正在加载视频...

视频加载失败

Ankara Barosu Yönetimi, seçimde rakibi olan Avukat Hakları Grubu’nun etkinliklerine giden avukatları arayıp “Ya bizi desteklersin ya da seni baroda barındırmayız.” demişler. Bu endişeyle baro değiştiren avukatlar oldu. Bana da disiplin soruşturması açıldı. Ben değiştirmem.

34,852 次观看 • 22 天前 •via X (Twitter)

6 条评论

Tuğçe YAZICI 的头像
Tuğçe YAZICI22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG Türkiye Cumhuriyeti'nin başkent barosunu temsil edenlerin, milli hassasiyetleri ve ülkenin geleceğini ilgilendiren temel meseleleri öncelik haline getirmek yerine kendi meslektaşlarıyla bu denli uğraşmaları ülkemizin geleceği açısından son derece düşündürücü ve vahim bir durumdur

Melih Demirer 的头像
Melih Demirer22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG Aksine milli hassasiyetleri olan meslektaşları düşman bellediler maalesef

Ahmet Fatih Alpay 的头像
Ahmet Fatih Alpay22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG İktidar cenahından mı esinlenmişler ?

Melih Demirer 的头像
Melih Demirer22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG Allah imkan vermesin yoksa bunlar neler yapar

Ahmet Fatih Alpay 的头像
Ahmet Fatih Alpay22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG Güç yozlaştırır mutlak güç mutlaka yozlaştırır.

Hülya 的头像
Hülya22 天前

@AHGAnkara @AvukatHG @barolar de bu paylaşımınızı görmeli Meslekler kişilerle değil mesleğe verilen emekle var olur. Kimsenin kişisel hırsları mesleki dayanışmanın önüne geçmemeli

相关视频

#İBBDavası'nda İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun, Av. Mehmet Pehlivan’ın gece yarısı sevk edilmesine ilişkin söz talebi hakim tarafından reddedildi. Baro Başkanı adına söz isteyen Av. Kemal Aytaç’ın salondan zorla çıkarılmak istenmesi üzerine avukatlar tepki göstererek salonu terk etti. Silivri Cezaevi önünde açıklama yapan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu (İbrahim Kaboğlu): "Avukat Mehmet Pehlivan'a kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muamele yapılmıştır." dedi. Kaboğlu'nun açıklaması: "Değerli basın mensupları, öncelikle Silivri'den buradan halkımızı, toplumumuzu bilgilendirme görevini yerine getirdiğiniz için teşekkür ederim. Biz İstanbul Barosu yöneticileri olarak bir saat kadar önce Silivri'ye geldik ve burada bir basın açıklamasıyla İstanbul Barosu seçimlerinde yarışacak olan grupların da katılımıyla bir açıklama yaptık ve yeni bir durumun doğduğunu, İstanbul Barosu üyesi olan Avukat Mehmet Pehlivan'a kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muamele yapıldığını ve bu durumun buradaki İBB davasında yeni bir durum teşkil ettiğini, bu amaçla burada bulunduğumuzu ve duruşma sırasında İstanbul Barosu Başkanı olarak Avukatlık Kanunu'nun 95. maddesinin 4. fıkrası gereği söz alıp bu konudaki görüşlerimizi dile getirmek için burada olduğumuzu beyan etmiştim. Duruşma başladı, söz istedik, Mahkeme Başkanı söz hakkı vermedi. Birinci savunma yapıldı, sonrasında söz istedik. Bize 5 dakikalığına bile olsa ki Avukatlık Yasası bu yetkiyi, bu görevi bize veriyor.. Mahkeme Başkanı da Avukatlık Yasası'nın amir hükümlerine uymak zorundadır. Bize söz hakkı vermek yerine 'Dışarıda da konuşabilirsiniz' dedi ve adil yargılanma hakkının özüne bizzat Mahkeme Başkanı halel getirmiş oldu. Hatta bizleri, avukatları, İstanbul Barosu yöneticilerini ve üyesi avukatları jandarma yoluyla dışarı attırmak istedi. Tabii ki ona kesinlikle müsaade etmezdik. Zaten jandarmamız da Mahkeme Başkanı'ndan daha soğukkanlı, böyle bir şiddet eylemine girişmez, girişemezdi, girişmedi. Bu vesileyle tekrar yineliyorum ki, aslında 7 aydır burada sürekli vurguladığımız üzere: Bir, tutukluluk koşulları bulunmamaktadır burada yargılanan kişilerin. Kişiler suç işleyebilir, hepimiz suç işlediğimize dair kuşkularla yargılanabiliriz. Fakat tutukluluk koşulları Anayasamızda açıkça belirtilmiştir, Madde 19 ve 13. 7 ay önce burada söylediğim gibi, tutuklanma koşulları bulunmamaktadır. Pekala bu dava serbest, yani tutuklu olmayan insanlık haklarıyla bu şekilde yapılabilir. Bu yapılmıyor ancak yarı yarıya serbest bıraktı Mahkeme 7 aydır. Ama en önemlisi de haliyle bütün tutuklu olarak yargılananlar bizim gündemimizde olduğu gibi Avukatlık Kanunu gereği, bizim üyemiz olan Avukat Mehmet Pehlivan'ın durumu kuşkusuz bizi buralara getiriyor, daha da getirecek. Çünkü Mehmet Pehlivan zaten avukatlık görevini ifa ettiği için tutuklandı. Tutuklanmaması gerekiyordu. Tutuklanınca Silivri yerine Çorlu'ya götürüldü. Çorlu'da tutuklu bulunan üyemiz her duruşmaya Çorlu'dan getirilip götürülüyordu ama birkaç gün önce sabaha karşı hiçbir gerekçe gösterilmeden zaten böyle bir gerekçe de olamaz! gösterilmeden Kandıra'ya naklediliyor, Kandıra'ya. Ve bugün Kandıra Kapalı Cezaevi'nden 3,5 saat süreyle kelepçeli bir biçimde getiriliyor. Bu bile, bu bile aslında Anayasamızın kesinlikle yasakladığı, savaş ortamında bile yasakladığı kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muameleye aykırıdır. Bu kurallar ihlal edilmiştir. Ama bir hususu daha teyit etmiştir: Mehmet Pehlivan'ın, Avukat Mehmet Pehlivan'ın neden tutuksuz yargılanması gerektiğini bu durum bir kez daha teyit etmiş bulunuyor. Eğer Sayın Başkan söz verseydi bana, tıpkı bugüne kadar yaptığım konuşmalarda olduğu gibi İstanbul Barosu olarak adil yargılanma sürecine, adil yargılanma yükümlülüğüne ve yargılananların adil yargılanma hakkına katkı sağlayıcı bir konuşma yapacaktım. ...
4:18

Sensitive content

#İBBDavası'nda İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun, Av. Mehmet Pehlivan’ın gece yarısı sevk edilmesine ilişkin söz talebi hakim tarafından reddedildi. Baro Başkanı adına söz isteyen Av. Kemal Aytaç’ın salondan zorla çıkarılmak istenmesi üzerine avukatlar tepki göstererek salonu terk etti. Silivri Cezaevi önünde açıklama yapan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu (İbrahim Kaboğlu): "Avukat Mehmet Pehlivan'a kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muamele yapılmıştır." dedi. Kaboğlu'nun açıklaması: "Değerli basın mensupları, öncelikle Silivri'den buradan halkımızı, toplumumuzu bilgilendirme görevini yerine getirdiğiniz için teşekkür ederim. Biz İstanbul Barosu yöneticileri olarak bir saat kadar önce Silivri'ye geldik ve burada bir basın açıklamasıyla İstanbul Barosu seçimlerinde yarışacak olan grupların da katılımıyla bir açıklama yaptık ve yeni bir durumun doğduğunu, İstanbul Barosu üyesi olan Avukat Mehmet Pehlivan'a kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muamele yapıldığını ve bu durumun buradaki İBB davasında yeni bir durum teşkil ettiğini, bu amaçla burada bulunduğumuzu ve duruşma sırasında İstanbul Barosu Başkanı olarak Avukatlık Kanunu'nun 95. maddesinin 4. fıkrası gereği söz alıp bu konudaki görüşlerimizi dile getirmek için burada olduğumuzu beyan etmiştim. Duruşma başladı, söz istedik, Mahkeme Başkanı söz hakkı vermedi. Birinci savunma yapıldı, sonrasında söz istedik. Bize 5 dakikalığına bile olsa ki Avukatlık Yasası bu yetkiyi, bu görevi bize veriyor.. Mahkeme Başkanı da Avukatlık Yasası'nın amir hükümlerine uymak zorundadır. Bize söz hakkı vermek yerine 'Dışarıda da konuşabilirsiniz' dedi ve adil yargılanma hakkının özüne bizzat Mahkeme Başkanı halel getirmiş oldu. Hatta bizleri, avukatları, İstanbul Barosu yöneticilerini ve üyesi avukatları jandarma yoluyla dışarı attırmak istedi. Tabii ki ona kesinlikle müsaade etmezdik. Zaten jandarmamız da Mahkeme Başkanı'ndan daha soğukkanlı, böyle bir şiddet eylemine girişmez, girişemezdi, girişmedi. Bu vesileyle tekrar yineliyorum ki, aslında 7 aydır burada sürekli vurguladığımız üzere: Bir, tutukluluk koşulları bulunmamaktadır burada yargılanan kişilerin. Kişiler suç işleyebilir, hepimiz suç işlediğimize dair kuşkularla yargılanabiliriz. Fakat tutukluluk koşulları Anayasamızda açıkça belirtilmiştir, Madde 19 ve 13. 7 ay önce burada söylediğim gibi, tutuklanma koşulları bulunmamaktadır. Pekala bu dava serbest, yani tutuklu olmayan insanlık haklarıyla bu şekilde yapılabilir. Bu yapılmıyor ancak yarı yarıya serbest bıraktı Mahkeme 7 aydır. Ama en önemlisi de haliyle bütün tutuklu olarak yargılananlar bizim gündemimizde olduğu gibi Avukatlık Kanunu gereği, bizim üyemiz olan Avukat Mehmet Pehlivan'ın durumu kuşkusuz bizi buralara getiriyor, daha da getirecek. Çünkü Mehmet Pehlivan zaten avukatlık görevini ifa ettiği için tutuklandı. Tutuklanmaması gerekiyordu. Tutuklanınca Silivri yerine Çorlu'ya götürüldü. Çorlu'da tutuklu bulunan üyemiz her duruşmaya Çorlu'dan getirilip götürülüyordu ama birkaç gün önce sabaha karşı hiçbir gerekçe gösterilmeden zaten böyle bir gerekçe de olamaz! gösterilmeden Kandıra'ya naklediliyor, Kandıra'ya. Ve bugün Kandıra Kapalı Cezaevi'nden 3,5 saat süreyle kelepçeli bir biçimde getiriliyor. Bu bile, bu bile aslında Anayasamızın kesinlikle yasakladığı, savaş ortamında bile yasakladığı kötü muamele, eziyet, işkence ve insanlık dışı muameleye aykırıdır. Bu kurallar ihlal edilmiştir. Ama bir hususu daha teyit etmiştir: Mehmet Pehlivan'ın, Avukat Mehmet Pehlivan'ın neden tutuksuz yargılanması gerektiğini bu durum bir kez daha teyit etmiş bulunuyor. Eğer Sayın Başkan söz verseydi bana, tıpkı bugüne kadar yaptığım konuşmalarda olduğu gibi İstanbul Barosu olarak adil yargılanma sürecine, adil yargılanma yükümlülüğüne ve yargılananların adil yargılanma hakkına katkı sağlayıcı bir konuşma yapacaktım. ...

Fatoş Erdoğan

17,516 次观看 • 5 天前

📌Asıl rezalet; Ekrem İmamoğlu’yla ilgili soruşturmaların tutuklu yürütülmesi, altı aydır iddianamenin yazılmamış olması ve soruşturma nedeniyle bütün şüphelilere baskı yapılarak itirafçı ya da iftiracı yaratılmaya çalışılmasıdır. ❓Orada olup bitenin izlenmesi ya da duyulmasının neresi rezalet? 📌 Dolayısıyla kamuoyunun bundan haberdar olması, İmamoğlu’nun iki saatlik savunmasını dinlemesi, bilgilenmesi neden sakıncalı olsun? 📌 CMK’de kısıtlayıcı bir hüküm var; bu da duruşma anında görüntü veya ses kaydı alınmasını yasaklıyor ama duruşma öncesinde ya da sonrasında görüntü alınması yasak değil. 📌 Hakimin tutanağa geçen bir ikazı varsa o zaman kayda izin verilmez. Bana göre bu yasak zaten doğru bir yasak değil. Eski CMK’de yoktu, yeni CMK ile kanuna girdi. 🔴 Toplumun ilgisi ve tepkisi, savunmaların gerçekten muhteşem oluşu da önemli. Sayın İmamoğlu durumunu çok açık bir şekilde anlattı, çok güçlü ceza avukatları da savunma yaptı. 🔴 Ayrıca duruşmada daha önce görülmemiş bir uygulama yaşandı. Avukat Mehmet Pehlivan'ın SEGBİS aracılığıyla cezaevinden müvekkili Ekrem İmamoğlu’nu savunması istendi. 🔴 Mehmet Pehlivan yalnızca İmamoğlu’nu savunduğu için tutuklanmış durumda ve şu an cezaevinde. Bu davanın tüm gelişmelerini baştan sona takip eden, kamuoyuna aktaran da kendisiydi. 📌 Avukatlar normalde cübbeleriyle duruşmada bulunur, fakat cezaevinde cübbe olmadığı için bağlandığında cübbesizdi ve sonraki oturum için süre istedi. 🔴 Tüm bu tablo, bu dava özelinde yaşanan hukuksuzlukların Türkiye’nin gözü önünde, canlı biçimde izlenmesini sağladı. 📌 Sonuç itibariyle Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu da kendi yaşadığı hukuksuzlukları çok güçlü bir şekilde ortaya koydu. Ben de tutanaklara baktım, yazılanları okudum: Gerçekten muhteşem bir savunma yapmış. #Ekremİmamoğlu

Sezgin Tanrıkulu

35,590 次观看 • 1 年前

Ali Koç'un, kulübün 2023 yılı Yüksek Divan Kurulu Kasım Ayı Olağan toplantısında Tuzlaspor konuşması 💢 "İddia şu: Ayın 31’inde bu program oluyor. 3 Kasım’da federasyon bir açıklama yapıyor. Bana göre iddialar son derece vahim, endişe verici. 💢 Federasyonun açıklaması, ‘Bizi bağlamaz.’ Yok, seni bağlar arkadaş. Niye bağladığını da anlatacağım şimdi. 💢 Demin de dediğim gibi bizi doğrudan etkilemese de futbolun amiri olan TFF futbolu temiz tutmak zorunda. Bu konulara bakış açısı bizi ilgilendiriyor. 💢 Demek ki bizim getireceğimiz konuları da bu şekilde ele alacak. Veya hiç almayacak. Alırsa da ucundan tutacak. 💢 Kısaca diyor ki, bir takımdan bahsediyor. Hiç önemli değil. 536 tane Pasolig’i var diyor. 4-5 bin liradan bilet sattığını söylüyor. Maç satılmış, diyor. 💢 Stadın full olması gerekir, diyor. Stat 10 bin kişilik diyor ama stat da 3 kişi var, diyor. Ama biletler satılmış. 💢 Başka bir maçta da bir takım geçen sene 50 bin liralık fiyat koymuştu. 💢 Şu imada bulunuyor: Biletler satıldı gibi gözüküyor, karapara filan, böyle imalarda bulunuyor. Bence bunlar çok ciddi. 💢 Küfür eden seyirciyi neredeyse göz bebeklerinden tanımlayıp ayırt edecek diyerek bizlere anlatılan bu e-bilet yatırımı gelinen noktada TFF’nin karapara aklamaya kadar ulaşan iddialara karşı sorumluluk sahibi dahi olmadığını yazılı olarak duyurduğu bir komediye dönüşmüştür. 💢 Ben ne diyorum, program ne deniliyor, TFF ne diyor. Ya ben yalan söylüyorum ya da onlarda bir sıkıntı var. Kardeşim soruşturun. Ben sizi itham ediyorum."

FenerSol

17,494 次观看 • 7 个月前

Sayın Adalet Bakanı, Sayın Savcılar, Sayın İçişleri Bakanı ve Emniyet Yetkilileri, Bir haftadan uzun bir süredir saldırgan bir hâl alan Alevi düşmanlığı operasyonunu görmüyor musunuz? Başta sosyal medya platformu X olmak üzere, mümkün olan bütün araçlarla yürütülen bu operasyonda hedef alınan Aleviler değil misiniz? Toplu katliam çağrılarına ve kişilerin tek tek tehdit edilmesine uzanan bu operasyonu araştırmak ve sorumlularını yargı karşısına çıkarmak sizin görevinizdir. Aşağıdaki videoda göreceksiniz ki sürekli olarak “bir mum söndü” iftirası var. Bu iftirayla hem toplum kutuplaştırılıyor hem de HTŞ ve IŞİD gibi örgütlerin Türkiye’de yaygınlaşması için alan açılmaya çalışılıyor. Sizler harekete geçmek zorundasınız. Çünkü yasalar çerçevesinde tarif edilen görevlerinizden biri, toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlamak ve bu tarz nefret suçlarına geçit vermemektir. Cihatçı terör örgütlerinin yürüttüğü bu operasyon, bu işin öncülüğünü yapanlar tarafından itiraf edilmiş ve belgelerle yayınlanmıştır. Şimdi sizleri görevinizi yapmaya ve bu nefret suçuna müdahale etmeye çağırıyorum. Sayın Türkiye Barolar Birliği, Ankara, İzmir, İstanbul ve Diyarbakır Barosu Yetkilileri, Siz tam olarak hangi insanların hakkı ve hukuku ile ilgileniyorsunuz? Bir haftadır süren bu nefret kampanyasına tek biriniz dahi tek bir kelime ile cevap vermeyecek misiniz? En azından sosyal medyadaki nefret söylemlerini raporlaştırarak, bir hukukçu olarak bir toplumun hakkını savunmak için göreve geçmek zorundasınız. Sayın İnsan Hakları Derneği Yetkilileri ve İnsan Hakları İçin Mücadele Eden Kuruluşlar, Siz ne zaman harekete geçmeyi düşünüyorsunuz? Katliam çağrılarına varan bir nefret söylemi operasyonu için harekete geçmeniz gerekmez miydi? Ya çıkın ve görevinizi yapın ya da “Bizi Aleviler ilgilendirmiyor; biz başka toplulukların haklarıyla ilgileniyoruz.” deyip bu işten çekilin. #NefretSuçunaSusma T.C. Adalet Bakanlığı T.C. İçişleri Bakanlığı Türk Polis Teşkilatı Türkiye Barolar Birliği Ankara Barosu izmirbarosu.org.tr İstanbul Barosu Diyarbakır Barosu @ihd_genelmerkez TİHV-HRFT

Hüseyin Edemir

43,765 次观看 • 1 年前

SONUNDA ÖZGÜR’E DAVAYI AÇTIRDIK! NİHAYET!.. AYLARCA SUSTU AMA BİZİM SESSİZ ÇOĞUNLUK BASTIRDI VE 20 MİLYON DOLAR ARTIK MAHKEME KONUSU! BENİM GİZLİ TAKİPÇİMMİŞ! Sonunda Özgür’e davayı açtırdık. Nihayet! Ayarca sustu ama bizim sessiz çoğunluk bastırdı ve 20 milyon dolar, artık mahkeme konusu! Ayrıca, meğer Özgür Özel benim iyi takipçimmiş! Özgür Özel, bana Ankara 19. Asliye Hukuk’ta. 150 bin liralık bir dava açmış. Ama gelelim, içeriğine. Benim sorduğum soruya net bir cevap vermek yerine, çapkınlıkta yakalanmış adam gibi “Ne alakası var, saçmalıyorsun” gibi sözler sarfetmiş. Ben de diyorum ki: 1-Sayfalar dolusu yazı yazmışsın ama bir cümle bile Muhittin Böcek’le Manisa’daki benzincide asla buluşmadım diyemiyorsun. 2-Aramızda 20 milyon dolarlık bir alışveriş asla olmadı diyemiyorsun. 3-Böyle bir şey yoksa, bu iki cümleyi kıvırmadan net kurardın. 4-Neden bu dava için 2 ay bekledin?.. Hatta neden haber çıktığında tekzip bile etmedin? 5-Bana açtığın davada, sürekli kendini Recep Tayyip Erdoğan’la kıyaslayıp, aynen şu cümleleri kuruyorsun: “Müvekkilimiz ana muhalefet partisi genel başkanı olup, mevkidaşı iktidar partisinin genel başkanıdır” Bu ne ya? Ne ilgisi var ya? Sen kim, Cumhurbaşkanı kim? Ayrıca bu davaya Erdoğan’ı neden karıştırıyorsun? 6-Yine şu sürekli kullandığın komik lafı bana da,mahkeme dilekçesinde yazmışsın.Şöyle ki: “Son yerel seçimlerden Türkiye’nin birinci partisi olarak çıkmış ana muhalefet partisi liderinin bu şekilde karalanıp hedef gösterilmesi sadece ona değil, partisine gönül vermiş milyonlarca yurttaşa ve dahi parlamentonun kurumsal kimliğine ağır bir saldırı teşkil etmektedir.” Efendim, birinci partiymiş de onun başkanıymış da! Zaten milletvekili olmanın avantajıyla insanlara yapmadığın hakaret kalmadı ama ya mecliste dokunulmazlığın kaldırılırsa!Sen o kadar laf ediyorsun,ben sana laf edince mi batıyor? Bazı şeyleri direkt ortaya dökmüyorsam,bu da senin milletvekili olarak hukuken “korunman” yüzünden!Ama zamanı gelecek. Seni gidi otel faresi seni! Kulağıma geldiğine göre sen de Ekrem gibi İstanbul’da otellere düşmüşsün,o nedenle bir türlü Ankara’ya gitmek istemiyormuşsun. Bak, ben o senin Tele’lere benzemem. Hani 1’di, şimdi 2 oldu diyorsun ya Teleler için. Bir de kanal bayağı senin gibi hareket ediyorsun. Bu otel lafını da boşa etmem biliyorsun,takipteyim seni!

Siberhabertv

56,288 次观看 • 10 个月前

Emre Bol: Şimdi ben dün ne dedim burada? Dün ne dedim arkadaşlar var mı elinizde o kaset? Girebiliyor muyuz yoksa ben devam edeyim mi? Sen devam et dünden devam et. Ben dün ne dedim burada? Dedim ki Antalya spor maçından korkuyorum kardeşim dedim. Bunu niye söyledim? Ben malımı biliyorum kardeşim. Ben malımı biliyorum. Ben Fenerbahçe'nin bugün puan kaybedeceğine o kadar emindim ki. Dün burada bağıra bağıra söyledim. Galatasaray maçından daha çok dedim. Antalya spor maçından korkuyorum dedim. Yuh ya falan yazmışlar bana. Ne alakası var nereden çıktı falan demişler yani. Antalya nere Galatasaray nere falan demişler. Ne oldu abi? Dokuzuncu beraberliği aldın. Dokuz tane beraberlik alan takım şampiyon olamaz. Olamaz. Dokuz tane beraberlik bir şampiyonluk hedefindeki bir takımın dokuz tane beraberliği olmaz. Olmaz. Beraberlikte de rekor kırıyor Fenerbahçe. Abi 9 beraberlik ne ya? Avrupa'da rekor. Galiba Kayseri'yle aynıyız yani beraberlik. Kayseri'nin kaç beraberliği var? Bak bakayım yani. İkincilik rekorundan sonra beraberlik. Kayseri de çok beraber kaldı. Bu hafta da beraber kaldı. Yani 9 tane beraberlik ne arkadaş ya? 9 maçtan sadece 9 puan almışsın demek bu. 10'muş. 10. Kayseri bizden önde Kayseri'yi geçelim bari ya. Haftaya bir daha beraber kalın da bari en azından Kayseri'yi geçelim yani. Böyle rezalet olur mu Allah aşkına? Abi bu takımda bir canavetlik var. Evren. Öyle demesek. Abi var. Var. 10 tane sakatın var abi. 10 tane sakatın var. Geliyorsun maça 18. dakikada Semedo'yu da sakat veriyorsun. Hocan hasta olmuş Nottingham'da geldi yatak döşek adam yatıyor. Ulan Dubai'ye bomba attılar. Fener'in baş antrenörü kaldı orada. Gelemiyor adam Yasirkeviç. Bir Fenerli daha var. Ferit Bey, Ferit Şahenk. O da kalmış. O da Fenerli bak. Adam o da kalmış orada. Bu Fenerli. Bahçede bir şey var arkadaş. Ben anlamıyorum artık. Böyle bir kara bulutlar mı dolaşıyor? Ya bu takımı Çembertaş hamamına mı götürüyorsunuz? Ne yapıyorsunuz? Bilmiyorum yani. Bu takımda bir tuhaflık var arkadaşlar ya. Dur maç devam ediyor ya. Daha maç bitmedi ki oğlum. Yani şu bak şu son 15 dakika oynadığım maçı. Şu 15 dakika, son 15 dakika oynadığın oyunu niye maçın başında oynamıyorsun arkadaş ya? Yumurta topuğa dayanınca o zaman mı oynaman gerekiyor bu topu yani? Fenerbahçe kazanabilir dediği aynı şeyleri söyleyecektim biliyor musun? Yazıyı yazdım aynı şekilde gönderecektim. Hiç beni ilgilendirmiyor kazanması beraber ekranası. Bu oyun ney? Ney? Bir tane adam ya Samuel paramparça etti bütün Fenerbahçe'yi. Var ya o siyahı olan uzun saçlı. Samal Bale. Bale. Sağ Bek oynadı. Sağ Kanat oynadı. Santrafor oynadı maçı son bölümünde. Gerçekten çok etkiliydi bugün. Yani böyle bir rezalet olur mu? Arkadaşlar bak tamam puan farkı 4 diyorsun değil mi? Fazla değil diyorsun değil mi puan farkı? Hala Galatasaray'a yetişebilirim diyorsun. Bak Galatasaray'da dün kötü oynadı. Galatasaray 120 dakika oynadı. Deprasmanda yine. Sen de oynadın. Sen 90 oynadın. Rakibin 120 oynadı geldi. Tamam mı? Sen de geldin o da geldi. Hakimin maçı kazandı kardeşim. Alanya Spor Antalya'dan daha mı iyi takım? Daha iyi takım bana sorarsan. Bence de daha iyi. Alanya Antalya'dan daha iyi. Daha iyi takım. Adam çıktı tak tak tak yürüye yürüye maçı kazanıp gittiler abi. Berabere kalsalar kimse bir şey der miydi galiba? 120 dakika oynamış son 16'ya kalmış tamam beraberlikte derlerdi ki kardeşim takım yorgundu falan derlerdi. Tamam bak şeyi kabul ediyorum ben. Sakatlıkların çok fazla olmasını kabul ediyorum. Ona bir şey söylemiyorum. Yani yorgunluğun olduğunu da bir nebze olsa da.

Galatasarayultrataraftar

188,920 次观看 • 7 个月前

Ara ara instagramda kaydırma yaparken bu çocukcağız karşıma çıkıyordu… Her videosunda muhakkak ya aldığı yüksek fiyatlı bir şeyden bahsediyor ya da kaldığı bir otelde soyulmuş oluyordu… Yerseniz… :) Neyse deyip geçiyordum… Aklımdan geçenleri buraya yazsam ayıp olur şimdi… Benim gibi 30 yılınızı insanlarla çalışmaya adarsanız bir bakışta kimin nerden geldiğini, ne olduğunu anlarsınız çünkü… Birinin ne giyerse giysin; ne kadar para harcarsa harcasın bakışındaki garibanlığı silemeyeceğini bilirsiniz… Oturup kalkmasından oraya ait olmadığını anlarsınız… Ufacık bir olaya verdiği tepkiden çıktığı yeri görürsünüz… Ha ben umursuyor muydum? Asla… En azından bugüne kadar… Sevgili Can kardeşim… Bu saçma sapan videondan sonra artık sana 2 çift laf söylemek boynumun borcu oldu… Bir pantolona 350.000 TL vermek hangi akla sığar ya da neyi kapatmak istiyorsun ben bilemem… Para senin (ya da her kiminse…) bizi bağlamaz… Ama bunu malzeme ediyorsan bize de laf söyleme hakkı doğar… Ünlü olmak için insanları tahrik edip hakaret edilmesini istiyorsun onu anladık… Reklamın iyisi kötüsü olmaz adımı bilsinler bana yeter diyorsun buna da tamam… Ama emekli bayramda kaç kuruş alacağız diye hesap ederken, insanlar mübarek ramazan günü iftara sofraya ne koyacağız diye düşünürken senin yaptığın insanlığa sığmaz… Sana kötü bir haberim var… Bazı şeyler sonradan olmaz… Ne kadar harcarsan harca olmak istediğin o kişiyi satın alamazsın… Markalara dönmeyen dilin var ya hani… “Sıpeyşıl ordır, aykonik” deyince seni müşterisi saymaz… Malı satmaz mı?… Satar… Fakat öyle sakil kalır işte üstünde… Saygı denen şeyi hissedemezsin… Gerek yok kardeşim… Yapma kendine bunu… Bugün sana muslukları açmış olanlar yarın kapatırsa Can yok olur… O unuttuğun Hayrullah da bu pantolonla çıktığı mahalleye giremez… Bilmem anlatabildim mi…

Izzet Capa

941,740 次观看 • 7 个月前

Türk Halk Müziği sanatçısı Handan Aydın, Aleviliği istismar eden sanatçılara ve CHP'li-HDP'li siyasetçilere tepki verdi: "3-4 sene önce Çorum'da Kandil Baba etkinliklerine davet edildim. Öğlen 12 oldu alana giricem, Cem evinin bahçesine masalar kurulmuş her masada alkol var. Öğlen 12'de bana saz çalacak adam sarhoştu ayakta duramıyordu. Saat 4-5 oldu.. Herkes sarhoş. Bir Cem evinin bahçesi.. Sizin nerenizde inanç var? 4-5 sene evvel Kerbelaya türkü yapan adam bugün "hayır biz Ali'siz, biz Müslüman değilmişiz diyor. 90'larda İlk açıldığı zaman bağlama kursuna gittiğim dernekler ne ara ibadethane oldular? Cemler evlerde yapılırmış köylük yerlerde.. Sizin hakkınızdan ben gelirim. Ben de paçaları sıvadım.. Ben de bileğleniyorum. Siz de din iman yok! Siz Muharrem günü bile milletvekili Umut Akdoğan'la birlikte oturdunuz oraya viskinizi mezenizi koydunuz dıngır dıngır türkü dinliyorsunuz. Ya sanatçı olun ya da bu Alevi simsarlığını bırakın. Senelerdir Alevilerin üzerinden ekmek yiyen sizsiniz. Milyoner olan sizsiniz. Bir tane fakire yardımınız yok. Ben bu kadar çirkef bir toplum olduğunuz bilmiyordum ya.. Size Cem evi de yok! Köyler bomboş.. Okullarda çocuk sesi yok.. Okul yok Her yer mantar gibi Cem evi. Ordan bir dernek başkanı, ordan belediyeleri götürelim.. Ordan milyonları götürelim.. Çarparlar sizi yerin altına sokarlar ne Amerika kurtarabilir ne de İsrail.. Yeter lan soyduğunuz bu halkı! Ahlaksızlığın lüzumu yok! Ne pok yediğinizi biz söylüyoruz zaten. ama bu kadar azgınlık olmaz.."

Malik Ejder

106,377 次观看 • 3 个月前

Fenerbahçe Hakan Çalhanoğlu Transferi 🤔 Galatasaray Hakan Çalhanoğlu'na Tepkili 🤔 🗣Yağız Sabuncuoğlu: İnter Kulübü ile Şu anda bir temas yok. Hakan bu arada gelmeye sıcak bakıyor Fenerbahçe'ye. Eee sana başka bir enteresan bir şey söyleyeyim ben. Tabii ki. Şu an Galatasaray yönetimi çok tepkili Hakan'a. Tepkili olma sebebi de Galatasaray'lıyım dediği halde önce geçtiğimiz sene sonra da bu sezon Fenerbahçe ile görüşmesinden dolayı eee Galatasaray cephesinde ciddi bir Hakan Çalhanoğlu tepkisi var. 🗣Konuşmacı: Geçen yaz da zaten bu konuyla alakalı bayağı bir. 🗣Yağız Sabuncuoğlu: Ya geçen yaz neler oldu üstünde durmaya gerek yok. Emre de bu süreci doğrudan yakından yaşayan isimlerden biri. Fotoğrafını çekti gitti. Biz o gün yalan söylemedik. Ali Bey de bizi doğruladı. Hakan Çalhanoğlu geçtiğimiz sene Fenerbahçe ile anlaşmıştı ama daha sonra yayınlarının izlenmelerini arttırmak için bizim üzerimizden PR kasan bir ekip vardı ve yemeden içmeden Hakan Çalhanoğlu'nu takip ettiler ve çocuğu da zorladılar. Benim de biz de bu arada çok kızdığımız anlar oldu çünkü gerçeği biliyorduk. 🗣Konuşmacı: Ben kulağımla duydum 🗣Yağız Sabuncuoğlu: Gerçeği biliyorduk yani Hakan Çalhanoğlu Fenerbahçe ile görüştü anlaştı geçen sene. Sonra bir anda iş farklı bir noktaya döndü çünkü tepkiden çekindi. Hani o dönemki tepkiden çekindi ama sonra bizi böyle yalancı gibi gösterdiler ama neyse ki gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır er ya da geç. Aynen öyle. Bu arada bu tarz bizim tartışmalarımız Galatasaraylı dostlarımız üstüne alınmasın. Biz mesela Hakan'la ilgili bunları söylüyoruz. Ne diyorsunuz siz? Siz ne diyorsunuz falan demesinler. Çünkü bizim yaptığımız genelde bu tartışmalar bizim içinde bulunduğumuz medya mensuplarıyla olan atışmalar. Bunlar işin rengi. Ya ufak tatlı şeyler tabii ki. İşin güzelliği yani bunları farklı bir yöne çekmemek ve içselleştirmemek lazım. Kesinlikle katılıyorum.

Galatasarayultrataraftar

21,122 次观看 • 4 个月前

Bülent Timurlenk hakkında sustuğum yeter Barhan Can Terzi: Kaya 4-5 yıldır Galatasaray muhabirliği yapan bir arkadaşımız. 2021'den o civarlardan beri. Şimdi Kaya 1-2 sene önce işsiz kaldı. Bakıyorum işte Bülent Timurlenk Kaya'ya duruma üzüldüğünü söylemiş ama işte yine o kendi aksanınca işte iliştirilmiş gazetecilik öyle olmaz falan bir şeyler söylemiş. Bülent abi. Her fırsatta muhabirliği, muhabirleri eleştiriyorsun da. Yani seni sahada hiç görmedik. Bak iki sene önce seninle bir konuşma yaptık. O günden beridir yine muhabirlere sallıyorsun ama iki sene oldu artık hani susuyorum. Sırası geldi artık şimdi bu meselede. Sabah gazetesinde çalışıp, ulusal çok büyük bir gazete. Sabah gazetesinde çalışıp oradan A Spor açıldı. Çok büyük bir kurum. Orada görev yapıp ondan sonra BeinSpor. bir yerlere gelmek kolay ama ve 2000'lerde bunu yapıp ilerlemek kolay. Sen de diyorsun gazetecilik değişti. Şimdi 2020 yılındayız. Şu an bir gazetecinin veya medyada yer edinmek isteyen birinin ön plana çıkması için yapacağı 3 şey var. Biri, şimdi genç kardeşlerimiz yapıyor işte böyle idmanda veya maç sonunda bir çekim yapıyor. Kendini çekiyor işte arabada gaz pedal falan edipler yapıyor işte tak tak tak tak. Ya öyle şaklabanlık yapacaksın. Ya bir taraf olacaksın ya böyle Ali Koç öyledir, Ali Koç böyledir ya da Dursun Özbek öyledir, Okan Buruk böyledir diye bir tarafın kalem şörlüğünü yapacaksın. Ya da haber yapacaksın. Kaya'da haber yapıyor. 11 ise 11 bu çünkü orada kendine kaynak bulmuş. O 11'i vererek de işte işsizken şimdi a spora çıkıyor. Yani bir şekilde kendini göstermesi lazım. Nasıl gösterecek? Ona buna mı vursun? Ali Koç öyledir. O böyledir mi desin? E senin gibi frankafon bir tarzı da yok. E ne yapsın? Bir yerden tutunacak bu mesleği. Dolayısıyla kolay. Sağdaki muhabirleri eleştirmek çok kolay. Ya muhabirleri bu kadar eleştiriyorsanız çıkın bir gün siz yapın muhabirlikte. Biz de sizle övünelim. Ya da siz muhabir olun işte dediğim gibi. Siz gelin soru sorun. Siz transfer haberi yapın. O yüzden kolay yani böyle oturduğu yerden muhabirleri eleştirmesi insanların. Kimseye de ben şunu da söyleyeceğim. Galatasaray muhabirlerinin kimseye bir saygısızlık yaptığı da yok. Ama Kaya herhalde şundan dolayı bir de akreditasyon yasağı gelmiş. En güldüğüm nokta da o. Akreditasyon yasağı hiçbir geçerliği yok biliyor musun? Kulüp tarafından verilen akreditasyon. Çünkü sebebi şu. Basın türbününe, maçları izlemek için basın türbününe akreditasyonu TSE'de ve TFF iş ortaklığıyla yapılıyor. Kulüplerin bir söz hakkı yok orada. Galatasaray'ın akreditasyon yasağının geçerli olacağı iki yer var. Bir Kemerburgaz bir de lansman toplantıları. Kemerburgaz'a zaten muhabirler senede 4-5 kere giriyor. O da Şampiyonlar Ligi olmasa onu da giremez. Şampiyonlar Ligi zorunlu kılıyor da idmana 15 dakika açmayı. Yoksa Galatasaray'ın bu sezonun idman açlığı falan da yok. Sanıyorlar ki Galatasaray muhabirleri her hafta Kemerburgaz. Öyle bir şey yok arkadaşlar. En son Şampiyonlar Ligi maçına zaman oynandıysa 15 dakika o da. 15 dakika basına açık antrenman yapılıyor. O kadar. Her hafta her gün Galatasaray muhabirleri Kemerburgaz'da diye bir şey yok. Bunu da bilmeyenler için söyleyeyim ben. Buradan tekrar üstüne Galatasaray muhabirleri her gün Kemerburgaz'da falan değil. Dolayısıyla Kayaya gelen akreditasyon yasağının hiçbir geçerliği yok. Zaten Kemerburgaz'da değil. Yani akreditasyonu olan da Kemerburgaz'da zaten değil. Zaten açsanız idmanları her hafta 1-2 açsanız Belki Kaya ilk 11 haberi vermeye ihtiyaç duymayacak. Oradan kendi gözleminden bir haber çıkaracak, yorum yapacak. Artık kulüpler o kadar kapalı oldu ki. Yani bu akreditasyon yasağı. Ben de işte zaman 4-5 yıl önce bir sene aldım. Ne oldu? Ne kaybettirdi bana? Hiçbir şey. Hadi Yakup niye? Kaya ile aynı programda olduğu için mi? Yakup mu yani mesela akreditasyon yasağı aldı? Komedi bunlar komedi. Gerçekten. Hani Galatasaray hocasına hakaret eden, Galatasaray hocasına... kaptanına neredeyse

Galatasarayultrataraftar

65,030 次观看 • 6 个月前

Survivor Türkiye Panorama yorumcusu Hakan Hatipoğlu, Survivor 2026 Yunan yarışmacısı Stavros Floros’un geçirdiği ağır kazayla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Bakın bunu tekrar uyararak söylüyorum. Bu geçen jet ski'ler, tekneler kulvarların dışına çıkarken çıkmayın. 'İki kere düşünün' demiyorum, çıkmayın. Çünkü bu tip olaylar olabiliyor. Anladığım kadarıyla bizim de yaptığımız gibi, çünkü empati yaparak konuşuyorum, biz de balığa çıkardık. Misal veriyorum; ben Yasin'le ya da Furkan'la ya da eskiden başka bir yarışmacıyla iki kişi çıkardık. Bize hep şöyle bir uyarı yapılırdı: İki kişi çıkıyorsunuz, bir de yanınıza şamandıra alıyorsunuz. Şamandıra dediğimiz, suyun üstünde bir futbol topu büyüklüğünde, renkli, belirgin bir cisim, içi hava dolu. Nedir o? Bir tekne ya da büyük, oradan süratli bir motor geldiğinde seni görüp yolunu çevirebilecek bir şey. Bir de bizim olduğumuz yer sevgili seyirciler, bir milli park. Oraya insan ulaşımı yok. Milli parkın en sonunda da Sema da Osman Can da çok iyi biliyor. Sağ tarafımızda, bizim yarım saat yol geldiğimiz liman var; sol tarafımızda, yarım saat ileride de Savona Adası diye bir yer var. İnanılmaz bir turkuaz deniz. Her sabah saat 9.00'la 11.00 arası yaklaşık 200-300 tane tekne Savona Adası'na gider. Akşam da 5.00 gibi 200-300 tane tekne limana geri döner. Ve biz adadayken açıktan, yaklaşık en kötü 600-700 metreyle 2 kilometre açıktan, o saatlerde sürekli böyle ikişer ikişer, üçer üçer geçen tekneler görürüz. Bizim de daha önce buna yakın olaylar oldu ama bu çok vahim. Şöyle, anladığım kadarıyla tekne ya yakından geçiyor ya da arkadaşlar fazla açılmışlar. Bu arada çok hatırlamıyorlar olayı şokun etkisiyle. Tekne Stavros'u görmüyor. Şamandırayı ya görmüyor ya da onun belli bir açısından geçiyor. Çünkü zaten Stavros'la şamandıra orada değil. Böyle olunca da Stavros'a çarpıyor. Sol ayağı sanırım ampute oluyor. Diğer ayağında da çok ciddi hasar var. Ve tekneyle çarpan kişi dönüp çocuğu alıyor. Çok iyi bir turnike yapıyor. Hastaneye götürüyor. Hayatını kurtarıyor aslında. Ve çocuğun ailesi de Yunan medyasından ve sosyal medyadan, çevirilerden okuduğum kadarıyla yaşadığına şükrediyor ve Acun Abi de çok ilgilendiği için ona da müteşekkirler. Çünkü Acun Abi... Bir şey söyleyeceğim size, pazartesi günü ben İngiltere'deydim Hull City maçında. Çok eğlenceli bir şekilde fotoğraf çektik, bağıra bağıra maça gittik. Sonra biz uzaktan Acun Abi'nin olduğu yeri görüyoruz. Acun Abi kulüp başkan olduğu için başka bir yerde oturuyor. Biz de kale arkasında bir tribündeyiz. Telefonla bakıyorum Acun Abi nerede oturuyor diye. Acun Abi'nin böyle hiç suratı yok, çok kötü. 'Allah Allah' diyorum. Sonra haber geldi, böyle bir şey olmuş. İnanın bana, Hull City maçı kaybetse ben Acun Abi'yi öyle görürdüm. Ben çünkü olayı bilmeden şöyle düşünüyorum; eğer maçı alırsak otele gideriz, orada bir eğlence olur, beraber yemek yeriz. Bildiğin... Bildiğin Hull City maçı bitti, Acun Abi cenaze evinde gibiydi. Yani olayı çok içselleştirdi çünkü hep söyleyecek zaten. Burada kimse şey demesin; 'Yok işte patronun diye öyle konuşuyorsun'. Ben burada bir sürü olumsuz şey de söyledim, olumlu söylediğim şey de oldu. Ben şimdi doğruya doğru, yiğidi öldür hakkını yeme; Acun Abi hep bizi orada ailelerin emaneti gibi görüyor. Sen de zaten çalıştığın için Acun Medya'da biliyorsun. Ve ben onun o kadar üzüldüğünü görünce işin zaten boyutunu daha da iyi kavradım. Ailesi de dediğim gibi Acun Abi'ye teşekkür etmişler. Şimdi hayati tehlikesi yok..."

Erhan

86,495 次观看 • 4 个月前

Binlerce mektup aldım Erden Timur: Konuşayım diye düşündüm. Öyle bazı şeyler tabii önyargısız, öyle temiz bir gönülle bakmayınca tam anlaşılamıyor. Size çok kısa bir şeyler diyeceğim. İnşallah buradaki insanlar yüzümü gözümü gördüğü için anlarlar, böyle ekranlardan izleyecekler de bizim Anadolu'da çok güzel bir laf vardır: "Kafandaki kulağınla dinleme" derler. Gönlündeki kulakla, ona da can kulağı deriz ya, o can kulağıyla dinlemelerini rica ediyorum. Bizi burada aslında buluşturan şey, arkadaşlar, ne şampiyonluklar, ne başarılar, hiçbir şey değil; bir şeyi karşılıksız sevme, bir şeye adanma hikâyesi. Ben bizim aramızdaki bu bağın tamamen bundan geçtiğini düşünüyorum. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik... Duyuluyor değil mi sesim? Duyulmuyor. Mikrofon kesiliyor arada. Mikrofon? Hah, şu an duyuluyor. Evet. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik yaptım, baktım toplamda da 14-15 defa konuşmuşum. Yani beni duyduğunuz ancak o kadar. Peki nasıl böyle bir sevgi kurulur, hem sizden bana, benden size? Ben gönlümüzde hepsi Erden başka. Ben de onu söylemek istiyorum. İlk yöneticilik sürecime basketbolla başladığımda, eee, çok küçük bir bütçeyle, 2 milyon dolarla, çok başarılı işte, Allah öyle vermişti o zaman da. Tevafuk, basketbolda 13. devre almıştım, futbolda öyle oldu, hep birlikte o zamanki emek veren arkadaşlarımızla. Çok başarılı bir şey olunca ben şey demiştim: "Ben sene sonuna kadar hiç röportaj vermeyeceğim. Hiç röportaj vermeden de yöneticilik yapılabilir" diye düşündüğüm için... Helal olsun. Lütfen. Bir dakika ayarlayayım. Neyse, en sonunda bir şey söylemek zorunda kaldım, çok kısa. Bana dediler ki: "Bu başarının sırrı ne?" dediler, böyle. Ben de şey demiştim: "Sevgi, sevginin giremeyeceği kalp tanımıyorum." Bugün beni başından beri mutlu eden, bu zor dönemlerde de en çok sevindiren şey samimiyet anlaşılabiliyormuş arkadaşlar. Ben en çok buna mutlu oluyorum, hakikaten. Siz de bence öyle düşünüyorsunuz. Bazı şeyler kupalardan, şampiyonluklardan çok daha önemli ki onlar değerler. Ve bizim aramızdaki samimiyet çok farklıymış. Binlerce mektup aldım. Şimdi bakıyorum orada tabii sosyal medyaya bakma imkânım yoktu, sorun. Ne kadar büyük destek olmuş. Bana gelip avukatlar iletiyordu ama görmeyince insan o kadar büyük olduğunu anlamıyor bir de. İki gündür sadece 3 saat uyuyabildim. Evime ilk gittiğimde 400-500 kişi vardı, şimdi de öyle. Hiç, herkes geliyor. Benim için inanılmaz bir şey. Yani ben bu sevgiyi, sizden gelen bu şeyi iliklerime kadar hissediyorum. Ve insanların da şunu anlaması: Bizim kararlılığımızın, gücümüzün, bu kadar dik durmamızın sebebi de bu, başka hiçbir şey değil. Sizin varlığınız. Bu süreçte sizden şunu da gördüm: Hani bir söz var ya, "Derdime derman arardım, meğer derdim bana derman imiş" diye. Bizim aslında bu dert diye gördüğümüz şey bize dermanmış. Hep birlikte çok güzel şeyler öğreniyoruz. Ben onu da aynı zamanda çok anlamlı buluyorum. Çıkarken cezaevinden şey dedin, hani sonuçta bu 3-4 senelik bir iftira süreci, neticede her şey anlaşılacak, adalete de güvenim tam, kendime de güvenim tam. Her şey görünecek, hiçbir şey için aceleci olmaya gerek yok. Her şey anlaşılacak. Ama bunun bize çok güzel şeyler öğretti hep birlikte. Kendimce onu bambaşka şeyler öğrendim. Çok da güzel geçti.

Galatasarayultrataraftar

18,720 次观看 • 3 个月前

Trabzonspor uçağında olanları anlatıyor Ahmet Konanç: Fenerbahçe Trabzon'u yeniyor. Trabzon dönüşü uçakta bir şey oluyor dedik. Uçakta ne oldu? Özel haberi anlatalım. Fenerbahçe yönetimi Beşiktaş, Galatasaray gibi maçlarda tüm derbilerde verdiği gibi Trabzon spor maçına da hem de ciddi bir prim paketi hazırlıyor. Tamam mı? Ama oyunculara bu Size şu kadar prim vereceğiz diye söylenmiyor. Fakat hazırlanıyor. Oyuncular da zaten derbileri veriliyor diye. Beşiktaş'a verildi, Galatasaray maçına verildi vs. diye. Kimini aldılar, kimini alamadılar. Mesela içeride beraber kaldılar, alamadılar. Süper Kupa'da yendiler, aldılar. 2-0'dan 3-2'ye döndü maç, aldılar. Anlatabiliyor muyum? Burada da verileceğini düşünüyorlar, biliyorlar. Yönetim de Saadettin Bey de ciddi bir prim paketi hazırlıyor. Trabzon'daki maç için. Takım çıkıyor Trabzon'da. Çatır çatır kazanıyor. Ne top oynadılar o gün. Maç sonu oyuncular mutlu, mesut ve şampiyonluğa odaklanarak uçağa biniyor. İstanbul'a gelmek üzere. Bundan birkaç saat önce statta Daha takım ve kafile yönetim çıkmadan, havalimanına gitmeden. Devine Özek şöyle bir teklif getiriyor. Maçtan sonra. Diyor ki başkana ve yönetime. Bu primi vermeyin diyor. Neden diyorlar? Başkan hazırlamış primi. Yönetimle birlikte. Rakamı da biliyorum da şimdi gerek yok. İyi bir prim ha. Bu primi vermeyin diyor. 3 maça bağlayalım diyor Devin Özek. Yani 3 tane galibiyet aldıkları zaman her maçın primini toplayalım böyle verelim diyor. Biz Almanya'da böyle yapıyorduk diyor. Hatta hak ettikleri 3 maçlık primin tamamını da hemen vermeyelim. Bir kısmını sezon sonuna bırakıp Şampiyonluk primini ekliyoruz diyelim diyor. Yani Devin Özek başkanın hazırladığı yüksek seviyedeki primi de düşürüyor bu arada. Diyor ki şu kadar vermeyin, bu kadar verin, daha düşük verin. Üç maçtaki galibiyete paket verin, maç maç vermeyin. Biz Almanya'da böyle yapıyorduk. Hatta üç maçı hak ettiklerinde de bir kısmını da kesip... Şampiyonluk primi diye sezon sonuna bırakalım diyor. Şimdi Devin Özek senin sportif direktörü. Ne diyordu arkadaşlar? Eğer bir sportif direktörü getirdiysen teknik direktörü getirmesine de müsaade edeceksin. Saygı duyacaksın. Değil mi? Arkadaşlar ben Trabzon uçağı diyene kadar kimsenin uçak muçak haberi yoktu. Bana şimdi burada başkalarını yazmayın yani. Benim verdiğim bu devin özek detayı falan da kimsede yok. Ben bunu uzun zamandır biliyordum bugüne kadar da söylemedim takım gidiyor diye. Bana başkalarını yazmayın burada yani. Ben uçak dedikten sonra 3 gündür ortalık yanıyor uçaktan oldu uçaktan oldu diye. Bana ne telefonlar geldi. Baktım millet eksik anlatıyor ben tam anlatıyorum. Geçelim bu işlere. Kimse kimsenin haberine uçmasın yani. Geçelim. Bak ben burada bir haber verirken şunun haberi bunun haberi diyorum yani. Neyse biz herkesten beklemeyelim her şeyi. Boşver. Bilen biliyor bizi. Şimdi devine özel senin sportif direktörün. Şimdi burada başkana kızabilirsiniz. Ya başkan sen niye o zaman buna inandın diye. Primi beklettin diye. Üç maçlık pakete bağladın diyebilirsiniz. Ama bu adam senin sportif direktörün. Bütün gün hocayla, bütün gün takımla. Ona güvenmek zorundasın.

Galatasarayultrataraftar

129,353 次观看 • 6 个月前

Ülkeyi nasıl Muz Cumhuriyetine çevirdiler, hak hukuk nasıl tanımaz oldular bugün en yakından yaşadık. Önce kim olduğu belli olmayan bir yatırımcıya sattırılan FORUM AVM'ler hemen ardından konkordato sürecine sokulmuştu. Bu yatırımcıda aldığı tüm avm'lerin satışı için arayışa geçmişti. Ortada bir dümenler döndüğünü zaten biliyorduk. Alacaklılara borçlar ödenmiyor ama kiralar ve tahsilatlar günü gününe toplanmaya devam ediyor. Bu süreçte Türkiye'nin çeşitli şehirlerindeki tüm kiracılara baskılar yapılmaya başlandı, kiranızı artırın, çıkın, boşaltın gibi. Herkesin elinde imzalı sözleşmeler ve hukuk önünde hakları var. Bugün Forum Ankara Avm'de benimde şirketimin 11 yıldır eğlence merkezi olan yerin, tek girişinin önüne geceden sabaha set çekmişler hem esnafı, hem müşterileri hem de marka imajımızı zedeleyen haksız, hukuksuz, tek taraflı bir 'burası benim yaptım oldu' demişler. Bende Ankara'da olmam sebebiyle anında olay yerine gittim ve bizi emekçilerle karşı karşıya getirmek isteyenlere gerekli cevabı yolladım, kapattıkları alanı kullanıma açtım. Şimdi soruyorum sizlere; -Bu şirket kim? Şirketin arkasında kim var? Kim bunların konkordato süreçlerini uzattı? -Görevi avm'leri kâr ettirmek ve süreci sonlandırmak olan hükümet komiserlerinin, avm'yi zarara sokan yatırımcının bu geceden sabaha uygulamasından haberleri var mı? Varsa yazılı izin verdiler mi? -Avm yönetimine yazılı evrak ya da resmi belge sunmadan baskı yaparak, gece burayı kapatacaksınız diye emir gönderen, bu zor zamanlarda vergisini kirasını ödeyen, insanlara iş imkanı sunan esnafları mağdur eden yatırımcılar işlerine bu kadar hakimse, konkordato süreci neden devam etmektedir? -Ben o an oraya gidemeseydim ordaki işletmelerin haksız hukuksuz şekilde girişleri kapalı kalmaya devam mı edecekti? -Burası muz cumhuriyeti midir, Deli Dumrul devleti midir yoksa yüce Türkiye Cumhuriyeti'nin hala işleyen kurumları, kurulları kalmış mıdır?

Melih Aydın

1,660,454 次观看 • 2 年前

Nihat Kahveci: Oyuncuyu anlayabiliyorum bu seviyelerde bu maçları kaçırmak istemezler. Mücadele etmek isterler ama bağırıyor hani gitmiyor. Kolunu görüyoruz koşarken böyle. Koşamıyor, zıplayamıyor. Hiçbir şeyin yok. Zıplayamıyor ne demiyorsun çıkabilirdi. Okan Hoca da şimdi o Sümen istemeden dokunamadı falan filan ama oralarda hemen bir an çabuk karar alması lazım. Çünkü burada 10 kişi kalmış gibi oynadın o dakikalarda. Sonrasında oyuna lang. Ve sana girdi devre arasında. Dedik ki tamam ya o fans'ta bir şey olur mu falan filan. Onlar da hiçbir katkı sağlayamadı. İkinci yeri resmen Liverpool golleri. Dakika 60-62-4-0 olduğunda maç bitsin dedim. Çünkü bunlar durmaz akar makar Allah'tan sonrasında gol olmadı. Ama ben şunu söylüyorum abi. Tamam kötü yenildi. Kötü oynadı. İşin ofansında defasa kötü oynadı. Ama ben tebrik ediyorum Galatasaray'ı. 19 maç gününe bize bir şampiyonel ligi seviyesinde bir maç izlettirdi. Uğurcan'ın maç önündeki heyecanı bize yaşattı. Uğurcan'ın penaltıyı kurtardığı an yine bir umutlandık. Hadi be bir tane niye olmasın dediğimiz bölümleri yaşadık. Ama sonuç hüsran oldu. Buraya kadarmış yolumuz demek. Buralardan ders alıp... seneye burada Galatasaray olur, Fenerbahçe olur, Trabzonspor olur. Kim olur bilemem. Şampiyon olan takım yine Şampiyonlar Ligi'nde olacak. Bu kesin. Buralardan da ders alıp inşallah yine buralara geliriz. Buralardan alınan derslerle de buralarda nasıl oynanılması gerektiğini sahada gösteririz. Bana kimse Galatasaray'ın gücü bu maçta yetmedi demesin. Neden? Abi sen iki kere bu Liverpool'u yenmezsin. 180 dakikada değil mi? Gol yemeden yenmezsin falan filan. Çok gol yersin, bugün de yenilirsin derim ki gücümüz yetmedi. Neye yetmedi? 180 dakikadaki Galatasaray'ın gücü mü yoktu? Gücünü göstermedi mi? Olay ne? Her maçın hikayesi, anı yaşamak, o an o kalitenin gücünü sağa yansıtmak. Galatasaray futbol takımı bugün onu yansıtamadı. Sonuçta bu oldu. Fazlası da olabilirdi. Allah'tan olmadı. Tarihe bir skor olabilirdi. Olmadı ama ben... Başkan Dursun Özbek'ten malzemecesine kadar bu heyecanı bize yaşattığı için daha sayı teşekkür ediyorum. Sonu hüzünlü bizi mutsuz etti. Sinirlendirdi mi? Sinirlendi. Ama buralara gelmek uzun yıllar sonra yine bir başarıydı. Ama buralara gelince de... Liverpool Galatasaray'dan bu kadar iyi bir takım değildi ya. Ben bu farkı gördüğüm için üzgün oldum. Bir tane net pozisyona girmez mi Galatasaray takımı? Sane, Lang, Osman, Barış, Sara, Yunus varken duran toplarda Sara'nın iyi kullanma ihtimali, Singo'nun vurma ihtimali, Abdülkerim'in ihtimali varken bir tane net pozisyon kaçtı notunu alamayacak kadar da Liverpool Galatasaray'dan iyi takım değildi ya. İşin bu tarafı üzdü beni.

Galatasarayultrataraftar

99,877 次观看 • 6 个月前

Bahar Feyzan, AHBAP soruşturması kapsamında ifadeye çağrılanlara yöneltilen soruları paylaştı: “Haluk Levent ve Ahbap derneği için ifadeye giden gazeteciler de oldu. Ruşen Çakır'ın ifadesi yansıdı. Sorular çok enteresan. Biraz 'humiliate', utandırmak için çağırmışlar gibi savcı soruları vardı. Yanlarında avukat yoktu herhalde. Çünkü avukatların olduğu yerde avukatlar itiraz ederdi bu sorulara diye düşünüyorum. Bak cevapları değil sorularını getireceğim kısmen. “Deprem döneminde yalnızca şüpheli ve müzahir dernek değil sizin de popülariteniz arttı. Toplum sizi samimi buldu. Bu dönemdeki faaliyetleriniz nedeniyle elde oluşturduğunuz güven, maddi olarak size kazanç sağladı mı?” “Haluk Levent hepinizi bir araya topladı arkasına oturttu. Vaatlerini tek tek sıraladı. Siz de dinlediniz. Birlikte görüntü vererek savunarak kitleleri yönlendirerek destek oldunuz. Sonrasında dönüp neden deprem bölgesinde vaatlerini yerine getirip getirmediğini kontrol etme ihtiyacı duymadınız?” “Devletin resmi organlarına güvenmediniz. Güvenmediğinizi alenen beyan ettiniz. AFAD, İçişleri, Kızılay gibi yüz yıllık kurumların itibarını hedef aldınız. Devlet yerine şahıslara güvendiniz. Yüzlerce muhalif tandanslı başka organizasyon varken neden Ahbap'ı tercih etme sebebiniz medyadaki görünürlüğünüzün ve popülerliğinizin artmış olması mı?” “Resmi makamların uyarılarını kıskançlık olarak yorumladınız. Tweet okuyarak koordinasyon yaptığınızı zannettiniz. Birçoğunuz deprem bölgesine dahi gitmediniz. Devlete giden parayı bilinmez Ahbap'a giden parayı doğru samimi ilan ettiniz. Özür dileyecek misiniz? Emeğinizin geçtiği bütün bağışları hak sahiplerine kendi kişisel servetinizden olmak üzere iade edecek misiniz?” Bunlar Ruşen Çakır'ın ifadesinden bir kısmı, savcıların sorduğu sorular. Bana çok ilginç geldi. Şimdi şöyle elbette ki bir gazeteci... Biz şimdi ben eski yayınları da taradık biz. Hatta benim çocuklar dalga geçti, "Seninkileri bizden önce zaten çıkarırlardı" diye. Hani var mı, bir şey demiş miyiz filan diye. Biz gayet temkinli gitmişiz yani. Ahbap da var ama AFAD da var. Hani güveniyorsanız siz nasıl istiyorsanız falan diye. Tabii canı hıraş böyle bir Haluk Levent propagandası yapıldıysa ayrı ama bu sorular başlı başına şeyi kaçırmış. Yani ifade özgürlüğü ile kamu yararına yayıncılık arasındaki sınır bence her iki tarafta da aşılmış. Eğer bu dedikleri doğruysa gazeteciler nezdinde de aşılmış, bu dedikleri doğru değilse hukuk nezdinde de aşılmış. Çok acayip. Burada sizinle paylaşmak istedim.”

Haber Terminali

30,729 次观看 • 2 个月前