Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Ankaraabisi ve ogün sever okur kardeşimle beraber kısa sürede ailemize ulaştık 🧑🏻‍🦰 Babanın ve çocuklarının sorunlarını giderdik. Başta Yasin abiye ve Ogün kardeşime çok teşekkür ederim. Her şeyi onlar üstlendi, bize de sadece duyurmak kaldı 🙋🏻‍♂️ #adana

129,828 Aufrufe • vor 1 Jahr •via X (Twitter)

11 Kommentare

Profilbild von kennylivesforever
kennylivesforevervor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Abi senin her mazlumun videosunun altında mesajını görünce içim huzur doluyor. Ellerin dert görmeyesin…

Profilbild von Furkan
Furkanvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Abi çok özür dilerim sadece fikir amaçlı gözleri ile ilgili tedavi şansı var mıdır acaba, kontrol edilecek mi

Profilbild von Power Homeschool
Power Homeschoolvor 2 Jahren

The Acellus® Learning System automates much of the busy-work associated with grading & keeping records so that parents can focus on what matters most–helping your child succeed. Enroll now! ⬇️

Profilbild von Zübeyir Taskiran
Zübeyir Taskiranvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur @dincerazaphangs Dinçer Azaphan abim sizden bu Dünyada en çok mutlu etmek istediğim canım Annem için yardım istiyorum saygılarımla Zübeyir taşkıran 🤲🇹🇷 @Ankaraabisiofc @dincerazaphangs

Profilbild von Figen ayaz
Figen ayazvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Bu güzel kız adına çok sevindim. Yolun bahtın açık olsun güzel kızım

Profilbild von yasemin
yaseminvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Çok sevindim çokkkk Ankara abisine Dinçer beye çok teşekkürler ! @Ankaraabisiofc abim burdada sen varsın 🥰 Allah razı olsun

Profilbild von Sofi
Sofivor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur ♥️

Profilbild von Bavé Şeh♡Dar
Bavé Şeh♡Darvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Allah sizden razı olsun inşaAllah 🤲 Sevgili @dincerazaphangs Bey ve @Ankaraabisiofc Yasin Bey. 'Öyleyse HAYIRLARDA Yarışın' #Bakara148 ☝️ Önce İNSAN

Profilbild von Ⓜ️Ⓜ️Yusuf Diken
Ⓜ️Ⓜ️Yusuf Dikenvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Allah razı olsun krall

Profilbild von RASİM TAŞ
RASİM TAŞvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Biliyorum sen bir meleksin bu halka yardım için gönderildin.. @dincerazaphangs 🙏🙏🙏

Profilbild von abdurrahman çelik
abdurrahman çelikvor 1 Jahr

@Ankaraabisiofc @ogunseverokur Abi benim Şanlıurfa Ceylanpınar ilçesinde Suriye sinirinda çocuklara futbolu öğrettiğim bir kursum var ve sana defalarca yazdım çizdim ne olur bize spor malzemesi yardımında bulun diye ama aylardır görmüyorsun inan çok zor sartlardayiz iyi insanlara ihtiyacımız var

Ähnliche Videos

İMAMOĞLU’NDAN AHLAKSIZ TEKLİF! İLK KEZ AÇIKLIYORUM! BENİ SUSTURMAK İÇİN AÇIK ÇEK VERDİLER; ANALARINDAN DOĞDUĞUNA PİŞMAN ETTİM! HER KUŞUN ETİ YENMEZ! HELE UÇANKUŞ’UN HİÇ! TAMAR TANRIYAR YAZIYOR VE ANLATIYOR: “İmamoğlu’nun adamlarının rüşvet teklifini ben aşırı sert bir tepkiyle reddedince, bize her şeyi yaptılar. Hesaplarımızı (hem benim, hem uçankuş’un) kapattırdılar. Ama bunların bize yapabilecekleri kötülükleri tahmin ettiğimiz için biz hazırlığımızı çoktan yapmış ve siberhabertv ismiyle tüm mecralarda, yeni hesap, yani siberhabertv’yi hazırlamıştık. Sonrasında düşündüğümüz gibi oldu ve hesaplarımız kapattırıldı. Ancak siberhabertv hesabımız hazırdı fakat tek problem, yepyeni hesaplarda yapılan haberlerin ne kadar izlenebileceğiydi. İşte o zaman, hitap ettiğimiz “sessiz çoğunluğun” gücünü gördük. Şimdiye dek, kimsenin bu kadar kısa sürede ulaşamadığı bir başarı geldi. Siberhabertv; instagram, facebook, x, tiktok, youtube, Yaay, Bluesky, Whatsapp ve Telegram kanalında 3 haftada öyle bir atağa kalktı ki! Ve sadece instagramda, 1.200.000’e yakın izlenmeyi bile gördük. Sadece 3 haftada! Bu bir rekordu. Bu başarıyı esas yakalayan, ben değilim. Artık Türkiye’de çok ciddiye alınması gereken “sessiz çoğunluk” tur. Bazıları soruyor; “İmamoğlu’nun üstüne fazla gitmiyor musunuz?” diye! Az bile gidiyoruz. O kadar büyük skandallar zinciri var ki! Ayrıca “Siz olsaydınız, sizi susturmak için rüşvet teklif ettiren bir adamı artık tamamen çözmüş olmaz mıydınız?” Ve bizi başkalarıyla karıştıran İmamoğlu’nun, nasıl bir insan olduğunu bunları da yaşayarak iyice öğrendik ve toplumun da onun gerçek yüzünü görmesi için sessiz çoğunlukla yola çıktık. Bir de maddi manevi benim arkamda duran eşim Can Tanrıyar’a çok teşekkür ediyorum. Bana dediği laf çok önemli: “Özgürlük çok pahalıdır. Ama sen bu kafayla yürüyeceksen, her türlü destek benden. 50 sene gazetecilik yaptım. Özellikle televizyonlarda yaptığım programlardan iyi para kazandım. O yüzden ne istiyorsan yap, insanları aydınlat, devletine ve ülkene sahip çık” Ben zaten devletçi, milliyetçi, topluma nifak sokanlara düşman bir insanım. Ve sessiz çoğunlukla birlikte hemen kolları sıvadım. Niyetimi de gördünüz, hedefimi de! Var mısınız, birlikte yürümeye. #tamartanrıyar #cantanrıyar #siberhabertv #ekremimamoğlu #ucankustv

Siberhabertv

124,953 Aufrufe • vor 1 Jahr

Vincenzo Montella: "Basın toplantısına başlamadan önce biraz düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizinle beraber. Bu iki buçuk senenin bilançosunu beraber konuşmak istiyorum sizinle. Biliyorsunuz ki benim için çok önemli olan ve kalbimden gelen bu sözleri söylerken önceliğim tabii ki de futbolcularımız. Çünkü bunu bugün yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Yarın çünkü maçtan sonra belki çok heyecanlı ve yoğun bir şekilde duyguları yaşayacağımız için yorgun olabilirim. İlk düşüncem, dediğim gibi futbolcularımız için. Onlar her şeyden önce, gerçek adamlar tabiri caizse büyük futbolcu olmadan önce gerçek adamlar olarak her zaman, elinden gelen her şeyin en iyisini yaptılar bugüne kadar. Çok zor dönemde, belki de çok kritik bir dönemde teknik direktörlük koltuğuna geldim. O zaman da biliyorsunuz ki, çok önemli bir takıma karşı bir maçımız vardı ilk maçımız olarak. Ve belki de kendi tarihi boyunca hiçbir şekilde kendi evinde, topraklarında kaybetmemiş Hırvatistan'ı yendik. Ondan sonrasında biliyorsunuz ki, o günden itibaren bu oyuncular o başarıyla birlikte bana her zaman her şeylerini verdiler. Sahada ne olursa olsun, mücadeleyi bırakmadılar. Yani oynayan da oynamayan da hepsi hep birlikte savaşan bir grup oldular. Her zaman şunu hissettim, formalarının arkasında sadece kendi isimlerinin değil, aynı zamanda büyük Türk halkının, milyonlarca insanın ve çocukların isminin yazdığının bilinciyle hareket ettiler. Ve bu büyük milleti temsil ettiklerinin her zaman farkındalar. Ben de buraya geldiğim günden beri bu ülkenin bana kendilerinden biri gibi hissetmesini kalbimde taşıyorum. Ve bu sevgiye karşılık vermek için her zaman gururla, tutkuyla ve alçakgönüllülükle mücadele ettim. Bu güzel göreve seçildiğim ilk günden bugüne kadar, federasyon başkanımız İbrahim Hacıosmanoğlu'nun ve direktörün ve yönetim desteğini her zaman hissettim. Eğer resmi maçlarda tarihi boyunca en yüksek galibiyet ortalamasına sahip ilk teknik direktör olarak tarihe geçtiysem, bu tamamen hem oyuncuların hem de yönetimin bana verdiği bu destek sayesindedir. O yüzden bu başarı hepimize aittir. Bugün Avrupa'da ve dünyada hem oyun hem de sonuçlar açısından saygı duyulan bir milli takım haline geldik. Avrupa Şampiyonası'na lider olarak katılmamız, turnuvadaki performansımız, Uluslar Ligi A'ya yükselmemiz, FIFA sıralamasında 42'ncilikten 25'inciliğe yükselmemiz... Bu muhteşem yolculuk beni %110 Türk gibi hissettirdi. Bu yüzden bir kez daha herkese teşekkür etmek istiyorum. Oyunculara, çünkü özellikle onlara kendi evlatlarım gibi hissediyorum, kardeşlerim gibi hissediyorum. Ve bu büyük ailenin başında olan başkanımıza bir baba gibi her zaman yanımızda. Yarın ise bu oyuncularla birlikte hep birlikte tüm gücümüzle birbirimiz için savaşarak ve fedakarlık yaparak, uzun zamandır hepimizin bildiği ve beklediği bu hayali gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız inşallah."

Le Marca Sports

43,338 Aufrufe • vor 6 Monaten

Amsterdam’da otel odasında iki çantası çalınan sosyal medya fenomeni kadın: 🔹 "Yardımınıza ihtiyacım var. Amsterdam'daki otel odamda iki adet Hermès çantam kayboldu ve bugün CCTV (güvenlik kamerası) çok önemli bir şeyi doğruluyor." 🔹 "Amsterdam Çiçek Pazarı'ndaki NH Collection otelinde kalıyordum ve iki Hermès çantamın odamdan kaybolduğunu fark ettim." 🔹 "Biri siyah Kelly 42'mdi, diğeri ise siyah Constance Elan'dı." 🔹 "Ve bu, çantaları sadece yanlış yere koymuş olabileceğim bir durum değildi." 🔹 "Kelly odadaydı, kişisel eşyalarım da çantanın içindeydi." 🔹 "Çantayı kim aldıysa, kişisel eşyalarımı çantadan çıkarıp kanepenin üzerine bırakmış." 🔹 "Constance çantam ise valizimin içindeydi ve onun da kaybolduğunu fark ettim." 🔹 "Bu olay, ben Amsterdam dışında bir etkinliğe katılırken otel dışındayken gerçekleşti." 🔹 "Her şeyi hemen otele bildirdim ve Hollanda polis tutanağı tutturarak bir polis raporu oluşturdum." 🔹 "Ve bugün çok önemli bir gelişme yaşandı." 🔹 "Otel müdürü bana, güvenlik kameralarının otele omzumda Kelly ile girdiğimi ve çantayla birlikte otelden çıkarken asla görülmediğimi doğruladığını bildirdi." 🔹 "Yani CCTV kameraları şu anda tam olarak söylediğim şeyi doğruluyor." 🔹 "Otele omzumda çantayla girdim, otelden çantayla çıktığım hiç görülmedi ama çanta ortada yok." 🔹 "Ancak otel müdürü bana soruşturmanın hâlâ devam ettiğini ve şimdiye kadar görüntülerde önemli bir şey bulamadıklarını söyledi." 🔹 "Polis de doğrudan otel yönetimiyle görüşmüş ve ilgili güvenlik kamerası görüntülerinin de incelenmesini talep etmiştir." 🔹 "Çok net bir şey söylemek istiyorum." 🔹 "Hiçbir bireysel kişiyi suçlamıyorum, sadece gerçekleri ortaya koymak istiyorum." 🔹 "Önceliğim olayın ilk gününden beri çok netti." 🔹 "Sadece çantalarımı geri istiyorum." 🔹 "Bu çantalar benim için son derece değerli." 🔹 "Onlar benim kişisel eşyalarım ve kişisel eşyalarımı odamda güvenli bir şekilde bırakabilmem gereken bir otelde konaklarken kayboldular." 🔹 "Bugün akşam Amsterdam'dan ayrılıyorum ama bu dava ben ayrıldığımda bitmiyor." 🔹 "Hollanda polisi işin içinde, otel soruşturması devam ediyor ve Kuveyt büyükelçiliği de bilgilendirildi ve gerekirse ayrıldıktan sonra benim adıma takip yetkisi verildi." 🔹 "Çantalarım bulunamazsa, otelin kaybımı gidermesini ve yaşananlardan sorumluluk almasını bekliyorum." 🔹 "Ve bu konunun üzerine uygun kanallar aracılığıyla gitmeye devam edeceğim." 🔹 "Bu yüzden lütfen bu videoyu paylaşın, özellikle Hollanda'da yaşıyorsanız veya lüks ikinci el (resale) topluluğunun içindeyse." 🔹 "İki çanta çok belirgin özelliklere sahip: Gümüş paladyum donanımlı, ten rengi saplı siyah bir Hermès Kelly 42 ve pembe altın donanımlı siyah bir Constance Elan." 🔹 "Eğer herhangi biri bu çantaların satışa sunulduğunu görürse veya soruşturmaya yardımcı olabilecek herhangi bir bilgiye sahipse, lütfen benimle veya ilgili makamlarla iletişime geçin." 🔹 "Sadece çantalarımı geri istiyorum." 🔹 "Lütfen bulunana kadar bunu paylaşın." 🔹 "Çok teşekkür ederim."

Netlog Medya

15,982 Aufrufe • vor 1 Monat

Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim selamlar. Sizler ile çok heyecanlı bir haberi paylaşmak istiyorum. Biraz önce yayın evi Simon and Schuster dan hepimizin beklediği haber geldi ve Elhamdulillah, “In The Name Of Freedom” kitabımızın New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine girdiğinin müjdesini bizlere verdi. Bu ne mi demek? Allah’ın izniyle, kitabımız milyonlara ulaşacak ve başta Türkiye’deki masum kardeşlerimiz olmak üzere, dünya çapında yapılan tüm Hizmetler ve Hocaefendi hazretlerinin o kutsal mesajı tüm dünyaya bir kez ulaşacak. - Böylelikle, tüm Türkiye cumhuriyeti tarihinde, dünyanın en büyük gazetesi New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine giren 4. Türk olduk. - Gelmiş ve geçmiş 80 yıllık tüm NBA tarihinde ise New York Times listesine giren 13. NBA oyuncusu olduk. Ve yine biraz önce başka sevindirici bir haber daha aldık. - New York Times gazetesinden ayrı olarak, yine Amerikanın en önemli gazetelerinden USA TODAY yaptığı listede, “In The Name Of Freedom” kitabımızı Amerika’da ki en çok okunan ve en iyi kitaplar listesine koyuldu. - Son olarak da kitabımız Elektronik Kitap versiyonu ile yine New York Times ın en çok satanlar listesine girdi. Hepinizin ellerinden öpüp teşekkür etmek istiyorum. Son 2 ayda yaşadıklarımı bir Allah bilir, bir de ben. - Türkiye’de Medrese-i Yusufiye den daha yeni çıkmış arkadaşlarımız, “Abi, aramız da birşeyler biriktirdik, sana göndermek istiyoruz, bu da bizim bir katkımız olsun, bu para ile bizim içinde kitap al.” diyenleremi teşekkür edeyim, - Yoksa sohbetlerimize harçlıklarını biriktirip te kumbaraları ile gelen ve “Abi bir tane kitapta bizim için alabilir misin.” diyen minik kardeşlerime mi! - Kermes yapıp o para ile kitap alan fedakar ablalarıma mı teşekkür edeyim, - Yoksa benim ile beraber uykusuz kalıp her gün, her gece kitap takibi yapan abilerime mi! Allah hepinizden razı olsun, Enes Kanter sizler için ne yaparsa yapsın, hiçbir şekilde sizlerin hakkınızı ödeyemez. Çoğu arkadaşımızın merak ettiği bir konuyada açıklık getirmek istiyorum. Bu kitap gelirlerinin nereye gideceğini zaten burda konuşmamıza gerek yok. Tahmin ediyorsunuzdur diye ümit ediyorum. Bizler bu yola o masum kardeşlerimiz için çıktık, yine onlar için koşturmaya devam edeceğiz. Buradan da eğer beni izliyorlar ise, kendi anne, babama be kardeşlerime çok teşekkür ederim. Dualarınızı lütfen eksik etmeyin. Son olarak eklemek istediğim mesele şu, Bu kitap hepimizin kitabı, Bu hikaye hepimizin hikayesi, Bu başarı hepimizin başarısı, Bu mücadele hepimizin mücadelesi, Bu ses hepimizin sesi, Bu özgürlük hepimizin hakkı. Bu yolda benim ile tek bir yürek olup bana inandığınız ve güvendiğiniz için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Rabbim bizi birbirimizden hem bu dünya da hem de diğer dünya da ayırmasın. Canımız, Hocamız ile Haşr eylesin. Hepinizi çok seviyorum. Durmak Yok, Hizmete Devam…❤️ Selamlar ve Hürmetler.

Enes Kanter FREEDOM

110,323 Aufrufe • vor 11 Monaten

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK komuta Kademesi ile gittiği Samsun’da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tütün İskelesi'nde düzenlenen törene katıldı. TCG ANADOLU gemisi ile Samsun’a çıkan gençlerin karşılandığı törene, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da katıldı. Törende konuşan Bakan Yaşar Güler gençlere hitaben şunları söyledi: 19 MAYIS, BİR KEZ DAHA ŞAHA KALKIŞIN BAŞLANGICIDIR 19 Mayıs gibi tarihî bir günde donanmamızın gözbebeği TCG ANADOLU ile kutlu bir yolculuk yapan siz kıymetli gençlerimizle Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’da birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin bağımsızlık aşkıyla verdiği mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ın 106’ncı yıl dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum. 19 Mayıs, asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Öyle ki bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk “Türk milleti için esaretle yaşamaktansa ölmek daha iyidir.” diyerek ülkemizin bu güzide şehri Samsun’a çıkmış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin meşalesini de burada yakmıştır. Bu kutlu meşalenin ışığında kısa sürede ülkemizin dört bir yanında milletimizin topyekûn direnişi ortaya çıkmış, cesaret ve fedakârlıkla yürütülen Millî Mücadele’miz, Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. ÇOK ANLAMLI VE MÜSTESNA BİR FAALİYET Böylesine eşsiz bir fedakârlığı ortaya koyan atalarımızın torunları olan siz gençlerimizin 19 Mayıs gibi kutlu bir günün yıl dönümünde İstanbul’dan Samsun’a gelmeniz de çok anlamlı ve müstesna bir faaliyettir. Zira 19 Mayıs “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Atatürk’ün aydınlık geleceğimiz ile Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olan genç nesillere duyduğu güven ve inancın da simgesidir. Bugün bizler Samsun’da ortaya konan azim ve kararlılıktan ilham alıyor, yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerimizle birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize ulaşmak için sarsılmaz bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Küresel sorunların ve devletlerarası gerginliklerin had safhaya çıktığı günümüzde, her alanda büyük değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Risk ve tehditlerin öngörülemez olduğu bu kaotik süreçte, özellikle savunma ve güvenlik teknolojilerinin yerli ve millî imkânlarla elde edilmesi ve geliştirilmesi, bekamız açısından bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu stratejik yaklaşım ile ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlı tutumu ve liderliğinde savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla büyük bir sıçrama yakalamış, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle dünya çapında övgü ve gıptayla takip edilen bir seviyeye ulaşmıştır. SİLAH SİSTEMLERİMİZ PEK ÇOK ÜLKE TARAFINDAN TAKDİR GÖRÜYOR Nitekim bugün sizler; 19 Mayıs’ın izinde yerli ve millî savunma sanayimizin en güçlü sembollerinden biri ve millî gururumuz olan TCG ANADOLU gemisiyle bir seyahat gerçekleştirdiniz. TCG ANADOLU gibi kendi klasmanının lideri bu gemimizin yanı sıra karada, denizde ve havada ihtiyacımız olan silah sistemlerimiz operasyonel başarılarıyla pek çok ülke tarafından takdir görmekte ve satın alınmaktadır. Bu sistemlerimiz, terörle mücadele başta olmak üzere çok boyutlu tehditler karşısında ülkemizin güvenliğinin korunmasında ve ordumuzun caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlamaktadır. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİNDİR Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılarda ve “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz en büyük pay vatan, millet ve bayrak uğruna canları pahasına mücadele eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza, ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Elbette ki gençlerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gençliğe hitaben söylediği “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözünden ilham alan siz gençlerimiz bilmelisiniz ki; birliğimizin özgürlüğümüzün ve geleceğimizin teminatı sizlerin bu ülkeye olan inancı ve gayretiyle mümkündür. Şurası muhakkaktır ki ülke olarak sahip olduğumuz eşsiz mirası ayrım gözetmeden, hep birlikte yaşatmak zorundayız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Dolayısıyla artık birlik ruhuna, kardeşliğe ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe doğru güçlü bir adım atıyoruz. Bu yolculukta siz değerli gençlerimizi ve ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızı, bizi biz yapan değerler etrafında daha sıkı kenetlenmeye ve ülkemizi daha güçlü yarınlarına hep birlikte taşımaya davet ediyorum. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİ DAİMA ÖNDE TUTMAYI HEDEFLİYORUZ Ülkemizin başta savunma güvenlik olmak üzere her alanda elde ettiği birbirinden kıymetli başarıların daha da geliştirilmesi ve geleceğin ihtiyaçlarına göre bu alandaki üretim imkânlarımızın en üst seviyelere çıkarılmasına yönelik çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdürüyoruz. Bugün ve gelecek için; uzay tabanlı teknolojilerden yapay zekâ sistemlerine sürü algoritmalarından otonom platformlara kadar pek çok alanda kapasitemizi geliştirerek ve derinleştirerek Türk savunma sanayisini daima bir adım önde tutmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki tüm bu çalışmaların merkezinde artık sizler varsınız ve sizler olacaksınız. Bunun için de kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Başarıya ulaşmanızın ilk ve en önemli adımı bu olacaktır. Eğitim, sizi istediğiniz hedeflere ulaştıracak en önemli unsurdur. Çalışmak ise başarmanın yarısıdır. Çünkü başarı; her gün uygulanan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir. Sabırlı olun ve uzun vadeli başarı için sürekli çaba gösterin. Unutmayınız ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Size şunu da hatırlatmak isterim ki; Türkiye’nin hayalleri, sizin hayallerinizle örtüştüğü zaman ülkemiz daha da güçlü olacaktır. BİRLİKTE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE GÜÇLÜSÜNÜZ Her birinizin farklı bir disiplinden geliyor olması, işte bu yüzden çok kıymetli. Çünkü teknoloji dediğimiz şey artık tek bir alana ait değil. Yani siz sadece alanınızda değil, birbirinizle birlikte yürüdüğünüzde güçlüsünüz. Bu yüzden farklı bakış açılarını büyük bir merakla takip edin. Şu bir gerçek ki bilim ve teknoloji ile ilgilenen ve yeni proje ve buluşlara imza atan siz gençlerimiz, her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği bu teknoloji çağında, ülkemizin geleceğinin de teminatısınız. Elde edeceğiniz bilgi birikimi, enginlere ulaşacağına inandığım ufkunuz ve yeteneklerinizi birleştirdiğinizde ortaya çıkacak proje ve ürünlerin, ülkemize ve ordumuza müstesna katkılar sağlayacağından asla şüphem yok. CUMHURİYETİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEKSİNİZ Geçmişle gelecek arasında kurduğumuz bir hatıra mahiyetindeki bu yolculuk sırasında “ben yokum, biz varız” diyen kahraman atalarımızın fedakârlığını ve 19 Mayıs ruhunu bir kez daha anladığınıza inanıyorum. Bakın, bugün sizler ülkemizin 81 şehrinden geldiniz, ama şu anda aynı gemidesiniz ve ortak bir ülküyle hareket ediyorsunuz. Yakın bir gelecekte de ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak ve Cumhuriyetimizi daha da yükselteceksiniz. Asla unutmayın ki binlerce şehit ve gazi vererek türlü sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özveriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatarak sonsuza kadar korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak en önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla bu yolculuktan sadece anılarla değil ifade etmiş olduğum esaslar çerçevesinde büyük bir sorumluluk duygusuyla döneceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle başta Millî Mücadele’mizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu güzide projenin hayata geçirilmesi ve farklı branşlardan siz gençlerimizin bir araya getirilmesinde emeği geçen başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; siz kıymetli gençlerimize de sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. TCG ANADOLU’nun kahraman personeline de diyorum ki “Denizleriniz sakin, pruvanız neta, yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,797 Aufrufe • vor 1 Jahr

Sağlıkta, yakın dönemde nelerin gerçekleştirildiğine değinmek istiyorum: -Bunlardan birincisi ve pek çok şeyi kapsayanı Beyaz Reformdur. Bu reform, hekimlerin kamuya geçişi başta olmak üzere pek çok sonucu getirmiştir. -Dünya’da eşi görülmemiş bir yasayla, Malpraktis davalarına ilişkin sorunlar, yine yakın bir dönemde, kökten çözülmüştür. -Sağlıkta şiddet yasası sonucunda, şiddet olayları önemli ölçüde azalmıştır. -Beyaz Kod uygulaması yanı sıra Gri Kod uygulaması pilot uygulama olarak başlatılmıştır. Çalışmalarımız sonucunda Beyaz Kod sayısı 1 milyonda 31’den bir milyonda 14’e inmiştir. Gri Kod uygulanan bölgelerde ise bu düşüş ilave olarak %50’den fazladır. -Hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın emekliliklerine dair özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapılmıştır. -Sağlık çalışanlarının verdikleri her hizmetin karşılığını aldığı bir teşvik sistemine geçmiş durumdayız. -Görevi medikal kurtarma olan UMKE çatısı altında, UMKE ATAK adını taşıyan yeni bir birim kurduk. Bu ekipler, medikal arama kurtarma çalışması yapıyor. -Koruyucu sağlık hizmetlerine verilen önem arttı, kaynaklarımızın yaklaşık üçte birini koruyucu hekimlik için kullandık. -Uzaktan sağlık hizmeti ile ilgili alt yapı çalışmalarımızı tamamladık ve pilot uygulamaları başlattık. Kronik hastaların takibi, rapor ve reçete yenileme için de bu uygulama sayesinde çevrimiçi hizmet sunmayı planlıyoruz. -Kısa adı YAŞAM olan Sağlıklı Yaş Alma Merkezlerimizi hayata geçirdik. Uygulamaya 80 yaş üzeri vatandaşlarımızdan başladık. Yaş sınırını aşağı indirerek uygulamayı yaygın hale getireceğiz. -Evlilik öncesi SMA Taşıyıcı Tarama Programı kapsamında 1 milyon 400 binden fazla çifti taradık. -Yeni Doğan SMA Tarama Programında 2 milyon 200 binden fazla bebeğimiz için tarama yaptık. Erken tanı, tedavi başarımızın %90’ın üzerine çıkmasını sağladı. -Aile Diş Hekimliği uygulamasını 3 ilimizde pilot olarak başlattık. 42 Aile Diş Hekimliği biriminde 12 bini aşkın çocuğumuza ve ailelerine ulaştık. -23 Şehir Hastanemizde toplam 34 bini aşkın yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. -Yatak kapasitesi 15 bini bulacak olan 12 Şehir Hastanemizin yapımı devam etmektedir. -Kullanılan her yüz kutu ilacın 91’i, değer bazında ise 57’si artık ülkemizde üretiliyor. -Sağlık Vadisini kurma çalışmalarını hızlandırdık. -Hıfzıssıhha Aşı ve Biyoteknolojik Ürün Üretim Merkezimizin inşaatını tamamlayarak pilot üretimlere iki yıl içinde başlayabileceğiz. Hedefimiz, ihtiyacımız olan aşıların tamamının Türkiye’de üretilmesidir. 3 aşımız yani Kuduz, Hepatit A ve Suçiçeği aşıları, teknoloji transferi ile artık ülkemizde üretilecek. Bağışıklama programındaki diğer bütün aşılar da Hıfzıssıhha’da üretilecek. 2028’de ise tüm aşılar %100 yerli üretim olacak. -Tip 1 diyabet hastaları başta olmak üzere, bütün diyabet hastalarımızın kullanabilecekleri sürekli glikoz ölçüm sensörlerini tamamen yerlileştiriyoruz. Klinik değerlendirmesini de tamamlayıp, en kısa sürede hastalarımıza sunacağız. -Nadir hastalıklar için Hücre ve Gen Terapisi Hastanesini kuruyoruz. Böylece en güncel tedaviyi kendimiz geliştirerek uygulayacağız. -Bağımlılıkla mücadele için rehabilitasyon amaçlı BAHAR merkezlerini hayata geçiriyoruz. İlki bu yıl Sancaktepe’de hizmete başlayacak. Çok kısa bir sürede tüm büyükşehirlerimiz bu merkezlere sahip olacak. Burada sayamadığım daha birçok düzenleme ve iyileştirmelerle en iyi hizmeti verme gayretindeyiz. Bu hizmetlerin tamamı Sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdikleri teveccüh ve destekle gerçekleşmiştir. Kendilerine huzurlarınızda tekrar teşekkür etmek isterim.

Dr. Fahrettin Koca

175,532 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, TBMM’de düzenlenen Samsun’a İstiklal Madalyası Takdim Töreni’ne katıldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un iştirakiyle düzenlenen törende konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: SAMSUN’UN İSİMSİZ KAHRAMANLARI, SADECE MÜHİMMAT DEĞİL İSTİKLAL UMUDU DA TAŞIYORDU “Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’un 101 yıl önce hak ettiği İstiklal Madalyası’na kavuşması vesilesiyle düzenlenen bu güzide törende, sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin istiklal ve istikbali için şanlı bir mücadele veren, bugün burada Meclisimizin çatısı altında bağımsız vatan topraklarımızda özgür ve başı dik bir millet olarak yaşamamızı sağlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. 19 Mayıs, bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalemiz, çok kısa sürede ülkemizin dört bir yanına umut ve direniş olarak yayılmış, milletimizin topyekûn cesaret ve fedakârlığıyla yürütülen Millî Mücadele’miz, askerî ve diplomatik başarısını müteakip Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. Elbette Samsun’un Millî Mücadele’deki rolü yalnızca 19 Mayıs ile sınırlı kalmamıştır. 1919 yılında başkent İstanbul’un ve pek çok bölgenin işgal altında olduğu zorlu günlerde Samsun Mavnacılar Loncası, üstün bir cesaretle Anadolu’ya mühimmat taşıyarak bağımsızlık destanımıza büyük katkılar sunmuştur. Samsun’un bu isimsiz kahramanları sadece mühimmat götürmekle kalmayıp, aynı zamanda istiklal umudu da taşıyorlardı. SAMSUN, MİLLÎ RUHUMUZUN SİMGELERİNDEN BİRİDİR Samsun Loncasıyla birlikte Trabzon ve İnebolu Mavnacılar Loncaları da bu meşakkatli ve bir o kadar kutsal vazifede büyük bir rol üstlenmişler ve bunun sonucunda İstiklal madalyası ile taltif edilmişlerdir. Şüphesiz ki bu üç loncamız da vatanımızın özgürlüğü uğrunda gerçek bir destan yazmışlardır. Karaya çıkan her bir sandıkta bir milletin istikbali çekilen her kürekte bu aziz milletin iradesi ve kararlılığı vardı. İşte bu fedakârlık 11 Şubat 1924’te Gazi Meclisimiz tarafından İstiklal Madalyası ile onurlandırılmış, ancak madalya maalesef 101 yıl boyunca Samsun’a teslim edilememiştir. İşte bugün gecikmiş ama anlamı eksilmeyen tarihî bir hakkı teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Şu hususa özellikle dikkat çekmek isterim ki her milletin tarihinde bazı şehirler vardır ve yerleşim yeri olmanın da ötesine geçerek bir ruha dönüşmüştür. Samsun da millî ruhumuzun simgelerinden biridir. Öyle ki Samsun’umuz, bağımsızlık fikrinin ete kemiğe büründüğü, Millî Mücadele ateşinin yakıldığı yerdir. Bu nedenle Samsun’a İstiklal Madalyası’nı teslim etmek hem bir vefa borcunu ödemek hem de ilk adımı atanlara “Unutmadık!” diyerek, şanlı ecdadımızın mirasına sahip çıkma kararlılığımızı göstermektir. HEM ÜLKEMİZ, HEM DE BÖLGEMİZ İÇİN YENİ VE TARİHÎ BİR SAYFA AÇILDI Uluslararası ilişkilerde çok boyutlu gelişmelerin yaşandığı, artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamının hızlı ve sürekli olarak değiştiği kritik bir süreçten geçiyoruz. Sadece bölgesel dinamikler boyutuyla değil, küresel denklemler açısından da müstesna bir yere sahip olan ülkemiz, bu hassas ortamda jeo-stratejik konumu ve etkinliği ile doğrudan veya dolaylı olarak karmaşık problemlerle yüzleşmek durumunda kalıyor. Tüm bu gelişmelerin bize verdiği mesaj gayet açık. Ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için güçlü ve caydırıcı olmalıyız. Bunun bilinciyle Millî Savunma Bakanlığı olarak gece gündüz demeden büyük bir gayretle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Nitekim son yıllarda kahraman Mehmetçiğimizin ve Güvenlik Kuvvetlerimizin yurt içinde ve sınır ötesinde gerçekleştirdiği etkili operasyonlar neticesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde ettik. Çok şükür terör örgütü artık silah bırakma noktasına getirildi. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu devlet iradesi ve sizlerin desteği ile “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Artık hem ülkemiz hem de bölgemiz için yeni ve tarihî bir sayfa açılmıştır. Hâlihazırda ilgili kurumlarımızla koordineli bir şekilde ve rasyonel bir yaklaşımla süreci yönetmek için çalışmalarımızı hassas bir şekilde sürdürmekteyiz. Gazi Meclisimizin de Sayın Meclis Başkanımızın riyasetinde teşkil ettiği Komisyonla sürece yönelik aktif katkılar sağlayacağına, birlik ve beraberliğimizi pekiştirecek kararlara öncülük edeceğine yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu anlamlı törenin düzenlenmesinde ve Samsun’un hak ettiği madalyaya kavuşmasında başta Sayın Bakanımız Mehmet Muş olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Bu vesileyle; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor; hayatta olan gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

48,754 Aufrufe • vor 1 Jahr

DEMİREL: Kamu Birliği Konfederasyonu Olarak Gidilmedik Yer, Sıkılmadık El Bırakmayacağız. 20 Senedir Parti Sendikalarına Yetki Vererek, Ülkemizin, Milletimizin Geldiği Nokta Ortadadır. Ülkenin Gerçek Gündemi, Memurun, İşçinin, Çiftçinin, Emeklinin, Annenin, Babanın, Çocuğun ve Gencin Ulu Orta Ortada Duran Sorunlarını Görmek, Çözüm İçin Mücadele Etmek Yerine Göbekten Bağlı Olduğu Partilerin Suni Gündemleriyle Meşgul Olan, Çalışanları Açlığa, Sefalete, Mutsuzluğa Sürükleyen Parti Sendikalarının Hükmüne ve Toplu Sözleşme İmzalama Yetkisini Son Vermek İçin Kamu Birliği Konfederasyonu Olarak Gidilmedik Yer, Sıkılmadık El Bırakmayacağız. 6 Ay Gibi Kısa Sürede 100 Bin Üzerinde Üyeye Hızla Ulaştık. Kamu Birliği Konfederasyonu Olarak Yetkiyi Alacağız ve Hedeflerimiz Nettir. Öncelikle Emek ve Alın Terinin En Düşük Ücret Karşılığını ve Emekli Ücretlerini Yoksulluk Sınırı Üzerine Çıkaracağız. Bu Rakam Ağustos 2024 İtibarıyla 63 Bin liradır. Bunu Gerçekleştirmek İçin Toplu Sözleşme Masalarının Formülünü Değiştireceğiz. Çalışanları Enflasyon Etkisinden Çalışanları Arındıracağız. Zam Pazarlıklarımız Formülü Olarak Değiştireceğiz. Şu an Toplu Sözleşme Masasında Sadece TÜİK’in Belirlediği ve Kimsenin İnanmadığı Enflasyon Oranı Kadar Ücret Artışı Yapılıyor. Bu Formül İle Geldiğimiz Durum, Açlık, Sefalet Ortadadır. Kangren Olmuş Bu Sistem Değişecektir. Kamu Personeli Reformu İçin Mücadele Edeceğiz. Yardımcı Hizmetler Sınıfını Mutlaka Kaldıracağız. Devlet Memurluğu Kapsamından Yardımcı Hizmetler Sınıfını Kaldırıp, Bu Kadroda Görev Yapan Kamu Çalışanlarını Eğitim Durumlarına Uygun Kadrolara Atanmasını Sağlayacağız. 3600 Ek Göstergeye Tüm Kamu Çalışanlarının Erişimini Sağlayacağız. Yani 2 Yıllık Üniversite Mezunu Olan Tüm Kamu Çalışanları, Kadrosu Ne Olursa Olsun 3600 Ek Gösterge Almasını Sağlayacağız. Günlük Fazla Mesai Ücretleri Formülünü Bürüt Maaş/22, Saatlik Fazla Mesai, Ek Ders Gibi Ücretleri İse Günlük Fazla Mesai Ücreti / 8 Formülüne Dönüştüreceğiz. Hazırlık Ödeneğini 1 Maaş Tutarında Eğitim Çalışanlarının Tümüne Verilmesini Sağlayacağız. Sözleşmeli İstihdam Şekline Son Verip, Kadrolu ve Güvenceli Çalışma Hayatını Sağlayacağız. Giyim Yardımlarının Tüm Memurlara ve Çalışanlara, Yazlık ve Kışlık Olarak Verilmesini Sağlayacağız. Tüm Memurların ve Çalışanların Yılda 4 İkramiye Almasını Da Sağlayacağız. Bunlar Bizim Ana Hedeflerimiz. Kademeli Emeklilik Sisteminin Oluşturulmasından Tutunda, Teknik Personel Meslek Kanununun Çıkarılmasına Kadar, Asli Görevi Öğretmen Olup Memurluk Yaptırılan Tüm Öğretmenlerimizin Sınıflarına ve Öğrencilerine Kavuşmasını Kadar Halının Altına Süpürülmüş ve Çözümsüzlüğe İtilen Her Soruna Bir Çözüm Bulacağız. Banka Promosyon İhalelerini Tek Merkezden Yapıp Tüm Memurlarımızın ve Çalışanlarımızın Yüksek Banka Promosyon Ücreti Almasını Sağlayacağız. 10 Yıllık Hizmeti Olan Tüm Memurlarımıza Yeşil Pasaport Verilmesini, Becayiş Uygulamasının Sistemden Tanımlanarak Modül Üzerinden Hayata Geçmesini De Sağlayacağız. Kariyer ve Liyakat İlkeleri Gereği, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavlarını 2 Yılda Bir Her Kadro İçin Yapılmasını ve Sözlü Sınav Uygulamasının Sona Ermesini De Sağlayacağız. Okul ve Kurumlarımızda Görev Yapan Tüm Aşçılarımızın Da Teknik Hizmetler Sınıfına Alınmasını Da Sağlayacağız. Şeflerimiz, Şube Müdürlerimiz ve Yöneticilerimizin Ek Ödeme ve Özel Hizmet Tazminatlarının +40 Puan İlave Edilmesini İnşallah Biz Başaracağız. Bizim Gündemimiz Partilerin Suni Gündemleri Değil Her Zaman Çalışanların ve Ülkenin Gerçek Gündemi Olacaktır. Kazananlar İnananlardır. #TEÇSEN #kamubirliğikonfederasyonu #yhs #yardımcıhizmetlersınıfıkaldırılsın #memur #kamu #aşçı #3600ekgösterge #uds #gys #meb #kariyer #liyakat #emekli #kamuçalışanı

TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası

69,751 Aufrufe • vor 2 Jahren

Kahverengi gözlerini yaptığı makyajla etkileyici bir hale getiren kadın globalde viral oldu: 🔹 Gözlerin! 🔹 Gözlerin, ne? 🔹 Gözlerimde bir sorun mu var? 🔹 Gözlerin... 🔹 O, "Benim de kahverengi gözlerim var, senin de kahverengi gözlerin var ama senin gözlerin benim kahverengi gözlerimden daha iyi görünüyor ve şu an o kadar kıskandım ki" diyor. 🔹 Tamam, kelimesi kelimesine aynı renk gözlerimiz var. 🔹 Sadece makyajım. 🔹 Sana göstermemi ister misin? 🔹 Yani evet, lütfen. 🔹 Gözlerini açık kahverengi bir göz kalemiyle çiz. 🔹 Tamam, yeni ağlamışım gibi hissediyorum. 🔹 Kaç kez sana sürece güvenmeni söyleyeceğim? 🔹 Şimdi dış köşeye biraz daha kalem ekle ve parmaklarınla dağıt. 🔹 Evet, öyle. 🔹 Sadece bir kahverengi göz farı çubuğu al ve göz kapağının her yerine sür. 🔹 Bilmiyorum, "Bunu lanet parmağınla dağıt" gibi çılgınca bir şey söylemek üzere. 🔹 Lanet parmaklarınla dağıt ama göz kapağına yakın tut. 🔹 Gözlerinin her yerine gitme. 🔹 Ne dedim? 🔹 Lanet olsun ne dedim? 🔹 Süper sıcak bir kahverengi göz farı al ve bütün gözünün üzerine dağıt. 🔹 Sadece yeni dövülmüş gibi görünmediğimi iddia edeceğim. 🔹 Daha koyu kahverengi bir kalemle, kirpik çizgine çok yakın tutarak tüm gözünü çizeceksin. 🔹 Bu sadece ekstra bir adım gibi geliyor. 🔹 Bu ekstra adım, göz şeklini belirlediği için dövülmüş gibi görünmemeni sağlar. 🔹 Ne dediysen. 🔹 En başta kullandığımız açık kahverengi göz kalemini al. 🔹 Bunu gerçekten buraya sür. 🔹 Bunun iyi görünmeye başlamasını bekliyorum. 🔹 Alt kirpik çizgini parmağınla dağıt. 🔹 Bir kahverengi eyeliner al ve gözleri uzatmak için sadece minik bir kanat çiz. 🔹 Neden her şey bir araya gelmeye başlıyor? 🔹 Maskaranı normalde yaptığın gibi uygula. 🔹 Ve bordo bir maskara al. 🔹 Bu en büyük farkı yaratıyor. 🔹 Ellerinde çok fazla zaman harcadın kızım ama tamam. 🔹 Gözler için son adım, bordo bir astar al ve su hattını hafifçe çiz. 🔹 Bekle, göz rengim neden gizlice açılıyor? 🔹 Evet ve cildiniz de çok önemli. 🔹 Bu yüzden biraz nemlendirici sürün. 🔹 Yanmak üzere olduğumu biliyorum. 🔹 Cildimizin gerçekten parlak görünmesini istiyoruz, bu yüzden bir cilt tonu kullanıyoruz. 🔹 Bekle, o tam anlamıyla cildim gibi görünüyor. 🔹 Ne? 🔹 Deli olduğumu söyleyeceksin ama göz torbalarımın görünmesini istiyorum. 🔹 Bu yüzden kapatıcım ile süper hafifçe gideceğim. 🔹 Biliyorum, çılgınlığa alışmaya başladım. 🔹 Kapatıcıyla hafif gittik ama kesinlikle bronzer ile yoğun gidiyoruz. 🔹 Tamam, L'Oreal bronzer. 🔹 Bildiğim kadarıyla bu kremsi olabilir, ne? 🔹 Son çılgın adım, söz veriyorum. 🔹 Turuncumsu bir allık al. 🔹 Bence o resmi olarak delirdi ama alçak sesle, bu aslında çok iyi görünüyor. 🔹 Her şeyi pudrayla sabitlemeyi unutmayın. 🔹 Çünkü parlak görünmek istiyoruz ama yüzümüzün her yerine pudra süreceğiz. 🔹 Mantıklı yap. 🔹 Işıltılı ama terli değil dedi. 🔹 Yanağıma ve burnuma çok küçük bir miktar aydınlatıcı ekleyeceğim. 🔹 Hey, tamam, anlıyorum. 🔹 Bu kahverengi dudak kalemini dudağımın her yerine süreceğim. 🔹 Ortaya biraz çıplaklık dokunuşu ekleyeceğim. 🔹 Biraz dudak parlatıcısı. 🔹 Tamam. 🔹 Son adım, sadece biraz bordo maskara ekliyorum, bu isteğe bağlı. 🔹 Aslında senden nefret ediyorum çünkü gözlerim neden şu an farklı bir renk gibi görünüyor? 🔹 Yani bunu nasıl yaptın? 🔹 Sana bunu nasıl yaptığımı gösterdim. 🔹 Yani nasıl yaptığımı da ne demek? 🔹 Çoğu insan şu an teşekkür ederim diyor olurdu. 🔹 Teşekkür ederim, çünkü çok lanet iyi görünüyorum! 🔹 Sadece farklı bir insan gibi göründüğümü hissediyorum. 🔹 Yüzümdeki her şey sanki çok belirginleşmiş gibi. 🔹 Şimdi sürece nihayet güvenmeye başlayacak mısın?

Netlog Medya

58,041 Aufrufe • vor 2 Monaten

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 Aufrufe • vor 8 Monaten

Şimdi Kemal bey FETÖ yani fetullahçı terör örgütünün CHP içerisinde hala faal olduğunu söylediğine göre ve bu faaliyeti YSK ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı başta olmak üzere bir çok Devlet Kurumu'na da sızmadan pek mümkün olmayacağına göre ve bu yapının diğer siyasi partiler ile belediyeler aracılığıyla olan bağlantıları da bir şekilde ortaya saçılıyor iken Adalet Bakanlığının da acele etmesi ve acele açıklama yapması gerek miyor mu bu konuda? Ne diyor Kemal bey? İnanılır gibi değil FETÖ aparatlarıevar imiş fark edememişim diyor iyi de Kemal beyden önce Devletin fark etmesi gerekmiyor mu bunları? Devlet FETÖ ile mücadele de bu güne değin neden esnedi? Sebebi bilmiyorum ama biz hikmet ararken, siyaset önce kendi içinden temizleyip vitrin dışına koysun sonra biz alırız diye düşünülmüş olabilir belki demiş idik ki en çok Ak Parti'nin içine sızmış oldukları düşünülüyor idi. Herhalde merkez edinmek istediği şehir de FETÖ Hazım Sesli ve arkadaşlarından ibaret değildir siyasette. Ben 17/25 Aralık sonrası da hatta 15 temmuz sonrası da inanmadım zaten FETÖ ile mücadele de öne çıkanların FETÖ'yle mücadele de samimi olduğuna. İtirafçılar bile bir merkezden yönlendiriliyor gibi belli kalıplarda konuşuyor idi genelde. Yani sözde pişman olmuş ve konuşan itirafçılar üzerinden belki de soruşturma tıkanma noktasına getirildi. Hiç kimse kusura bakmasın madem bir özür dilenecek milletten sadece Kemal Kılıçdaroğlu değil, FETÖ'nün vatana ihanet suçu işlediği ve CİA ile Mossad ile Erdoğan'dan bile bağımsız habersiz iş tuttuğu anlaşıldıktan sonra FETÖ'yle mücadelenin ilgili birimlerinde yetkili herkes ve bütün parti genel başkanları da yüzleşip durumla özür dilemeli. Kemal Kılıçdaroğlu neden taksite böldü konuşmayı perde arkasında neler dönüyor? Bilmiyorum tabi ama Uşakın bu işin merkezi olduğunu ve FETÖ'nün Uşak üzerinden bir plan yürüterek CHP'ye ve Genel Başkanına operasyon çektiğini acilen ilave etmeli hiç değilse ve hiç değilse Uşak Haber Merkezi ekibinin FETÖ ile Mücadele'deki etkisini aktarmalı Sayın Kılıçdaroğlu. Aksi takdirde insanları samimiyetine inandırması da zor görünüyor ve ben uyarayım muhalafet dipdiri Türkiye'de ve insanlar çok kararlı bu kötü yönetimi değiştirecek ki bence de artık değişmeli. Tarafsız gazeteciliğe devam ederim belki inanmasam da artık ama yarın seçim olsa yine Ak Parti'ye oy vermem şahsen gitmem sandığa ya da gider geçersiz atarım. Millet bence İktidardan sıkıldı ve yoruldu ama muhalefet de İktidardan berbat şu haliyle en azından vitrin anlamında ve İktidar'ın değil muhalefetin yolsuzlukları konuşulur oldu ülkede. Oysa muhalefet temsilcilerinden beklenen iktidarı oluşturanların varsa yolsuzluklarını ortaya çıkarıp israfı ve haksız kazancı meydana koyup gündem oluşturmalarıdır. Hani var mı iktidara dair yada iktidar partisi belediyelerine dair bir tane yolsuzluk yada rüşvet işi ortaya çıkartan muhalefet temsilcisi ya da iktidar da da falancanın FETÖ bağlantısı olabilir diyen bir tane muhalefet temsilcisi var mı? Çözümü geçtik de sorunu ortaya koymaktan bile aciz ve dahi demogoji dışında iş bilmeyen yolsuzluk ve FETÖ batağına gırtlağa kadar batmış bir muhalefet görümtüsü var ortada. Ve tüm bunlar ülke her anlamda savruluyoruz iken ve aslında gerçekten kötü yönetildiğimiz neredeyse herkese aşikar iken böyle iyi mi? Hayır arkadaş iyi miyi değil iktidarı ile muhalefeti ile siyaset artık kendine çeki düzen vermeli ve zaten eskiler çekip gitmeli yeni yüzlere artık yer verilmeli. Kanuna toplum ahlakına uygun yaşam tarzları benimsemiş sıradan ama dürüst ve iyi insanlar gelmeli siyasetin başına. Başarı hikâyeleri olan insanlar gelmeli. Bize yaptığı hataları itiraf eden ve özür dileyen değil iş başarıp teşekkür bekleyen alkış bekleyen siyasetçiler lazım vesselam ve saygılar. .

Nurullah Çavuşoğlu

14,933 Aufrufe • vor 4 Monaten