Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

atmosfer fena ya.. dehsetpunta focusa ringte tecavüz ediyor ft. simge-yankı

34,764 Aufrufe • vor 4 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Dün şu cümleyi günboyu zihnimde taşıdım durdum iş güç arasında, yazamadımdı Sokakları sokak köpeklerinde temizleyemedik Sokakları Ahmet Minguzzimizin, Hakan Çakırımızın katili köpek sosyolojiye, o saç traşının sahibi olan çetelerin gücüne teslim ettik.. O kadar da değil imiş, 24 yaşında 11 suç içlemiş pitbullar da sokaklarımızda imiş meğer ! Adını koyalım, kabul edelim Türkiye Tanrı Kent filmine döndü.. O sosyolojinin uyuşturucusu olan müzik türünün yapımcıları, müzisyenleri, Türkiye'nin yükselen değeri oldu, gerçek anlamda her yerdeler.. Herkes, onlarla kareye girme, sahneyi paylaşma telaşında.. Az evvel Yeni Şafak paylaşınca videoyu farkettim .. Kıymetli Altay Cem Meriç partili partisiz kanaatimce 80 milyonun hissettiği, hissetmesi, söylemesi, yazması gerekenleri söylemiş varolsun.. Videoda kalmasın diye, oturdum tüm videoyu cümle cümle yazdım ki, ayrıca kayda geçsin ... *** "24 yaşında, 11 suç işlemiş adam, sokakta geziyor. Çocuğa tecavüz ediyor. Doğru düzgün bir ceza almayacağını herkes biliyor. Bu adam ömrü boyunca hapiste de durmayacak, belli bir ceza verilecek, sonra affedilecek, maaşımızla geçinecek vs. Çok kültürlü, tarihin çok gelişkin insanlarıyız ya hepimiz, çok zekiyiz, acayip medeniyetimiz var filan ya hani. Mistifiye edilen tarihin her döneminde bu adamın alacağı ceza belliydi. Yeryüzündeki en ahmak ve aptal çağda yaşıyorsunuz. Dünya tarihin gördüğü en gerizekalı insan yığıntısı bizim çağımızdakiler. Ve bu gerizekalılara sürekli zeki olduklarına dair vurgu yapılıyor. O yüzden evinizde 50 gram altın saklayamıyorsunuz Evinizde bile güvende değilsiniz. Sokakta güvende değilsiniz. Hiçbir yerde güvende değilsiniz. Hiç bir suçun cezası yok. Hukuk denilen şeyden sadece normal vatandaş korkuyor. Geri zekalının biri bana sarar, dava açar da hukuk benim başıma bela olur diye. Onun dışında insanlar 11 tane adi suçla sokakta gezip 4 yaşında çocuğa tecavüz edebiliyor. Siz de bu çağın çocuklarısınız. Tarihin gördüğü en gerizekalı insan yığıntısıyız biz."

İsmail Halis

13,778 Aufrufe • vor 1 Jahr

İlahiyatçı yazar Sn R. İhsan Eliaçık, cesur bir meydan okuma ile dikkat çekiyor: “Kur’an’da içki içmenin cezası yoktur, varsa göstersinler. Namaz kılmamanın cezası yoktur, örtünmemenin cezası yoktur. 110 bin cami hocasına, müftüsüne, Kur’an kursu hocasına, Diyanet’e, ilahiyatçısına meydan okuyorum. Varsa çıksınlar göstersinler. Gösteremezler, çünkü yok! Yalan üzerine bir din inşa ettiniz, ben de ‘püf’ dedim, paniklediniz.” Eliaçık, Kur’an ve diğer inanç sistemlerinde gerçek suçlar üzerine vurgu yapıyor: Kur’an’da, diğer tüm dinlerde ve inançlarda suç sayılan dört şey: 1.Öldürmek – cezası var. 2.Çalmak – cezası var. 3.İftira atmak – cezası var. 4.Taciz, tecavüz ve zina – cezası var. “Bu sayılanlar ABD’de de suçtur, Çin’de de, Rusya’da da. Tevrat’ta suçtur, İncil’de suçtur, Kur’an’da suçtur. Zerdüşlükte, Mazdekilikte, Konfüçyanizmde, Kızılderililerde, eski Türk Töresi’nde bile suçtur.” Eliaçık şöyle devam ediyor: “Eğer dini, bu temel değerler üzerine değil de, Emevi-kapitalist bir din anlayışı üzerine kurarsanız, bu din insan yaşamından çıkar. İnsanlar deist, ateist ya da Şaman olur. Bu kapitalist Emevi dini yıkılmalıdır. Her şey yerli yerine oturmadıkça Allah’ın dini ortaya çıkmaz ve insanlar dinden uzaklaşmaya devam eder.” Ne dersiniz? İhsan Hoca haklı olabilir mi? R. İhsan Eliaçık 👏🏻

Irregular

83,941 Aufrufe • vor 8 Monaten

Gelin hep birlikte İmamoğlu’nun trolleri ile FETÖ’cüler arasındaki bağı ve nasıl ortak haraket ettiklerine bakalım. Görüntüler 31 Mart Seçimleri öncesine ait. Görüntülerdeki iddiaların tamamı yanlış. Büyük ihtimalle Murat Kurum,İBB’nin bir yolsuzluğunu ortaya çıkarmak üzere. İçeriği doğru olmayan eski bu görüntüler eş zamanlı olarak FETÖ ve İmamoğlu trolleri tarafından servis edilip dolaşıma sokularak, arkasındaki yolsuzluk ya da usulsüzlük perdelenmeye çalışılıyor. İsimlere bakalım: Turhan Bozkurt: Firari FETÖ’cü, 'Kronos Medya' adlı FETÖ destekçisi yayın organını yönetiyor. Yankı Haber: Ana yönetici: Mustafa S. Y. İBB çalışanı olan ve troll ağı yöneticisi M.G. ile çalışıyor. CHP Gençlik Kolları Dijital Strateji ve Propaganda Komisyonu Eski Başkanı U.D. ile ortak hareket ediyor. Şimdi buraya dikkat! DEM partili hesabı olan ancak sürekli olarak İmamoğlu destekçisi paylaşımlar yapan 'Rozabirlik' hesabı da devreye girerek aynı değirmene su taşımaya başlıyor. Etkili Haber’in kullanıcısı: Avukat Orhun Çetinyürek. 2023 Seçimlerinden sonra Kanada’ya gitti. İmamoğlu’nın troll yapılanması tarafından fonlanıyor, özellikle 'İDDİA' şeklindeki yalan haberi dolaşıma sokarak dezenformasyon ateşinin fitilini ateşliyor. Kanada olduğu için hiçbir yasal sorumlulukla karşılaşmaması için de korunuyor. Aynı Orhun Çetinyürek’in bir başka troll hesabı ise Av. Sebastian Trudeau (sonkezchp) Aktif Haber: FETÖ’cü firari Cevheri Güven tarafından kuruldu. FETÖ’nün Ergenekon Kumpası’nın merkezi. Hâlâ operasyonel olarak FETÖ tarafından kullanılıyor. Şimdi de İmamoğlu’nun troll ağı tarafından destekleniyor ve kullanılıyor.

Bekir Tiryaki 🇹🇷

11,280 Aufrufe • vor 1 Jahr

Devleti kirletenler ne olacaklar❓ Dönemin Adalet ve İçişleri Bakanları tüm bu rezillikler yaşanırken onlar neredeydi❓ Öyle ya resmen bir suç örgütü kurulmuş, devletin valisi fare gibi cirit atmış ortalıkta‼️ Öncelikle Gülistan Doku yavrumuzun ailesinden özür diliyorum. 6 yıldır bitmeyen YASLARI için. Fakat bazı iğrenç detaylar ortaya çıktıkça da vicdanımı susturamıyorum, ağız dolusu küfredesim var o yıllardaki yetkili suç ortaklarına. Mesela ne oldu da 6 yıllık faili meçhul cinayet 3 günde jet hızıyla çözüldü❓ Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku davasıyla ilgili ortaya atılan dehşet verici iddialar, devlet gücünün bir cinayeti örtbas etmek için seferber edildiği korkunç bir tabloyu tasvir ediyor. İddiaya göre, bir valinin oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya kendisine tahsis edilen özel odada tecavüz etmiş, ardından genç kızı silahla öldürerek gizlice gömmüştür. Bu süreçte valinin, emniyet müdürünün ve bazı kamu görevlilerinin delilleri yok etmek, arama çalışmalarını kasten yanlış yönlendirmek ve hastane kayıtlarını sildirmek için yetkilerini kullandığı öne sürülüyor. Suçun izlerini silmek adına valilik bütçesinden harcama yapıldığı, faillerin lüks ve koruma kalkanı altında yaşamlarına devam ettiği ve bu suça göz yumanların ödüllendirildiği belirtilen metin, mevcut siyasi düzenin ve adalet mekanizmasının tamamen çöktüğünü savunuyor. Gülistan Doku’nun ailesinin yıllardır süren adalet arayışına karşın yetkililerin sessiz kalması, "emanet ve sorumluluk" ilkesiyle iktidara gelenlerin kurduğu düzenin ahlaki ve hukuki bir çürümüşlük içinde olduğunun bir özeti olarak sunuluyor.

Bircan YILDIRIM

10,645 Aufrufe • vor 4 Monaten

Yine çok güzeldin ADANA‼️ -Adana’nın ruhu zaten biraz karnaval gibi: asi, sıcak, yaratıcı ve özgür- Bu yıl 13. kez düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Adana’nın hem kültürel zenginliğini hem de Türkiye’nin modern, yaratıcı ve barışçıl yüzünü bir kez daha çok iyi yansıtan bir etkinlik oldu. Renkli kortejler, sanata ve müziğe verilen alan, uluslararası katılım ve şehir halkının coşkusu, Türkiye’de ne kadar güçlü bir medeni yaşam arzusunun olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Adana gibi güçlü bir sosyal dokusu olan şehirde, siyasi gündeme rağmen kalabalığın hiçbir taşkınlık yapmadan bu kadar düzenli ve pozitif bir atmosfer yaratması da aslında büyük bir toplumsal olgunluğun göstergesi. Bence bu tarz etkinlikler, Türkiye’nin yaratıcı ve umut veren bir enerjisinin de var olduğunu kanıtlıyor. Adana bu yönüyle, sadece kebap ve şalgamla değil; yaşama sevinciyle, modern yüzüyle de anılmayı hak ediyor. Eğer bugünkü enerjisini ve halk desteğini korursa, Adana Portakal Çiçeği Karnavalı aynı coşku ve hatta daha büyüğüyle devam eder. Çünkü bu tür organizasyonların temelinde sadece belediye ya da sponsorlar değil, şehir halkının sahiplenmesi yatar ve Adana bu konuda gerçekten çok güçlü. Adanalılar karnavalı sadece izlemiyor; giyiniyor, sokaklara çıkıyor, korteje katılıyor, müziğe dansla cevap veriyor. Bir etkinliğin sürdürülebilir olması için gereken en büyük güç bu: samimi katılım. Elbette bazı riskler var ama eğer yerel yönetim ve sivil toplum aynı motivasyonla devam ederse, bu karnaval Türkiye’nin “şehir festivali” kültürüne yön verecek kadar kalıcı olabilir. Hatta zamanla uluslararası çapta İspanya’daki La Tomatina, Brezilya’daki Rio Karnavalı gibi ikonlaşabilir bile. Adana bunu kaldırır mı? Hem de fazlasıyla. Çünkü Adana’nın ruhu zaten biraz karnaval gibi: asi, sıcak, yaratıcı ve özgür. Tabi ki Ali Haydar Bozkurt ve Ayşe Arman'ın çabaları, Message İletişim'in sahibi Taçnur Aydın ve şahane ekibinin özverili çalışmaları, Ondokuz Organizasyon'un inanılmaz profesyonelliği ile yine dünya çapında bir karnavalda yer aldık, tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 👏👏👏 1 numarasın Adana 🥰 Nisan'da Adana'da Ali Haydar Bozkurt Ayse Arman Tacnur Message_İletisim Ondokuz Organizasyon

Emre Özpeynirci

29,566 Aufrufe • vor 1 Jahr

NATO Zirvesinde adından söz ettiren Fatih Tutak’ın restoranına giden içerik üreticisi Furkan Değerli, 35 bin lira ödediğini ve yaşadıklarını anlattı: 🔹 “İkinci Sahne” olarak adlandırılan ana restoran bölümüne geçiyoruz. Salonun tasarımı çok iyi. Şimdi ıstakozlu ilk tabağımız geldi. İçinde yumurta, mavi ıstakoz ve mısır var. Ben ilk bu tabakta gelecek sandım ama diyorum, “Çok büyük bu ya.” Bu, önden içeriklerin gösterilmesi için sunulmuş. Sonra bu şekilde tabağın kendisi geldi. Daha önce yediğim hiçbir şeye benzemediği için ne diyeceğimi tam bilmiyorum ama tadı 10/10’du. 🔹 Ardından şöyle bir bıçak geldi. Ben dedim, “Aha, başlıyoruz. Kesin egzotik bir şey gelecek.” Bal geldi ekmekle. Bayağı peteğin tamamı geldi ve güzelce zeytinyağıyla beraber servis edildi. Yani bal sonuçta, aklım çıkmadı ama yediğim en iyi 5 tereyağı-bal kombosu arasına girer. İyi gitti, 10/10. 🔹 Ben Chef’s Table tuttuğum için mutfağa çok yakındık. Öneririm burayı, bence asıl olay burası. Sırada gecenin en görsel sunumlarından birisi var: deniz tabağı. Her biri Türkiye’nin başka bir yerinden geliyor ürünlerin. İstiridye Çanakkale’den gelmiş. Burada bir çupra var. Ardından Karadeniz’den gelmiş, isli bir kolyoz balığı var. Bunun tadı da bayağı iyiydi, etkilendim. 🔹 Sırada orkinos tartar var. Şekli balık krakere benziyordu, yani o da balığa benziyor aslında. Tabak genel olarak çok estetik gözüküyordu. 🔹 Çoğunu çok sevdim. Ben arada bir lavaboya gittim. Şimdi sesi açıyorum bu arada, ne çaldığını bir dinleyin… Çok iyi değil mi? Bence öyle yani. 🔹 Sıradaki tabağımız da yine aynı çizgideki Selçuklu yıldızı. Üzüm yaprağı, böyle tart gibi, hellim de var içinde. 10/10 tabak. 🔹 Sırada levrek var. Tertemiz bir levrekti. Yani gerçekten başarılı. Yanında da patates ve havyar. Bu en dolgun tabaklardan biriydi, böyle saf bir lezzet şöleni. Patates de ekstra başarılıydı, 10/10. 🔹 Şimdi gecenin ilk 11/10’luk tabağı: Finike portakalından narenciye buz. Antalya torpili yaptığım için 11 verdim, harikaydı tadı. 🔹 Ve kuzu kebap geldi. Bu Trakya kıvırcık… Böyle sepetten alıp bir ısırık alıyorsunuz… Değil tabii ki, bu önden bir sunum. Tabak gelmeden önce bize bıçağımızı da seçtirdiler. Hepsi özel tasarım, müthiş bıçaklar. Değerli hissettim yani seçerken. Üç farklı türü de vardı. Sağdaki deri, ortadaki direkt et, soldakini unuttum. Sos ve yanında pilavı da vardı. Hepsi 10/10. 🔹 Şimdi ilginç bir ürün geliyor mutfaktan: siyah trüflü Adana kebap. Bayağı iyiydi, etkilendim, 10/10. Sunum da güzel olmuş bence. 🔹 Bu yeşil ürünümüz de bahar mantısı. Gecenin benden en düşük puan alan ürünü oluyor, 5/10 ile. 🔹 Ve şimdi nitro baklava zamanı. Önden bir kokluyoruz, sonra baklava geliyor. Bu tabak benden 12/10 alıyor. Çünkü neden? Doğru tahmin ettiniz; dondurması Antalya usulü yanıksı keçi sütlü dondurma. Harikaydı. 🔹 Ve şimdi tekrar mekan değiştiriyoruz, üçüncü sahneye geçiyoruz yani mutfağa. Arka taraf tamamen fabrika gibi ve tertemizdi. Yediğimiz ürünlerin hemen hepsini gördük etrafta. Böyle kendilerine özel tabaklar varmış. Ben de arada şefe arkadaşımın kendi yaptığı tabağı hediye ettim. 🔹 Bitti mi? Bitmedi. Önce bir helva geldi, sonra fındık şeklinde çikolata dondurma geldi. Ben dedim, “Tam bitti.” Bir de son olarak buz kalıbı üstündeki meyve tabağı geldi. 🔹 Geçelim değerlendirme kısmına: ▪️ Üç Kelime: Açık, ara, birinci. ▪️ İlk İzlenim: Akşam fena geçecek. ▪️ Favori Görsel: Baklava. ▪️ Favori Lezzet: Levrek ya da kuzu. ▪️ Servis: Daha iyi olamazdı. ▪️ Atmosfer: Daha iyi olamazdı. ▪️ Değer mi: Daha fazla değemez. Bundan daha fazla değen bir restoran olmayabilir Türkiye’de fiyatına göre. Yol kenarı büfelerdeki tost bile daha pahalı bence buradaki hizmet/fiyat oranına kıyasla. ▪️ Bir Şey Değişse: 3. yıldız gelebilir. ▪️ Tekrar: Yılda 2 net. ▪️ Bana Hitap Puanı: 9.8 / 10. 🔹 Ödedim bu arada, iki kişi 35 tuttu. En son işte çıktım, şöyle bir arkama baktım: “Ne geceydi ya,” dedim. Kaynak: ig/degerliturizm

noop

42,714 Aufrufe • vor 7 Tagen

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Enver Paşa arasında... Önümüzde ve geçen zaman içerisinde yaşadıklarımız arasında benzerlikler var. Enver Paşa ,hamaset ve hak etmediği halde o makamlarda tutuldu. Milyonlarca insanın ölümüne ve imparatorluğun sıfırlanarak,Anadolu'nun işgaline dahi sebep oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girdiği ve kazandığı iddia edilen seçimlerin sonuçları kati surette şüphe görürmektedir. Özellikle ,bu şüpheler REFERANDUM sayımlarında açığa çıkmış ve aşikar olmuştur. Yüz yıl önce " Devletin bekçileriyiz diye gezinen " Heyet ! Aksaçlı ,Aksakallı vesaire diye tabir edilenler... Mustafa Kemal Atatürk " Seçilmiş " olduğu halde gelmesini engellemek için İMPARATORLUĞU , DEVLETİ VE Milyonlarca insanın ölümünü oturup izlediler, olması için çaba sarf ettiler. Şimdilerde adı geçen bilinmezlerin yaptığı davranışlar farklı değildir. Öyle, gelir birisi kurtarır hikayeleri ile bekleyerek ÖNÜMÜZE SET / ENGEL olanlar iyi bilsinler. Kendileri dahi bu ateşte yanacaktır. Yüz yıl öncekiler yandığı için , HEYET- İ TEMSİLİYE kurulmuştur. Yani Heyet ! Devletin bekçisiyiz diyerek Metafizik alanda gezinenler yüz yıl önce yanarak can vermişlerdi. Köklerinin kazınmamış olması bugüne sirayet etmiş olumsuzluklarla ortadadır. Zaman dolmuştur, hatta geçmektedir. Bela ,Afat hızlıca gelmektedir. Çünkü ,cinlerle Allah'a karşı zar atmak gibi büyük bir günah ve hata işlenmiştir. Anadolu 'yu işgal ettiren Enver Paşa, arkasını dönüp gitmiştir. Anadolu'da kalıp Kurtuluş mücadelesini veren Atatürk , Türk'ün ayaklar altına altına alınan, tecavüz edilen şeref ve namusunu kurtarmıştır. Atatürk, kendilerini DEVLETİN BEKÇİSİ diye geçinenlerin neslini kurtarmıştır. Gel bak bugüne... Aynısı nasıl tezahür eder? Ediyor işte... Bu vesile ile : TBMM , SİYASİ PARTİLER, HÜKÜMET ve koltuklarında oturmaya devam edenlerin gazına sakın gelmeyin. SORUNU YARATAN ,ÇÖZEMEZ. Şimdi ,dünya genelinden Türkiye 'ye gelen tehditleri bertaraf edecek kişi ve kurumlar GELMEKTE OLAN FIRTINAYA karşı duramaz. Ve Anadolu'yu yüz yıl öncesi duruma sokarlar. Bu sebeple Enver Paşa ile benzer işlevleri olanlar ve soruna dair katkıları 22 yıldır olmamış olanlarla yol yürümeyeceğiz. Batı ve herhangi bir yerde Erdoğan Land olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yüz yıl öncesinde Enver Land olarak konuşuluyordu .. Hatta ,Enver Paşa için Sultan bile deniliyordu. Aynı tuzağa düşmeyiniz... Mustafa Kemal Atatürk, HANEDAN kurmak isteseydi kurardı. Atatürk, Osmanlı'ya ait görevlerinden ayrılarak tam bağımsız bir kişi olarak MİLLİ MÜCADELEYİ başlatmış,ve savaşı kazanarak ... Türk Cumhuriyeti Devletini : KILIÇ HAKKI olarak kurmuştur. Bunun üzerine Anayasa,Baba yasalarla atlatıp kendine devlet kurma hayali kuranlar .... Bunun üzerine , Kendilerine HANEDAN kurmayı düşünenler veya uygulamaya çalışanlar .... Bu topraklarda kaybolup gidecektir. Her kim , TÜRK CUMHURİYETİ dışında bir fiiliyata hükmetme gayreti ile bugüne kadar yürüdüğü yolu yarına yürüyeceğini zannediyorsa yanılıyor. Mustafa Kemal Atatürk, Devletin kurucusu ve KILIÇ HAKKI sahibi olarak ,Anayasa ile dahi kendisinden sonraya HANEDAN bırakmamıştır. HANEDAN zihniyeti ile Anayasa değişikliği bu topraklarda vücut bulamayacaktır. HİLAFET isteyenler : ALLAH ADINA HAL İFA EDEN kişi : Sadece yaradanın KUT VERECEĞİ kişidir. Halkın vereceği bir KUT yoktur. Bu süreç Hz.Muhammed 'den bugüne kullanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, Bunun kullanılmasını engellemiştir. Allah'ın ,ya da Tanrı'nın KUT VERMEDİĞİ kişi neden kutlu olsun ? Bugün yaşamakta olduğumuz sorunu yaratanlar , çözümü getiremezler. Sorunun sahibi ,çözümün sahibi hiçbir zaman olamamıştır. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

15,089 Aufrufe • vor 1 Jahr

İHH’dan Ayrıldım… Mayıs 2016 tarihinde İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Merkez Medya ve Sosyal Medya Birimi’nde muhabir olarak başlayan ve içerik üreticisi olarak devam eden profesyonel çalışma hayatım, bugün itibariyle son buldu. Elbette, karşılıklı anlayış çerçevesinde. Ve tabi gönül bağı devam Allah’ın izniyle. Aradan geçen 7,5 yıl şüphesiz bana çok büyük tecrübeler kazandırdı. Bir insan için en değerli yıllardır belki de 20 ila 30 yaş arası. Ve ben ömrümün en kıymetli yıllarının böylesi güzide bir kurumda geçmiş olmasından onur duyuyorum. Umarım hakkını verebilmişizdir bunca nimetin ve hizmet fırsatının… Onlarca coğrafyayı ziyaret etmek, oralarda yaşananları Türkiye ve dünya kamuoyu ile buluşturmak nasip oldu. Kah Srebrenitsa’da yumruklarımızı sıktık, kah Patani’deki yetimlerimizle hayatımızın belki de en mutlu günlerini geçirdik. Gittiğimiz her memleket, derin izler bıraktı yüreğimizde. Mesleki olarak kazandırdığı tecrübeleri saymak mümkün bile değil. Vakfa başlarken, benim için büyük müjde olan bu haberi takipçilerimle paylaşırken “Ümmete hizmet yolunda vites büyütüyoruz” iddiasında bulunmuştum. Öyle olmuş mudur gerçekten bunu tarih takdir edecek. Ama yazdığım her habere; basına servis ettiğim her bültene, fotoğrafını çektiğim her kareye, imza attığım her belgesele, klibe; inandım. İnandım da yaptım. Vicdan terazimde tarttım, maşeri vicdana sorgulattım ve öyle paylaştım kendi mecrasında. Bu nedenle ki bugün sonuna kadar huzurluyum ve hiçbir keşkem yok. Bir keşkem var aslında: İşi yapabilmenin heyecanı, sonuca bir an evvel ulaşabilmenin gayretiyle biraz yorduğum ve hatta belki de istemeden de olsa kırdığım abiler, arkadaşlar oldu; biliyorum. Ama eğer onlar da bu satırları okuyorlarsa şunu yürekten yazıyorum ki hiçbiri bir art niyetle değildi. Belki toyluk, belki biraz Karadenizlilik ve belki de biraz uzun yılların kurs ortamlarında geçmiş olmasından kaynaklıydı bu bilinçsiz yormalar. Onlar özellikle haklarını helal etsinler ve bana bunu aşabilmem için dua etsinler, ricamdır. Eksiğimin farkındayım, er ya da geç düzelteceğim inşallah. Son haftalarda yıllık izinlerimi kullanıyordum ve bu sürede vakıfta mesaimin geçtiği tüm abilerle - kardeşlerle helalleşmeye gayret ettim. Henüz görüşemediklerimiz var, onlarla da en kısa zamanda yapacağız inşallah. Tüm bunların her birine ve özellikle yakın çalışma arkadaşlarıma, abilerime sonsuz teşekkürlerimi burada sunmak istiyorum. Bir vakte kadar hiçbir akrabamın dahi olmadığı şu İstanbul’da bana aile oldular, baba oldular, öz abiden öte abilik yaptılar. Allah her birinden razı olsun, güzel işlerinde muvaffak eylesin. *** “Medya” meselesini belki de gereğinden fazla kafasına takmış birisiyim. Bu, yola çıktığımda da böyleydi aslında. Lakin kaçırdığım bir yer varmış. Bunu zamanla öğrendim: Ekonomik bağımsızlık olmadan medyada var olabilmek ve söz söyleyebilmek mümkün değilmiş. Aslında neredeyse tüm meslek dallarında dünya gidişatında böyle bir ivme var. Özel şirketler, devletlerden fazla söz sahibi olabiliyorlar yeni düzende artık. Bugün Selçuk Bayraktar’ı güçlü kılan en önemli şeyin de tam olarak bu olduğu kanaatindeyim. Kendileri de defaatle bunun altını çiziyorlar zaten. Eğer bu çaba, devletin kanatları altında ilerletilseydi bugünlere gelemeyecekti muhtemelen. Bürokratik engeller, değişen siyasi atmosfer vs. Dün, bakan olduğu için en önemli atılımlara imza atabilen adamlar bugün neredeler, hangi işle meşguller acep bir bakın. Ama Bayraktar Ailesi, kendi çizgilerini muhafaza ettikleri müddetçe bir ömür bu başarıyı sürdürebilecekler. Sürdürsünler de zaten, duamız o yönde… Demem o ki bu kurtlar sofrasında var olabilmek için önce mesleki birikim elde edilecek. Ardından da ekonomik bağımsızlık. Aslında bu yeni bir şey de değil. Bir arkadaşım bu meseleleri konuştuğumuz esnasında Ahi Teşkilatından bahsetti ve “Bu eskiden de böyleydi. Girerdin bir ustanın yanına çırak olur, işi öğrenir sonra müsadeni ister yoluna bakardın.” Kendisi farkında değildi belki de hatırlattığı bu hakikatin. Ama tam da duymam gereken zamanda gelmişti bana bu hatırlatma. Evet, meslekte 10 yılı devirdim ve artık sıra bu işin ekonomik tarafını halletmeye geldi. Ardından da sıra bu işin destanını yazmaya gelecek evelallah. Tabi, sizlerin bugüne kadar yanıbaşımda hissettiğim o eşsiz dualarıyla. Çünkü, Müslümanlar hala olması gereken düzeyde temsil edilemiyor henüz medyatik düzeyde. Çünkü, hala zalimler mazlum; mağdurlar yok sayılıyor bu kirli düzende… Bir de şu var: İstanbul’da yaşamak her geçen gün zorlaşıyor. Tıpkı diğer büyük devletlerin başkentlerinde olduğu gibi burada da hayata tutunmak, ekonomik olarak ayakta kalmak kolay olmayacak. Devlet, “Ben sana Anadolu’da da yol, hastane yaptım, İstanbul’da yaşamak zorsa oraya gidebilirsin” diyecek alttan alttan. Bunun için yöneticileri de suçlu bulamıyorum doğrusu. Aksini yapsalar akıntıya karşı kürek zorlamış olacaklar ki bugüne kadar deneyenlerin başaramadığı gibi onlar da başaramayacaklar. Öyle ise yeni hale karşı vaziyetimizi almak icap ediyor. Hem zaten rızkın onda 9’u ticarette değil miydi? Ya Allah… “Hak, haklının en mukaddes malıdır, vermezlerse alacaksın tamam mı?” diyen şaire verilmiş bir sözüm var. Yitik hazinemizi bulamazsam da yolunu gösterecek, ardımızdan gelen nesle medyanın, sinemanın neden önemsenmesi gerektiğini hatırlatacağım. Sancağımızı bizden çalanlar da böyle başlamışlardı işe bundan 150 yıl evvel. Gazetecilik faaliyetleri gömmüştü bu asil milleti diri diri toprağa. Bugün de bu cephede pek bir şey değişmedi. Adı gazete değil artık ama yol yöntem yine aynı. Adına medya demiş olalım bu düzenin. Hala bizden koparmaya devam ettikleri evlatlarımızı, memleketlerimizi, şehirlerimizi ve geleneklerimizi neyle kopartıyorlar, bir hatırlayalım isterseniz: Dizi, film, medya propagandası ve her ne halt yerse yesin asla dokunulmaması gereken gazeteciler… Hafızlığın ardından imamlık, müezzinlik, vaizlik, müftülük yolunu bırakıp bu alana yönelme saikim de buydu tam olarak zaten. Şimdi yeni bir heyecanla Besmelesini çekiyorum tüm bu niyetin. *** “Ne yapacaksın?” sorusuna cevaba gelelim şimdi: Vakfa girdiğimde yapabildiğim tek profesyonel şey haber yazabilmekti. Zamanla, medya ilişkilerinin nasıl kurulacağından tutun da fotoğraf - video çekmeye; bunların hangi bakış açısıyla elden geçmesi gerektiğine ve tüm bunları aynı anda kompleks bir şekilde nasıl yönetilebileceğine kadar birçok noktada kendimi geliştirme fırsatım oldu. Bugün geldiğim noktada sadece vakıftan değil, kamusal hayat denen mesaili hayattan da ayrılıyorum. Tabi büyük konuşmak da istemem lakin en azından bir müddet böyle deneyeceğim. Evet, şahıs şirketimi kurdum ve artık evden devam edeceğim rızkımı aramaya. Elbette bu bir risk. Maaşlı düzenden, düzensiz bir gelire geçmek çok kolay olmasa gerek. Ama kim dedi ki zaten risksiz başarı var? Bugüne kadar neyi başarmak nasip olduysa o korkularımın üzerine giderek oldu. Hatta en güçlü yanlarım da burası oldu hep: Acı acı, tırnaklarımla neyi kazandıysam o yaptı beni ben… Halihazırda dışarıdan destek olarak üstlendiğim işler var. Gün geliyor bu kurumların ya da kişilerin, fotoğraflarını çekiyorum. Gün geliyor, haberlerini yazıyorum, sosyal medyalarını yönetiyorum. Gün de geliyor belgesellerini, kliplerini, sosyal medya videolarını her şeyiyle birlikte yönetip bunun pazarlamasına gayret ediyorum. Eğer sizin de böyle bir ihtiyacınız varsa, bir vakfınız, bir Kuran Kursu’nuz, bir ticari işletmeniz ya da kendiniz için böyle bir ihtiyaç duyuyorsanız ve asgari müştereklerde buluşabiliyorsak size de bu noktada hizmet verebileceğimi buradan ilan etmek istiyorum. Bu işlerin de her birinin yine benim davama hizmet eden iş kalemleri olmasına gayret ediyorum. Bu benim bakmakla yükümlü olduğum eşimin ve Selimhan’ımın iaşesini temin için. Bunun dışında ekran yüzü olarak ama bir mecrada ama kendi oluşturmayı planladığım ortamda sözümü söylemem gerekiyor. Bu bir sac ayağıysa sadece tekniğini bilmek ya da sadece parasını kazanmak yetmiyor. Onun da arayışı içerisindeyim. Ama zorlamayacağım. Çünkü artık içimdeki deli kanı yenebilecek kadar büyüdüm. Biliyorum, nasipte varsa su akacak ve yolunu bulacak… Hem de hevesini ettiğimin de ötesinde! Adı lazım değil bir medya patronu, bugün değil çalışanlarına, eğitime gelen öğrencilerine bile hatırı sayılır bir maaş verebiliyor. Ne sebeple? Batıl davasına asker yetişsin için. Var mı Müslümanlar arasında böyle bir yapı, hem bunun heveskarlığını oluşturabilen ve hem de ödemesi gereken miktarı titremeden verebilen? Şimdi benim derdim de bu. Önce kendi iaşemi rayına oturtacağım. Ardından da ne tecrübem varsa ya da piyasada ne tecrübesi olan makul gazeteciler varsa her birinin bu aktarımı yapabilmesi için şu yeni şartlara göre bir sistem kurmaya gayret edeceğim. Gelen adamlar burada hem işi öğrenecekler hem iaşelerini temin edecekler. Oldum diyen de rahatlıkla piyasada kendi düzenini kurabilecek, ama Müslümanca! Allah’ım nasip et… Söz tükendi. Dualarınıza talibim. Rabb’im araç diye gördüklerimizi amaçlaştırmasın inşallah. Hepsinden öte bir kul olarak eksiklerimiz de çok. Her biri için ayrı ayrı dualarınıza tekraren talibim. Vesselam. | Temmuz, 2023

Bilal Gündoğdu

152,574 Aufrufe • vor 3 Jahren

💥🇨🇳Çinli Prof. Zhang Weiwei İran savaşına dair: "Bu savaş Amerikan imparatorluğunun çöküşünü hızlandıracak" "Çin ve İran askeri işbirliği var, Çin büyük bir güçtür" "Bir anlaşmaya vardığımızda her maddesini uygularız" "Trump nasıl olur da kavga çıkarmaya cüret eder?" "Ticaret savaşı, Gümrük vergisi savaşı ve Teknoloji savaşı başarısız oldu. Bu savaş da başarısız olacak." Tam metin ➖ Bu yılın 28 Şubat'ında Amerika ve İsrail, İran'a askeri saldırı başlattı. ➖ Bu açık bir saldırganlık eylemiydi. ➖ Birkaç gün içinde giderek daha fazla insan aynı kanıya vardı: ➖ Trump yine büyük bir stratejik hata yaptı. ➖ Trump ve hükümeti başlangıçta Hamaney'i ortadan kaldırmanın yeterli olacağını düşündü. ➖ Bunu ilk günkü bombardımanda başardılar. ➖ İran'ın askeri komuta sisteminin çökeceğini sandılar. ➖ Halkın ayaklanacağını ve İran'ın teslim olacağını düşündüler. ➖ Ancak beklenmedik şekilde İran'ın karşı saldırısı çok güçlü ve hızlı oldu. ➖ Güvenilir raporlar mevcuttur; bazı bilgilerin doğrulanması zor olsa da. ➖ Örneğin, Körfez ülkelerindeki neredeyse tüm ABD askeri üsleri saldırıya uğradı. ➖ İran'ın füze ve insansız hava araçları bu üsleri hedef aldı. ➖ Bu kez saldırıların isabeti çok daha yüksekti. ➖ Altı ay önceki on iki günlük savaşa kıyasla ciddi bir gelişme sağlanmış. ➖ Teknoloji ve diğer alanlarda açık bir ilerleme görülüyor. ➖ Dün biri bana soru sordu: ➖ "Çin, İran'a gemisavar füzeler ve hipersonik silahlar mı sağladı?" ➖ Çin ve İran 25 yıllık kapsamlı bir işbirliği anlaşması imzaladı. ➖ Bu anlaşma askeri işbirliği içeriyor. ➖ Hepsi kamuya açık, inceleyebilirsiniz. ➖ Çin büyük bir güçtür. ➖ Bir anlaşmaya vardığımızda her maddesini uygularız. ➖ Bu saldırıda neredeyse İsrail'in tüm şehirleri hedef alındı. ➖ İsrail'in stratejik derinliği yok. ➖ Bu büyük bir dezavantaj. ➖ Küçük kasabalar ve hassas bölgeler de yoğun füze saldırılarına maruz kaldı. ➖ Tel Aviv en ağır etkilenen bölge oldu. ➖ Ulusal Güvenlik Ofisi ve Genelkurmay Başkanlığı saldırıya uğradı. ➖ Hava Kuvvetleri Komutanlığı, ticari bölgeler ve kimyasal tesisler de hedef alındı. ➖ İran bu karşı saldırıyı çok önceden planlamış görünüyor. ➖ Dini lider, savunma bakanı ve başkomutan ilk saatlerde hayatını kaybetti. ➖ Ama önceden hazırlanan planlar yine de aynı anda devreye girdi. ➖ Dikkat çekici nokta şuydu: İsrail'in ve ABD'nin lojistik hatları hedef alındı. ➖ Bu, çok önceden yapılmış stratejik bir planlamanın ürünüydü. ➖ İsrail ve ABD, Hamaney'i suikastla ortadan kaldırmayı planlamıştı. ➖ Küçük bir bedelle büyük stratejik başarı elde etmeyi ve İran'ı çökertmeyi umuyorlardı. ➖ Ancak sonuç tam tersi oldu. ➖ İran'ın ekonomisi zaten çok kötüydü. ➖ Renkli devrim neredeyse başarıya ulaşmak üzereydi. ➖ Ekonomik sıkıntılar toplumsal hoşnutsuzluğu körüklüyordu. ➖ Çeşitli muhalif sesler yükseliyordu. ➖ ABD renkli devrime umut bağlamıştı. ➖ Hükümeti destekleyen güçler de küçümsenmeyecek büyüklükteydi. ➖ Bu nedenle uzun süredir bir çekişme süreci yaşanıyordu. ➖ Oysa Hamaney'in öldürülmesi onun için bir şehadet anlamına geldi. ➖ Artık aziz olarak görülüyor. ➖ İran en azından şu an için daha da kenetlendi. ➖ ABD ve İsrail'in saldırganlığına karşı birlikte direniyor. ➖ Hamaney bir sembol, bir simge, hatta bir bayrak haline geldi. ➖ Bence ABD ve İsrail bunu hiç öngörememişti. ➖ Trump'ın kararları hep aceleci. ➖ Hiçbir ciddi araştırma yapılmıyor. ➖ İran toplumunda zaten gelir eşitsizliği ve toplumsal hoşnutsuzluk mevcuttu. ➖ Reformcularla muhafazakârlar, dindarlarla laik kesim arasında gerilim vardı. ➖ Ama yoğun bombardıman iç sorunların bir kenara bırakılmasına yol açtı. ➖ Bu sorunlar ileride yeniden su yüzüne çıkacak. ➖ Yabancı saldırılar çoğunlukla bu tür bir birlik etkisi yaratır. ➖ Sonuç olarak ABD ve İsrail karşıtı öfke ve intikam duygusu güçlendi. ➖ İran'ın Libya ya da Suriye olmadığını unutmamak gerek. ➖ İran'ın kendine özgü kadim bir medeniyeti var: Pers medeniyeti. ➖ İranlılar "Medeniyetimiz 6.000 yıldır devam ediyor" diyor. ➖ Kadim ve bağımsız bir medeniyet mirası taşıyor. ➖ İran önemli bir imalat kapasitesine sahip, özellikle savunma sanayiinde. ➖ Bir anlamda orta ölçekli bir güç; gelişmekte olan ülkeler arasında önemli bir konumda. ➖ Ama asıl mesele şu: Trump'ın karar alma kalitesi son derece düşük. ➖ Bu da ABD'yi köşeye sıkışmış bir hale getirdi. ➖ Bu savaş Amerika'yı yeniden büyük yapmayacak. ➖ Aksine Amerikan İmparatorluğu'nun çöküşünü hızlandıracak. ➖ 2018'den bu yana kamuoyu önünde açıkça söyledik: ➖ Bu karar alma kalitesiyle savaşa girmeye kalkışmamalı. ➖ "Bu Çin" programında bunu defalarca vurguladık. ➖ Ama görünüşe göre o bu programı izlemedi ya da dersleri özümseyemedi. ➖ Her karar aynı şekilde alındı. ➖ Çevresindekiler de karşı çıkmaya cesaret edemedi. ➖ Bunun sonucunda birbiri ardına hatalı kararlar çıktı. ➖ Ticaret savaşı da başarısız oldu, tarife savaşı da, teknoloji savaşı da. ➖ Şimdi bu İran'a yönelik saldırganlık da aynı akıbete uğrayacak. ➖ Amerika'yı yeniden büyük yapmayacak. ➖ Yalnızca Amerikan İmparatorluğu'nun çöküşünü daha da hızlandıracak. ➖ Teşekkürler.

Kuşçu

89,369 Aufrufe • vor 6 Monaten