Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko, Paşinyan'ın doğalgaz transiti hakkındaki açıklamalarını yalan olarak nitelendirdi: "Halkına neden yalan söylediğini bilmek istiyorum. Hangi borular? Bu borular nereden gelecek? Bu gazı onlara kim verecek ve ne kadara mal olacak?"

58,215 views • 4 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

YALAN SÖYLÜYORSUN, SOFİ KURBAN! Allah Subhânehu ( مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ) buyuruyor: “Benim iznim olmadan şefaat edecek kimdir?” Ama siz, tabiri caizse ,“Bize tabi olursa, cennette yeri garanti, kimlere fayda sağlar, şu kadar kişiyi kurtarır” diye şefaatin taksimini yapıyorsunuz. Vallahi siz Allah adına yalan söylüyorsunuz! Ne Alaaddin Attar hazretlerinin, ne Şah-ı Nakşibendî’nin, ne Abdulkadir Geylânî Rahimehullah’ın, ne de sizin ölmüş veya henüz ölmemiş şeyhinizin; nefsini Allah’tan satın aldığına, kendini kesin olarak kurtardığına dair bir bilgi veya belge vardır. Allah’tan korkun! Adam, şeyhi öldüğü anda “Allah, şeyhimin şefaatinden bizi mahrum etmesin” diyor. Subhânallah! Size bu bilgiyi kim verdi? Neden Allah Subhânehu adına konuşuyorsunuz? Şimdi bir kıt akıllı çıkar ve der ki: “Siz Allah dostlarını, şefaati inkâr ediyorsunuz.” Biz de deriz ki: İftiranızda boğulun! Biz diyoruz ki: Müminler Allah’ın dostlarıdır. Derece bakımından bazıları Allah’a daha yakındır. Ancak biz, bu kimseleri kesin olarak tespit edip onlara şefaat hakkı tanıyamayız. Şefaat haktır, fakat Allah’ın izin ve rızası olmadan hiç kimse kimseye şefaatçi olamaz. Kim bu gaybî bilgiyi iddia ediyorsa, o kesinlikle yalancıdır. Sözlerim bu zihniyette olanlar içindir geri kalanı bu konuda tenzih ederim.
1:58

Sensitive content

YALAN SÖYLÜYORSUN, SOFİ KURBAN! Allah Subhânehu ( مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ) buyuruyor: “Benim iznim olmadan şefaat edecek kimdir?” Ama siz, tabiri caizse ,“Bize tabi olursa, cennette yeri garanti, kimlere fayda sağlar, şu kadar kişiyi kurtarır” diye şefaatin taksimini yapıyorsunuz. Vallahi siz Allah adına yalan söylüyorsunuz! Ne Alaaddin Attar hazretlerinin, ne Şah-ı Nakşibendî’nin, ne Abdulkadir Geylânî Rahimehullah’ın, ne de sizin ölmüş veya henüz ölmemiş şeyhinizin; nefsini Allah’tan satın aldığına, kendini kesin olarak kurtardığına dair bir bilgi veya belge vardır. Allah’tan korkun! Adam, şeyhi öldüğü anda “Allah, şeyhimin şefaatinden bizi mahrum etmesin” diyor. Subhânallah! Size bu bilgiyi kim verdi? Neden Allah Subhânehu adına konuşuyorsunuz? Şimdi bir kıt akıllı çıkar ve der ki: “Siz Allah dostlarını, şefaati inkâr ediyorsunuz.” Biz de deriz ki: İftiranızda boğulun! Biz diyoruz ki: Müminler Allah’ın dostlarıdır. Derece bakımından bazıları Allah’a daha yakındır. Ancak biz, bu kimseleri kesin olarak tespit edip onlara şefaat hakkı tanıyamayız. Şefaat haktır, fakat Allah’ın izin ve rızası olmadan hiç kimse kimseye şefaatçi olamaz. Kim bu gaybî bilgiyi iddia ediyorsa, o kesinlikle yalancıdır. Sözlerim bu zihniyette olanlar içindir geri kalanı bu konuda tenzih ederim.

Muhammed BEYAZ

26,586 views • 1 year ago

Gülen Cemaati'ni anlamak için 4 dakikalık bir Vaaz(Üstü Çizili İsimler). Cemaat üyesi biri bu sahneyi 100'lerce kez izlemiştir. Bu Video Neden Önemli? 1) Bu video ile Cemaatin Kült olduğunu kanıtlayabilirsiniz 2) Kült yapılar nasıldır bu video ile anlayabilirsiniz 3) Neden Fethullah Gülen bu kadar ikna edici ve Neden cemaatçiler bu adam ne dese yapıyor anlayabilirsiniz Aşağıdaki Videoda 1) Bu Cemaatin, liderinin ve üyelerinin hepsinin seçilmiş olduğunu anlatıyor. Basit bir seçilmişlik değil Allah gözünde Sahabe ve Mevlana ile eş bir makam 2) Kaynağı ne? Denetlenmeyen bir rüya veya yakaza. Ama dinleyenler için en hakiki kaynak bu. 3) İçerdekileri müjdeledi peki sonra ne yapıyor? Ayrılanları gömüyor, onlara acıyor ve dinden çıkmış muamelesi yapıyor onlara 4) Ayrılanları kaybeden olarak nitelendirdi ve üyelerine korku saldı ve "aman dikkat edin çıkmayın, sıkı sıkı bağlı kalın" mesajı verdi 5) Dinleyenler ağlıyor, bu halde bir hikaye dinlerken bu insanların sorgulaması, acaba rüyaya güvenilir mi demesi mümkün değil? Ya da bu yapıdan ayrılsa bile bir insan Müslümansa sorun nedir diye düşünmesi mümkün değil. Ya da mezhebimize göre Rüya ile amel edilir mi diye düşünmesi mümkün değil. 6) Peki dinleyicileri ağlatacak şekilde tiyatral sergileyen kim? Neden onların duygularına hitap ediyor? Neden akla değil? Çünkü akla hitap ederek anlatsa insanlar yukarıdaki soruları soracak ve hikayenin etkisi kalmayacak. 7) Şöyle bir konuşma niye Üniversitelerde olmaz? Çünkü ora akla hitap ediyor hocaların sizi kendilerinin lider olduğu bir gruba bağlayıp, sizi yıllarca kullanma niyeti yok. Kült liderlerin ise hepsi kitlesini bu şekilde duygusal etkiler, çok profesyonel yalan söylerler. Ve bu vaazı cemaattekilere 100'lerce kez dinletirler. En ufak sorgulayan, acaba diyen, ya soru çalma nasıl olabilir diyene abisi açar bunu izletir. Üstü çizili isimlerin listesine girme, kaybeden olma der. O yüzden Twitter'da takip edin, Cemaatçiler, ayrılanlara Mürtet, Hain, Yolda Kalmış, Ham gibi ifadeler kullanıyor. 8) Sonuç: Doğruluğu denetlenemeyen, asla da denetlenemeyecek olan bir bilgiyi, kontrollü bir ortamda, grup baskısı (fikir birliği/grup düşüncesinin baskısı) altında, bütün tiyatral yetenekleri sergileyerek sahnelemek, izleyenlerde o bilgiye ilişkin eleştirel yetilerin askıya alınması sonucunu doğurur. Sahte bir bilgi gerçeğin kusursuz bir versiyonu, tartışılmaz/mutlak bir hakikate dönüşür.

Ahmet

68,939 views • 2 years ago

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, 4.22’de şöyle diyor: “En önemli mesele: Bizden itirafçı çıkmamıştır. Türk milliyetçilerinden, Ülkü Ocaklarından, MHP’den itirafçı çıkmamıştır. Hiç kimse, “Efendim, şuraya iftira atayım da beni serbest bırakın.” dememiştir. Adam gibi yapmış, adam gibi durmuştur.” Dün geceden beri birkaç kez izledim. Fakat ne anlatmak istediğini bir türlü anlamadım. Konuşulan konuyla ilgisini kuramadım. Öncelikle sizlerin bu konu hakkındaki düşüncelerini almak istiyorum. Ardından kendisine iletmek istediğim bazı konular, yöneltmek istediğim birkaç soru var: Hiç kimse MHP ve Ülkü Ocaklarını, sizin kurumsal kimliğinizi hedef almıyor, yargılamıyor. Bunu siz iddia ediyorsunuz. Bizim iddiamız kurumsal kimliğinizin arkasına saklanan suçlular olduğu yönünde. Evimde oturduğum, ağzımdan MHP ve Ülkü Ocaklarına dair tek bir kelimenin dahi çıkmadığı dönemde, bundan bir yıl önce, bu siyasi cinayet dosyasında “azmettirici” sıfatıyla yargılanan Tolgahan Demirbaş, yapılan SEGBİS sorgusunda, tutuklanmasına gerekçe olarak şunu gösteriyor: “Bu olay üzerinden MHP ve Ülkü Ocakları zan altında bırakılmak isteniyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’na zarar verilmek isteniyor.” Sorularım ise şöyle: 1-) Tolgahan Demirbaş kimdir ki onun suça karıştığı tespit edilip tutuklanması MHP ve Ülkü Ocaklarını zan altında bıraksın ve dolayısıyla Cumhur İttifakı’na zarar versin? Sizce neden kendini bu önemli pozisyonda görüyor? 2-) Önüne dosyayı alıp inceleyen gazeteciler TV ekranlarında her gün konuşuyor. Konuşulanların yalan ve iftira olduğunu söylüyor, “algı operasyonu” olduğundan bahsediyorsunuz. Şu ana kadar TV ekranlarında konuşan bu gazetecilerin yalan ve iftiraları hakkında suç duyurusunda bulundunuz mu?

Ayşe Ateş

488,270 views • 2 years ago

Suriyeli bir Kürt'ün YPG/PKK'ya isyanı: "Tüm onurlu Suriyelilere iyi akşamlar. Bütün onurlu Kürtlere mesajım olacak. Arapçam biraz bozuk, kusura bakmayın. Bu PKK/YPG meselesi 40 yıldır devam ediyor. Hâlâ onlara inanan, onlara alkış tutan akılsızlara soruyorum: 40 yıldır Kürt halkına yıkım, göç ve ölümden başka ne verdiler? 60-70 bin ölümden başka ne getirdiler? Vereceğim bu bilgi %100 değil, %1 milyon doğrudur: Kamışlı'da 500'den fazla boş daire kiraladılar. Her bir YPG'li parti yöneticisinin elinde 40-50 ev var. Hepsi boş, eşyalı evler. Her birinin kirası 700 ile 1000 dolar arasında. İki yıllık kirayı da peşin verdiler. Buraya göç etmek zorunda kalan Afrinliler ise sefalet içinde, açlıktan ve soğuktan ölüyor. Tuvaleti bile olmayan yerlerde kalıyorlar. Bundan daha büyük bir suç olabilir mi? Tüm Kürtlere ve Araplara sesleniyorum: Gelin yeni bir Suriye inşa edelim. Biz Suriyeli Kürtlerin hakları; geleneklerimiz, göreneklerimiz, kültürümüz, milli ve dini bayramlarımızın korunmasıdır. Sorumluluklarımız ise; Suriye'ye yönelik her türlü askeri ve siyasi saldırıda devletin yanında durmaktır. Biz Suriye halkı olarak hayatımızda hiç 'bu Kürt, bu Arap, bu şuralı' diye ayrım yapmadık. Bu olaylara kadar hepimiz bir aile gibi yaşıyorduk, birbirimizi ziyaret ediyorduk. Hâlâ insanları kandırmaya devam eden PKK/YPG'ye sesleniyorum: Kendinize gelin, evlerinize dönün, ailenizin yanına dönün. Şeyh Maksut'u, Afrin'i, Şehba'yı, Haseke'yi yıktınız; bizi de yıktınız. Bir türlü 'başaramadık, siyasetimizde ve yolumuzda yanıldık' diyemiyorsunuz. Bizlere sadece kargaşa ve yıkım getirdiniz. Aklınızı başınıza alın. 40 yıldır süren bu aldatmaca, yalan, nifak, cinayet ve sürgünlerden bıktık artık. Her şey kötüden daha kötüye gidiyor. Selametle."

Mehmet Toprak

164,883 views • 8 months ago

LÜTFEN RETWEET YAPIP, YAYIN... Biz bu vatan hainlerini deşifre etmeye devam edeceğiz... YETTİ ARTIK...! Türkiye ABD ile birlikte Suriyeyi bölecekmiş artık bir adım sonra suriyenin alt kısmını amerikalılara KAZAN-KAZAN olarak verecekmiş... Şimdi bu şahıs bu bilgiyi nereden aldı ? Bu adamı YARGI önüne çıkartıp kim hesap soracak ? Şuanda Türkiye Cumhuriyeti Devletine resmen vatan hainliği damgası vurmuş durumda... Nedir bu televizyonlardaki devlete dolanıp dolanıp vurma projesi... Hemde milli görünümlü kanallarda. Daha dün akşam Sayın Fidan'ın konuşmaları bu eli vileda sopalı şahısı ikna edememiş mi de 85 milyonu devletine karşı düşman etmeye çalışıyor ? Bakın bunun adına VATAN HAİNLİĞİ deniyor bunun adı falan yok. Devletin tepesinin konuştuğunun zıttını yapmak, Devletini suçlu vaziyetine düşürmek, Zan altına bırakmak vatan hainliğinden başka birşey değildir ve ANAYASAL SUÇTUR... Şimdi biz size bunların nasıl hain olduklarını tek tek videolarda sıralayacağız. Artık zamanı geldi. İçerideki hainleri herkes tanıyacak. Melik Yiğitel Aynı stüdyoda bulunmaktan, Bu adamın söylediklerinden neden rahatsız olmadınız ? Bu şahıs dün akşam sayın Fidanın söylediklerini yalanlıyor, Devlet bahçelinin söylediklerini yalanlıyor hatta Türkiye el birliği ile suriyeyi ABD-İSRAİLE sattı diyor. Bir cevap vermeyecekmisin bu şahısa ? Siz televizyondan belki çok şey yapamıyor olabilirsiniz ama emin olun sosyal medyada bizler şehit listeleriyle beraber bu vatan hainlerinide deşifre etmeye başlayacağız. Artık yeter... Böyle bir vatanına düşmanlık görülmemiştir Bu adam bu kadar bilgiyi nereden aldı. Devletin tepesi mi ? Dışişleri bakanı mı ? Mit başkanı mı ? Kim bu adam yahu çıldırtmayın insanı artık... Hakan Fidan Sayın bakanım ekrandaki bu şahıs sizi şuanda yalanlıyor, Suriye'yi amerika ve israile anlaşarak sattığınızı iddia ediyor. Bunlara artık ne zaman müdahale edilecek ? Türk Polis Teşkilatı Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli MHP

GERÇEKLER TV

51,636 views • 1 year ago

🔴 Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Mehmet Şimşek'e: 📍Bugün sermaye piyasalarında yaşanan kriz bir gece de ortaya çıkmadı. 📍Aslında krizin çıkacağını herkes biliyordu. 📍Bunu en iyi dillendiren de, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek. 📍4 Kasım 2025 tarihinde şu açıklamayı yapmıştı; Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz. Düzenleme yapacağız. 📍Dikkat edilmesi gereken nokta manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz diyor. Bu kadar açık, bu kadar net. 📍Maliye Bakanı manipülasyonlardan haberdar olduğunu açıklıyor ve bunu engellemek için de düzenlemeler yapacağız diyor. 📍Ne zaman? 4 Kasım 2025. Aradan uzun süre geçti. Hiçbir düzenleme yapılmadı. 📍Şimdi Sayın Bakana 7 sorumuz var. Sayın bakan bulunduğu koltuğun hakkını vermek istiyorsa, gerçekten Maliye Bakanı olarak görevimi yapıyorum diyorsa bizim 7 sorumuza açık ve net yanıtlar vermeli. 📍Birinci sorumuz şu: Sayın Bakan, madem ki sorunları biliyordunuz, neden zamanında önlem almadınız? Uzun süre beklediniz. Ancak uluslararası endeks sağlayıcılarının uyarısı üzerine harekete geçtiniz. Dolayısıyla sizi engelleyen güç kimdi? Hangi otorite veya siyasi güç sizin görev yapmanızı engelledi? Kamu ihalelerinde beşi çeteler vardı. Bunu kamuoyu gayet iyi biliyor. Yolsuzluktan şikayet edenlerin tamamı da çok iyi biliyor. Ama şimdi karşımıza beşli çetelerden farklı olarak yedili borsa çeteleri çıktı. Bu ülkede çetelerden, soygunculardan Sayın Bakan ne zaman kurtulacağız? Bugün yaşananlar bir gece de ortaya çıkmadığına göre yine size soruyorum. Sizi hangi otorite ya da hangi siyasi güç görev yapmanızı engelledi? Şimdi gelelim diğer sorulara. 📍Bu vurgun sürecinde kimler ne kadar kazandı? Bunu bilmek istiyoruz. 📍Yaşanan rezaleti hangi kurumlar denetleme ile görevliydi ve bu kurumlar niçin görevlerini yapmadılar? Bunun da açık ve net yanıtını bekliyoruz. 📍Siz yüz binlerce tasarruf mağdurunun mağduriyetini nasıl gidereceksiniz? Hangi kaynaklardan gidereceksiniz? Buna da ihtiyacımız var. Bu soruya yanıt vermeye ihtiyacımız var. 📍Kaç yurttaşımızın parası, birikimleri, tasarrufları risk altında? Kaç vatandaşımız bu mağduriyeti yaşıyor? 📍Toplam risk tutarı nedir? Yani halkımızın deyimiyle vurgunun parasal boyutu nedir? Buna da ihtiyacımız var. 📍Bu yedili borsa çetelerinin gerçek ve likit mal varlıkları ne kadardır? mal varlıklarına tedbir uygulayacak mısınız? 📍Ve bir soru da Sayın Erdoğan'a. Ona bir soru soracağız. Bu yedili borsa çetesinin ve vurgunu yapan çetelerin arkasındaki bürokratik ve siyasi gücü ortaya çıkaracak mısınız? Bu bağlamda Devlet Denetleme Kurulunu derhal harekete geçirecek misiniz? #Bist100 #Borsa #Tera #Pusula #Hedef

Piyasa TR

500,536 views • 17 days ago

Hayat insana farkında olmadığı seçenekler sunar. Pas geçersen ,tek geçmezsin. Biz söylediklerimiz ve yazdıklarımızı İSPATLA insan varlığının önüne koysakta onlar bunun ne olduğunu anlamamakta direniyorlar. Bu durumda ispatların olması çok ilgilendirmiyor. Lut Kavmi ,80 bin kişiydi. Bir gecede 30 kişi kaldı. Daha 6 Şubat Kahramanmaraş depremini anlayamamış yığınlarla dolu ülke. Oğuz Kağan, Kül Tigin, Kaşgarlı Mahmut,Hoca Ahmet Yesevi, Bilge Kağan, Kılıçarslan, Ataman Gazi, Mustafa Kemal Atatürk, Hz.Peygamber Muhammed , Ergün Arıkdal, Hz.Ali, Bedri Ruhselman,Mehmet Akif ve daha yüzlercesi TARİHE KAYIT DÜŞMÜŞ ,anlatımda bulunmuş. Bu durumda hepsi yalan söylemiş. Bu adamların hiçbirisi KUŞ TÜYÜ YATAK görmemiş. Şimdi, bizim anlatımlarımıza karşı çıkacak dünya üzerinde bir tane Profesör,Astreolog, Kahin, Din adamı ,Devlet adamı falan filan yok. Anlattıklarımız doğru olmasa 13 Kitap ( Basılı yayında ) ,İki takvim kronoloji, Üç adet baskısı yenilenmemiş kitap, 43 ilde teşkilatlı ATABEY 19 TÜRK OCAKLARI , Yurtdışında iki ülkede teşkilatlı Avrupa Federasyonu, 350 bin ORGANİK / Bot olmayan takipçi ile TÜM BASINDA AMBARGOLU olduğumuz halde, maddi imkanlarımız neredeyse sıfır ( Büyük paralar, yardımlar,ihaleler yok.) Kendi imkanlarımızla bu duruma sadece İLAHİ BİR YARDIMLA gelebiliriz. DÜNYA ve Türkiye'de 102 kütüphanede KİTAPLARIM ( Buna o ülkelerin en büyük üniversite ve devlet ( Kongre,Meclis,Saray) kütüphaneleri dahil,kitaplarım TÜRKÇE olarak duruyor. Yalan söylesek, yazsak kitaplarımızı kim ne yapsın? Bu adamlar SALAK ,bizim yazdıklarımız ve anlattıklarımızı dikkate alıyor. Bilge Kağan Ata'nın dediği gibi " Babamın ordusu 70 kişi, düşman 70 bin kişi. Babamın ordusu Kurt gibi, düşmanın ordusu Koyun gibiydi. Babam o orduyu yendi.) Misali, söylediklerimizde çelişki olsa bizi tefe koyup izmarit ederlerdi. Neden karşı duramadılar? Madem seçilmişlik yok, neden BAHÇELİ ,Kongrede böyle konuştu. Akıl olmayınca ne anlatacaksın ? Geldik ,Bilge Kağan'ın KURT VE KOYUN meselesine. Her şeyi anlayıp, sonunda böyle dedi. ZART, zurt... Aynı bakışı Mustafa Kemal Anadolu'ya çıktığı zaman dönemin medyası,halk yapmıştı. Merhametliymiş! Bu tiplerin kökü kazınmadı. Kazınmış olsaydı bugün bu akıllar olmazdı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

21,238 views • 2 years ago

⭕️ Putin'in nasıl planlı bir biçimde yalan söylediğini gösteren harika bir video. 1999'da Yeltsin görevinden ayrılınca, Başbakan olan Putin de, vekaleten Devlet Başkanlığı görevini yürütmekteydi. O günlerde yani 26 yıl önce, katıldığı bir TV programında, Kırım'ı almak gibi bir planı olmadığını, bunun aptalca bir iddia olduğunu kesin bir dille açıklıyor ve eğer böyle yaparsa, başkalarının da Rusya'dan toprak koparmaya çalışacağını, Rusya Federasyonu'nda 400 tartışmalı bölge olduğunu ve bunu kaşımanın tehlikeli olduğunu belirten bir konuşma yapıyor. Türkçe altyazıdan okuyabilirsiniz tam olarak ne söylediğini. Başkan seçildikten hemen sonraki bir röportajda da aynısını söyledi ve ben bunu da izledim. KGB'de yetişmiş bir istihbaratçı olarak, yalan söylemek, muhataplarını kandırmak, Putin için asla bir ahlâk sorunu değildir. Saldıracağı âna kadar dost görünür; muhatabını inandırır ve aniden, hiçbir merhamet belirtisi göstermeden saldırır. 2022, Şubatın 24'ünde tam da dediğim gibi yaptı. 4 ay öncesinden Ukrayna sınırına askeri araçlar, mühimmat ve asker yığarken, "Ukrayna'ya saldırmaya hazırlanıyor" diyenlere, "bize iftira atıyorlar, sadece planlı bir tatbikat yapıyoruz" diyordu. Resmen yalanladılar bunu. Ama sonra ne oldu? Kendine Stalin'i örnek alan Putin, onun döneminde yaşasaydı, Stalin'in yaptığı katliamların muhtemelen aynısını yapardı; bundan emin olabilirsiniz. Başkanlığa geldiği 7 Mayıs 2000'den bu yana, kendine muhalefet eden, ya da önüne çıkan herkesi öldürdü; bazılarını da ülkeden kaçmak zorunda bıraktı. Hatta bunların bazılarını da, yerleştikleri ülkelerde öldürttü. Oysa içlerinde çok iyi insanlar vardı. Mesela hümanist ve Rusya'yı modern bir demokrasi haline getirmek isteyen ve muhtemelen ilk seçimde iktidara gelebilecek muhalif lider Boris Nemtsov'u, Kremlin'in neredeyse dibindeki, Moskvoretski köprüsü üstünde yürürken, Çeçen Kadirov'un köpeklerine öldürttü (2015). Eğer bugün Nemtsov Rusya Devlet Başkanı olsaydı, bırakın savaşı, dünya, Katyuşa şarkısını ezberlemeye çalışıyor ve Ukraynlılarla Ruslar birlikte dans ediyorlardı. Bu adi adam, dünya barışının temeline de dinamit koydu, anlayacağınız. Putin'i tanımayan, bazı bizim toplmumuzun saf ya da düşük IQ'lu bir güruhu, sosyal medyada ona övgüler düzüyor maalesef. "Putin adamdır" falan diyenler oluyor, bu acımasız katil için. Psikolojik Harp uzmanı olan bu şahıs, gerçekten de kendi imajını çok iyi pazarlıyor, dünya genelinde her ülkeden kendine geniş bir trol ağı kurmuş ve para saçıyor. Ama Türk, bu istihbarat tuzağına düşmez, aldanmaz kardeşim. Biz ne Amerikancı, ne Rusçu, ne de Çinci olamayız. Bizim kendi mazimiz, kendi tarihimiz ve bahşedilmiş bir görevimiz var. Bunun farkında olunuz.

Mustafa Tanyeri

77,050 views • 10 months ago

🎯Katar eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Hamad bin Casim'den şok itiraflar Geçmişten gelen bu beyanatlar, İran füzelerinin tesirine dair yürütülen algı yönetimine bir antitezi temsil ediyor ve vurulan mevkilerin bölgesel tesisler değil, Amerikan muharip unsurları olduğunu kanıtlıyor: – Askeri üssün kurulması ya da Amerikalıların oraya gelmesi Katar’ın talebi miydi yoksa Amerika’nın mı? •⁠ ⁠Bu, Amerika’nın talebiydi. – Peki, siz kendiniz onlara böyle bir öneride bulunmadınız mı? •⁠ ⁠Bizim böyle bir isteğimiz ya da girişimimiz olmadı. – Raporlara göre el-Udeyd Hava Üssü 1 milyar 400 milyon dolara mal olacak. Bu faturayı kim ödüyor; Amerika mı, Katar mı? •⁠ ⁠Her şeyden önce şunu belirteyim: Bu üs, Katar’ın kullanımı için inşa edildi. – Ama Katar’ın sadece 12 uçağı var... •⁠ ⁠Müsaade edin, sözümü tamamlayayım. Bu üs, ileriye dönük olarak Katar’ın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı. Biz de Katar olarak, tıpkı pek çok ülke gibi planlama hatası yaptık ve üssün kapasitesi 12, 18, 20 hatta 40 uçaktan çok daha fazlasını alabilecek boyuta ulaştı. Üs tamamlandığında önümüzde iki seçenek vardı: Ya tesisi kapatacaktık ya da bir dostla anlaşıp burayı ortaklaşa kullanacaktık. – Yani şu an bu anlaşma sağlandı mı? •⁠ ⁠Şu an Amerikalılarla bu anlaşma üzerine görüşüyoruz. – Görüşmeler hâlâ sürüyor mu? •⁠ ⁠Evet, şu an Amerikalılarla müzakere sürecindeyiz. – İyi de adamlar halihazırda üsteler ve tüm faaliyetlerini yürütüyorlar? •⁠ ⁠Onlar orada şu an geçici bir protokol çerçevesinde bulunuyorlar. – Peki, bu geçici anlaşmanın süresi nedir? •⁠ ⁠Belirli periyotlarla uzatılıyor. Bu askeri bir mesele, detaylarına girmek istemiyorum. – Üssün idaresi ve kontrolü kimde? Amerikalılarda mı yoksa Katar’da mı? •⁠ ⁠Bu "kontrol kimde" lafını gazetelerden mi aldınız? Sizce Amerikalılar bulundukları herhangi bir yerde kontrolün başkasında olmasına izin verirler mi? Bu temelsiz bir söz bir kere.⁠ ⁠Bakın, ortada hem onların hem de bizim saygı duyduğumuz bir anlaşma var ve bu anlaşma Amerikalılarla kılı kılına uygulanıyor. Ancak çıkıp da size "üssün kontrolü yüzde yüz Katar’ın elinde" dersem, yalan söylemiş olurum. Benzer anlaşmalar yapıp "her şey bizim kontrolümüzde" diyenlerle bizim farkımız tam olarak bu dürüstlüktür.

Yakın Doğu Haber

39,388 views • 6 months ago

Bir kadın, bulunduğu ortamda Atatürk ve Mehmet Akif Ersoy’a hakaret eden şahsa verdiği tepkiyi anlattı: • Kendisine tarihçi diyen, aynı zamanda hukukçu diyen, ne idüğü belirsizin bir tanesi az önce Mustafa Kemal Atatürk'e ve Mehmet Akif Ersoy'a hakaret etti. • ⁠Sonra bu ikisinin birbirine düşman olduğunu söyledi. Sonra Türklüğü ve Müslümanlığı yok etmeye çalışanların bunlar olduğunu söyledi. • ⁠Ben de bu kişiyle aslında son derece medeni bir şekilde konuştum. • ⁠Ayrıca da eğitimsiz bir insan olmadığımı ifade etmeye çalıştım. Kendisinin de yalan söylediğini düşünüyorum. • ⁠Kendisi tarihçi olduğunu söylüyor. Papucumun tarihçisi, İngilizlerin ajan tarihçisi herhalde. • ⁠Öyle çakma tarihçi çok var artık son zamanlarda etrafımızda. • Atatürk'e ve Mehmet Akif Ersoy'a hakaret etti. Ondan sonra da ben bunların doğru olmadığını söylediğim için ve "Mehmet Akif Ersoy ve Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret ettirmeyeceğim" dediğim için bana "Sus, kes sesini!" dedi. • ⁠Ondan sonra da "Terbiyesizlik etme!" dedi. Terbiyesizlik olarak nitelendireceği tek bir laf çıkmadı ağzımdan. • ⁠Yanımda da iki yetişkin insan, iki çocuk oturuyordu; onlar da şahidim. • ⁠Tam aksine kendisi terbiyesizlik yaptı. Ben onlara laf söyletmeyeceğimi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde artık Atatürk'e, Mehmet Akif gibi değerlerimize hakaret edenlere hiçbir şekilde tahammül etmeyeceğimizi Türk halkı olarak belirttim. • ⁠Ben böyle belirtince de ayağa kalktı, elini kaldırdı bana. • ⁠Ben de ayağa kalktım; ben de kendisine hak ettiği şekilde, aynı şekilde mukabele ettim. • ⁠Ondan sonra da defoldu gitti. İş yerinden defoldu gitti. • ⁠Bu kişinin gerçek mesleğini, her şeyini öğreneceğim. Bu kişiyle alakalı da ben hukukçularımızdan yardım istiyorum. • ⁠Şimdi bana yardım edin. Yeter artık, bu ülkede bu ahlaksızlar iyice azdılar, yüz buldular. • ⁠Ben öz vatanımda, teröristlere "sayın" dedirtip Mustafa Kemal Atatürk'e, Mehmet Akif'e ve cumhuriyetimizin kurucu değerlerine hakaret ettirmiyorum. • ⁠Artık buradan da sesleniyorum: Bana yardım edebilecek hukukçulardan yardım istiyorum.

🎙️ Muhbir

66,169 views • 1 month ago

Piyasada seni sweep eden her mum, aslında sana bir şey söylüyordu. Ama o dili henüz okuyamıyordun. Yaklaşık 214 gün önce kendime bir soru sordum “Manipülasyonu görebilen bir yapı inşa edilebilir mi?” Bugün o sorunun cevabını biliyorum. Ve bunu size söyleyebilmem için 214 günün geçmesi gerekti. Bu süreç dışarıdan sıradan görünüyor. Bir indikatör geliştirme süreci. Kod. Test. Revizyon. Ama içeride yaşanan şey bundan çok farklıydı. Sistemi defalarca sıfırdan yazdık. Çalışan yapıları koruduk, bozulanları attık. Başarısız denemeleri silmedik onların üzerinden güçlendirdik. Şişirilmiş bir winrate sunmak yerine, gerçekte ne olduğunu anlamaya çalıştık. 150 günlük canlı yakın test. 214 günlük bir süreç Neden bu kadar uzun sürdü? Çünkü bu yapıyı masa başında bitirmek istemedim. Bunu aktif piyasa koşullarında savaş döneminde, sahadayken test etmek istedim. Ekranlara baktığında her şeyin aktığı, yönün kaybolduğu, fiyatın seni avladığı dönemlerde. O dönemleri biliyorsun.. İşte tam orada çalışıp çalışmadığını görmek istedim. Bilmiyorum kaç indikatör geliştiricisi bunu yapar. Ama bu indikatörün ismi MANİPÜLASYON ile başlıyordu. İsminin hakkını vermeden çıkarmak olmazdı. Sıradan indikatörlerle ilgili bir gerçek var. Bazıları geçmişte mükemmel görünür. Bazıları canlıda çok noise üretir. Bazıları seni doğru yönde atar ama tam zamanlamasını kaçırtır. Hepsinin ortak sorunu şu Piyasanın söylediğini tekrar eder. Piyasanın ne yaptığını açıklamaz. MANIPULATIONDICATOR tam burada ayrılıyor. Bu yapı sinyal göstermek için değil, neden o sinyalin oluştuğunu anlamana yardımcı olmak için tasarlandı. Gürültüyü ayıklar. Sahte hareketleri filtreler. Yanlış teyitleri erkenden tespit eder. Ve sana yalnızca al/sat değil ne zaman beklemen gerektiğini öğretir. Bugün geldiğimiz noktada; MANIPULATIONDICATOR ürünleşmeye hazır çekirdeğine kavuştu. Güçlü çalıştığı zaman dilimleri netleşti. Zayıf alanlar tespit edildi, ayrıştırıldı ve AR-GE kapsamına alındı. Sana yalan söyleyen bir yapı değil bu. Çünkü piyasa zaten yeterince yalan söylüyor.. Şimdi sana dürüst olmak istiyorum. Bu ürün herkes için değil. Eğer aradığın şey hızlı, gürültülü, seni her mumda harekete geçirecek bir sinyal makinesiyse bu senin aracın değil. Ama eğer: — neden kaybettiğini gerçekten anlamak istiyorsan, — sweep’lerin, fakeout’ların, manipülasyonun ortasında kaybolmaktan bıktıysan, — ve piyasayı sadece takip etmek değil, okumak istiyorsan O zaman bu tam olarak seni bekliyor. 214 gün boyunca masa başında değil, savaş alanında inşa edildi. Bu 214 gün boyunca destek olan, test eden, eleştiren, soru soran herkese teşekkür ederim. Bu başlangıç. Acıdan kaçan ve başarısızlıktan korkan kişi, sonunda ikisini de yaşar. MANIPULATIONDICATOR hazır. Peki ya sen? Video MANIPULATIONDICATOR'ün kullanımını anlatan . ' bulunmaktadır, Özgür arkadaşımız 17 yaşında ve bizim live-tester ekibimizdendir. Kendisine tecrübesi ve emekleri için teşekkür ederim. live.

DEV.

54,952 views • 5 months ago

🔴Cihat Yaycı : Suriye'de SDG/PKK'nın sözde entegrasyonu için “kadın tümeni”nden de söz edilmektedir. Yani tüm kadın muharip birliklerin ayrı bir tümen hâlinde yapılandırılması öngörülmektedir. 📌Bu ne demektir? Güya Şara İslamcı olarak tanıtılmaktadır. Peki o zaman şu soru ortaya çıkmaktadır: Madem böyle bir iddia var, kadınların silahlı olarak yapılandırılmasına neden ses çıkarılmamaktadır? Kadınların asker olmasına itiraz edilmiyor; 📌Ona da bir çözüm bulalım, bari kadınla erkek bir arada olmasın gibi bir gerekçeyle ayrı bir tümen kurulması tercih ediliyor. Bu durum, Şara’nın kendi tabanına ve kamuoyuna izah edilmesi zor bir tabloyu “kurnazca” dengelemeye yönelik bir hamle olarak karşımıza çıkmaktadır. 📌Sonuçta ne değişmektedir? Terörist kadınlar yine silahlı kalmakta, kadın teröristler terörist olmaya devam etmektedir; sadece ayrı bir tümen hâlinde örgütlenmektedirler. 📌Ancak asıl trajikomik, hatta inanılmaz boyuttaki paradoks üçüncü bir tümenle ortaya çıkmaktadır. Üçüncü tümen “terörle mücadele tümeni” olarak tanımlanmaktadır. Yani teröristlerden oluşan bir yapı, terörle mücadele görevi üstlenecektir. Bu akıl almaz bir çelişkidir. Terörle mücadele tümeni denilen bu yapı, iç güvenlikten sorumlu olacak ve “radikal gruplara” yönelik operasyonlarda, güya Şam hükümetiyle koordinasyon içinde çalışacaktır. yani emrinde değil, fiilî yetkiyle sahada kendi inisiyatifi ile görev yapacaktır. 📌Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: “Radikal grup” tanımı kim tarafından ve nasıl yapılacaktır? IŞİD gibi örgütler mi kastedilmektedir, yoksa başka yapılar mı? Peki Türkmenler ne olacaktır? Eğer bir gün Türkmenler “radikal grup” olarak etiketlenirse, bu terörist tümen onlara karşı operasyon yaptığında kim dur diyecektir? Kim engel olacaktır? Ortada sağlıklı bir emir-komuta zinciri yoktur. Böyle bir mekanizma bulunmamaktadır. Şam hükümetinin bu yapılar üzerinde gerçek bir denetimi de söz konusu değildir. Fiilen ortada, kendi ordusu, kendi güvenliği ve kendi iç düzeni olan bir yapı vardır. Bu, açıkça devletleşme sürecidir. 📌Üstelik bununla da yetinilmemektedir. Suriye medyasında yer alan ve birebir tercüme edilen anlaşma maddelerine bakıldığında, durum daha net biçimde ortaya çıkmaktadır. Anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ya da güvenlik servislerine ait hiçbir birliğin Suriye’nin kuzeydoğusuna girmesine izin verilmeyecektir. Burada özellikle vurgulanan nokta şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ve güvenlik servisleri ayrı bir kategori olarak tanımlanmakta, bu yapılar SDG’nin kontrolündeki alanlardan tamamen dışlanmaktadır. Ne jandarma, ne polis, ne istihbarat, ne de silahlı kuvvetler bu bölgeye girebilecektir. İç güvenlikten sorumlu hiçbir Şam biriminin Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunmasına izin verilmemektedir. 📌Bu tablo, artık özerklik tartışmasının da ötesindedir. Özerklik meselesi fiilen aşılmış, ortada ayrı bir devlet yapısı ortaya çıkmıştır. Suriye’nin kuzeydoğusunda, Şam’dan bağımsız bir güvenlik mimarisi, silahlı güç ve yönetim alanı tesis edilmiştir. Dahası, bu düzenlemenin yalnızca Suriye’nin kuzeydoğusuyla sınırlı kalmayacağı da anlaşılmaktadır. 📌Bu durum Türkiye açısından son derece kritik bir örnektir. Burada SDG/PKK ve Amerika’nın Suriye’de nasıl bir proje yürüttüğü açık biçimde görülmektedir. 📌Daha da çarpıcı olan ise, bu Suriye projesinin Türkiye’de yürütülmek istenen projelere büyük ölçüde benzemesidir. Önümüzde somut bir örnek durmaktadır. Bu örnek görüldükten sonra herkesin, özellikle de Türk milletinin uyanması gerekmektedir. 📌Bu tablo, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin ve doğrudan Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren son derece tehlikeli bir sürecin işaretidir. 📌YAYININ TAMAMININ LİNKİ;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

25,931 views • 9 months ago

Türkiye artık Filistin Devletini tanımıyor mu? İsrail ile ticareti aklamak için bu noktaya geldiler. Görmüşsünüzdür, Anadolu Ajansı'na haber yaptırmışlar. Kayıtlarda ticaretimiz İsrail ile ama aslında Filistin'e gönderiyoruz diyorlar. Yalan ve dezenformasyon dolu. Anlatayım. Biz Filistin'i tanıyan bir devlet olduğumuz için Ticaret Bakanlığı ve TÜİK kayıtlarında İsrail ile Filistin ticaretleri ayrı ayrı tutuluyor ve resmi olarak yayınlanıyor. Evet, Filistin'e malzeme taşıyan gemiler de mecburen İsrail'e yanaşıyor ama alıcıya bağlı olarak ticareti hangi ülke ile yaptığımız net. Bu ülkelerin gümrük ticaret kodları da ayrı. İsrail'in 624, Filistin'in ise 625. İstediğiniz resmi kaynakta bu bilgileri sorgulayabilirsiniz. Bu anlattığım şeyler zaten bilinir ama ben her zamanki gibi resmi ve açık belgelerle herkes için netleştireyim. İlk görselde TÜİK istatistikleri var. Filistin ve İsrail ithalat-ihracat rakamlarını görüyorsunuz. Aradaki devasa farkı da görüyorsunuz. Linkini de vereyim doğrudan TÜİK sayfasında görün: İsrail limanlarına gönderdiğimiz gemilerin Filistin ile ticaret için orada olanları %2 ile %4 arasında değişiyor. Geri kalanı (%96 ile %98 arası) İsrail. Bunu Ticaret Bakanlığı açıklıyor. ikinci görselde bu sorgulamayı nasıl yapabileceğinizi video ile anlattım. Şimdi müsaadenizle sözü Ulaştırma Bakanımıza bırakayım: "Filistin’e gidecek her türlü mal İsrail’in kontrolü ile gidebiliyor. Ancak bu savaş ortamında Filistin’e giden mal miktarının az olduğunu söyleyebiliriz." Bu samimi bir açıklamaydı. Zaten Filistinliler açlıkla boğuşurken, bizim İsrail'e gönderdiğimiz 1400 geminin onlara malzeme taşıdığına kim inanırdı? İkinci görselde Eti Maden'in İsrailli ICL Group şirketine yolladığı Bor hammaddesine dair meşhur konşimento (taşıma belgesi) var. Gönderici belli, alıcı belli. Eğer Filistin'e gidiyor olsaydı, liman yine Hayfa olsa bile alıcı Filistinli bir firma olacaktı. Malzemeyi alan İsrailli firma onu bizden alıp Filistinlilere satıyor mu, bilemeyiz. Biz İsrail'e satıyoruz, gerisi bizi bağlamıyor. Ama bu firma İsrail ordusuna da üretim yapan, İsrail askerine maddi, manevi ve fiziksel desteğini web sitesinde gururla duyuran bir firma. Yönetiminde emekli İsrail ordusu tuğgenerali ve İsrail Savunma Bakanlığı mensubu var. Takdir sizin. Bir de özel sektöre ait konşimento ekliyorum (üçüncü görsel). Gönderici Sönmez çimento, alıcı yine İsrailli bir firma. Sektördeki insanlar bu tartışmayı eminim komik buluyorlar. Her şey o kadar net çünkü. İktidarın bu kirli ticareti aklamak için düştüğü hâlleri de görüyorlar. Bildiğiniz ve gördüğünüz gibi ben her şeyi belgeli sunuyorum. Hem de resmi ve açık kaynaklardan. Aksini savunanların bir belge gösterdiğine tanık oldunuz mu? Üstelik bütün devlet olanakları onların elinde. Bütün bunlardan bağımsız acı bir gerçek daha var. İsrail ile ticaretimizde kimyasal hammadde, çelik, çimento, dikenli tel, silah aksamı gibi ürünler olduğunu biliyorsunuz. Bunları aslında Filistinlilere gönderdiğimizi söylemek utanmazca ve vicdansızca değil mi? Açlıkla baş etmeye çalışan Filistinliler ne yapacak bu malzemeleri? Örneğin bu katliam süresince gönderdiğimiz çimento miktarı resmi kayıtlara göre 600 bin ton'dan fazla. Evleri bombalanan, yerlerinden yurtlarından edilen Filistinliler ne yapacak bu çimentoyu? Başa dönelim. Bu kirli ticareti aklamak için artık Filistin'i tanımayan bir ülkeymişiz gibi bahaneler üretmeye başladılar. Bunu akıl edenlerin, bu talimatı Anadolu Ajansı'na, bazı gazetecilere ve trollere verenlerin, bu talimatı uygulayanların insani değerlerini ve ruh hallerini anlamakta zorlanıyorum. Onları bunu yapmaya mecbur bırakan hangi menfaat ise, bir an önce kurtulmalarını diliyorum.

metin cihan

914,933 views • 2 years ago

FETÖ, Nefes Gazetesi ve İYİ Parti'nin ülkeye birlikte çektiği algı operasyonuna bakın lütfen. Önce Nefes Gazetesi birinci sayfadan "Liselerde Mülakat Dönemi" şeklinde yalan bir haber giriyor. Haberin kaynağı yok. Evet koskoca gazete birinci sayfasına kaynaksız haber giriyor. Bir saat sonra da haberi siteden kaldırıyor. Nevşin Mengü'nün, Can Ataklı'nın falan yazdığı gazete yapıyor bunu. Gerçi bunlar gazeteci olsaydı dün hepsi istifa derdi. Nefes Gazetesi de zaten gazete değil İmamoğlu'nun fonu meşrulaştırmakta kullandığı bir araç. Birinci sayfadaki yalan haberi yapan, İlke Çıtır isminde birisi olarak gözüküyor. Ankara Üni. İlef'ten geçen sene mezun olmuş 23 yaşında bir stajyere yaptırmışlar yalan haberi. Kızcağızın X'te 170 takipçili bir hesabı var orada da en son ekim ayında paylaşım yapmış. Nefes'in haber sitesinde, İlke Çıtır'ın ne yaptığı haberden ne kendisinden bir iz var. Böyle kocaman bir yalan haberin altına Nevşin'in adını yazacak değiller tabii, kriz durumunda kolayca gözden çıkarılabilecek birisi lazım. O kızcağız da birinci sayfada haberim çıktı diye seviniyordur şu an bir yerlerde. Peki Nefes neden böyle saçma bir iş yapıyor? Aslında kendi açısından bakılınca saçma bir iş yapmıyor, hükümete operasyon çekiyor. (Gündem İBB kreşindeki çocuk istismarları. Bu gündemden ne çalabilirlerse, kaç kişinin dikkatini dağıtabilirlerse kârdalar çünkü bir buçuk dakikalık video paylaşıp bakın işte taciz yokmuş diyecek kadar çaresiz durumdalar.) Nefes'in bir saat boyunca sitesinde tutup sildiği kaynaksız yalan haber, o dakikadan sonra kaynağı Nefes Gazetesi muhabiri İlke Çıtır olan normal bir haber haline geliyor. Bu yalan haberi FETÖ hesapları Nefes Gazetesi'ni ve İlke Çıtır'ı kaynak göstererek hemen yaymaya başlıyorlar. (Nefes haberi sildikten 8 saat sonra bile FETÖ'cüler, acar gazeteci İlke Çıtır'ın yaptığı bu muhteşem haberi paylaşmaya devam ediyorlardı. ) Buradaki işbirliğini iyi anlamak lazım. Kanada'ya kaçan firari bir FETÖ'cünün yönettiği Etkili Haber hesabı, kendi başına kaynaksız bir haber yapsa bunu kimse ciddiye almaz ama aynı hesap Nefes Gazetesi'ni kaynak gösterince insanlar da herhalde bu kadar büyük bir palavra atmamışlardır deyip gerçekmiş gibi reaksiyon vermeye başlıyor. Zaten en başında planladıkları da tam olarak bu çünkü bunu ilk defa yapmıyorlar. Daha sonra onları da göstereceğim. Tescilli FETÖ hesabı Etkili Haber'in arkasından tescilsiz FETÖ hesabı Haber Aktif de yalan haberi giriyor ve o dakikadan sonra FETÖ etkileşim ağının aksiyonu başlıyor. Yüzlerce irili ufaklı ve çoğunluğu Atatürkçü görünümlü anonim FETÖ hesabı, yalan haberi alıntılamaya ve RT'lemeye başlıyor. Ördek avı tecrübesi olanlar bilir, avcılar gümeye saklanıp suya mühre denilen plastik ördekler bırakır. Yaban ördekleri uçarken sudaki mühreleri görünce "Aaa bunlar da aynı bizim gibi ördek, baksanıza gagaları, kanatları ve kuyrukları var, hepsinin profil fotoğrafı da Donald Duck, ördek olmasalar neden profilleri Donald Duck ile dolu olsun ki? Haydi yanlarına inip biraz siyaset konuşalım" derler ve tam avcıların önüne konarlar. FETÖ'cü Etkili Haber'in paylaşımının altı da oradaki ortamın aynısı. Bu yalan haberi paylaşanlar arasında İYİ Parti Kurucular & Genel İdare Kurulu Üyesi Burcu Akçaru Üstbaş, İYİ Parti Türk Dünyası ve Yurt Dışı Teşkilatlanma Başkanı Dr. Ayyüce Türkeş Taş İYİ Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı / Manisa Milletvekili Şenol Sunat var. Lise mezunu firari bir FETÖ'cünün 3800 km'den manipüle edebildiği bir dışişleri bir de milli eğitim bakanımız olsa fena mı olur mesela? Yılların gazetecisi Birgün'den Mehmet Emin Kurnaz da Kaçak Fetullahçının yalan haberi üzerinden çok önemli analizler yaparak nasıl aydın olunur hepimize göstermiş. Paylaşımın altı profesörler, doktorlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve tabiiki FETÖ'cülerle dolu. Onlar bir söylüyorsa FETÖ'cüler iki söylüyor. Hep birlikte duayen gazeteci İlke Çıtır'ın uydurduğu, Maklube Haber'in de yaydığı palavrayla coşup Yusuf tekin Hoca'ya sallıyorlar. Nefes Gazetesi, akşam da sanki yalanı ortaya atan kendisi değilmiş gibi "bakanlık iddiaları yalanladı" diye haber girdi. İddialar dediği çocuk istismarını unutturmak için birinci sayfadan girip FETÖ'ye teslim ettikleri palavra. Yalan haberin en son sadece Etkili Haber'de 2 milyon görüntülemesi vardı. Kimse kusura bakmasın ama tutuklanmamak için Kanada'ya firar ettiği herkesçe bilinen, ülkenin en tanınmış FETÖ hesabının yalanıyla bu ülkenin bakanına saldırmak için ya FETÖ'cü ya da aptal olmak gerekir. Ben kendi adıma o paylaşımın altındaki kalabalığın hepsinin FETÖ'cü olmasını ümit ediyorum. İnşallah siyasetçisinden, profesörüne, gazetecisinden akademisyenine kadar o yalanı kim paylaştıysa hepsi FETÖ'cüdür. Çünkü biz makam ve güç sahibi FETÖ'cülerle nasıl mücadele edileceğini uzunca bir zamandır biliyoruz. Maalesef bizim hala bilmediğimiz, makam ve güç sahibi aptallarla nasıl mücadele edileceği.

Abese İrca

91,383 views • 8 months ago

🚨"Hagi'den sonra en büyük oyuncu Salah" 🗣️Uğur Karakullukçu: "Abi sen nesin ya? Bak şimdi ben yine linç yiyeceğim ama abi biz bunu söyledik. Ya Salah sırf Trabzonspor'a geliyor diye. böyle küçümsemeye çalışmak böyle alttan alta alt bir tondan aşağılamaya çalışmak.. Ya kardeşim bu adam yemin ediyorum bir önceki sezonun bence Balon d'O'r hak edeni. Sadece ve sadece son 16 turunda ki .birinci çıkmış adamlar ligden. Son 16'da Paris Saint-Germain denk geldi ve Liverpool'u eledi diye bu adam Balondor'da 4. oldu. Bence birdi. Kendi fikrim bu. Çünkü neden rahat söylüyorum? Ben o zaman da söyledim aynısını. Bence şey hak ediyor diye. Bence hak eden Muhammed Salah diye. Kontroda bu yorumum vardır. Bak bulurum bunu ben. Balon d'O'r'u hak edenin Salah olduğunu o dönemde anlattım defalarca. Geçen sezon bir düşüş yaşadı mı? Evet yaşadı. Ama o belli bir düzey düşüşü bile adam yani şöyle söyleyeyim. Premier en iyi oyuncusundan yani Türkiye seviyesinde hala süperstar rahatlıkla olabilecek bir düzeyine indi. Sadece ya bu kadar hani. Sanki hani Premier Lig'de yerlerde sürünmüş muamelesi yapmanın anlamı olmadığı bir garip bir döngüye girdi. Liverpool gibi takımlarda ya işte bir sene daha deneyelim ne olacak yapmıyorlar yani. Artık 34 yaşına geldi artık güçlü bir vedalaşalım riske atmayalım zaten yeterince transfer yaptık onlara yer açalım motosuyla hareket etti yani. Biraz şöyle söyleyeyim bir tık daha iyi oynasa Liverpool tutardı böyle bir adam bu. Ve ne yalan söyleyeyim bak çok büyük oyuncular geçti bu ligden. Bak benim atıyorum ayrılığında gözlerimin dolduğu icardi de dahil söylüyorum. Yani hakikaten bu seviye kalite diyebileceğimiz çok çok az oyuncu bak aday gösterebileceğimiz çok oyuncu var bence ya. Ne yalan söyleyeyim bak. Hagi ve Alex'ten sonra galiba gördüğümüz en büyük oyuncu. Hatta eğer saf kariyerleri de katarak söylüyorsak galiba çeyrek asır sonra bir Hagi geldi bu lige. Bak çok büyük oyuncular geldi. Çok sevdiğim oyuncular geldi bu ligde. Bu ligi kıran oyuncular geldi, kabul ediyorum. Ama oğlum bu nasıl bir zevk lan böyle bir maç izlerken ya. Öyle mesela bir top kontrolü var ya gerçekten bu adam Mısır'lı Hagi falan ya inanılmaz bir adam. Ve bu adama ben Galatasaray'da da iş yapar, Beşiktaş'ta da yapar, Trabzonspor dediğim için aşağılanmaya çalışıldığım bir ay geçirdim. Oluyor muymuş yani? Ya kardeşim 34 yaşında adamı Sane ile kıyaslıyorsun. Yok 34 yaşında adam işte parayı tercih etti. Beşiktaş ucuz kurtuldu falan diyenler mi? Nasıl ucuz kurtuldu ya? Ha siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? Drogba'yı unutun. Drogba'nın ligde böyle bir etkisi olmadı. Drogba Hagi'yle aynı cümlede geçmeyi hak etmiyor hocam ya. Çok para be Uğur demiş. Evet. Çok para. Ama oyuncu bu mal bu yani. Bu yüzden bu para adam."

emrex1

38,694 views • 1 month ago