Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

20,664 Aufrufe • vor 9 Tagen •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Öyle bir tutulma geliyor kii hiçbir şey eskisi gibi olmayacak🚀😎 ✨Etkisi 6 ay sürecek. Hazırsak başlıyoruzzzz 🎉 29 derecede gerçekleşecek olan tutulma, yaşamımızda önemli bir dönüm noktası yaratıyor. Bu güçlü gökyüzü olayı, birçok kişi için yeni başlangıçların habercisi olacak. Uzun zamandır sıkıştığınız konuların kapanışıyla birlikte yeni yollar açılabilir. Bu süreç, hem bireysel hem de toplumsal anlamda derin bir dönüşüm enerjisi taşırken, hayatınızı tamamen farklı bir yöne çevirecek fırsatları da beraberinde getiriyor. Tutulmanın etkisi kimileri için “sonun başlangıcı” niteliğinde olabilir. Eski düzenin yıkılması, bitişlerin gündeme gelmesi ya da artık hizmet etmeyen ilişkilerin, işlerin ve alışkanlıkların sona ermesi mümkündür. Ancak bu bitişlerin ardından gelen yenilikler, daha önce deneyimlemediğiniz güzellikte olabilir. Tutulmalar, daima kaderin kapılarını aralar ve sizi daha güçlü bir yaşam yoluna davet eder. Bu dönemde en önemli konu, cesaret gösterebilmek olacak. Zira 29 derecedeki bu tutulma, cesur olanların kendini göstereceği bir dönem anlamına geliyor. Hayat döngünüz değişirken risk almaktan korkmamak, kalbinizin sesini dinlemek ve yeni başlangıçlara adım atmak, size uzun vadede kalıcı başarı ve mutluluk getirecek. Cesur olan, bu tutulmanın sunduğu enerjiyi en verimli şekilde değerlendirecek.

Astrolog Merve Şentürk

29,436 Aufrufe • vor 9 Monaten

Babası çok yüce bir velî olan Seydâ Muhammed el-Konevî Hazretleri'nin şu anda hasbelkader gerçekleşen bir ârıza sonucu postuna oturmuş bulunan Feyzullah, bir zaman önce İsmailağa’ya gidip ziyâretlerde bulunmuş ve onlara çok büyük destekler vermişti. Bu arada bizim aleyhimize de pek çok tweet atarak terbiyesiz ifâdeler de kullanmıştı. Lakin biz, olayları şahsîleştirmemek adına bunlara cevap vermemiştik. Ancak mesele Ehl-i Sünnet itikadı noktasına gelince ve bu kişi, paylaştığım konuşmasında "Allâh'ın Arşta ve gökte olduğunu" söyleyerek Allâh'a mekân isnad edince; artık babasından dolayı kendisine saygı gösteren ve mürîdliğini devâm ettiren Müslümanları uyarmak boynumuzun borcu olmuştur. Şeyh geçinen bu adam böyle diyerek, evvelce "Allâh gökte midir, yerde midir belli değil, 1400 senedir âlimler bunu çözememiş." diyen Nureddin Yıldız'dan bile daha büyük bir dalâlet cümlesi kurmuştur. Şunu belirtmek gerekir ki; "Allâh Arş'tadır ve göktedir" diyen birinin Ehl-i Sünnet'ten olması mümkin değildir. Bütün Ehl-i Sünnet ulemâsı, Allah'ın mekândan ve cihetten münezzeh olduğu hususunda yüzlerce, binlerce eser telîf etmiştir. Hâl böyleyken, Nakşîbendi-Hâlidî tarîkatının kimlerin eline kaldığı artık çok daha ziyâde bir şekilde vuzûha kavuşmuştur. Bu kişinin, İsmailağa'nın da Vehhâbîlik çizgisine doğru süratle ilerlediği bu dönemde onlarla bir hareket etmesinin sırrı da böylece daha iyi anlaşılmıştır. Hazreti Ali Radıyallâhu Anh'ın, Allâh-u Teâlâ'nın mekândan münezzeh olduğuna dâir kavli için bakınız: "Ebû Mansûr el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak, s. 333" İmam Gazâlî Hazretleri'nin hocası İmâmü'l-Haremeyn el-Cüveynî Hazretleri'nin; "Ehl-i Sünnet'in kesinlikle mezhebi şudur ki; Allâh-u Teâlâ, cihetlerle özelleşmekten ve bir mekânda bulunmaktan son derece münezzehtir." sözü için bakınız: "el-Cüveynî, el-İrşâd, s. 58" İmâm-ı Sübkî'nin, İbnü Asâkir'den naklen: "Allâh-u Teâlâ'nın üst cihet dâhil olmak üzere hiçbir yönle sıfatlanamayacağı"nı zikrettikten sonra; "Bu inancı hiçbir Sünnî inkâr edemez." buyurduğu beyânı için bakınız: "Tâcüddîn es-Sübkî, Tabakâtü'ş-Şâfi'iyyeti'l-Kübrâ, 8/186" Yine bu konuda net açıklamalar için bakınız: "Ebü'l-Mu'în en-Nesefî, et-Temhîd fî usûli’d-dîn, s. 36" İşte Ehl-i Sünnet itîkadının metinleri olarak yüzyıllardır okutulan bu kitaplardaki beyânlardan yola çıkarak; şimdi şeyhlik yapan Feyzullah'ın Ehl-i Sünnet'ten olup olmadığına kendi videosunu izledikten sonra siz karar verin!

Cübbeli Ahmet Hoca

98,187 Aufrufe • vor 3 Tagen

Silivri’den herkese merhaba, Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum. Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor. O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı. Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar. Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık. 1000 günlük anormallik yaşıyoruz. 1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız. 1000 gündür sevdiklerimize hasretiz. 1000 gün hayatımızdan geçti, gitti. 1000 gün dile kolay… 1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır. Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı. Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak. 1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum. Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma. Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı? Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum? Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz. Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk. Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş. Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok. Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi. Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı. Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan. Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum. Sevgilerimle; Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42

Dr. Tayfun Kahraman

1,471,316 Aufrufe • vor 1 Jahr