Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Ali Biçim nasıl çapkınsa gitmiş DM’den Yasmin Erbil’e yazmış… bu devirde yakışıklılık boş iş komik olucaksın en iyisi

2,428,262 views • 1 month ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Satıcı onun bu hareketi karşısında büyük bir kahkaha atmak istese de üzgünmüş gibi davranmaya devam etti. Lakin kadının bu cümlesi nasıl olduysa ülkede yayıldı ve kimse o hafta yumurta almadı. Ertesi gün yumurta toptancıları hem zam yapmaya devam etti hem de fiyatlar biraz daha artsın diyerek ürünlerin çoğunu soğuk hava depolarında stokladılar. Takip eden günlerde durum değişmemişti, fiyatlar artıyor ama tüm Arjantin halkı sanki aralarında anlaşmışlar gibi yumurta almamakta ısrar ediyordu. İkinci hafta toptancılar homurdanmaya başlasa da "Nasıl olsa bu zamlara alışacaklar ve mecburen yumurtaları gelip alacaklar!" dedi. Üçüncü hafta ülkede yumurta parakendicileri iş yapamadığı için yavaş yavaş kepenk kapatmaya başladı ve bunu toptancılar takip etti. Derken ülkede iflas etmeyen toptancı neredeyse kalmamıştı. Çiftlik sahipleri paralarını alamadıkları için onlar da hızla konkordato ilan etmeye başladı. Artık hepsi pişman olmuş ve aralarında bu durumu nasıl düzelteceklerini konuşmaya başlamışlardı. En iyisi bir televizyon kanalına çıkıp Arjantin halkından özür dilemek dediler ama sonuç değişmemişti. Ülkede ne grev ne de isyan vardı ama halk öylesine kenetlenmişti ki kimse bu özrü kabul etmedi ve yumurta almamaya devam etti. Beşinci Hafta toptancılar şu kararı aldı: "Hatamızı farkettik ve özrümüzü kabul etmeniz için de yumurtaları zamdan önceki fiyatın da yarısına indirme kararı aldık. Bizleri affetmelisiniz çünkü tavuklar ölmek üzere!" Bu bir gerçek hayat hikayesidir. Bu günlerde şekerin ve yağın fiyatı ne zaman yükselse aklıma hep Arjantin halkı geliyor. Acaba orada tavuklar hala yaşıyor mu? "Yeterki Anadolu bu zamdan etkilenmesin" demenin zamanı gelmedi mi? Tepkimizi koyalım. (Lütfen Paylaşın.) #Zam #FahişFiyat #Enflasyon #Stokçu #Karaborsacı #Yumurta #Şeker #Yağ Link:

Başkan Öztürk Yılmaz

79,229 views • 2 years ago

Fetullahçılar, Türk askerlerini nasıl fişliyordu??? Bugün sosyal medyada çokça konuşulan Fatih Altaylı'nın konuğu olan Tuncay Özkan'ın anlattığı fişleme ve flaşbellek konusu bakın nasıl yapılıyordu? Fetullahçıların Türk askerlerini nasıl fişlediğini detaylı şekilde anlatan itirafçı Fetullahçı Ali Bal; Hangi gazeteyi okur? Geldiğinde mesaiye başlarken besmele çeker mi çekmez mi? Hele bir söyle bak. Komutanlarına karşı tavrı nasıldır? Alttakileri ezip üsttekilere karşı nasıl davranır? Her şeyini anlat, her şeyini. Öğretmen oturur, karşısına bilişimciler tarafından sürekli temizlenen ve bilişimciler tarafından özel programlarla bezenmiş bilgisayarı koyar, bilgisayarını açar ve yine mahrem yapının bilişimcileri tarafından özellikle hazırlanmış, sonra başka mahrem yapılara sağlamlığı kontrol ettirilmiş ve teyit edilmiş olan flash bellekler bilgisayara takılır ve bir sürü girilen şifreden sonra yine örgütün bilişimcileri tarafından hazırlanmış program açılır. İstihbari bilginin küçüğü büyüğü olmaz. Her türlüsü kayda değerdir, önemlidir. Bu istihbari bilgiler alınırken bunun önemlisi önemsiz diye ayrılmazdı. Yani hangi gazeteyi okuduğundan, konuşurken nasıl konuştuğundan, evine serviste gidip gitmediğinden, nerede oturduğundan, kimlerle samimi olduğundan. Bu da önemli bir argümandır. Sonra sigara içip içmediği. Yani hasta olup olmadığı hastalık da önemli bir argümandır. Çünkü belli bir hastalığı varsa, kronik bir rahatsızlığı varsa bu mobbing olarak uygulanır. Bu bilgiler alındıktan sonra öğretmenin flash belleğine bunlar kayıt edilir. Öğretmen bunu muhafaza eder ve müdür yardımcısıyla yaptığı görüşmede bu bilgileri müdür yardımcısına verir. Müdür yardımcısı da kendisine özel olarak mahrem yapı tarafından hazırlanmış, dizayn edilmiş, şifrelenmiş flash belleğinin içerisine bu bilgileri kaydeder. Öğrenciden öğretmene, öğretmenden müdür yardımcısına. Oradan müdüre gelir. Müdür tamamen altta, piramidin en altında birikmiş ve yukarıya doğru çıkmış olan bu bilgileri alır. İmla hataları varsa düzeltir ve bunları haftalık toplantıda, her hafta görüşünde Mehmet Emek Yıldız'a sunar. Kağıda kaleme yazmak yasaktır. Yani mahrem yapının yazılı olmayan anayasalarından birisi budur. Her şey bilgisayar ortamına yazılır. Çünkü bizim için bilgisayar ortamı güvenli ortamdır. Yani orada biz kendimizi rahatlık hissederiz ve her şeyimizi orada yapabiliriz. Bu istihbari bilgiler için ise özel bir program hazırlanmıştır. Ve bunun ekibi de ayrıdır. Bu program istihbari bir programdır. Program çok uzun bir şifreyle açılır. Çünkü mahrem yapı tarafından hazırlanmış bir programdır. Bilgisayarınızı açtınız, flash belleğinizi taktınız, Rainbow'a tıkladınız. Onun ayrı ve upuzun bir şifresi vardır. Şifreleri ezberlemek zorundasınızdır. Her bir şifreyi yazıya, kağıda yazılması yasaktır. Rainbow'u açtınız, upuzun bir şifresiyle açtınız. Karşınıza bir sayfa çıkar. Ekranın sol tarafında askeri personelin resmi kıyafetli fotoğrafı vardır. Yani hava kuvvetlerinde kullandığı fotoğrafı vardır adamın orada. Mahrem yapıdan olsun ya da olmasın. Adı, soyadı, TC kimlik numarası, telefon numarası, sicil numarası, ne zaman başladığı falan. Bu adam hangi tarihte atanmış, hangi tarihte nereye gitmiş, hangi tarihte ne iş yapmış ve askeri içerisinde ne işlerle meşgul olmuş. Tamamı vardır bu adamın. Üçüncü sayfaya tıklarsanız adres bilgileri çıkar. Adamın adresi neresi? Telefon numarası. Dördüncü sayfaya tıklarsanız aile bilgileri çıkar. Eşi, çocukları, çocuklarının TC'si, eşinin görevi. Her bir şeyi çıkar. Beşinci sayfaya tıkladığınızda ise adamın fotoğrafıyla birlikte boş bir sütün çıkar karşınıza. O boş sütunda siz şöyle yaparsınız, dışarıdan aktar diye bir punto vardır orada. Dışarıdan aktara basarsınız. Daha önceden silsile yoluyla size gelen istihbari bilgileri dosya seçten o dosyayı seçersiniz. O dizayn etmiş, düzenlemiş olduğunuz istihbari bilgiler adamın o boş sayfasına yazılır.

Herodot Diyor Ki

78,237 views • 1 month ago

Haberlere bakacak olursanız SUİKAST girişimi. Haberi yapanlar da, ortaya attıkları iddia da çok komik, insan utanır. Şu kısacık görüntü bile işin içinde iş olduğunu anlamaya yeter. Ben yine de uzatmadan anlatayım. Kapağı İnönü Üniversitesine atan akademisyen Murat-Yeliz Toptaş çiftine trafikte yapılan sıkıştırmadan bahsediyorum. Bu çift, 2021 yılında kayısıdan roket yakıtı ürettik demişti. Roket olmadığı için mi bilmem ama, halen daha yakıt nerede diye soran yok. Üniversiteden, Tübitaktan ya da diğer kurumlardan araştırma-geliştirme için ne kadar destek aldılar bilmiyorum. Ancak meblağ hoşlarına gitmiş olacak ki, devamında da yengeç kabuğundan radyasyon kalkanı ürettik, artık astronotlar uzayda korkmadan gezebilirler demişlerdi. Bu icadı da Alper Gezeravcı’ya sormak lazım, uzayda bunların ürettiği kıyafeti mi kullanmış? Hızlarını alamayan mucit ikili son icat olarak, SİHA’larımızı lazer silahlarından koruyacak kompozit bir madde geliştirdik demişti. Anlaşılan kurumları söğüşledikleri yetmemiş, vatandaşı da tokatlamışlar. Ama bu sefer sert kayaya çarpmışlar. Yatırım diye parasını aldıkları vatandaşın canına tak etmiş. Geri ödeme için peşlerine adam takmış. Akademisyenlerin dolandırıcılık yaptığına mı, dolandırıcıların akademisyen yapıldığına mı, yoksa devleti soymak için vatandaşın en hassas duygularını kullandıklarına mı yanalım?!!!

Mustafa Okumus

2,538,468 views • 2 years ago