Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Binali Yıldırım: 15 Temmuz darbe girişimi akşamı beni ilk arayan Devlet Bahçeli'dir. Sonuna kadar arkanızdayız dedi. Mesele memleket meselesi, gerisi teferruat dedi. Var Olsun Cumhur İttifakı 🇹🇷

285,515 просмотров • 2 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 10

Фото профиля gül☝🏻🤘🏻تكبير الله اكبر ☝🏻
gül☝🏻🤘🏻تكبير الله اكبر ☝🏻2 лет назад

ALLAHcc başımızdan eksik etmesin @dbdevletbahceli 🤲🏻DEVLET BABAMI🤲🏻🤘🏻🇹🇷

Фото профиля Dike
Dike2 лет назад

Aynı zamanda en olmasaydı dediğiniz proje nedir sorusuna" 15 Temmuz" cevabını verdi Binali

Фото профиля Çerkes mehmet
Çerkes mehmet2 лет назад

Mültecileri sığınmacıları Avrupa'ya gönderirsek Avrupa'nın huzuru kaçar Bu sözün sahibi( Binali Yıldırım) Binali bey Avrupa'nın huzuru bizim ülkemiz için hiçbir şey ifade etmez benim 85 milyon ülkemin huzuru kaçmış sen neden bahsediyorsun😡

Фото профиля SadeceGerçekler.🇹🇷
SadeceGerçekler.🇹🇷2 лет назад

Öyle dediği için 50 milyar dolarlıksın.

Фото профиля AcarArzu
AcarArzu2 лет назад

Devlet baba 🇹🇷🤘🏻🇹🇷

Фото профиля Cahit Derbentoğlu
Cahit Derbentoğlu2 лет назад

Tünelde telefon çekiyor muydu Binali bey. Merak ettim de.

Фото профиля gök kubbe gibi asil ol
gök kubbe gibi asil ol2 лет назад

Bilge liderim @dbdevletbahceli 🤘🇹🇷🤘🇹🇷 güneydoğulu olark vatanımi bayragimi herkesten seviyorum bilge liderimin ellerinden öpüyorum

Фото профиля Ramazan Yılmaz
Ramazan Yılmaz2 лет назад

Sayın #binaliyıldırım kendi ni tv programında söyledi tiyatro olduğunu siz ne içiyorsunuz yaws

Фото профиля Çağıl Uğur
Çağıl Uğur2 лет назад

15 Temmuz sözde darbesi bir şahsın ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetmesi için şeytanca planlanmış FETÖ'cüleri kafese alma kumpasıdır.Dönemin MİT müsteşarı, Genelkurmay Başkanı TBMM darbe araştırma komisyonuna ifade vermedi.Komisyon raporu ortadan kayboldu.

Фото профиля Kemal K. ★ ★ ★
Kemal K. ★ ★ ★2 лет назад

Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz diyen Binali degilmi di...

Похожие видео

MHP Sakarya Milletvekilimiz Muhammed Levent Bülbül'ün Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerine MHP Grubu adına konuşması 🇹🇷 Muhammed Levent BÜLBÜL : Bir ülkede iç huzur ve güvenliğin sağlanması, ekonominin, ticaretin, sanayinin, eğitim ve kültür hayatının sağlıklı bir şekilde var olabilmesinin en temel koşuludur. Şüphesiz, iç huzurun ve güven ortamının varlığı, siyasi istikrarın ve güçlü yönetim sisteminin mevcut olmasıyla ancak sağlanabilecektir. Binlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan aziz Türk milletinin 100 yaşını henüz tamamlayan son devlet eseri Türkiye Cumhuriyeti devleti, Birinci Cihan Harbi sonrasında emperyalistlerin işgaline karşı Kuvayımilliye ruhuyla kan ve irfanla verilen millî mücadele neticesinde kurulmuş ve bugünlere kadar çok önemli, netameli süreçler atlatmıştır. Askerî, modern, postmodern; adı her ne olursa olsun her türlü darbe ve darbe girişimi, ülkemizin refah ve ferah içerisinde geleceğe yürümesini, büyümesini ve kalkınmasını hedef almıştır. Son olarak sekiz yıl evvel, 15 Temmuz 2016 tarihinde emperyalistlerin maşası FETÖ terör örgütü tarafından alçak darbe girişiminde bulunulmuş; başta millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz ve Cumhurbaşkanlığı açıkça hedef alınmıştır. 15 Temmuz alçak darbe girişiminin aziz Türk milletinin eşsiz feraset ve cesaretiyle akamete uğratılmasının ardından Cumhur İttifakı'nın teşekkül etmesiyle birlikte Türk milletinin yükselme ve bağımsızlık iradesi perçinlenmiş; devletimiz, yoluna büyük bir güven içerisinde devam etmeye başlamıştır.

MHP TBMM Grubu #MHP

11,325 просмотров • 1 год назад

Dedi.. Vallahi dedi 🤩 Gurban oluruz sizi yaradana; YHS diyen dillere gurban oluruz 😇 Gönlümüz çiçek açtı, ümitle dolduk; Var olsun Türkmen Beyi Devlet Bahçeli 🙏🏻 Kıymetli Cumhurbaşkanımızın da tensipleriyle; ☝🏻Liyakatli-Vasıfsız ayrımı yapılsın, ☝🏻Memur-İşçi-Mahkum ayrımı yapılsın, ☝🏻Dirsek çürütenin, meslek icra edenin, kendini geliştirenin hakkı teslim edilsin, ☝🏻GYS-UDS yüzü görmemişlerin, mülakatta haksız yere elenmişlerin ziyan olan yılları telafi edilsin; ❗️ #YardımcıHizmetlerSınıfı kaldırılsın!!! Sizden beklentimiz çok büyük; en az yapabilecekleriniz kadar! 🙏🏻😊 Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Dr. Fatih Erbakan Cevdet Yılmaz Mahi_Nur Prof. Dr. Vedat Işıkhan Mehmet Özhaseki Yılmaz TUNÇ Dr. Leyla Şahin Usta 🇹🇷 Ali Yerlikaya Yusuf Tekin yavuz atar Ahmet Selim Köroğlu Mustafa Akış Oktay SARAL cemil ertem Mehmet Uçum Prof. Dr. Yalçın Akdoğan🇹🇷 ERTUĞRUL SOYSAL Faruk Özçelik Dr. Hasan SERT Hayati Yazıcı Metin KÜLÜNK Belgin Uygur 🇹🇷 Hasan Doğan Y. Tuğrul TÜRKEŞ İsmail Faruk Aksu Mustafa Kalaycı Yaşar Yıldırım Erkan Akçay Sadir Durmaz 🇹🇷 Tamer Osmanağaoğlu İsmet Büyükataman Feti Yıldız Prof. Dr. Mevlüt KARAKAYA🇹🇷 M.Bilal AYDIN Memur-Sen Ali YALÇIN Büro Memur-Sen Yusuf YAZGAN Türkiye Kamu-Sen Önder Kahveci Talip Geylan Türk Büro-Sen Türkeş Güney

Yardımcı Hizmetler Sınıfı Platformu

20,266 просмотров • 2 лет назад

📌19.10.2022 tarihinde bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini vekaleten yürüten Sn.Can Tuncay’ın hazırlamış olduğu 281 sayfalık “FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ’NÜN GENEL YAPISI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZ İÇERİSİNDEKİ YAPILANMASI VE ANKESÖRLÜ / KONTÖRLÜ SABİT HAT SORUŞTURMALARI” konulu raporundan bahsetmiştim. 📌Sn.Can Tuncay, 15 Temmuz 2016 tarihli FETÖ’nün darbe girişimi hakkındaki iddianamelerinin yarısına yakınını hazırladı. Türkiye’de ilk defa FETÖ terör örgütünün ankesörlü telefonlar üzerinden haberleşmesine yönelik soruşturmayı o açtı, çeşitli tespitlerde bulundu ve bu konuda da bir çok iddianame tanzim etti. Sadece bunlarla da yetinmedi, yine örgütün “renklendirme yöntemiyle” bukalemun gibi renk değiştirerek kendilerini kamufle suretiyle cemaatlere ve diğer noktalara sızarak nasıl kendilerini gizledikleri ile ilgili ilk tespitleride yaptı. Uyuyan hücrelerin bir bir çökertilmesi için ciddi çalışmalar yürüttü.Örgütün renklendirme taktiğinin tüm Türkiye’ye anlatılmasını sağladı. Esasen Sn.Can Tuncay’ı anlayabilmek, tanıyabilmek için dediğim tüm bu süreçlerde yaptıklarını bilmek ve yazdığı iddianameler ile raporları okumak gerekmektedir. Ancak şu bir gerçektir ki, Başsavcı Sn.Can Tuncay, FETÖ’ye yönelik mücadelenin en dik duran ve bel kemiği olan isimlerinden biriydi. Mücadele noktasında gözünü kırpmadan devlet, millet, vatan dedi, milli güvenlik dedi ve bir adım dahi geri atmadan hep dik duruş sergiledi.Bu nedenle kendisine verilecek her vazifeyi en iyi şekilde yerine getireceğide bir gerçektir.

|Burak Bekiroğlu

83,766 просмотров • 6 месяцев назад

Konuşmadan Anayasa yapmak mümkün mü? Meclis Başkanı sayın Numan Kurtulmuş’un dile getirdiği görüşleriyle ilgili dün akşam Sözcü Tv yayınında söylediklerimi aşağıya bırakıyorum. Şunu ifade etmem lazım Numan Hoca ilk dört maddeyle ilgili olarak Türkiye’de kimsenin sorunu olmadığını 30 Eylül’de yaptığı basın toplantısında da, (videosunu aşağıya bıraktım) Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu’nun açıklamaları sonrasında da ifade etti. Peki, felsefi olarak ifade edilen bir tartışma neden bu yöne çekildi. Hem sayın Kurtulmuş’un hem sayın Yapıcıoğlu’nun açıklamalarında şunu anladım Anayasa meselesinde kimsenin konuşması istenmiyor AK parti yıllardır vatandaşa hizmet eden devlet anlayışını savunuyor. Kerim Devlet anlayışı olarak ifade edilen bu anlayış aslında bir tartışmayı da beraberinde getiriyor; devlet mi millet için, millet mi devlet için Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan daha iki gün önce kaymakamların kura çekiminde şunları söyledi: “Milletin adamı olunmadan, milletin gönlüne girilmeden, milletin takdirini, teveccühünü, duasını kazanmadan hakiki manada devlet adamı olunmaz" dedi. Aslında felsefi olarak sayın Cumhurbaşkanının söylediğiyle sayın Kurtulmuş’un söylediği arasında bir fark yok Peki sayın Kurtulmuş ne dedi:”Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin, 'Milletin devleti ve ülkelisiyle bölünmez bütünlüğü' şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum" dedi Anayasanın 3. Maddesi ne diyor: MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. Peki sayın Kurtulmuş bayrakla, Ankara’yla İstiklal Marşı ile ilgili bir şey mi dedi hayır. AK parti yılardır ceberut devlet anlayışını biz yıktık dedi, 15 Temmuz’da millet olmasaydı devlet elden gitmişti dedi. 12 Eylül darbesinde devlet milleti ezdi dedi ve bu anlayışla iktidara geldi. Aynı söylemleri aynı felsefi açılımı sayın Kurtulmuş yaptığında, tepkiler yükseldiğinde AK Parti sessizliğe bürünüyor. İnsana sormazlar mı siz demiyor musunuz ki “insanı yaşat ki devlet yaşasın” Sizin savunduğunuz anlayış bu değilse söyleyin biz bunu savunmuyoruz bizde bilelim ama savunduğunuz devletin milletin hizmetinde olmasıysa bunu savunanları da yalnız bırakmayın Kaldı ki sayın Kurtulmuş toy bir siyasetçi mi? Cumhurbaşkanı dört maddeyle ilgili görüş beyan etmiş, partisi beyan etmiş kendisi beyan etmiş kalkıp bunları görmezden gelecek Sürekli olarak Anayasanın ruhu diyoruz. Sayın Kurtulmuş bana göre Anayasanın ruhuna işaret etti. Mesele tamda buradan tartışılmalı ama kimsenin niyeti yok Anlaşılan, Türkiye konuşmadan bir Anayasa yapma derdinde. Oturduğu makamın arkasında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazısı yazan bir Meclis Başkanının Milletin devleti olmalı sözü kadar doğal ne olabilir Sayın Mehmet Uçum açıklama yaptı. Anayasa'nın 6. maddesinin ilk fıkrası olan "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" hükmünün ilk dört madde kapsamına alınmasının gerekliliğini dile getirdi. Öneri doğru Sayın Uçum’un Başdanışman sıfatıyla mı yoksa hukukçu sıfatıyla mı kendi görüşlerini aktardığını şahsen ben bilmiyorum. Açıklamaların AK Parti’yi bağlayıp bağlamadığı kamuoyu hep sorguluyor. Parti sözcülüğü makamıyla Beştepe’den gelen açıklamaların ne adına yapıldığının net ortaya konması lazım Ez cümle kimsenin ilk dört maddeyi değiştirelim diye bir derdi yok ama en ufak bir katlı sunalım dediğinizde bölücülüğe kadar giden bir süreç yaşıyoruz Ben zaten Anayasanın değiştirileceğine inanmıyorum. Fikri farklılıklara bile tahammül edilemezken nasıl olacak, sayın Kurtulmuş’un söylediğini bir DEM’li söylemiş olsaydı vay siyasetin haline Keşke korkmadan daha çok tartışabilsek, demokrasi ne için var. Bu ülkede Meclis Başkanı konuştuklarından dolayı böyleyse vay halimize

Nevzat Çiçek

20,791 просмотров • 1 год назад

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçti. Öncelikle, milletin manevi çatısı olan devletimizi korumak için, hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yad ediyorum. Kıymetli Vatandaşlarım, Devletin sahibi millettir ve millet, devlet gücünü seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullanır. “Millet iradesi”, hiçbir zaman önemini ve anlamını tartışmayacağımız, her zaman başımızın üzerinde taşıyacağımız, onu korumak için başımızı vermekte tereddüt etmeyeceğimiz bir kavram olarak, inşallah daima var olacaktır. Devleti korumayı, onun varlık sebeplerini, yani milleti, milletin varlığını, huzurunu, güvenliğini, istiklalini, istikbalini, değerlerini korumak sayacağız. İnsanlığın tarihi kadar eski olan, diğer milletler tarafından “Öldürülebilirler ama asla mağlup edilemezler.” cümlesiyle nitelenen ve bu gerçeği insanlık tarihine silinmeyecek bir şekilde kazıyan kahraman Türk Milleti’nin, her çağda, güçlü, kaim ve muzaffer olarak var olmasının sırrı, sahip olduğu milli kimlik, inanç ve güçlü devlet geleneğidir. Evet, sarsıldığımız zamanlar oldu ama 15 Temmuz’da da öncekiler gibi “Milletin istiklalini yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.” dedik ve Yüce Allah’ın inayetiyle yolumuza devam ettik. Çok korkunç hadiselere şahit olduk: 15 Temmuz’da, ülke dışından sevk ve idare edilen hain bir topluluğun, devletin en stratejik kurumlarına sızıp ele geçirebileceğini, sivil halktan, Özel Harekat karargahına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden Cumhurbaşkanlığı’na, Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan Emniyet Müdürlüğü’ne, bomba atacak, mermi atacak kadar, akıllarını, izanlarını, imanlarını ve haysiyetlerini yitirdiklerini gördük. Devlet kadrolarındaki vatansever, milletperver cesur kadrolarla birlikte, milletimiz, devletine, ülkesine kahramanca, fedakarlıkla ve kararlılıkla sahip çıkmıştır. 15 Temmuz, tarihin çeşitli döneminde ve özellikle bugün yaşadığımız coğrafyada örneklerine sıklıkla rastlayabileceğimiz, küresel emperyalizmin, yaşadığımız toprakların, milletimize ait değerlerini yağmalamak için, piyonları, uşakları aracılığıyla yaptığı ve yine milletimiz tarafından bertaraf edilen operasyonlardan biridir. Terör örgütlerinin ve bölücü hainlerin ellerine güç geçtiğinde ilk fırsatta devlete, ülkenin bütünlüğüne ve milletin birliğine saldıracaklarını asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bunu 15 Temmuz dahil pek çok kez test etmiş bir ülke olarak bu haseple “Terörle ve teröristle müzakere olmaz mücadele olur.” diyoruz. Yaşadığımız coğrafyada, hür ve bağımsız olmamızın yegâne yolunun güçlü olmamız, bunun da ancak milletimizin ortak değerleri etrafında birlik olmamız olduğunu hatırlatıyor, aziz şehitlerimizi tekrar rahmetle, gazilerimizi ise şükranla anıyor, necip Müslüman Türk Milleti’ni saygıyla selamlıyorum. Kahrolsun darbeler ve darbeciler, kahrolsun vatan haini teröristler. Yaşasın milli irade, Yaşasın 🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Yaşasın 🇹🇷Türk Milleti. #DemokrasiVeMilliBirlikGünü 🇹🇷

Mustafa Destici

29,731 просмотров • 1 год назад

Biraz geç oldu ama yine yazdım. Okuyup beğenen, paylaşan tüm kardeşlerimden Rabbim razı olsun. İsmi Nasuh Mahruki. Şu an bir hücrede hamam böcekleri ve envai çeşit sinek, börtü böcekle savaş veriyordur. Bunu neden mi söylüyorum? İki defa hücreye atıldım. Aynısı bende de yaşandı. Çünkü cezaevine giren her mahkûm ilk geceyi hücrede geçirir. Hücre öyle bir yerdir ki, kısaca şöyle diyeyim: En fazla 10 metrekarelik bir oda. Tuvalet başucunda. O odaya senden önce yüzlerce kişi gelmiş. Aynı yatakta yatıyorsun. Tuvalet leş gibi. Benim şansıma bir boş pet şişe buldum. Tuvalet deliğini tıkadım. O delikten üzerime böcekler çıkıyordu. Montumu kafama doladım. Ayaklarıma kadar geldiler. Sabaha kadar uyumadım. Uyumak da mümkün değil zaten. Diğer hücrelerde yatan onlarca insan var. Alayı bağırıyor, çağırıyor. "Sen kimi kestin lan?", "Ben şunu kestim.", "Ben de dördünü öldürdüm." diyen mi ararsın... Her türden insan var. Bir de ben, bu ülkenin ordusunda yıllarca görev yapmış biri olarak orada bulundum. Haksız yere, hukuksuz yere bulundum. İşte dün attığım tweette, "Sayın Adalet Bakanım, bana bir randevu verirse orada neden bulunduğumu detaylı anlatacağım." dedim. Neyse... Bu Nasuh denilen zat, bu ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bile isteye, kendi çıkarı için 15 Temmuz darbesini yaptığını söylüyor. Hızını alamıyor. 50 yıllık hain FETÖ örgütünü aklamak için, "İki askerin boğazını kestiler." diyor. 253 vatan evladı şehit olmuş, görmüyor. Binlerce vatan evladı gazi olmuş, bunu da görmüyor. Bu hain darbeyi yapan firari FETÖ'cüler bile bile suçlarını itiraf ediyor. Babası masonluğun en üst derecesinden emekli olan bu şahıs, 15 Temmuz günü kalkıp böyle bir tweet atıyor: "Bu darbeyi Erdoğan yaptı." diyor. Bunu bugün alıp kodese sokan devletim var olsun. Bu duruma herkes alışacak. Bir sene evvel hadsiz bir köfteci parçası, "Ben bir elimde Güneş'i, bir elimde Ay'ı tutuyorum." dedi ve devlete meydan okudu. "Hadi gel, erkeksen silkele." dedi. Benim devletim o köfteciyi aldı, Ay'a da Güneş'e de hasret bıraktı. "Ben ne zaman istersem Ay'ı ve Güneş'i o zaman göreceksin ulan." dedi. Konunun özü şu: 100 yıllık planınızı Recep Tayyip Erdoğan yerle bir etti. Akıllı olun oğlum, akıllı. Biz bu ülkenin sahibiyiz. Döneminiz bitti artık. Dokunulmazlığını kullanarak şu an erkeklik taslayanlar da sırasını beklesin. Alayınıza bu devleti tanıtacağız. Akın Gürlek diye bir yiğit çıktı ortaya. Şehit Muhsin Başkan'ın katillerini de bulacak, daha nice katilleri de ortaya çıkaracak inşallah. Onunla birlikte hareket eden tertemiz bir İçişleri Bakanımız, hafız Mustafa Çiftçi'miz var. Bu iki bakanımız tertemiz, gözü kara; bunu da bilesiniz. Milletvekili dokunulmazlığına sığınıp "Lan Akın, haddini bil!" diyenlerin sonu da yakındır, bilesiniz.

Kumandan

45,144 просмотров • 1 месяц назад

🇹🇷🇬🇷🇮🇱 Yunanistan’ın Türkiye’ye önleyici darbe yapması fikri başarılı olamaz. Bize bu tür şeyleri yaptıran İsrail. Yunan Silahlı Kuvvetleri’nde bir şeyler yolunda gitmiyor. Eskiden Yunan Başbakanı ve Yunan Savunma Bakanı'nın danışmanlıklarını yapmış olan Dimitrios Konstantakopoulos katıldığı bir programda konuyla ilgili şunları söyledi: “Önleyici darbe başarıya ulaşmaz. İlk saldıran ülkeler en azından siyasi açıdan çok ciddi dezavantajlarla karşılaşır. Örneğin hükümet Fransa ile savunma işbirliği anlaşması imzaladı ve bu anlaşmada güvence maddeleri de var. Ama anlaşmanın sınırları Yunanistan’a yönelik bir saldırıyı kapsar, Yunanistan’ın başka bir ülkeye saldırmasını değil.” “Maalesef Yunanistan’daki iki temel sorun tutarsızlık ve derin yabancı bağımlılığıdır.” “Tarihte bir önleyici darbenin başarıya ulaştığı çok fazla örnek yoktur. Yunanistan Genelkurmay Başkanı’nın böyle bir açıklama yapmaması gerekirdi.” “Yunanistan, ne kadar silahı olursa olsun, Türkiye’nin karşılık verme kabiliyetini tamamen yok edecek ezici bir darbe vurma kapasitesine sahip değil. Bunu dünyada yalnızca tek bir devlet yapabilir: İsrail. O da İran’a, Lübnan’a karşı. Çünkü çok güçlü bir ordusu var ve arkasında ABD duruyor.” “Bu tür şeyleri yapan İsrail’dir ve korkarım ki muhtemelen bize de onlardan geliyor. Bunlar İsrail’den ithal edilmiş fikirler. “İsrail’in bir müzakere sürecinde, baskı kurarken, Türkiye ile Orta Doğu üzerine pazarlık yaparken Yunanistan-Türkiye rekabetini kullanmak ve gerekirse (gerilimi) tırmandırmak şeklinde bir çıkarı var. Bizim ise böyle bir çıkarımız yok.” “Türkiye Afrin’e girdiği dönemde Yunanistan’da bütün medya organlarına ‘Türkiye Meis’e çıkarmak yapacak.’ şeklinde bir haber sızdırıldı, bir panik havası yaratıldı. Üç gün sonra To Vima Kyriakis gazetesi bunların bir Orta Doğu ülkesinden geldiğini yazdı. (İsrail’den bahsediyor.)” “Mesela Netanyahu’ya yakın bir gazete bir süre önce ‘Kuzey Kıbrıs’ın kurtarılması için hazırlanması gereken bir plan var.’ yazıyordu.” “Eğer İsrail’in Türkiye ile sorunları varsa bunu kendisi çözmeli. Biz onun adına Türkiye ile çatışmaya giremeyiz.” “Yunanistan Savunma Bakanı çıkıyor ve diyor ki ‘Ege adalarına füzeler yerleştireceğiz.’ Adaların askerden arındırılması meselesi Yunanistan’ın hukuki açıdan en zayıf argümanlarından biridir.” “Bir süre önce aldığımız fırkateynlerin Ege için uygun olmadığını söyledi. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de olacaklar. Tabii pek çok kişi ‘O zaman neden aldık?” diye soruyor. Anladım ki fırkateynlerin alımı kendi savunma ihtiyaçlarımızdan ziyade İsrail, Avrupa ve Batı ile iletişim ihtiyaçlarına hizmet ediyor. Ege için korvet alınmasının daha iyi olacağı söylenmişti, fırkateyn değil. Biz fırkateyn alımını İsrail’in yönlendirmesi ile yaptık.” “Türkiye ile İsrail arasında sert bir rekabet var ama açık ve dramatik bir çatışma yok ve olmayacak da. Gerçekte Batı, Rusya ve Çin’e karşı başlattığı savaşta Türkiye’ye mutlak ihtiyaç duyuyor ve ona gereken tavizleri verecek.” “Tarihte ilk kez Yunan askerinin sokaklara çıktığını gördük. 1 ay içinde 3 kez. Bu da bizim silahlı kuvvetlerimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor.” “Gerçekten hem Yunanistan’ın hem Türkiye’nin elindeki korkunç silahlar kullanılırsa, iki ülkede de taş üstünde taş kalmaz. İki ülke de taş devrine döner. Ama Türkiye’nin iç derinlikleri değil. Atina, Selanik, İstanbul ve İzmir.” “Yunan karar vericiler rüzgar İsrail’den mi ABD’den mi esiyor diye bakıyor. Bazen 2 rüzgar karışıyor ve saçmalıyorlar.” Militaire.gr

Turan Oguz

138,170 просмотров • 8 месяцев назад

📌İşte tam o sahne... Rumeli'deki 120 tabur asker terhis ediliyor. Bu tam 75.000 asker demek. Hepsi tecrübeli ve eğitimli 75.000 askeri terhis edip Balkanlar'ı savunmasız bırakıyor Hürriyet ve İtilaf Fırkası. Sonra Balkanların karıştığı gerçeği ile yüzleşiliyor. Eylül 1912'de seferberlik ilan ediliyor. Yeni kuvvetlerin toplanması, eğitilmesi, donatılması... Uzun iş. Daha seferberlik rayına oturmamışken, ordu toparlanıp donatılmamışken Ekim 1912'de Balkan Harbi patlıyor. Hem de ne patlamak.!!! Tüm seferberliğe rağmen Osmanlı kuvvetleri ancak 350 bini buluyor, ama karşıdaki kuvvetler bunun 2 misli. 75 bin tecrübeli askerin terhis edilmesi ve binlerce subayın emekli edilmesi savaşa direkt etki ediyor. Osmanlı 50 bin şehit veriyor, 100 bin de yaralı. Ayrıca 115 bin askerimiz esir ediliyor. Ve tam 75 bin askerimiz hastalıktan ölüyor. Selanik'i tek bir kurşun atmadan teslim ediyor hain paşa, Edirne de dahil olmak üzere tüm Balkanları kaybediyoruz. Kıyılarımızdan bir taş atımı mesafedeki adalar elimizden çıkıyor, Bulgarlar Çatalca'ya kadar geliyorlar hatta. Burnunun dibinden haberdar olamayan ama "milletin iradesi ile seçilen" Hürriyet ve İtilafçılar sayesinde en kıymetli vatan toprakları kaybediliyor. Sonra her ne kadar İttihatçılar Edirne'yi geri aldıysa da Osmanlı Balkanlar'a veda ediyor. Balkan Harbi ulusumuz için sadece bir askeri mesele değil, aynı zamanda bir namus meselesidir. (Fevzi Çakmak) Ne var ki bugünlerde ülkemizi yönetenler (milli irade) yakın tarihimizden hiç ders almamışçasına, hiç çıkarım yapmamışçasına uygulamalarda bulunuyor. Askerlik süresinin kısaltılması, halkın askeri eğitimden mahrum bırakılması, fetöcü alçakların ordudan ihracına şerh konması ardından ordudan Atatürkçü subayların tasfiyesi ve ardından gelen 15 Temmuz Darbe girişimi... Bunlar çok yakın geçmişte şahit olduğumuz Hürriyet ve İtilaf Fırkasının yaptıklarına benzer AKP icraatları. Ve gerek geçen sene, gerek birkaç gün önce Atatürkçü teğmenlerin silahlı kuvvetlerden ihraç edilmesi... Yahu daha 1 ay önce, savunma sanayisinde çalışan tecrübeli yüzlerce işçi emekliliğini istedi. Lakin hükümet buna bir önlem almadı. Ufukta cereyan edecek bir savaşta, ordunun geri hizmet ihtiyacını, zırhlı birliklerin, uçakların bakım ve onarımını kimlere yaptırmayı düşünüyorsunuz? Suriyelilere mi? Afganlara mı? Yoksa tornavida tutmayı dahi bilmeyen tiktokçulara mı? 113 yıl önce tüm Balkanları kaybederken durumu biraz olsun düzeltecek İttihatçı vatanseverlerimiz vardı. Kötü gidişe dur deyip duruma el koydular. Son 23 yılda o kadar çok şeyimizi kaybettik ki, olası bir savaş senaryosunda umarım kötü gidişata dur diyecek vatanseverlerimiz hala görev başındadır... #ŞakirPaşaAilesi #tarih #Balkanlar

Volkan Giritli 🇹🇷🇦🇿

291,215 просмотров • 1 год назад

-ABD ve İsrail emellerine ulaştı -Tarih sevinenleri şöyle yazacak: ABD, İsrail ve Türkiye -Bir Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına -Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu -Bundan sonra ilk hedefleri İran olacak -Nihai hedef Türk'ün parçalanmasıdır -Ne yazık ki Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var -15- 20 sene içinde devlet ve vatan diye bir şey bırakmayacaklar” -BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’tan Suriye değerlendirmesi… BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Suriye'yi bölmek isteyen İsrail emellerine ulaştı. Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak isteyen ABD emellerine ulaştı. Suriye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen emperyalizm emeline ulaştı. Ben buna bakıyorum ve sizin o çok derin, çok müthiş, hiç kimsenin göremediğini gören devlet aklınız var ya, aklını ABD'ye kiraya verdi. Ne yazık ki ancak ve ancak Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var” dedi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Uşak’ta partisinin 9. Olağan İl Kongresine katıldı. Halil İbrahim Çakın’ın yeniden il başkanı seçildiği kongrede konuşan Hüseyin Baş, Suriye’de Esad döneminin sona ermesi üzerine dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. Hüseyin Baş şunları söyledi; ‘ABD ve İsrail emellerine ulaştı’ “Bugün şunu görüyorum; Suriye'yi bölmek isteyen İsrail emellerine ulaştı. Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak isteyen ABD emellerine ulaştı. Suriye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen emperyalizm emeline ulaştı. Ben buna bakıyorum ve sizin o çok derin, çok müthiş, hiç kimsenin göremediğini gören devlet aklınız var ya aklını ABD'ye kiraya verdi. “Bir Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına” 2003'te Amerika Irak'a girdi. Ne faydanıza oldu? Irak'ta Saddam idam edildiğinde aynı şekilde davullar zurnalar çalındı. Sonuç? Bakın size çok enteresan bir anektodu aktarayım; Hasan El Jaburi Saddam'ın heykelini balyozla kıran adam. Bu adam aradan yıllar geçiyor diyor ki ‘O meydandan her geçtiğimde utanıyorum’ diyor. Neden? ‘Bir Saddam gitti bin Saddam geldi’ diyor. Ben Saddam'ı da savunmuyorum, O da verecek hesabını, bu başka konu ama sen benim coğrafyama, benim komşuma bin tane Saddam getirmek için beni bir tane Saddam’la tehdit ediyorsun ve bizim o derin devlet aklımız da ‘Evet, bu tehlikeli bir adam’ diyor. Bugün Esad'ı sevsen de sevmesen de eğer ona zalim diyorsan haberin olsun kardeşim; bir #Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına. “Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu” #Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu. Ne olacak? Ne olacak ya, ne olacak? Bugün olaya şöyle bakın; Irak'ı Osmanlı'dan koparan, Suriye’yi Osmanlı’dan koparan, bütün Arap yarımadasını Osmanlı’dan koparan İngiliz’di. Onların başına İstedikleri adamları getiren İngiliz’di. Şimdi bu kadar işi İngiliz yaptı ve sen de bana diyorsun ki, ‘Biz de İngiliz'in kurduğu oyunu bozduk, onları geri indirdik.’ Geç o işi, geç o hikayeyi... “Ne yazık ki ancak ve ancak #Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var” Ne yazık ki ancak ve ancak Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var. Unutmayın arkadaşlar; Hani denir ya ateş düştüğü yeri yakar. Evet, ateş düştüğü yeri yakar ama ateşin şöyle bir özelliği var; yayılır ve büyür. O ateş düştüğü yeri yaktıktan sonra yayılır gelir ve seni de yakar. Bak, aklını başına al, gelir seni de yakar. Şimdi sizi türlü bahanelerle, hikayelerle uyutmak isteyecekler ve ‘Biz #Suriye'nin kuzeyinde asla bir terör yapılanmasına ve devletine müsaade etmeyiz’ diyecekler. Batılı ülkelerin hepsi sıraya girmiş, ‘Suriye'deki bütün muhalif gruplarla iletişim halindeyiz’ diyor. +++

Eyüp Gündoğdu

45,442 просмотров • 1 год назад

🚨"Hull City'i satın alma hikayesi" 🗣️Acun Ilıcalı: "Futbol dünyasında da bu aileyi kurabileceğimi düşünüyorum. Yani düşünüyordum. Dedim ki yani kendi karar verip yanıma da inandığım grubu kurup böyle bir başarıyı elde edebilirim diye düşündüm. Kulüp aradık o zamanlarda işte 4-5 kulüp satılık vardı. Hepsi Premier Championship yani 2. ligde. Hull City'e baktığımız zaman da 20. falandı o zaman zaten 21.'ydi pardon ya. Düşme hattında, düştü düşecek. Dedim ki bir araştırın dedim. O zaman bir kere bu çok teknik ama hızlı anlatacağım. Bunu sen anlayacaksın ama seyircilerimizin de anlayacağını düşünüyorum. Biraz hızlı anlatmam lazım. Şimdi harcama limiti var. Harca limiti olduğu için kulübün eğer kadrosu doluysa para harcayamıyorsun. Para harcayamadığın zaman da olan futbolcuyla oynaman lazım. O zaman da mesela kadronun 24 milyonluk limiti, 24 milyon olarak kadro olarak doluysa sen oyuncu getiremezsin. O zaman da oyuncuların maaşını vereceksin. Oyuncular kötüyse de kötü oyuncuyu ne yapacaksın? E oyuncuyla beraber devam etmek zorundasın. Onu çıkarmak için para vermen lazım. E adam çıkacak yer açılacak açılmayacak. Ekstradan sana bir 15 milyon pound daha yazar bu. Toplamda yılda 25 milyon pound eksiyle devam edeceğin ne olduğu bilinmez olur. Şimdi bir yandan Hull City'nin durumu da şuydu. Lig 1'dan gelmişti. Yani bir sene önce düşmüş, yeni promote olmuş, Championship'e yeni gelen takım. Bütçe son derece düşük. 6-7 milyonluk maaş bütçesi var. Normal herkes 20 milyondayken 6-7 milyon var. Bunun avantajı ne? Ama sen oyuncu alabilirsin. Bu çok büyük bir avantaj. İşte sen kendi tercihini alabilirsin. Kendi tercihini koyabilirsin. Onun dışında ama tabii ki en önemlisi gidip şehre bakmam lazımdı. Şehre gittim. Ondan sonra ilk ölçtüm tabii havaalanıyla şehrin arasına kadar. Çünkü hani Türkiye'den gidip geleceğiz. 1,5 saatlik yol olursa yanarız yani. Allah'a şükür tam dibinde Hamberside havaalanı var. İndim yemyeşil bir yer düşün. Boğaz Köprüsü gibi köprü ondan geçiyorsun. Deniz kenarı böyle. Boğaz köprüsünden geçerken böyle bir İstanbul gibi hissettim. Sonra şehrin içine girdiğim zaman her yer yeşil. Sonra insanlarıyla tanıştım. Kuzey İngiltere insanları hep böyle daha ısınıyor. Hep öyle derim ben. Ne kadar yukarı çıkarsan insanlar böyle ısınıyor diye. Yani güleryüzü çok sempatik insanlar, sohbetler ettim. Sonra stada gittim. Stad 26.000 kişilik böyle güzel yeni jenerasyon bir stad. Sahibi sağ olsun Iab uyanık biriydi. Bana randevu stadtaki locasında verdi. Abi locaya bir girdim mükemmel bir loca. Mükemmel bir stad. Etrafa baktım. Şehirden zaten mutluyum. Iab'e baktım. Yanımda bir arkadaşım vardı beraber gittiğimiz. E döndüm. Ben burayı alacağım abi dedim. Ondan sonra ben çok iyi hissettim. Alacağım dedim. O da dedi ki dur ne yapıyorsun dedi. Sonra konuştuk Iab'le, makul bir para söyledi. O parayı da düşüneyim ben dedim. Ertesi gün uyanmam çok önemlidir benim hayatta. Çünkü ben çok şeyimdir. Hep iyimserimdir. Babam bu konuda beni eleştirirdi rahmetle. Hep oğlum ne görsen direkt dalıyorsun derdi. Yani yine dalıyorum belki ama yine hiç olmaz bu sefer istişareler ederek yani. Ertesi gün iyi hissettiğimi hissettim. Öyle güzel uyandım. Ve almaya karar verdim. O düşme hattındayken kulübü aldım açıkçası ve bir macera başlamış oldu."

Fener Global

81,394 просмотров • 17 часов назад

Tehlikeyi gördü taktik değiştirdi Özgür Özel, Bahçeli ile ilgili yaptığı değerlendirmede "Devlet Bey'in; hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ile ilgili beklentisi ve derdi, ittifak ortağıyla birlikte yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz ona da bir itirazım yok. Demokratik ve terörsüz Türkiye için biz herkesle yürürüz." ifadelerini kullandı. Dün, CHP Osmaniye Milletvekili ve Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, olağanüstü oturum için toplanan TBMM'de, kuliste oturan Devlet Bahçeli'nin yanına gitti ve "Meclis sizinle güzel.. Sizi kurabiyeleri yiyor görünce memnuniyetimi ifade etmek istedim." dedi. Ne konuştuğunu soranlara da "Büyükbabam tarafından, merhum babamızla tanışıklığı, komşuluğu var.." ifadelerini kullandığını söyledi. Ve Veli Ağbaba devreye girdi. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik, Veli Ağbaba ile konuştuğunu ve kendisine "İmamoğlu aday olamazsa en güçlü aday Mansur Yavaş!" dediğini belirtti. Veli Ağbaba'nn, Özgür Özel'in Genel Başkan olmasından önce de sonra da üzerinde en çok etkili olan isim olduğu herkesçe biliniyor. Şimdi bu gelişmelere bakınca; Öncelikle şu anlaşılıyor ki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi; Özgür özel ve kurmayları, Ekrem imamoğlu'ndan umudu kesmiş görünüyor. Mevcut durumun sürdürülemeyeceğini anlamış durumdalar. Önlerinde iki somut gerçeklik var; Birincisi, Ekrem İmamoğlu üzerine kurdukları adaylık süreci sonlanmış durumda, İkincisi, 38 Kurultay Davası ile ilgili mutlak butlan kararı çıkma ihtimali çok fazla yükselmiş durumda. Durum böyle olunca, Özgür özel ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin kurmayları ile birlikte yeni bir stratejiye geçmeleri gerekiyordu. Yukarıdaki verdiğim bilgilerden anlaşılacağı üzere yeni strateji şöyle gelişiyor; MHP Cumhur İttifakı'ndan kopar, koptuğu anda yüzünü Cumhuriyet Halk Partisine dönmek zorunda.. MHP'nin Cumhur ittifakı'ndan kopması ile birlikte yüzünü de CHP'ye döndüğünde yeni bir ittifak süreci başlamak zorunda.. Bu yeni ittifak süreci de milliyetçi-ulusalcı bir temelde oluşmak zorunda.. Daha önce ittifakla bir araya gelmiş olan; Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Zafer Partisi ve (DEM Parti dışındaki) bütün muhalif kesimleri bir arada tutabilecek olan, temelde de; Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laiklik temelinde, Anayasa'nın ilk 4 maddesini koruma güdüsü içerisinde olan, 42. ve 66. maddelerine sahip çıkan bir yeni oluşum hayata geçirilmek zorunda.. Bu oluşumda Cumhuriyet Halk Partisi tarafında olası görülen ve halkta güçlü desteğe sahip olan tek aday da Mansur Yavaş olmak zorunda.. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi yeni stratejisi ile bu oyunu kurmak, bu oyuna dahil olmak sonuçta da kitlesini iktidar ışığıyla ayakta tutmak için yukarıdaki yeni hamleleri yapıyor. Böylece de, olası bir yeni oyunda, MHP'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne yüzünü döndüğünde, uzlaşabileceği isim olan Kemal Kılıçdaroğlu ve rahatlıkla onun adayı olabilecek olan Mansur Yavaş, esasta Kemal Kılıçdaroğlu ile olabileceği düşünülen yeni stratejiden koparılıyor ve MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye mesaj verilerek deniliyor ki: "Kemal Bey geri gelmese de biz oyun planımızı değiştiririz, stratejimizi değiştiririz, sizinle bu işbirliğini yaparız." Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi; Kurultay davası ile ilgili yargı süreçlerinde, iktidarın iki ortağının, AKP ve MHP'nin, yargı üzerinde ayrı ayrı oyun oynadığı kabulüyle hareket ederek, bu kez de MHP kanadına diyorlar ki: "Kesinlikle Kemal Kılıçdaroğlu'nu geri getirmeyin biz ne istiyorsanız yapacağız." Bakalım; yargı bağımlı mı bağımsız mı.. Hukuk halen işliyor mu işlemiyor mu.. Hepsini 15 Eylül ve sonrasında yaşayarak göreceğiz. Çıkacak sonucu da herkes kendi meşrebine göre ve içine düştüğü duruma göre yorumlayacaktır. CHP 🇹🇷

Bülent Gürsoy

103,219 просмотров • 1 год назад

Gece ücreti 300 bin liradan fazla olan otelin yorumlarını okuyan kadın ilginç bir yoruma denk geldi: 🔸 Temmuz 2026 tarihlerinde konakladık oğlumla. 🔸 Otele saat 14.00'te varmış olmamıza rağmen giriş yapmak için saat 14.30'a kadar bizi beklettiler. 🔸 Akşam saat 10-11 gibi odaya girdiğimizde giyinme odasında tamamen karınca istilası vardı. 🔸 Resepsiyonu arayıp kokusuz sinek ilacı istememize rağmen yarın sabah gönderebileceklerini söylediler. 🔸 Ben ısrar edip baskı kurduktan sonra misafir ilişkileri beni aradı, eşyalarımı toplamamı ve yarın sabah odamı uygunluğuna göre değiştireceklerini söylediler. 🔸 Yorgunlukla tüm eşyalarımı tekrar topladım, sabah oldu bir iki saat de uygun oda bulup odamıza eşyaları yerleştirmekle geçti. 🔸 Konaklamamızın 3. günü bir içte, kıyıya çok yakın bir noktada oğlumun kolundaki manevi değeri olan dedesinin takmış olduğu pırlanta bileklik bir anda suya düştü ve hemen kıyıya çok yakın olan can kurtaranlardan yardım istedik, hiç oralı olmadı. 🔸 İskeledeki diğer can kurtaranın yanına gitti, iskelede 3 can kurtaran bu konuyu konuştular fakat hiçbiri o an gelip bize yardımcı olmadı. 🔸 Bana verdikleri cevap, "Şu an saat 16.30, değişim saatindeyiz, yardımcı olamayız" dedi. 🔸 Üçü birlikte can kurtaranlardan müdürlerini çağırmalarını istediğimde, "Şu an hiçbir müdürün otelde olmadığını ve hiç kimseye ulaşamayacağım" cevabını aldım. 🔸 O an sinirle resepsiyona giderken kendilerinin müdürüyle karşılaştım. 🔸 Durumu kendisine izah ettim, o da can kurtaranlarla konuştu, denize girmelerini söyledi, fakat aradan oldukça zaman geçti. 🔸 Tabii ki denizin altında tamamen kum olduğu için bizim bilekliğimiz akıntıyla birlikte kayboldu. 🔸 Yani burada deniz içerisinde can havliyle ilk yardım istediğim an koşsalardı şu an o bilekliğimiz kaybolmayacaktı. 🔸 Çok merak ediyorum o an can kurtaranlardan değil de kimden yardım isteyebilirdim? 🔸 Tekrar resepsiyona gittim, otel genel müdürüyle görüşmek istediğimi söyledim, fakat beni misafir ilişkileriyle konuşturdular. 🔸 Kendisi bana hemen dedektörleriyle denize girip bilekliğimizi aratacağını söyledi. 🔸 Ve yarın sizi bu konuyla ilgili kesinlikle yetkili olan otel müdürümüz arayacak bilgisini verdi. 🔸 Ertesi gün benle ne arayan oldu, ne misafir ilişkilerinden ne herhangi bir can kurtaranın müdürüyle görüştüğüm misafir ilişkilerinden hiç kimse arayıp olayla ilgilenmedi. 🔸 Ben kendi çabalarımla gittim, tekrar bir daha biçe,a tekrar baktım, tekrar kayıp eşyaya sordum, hiçbir dönüş alamadım. 🔸 Ta ki aradan 48 saat geçtikten sonra can kurtaran koordinatörleri yine benim çabamla yanıma gelmesini istedim ve biri geldi, fakat mahcup olup özür dileyecekleri yerde çok ukala ve saygısız bir tavırla can kurtaranların o an denize girmemelerini haklı buldu. 🔸 Böyle bir otelde bu tarz tavır, üslup, saygısızlığın hat safhada olması beni çok üzdü. 🔸 Oradaki üç can kurtaran yardımcı olmamasına ne mal oldu? 🔸 Sonrasında hiçbir yetkili bizi arayıp da bu konuda mahcup olmadı. 🔸 Aldıkları parayı kesinlikle hak etmiyorlar. 🔸 Rezalet. 🔸 Açık konuşayım, bu yorum biraz zengin şımarıklığı içeriyor. 🔸 Ama geceliğine o kadar para veriyorsanız bu şımarıklığı yapmaya hakkınız var mı? 🔸 Bunu değerlendirebiliriz. 🔸 Yorumlara bekliyorum. 🔸 Bu arada karşı tarafın yanıtı da var, isterseniz onu da okurum.

BUZZ medya

479,831 просмотров • 23 дней назад

Fetullahçıların hayatını zehir ettiği Türk evladı Ümit Faruk Yenici Şok mangalarında mağdur edilen Ümit Faruk Yenici ve nice Türk evlatlarını görüp bilip öğrendikten sonra herhangi bir Fetullahçıya acıyan da kansızdır 15 Temmuz’da darbe girişiminde Türk Milletine kurşun sıkan hain Fetullahçılar her yerde mağdur edebiyatı yaparken binlerce insanı gerçekten mağdur edip gelecekleriyle oynadılar. Fetullahçıların İzmir Menteş intibak kampında ve Harp okulunda işkenceyle mağdur edip Harp Okulunu bırakmak zorunda kalan Ümit Faruk Yenici yaşadıklarını TRT’de yayınlanan Mahrem belgeselinde tek tek anlatmıştı. Ümit Faruk Yenici; -Ben Ümit Faruk Yenici. FETÖ'nün ayrılmaya ya da zorla atmaya maruz bıraktığı askeri öğrencilerdenim. Harp okuluna giriş yaptım ve FETÖ'nün yıldırma politikalarına maruz bırakıldım. -Ben asker çocuğuyum. Bu sebeple zaten küçükken görmüş olduğum tek meslek askerlik, askerliğin haricinde bir meslek düşünmedim bile. -Çok mangası kendi bölüğünden ayrı işkenceye maruz bırakılacak insanlar mangası aslında. Biz liseden mezun olduktan sonra okulun başlangıç aşamasında yazın diğer okullardan önce okula gelip intibak eğitimine tabi tutuluyorduk. Bu harp okulun normal bir süreci. -Tabii harp okuluna girdiğimiz gün, daha ilk günden bir hüsrana uğradık. Çünkü komutanlarımızın karşısına geçip Harbiyeli adayı Yenici dediğimde ellerindeki listeye bakıp... ...sen olsun tamam geç şeklinde bizi listelere göre ayırıyorlardı. Bu durumu sadece ben yaşamadım. -Birçok arkadaşımız, benim en azından yakın çevrem direkt şok mangasına dahil edilmişlerdi. Öne çıkan bir isimseniz harp okulunda bunlar öncelikli olarak şok mangalarına dahil oldu. -Ben mesela askeri okulda, sporda, yüzmede, sosyal aktivitelerde, mesela okulun solisti, son sınıfta bendim bu tür durumlarda başarılıydım. -Yine Aydın arkadaşımız, sportif olarak çok başarılı bir arkadaşımızdı. İkimiz de keskin nişancıydık. -Yani bu adam komando olur denilen gruptaydık biz. O grupta olduğumuz için de zaten harp okulunda onun acısını yaşadık. -Buradaki amaç da kahvaltıya geç gitmemizi sağlamaktı. Çünkü kahvaltıya gittiğimizde arkadaşlarımız neredeyse kahvaltılarını bitirmiş durumda oluyorlardı. -Biz kahvaltıya gittiğimizde bize bir dakikalık süre veriliyordu. Yani bir dakika gibi bir iki dakikalık süre veriliyordu. Kamp boyunca da bütün yemeklerimiz hemen hemen böyle geçti. -Serbest saat geldiğinde de yani bu spor saatinden sonra arkadaşlarımız gidip dondurma yiyorlardı bölüğümüzdeki arkadaşlar. -Biz o sırada çöp kutusunun içerisinde amut pozisyonunda şınav çekmeye çalışıyorduk. Akşama kadar bu sürüyordu. -Kimi öğrenciler vardı. Adamlar kampın ortasında lise bütünlemelerine gittiler. Yani böyle öğrenciler vardı. Hiç dokunulmuyor. Öğrenci sürekli çadırında yatıyor. Gidiyor kantinde dondurmasını yalıyor. Denizine giriyor. Böyle bir hayat var. -Biz yemek yemeye fırsatımız yok. Bize Yemek yemek için zaman verilmiyor. Ne zamanki 17 Aralık operasyonları başladı O zaman dedik ki evet yani sıkıntıyı cemaat yaratmış. -Biz vatanını en çok seven olarak askeri liseye giriş yaptık. Vatanımıza sahip çıkmak için oraya giriş yaptık. Vatan hainliğiyle itham etmek, sen subay olamazsın demek gerçekten -Öyle ki bazı arkadaşlarımız bunu ailelerine söylüyorlardı, anlatıyorlardı. Aileleri inanmıyordu olsa gerek ki benim ailem o kadar serbest bir ailedir. Fikirlerime değer verirler, istediğimi yapmama teşvik ederler. Benim ailem bile ayrıldığında mi acaba, acaba doğru mu söylüyor? -Çevremizdeki insanlar bu şekilde değerlendiriyorlardı. Ulaştığımız nokta orasıydı. İntihar eden, cinnet geçiren bir sürü arkadaşımız oldu. -Malazgirt taburunda yaklaşık 7-8 katlı binada saat gece 2'ye kadar yukarı çıkıp indim. En son saat böyle 01.30'dan sonra bileğimi yani ayağımı kesinlikle hissetmiyordum. -Yani bu iş ne eğitimle açıklanabilirdi ne fazla sporla açıklanabilirdi ne fazla eğitimle açıklanabilirdi. Bu şiddetin bir aşama ötesine gitmişti bile yani. Hani işkence görürsün orada bile mesela sırtında kızarıklık işte bilmem ne olur ama gidip sen adamın ayağını kesmezsin sonuçta. Yani bunun da bir sınırı bir limiti olur. -O kadar zaman bana subay olamayacaksın diye direten adam karşısına beni oturtturup sanki ben kendi isteğimle hiçbir şey bana yapılmamış ben kendim ayrılıyormuşum gibi bir konuşma yaptı. İyi hayırlısı olsun dedi. -Ne zamanki 17 Aralık operasyonları başladı. O zaman dedik ki evet yani sıkıntıyı cemaat yaratmış. FETÖ'cüler bize bu baskıyı uygulamış. Kasıtlı olarak bizi dışarı göndermişler. O zaman emin olduk. -Benim harp okulunda tek disiplin suçu işlediğim iddia eden beni o odasına çağıran tabur komutanı Tanju Posor. TRT'yi basan komutandı. TRT'de güvenlik almaya çalışan komutandı.

Herodot Diyor Ki

53,347 просмотров • 1 месяц назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerine ilişkin açıklamalarından… ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini, demokrasimize yakışır bir olgunlukla hamdolsun, tamamladık. ▪ Milletin kararının, hiçbir baskıyla, dayatmayla, yönlendirmeyle karşılaşmadan sandıkta tebarüz etmesi, demokrasimiz için başlı başına büyük bir kazançtır. ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde de Türk Milleti, yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilere ulaştırmıştır. Sonuçlardan bağımsız olarak bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir, milli iradedir, hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun 85 milyonun tamamıdır. ▪ Seçim maratonunda kazanan; adaylardan önce Türkiye olmuş, milletimiz olmuş, uğruna ağır bedeller ödediğimiz demokrasimiz olmuştur. Bugün, AK Partiye ve Cumhur İttifakına oy verenlerle birlikte, demokratik haklarını kullanarak sandığın gücüne güç katan herkes kazanmıştır. ▪ Buradan, siyasi parti fark etmeksizin iradesini serbestçe sandığa yansıtan tüm vatandaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. ▪ 31 Mart seçimleri, son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Evelallah bundan sonra da başararak yola revan olacağız. Ben sizlere inanıyorum ve bu yolda sizlerle inşallah bizler kazanarak yine devam edeceğiz. ▪ 14-28 Mayıs seçimlerindeki zaferimizden 9 ay sonra maalesef yerel seçim imtihanından istediğimiz, umduğumuz neticeyi alamadık. ▪ AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, daha öncekiler gibi, bu seçim sınavına da yoğun bir şekilde hazırlandık. Seçim takvimi işlemeye başladığı günden itibaren AK Parti kadroları gece gündüz demeden sahadaydı. Teşkilat mensuplarımız, İttifak ortaklarımız uyum içerisinde olağanüstü bir özveriyle çalıştı, koşturdu, emek verdi. ▪ Buradan bizi muhabbetle bağrına basan tüm illerimize teşekkür ediyorum. Genel merkezimizden il başkanlıklarına; ilçe başkanlıklarından belde, mahalle, köy temsilciliklerine; son dakikaya kadar nöbet yerlerini terk etmeyen sandık görevlilerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. ▪ Cumhur İttifakında beraber hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, tüm Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerime aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. ▪ Biz, siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Bugüne kadar hep sağduyunun, sabrın ve vakarın yanında olduk. Her zaman demokrasinin, milli iradenin, sandığın tarafında yer aldık. ▪ Bugün de aynı sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz. Milletin muazzez iradesinin üstünde hiçbir güç tanımıyoruz. Şimdiye kadar milletimizin takdirini baş tacı etmekten, tebrik etmekten, kabul etmekten, milletin iradesine boyun eğmekten geri durmadık. ▪ Bugün de milletimiz tarafından seçilen büyükşehir belediye başkanlarını, il, ilçe, belde belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları ayrı ayrı kutluyorum. ▪ Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Biz de partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini açık yüreklilikle değerlendireceğiz, özeleştirimizi cesaretle yapacağız. ▪ Henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte sandık sonuçları bize ülkemiz genelinde mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Elbette yerel bazda yaşanan bu gerilemenin sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız. Kaybettiğimiz, geriye düştüğümüz her yerde, sebepleri çok iyi tespit edecek ve gerekli müdahalelerde bulunacağız. ▪ Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde ise bu güveni boşa çıkarmamak için her zamankinden daha fazla çalışacağız. Ama hiçbir surette milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan, milli iradeye rağmen hareket etmekten, milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız. ▪ Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli, en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak, gerekli adımları mutlaka atacağız. Bunun için önümüzde yaklaşık 4-5 yıllık bir süre var. Bu süre zarfında yanlışımızı düzelteceğiz. Eksiklerimizi muhakkak tamamlayacağız. Doğrularımızın sayısını artıracağız. ▪ Bir sonraki seçimlere kadar olan dönemi, her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı telafi ettiğimiz kapsamlı bir muhasebe zeminine oturtacağız. ▪ Geçen sene bu zamanlar başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son bir yıldır ülkemizi, milletimizi ve ekonomimizi yoran seçim defterinin bugün itibarıyla kapanması bile büyük bir kazançtır. ▪ Türkiye’nin önünde hazine değerinde 4 yıldan fazla bir süre vardır. Bu zamanı hep birlikte çok iyi değerlendirmemiz önemlidir. Milletin ve ülkenin vaktini çalacak tartışmalarla bu dönemi heba edemeyiz. ▪ İktidardaki 21’inci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak, hem hükümette, hem de yerel yönetimlerde mesuliyetlerimizin farkındayız. ▪ Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomideki sıkıntılarımızın giderilmesi başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerine daha fazla eğileceğiz. ▪ Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’inci Kalkınma Planımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız. ▪ İş dünyamızdan bürokrasiye, esnafımızdan çiftçimize, tüccarımıza, işçimize, öğrencilerimize kadar herkes kendi asıl gündemine odaklanabilecekler. Başarılı operasyonlarımız sayesinde iyice köşeye sıkıştırdığımız bölücü terör örgütüne, ölümcül darbeyi mutlaka indireceğiz. ▪ Bir kez daha altını çizerek söylüyorum. Güney sınırlarımızın ötesinde bir “teröristan” kurulmasına izin vermeyeceğiz. ▪ 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ ihanet şebekesinin son kalıntılarını da temizlemekte kararlıyız. ▪ Seçim sürecinin geri plana ittiği konuları süratle gündemimize alarak, gerekli adımları hızlı bir şekilde atacağız. ▪ Türkiye’nin uluslararası rolünü; sözünün ağırlığını, küresel barışın tesisindeki anahtar konumunu güçlendirecek hamleleri devam ettireceğiz. ▪ Buradan bir kez daha milletimize ve tüm Türkiye’ye söz veriyoruz. 85 milyonun her bir ferdinin refahını, huzurunu, güvenliğini ve umutlarını artırmak için durmadan, dinlenmeden koşturacağız. Mazlumlara sahip çıkacak, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşacak, nerede bir zulüm varsa zalimlerin karşısında dimdik duracağız. ▪ Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da eser ve hizmet siyasetimizle farkımızı ortaya koyacağız. Milletimizin yetki verdiği yerlerde “gerçek belediyecilik” vizyonumuzu inşallah başarıyla hayata geçireceğiz. Milletimizin farklı tasarrufta bulunduğu yerlerde de çok daha güçlü bir şekilde gönülleri fethetmenin yollarını arayacağız. ▪ Son 21 yıldır nasıl reformlarımızla, icraatlarımızla, yatırımlarımızla, projelerimizle konuştuysak inşallah önümüzdeki 5 sene boyunca da bu çizgimizden sapmayacağız.

Fahrettin Altun

784,941 просмотров • 2 лет назад

HAKAN FİDAN Hiç not almadığı ama hiçbir şeyi de unutmadığı, Psikoloji eğitimi almadığı ama psikolojik tahlil konusunda üstüne kimsenin olmadığı iddia edilen çok akıllı bir adamdan bahsediyoruz. Geçmişine dair öyle çok ekstra sayılabilecek bilgiler yok. Ancak parçaları birleştirince, Hakan Fidan'ın MİT'in başına kadar uzanan yolculuğunun, sıradan bir adamın, sıradan yolculuğu olmadığını görebiliyoruz. Bildiğiniz gibi Hakan Fidan eski bir astsubay. 2001 yılında ordudan ayrılıyor ve istihbarat alanında kendini geliştirmeye yöneliyor. Yurtdışında istihbarat ağırlıklı görevlerde bulunuyor. 2003 yılında TİKA'nın başkanlığına atanıyor. TİKA başkanlığı dönemi bana göre Fidan'ın bugünkü başarılarının anahtarı. Burada bir ünlem koyalım, birazdan bu konuda bir parantez açıp değinelim. TİKA başkanlığından sonra Tayyip Erdoğan'ın müsteşar yardımcılığına atanan Fidan, özellikle güvenlik konularında Erdoğan'a danışmanlık yapıyor. FETÖ, Hakan Fidan'a yönelik ilk hamlesini de bu dönemde Oslo görüşmelerini sızdırarak yapıyor. Bu dönem aynı zamanda Fidan'ın MİT müsteşarlığına hazırlık dönemidir. MİT müsteşarlığı genellikle Genelkurmay içerisinden Korgeneral rütbesine sahip ya da MİT'in içinden gelen kişilere veriliyordu. Genelkurmay'ın MİT üzerindeki hakimiyeti oldukça güçlüydü. Öyle ki, sözde hükümete bağlı olan MİT, hükümete değil de genelkurmaya bağlı hareket ettiği için; Geçmişteki bir çok hükümet istihbarat konusunda MİT'e hükmetmeye çalışsa da karşılarında askeriyeyi bulmuş bunun üzerine emniyet istihbaratı güçlendirme yoluna gitmişlerdi.. İşte Hakan Fidan'ın MİT'in başına geçirilmesine, Tayyip Erdoğan'a olan yakınlığı yüzünden, genelkurmay tarafından CV'si bahane edilerek karşı çıkılmıştı. Ama Fidan itirazlara rağmen önce MİT müsteşar yardımcılığına sonra da MİT müsteşarlığına getirildi. Fidan'ın göreve gelişiyle birlikte, MİT'in içerisinde hükümete bağlı yepyeni bir sivil yapılanmaya gidildi. Hatta emniyet istihbaratın önemli isimleri, MİT'e transfer edildi. Bu, MİT tarihinde ilk defa görülen birşeydi. 7 şubat 2012'de, Tayyip Erdoğan ameliyat olmak üzere hastaneye giderken; FETÖ'cü Yurt Atagün, MİT merkezine gidip Hakan Fidan'ı gözaltına almaya kalktı. Devletin iki kurumu karşı karşıya gelmişti. Rivayet odur ki, FETÖ'cüler Erdoğan'ın ameliyatta olması gereken bir saatte bunu yapmıştı ama Erdoğan bir duyum üzerine ameliyata gitmemiş, bu sayede Fidan ona ulaşabilmişti. Erdoğan "asla teslim olma" dedi Fidan'a. MİT'in içinde bordo bereliler vardır. Yani kendisi istemedikçe Fidan'ı oradan alamazlardı. İstanbul'daki tüm MİT'çiler bölge başkanlığına çağrıldı. Fidan, "girmek isteyen kim olursa olsun vurun" talimatı verdi. FETÖ'cüler bir çatışmayı göze alamadı ve MİT'i terk ettiler. Hakan Fidan'ın ünü Türkiyeyi aşmıştı. İsrail dışişleri bakanı Barak, Fidan için bir çok iddialarda bulunup itibarsızlaştırmaya çalıştı. Herkes gelmekte olanın farkındaydı. 17/25 aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde, FETÖ'nün hakimiyet kurduğu emniyet ve askeriyeye karşı hükümetin en büyük gücü Hakan Fidan'lı MİT oldu. Bu da Türkiye tarihinde bir ilkti. Özellikle 15 Temmuz'dan sonra hız kazanan FETÖ'den arınma süreciyle birlikte artık farklı ama olması gereken bir gündeme ağırlık vermeye başladı MİT. Suriye, Irak, Balkanlar, Afrika... Osmanlı döneminden kalma nüfuz bölgeleri sayılabilecek her yerde Türkiye'nin ağırlığını sonuna kadar hissettirdi. Yurtdışından getirilen PKK'lı ve FETÖ'cüler, bölgede Türkiye'nin istediği hemen herşeyi elde etmesi; MİT'in etkinliğinin ne denli arttığının göstergesiydi. Şimdi en başa ünlem koyduğumuz konuya; TİKA'ya dönelim. Nedir TİKA? Türkiye'nin Balkanlar, Ortadoğu, Türk coğrafyası ve Afrika'da varlığını hissettiren, yaptığı yardımlar ve yürüttüğü projelerle bölge halklarının gönlünü kazanan bir kurum. Ben bir etki alanı oluşturmak, bölgesel bir istihbarat ağı kurmak istesem, bunu işte tam da TİKA gibi bir kurum üzerinden yapardım. Hakan Fidan'nın bugün bölge üzerindeki etkisi ve istihbarat alanındaki başarısında TİKA kariyerinin büyük etkisi olduğuna eminim.

Kumandan

52,283 просмотров • 1 год назад