正在加载视频...
视频加载失败
Alparslan Türkeş ve Kadir Mısıroğu
18,513 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)
13 条评论

“Şu faaliyetim sebebiyle Türkeş'in de yakın alâkasına mazhar oldum. Esasen bu alâkayı tevlid eden kablî bir sebep de vardı. 1968 yılında Bekir Berk «Îslam î Hareket ve Türkeş» ismiyle bir broşür çıkarmış ve

Alpaslan Türkeş'e hücum etmişti. Bu broşür sonradan Prof. Osman Turan'dan öğrendiğime nazaran Süleyman Demirel’in nakdî desteğiyle ortaya çıkmıştı. O zaman Dündar Taşer'in muhafazakâr bir raya oturtmaya çalıştığı MHP'yi Süleyman Demirel tehlikeli görüyor ve

O’nun gelişmesini önlemek istiyordu. Bunun için bir kısım nurcular ve Avukat Bekir Berk'i kullanmıştır. Bunlar daha sonra bu sûretle sağladıkları imkânla «İttihad» isimli bir gazete çıkarmışlar ve bu da halen mevcud olan Yeni Asya Gazetesi'nin temelini teşkil etmiştir.

Bir kısım nurcular da o günden beri Risale-i Nur’u siyâset sahnesinde nemalandırma temayülünün başlangıcı bu hadisedir. Beyaz Saray'da dükkân komşum olan ülkücü gençler Bekir Berk'in bahsi geçen broşürüne aynı adla cevap verirken ben de binnisbe kendilerine yardım etmiştim.

Hatta bu broşürden dolayı -evvelce bahsi geçtiği üzere Bekir Berk'le Çarşıkapı'da yol üstünde münakaşa etmiştim. Bu münakaşa 1990 yılında Almanya'da nihayete erecek uzun bir dargınlığın başlangıcını teşkil etmiştir.

Şu var ki MHP'de o zaman Nihal Atsız tarzında bir milliyetçilik anlayışında olanlarla, İslâm'a yakın olanlar arasında bir ihtilâf filizlenmeye başlamıştı. Hatta protokol biletiyle dâvet edildiğim bir geceye bir kısım ülkücü gençler beni dahil etmemek için

bir takım hareketler bile yapmışlardı. «Hilâlci» tâbir edilen diğer gurup gençlerin yardımıyla dahil olduğum bu gecede Spor Sergi Sarayının üst anfilerinden: «- Bozkurt Atatürk! Bozkuıt Atatürk!..» sayhalarım duyunca yanında oturduğum Türkeş'e dönerek:

«— Albayım bunlar ne bağırıyor?» demiştim. O'nun da cevabı şu olmuştu. « - Kadir Bey! Hoşgör, elimde bir avuç genç var, onları da kovalasam partiyi kiminle yürüteceğim! Zamanla düzelir!»

Böyle söyledi amma, düzelmek şöyle dursun gitgide rejimin partisi olma yolunda ilerledi ve bugün içinde DEP'lilerin de bulunduğu bir hükümete güvenoyu verecek, kongresini, Nâzım Hikmet'in şiiri ile açacak bir noktaya kadar geldi.” Geçmiş Günü Elerken, Sayfa 151-152

"O yıl erken seçim kararı alınmıştı. Hiç arzu etmediğim halde hapse girmemek için, milletvekili olmayı düşündüm'. Bu takdirde davalar dört senelik bir inkıtaa uğrayacaktı. Hiç arzu etmediğim halde diyorum, çünkü gençlik yıllarımdaki cemiyetçilik faaliyetleri,

beni bu kabil işlerden soğutmuştu. İnsanlar böyle hadiseler içinde aşırı tarafgir veya ikiyüzlü oluyorlardı! Benim prensibim ise mertlikti. Bu iş de şüphesiz yapılmalıydı. Fakat ben bu işi mizacıma uygun bulmadığım için asla düşünmüyordum. Fakat hapse girmemek için başka

çare de yoktu. Türkeş Eskişehir Cezâevi'nde bana -evvelce, hikâye etmiş olduğum üzere- bir avukat göndermiş, sonra da kendisini ziyaret ettiğimde gelecek ilk seçimde kendi yerini bana vereceğini söylemişti. Bense siyâseti düşünmediğim yolunda bir karşılıkla bu teklifi savmıştım.

Bu defa düşünmediğim bu işe girmeye karar veriyordum. MHP bana artık çok uzaktı. Dinin önüne ırk ve milliyeti geçirmesi sebebiyle orada barınamazdım.” Geçmiş günü elerken, sayfa, 333-334
