正在加载视频...

视频加载失败

🥳🎉 Bakın GitHub yardımcım custom GPT'min bug'ı bulup fix'lediği ve PR açtığı o anlar:

97,942 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

10 条评论

fatih kadir akın 的头像
fatih kadir akın1 年前

Bu da açtığı PR:

fatih kadir akın 的头像
fatih kadir akın1 年前

Hey @sama, watch this custom GPT :D

Ekin 🛵 的头像
Ekin 🛵1 年前

abi twiti "Custom GPT'nin bug'ı bulup fixlediği ve PR açtığı o anlar sosyal medyada beğeni topladı" olarak değiştirebilirsin

Tunahan Tekeoğlu 的头像
Tunahan Tekeoğlu1 年前

Sam Altman bukadar verimli kullanmamıştır abi GPT’nin suyunu sıktın 😄

Ekin 🛵 的头像
Ekin 🛵1 年前

bi benzerini ben de denedim ama benimki bunu yanında amatör kaldı. üzüldüm şu an biraz. bi python scriptle reponun içindeki tüm dosyaları okuyup tek bi .yaml dosyasına yazdırıp GPT ye upload ettim. kaynak olarak dosyayı kullanmasını söyledim. çok büyük repolarda patladı tabi

fatih kadir akın 的头像
fatih kadir akın1 年前

Ben de böyle yapıyordum, geçen @vigobronx ile buluşunca beynim açıldı.

R. Samet Samyeli 的头像
R. Samet Samyeli1 年前

vay.....

Anlamsız 的头像
Anlamsız1 年前

custom GPT ile GPT arasında çok fark oluyor mu ? İnce ayar vs yapabiliyor musun veya url leri atıp o url ler üzerinden eğitilip destek sağlayabiliyor mu ?

Miracthis 的头像
Miracthis1 年前

Ayıp be kardeşim. bu ne saçmalık böyle. İnsan şunu public yapmaz mı custom gpt yi insanlarda kullansın.

enes 的头像
enes1 年前

Bunun çok aşırı manyak kompleks bir halini bizim şirkette kullanıyoruz. Code review, statik kod analiz analizi, raporlara göre refactor, CVE kontrolleri vb… 3-5 kişilik işi daha bi titizlikle yapıyor. Bir de haftalık ve aylık nerelerde iyileşebilirizi output olarak veriyor

相关视频

Arap Baharı Nasıl Başlamıştı? Tunus'ta üniversite mezunu işsiz bir genç açtığı tezgaha müdahale edilince kendini ateşe verdi. Araplar, Arşimetin suyun kaldırma kuvvetini bulması gibi aniden demokrasiyi buldular.. Tunus'ta başlayan isyan hareketi ilginçtir Filistin, Yemen,Fas, Cezayir hariç tüm ülkeleri yerle bir etti... Peki hiç düşündünüz mü? Neden ilk isyan Tunus'ta başladı? Araplar neyi bekledi? Mesela Tunus halkından çok daha beter durumdaki (demokrasi açısından) Irak ve Libya halkı 30 küsur sene neden susmuştu? Mesela Irak'ta saddam sonrası Bağdat Basra, Musul, Felluce ne hale geldi? Amerika ve NATO'nun vahşeti ortada iken Libya halkı neden durmadı? Şimdi yukarıdaki kısa açıklama sonrası Arap dünyasında Instagram sayfaları arasında güya Filistin'e destek olan bu ve benzeri sayfalara bakın. Araplardan daha Arap olarak İsrail karşıtı gösteriler ne hikmetse Türkiye, Bangladeş ve Pakistan’da devam ederken Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, ve Umman'da niye protesto yok? İsrail aynı anda Lübnan, İran, Suriye, Irak, Mısır'ı vururken nerde o koskoca Arap Birliği? Ortadoğu'da 500 milyona yakın Arap yaşarken niye milyarlarca dolar sevete sahip zengin Arap devletleri Filistin'e destek olmuyor? İsrail çatır çatır vururken Arap Birliği nerede? Türkiye topraklarına saldıran teröristleri inlerinde vurunca Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon yapınca toplanıp Türkiye'yi kınayan 22 Arap devleti aynı cesur tavrı niye İsrail'e karşı SERGİLEMİYOR?

丂乇爪丨卄卂

202,032 次观看 • 1 年前

Michigan'da Hematolog olarak çalışan Dr. Farid Fata, 6 yıl içinde tam 553 hastasına, yalandan kanser teşhisi koyarak, tamamen sağlıklı oldukları halde onlara uyguladığı kemoterapi sayesinde, ilaç şirketlerinden tam 17.5 milyon dolar prim almış. Sigorta şirketlerinden kendi ve kurumu adına da ayrıca 34 milyon dolar resmi para almış. 8 yıl önce ortaya çıkan bu skandal sebebiyle yargılanan doktor Fata'ya tam 45 yıl hapis cezası verilmişti. Ancak buradaki ceza, bu canavar doktorun sahte kanser teşhisi koymasından ötürü verildi; ilaç şirketleriyle arasındaki kirli, masa altı ticaretinden dolayı değil. Eğer kanser teşhisi gerçek olsaydı, yine hemen kemoterapiye başlayacak ve yine ilaç şirketlerinden bu parayı kazanacaktı. Kemoterapi haricinde bir başka tedavi yolu araştırmaya gerek de duymayacaktı. Çünkü diğer yöntemleri uygularsa, kendisine el altından para ödeyen ilaç şirketleri olmayacaktı. Modern Tıp diye yüceltilen mekanizmanın böyle kirli ve ahlaksız yönleri olduğunu asla unutmayın. Covid sahte pandemisinde, televizyonlara çıkıp sürekli Pfizer aşısı ve diğer mRNA aşılarının propagandasını yapan, hatta aşı manyağı oldukları halde, yerli aşı çalışmalarını küçümseyen bir takım doktorların da ilaç şirketleriyle ilişkileri araştırılmalıdır. Bunu 3 senedir ısrarla söylüyorum; ama Sağlık Bakanlığı da pandemi döneminde birçok yanlış uygulamaya imza attığı ve yol açtığı insan hakları ihlallerinden ötürü konunun üstüne gidemiyor. Bilim Kurulu diye seçtiği doktorları bile araştırsalar, kimbilir ne pislikler ortaya yayılacak. TTB denen ihanet yuvası da her açıdan araştırılıp, tüm uluslararası ilişkileri yargı yoluyla soruşturulmalıdır. Bir daha asla bu tuzaklara düşmeyin; ilaç sektörünün kucağında doktorluk yapanlardan şeytan görmüş gibi kaçın. Çünkü, yukarıdaki canavar doktor Farid Fata gibi, bunlardan da her türlü ahlaksızlık beklenir. Gerçek doktorları, hastayı gözeten, merhametli hekimleri bulup, onlara güvenin. Ve elinizden geldiği kadar, sağlıklı yaşayıp, hasta olmamaya bakın.

Mustafa Tanyeri

56,620 次观看 • 2 年前

Hayırlı sabahlar. Erdoğan sonrası İmamoğlu üzerinde bahis oynayanlar sadece dışarıda mı var? AK Parti’nin içinde de bu işe yatırım yapan insanlar yok mu? Bu iş insanlarının kimlerle bağlantılı olduklarına baksınlar bakalım. O otelde yapılan toplantıya kimlerin katıldığını, neden gizlendiğini sorgulasınlar. Belediye başkanı neden o otelde yapılan toplantıda kamuoyuna kapalı bir süreç yürütüyor? Neyi saklıyorlar? Kameralar gelince hemen panik, çamura yatma, açıklama karmaşası başlıyor. Hayırdır? Bu kaçıncı seviye güvenlik düzeyinde bir toplantı? Sen belediye başkanısın! Bu gizlilik niye? Bu toplantı, 15 Temmuz öncesinde Büyükada’da yapılan ve “Erdoğan sonrası” sürecin parametrelerinin belirlendiği o toplantıya benzemesin? Otelde yapılan görüşmelere katılanlara bakın bakalım; AK Parti’ye yakınlar mı, uzaklar mı? Bu fotoğraf, tam bir samimiyetsizlik örneğidir. Bir taraftan Sayın Erdoğan’ın yanında gözükeceksiniz, 20 yıldır bu milletin omuzlarında taşıdığı iktidarın açtığı alan sayesinde servetinize servet katacaksınız; Ama diğer taraftan da Erdoğan’ın demokrasi dışı yöntemlerle iktidardan uzaklaştırılmasının önünü açabilecek her girişimin arkasında yer alacaksınız. İşte bu, iki yüzlü sermayenin halidir. Hatta sadece iki değil, on yüzlü bunlar! Bunların bir kısmı, 15 Temmuz gecesi uçağa binip kaçmaya çalıştı. Ama hava koridoru kapalı olduğu için gidemediler!

Metin KÜLÜNK

180,803 次观看 • 1 年前

Doğru ne ise onu söylemeye devam edeceğim Serdar Kelleci: Antalya maçı ne olur? Arkadaşlar ve Okan hoca ile ilgili eleştiriler oluyor mu? Sosyal medyada da, medyada da olacak mı? Olacak. Ama arkadaşlar bakın, bu takımı buraya 4 senedir Okan hoca getirdi. Bu takımda yarın şampiyon olacaksa yine Okan hoca sayesinde olacaktır. Bugün evet kötü günde, bakın benim tarzım bu değil. O yüzden bazen sevilmeyen adamda oluyoruz, linçlenen adamda oluyoruz. Ama ben hep inandığımı söylerim. Neye inanıyorsam o doğrultuda da giderim. Okan Hoca ile ilgili de bugün şu an bahsettiği yapmak benim hoşuma gitmiyor. 4 senede şampiyon olmuş, 3 senedir özür dilerim, şampiyon olmuş bir hocanın bazen hata yapma lüksü vardır. Bugün de bir hata yaptığımı düşünüyorum. Antalya maçında hep söylediğim bir şey var. Biz ilkemle de bazen tartışırız. Bazen kızarım, ederim. Ama şimdi bir şeye başlayacaksak da o anda artık hepsine bir sünger çekip benim o moraliteyi yükseltmem gerekir. Bu yayının selayeti açısından. Çünkü ortak bir şey yapıyorsak, Galatasaray tarafları da ben de bu işin ortağıyım diyorsa, ben de bu işin bir parçasıyım diyorsa ki öyle, o zaman bugün Ben bir şey gördüm sosyal medyada. Okan Buruk istifa hashtag'i ile başlatılan kampanya 2. sırada. Ben yapmam. Ben bunu yapmam. Bakın sevmediğim adama da yapmam. Sevdiğim adama da yapmam. Bunu gerçekten şimdi öfkeyle tamam ama yani herkesin peşinden gitmek çok doğru bir şey değil. Herkes bu görüşte ben de bu hani bunu taraftar bazında söylüyorum. Bu bence Galatasaray'a zarar verir. Mesela bugün için tabii ki büyük ihtimalle YouTube kanallarında, televizyonlarda Okan Hoca ile ilgili çok büyük eleştiriler yapılmış olabilir ki doğaldır. Bunun yapılması gerekir. Ama taraftar bu şiddeti arttırdığı takdirde panikleşmeye bak, iş paniklemeye, panikleşmeye sürecine doğru gider ve hiç istenmeyen bir hikayenin sonunu yazabilir Galatasaray. Dolayısıyla burada aklıselimin devreye girmesi gereken anlar vardır. Bugün sosyal medyada birisi çok güzel bir şey yazmış. En çok hoşuma giden yorumlardan biri şuydu. Oğlum bak bu adam Galatasaray'ın şampiyon olacağı neredeyse olacağı günde kalkıp Galatasaray'la ilgili belki çok sükseli bir Samsun Spor galibiyeti bekliyorum. Bu işte kolay değil. Gerçekten bazen bunları demek çok kolay değil. Arkadaşlar bugünkü benim tarafıma olan linci görmüşsünüzdür. Maçtan önceki linç kültürünü görmüşsünüzdür. Bakın bunlar çok kolay şeyler değil. Ha ben bakmadım. Ama bakan her insan için bu mutlaka duygusal bir çöküntüye doğru gidebilir. Ben bugün ne yaptım? Ben buna inanıyordum. Galatasaray'ın burada işte bu hafta içinde yapılan idman taraftarı açık olan idman futbolcuların aleti ruhiyesi vesairesini gördükten sonra Samsun Sporu da izledikten sonra bunların hepsini totalinden bir şey çıkartıyorsun ve inandığımı söylemeye devam et yarın Antalya maçında yarın Kasımpaşa maçında yarın Fenerbahçe Konya Konya Fenerbahçe maçında da neyi görüyorsan onu söylemeye devam edeceğim rahatlamamdaki sebep şu arkadaşlar bakın futbolcular ve teknik direktörler zannettiğimizden çok daha fazla sosyal medyaya bakıyorlar. Bu tarafı unutursak, şimdi bu benim sorunum bu taraftar olarak. Elbette senin sorunun değil ama bilmiyorum ben de bir taraftardım küçükken ama takımımın kötü bir şey yaşamaması için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ben ufak böyle bir Herkes şu an çok sinirli anlayabiliyorum. Tepkiler çok fazla değil mi? Ben yorumları okuyamıyorum şu an. Bana da tepki vardır mutlaka. Hala okul hoca diye belki vardır. Tamam tahmin edebiliyorum. Ama bakın geçmişte mesela ben de bu tribünlerde futbol seyircisi olarak gönlümden geçen o gönlümdeki takım için ben de tribünlerde yer almıştım ve ben bir Galatasaray-Bursa spor maçında bu hikayeyi anlattım. Benim çok canım yanardı küçükken.

Galatasarayultrataraftar

158,910 次观看 • 2 个月前

Ana Acil Bültenine hoş geldiniz arkadaşlar. Acilcinin saati olmazmış o yüzden günün her saati paylaşım yapmaya dewamke🥰 Size tanıştırayım kendileri İşlek Aksiller Masaj olur. Men world olan ortopedi dünyasında dünyada ilk kadın hekim tekniğidir masajla anterior çıkıklarda Kendi tekniğim yaklaşık on senedir uyguladığım tekniktir. Size belki sadece yirmi snde redüksiyon gerisi kahkaha gibi gelebilir ama aslında altında on senelik tecrübe yattığını anlayan anlar. Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına; İlaçsız sedasyonsuz traksiyonsuz kontratraksiyonsuz masajla redüksiyon yöntemi hemde tek uygulayıcı ile yapılabilen şahane tekniğimden bahsedeceğim. 1-hasta ile tam karşılıklı oturun, hastanın çıkan omuzu sizin omzunuzda destek olarak duracak bu neden önemli niye bu pozisyonda derseniz hastanın ilk çıkık pozisyonunda diğer eli ile desteklediği pozisyonu sağlamak için, böylelikle ağrısı minimuma inecek ve hasta eforu sıfır. Biliyorsunuz cunningham da hasta eforu gereklidir. Cunningham da hastanın eli doktorun göğsüne temas ediyor kadın doktor olarak uygulamakta zorluk çektiğimiz için bu tekniği geliştirdim. 2- Masaja ilk koltuk altından Plica axillaris den başlayın. Doktor baş parmağını axillanın en derin yerine koyar gevşetmeye çalışır. Plica axillaris teres majör ve latissumus dorsi tendonu burayı gevşetelim. Cunnighamda bicepse karşılık gelir. Bakın ben kola hiç dokunmuyorum 3- diğer parmaklar scapula lateraline yani infraspinat ve teres minör ü gevşetmeye çalışır burası da cunningham da deltoide karşılık gelir. 4- trapezius ve supraspinat cunnighamla aynı. Ama ben kola hiç dokunmuyorum. Hasta eforu sıfır ve ayrıca omuzun asıl en güçlü kaslarına masaj yaptığım için kolayca redükte oluyor Kaslı ve genç insanlarda çok kolay redükte olur. Kendi deneyimlerinden yaş skalası verirsem 10-35 yaşa kadar 1 dkka 35-50 yaşa kadar 2 dkka 50-65 yaş arası 3 dkka 3 dkkadan sonra redükte olmuyorsa sedasyon analjezi ver traksiyonlu yöntemlere geçin. Kocher olabilir ben genelde hastayı uzandırıp fares ve hennepin, spaso tekniğine geçiyorum. Yani şunu diyorum ne kadar çok adele o kadar kısa sürede redükte. Sporcularda daha kısa sürede. Sahada sporcu yaralanmalarda ilk benim tekniği deneyin görün etkisini. Dikkat ederseniz yaşla beraber süre uzuyor çünkü adele ne kadar dejenere ise o kadar süre uzar. İyi seyirler.. korkmadan redüksiyon yapın gençler ilk benim tekniği anterior çıkılarda denerseniz de çok sevinirim

Uzm.Dr.Ayşegül İşlek Yüksel

47,684 次观看 • 1 年前

Ruhun Şad Olsun Paşam! 10 Kasım Özel: Milli Ekonomi, Cumhuriyetin Milli Yemindir! Ekonomik bağımsızlık, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş amaçları arasında en önemli yeri kaplar. Youtube kanalımızdan dinleyin: Mustafa Kemal Paşa Mart 1922’de bakın durumu nasıl anlatıyor : “ ... Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri, Avrupa rekabetine karşı kendisini savunamayan ekonomimizi kapitülasyon zincirleri ile bağladı. Gerek örgütleri gerek bireysel ekonomik girişimleriyle bizden çok daha kuvvetli olanlar, memleketimizde en imtiyazlı mevkilerde bulunuyorlardı. Temettü vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman istedikleri eşyayı, istedikleri şartta memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisat şubelerimize bu sayede hâkim olmuşlardı. “ Efendiler! Bize karşı yaptıkları rekabet hakikaten çok gayr-ı meşru, hakikaten çok acımasızdı. Rakiplerimiz bu yolla gelişmekte olan sanayiimizi de mahvettiler. Ziraatımızı da yok ettiler, ekonomik gelişmemizi durdurdular.” 1 Kasım 1937… Vefatından tam bir yıl önce ve cumhuriyetin 14. Yılında Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: “Endüstrileşmek en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. En başta vatan müdafaası olmak üzere, ÜRÜNLERİMİZİ kıymetlendirebilmek ve en kısa yoldan, en ileri ve refah Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir zarurettir. Beş yıllık ilk sanayi planının geri kalan kısmını hayata geçireceğiz ve bütün hazırlıkları bitirilmiş olan birkaç fabrikayı da acilen üretime açacağız.” “ ... Bundan sonrası için, bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve harp hava sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir..” O, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Müdafaa-i Hukuk ruhuna uygun olarak, yabancı sermayeye karşı tam bağımsız bir ekonomiden, sanayileşmeden yana tutumunu böyle dile getirmiş ve hayata geçirmişti. Sahte bir demokrasi döneminin getirdiği ‘hürriyet’le birlikte yabancı sermayeyi teşvik kanununa, petrol kanununa, Amerika ile ikili anlaşmalara kapılarımız açtık ve Osmanlı’nın sömürü sistemini yeniden yarattık! Demokrasi kendine göre bazı özgürlükler getiriyor gibi göründü ama cumhuriyetin milli yemini olan MİLLİ EKONOMİ gümbürdedi gitti. Gözümüzü bir açtık ki yeniden yarı sömürgeyiz! Bu yıl 20. ölüm yılında andığımız Attila İlhan şöyle yol gösteriyor: “Kıssadan hisse; bir ülkenin özgürlüğü, tam bağımsızlığı sadece demokratik düzeyde serbestlikler sağlamakla olmaz. Bu işi sağlama bağlamak, ekonomik düzeyde bu bağımsızlık ve serbestliğin üzerine oturacağı temelleri atmak lâzımdır. O temeller ise, besbelli endüstrileşmeyle atılacaktır. O halde; Türkiye Cumhuriyeti devletinin ölüm kalım sorunu, demokratikleşmeyi ve sanayileşmeyi aynı zamanda, uyumlu ve düzenli bir biçimde yapabilme sorunudur. Peki, buna karşı partilerimizin tavrı ne?” İşte hepimizin buna bakması gerekiyor! Attila abi diyor ki: “Ortalıkta Atatürkçülük dendi mi, herkes aslan kesiliyor ama, Mustafa Kemal’in ekonomik bağımsızlık, sanayileşme, bağımsızlık ve özgürlük konularında söylemiş oldukları kimsenin kafasını kurcalamıyor. Halbuki ekonomik bağımsızlık bu devletin kuruluş amaçları arasında en önemli yeri kaplar.” Nutuk'ta, ‘istiklâl’ üzerine unutulmayacak sözlerin birkaçını okuyalım: “Ben, yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence hayat meselesidir.” “Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsız olmayan bir millet, insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yükseğe çıkamaz.” “Milletimizin kurduğu yeni devletin kaderine işleyişine ,bağımsızlığına unvanı ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettirmeyiz! Millet, kurduğu devleti ve onun Bağımsızlığını ilelebet muhafaza edecektir!” Böyle demiştir 87 yıl önce kaybettiğimiz Gazi Paşamız! Geride kalan politika esnafı hatta çok sahip çıkar görünen zevat, burada alıntıladıklarımızın tam tersini söylemiş ve yapmışlardır! Türk Milleti “Atatürkçüyüm” diye bangır bangır bağırarak, topraklarımızda yabancılara üs verenleri, ikili anlaşmalar yaparak bölünmez bütünlüğümüzü parçalara bölenleri, milli ordumuzu yabancıların iradesine bırakanları, ekonomimizi yabancı ekonomilerin sömürüsüne mahkum edenleri unutmayacaktır. Türk milleti, Kürt Teali ve İslam Teali’yi yeniden canlandıranlara, İngiliz,İsrail ve Amerikan Muhiplerine gereken cevabı verecektir! Türk milleti gerçek anlamda Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesi yapanları anında hissedecek ve sahiplenecektir! Ruhun şad olsun paşam!

Banu AVAR

49,592 次观看 • 8 个月前

LeMan Dergisi olayı zaten korkunç. Bir parça karikatür - çizgi film kültürü olan çocuk bile o karikatürde peygamberlerin resmedilmediğini anlar. Savaşta roket ve bombalarla ölüp bedenlerinden ayrılmış, ruhları gökte buluşmuş, kaderin cilvesine bak ki iki dinin en kutsal isimlerini taşıyan bir Müslüman ile bir Musevi... Yani hadi karikatürü böyle yorumlamadın diyelim, Allah aşkına sen Hz. Musa'nın o şapkayla dolaştığını mı sanıyorsun? Bu nasıl Musa - Muhammed tasviri olabilir? Fakat bütün sorun linççi yobaz güruh, İbdacılar, AKP mi? Hayır ne yazık ki. ShowTV'nin şu haberi ne kadar işbirlikçi, ne kadar kasıtlı ve kışkırtıcı verdiğine bakın. Alçakça bir habercilik tarzı, Akit'ten aşağı kalır yanı yok. "Hz. Muhammed'i resmettiği iddia edilen karikatür" demiyor mesela, doğrudan "provokatif karikatürü yayınlayan dergi" diyor. "Saldırıların hedefi olan dergi", "dergiyi yakma tehditleri" falan gibi ifadeler yok asla. "Provokatif Hz. Muhammed karikatürünü yayınlayan LeMan dergisi" diyor. Ama sıra karikatüristin açıklamasına gelince ne oluyor? Karikatür konusunda binayı basan yobazlarla net aynı fikirdeyken, birden bir haberci kuşkuculuğu geliyor. "Söyledi" demiyor, "açıkladı" demiyor, "öne sürdü" diyor. "Hz. Muhammedi ve Hz. Musa'yı tasvir etmediğini ö-n-e s-ü-r-d-ü". Yani karikatürist öyle diyor ama aslında tasvir etmiş olabilir... Ama söz karikatüriste gelene kadar hiç "öne sürmek" yoktu, Bu kadar taraflar. Haberin finali daha da korkunç: "Şüphelilerin provokatif karikatür için yurtiçi ya da yurtdışından mali destek alıp almadıkları incelenecek." Milyonlara olanları işte böyle anlatıyor ShowTV... Türkiye'nin neon ışıklı yüzü, karanlık yüzünden daha az korkunç değil.

Murat Aykul

11,747 次观看 • 1 年前

“Balon gitmekle ilgiliydi. Eller ise kalmakla..” Sahilde yürüdükleri an, dışarıdan bakınca sıradan bir yürüyüştü. Ama aslında iki insanın birbirine tutunma biçimiydi. Eleni’nin Oruç’un elini tutuşunda bir sahiplenmeden çok, kaybolmaktan korkan bir çocuğun son ışığa uzanışı vardı.. O sahneyi bir aşk sahnesinden çok, kaderin iki insanı son kez sınadığı bir eşik gibi görünüyordu.. Kırmızı balon taşıyan küçük kız çocuğu, onların arasından geçerken sanki zamanın kendisi geçiyordu. Geçmişten bugüne taşıdıkları bütün yaralar, saklanan gerçekler, söylenemeyen cümleler ve yaklaşan ayrılıklar o küçücük bedenin içine sığmış gibiydi. Kırmızı balon gökyüzüne ait bir şeydi. Yeryüzünde tutulmaya çalışılan ama doğası gereği yükselmek isteyen bir şey. Tıpkı mutluluk gibi. Tıpkı aşk gibi. Tıpkı Eleni ve Oruç’un o an ellerinin arasında tutmaya çalıştıkları hayat gibi. Kırmızı balonlu kız çocuğu, sanki sahneye yanlışlıkla girmiş biri değil de kaderin kısa süreliğine görünür olmuş hali gibiydi. Bazı aşklar birbirine kavuşarak değil, araya giren her şeye rağmen tutunarak anlatılır. Sanki bölüm boyunca kurulan bütün metaforlar o birkaç saniyede düğümlendi. Deniz onları ayırmaya çalışıyordu, sırlar onları ayırmaya çalışıyordu, geçmiş onları ayırmaya çalışıyordu. Ama o an, iki avuç içi bütün dünyaya karşı küçük bir direniş ilan ediyordu. Bu yüzden teknedeki fotoğraf da, Eleni’nin gözünden düşen o tek damla yaş da, evin önünde söylediği hüzünlü “hoşça kal” da aynı hikayenin parçaları gibi duruyordu. Bazı anlar vardır; insan tam mutlu olduğu anda korkmaya başlar. En çok sahip olduğu şeyi kaybetmekten. Balon bu yüzden önemliydi. O sahnede aşkın kendisi değildi. Aşkın geçiciliği ihtimaliydi. Ama sahnenin kalbi yine ellerde atıyordu. Çünkü kader onların arasından bir işaret gönderiyor gibiydi. “Bakın,” diyordu sanki, “hayat bazen en sevdiğiniz şeyi sizden alır. Her şey elinizden kayabilir.” Ve onlar o uyarıyı görmelerine rağmen ellerini ayırmıyorlardı. Bu yüzden o sahne bana iki nehrin hikayesini hatırlatıyordu. Aralarına kayalar düşüyor, fırtınalar giriyor, yönleri değişiyor ama su yine birbirini buluyor. Çünkü bazı bağlar temasla kurulmaz; kaderin derinliklerinde zaten çoktan düğümlenmişlerdir. Kırmızı balon göğe ait bir semboldü. Ayrılmayan eller ise köklere. Biri gitmenin ihtimalini taşıyordu, diğeri kalmanın inadını. Ve o birkaç saniyelik görüntüde sanki bütün ilişkileri özetleniyordu.. Aralarından geçen şey bir çocuk değildi. Kaybolabilecek bütün ihtimallerdi. Ellerini bırakmayan şey ise aşk değildi yalnızca. Birbirlerinin kaderine dönüşmüş iki insanın, henüz kopmayı öğrenememiş ruhlarıydı. Sahnenin bütün hüznü ve güzelliği de tam bu iki şeyin arasında asılı kaldı. Kırmızı balon yukarıya doğru çekiliyordu, eller ise birbirine doğru. Sanki biri onları ayırmaya çalışan kaderdi, diğeri ise buna direnen sevgi. Dünyaları değişse de, aralarından ne geçerse geçsin, birbirlerine tutunmaya devam etme arzusu. Sahnenin en güçlü tarafı da burada. Kırmızı balon uzaklaşabilecek bir şeyi temsil ederken, birleşik kalan eller uzaklaşmak istemeyen iki insanı temsil ediyordu. Bu yüzden sahne aslında tek bir cümleye dönüşüyordu.. Kader aralarından geçiyordu; ama onlar o an için kaderden çok birbirlerini seçiyorlardı.. #orel

PSİKOLOGROZA

32,653 次观看 • 1 个月前

CÜBBELİ'NİN SON HAMLESİ: RESMEN TARİKATIN USÛLÜNÜ VE KİTABINI TAHRİF EDİYOR Cübbeli Ahmet yine yalan söylüyor. Hem de Yahudi âlimler gibi, hakikati bile bile hasıraltı ediyor. Dikkat edelim! Tarîkata bu hıyaneti yapan, Şerîat’a neler yapmaz! Bu sadece bir usul tahrifi değil; din adına konuşan bir sahtekârın, ahlâken çökmüş ve hoca kisvesine bürünmüş düzenbazın Müslümanları aldatma teşebbüsüdür. Reddiyelerimizin gayesi herhangi bir tarîkat meselesini tartışmak değil; bilakis dinin en mahrem alanlarına sızmış bu tür ahlâkî tahrifatlara karşı bütün Müslümanları açıkça uyarmaktır. Bakın ne diyor, birlikte tahlil edelim. “Nakıs kalmak ancak şeyhin halife bıraktı da tabi olmadıysan sözkonusudur.” Kocaman yalan, apaçık iftiradır bu... Okuduğunuzda göreceksiniz aşağıdaki beyitleri resmen çarpıtıyor. Beyitlerde asla ve kat'a “Halife bıraktıysa” diye bir şart yoktur... İşte Risale-i Kudsiyye Beyitleri: "Hususa mürşidi ukbada olsa" "Kemal ehli eğer bir şeyh bulunsa" Ana caiz olur teslim olunsa. Mahmud Efendi Hazretlerimiz şerhediyor; "Bir kimse, şeyhi vefat ettikten sonra başka bir kâmil şeyh bulsa, O'na bağlanabilir. Bağlanmayıp ahiretteki şeyhine rabıta etmeye devam da edebilir. Lâkin nakıs kalır. Zira büyük şeyh Efendi Risale-i Kudsiyesi'nin bir başka beytinde şöyle buyurur: Eğer ukbada olsa şeyhin evlâd. Ana itsen olur rabıta mutad. Veli nakıs kalırsın gayrı üstad. Gerek bulmak olasın ta ki evtad. Bu evtaddan bulup Hakk'a gidelim. Cemali Ba kemale seyr idelim. (Beyt - 402) "Bir sâlikin şeyhi ahirete intikal edince, ona rabıta edilmesi adet olmuştur. Ancak nakıs kalınır. Salikin kemale ulaştıracak bir şeyhi bulması gerekir." Devamında Mahmud efendi Hazretlerimiz şu rivayeti ekliyor buraya; Muhammed Masum Farûkî der ki: "Bu yolun büyüklerinden birini buluncaya kadar ibadetleri yaparak, Kur'an-ı Kerim okuyarak ve kıymetli kitaplarda ve Hadis-i şeriflerde bildirilen duaları, teşbihleri okuyarak vakitleri ma'mur etmelidir. (Mektûbat Sah. 14) Bu zatlar niye, "Bize Resulullah yeter" demediler de Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) dan aldılar? Bunun sebebi evvelki beyitte izah edildi, şöyleki: "Kişinin şeyhi vefat ederse bir başka şeyhe intisab etmelidir" denildi. [Şerh buraya kadar] Gördüğünüz gibi Cübbeli Ahmet, Risale-i Kudsiyye beytini resmen tahrif ediyor, çarpıtıyor. Üstelik: Bizzat Mahmud Efendi hazretleri’nin şerhiyle beraber matbu ve elimizde olduğu halde. Ne beyitte “halife bıraktıysa” şartı vardır, Ne de Mahmud Efendi Hazretleri böyle bir kayıt koymuştur. Bu mesele artık bir görüş farkı değil, apaçık bir tahriftir. Risale-i Kudsiyye ortada. Beyitler açık. Manası net. Mahmud Efendi Hazretleri’nin şerhi bizzat elimizde. Ama Cübbeli Ahmet, olmayan bir “halife şartı” uydurarak bu metni bilerek ve sistemli şekilde çarpıtıyor. Şeyhin vefatından sonra başka bir kâmil mürşid bulmanın gerekliliği, Rabıtanın tek başına yeterli olmayacağı, Ve yaşayan bir mürşide bağlanmadıkça salikin nakıs kalacağı, Risale-i Kudsiyye'de açık açık beyan edilmiştir. Cübbeli ise bu hükmü tahrif ediyor. Metni eğiyor, mefhumu tersine çeviriyor, Ve Efendi Hazretleri'nin apaçık ifadesine rağmen, Rabıtayı yeterli, yaşayan mürşide intisabı gereksiz göstererek, bu yolun usûlünü çökertmeye çalışıyor. Bu habis dil, tarikatın özüne, usûlüne, adabına uzanıyor. En önemlisi de o yolun saliklerine, silsileye hıyanet ediyor. Güneş balçıkla sıvanmaz! derler. Hakikat öyle bir şeydir ki; saklanmaz. Zamanı gelir, vakti dolunca ortaya çıkar. O çevik zihinler, o maymuna mahsus maharetler bir yere kadar perdeler hakikati. Son perde yaklaştığında maskeler düşer. Aziz zannedilenin içinden şeytan, şeytan gösterilenin içinden masumiyet çıkar. O yüzden... Acele etmeyin. Sabırla bakın. Hemen hüküm vermeyin. Aziz görünenlere de, şeytan gösterilenlere de temkinle yaklaşın. Oyunu sonuna kadar izleyin. Çünkü gerçek, daima sonunda görünür.

Muhittin ÖDEMİŞ

17,389 次观看 • 1 年前