正在加载视频...

视频加载失败

#AşkıHatırla/#Reminder dizisinin senaristi Ahmet Vatan, katıldığı bir programda #HandeErçel'in enerjisinin Güneş karakteriyle nasıl eşleştiğinden bahsetti.☀️ Hande hakkında: "Çok sıcak, çok samimi, çok içten, çok çalışkan... İnanılmaz çalışkan. Setin en çalışkanı diyebiliriz. Notlarıyla geliyor, karakteri anlamaya çalışıyor, her repliği tartışıyor seninle. Güneş karakterini çok sevdi, cıvıl cıvıl bir karakter ve...

31,543 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

5 条评论

Dobre Roxan 的头像
Dobre Roxan1 年前

@HandeErcel In sfarsit se recunoaste munca, perfectionarea, talentul, inteligenta , sufletul , caracterul unei artiste geniale care a creat Marca HANDE ERÇEL 👑👑👑❤️‍🔥💖♥️😘🥰😍🦋🧿🦋🧿🦋🧿🇹🇷🇹🇩

Maria Rubio 的头像
Maria Rubio1 年前

@HandeErcel Hande es única, con muchos valores importantes, su sencillez, naturalidad y nobleza son sus señas de identidad ♥️♥️

Hdj Bdj 的头像
Hdj Bdj1 年前

@HandeErcel Как приятно слышать искреннюю похвалу Ханде , да она такая и есть.

Juani Mateos 💙🤟 的头像
Juani Mateos 💙🤟1 年前

@HandeErcel #HandeErçel 💖

Alexander Boldizar 的头像
Alexander Boldizar2 年前

"Elmore Leonard meets Nabokov, Michael Crichton meets Vonnegut, Carl Hiaasen meets Joseph Heller. And it has what is probably the best gunfight in literary history."

相关视频

Gazeteci Mustafa Kılıç'ın YouTube kanalında hazırlayıp sunduğu, Arzu Altıntaş'ın da katıldığı programda, Burak Deniz'in Türk sinemasının efsane ismi "Kadir İnanır" için düzenlenen anma törenine katılımı hakkında konuşuldu. Burak Deniz'in vefası ve duruşu hakkında dikkat çekici övgülerde bulunuldu.👏🏼 Mustafa Kılıç, genç oyuncular arasında törende yalnızca Burak Deniz'i gördüğünü belirterek; "Burak Deniz'i görünce sevindim." ifadesini kullandı. Burak'ın sadece kısa süreliğine uğramadığını, törenin sonuna kadar kaldığını da vurgulayarak şunları söyledi; "Kendi geldi, orada durdu ve tören bitene kadar ayrılmadı. İnanılmaz kalabalığa ve zorlu koşullara rağmen sonuna kadar oradaydı." Ayrıca Burak'ın bu tavrının karakterini ve vefasını ortaya koyduğunu ifade etti.✨ Arzu Altıntaş da Burak Deniz'e duyduğu takdiri şu sözlerle dile getirdi; "Burak Deniz’i görünce ben de çok sevindim. Kendisi çok vefalı, çok iyi kalpli bir insan. Helal olsun. Pazar günü bütün işlerini ve özel hayatını bir kenara bırakıp orada olması gerçekten çok değerli ve çok kıymetliydi. Benim zaten çok beğendiğim bir oyuncu." Arzu Altıntaş, Burak Deniz'i hem oyuncu olarak çok beğendiğini hem de bu davranışının Türk sinemasının büyük ustalarına duyduğu saygının en güzel göstergesi olduğunu ifade etti.✨ Programda ayrıca sinema yazarı ve sanat danışmanı Murat Tolga Şen'in Burak Deniz hakkında söylediği şu söz de hatırlatıldı; "Kadir İnanır'ın bu camiada tek veliahtı Burak Deniz'dir." Arzu Altıntaş, Burak'ın o gün sergilediği duruşun bu sözlerin neden söylendiğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.✨ Anma töreninde konuşan Burak Deniz ise duygularını şu sözlerle ifade etti; "İdoldü. Hepimiz onun filmlerini izleyerek, hikayeleriyle büyüdük." Burak Deniz, bir kez daha gerçek saygı ve vefanın sözlerle değil, davranışlarla gösterildiğini kanıtladı. Kadir İnanır gibi Türk sinemasına ömrünü adamış büyük bir ustaya gösterdiği bu anlamlı vefa, hem basının hem de izleyicilerin takdirini kazandı.✨ #Kadirİnanır 🤍 #BurakDeniz

Burak Deniz Türk Fanları

11,893 次观看 • 1 个月前

Aklındaki kişi Koç & Aslan & Yay etkili ise; Güneş | Yükselen Bu kişiyle aranızda baktığımızda aslında çok güzel bir ahengin olduğunu söyleyebiliriz sanki birbirinizi tamamladığınızı düşünmüşsünüz ilişki başlangıcında da hatta bazı olaylar tahmin ettiğinizden daha hızlı gerçekleşmiş olabilir. Birbirinize karşı daha net daha hızlı daha güzel bir şekilde duygularınızı ifade etmiş o şekilde olabilirsiniz. Bazı noktalarda aranızda dengesizlikler yaşansa bile bu kişiyle oturup sohbet ettiğinizde her şeyi çözmüş ve böylelikle de birbirinize daha yakın ve daha sıcak duygular beslemişsiniz bu kişinin enerjisi yoğun bir enerjiye sahipmiş ne istediğini bilen ne yapması gerektiğinin farkında olan birisi iken sonrasında ise bazı noktalarda yaşadığı problemler ve hayat zorluklarının getirdiği sıkıntılarla beraber maalesef ki kendi içinde eril / dişil problemleri olmuş. Bu kişi hayatında belki de ilk defa bu kadar çok sevmiş ce sevilmiş zaten birbirinize karşı soylediginiz sözlermiş bunlar. Bu kişinin adı veya soyadında D-S-E-H-Y-M harfleri bulunuyor olabilir baktığımızda çok büyük kavgalarınız olmuş olmasına rağmen bu kişiyle ayrılmayıp en sonunda çok saçma bir sebepten dolayı aranıza mesafe girmiş olabilir hatta bu mesafeler tahmin edeceğinizden bile fazla gelmiş size her yerden engellenmiş olabilirsiniz ya da direkt olarak kırıcı sözler duymuş olabilirsiniz bu kişinin şu anki enerjisi aslında karmaşık bir ruh haline sahip sizden vazgeçememiş ama size de nasıl adım atacağını bilemeyen bir halde burada baktığımızda çok ciddi ilişkilerden söz edeceğiz çünkü ya ciddi bir ilişkiniz varmış ya da bu kişiyle beraber ciddi bir ilişki potansiyeliniz varmış aileler tanışmış olabilir ailelerin tanışmasının planları yapılmış olabilir. Burada baktığımızda çok net bir şekilde böyle bir ruh hali var ilişkisel anlamda belki de her şey daha farklı olacak olacakken maalesef ki olmamış. Bu kişi çünkü çok inat bir enerji içerisine girmiş şimdiyse baktığımızda bazı pişmanlıkların olduğunu söyleyebiliriz özellikle ayrılırken siz de karşı tarafta bu olayın böyle olması gerektiğini düşünmüşsünüz birbirimizi çok kırdık birbirimizi çok kırıyoruz birbirimizi anlamıyoruz gibi düşünürken ilerleyen dönemlerde aslında bunun oturulup konuşulsa halledilecek bir problem olduğunu biliyormuşsunuz ama böyle olmamış. Aynı zamanda sizi kıran üzen bir enerjiye girmiş dediğimiz gibi ayrıldığınızda bir rahatlama hissine kapılmış sonrasında ise neden ayrıldık ben onu özlüyorum durumları yaşamışsınız özellikle bu dönemlerde ve geçtiğimiz iki hafta boyunca bu kişiyi çok fazla rüyanızda görmüş olabilirsiniz aranızdaki telepatik bağ halen daha devam ediyor bazılarınıza zaten en büyük sıkıntıyı yaşatan durum bu telepatik bağın devam etmesi özellikle de bu kişinin anlık enerjisinde size karşı duyulan bir merak etme gündemi var sizi çok fazla merak ediyor nerede olduğunuzu nasıl olduğunuzu görmek istiyor ama şunu unutmamalısın bu kişi çok fazla merhametli olsa bile bir o kadar da ketum bir insan ve egoist birisi kalkıp direkt olarak adım atmaktan ziyade direkt olarak size gelmekten ziyade sizin ona adım atmanızı bekleyebilecek türde. Şu an böyle bir enerji de olsa bile ilerleyen dönemlerde özellikle de üçlü vadelerde aranızda bazı gelişmelerin olacak olması mümkün duruyor bu gelişmeler başta sizi yoklama manasında atılacak olabilir çünkü uzun bir dönemdir size netlik vermeyen sizden adeta kaçarmışçasına bir ruh haline giren birisinden bahsediyoruz hatta ayrıldıktan sonra saçma laybilecek bir kişi var burada ki bazı hikayelerde saçmalamış diyebiliriz özellikle de sosyal medya etkisi şu anlık enerjiye baktığımızda durgun olsa bile zamanında sizi çok fazla sıkıntıya sokmuş ve bazı noktalarda maalesef ki aklinizi karıştırmış. Bu kişiyle özellikle de mart ayında daha dengeli bir gündemden bahsedeceğiz o döneme kadar aranızda çeşitli etkileşimler olabilir bu kişinin duygularını bastıran bir tarafı var ama her ne kadar duygularını bastırsa bile artık bunu yapamayacak gibi duruyor.

Esmira

64,228 次观看 • 7 个月前

Aklınızdaki kişi Yengeç & Balık & Akrep ise; Güneş | Yükselen Bu gruba baktığımızda yarım kalmışlıkların ve çok büyük konuşmaların hakim olduğunu söyleyebiliriz çok fazla büyük konuşulmuşluk ve buradan nasıl dönecek artık diye düşündüğünüz gündemler var bu kişi aslında enerjisi yüksekmiş gibi davransa bile gerçek manada baktığımızda net bir şekilde ajitasyonu seven birisi herkes onunla ilgilensin herkes onun yanında olsun herkes onu anlayışla gelsin diyen birisi herkesin hayatı zor ki zaten baktığımızda burada sizin de hayatınızın bir çok döneminde zorlandığınızı söyleyeceğiz ama sanki bu kişi bunları çok fazla önemsememiş tam tersine ilginin her zaman kendisinde olmasını istemiş siz bu kişiye ilk başlarda anlayışla gitmişsiniz babasıyla kavga etmiş doğru deyip dinlemişsiniz ailesiyle arası bozulmuş hatta başka arkadaşında kalmış siz bu kişi için ekstra üzülmüşsünüz parası olmamış hatta asla yapmam dediğiniz şeyleri bile yapıp para vermeyi teklif etmişsiniz. Yani burada baktığımızda aslında sizin anaç duygunuzu da canlandırmış ki siz bu kişiye karşı çok duygulu bir ilişki yaşarken bu kişi de size karşı hem bir bağlılık hem de sevgi enerjisiyle gelmiş ama burada kötü olan durum bu bağlılık enerjisi onu farklı bir enerjiye itip sanki küçük bir çocukmuş da siz onun annesi ya da babasıymışsınız gibi yaklaşmasına sebep olmuş biraz burada duyguların suistimal edilme gündemleri var çünkü. Özellikle bu kişi esmer ya da koyu kumral birisi olabilir kaşın da bir Çizik ya da bir yarık doğuştan gelen bir izi bulunuyor gibi piercing ya da dövmesi olabilir. Evin ikinci çocuğu ya da son çocuğu olma ihtimali de yüksek aranızda baktığımızda bazı noktalarda bakış açısı farklılıkları ile beraber kültürel farklılıklar da bulunuyor olabilir çünkü ikiniz de aynı yere bakarken bambaşka olaylar görüyor bambaşka bir şekilde yorumluyorsunuz özellikle de bu kişinin ailesi muhafazakar bir kesim ise siz daha çok seküler bir kesimde kalıyorsunuz ya da bu olayın tam tersi aile konusunda ise bu kişi her ne kadar şikayet ettiği bireyleri olsa bile bazı kavgalarınızda aslında kendisi de bu kişilere dönüşüyormuş siz bunu fark etmişsiniz mesela babası genel olarak aileyi manipüle eden birisi ise kavga ederken veya istediklerini yaptırırken bakmışsınız ki bu kişi de sizi çok fazla manipüle etmiş. Bazılarınızın arasında büyük konuşulmuş veya söylenmemesi gereken durumlar da olmuş mesela babana çok benzemişsin ya da bir daha seni asla affetmeyeceğim bir daha seni asla görmek istemiyorum ya da sen karaktersizsin gibi söylenmemesi gereken hatta direkt olarak kalbi ok gibi saplanan bazı cümleler gerçekleşmiş. Bu kişinin ruh haline baktığımızda anlık olarak aslında arkadaş çevresi çok baskın geliyor arkadaş çevresi ile çok fazla zaman geçiriyor olabilir ya da arkadaş çevresinden çok fazla olarak zaman ayırmak istiyor olabilir çünkü kafa dağıtmaya ihtiyaç duyuyor önceden olsa aslında yine aynı şekilde arkadaşlarına değer veriyordu ama bu dönemlerde sadece arkadaşları olduğu için ve sizinle de konuşamadığı için ekstra olarak değer veriyor ki bu kişiye baktığımızda zamanında arkadaşları tarafından da kandırılmış birisi aslında siz bu kişiye karşı çok fazla uyarılarla gitmiş olabilirsiniz özellikle de iki tane arkadaşını sevmemiş onların hayatınızdaki kişiyi aklınızdaki kişiyi kullandığını düşünmüş olabilirsiniz ve bu kişi uyarmanız rağmen bu kişi sizi çok da fazla kaale almamış diyebiliriz özellikle bu kişinin adı veya soyadında M-C-T-R-Y-Z-A harfleri bulunuyor olabilir burada baktığımızda sizden bir adım beklese bile aslında artık bazı adımların gelmeyeceğinin farkında aranızda bir hediye gündemi var gibi ya da bir yere gidilir bir şey yapılır bunlarla alakalı sözler verilmiş ama bu kişi sanki bunu gerçekleştirememiş özellikle de sana bir şey aldım deyip de bunu verememiş olabilir dörtlü vadelerde gelecek adımla bu mesajı görecek olabilirsiniz başta ne alaka deseniz bile sonrasında size adım atması için gerçekleştirdiği bir bahane olduğunu anlayacaksınız diyebiliriz.
0:34

Sensitive content

Aklınızdaki kişi Yengeç & Balık & Akrep ise; Güneş | Yükselen Bu gruba baktığımızda yarım kalmışlıkların ve çok büyük konuşmaların hakim olduğunu söyleyebiliriz çok fazla büyük konuşulmuşluk ve buradan nasıl dönecek artık diye düşündüğünüz gündemler var bu kişi aslında enerjisi yüksekmiş gibi davransa bile gerçek manada baktığımızda net bir şekilde ajitasyonu seven birisi herkes onunla ilgilensin herkes onun yanında olsun herkes onu anlayışla gelsin diyen birisi herkesin hayatı zor ki zaten baktığımızda burada sizin de hayatınızın bir çok döneminde zorlandığınızı söyleyeceğiz ama sanki bu kişi bunları çok fazla önemsememiş tam tersine ilginin her zaman kendisinde olmasını istemiş siz bu kişiye ilk başlarda anlayışla gitmişsiniz babasıyla kavga etmiş doğru deyip dinlemişsiniz ailesiyle arası bozulmuş hatta başka arkadaşında kalmış siz bu kişi için ekstra üzülmüşsünüz parası olmamış hatta asla yapmam dediğiniz şeyleri bile yapıp para vermeyi teklif etmişsiniz. Yani burada baktığımızda aslında sizin anaç duygunuzu da canlandırmış ki siz bu kişiye karşı çok duygulu bir ilişki yaşarken bu kişi de size karşı hem bir bağlılık hem de sevgi enerjisiyle gelmiş ama burada kötü olan durum bu bağlılık enerjisi onu farklı bir enerjiye itip sanki küçük bir çocukmuş da siz onun annesi ya da babasıymışsınız gibi yaklaşmasına sebep olmuş biraz burada duyguların suistimal edilme gündemleri var çünkü. Özellikle bu kişi esmer ya da koyu kumral birisi olabilir kaşın da bir Çizik ya da bir yarık doğuştan gelen bir izi bulunuyor gibi piercing ya da dövmesi olabilir. Evin ikinci çocuğu ya da son çocuğu olma ihtimali de yüksek aranızda baktığımızda bazı noktalarda bakış açısı farklılıkları ile beraber kültürel farklılıklar da bulunuyor olabilir çünkü ikiniz de aynı yere bakarken bambaşka olaylar görüyor bambaşka bir şekilde yorumluyorsunuz özellikle de bu kişinin ailesi muhafazakar bir kesim ise siz daha çok seküler bir kesimde kalıyorsunuz ya da bu olayın tam tersi aile konusunda ise bu kişi her ne kadar şikayet ettiği bireyleri olsa bile bazı kavgalarınızda aslında kendisi de bu kişilere dönüşüyormuş siz bunu fark etmişsiniz mesela babası genel olarak aileyi manipüle eden birisi ise kavga ederken veya istediklerini yaptırırken bakmışsınız ki bu kişi de sizi çok fazla manipüle etmiş. Bazılarınızın arasında büyük konuşulmuş veya söylenmemesi gereken durumlar da olmuş mesela babana çok benzemişsin ya da bir daha seni asla affetmeyeceğim bir daha seni asla görmek istemiyorum ya da sen karaktersizsin gibi söylenmemesi gereken hatta direkt olarak kalbi ok gibi saplanan bazı cümleler gerçekleşmiş. Bu kişinin ruh haline baktığımızda anlık olarak aslında arkadaş çevresi çok baskın geliyor arkadaş çevresi ile çok fazla zaman geçiriyor olabilir ya da arkadaş çevresinden çok fazla olarak zaman ayırmak istiyor olabilir çünkü kafa dağıtmaya ihtiyaç duyuyor önceden olsa aslında yine aynı şekilde arkadaşlarına değer veriyordu ama bu dönemlerde sadece arkadaşları olduğu için ve sizinle de konuşamadığı için ekstra olarak değer veriyor ki bu kişiye baktığımızda zamanında arkadaşları tarafından da kandırılmış birisi aslında siz bu kişiye karşı çok fazla uyarılarla gitmiş olabilirsiniz özellikle de iki tane arkadaşını sevmemiş onların hayatınızdaki kişiyi aklınızdaki kişiyi kullandığını düşünmüş olabilirsiniz ve bu kişi uyarmanız rağmen bu kişi sizi çok da fazla kaale almamış diyebiliriz özellikle bu kişinin adı veya soyadında M-C-T-R-Y-Z-A harfleri bulunuyor olabilir burada baktığımızda sizden bir adım beklese bile aslında artık bazı adımların gelmeyeceğinin farkında aranızda bir hediye gündemi var gibi ya da bir yere gidilir bir şey yapılır bunlarla alakalı sözler verilmiş ama bu kişi sanki bunu gerçekleştirememiş özellikle de sana bir şey aldım deyip de bunu verememiş olabilir dörtlü vadelerde gelecek adımla bu mesajı görecek olabilirsiniz başta ne alaka deseniz bile sonrasında size adım atması için gerçekleştirdiği bir bahane olduğunu anlayacaksınız diyebiliriz.

Esmira

60,118 次观看 • 7 个月前

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,448 次观看 • 2 个月前

Sessizlik |🫆 Aklındaki kişi balık, yengeç, akrep ise Sonumuz Ne Olacak? Bazen bazı şeylerin zamanı vardır o yüzden evren bizi bazen sunar özellikle bu kolektife baktığımızda sabırsız kişilerin olduğunu söyleyebiliriz bu kişi mesela sizi sabrınız dasınmış olmaz dediklerinizin tek tek olduğunu göstermiş mesela ben bu kadar bekleyemem dediğiniz her şeyi bir o kadar da beklemişsiniz mesela hatta bazen kendinize bile şaşırıyorsunuz bu kişiye karşı Nasıl olurda bu kadar sevebiliyorum veya nasıl olur da bu kadar bekledim diye şimdi birazcık sizden bahsedelim mesela siz özgüveni yüksek ve çevresi tarafından beğenilen ve sürekli olarak iltifat almaya alışkın insansınız ama aklınızdaki kişi öyle değil baktığımızda arkadaşlarınız veya çevreniz bile ilk olarak bu kişinin çok da fazla dış görünüşünü beğenmemiş mesela insanları dış görünüşü ile yargılamak kötüdür sizde direkt olarak böyle bir karşılık vermişsiniz çünkü hikayenizi en başında evet ben doğru kişiyi buldum demişsiniz size doğru gelmiş o yüzden kaşı gözü her şeyi size bambaşka hissettirmiş Kaşından gözünden bahsetmişken bu kişi kumral ya da koyu kumral bir ten rengi ve aynı şekilde uzun kirpiklere sahip olabilir hatta aranızda bazen bu gündemler bile geçmiş diyebiliriz kirpiklerin çok güzel hatta benden bile güzel duruyor dediğiniz durumlar veya cümleler gerçekleşmiş gibi öncelikle bu kişiye en fazla koyu renkleri tercih etmesini söylemiş ve en çok bunları yakıştırmışsın ve sadece bir de beyaz renk Ona gerçekten çok masumca yaklaşmışsınız aslında karşı taraf bunların hepsinin farkında hepsini tek tek biliyor öyle bir hikaye var ki burada ne olursa olsun iki tarafında unutamayacağı veya reddedemeyeceği bir gerçek var ben ömrümce bir daha bu kadar sevilmeyeceğim ve kimse beni bir daha bu kadar sevmeyecek aslında iki taraf da haklı çünkü burada sessiz ama derinden bir hikaye var neden bu kadar sessiz olduğuna baktığımızda ise hiçbir sebep yok aslında ortada gelmesi lazım konuşması lazım bazı noktalarda bazı durumlarda kendisini ifade etmesi lazım ama bunu yapamıyor karşı taraf siz bazı noktalarda adım atmayı düşünmüş hatta bazı noktalarda baktığımızda ise adım atmış olabilirsiniz ama beklediğiniz karşılığı alamamışsınız ben küstüm oynamıyorum diyen bir çocuk sürekli olarak ilgi bekleyen bir hale gelmiş önceden sizin gözünüzün içine bakan insan artık gözlerinizden çevirmeye başlamış aslında bu durumda sizi bir o kadar kötü hissettirmiş bu kişinin adı veya soyadında k-c-d-n-b-r-a harfleri bulunuyor olabilir aranızda baktığımızda uzak mesafeler veya bazı sosyal medya engellerinin bulunuyor olma ihtimali yüksek bu kişiyi görmek isteseniz bile hemen direkt olarak göremiyor hatta bazı fake hesaplardan bu kişiye bakmaya çalışıyor olabilirsiniz ama burada baktığımızda bu durumun karşılıklı olduğunu söylememiz gerekti sanki iki tarafta birbirine ben buradayım enerjisiyle gitmiyor ama gizliden gizliye aslında bu hissiyati veriyor. İlk olarak anlık enerjiye baktığımızda karşılıklı olarak birbirinize karşı söylemek istediğiniz ve özellikle de yüzleşmek istediğiniz ve bazı noktalarda itiraflaşmak istediğiniz durumlar var bu itiraflar en önemli bir şekilde baktığımızda özledim gündemleri aslında konuşulacak çok konu var aranızda söylenecek bir çok söz var ama bunlar böyle olmuyor işte konuşamıyorsunuz söyleyemiyorsunuz içinden geçen veya içinizden geçenlere kulak veremiyorsunuz içinizdeki sesleri bastırmaya çalışıyorsunuz çünkü iki tarafta da baktığımızda tamamen bahane gündemleri var beni unuttu beni bıraktı gündemleri ama burada baktığımızda artık bunlardan kurtulma zamanınız geliyor mesela özellikle dörtlü vadelerde aranızda direkt olarak alkol etkisi ile bazı itiraflaşmalar söz konusu olacak bu kişiden özledim gibi direkt bir mesaj almanız çok muhtemel çünkü en son konuşmanızda bile hatta konuşmanız biterken bile bu kişiye karşı net bir şekilde cevap vermemiş olabilirsiniz ya da net bir cevap alamamış ghostlanmış olabilirsiniz şimdiyse konuşma zamanı diyebiliriz. • iz bırakanlara…

Esmira

52,299 次观看 • 1 年前

2026 yılında Türkiye'de yaşanan olaya bakın lütfen. Rıza Nur'un kitabındaki Mustafa Kemal hakkında "müthiş bir sarhoş (ya da ayyaş)" diye bahsedilen bölümü paylaştığı için Atakan Ay isimli vatandaş hakkında 5816'dan dava açılmış. Çok sayıda kaynakta İsmet İnönü'nün Mustafa Kemal'e ‘Bu memleket daha ne kadar bir sarhoş masasından idare edilecek?’ dediği, Mustafa Kemal'in de ona ‘Seni bu mevkiye getirenin de bir sarhoş olduğunu unutuyorsun galiba’ şeklinde cevap verdiği yazıyor. İnönü hatıralarında akşam rakı sofrasında alınan kararların sabah düzeltilmesinin bir adet haline geldiğini söylüyor. Mustafa Kemal'in uşağı Cemal Grande de her gece yarım/bir litre rakı içtiğini yazmış hatıratında. O dönemin şahitlerinin tamamı, Mustafa Kemal'in her gece rakı sofrasında olduğunu anlatıyor. Devlet arşivlerindeki sipariş ve gider pusulalarından da bunun doğru olduğunu görebiliyoruz. Dönemin cumhurbaşkanının alkol problemi olduğu açık. Ortam tam olarak şu şekilde; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı çok fazla içtiği için kalabalık bir ortamda uyarıyor ve TC Cumhurbaşkanı da, kendisine çok içiyorsun diyen TC Başbakanı'nı görevden alıyor. Mesela bunun bugün yaşandığını düşünsenize. Meclisin nasıl karışacağını, muhalif TV kanallarının günlerce aralıksız yapacağı haberleri hayal edebiliyor musunuz? Ve seçim yok. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük siyasi skandalı, Mustafa Kemal'in sofrasında bir bardak bile devirmiyor. Savcı Bey, Türkiye Cumhuriyeti'nin önce başbakanı sonra da 2. Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü'nün bizzat doğruladığı bir durumu, yine onun kullandığı "sarhoş" tabiriyle paylaşan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına hakaret davası açıyor. Dahası 1. Cumhurbaşkanı da ‘Seni bu mevkiye getirenin de bir sarhoş olduğunu unutuyorsun galiba’ şeklinde cevap vererek bu durumu doğruluyor. Yani paylaşımı yapan vatandaşın mahkemede gösterebileceği 2 şahit var ve ikisi de cumhurbaşkanı. Türkiye Cumhuriyeti'nde 2 cumhurbaşkanının şahitliğine inanmayacak bir hakim yoktur herhalde diye düşünüyorum. Ve eğer mahkeme, birisine "sarhoş" demenin hakaret olduğuna karar verirse "İsmet İnönü'nün Mustafa Kemal'e hakaret ettiği" gibi hiçbir tarih kitabında yer almayan ama mahkeme tarafından tescillenmiş yeni bir tarih bilgisi ortaya çıkmış olur. Bu öncelikle Kemalist tarih anlatımının sorunlu olduğunu ve eleştirenlerin dahi vatan haini ilan edildiği "ulu önder" figürünün dokunulmazlığının, onu en iyi tanıyan kişi tarafından ihlal edildiğini gösterir. Bu da İnönü'nün bahsettiği sarhoş masasında alınan diğer kararların da meşruiyetinin sorgulanabileceği anlamına gelir. Bunun yanı sıra Mustafa Kemal'in "kafam çok hızlı çalışıyor onu uyuşturmak için içiyorum" demesinin sebebi de aslında ileri seviyedeki alkol bağımlılarında görülen yoksunluk ve kısmen Delirium Tremens hali yaşamasıdır. Mustafa Kemal'in özellikle 30-38 yılları arasında gösterdiği davranışlar, alkol bağımlılığı belirtileri ile birebir örtüşmektedir. Yani sorun, deha olduğu için çok fazla düşünmesi değil, deha olsun olmasın bütün bağımlılarda görülen yoksunluk hali yaşamasıdır. (İlk gördüğünüz alkoliğe içmediğinde neler yaşadığını sorun, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.) Aslında bu durumu kendisi de kabul etmiştir. Savcı Bey, Mustafa Kemal'in kendisinden örnek vererek "alkol iptiladır" yani bağımlılıktır diyor. Bunun anlamı Mustafa Kemal'in her akşam sarhoş olduğunu itiraf etmesi değil midir? "Yemek getirilmeden, tabak ve kadehlere de dokunulmadan önce, Atatürk masaya dirseklerini dayadı, parmaklarını bitiştirdi, sofradakileri şöyle bir süzdü. Toplantıya katılanların kimi adlarıyla, kimi de yalnız meslek sanlarıyla çağrılmışlardı. Sanla çağrılanların arasında Atatürk'ün tanımadığı genç kişiler de vardı. Bu durum karşısında Atatürk şu açıklamayı yapmayı uygun görüp ağırbaşlı bir tonla söze şöyle başladı: ...önümüzde içki kadehleri var. Aramızda, görüyorum, gençler de yer almıştır. Asıl onlara sesleniyorum. İçki bir iptiladır, ben 18 yaşımdan beri sofrada içki kullanırım, çok çalıştım; ama kendimi bu iptiladan kurtaramadım. Genç arkadaşlar, size vereceğim önemli öğütlerden biri şudur: Görevde iken sakın içki kullanmayınız, görev başında içilmez. "20 Eylül 1936 Agop Dilâçar" Bu açtığınız davanın takipçisi olacağım ve gelişmeleri buradan duyuracağım. Bunlar 2026 yılına yakışan işler değil savcı değil.

Abese İrca

28,066 次观看 • 5 个月前

Mustafa Kemal'e ait böyle bir ses kaydı var muhtemelen daha önce karşılaşmışsınızdır. Mustafa Kemal alkolden konuşamaz bir vaziyette bir topluluğa nutuk atıyor. Ses kaydını yayınlayan İş Bankası da konuşmanın orijinal halini katlanılmaz bulmuş olacak ki fona duygusal bir müzik yerleştirip de kamuoyuyla paylaşmak zorunda kalmış. Kim bilir bu vaziyette ne ses kayıtları vardı da içeriğin vehameti yüzünden bir yerlerde gizlendi veya imha edildi. Hepimiz o dönemi ve Mustafa Kemal'in alkol problemi yaşadığını biliyoruz. M.Kemal'in 12 yıl boyunca kişisel hizmetini gören Cemal Grande'nin anılarını yayımladığı "Atatürk'ün uşağı idim" isimli kitapta M.Kemal'in her gece yarım litre rakı içtiğini söylüyor. Yani en yakınındaki kişi eğer yalan söylemiyorsa M.Kemal'in bir alkolik olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Her gece neredeyse bir büyük içen birisinin alkolik olmadığını söyleyecek aklı başında birisi yoktur herhalde dünyada. Şimdi o döneme bir de bu açıdan bakalım. Alkolizm konusundaki bütün otoriteler bu hastalığın kaçınılmaz fiziksel ve psikolojik sonuçları olduğu konusunda hemfikirler. Kronik alkolizmin depresyon, suça ve şiddete eğilim, kendini güvende hissetmeme, beynin haz bölgesindeki tahribattan dolayı daha önceden keyif alınan aktivitelerden keyif alamama, aile ve çevre ilişkilerinin bozulması gibi sonuçları olduğu konularında tamamı benzer görüşler bildirmişler. Ayrıca alkoliklerin beslenme bozukluğu göstermesi de en net bilinen fiziksel etilerin başında geliyor. ( Dört leblebi) Alkolik olmasına rağmen ruh sağlığını koruyabilmiş bir hastadan bahsedildiğini görmedim yaptığım küçük araştırmada. Yani bu etkiler alkolizmin kaçınılmaz sonuçları diyebiliriz. O dönem M.Kemal'in verdiği kararlara, yürüttüğü politikalara, ailesi ve çevresi ile olan ilişkilerine baktığımızda da zaten bu etkileri görebiliyoruz. Tam bu noktada İlker Başbuğ ve Celal Şengör'ün Atatürk neden çok içerdi sorusuna verdiği cevaplarla karşılaşıyoruz. İkisi de M.Kemal'in sekreteri Hasan Ziya Soyak'ın hatıratında yazan ve M.Kemal'in kendisine ait olan "Ne yapayım ki içkimi içmeye mecburum. Kafam çok ama beni mustarip edecek kadar çok ve hızlı çalışıyor. Vakit vakit onu uyuşturup dinlendirme ihtiyacı duyuyorum" sözleriyle bu durumu açıklamaya çalışmışlar. Buna alkolik hastalarda görülen Yoksunluk Sendromu ( Delirium Tremens ) deniyor. Alkol alamayan alkolikler, fiziksel ve zihinsel yoksunluk atakları geçiriyor, halüsinasyonlara kadar varan düşünsel krizler yaşıyorlar. Yani aslında Mustafa Kemal kendi ağzıyla çevresine bunu söylemiş ama tabi dönemin şartlarından olacak kimse yardım eli uzatmamış adamcağıza. Halbuki bugün bu belirtileri gösteren birisini herhangi bir sağlık kuruluşuna götürseniz hemen tedavi sürecini başlatıyor devletimiz sağolsun. Yani anlaşılan o dönemin şartlarında tıp yeterince ilerlemediği için doktorlar bu teşhisi koyamamışlar. M.Kemal verdiği bütün kararları bu hastalığın etkisi altındayken vermiş. Halbuki bugün olsa muhtemelen doktorlar ve uzman hekimler tarafından motorlu araç kullanmasına bile izin verilmezdi. Çünkü Atatürkçülerin iddiasına göre kendisi "Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin" demiştir. Bilimi seçeceksek de yapılması gereken bu olurdu. Aşağıdaki ses kaydında ise Mustafa Kemal'in etrafında bilimi pek umursamayan, hatta dönemin şartları yüzünden bilimden pek de haberdar olmayan pek çok dalkavuğun alkış seslerini duyuyoruz. Konuşma nasıl bir mecliste yapılıyor ona dair bir bilgi yok. Her akşam olduğu gibi içkiler içilmiş, yüksek alkolün etkisi altında nutuklar atılırken bravolar, alkışlar havalarda uçuşuyor. Bunlar olurken Türkiye'de ciddi bir yoksulluk yaşanıyor. O dönemde İstanbul'da binlerce çocuk açlıktan ölüyor. 2. Dünya savaşına doğru giden dünyada korkunç bir silahlanma ve radikal siyasi değişimler yaşanıyor. İçeride savaştan yeni çıkmış bir millet, yeni kurulan devleti anlamaya, uyum sağlamaya çalışıyor. İşte o devletin başındakiler ise her gece bu durumdalar. Ertesi gün o kafalarla bir milletin yüz yıllık kaderini belirleyecek olan kararlar veriliyor, kanunlar hazırlanıyor, imzalanıyor ve akşam yine alkol alkol sofrasına dönülüyor. Yıllar işte böyle geçiyor dönemin şartlarında. Bugün ülkede yaşanan temel problemlerin ve çatışmaların doğduğu yer işte o alkol masaları. Bu öyle acayip bir durum ki 100 sene sonra yaşayan ayıklar bile o dönem yaşayan alkoliklerin aldığı kararları değiştiremiyor.

Abese İrca

268,497 次观看 • 1 年前

Halay çeken bu adamı hatırladınız mı? Gelin hep birlikte tanıyalım… Düğünlerin vaz geçilmez halay başıydı Süleyman. Öyle bir halay çekerdi ki izleyenin dili damağına yapışır neredeyse ağzı açık izlerdi. Sorana “Atadan kalma” derdi “Babamda iyi halay çekerdi.” Karısı Emine’yi zaten bir köy düğününde halay çekerken beğenmişti. Daha doğrusu Emine onu halayda izlemiş, gözlerini ondan alamamış, bunu fark eden Süleyman’da kısa süre sonra anne ve babasını aynı köyden Emine’nin evine gönderip istetmişti. Dillere destan bir köy düğünü yaptı Süleyman’ının babası. Üstelik Süleyman ile babasının yan yana ilk halayı da bu düğünde olmuştu. Aradan yıllar geçti herkes bu halayı konuştu “Üstüne aynısı gelmedi.” dedi. Babasının ölümüyle köyü terk edip Ankara’ya göçmesi aynı yıl oldu Süleyman’ın. Annesi Fadime büyük ağabeyinde kalıyor, yaz aylarında köye geldiğinde hem kardeşlerini hem de anasını doya doya görüyordu. Ankara’ya gelmeden babasının mezarını ziyarete gitti Süleyman, ondan helallik aldı. Göz yaşlarını toprağın üzerine akıttı “Senden sonra hiçbir düğünde halaya durmadım baba.” dedi “Tövbe ettim. Olurda kızım olursa bir tek onun düğünün halay çekeceğim.” Onun da matemi böyleydi. Çok severdi babasını. Kardeşlerinin içinde ona en çok benzeyende oydu. Sıvacıydı Süleyman. İnşaatlarda çalışırdı. İki kızı oldu. Büyüğüne Firdevs küçüğüne Feride ismini koydu. Okuttu Firdevs’i. Ele güne muhtaç etmedi. Giymedi giydirdi yemedi yedirdi. Sıvacı parasıyla en iyi dershanelere gönderip öğretmen etti. Firdevs’in tayini Muş Varto’da bir ilkokula çıktı. Dördü birlikte gitti Varto'ya. Karısı Emine'yle birlikte bir ay yanında kaldılar kızının. O zamanlar küçük kızları Feride henüz okula başlamamıştı. Bu yüzden aceleleri yoktu. Bir süre sonra baktılar ki Firdevs’in yeri rahat, arkadaşları iyi, çevre ve öğretmenler birbirine saygılı ve birbirine yardımcı oluyor bir ay sonra kızını alnından öpüp geri döndüler Ankara’ya. Üç yıl boyunca yaz tatilinde Firdevs geldi Ankara’ya. Gelmediği aylar düzenli olarak para gönderirdi babasına. Okul döneminde hemen her gün telefonla görüşürlerdi. Üçüncü yılın sonu yine Firdevs aradı “Baba, bu sıralar işim çok. Müfettiş gelecekmiş. Bu yüzden sık sık arayamam merak etmeyesin” dedi. Anlayışla karşıladı Süleyman “Tamam” dedi “İyi ol yeter. Gerisi önemli değil.” Önce haftada bir aramaya başladı Firdevs, sonra iki haftada bir. Gittikçe seyrekleşiyordu araması. Konuştuklarında “Ben iyiyim baba” diyordu “Sakın merak etme. geleyim falan da deme. İşlerimiz yoğun o kadar.” Üçüncü aydı Süleyman’ı Kaymakam aradı. Firdevs’ten bahsetti, onu methetti. Firdevs’in çok çalışkan ve başarılı bir öğretmen olduğunu ve bu yüzden kızına plaket verileceğini, mümkünse ilçeye gelmesini söyledi. Çok sevindi Süleyman. Karısına bile ne diyeceğini bilemedi. Kaymakam dört kişilik bileti ayarlamış ertesi gün yola çıkmaları için istenilen saatte terminalde olmalarını söylemişti. Varto'da başta Kaymakam olmak üzere kalabalık bir topluluk karşıladı Süleyman ve ailesini. Doğruca Devlet hastanesine gittiler. Hastaneyi görünce ateş düştü Süleyman’ın içine, kapıdan içeri girer girmez dizine vurdu “Eyvah” dedi “Eyvah. Firdevs’im. Kınalı kekliğim.” Kaymakam ve ilçe milli eğitim müdürü çok ilgilenmiş Firdevs’le. Doktor, hastane her ne gerekiyorsa götürmedikleri yer kalmamış. Ama yemin ettirmiş Firdevs “Sakın” demiş “Babama bir şey söylemeyin. Öleceksem burada öleyim.” Kansermiş Firdevs. Üç ay içinde vücudunu yiyip bitirmiş. Arkadaşları çok yalvarmış ona babana haber edelim annene haber edelim gelip görsünler diye ama yük olmak istememiş Firdevs. Öleceğini anlamış. İçine doğmuş “Babam çok çekti. Bir yük daha çıkarmayayım. Beni hep iyi hatırlasın, iyi görsün gözünde.” demiş. O gün Varto’da kalmışlar. Ertesi gün Firdevs’in cenazesiyle birlikte iki otobüs köye gitmişler. Mahşeri kalabalıkmış mezarlık. Duyan gelmiş. Duyan yanmış. Duyan dizine vurmuş “Bu nasıl kader.” diye. Devamı ikinci tweette +++

Mehmet Yetim

125,960 次观看 • 2 年前

✨BİT PAZARINDA KEŞFEDİLDİ VE DÜNYACA ÜNLÜ BİR MODEL OLDU✨ #candice İnanılmaz bir harita ve hayat hikayesiyle geldim. Candice Susan Swanepoel Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal ilinin Mooi River kasabasında, Afrikaner bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Candice Swanepoel, 15 yaşındayken Durban'daki bir bit pazarında keşfedildi. Kendisi dünyaca ünlü bir manken. Peki nasıl bir natal harita var. Öncelikle karşımızda inanılmaz güçlü bir harita var. Kendisinin güneşi chitra nakshatra da bulunuyor. Bu nakshatra Mars tarafından yönetilir. Chitra nakshatra'nın anlamı "parlak" veya "ışıldayan" dır . Bu nakshatra altında doğan insanlar "sanatsal konular ve güzellik ile ilgili konulardan ünlü olabilir. Ki bu nakshatra Vedik astrolojisinde güzellik veren konimlardan biridir. Bana göre zodyakın en güzelleri gerçekten bakmaya doyulmayacak bir güzellikleri temsil eder. Buna ek olarak Merkür'ü 6. Evde ve hasta nakshatrada bulunuyor. Bu nakshatra her iki dünyanın da en iyisine sahip nakshatralardan biridir. Kişi, güç ve birlikteliğe sahiptir. Bu özelliklerin yanı sıra, Hasta doğumlular parlaklığı, gücü, güzelliği ve bilgileri ile tanınırlık elde edebilir. Temel yogalari da oldukça iyi bir konumda . Kendisi henüz 16 yaşında iken Güneş 5 bin dolar kazanmaya başladı. Haritası anlayacağınız tanınırlık veren haritalardan biri. Peki bunu nasıl elde edecek. Bir kere bolluk bereket gezegeni olan jüpiter 5. Evde ve rohini nakshatra. Bu da sahne sanatları veya Sanatsal konular ile ilgili durumlarda zenginlik elde edeceğini gösterir ki Rohini nakshatra Vedik de bolluk bereket ve zenginlik ile ilgilidir. Lagna(yükselen) yöneticisi olan Satürn 9. Evde. Bu da hayat yolculuğunda yurt dışı konularının her zaman gündemde olacağını gösterir. 15 yaşında keşfedilen Candice işi için çok küçük yaşlarda yurt dışında yaşadı. Gelelim asıl konu olan AK gezegenine. Bu gezegen ruhunuzun amacını gösterir ve haritanızda ki en yüksek dereceye sahip gezegeninizdir. Candice de bu gezegen venus. Kendisinde model olarak aslında yine ak gezegenini çalıştırmis oluyor. Sizin Atmakaraka (en yüksek dereceye sahip gezegeniniz) nedir?

Rohini Astroloji

12,611 次观看 • 7 个月前

$0 ile $500 Kazanma Şansı🔥 #Notcoin kaçırdıysan bunu kaçırma! Takipleşme postu ve $LINGO derin inceleme Lingo kendini "Dünyanın en ödüllendirici jetonu" olarak tanımlıyor ve milyonlarca token dağıtıyor. 👇Nasıl katılabiliriz? Davet linkini kullanarak X hesabımızla giriş yapalım. Daha sonra mail adresimizi onaylayalım. Oyunda 5 farklı ada var ve her adadaki görevleri tamamladığınızda kesinleşen airdrop hakkı olan #NFT kazanıyorsunuz. 1⃣ Ape Rock Adası X hesabınızı bağlayıp, Mail adresinizi onaylayıp Lingo takip ederek görevleri tamamlayabilirsiniz. 2⃣ HODL Heaven Adası 10 arkadaşınızı adaya davet etmeniz gerekiyor. Davet bağlantılarınızı yorumlarda paylaşarak birbirinizi lütfen destekleyin. Ufak bir eforla bu görevi de tamamlayabilirsiniz. 3⃣ Visit Degen Adası Lingo hakkında içerik üreterek etkileşim, yorum, görüntülenme alarak puan topluyorsunuz. Topladığınız bu puanları çarkta kullanarak NFT kazanıyorsunuz. Bana ilk çevirmemde Epik Kart çıktı. Tamamen şansla alakalı bir durum. Lütfen yorumlarda birbirinizi takip edip, karşılıklı olarak içeriklerinize beğeni yorum yapın. Bir kaç haftada NFT'leri bu sayede toplayabilirsiniz. ✅En çok airdrop burada dağıtılacak. Referans değil. İçerek üretenler ödüllendirilecek. Post oluştururken #lingoislands ve $LINGO etiketlerini kullanıp, Lingo sayfasını etiketlemeyi unutmayın. 4⃣ Diamond Adası Henüz açılmadı. Çok yakında geliyor. 5⃣ Balina Adası İlk 10 kişi her şey dahil hafta boyu lüks otel, Lingo yatırımcı ağına doğrudan erişim, seed yatırım turu gibi pek çok avantajlara sahip olacak. İlk 10'a girebilirsem ben de sağlam bir etkinlik de yapmayı planlıyorum. 👇Neden bu airdrop değerli olabilir? 🔹LINGO özel turda $7M'den fazla yatırım topladı. 🔹Sadece 2 ayda 200 binden fazla kullanıcı bekleme listesine başvurdu. 🔹Doğrudan Google Cloud tarafından destekleniyor. 🔹Sadece TIER1 Borsalar hedefleniyor. 🔹Manta Network'un kurucusu gibi ünlü isimler doğrudan projeye yatırım yaptı. Bu içerik hoşunuza gittiyse beğenmeniz çok iyi olur dostlar. Lütfen yorumlarda davetiye linklerinizi paylaşıp, takipleşmeyi unutmayın! Birbirinizi desteklerseniz bir kaç haftada tüm airdropları toplayabilirsiniz.❤️
1:00

Sensitive content

$0 ile $500 Kazanma Şansı🔥 #Notcoin kaçırdıysan bunu kaçırma! Takipleşme postu ve $LINGO derin inceleme Lingo kendini "Dünyanın en ödüllendirici jetonu" olarak tanımlıyor ve milyonlarca token dağıtıyor. 👇Nasıl katılabiliriz? Davet linkini kullanarak X hesabımızla giriş yapalım. Daha sonra mail adresimizi onaylayalım. Oyunda 5 farklı ada var ve her adadaki görevleri tamamladığınızda kesinleşen airdrop hakkı olan #NFT kazanıyorsunuz. 1⃣ Ape Rock Adası X hesabınızı bağlayıp, Mail adresinizi onaylayıp Lingo takip ederek görevleri tamamlayabilirsiniz. 2⃣ HODL Heaven Adası 10 arkadaşınızı adaya davet etmeniz gerekiyor. Davet bağlantılarınızı yorumlarda paylaşarak birbirinizi lütfen destekleyin. Ufak bir eforla bu görevi de tamamlayabilirsiniz. 3⃣ Visit Degen Adası Lingo hakkında içerik üreterek etkileşim, yorum, görüntülenme alarak puan topluyorsunuz. Topladığınız bu puanları çarkta kullanarak NFT kazanıyorsunuz. Bana ilk çevirmemde Epik Kart çıktı. Tamamen şansla alakalı bir durum. Lütfen yorumlarda birbirinizi takip edip, karşılıklı olarak içeriklerinize beğeni yorum yapın. Bir kaç haftada NFT'leri bu sayede toplayabilirsiniz. ✅En çok airdrop burada dağıtılacak. Referans değil. İçerek üretenler ödüllendirilecek. Post oluştururken #lingoislands ve $LINGO etiketlerini kullanıp, Lingo sayfasını etiketlemeyi unutmayın. 4⃣ Diamond Adası Henüz açılmadı. Çok yakında geliyor. 5⃣ Balina Adası İlk 10 kişi her şey dahil hafta boyu lüks otel, Lingo yatırımcı ağına doğrudan erişim, seed yatırım turu gibi pek çok avantajlara sahip olacak. İlk 10'a girebilirsem ben de sağlam bir etkinlik de yapmayı planlıyorum. 👇Neden bu airdrop değerli olabilir? 🔹LINGO özel turda $7M'den fazla yatırım topladı. 🔹Sadece 2 ayda 200 binden fazla kullanıcı bekleme listesine başvurdu. 🔹Doğrudan Google Cloud tarafından destekleniyor. 🔹Sadece TIER1 Borsalar hedefleniyor. 🔹Manta Network'un kurucusu gibi ünlü isimler doğrudan projeye yatırım yaptı. Bu içerik hoşunuza gittiyse beğenmeniz çok iyi olur dostlar. Lütfen yorumlarda davetiye linklerinizi paylaşıp, takipleşmeyi unutmayın! Birbirinizi desteklerseniz bir kaç haftada tüm airdropları toplayabilirsiniz.❤️

Coin Hunter

303,265 次观看 • 2 年前

TANIŞTIĞI DOĞRU İNSAN ONUN KADERİNİ SONSUZA DEK DEĞİŞTİRDİ ✨bazı kadınların kaderinde zengin biriyle evlenmek vardır ✨ GEORGİNA VE RONALDO UYUM ANALİZİ Öncelikle belirtmeliyim ki evlilik ile ruh eşi birbirinden farklı şeyler. Ronaldo ile georginanın astrolojik olarak ruh eşi konumları dediğimiz pek çok konuma sahip. Bunlardan en önemlisi ikisi güneşlerin ve aylarının birbiri ile kavusumda bulunması. Ronaldo'nun güneşi ile georginanın güneşi ve buna ek olarak Ronaldonun ayı ile Georginanın ayı kavusumda. Sinastri de güneşlerin kavuşumda bulunması Genel özellikleriniz ve enerji seviyeleriniz birbirine çok benzediği anlamına geliyor. Birbirinizle güçlü bir şekilde ve önemli ölçülerde çok benziyorsunuz. Ki buna ek olarak baktığımızda ikisinin ayı da kavusumda olması ayrı yap-boz parçalarının birleşimi gibi, birbirleriyle konuşmadan da anlaşabileceğinin en büyük göstergesi. Burada ki önemli noktalardan diğeri de birbirlerini nasıl gördükleri. Ronaldo Georginayı ideal bir anne olarak görüyor. Georgina ise Ronaldoyu aslında Ronaldo olduğu için seviyor diyebiliriz. Çünkü georginanın haritasına baktığımda onun için iadel eş güçlü ayakları yere sağlam basan biri. Yine Georginanın Venüsü ile Ronaldo'nun güneşi kavuşum da. İşte bu meşhur ilk görüşte aşk hissini yaratan şey. Sinastri de Venüs ile güneş kavuşumu bu hissi yaratır. Bu kavuşumun burcuna ve evine bağlı olarak iki kişi arasında da anlık bir cinsel çekim meydana gelir. Peki bu ilişkide ki kritik nokta nedir? 10. Ev Ronaldo kişisel gezegenlerinin hepsini georginanın kariyer evi dediğimiz 10. Evine atmakta. Bu eve gezegen atması Georginanın toplumda yükselmesini ve unlenmesini sağlayan konumlardan biriydi. Eğer birinin size para kazandırmasıni veya toplumda sizin yukselmemsini sağlamak isterseniz 2. Ev ve 10. Ev burcunuza göre insanları hayatınıza alın. Yani 10. Eviniz aslan burcuysa aslan etkili insanlar size inanılmaz derecede kariyer hayatınızda fayda sağlayabilir. Sizin 10.eviniz hangi burç?

Rohini Astroloji

13,042 次观看 • 7 个月前

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 次观看 • 6 个月前

Bugün biraz sizlere içimi dökmek istiyorum. İki dakikanızı ayırırıp beni okursanız çok mutlu olurum. Biraz önce İsrail Somaliland'ı tanıyan ilk ülke oldu. Tanıma kararına Türkiye, Mısır ve Cibuti'den kınama geldi. Olan biteni birçoğunuz anlamamış olabilirsiniz. Oysa ben olacakları tam 11 gün önce YouTube kanalımda duyurdum ve uzun uzun İsrail'in, Somali'de olağanüstü bir strateji izleyen Türkiye'yi Somaliland ile köşeye sıkıştırmaya hazırlandığını anlattım. Tabii ki ben müneccim değilim. Peki bunu nasıl yapıyorum? Bu büyük bir emeğin sonucu. Kanalımdaki yayınları hazırlarken ülkemiz için en önemli konuları seçiyorum. Bazen istihbari bilgi/uyarılar içerdiğini düşündüğüm yazıları tercüme edip her kelimesini analiz ediyorum. Buna Fransızca "décryptage" (derinlemesine inceleme, çözümleme) deniliyor. Yani ben bu içerikleri rastgele seçmiyorum ve okuduğum/özetlediğim metinler Türkiye açısından büyük anlam içeriyor. Yüzlerce bilgi arasından nokta atışı yapmayı amaçlıyorum. Bu da çok fazla zaman, enerji ve emek gerektiriyor. Ama ben yaptığım işi hakkıyla yapmak istiyorum. Hatta bu işi o kadar önemsiyorum ki umarım devlet yetkililerimiz de yayınlarımı takip ediyordur çünkü meydana gelecek birçok hamleyi bu sayede haftalar öncesinden öngörebiliyorum. Kanalım artık bunlarla dolu. Gel gör ki bugün vardığım noktada içeriklerim popülist olmadığı ve "hassas içerik" sayıldığı için hem yeterli değeri görmüyor hem de algoritma tarafından kısıtlanıyorum. Bu da bende "acaba bunu gerçekten yapmalı mıyım?" tarzında bir soru işareti oluşturuyor, cesaretimi ve şevkimi kırıyor. Özellikle sosyal medyada son dönemde maruz kaldığım sistematik sansür artık çok ağır gelmeye başladı. Yazdığım, anlattığım hiçbir şey görünmüyor. Tam da istedikleri gibi görünmez, duyulmaz oldum! Ülkemizde haftalardır bazı medya mensuplarının yatak odası ve uy*şt*rucu hikayelerini dinlerken kendince köşesinde bir şeyleri düzgün yapmak için çabalayan insanların da yeterince ilgi ve destek görmediklerine inanıyorum. Büyük ihtimalle skandal ve popülizm daha çok ilgi çekiyor. Uzun lafın kısası İsrail'in Somaliland hamlesini neden şimdi yaptığını anlamak isterseniz Somali hakkındaki yayınımı seyredebilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra kanalıma abone olup beni cesaretlendirebilirsiniz. İçinde bulunduğumuz sistem/düzenin doğru, dürüst, ilkeli, çalışkan insanları hiç olmadığı kadar dışladığını düşünüyorum. Gerçeği söyleyen, anlatan dokuz köyden kovuluyor. Bütün platformlar artık bomboş, saçma sapan içeriklerle dolu ve işin kötüsü içerikler saçmalaştıkça daha da rağbet görüyor. Şu ana kadar yanımda duran herkese minnettarım. Durmayanları da beni desteklemeye davet ediyorum çünkü sevdiğim/eğitim aldığım işi sizler için her gün daha da iyi yapmak için uyanıyorum. Bir anda böyle içimi döktüğüm için özür diliyorum. Ama bir şeyleri düzgün yapıp bu kadar ağır sansüre maruz kalmak, devletimiz için faydalı olduğuna inandığım sesimi duyuramamak gerçekten de ağır geliyor. En büyük dileğim bu ülkenin bağımsız ve özgür bir sesi olarak sizler için faydalı olabilmek. Bu yolda benimle yürür müsünüz? 👉YouTube kanalıma abone olmak için: 👉Somali hakkındaki yayınım:

Öznur Küçüker Sirene

250,745 次观看 • 7 个月前

KADIR İNANIR FİLMLERİNİN UNUTULMAYAN MÜZIKLERI Kadir İnanır’ın ilgi çekici bir özelliği, müzikleri hatırlanan belki de en fazla sayıda filmde oynayan aktörlerden oluşudur. Bu filmlerin müzikleri ne Cüneyt Arkın filmlerindeki gibi yabancı müzisyenlerin bestelerine dayanır, ne de Kemal Sunal filmlerindeki gibi Cahit Berkay ağırlıklı bir nitelik taşır. Cahit Berkay’ın bestelerini içeren Selvi Boylum Al Yazmalım, Devlerin Aşkı, Bodrum Hakimi gibi filmler herkes tarafından bilinir. Ama ben burada kendi sevdiğim film müziklerini esas alıp bir liste hazırladım: 1. Yılanların Öcü(1985) Sosyal dram ve toplumsal gerçekçi sinemanın örneği olan bu filmin içinde yer yer yankılanan Arif Sağ’ın “İnsan Olmaya Geldim” parçası filme epik bir boyut katmıştı. Filmin kazandığı başarıda Erdal Özyağcılar’ın ve usta aktör İhsan Yüce’nin rolü de yadsınamazdı. 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yılanlar İnanır, 1980’lerde sol filmlerde oynamada ısrar göstermiş ve bir diğer eski jön Tarık Akan’la bu konuda yarışmıştı. Gerçek hayatında magazin sayfalarında ve haberlerinde daha ziyade kendine yer bulan Kadir İnanır, belki de kendisinde gerçekte görmek istediği o politik karakteri ve duruşu yansıttığından, Yılanların Öcü gibi filmlerde gerçekten filmin içindeki dünyada yaşıyormuşçasına rolüne “inanarak” baş karaktere hayat vermişti. 2. Umut Sokağı(1987) Hasan Yükselir’in bestelediği her sahneye damgasını vuran film müziği, aslında ortalama kalitedeki bu filmi unutulmaz kılan belki de en önemli unsurdu. Umut Sokağı, 1977 yapımı Kan Deli Kadir filminde temelleri atılan İnanır’ın Kabadayı mitosunun kayda değer bir halkasını oluşturuyordu. Burada İnanır, Kan Deli Kadir’deki Ecevitçi Kabadayı gibi idealize edilmiş bir figür değil; düzensiz göç, 12 Eylül sonrasının rant düzeni ve geleneksel şiddet kültürü arasında konumlanarak düzen eleştirisine olanak sağlayan bir ikondu. Filmde Silvanlı Ali Silvan, Silvanlılara nasıl ilgi gösterdiyse, Fatsalı Kadir de gerçek yaşamda Fatsalılara ve Sürmenelilere zaman zaman öyle ilgi gösterecekti. 3. Pisi Pisi(1975) Gazetecilik yüksekokulu mezunu olan Kadir İnanır bu filmdeki fotoğrafçı Sinan rolünü de “inanarak” oynar. Bülent Ortaçgil’in unutulmaz albüm parçalarının bulunduğu filme Pekcan Koşar’ın şahane dublajı, Müjde Ar’ın “farklı” güzelliği, gazetecinin yaşadığı çatı katında beslediği birbirinden güzel kediler, İstanbul’un çamurlu yolları bambaşka bir renk katar. Ortaçgil’in “Olmalı mı Olmamalı” parçası nasıl filmi güzelleştirdiyse, Pisi Pisi filmi de bu parçanın geçen onyıllar içinde sürekli bir biçimde hatırlanmasını sağlamıştır. 4.Kırık Bir Aşk Hikayesi(1981) Cahit Berkay’ın buradaki film müziğinin değeri geçen yıllar içinde daha da iyi anlaşılmış; Berkay’ın çalışması, yaprakları hiç solmayacak bir çiçeği andırır. İnanır’ın herkesin arasında kalmış kasaba yakışıklısını muazzam bir biçimde canlandıran İnanır’a bu filmde, kısa fakat olağanüstü performanslarıyla Kamran Usluer ve Mehmet Esen eşlik eder(Mehmet Esen’i bu filmde izleyenlerden bazıları onun filmde rol yapmadığını, gerçek bir deli olduğunu zannetmiştir). 1981 tarihli bu yapımda İnanır filmlerinde pek çok kez rastlanan iki tema kendini gösterir: erkek kardeşliği(a) ve ailesini karşısına alarak aşkının peşinden giden adam(b). Filmin bir sahnesinde, izleyicide aynı kadın için rekabet ettikleri düşüncesini uyandıran İnanır ve öğretmen rolündeki Usluer’in arasındaki çok derin dostluk ve gizli kardeşlik dokunaklı bir biçimde kendini gösterir. Acılar Paylaşılmaz(1989) ve Güneş Doğarken(1984) filmlerinde de erkek kardeşliği bir anda beklenmedik bir biçimde filmin merkezine oturur. 72. Koğuş ve Tatar Ramazan filmleri de bu kardeşliğin en belirgin bir biçimde sergilendiği örneklerdendir. Kadir İnanır, belki de erkek kardeşliğini en içten canlandıran aktördür Türk sinemasında. İnanır, Güneş Doğarken ve Bir Yudum Sevgi’de bu filmdekinden farklı olarak sevdiği kadın için korkmadan bütün sülalesini ve kendi mahallesini karşısına alan kalıplı ama duygusal aile babasını başarıyla canlandırır. 5. Sen Türkülerini Söyle(1986) Tolga Çandar’ın solisti olduğu Çağdaş Türkü’nün 1985 tarihli albümüne ismini veren Bekle Beni şarkısı bu filme damgasını vurur. Filmin baş karakteri devrimci Hayri’nin hapisteki arkadaşının karısını ziyarete gittiğinde onun hayat kadınına dönüştüğü gerçeğiyle yüzleştiği anda işitilen Bekle Beni melodisi insanın içini adeta “cız” ettirir”. Filmin girişinde ise bütün görkemiyle Rami Kışlası Kapısı türküsü zihinlerde yer eder. Hapishaneden çıkan Hayri, kendi çevresindeki ruhsal çözülmeyi büyük bir hüzünle gözlemler. Soldaki “Fraternite” dağılmış, kırılmıştır; fakat filmde bir “zaman yolcusu” gibi konumlanan baş karakter Hayri, 12 Eylül sonrasının dönüşümünü adeta inkar eder ve kendi ruhsal direnişini devam ettirir. 6. Tatar Ramazan Sürgünde (1992) Ahmet Kaya’nın müziğini yaptığı Tatar Ramazan Sürgünde, Kadir İnanır'ın sinemadaki son baharının meyvesiydi; Savcı dizisi fiyaskosundan sonra İnanır'ın prestijini bu seri restore etmişti. İnanır'ın çok sevdiği Ahmet Kaya'nın Dış Türklerin müziğine sempatisi ve ilgisi, bu filmin müziğine yansımıştı. Kadir İnanır'ın beraber artist yarışmasına girdiği Demir Karahan, Kerim Korcan'ın romanından uyarlanan Linç'te unutulmaz Arap Kadir'i canlandırırken bundan yaklaşık 20 yıl sonra Korcan'ın bir başka hapishane romanından uyarlanan filmde İnanır, "unutulmaz" Tatar Ramazan'ı hayatımıza taşıyacaktı. 7.Bir Yudum Sevgi (1984) Müziğini Yalçın Tura'nın yaptığı bu filmde Cemal, ailesinin tüm baskısına rağmen çocuklu ve boşanmak üzere olan bir kadında hayatının anlamını bulur. Filmin sonunda İnanır'ın aile fotoğrafı çektirirken attığı o mutluluk bakışı ise Türk sinemasında eşsizdir. 8. Dönüş (1972) Yine Yalçın Tura'nın müziği ne imza attığı dönüşte ikonlaşan figür Türkan Şoray'dır. Almanya’ya göç ve köy gerçekliği gibi sorunlara eğilse de filmi unutulmaz kılan,Seha Okuş’un akıllara kazınan "Hasretinle Yandı Gönlüm" yorumudur. 9-Katırcılar (1987) Bingöl Karlıova'da geçen bu filmin Bora Ayanoğlu tarafından yapılan, filmin o yarı karamsar atmosferiyle uyum içindeki müzikleri gereğinden az kıymetlendirilmiştir. Bir zamanlar Pazar tezgahlarında satılan plastik renkli gözlük, Erkan Yolaç' ın popülerleştirdiği evet-hayır yarışması gibi dönem detayları filme güzellik katar.Kar sahneleri akla biraz Yol filmini getirir ve "Türk sinemasında kar sahneleri neden güzeldir" dedirtir. Aşağıdaki videoda Tatar Ramazan Sürgünde filminden kısa bir bölüm yer almaktadır.

Yalçın Murgul

13,604 次观看 • 1 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okuluna girişinin 126’ncı yıl dönümü dolayısıyla Kara Harp Okulunda düzenlenen törende konuştu. Bakan Yaşar Güler Harbiyelilere hitaben şunları söyledi: BURADA BİRBİRİNDEN DEĞERLİ PEK ÇOK ANI BİRİKTİRDİM Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Harbiyeli olmasının 126’ncı yıl dönümünde, bu şanlı yuvada, siz değerli Harbiyelilerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun gibi bu sıralarda yetişerek vatana, millete hizmet etmek için canla başla çalışan, her türlü fedakârlığı gösteren kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle yâd ediyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan, sayısız komutan ve devlet adamı yetiştiren bu kutsal ocakta ben de sizler gibi eğitim aldım ve 51 yıl önce mezun oldum. Burada birbirinden değerli pek çok anı biriktirdim. Hayat yolculuğumda böyle güzide bir kurumun yer alması benim için büyük ve özel bir anlam taşımaktadır. İnanıyorum ki her bir Harbiyeli de benim gibi düşünmekte ve Harbiyeli olmaktan gurur duymaktadır. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin, bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı bulunan herkese saygılarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. CUMHURİYETİMİZİN TEMEL TAŞLARINDAN BAZILARI DA HARBİYE’DE DÖŞENMİŞTİR Harbiye, şanlı tarihimizde modernleşmeyi temsil eden kurumların başında gelirken ülkemizin yüksek eğitimdeki öncü kurumlarından da biridir. Nitekim Cumhuriyetimizi kurarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma ülküsünün mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de buradan yetişmesi, tesadüf değildir. Mustafa Kemal’in Harp Okuluna adım attığı bu anlamlı gün, sadece onun askerî eğitim yolculuğunun başlangıcını değil, aynı zamanda bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz bir liderin ortaya çıkışının da simgesidir. Atatürk’ün bu kutsal ocakta edindiği bilgi ve beceriler, kazandığı disiplin ve zenginleşen fikir dünyası karakterini şekillendirmiş; onu asil milletimize önderlik ederek Millî Mücadele’mizi zafere ulaştıran ve Cumhuriyetimizi kuran bir lidere dönüştürmüştür. Diğer bir deyişle, ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimizin temel taşlarından bazıları da Harbiye’de döşenmiştir. Sizler, bu köklü kurumun mirasını devralan ve aynı ruhla yetişen gençler olarak, ülkemizin savunma ve güvenlik alanındaki geleceğini omuzlarınızda taşıyorsunuz. Bu bağlamda gücünüzün, sorumluluklarınızın ve sizlerden beklentilerimizin farkında olmanız ve bu şanlı yuvadaki her anınızı verimli geçirmeniz, ordumuzun gelecekteki etkinliği ile ülkemizin ve asil milletimizin istiklal ve istikbali için hayati önemdedir. Bu nedenle gelişiminize katkı sağlayacağını değerlendirdiğim bazı hususlardaki düşüncelerimi, sizlerle paylaşmak istiyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ EŞSİZ BİR TARİHÎ MİRASIN SON HALKASIDIR Tük tarihi, binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Bütüncül bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, tarih boyunca varlık gösteren birbirinden büyük Türk devletleri, bizlere şanlı bir miras bırakmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bu eşsiz tarihî mirasın son halkası, bu kutlu geçmişin yegâne varisidir. Sizler, Cumhuriyetimizin birinci asrını tamamlayıp ikinci asrına başladığımız bu tarihî döneme şahitlik ediyorsunuz. Tarih derslerinden bildiğiniz üzere bu binlerce yıllık serüvende büyük mücadeleler vererek pek çok badireyi atlattık. Yaşadıklarımızdan kimi zaman ibret, kimi zaman ilham aldık. Bu süreçte edindiğimiz her tecrübe, bizlere mutlaka güçlü bir devlet yapısına ve kudretli bir orduya sahip olmamız gerektiğini gösterdi. Yakından takip ettiğiniz üzere jeostratejik önemi çok yüksek olan ülkemiz, hâlâ birçok tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Etrafımızın adeta ateşten bir çember hâline dönüştüğü bu süreçte, artan küresel ve bölgesel risklere karşı çok yönlü ve etkin bir güvenlik politikası takip etmemiz hayati önemdedir. Bu doğrultuda Bakanlık olarak devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarımızı tüm hızıyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini ifa etmektedir. TÜRKİYE’Yİ DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAKSINIZ Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde hayata geçirilen uygulamalarla ülkemiz güçlü bir devlet konumuna ulaşırken izlediğimiz etkin politikalarla uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Ülkemizin başat aktör haline gelmesinde elbette kahraman ordumuzun da büyük bir payı vardır. Şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkarmak, etkin ve caydırıcı özelliklerini artırmak için eğitim faaliyetlerimizi aralıksız sürdürürken yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği silah ve sistemleri envanterimize dâhil ediyoruz. “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda sadece kara, deniz ve hava platformlarında değil, siber ve uzay alanlarında da birçok kritik projeyi tamamladık, yenilerini başlattık. Bu başarıların devamı sizlerin kendinizi en iyi şekilde geliştirmesine, ülke sevdasıyla ortaya koyacağınız yüksek azim ve gayrete bağlıdır. Kahraman ordumuzun lider personeli olacak sizlerden, ülkemizin ulaşmış olduğu bu üstün seviyeyi idrak etmenizi, gelişmelere en iyi şekilde vâkıf olmanızı bekliyoruz. Bu gurur verici yolculuğun birer parçası olacak ve Türkiye’yi daha da ileri taşıyacaksınız. Buna yürekten inanıyorum ve siz kıymetli evlatlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: BÜYÜK ŞEYLERİ BAŞARMAK İÇİN BİLGİ VE CESARET GEREKLİDİR Her şeyden önce kendinizi tanımalı; kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve potansiyelinizi keşfetmelisiniz. Öz disiplinle kararlı ve inançlı olarak hedeflerinize yürüyün. Unutmayın ki büyük zaferler, sabır ve emekle kazanılır. Büyük şeyleri başarmak için bilgi ve cesaret gereklidir. Bilgi, okudukça ve gözlemledikçe cesaret ise bilgi ve tecrübe ile yoğruldukça gelişir, güçlenir. Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Buradaki vakitlerinizi verimli geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz, unutmayınız ki yarın o kadar kazançlı olursunuz. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizleri alıkoyamamalıdır. Yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, farklı bakış açılarından faydalanırken aranızdaki iş birliği ve dayanışmayı geliştirin. Emin olunuz ki birlikte çalışarak daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. ASKERLİKTE DİSİPLİN VE MUTLAK İTAAT BAŞARININ VAZGEÇİLMEZ ANAHTARIDIR Unutmayın ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Askerlik mesleğinin özü olan disiplin ve mutlak itaat de başarının vazgeçilmez anahtarıdır. Disiplin; Türk askerini, diğer ordulardan ayıran en bariz özelliklerin başında gelmektedir. Nitekim kahraman ordumuz; binlerce yıllık köklü tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. İnanıyorum ki sizler burada edineceğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize hizmet edecek subaylar olarak ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. Sonuç olarak sizlerin, bu esaslar çerçevesinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” veciz sözünden hareketle aklın ve bilimin ışığında muhakeme ve analiz ilkesini daima rehber edinerek kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz. Değerli Misafir Harbiyeliler; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışını ilke edinmiş bir ordunun mensupları olarak sizleri burada ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu kutsal çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına ayrıca kurduğunuz dostlukların, hayatınızın her döneminde sizler için büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. Bizler için en büyük temenni, burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. TSK’NIN GELECEKTEKİ LİDERLERİNİ YETİŞTİRME SORUMLULUĞUNU OMUZLARINIZDA TAŞIYORSUNUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi önemli bir sorumluluğu omuzlarınızda taşıyorsunuz. Harbiyelilerin ileride üstleneceği görevleri göz önünde bulundurarak onları en donanımlı şekilde hazırlamak ve yarınlara güçlü adımlarla ilerlemelerini sağlamak adına büyük bir azimle çalışmaya devam ediniz. Sarf ettiğiniz her sözün, sergilediğiniz her tutumun birer örnek teşkil ettiğini ve bu kıymetli gençlerin başarı yolculuğunda önemli bir iz bıraktığınızı unutmayınız. Bu anlayışla çalışmalarınıza devam etmeniz, ordumuzun geleceği olan genç subaylarımızın en iyi şekilde yetiştirilmesi bakımından hayati önemdedir. Bugüne kadar sergilediğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar nedeniyle Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor; bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Çok Değerli Harbiyeli Evlatlarım, eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,453 次观看 • 1 年前

Basın mensupları ve Büyük Türk Milleti'nin Dikkatine; Türk Milleti'nin her sorununu paylaşan, Türk Milleti'ne kurulan ve kurulmak istenen tuzakları deşifre eden, bunu yaparken sosyal medyayı en aktif şekilde kullanan bir siyasi parti genel başkanı olarak, muhalefete yönelik dijital bir kuşatmanın ve sistemli bir sansürün gerçeklerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ olarak, yayınlanan tüm sosyal medya analiz raporlarında "en çok etkileşim alan siyasetçi" olmama rağmen, sosyal medyada son bir yıldır paylaşımlarımın gösterim sayıları ve etkileşim oranları, adeta görünmez bir el tarafından aşağı çekilmektedir. Sosyal medya platformları (X, Meta, YouTube), herhangi bir "shadow ban" veya perdeleme kararı almadıklarını, bu gibi durumların bazı ülkelerde yerel hükümetler tarafından bant daraltması şeklinde gerçekleştirebileceklerini ima eden yanıtlar veriyorlar. Zafer Partisi olarak gece gündüz sahada, vatanımızın her köşesinde en aktif çalışmayı yürüten parti olmamıza rağmen, bu sahadaki devasa ilginin dijital mecralara yansımasının yapay şekilde engellendiğini görmemek için kör olmak gerekiyor. İşin ironik tarafı şudur ki, bir yandan sosyal medya görünürlüğümüz düşürülürken, sosyal medyada sesimiz kısılmaya çalışılırken, bağımsız siyasi anketlerde Zafer Partisi'ne olan halk desteği her geçen gün artmaya devam etmektedir. Anketlere de yansıyan Zafer Partisi'nin yükselişi göstermektedir ki Büyük Türk Milleti gerçeği görüyor. Ancak milletimizin gördüğü bu gerçeğin dijital platformlarda yayılmasından korkan bir "üst akıl" devrededir. Bu sansürün en sıcak örneği daha bugün yaşanmıştır. Dün katıldığım Gazeteci Ebru Çanak’ın YouTube kanalındaki Göz6 programında; PKK terör örgütünün Suriye’de nasıl devletleştiğini, TBMM'de kurulan komisyonun yayınladığı raporda, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına dair verilen tehlikeli ipuçlarını, Türk Milleti kavramının anayasadan silinmek istenerek Türkiye'nin Lübnanlaştırılmaya çalışıldığını anlattım. Bu video, yayınlanmasının üzerinden daha 24 saat geçmeden engellendi. Youtube videoyu yayınlamayı durdurdu. Gerçeklerin halka ulaşmasından bu kadar mı korkuyorsunuz? Büyük Türk Milleti'ne Çağrı Sesimizi kısmak isteyenlere, bizi sosyal medya platformlarında görünmez kılmaya çalışanlara en büyük cevabı siz vereceksiniz. Benim ve Zafer Partisi'nin hesaplarını daha aktif takip edin, paylaşımları alıntılayın, yorumlar yapın, insanlar arasında yayarak bu kuşatmayı delip geçin. Gölge kurumlar üzerinden yürütülen bu sansür, bizim vatan savunmamızı engelleyemeyecektir. Biz buradayız; sahada, sokakta, sosyal medya platformlarında ve her zaman Türk Milleti'nin yanındayız. Prof. Dr. Ümit Özdağ Zafer Partisi Genel Başkanı

Ümit Özdağ

88,525 次观看 • 5 个月前