Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

73,764 görüntüleme • 7 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

“Çalışma saatlerim 14-15’e kadar çıktı” Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) AYT oturumunda eşit ağırlık alanında Türkiye birincisi olan 19 yaşındaki Kabataş Erkek Lisesi öğrencisi Tuğsem Bahar: Çalışmaya erken başlayan öğrencilerden biriyim. 10. sınıfı bitirir bitirmez YKS'ye çalışmaya başladım. Hedefim yüksek olduğu için uzun saatler çalışıyordum. Motivasyonumu ve disiplinimi koruyarak çalıştım. 12'nci sınıfa geçtikten sonra 10 saatten aşağı çalışmadım. Okul ve dershanenin çakıştığı günlerde süre azalabiliyordu ama yine de verimli işler yapıyordum. Son aylarda ise çalışma saatlerim 14-15'e kadar çıktı. Şu anda hedefim Koç Üniversitesi'nde ekonomi okumak. İleride CEO olmayı arzuluyorum. Çocukluk hayalim hukuktu, bu yüzden eşit ağırlık alanını seçtim. Ancak son 2 yılda ekonomi daha çok ilgimi çektiği için bu alana yöneldim. Akademik kariyer planlamıyorum şimdilik, yolun ne getireceğini göreceğim ve ona göre ilerleyeceğim." Deneme çözmeyi seven ve faydasını en çok gören öğrencilerden biriyim. Denemeleri çözmek tek başına yeterli değil, detaylı analizini yapmak, yanlış yaptığınız soruları tekrar tekrar gözden geçirmek ve pekiştirmek çok önemli. Soru bankaları konuları öğretse de asıl hızı, kalıcılığı ve gerçek sınav deneyimini denemeler sağlıyor. Deneme çözmek her zaman en etkili yöntem olmaya devam ediyor."

TVNET

39,503 görüntüleme • 3 ay önce

Bugün Ronaldo'nun 50'nci doğum günü. Ronaldo’yu hiç canlı izlememiş bir neslin, onu izleyenler tarafından neden en tepeye konulduğunu anlaması kolay değil. Çünkü bugün futbolu tüketme biçimi tamamen farklı. Her maç elimizin altında, her pozisyon saniyeler içinde tekrar izlenebiliyor. Bir oyuncunun en iyi anlarını birkaç dakikalık videoda görmek mümkün. 90’larda ise futbol böyle değildi. Maçlar daha azdı. Yayınlar daha sınırlıydı. İnternet yoktu. Youtube yoktu. Sosyal medya yoktu. Bir futbolcuyu gerçekten tanımak için onun maçını beklemek, 90 dakika boyunca seyretmek gerekiyordu. Ve sonra Ronaldo çıktı. O dönemde onun yaptığı şeyleri aynı hız, güç, teknik ve top hakimiyetini bir arada sunarak yapan başka bir oyuncu yoktu. Savunmacıyı karşısına alıyor, hızlanıyor, çalımı atıyor ve birkaç saniye içinde pozisyonu gole çeviriyordu. Üstelik bunu yalnızca hızlı olduğu için değil, top ayağındayken de aynı hızda kalabildiği için yapıyordu. Vieri der ki: "Ronaldo, topla ayağındayken savunmacının topsuz koştuğundan daha hızlı koşuyordu." Bugün bir futbolcunun hızını, driblingini veya bitiriciliğini ayrı ayrı görmeye alışığız. Ronaldo ise bunların hepsini tek bir oyuncuda birleştirmişti. Bu yüzden onu izleyen kuşak için Ronaldo sadece çok iyi bir forvet değildi. O, futbolun nasıl oynanabileceğine dair algıyı değiştiren bir oyuncuydu. Ve belki de "Fenomen" lakabının asıl sebebi buydu. Çünkü onu televizyonda ilk kez izleyen bir çocuk için Ronaldo’nun yaptığı şeyler normal futbol değildi. Bugün Ronaldo’nun videolarını izleyip "Gerçekten bu kadar iyi miydi?" diye soranlara verilecek cevap basit: Evet. Hatta mesele, videolarda gördüklerinizden bile daha büyüktü. Çünkü biz onun en iyi anlarını değil, o anları ilk kez gördüğümüzde hissettiklerimizi hatırlıyoruz. İyi ki doğdun Fenomen!

calciolog

18,806 görüntüleme • 1 ay önce