Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

BEN SENİ TEK BAŞIMA SEVERİM oruççç sevdiğini söylemekten assssla ama asla çekinmiyo yer zaman farketmezz lover boyy

46,963 Aufrufe • vor 8 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Bir kadın, evliliklerinde kendilerine normal, başkalarına garip gelen alışkanlıkları anlattı: • Birincisi, ben ev hanımıyım ama asla yemek yapmam. • Çünkü üç aylık bir bebeğim var, tek başıma ona bakıyorum. • Bir de yemek yaparsam... • Ay yani düşünmek bile istemiyorum. • Eşim de bu konuda anlayışlı olduğu için bir yerle anlaştık, yemeklerimiz oradan geliyor. • Asla markete gitmem. • Market işlerini eşim hallediyor. • Ben sadece canım istediği zaman markete gidiyorum. • Zaten markete gitmeye de çok vaktim olmuyor açıkçası. • Ev faturaları, kira, herhangi bir faturayı ben bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Bunlarla hep eşim ilgileniyor. • Yani çalışmıyorum ama çalışsaydım da yine eşim ilgilenecekti. • Evin temizliğiyle ben ilgileniyorum, eşim arada sırada yardım ediyor. • Ama ben de çok fazla yetişemiyorum, yapamıyorum zaten. • O yüzden arada sırada abla çağırıyorum, o yapıyor ev temizliğini de. • Eşim tek başına gezmeye gidemez ama ben gidebilirim kızımla birlikte. • Birlikte gezmeye veya tatile gittiğimiz zaman genelde eşim bana soruyor 'Nereye gitmek istersin?' diye. • Ben söylüyorum 'Şuraya gitmek istiyorum' diye, onun dışında hiçbir şeye karışmıyorum, her şeyi eşim ayarlıyor. • Otel, uçak, mekan... hepsini eşim ayarlıyor. • Bana göre olması gereken evlilik de bu zaten. • Her konuda kadına da erkeğe de çok fazla yüklenilmesini ben doğru bulmuyorum.

Jurnal

74,395 Aufrufe • vor 1 Monat

🌹 Ilia Topuria, tekniğinin sırlarını açıklıyor: Daniel Cormier: ‘’Sende en çok hayran olduğum şeyi söyleyeyim. Beni en çok hayran bırakan şey, senin yumruk atışını izlediğimde ayaklarının birbirine dolanmaması. Dengelisin. Charles'a o sağ eli, ardından da sol eli geçirdiğinde ayakların ne birbirine çok yakındı ne de çok açıktı. Yani o denge tam olarak olması gereken yerdeydi. Ilia Topuria: Çünkü benim gücüm kalçalarımdan geliyor. Daniel Cormier: Kesinlikle! Yani eğer ben seninle dövüşüyor olsaydım, ayaklarının tamamen yere oturmasına asla izin vermemek için sadece hareket etmeye çalışırdım. Çünkü tahmin edemiyorum, belki de yanılıyorumdur ama... Ilia Topuria: Ama aynı zamanda şunu da asla unutmaman gerekiyor: Ben mesafeyi kapatma ve açıları daraltma konusunda en iyilerden biriyim. Bunu, kafes içinde en iyi hareket eden ve yer değiştiren adam olan Volk'a karşı yaptım. Daniel Cormier: Evet. İlk raunt onun tek şansıydı çünkü sürekli hareket halindeydi ama sonra... Ilia Topuria: Ama bir noktada durmak zorundalar. O dinlenmeye ihtiyaçları var. Durmak zorundalar ve işte o an benim zamanım geliyor. Çünkü bana birkaç yumruk isabet ettirdi ve bana gülmeye başladı. Ben de dövüşün ortasında ona, "Benim zamanım da yakında gelecek, merak etme," dedim. Bunu dövüş esnasında Volk'a söyledim. O bana gülmeye ve parmağıyla beni göstermeye başladığında ona dedim ki: "Merak etme, benim zamanım yakında gelecek." Ve bir kez yorulduğunda... Çünkü sürekli kaçmak, sürekli mesafeyi ve açıları kapatmaya çalışmak insanı yoruyor. Bir noktada durman gerekiyor, mecbur dinleneceksin. Daniel Cormier: Bu senin baskınla alakalı. Senin o baskın her zaman adamın tam karşısında.’’

Kırmızı Köşe

87,754 Aufrufe • vor 3 Monaten

14 YAŞINDA EVLENEN BİR KADIN, HAYATININ NASIL KABUSA DÖNDÜĞÜNÜ ANLATTI: ♦️ “Annem ve babam ben 1 yaşındayken ayrılmış. Annem bizi istememiş, bu yüzden babamla kalmışız.” ♦️ “Babam ben 4 yaşındayken yeniden evlendi. Bize, ‘Artık anneniz geldi’ dediler. Ben de yıllarca üvey annemi gerçek annem sandım.” ♦️ “Sonra onların çocukları oldu. İşte o zaman evde iki farklı çocuk olduğunu anlamaya başladım.” ♦️ “Babam kardeşlerimi sever, öper, kucağına alırdı. Ben ise sadece uzaktan izlerdim.” ♦️ “Maddi durumumuz iyi değildi ama geceleri mutfaktan sucuk kokusu gelirdi. Meğer o sucuk bize değil, sadece kardeşlerime pişiyormuş.” ♦️ “Çocuk aç kalmayı unutuyor ama sevilmediğini asla unutmuyor.” ♦️ “Zamanla bana uygulanan cezalar ağırlaşmaya başladı. Kulak çekmeler, odaya kapatmalar ve günlerce benimle konuşmamalar sıradan hale geldi.” ♦️ “Babam bana sürekli, ‘Bir an önce evlen de bu evden git.’ diyordu. Ben daha 12 yaşındaydım.” ♦️ “Oyun oynamam gereken yaşta tek düşündüğüm şey o evden nasıl kurtulacağımdı.” ♦️ “Yaşadığım çaresizlik yüzünden kendime büyük zarar verdim ve günlerce hastanede kaldım.” ♦️ “Hastaneden çıktıktan sonra en azından babamın bana sarılacağını düşünüyordum.” ♦️ “Ama hastaneden sonra babamın bana verdiği tepki, yaşadığım her şeyden çok daha ağır oldu.”

GBT haber

152,210 Aufrufe • vor 2 Monaten

6 dan #odas ı aldım 9.50 ye götürdüm ama sen Ankete katılmadın HisseChat e gelmedin Beğeni ve RT yapmadın Hiç bir ricamı yerine getirmedin Taban olduğunda hisse belki neyin ne olduğunu anlarsın dedim onu da anlamamışsın Ben istemezsem gitmez dedim İnanmadın Artık belki inanırsın Ama sen hakkaten tam bir man kafasın Hiç bir zaman anlamadın Yine anlamayacaksın #borsa Dün video ve yazı ile Satacak malımız varsa Yazın 9.30 a alacağım Almazsam Namert im dedim Yazmadın satışa Bugün Diğer zeka gerisi çakma üstat bozuntularının yazdığı gibi Takibimden çıkmıştır yazdım Sizi denedim #bist100 Hop 15 milyon lot mal geldi tahtaya Bana yukardan vermek için alan herkes döküldü Sizin Borsa anlayışınız bu kadar sığ aklınız bu kadar az çalıştığı için Sizler herkesin düdüklemek istediği tahtacı denen kan emicilerin ağzını sulandıran Küçük yatırımcısınız Ben borsacıya ve sizlere hitap etmek için burda değilim Sen umrumda değilsin Sen de diğerleri gibi GV ve KEV. A.Ş. sin Ben bireysel yatırımcı için burdayım Sen için değil Allah ; Siz ve sizin gibi asalak sülüklerin Topunuzun binbir belasını versin Zaten vermiş Buldun bir adam Yol gösteriyor Ona da ihanet içindesin Kimse kusura bakmasın ama Her zaman sen kaybedeceksin Kazanan bizler Türkiye bireysel yatırımcısı olacaktır Senin kazanmana asla izin vermeyeceğim Senin layık olduğun yer X te sohbet odaları Ben HisseChat teyim Umarım oraya gelip Orayı da kirletmezsin Gökhan Bilik HisseChat

🇹🇷 Gökhan Bilik 🇹🇷

27,827 Aufrufe • vor 3 Monaten

Yurt dışında yaşayan bir kadın, Türkiye’ye asla dönmeme sebebini paylaştı: • Bana, "Sana şu kadar para versem, ev versem, araba versem Türkiye'ye geri döner misin?" diye soruyorlar. • ⁠Dönmem. Tek sorun para değil. Gerçekten tek sorun para değil. • ⁠Evet, para büyük bir problem; alım gücü gerçekten büyük bir problem ama sadece bunlarla bitmiyor. • ⁠Ben kendimi kendi ülkemde güvenli hissetmiyorsam eğer dönmem. Çünkü burada güvendeyim. • ⁠Burada rahat mıyım? Evet. Burada alım gücüm iyi mi? Evet. • Buraya geleli 9 ay oldu ve ben köpeğime hala aynı fiyata mama alıyorum. • ⁠İşe ilk başladığım zaman patronum bana manuel araba verdi. Arabanın huyu suyu bilinmiyorken sürekli yolda stop ettim, sürekli bir dur-kalk yaptım ve bu süre zarfında kendimi güvende hissettim. • ⁠Neden biliyor musunuz? Çünkü bana korna çalan olmadı, beni taciz eden olmadı. • ⁠Türkiye'de ben trafikteyken başıma bir şey gelmeyeceğinin garantisini verebilir misin? Veremezsin. • Gece 22.00’de köpeğimle ormanda rahatlıkla, korkusuzca gezebiliyorsam dönmek istemem. • ⁠Temel ihtiyaçların sürekli lüks olarak varsayılması gerçekten artık belli bir yerden sonra içimi rahatsız ediyor. • ⁠Burada nasıl dolaşırsan dolaş kimse dönüp "A bunu mu giydin?" demiyor, "A o marka değil mi?" demiyor. • ⁠Yani kimse kimseye sataşmıyor burada; herkes kafasına göre takılıyor. • ⁠Ama Türkiye öyle değil. Daha neler sayarım ama istemiyorum. Beklentilerimi düşük tutarak geldim ve beklentilerim fazlasıyla karşılanıyor.

🎙️ Muhbir

219,596 Aufrufe • vor 29 Tagen

Ece Sayer, 15 yıldır lazere gidiyorum: 🔹 Kızlar, ben 15 yıldır lazere gidiyorum. İlk 16 yaşında başladım. O zaman reşit olmadığım için annemle gidip onay alarak başladık. Şu hayatta önereceğim ilk şey lazere gitmeniz. Genç kızlara tavsiyem; ne yapın, edin, yaşınız küçük olsa ailenizin desteği ile lazere başlayın. Çünkü, jilet yaptığınızda vücutta kararmalar başlıyor. Ben küçük yaştan beri lazere gittiğim için vücudumda hiçbir yerimde kararım yok. Kararmalara birebir. 🔹 İlk Alexandrite'la başladım, buz lazer olarak devam ettim. 3-4 yıl falan Alexandrite kullandım. Şimdi hangisini kullanmalısın veya eve IPL cihazı almalı mısın ondan bahsedeceğim. Alexandrite çok güzel. Gerçekten tavsiye ederim ama bronz sene kesinlikle yapamazlar. Özellikle esmer tene de yapmıyorlar, çok çok kolay yapmıyorlar yani. Ben bir gün bronz gitmiştim, yanıklar oluştu. Allah'tan onlar gençti, leke leke yanıklarım oluştu, kararım da geçti. Buz lazere bronz girebiliyorsun, hiçbir sorun olmuyor. Ama Alexandrite'a göre buz lazer daha geç bitiriyor veya daha az dökülme oluyor. Memnun muyum? Memnunum, memnun olmasam şu anda girmem çünkü. Alexandrite'da daha geç çıkıyor tüyler, daha güzel dökülüyor ve uzun vadeli kullanabiliyorsun. 🔹 Bu kadar yıl lazere gidiyorsun, nasıl bitmedi derseniz de; vücutta bir şeyi %100 bitirmek zaten iyi bir şey değil. Eğer gittiğiniz merkezde, klinikte "%100 bitiyor" derlerse oraya sakın kesinlikle güvenmeyin. Öncelikle söyleyeceğim ilk uyarım bu. Bir de kadınların hormonları her ay değişiyor, regl görüyoruz. Yaş büyüdükçe değişiyor, ergenlik çağını atlatıyoruz. Tüyler değiştiçe o kıl zaten bir bittiğini sanıyorsun, sonra belli bir yaşa geliyorsun, tekrar kıllar çıkıyor falan, vesaire döngüye giriyorsun. O bitenlerin genelde tüyleri az olanlar ya da böyle sarı olanlar. Bir de genelde cihazlar sarı tüyleri görmezler, bilginiz olsun. Hatta bazen siyah tüyler bile sararıyor, beyazlaşıyor yani. Ama tüy hiçbir zaman bitmiyor, bitenlerinkini söyledim. 🔹 Son dönemde IPL cihazı almayı düşündüm, araştırdım ama sonra dedim ki ben bununla uğraşamam. Çünkü onun için bile yanında birinin desteği gerekiyor, arkaya göremiyorsun, oraya göremiyorsun. Sürekli birinden yardım bekliyorsun falan. Gerek yok, bir de ben üşenirim, yapamam yani. Alırım, öyle kalır. Tekrar lazere başlarım. Eğer ben uğraşırım, yanımda biri destek olur, her ay yaparım vesaire dersen al. Ama marka istersen bilmiyorum açıkçası. "Şunu al, bunu al" diye tecrübesi olan, deneyimi olan bence yorum yapsın. 🔹 Harici de buz lazere gidebilirsiniz. Acımıyor, yanmıyor. Alexandrite da kesinlikle acıyor, acısı var yani. En güzeli de her zaman tertemizsin. Orada ben kıllı bir insan değilim hiçbir zaman. Benim tek kılımın çıktığı yer bıyıklarım ve kaşım çıkıyor. Onun haricinde vücudumda çok kıllı olan bir insan hiçbir zaman değildim ama buna rağmen bile bitmiyor. 🔹 Ben hayatta en memnun kaldığım, en sevdiğim, her zaman önereceğim, genç kızlara bile tek tavsiyem; ilk önce lazere başlamalarıdır. Hani boş boş şeylere para vermenizden ziyade bu, sizin ömrünüzün sonuna kadar hayatınıza katkı sağlayacağınız, parasını hak eden ilk şeylerden biridir. 🔹 Aklıma gelenler bunlar. Bu kadar. Hem bu arada buz lazerde kaşınızın üstüne ve bıyıklarınıza da lazer yaptırabiliyorsunuz ama Alexandrite'ta yapmıyorlar diye hatırlıyorum. Bu kadar.
3:26

Sensitive content

Ece Sayer, 15 yıldır lazere gidiyorum: 🔹 Kızlar, ben 15 yıldır lazere gidiyorum. İlk 16 yaşında başladım. O zaman reşit olmadığım için annemle gidip onay alarak başladık. Şu hayatta önereceğim ilk şey lazere gitmeniz. Genç kızlara tavsiyem; ne yapın, edin, yaşınız küçük olsa ailenizin desteği ile lazere başlayın. Çünkü, jilet yaptığınızda vücutta kararmalar başlıyor. Ben küçük yaştan beri lazere gittiğim için vücudumda hiçbir yerimde kararım yok. Kararmalara birebir. 🔹 İlk Alexandrite'la başladım, buz lazer olarak devam ettim. 3-4 yıl falan Alexandrite kullandım. Şimdi hangisini kullanmalısın veya eve IPL cihazı almalı mısın ondan bahsedeceğim. Alexandrite çok güzel. Gerçekten tavsiye ederim ama bronz sene kesinlikle yapamazlar. Özellikle esmer tene de yapmıyorlar, çok çok kolay yapmıyorlar yani. Ben bir gün bronz gitmiştim, yanıklar oluştu. Allah'tan onlar gençti, leke leke yanıklarım oluştu, kararım da geçti. Buz lazere bronz girebiliyorsun, hiçbir sorun olmuyor. Ama Alexandrite'a göre buz lazer daha geç bitiriyor veya daha az dökülme oluyor. Memnun muyum? Memnunum, memnun olmasam şu anda girmem çünkü. Alexandrite'da daha geç çıkıyor tüyler, daha güzel dökülüyor ve uzun vadeli kullanabiliyorsun. 🔹 Bu kadar yıl lazere gidiyorsun, nasıl bitmedi derseniz de; vücutta bir şeyi %100 bitirmek zaten iyi bir şey değil. Eğer gittiğiniz merkezde, klinikte "%100 bitiyor" derlerse oraya sakın kesinlikle güvenmeyin. Öncelikle söyleyeceğim ilk uyarım bu. Bir de kadınların hormonları her ay değişiyor, regl görüyoruz. Yaş büyüdükçe değişiyor, ergenlik çağını atlatıyoruz. Tüyler değiştiçe o kıl zaten bir bittiğini sanıyorsun, sonra belli bir yaşa geliyorsun, tekrar kıllar çıkıyor falan, vesaire döngüye giriyorsun. O bitenlerin genelde tüyleri az olanlar ya da böyle sarı olanlar. Bir de genelde cihazlar sarı tüyleri görmezler, bilginiz olsun. Hatta bazen siyah tüyler bile sararıyor, beyazlaşıyor yani. Ama tüy hiçbir zaman bitmiyor, bitenlerinkini söyledim. 🔹 Son dönemde IPL cihazı almayı düşündüm, araştırdım ama sonra dedim ki ben bununla uğraşamam. Çünkü onun için bile yanında birinin desteği gerekiyor, arkaya göremiyorsun, oraya göremiyorsun. Sürekli birinden yardım bekliyorsun falan. Gerek yok, bir de ben üşenirim, yapamam yani. Alırım, öyle kalır. Tekrar lazere başlarım. Eğer ben uğraşırım, yanımda biri destek olur, her ay yaparım vesaire dersen al. Ama marka istersen bilmiyorum açıkçası. "Şunu al, bunu al" diye tecrübesi olan, deneyimi olan bence yorum yapsın. 🔹 Harici de buz lazere gidebilirsiniz. Acımıyor, yanmıyor. Alexandrite da kesinlikle acıyor, acısı var yani. En güzeli de her zaman tertemizsin. Orada ben kıllı bir insan değilim hiçbir zaman. Benim tek kılımın çıktığı yer bıyıklarım ve kaşım çıkıyor. Onun haricinde vücudumda çok kıllı olan bir insan hiçbir zaman değildim ama buna rağmen bile bitmiyor. 🔹 Ben hayatta en memnun kaldığım, en sevdiğim, her zaman önereceğim, genç kızlara bile tek tavsiyem; ilk önce lazere başlamalarıdır. Hani boş boş şeylere para vermenizden ziyade bu, sizin ömrünüzün sonuna kadar hayatınıza katkı sağlayacağınız, parasını hak eden ilk şeylerden biridir. 🔹 Aklıma gelenler bunlar. Bu kadar. Hem bu arada buz lazerde kaşınızın üstüne ve bıyıklarınıza da lazer yaptırabiliyorsunuz ama Alexandrite'ta yapmıyorlar diye hatırlıyorum. Bu kadar.

Netlog Medya

1,747,785 Aufrufe • vor 2 Monaten

Şimdi bu arkadaşla bir anlaşma yaptık. Ben cevheri güvenin videolarını izlemediğimi, kendisinin yalansız konuşamadığını söyledim. Sonra anlaştık, ben bir yalanını ortaya koyarsam bu arkadaş özür dileyecekti. Şimdi Cevheri Güven abimiz videonun başında 00:30 da Marmaris’e gizemli timin indiğini iddia ediyor. Buna kanıt olarak da devletin resmi belgesini ekranda gösteriyor. Ve 00.35 civarında Marmaris üzerinde olan 3 tanımlanamayan hava aracı (muhtemelen helikopter) olduğunu söylüyor. Şimdi videodaki belgeyi gidin bir okuyun! Sonra da yazılanlar ile söylenenler ne kadar uyumlu siz karar verin! Dalaman havalimanı nerede? Marmaris nerede? Bi haritayı açın bakın! İşte göz göre göre YALANLAR söylemekten çekinmiyor. Şimdi böyle adamların her dediğini araştırmak gerekiyor. Her zaman da açık bariz yalanlar çıkıyor! Buda beni yoruyor! O yüzden izlemiyorum adamı🤷🏻‍♂️ ama kıramadım gittim baktım🫠 Devlet tanımlanamayan hava araçlarını (muhtemelen RTE yi taşıyan helikopterler) Dalaman havalimanı çevresinde olduğunu YAZMIŞ! Ama abimiz bunu Marmaris diye anlatıyor. 6. dk da izlemeyi bıraktım! Vakit bulunca yine bakacam. Elinde Marmaris ve Çiğli ile ilgili darbeci askerlerin ifadelerine ait belge olan varsa yollarsa sevinirim. Şu konuya bi el atam😏 abiler tezlerinde çok iddialı🙄 mahkeme kayıtları vs yorucu, o nedemiş, bu ne anlatmış tek tek hepsine bakmak lazım. benim açık kaynaklarım ve basit soru-cevaplarım olayı çok net aydınlatıyor ama bu abiler hatırına vakit olunca bu işe detaylı bir el atayım. Sevgili komutanıma resmi belgelerle cevap vereyim JorahM011

evetoyledir

29,672 Aufrufe • vor 1 Monat

(Vialli'nin hayatını kaybettikten sonra basılan ve anılarına yer veren "Le cose importanti"nin, Mancini tarafından yazılan son sözü.) “Merhaba Bomber. Seni görüyorum, biliyor musun?” Dönüyorsun, gülümsüyorsun. “Söyle Roby” diyorsun. “Sence,” diye soruyorum sana, “Aklıma gelen her şeyi anlatmak için iki sayfa yeter mi?” “Sen kafayı yemişsin” diyorsun. Ama yapmam gerekiyor, Luca. O yüzden Dünya Kupası’ndan önce söylediğin o cümleyi ödünç alıyorum: “Oyun sertleştiğinde, sert olanlar oynamaya başlar.” Gerçi sen de bu sözü ödünç almıştın. John Belushi’den. O zaman ben de sertleşiyorum ve oynuyorum. Daha doğrusu: Yazıyorum. Topla oynamak senin için daha kolaydı, doğru. Ama senin için yazmak da dâhil her şeye değer, dostum. İnanmayacaksın ama her seni düşündüğümde, senden bahsettiğimde, senin hakkında yazdığımda -şu anda olduğu gibi- yüzümde istemsiz bir gülümseme beliriyor. Tuhaf gelebilir ama değil. Çünkü sen, Luca, neşeydin. Işıktın. Kahkahaydın. Sonra evet, bir de gol atardın. O zaman neşe iki katına çıkardı. Birlikte ne çok güldük… O çok zor maça çıkacağımız günü hatırlıyorum. Sahaya ata biner gibi girmiştin. Çocuklar gibi. Hayali bir ata binmiş, dizginleri tutuyormuş gibi dört nala koşuyordun. Bunu antrenmanlarda yapmıştık ama gerçek ve önemli bir maçta yapmaya cesaret edeceğini kimse düşünmemişti. Ve şans getirdi. Kazandık. O günden sonra hep öyle oldu. Sahaya hep “ata binerek” girdin. Yemin ederim, gülmekten ölüyorduk. Özellikle de sana bakıp hiçbir şey anlamayanların yüzünü görünce. Bizse o “yöntemle” bir sürü maç kazandık. Aslında anlamaları gereken bir şey de yoktu. Bir de önemli bir davete Mickey Mouse baskılı bir ceketle geldiğin günü hatırlıyor musun? Şimdi soruyorum: Senin gibi bir golcü böyle giyinir mi? Doğru, o yıllardaki fotoğraflara bakınca hepimizin ne kadar kötü giyindiğine ben de şaşıyorum. Ama kabul edelim: Sen işi biraz daha ileri götürmüştün. Sonra devreye ben girdim. Tavsiyelerimden sonra kusursuz oldun. Bir daha tek bir kombin hatası yapmadın. Bir İngiliz lordu gibiydin. Herkes sanıyor ki sana sadece sahada harika asistler verdim. Hadi canım… Kimse bilmiyor ki saha dışında sana stili ben öğrettim. Evet, doğru bu. Hadi gülme. Seni görüyorum. Ama ne kadar titizdin, Luca… Pozisyonları yüzlerce kez denerdin. Kendini geliştirmekten asla vazgeçmezdin. Herkes seni en iyisi olarak kabul ettiğinde bile sen bir an bile öyle düşünmedin. Çıtayı hep biraz daha yukarı koydun. Hep. Ve ben gerçek şampiyonun ne demek olduğunu işte orada anladım. Biliyorsun Luca: zeka, yürek, yetenek... Hepsi sendeydi, dostum. Bologna–Floransa trenini hatırlıyor musun? Coverciano’ya gidiyorduk. Sen Cremonese’deydin, ben Sampdoria’da. O yolculuk, bizim hikâyemizin başlangıcıydı. Seni Samp’a getirmek için her yolu denedim. Çok eğleneceğimizi söylemiştim. Ve bu sözü tuttuk. En güzel yıllarımızdı: Sampdoria, şampiyonluk, Şampiyon Kulüpler Kupası finali… Kampta, akşamdan sonra odaya kapanıp abur cubura saldırdığımız geceleri unutmuş olamazsın: cips, kola, bazen bira… Sabah tartı vardı. Ne yaptığımızı hatırlıyor musun? Müshil… Tartıya çıkmadan önce tuvalete koşmak için. Hâlâ gülüyorum. Ağladığımız da oldu. Sen Juventus’a gittiğinde nasıl ağladık… Bir dönemin bittiğini o an anladık. O son akşam yemeğini asla unutmayacağım. Asla. Efsane Sampdoria dönemi bitmişti. Ama biz bitmedik. Bizim dostluğumuz kopmazdı. Kopmaz. Şimdiki zaman. Şimdi. Aramızdaki bağı hiçbir mesafe koparamazdı. Millî Takım teklif edildiğinde ilk aradığım kişi sendin. “Kaçırırsan aptallık edersin,” dedin. Ben de düşündüm: Bu yolculuğu yapacaksam sen yanımda olacaksın. Ve senin benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin bile edemezsin. O Avrupa Kupası’nı durmadan fotoğraflıyordun. Kaç fotoğraf çektin Luca? Mutluluktan duramıyordun. Orada da birlikteydik. Hayatımın önemli anlarında hep vardın. Ve hâlâ varsın. “Devam et Mancio, ben yokum” demek kolay. Saçmalama bomber. Buradasın. Buradasın. Seni görüyorum.

calciolog

23,333 Aufrufe • vor 8 Monaten

Midyeci Ahmet’in evlenmek istediğini açıklamasından sonra gelen ilk taliplisi hanımefendi, herkes merakla midyeci Ahmet’in ilk date vlogunu bekliyor: 🔹 Midyeci Ahmet, sana talibim. 🔹 Ben artık evlenmek istiyorum. 🔹 40 yaşındayım, hiç evlenmedim. 🔹 Finansal özgürlüğüm var. 🔹 Midyeye ve köy hayatına bayılıyorum. 🔹 Yalnız tek bir sorunum var: Balık burçuyum. 🔹 Midyeci Ahmet'in bu videosunu görmüşsünüzdür. 🔹 Bu videoyu görünce hem çok hoşuma gitti hem de beni düşündürdü. 🔹 Artık hepimiz yalnızlaşıyoruz. 🔹 Kadınlar da erkekler de birbirine asla güvenmiyor artık. 🔹 Biz Y kuşağına küçüklüğümüzden beri tek bir şey öğretildi arkadaşlar. 🔹 Okulunu bitir, işe gir, evlen, çocuk yap. 🔹 Çünkü ailelerimize göre hayatın doğru sıralaması buydu. 🔹 Ve tüm arkadaşlarım 30'lu yaşlarının başlarında evlenirken, ben o treni kaçırdığım için o kadar üzülüyordum ki. 🔹 Galiba geç kaldım, galiba yalnız kalacağım diye düşünüp düşünüp depresyona girdiğim günler oluyordu. 🔹 Ama 30'larının sonlarına doğru kendini keşfetmeye başlıyorsun. 🔹 Ve sonra fark ediyorsun ki iyi ki evlenmemişim ben ya diyorsun. 🔹 Ben aslında özgürüm. 🔹 İstediğim gibi kursa gidiyorum, istediğim gibi bir tatile gidiyorum. 🔹 Paramı istediğim gibi harcayabiliyorum. 🔹 Kimseye hesap vermek zorunda değilim. 🔹 Sonra hatta geçmişe dönüp baktığımda, birlikte olduğum ya da belki de sadece flört ettiğim insanları düşündüğüm zaman kendi kendime demeye başladım ki; 🔹 İlk evlenmedim ben ya, ben bu insanlarla aynı hayatı geçirmeyi hayal bile edemiyorum şu anda. 🔹 Çünkü ben o zaman kendimi tanımıyordum. 🔹 Okey, özgürsün Müge, okey. 🔹 İstediğin kursa gidiyorsun, istediğin gibi tatile gidiyorsun falan filan. 🔹 Ama bir de işin tabii ki diğer tarafı var. 🔹 Artık hepimiz yalnızlaşıyoruz. 🔹 Kadınlar da erkekler de birbirine asla güvenmiyor artık. 🔹 Aldatılma hikayeleri, hayal kırıklıkları ve sürekli tüketilen ilişkiler. 🔹 Bir noktadan sonra herkes boşver ya deyip ilişki yaşamaktan da vazgeçiyor. 🔹 Hadi gel biraz kaydıralım. 🔹 Bu arada Midyeci Ahmet ve dating applarda ben de yokum, her neyse. 🔹 Y kuşağına, hatta Z kuşağına size seslenmek istiyorum. 🔹 Sizce biz gerçekten özgürleşiyor muyuz, yoksa fark etmeden yalnızlaşmayı mı normalleştiriyoruz? 🔹 Yorumlarda buluşalım, çünkü bak gerçekten fikrinizi merak ediyorum. 🔹 Bu konu artık sadece benim değil, Y ve Z kuşağının da hikayesidir. 🔹 Hadi gelin midye yemeye gidelim ya, hadi!

BUZZ medya

592,455 Aufrufe • vor 2 Monaten