Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

BBC'deki bir programa katılan İngiliz kadın: -Zulüm 7 Ekim'de başlamadı. -"İsrail'in kendini savunma hakkı var" deniliyor. Toprakları alınan Filistin'in kendini savunma hakkı var mıydı? -Esirler diyorsunuz. Enkaz altındaki, hapishanelerdeki Filistinli çocuklar da esir.

344,563 görüntüleme • 1 yıl önce •via X (Twitter)

31 Yorum

KediDunyamız profil fotoğrafı
KediDunyamız1 yıl önce

@populergazeteTR Ağzına yüreğine sağlık Kahrolsun İsrail terör örgütü Filistin Özgür Olacak

ldle.Foundation profil fotoğrafı
ldle.Foundation1 yıl önce

@populergazeteTR GazaOnFire Soykırımı Durdurun

Özcan Ceyhan profil fotoğrafı
Özcan Ceyhan1 yıl önce

@populergazeteTR Yaşa koca yürekli Abla.

Jawarecep profil fotoğrafı
Jawarecep1 yıl önce

@populergazeteTR Lağım faresi soykırımcı bebek katili işgalci kan emici vanpir İsrail terör örgütü militanını tabi rica etse sokup çıkarmış

Ziya Hafızoğlu profil fotoğrafı
Ziya Hafızoğlu1 yıl önce

@populergazeteTR Dünya'da insanlar da var.

zeynep🇹🇷✌🇪🇭 profil fotoğrafı
zeynep🇹🇷✌🇪🇭1 yıl önce

@populergazeteTR ✌🇵🇸🇵🇸🇵🇸

Müslim BAYRAK profil fotoğrafı
Müslim BAYRAK1 yıl önce

@populergazeteTR Zionism is evıl #israelTerroriststate

🇹🇷🤲 🇹🇷💕 🍀MyWayİslam🍀🇵🇸🇵🇸🇵🇸😪 profil fotoğrafı
🇹🇷🤲 🇹🇷💕 🍀MyWayİslam🍀🇵🇸🇵🇸🇵🇸😪1 yıl önce

@populergazeteTR Kat kat fazla

Mehmet Başarır profil fotoğrafı
Mehmet Başarır1 yıl önce

@populergazeteTR Oevladı konuşurken kendide inanmıyor kaşı gözü ayrı oynuyor soyu kuruyasıca

Mustafa Kinali profil fotoğrafı
Mustafa Kinali1 yıl önce

@populergazeteTR 👏👏👏👏

mmnt profil fotoğrafı
mmnt1 yıl önce

@populergazeteTR 🇸🇩🇸🇩🇸🇩

Djie profil fotoğrafı
Djie1 yıl önce

@populergazeteTR

Türk profil fotoğrafı
Türk1 yıl önce

@populergazeteTR O çocuğu, müzik festivaline saldırıldı diyor utanmadan. Abluka altındaki bir yerin yanında müzik festivali düzenlemek, kaçıncı seviye bir utanmazlık.

Yldz profil fotoğrafı
Yldz1 yıl önce

@populergazeteTR #FreePalestine

Ersin Ertuğrul Satan profil fotoğrafı
Ersin Ertuğrul Satan1 yıl önce

@populergazeteTR Aya işaret eden, gösterene kitlenip işaretçinin kim olduğuna, maksadına bakmayan bir tür "şaşılağa" tutulmayan basiretli insanları seviyorum... Hanımefendi de aynı basiretle faşist işgalci terör propagandasına maruz kalıp şaşı kesilenlere bir şamar atıyor... belki uyanırlar!

EKREM ALTINLI profil fotoğrafı
EKREM ALTINLI1 yıl önce

@populergazeteTR Zalimliğin 7 ekimde başladığı tezi reddedilip Yahudiler’e yurt bulma, onları Avrupa’dan sürmek amacıyla 19. yüzyılda başlayan zulüm görmezden gelinemez. Filistin’de vatan oluştuma sevdası uzun erimde Yahudiler’e çok pahalıya malolacağını bizler görmesek de tüm insanlık görecek…

Zübeyde Yıldırım profil fotoğrafı
Zübeyde Yıldırım1 yıl önce

@populergazeteTR 👏👏👏👏👏👏👏🤲🤲🤲🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸☝☝

Mec Hazekmas (free Palestine🇵🇸) profil fotoğrafı
Mec Hazekmas (free Palestine🇵🇸)1 yıl önce

@populergazeteTR #AllEyesOnFreedomFlotilla

Seyyah profil fotoğrafı
Seyyah1 yıl önce

@populergazeteTR #BitmeyenSoykırımGazze #EndlessGenocideGaza

Rıfat Gökce 🇹🇷⚡ profil fotoğrafı
Rıfat Gökce 🇹🇷⚡1 yıl önce

@populergazeteTR 👍👍👍

Fraxinus profil fotoğrafı
Fraxinus1 yıl önce

@populergazeteTR Darbe yaparlar diye ordu kurup asker donatmazsan savunma hakkından vazgeçmişsin demektir. Amiral paşa @eafyoncu bu görevinicea ediyor Atatürk düşmanlarını orduya alıp Atatürk diyenleri ordudan attırıyor bakalım kimin ordusunu kuracak

Huseyin G profil fotoğrafı
Huseyin G1 yıl önce

@populergazeteTR 👍👍

Cavit Erginsoy profil fotoğrafı
Cavit Erginsoy1 yıl önce

@populergazeteTR O iskoç kadına ingiliz dediğine görse sünnet eder bidaha

sadece bir kul profil fotoğrafı
sadece bir kul1 yıl önce

@populergazeteTR Subhanallah.

İSO profil fotoğrafı
İSO1 yıl önce

@populergazeteTR Biri ablaya amca çocukları olduklarını söylesin

Mirkelam profil fotoğrafı
Mirkelam1 yıl önce

@populergazeteTR

Dogan Dolucan profil fotoğrafı
Dogan Dolucan1 yıl önce

@populergazeteTR There is no such state as Israel. There are cursed occupying Zionists used by the US and UK the world. Has seen this 🇵🇸🇹🇷🇵🇸🇹🇷🇵🇸🇹🇷☝️

irfan yalçınkaya profil fotoğrafı
irfan yalçınkaya1 yıl önce

@populergazeteTR Siyonist propagandaya kanmayanlarlar var

deryaz profil fotoğrafı
deryaz1 yıl önce

@populergazeteTR 🇵🇸🇵🇸

İsmail profil fotoğrafı
İsmail1 yıl önce

@populergazeteTR .

T.C. Sltn profil fotoğrafı
T.C. Sltn1 yıl önce

@populergazeteTR 🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏

Benzer Videolar

#İBBDAVASI'NDA 2.CELSE 65.gün "Bu rezaletin dik alasıdır." YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel (Özgür Özel) mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkını kullanması kararı sonrası Silivri'de konuştu. "Silivri’de hep birlikte geçen celsede savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Ve bunun ne 1960 darbesinde, ne 12 Eylül darbesinde, ne Almanya’daki Nüremberg mahkemelerinde, ne 12 Eylül dönemindeki büyük işte DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı. Ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi: Hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da mesul tutuyorlar. Ve bu konuda, bu konular görüşülürken Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğinde, "Savunma süreniz geldiğinde konuşacaksınız, açıklayacaksınız. Sınırsız savunma hakkınız var" demişti. Sonra tutturdu: "Ben 9 Temmuz günü bu davayı bitireceğim." Ve işte 8 Temmuz günü: "Sözü al. Sen ve avukatların 5-6 saatte ne yapacaksanız yapın." Ya 5-6 saatte ben ve avukatlarım nasıl böyle bir şeyi yapabilir? Dedi ki: "O zaman savunma hakkından feragat ediyorsun." "Öyle bir şey etmiyorum, savunma hakkımı kullanmak istiyorum." "Yok, ediyorsun." Tutanağa öyle tuttu. Paldır küldür nereye gidecekse çekti gitti. Bugüne işaret etmişlerdi. Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu’nun avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki dille anlattı. O gün çok iddialıydı. "Hayır, bir daha savunma hakkı vermem, onu yapmam, bunu yapmam..." Biz de burada söyledik: Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne cevaplarını almaya cesaretleri yok. "Böyle yapacaklar herhalde" diye. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalaya oyalaya oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki: "Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün." Sonra avukatlar üstleyince, "Onu size önceden söyleyeceğim." Bir de söylemeseydin! Savunma yapacağı günü bilmeyecek. Belirli bir süre, "Bir ara" diyor. "Bir ara, uygun yerde, makul zamanda..." Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. "Bu haktan yararlandıracağım" deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık böyle bir göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Biliyorsunuz geçen sefer savunma hakkını kısıtladığı sürede NATO gündemi vardı ve Ankara’da NATO toplantısı varken, bütün televizyonlar NATO’ya kilitlenmişken burada kimseler duymadan ve kısacık bir sürede hakkında 1,5 yıldır bütün televizyonların attığı iftiralara ki birçoğu iddianameye bile girememişti ve iddianameye yazdıklarımıza ve burada konuşulan her şeye o kadar bir sürede cevap verdi. Şimdi tabii onu sürdüremez o tutumunu, savunma hakkını verecek ama yine: "Benim uygun gördüğüm gün, saatte, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksınız" diyor. Bu rezaletin daniskasıdır yani. Bu rezaletin dik alasıdır. Ayrıca şuna da değinmem lazım, belki siz onu ayrıca takip ettiniz, haberleştireceksiniz ama bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Bilmiyorum görüntü alma imkanı oldu mu ama seyircilerden dürbün getirenler vardı. Çünkü mahkeme salonunda seyircilerle sanıklar arasında bilmiyorum ama bir futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın bir mesafe var ve dürbünle izleyenler var."

Fatoş Erdoğan

11,547 görüntüleme • 1 ay önce

Dilek Kaya İmamoğlu’ndan Adalet Çağrısı: "İçi Boş İddialarla 18 Aydır Sevdiklerimizden Ayrı Tutuluyoruz" Aile Dayanışma Ağı'nın (Aile Dayanışma Ağı) Saraçhane’de düzenlediği 46. buluşmada konuşan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu (Dilek Kaya İmamoğlu), sürece ilişkin tepkisini ve adalet talebini dile getirdi. Sürecin insan hayatı ve aileler üzerindeki ağır etkilerine dikkat çeken Dilek Kaya İmamoğlu, "18 aydır sevdiklerimiz için, ailelerimiz için ve tüm Türkiye için mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz hak, hukuk ve adalet mücadelesidir" ifadelerini kullandı. Adaletin dedikodu ve söylentilerle değil, somut delillerle sağlanması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, "Hiçbir gerçekliğe dayanmayan, söylemesi kolay birkaç cümlenin bedeli çok ağır oldu. Bu içi boş iddialar sevdiklerimizi 18 aydır bizden ayrı tutuyor" dedi. "İnsanların Hayatından Ayları Hangi Gerekçeyle Alıyorsunuz?" Uzayan yargılama ve tutukluluk sürelerini eleştiren İmamoğlu, çocukların anne babalarından ayrı kaldığı günlerin ve ailelerin kaybettiği zamanın telafi edilemeyeceğini söyledi. Yetkililere ve kamuoyuna seslenen İmamoğlu, "Bütün yaşananların ardından hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: İnsanların hayatından ayları, yılları hangi gerekçelerle alıyorsunuz? Hakkında hüküm verilmemiş bir insanın zamanından ve özgürlüğünden mahrum kalmasını asla kabul edemeyiz. Bu temel bir insan hakkı ihlalidir, bir insanlık suçudur" şeklinde konuştu. Silivri'de yaşanan duruma ve yargılama sürecindeki kısıtlamalara da değinen İmamoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Sadece siyasi saiklerle tutsak ettiğiniz insanlar değil; anneler, babalar, evlatlar ve eşler olarak hepimiz tam 18 aydır dört duvar arasındayız. Aylar boyunca çok ağır iddialar Türkiye'nin gündeminde tutuldu. İnsanlar daha hakim karşısına çıkmadan, savunmalarını yapmadan kamuoyunda hükümler verildi. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı yerle bir edildi. Şimdi ise o iddiaların karşısında savunmalar, beyanlar ve gerçekler var. Kamuoyunda gerçekmiş gibi konuşulan birçok konunun doğru olmadığını tanık beyanlarından anlıyoruz." "Ekrem İmamoğlu Kendini Milletine Emanet Ediyor" Yargılamanın şeffaf ve adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, "Elbette biz kimse yargılanmasın demiyoruz. Delil varsa ortaya konsun, savunma eksiksiz dinlensin. Ama yargılanmak başka bir şeydir; daha hüküm verilmeden insanlara bedel ödetmek başka bir şeydir" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının 1,5 yıldır özgürlüklerinden mahrum kaldıklarını hatırlatan Dilek Kaya İmamoğlu; ses, fotoğraf ve kitap yasakları ile sosyal medya engellemelerine tepki gösterdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da savunma görevini yaptığı için tutuklandığına dikkat çeken İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu kendini milletine emanet ediyor. Tutuksuz yargılamanın esas olduğu, masumiyet karinesinin korunduğu, herkesin bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde adil yargılanma hakkına sahip olduğu bir hukuk düzenine ihtiyacımız var. Kim olursa olsun herkes için hukuk, kim olursa olsun herkes için adalet!" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Fatoş Erdoğan

10,436 görüntüleme • 13 gün önce

Gizli tanıkla yeni tanışan ve buna şaşırmış gibi yapanlar için bu video! Bazıları sürekli #KHK dediğim için rahatsız oluyormuş! Aferin bana! Kadınlar, çocuklar, hastalar, yaşlılar, askerî okul öğrenciler, işinden, özgürlüğünden, yaşamından olan yüz binlerce insanın âhı hep üzerinize olacak! Adalet, bir toplumun ruhudur; o yoksa, geriye sadece sessiz çığlıklar, kırık umutlar kalır! Hepimiz bir şekilde adaletsizliğin soğuk yüzüyle tanıştık. Bazı yaralar var ki, kapanması bir yana, her geçen gün daha çok kanıyor. #KHK hukuksuzluğu, bu yaraların en derini. Vicdanları sızlatan, hayatları bir gecede karartan bir sosyal ölüm! İşinden, yaşamından, özgürlüğünden edilen yüz binlerce insan. Ne bir mahkeme, ne bir savunma hakkı, ne de bir delil. Sadece bir imza, bir liste, bir gizli tanık ve ardından gelen sonsuz bir belirsizlik. Bir öğretmenin öğrencilerine veda edemeden sınıftan çıkarılması, bir doktorun hastalarına şifa dağıtamaz hale gelmesi, bir babanın çocuklarına "Neden?" sorusuna cevap verememesi bu, adaletsizliğin ete kemiğe bürünmüş hâlidir! Adaletsizlikte eşitlendik! Hakkaniyet, aynada kendimizi görebilmekle başlar. Susmak, bu yarayı daha da derinleştirir. "Ayrımsız Adalet" sadece bir talep değil, bir isyan; haklının hakkını alması için atılmış bir çığlık! Adalet bir lütûf değil, ekmek, su, hava gibidir! Adaletsizlikte eşitlendik, evet; ama bu eşitlik, hepimizi dibe çekmek yerine, yukarı taşımalı. Adaletin bu topraklarda yeniden yeşermesi "Ayrımsız Adalet" ittifakı ile ancak mümkündür.

Sırrı Er

14,254 görüntüleme • 1 yıl önce

Bu ülkeyi CEHALET ve CAHİLLER yok edecek.‼️ Üfürükçü ile bir vahşet haberi‼️ Konya’da bir evde, 31 Mart 2024’te İbrahim Ekici şüpheli şekilde ölü bulundu. Dosya Müge Anlı’nın programına geldiğinde ortaya çıkanlar, “ikinci Palu Ailesi Vakası resmen‼️ Delirmemek imkansız‼️ Ortada bir baba var. Bir anne var. Miyopati ve ağır epilepsiyle yaşayan bir kız çocuğu var adı Zeynep. Aile, kızlarının çaresizliğine bakıp tıp kapısını bırakmış, aile büyüklerinin “biz biliriz” diye dayattığı yollara sapmış. Mine Ekici programda anlattı. Anlattığı şey, 2026 Türkiye’sinde hâlâ mümkün mü diye insanın içini burkacak cinsten. Kayınpeder köydeki yayladan kurumuş bir köpek kafası getirmiş. Kuzu ciğeri eklenmiş. O pis, mikroplu karışımdan su hazırlanmış. Bir kadın, o suyu çocuğun kafasının üzerinden dökmüş. Mine Ekici’nin sözü net: “Benim evimde bunu yaptılar. Pis ve mikroplu şeyleri çocuğumun kafasının üzerinden döktü.” Müge Anlı diyor ki: “Köpeğin kurumuş kafasını nerede buldunuz? Ben hiç görmedim.” Görmemiş tabii. Çünkü bu, tedavi değil. Bu, bir çocuğun bedenini batıl inanç sahnesine çevirmek.‼️ Bir radyoloji teknikeri anne, bir elektrik teknikeri baba… İkisi de sağlıkla, teknikle haşır neşir insanlar. Kızları ağır hasta. Çaresizlik var, evet. Ama çaresizlik, kurumuş köpek kafasını “şifalı su” diye bir çocuğun başına dökme hakkı vermez. Aile büyüğü “yayladan getirdim” deyince akıl duruyor mu? “Bizim evimizde oldu” deyince vicdan susuyor mu? Zeynep’in suçu ne? Doğuştan hasta olmak mı? Tedavi arayan ailesinin, üfürükçülere, muskacılara, “seçilmiş kişi” palavralarına teslim olması mı? Bu dosyada bir de Hüseyin Sarıbaş var. Kendini 170 yaşında, 270 ruhani askerli “seçilmiş” diye pazarlayan adam. Aileyi “safkan çocuk”, “veliaht”, “öleceksin cennete gideceksin” masallarıyla sarmalamış. İbrahim Ekici evinde ölü bulunmuş. Ses kayıtları, gecikmeli ambulans, çelişkili anlatımlar… Ama şu köpek kafası sahnesi, cinayet şüphesinden ayrı bir utanç. Çocuk hasta diye evin içine leş, kemik, ciğer, mikroplu su sokuluyor. “Biz yaptık, aile istedi” deniyor. Sonra da kamera karşısında “karşı çıktım ama yaptılar” deniyor. Karşı çıktıysan neden evinde oldu? Neden o kadının elindeki o su, Zeynep’in başına döküldü? Bu ülkede her ağır hasta çocuk için bir “yayladan gelen kemik” mi bekliyor? Her çaresiz anne-baba için bir üfürükçü, bir “içindeki üç harfli”, bir “öl de kızın kurtulsun” vaadi mi duruyor? Palu’da gördük. Şimdi Konya’da görüyoruz. İsimler değişiyor, sahne aynı: Çocuğun bedeni, batılın laboratuvarı oluyor. Zeynep’in tedavisi tıp dışı yöntemlerle “denenmiş” olsun diye evin içinde köpek kafası kaynatılıyorsa, sorun tek bir aile değil. Sorun, çaresizliği sömürenlerin hâlâ kol gezmesi. Sorun, “büyüklerimiz istedi” diye aklın teslim edilmesi. Sorun, hasta bir çocuğun üstüne dökülen o suyun, hâlâ “inanç” diye pazarlanması. O evde yıkanan, sadece bir beden değildi. O evde, bir çocuğun en temel hakkı da yıkandı: korunma hakkı.‼️ Köpeğin kurumuş kafasını yayladan getirmek kolay. Asıl zor olan, hasta bir çocuğun başına o pisliği döktükten sonra ayna karşısına geçip “biz şifa arıyorduk” diyebiliyor ya yuh‼️

BİRCAN YILDIRIM

20,275 görüntüleme • 1 ay önce

“Benim inancıma göre bugünkü İsrail devleti Tevrat’a göre meşru değildir. Yahudilerin bugün egemen bir devlet kurup bu topraklar üzerinde hükmetme hakkı yoktur. Filistin toprağının yönetimi Filistinlilere ait olmalıdır; Yahudiler ise orada ancak barış içinde yaşayan insanlar olarak bulunabilir. Ben Yahudilik ile Siyonizmi aynı şey olarak görmüyorum. Tam tersine, Siyonizmin Yahudiliğe zarar verdiğini, insanları Allah’tan uzaklaştırdığını ve dini asli mecrasından çıkardığını düşünüyorum. Bugün birçok insanın Yahudilik diye savunduğu şey, bana göre hakiki Yahudilik değil; siyasallaşmış, sertleşmiş ve ahlaki ölçüsünü kaybetmiş bir ideolojidir. ‘Amalek’ meselesini de bugünün siyasal dilinde gelişi güzel kullanılan bir etiket olarak görmüyorum. Ben bunu, insanları Allah’tan uzaklaştıran, dini yozlaştıran ve hakikati tersyüz eden bir tavır olarak anlıyorum. Bu yüzden, bugün bu kavramı kimin temsil ettiğine bakarken etnik kimliğe değil, ortaya koyduğu fiile ve ahlaki yıkıma bakarım. İsrail’in sürekli dile getirdiği ‘kendini savunma hakkı’ söylemini de bu çerçevede kabul etmiyorum. Siz önce bir toprağı zorla alır, bir halkı yerinden eder, sonra da ‘Ben kendimi savunuyorum’ derseniz, bu bana göre meşru bir savunma değildir. Gerçek çözüm, toprağın sahiplerine iade edilmesi ve adalet temelinde bir birlikte yaşama düzeninin kurulmasıdır. Ben, mevcut yönetimin kendi hedefleri uğruna çok büyük yıkımları göze alabilecek bir zihniyete sahip olduğunu düşünüyorum. Bu konuda söylenenler bazılarına ağır gelebilir; ama ben onların güvenlik adına çok büyük felaketleri bile meşrulaştırabilecek bir çizgide durduklarına inanıyorum. Mesih, kırmızı inek ve Tapınak gibi meselelerde de bugün anlatılan birçok şeyin dini hakikatten ziyade siyasî yorum ve fanatik fantezi olduğunu düşünüyorum. Benim anladığım gerçek Mesih anlayışı; savaş çıkaran, insanları ezen, yıkan bir figür değil, insanları Allah’a yaklaştıran, barışı ve manevî birliği getiren bir hakikat merkezidir. Tarih boyunca Yahudilerle Müslümanların birlikte yaşayabildiğini düşünüyorum. Bana göre bugünkü temel problem dinlerin kendisi değil; işgal, zulüm ve buna dinî meşruiyet kazandırma çabasıdır. Sorun Yahudilik değildir; sorun, dini araçsallaştıran işgalci zihniyettir. Antisemitizm meselesinde de şunu söylüyorum: Siyonizm, Yahudileri korumuyor; aksine Yahudileri dünyanın birçok yerinde daha büyük öfke ve tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor. İnsanlar Yahudilik ile Siyonizmi birbirine karıştırdıkça, bunun bedelini sıradan Yahudiler de ödüyor. Holokost gibi büyük bir trajedi de başka bir halkın toprağını almak için gerekçe yapılamaz. Avrupa’da işlenen suçun bedelini Filistinlilere ödetmek ne ahlaken doğrudur ne siyaseten meşrudur. Acı yaşamış olmak, başkasına acı çektirme hakkı vermez. Ben eninde sonunda bu yapının sürdürülemez olduğuna inanıyorum. Bir gün bu düzenin sona ereceğini düşünüyorum. Benim ideal gördüğüm şey, kan dökülmeden, Filistin yönetimi altında Yahudi ve Müslümanların birlikte yaşayabildiği barışçıl bir düzendir.”

Rauf Atilla Polat

21,114 görüntüleme • 6 ay önce