Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Beethoven ve Michael Jackson gibi sanatçılarda da bulunan “mutlak kulak” yeteneğine sahip Aylin Kılıç, Gürcistan’da düzenlenen Uluslararası Piyano Yarışması’nda birinci oldu.

201,855 views • 8 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Michael Rubin, “Erdoğan sonrasının planlamasını yapmalıyız” dediği ABD Kongresi’ne “Özgür Özel’i meşru lider tanımalıyız ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırım uygulamalıyız” tavsiyesinde bulundu. Dün de Slovenya’da yasadışı bağış almakta bir beis görmediği için denetime takılan Prebilič aynı gerekçelerle Akın Gürlek’i hedef alıp, Avrupa Parlamentosu’na yaptırım çağrısı yapıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın “ahtapotun kolları gibi” betimlemesiyle işaret ettiği yapıyı görüyorsunuz. Burada bağımsız yargının işlemesi sayesinde CHP’nin ele geçirilmesi planı mutlak butlan kararıyla sekteye uğrayınca, Türkiye’de kuyruğuna basılan tilkinin çığlığının AP’de, Amerikan Kongresi’nde yankılandığını da görüyorsunuz. Sadece bu kadar da değil. Rubin’e göre önümüzdeki dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve İstihbarat Başkanı cezaevindeymiş. Rubin can havliyle haykırdığı bu sözleriyle, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü iddianamesinde ortaya koyulan “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yolsuzluk ve rüşvetle toplanan paraların bu amaçla kullanılması ve partinin ele geçirilerek adayların belirlenmesi” iddialarının uluslararası boyutunu da faş etmiş oluyor. Yahudilerin desteğini alabilmek için de “Bakın siz azınlıksınız, mevcut Türk devleti hepinizi yok edecek” diyerek korku salıp, manipülasyon yapmayı da ihmal etmiyor. Ezcümle, CHP’nin yerli ve milli bir sistem partisi olarak tarihsel misyonunu sürdürmesi SİSTEM’i rahatsız ediyor. Etmeye de devam edecek gibi görünüyor.

Ece Sevim

56,413 views • 1 month ago

Yine çok güzeldin ADANA‼️ -Adana’nın ruhu zaten biraz karnaval gibi: asi, sıcak, yaratıcı ve özgür- Bu yıl 13. kez düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Adana’nın hem kültürel zenginliğini hem de Türkiye’nin modern, yaratıcı ve barışçıl yüzünü bir kez daha çok iyi yansıtan bir etkinlik oldu. Renkli kortejler, sanata ve müziğe verilen alan, uluslararası katılım ve şehir halkının coşkusu, Türkiye’de ne kadar güçlü bir medeni yaşam arzusunun olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Adana gibi güçlü bir sosyal dokusu olan şehirde, siyasi gündeme rağmen kalabalığın hiçbir taşkınlık yapmadan bu kadar düzenli ve pozitif bir atmosfer yaratması da aslında büyük bir toplumsal olgunluğun göstergesi. Bence bu tarz etkinlikler, Türkiye’nin yaratıcı ve umut veren bir enerjisinin de var olduğunu kanıtlıyor. Adana bu yönüyle, sadece kebap ve şalgamla değil; yaşama sevinciyle, modern yüzüyle de anılmayı hak ediyor. Eğer bugünkü enerjisini ve halk desteğini korursa, Adana Portakal Çiçeği Karnavalı aynı coşku ve hatta daha büyüğüyle devam eder. Çünkü bu tür organizasyonların temelinde sadece belediye ya da sponsorlar değil, şehir halkının sahiplenmesi yatar ve Adana bu konuda gerçekten çok güçlü. Adanalılar karnavalı sadece izlemiyor; giyiniyor, sokaklara çıkıyor, korteje katılıyor, müziğe dansla cevap veriyor. Bir etkinliğin sürdürülebilir olması için gereken en büyük güç bu: samimi katılım. Elbette bazı riskler var ama eğer yerel yönetim ve sivil toplum aynı motivasyonla devam ederse, bu karnaval Türkiye’nin “şehir festivali” kültürüne yön verecek kadar kalıcı olabilir. Hatta zamanla uluslararası çapta İspanya’daki La Tomatina, Brezilya’daki Rio Karnavalı gibi ikonlaşabilir bile. Adana bunu kaldırır mı? Hem de fazlasıyla. Çünkü Adana’nın ruhu zaten biraz karnaval gibi: asi, sıcak, yaratıcı ve özgür. Tabi ki Ali Haydar Bozkurt ve Ayşe Arman'ın çabaları, Message İletişim'in sahibi Taçnur Aydın ve şahane ekibinin özverili çalışmaları, Ondokuz Organizasyon'un inanılmaz profesyonelliği ile yine dünya çapında bir karnavalda yer aldık, tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 👏👏👏 1 numarasın Adana 🥰 Nisan'da Adana'da Ali Haydar Bozkurt Ayse Arman Tacnur Message_İletisim Ondokuz Organizasyon

Emre Özpeynirci

29,559 views • 1 year ago

Bugün Ankara 26 ıncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde, Partimizin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin 3 üncü celsesi görülen ceza davasında, dosyanın İBB dosyası ile birleştirilmesine yönelik İstanbul 40 ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılmasına ilişkin olarak verilen karar, aşağıda sayılan gerekçelerle, hukuka tümüyle yabancıdır: 1- Ceza muhakemesi açısından tanık beyanlarının doğrudan gözleme dayanması, mantıkla ve hayatın olağan akışıyla çelişmemesi, başka delillerle desteklenmesi gibi niteliklere sahip olması gereklidir. Buna karşılık; a) Duydum, anlattı gibi söz dizimleri ile beyanlar kurulmuş, b) Minibüsler dolusu parayı taşıyan Uber şoförünün bir cafede “tesadüfen” “tanıkla” arka arkaya masalara oturması ve her şeyi ulu orta anlatırken kulak misafiri olunması gibi mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı ifadeler anlatılıp tutanağa geçirilmiş, c) Maddi zemini olmayan tanık beyanlarının, başka delillerle desteklenmesi de mümkün olmamıştır. Dağıtıldığı iddia edilen telefonlar da, Kiptaş konutları da ortada yoktur. 2 - Farklı fiiller, farklı hukuki konular ve farklı yargılama koşullarına sahip, kısacası aralarında fiili bir bağlantı olmayan İBB dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesine yönelik ara karar, müşteki-savcı-hakim arasındaki uyum ve karar birliği sayesinde gerçeklemiş olup, bu durumun ceza yargılamalarında sıkça görülmemesi bir tarafa, TCK ve CMUK hükümleri ile açıklanabilmesi de mümkün değildir. 3- Bütün bunların yanında, davanın esasa girilmeden ertelenmesi ise, amaçlananın hakikat arayışından çok süreç yönetimi olduğunu ortaya koyuyor. Bu çerçevede, mutlak butlan iddiası negatif mahkeme kararına konu olup istinafa taşınmışken, hukuki fiili olmayan konunun cezai boyutunun ivmelendirilme çabalarının amacı açıktır. 102 yıllık koca Çınar’ın yönetimleri mahkeme salonlarında değil, hukuka, ahlaka ve geleneğimize uygun demokratik kongrelerde, kurultaylarda belirlenir, belirlenmeye devam edecektir. Bu alanlarda yaşanabilecek sapmalar ya da sapma iddiaları, geçmişten geleceğe kurulacak zincirlerle, o anda bulunulan statülerden tümüyle bağımsız, aydın namusuna sahip onurlu bir CHP’li süzgeciyle değerlendirilip, partinin yolu çizilir. Bu süreç dış müdahalelere, hele hele muhalefeti dizayn etme cüret ve teşebbüslerine tümüyle kapalı olmak zorundadır. Tarihsel mücadelemizin ağırlığının ve bu ağırlığın her birimize yüklediği tarihsel sorumluluğun farkındayız. Yolumuzu genişleterek, yoldaşımıza verdiğimiz omuzu güçlendirerek, akıl ve yüreğimizi yaren ederek, memleketimiz ve insanımız için yürümeye devam edeceğiz.

Gökhan Günaydın

17,560 views • 4 months ago

Nizamettin Arıç’ın Öcalan’a Yönelik Eleştirel Çizimleri: Kürtler'in pek alışık olmadığı sıra dışı Öcalan tepkisi. Kürt sanatçı Nizamettin Arıç’ın Öcalan’a yönelik eleştirel çizimleri, Kürt siyasetindeki dokunulmazlık algısını bir kez daha gözler önüne seriyor.. Benzer bir durumu geçmişte Şivan Perwer de yaşamış, ancak maruz kaldığı ağır tepkiler ve fiziki saldırılar nedeniyle söylemlerini realize etmek zorunda kalmıştı. Bu tablo bize Kürt toplumunun hâlâ siyasi liderlerini eleştirebilme olgunluğuna ulaşamadığını gösteriyor. Kürtler, liderlerini yalnızca eleştirilemez değil, aynı zamanda kutsal ve dokunulmaz da görüyor. Öyle ki, radikal partizanlar, gerektiğinde liderleri için Kürtleri öldürebileceklerini dahi açıkça dile getiriyor ve bundan gurur duyuyorlar. Dahası, bu anlayışa alkış tutan geniş bir kitle de mevcut. Peki, dillerinden “Kürtlere özgürlük”, “Kürdistan’a özgürlük”, “düşünce özgürlüğü” ve “özgün sanat” sloganlarını düşürmeyen Kürtler, kendi gibi düşünmeyen bir başka Kürtleri ve Kürt sanatçıyı hedef gösterip linç etmeyi, küfür ve hakaret yağdırmayı nasıl açıklıyor? Siyasilerine eleştiriye dahil tahammül etmeyen bir halk nasıl özgürleşebilir? Bu noktada aklıselim düşünebilen herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Kürtlere gerçekten özgürlük mü istiyoruz, yoksa sadece kendi dogmalarımızın egemen olduğu bir rejim mi kurmaya çalışıyoruz? Nizamettin Arıç Kimdir? Nizamettin Arıç, Kürt sanatına ve müziğine büyük emek vermiş, sinema alanında da başarılı işlere imza atmış bir sanatçı. Örneğin, tesadüf ki şuan yaşadığım şehir olan İsviçre’nin Fribourg kentinde 1994'de düzenlenen Fribourg Uluslararası Film Festivali’nde Kürtçe çektiği "Klama Beko" filmiyle üç ödül kazanmış, böylece Kürt sinemasını ve Kürt milletini uluslararası arenada da temsil etmiştir. Üstelik bu film, dönemin Türk devletinin Kürt köylülerine uyguladığı zulmü ve Suruç'lu bir gencin PKK’ye katılım sürecini anlatan siyasi bir yapımdır. Yani bir açıdan uluslararası alana sunulmuş, PKK'nin varlığını ve çıkış nedenini de gerekçelendiren Bir siyasi propaganda. Ancak bugün, Öcalan’ı eleştiren çizimleri nedeniyle kendisine yönelik saldırılarla, sanatçının geçmişi çarpıtılıyor. Mesela TRT’de çalışmış olması, ona yöneltilen en büyük suçlamalardan biri. Fakat gerçekte, Arıç 1976’da TRT Ankara Radyosu’nda çalışmaya başlamış, 1979’da Kürtçe seslendirdiği Ahmedo Roni şarkısı nedeniyle “bölücülük” suçlamasıyla yargılanmış ve işinden atılmıştır. Yani, devletin içinde bile Kürt kimliğinden ödün vermemiştir. Daha sormaları da yıllarca Roj TV ve Kürt siyasi hareketine yakın medya organlarında yer almış, bu çevrelerin etkinliklerinde sahneye çıkmıştır. Fakat bugün kendisine saldıranlar, geçmişte Kürt siyasi hareketiyle olan bağlarını görmezden geliyor. Eğer Nizamettin Arıç, TRT’de çalıştığı için “hain”se, o hâlde neden yıllarca Roj TV’de yer almasına ses çıkarılmadı? Demek ki mesele onun geçmişi değil, bugün eleştirel bir duruş sergilemesi. Öcalan Eleştirilemez mi? Sanatçılar toplumun aynasıdır. Eğer Kürt halkı özgür bir gelecek istiyorsa, sanatçılarına ve aydınlarına karşı daha saygılı olmalı, onlara eleştirel düşüncelerini ifade edebilecekleri alanlar açmalıdır. Bugün Öcalan’a büyük bir sevgi ve bağlılık duyan bir kitle olduğu gibi, özellikle genç Kürtler arasında yükselen eleştirel bir bakış açısı da mevcut. Bu realitenin artık kabul edilmesi gerekiyor. Ne Öcalan’ı destekleyenler mutlak birer kahraman ne de Öcalan’ı eleştirenler mutlak birer hain. Öcalan, Kürt halkının içinden çıkmış siyasi liderlerden sadece biridir; tanrısal bir kudrete sahip olmadığı gibi, kutsal ve dokunulmaz da değildir. Yıllar içerisinde siyasi anlamda büyük değişiklikler yaşadı. Kürtler Öcalan’ı sorgusuz sualsiz desteklemek zorunda değil. Öcalan’ın kendi kitaplarında dahi “Eleştirileriniz beni yüceltir, beni eleştirin” dediği gerçeği ortadayken Öcalan taraftarları neden onu eleştirilmez bir tabu hâline getirmeye çalışıyor? Siz Öcalan’dan daha mı Öcalancısınız?

Azad Penaber

236,564 views • 1 year ago

Irak Kürdistan Bölgesi’nde siyasi tutumlarını beğenmesem de saygı duyduğum insanlar var ama Bölge Başkanı Neçirvan Barzani şunu bilsin ki bazı siyasi tutumlarını beğenmesem de o bölgede saygı dışında önem verdiğim tek siyasi şahsiyettir. Başkan Neçirvan Bey bu anlatımında Kürtlerin Irak’ta yaptığı bütün hataları Suriye Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürtlerin de aynen tekrar etmesini tavsiye ediyor. 2003 yılında ABD ve uluslararası koalisyonun desteği ile Saddam diktatörlüğü yıkıldı, devlet de ordu da dağıldı. Bizzat Kürdistan Peşmergeleri Bağdat’a gidip güvenliği sağlamaya yardımcı oldu. Erbil’de bağımsız bir yapıya sahip olan Kürdistan Bölgesi tüm siyasi ve askeri gücüyle, tarumar olan Irak devletini tekrar ayağa kaldırdı ve Irak devletine Araplardan daha fazla sahip çıktı. Aynı Irak daha sonra 2005 anayasasını da çiğneyerek 2017’de Kerkük ve Şingal’da Kürdistan Bölgesi’ne karşı askeri saldırı yaptı, Kürdistan’ın önemli bir kısmını tekrar Irak’ın tasallutu altına aldı. 2014’te de DAIŞ saldırıları ile Musul ve başka yerlerde Irak devleti tekrar dağıldı, bir kez daha Peşmergeler ABD ve uluslararası koalisyonun desteği ile hem Musul’u hem de Irak’ı tekrar kurtardılar. Kürtlerin iki kez yıkımdan kurtardığı Irak devleti hala Kürdistan Bölgesi’nin bütçe payını vermiyor, memur maaşlarını da düzgün ödemiyor, Kürdistan Bölgesi petrolü de Irak’ın denetiminde ancak yeniden ihraç edilebilir. Yani Irak Kürdistan Bölgesi federal bir statüye, anayasal haklara sahip olduğu halde hala Irak’ın baskısı altında yaşıyor. Buna rağmen Başkan Neçirvan Bey hangi tecrübe ve akılla Rojava Kürtlerine “davet beklemeden siz kendiniz Şam’a gidiniz, Şam’ı kendi eviniz olarak görün, yeni Suriye’nin kurtarıcısı olunuz” diyor. Şam’daki Ahmed Şara yönetimi şimdiki güçsüz hali, olmayan askeri ordusu, çok zayıf olan uluslararası desteğine rağmen Kürtlerin bölgesini, askeri gücünü ve siyasi bölgesini tanımıyor. Yarın bizzat Kürtlerin desteği ile güçlense aynı Şam yönetimi Kürtlere karşı daha acımasız olacak. Bu konuda Irak Kürdistan Bölgesi çok kötü bir tecrübeye ve çok kötü bir tarihe de sahiptir. PDK ve YNK de Irak’ın bütün Şii ve Sünni siyasi partilerinden daha fazla “Irak vatanperverleridirler”. Başkan Neçirvan Bey, YNK lideri Bafil Talebani, İmralı’daki Öcalan kötü tecrübelerini, kötü tarihlerini “tavsiye” olarak Mazloum Abdî مظلوم عبدي ya da Rojava Kürtlerine anlatmasınlar. Suriye Kürdistan Bölgesi’nin de 13 yıllık bir siyasi tecrübesi var. Kahraman Peşmergeler gibi kahraman savaşçıları var, Irak Kürdistan Bölgesi gibi siyasi şahsiyetleri ve akademisyenleri var. Ayrıca Başkan Neçirvan Bey bütün bu yanlış tavsiyelerini Rojava Kürdistan’ı “kardeşlerine” anlatırken hep “Suriye” diyor, oradaki Kürdistan parçası için “Kürdistan” bile demiyor! Sayın Başkan Neçirvan Bey! (Nechirvan Barzani) Tavsiyeleriniz hatalı. Siyasi söyleminiz hatalı. Rojava’yı Şam’a biat etmeye çağırmanız hatalı!

Arif Zêrevan

67,557 views • 1 year ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın #BüyükFilistinMitingi 'ndeki konuşmalarından... 📌Batı dünyası, Gazze’deki çocuk, kadın, masum katliamını meşrulaştırmak için siyasetçisinden medyasına seferber oldu. İsrail tam 22 gündür açıkça savaş suçu işliyor. İsrail biz de seni savaş suçlusu olarak dünyaya ilan edeceğiz. Şimdi bunun hazırlığı içindeyiz. Bunun çalışmasını yapıyoruz ve savaş suçlusu olarak İsrail’i dünyaya tanıtacağız. 📌Gazze’de savunma değil açık ve alçak bir katliam yürütülmektedir. Gazze halkını, bir silah gibi kullandıkları açlıkla, susuzlukla, yakıtsızla, sağlık hizmetlerini çökerterek topluca yok etme peşindeler. 📌 Ey dünya, bütün bu gerçekleri görüyorsunuz. BM Genel Sekreteri haykırıyor ama duymuyorsunuz. Sağır oldunuz, kör oldunuz, bunlara asla kulak vermediniz. 📌 Hangi kökene, hangi inanca, hangi mezhebe sahip olursa olsun coğrafyamızdaki tüm toplumlar olarak bir olmalı, birlikte olmalı, beraber hareket etmeliyiz. Aksi takdirde, teker teker herkesin aynı akıbete duçar olması kaçınılmazdır. Bölge ülkelerinin ve halklarının tamamını birliğin rahmetinde buluşmaya, ayrılığın azabından uzak kalmaya davet ediyoruz. 📌Dışarıdan yardım getirilmesine izin verilmediği için elektrikten gıdaya, sağlık ve temizlik malzemesine kadar tüm insani ihtiyaçlar karşılanamaz halde. Dün geceden beri yapılanlar ise tam anlamıyla bir cinnet halidir. 📌Tüm bu vahim tabloya rağmen Gazze halkının, sergilediği vakur, kararlı ve inançlı duruş, tarihe şanlı bir direniş destanı olarak yazılacaktır. 📌Bunlar sadece öldürmeyi bilir. Zalimin başına yağdırdığı bombalara rağmen Gazze halkının evini, şehrini terk etmeme kararlılığını, buradan milletim adına saygıyla selamlıyorum. 📌 Kendi evleri yanmaya başladığında, sırtını dayadığı Batılılar çıkıp gidecek ve İsrail bu coğrafyada, 75 yıldır zulmettiği insanlar ve onların kardeşleriyle baş başa kalacaktır. Türkiye, tıpkı 500 yıl önce olduğu gibi, İkinci Dünya Savaşında olduğu gibi, başı dara düşen her mazlumla birlikte bu insanların da umudu olacaktır. 📌 Geçtiğimiz günlerde İsrail yönetimine yaptığım çağrıyı burada bir kez daha ifade ediyorum: Boyunuzu da, çapınızı da, yüreğinizi de aşan zırvalarla, tavırlarla, sözlerle Türk Milletinin merhamet duygularını törpülemeyin. Çünkü emin olun, tıpkı atalarınız gibi, sizler ve sizlerin çocukları da ileride buna ihtiyaç duyacak. Türkiye’ye ihtiyaç duyacak. 📌 Gelin bugün, mazlumlara yardım ulaştırma talebimize, barışı tesis etmek için diyalog kapılarını açma çağrımıza kulak verin. Gelin bugün, kendinizin ve çocuklarınızın geleceği için, belki de hayatınızda ilk defa hayırlı bir adım atın. Biz, “adil bir barışın kaybedeni” olmayacağına olan samimi inancımızla hareket ediyoruz. Muhataplarımızı da aynı anlayış etrafında buluşmaya çağırıyoruz. #United4Palestine

Fahrettin Altun

250,490 views • 2 years ago

İsrail, bu gece Suriye'ye saldıracağını söyledi: Dört cephede savaş başladı İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, İsrail’in dört farklı cephede birden savaşmaya başladığını açıkladı. Judea ve Samaria (Batı Şeria), Gazze, Lübnan ve bu geceden itibaren Suriye’deki askeri operasyonlar, İsrail’in bölgedeki güvenlik stratejisinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Genelkurmay Başkanı, yaptığı açıklamada, "Bir an içinde sizin olacak" diyerek, bölgedeki gerginliğin hızla tırmanabileceğini belirtti. Hermon Dağı’nın Kontrolü Ele Geçirildi İsrailli gazeteci Ariel Oseran’ın aktardığına göre, İsrail güçleri, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki stratejik Hermon Dağı'nın tamamının kontrolünü ele geçirdi. 51 yıl sonra, bu bölge ilk kez tam anlamıyla İsrail'in denetimine geçmiş oldu. İsrail birlikleri, Hermon Dağı’nın zirvesine yerleşerek, Suriye topraklarının 14 kilometre içine kadar ilerlediler. Bu, Gazze ve Lübnan’daki 14 aylık çatışmalarda ulaşılan en ileri noktadan çok daha fazla bir mesafe. Hermon Dağı, bölgedeki askeri operasyonlar için büyük bir stratejik öneme sahip, çünkü yüksekliği ve konumu sayesinde bölgenin savunulmasında kritik bir avantaj sağlıyor. İsrail’in Dört Cephedeki Askeri Faaliyetleri İsrail'in Batı Şeria'daki faaliyetleri, Gazze'deki soykırımı ve Lübnan sınırındaki saldırıları, ülkenin güvenlik güçlerinin bölgedeki gerilimi fazlasıyla tırmandırdığı uluslararası tepkilere de neden olmuştu. Herzi Halevi, Suriye'yi de bu gece itibariyle çatışma alanına dahil ettiklerini ve bölgedeki askeri faaliyetlerin hızla genişlediğini açıkladı. Suriye’ye Yönelik Askeri Tehdit ve Bölgesel Yansımalar İsrail'in Suriye’ye yönelik savaş başlatması, sadece Golan Tepeleri’nde değil, tüm Suriye sınırında askeri bir genişleme anlamına geliyor. Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinin ardından doğan boşluktan yararlanarak saldırıya geçecek olan İsrail, bölgedeki hakimiyetini pekiştirmek istediğini açıkça belirtti. Suriye’nin kuzeyine doğru ilerlemesi, bölgedeki askeri denklemi ciddi şekilde değiştireceği gibi gerilimi de tırmandıracak. İsrail'in bu askeri adımı, Ortadoğu'nun diğer güçleri için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Bölgesel Güvenlik ve Uluslararası Tepkiler İsrail'in çok cepheli bir savaş stratejisi izlemesi, hem bölgesel güvenlik dinamiklerini hem de uluslararası ilişkileri etkileyebilir. Suriye'ye doğru yapılan bu askeri ilerleme, bölgedeki diğer ülkelerin yanı sıra ABD ve Rusya gibi küresel aktörlerin de dikkatini çekecek. İsrail’in Suriye topraklarında daha fazla ilerlemesi, bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir ve yeni bir uluslararası diplomatik kriz doğurabilir.

Ambargo TV

191,532 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın 115’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nu ve beraberindeki Hava Kuvvetleri personelini kabulünde konuştu. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: GÜÇLÜ, ETKİN VE CAYDIRICI BİR HAVA KUVVETLERİ Gök Vatanımızın yılmaz koruyucuları olan Hava Kuvvetlerimizin kuruluşunun 115’inci yıl dönümünü kutluyorum. Malumunuz olduğu üzere, uluslararası güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik gerilimlerin arttığı ve güvenlik ortamında belirsizliklerin derinleştiği kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte Türkiye; sahip olduğu imkân ve yetenekleri, güçlü ordusu, dünya genelinde üstlendiği sorumlulukları ve kurduğu çok boyutlu ilişkileri ile uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez üyelerinden biri hâline gelmiştir. Ülkemizin geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürüdüğü bu dönemde, Bakanlığımız da devletimizin bekası, asil milletimizin huzuru ve bölgesel istikrarın sağlanması için çalışmalarını proaktif bir yaklaşım ve uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda kararlılıkla sürdürmektedir. Bir yandan şanlı ordumuzu yüksek teknolojiyi haiz silah ve sistemlerle teçhiz ederken bir yandan da personelimizin donanımlı bir şekilde yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kapsamda Hava Kuvvetlerimizi de köklü tarihi geçmişine ve geleceğin konseptine uygun olarak modern hava teknolojileriyle donatmaya devam ediyoruz. Bugün, karada ve denizde olduğu gibi semalarımızın emniyetini en iyi şekilde sağlayacak hava araçlarında da büyük atılımları birer birer gerçekleştiriyoruz. Birbirinden güzide sistemleri, kahraman ordumuzun ve Hava Kuvvetlerimizin envanterine dâhil etmeye devam ediyoruz. - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY”, - Kısa bir süre sonra envanterimize girecek “TAYFUN” ile - 5’inci nesil yerli-millî savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergeleridir. Her açıdan güçlü, etkin ve caydırıcı bir hava kuvvetlerine sahip olmak için yüksek motivasyon, azim ve kararlılıkla çalışmaya; daha çok üretmeye devam edeceğiz. HAVA KUVVETLERİ ÜLKEMİZİN İFTİHAR KAYNAĞI OLMAKTADIR Gururla ifade etmeliyim ki Hava Kuvvetlerimiz; yetenekli personeli, üstün teknolojisi, elde ettiği büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağı olmaktadır. Hava Kuvvetlerimizin kahraman personelinin elde ettiği başarılar, milletimizin özgüveni, devletimizin itibarı ve ülkemizin geleceği açısından da büyük anlam taşımaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözünden ilham alan Hava Kuvvetlerimizin; daha büyük başarılara imza atacağına ve asil milletimizin gurur kaynağı olmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Bu vesileyle, Hava Kuvvetlerimizin, ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum. Başta Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelimiz ile silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Hava Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyorum. Yolunuz ve bahtınızın semalar kadar açık olmasını diliyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,954 views • 1 month ago

TBMM Genel Kurulunda 2802 sayılı Kanunun 106/6. maddesiyle ilgili olarak kabul edilen önergeyle ilgili hukuki değerlendirme Hâkimler ve Savcılar Derneği olarak sınıf, kademe, derece, unvan, makam, mevki, Yargıtay-Danıştay-İstinaf-ilk derece mahkemesi üyesi ayrımı yapmadan tüm hâkim ve savcı maaşlarına en az 40.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenmesi için mücadele ettik. Tüm Milletvekillerine mail gönderdik, telefon trafiği gerçekleştirdik, basın açıklamaları yaptık. Ancak Dernek Başkanımız Mustafa Polat'ın (Mustafa Polat) TV kanallarına çıkmasına, kamuoyuna bilgi vermesine, konuyla ilgili röportaj yapmasına dahi Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 11/07/2024 tarih ve 922 sayılı kararıyla izin verilmedi. Belki bu süreçte izin verilseydi kamuoyu doğru bir şekilde aydınlatılır, daha farklı sonuçlar alınabilirdi. HSK kararlarına karşı yargı yolu kapalı olduğu için işbu karara karşı dava açılamadı. Ümit ederiz ki Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı en kısa zamanda yargı yolu açılır. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen önergeye gelince: 2802 sayılı Kanunun 106'ncı maddesinin altıncı fıkrası değiştirilmiş, "Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile Adalet Bakanlığı Müsteşarına (40.000); birinci sınıf hâkim ve savcılardan 103'üncü maddedeki aylık ödeme oranı %86 olanlara ve Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulunda fiilen görev yapan müfettişlere (35.000); diğer birinci sınıf hâkim ve savcılara ise (30.000); birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılara (26.000); diğer hâkim ve savcılara ise (22.500) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir. Bu Kanuna tabi olan hâkim ve savcılardan Anayasa Mahkemesinde görev yapanlara ödenen aylık ek ödenek ve Uyuşmazlık Mahkemesinde görev yapanlara ödenen ödenek ile bu fıkrada belirlenen ek tazminattan yalnızca biri ve yüksek olanı ödenir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre Yargıtay ve Danıştay mensupları ile Adalet Bakanlığı Müsteşar maaşlarına 40.000 katsayı uygulanmak suretiyle, yaklaşık olarak; 1. sınıf olup aylık ödeme oranı %86 olanlar için 18.155,92 TL, birinci sınıflar için 13.616,94 TL, birinci sınıfa ayrılanlar için 9.985,75 TL, diğer hâkimler ve savcılar için 6.808,47 TL, müfettişler için 4.538,98 TL ücret güncellemesi yapılmıştır. Ancak mevcut enflasyon karşısında yapılan bu güncellemenin zam olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gibi Devletin üç erkinden birisi olan yargı erkinin mensupları arasında sınıf farkı oluşturulmuştur. Oysa daha önce defaatle belirttiğimiz gibi Anayasa Mahkemesinin E:2023/104 esas, 11/10/2023 tarih ve K:2023/177 sayılı kararının 55, 56 ve 57’inci maddelerine göre tüm hâkim ve savcı maaşlarına eşit oranda 40.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenmesi Anayasanın sözüne ve ruhuna daha uygun olacaktı. Şuan ki haliyle piramidin en üstünde bulunan ve daha çok maaş alan Yargıtay-Danıştay mensupları, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve 1. sınıf hâkim, savcılar daha çok güncelleme alırken piramidin altında bulunan ve daha az maaş alan hâkim ve savcılar daha az güncelleme almış oldu. Biz sürecin en başından itibaren bu tarz bir uygulamaya karşı çıktık, hâkim ve savcılar arasında en azından parasal haklar konusunda ayrım yapılmaması için elimizden geleni yaptık ancak başarılı olamadık. Yargıtay-Danıştay mensupları, Müsteşar ve 1. sınıf hâkim, savcı maaşlarına 15.000 katsayı uygulandığında buna da karşı çıkmıştık. Herkes için 40.000 katsayı uygulanmalı demiştik. Gelinen aşamada yapılan düzenleme Anayasaya uygun değildir ve hâkimler, savcılar arasında kast sistemi oluşturulmuştur. Yukarıda açıkladığımız nedenlerden ötürü yapılan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi gerekmektedir. Kamuoyunun bilgisine arz eder, bu süreçte TBMM Genel Kurulunda tüm konuşmasını hâkim ve savcı sorunlarına ayıran değerli meslektaşımız ve Milletvekilimiz sayın Avukat Hakan Şeref OLGUN'a (Av. Hakan Şeref OLGUN) ve bizlerden desteklerini esirgemeyen değerli meslektaşımız ve Milletvekilimiz sayın Avukat Mahmut TANAL'a (Av.Mahmut TANAL) teşekkürlerimizi sunarız. Açıklamanın tam metnini okumak ve yorum yapmak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz: Etiketler: T.C. Adalet Bakanlığı T.C. Cumhurbaşkanlığı T.C. İletişim Başkanlığı @TC_HSK Yılmaz TUNÇ AK Parti CHP 🇹🇷 MHP Recep Tayyip Erdoğan Özgür Özel Devlet Bahçeli Türkiye Barolar Birliği Erinç Sağkan Av. Yusuf Beyazıt Murat Alparslan Osman Mesten Av.Dr.Rabia İLHAN Av. Haluk İPEK Umut Akdoğan Av. Mustafa KÖSE 🇹🇷 UĞUR POYRAZ Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun Bülent Tezcan Mehmet Rüştü Tiryaki Cahit ÖZKAN Meral Danış Beştaş Av. Abdurrahim Fırat Av. Celalettin Köse Adem Yeşildal.🇹🇷 Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu Zeynel Emre Feti Yıldız Av. Sevda Erdan Kılıç Av. Cem Şahin 🇹🇷 Av. Barış Bektaş Av. Mustafa HAMARAT Muhammed Levent BÜLBÜL Mithat Sancar Prof. Dr. Cüneyt Yüksel Adem YILDIRIM Mustafa Polat

Hakimler ve Savcılar Derneği - HAKSAV

34,315 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcıları Şuay Alpay ve Bilal Durdalı ile Şırnak’tan Hakkâri’ye gitti. Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Bakan Yaşar Güler, terörle mücadelede yapılacaklara ilişkin talimatlar verdi. Komandolarımızla da bir araya gelen Bakan Yaşar Güler, onlara hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi: HAKKÂRİLİ KARDEŞLERİMİZLE BULUŞACAĞIZ Kahraman silah ve mesai arkadaşlarım; sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, sizleri sevgiyle selamlıyorum. Dün Şırnak ilimizde 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığımızı ziyaret ettik ve Tümenimizin seçkin personeliyle bir araya geldik. Müteakiben Şırnaklı kardeşlerimizle de buluşma imkânımız oldu. Bu vesileyle bölgede sağlanan güvenlik ve huzur ikliminin Şırnak’ımızın çehresinin hızla değişmesine ve her geçen gün gelişmesine büyük katkılar sağladığına memnuniyetle şahit olduk. Bugün de serhat şehrimiz Hakkâri’de Dağ ve Komando Tugay Komutanlığımızda, siz kahraman silah arkadaşlarımızla bir aradayız. Buradan da Hakkârili kardeşlerimizle bulaşmaya gidecek, çeşitli ziyaretler gerçekleştireceğiz. GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMININ TESİSİNDE SİZLERİN ÖNEMLİ PAYI VAR Şırnak’ta olduğu gibi Hakkâri’nin de geleceğe daha umutlu ve daha güvende yürüdüğünü görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bölgemizde ve şehirlerimizde bu güven ve istikrar ortamının tesis edilmesinde elbette ki şanlı ordumuzun ve siz kahraman silah arkadaşlarımın çok önemli bir payı var. Zira gazi ordumuzun siz ve sizler gibi nice yiğit mensubu, vatan ve millet uğruna, sevdiklerinden uzakta kahramanca ve fedakârca görev yapıyor. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; ortaya koyduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve büyük gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki terörle mücadelemizde yüzlerce şehit veren, şanlı bir maziye sahip “Yiğit Tugayı”mızın kahraman mensupları buradayken, vatanımızın güvenliği emin ellerdedir. Sizlerin şahsında, şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle vazifelerini icra eden tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. TÜRKİYE GÜÇLÜ VE ETKİN BİR ÜLKE OLMA HEDEFİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYOR Bugün, dünyamızın belirsizlik sürecinden geçtiği bir dönem yaşıyoruz. Devletler arası güç mücadelesi, adaletsizlikler ve küresel krizler, uluslararası sistemin temellerini sarsmakta ve hepimizi derinden etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle çok kutuplu bir dünyaya geçiş süreci, istikrarsızlıkları ve hibrit tehditleri daha da belirgin hâle getirmektedir. Bu belirsizlik ve tehditlerle dolu dünyada güvenli bir yaşam alanı oluşturmak; sağlam, güvenilir ve öngörülebilir bir zemine sahip olmak her zamankinden daha önemlidir. Türkiye, bu geçiş döneminde sadece kendisi için değil, bölge ve dünya barışı için de güçlü ve etkin bir ülke olma hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Millî Savunma Bakanlığı olarak, ülkemizin maruz kaldığı her türlü tehdide karşı stratejik bir öngörüyle hareket ediyoruz. Millî güvenliğimizi en düzeyde sağlamak için, modern teknolojilerin sunduğu imkânları da kullanarak çok yönlü bir güvenlik anlayışı oluşturuyoruz. Terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadelede elde ettiğimiz destansı başarılar da bunun en somut örneğidir. Zira son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın kuzeyindeki terör unsurlarına yönelik başarılı operasyonları icra ettik. KAYNAĞINDA, SÜREKLİ VE KAPSAMLI OPERASYONLAR Geçmişte yürütülen sınırlı hedeflere sahip ve kısa süreli operasyonların yerine, bugün artık, “kaynağında, sürekli ve kapsamlı” operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Nitekim Pençe Harekâtları ile Irak sınırımızın emniyetini ileriden sağladık. Bu tedbirleri almasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları devam edecekti ve bugünkü huzur ve güven ortamı sağlanamayacaktı. Artık, bölgede yatırımlar tüm hızıyla devam ediyorsa vatandaşlarımız huzur ve güven içerisinde bağına, bahçesine gidebiliyorsa bunlar hep, siz kahraman Mehmetçiğimizin sayesindedir. Terörle mücadelemizin en etkin birliklerinden biri olan Hakkâri Dağ ve Komando Komutanlığımız ve onun siz değerli mensuplarının büyük bir adanmışlık duygusu ile ortaya koyduğu fedakârlıklar emsalsizdir. Tugayımızın, şu anda da başta Irak kuzeyindeki operasyon bölgelerimizde sergilediği yüksek özverili mücadele, teröristlerin korkulu rüyası olmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en zor şartlarda görev yapan tugaylarından birine mensup olan sizlerin “daima güçlü, dayanıklı, kararlı ve disiplinli” bir şekilde göreve hazır olduğunuzu görmek, mücadele azmimizi daha da artırmaktadır. Bundan sonra da sizlerin üstleneceği görevlerdeki müstesna katkılarıyla terör örgütüne hak ettiği ağır darbeleri vurmaya ve terör tehditlerini bertaraf etmeye devam edeceğiz. Nitekim komşumuz Irak ile son dönemde önemli bir gelişim kaydeden ilişkilerimizi oldukça önemli buluyor ve somut bir iş birliğini sahaya yansıtmaya başlıyoruz. Bir kez daha vurgulamak isterim ki hiçbir terörist, Mehmetçiğin kahredici kuvveti altında ezilmekten kurtulamayacaktır. MODERN TEKNOLOJİYE SAHİP OLMAK VAZGEÇİLMEZDİR Kahramanlık ve fedakârlık bizler için esastır. Ancak başarıya ulaşmak için modern teknolojiye sahip olmak da vazgeçilmezdir. Dolayısıyla yerli ve millî savunma sanayiye sahip olmak ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizi en iyi silah sistemleriyle donatmak, ülkemizin bekası açısından bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu nedenle harp silah, araç ve gereçlerindeki teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin sizlerin kullanımına sunuyor, kahraman ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz. Sadece son yıllarda kara unsurlarımızın istifadesine sunduğumuz, yerli ve millî Piyade Tüfeğimiz, Fırtına Obüslerimiz, Çok Namlulu Roketatarlarımız, farklı çap ve özelliklerdeki yerli ve millî füzelerimiz ve modernize edilen tanklarımız, bunlardan sadece birkaçıdır. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için şevk ve gayretle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu süreçte ülkemizin iftihar kaynağı olan siz kahraman komandolarımızın da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üstleneceğiniz her görevde üstün başarılar elde edeceğinize yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken; Mete Han’dan, Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlarken, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Bileğiniz kuvvetli; azminiz ve gayretiniz daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,465 views • 1 year ago

FENERBAHÇE’NİN “DÜNYANIN EN BÜYÜK SPOR KULÜBÜ” OLDUĞU, CHATGPT TARAFINDAN ONAYLANDI. Bedri Baykam bu kararı Başkan Ali Koç ve taraftarların bilgisine sundu. 10 Eylül 2025 Salı günü, Yapı Kredi’de gerçekleştirilen ve Genel Kurul öncesinde bir adaylık buluşması niteliği taşıyan Başkan Ali Koç’un Fenerbahçe ‘li üyelerle ve derneklerle yapılan toplantısında; sanatçı ve Fenerbahçeli kimliğiyle tanınan Bedri Baykam, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ulusal ve uluslararası alandaki çok branşlı başarılarını konu alan “Fenerbahçe ChatGPT Veri Sunumu”nu Başkan Koç ve katılımcılarla paylaştı. Baykam’ın sunduğu veriler, Fenerbahçe’nin uzun yıllardır “dünyanın en büyük spor kulübü” sloganıyla ifade ettiği konumunun, ChatGPT destekli analizlerce de teyit edildiğini ortaya koydu. Baykam, hiçbir ek bilgi vermeden ChatGPT’ye; dünyanın farklı spor branşlarında — bireysel ve takım sporları, kadın ve erkek kategorileri dahil olmak üzere — en geniş kapsama alanına sahip, uluslararası düzeyde en başarılı ve olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulübün hangisi olduğunu sordu. ChatGPT ilk aşamada yedi aday kulüp belirledi: FC Barcelona, Real Madrid, CSKA Moscow, Dynamo Kyiv, Fenerbahçe, Galatasaray ve Benfica. İkinci aşamada bu adayları üçe indirdi: Fenerbahçe, FC Barcelona ve CSKA Moscow. Ardından bu üç kulübü ayrıntılı biçimde karşılaştırarak değerlendirdi ve nihai olarak Fenerbahçe Spor Kulübü’nün dünyanın en geniş kapsamlı “en büyük spor kulübü” olduğu kararını verdi. Baykam bunun üzerine ChatGPT’ye, “Fenerbahçe’nin faaliyet göstermediği kriket, tenis, kayak, su topu, güreş vb gibi bazı branşlar da göz önüne alındığında, bu ulaştığı sıfatı aşabilecek veya tartışmaya açabilecek başka bir kulüp bulunup bulunmadığı” sorusunu yöneltti. ChatGPT, dünyanın dört bir yanından farklı branşlarda kulüpleri örnek gösterse de, genel makro değerlendirmede bunların hiçbirinin Fenerbahçe’nin mevcut konumunu aşmadığını belirtti. Bedri Baykam, sunumunun ardından hazırladığı dosyaları Başkan Ali Koç’a teslim etti, ve toplantıda bulunan dernek başkanları ve üyeler tarafından bu güzel sonuç alkışlarla karşılandı.

Bedri Baykam

15,328 views • 10 months ago

Dün, Azerbaycan’daki Yahudi sermayesiyle konuşan bazı TV’lerin çarpıtılmış çevirileriyle yayılan konuşmayı bir de devlet televizyonundan dinleyin: Aliyev: “Biz, müttefikimiz ve kardeşimiz olan Türkiye’ye, dostumuz İsrail’e...” Devamı videoda. Not: Yahudi lobisinin kölesi haline gelen bazı medya kuruluşlarının sunduğu çarpık yorumlardan sonra ben de üzülmüştüm. Fakat çok değer verdiğim bir meslektaşım bana, “Sabırlı ol, hemen tepki verme, önce araştır,” demişti. Arkadaşlar, İsrail ve ona biat edenlerin oyunları bu aralar hız kesmeden sürüyor. Bu yüzden bazı konularda sabırla hareket etmek şart. Türkiye'siz bir Azerbaycan’ın yalnız, savunmasız ve boynu bükük bir menekşeye döneceğini düşman bizden iyi biliyor. İşte bu yüzden bizi birbirimizden koparmaya çalışıyorlar. Sosyal medya ve bazı medya kanallarında “Azerbaycan büyüktür, kimseye ihtiyacı yoktur” tarzı algılarla devleti etkileyebileceklerini sanıyor bu iblisler. Ama anlamadıkları bir şey var: Azerbaycan devleti hem gücünü, hem sınırlarını, hem de nüfusunu çok iyi bilir. Bu yüzden kiminle gerçek anlamda kardeş ve müttefik olacağını, kimlerle sadece çıkar temelli ilişkiler kuracağını da akıllıca seçir. Unutmayın trollar! Azerbaycan şunu çok iyi bilir: Sınırları dar, nüfusu az ülkeler, büyük devletlerle müttefik olduklarında ayakta kalabilirler. Örneğin köpeği olduğunuz, ingilisin kurduğu İsrail, Azerbaycan’dan bile küçük bir devlettir. Ve kökleri olmayan hayali bir projedir. Amerika desteğini çektiği an haritadan silinip gidecek hâle gelir. Ukrayna gibi büyük topraklara ve Hristiyan Batı’ya yakın bir kimliğe sahip bir ülke bile, arkasında köklü ve güçlü bir Türkiye gibi ülke olmadığı için sahipsiz bırakıldı. Ama Azerbaycan’ın arkasında, kardeşi ve müttefiki Türkiye var! Bu gerçeği defalarca yaşadık. Uluslararası arenalarda yalnız bırakıldığımız çok zaman oldu ama o anlarda da Türkiye hep yanımızdaydı. Karabağ Savaşı’nda da Türkiye tüm gücüyle yanımızdaydı. Unutmayın Türkiye olmasaydı Ermenistanın arkasında duran Batı, yahudi Biden Amerikası ve Rusyayla baş edemezdik. Umarım anlayan anladı.

Nigar Ogeday🇹🇷🇦🇿🇹🇲🇰🇬🇰🇿🇺🇿🇵🇰🇭🇺

22,199 views • 1 year ago

🔴 BİR ANNE 35 DOĞUM YAPABİLİR Mİ? ÖZÜMÜZE AİT OLMAYAN, TOPLUMUMUZA DAYATILAN İTHAL KANUNLAR EMRETMİŞSE OLUYOR.. 1980 yılında rahmetli olan babam dört evliydi. İsviçre Medeni Kanunu’na göre evlilik sözleşmesi yapıldığı için, resmî olarak bir eşten fazla nikâh yasak olduğundan, 30 doğumun tamamı birinci annemize yazılmış. Bütün kardeşler birinci annemize kayıtlıyız, öyle de devam etti. Bizde hiç özlük, üveylik olmadı. Hepimiz birinci annemize “anne” diyorduk. Bizi doğuran annelerimize de “aba” diyorduk. Öyle büyüdük, öyle yaşadık. Zamanla iki annemizi kaybettik. Sonra iki annemizle yolumuza devam ettik. Yine aramızda hiç özlük, üveylik yaşanmadı. Anneler arasında da kendimi bildim bileli hiçbir ayrım görmedim. Birinci anne, diğer üç anneye sahip çıkar, onlara büyüklük ederdi. Çok iyi geçinirlerdi. İyi ve kötü günlerinde hep birlikte olurlardı. Özellikle söz konusu babam olduğunda, babama karşı müthiş bir dayanışmaları vardı. Biri hastalandığında diğer üçü başından hiç ayrılmazdı. Son iki annem de kardeş gibi yaşamaya devam ettiler. İkisi birbirini çok seviyordu. Biz de onları çok seviyorduk. İkisi birlikte kanser hastalığına yakalandı. Birbirlerini teselli etmeye başladılar. Biri hastaneye yattığında, diğeri başucunda bekliyordu. Maalesef o annelerden biri 23 Eylül 2023’te rahmetli oldu. Allah mekânını cennet eylesin. Şimdi bütün kardeşler son kalan annemizin sahipliğindeyiz. O da kanser hastası. Hastalığına rağmen annelik görevini yapmaya çalışıyor. Ana yüreği bambaşka bir yürektir. Bugün Anneler Günü. Başta bu memleket için canını vermiş bütün yiğitlerin anneleri olmak üzere, bütün annelerin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutlar, ellerinden öperim. Ölen annelerimi rahmetle ve minnetle anıyorum. Kalan son annemize sağlık ve şifa diliyorum. Diyarbakır annelerini unutmuyorum, unutmayacağım. Sevgili eşimin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum. Allah kimseyi zamansız annesiz bırakmasın… Allah hiçbir anneye evlat acısı yaşatmasın…🌺🌺🌺

Savcı Sayan 🇹🇷

44,367 views • 2 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrif ettiği SAHA EXPO’da konuşma yaparak şunları söyledi: TÜRKİYE HİÇBİR TEHDİTE BOYUN EĞMEDİ, EĞMEYECEK Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Misafirler, sizleri saygıyla selamlıyorum. Türk Savunma Sanayinin öncü kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’ımızın tesislerine yönelik, kalleşçe gerçekleştirilen hain saldırıyı, bir kez daha lanetliyor; şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, şehitlerimizin kıymetli ailelerine ve asil milletimize başsağlığı diliyorum. Ülkemizin ve milletimizin huzuruna kasteden bu menfur saldırı, aynı zamanda teröristlerin ve hamilerinin, tüm dünyada etkiler uyandıran yerli – millî savunma sanayimizden ne kadar rahatsız olduklarının da bir göstergesidir. Ancak, değersiz bir aparattan başka bir şey olmayan teröristler ve onları yönlendiren efendileri unutmasınlar ki; Türkiye, hiçbir tehdide asla boyun eğmemiştir, eğmeyecektir. Operasyonlarımız, kim destek verirse versin; eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar; öngörülemez, alışılmadık, artan bir şiddet ve baskıyla devam edecektir. Acımız büyük olsa da tarihte olduğu gibi, bugün de yolumuza daha kararlı bir şekilde devam ediyoruz, edeceğiz. Asil milletimiz müsterih olsun ki; aziz vatanımıza, vatandaşlarımızın güvenlik ve huzuruna uzanan her kirli eli mutlaka kıracak, huzurumuza göz diken her şer odağını yerle bir edecek, teröristleri ait oldukları karanlık çukurlara gömmeye devam edeceğiz. Savunma sanayinde “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize daha emin, daha kararlı bir şekilde ilerleyeceğiz. SAHA EXPO ANLAŞMALARIN İMZALANMASINA İMKÂN VEREN MÜSTESNA BİR FAALİYET OLDU Sayın Cumhurbaşkanım, Zat-ı Devletlerinin himayelerinde, ilgili Bakanlıklarımız ve kamu kuruluşlarımızın katkılarıyla düzenlenen bu fuar, savunma sanayinde hak ettiğimiz mesafeyi ortaya koyan, önemli bir organizasyondur. SAHA EXPO, savunma sanayi alanındaki bağımsız üretim gücümüzü, potansiyelimizi ve yeteneklerimizi, uluslararası bir platforma taşırken; bölgesel ve küresel iş birlikleri için, kıymetli bir zemin teşkil etmektedir. İlgili kurumlar arasında köprü olan bu tür etkinlikler sayesinde, dost ve müttefik muhataplarımız ile buluşma olanağı kazanılmış; Askerî Çerçeve, Askerî Mali İş Birliği, Askerî Sağlık İş Birliği Anlaşmaları gibi önemli belgeler imzalanmıştır. Sonuç olarak SAHA EXPO; uluslararası niteliği, katılımcıların çeşitliliği ve miktarı sayesinde, savunma sanayi ekosistemindeki ilişki ve iş birliğinin güçlenmesine, yeni anlaşmaların imzalanmasına imkân veren, son derece müstesna bir faaliyet olmuştur. Yerli ve millî savunma sanayimizin gelişmesindeki kararlı tutumunuz ve yakın ilgileriniz için, Zat-ı Devletlerine şükranlarımızı sunuyoruz. Savunma sanayi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına; ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk Bayraktar olmak üzere emeği geçen, katkıda bulunan herkese yüksek müsaadeleriyle, teşekkür ediyorum. Sözlerime son verirken bir kez daha TUSAŞ’ımıza yönelik alçak saldırıda şehit olan değerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, şehitlerimizin kıymetli ailelerine ve asil milletimize başsağlığı diliyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

75,747 views • 1 year ago