Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Antikapitalist feministlerden Rojava mesajı: Kadın devrimini savunacağız Katalonya’daki Antikapitalist Feministler, DAİŞ–HTŞ-Türkiye çetelerin Rojava’ya saldırılarına karşı, Kürt halkının ve kadınların kazanımlarını savunmak için görüntülü bir dayanışma mesajı yayımladı.

10,327 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Nusaybin’de Qamişlo sınırında Rojava’ya dönük saldırıları kınadık. Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum. Çok iyi biliyoruz ki bu saldırılar halkların ortak yaşam umudunu ve özgürlük mücadelesini hedef almaktadır. Rojava, tüm baskı ve kuşatmalara rağmen; halkların eşitliği, kadın özgürlüğü, demokratik özerklik ve birlikte yaşam temelinde inşa edilen tarihsel bir kazanımdır. Ortadoğu’nun karanlığına karşı yakılmış bir ışıktır. Kadınların öncülüğü, halkların ortak iradesi ve bedel ödeyerek yaratılan bu deneyim, sadece Kürt halkı için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Bugün Rojava’ya yönelen saldırılar, bu kazanımları yok etmeyi, halkların kendi kaderini tayin etme hakkını bastırmayı amaçlamaktadır. Aynı şekilde Rojhilat’ta Kürt halkına uygulanan baskı ve şiddet, inkâr ve imha politikalarının devamıdır. Sessizlik suça ortaklıktır. Rojava’nın kazanımlarını savunmak, Rojhilat’taki direnişle dayanışmak; özgürlükten, eşitlikten ve adaletten yana olan herkesin sorumluluğudur. Tüm dünyada demokrasiye, özgürlüğe, halkların eşitliğine ve barış içinde bir arada yaşama ilkesine inanan kamuoyunu; uluslararası kurumları, sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve vicdan sahibi herkesi Kürt halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Rojava Vicdandır, Özgürlüktür, Direniştir; Teslim Alınamaz..

Devrim Demir

15,930 Aufrufe • vor 7 Monaten

📍Rojava Devrimi ve Enternasyonal Savaşçıların Mirası Rojava Devrimi, 19 Temmuz 2012’de Suriye’nin kuzeyinde, Kürt halkının öncülüğünde başlayan ve kısa sürede evrensel bir mücadele alanına dönüşen bir toplumsal dönüşüm hareketidir. Bu devrim, yalnızca Kürt halkının özgürlük arayışını değil, aynı zamanda emperyalizme, kapitalizme ve her türden baskıya karşı küresel bir direnişin sembolü haline gelmiştir. Rojava’nın bu eşsiz karakteri, dünyanın dört bir yanından enternasyonal savaşçıları kendine çekmiş, onları bu topraklarda savaşmaya, dayanışmaya ve hatta hayatlarını feda etmeye yöneltmiştir. Peki, bu enternasyonal savaşçılar neden Rojava’ya geldi, burada neler yaptı ve devrim için neden bu denli önemli bir değer yarattı? Neden Rojava’ya Geldiler? Rojava Devrimi, özünde demokratik konfederalizm ilkelerine dayanan, kadın özgürlüğünü merkeze alan ve çok kültürlü bir toplumsal yapıyı savunan bir projedir. Bu vizyon, kapitalist modernitenin alternatifi olarak görülen bir umut ışığıdır ve enternasyonalist devrimciler için adeta bir çağrı niteliği taşımaktadır. Dünyanın farklı köşelerinden gelen sosyalistler, anarşistler, komünistler ve özgürlükçü bireyler, Rojava’yı yalnızca Kürt halkının kurtuluş mücadelesi olarak değil, insanlığın ortak geleceği için bir laboratuvar olarak gördüler. Yazının devamı:

Gündem

20,500 Aufrufe • vor 1 Jahr

Kamışlo ve Haseke’de yüzlere yansıyan mesaj: 📌"Suskunluk derinleşiyor, yüzler konuşuyor. Entegrasyon, Kürtlerin kurucu rolü ile ruhunu koruyabildiği ölçüde güçlenir." Geçici Suriye yönetiminin Şam heyeti ile DSG yönetimindeki Rojava heyeti arasında 30 Ocak'ta varılan anlaşma için sahadaki adımlar atılmaya başladı. Önceki gün, Şam yönetimine bağlı asayiş heyeti Rojava yönetime bağlı Haseke'ye anlaşma kapsamında geldi. Bugün de Şam heyeti Kamışlo'ya geldi. Rojava yönetimi anlaşmanın sahada yürürlüğe girmesi için verdiği sözleri yerine getirirken, mücadelenin hafıza tanıkları olan Kürt direnişçilerinin, jest ve mimikleri Kürt öncüleri için derin bir mesajı niteliğinde. Bu mesaj ise halkın okumalarıyla bütünsellik oluşturuyor. Sur Ajans'a yayımlama isteğiyle bir okurumuz da şu yorumu paylaşıyor: "Kamışlo ve Haseke’de yaşananlar, sahadaki bir entegrasyon adımından çok daha fazlasını anlatıyor. Hafızaya değen görüntüler, yüzlerde biriken anlamlar... Hissedilen kırılganlık tam da buradan doğuyor. Haseke ile Kamışlo’da ortaya çıkan tablo, Kürt toplumunun barış isteğiyle kazanımlarını koruma bilinci arasındaki ince çizgide durduğunu gösteriyor. Sokaktaki halkın sessizliği ile Asayiş ve YPJ komutasındaki Kürt kadınların yüz ifadeleri aynı duyguda buluşuyor: Bu bir reddiye değil; temkinli bir sahip çıkış. Kürtler bu coğrafyada devleti sadece bir yapı olarak değil, bir deneyim ve hatıra olarak tanıyor. Bu yüzden tanınma ve iradenin görünürlüğüyle önem kazanıyor. Aksi halde suskunluk derinleşiyor, yüzler konuşuyor. Rojava’da inşa edilen deneyim, Kürt hareketine askeri ve idari kazanımların ötesinde bir şey kazandırdı: özne olma bilinci. Bugün sahaya yansıyan temkin, bu bilincin doğal bir yansımasıdır. Ne kopuş arzusu var ne de çatışma çağrısı. Asıl hassasiyet, bugüne kadar elde edilenlerin masa başı süreçlerle silikleşmemesi yönünde. Bu nedenle oluşan kırılganlık, Kürt örgütlerine ya da yapılara dönük bir güvensizlik değil; aksine birlik ruhunun diri tutulmasına dair güçlü bir beklenti ve mesaj niteliğinde. Bugün ihtiyaç duyulan şey, aceleci adımlardan çok dili, sembolleri ve görüntüleri gözeten yeni bir siyasal akıl. Entegrasyon, Kürtlerin kurucu rolü ile ruhunu koruyabildiği ölçüde güçlenir." #saverojava #rojava #kamışlo

SurAjans.com.tr

142,739 Aufrufe • vor 6 Monaten

PDK liderlerine de siyasi danışmanlık yapan Erbil’deki Kürt Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Sero Qadir (sero qadir سەرۆ قادر) Suriye Kürdistan Bölgesi’nin müstakbeli için çok optimist. ..:: 1. Rojava Kürdistanı’ndaki PYD işi PKK’ye bırakmadan kendi bağımsız kararını vererek PKK’den ayrı bir parti olduğuna karar vermeli ve uluslararası toplumu buna inandırmalı. ..:: 2. PYD, Kürdistan özgürlük mücadelesinin önemli bir aktörüdür. (PKK çerçevesi dışında genel olarak Kürdistan özgürlük mücadelesi anlamında.) ..:: 3. PYD şimdi uzun bir sınırı paylaştığı Türkiye tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu tehdidi PKK’den uzaklaşarak bertaraf ederse Türkiye Rojava Kirdistanı’na müdahale edemez. ..:: 4. Şam’daki HTŞ iktidarı uluslararası kabul görmemiş zayıf bir iktidardır. İsrail de Şam’ın 10 km yakınına kadar gelmiş. ..:: 5. Rojava Kürdistanı tarihi bir fırsat yakalamış, bunu ideolojilere feda etmemeli. Hem ABD hem de uluslararası toplum Rojava’yı destekliyor. ..:: 6. Zamanında Türk generaller “biz Serê Reş’e gelip Barzanileri de esir olarak Ankara’ya götüreceğiz diyorlardı” ama yapamadılar. PYD şayet bu PKK bağlantısı meselesini çözerse Türkiye Rojava Kürdistanı’na müdahale edemez, sınırı bile geçemez. Aynı programda Sero Qadir ileride Irak’taki Haşdi Şabi ve hatta İran yanlısı YNK’nin de İsrail’in saldırılarına maruz kalabileceğini söyledi.

Arif Zêrevan

60,452 Aufrufe • vor 1 Jahr

Rojava'ya yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarında yaşamını yitiren sivillere yönelik Ağrı il örgütümüz ve yurttaşlarımız ile birlikte yapmak istediğimiz basın açıklamasına üzülerek ifade etmek isteriz ki, Ağrı Valiliği tarafından alınan yasak kararı gerekçe gösterilerek parti binamızın önüne bariyerler konulmak suretiyle engel olunmuştur. Bu tür müdahaleler demokratik temel hak ve özgürlüklerimize yapılmış bir saldırıdır ve kabul edilemez bir durumdur. Bugün burada yüreğimiz yaralı, vicdanımız sarsılmış bir şekilde bulunuyoruz. Rojava'da gerçekleştirilen hava saldırısı sonucunda onlarca masum sivil hayatını kaybetmiştir. Uluslararası sözleşmelere, hukuka ve insan haklarına aykırı olan bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bizler, sivillerin can güvenliğini sağlama sorumluluğu taşıyan herkesi, bu saldırıları durdurmak için acil adımlar atmaya çağırıyoruz. Ayrıca, bu saldırıların Kürt halkına yönelik ikiyüzlü bir tutumu yansıttığını da belirtmek istiyoruz. Kürt halkı uzun zamandır barış ve huzur taleplerini dile getirirken, Rojava'da yaşanan saldırılar bu talepleri göz ardı eden bir tutumu yansıtmaktadır. Kürt halkının haklarını ve yaşama hakkını savunmak bizim temel değerlerimizdendir ve bu saldırılara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz. Filistin halkının özgürlük mücadelesinin adil ve barışçıl bir çözüme kavuşmasını herkesten çok bizler savunuyoruz. Fakat söz konusu Kürt halkının özgürlük mücadelesi olduğunda, bizlere ölümü reva gören riyakarlığı da kabul etmiyoruz. Filistin'de mazlum, Kürdistan’da zalim olanların çarpık zihniyetini teşhir etmeye devam edeceğiz. Sonuç olarak, basın açıklamamızın engellenmesine karşı çıkıyor, hukuka, demokrasiye ve insan haklarına saygı duyulmasını talep ediyoruz. Rojava'daki saldırıların sona ermesi için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyoruz. Kürt halkının haklarına ve yaşama hakkına saygı duyan herkesi, bu zorlu süreçte dayanışma içinde olmaya ve sesimizi duyurmaya çağırıyoruz.

Nejla Demir

78,262 Aufrufe • vor 2 Jahren

📌 Van’da Genel Başkanımız güven tesis eden bir mesaj verdi: 📢 “Bu sorunun sahibi biziz, kimsenin aldatmasına, kandırmasına,bu meseleyi kendi çıkarı ve rantı için kullanmasına müsaade etmeyiz. 📢 Bedelse bedel de ödüyoruz, İstanbul’da ve Türkiye’de bedel ödüyoruz, bu sorunun sahibibiziz, biz çözeceğiz. Silaha, şiddete, teröre karşıyız. Türkiye’nin Kürt Meselesini parlamento zemininde demokrasiyle ve adaletle çözeceğiz.” 🔴 Bu mesaj, bugün Van Kent Meydanı’nda verildi. Tüm Türkiye’debu mesajı aldı. 🔴 Kürtler, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Sayın Erdoğan’agüvenmiyor. Bir önceki çözüm sürecinden sonra Kürtler ve Türkiye büyük eziyet gördü, zalimlik ve zulüm gördü. Bu sebeple Sayın Erdoğan’a ve Ak Parti’ye karşı güvenleri yok. ❗O sebeple CHP’ye ve Özgür Özel’e bu işin sahibi ve güvencesisiz olun diyorlar ve Genel Başkanımız da bugün Van’da “Bize güvenin” mesajını verdi. 🔴 Biz bu meselenin kimse tarafından kullanılmasına izin vermeyeceğiz; demokrasiyse demokrasi, adaletse adalet, bu meseleyi çözeceğiz. ❓Ahmet Özer niçin hapiste? Kürt olduğu ve bu kimlikleseçildiği için hapiste. ❓ Ekrem İmamoğlu niçin hapiste? Dünyanın en yoğun Kürt nüfusunun yaşadığı İstanbul’da, Kürtlerin demokratik katılımlarını ve yerelde temsiliyetlerini sağladığı için. ❓ Peki Van’ın seçilmiş belediye başkanı Bekir Kaya, 8 buçuk yıldır niçin hapiste? Kürt olduğu ve seçildiği için. ❓ Kim bu insanlar için “Şiddete bulaştılar” veya “Terörü savundular”diyebilir? 🔴 Bu meselenin demokrasiyle çözülmesini savundukları için hapisteler ve bugün Genel Başkanımız CHP olarak tam bir demokrasi mesajı verdi. Bu mesaj da hem demokrasi bakımından hem de yurttaşlarımız tarafından çok doğru anlaşıldı. ❗Bize “Van’da miting yapamazsınız, meydana kimse gelmez” dediler ama bugün Vanlı yurttaşlarımız CHP’ye o dayanışmayı, o vefayı gösterdiler. #Van Özgür Özel

Sezgin Tanrıkulu

34,998 Aufrufe • vor 1 Jahr

Yaşamı, onuru için direnen bir Kürt kadının ebediyete ulaşmış bedenini binalardan atacak kadar insanlıktan çıkmış barbarları savunmak, cenazeye dahi işkence eden bir zihniyeti aklamak size mi kaldı? Halep’te yüzlerce yıldır yaşayan Kürtlere yönelik, Şam’a bağlı cihatçı güçler tarafından yapılan katliam ve saldırıların bugün bir AKP Urfa milletvekili tarafından açıkça savunulduğunu gördük. Şex Meqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananları, gerçeği ters yüz etme çabaları nafiledir! Hakikati açıkça çarpıtarak, “güvenlik” ve “temizlik” söylemleriyle Kürt düşmanlığının ne denli derinlere indiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Buradan açıkça soruyoruz: Siz, sınırın hemen yanı başında, Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı bir ilin milletvekilisiniz. Suriyede yaşayan halklar; Urfa’da, Suruç’ta, Akçakale’de, Ceylanpınar’da, Harran’da binlerce yıldır birlikte yaşayan halkların, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin akrabasıdır, eşi dostudur, kardeşidir. Buradan soruyoruz: “Suriye’deki ayrılıkçı gruplar” diyerek hedef aldığınız insanlar kimdir? Esad rejimi boyunca yok sayılan, IŞİD tarafından soykırıma uğratılmak istenen, bugün ise HTŞ ve Şam destekli cihatçı gruplar tarafından katledilen Suriye’de yaşayan Kürt halkı mı? “Örgüt unsurlarından arındırma” yalanıyla Kürt halkına dönük katliamı meşrulaştırmak size mi düştü? “Suriye ordusu suhuliyet sağlayacak” diyerek işaret ettiğiniz güçler, Kürt halkının onuruna, yaşamına, yaşadığı yerlere ve özgürlüğüne alçakça saldırırken; onları temize çekme, şirin gösterme çabanız ancak Kürtlere ve halklara düşman bir aklın dışavurumudur. Bu dil ne Urfa’nın vicdanını temsil eder ne de bu coğrafyanın, halkların birlikte yaşam iradesini! Peki siz onbinlerce Suriye’de yaşayan akrabası olan Urfalıların yüzüne Urfa sokaklarında dolaşırken nasıl bakacaksınız ? Urfa halkı bu sözleri, Kürt halkına karşı katliam ve işkence yapanları destekleyenleri, onlarla işbirliği yapanları hafızasına kazayacaktır!

Dilan Kunt Ayan

22,664 Aufrufe • vor 7 Monaten

Halep, Şehba ve Tel Rifat hattında son durum; Bölgedeki gelişmeler karmaşık, hızlı ve yakıcı bir şekilde ilerliyor. Tel Rifat ve Şehba’daki Efrin göçmeni halkın durumu giderek daha da kritik hale geliyor. Yüzbinlerce sivilin yaşadığı bu bölgelerde abluka ve saldırılar devam ediyor. Son durum şöyle; -Tel Rifat’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. • Şehba bölgesi ve Tel Rifat beldesinde Efrîn göçmeni halk yaşıyor. Bölgede toplam 5 kamp bulunuyor ve halk, 6 yıldır abluka ve ambargo altında temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Bölgedeki siviller kuşatma altında ve tahliyeleri için çalışmalar sürüyor. Ancak bu sürecin birkaç gün sürebileceği belirtiliyor. · Halep’te Şêx Maqsud ve Eşrefiyê mahallelerinden Kürt güçlerin çekildiği iddiaları doğru değil. QSD bu iddiaları yalanladı ve bu bölgelerde Kürt halkının direnişe geçtiğini belirtti. Ancak geçiş yolları kapalı ve zorlu bir süreç bekleniyor. --- Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi, Halep ve Tel Rifat’taki gelişmelerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu: 1. “Halkımızı savunuyoruz.” Güçlerimiz, Halep, Tel Rifat ve Şehba’daki halkımızı kahramanca savundu. Ancak Türk destekli silahlı grupların saldırıları insani koridor oluşturma çabalarımızı engelledi. “Tahliyeler için çalışıyoruz.” Halkımızı Tel Rifat ve Şehba’dan ülkenin kuzeydoğusundaki güvenli bölgelere tahliye etmek için çalışmalarımız sürüyor. “Direniş devam ediyor.” Halep’teki Kürt mahallelerinde güçlerimiz direnişe devam ediyor. Halkımızı koruma mücadelemizi sürdüreceğiz. “Uluslararası toplumdan destek bekliyoruz.” Halkımızın güvenliği için uluslararası toplumu acil adımlar atmaya çağırıyoruz. Efrîn ve Şehba Halk Meclisi: “Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz” --- Efrîn ve Şehba Halk Meclisi, Türk devletinin saldırılarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, halkın korunması adına alınan kararlar ve mücadeleye devam edileceği mesajı verildi: “Stratejik bir karar aldık.” Masum halkın zarar görmemesi için, işgalci Türk devleti ve bağlı gruplar tarafından kuşatma altına alınan bölgelerden ayrılma kararı aldık. ---- Türkiye’nin Halep ve çevresi için planı şu şekilde açıklamak mümkün: -Halep ve çevresindeki kuşatma tamamlandıktan sonra bölgeyi Kürtsüzleştirmek. -Halep’in doğusundan başlayarak Minbic’in güneyine ilerleyip Fırat Nehri’ne ulaşılması hedefleniyor. -Ardından kuzey ve güneyden Minbic’e eş zamanlı cephe açmak.

Amed Dicle

104,507 Aufrufe • vor 1 Jahr

🚨 200’ü aşkın imzayla Kürt birliği için yeni girişim Güney Kürdistan’da farklı kesimlerden 200’den fazla ismin katılımıyla başlatılan ulusal mutabakat projesi, ortak çatı ve ortak hak mücadelesi hedefini öne çıkarıyor. Yayımlanan bildiri şöyle: “‘Tek millet, tek kader’ ulusal projesi, ulusal uzlaşma için başlatılmış bir çalışmadır ve dünyanın dört bir yanındaki karar merkezlerini etkilemeyi hedeflemektedir. Ortadoğu’nun hızlı değişimlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Başûr Kürdistan’da Kürtlerin tüm parçalanmış güçlerini bir araya getirmek için öncü bir ulusal proje başlatılmıştır. Proje, bölgede mevcut durum ve Kürdistan’ı işgal eden devletlerin yarattığı istikrarsızlık karşısında Kürtlerin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Rojava’daki savunma deneyiminin, ancak ulusal birlik sayesinde büyük komploların bozulabileceğini ve Kürt meselesinin iç bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası diplomasi merkezlerine taşınabileceğini kanıtladığını vurgulamaktadır. Kürtlerin son dönemdeki eylem ve hareketleri, hem içeride hem dışarıda, özellikle Rojhilat Kürdistan’daki yeni umut, tüm siyasi partilere açık bir mesaj vermektedir. Bu mesaj, Kürt toplumunun canlı olduğu ve dünya görüşünün dar çıkarların ötesinde olduğudur. Ulusal çalışmanın sloganı ‘‘Yek e yek e yek e, gelê Kurd yek e’dir. Projenin yol haritası 6 ana maddeden oluşuyor 📍Ulusal ve ortak bir söylem oluşturulmalı; bu söylem halkların haklarına ve ortak yaşama saygı göstermelidir. 📍Siyasi çekişmelerden ve dar ideolojik yaklaşımlardan uzaklaşılmalıdır. 📍Ulusal çıkarlar siyasi çalışmaların merkezine konulmalıdır. 📍Ortadoğu’daki gelişmeleri analiz edecek ortak bir ulusal merkez kurulmalıdır. 📍Diplomasi, siyasi çalışma ve uluslararası ilişkiler için ortak bir ulusal komite oluşturulmalıdır. 📍Siyasi, ekonomik ve güvenlik krizlerine karşı ortak planlama yapılmalıdır. Güney Kürdistan’da başlatılan bu proje, Kürdistan’daki tüm siyasi güçlere ve kültürel çevrelere, zaman kaybedilmeden beklenmeyen değişimler karşısında ortak bir strateji geliştirme çağrısıdır. Bu ulusal proje sadece siyasi bir çağrı değil, aynı zamanda artık tarihin parçalanmışlıkla tekrarlanmasını istemeyen canlı bir ulusal vicdanın haykırışıdır. Bölge yeni bir harita ile karşı karşıyayken Kürtlerin önünde iki seçenek vardır: ya birlik olup haklarını elde etmek ya da tarihi fırsatları kaybetmek." Projenin açık mesajı şudur: Artık tüm yüksek çıkarlar ideolojilerin önüne geçmelidir. Çünkü ‘Bir, bir, bir; Kürt halkı birdir’ ve yalnızca bu birlik hızlı değişimlere karşı durabilir. Tüm Kürtlere açık mesaj Bilindiği üzere Ortadoğu büyük değişimlerin eşiğindedir. Kürdistan’ın parçalandığı tüm devletler siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan karmaşık bir süreçten geçmektedir. Yılın başından itibaren Rojava’daki gelişmeler, hepimizi tarihi, ahlaki ve ulusal bir sorumlulukla karşı karşıya bırakmıştır. Bu sorumluluğun farkına varılması, Kürdistan içinde ve dışında eşi görülmemiş bir ulusal birlik yaratmıştır. Bu birlik, tarihte nadir görülmüştür. Bu birliktelik, özellikle Rojava’da tüm Kürtlere yönelik komploların önüne geçilmesinde büyük rol oynamıştır. Aynı zamanda Kürt meselesinin uluslararası siyasi ve diplomatik çevrelere taşınması için önemli bir fırsat oluşturmuştur. Rojava’ya yönelik saldırılar sırasında Kürdistan’da ve ülke dışında yükselen ‘‘Yeke yeke yeke, gelê Kurd yeke’ sloganı temelinde aynı çağrıyı yineliyoruz. Tüm parti ve ideolojik meseleleri bir kenara bırakarak ortak bir ulusal masa etrafında toplanmayı istiyoruz. Bu masa dar çıkarları aşmalı ve Kürtler için ortak bir ulusal strateji belirlemelidir. Özellikle Rojhilat Kürdistan’daki değişim umutlarının arttığı bu süreçte ulusal birlik, dağınık enerjiyi birleştirmenin yanı sıra Kürt halkının sesinin dünya çapında daha güçlü duyulmasını sağlayacaktır. Bu, büyük bir ulusal ve ahlaki sorumluluk olarak görülmelidir. Değerli Kürdistanlılar, Bugün Kürtler bir millet, Kürdistan ise bir ülke olarak çeşitli gelişmeler ve koşullarla karşı karşıyadır. Tehditler bulunsa da umut ve aydınlık ihtimalleri de mevcuttur. Ancak stratejik ve ahlaki bir yaklaşım, riskleri azaltabilir ve halkımızın meşru haklarını elde etme umudunu güçlendirebilir. Güçlerin birleştirilmesi ve siyasi ile toplumsal aktörler arasında birlik sağlanması yönündeki çabalar; siyasi, toplumsal ve psikolojik alanlarda Kürtler için önemli bir umut kaynağı olabilir. Son aylarda Kürtlerin hem Kürdistan içinde hem de dışında gerçekleştirdiği eylemler, tüm Kürt toplumu ve siyasi partiler için yeni bir deneyim olarak değerlendirilmelidir. Bu deneyim, toplumun ve kamusal alanın dar siyasi çıkarların ötesine geçerek ulusal meseleyi çalışmalarının merkezine alabileceğini göstermektedir. Nitekim son aylarda toplumumuz, hem siyasi güçlere hem de uluslararası karar alıcılara açık bir mesaj vermiştir: Kürtler dinamik bir toplumdur; birlikte hareket ederek dar yaklaşımları aşabilir ve yine birlikte tehditlere karşı durabilir.

B.

13,064 Aufrufe • vor 4 Monaten

Bahçeli de Bakırhan da Öcalan’ın Türk devletinin “operasyonel elemanı” olduğunu itiraf ediyorlar Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan tam 23 gün Türk devletinin “operasyonel elemanı” olarak Rojava Kürdistan’ı ve Mazlum Abdi’yi (Mazloum Abdî مظلوم عبدي) mağlup etmek için çalıştı. Bütün Kürtler niçin SDG Suriye hükümetinin saldırılarına karşı koyamadı, niçin büyük alanları savaşmadan terketti, niçin Arap aşiretleri de Kürtlere ihanet ettiler diye merak ediyor. İşte bunun cevabı kısmen de olsa Öcalan’ın yaptığı ihanete bağlıdır. ABD, Türkiye, Suriye hükümeti Kürtlere karşı idi ama SDG bölgesindeki Arap aşiretleri de ihanet ettiler. Öcalan adına o aşiretlerin liderlerine de mektuplar gönderildi. Öcalan tabii ki Mazlum Abdi’ye söz geçiremiyordu ama Kandil’deki KCK, Rojava’daki PYD ve SDG içinde Öcalan’ın sözünü dinleyen adamlar olmalı ki SDG kısa bir süre içinde askeri olarak mağlup oldu. Bahçeli-Öcalan ikilisinin güdümünde olan Bakırhan da aynen Bahçeli gibi Öcalan’ı kurtarmaya çalışıyor. Rojava Kürdistan Bölgesi’ni Türk devleti ve Bahçeli-Öcalan ikilisinin desteklediği katliamdan kurtaran bizzat Başkan Barzani, Irak Kürdistan Bölgesi, Irak devleti ve Fransa oldu. Rojava’ya insan kaynağı, siyasi ve askeri destek Irak Kürdistan Bölgesi üzerinden oldu. Tom Barrack ve ABD mecbur kalarak siyasetini değiştirdi ve 30 Ocak anlaşması da bizzat Başkan Barzani himayesinde ortaya çıktı. DEM Parti seçmenlerini tenzih etmek lazım ama DEM Parti yönetimi de aynen Öcalan gibi anti-Kürt bir teşkilattır. DEM Parti yönetimi Öcalan’ın Rojava Kürdistan’ı ve Mazlum Abdi’ye yaptığı büyük ihaneti aklamak için sanki elde kalan bölge Öcalan’ın sayesinde olmuş gibi bir yalan uyduruyorlar. Bakırhan yalan söylüyor!

Arif Zêrevan

13,754 Aufrufe • vor 6 Monaten

Bahçeli-Öcalan ikilisi tüm Kürt siyasi parti liderlerinin ruhuna “Türk şamanı” şırıngasını zerk ettiler:) DEM Parti’nin başındaki Arap kadın Tülay Hatimoğulları Londra’da yaptığı bir konuşmada tiyatrocu SS Önder ve Pervin Buldan’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı seyahat ve aldıkları önerileri daha sonra İmralı’daki Bahçeli’nin şeyhi Öcalan’a aktaracaklarını söyledi. Tülay Hatimoğulları’na göre de süreç-müreç yok çünkü Erdoğan ve hükümet bu tiyatroya sahip çıkmıyor ama yine de Öcalan Rojava ve Suriye’ye “demokratik anayasa” önerecek. Bu videoda olmasa da Hatimoğulları aynı toplantıda Öcalan’ın sadece Türkiye’yi değil ama İran’ı da “Batılı emperyalistlerin” şerrinden kurtaracağını söylemiş!!! Fesubhanellah:) İmralı’daki Türk devleti hizmetkarı Öcalan kendi köyü olan Urfa’daki Ömerli köyünü bile Türk devletinden kurtaracak güce sahip değil ama bütün Türkiye’yi, İran’ı, Suriye’yi, Irak’ı ve Kürdistan’ı “Batılı emperyalistlerin” şerrinden kurtaracak. Erdoğan ve Türk devleti bu palavraya sahip çıkmadığı halde Bahçeli-Öcalan ikilisi DEM Parti ve bu oyuna gelen Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki PDK ve YNK yöneticilerinin desteği ile yapacak:) Tabii ki Kürtler arasında bu palavra ve “rüzgar satma” oyununa açıkça karşı çıkan ben varım:) Kürt siyasi parti liderlerinin içine de “Türk şamanı” kaçmış olmalı ki bu işi ciddiye alıyorlar, tiyatrocu SS Önder ve Pervin Buldan’ı yüksek protokol gösterileri ile karşılıyorlar:) Bitirmeden şunu da eklemek lazım. Öcalan Türkiye/Bakur’daki bir örgütün lideridir. Rojava için karar verme yetkisi de haddi de yoktur. Zaten daha önce SDG komutanı Mazloum Abdî مظلوم عبدي şayet Türkiye kendi tarafındaki Kürtlerle barışmak için bir süreç başlatırsa onlar destek verir ama bunun Rojava ile bir bağlantısı olmamalı çünkü kendileri Rojava için karar verme yetkisine sahiptirler dedi. Aynı şekilde Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Başkan Mesud Barzani de başka parçalardaki Kürtlerin karar verme işlerine karışmayacaklarını, örneğin Rojava’daki Kürt siyasi partileri ortak bir tutumla neye karar verirlerse onu destekleyeceğini söyledi. Her parçadaki Kürtler sadece kendi bölgeleri için karar verme yetkisine sahiptir. Bir parçadaki Kürtler sadece diğer parçadaki Kürtlerin kararlarına destek vermekle mükelleftirler.

Arif Zêrevan

58,494 Aufrufe • vor 1 Jahr

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” değil; “8 Mart Dünya EMEKÇİ Kadınlar Günü!” Tarih boyunca kadınların emeği yok sayılmıştır. Kadınların aklı, zekâsı, çabası, çalışmaları, özverisi, üretimi yok edilmiş ya da gölgelenmiştir. Bırakın haklarını törpülemeyi, hak verilmemiştir bile! O yüzden 8 Mart şu kritik mesajı vurgulamak için önemli bir tarihtir: HAK VERİLMEZ, ALINIR! Hatta sahip çıkmadığınız haklar, gün gelir elinizden alınır! Kadınlar size sesleniyorum: Sakın sanmayın ki; çalışkan, akıllı, yaratıcı, yetenekli, zeki olduğunuz için size hakkınızı verecekler. Aksine sizi yok sayacaklar; sizi “tehdit” görecekler; size iftira atacaklar; sizi cezalandıracaklar… Tarih boyunca böyle olmuş! Sonra bir lider çıkmış ve bu döngüyü yıkmış; “kadın- erkek eşittir” demiş. Ülkemizdeki kadınlara seçme ve seçilme; sosyal yaşama dahil olma; eğitim alma; meslek sahibi olma şansını tanımış. Evet, Mustafa Kemal Atatürk vermiş bu hakları ama zaman içinde bu haklar her fırsatta yine ve yeniden tırpalanmış. Erkek egosu, yobaz kafası, karanlık zihin her vesile ile kadınları bıkmadan usanmadan hedef almış. Bugün bile hala “kız çocukları okumaz”, “kızını dövmeyen dizini döver”, “kadın çalışmaz”, “kadının yeri evidir”, “kadından yönetici olmaz”, “elinin hamuruyla erkek işine karışma” denilerek kadınların hak ve özgürlüklerine; yaşamlarına müdahele ediliyor. Özgür, eğitimli, meslek sahibi; kendi ayakları üzerinde duran kadınlardan asla haz edilmiyor. Öyleyse hep hatırlamak ve hatırlatmak da fayda var: haklı olmak yetmez, güçlü olmak da gerekir! Bu ülke güçlük yaşayan kadınların değil; güçlü kadınların yaşadığı bir Türkiye olana dek hak mücadelesine devam💪 #8MartDünyaKadınlarGünü #8MartDünyaEmekçiKadınlarGünü

Sedef Kabaş

13,687 Aufrufe • vor 5 Monaten