Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bazen çok normal başlayan bir gün hiç normal gitmeyebilir… Hayat bazen normal akışında giderken, beklenmedik bir olay bu akışı sekteye uğratabilir. Bu tür durumlarda en büyük lüksün aslında "sıradan bir gün" olduğunu fark ederiz. Sompo Sigorta olarak 130 yılı aşkın küresel deneyimimiz ve ihtiyaçlarınıza özel akıllı çözümlerimizle sizi en...

24,505 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Victor Osimhen'in UEFA'ya verdiği röportaj: "Türkiye'nin en büyük kulübünde ve dünyanın en büyük kulüplerinden birinde oynadığınızda, öncelikle hem övgünün hem de eleştirinin tadını çıkaracaksınız, taraftarlardan gelen övgü ve eleştirileri yaşayacaksınız. Sizden bir oyuncu olarak, bir takım olarak çok şey bekleniyor. Benim için her zaman aynı. Yani hem övgüyü hem de eleştiriyi; denemediğimde, elimden gelenin en iyisini vermediğimde de kabul etmem gerekiyor. Benim için bu böyle. Benim için bunlar normal. Ben Napoli'de de oynadım, orada da aynı şekilde. Biliyorsunuz, bu adamlar kulüpleri konusunda çok tutkulu. Yani her zaman, bir maç kaybettiğinizde sizi eleştirirler, kazandığınızda ise sizi överler. Bence bu her kulüpte normal, ama benim için de öyle olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'da rekor kırmak, adımı bu kulübe kazımaya çalışmak, bunu görmek gerçekten çok güzel. Ve bunu takım arkadaşlarımın yardımı olmadan başaramazdım. Hocamın, teknik ekibin, kulüpte bana gerçekten inanan, kaliteme inanan herkesin, bana bu kadar güvenen herkesin desteğiyle; buraya gelmemi, geri dönmemi mümkün kılan başkanın, başkan yardımcısının desteğiyle. Kulüpteki herkesle aramızda karşılıklı bir saygı var ve açıkçası bu kulübe sonsuza kadar minnettarım, çünkü gerçekten öyle hissediyorum. Bu kulübü tutkuyla seviyorum. Bu kulübü gerçekten çok seviyorum ve kulüple birlikte her şeyi yaşamaya hazırım; iyi günleri de zor günleri de. Ama umarım kötü günden çok daha fazla iyi günümüz olur. Bu kulübü seviyorum ve benim için asıl önemli olan da bu."

Le Marca Sports

965,942 Aufrufe • vor 8 Monaten

Aklındaki kişi Boğa & Başak & Oğlak ise; Güneş | Yükselen Buraya baktığımızda bu kişinin aslında gizlediği ve sakladığı bir çok şeyin olduğunu söylemek mümkün kendi duygularını bile kendisinden saklayabilecek birisi bu kendisine de çevresine de yaptığı en büyük kötülük bu aslında baktığımızda bu kişinin büyüme stili bu şekildeymiş evdekilerden de ailesinden de sevgi görmemiş hissettirilmemiş ama derinlemesine bir aile bağı içerisinde büyümüş bu kişi için seni seviyorum demek bile çok zormuş mesela siz bazı anlarda bunu duyduğunuzda bile şaşırmış olabilirsiniz çünkü burada baktığımızda bu kişi çok net bir şekilde kendisini ve duygularını saklayabilecek gizleyebilecek birisiymiş. Özellikle kaybettiği durumlardan bir tanesi de bu mesela siz onun sizi sevdiğinden emin değilmişsiniz bazı dönemlerde hatta kendi kendinize evet bir ilişki yaşıyorum ama beni sevdiğinden emin değilim dediğiniz bir çok anınız da var sizin en kötü hissettiren durum da size dediğimiz gibi bu olay çünkü siz sevdiğini net bir şekilde dile getiren net bir şekilde faaliyetlerle gösteren bir insansınız ama bu kişinin en çok sizi çeken kısmı ise verdiği sözleri tek tek tutmasıymış. Her seferinde elinden gelenin fazlasını yapmış mesela siz daha sonralarında evet beni seviyor düşüncesine girmişsiniz. Bu kişinin adı veya soyadında H-Z-E-S-N-T-R harfleri bulunuyor olabilir aranızda baktığımızda yaş veya enerjisel anlamda bazı farklılıklar var bazen sizden çok küçükmüş gibi davranışlar sergiliyor bazen ise gerçekten ablaniz veya abinizmiş gibi hissettiriyormuş. Hikayenize baktığımızda kopmanıza sebep olan en büyük sebeplerden bir tanesi ise net bir şekilde dengesizlik bu kişinin zaten genel olarak da bir dengesizligi varmış zaten ne yaptığı ne ettiği genel olarak belli değilmiş küçücük olayları bile büyüten küçücük kavgaları bile uzatan birisimiş aslında dediğimiz gibi yine en başa dönüp baktığımızda bu kişi çünkü evinde de aynı şekilde bunları görmüş. Sanki bir şeyler onun doğrultusunda onun istediği gibi şekilleniyormuş bu kişiyle baktığımızda aranızda yol şehir mesafesi veya bazı sosyal medya engelleri bulunuyor olabilir özellikle kasım ayından itibaren bu kişiye karşı çok net bir şekilde merak etme ve yine aynı şekilde stalk enerjisine girmiş olabilirsiniz fakat bu dönemlerde artık onun enerjisinden uzaklaşmak istiyorsunuz çünkü karşınızda adeta bir dağ var gibi hissediyor olma ihtimaliniz yüksek. Bu durumda sizi kötü hissediyor ve artık çaresiz hissediyorsunuz gibi artık özellikle bu kişinin size karşı adım atacağını düşünmüşsünüz fakat bu adım bir şekilde size gelmemiş ya da gelememiş ama baktığımızda özellikle şubat ayında bazı gelişmelerin yaşanacak olması mümkün çünkü bu kişi mantıklı bir şekilde düşündüğünde bu hikayenin yarım kaldığını fark edecek. Yine aynı şekilde size karşı bir adımla gelmek isteyecek olabilir bu kişinin arkadaş çevresi ya da kuzenleri bazı akıllar veriyor gibi onu dolduruşa getiriyor olmaları çok mümkün. Özellikle siz bir kişiden çok net bir şekilde şüpheleniyorsunuz sanki bu kişi sizin konununuzu açmaya çalıştıkça şüphelendi kişi konuyu değiştiriyor özellikle bu dönemlerde evren sizi çok net bir şekilde karşı tarafa hatırlatacak hamleler yapıyor bu hamleler aslında baktığımızda onu tetikleyecek gibi buradaki kişi özellikle maddiyat anlamında kendi kendisini toparlamaya başlamış ama kötü olan şey ise bu kişi kendi elindekilerin fırsatını veya değerini bilen birisi değil her seferinde daha fazlasını isteyen birisi durum böyle olunca evren onu sürekli olarak sınamış gibi ama burada baktığımızda bu kişi elindekilerin değerini anlamaya başlayacak çünkü siz gittikten sonra bu kişinin hayatına sürekli olarak onu değersiz hissettiren onu dengesiz hissettiren insanlar girmiş ya da girmeye çalışmış bu kişi böylelikle sizin değerinizi daha net bir şekilde anlamış özellikle bu kişi şubat ayında ya da ikili vadelerde bazı taktiklerde bulunacak olabilir. Siz bazı adımları sessiz kalabilirsiniz sonrasında ise daha net adımlar söz konusu gibi.
0:39

Sensitive content

Aklındaki kişi Boğa & Başak & Oğlak ise; Güneş | Yükselen Buraya baktığımızda bu kişinin aslında gizlediği ve sakladığı bir çok şeyin olduğunu söylemek mümkün kendi duygularını bile kendisinden saklayabilecek birisi bu kendisine de çevresine de yaptığı en büyük kötülük bu aslında baktığımızda bu kişinin büyüme stili bu şekildeymiş evdekilerden de ailesinden de sevgi görmemiş hissettirilmemiş ama derinlemesine bir aile bağı içerisinde büyümüş bu kişi için seni seviyorum demek bile çok zormuş mesela siz bazı anlarda bunu duyduğunuzda bile şaşırmış olabilirsiniz çünkü burada baktığımızda bu kişi çok net bir şekilde kendisini ve duygularını saklayabilecek gizleyebilecek birisiymiş. Özellikle kaybettiği durumlardan bir tanesi de bu mesela siz onun sizi sevdiğinden emin değilmişsiniz bazı dönemlerde hatta kendi kendinize evet bir ilişki yaşıyorum ama beni sevdiğinden emin değilim dediğiniz bir çok anınız da var sizin en kötü hissettiren durum da size dediğimiz gibi bu olay çünkü siz sevdiğini net bir şekilde dile getiren net bir şekilde faaliyetlerle gösteren bir insansınız ama bu kişinin en çok sizi çeken kısmı ise verdiği sözleri tek tek tutmasıymış. Her seferinde elinden gelenin fazlasını yapmış mesela siz daha sonralarında evet beni seviyor düşüncesine girmişsiniz. Bu kişinin adı veya soyadında H-Z-E-S-N-T-R harfleri bulunuyor olabilir aranızda baktığımızda yaş veya enerjisel anlamda bazı farklılıklar var bazen sizden çok küçükmüş gibi davranışlar sergiliyor bazen ise gerçekten ablaniz veya abinizmiş gibi hissettiriyormuş. Hikayenize baktığımızda kopmanıza sebep olan en büyük sebeplerden bir tanesi ise net bir şekilde dengesizlik bu kişinin zaten genel olarak da bir dengesizligi varmış zaten ne yaptığı ne ettiği genel olarak belli değilmiş küçücük olayları bile büyüten küçücük kavgaları bile uzatan birisimiş aslında dediğimiz gibi yine en başa dönüp baktığımızda bu kişi çünkü evinde de aynı şekilde bunları görmüş. Sanki bir şeyler onun doğrultusunda onun istediği gibi şekilleniyormuş bu kişiyle baktığımızda aranızda yol şehir mesafesi veya bazı sosyal medya engelleri bulunuyor olabilir özellikle kasım ayından itibaren bu kişiye karşı çok net bir şekilde merak etme ve yine aynı şekilde stalk enerjisine girmiş olabilirsiniz fakat bu dönemlerde artık onun enerjisinden uzaklaşmak istiyorsunuz çünkü karşınızda adeta bir dağ var gibi hissediyor olma ihtimaliniz yüksek. Bu durumda sizi kötü hissediyor ve artık çaresiz hissediyorsunuz gibi artık özellikle bu kişinin size karşı adım atacağını düşünmüşsünüz fakat bu adım bir şekilde size gelmemiş ya da gelememiş ama baktığımızda özellikle şubat ayında bazı gelişmelerin yaşanacak olması mümkün çünkü bu kişi mantıklı bir şekilde düşündüğünde bu hikayenin yarım kaldığını fark edecek. Yine aynı şekilde size karşı bir adımla gelmek isteyecek olabilir bu kişinin arkadaş çevresi ya da kuzenleri bazı akıllar veriyor gibi onu dolduruşa getiriyor olmaları çok mümkün. Özellikle siz bir kişiden çok net bir şekilde şüpheleniyorsunuz sanki bu kişi sizin konununuzu açmaya çalıştıkça şüphelendi kişi konuyu değiştiriyor özellikle bu dönemlerde evren sizi çok net bir şekilde karşı tarafa hatırlatacak hamleler yapıyor bu hamleler aslında baktığımızda onu tetikleyecek gibi buradaki kişi özellikle maddiyat anlamında kendi kendisini toparlamaya başlamış ama kötü olan şey ise bu kişi kendi elindekilerin fırsatını veya değerini bilen birisi değil her seferinde daha fazlasını isteyen birisi durum böyle olunca evren onu sürekli olarak sınamış gibi ama burada baktığımızda bu kişi elindekilerin değerini anlamaya başlayacak çünkü siz gittikten sonra bu kişinin hayatına sürekli olarak onu değersiz hissettiren onu dengesiz hissettiren insanlar girmiş ya da girmeye çalışmış bu kişi böylelikle sizin değerinizi daha net bir şekilde anlamış özellikle bu kişi şubat ayında ya da ikili vadelerde bazı taktiklerde bulunacak olabilir. Siz bazı adımları sessiz kalabilirsiniz sonrasında ise daha net adımlar söz konusu gibi.

Esmira

70,876 Aufrufe • vor 6 Monaten

Ahmet Nesin: 💢Cezaevi Araçlarındaki Şüpheli Kazalar: Bir "Hazırlığın" İşaretleri mi? ◽️Türkiye’de geçtiğimiz gün iki ilginç olay yaşandı. Bunlar çok önemli haberler gibi görünmeyebilir ancak bana her zaman bir hazırlığın başlangıcı gibi gelir. Bu yüzden ikisini kısaca aktaracağım. ◽️İstanbul’da 4 cezaevi sevk aracı aynı anda kaza yaptı. Gazetecilik refleksiyle baktığınızda, eğer büyük bir can kaybı yoksa zincirleme kazaları ajans haberi olarak geçersiniz. Ancak 4 aracın birden aynı anda kaza yapması normal değildir. ◽️Henüz bilinmeyen bir nedenle araçların birbirine çarpması sonucu 17 kişi yaralandı; yaralılardan 6'sı jandarma personeli. Bu tablo bende ciddi bir şüphe uyandırdı. ◽️Şüpheyi artıran asıl veri ise aynı gün Antalya’dan geldi: Bir cezaevi servisi şarampole devrildi ve 16 infaz koruma memuru yaralandı. Farklı şehirlerde, aynı gün, aynı tip araçların başına gelen bu olaylar dizisi hayatın olağan akışına uygun mu? ◽️Bu durum bana Mehmet Ali Ağca’nın Adli Tıp’tan kaçış provasını anımsatıyor. O zaman da bunun bir prova olduğunu, esas kaçışın oradan olmayacağını anlatmıştım. Bu tür olaylar genellikle bir şeylerin test edilmesidir. ◽️Bu araçların fren balataları mı kesildi, havası mı alındı yoksa hidroliği mi çözüldü? 5 aracın birden kaza yapması teknik bir müdahale ihtimalini akla getiriyor. Ahmet Nesin Ahmet Nesin957 #pazar

Diaspo Politik

38,792 Aufrufe • vor 3 Monaten

Sayın Özgür Erdursun Özgür Erdursun, EYT yasasının ardından yaşanan mağduriyet konusunda çok bilinçli açıklamalar yaptığınızı dikkatle izlemekteyiz. Burada çok büyük bir adaletsizlik yaşandığı ve hiç bir vicdanın kabul edemeyeceği, akranlar arasında büyük bir uçurum olduğu yadsınamaz bir gerçek ki siz de bunu defalarca dile getirdiniz. Ancak EYT için söylemiş olduğumuz bütçeye asla yük değildir sözü tam da bizim için de geçerli bir durumdur. Şöyle ki, bütçe söz konusu ise yaşanacak mağduriyetlerin düşünülerek yasa çıkartılması gerekirdi. Bizler sadece üniversite okuduğumuz veya 8.9.1999 tarihi öncesi 1 gün SGK girişimiz yapılmadığı için akranlarımızdan 17/20 sene fazla çalışma ile cezalandırılmayı asla kabul etmiyoruz. Sonuçta 5000 prim günü olan emekli iken bütçe ortaya atılarak 8500 gün prim ödeyene bir sonraki seçimi bekleyin demek hiç adil değildir. Emeklilik adı üstünde emek verilerek kazanılır, sihirli bir tarih yakalayarak değil ! Sizinde çok iyi bildiğiniz üzere sadece bir kaç gün o tarih öncesinde sigortası olanlar veya geriye doğru borçlanma yapanlar da bu haktan yararlandılar. Öncelikle şu konuda hepimiz hemfikir olalım.👇 👉Gelinen noktada maalesef ülkemizde şu anda yaşı küçük primi az olanlar emekli, yaşı büyük primi fazla olanlar daha yıllarca çalışmak zorunda. Bunu hiç bir vicdan, hiç bir adalet kabul edemez. Bizler zaten EYT gibi bir anda emekli olmayacağımız için bütçe için ekstra bir külfet oluşturmayacağız. 5000 gün prim ödeyene 30 sene emekli maaşı ödenmesi bütçeye yük değil ise 8500 gün prim ödeyen asla yük olamaz. Aslında konuya çok hakim bir sgk uzmanı olarak sizin bu konuda daha net bir şekilde adaletsizliği vurgulamanızı bekliyoruz. Avrupa ülkelerindeki emeklilik yaşının örnek gösterilirken, orada akranlar arasında asla 17/20 yıl fark olmadığını da söylemeniz gerekir. 👈 Şu anda tamda bu noktada akranlar arasındaki bu uçurum en kısa sürede düzeltilmelidir. Kaybedecek bir yılımız daha yok Saygılarımızla. #SeçiminAnahtarıKademe Bahar Feyzan

EMEKLİLİKTE ADALET DERNEĞİ ⚖️

33,814 Aufrufe • vor 2 Jahren

Salvador Dalí’nin sıra dışı hayat tarzı, yalnızca sanatıyla değil, kişisel alışkanlıkları ve davranışlarıyla da dikkat çeker. Katıldığı tv programına elindeki karıncayiyeni fırlatarak giriş yapan Dali, bu görüntülerle oldukça dikkat çekmişti. Burada Dalí’nin karıncayiyen besleyerek sürrealist akıma uygun şekilde “normal” olmayan, fantastik ve hayal gücünü besleyen bir yaşam tarzı sürdürdüğünü gösterme çabası içine giriyor. Aslında bu tarz hareketlerle sanatçı kimliğinin ötesine geçerek kendi yaşamını bir performansa dönüştürmeye çalışıyor. Karıncayiyen gibi sıra dışı bir hayvanı beslemesi, insanların dikkatini çekerek onun “deli dahi” olarak anılmasına katkıda bulunmuştur. Bu tür davranışlar, kendini sürekli ilgi odağı yapma çabasının bir sonucu aslında :) Eleştirmenler, Dalí’nin bu tür davranışlarını çoğu zaman “abartılı” ve “şovmenlik” olarak değerlendirmiştir. Birçok sanat eleştirmeni, Dalí’nin dikkat çekmek için sanatının önüne geçen bir figüre dönüştüğünü düşünmüşlerdir. Dalí’nin bu tür davranışları, bazı sanatçılar ve entelektüeller tarafından “ticari kaygılarla yapılmış bir gösteri” olarak yorumlanmıştır. Özellikle Sürrealizm manifestosunu yazan André Breton, Dalí’yi sürrealizmin saf estetik değerlerini paraya ve şöhrete kurban etmekle suçlamış ve onu “Avida Dollars” (paraya aç Dalí) olarak anmıştır. Tabi bu söylemlerin en temel nedeni Dali'nin İspanya'daki f*şist rejimi yani Franco'yu desteklemesidir. Ama pek çok sanatçı ve eleştirmen tarafından Dalí’nin bu tür davranışlarının sürrealist hareketin entelektüel değerlerini gölgelediği ve hareketi bir “sirk gösterisi”ne dönüştürdüğü iddiaları da sıkça dile getirilmiştir. Dalí, bu tür eleştirilere genellikle aldırış etmemiş ve kendi hayatını “sürreal bir eser” olarak görmüştür. Ona göre, “sanat yalnızca tuvalde değil, hayatta da var olmalıydı.” Bu yüzden, karıncayiyen beslemek ya da diğer garip davranışlar, onun sanatına ve yaşam görüşüne entegre bir parçaydı. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Dali bir dahi miydi? Yoksa bir şarlatan mı?

Celil Sadık

18,017 Aufrufe • vor 1 Jahr

35 yıldır ABD'de pilotluk yapan Captain Steve TSK'ya ait düşen C-130'u yorumlamış. "Bu videonun en başında, uçağın ya kuyruğunu ya da kokpit kısmını kendi başına alçaldığını gördünüz. Buna ne sebep olabilir? Hiçbir fikrim yok." "Bu bir Türk Hava Kuvvetleri C-130'udur ve C-130, bir İsviçre çakısı gibidir. Sonsuza kadar var oldular. C-130'un ilk uçuşu 1954'teydi. 1956'da ABD Hava Kuvvetleri'nde hizmete girdi. İşte bu kadar eski. Benden ve çoğunuzdan daha yaşlı. Bu uçak, özellikle bu uçak, ne kadar eski bilmiyoruz, muhtemelen 1950'ler modellerinden biri değil. Ancak, bir uçak ne kadar eski olursa olsun, havada bu şekilde parçalanmaz." "Buna benzer bir uçak olan P-3'ü uçurdum, aynı motorlara sahip, Allison T56 motorları. Çok, çok yönlü bir uçak. Hem P-3 hem de C-130 çok yönlü, ancak C-130 çok yönlülük konusunda zirveyi alıyor. Bu uçak her türlü görevi yerine getirmiştir." "Uçağın içinde bir tür iç patlama olsa, belki bu şekilde parçalanabilirdi. Video, kanattan başlıyor ve uçak zaten ayrılmış, alçalıyor ve büyük bir ateş topu veya buna bağlı herhangi bir şey yok gibi görünmüyor. Sadece parçalanmış gibi görünüyor." "Yani, bu bir hata olabilir mi? Bilmiyorum, ne olabilirdi? Bir füze mi, yoksa bilerek mi yapıldı? Ama yine, bu uçağın havada parçalanmasına neyin sebep olduğu hakkında pek kanıt yok. Eğer Uçuş Seviyesi 240'ta seyahat ediyorlarsa, bir uçağın bu şekilde parçalanmasına neden olacak olağanüstü bir şey yapmıyorlar. Ve yine, bir uçağın bu şekilde üç farklı parçaya ayrılması için en aşırı G kuvvetlerine maruz kalması gerekirdi." "Kanatların bu şekilde uçmaya devam ettiğini hiç görmedim ve açıkçası kanatların ucundan çıkan şeyin, kanatlarda kalan yakıt olduğunu düşünüyorum. C-130'un bir sürü farklı varyasyonu var. Başlıca bir nakliye kategorisi uçağıdır." "Türkiye Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün bu haberini vermek için yaptığı bir konuşmayı yarıda kesti ve konuşma yaparken uçaktaki 20 kişiye şehit olarak atıfta bulundu. Bu bana ilginç bir kelime seçimi gibi geldi. Bu ilginç bir ifade. Askeri ölüler için "şehit" demek kültürel bir şey olabilir, ama bu, bana, onlara bir şey olduğunu yarı yarıya gösteriyor gibi geliyor. Belki kontrolleri dışındaki bir şey ve bu da bizi füze teorisine yönlendirir. Ama tekrar ediyorum, bu uçağın düşmesine neyin sebep olduğu hakkında herhangi bir rapor olup olmadığını görmek için önümüzdeki günleri ve haftaları bekleyeceğiz." "Kesinlikle uçağın yorgunluğu olmazdı, öylece parçalanmazdı. Bundan önce bazı işaretler olurdu. Peki, içeride bir şey mi patladı ve uçağın parçalanmasına mı neden oldu? Bilmiyorum. Bu konuda daha fazla ayrıntı aldıkça sizi bilgilendireceğiz. Ama bunu görmenizi istedim çünkü tam da Gaziler Günü'nde gerçekleşti ve bu kesinlikle yıkıcıydı ve yine, kalplerimiz ve dualarımız uçaktaki 20 kişi ve bundan etkilenen aileler için." "Bu gerçek bir trajedi. Yine, ABD Hava Kuvvetleri için, Türk Hava Kuvvetleri için hizmet ediyorsanız, hepimiz bu konuda kardeşiz. Ve askeri hizmetteki erkeklerin ve kadınların ülkelerinin hizmetinde hayatlarını kaybettiklerini görmek gerçekten kalbimi kırıyor."

Ayhan Erkara

260,898 Aufrufe • vor 8 Monaten

Sessizlik |🫆 Aklındaki kişi balık, yengeç, akrep ise Sonumuz Ne Olacak? Bazen bazı şeylerin zamanı vardır o yüzden evren bizi bazen sunar özellikle bu kolektife baktığımızda sabırsız kişilerin olduğunu söyleyebiliriz bu kişi mesela sizi sabrınız dasınmış olmaz dediklerinizin tek tek olduğunu göstermiş mesela ben bu kadar bekleyemem dediğiniz her şeyi bir o kadar da beklemişsiniz mesela hatta bazen kendinize bile şaşırıyorsunuz bu kişiye karşı Nasıl olurda bu kadar sevebiliyorum veya nasıl olur da bu kadar bekledim diye şimdi birazcık sizden bahsedelim mesela siz özgüveni yüksek ve çevresi tarafından beğenilen ve sürekli olarak iltifat almaya alışkın insansınız ama aklınızdaki kişi öyle değil baktığımızda arkadaşlarınız veya çevreniz bile ilk olarak bu kişinin çok da fazla dış görünüşünü beğenmemiş mesela insanları dış görünüşü ile yargılamak kötüdür sizde direkt olarak böyle bir karşılık vermişsiniz çünkü hikayenizi en başında evet ben doğru kişiyi buldum demişsiniz size doğru gelmiş o yüzden kaşı gözü her şeyi size bambaşka hissettirmiş Kaşından gözünden bahsetmişken bu kişi kumral ya da koyu kumral bir ten rengi ve aynı şekilde uzun kirpiklere sahip olabilir hatta aranızda bazen bu gündemler bile geçmiş diyebiliriz kirpiklerin çok güzel hatta benden bile güzel duruyor dediğiniz durumlar veya cümleler gerçekleşmiş gibi öncelikle bu kişiye en fazla koyu renkleri tercih etmesini söylemiş ve en çok bunları yakıştırmışsın ve sadece bir de beyaz renk Ona gerçekten çok masumca yaklaşmışsınız aslında karşı taraf bunların hepsinin farkında hepsini tek tek biliyor öyle bir hikaye var ki burada ne olursa olsun iki tarafında unutamayacağı veya reddedemeyeceği bir gerçek var ben ömrümce bir daha bu kadar sevilmeyeceğim ve kimse beni bir daha bu kadar sevmeyecek aslında iki taraf da haklı çünkü burada sessiz ama derinden bir hikaye var neden bu kadar sessiz olduğuna baktığımızda ise hiçbir sebep yok aslında ortada gelmesi lazım konuşması lazım bazı noktalarda bazı durumlarda kendisini ifade etmesi lazım ama bunu yapamıyor karşı taraf siz bazı noktalarda adım atmayı düşünmüş hatta bazı noktalarda baktığımızda ise adım atmış olabilirsiniz ama beklediğiniz karşılığı alamamışsınız ben küstüm oynamıyorum diyen bir çocuk sürekli olarak ilgi bekleyen bir hale gelmiş önceden sizin gözünüzün içine bakan insan artık gözlerinizden çevirmeye başlamış aslında bu durumda sizi bir o kadar kötü hissettirmiş bu kişinin adı veya soyadında k-c-d-n-b-r-a harfleri bulunuyor olabilir aranızda baktığımızda uzak mesafeler veya bazı sosyal medya engellerinin bulunuyor olma ihtimali yüksek bu kişiyi görmek isteseniz bile hemen direkt olarak göremiyor hatta bazı fake hesaplardan bu kişiye bakmaya çalışıyor olabilirsiniz ama burada baktığımızda bu durumun karşılıklı olduğunu söylememiz gerekti sanki iki tarafta birbirine ben buradayım enerjisiyle gitmiyor ama gizliden gizliye aslında bu hissiyati veriyor. İlk olarak anlık enerjiye baktığımızda karşılıklı olarak birbirinize karşı söylemek istediğiniz ve özellikle de yüzleşmek istediğiniz ve bazı noktalarda itiraflaşmak istediğiniz durumlar var bu itiraflar en önemli bir şekilde baktığımızda özledim gündemleri aslında konuşulacak çok konu var aranızda söylenecek bir çok söz var ama bunlar böyle olmuyor işte konuşamıyorsunuz söyleyemiyorsunuz içinden geçen veya içinizden geçenlere kulak veremiyorsunuz içinizdeki sesleri bastırmaya çalışıyorsunuz çünkü iki tarafta da baktığımızda tamamen bahane gündemleri var beni unuttu beni bıraktı gündemleri ama burada baktığımızda artık bunlardan kurtulma zamanınız geliyor mesela özellikle dörtlü vadelerde aranızda direkt olarak alkol etkisi ile bazı itiraflaşmalar söz konusu olacak bu kişiden özledim gibi direkt bir mesaj almanız çok muhtemel çünkü en son konuşmanızda bile hatta konuşmanız biterken bile bu kişiye karşı net bir şekilde cevap vermemiş olabilirsiniz ya da net bir cevap alamamış ghostlanmış olabilirsiniz şimdiyse konuşma zamanı diyebiliriz. • iz bırakanlara…

Esmira

52,299 Aufrufe • vor 11 Monaten

“Çalışmak çok kutsal bir şey” Peki, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Prof. Dr. Ali Beba’ya şu soruyu sordum: “Hayat akışı içerisinde karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu?” Bir dönem anlatmasını, bir kırılma anı paylaşmasını bekliyordum. Tek kelimelik bir cevap verdi: “Fakirlik.” Sonra sustu… Ve ardından hayatının özeti sayılabilecek o hikâye geldi. Asıl adının Ali Aga olduğunu anlattı. Ailesinin kökeninin Kuzey Makedonya’da, eski Yugoslavya topraklarında, varlıklı ve söz sahibi bir aileye dayandığını… Osmanlı döneminde Konya tarafından o topraklara yerleşmişler. Yani hikâye “yokluktan” değil, bir anda her şeyini kaybetmekten başlıyor. Balkanların yeniden çizildiği, ülkelerin birleşip dağıldığı o büyük kırılma döneminde, aile her şeyini kaybedip Türkiye’ye geliyor. Geldiklerinde, ailenin elinde kalan para 1.800 lira. Babası marangoz. Ne yapacağını bilmeden hayata tutunmaya çalışıyor. Ali Beba ise çocuk yaşta çalışmaya başlıyor: Babasıyla bakkallık yapıyor, Karaköy’de ofis boyluk yapıyor. “Sinemaya gidemezdim. Paramız yoktu. Kola içemezdim. Muzlu sütü hiç unutmam… İstediğim halde alamazdım.” diye anlatıyor. Ama o yokluk, onda başka bir şey inşa ediyor: “Böyle yaşamamalıyım” diyen bir iç ses. Çalışmayı, üretmeyi, ayağa kalkmayı öğreten bir itki. Bugün geldiği noktaya baktığınızda, bu hikâyenin sadece bir “başarı öyküsü” değil, yokluğun insana ne öğretebileceğinin canlı bir özeti olduğunu görüyorsunuz. Bazen hayatta sizi en çok büyüten şey, en çok zorlayan şey oluyor. Ve o “fakirlik” cevabının arkasında, aslında şöyle bir hayat duruyor: Profesör Ali Beba, akademi, özel sektör ve sivil toplum alanlarında 40 yılı aşkın küresel deneyime sahip bir vizyoner. ODTÜ mezuniyetinin ardından ABD Tulsa Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde profesörlük unvanını aldı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı bünyesinde bilim danışmanlığı yaparak dünya çapında enerji modelleri tasarlamış, P&G gibi küresel şirketlerde yöneticilik yaptı ve Türkiye’de “10 Bin Kadın Girişimci Programı”nın hayata geçirilmesine öncülük etti. Beba, bugün New York’ta Beba İnovasyon ve Girişimcilik Vakfı çatısı altında deneyimini yeni nesil girişimcilere aktarıyor.

Zeynep Aktaş

25,239 Aufrufe • vor 5 Monaten

Türkiye’de bir eseri (film, müzik, kitap vb.) satın almadan, çalıntı ya da korsan olarak kullanan insanlar bunun aslında bir tür hırsızlık olduğunu ve utanılması gereken bir davranış olduğunu fark etmiyor. Toplum olarak emek hırsızlığı konusunda bu tip şuursuzları yeteri kadar zorbalamadığımızı düşünüyorum. Bazen aklıma geliyor, eğer Türkiye’de kalsaydım, mühendislik yaparak ortaya elle tutulabilir bir ürün koyduğum için yine de bu toplumdan para kazanabilirdim. Peki sanatçılar, müzisyenler ve yazarlar Türkiye’de nasıl ayakta duruyor, nasıl geçimlerini sağlıyor? Mesela tek yeteneği Korg PA-80 çalmak olan birisi olsaydım, Türkiye’de nasıl para kazanabilirdim? Bazı kişiler “fakir oldukları için” korsan eser kullandıklarını söyleyerek kendilerini aklamaya çalışıyor. Bence bu oldukça ucuz bir bahane. Çünkü bu tiplerin çoğu her gün kahvecilerde 50 TL'ye latte, 100 TL'ye sigara içiyor. Birkaç paket sigara, kahve parasına eserlerin orijinallerini (ya da ikinci el, kullanılmış hâllerini) satın almak mümkün. Dahası, işin tuhaf bir yönü daha var! Emrah Safa Gürkan gibi birisi 170 bin TL’lik saat takabiliyorken yine de gidip LibGen denilen bir siteden korsan pdf indirmeyi tercih ediyor (tam emin değilim, kitabında bu siteden bahsetmiş) ve hatta kendi Emrah Safa Gürkan hesabından bu e-kitap sitelerinin linklerini paylaşıp insanları bu tür içerikleri kullanmaya yönlendiriyor. Üstelik kendisi akademisyen, yani telif hakları ve fikri mülkiyet gibi kavramları en iyi bilmesi gereken bir çevreye ait. Saatin linki:

Oktay Arslan

116,076 Aufrufe • vor 7 Monaten

📍 Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, kar tatili beklentilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede öğrencilere seslendi. En küçük kar yağışında tatil talep etmenin doğru bir alışkanlık olmadığını belirten Aydoğdu, "Kar tatili elbette olabilir; ama en küçük kar tanesinde tatil istemek, hayata karşı doğru bir refleks değildir. Bazen bu istek yorgunluktan, bazen sadece nefes alma ihtiyacından doğar; bunu anlıyoruz. Ama bilin ki hayat, sürekli mola verenleri değil; yorulsa da yürümeye devam edenleri büyütür. Sizi seviyoruz… Sadece sevdiğimizi söylemekle kalmıyor, bu sevginin sorumluluğunu da taşıyoruz" şeklinde konuştu. ❄️🏫 Öğrencilerin güvenliğinin her koşulda öncelikleri olduğunu vurgulayan Vali Aydoğdu, "Okullarınızda öğretmenleriniz sizi samimi, sıcak ve güvenli bir ortamda bekliyor. Eğer yapılması gereken bir şey varsa, yapılır; bir risk varsa, gereği zaten tereddütsüz yerine getirilir. Bu konuda içiniz rahat olsun. Ama şunu içtenlikle söylemeliyim: En ufak zorlukta pes etmek size yakışmaz. Zorluklar sizi cezalandırmak için değil, güçlendirmek için vardır. Bugün katlandığınız her küçük güçlük, yarın karşılaşacağınız büyük engelleri aşma cesaretine dönüşür. Kolaylık insanı rahatlatır; ama insanı inşa eden şey zorluktur. Siz bizim bir parçamızsınız. Bu şehir sizle güzel, bu gelecek sizle güçlü. Biz her adımda yanınızdayız; ama ayakta durmayı, yürümeyi ve mücadele etmeyi de öğrenmelisiniz. Çünkü biz sizi hayattan korumak için değil, hayata hazırlamak için seviyoruz" dedi. 💬 Erzincan Valiliği Hamza Aydoğdu #Erzincan #ValiHamzaAydoğdu #Eğitim #ÖğrencilereMesaj #ZorluklarGüçlendirir #HayatDersi #Mücadele #GeleceğeHazırlık #Eğitim #KarTatili #Sorumluluk #Azim #Sabır #GüçlüNesiller

Mia Haber

155,647 Aufrufe • vor 6 Monaten

NASIL ANLATMALIYIM? NE YAZMALIYIM? BU BÜYÜK YAŞATMA MÜCADELESİNİ.MAMA OLMAZSA OLMAZ.🙏 LÜTFEN SESİMİZİ DUYUN! DUYURUN. Burada Kurtarılmış yüzlerce can hayat buluyor. Yıllarca her koşulda, bir gün bile bu mücadeleden vazgeçmedik. 1000 den fazla masum can var burada. 300 den fazlası engelli, Her gün bize ihtiyacı olan. Hepsinin bir kurtarılış hikayesi var. Patisinden tuttuğumuz hiç bir tane canı bile bilinmezliklere salmadık. Her birinin ardında dağ gibi durmaya devam ediyoruz. Şu an buradaki canlarla yollarımız kesişmeseydi, biz onları ailemize katmasaydık, Hepsi sokaklarda, ormanlarda, barınaklarda belki gitmişti,onların en güvenli limanı biziz. Bizden başka kimseleri yok. Bizimde sizden başka kimsemiz yok. Bu kadar büyük bir yaşam alanında, bu kadar çok sayıda cana kucak açmış patiliköy ün yeterince Bağış alamaması,mama için ayda sadece 2 kez açtığı ilan için günlerce çırpınması nasıl üzücü😞 ee hepsi bir çok insanın ihbarı ile kurtarıldı. Bir çoğu kendi vicdani sorumluluğunu bize bıraktı.şimdi bir avuç insan yanımızda onlar doysun diye mücadele ediyoruz. Lütfen beslenme en öncelik ihtiyaç burada bunca can için imkanınız ölçüsünde el uzatın. Derneğimize yapacağınız bağışlarla çok acil olarak mama alımı yapmalıyız.bu büyük mücadelenin fiziki olarak yanında olamayanlar, bağışları ve paylaşımları ile yanımızda olabilir.🙏 bir kilo mama 40,tl bir paket mama 600 tl en uygunu. Yaşlılar engelliler özel beslenenlerin maması çok daha yüksek 😞 aşağıdaki linkten, ana sayfa başındaki patiliköyün linkinden direk bağışlarınızı yapabilirsiniz🙏🌸

Ankara Patiliköy

17,968 Aufrufe • vor 1 Jahr

Bu gece sahneye alkış için değil 8 yaşında olan Adıyamanlı İkra için çıktım. Yüzüm gülerken içim ağladı gece boyunca. Kalbimi sahneye bıraktım. 6 Şubat depreminde iki ayağını kaybeden sekiz yaşındaki İkra hiç aklımdan çıkmadı. Onu evinde ziyaret ettiğim günü unutamıyorum. Yardım etmek için, Kapıdan içeri girmiştim. Ve hayat bir an durmuştu sanki. Karşımda iki ayağını kaybeden küçücük bir çocuk vardı. Bana kocaman gülümseyen yüzüyle baktı. Eksilen bedenini unutmuş çocuklarla oyun oynayarak hayata sarılmıştı. Annesi hastanede can çekişiyordu. O an utandım… Kalbim o gün ilk kez bu kadar sıkışmıştı. O gün çok ağlamıştım. Depremde 45 gün boyunca köy köy, kasaba kasaba dolaştım. Yıkılmış evler ve yuvalar gördüm… Sessizliğe gömülmüş sokaklar… Yarım kalmış hayatlar gördüm. Bazen ölü taşıdım bazen soba taşıdım bazen çadır taşıdım. Elimden geldiğince sessiz ve sedasız ekranlara çıkmadan, sosyal medyada görünmeden çok insana ulaştım. Ama en çok İkra kaldı aklımda. Geçenlere bir sosyal medya hesabında ( ayazdakalanlar mehmet yılmaz ) İkrayı gördüm. Benimle çekildiği fotoğrafı baş köşesine asmış. Hayali küçük bir oda… Ve özgürce hareket edebileceği elektirikli bir tekerlekli sandalye. Onu izlediğimde kalbim yine sıkıştı. Normalde 6 Şubat gecesi sahneye çıkmayacaktım. Ama İkra’nın hayali için çıktım sahneye. Şimdi İkra’nın bir odası olacak, ve rahat gezeceği bir sandalyesi olacak. Belki ona kaybettiklerini geri veremeyiz… Ama şunu biliyorum: İkra gibi bir çocuğun gülümsemesi tüm dünyaya değer. İkra güldükçe… ben umut etmeye devam edeceğim.

Mahsun Kırmızıgül

77,971 Aufrufe • vor 5 Monaten

Burada yaşanan durumu çok yönlü değerlendirmek gerekir. Uçuşta gecikme olduğu için yolcuların rahatsız olması son derece anlaşılır. Belki önemli bir yere yetişeceklerdi, belki hastaları vardı ya da bu havalimanına saatler süren bir yolculukla geldiler. Yolcuların mağduriyeti elbette gerçektir. Ancak bir yolcu, yaşadığı mağduriyeti bağırarak bir yer hizmetleri çalışanından çıkarabilir mi? Havayolu şirketleri de uçuşların gecikmesinden asla memnun olmaz. Ekiplerin mesai süreleri altüst olur, yeni ekip tahsisi zorlaşır. Özellikle hub(şirketin merkezi)olmayan havalimanlarında yeni ekibin transferi başlı başına bir sorun haline gelir. Eğer gecikme hava koşulları kaynaklıysa, bu durum onlarca uçuşu etkileyebilir ve bir domino etkisi yaratır. Sorun bazen birkaç saat sonra, bazen de birkaç gün sonra tamamen çözülebilir. Ancak burada en önemli unsur emniyettir. Havacılıkta emniyet her zaman birinci önceliktir. Hava şartları uygun değilse, ekibin yasal mesai süresi dolmuşsa ya da uçakta teknik bir arıza varsa, otobüs mantığıyla “hadi devam edelim kaptan” şeklinde bir süreç yönetimi havacılıkta söz konusu değildir. Bu tabloda, büyük bir baskı altında görev yapan yer hizmetleri çalışanları var. Sakin kalmaya çalışırlar; en basit ifadeyle, ekmek parası için işlerini yapmaktadırlar. Kimse bu kadar bağırılmayı hak etmez. Aslında mesele, bu tür durumlarda emniyet güçlerinin daha net ve kararlı şekilde müdahale etmesi gerekliliğini de ortaya koymaktadır. “Şu ülkede olsaydı böyle olurdu” demek istemiyoruz; ancak ilgili otoritelerin bu konularda daha katı ve net kurallar uygulaması daha sağlıklı olacaktır. Bir yer hizmetleri görevlisine ya da bir kabin memuruna bağırmak, tehdit etmek veya şiddet uygulamak kesinlikle doğru değildir.

HavaSosyalMedya

53,313 Aufrufe • vor 5 Monaten

“İlle de görmek için mi yaşanır güzel günler? Uğruna beklemek de güzel…” İnsanın duygularını kontrol edemediği, kalp çarpıntısını parmaklarında hissettiği o özel anlardan biriydi. Bazen dilinizden dökülen sözler sizin için de sürpriz olabilir, kâğıda ya da telefonunuzun klavyesine düşen o kelimeler sizi bile şaşırtabilir; çünkü daha önce belki de hiç öyle hissetmemişsinizdir, sizi saran ve içinizi kıpır kıpır yapan o heyecan, tamamen kontrol altına almıştır sizi… Galatasaray’a imza atmak üzereydim. Her şey yolunda gidiyordu ama beklemek zorundaydım. Böyle anlarda kafanızdaki soru işaretlerini dağıtmak istersiniz, “ya olmazsa, bundan sonra ne olur, belki de tekrar başa dönerim, en baştan başlayacak gücüm var mı” gibi olasılıklar üzerinize gelirken… Sonra bir rahatlama takip eder bu döngüyü, o günler için beklemenin de güzel olduğunu anlarsınız. Biraz kişisel olacak ama söylemesi zor olsa da bu bir veda mektubu. Bugünden, o güne baktığımda… Bildiğim tüm kelimeler zihnimde çarpışıyor, birçok şey yazmak geliyor içimden ancak bu duyguyu size tarif edemiyorum. Galatasaray’dan, Galatasaray’a geldiğim günün dördüncü yıl dönümünde kalbimde tarifsiz bir sevgi, yaşanılan onca hatıra, hayatıma giren birçok güzel insanın hissettirdiği eşsiz sıcaklıkla ayrılıyorum… Evet, bir gün, bugünün geleceğini elbette biliyordum. Ve zaman zaman o gün geldiğinde nasıl olacağımı, neler yaşayacağımı düşünüyordum. Galatasaray’dan ayrılmak hiç kolay değil; kalbimin bir yarısı hep burada atacak. Galatasaray’da geçirdiğim dört yılı düşünürken bu mektubun satır aralarına düşen birkaç damla gözyaşıyla beraber… Ama biliyorum ki; Galatasaray bizim evimiz, Galatasaray bizim yuvamız. Hayatımın en özel yolculuğunda benimle olan herkese çok teşekkür ederim. Galatasaray’ı temsil edebilmek en büyük rüyalarımın bile ötesindeydi; her an, her yerde kulübüm için mücadele etmek, Galatasaray’a karşı mahcup olmamak ve gençlere ilham olmak hayatın kendisiydi… İnanıyorum, 1905’ten beri devam eden bu bayrak yarışında; terden sırılsıklam formalar ve sahada kaldırılmayı bekleyen kupalar, 119 senelik muhteşem tarihi boyunca olduğu gibi Galatasaray’ın büyük taraftarını bundan sonra da mest edecek. Galatasaray’ı, Galatasaraylıları, Galatasaray’ı temsil eden tüm değerleri çok sevdim, hep seveceğim. Sizi gururlandırmak için her şeyimi vereceğim. Ve her birinizi çok özleyeceğim… Umarım en kısa zamanda, evimizde size veda etme fırsatı bulabilirim. Kendinize iyi bakın. Sevgilerimle, Kerem Aktürkoğlu

Kerem Aktürkoğlu

8,647,876 Aufrufe • vor 1 Jahr

Ed Seykota gibi, Richard Dennis gibi, Paul Tudor Jones gibi eski efsaneler bir yana, piyasaların "yeni" tarafında en çok sevdiğim traderlarından biri Tom Hougaard. Bu karizma abimizin ÇOK ÇOK ÖNEMLİ bir kitabı var, kitabın ismi: Best Loser Wins: Why Normal Thinking Never Wins the Trading Game Türkçeye çevrilmedi ama kitabın ismini şöyle çevirebiliriz: En İyi Kaybeden Kazanır: Neden Trading'de Normal Düşünce Yapısı Hiçbir Zaman Kazanamaz? Şu yazımda bahsetmiştim bu kitaptan: Aşağıya da kendisiyle yapılan kısa bir röportajı bırakıyorum. Transkripti şöyle: Soru: Konuğum Tom Hogart. Tom, trading öğrenilebilir mi yoksa en iyi traderlar doğuştan mı öyle doğarlar? Cevap: Bir şekilde öyle doğan da var ama trading öğrenilebilir, her şeyin öğrenilebildiğine inanıyorum. Ben de Tiger Woods gibi golf oynama seviyesine erişebilirim, beni Tiger Woods'tan ayıran tek şey tutku ve tekrardır. Soru: Trading için de bu geçerli mi yani, Tutku ve sonra tekrar tekrar uygulama disiplini? Cevap: Tabi, tekrar, tekrar ve tekrar. İnsanlar her akşam bara gidip bir şeyler içtiğinde, TV başında haber ve film izlediklerinde ben oturup grafik çalışıyorum. O günkü işlemlerimin üzerinden geçiyorum. Tiger Woods da öyle, herkes işi bitip de bir cafeye veya eve gittiğinde o çalışıyordu. Ve bu golf sporunda isminin öne çıkmasına ve golfün herkesçe bilinir, tanınır bir spor olmasına yol açtı. Bu onun samimi bir tutkusu ve çabasıydı. Piyasanın siperlerinde her gün mücadele etmek isteyen traderlar için de bu böyle olmalıdır. Aksi takdirde, sadece bir hesap açarsınız ve birbiri ardına batırırsınız. Kendinize trader demek kolaydır ama tutarlı bir şekilde kâr eden bir tüccar seviyesine gelmek çok zordur. Bunun kısa yolu yoktur. Bir kitap satın alınca iş bitmez. Bir kursa katılınca iş bitmez. Direkt olarak kimseden öğrenemezsiniz. Ben size hiçbir şey öğretemem. Sizin kendinize öğretme arzunuzun olması gerekir. Ben en fazla size rehberlik edebilirim. Ama nihayetinde hayatın her alanında, spor, politika, eğitim, başarıyı kendiniz istemelisiniz. Ve %99'u, gerçekten hayal kuran, cesaret eden ve hedeflerine, vizyonlarına doğru giden %1'den ayıran şey budur. Bu, baştan sona Pareto prensibidir., Mevzu şudur, siz bir şeyden kaçmak için mi koşuyorsunuz yoksa bir şeyin üzerine onu çözmek için mi koşuyorsunuz? Bu sorunun cevabı çok şey anlatır. Başarısızlık, hedeflerinize ulaşma yolunda zorlayıcı bir başrol oyuncusudur. Bu yüzden başarısızlığı kullanın, korkun. Başarısız olmaktan çok korkun. Ancak böyle başarılı olacaksınız. Dünyadaki en zengin kişiler, iflas etmekten derin bir korku duyarlar ve iki kat daha fazla çalışırlar. Bunun sihirli bir hapı yok. Burada, Las Vegas'ta yaşayan Andre Agassi, tenis dünyasında 1 numaradan 173 numaraya gerileyip sonra tekrar 1 numaraya çıktığında benim için muazzam bir ilham kaynağı olmuştu. Bunu yapmanın tek yolu saf azim ve kararlılıktır. Az önce röportaj yaptığınız beyefendi, David Paul, bana ticaretle ilgili en önemli şeyi öğretti: Bu teknikte değil, zihindedir. Büyük tüccar ve büyük ticaret zihniyeti zihinde doğar. Başladığınız yer orasıdır. Ben ilk iki, üç yıl hiçbir şey öğrenmedim. Çünkü hesaplarımızı fonluyoruz ve ek iş olarak görüyoruz burayı. Çünkü iyi maaşlı bir işimiz var. Bu sadece hesapları batırmak, geri gelmek, hesapları batırmak, geri gelmek şeklindeki bitmek bilmeyen bir tekrardan ibaret. Bu, meşhur zikzaktır. Herkes yaşar. Ama bir noktada bu zikzaktan yorulursunuz. Bu dramadan yorulursunuz. Ve oturup kendinize, "Tamam, bu değişmeli" dersiniz. Çok az insan bunu yapar. Çok az insanın kendi geçmiş kayıtlarına bakacak, nerede yanlış nerede doğru yaptıklarının detaylarına inecek kadar kendine saygısı vardır. Ve işte %1'i %99'dan ayıran budur. Ama bu iyi, çünkü para kazanmak için o %99'a ihtiyacım var. Birinin bu bedeli ödemesi gerekiyor.

İbrahim Babadağı | Borsanın İzinden

11,419 Aufrufe • vor 6 Monaten

Aslında bu video bize şunu harika bir şekilde gösteriyor, ‘en uçuk şeyleri dahi söylesen söylediğin şeyle çerçeven uyumlu ve eğleniyorsan insanlar bunu sadece eğlenceli buluyor.’ ‘Çerçeven uyumlu ve eğleniyorsan’ kısmını biraz daha açalım. Buradaki şaka yapan iki arkadaşın çerçevesi bu olay öncesinde neler olabilirdi? 1) Biz şimdi bunu söyleyeceğiz ama, yanlış anlaşılmaya da çok müsait, umarım başımıza bir şey gelmez. 2) Bir şey olmayacağına eminim, biz sadece eğleniyoruz ve o da bunu bizim halimizden anlayacaktır, sadece yapalım. Bu arkadaşların çerçevesi 2. ye daha yakın. Böyle olunca ne oluyor? ‘Bir iletişimde her zaman bir taraf diğer taraftan daha reaktiftir ve reaktif olunan kişinin sosyal değeri artarken reaktif olan kişinin sosyal değeri düşer’ muhabbetini artık siz biliyorsunuz. Reaktif olma durumu nasıl oluyordu? Karşındaki insanla iletişim kurarken onun varlığının sende herhangi bir duygusal reaksiyon yaratmasına reaktif olma denir. Yani eğer bu kişiler 1. düşünce yapısında olsalardı reaktif olacaklardı. 2. düşünce yapısına benzer bir düşünceyle reaktif olmadıkları için gerçeklikleri kızın gerçekliğine daha baskın geliyor ve bu da kızı duygusal olarak reaktif olmaya itiyor, bunu illaki fiziksel olarak görmemize gerek yok. Kız reaktif olunca bu arkadaşların sosyal değeri artıyor ve otomatik olarak bu arkadaşlar ne kadar garip bir şey de yapsalar çerçeve dinamiğinden dolayı bu ‘normal ve komik’ bir şeymiş gibi algılanıyor. Kadınlarla iletişimde bu olay çok bariz ve önemlidir. Eğerki sen daha az reaktif olan yani çerçevesi güçlü olan tarafsan kız birçok erkeğin yapmasına izin vermeyeceği şeylere sen yapınca izin verir ve bunun ‘hoş’ olduğunu söyler. Tam da bu sebeple senin mantıki olarak ‘kötü çocuk’ olarak değerlendirdiğin adamlar kızın gözünde değerlidir. Çünkü olay ne kadar iyi veya kötü olduğunda değil, olay çerçevenin ne kadar güçlü olduğunda ve o ‘kötü çocuğun’ çerçevesi güçlü. Eğer iletişim ve flört konularındaki bütün sırları uygulayabileceğin şekilde öğrenmek ve artık geri planda kalan adam olmaktan kurtulmak istersen biodaki linkten kitabımızı kontrol edebilirsin.

negan gündüz oyunu

75,901 Aufrufe • vor 3 Monaten