正在加载视频...

视频加载失败

BBC'deki bir programa katılan İngiliz kadın: -Zulüm 7 Ekim'de başlamadı. -"İsrail'in kendini savunma hakkı var" deniliyor. Toprakları alınan Filistin'in kendini savunma hakkı var mıydı? -Esirler diyorsunuz. Enkaz altındaki, hapishanelerdeki Filistinli çocuklar da esir.

344,537 次观看 • 10 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

#İBBDAVASI'NDA 2.CELSE 65.gün "Bu rezaletin dik alasıdır." YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel (Özgür Özel) mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkını kullanması kararı sonrası Silivri'de konuştu. "Silivri’de hep birlikte geçen celsede savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Ve bunun ne 1960 darbesinde, ne 12 Eylül darbesinde, ne Almanya’daki Nüremberg mahkemelerinde, ne 12 Eylül dönemindeki büyük işte DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı. Ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi: Hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da mesul tutuyorlar. Ve bu konuda, bu konular görüşülürken Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğinde, "Savunma süreniz geldiğinde konuşacaksınız, açıklayacaksınız. Sınırsız savunma hakkınız var" demişti. Sonra tutturdu: "Ben 9 Temmuz günü bu davayı bitireceğim." Ve işte 8 Temmuz günü: "Sözü al. Sen ve avukatların 5-6 saatte ne yapacaksanız yapın." Ya 5-6 saatte ben ve avukatlarım nasıl böyle bir şeyi yapabilir? Dedi ki: "O zaman savunma hakkından feragat ediyorsun." "Öyle bir şey etmiyorum, savunma hakkımı kullanmak istiyorum." "Yok, ediyorsun." Tutanağa öyle tuttu. Paldır küldür nereye gidecekse çekti gitti. Bugüne işaret etmişlerdi. Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu’nun avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki dille anlattı. O gün çok iddialıydı. "Hayır, bir daha savunma hakkı vermem, onu yapmam, bunu yapmam..." Biz de burada söyledik: Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne cevaplarını almaya cesaretleri yok. "Böyle yapacaklar herhalde" diye. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalaya oyalaya oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki: "Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün." Sonra avukatlar üstleyince, "Onu size önceden söyleyeceğim." Bir de söylemeseydin! Savunma yapacağı günü bilmeyecek. Belirli bir süre, "Bir ara" diyor. "Bir ara, uygun yerde, makul zamanda..." Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. "Bu haktan yararlandıracağım" deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık böyle bir göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Biliyorsunuz geçen sefer savunma hakkını kısıtladığı sürede NATO gündemi vardı ve Ankara’da NATO toplantısı varken, bütün televizyonlar NATO’ya kilitlenmişken burada kimseler duymadan ve kısacık bir sürede hakkında 1,5 yıldır bütün televizyonların attığı iftiralara ki birçoğu iddianameye bile girememişti ve iddianameye yazdıklarımıza ve burada konuşulan her şeye o kadar bir sürede cevap verdi. Şimdi tabii onu sürdüremez o tutumunu, savunma hakkını verecek ama yine: "Benim uygun gördüğüm gün, saatte, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksınız" diyor. Bu rezaletin daniskasıdır yani. Bu rezaletin dik alasıdır. Ayrıca şuna da değinmem lazım, belki siz onu ayrıca takip ettiniz, haberleştireceksiniz ama bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Bilmiyorum görüntü alma imkanı oldu mu ama seyircilerden dürbün getirenler vardı. Çünkü mahkeme salonunda seyircilerle sanıklar arasında bilmiyorum ama bir futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın bir mesafe var ve dürbünle izleyenler var."

Fatoş Erdoğan

11,043 次观看 • 15 天前

Gizli tanıkla yeni tanışan ve buna şaşırmış gibi yapanlar için bu video! Bazıları sürekli #KHK dediğim için rahatsız oluyormuş! Aferin bana! Kadınlar, çocuklar, hastalar, yaşlılar, askerî okul öğrenciler, işinden, özgürlüğünden, yaşamından olan yüz binlerce insanın âhı hep üzerinize olacak! Adalet, bir toplumun ruhudur; o yoksa, geriye sadece sessiz çığlıklar, kırık umutlar kalır! Hepimiz bir şekilde adaletsizliğin soğuk yüzüyle tanıştık. Bazı yaralar var ki, kapanması bir yana, her geçen gün daha çok kanıyor. #KHK hukuksuzluğu, bu yaraların en derini. Vicdanları sızlatan, hayatları bir gecede karartan bir sosyal ölüm! İşinden, yaşamından, özgürlüğünden edilen yüz binlerce insan. Ne bir mahkeme, ne bir savunma hakkı, ne de bir delil. Sadece bir imza, bir liste, bir gizli tanık ve ardından gelen sonsuz bir belirsizlik. Bir öğretmenin öğrencilerine veda edemeden sınıftan çıkarılması, bir doktorun hastalarına şifa dağıtamaz hale gelmesi, bir babanın çocuklarına "Neden?" sorusuna cevap verememesi bu, adaletsizliğin ete kemiğe bürünmüş hâlidir! Adaletsizlikte eşitlendik! Hakkaniyet, aynada kendimizi görebilmekle başlar. Susmak, bu yarayı daha da derinleştirir. "Ayrımsız Adalet" sadece bir talep değil, bir isyan; haklının hakkını alması için atılmış bir çığlık! Adalet bir lütûf değil, ekmek, su, hava gibidir! Adaletsizlikte eşitlendik, evet; ama bu eşitlik, hepimizi dibe çekmek yerine, yukarı taşımalı. Adaletin bu topraklarda yeniden yeşermesi "Ayrımsız Adalet" ittifakı ile ancak mümkündür.

Sırrı Er

14,254 次观看 • 1 年前

“Benim inancıma göre bugünkü İsrail devleti Tevrat’a göre meşru değildir. Yahudilerin bugün egemen bir devlet kurup bu topraklar üzerinde hükmetme hakkı yoktur. Filistin toprağının yönetimi Filistinlilere ait olmalıdır; Yahudiler ise orada ancak barış içinde yaşayan insanlar olarak bulunabilir. Ben Yahudilik ile Siyonizmi aynı şey olarak görmüyorum. Tam tersine, Siyonizmin Yahudiliğe zarar verdiğini, insanları Allah’tan uzaklaştırdığını ve dini asli mecrasından çıkardığını düşünüyorum. Bugün birçok insanın Yahudilik diye savunduğu şey, bana göre hakiki Yahudilik değil; siyasallaşmış, sertleşmiş ve ahlaki ölçüsünü kaybetmiş bir ideolojidir. ‘Amalek’ meselesini de bugünün siyasal dilinde gelişi güzel kullanılan bir etiket olarak görmüyorum. Ben bunu, insanları Allah’tan uzaklaştıran, dini yozlaştıran ve hakikati tersyüz eden bir tavır olarak anlıyorum. Bu yüzden, bugün bu kavramı kimin temsil ettiğine bakarken etnik kimliğe değil, ortaya koyduğu fiile ve ahlaki yıkıma bakarım. İsrail’in sürekli dile getirdiği ‘kendini savunma hakkı’ söylemini de bu çerçevede kabul etmiyorum. Siz önce bir toprağı zorla alır, bir halkı yerinden eder, sonra da ‘Ben kendimi savunuyorum’ derseniz, bu bana göre meşru bir savunma değildir. Gerçek çözüm, toprağın sahiplerine iade edilmesi ve adalet temelinde bir birlikte yaşama düzeninin kurulmasıdır. Ben, mevcut yönetimin kendi hedefleri uğruna çok büyük yıkımları göze alabilecek bir zihniyete sahip olduğunu düşünüyorum. Bu konuda söylenenler bazılarına ağır gelebilir; ama ben onların güvenlik adına çok büyük felaketleri bile meşrulaştırabilecek bir çizgide durduklarına inanıyorum. Mesih, kırmızı inek ve Tapınak gibi meselelerde de bugün anlatılan birçok şeyin dini hakikatten ziyade siyasî yorum ve fanatik fantezi olduğunu düşünüyorum. Benim anladığım gerçek Mesih anlayışı; savaş çıkaran, insanları ezen, yıkan bir figür değil, insanları Allah’a yaklaştıran, barışı ve manevî birliği getiren bir hakikat merkezidir. Tarih boyunca Yahudilerle Müslümanların birlikte yaşayabildiğini düşünüyorum. Bana göre bugünkü temel problem dinlerin kendisi değil; işgal, zulüm ve buna dinî meşruiyet kazandırma çabasıdır. Sorun Yahudilik değildir; sorun, dini araçsallaştıran işgalci zihniyettir. Antisemitizm meselesinde de şunu söylüyorum: Siyonizm, Yahudileri korumuyor; aksine Yahudileri dünyanın birçok yerinde daha büyük öfke ve tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor. İnsanlar Yahudilik ile Siyonizmi birbirine karıştırdıkça, bunun bedelini sıradan Yahudiler de ödüyor. Holokost gibi büyük bir trajedi de başka bir halkın toprağını almak için gerekçe yapılamaz. Avrupa’da işlenen suçun bedelini Filistinlilere ödetmek ne ahlaken doğrudur ne siyaseten meşrudur. Acı yaşamış olmak, başkasına acı çektirme hakkı vermez. Ben eninde sonunda bu yapının sürdürülemez olduğuna inanıyorum. Bir gün bu düzenin sona ereceğini düşünüyorum. Benim ideal gördüğüm şey, kan dökülmeden, Filistin yönetimi altında Yahudi ve Müslümanların birlikte yaşayabildiği barışçıl bir düzendir.”

Rauf Atilla Polat

21,093 次观看 • 5 个月前

- Kılıçdaroğlu ‘Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu’ dedi. - Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. - Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Fatih Altaylı kişisel bloğunda, Sözcü TV’deki Kılıçdaroğlu röportajını yorumladı bir de anısını yazdı: Sözcü TV’deki programda üç meslektaşımız da işlerinin hakkını verdiler, Kılıçdaroğlu da kendini bir kez daha rezil etmeyi başardı… Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlığı, ilkesizliği, yeterince görüldü. Yaptığı hatalardan ders almayı bırakın, yaptığı hatalardan hoşnut bir tip vardı karşımızda. Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Konuk dışında herkes programdan yüzünün akıyla çıktı. Kılıçdaroğlu’nun program öncesi iyimser tahminle 100 üzerinden 5 kredisi var ise, program sonunda sıfırı tüketti. Layığını buldu. Ancak “Butlan Kemal kendini rezil etti, mahvoldu, madara oldu, bitti” demek hiçbir mana ifade etmiyor. Birkaç Kılıçdaroğlu anısı CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile pek çok program yaptım. Açıkçası izlenimim, kabiliyetsiz, beceriksiz, siyaset bilmeyen, konuşamayan, pratik zekadan yoksun, konulara hakim olmayan, gündemi çok iyi takip etmeyen ama kibar ve iyi bir insan olduğunu düşündüm uzunca bir süre. Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. Bunu da dün gece gittiğim bir düğündeki eski sınıf arkadaşlarım söyledi. Bir program sırasında bu düşüncemi onlara mesaj olarak atmışım. Gelelim birkaç anıya. Biri zannederim kendisi ile yaptığımız son programla ilgili. Program sırasında Kılıçdaroğlu, dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile ilgili birtakım iddialar ortaya attı. Reklam arası verdiğimizde stüdyoya Habertürk’ün o sıradaki program müdürü Kürşad Oğuz geldi. “Kemal Bey, Bakan Karaismailoğlu aradı, programa bağlanıp size yanıt vermek istiyormuş. Doğru söylemediğinizi iddia ediyor.” dedi. Ben Kürşad’a “Bakan Bey’e söyle bu programda dışarıdan bağlanma usulümüz yok. Haftaya gelsin cevap hakkını seve seve kullandıralım.” dedim. Ancak Kemal Bey aynı fikirde değildi. “Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu” dedi. Ben yine “Bağlanmasa daha iyi olur” dedim ama Kemal Bey isteyince sustum. Çünkü iki ucu boklu değnekti. Bağlamayıp, bir sonraki programda cevap hakkı kullandırsam “Bize bağlamadı, boş kaleye gol attırdı” diyeceklerdi. Bağlasak Kemal Bey haksız çıkarsa komplo kurmuş olacaktık ama yine de konuğun “Bağlayın” demesi üzerine Adil Karaismailoğlu’nu bağladılar yayına. Ve Kemal Bey’deki belgeleri yalanladı. Kemal Bey’i bir güzel susturdu ve üste çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu haksız duruma düşürdü kendini. Ve tabii suçlu ben oldum. Bütün CHP’li taife beni komplo kurmakla suçladı, Kılıçdaroğlu ise çıkıp “Ben istedim bağlanmasını, adama saldırmayın” falan demedi. Ama adamı tanıdığım, bildiğim için adaylık sürecinde defalarca “Aday olmayın kaybedersiniz” diye yazdım. Hatta Meral Akşener’e “Siz aday olsanız daha fazla şansınız olur” dedim hatta bunu da yazdım.

Haber Aktif

53,869 次观看 • 2 个月前