Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Batman’da üst geçide çıkarak intihar girişiminde bulunan bir genç, çevrede kimsenin kendisini ciddiye almaması üzerine bir süre sonra kendi kendine üst geçitten indi.

18,199 просмотров • 3 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Kişisel gelişim sosyal medyada anlatıldığı haliyle basit bir yalandan farklı değil. Sabah 5’te kalk. Soğuk duş al. Şu kitapları oku. Kulağa üretken geliyor değil mi? Ama gerçekte ne oluyor? Bir süre kendini iyi hissediyorsun… sonra hayat yine seni aşağıya çekiyor. Çünkü mesele sabah rutinleri ya da “hack” denilen kısa yollar değil. Gerçek dönüşüm, bir amaçla yaşandığında olur. Tükettiğin içeriklerin çoğu sana bu amacı vermez. TikTok’ta trend olan bir müzik, sabah yataktan kalkman için yeterli sebep olamaz. Senin daha derin bir şeye ihtiyacın var. Pes etmenin kendine ihanet gibi hissettireceği bir sebebe. Sadece başarılı olma isteğinin ötesine geçen bir nedene. Bak, ailenin hikâyesine… Onlar hayallerinin peşinden koşmadı. Zor işlerde çalıştılar, vazgeçtiler. Çünkü kendilerinden büyük bir nedenleri vardı. Bir YouTube videosu izleyip gaza geldikleri için değil. Sorumluluk aldıkları için. Ya da şu adamı düşün: Aşırı kilolu, bağımlı, tükenmiş bir haldeydi. Ve bir gün biri ona dedi ki: “Böyle devam edersen, kızını sen değil başkası evlendirecek.” O an değişti her şey. Ne bir kitap, ne bir podcast… İçindeki sevgi ateşi, onu yeniden ayağa kaldırdı. İşte mesele tam da bu: Motivasyon değil, gerçek bir neden. Mükemmel bir rutin değil, uğruna acı çekilecek kadar sahici bir amaç. Değişmek istiyorsan önce motivasyonu bırak, ve kendi nedenini bul. Çünkü hayat, birkaç kitap ya da alışkanlıkla değişmez. Gerçek büyüme böyle olmaz. Hareket etmek istemediğin, hiçbir şey yolunda gitmiyorken gösterdiğin irade belirleyicidir. Ve unutma: Kendi hikâyen, kendi acın, kendi savaşın sadece sana aittir. Hazır reçetelerle, genel geçer tavsiyelerle değil… Kendine ait bir nedenle uyanırsan, o zaman gerçekten değişmeye başlarsın. Hayatını değiştiren şey bir “hack” değil, bir “checklist” değil. Gerçek, emek ve nedenini bilmek. Sana ait, senden büyük olan o şeyle uyanmak.

wui

27,294 просмотров • 1 год назад

Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli, adana nüfusuna kayıtlı 401xxx sicil sayılı Polis Memuru Melih Utku Kızıltaş sevk ve idaresinde bulunan 34 BLN 100 plaka sayılı otomobil ile aynı istikamette seyir halinde iken, yol üzerinde durur vaziyette bulunan, 1982 doğumlu Ali Çınar sevk ve idaresindeki 34 TN 1919 plaka sayılı İETT otobüsüne arkadan çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza, saat 07.00 sıralarında Sefaköy mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 34 BLN 100 plakalı otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde seyreden İETT otobüsüne arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle otobüste bulunan yolcular büyük panik yaşarken, sürücü yolcuları güvenli şekilde tahliye etti. İETT şoförü kaza sonrası yolcuları tahliye derken, ihbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de otomobilde bulunan yaralılara müdahale etti. Yapılan ilk müdahalenin ardından otomobilde bulunan 3 kişi tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen Polis memuru Melih Utku Kızıltaş, N.C, G.G. kurtarılamadı. Kaza nedeniyle D-100 Karayolu'nun Avcılar istikametindeki tüm şeritler bir süre trafiğe kapatıldı. Ekiplerin olay yerindeki incelemelerinin ardından trafik kontrollü olarak normale döndü. Kazanın ilk anları çevrede bulunan vatandaşların cep telefonu kamerasına yansırken, olay yerindeki inceleme ve kurtarma çalışmaları da dron ile havadan görüntülendi. Hakkın rahmetine kavuşan Polisimize ve yanında bulunan diğer iki yolculara Allah'tan rahmet kederli ailelerine, sevenlerine ve Emniyet teşkilatına başsağlığı diliyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Adana İl Emniyet #Polis #Emniyet

Asli36

618,908 просмотров • 12 дней назад

Peugeot 3008 araç alan ve 3 ay sonra sorunlar yaşamaya başlayan takipçimizin isyanı: ''2020'de Peugeot’dan aldığım 3008 aracımda 3 ay sonra meydana gelen elektronik problem sebebiyle defalarca yetkili servis ve aracı aldığım yer olan Şançelik Bursa servisine gitmeme rağmen problem çözülememiş, problemin ne olduğu bile belirlenememişti. Yasal hakkım olarak aracımı yenisi ile değiştirmek istediğimde ise değişim talebim reddedildi ve hakkımı hukuki yollar ile aramak zorunda bırakıldım. Aracı satın alana kadar beni el üstünde tutan, uğruna 3 ay sırada beklediğim firma, satış tamamlandıktan sonra aracının arkasında durmadı maalesef. Çok övündükleri hayalet ekran ile başlayan YAZILIM problemleri ekrandaki göstergelerin üst üste binmesine, sürüş esnasında dokunmatik ana kontrol ekranının kapanmasına, radyo fonksiyonlarının bozulmasına ve kendi kendine yüksek seviyeye çıkmasına, radyonun araç kapandıktan sonra kendi kendine tekrar açılıp kapanmasına, geri görüş kamerasının geri viteste iken açılmamasına, aynı esnada park sensörlerinin de çalışmamasına, aracın airbag hatası vermesine ve airbaglarin kendi kendine deaktif olmasına, araç kapandıktan sonra sağ far ve stop lambasının açık kalırken sol tarafın kapanmasına ve komiktir ki, tüm araçlarda gösterge üzerinden depo kapağının yeri doğru şekilde gösterilirken benim aracımda tamamen ters yönü göstermeye başlamasına kadar uzanmıştır. 2020'de açtığım davayı 2025'te tamamen kazandım ve aracımın misli ile değiştirilme kararı çıktı. Stellantis Türkiye bana 2025 model aynı aracı vermeliydi fakat araç şuan üretilmediği için İcra müdürlüğüne değer hesabı talebinde bulundu. Fakat bunun yapılması için Istanbul Ticaret Odası'na ödemesi gereken yaklaşık 6.600 TL lik tutarı uzun süredir ödemediği için süreç ilerlemiyor. Ekte tüketici mahkemesi kararını, 2. bilirkişi heyeti raporunu (ilk bilirkişi raporuna itiraz ettikleri için üst mahkeme heyet raporu olmasını talep etmişti), araçta yaşanan problemlerden örnekleri görebilirsiniz. Hepsi dava dosyalarında mevcuttu. Nitekim güvenlik kusuru sebebiyle davayı kazandım. 5 sene boyunca araçtaki problemi kabul etmelerine rağmen defalarca fırsat vermeme rağmen çözemediler. işin komiği, 'araçtaki problem sürüşe engel değil' gibi bir savunmaları oldu. Dava sonucu dokümanında açıkça görebilirsiniz. Sizden tek ricam, yaşadığım sıkıntının duyurulmasıdır. Benim gibi sorun yaşayanlar haklarını aramak istediklerinde nasıl bir üretici ve satıcı ile karşılaşacaklarını bilsinler.''

denetle!

225,679 просмотров • 1 год назад

Hindistan’da korku filmi gibi olay! 2 Aralık 1984 gecesi, India’nın Bhopal kentinde bulunan Union Carbide’a ait pestisit fabrikasında sıradan bir bakım işlemi yapılıyordu. Bir işçi, tankları izole etmesi gereken metal güvenlik diskini takmadan tıkanmış bir hattı suyla temizledi. Bu su, tankta bulunan 42 ton son derece zehirli metil izosiyanat (MIC) maddesinin bulunduğu E610 tankına sızdı. Su ile kimyasal temas gerçekleşince reaksiyon kontrolden çıktı. Tankın sıcaklığı 300°C’ye, basıncı ise 160 psi’ye kadar yükseldi. En kritik sorun şuydu: hiçbir güvenlik sistemi çalışmıyordu. Soğutma ünitesi maliyet gerekçesiyle kapatılmıştı. Gazı nötralize etmesi gereken sistemler arızalıydı ve yanma kulesi haftalardır devre dışı bırakılmıştı. Fabrika adeta felakete açık hâle getirilmişti. 3 Aralık saat 00:15’te görünmez bir zehir bulutu şehrin üzerine çöktü. İnsanlar havada yanık lahana benzeri bir koku hissettiklerini söyledi; kısa süre sonra gözler, akciğerler ve sinir sistemi ağır şekilde etkilenmeye başladı. Binlerce kişi kaçmaya çalıştı ancak dar sokaklarda gazdan kurtulmak imkânsızdı. Saatler içinde 3.000’den fazla insan hayatını kaybetti; sonraki günlerde bu sayı 15.000’i aştı. Yüz binlerce kişi ise ömür boyu sürecek sağlık sorunlarıyla yaşamak zorunda kaldı. Bugün bile fabrika alanı zehirli bir miras olarak ayakta duruyor.

Kevîn

18,946 просмотров • 5 месяцев назад

Aydın’da 79 yaşlarındaki yaşlı çifti katleden, katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı. Olay, 8 Şubat 2026 tarihinde Meşrutiyet Mahallesi Kültür Caddesi'nde meydana geldi. - Evlerinde yaşayan 79 yaşındaki Turgut ve Nuran Çakaloğlu çifti, yakınlarının kendilerinden haber alamaması üzerine yapılan kontrolde 25 bıçak darbesiyle öIdürülmüş halde bulundu. - Olayın ardından geniş çaplı soruşturma başlatan polis ekipleri, cinayet şüphelisinin hurdacılık yaptığı öğrenilen 39 yaşındaki Şadi Hafız olduğunu belirledi. Olaydan 12 gün sonra yakalanan Hafız, emniyetteki işlemlerinin ardından Aydın Adliyesi'ne sevk edildi. - Adliyedeki ifadesinde cinayeti nasıl ve neden işlediğini anlatan 6 çocuk babası Şadi Hafız, amacının *Idürmek olmadığını, çocuklarım için para istemek amacıyla eve gittiğini söyledi. - Maddi sıkıntı yaşadığını belirten Hafız, Turgut Çakaloğlu'nu yaklaşık 4 ay önce markette gördüğünü ve o sırada cebinden çıkardığı paranın çok olduğunu fark ettiğini ifade etti. - Daha sonra Çakaloğlu'nu takip ederek iki katlı müstakil evde yaşadığını öğrendiğini, ancak daha sonra maddi durumunun düzelmesi nedeniyle olayı unuttuğunu söyledi. - Yaklaşık bir ay önce yeniden maddi sıkıntıya girdiğini belirten Hafız, tekrar eve gittiğini ancak kapıyı açan olmadığını ifade etti. Birkaç gün sonra cuma günü yeniden eve gittiğini, belediye çalışanı kıyafeti giyerek ve elinde Türkçe yazılı bir evrakla kapıyı çaldığını anlattı. - Şadi Hafız, olay gününü ifadesinde şöyle anlattı: “Turgut Çakaloğlu’nu 3–4 ay önce, maddi sıkıntı yaşadığım bir dönemde markette gördüm. Ekmek alıyordu. Kart yerine cebinden çıkardığı nakit parayla ödeme yaptı. Cebinden oldukça fazla para çıktığını fark ettim. Daha sonra onu takip ettim ve iki katlı müstakil bir evde yaşadığını gördüm. Türkçe bilmediğim için kendisiyle konuşmadım. Bir süre sonra maddi sıkıntım geçti ve Çakaloğlu’nu unuttum. Yaklaşık bir ay önce yeniden maddi sıkıntıya düştüm. Aklıma Turgut Çakaloğlu geldi. Evine gittim ve bir süre kapıda bekledim. Kapıyı çaldım ama açan olmadı. 2–3 gün sonra, cuma günü saat 10.00–11.00 sıralarında tekrar gittim. Üzerime belediyeye ait mavi ASKI kıyafeti giydim, elime de Türkçe yazılı bir evrak aldım. Kapıyı çaldım ve Türkçe “su” diye seslendim. Kapı açılınca yaşlı adama saldırdım ve “para ver” diye bağırdım. O da bana bağırdı ancak Türkçe bilmediğim için ne söylediğini anlamadım. Bağrışma sırasında üst kattan “Ne oluyor?” diye bir ses gelince panikledim ve yaşlı adamı boğazından ve göğsünden bıçakladım. Ardından üst kata çıktım. Merdiven başında Nuran Çakaloğlu ile karşılaştım. Ona “para, para” diye bağırdım. Korkuyla dolabı açtı ve bana bir zarf verdi. Zarfın içinde 5 bin TL, bir kolye ve bir çift küpe vardı. Bunları aldım. Daha fazla para isteyince “Para yok, hepsi bankada” dedi ve bağırmaya başladı. Bunun üzerine onu da bıçakladım. Hemen ölmedi. Çömelince sırtından da bıçakladım. Ellerim çıplaktı, hiçbir yere dokunmadım. Evden çıkarken yaşlı adamın öldüğünü gördüm ancak kadının inleme sesleri hâlâ geliyordu. Yanımda getirdiğim yedek kıyafetleri laptop çantamdan çıkarıp giydim ve evden çıktım. Kadın doğum hastanesine doğru yürüdüm, oradan minibüse bindim ve İncirliova yolu üzerindeki Kızılay Deresi’ne kıyafetleri ve bıçağı attım. Para istemek için gittiğimi, amacımın öldürmek olmadığını söylüyorum. Parayı çocuklarımın ihtiyaçları için harcadım, kalan kısmını ATM’den hesabıma yatırdım. Para istemek ve almak için gitmiştim. Öldürmeyi planlamamıştım. İkisi de bağırmaya başlayınca panikledim. Kendilerini öldürmek için bir sebebim yoktu. Ne yapacağımı şaşırdım. Amacım sadece çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamaktı. Maddi sıkıntılar boğazıma kadar geldiği için hırsızlıktan pişman değilim. Çocuklarım için yaptım ama bu kişileri öldürdüğüm için pişmanım.”

Aykırı

1,217,003 просмотров • 5 месяцев назад

Bu sorun çözülmedikçe hiçbir TC vatandaşı güvende değildir. İmamoğlu'nun sosyal medya çetesi ve FETÖ ortak hareket edip insanlara itibar suikasti yapıyor. Özcan Özcan, İmamoğlu'nun diploma usulsüzlüğü hakkında şikayette bulunan kişi. İmamoğlu çetesi ve FETÖ genç adamın yıllar önce kendi hesabından paylaştığı diploma fotoğrafındaki bilgileri fotoşopla değiştirip sahte diploma satın aldığına dair iftira atıyor ve İmamoğlu'nun intikamını alıyorlar. Sahte görseller ve yalan haber, Berna Laçin, Kendine Muhabir, Distaste, Metropol Haber, Whisper, Bold Medya, Bizim TV, hafıza, Ajanda gibi İmamoğlu'nun ve FETÖ'nün çok takipçili X hesaplarından paylaşılıp saatler içinde milyonlarca kişi tarafından görüntülenmesi sağlandı. Yani İmamoğlu X ekibi, dürüst bir vatandaş hakkında hiçbir gerçekliği olmayan bir yalanı, korkunç bir iftirayı sahte görseller kullanarak milyonlarca kişiye izletti ve inandırdı. Başta devletimiz olmak üzere hepimiz bu rezaleti ellerimiz kollarımız bağlı şekilde izledik. 54 yaşındaki Berna Laçin, sırf CHP'li olmadığı için 20'li yaşlarındaki bir gence sahte diploma iftirası atıyor. Kitlenin ne kadar insanlıktan çıktığını görüyor musunuz? Bu iftiraların bir yaptırımı olmadığı sürece biz burada boşuna mücadele veririz. Adı, adresi belli hesaplar korkusuzca algı operasyonu çekiyor artık çünkü başlarına bir şey gelmediğini hepsi biliyor. En fazla karakola çekilip geri salınıyorlar. Oradan da kendi kitlelerinin gözünde kahraman olup dönüyorlar. Bugün dürüst bir adam, İmamoğlu ekibi ve FETÖ tarafından sahtekar ilan edildi. Yarın bu hepimizin başına gelebilir. Bu sorun çözülmek zorunda.

Abese İrca

229,024 просмотров • 1 год назад

Müsaadenizle... Ama Esme niye böyle oldu? Herkesin hayatını değiştiren kadın, kendi hikayesini yaşayamıyor artık. Esme bu hikayede bir başlangıç noktası gibi görünürde; olayları doğuran, kırılmaları tetikleyen... Ama günden güne hiçbir sahnede tam anlamıyla merkez olamayan bir gölgeye dönüştü. Eleni’nin annesi Esme mesela, ama hikayenin annesi Adil’in hikayesi. Çünkü onun etrafında kurulan baba-kız bağının içine Esme ancak dolaylı olarak dahil olabiliyor. Onda da kendini silerek... Esme’nin duygusu da taş gibi kaya gibi koca koca dramları da başkasının hikayesine hizmet eden duygular doğurma işlevine sahip sadece. Evet, tamam bu travmalar ona hayaller gören hasta bir zihin olarak geri döndü ve bağırmayan hiçbir şey yeteri kadar ciddiye alınmadığı için onun sessiz hayalleri ancak Adil'in fark etmesine muhtaç. Bu sayede son bölümlerde Adil'in odağında. Ama bu bile aslında Adil'in dramı üzerinden işleniyor. Onun düşünceli bir şövalye oluşu üzerinden... Esme'nin acısı bile başkasının acısını büyütmek için var. Bu yüzden Esme, hikayeyi mümkün kılan ama hikayede yaşamayan kişi gibi kalıyor; varlığı her şeyi değiştiriyor ama kendisi hiçbir şeyin içinde tam olarak yer bulamıyor. Üstelik bu silinmişlik yalnızca dışarıda değil, zihninin içinde bile böyle. Gördüğü halüsinasyonlarda bile kendine yer bulamıyor. Mutlu anlarda kendine ya genç haliyle bir mümkün zemin bulabiliyor ya da tamamen sahnenin dışına itiliyor. Sanki kendi hayatı bile ona ait değilmiş gibi, en çok özlediği şeyde bile görünmez kalıyor. Bu başlarda fedakarlıktı ama artık değersizliğe dönüştü. Niye böyle oldu? #TaşacakBuDeniz #EsDil #EsEl

şeyma 🕊️

10,984 просмотров • 3 месяцев назад