Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

132,235 görüntüleme • 1 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

4 yıl önce bugün, saat 11 sularında... Belki aç, belki yorgun, belki mutlu, belki kırgın... Ama her şeyden habersiz. Katledildi abim. 26 yaşında. Ölüm yaşa bakmaz ama bu yaşta ölünür mü? Benim abim ölmedi ki zaten ÖLDÜRÜLDÜ. Aynı anda hem fabrika işçiliği, hem basketbol hakemliği, hem de garsonluk yapıyordu. Haftanın 7 günü çalışıyordu biliyor musunuz? Ne için? Namerde boyun eğmemek, alın teriyle geçinmek, ailesine destek olmak için, kardeşlerini okutmak için. Sonra ne oldu? Babamın deyimiyle "3-5 godoman 3-5 kuruş fazla para kazansın diye 18 parça kemik aldım çocuğumu." Sonra ne oldu? Katiller afiyetle yemeklerini yedi. Sonra ne oldu? Katiller iktidar referansıyla ceza almadı. Dünyanın en neşeli insanıydı. Ha, çok güzel bir hayatı olduğundan ya da hiçbir derdi olmadığından değil. Bütün dünya omuzlarında olsa bile onu gören gülsün isterdi. Onunla aynı ortamda olup gülmeyecek insan tanımıyorum. Öylesine temiz kalpli, onurlu ve gururlu bir insandı ki. Öfkeliyim. Çok öfkeliyim. Bu öfke beni günden güne çıldırtıyor. Abim geri gelene kadar ya da adalet yerini bulana kadar ağlamak değil bağırmak istiyorum. Abim geri gelmeyecek, bu yükü ömür boyu sol yanımda taşıyacağım. Ama ne olursa olsun adaleti gömülen o çukurdan gün yüzüne çıkarmak için elimden geleni yapacağım. Ben Mervenur Yılmaz. 3 Temmuz 2020' de Hendek İşçi Katliamında katledilen Halis Yılmaz'ın adalet arayan kardeşiyim. Korkun. Çünkü yasta değilim, öfkeliyim.

Mervenur Yılmaz

423,882 görüntüleme • 2 yıl önce

Umut Yılmaz’ın CHP’den istifası hakkında: Bana hak arayan işçilere karşı nerde durduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Umut Yılmaz’ın seçmenine ve partisine ihaneti bizi hiç şaşırtmadı. Çünkü o zaten daha seçildikten hemen sonra ilk Başpınar işçilerine ihanet etmişti. Ama şimdi Umut Yılmaz’ın bu tutumuna haklı olarak şaşıran ve öfkelenen CHP’li yöneticilerin pek çoğu, biz onun Başpınar işçilerini aldatan, seçimden önce verdiği sözleri tutmayan, seçildikten sonra hak arayan işçileri görmeyip Başpınar patronlarıyla kol kola giren tutumunu eleştirdiğimizde bize kızıyorlardı. Hatta bazı CHP’li yönetici arkadaşlar, seçimden sonra işten atılan belediyenin temizlik işçilerine destek verdiğimiz için bizi eleştirdiler. Umut Yılmaz’ın, belediyenin konferans salonunu (parasını ödeyerek) kullanma vb taleplerimiz karşısında, bizi bu yüzden mimlediğini de biliyoruz. Şehitkamil belediyesi sınırları içinde yer alan Başpınar OSB işçilerinden de ciddi bir oy alarak seçilen Umut Yılmaz’ın, sadece CHP’lilerin değil, Şehitkamil’de AKP’nin zulmüne ve rantçı belediyecilik anlayışına tepki duyduğu için oy veren her görüşten on binlerce Antepli yurttaşın, işçi ve emekçinin iradesini yok sayan bu tutumunu tartışırken, en başta Başpınar işçilerine ihanetini tartışmamız gerekiyor. Son yerel seçimden önce, CHP örgütüyle birlikte 2024 şubat’ında Başpınar’daki işçi direnişlerini ziyaret eden, çorba dağıtan, seçilirse hep işçilerin yanında olacağı sözü veren Umut Yılmaz, seçildikten sonra yaşanan hiç bir direnişte telefonlarımızı bile açmadı. Mesela 35 gün süren Akcanlar direnişi esnasında, bizzat yanına giderek destek isteyen işçilere “patronunuzla görüştüm, adam haklı, ben bir şey yapamam” demişti. En son geçtiğimiz Şubat başında onlarca fabrikada binlerce işçi karın, yağmurun ve dondurucu soğuğun altında yüzde 30’luk sefalet zammına karşı direnirken işçilerin telefonlarına bile çıkmadı. Hadi anladık, patronlarla karşı karşıya gelmekten çekindiği için ziyaret edip destek veremiyor, bari işçilere çadır göndersin, bir çorba dağıtsın dedik, ama Başpınar patronlarının korkusundan ona bile yanaşmadı Hakkında yolsuzluk dosyaları olduğu ve bu yüzden AKP’ye geçeceği gibi iddiaların doğru olup olmadığı tartışmasına girmeyeceğim. CHP’nin kendisini aday göstererek ne kadar doğru bir tercih yaptığını tartışmak da bizim işimiz değil. Bu hesaplaşmayı CHP kendisi içinde yapacaktır kuşkusuz. Ama şunu söyleyelim; bizim için, bu kentin en büyük nüfusunu oluşturan Başpınar işçileri için, artık kimin dost, kimin düşman olduğunu ve zamanı geldiğinde kiminle nasıl hesaplaşacağımızı değerlendirmenin ölçüsü şudur: İşçiler ekmeği ve hakları için direnirken nerdeydiniz?

Mehmet Türkmen

108,024 görüntüleme • 1 yıl önce

TCK 158 Mağdurları Platformu olarak bugün Adana’daydık. Türkiye’nin 81 ilinden gelen mağdurlarımızla birlikte, adalet ve çözüm talebimizi güçlü bir şekilde kamuoyuna duyurduk. Bu yalnızca bir basın açıklaması değildir. Bu; yok sayılan mağduriyetlere, görmezden gelinen insanlara karşı yükselen ortak bir vicdan çağrısıdır. Bizler hakkını arayan, susmayan, geri adım atmayan insanlarız. Ne tehditlere boyun eğeriz ne de oyalama politikalarına razı oluruz. Çözüm üretilene, adalet yerini bulana kadar her şehirde, her meydanda, her platformda olmaya devam edeceğiz. Bu mücadele kişisel değildir; toplumsal bir adalet mücadelesidir. Bugün Adana’daydık, yarın başka bir şehirde olacağız. Çünkü biliyoruz ki adalet bir gün değil, her gün savunulmalıdır. Yetkililere çağrımız nettir: Mağduriyetleri görmezden gelmeyin, çözümü ertelemeyin. Biz buradayız, bir aradayız ve asla dağılmayacağız. Adalet gelene kadar mücadele devam edecek. Çözüm istiyoruz. Uzlaşma istiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. #TCK158İbanMağdurlarıUzlaşma #TCK158MağduriyetGiderilsin #TCK158MağdurlarıPlatformu #TCK158Uzlasmaİstiyor Ömer Çelik Ahmet Zenbilci Sunay Karamık Abdullah Doğru Faruk Aytek Doç. Dr. Resul Kurt Doç.Dr.İshak Şan Av. Mustafa Alkayış Hüseyin Özhan Ali ÖZKAYA 🇹🇷 Dr. Hasan Arslan Ruken Kilerci Cengiz Aydoğdu Hüseyin ALTINSOY🇹🇷 Av. Haluk İPEK Hasan ÇİLEZ🇹🇷 Y. Tuğrul TÜRKEŞ Jülide Sarıeroğlu 🇹🇷 Murat Alparslan Zehranur Aydemir Vedat bilgin Lütfiye Selva Çam 🇹🇷 Orhan YEGİN Zeynep Yıldız Halil ELDEMiR Osman Gökçek Kurtcan Çelebi Fuat Oktay Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Kaan Koç Faruk Çelik Yılmaz TUNÇ Feti Yıldız Halil ÖZTÜRK Ali Mahir Başarır Zülküf Uçar İsa Mesih Şahin Av. İdris Şahin Selçuk ÖZDAĞ Dilan Kunt Ayan Saffet Bozkurt Prof. Dr. Cüneyt Yüksel Av. Özlem Zengin 🇹🇷 T.C. Adalet Bakanlığı

İlyas Ataş

13,217 görüntüleme • 5 ay önce

Sadece Adalet Bakanına değil, 2025 yılı sonunda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında orada bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a da tutanaklara geçirmek üzere seçim bölgemdeki büyük haksızlığı sormuştum. Akabinde onunla ve sonraki günlerde de Adalet Bakanıyla yüz yüze görüşmüş, Narin vakasındaki skandal yargı sürecini ve kamuoyu baskısını anlatmıştım. Dosyaya giren yeni bilirkişi raporlarından da söz etmiştim. Görüşmelerde sadece bu sahipsiz aileyi bu linçten kurtaracak biçimde adil bir yargılamanın sağlanması gerektiğinden söz ettim. Yargı süreci üzerindeki baskının kaldırılmasını istedim. Talepleri üzerine, bir dosya hazırladım. Dar baz ve telefon imaj kayıtları ile iyileştirilmiş kamera görüntüleri hakkındaki ilgili bilirkişi raporlarını, ombudsman Faruk Bildirici ve hukukçu-gazeteci Ali Duran Topuz ile kendi çalışmalarım da dahil olmak üzere, dosyayla ve yeni gelişmelerle ilgili bütün bilgi ve belgeleri içeren iki büyük klasörü kendilerine kargo ile gönderttim... Sonraki günlerde bu dosyaların ulaştığını da teyit ettim. Maalesef Yargıtay süreci başka bir skandal olarak sona erdi. Yargıtay kararıyla, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına esas teşkil eden Nevzat Bahtiyar'ın son ifadesinin de (tümüyle değiştirdiği öncekiler gibi) yalan olduğunu tescil eden bir karara imza atıldı. Çocuğun eve varır varmaz ahır bölgesinde bir şeye tanık olduğu ve bunun üzerine öldürüldüğü ve cesedinin eve çağrılan Nevzat Bahtiyar'a dakikalar içinde teslim edildiği iddiasından da tümden vazgeçilmiş oldu. Bu konuda hiç ama hiçbir yeni veri yokken Yargıtay, bu kez ailenin önceden bu cinayeti tasarladığını ve çocuğu öldürmek için dördüncü kişiye (!) ihtiyaç duyarak Nevzat Bahtiyar'ı çocuk eve gelmeden önce haberleşerek bilgilendirdiğini ve eve çağırdığını varsaydı. Aileden Nevzat'a yönelik gerçekleşen, hiçbir hts arama kaydı vs. yokmuş ne gam? Soran kim? Hakikati arayan kim? Böyle yazıldı karar... Çünkü başka türlü o aile üyeleri o cezaevlerinde bir gün bile tutulamazdı. Düşünün, 8 yaşında bir çocuk tasarlanarak aile ve yabancı birinin işbirliği ile öldürülecek ne biliyor olabilir? Böyle bir şey biliyorsa o gün ve önceki gün nasıl rahatlıkla evden dışarı çıkarılabilir ve saatlerce kursta, sokakta başkalarıyla temasına izin verilebilir? Bu ailenin ve Narin'in hakkını umursadık, bir avuç insan elimizden gelen her şeyi yaptık... #NarinveAilesiİçinAdalet istedik. Tarih her şeyin tanığıdır. "Aile yılında" bir aile bir cani tarafından katledilmiş evlatlarıyla birlikte diri diri mezara gömüldü... Kimse duymadık, görmedik, bilmiyorduk demesin. Cevdet Yılmaz Yılmaz TUNÇ Mahinur Özdemir Göktaş Numan Kurtulmuş Av. Özlem Zengin 🇹🇷 Yargıtay Başkanlığı

Sevilay Çelenk

37,722 görüntüleme • 6 ay önce

Başıboş köpek sorununun temelde 5199 sayılı kanunun yetersizliğinden kaynaklandığı aşikar. 9 Temmuz 2021’de revize edilen yasa köpekleri “can” olarak koruma altına alıyor, sokakları köpeklerin doğal yaşam alanı olarak tescilliyor, ancak köpeklerin insanlara verdiği zararları yok sayıyor. Yasa taslağı hazırlanırken beni arayan Ak Parti grup başkan vekiline, BAŞIBOŞ KÖPEKLERİ DEĞİL, İNSAN SAĞLIĞINI VE GÜVENLİĞİNİ önceleyen bir yasaya ihtiyaç olduğunu detaylıca anlattım. Uzun çabalarla rapor haline getirdiğim başıboş köpek sorunu dosyasını kendisine takdim etmek istedim ancak bir türlü randevu sağlanamadı. Aynı günlerde yasayı hazırlayan komisyon, köpekçi dernekleri Meclis’te ağırladı ve nihayet yasa o lobiyi de memnun edecek şekilde çıktı. Yasanın çıkmasından yaklaşık 6 ay sonra Gaziantep’te yaşanan Pitbull saldırısında 4 yaşındaki Asiye Ateş’in feci şekilde yaralanması toplumda büyük infial oluşturdu. Asiye’den sonra daha nice çocukları parçaladı başıboş köpekler! Son kurban Ankara Sincan’da köpeklerin canlı canlı yediği 10 yaşındaki Tunahan Yılmaz oldu. Çocukları değil köpekleri korumaya alan yasa herkesin yüzüne tokat gibi patladı. Artık bir çocuğun daha parçalamasına kimsenin tahammülü yok! Başıboş köpek sorununa bir an önce kesin ve kalıcı çözüm gerekiyor. Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan 21 Ağustos 2023’te şu demeci verdi; “yasal düzenlemeyle bu işi kontrol altına almanın gayreti içerisindeyiz. Gelişmiş ülkelerde, Avrupa’da bu sorun nasıl çözüme kavuşturulduysa bizde aynı uygulamaları hayata geçireceğiz" Sn. Cumhurbaşkanı böyle diyor ancak bazı parti kurmayları ve danışmanlar hiç bir işe yaramayan “kısırlaştır sokağa sal” modelinden bahsediyor ve “itlaf” önerisine kesinlikle karşı olduklarını söylüyor. Yerel seçimlere giderken bu meselenin sandıkta belirleyici alacağı ortada. Vatandaş bu kez kararlı, çözümü getiren oyumu alır diyor.

Mehmet Ali ÖNEL

43,499 görüntüleme • 2 yıl önce