu sol kesimin beyni çalışmıyor alkol için laik olduğunuzu söyleyin başka bir şey bimmezsiniz

@devlet_beyi Kara günde bir kişi bile olsa yok Haluk Levent’miş yok Ahbap’mış yok Çavuş’muş deyip devletin önüne geçirmeye çalışıyorsa o kişi sorunludur.

Tamam ahbap yalan dolanda bu evler olacak diye ek vergi isteyen devlete ne denir

😁😁😁

Odur ki bizim devlet sen şu partilisin sen benim partiden değilsin demeden yaptı bu binaları yardımları haklarını haram etmedi çok şükür ki haram ettikleri yardımlar biz deprem mağdurlarına gelmemiş bin şükür sadece yardım yapanları ahbap a tapanları dolandırmış olmuş 🤣
