正在加载视频...

视频加载失败

BBC'deki bir programa katılan İngiliz kadın: -Zulüm 7 Ekim'de başlamadı. -"İsrail'in kendini savunma hakkı var" deniliyor. Toprakları alınan Filistin'in kendini savunma hakkı var mıydı? -Esirler diyorsunuz. Enkaz altındaki, hapishanelerdeki Filistinli çocuklar da esir.

344,535 次观看 • 10 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Gizli tanıkla yeni tanışan ve buna şaşırmış gibi yapanlar için bu video! Bazıları sürekli #KHK dediğim için rahatsız oluyormuş! Aferin bana! Kadınlar, çocuklar, hastalar, yaşlılar, askerî okul öğrenciler, işinden, özgürlüğünden, yaşamından olan yüz binlerce insanın âhı hep üzerinize olacak! Adalet, bir toplumun ruhudur; o yoksa, geriye sadece sessiz çığlıklar, kırık umutlar kalır! Hepimiz bir şekilde adaletsizliğin soğuk yüzüyle tanıştık. Bazı yaralar var ki, kapanması bir yana, her geçen gün daha çok kanıyor. #KHK hukuksuzluğu, bu yaraların en derini. Vicdanları sızlatan, hayatları bir gecede karartan bir sosyal ölüm! İşinden, yaşamından, özgürlüğünden edilen yüz binlerce insan. Ne bir mahkeme, ne bir savunma hakkı, ne de bir delil. Sadece bir imza, bir liste, bir gizli tanık ve ardından gelen sonsuz bir belirsizlik. Bir öğretmenin öğrencilerine veda edemeden sınıftan çıkarılması, bir doktorun hastalarına şifa dağıtamaz hale gelmesi, bir babanın çocuklarına "Neden?" sorusuna cevap verememesi bu, adaletsizliğin ete kemiğe bürünmüş hâlidir! Adaletsizlikte eşitlendik! Hakkaniyet, aynada kendimizi görebilmekle başlar. Susmak, bu yarayı daha da derinleştirir. "Ayrımsız Adalet" sadece bir talep değil, bir isyan; haklının hakkını alması için atılmış bir çığlık! Adalet bir lütûf değil, ekmek, su, hava gibidir! Adaletsizlikte eşitlendik, evet; ama bu eşitlik, hepimizi dibe çekmek yerine, yukarı taşımalı. Adaletin bu topraklarda yeniden yeşermesi "Ayrımsız Adalet" ittifakı ile ancak mümkündür.

Sırrı Er

14,254 次观看 • 1 年前

📍İzmir Buca Kırıklar Cezaevi'nde İstanbul’daki operasyonların ardından buraya getirilen Belediye Başkanlarımızı ve diğer dostlarımızı ziyaret ettim. 📌 Cumhurbaşkanı Adayımız #Ekremİmamoğlu'yla ilgili başlatılan operasyon tamamen siyasi bir operasyon ve amaç kendisini siyasetin dışına itmek, algı yaratmak. 📌 İstanbul'da bulunan, ikametgahları İstanbul'da olan, soruşturmaları İstanbul'da devam eden yurttaşlarımız, dostlarımız buraya gönderildiler. 🔴 Buraya gönderilmeleri üç nedenle en temel insan haklarına aykırı. ➡️ ❗SAVUNMA HAKKI İHLALİ: 🔴 Bir tutuklunun veya hükümlünün -tutukluluk öncelikli olarak- adil yargılama ilkeleri bakımından savunma hakkı var. Dolayısıyla soruşturması nerede başlatılmış ve yürütülüyorsa, avukatına erişimi, avukatıyla iletişimi bakımından mümkün olduğunca orada bulunan bir cezaevinde olması gerekiyor. ➡️❗ÖZEL YAŞAMA, AİLE YAŞAMINA SAYGI HAKKININ İHLALİ: 🔴 Tutuklunun veya hükümlünün ailesi İstanbul’da; ancak kendisi daha uzak bir şehirde bulunan cezaevine gönderiliyor. Değişik yerlere sürgün edilmeleri, gönderilmeleri yanlış ve aile yaşamına, özel yaşamına saygı hakkının ihlal edilmesi anlamına geliyor. ➡️❗KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE YASAĞI: 🔴 Yarım saatlik görüşme için insanları 6-7 saat yolculuğa göndermek, kötü koşullarda buraya getirmek, yolculuğa göndermek -cezaevi koşullarını bir tarafa bırakıyorum- en alt düzeyde kötü muamele yasağının ihlalidir. 📌 Bizler önceden de avukat olarak, insan hakları savunucuları olarak Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi’ne başvurular yaptık ve ağır insan hakları ihlalleri kararlarını aldık. Aradan 20 yıl geçti, o zaman da Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı vardı, şimdi de var. Bu kararlar açıkça bildirilmesine rağmen, bu siyasi operasyonda en temel insan hakları ihlalleri yapılmaya devam ediliyor. #İzmir #Buca #İstanbul #İBB #BucaCezaevi

Sezgin Tanrıkulu

11,007 次观看 • 1 年前

“Benim inancıma göre bugünkü İsrail devleti Tevrat’a göre meşru değildir. Yahudilerin bugün egemen bir devlet kurup bu topraklar üzerinde hükmetme hakkı yoktur. Filistin toprağının yönetimi Filistinlilere ait olmalıdır; Yahudiler ise orada ancak barış içinde yaşayan insanlar olarak bulunabilir. Ben Yahudilik ile Siyonizmi aynı şey olarak görmüyorum. Tam tersine, Siyonizmin Yahudiliğe zarar verdiğini, insanları Allah’tan uzaklaştırdığını ve dini asli mecrasından çıkardığını düşünüyorum. Bugün birçok insanın Yahudilik diye savunduğu şey, bana göre hakiki Yahudilik değil; siyasallaşmış, sertleşmiş ve ahlaki ölçüsünü kaybetmiş bir ideolojidir. ‘Amalek’ meselesini de bugünün siyasal dilinde gelişi güzel kullanılan bir etiket olarak görmüyorum. Ben bunu, insanları Allah’tan uzaklaştıran, dini yozlaştıran ve hakikati tersyüz eden bir tavır olarak anlıyorum. Bu yüzden, bugün bu kavramı kimin temsil ettiğine bakarken etnik kimliğe değil, ortaya koyduğu fiile ve ahlaki yıkıma bakarım. İsrail’in sürekli dile getirdiği ‘kendini savunma hakkı’ söylemini de bu çerçevede kabul etmiyorum. Siz önce bir toprağı zorla alır, bir halkı yerinden eder, sonra da ‘Ben kendimi savunuyorum’ derseniz, bu bana göre meşru bir savunma değildir. Gerçek çözüm, toprağın sahiplerine iade edilmesi ve adalet temelinde bir birlikte yaşama düzeninin kurulmasıdır. Ben, mevcut yönetimin kendi hedefleri uğruna çok büyük yıkımları göze alabilecek bir zihniyete sahip olduğunu düşünüyorum. Bu konuda söylenenler bazılarına ağır gelebilir; ama ben onların güvenlik adına çok büyük felaketleri bile meşrulaştırabilecek bir çizgide durduklarına inanıyorum. Mesih, kırmızı inek ve Tapınak gibi meselelerde de bugün anlatılan birçok şeyin dini hakikatten ziyade siyasî yorum ve fanatik fantezi olduğunu düşünüyorum. Benim anladığım gerçek Mesih anlayışı; savaş çıkaran, insanları ezen, yıkan bir figür değil, insanları Allah’a yaklaştıran, barışı ve manevî birliği getiren bir hakikat merkezidir. Tarih boyunca Yahudilerle Müslümanların birlikte yaşayabildiğini düşünüyorum. Bana göre bugünkü temel problem dinlerin kendisi değil; işgal, zulüm ve buna dinî meşruiyet kazandırma çabasıdır. Sorun Yahudilik değildir; sorun, dini araçsallaştıran işgalci zihniyettir. Antisemitizm meselesinde de şunu söylüyorum: Siyonizm, Yahudileri korumuyor; aksine Yahudileri dünyanın birçok yerinde daha büyük öfke ve tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor. İnsanlar Yahudilik ile Siyonizmi birbirine karıştırdıkça, bunun bedelini sıradan Yahudiler de ödüyor. Holokost gibi büyük bir trajedi de başka bir halkın toprağını almak için gerekçe yapılamaz. Avrupa’da işlenen suçun bedelini Filistinlilere ödetmek ne ahlaken doğrudur ne siyaseten meşrudur. Acı yaşamış olmak, başkasına acı çektirme hakkı vermez. Ben eninde sonunda bu yapının sürdürülemez olduğuna inanıyorum. Bir gün bu düzenin sona ereceğini düşünüyorum. Benim ideal gördüğüm şey, kan dökülmeden, Filistin yönetimi altında Yahudi ve Müslümanların birlikte yaşayabildiği barışçıl bir düzendir.”

Rauf Atilla Polat

21,093 次观看 • 4 个月前

- Kılıçdaroğlu ‘Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu’ dedi. - Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. - Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Fatih Altaylı kişisel bloğunda, Sözcü TV’deki Kılıçdaroğlu röportajını yorumladı bir de anısını yazdı: Sözcü TV’deki programda üç meslektaşımız da işlerinin hakkını verdiler, Kılıçdaroğlu da kendini bir kez daha rezil etmeyi başardı… Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlığı, ilkesizliği, yeterince görüldü. Yaptığı hatalardan ders almayı bırakın, yaptığı hatalardan hoşnut bir tip vardı karşımızda. Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu. Konuk dışında herkes programdan yüzünün akıyla çıktı. Kılıçdaroğlu’nun program öncesi iyimser tahminle 100 üzerinden 5 kredisi var ise, program sonunda sıfırı tüketti. Layığını buldu. Ancak “Butlan Kemal kendini rezil etti, mahvoldu, madara oldu, bitti” demek hiçbir mana ifade etmiyor. Birkaç Kılıçdaroğlu anısı CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile pek çok program yaptım. Açıkçası izlenimim, kabiliyetsiz, beceriksiz, siyaset bilmeyen, konuşamayan, pratik zekadan yoksun, konulara hakim olmayan, gündemi çok iyi takip etmeyen ama kibar ve iyi bir insan olduğunu düşündüm uzunca bir süre. Galiba, IQ düzeyi ile ilgili de negatif bir izlenimim vardı. Bunu da dün gece gittiğim bir düğündeki eski sınıf arkadaşlarım söyledi. Bir program sırasında bu düşüncemi onlara mesaj olarak atmışım. Gelelim birkaç anıya. Biri zannederim kendisi ile yaptığımız son programla ilgili. Program sırasında Kılıçdaroğlu, dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile ilgili birtakım iddialar ortaya attı. Reklam arası verdiğimizde stüdyoya Habertürk’ün o sıradaki program müdürü Kürşad Oğuz geldi. “Kemal Bey, Bakan Karaismailoğlu aradı, programa bağlanıp size yanıt vermek istiyormuş. Doğru söylemediğinizi iddia ediyor.” dedi. Ben Kürşad’a “Bakan Bey’e söyle bu programda dışarıdan bağlanma usulümüz yok. Haftaya gelsin cevap hakkını seve seve kullandıralım.” dedim. Ancak Kemal Bey aynı fikirde değildi. “Yooo, bağlansın. Elimde belgeler var. Rezil ederim onu” dedi. Ben yine “Bağlanmasa daha iyi olur” dedim ama Kemal Bey isteyince sustum. Çünkü iki ucu boklu değnekti. Bağlamayıp, bir sonraki programda cevap hakkı kullandırsam “Bize bağlamadı, boş kaleye gol attırdı” diyeceklerdi. Bağlasak Kemal Bey haksız çıkarsa komplo kurmuş olacaktık ama yine de konuğun “Bağlayın” demesi üzerine Adil Karaismailoğlu’nu bağladılar yayına. Ve Kemal Bey’deki belgeleri yalanladı. Kemal Bey’i bir güzel susturdu ve üste çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu haksız duruma düşürdü kendini. Ve tabii suçlu ben oldum. Bütün CHP’li taife beni komplo kurmakla suçladı, Kılıçdaroğlu ise çıkıp “Ben istedim bağlanmasını, adama saldırmayın” falan demedi. Ama adamı tanıdığım, bildiğim için adaylık sürecinde defalarca “Aday olmayın kaybedersiniz” diye yazdım. Hatta Meral Akşener’e “Siz aday olsanız daha fazla şansınız olur” dedim hatta bunu da yazdım.

Haber Aktif

53,869 次观看 • 1 个月前

Samiri Yahudilerinden olan Nabluslu Nadir Sadaka son esir takasıyla serbest bırakıldı. İşgal hapishanelerinde 22 yıl tutuklu kaldıktan sonra, üçüncü Özgürlük Seli anlaşması kapsamında ömür boyu hapse mahkûm edilen ve serbest bırakılan Nabluslu Samaritan Nader Sadaqa Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) askeri kanadı Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın Batı Şeria’daki komutanlarından olan Sadaka, 6 müebbet + 45 yıl hapse mahkum edilmişti. Filistin’den uzaklaştırma şartıyla serbest bırakılan esirler listesinde yer alan Sadaka, uzaklaştırılan diğer Filistinlilerle birlikte 2 gün önce Mısır’a gönderildi. Gözaltında tutulduğu süre boyunca ağır işkencelere maruz kalan Sadaka, hiçbir itirafta bulunmamasıyla biliniyor. İşgal hapishanelerindeki Filistinli esirlerin Sadaka’ya geniş kültürü ve entellektüel birikimi nedeniyle müfekkir diye hitap ettiği belirtiliyor. Nadir Sadaka, Mısır'a vardığında Gazze Şeridi'ne hitaben yaptığı konuşmada, "Hiçbir şey Gazze'nin üstünde değildir." dedi. İsrail'e karşı Birinci İntifada'da "taş atan çocuklar"dandı Sadaka, 1977 yılında Nablus'taki Gerizim Dağı eteklerinde doğdu. Eğitimini şehrin okullarında alan Sadaka, 1987'de "Taş İntifadası" başladığında İsrail ordusuna "taş atan çocuklar" arasındaydı. "Ateş Dağı" olarak da adlandırılan Nablus, 1987'deki intifada yıllarında İsrail ordusuyla yükselen tansiyona sahne oldu. "Taş atan çocuklar" ifadesi, Filistin topraklarındaki İsrail işgaline karşı Birinci İntifada'ya (1987-1993) katılan çocuk ve gençleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir; çünkü bu çocuklar, İsrail'in son teknoloji ürünü silahlarla donatılmış güçlerine karşı taşla mücadele ediyordu. 1995 yılında Nablus'taki En-Necah Ulusal Üniversitesi'ne kaydolan Sadaka, burada tarih ve arkeoloji okudu. Eğitim hayatı sırasında Sadaka, taş atan bir çocuk olarak başlayan İsrail'e karşı direnişini daha da ileriye taşıyarak, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) öğrenci yapılanması olan İlerici Öğrenci Çalışma Cephesi saflarına katıldı. Sadaka üniversitede arkadaşları arasında ön plana çıkarken İsrail'e karşı direnişi örgütlemek için kürsülerden öğrencilere hitap etti. İkinci İntifada ile silahlı direnişe geçiş yaptı El-Aksa İntifadası'nın 2000 yılında patlak vermesiyle birlikte üniversiteden mezun olmaya hazırlanan Sadaka, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin silahlı kanadı Ebu Ali Mustafa Tugayları'na katıldı. Sadaka ve arkadaşları, İsrailli asker ve subayların öldürüldüğü çok sayıda silahlı saldırı gerçekleştirdi. İsrail istihbaratı, Ebu Ali Mustafa Tugayları'ndan Sadaka ve arkadaşlarını takip etti ve Sadaka İsrail tarafından aranan adam haline geldi. 2003 yılında, İsrail'in orta kesimindeki Petah Tikva kentinde dört askerin öldüğü, bir kısmının yaralandığı bombalı saldırının, dönemin Tugay Komutanı Yamin Ferac ve Emced Muleytat ile birlikte katılımcılarından ve planlayıcılarından biriydi. Bu saldırı, aynı yılın Aralık ayında İsrail'in Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin iki lideri Fadi Haneni ve Cibril Avad'ı öldürmesine misilleme niteliğindeydi. İsrail’in aynı yıl içinde Nablus’taki Şehit Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın liderleri Ferac ile Muleytat’ı suikastla öldürmesinin ardından, Sadaka, tugayın komutanı oldu. İsrail ordusu 17 Ağustos 2004’te Sadaka’yı Nablus’un batısındaki Ayn Beyt el-Ma Kampı’nda düzenlediği saldırı sırasında gözaltına aldı ve hakkında 6 kez müebbet hapis cezasına hükmetti. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi resmi internet sitesinde, Sadaka, kendini “özgürlük ve hak uğruna mücadele eden bir Arap Filistinli” olarak tanımlanıyor. Samiri Yahudileri Tevrat'ın sadece ilk 5 kitabını kabul eden Samiriler, kutsal şehir olarak Kudüs'ü değil Gerizim Dağı'nın bulunduğu Filistin'in Nablus kentini tanıyor. Yahudilerin Tevrat'ı tahrif ettiğine inanan Samiriler, kendilerinin Hazreti Yakub'un 12 oğlundan Hazreti Yusuf'un torunları olduklarını kabul ediyor. Samiriler, İsrail'in kendilerine vatandaşlık vermesine rağmen, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşamayı tercih ediyor

Nevzat Çiçek

34,901 次观看 • 10 个月前

🌩️🔥 LUT KAVMİ HORTLADI! TARİH BÖYLE BİR SAPKINLIK GÖRMEDİ: "TECAVÜZCÜMÜZÜ YEDİRMEYİZ" DİYE HAPİSHANE BASTILAR! 🤮🔞🇮🇱📉 Kıyamet alameti arayanlar Sde Teiman'a baksın! Dünya, İsrail'de yaşanan akıl almaz bir rezalete şahit oldu. İsrail askeri polisi, bir Filistinli esire nitelikli cinsel istismarda (tecavüz) bulunduğu iddia edilen 9 askeri gözaltına almak istedi. Peki sonra ne oldu? İsrailli aşırı sağcı milletvekillerinin kışkırtmaları ile öfkeli bir kalabalık; "Askerimize dokunamazsınız, savaşta her şey mübahtır!" Tecavüz hakkımızdır diyerek askeri üs ve cezaevi kapılarına dayandılar 📍 Olayın Vahameti: * Suçu Savunmak: Dünyanın her yerinde tecavüz en aşağılık suçtur. Ama bu zihniyet, tecavüzcüyü "Kahraman" ilan edip kurtarmaya çalışıyor * Lut Kavmi Benzetmesi: Aynen Hz. Lut'un kapısına dayanıp "Misafirlerini bize ver" diyen o sapkın kavim gibi; bunlar da hapishane kapılarına dayanıp "Tecavüzcülerimizi bize verin, yargılayamazsınız" dediler. ⚠️ Siber Muhtar Analizi: Gözünüzü açın! Karşımızda sadece bir "İşgalci" yok; ahlaki, vicdani ve insani tüm değerlerini kaybetmiş bir "Sapk.nlar ordusu" var. * Bir toplum düşünün ki; bebek öldürmeyi "savunma", tecavüzü "hak", soykırımı "ibadet" saysın. * Bu olay, İsrail'in "Orta Doğu'nun tek demokrasisi" maskesini düşürüp, altındaki o kapkara, çürümüş yüzü ortaya çıkarmıştır. Lut Kavmi nasıl helak olduysa, ahlakı ve fıtratı bu denli bozan hiçbir medeniyet ayakta kalamaz! Kendi pisliklerinde boğulacaklar. 🚩 "İnsanlığın bir şerefi olur derler ama bunlarda zerre insanlık yok, haysiyet de yok! Sadece saf kötülük var!" Bu utanç onlara, bu sessizlik de dünyaya yeter! 💬 Sizce tecavüzü "meşru hak" gören bu zihniyete karşı dünya daha ne kadar sessiz kalacak? 👇 #LutKavmi #İsrail #SdeTeiman #TecavüzSuçtur #Siyonizm SiberMuhtar Filistin Rezalet İnsanlıkSuçu

Kişi sevdiği ile beraberdir

12,229 次观看 • 4 个月前