Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Bir döneme damga vuran gece programı Beyaz Show, programa katılan pop şarkıcılara sürprizler yapıyordu. Pop şarkılara yeni versiyon yapan Beyazıt Öztürk ve ekibi büyük ilgi görmüştü. İşte o şarkılar ve yeni versiyonları: Hadise - Aşk Kaç Beden Giyer (1/5)

60,986 views • 1 year ago •via X (Twitter)

5 Comments

Biri Pop Mu Dedi's profile picture
Biri Pop Mu Dedi1 year ago

Demet Akalın’ın 2010’a damga vuran Evli Mutlu Çocuklu şarkısı da bu sürprizden payını aldı. Alaturka versiyonu yapılan şarkı stüdyoda beğeni topladı. (2/5)

Biri Pop Mu Dedi's profile picture
Biri Pop Mu Dedi1 year ago

Beyaz Show ekibi, Hande Yener’in 2010 yazını sallayan Bodrum’unu da yepyeni bir versiyonla seyircisine sunmuştu. (3/5)

Biri Pop Mu Dedi's profile picture
Biri Pop Mu Dedi1 year ago

Ayşe Hatun Önal’ın Çak Bi Selam şarkısını Türk halk müziğine uyarlayan Beyaz Show ekibi başarılı düetiyle de programda büyük ilgi görmüştü. (4/5)

Biri Pop Mu Dedi's profile picture
Biri Pop Mu Dedi1 year ago

Popçuları şarkılarıyla şakalayan Beyazıt Öztürk’ü ise kendi silahıyla vuran isim Demet Akalın oldu. Beyazıt Öztürk’ün yıllar önce çıkan şarkısına yeni versiyon yaptıran Demet Akalın o gece seyircilere büyük bir sürpriz yaptı. (5/5)

Türkçe Müzik's profile picture
Türkçe Müzik1 year ago

Hadiseden iyi söylemesi 😂

Related Videos

Twitter'in "ne olduğunun" farkındayım, uzun yıllardan bu yana da da, kitap metni ciddiyetinde özenle, binlerce perspektifle, geniş ölçekli olarak kendimce, "farkettirmeye" çalışıyorum "Bedri Usta" gibiler, kengi gibilerinin hizasında gittikleri için sadece yine kendileri kadar gidebiliyor.. X'e, gördüğünüz gibi 15 dakikalık video yüklemek "pek akıl işi" değil gibi evet ama ilgilisi için kaydetmek istedim, kayda ve değere dair o kadar büyük kayıplar yaşıyoruz ki, küçük gibi görünen her şeyi, büyük bir özenle yapmak gerektir ("kimseden bir işaret gelmeyecek, bir melek kimsenin alnını sıvazlamasa, öğretme için cephe nedir, dönünce bütün gövdesiyle döndü, bir bu anlaşılsa idi son yüzyılda, bir bilinebilseydi...") Bir kaç ay önce Kanada Başbakanı ile Trump arasında Beyaz Saray'da bir diyalog yaşanmıştı, gazeteci, Trump'a en somut haliyle sordu, "Kanada'yı satın alma niyetiniz devam ediyor mu", Kanada Başbakanı Mark Carney cevap verdi, "asla, asla, asla", Trump devam etti, "asla asla deme". İşte o Kanada Başbakanı, bugün, Çin'i ziyaret etti, bir çok anlaşma imzaladı ve bir açıklama yaptı. "Yeni dünya düzeni doğuyor, sistem baltalanıyor, önemli soru şu, dünün yerine ne inşa edilecek". Haritaların ve sistem donörlerinin yeniden inşa edildiği keskin günlerde, 2014'ten bugüne, binbir cephede, binbir türlü sınır ve sinir testinin yaşandığı Türkiyemiz çevresinde de 1 çok yol ayrımına geldik. O yolu gösteren yer, kadim şehir Halep oldu, olmaya devam ediyor. Gazeteci Yıldıray Oğur, Taha Kılınç'ın, o çok tartışılan yazısına gönderme yaparak, "Furkan günlerinde değil, hassasiyet günlerindeyiz" yazmış mesela. Evet o hassasiyetli Furkan günlerindeyiz gerçekten. PKK medyasının tamamından daha büyük bir varoluş dili ile PKK'ya adanan Rudaw Türkçe - Barzani medyası çevresi mesela, yeni Irak'ta, yeni Suriye'de, tam olarak neredeler ? Ahmet Hakan'ın yazısı ile "medya" tartışılıyor, ama tartışılan "medya" bildiğimiz medya anlatısı değil ! Nasıl olur da "reklam pastasının yüzde 70'i küresel dijital markalara gider, Türk medyası için yolun sonu bu" deniliyor genel olarak ! Pardon da hangi medya ? Aslında haklı bir soru şu yönüyle. Çünkü "medya anlatısı, niteliği, ölçeği, küreselliği, sahiciliği, üretkenliği" ile tek bir gündemi olmayan medya - iktidar aktörlerinin yüzde 95'i için, medya, artık sadece bu nerdeyse... işte böyle bir ahval ve şeraitte, kendisi ile tonlarca ayrı çizgimiz ve yolumuz olan Yıldıray Oğur, nerdeyse bir kaç insanla, bir avuç gazeteci - medyacı Serbestiyet'te, gerçek üretkenlik, nitelik hatta çeşitlilikle alternatif medya kalitesi koyuyor ortaya çok uzun süredir. İşte o Yıldıray Oğur Serbestiyet'i, videoda sözettiğim, örgüte adanan hayatlardan bir hayat olarak Orhan Miroğlu - Hüseyin Çelik dünyasının insanları tarafından neden günlerden bu tarafa, SDG kurşunları ile vuruluyor mesela? Asıl hassasiyet radarını buraya açmak gerekmiyor mu ? 15 dakikaya sığan ve sığmayan o kadar çok şey oldu ki ☕️

İsmail Halis

14,961 views • 6 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler Hakkâri Ticaret Odasını ziyaret ederek, üyelerle bir araya geldi. Hakkâri sokaklarında dolaşan ve vatandaşlarımızla sohbet eden Bakan Yaşar Güler, Hakkâri esnafını da ziyaret etti. Bakan Yaşar Güler, daha sonra Şehit ve Gazi Derneklerinin yöneticileri, STK temsilcileri, Oda Başkanları, kanaat önderleri, muhtarlar ve iş insanlarının da katılımıyla düzenlenen yemeğe katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: HAKKÂRİ, ANADOLU İRFANININ ENGİN BİR YANSIMASIDIR Türkiye Yüzyılı buluşmaları kapsamında ülkemizin göz bebeği Hakkâri’mizi ziyaret etmekten ve yeniden sizlerle birlikte bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Hakkâri’miz heybetli dağlarının vakurluğu, güzel vadilerinin asaleti ve mert insanlarının yüreğiyle Anadolu irfanının engin bir yansımasıdır. Yüksekova’nın bereketli ovası, Şemdinli’nin hududa mühür vuran enginliği, Çukurca’nın dağlara meydan okuyan duruşu ve Derecik’in sınır hattında güven veren varlığıyla, kardeşlikle yoğrulan bu kadim coğrafya, tarih boyunca milletimizin kararlılığının ve vefasının timsali olmuştur. Sarp kayalıklarında inanç, yaylalarında umut yeşeren Hakkâri hem mazisiyle gurur duyduğumuz hem de istikbaliyle umutlandığımız bir cevherdir. İşte bu kutlu toprağın hakkını teslim etmek, gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak, Hakkârili kardeşlerimizin umutlarını daha da büyütmek için Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru ve Hakkârili kardeşlerimizin refahı için durmadan çalışıyoruz. EN BÜYÜK PAY, ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN Ne yazık ki bu güzel şehir, uzun yıllar boyunca terörün gölgesinde ağır bedeller ödemiştir. Yıllarca terörü bu topraklardan uzaklaştırma maksadıyla icra ettiğimiz kararlı mücadeleler sayesinde bu topraklarda huzur, güvenlik ve istikrar tesis edilmiştir. Bu konuda en büyük pay şüphesiz en başta aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin kahramanca mücadelesi ve yüksek fedakârlıklarıdır. Ne yaparsak yapalım onların haklarını ödeyemeyiz. Ancak gazilerimizin ve değerli ailelerinin daima yanlarında olmaya devam edeceğiz. Onların emsalsiz gayretleri ve sizlerin de feraseti ve devletimizin güçlü iradesiyle bugün artık terör Hakkâri’nin kaderi olmaktan çıkmıştır. Bu güvenli ortamı tamamıyla kalıcı kılabilmek adına yakın zamanda başlattığımız “Terörsüz Türkiye” vizyonu da bu noktadaki kararlılığımızın en önemli adımı olmuştur. Atılan bu tarihî adım hem ülkemizin kaynaklarının doğru değerlendirilerek refahının artması hem de Hakkâri’nin gerçek potansiyelinin açığa çıkması yolunu da sonuna kadar açmıştır. Nitekim Hakkâri tarımdan ulaştırmaya, spordan turizme, eğitimden enerjiye kadar her alanda gelişen, üreten ve geleceğe umutla bakan bir kalkınma şehri olma yoluna girmiştir. HAKKÂRİ’NİN ÇEHRESİ DEĞİŞTİ Son yıllarda tesis edilen güvenlik ve huzur ortamı sayesinde her alanda çehresi değişen Hakkâri’mizin bu gelişimini, bazı somut örneklerle ifade etmek istiyorum. Örneğin ulaştırma alanında atılan adımlar sayesinde, Hakkâri’nin çehresi değişmiştir. Yüksekova ile Hakkâri arasındaki ulaşımı büyük ölçüde kolaylaştıran Yeniköprü Tüneli, artık bölge insanının günlük hayatına konfor katmaktadır. Şehir ve ilçe merkezlerinde Belediyelerimizin kırsalda ise İl Özel İdaremizin yürüttüğü yol genişletme ve asfaltlama projeleriyle vatandaşlarımızın ulaşımı güvenli ve sürdürülebilir hâle gelmektedir. Şehir genelinde içme suyu ve kanalizasyon hatlarında onarım ve yenileme çalışmaları yürütülürken, tarımda ise desteklenen üretici sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde 659 çiftçimize toplamda 38 tonun üzerinde yem bitkisi tohumu dağıtılmıştır. Sulama projeleriyle birlikte 15.000 metrelik kanal, 3 havuz ve 30 adet kaptaj, vantuz ve bendden oluşan yapı tamamlanmıştır. Ayrıca güneş paneli destekli sulama sistemleriyle yenilenebilir enerji de tarım sahalarına entegre edilmektedir. Hâlihazırda tarımsal verimliliği artırmak ve modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmak amacıyla Yüksekova’da kapsamlı bir proje başlatılmıştır. 10 köy ve mahallenin yararlanacağı modern sulama sistemleri sayesinde çiftçilerimiz daha yüksek verim elde ederken su tasarrufu da sağlanacaktır. Esas önemli husus ise bu proje kapsamında 1.300 kişinin istihdam edilecek olmasıdır. Aynı şekilde haziran ayında ihalesi yapılan ve Yüksekova’da inşa edilmekte olan yeni Organize Sanayi Bölgesi yüzlerce kişiye iş imkânı sağlayacak ve şehir ekonomisine büyük bir canlılık getirecektir. KADINLARIMIZ ÜRETİYOR, KAZANIYOR VE EV EKONOMİSİNE KATKILAR SUNUYOR Sadece birkaç alandaki sayıyı ifade eden bu rakamlar bile bölgedeki kalkınmanın ve istihdamdaki artışın ne denli etkin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede kadınlarımız da arıcılık, organik sebze ve meyve yetiştiriciliği ile Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı IPARD kapsamında kalkınma kooperatiflerinde aktif rol alarak tarlada, serada ve paketleme tesislerinde üretiyor, kazanıyor ve ev ekonomisine katkılar sunuyorlar. Bu gibi gelişmeler Hakkâri’nin sosyal refahının tabana yayılması bakımından oldukça önemlidir. Hayvancılık alanında da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından yürütülen “Kırsalda Bereket” projesi kapsamında 101 yetiştirici büyükbaş hayvan desteği almıştır. Ayrıca, kırsalda yaşayan vatandaşlarımız için uygulanan mera ıslah projeleri, tohum ve gübre destekleri, yem bitkisi dağıtımları ve sulama altyapısına yönelik yatırımlar da üretim kapasitesini ciddi oranda artırmaktadır. İşte bu örneklerden de açıkta görülmektedir ki Hakkâri’miz bölgesinde üretimin, emeğin ve kalkınmanın merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Diğer yandan şehrimizde eğitim yatırımlarına da hız verilmiştir. Son dönemde şehrimize 4 anaokulu, 2 ilk ve ortaokul, 1 lise, 2 öğretmen konutu, 1 halk eğitim merkezi ve 1 spor salonu kazandırılmıştır. Şu anda da 9 eğitim binası ile bir spor salonunun yapımı sürmektedir. HAKKÂRİ’NİN SPOR ALANINDAKİ BAŞARILARI HEPİMİZİ GURURLANDIRIYOR Tüm bunların yanında Hakkâri’nin spor alanındaki başarıları da hepimizi gururlandırmaktadır. Türkiye Judo Şampiyonası’ndan Kros Ligi’ne, rafting ve kayak şampiyonalarına kadar Hakkârili gençlerimiz pek çok turnuvadan madalyalarla dönmüş, Türkiye dereceleri elde etmiştir. Hakkâri’miz çok sayıda spor organizasyonuna ev sahipliği yaparak bu alandaki marka değerini her geçen gün artırmaktadır. Tüm bu gelişmeler gençlerimizin geleceğe daha büyük umutlarla ve özgüvenle bakabildiğinin de en açık yansımasıdır. Turizm alanında ise Mencel Gölü’nde rafting, Şivekür ve Mehed Dağı’nda tırmanış ve kayak etkinlikleri düzenleniyor. Bu ayın sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın koordinesinde düzenlenen “Bir Anadolu Şenliği” etkinliklerinin ilk durağı da güzel Hakkâri’miz olacak. Tüm bunlardan da açıkça görüyoruz ki Hakkâri’de her geçen gün sosyal yaşam canlanıyor, refah artıyor, üretim çoğalıyor, istihdam da genişliyor. Bizler de şehrimizin mevcut ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyor, belirli periyotlarla bölgeye gerçekleştirdiğimiz ziyaretler çerçevesinde, sorunları gidermek için kamu kurum ve kuruluşlarımızla yakın bir koordinasyon içerisinde büyük gayret gösteriyoruz. ARTIK VAKİT TÜRKİYE’Yİ ŞAHA KALDIRACAK YENİ YATIRIMLARI PLANLAMA ZAMANI Tüm bu gelişmelerin temelinde yatan en önemli unsur şudur: Güvenlik. Bu topraklarda artık bayındırlık faaliyetleri rahatça yapılabiliyorsa, gençlerimiz gönül rahatlığıyla sportif faaliyetlere katılabiliyorsa, kadınlarımız üretim sürecinin bir parçası oluyorsa bunlar hep kahraman Mehmetçiklerimiz ve güvenlik kuvvetlerimizin yüksek gayretleri ve sizlerin dirayetiyle tesis edilen huzur ortamı sayesindedir. Ortaya çıkan Terörsüz Türkiye süreci de bu yoldaki kararlılığımızı ve oluşan bu güven ortamını sürekli kılmanın yeni ve güçlü bir başlangıcıdır. Artık vakit Türkiye’yi ve Hakkâri’yi her alanda şaha kaldıracak yeni hedefler ortaya koyma, yeni yatırımları planlama zamanıdır. Amacımız “Terörsüz Türkiye” vizyonunun sağladığı bu ortamı elde edilecek somut neticelerle, daha fazla yatırım ve üretim ile daha güçlü bir gelecek için değerlendirmektir. Bu noktada siz kıymetli kanaat önderlerimize, meslek odalarımızın değerli temsilcilerine, muhtarlarımıza ve sivil toplumun her kademesindeki üyelerine büyük sorumluluklar düşüyor. Toplumun içinden gelen ve çeşitli statü ve rollerden grupları temsil eden kişiler olarak hem halkın sesi hem de öncüsü olan sizler bu yeni kardeşlik sürecinin taşıyıcıları olacaksınız. Zira bu güzide toprakların hakkı barıştır, refahtır, üretimdir ve kardeşliktir. Sizlerin katkısı ve desteğiyle bu süreci daha da güçlendirecek, Hakkâri’mizi Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızlarından biri hâline getireceğiz. Desteğiniz ve tecrübeniz, huzur ve istikrar, açısından hayati önemdedir. Hep birlikte içeride birliğimizi tahkim ederek bin yıllık kardeşliğimizi daha da pekiştirecek, daha güçlü ve büyük bir Türkiye ve Hakkâri için çok çalışarak güzel yarınlara ulaşacağız. Bu vesileyle gösterdiğiniz ilgi ve ev sahipliği için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyor, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

25,537 views • 11 months ago

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 views • 2 years ago

■ Ulu Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün GMK logosu içerisinde HHK harfleri saklıdır. ■ Atatürk imzasında HHK harfleri saklıdır. ■ Türk bayrağının ebced hesabı ,Ay-Yıldız karşılığı 128 olup , karşılık matematiksel ebced değeri, Hüseyin isminin karşılığıdır. ■ Barış Manço’nun 1980 yılında çıkarttığı albümün adı Hüseyni Selam olup , Hüseyin’e selam anlamını taşır. ■ Mustafa Kemal Atatürk’ün , Ahmet Esat Tomruk’a “ HEPİMİZİN TOPLAMI “ dediği kişinin adı Hüseyin’dir. ■ Peygamber, Hz.Muhammed’in kodladığı “ Kızım Fatıma’nın soyundan gelecek “ dediği kişinin adı , Hüseyin’dir. ■ Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdırttığı ÖZSOY operasında ,geçen( TÜRK- KURT) olarak belirtilen kişinin adı Hüseyin’dir. ■ Gençliğe hitabenin son parağrafında geçen “ Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! “ Parağrafında geçen “Ey Türk istikbalinin evlâdı! O Turkish Child ( Tek ) of Future Generations olarak geçmektedir.” , O çocuğun adı Hüseyin’dir. ■ "Dağlar o gün sıra sıra bir tümene dizildiler, Yedi nesil Atabeyler oğuz için dirildiler." İlyas Öztürk'ün, "Oğuz kağan destanı ,büyük akın parçasında "geçer . ■ "TAN ATIMINDAN ŞAFAĞA BENİM SOYUMDAN OLANLAR YİNE AKIN AKIN GELECEK BU TOPRAKLARA,O GÜN DÜNYAYI OĞULLARIMDAN BİRİ YÖNETECEK "(Beyaz piramitler,ÇİN,OĞUZ KURGANI,9.TABLET) Oğuz Ata'nın oğullarından biri tabir edilen kişinin adı HÜSEYİN 'dir. Biz,OĞUZ'UN SON TORUNUYUZ... ● Yargıtay yeni binasının tepesinde HHK açık ve net olarak inşa edilmiştir. ● İstanbul 'da olan üç boğaz köprüsü HHK 'dır... ● Türkiye Hayat ve Emeklilik fonu( Türkiyenin en büyük fonu) KODU- HHK 'dır... ● Kayaların üzerine HHK harfleri binlerce yıldır kazınmıştır. Ve daha birçok detay... ● Kuran- I Kerim Müddesir Suresi 1 ve 5.Ayetlerde geçen kişidir. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

45,723 views • 2 years ago

103 gollü şampiyonluktan önce, Fenerbahçe üst üste 3 kötü sezon geçirmişti. O dönemlerde 2-3 yıl başarısızlık bile büyük bir travma sayılırdı yani rakipleri gibi 14-15 yıllık hasretleri Fenerbahçeliler bilmezdi. Bir Fenerbahçeli için 3 kötü sezon bile “bu bir kabus” demeye fazlasıyla yeterdi. İşte o başı eğik geçen 3 sezonun ardından, neredeyse baştan kurulmuş bir kadro ve sezonun ilk maçı… Rakip Rizespor. İlk 60 dakika 0-0 geçmiş, hepimizi “bu sezon da yine kötü geçecek” karamsarlığı sarmıştı ki, ikinci yarıda oyuna giren asker Aykut sahneye çıktı. 60'tan itibaren adeta patladı: vurdu 1-0, attı 2, attı 3… Tam 4 gol attı, maç 5-0 bitti. 3-0’dan dönüp 4-3 kazanılan Galatasaray kupa maçı. O maçta da ilk kurşunu atan, bir anlamda onur savaşını başlatan yine Aykut oldu. Tarih 5 Mayıs 1996… Rüştü kalede devleşmese şampiyonluk belki çoktan kaçmıştı ama işte Fenerbahçe’nin kral Aykut’u vardı. Bu defa 82'de Trabzon deplasmanında son kurşunu attı ve “kaçtı” denilen şampiyonluk Aykutla geldi. Sonra 2010-2011 sezonu… Aykut artık takımın başında teknik direktör. Fenerbahçe’yi 18. şampiyonluğa taşımış, doludizgin giden bir takım yaratmıştı. Fakat bu defa da Fenerbahçe’nin karşısına 3 Temmuz karanlığı çıkarıldı. Siperden çıkıp öne ilk atılan yine Aykut oldu. “Hadi vurun, biz öyle ölmeyiz” diyordu. 1988’den beri Fenerbahçe ne zaman karanlık bir döneme girse, Aykut o karanlığın karşısına Kocaman dikildi. Bugünün Fenerbahçe’si ise tarihinin en uzun başarısızlık döneminden çıkmaya çalışıyor. Kulüp yeni bir başlangıç için belki de tarihinin en kritik kongresine gidiyor. Bugün Fenerbahçe’de yalnızca “Başkan kim olacak?” sorusu değil, “Takımın hocası kim olacak?” sorusu da büyük heyecanla tartışılıyor. O isim yeniden Aykut Kocaman olur mu, bunu şimdilik bilmesek de şunu çok iyi biliyoruz: Aykut Kocaman yeniden Fenerbahçe’nin hocası olsun ya da olmasın her gerçek Fenerbahçeli, onun hakkında nasıl konuşulacağını ve onun nasıl anılması gerektiğini çok iyi bilir. Bunu bilmeyenlerin ise Fenerbahçeliliği tartışmalı hale gelir. Günlerdir Aykut Kocaman üzerinden sergilenen çok çirkin bir üslup var. Bu seviyesizliğe karşı her Fenerbahçelinin bir duruşu olmalıdır çünkü Fenerbahçe’nin Cihatları, Lefterleri, Canları, Fikretleri, Selçukları olduğu gibi Aykutları, Oğuzları, Rıdvanları ve daha niceleri vardır. Eleştiri haktır hatta görevdir ama onlara saygısızlık ve hakaret Fenerbahçeliliğe ihanettir.

Eren Eğilmez

22,115 views • 1 month ago

Türkiye'ye TUZAĞA DİKKAT… 2025'e girerken Youtube: Hepinize sağlıklı, huzurlu bir yıl diliyorum. *** Bir ateş çemberi içindeyiz; hem bireysel hem ülke hem de bölge olarak. 2024, bölgemizde bir kırılma yılı olarak tarihe geçecek. Art arda birçok katliama tanık olduk. Gazze medeni dünyanın gözü önünde neredeyse yok edildi. İran Cumhurbaşkanı Reisi bir suikaste kurban gitti! Lübnan’da Hizbullah’ın lideri Nasrallah katledildi. Suriye’de Esad devrildi. Yerine eski El-Kaide elemanı El-Golani geldi. Bölgede şimdilik direniş cephesi kaybetmiş görünüyor. Rusya ve İran geri çekildi. İsrail ve Amerika kazandı. Durum bu! Türkiye de Suriye topraklarında nüfuz sahibi görünüyor. Şam’da koltuğa oturan Eş-Şara Türkiye himayesinde… Ayrıca tüm Atlantikçi güçlerle temasta. Suriye’nin kuzey doğusunda hâkim olan güç ABD desteğindeki PKK. Demek ki Türkiye’nin güney sınırındaki yeni komşuları El-Kaide ve PKK… Onların patronları Amerika! Esad devrilene kadar yakın ilişki içinde olduğumuz Rusya ve İran’la artık o kadar da yakın değiliz. ABD ve en yakın müttefiki İsrail’le bilfiil beraberiz. En büyük katil dediğimiz İsrail ile Suriye’de bir anlamda müttefikiz. Amerikan istihbaratının üst düzey isimleri, “bölgede Amerika’nın iki vekili Türkiye ve İsrail” diyorlar. Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanlarından Eski Beyaz Saray Danışmanı Mike Doran, İsrail basınına verdiği mülakatta; Suriye’de İsrail ve Türkiye kol kola iş yapacak, dedi. Doran, herhangi bir uzman değil. Trump ile birlikte çalışacağı kesin gibi. Amerika, İsrail ve Türkiye’yi PKK ve HTŞ’yi kontrol etmekle görevlendirdi. Hem Kürdistan’ın hem Sünnista’nın ipleri ABD’nin elinde… Amerika’nın nihai hedefi; Irak Kürdistan’ı modelini Suriye’de uygulamak. Bunu SDG ile yapacak. SDG’nin açılımı: Suriye Demokratik Güçleri. Tercümesi PKK’nın Suriye kolu… Kafa karıştıracak birçok adı var bunların YPG, PYD, SDG vs. o nedenle ben PKK adı altında kullanmayı daha doğru buluyorum. Birileri kafamız karışsın diye farklı isimler ortaya atıyorsa tam tersini yapmak daha akıllıca! Suriye PKK’sı Amerika ve İsrail desteğiyle büyüdü, ordu kurdu yani şu anda bilfiil özerk bir eyalet formatında! Ve bu oluşum, Türkiye sınırında . Başsız bir ülke Suriye’de at oynatmaktalar. Münbiç’teki hareketlilik ortada. Gelen haberler etnik ve mezhepsel çatışmaların büyüyeceğini gösteriyor. Şam ayakta, Tartus yanıyor. Silahlı alevi gruplar katliamdan korunmak için dağlara çıkıyor. Kurulan oyun bol tuzaklı. Türkiye’ye kurulan bu tuzak, Trump çevresindeki isimlerin ağzından yankılanıyor. Mesela Trump’ın Ulusal İstihbarat Direktörü olarak seçtiği eski asker Tulsi Gabbard adlı hanım açıkça tehdit ediyor: “Türkiye’nin İslamcı Diktatörü El-Kaide’yle işbirliği yapıyor.” diyor. “Suriye’de El-Kaide’yi kullanarak bir halifelik kurmak istiyor.” diyor. “El-Kaide ordumuzun katilidir. Bu işbirliklerini affetmeyiz!” diyor. O da gayet iyi biliyor ki El-Kaide de IŞİD de HTŞ de ABD yapımıdır. Bunu Trump zaten kaç kere söyledi. Bunları hem terör örgütü ilan edip hem CIA tarafından eğiten de ABD’dir.Hem Erdoğan’ı övüp hem adamlarına tehdit ettirmek de Trump’ın yoğurt yiyişidir. Malum 2019 yılında Barış Harekâtı başladığında Erdoğan’a ‘aptal olma’diyen Trump, bugün Erdoğan’a övgüler düzüyor. Amerika her zamanki gibi iyi polis kötü polis oynuyor. Türkiye oyunun sonunu görmek zorunda… Sonunda Libya’da da olduğu gibi kullanılıp kenara atılma tehlikesi büyük! Amerikan planının ilk aşaması, Türkiye destekli HTŞ ile ülkenin batısında bir Sünnistan kurdurmaktı. İkinci aşamada,Suriye Kürdistan’ın kurulması var. 15 Temmuzun geleceğini üç ay önce söyleyen Amerikalı ‘uzman’lardan Michael Rubin bugünlerde Suriye PKK’sının olduğu bölge için “no flyzone/ uçuşa yasak bölge” istiyor! Irak’ta yapılanın aynısı… Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Kürtler de bizim himayemizde” diyor. DEM Partiyle İmralı’yı buluşturma fikri de Fırat’ın doğusundaki planla ilgili gibi! Acaba Irak modelini Suriye’de uygulayacak olan biz miyiz? Yeni anayasa federal bir Türkiye için mi kurgulanıyor? Bunları 1 Eylül 2016’da Cerablus Harekâtı başladığında HaberTürk’teki mülakatımızda söylemiştik. ( İsrail’in Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, “Kürtler dört ülkeye bölünmüştür. Kürtler, İran ve Türkiye’nin baskı ve saldırganlığının kurbanıdır. Irak’ta özerkliğe sahiptirler. Suriye’de ise fiilen özerktirler. Kürtlerle bağlarımızı güçlendirmek çıkarlarımız gereğidir.” diyor. Ruslar, Suriye’de büyük bir savaşın yaklaştığını yazıyor. “Kitlesel katliamların, dini ve etnik azınlıklara karşı şiddet olaylarının yaşanacağını ve Türkiye'nin istikrar ve güvenliğinin bunlardan çok etkileneceğini” söylüyorlar. Biz, “Türkiye’nin düşmanı değiliz ama Türkiye bir kez daha Batıdan büyük düşmanlık görecek” diyorlar. 2025’in başında Türkiye ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik zorluklarla yüz yüze. Ve Türk milleti yorgun ve bezgin… Aydınlar, hepsi birbirine benzer partiler arasında. A’dan B partisine oradan C partisine geçişler yapan seçim zamanı birbirine kükreyip diğer zamanlarda aynı parasal işlerde ortaklaşan vekillerle dolu ortalık! Fakirlik çöktü milletin üzerine… On yıllardır sürüleştirme operasyonuna maruz kaldık. Emir almaya alıştık. Beynimiztembelleşti. Sandıklar önünde sıraya girmeyi demokrasi zannetmeye başladık. Yaşamımız alışveriş merkezleri, güvencesiz iş ve ağır zehir işlevi gören aptal kutusu arasında kilitlendi. Artık ‘sandık kafa’lılıktan vazgeçip ufkun ötesine bakma zamanı… Artık bu bir tercih değil bir şart olarak önümüzde. Kuzeyimizde düşman var, güneyde komşumuz ABD ve İSRAİL. Ege’de Yunan savaş hazırlığında. Bütün adalar Amerikan birlikleriyle kaplı, Ege ise açık ABD üssü durumunda! Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum kesimiemperyalistlerin üsleriyle donandı. Ve doğuda parçalanmış bir Irak ve hedefe konmuş bir İran var. Borç seviyemiz dünya sıralamasında en başlarda. Ordumuz Ergenekon, Balyoz kumpaslarından geçti. Genç teğmenler disiplin cezalarıyla bezdirilmekte. 20 yıldır tekrarladığım ve hayata geçirmeye çalıştığım önerim: Geniş tabanda yerel demokratik örgütlenmelerin gerçekleştirilmesidir. Bunun aydınlar birliği olarak değil, halkın içinden filizlenerek hayata geçmesi önemlidir. Bu yolla her şehirde, partiler üstü/kongre’lerin toplanması ve vatansever unsurların tartışması sağlanabilir. Dileklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir yıl diliyorum. Milletimizin insanca yaşayabileceği şartlara kavuşmasını diliyorum. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum. 2025’de daha sık buluşacağız. Banu AVAR, 30 Aralık 2024

Banu AVAR

238,942 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı Bakanlık Sözcüsü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirildi. 2025 yılının 52’nci ve son basın toplantısında Tuğamiral Zeki Aktürk şu bilgileri paylaştı: 3 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; millî güvenliğimiz ile hak ve çıkarlarımızı güçlü şekilde muhafaza etmeye, bölgesel ve küresel barış ve istikrara büyük katkılar sunmaya devam etmektedir. Beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kesintisiz bir şekilde devam eden operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; ▪️ 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, ▪️ Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmaları sürdürülmüş, ▪️ Menbic’de 4 kilometre tünel imha edilmiştir. Böylece yıl içerisinde; ▪️ Teslim olan terörist sayısı 111 olmuş, ▪️ Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiş, Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 741 kilometreye ulaşmıştır. 2025’TE HUDUTLARDA 66 BİN 794 KİŞİ ENGELLENDİ Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 136 şahıs yakalanmış, 1.186 şahıs ise engellenmiştir. Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızdaki başarı rakamlara da yansımış 2025 yılında; ▪️ Hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 942, ▪️ Engellenen kişi sayısı da 66 bin 794 olmuştur. Ayrıca; keşif, gözetleme ve devriye faaliyetlerini aralıksız sürdüren hudut birliklerimiz tarafından Hakkâri ve Van hudut hatlarında gerçekleştirilen arama tarama faaliyetlerinde bu hafta ele geçirilen 101 kilogram uyuşturucu ile birlikte bu yıl ele geçirilen 1.982 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliğinde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını 2026 yılında daha da yukarılara taşıma azim ve kararlılığındadır. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR İkili iş birlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında Balkanlardan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol oynamaya devam etmektedir. Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “üçlü girişim” kapsamında 8 Ocak’ta Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu “Komite Toplantısı” Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığında, “Görev Grubu Komuta Devri ve Aktivasyon Töreni” İstanbul Boğaz Komutanlığında düzenlenecektir. 9-18 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 8’inci aktivasyon faaliyeti kapsamında; Batı Karadeniz’de “Sürüklenen Mayın Keşif/Gözetleme Faaliyeti” icra edilecektir. Aktivasyon kapsamında ayrıca, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Ghiculescu (Gikulesku) tarafından 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti gerçekleştirilecektir. ULUSLARARASI TOPLUM, İSRAİL’İ DURDURMAKTA YETERSİZ KALIYOR İsrail, iki yılı aşkın süredir bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmaya ve hukuksuzluğa devam etmektedir. Uluslararası toplum ise İsrail’in, Filistin halkına yönelik acımasız katliamlarını ve insanlık dışı uygulamalarını durdurmakta; bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik tehditlerini ve bölgede yarattığı kaosu engellemekte yetersiz kalmaktadır. Gelecek yılın; bölgeye ve Filistin’e barışın geldiği, Filistin halkının yaşam hakkına kavuştuğu, bölgesel güven ve istikrarın sağlandığı bir yıl olmasını temenni ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ, YILIN SON GÜNÜNDE MEHMETÇİKLERLE BİR ARAYA GELECEK 25 Aralık’ta, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdiği görüşmeye refakat eden Sayın Bakanımız, 27 Aralık’ta, ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretin ardından Libya’ya dönüşte meydana gelen uçak kazasında şehit olan Libya Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki askerî heyet üyeleri ile uçuş ekibi için Mürted Hava Meydan Komutanlığı/Ankara’da düzenlenen uğurlama törenine katılmıştır. 29 Aralık’ta, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106’ncı yılı anısına düzenlenen “90’ıncı Büyük Atatürk Koşusu”nda birinci olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı kabul eden Sayın Bakanımız; 30 Aralık’ta, “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Komutanlar Toplantısı”na katılmış, müteakiben Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Suriye Genelkurmay Başkanı’nı kabul etmiş, aynı gün Sayın Cumhurbaşkanımızın Somali Cumhurbaşkanı ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Sayın Bakanımız bugün (31 Aralık); beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile birlik ziyareti yaparak yılın son gününde Mehmetçiklerimizle bir araya gelecektir. ▪️ 27 Aralık’ta, elim bir uçak kazasında şehit olan Libya Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki askerî heyet için Libya’da düzenlenen törene katılan ardından Başkanlık Konseyi Başkanı, Millî Birlik Hükûmeti Başbakanı ve Libya Savunma Bakan Vekili ile görüşen Sayın Genelkurmay Başkanımız, ▪️ 30 Aralık’ta Suriye Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki heyeti ağırlamıştır. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, operasyon ve görevlerinin yanı sıra, çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak ve yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürmektedir. 15-26 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen ve SAT Timlerimiz ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ay Yıldız Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. Böylece, 1 Ocak’tan itibaren 45’i NATO, 29’u millî, 59’u davet ve 24’ü özel olmak üzere toplam 157 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; ▪️ Pakistan Deniz Kuvvetlerine ait Yamama tarafından 30 Aralık 2025-5 Ocak 2026 tarihleri arasında Gölcük’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, ▪️ İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Sparcato Schergat (Sparkato Şergat) tarafından 5-9 Ocak 2026 tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 5-9 Ocak 2026 tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. NATO Güvence Tedbirleri (Assurance Measures) çerçevesinde Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçağımız, 30 Aralık’ta Romanya hava sahasında görev yapmıştır. Sarıkamış Harekâtı’nın 111’inci yılı dolayısıyla düzenlenen “Bu toprakta izin var!” anma etkinliği kapsamında Sarıkamış/Kars’ta, 3 adet F-16’mız ile 4 Ocak’ta muharip uçak geçişi icra edilecektir. Bu vesileyle başta Sarıkamış Şehitlerimiz olmak üzere tüm aziz Şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman Gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Öte yandan, Ankara’da icra edilen “90’ıncı Büyük Atatürk Koşusu”nda ilk dört sırayı alarak şampiyon olan Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha kutluyoruz. 2025 yılı Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Komutanlığımız açısından başarılı bir yıl olmuştur. Uluslararası müsabakalarda; 2024 yılında 20 kupa ve 93 madalya alan sporcularımız, 2025 yılında 13 rekor kırarak 35 kupa ve 207 madalya kazanmıştır. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE ALINDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmalarına da devam edilmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; ▪️ Modernize edilen M60T tankı, ▪️ KARAOK Tanksavar Silah Sistemi, ▪️ Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR-A ile ▪️ MİLKED Elektronik Destek Sistemi (3A3), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Ayrıca, hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından; ▪️ Çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, ▪️ BALKIN 130 mm (ÇAF-S) karşı tedbir mühimmatı seri üretime hazır hâle getirilmiştir. Sürekli değişen ve çeşitlenen tehditlere karşı tüm harekât alanlarında etkin, esnek ve yüksek teknolojiye dayalı bir yapı oluşturma çabasını kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; daha güçlü, modern ve etkili bir savunma kapasitesine sahip olması için 2026 yılında da yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle desteklenmesine yönelik çalışmalar aralıksız devam edecektir. Bu kapsamda; ▪️ Başta Çok Katmanlı Hava Savunma Sistemimiz Çelik Kubbe, İnsansız Savaş Uçaklarımız KIZILELMA ve ANKA-3 olmak üzere insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede silah sistemlerinin geliştirilmesi, ▪️ Mavi Vatanımız ve çevre denizlerin yanı sıra, ilgi alanımız olan tüm denizlerde donanmamızın yeteneklerini genişleterek daha güçlü hâle getirilmesi amacıyla içerisinde TF-2000 hava savunma harbi muhribi, millî denizaltımız ve millî uçak gemimizin de yer aldığı 39 geminin tersanelerimizde aynı anda inşası ve yeni sistemlerin envantere kazandırılması çalışmaları kararlılıkla sürdürülecektir. Ayrıca, ▪️ Yapay zekâ destekli komuta kontrol sistemleri, ▪️ Siber savunma ve siber harekât yetenekleri, ▪️ Otonom sistemler ve büyük veri analizine dayalı karar destek altyapıları gibi kritik alanlarda yerli ve millî çözümlerle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yüksek caydırıcılık kapasitesini daha da artıracak, ▪️ Böylece, geleceğin muharebe konseptini şekillendiren stratejik bir üstünlük seviyesine ulaşacaktır. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİMİZ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım ve temin faaliyetleri belirlenen ihtiyaçlar ve planlanan takvim çerçevesinde devam etmektedir. Bu kapsamda; ▪️ 26 Aralık 2025’te başlayan "Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini" başvuruları 25 Ocak’a kadar devam edecek, ▪️ 2-18 Ocak 2026 tarihleri arasında "Kara Kuvvetleri Komutanlığına 2026 Yılı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er", ▪️ 5-29 Ocak 2026 tarihleri arasında "Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı" başvuruları yapılabilecektir. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️ Cumhuriyetimizin ikinci asrında, ▪️ Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, ▪️ Yeni yılda da milletimizin huzur ve güvenliği ile daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir. 2026 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle kutluyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,667 views • 6 months ago

Halit Ergenç'in Ayşe Barım'ı desteklemek adına aşağıda yaptığı konuşma, gerçekten utanç verici ve aslında korkunç bir itiraf da barındırıyor. İlerleyen bölümde onu anlatacağım ama önce Halit Ergenç'in de baş köşelerden birinde oturduğu o tekel yapısının detayları hakkında biraz daha konuşmak istiyorum. Aslında vakti zamanında Yeşilçam da benzer bir yapının elindeydi ve Yeşilçam'ın sonunu da yine o yapı getirmişti. Mesela çoğumuz, Kemal Sunal'ın onu ünlü yapan yapımcı/yönetmen Ertem Eğilmez tarafından boş senetlerle köle yapıldığını ve o durumdan mafya Dündar Kılıç tarafından kurtarıldığını ama bu sefer de onun ağabeyi olan yapımcı Yahya Kılıç'ın kölesi haline geldiğini bilmez. Usüller biraz farklı olsa da o gün de üç aşağı beş yukarı aynı çarklar dönüyordu sinema sektöründe. Ayşe Barım'ın ajansının web sitesine baktığınızda 50 civarı oyuncu görüyorsunuz. Barım, kasıtlı olarak bu sayıyı artırmıyor. Bir "ultra-mega" yıldızlar ekibi oluşturmuş. "Ultra mega yıldız" demek, tabiiki ultra mega para demek aynı zamanda. Bölüm başı 500 bin ile 3.5 milyon lira arası kaşesi olan oyunculardan oluşan bacasız bir fabrika bu. Menajer de her oyuncunun kaşesinden %20 pay alıyor. Mesele de tam burada başlıyor. Ayşe Barım, civarda başka fabrika istemiyor. Bunu da bir zamanlar Kanal D'de birlikte çalıştığı şimdilerde ise Netflix, Disney Plus, Star, NOW ve yine Kanal D'de kilit görevlerdeki eski ekip arkadaşları marifetiyle sağlıyor. Bu ekip, aynı zamanda sektördeki bir çok yapım şirketinin de ya ortağı ya da onlarla üst seviyede ticari ilişkiler kurmuş durumda. Bu piyasada bir proje yapılacaksa mutlaka bu ekibin onayını alması gerekiyor. Tabi bu "ultra mega" yıldızların, "ultra mega" yıldız olduğuna kanal sahiplerinin, özellikle de yabancı ülke merkezli dijital platform yöneticilerinin ikna edilmesi de gerekiyor. Kurdukları sistemde bunu da düşünmüşler tabiiki. Bu oyuncular sürekli bir yerlerden ödül alıp duruyorlar. Hatta bazı organizasyonlar sırf bunlara ödül vermek için yapılıyor. Ödül alacak oyuncuya karar veren jüriler de sektörde iş veya rol kovalayan kişilerden oluştuğu için hiçbirisi rutinin dışına çıkamıyor. Mesela Serenay Sarıkaya izlenmediği için yayından kaldırılan dizisindeki rolü ile en iyi kadın oyuncu ödülünü almıştı geçen sene. Bazlama lakaplı mimiksiz bir hanımefendi de ülkenin en iyi komedi oyuncusu seçilmişti. İşte bu ödüllerle, uluslararası medya patronlarına "ultra mega yıldız" cv'si hazırlıyorlar. Onlar da "ulan bu kadar ödülü olduğuna göre vardır herhalde bir numarası" deyip ikna oluyor. Zaten adamlar da yetenek değil rating arıyor. Tabi burada kafa karıştıran bir durum var. Bunlar başarısızsa neden izleniyor sorusu ortaya çıkıyor. İşte burada PR ve reklam çalışması devreye giriyor. Reklamın mantığı da aslında tam olarak bu. Sıradan bir ürünün mesela bir çikolatanın reklamını sınırsız bir kaynak ile her gün televizyonda, reklam panolarında, sosyal medyada yaparsanız bir süre sonra o çikolatayı tüketen ciddi bir kitlenin oluşmasını sağlarsınız. O markanın adı duyuldukça tüketici davranışları da muhakkak pozitif anlamda değişecektir. İşte Ayşe Barım ve ekibinin yaptığı da tam olarak bu. Sıradan bir çikolatayı ısrarlı bir biçimde gözümüze sokup bizi onun diğerlerinden farklı olduğuna inandırıyorlar. Bir oyuncunun dizisi izlenmese de, kanaldaki dostları sayesinde devam etmesini sağlayabiliyor, İzlenmediği için biten dizinin arkasından yine aynı oyuncular ile yeni bir proje yaptırabiliyor, ödül törenlerinde alakasız ödüller almalarını, sosyal medyada sürekli karşınıza çıkmalarını sağlayabiliyor. Bu hepimizin maruz kaldığı bir algı çalışması. (O yüzden ben uzun süredir televizyon izlemiyi bıraktım.) Tabi bu tekel bir taraftan da kanını emdiği sektörün sonunu getiriyor. Oyunculara milyon milyon kaşe dağıtınca yapım bütçeleri şişiyor ve teknik ekip bütçeleri düşürülmek zorunda kalıyor. Mesela bu tekelin yapım şirketleri, aynı zamanda piyasadaki en düşük ücretli teknik ekipleri çalıştırıyor. Projelerinin devam edeceği garanti olduğu için teknik ekip çalışanları da o şartları kabul ediyor. Aynı yapım şirketleri, aynı kanallarda aynı ekiplerle çalıştığı için şu an sektörde büyük bir işsizlik krizi baş göstermiş durumda. Dizi ve sinema sektörünün işleyişi teknik ekiplerin sürekli değişmesi üzerine kuruludur. Bir proje başlar, bazıları çalışırken diğerleri iş bekler, sonra o proje biter yenisi başlar, boşta olanlar çalışır, diğerleri bir kaç ay yatar. Bu şekilde binlerce kişi sektörde istihdam edilmiş olur. Ama işte şimdi birkaç yapım şirketi, aynı oyuncularla, aynı teknik ekiplerle, birbirine benzeyen ve bitmek bilmeyen projelerle bütün kanalları doldurmuş ve bu yazılı olmayan vardiya sistemini bitirmiş durumda. Bu tekdüzelik teknik kalitenin ve sanatsal değerin de yerlerde sürünmesine sebep oluyor. İşte Halit Ergenç, esasında bu durumu en iyi bilenlerden birisi hatta kendisi benden çok daha iyi anlatabilir istese ama o da kendi tabiri ile bu "vahşi para kazanma sistemi"ne teslim olmuş durumda çünkü sistemdeki garantili yerini biliyor. E siz solcu değil miydiniz, siz insanları Gezi Parkı'nda devletin karşısında saf tutmaya çağıracak kadar sistem karşıtı değil miydiniz? Hayır tabiiki değildiniz. Siz insanları Gezi Parkı'na o dönem kendi "vahşi para kazanma sisteminizi" tehlikede gördüğünüz için çağırmıştınız. Tekelleşme bir kapitalizm problemidir. Dünyada kapitalizmin en vahşi örneği olan ABD bile sektörlerinde tekelleşmeye izin vermiyor. Bizim Gezi Parkı'nda sosyalist marşları söyleyip komünist devrim sloganları atan solcularımız ise hem tekel kurmuş hem de bir de suçüstü yakalanmalarına rağmen utanmadan hala yedikleri haltı savunuyorlar. İnsan gerçekten ne diyeceğini bilemiyor bunlara.

Abese İrca

774,411 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 221 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Öncelikle Kartalkaya/Bolu’da meydana gelen yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar ve asil Türk milletine başsağlığı diliyoruz. PKK/PYD/YPG/SDG ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla; ▪️Son bir haftada 69, ▪️1 Ocak’tan bugüne kadar ise 64’ü Irak’ın, 157’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 221 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Terör yuvalarına kilit vurmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği teröristlere ait mağaralarda çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirmiştir. Yine bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha Cizre/Şırnak’taki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadelesi, tek bir terörist kalmayıncaya kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. HUDUTLARDA 105 ŞAHIS YAKALANDI Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda; ▪️Son bir hafta içerisinde 105 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 320 olmuştur. ▪️Son bir haftada engellenen 1.496 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 5 bin 130’a ulaşmıştır. Ayrıca, hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 135 kilogramdan fazla uyuşturucu ele geçirilmiştir. ‘’KARA OCAK KATLİAMI”NDA HAYATINI KAYBEDEN KARDEŞLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ Türkiye, stratejik açıdan kritik bölgelerde sunduğu çözüm önerileri ve istikrara sağladığı katkılarla müzakere süreçlerinde kilit bir rol oynamaya devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de Kıbrıs’tan Azerbaycan’a, Libya’dan Kosova ve Bosna Hersek’e kadar geniş bir coğrafyada başarıyla görev yapmakta; dost, kardeş ve müttefik ülkelerin haklı davalarına güçlü bir destek sunmakta; bölgesel barışın tesis edilmesine ve uluslararası güvenliğe kayda değer katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle 20 Ocak 1990’da Azerbaycan’da yaşanan ve “Kara Ocak” olarak bilinen katliamda şehit edilen kardeşlerimizi rahmetle anıyor, Can Azerbaycan ile bir ve beraber olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. SURİYE’DE ÖNLEYİCİ VE YOK EDİCİ TEDBİRLERLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Terör örgütü PKK/PYD/YPG/SDG’nin uyguladığı baskı ve şiddet sebebiyle Suriye halkı zorla yerinden edilmiş, toprakları terör örgütleri tarafından işgal edilerek doğal kaynakları sömürülmektedir. Yeni bir dönemin başladığı Suriye’de; ▪️İşgal edilen toprakların terör örgütlerinden kurtarılarak gerçek sahiplerine verilmesi, ▪️Göçe zorlanan Suriye halkının gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerinin sağlanması gerektiğini, ▪️Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile sınırlarımıza tehdit oluşturan PKK/PYD/YPG/SDG ve DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki tüm unsurlarına karşı aldığımız önleyici ve yok edici tedbirlerle mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. BUNDAN SONRA DA FİLİSTİN HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ Hamas ve İsrail arasında varılan ateşkes mutabakatına hassasiyetle riayet edilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasını temenni ediyoruz. Aylardır zulme uğrayan Gazze’ye, insani yardımların kesintisiz ve yeterli şekilde ulaştırılması; iki devletli çözüm temelinde, adil ve kalıcı bir barışa yönelik sürecin başlatılması konusunda uluslararası toplum üzerine düşen sorumluluğu bir an evvel yerine getirmelidir. Ülkemiz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir. SN. BAKANIMIZ BUGÜN LİBYA GENELKURMAY BAŞKANI’NI KABUL EDECEK Sayın Bakanımız; ▪️16 Ocak’ta Moğolistan Savunma Bakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelmiş, ardından Abu Dabi Büyükelçimizi, ▪️17 Ocak’ta ise Kore Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi’ni kabul etmiştir. ▪️20 Ocak’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın Slovakya Başbakanı ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat eden Sayın Bakanımız, ayrıca mevkidaşı ile “Türkiye-Slovakya Askerî Çerçeve Anlaşması”nı imzalamıştır. ▪️Sayın Bakanımız, bugün de (23 Ocak) Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Libya Genelkurmay Başkanı'nı kabul edecektir. ▪️15-17 Ocak tarihleri arasında Belçika’da düzenlenen NATO Askerî Komite Toplantısı’na katılan Sayın Genelkurmay Başkanımız, Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı ve birçok ülkenin Genelkurmay Başkanı ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. ▪️20 Ocak’ta Umman Deniz Kuvvetleri Komutanını kabul eden Sayın Genelkurmay Başkanımız, bugün de (23 Ocak) Libya Genelkurmay Başkanını ağırlayacaktır. ▪️Kara Kuvvetleri Komutanımız bugün (23 Ocak) Ankara’ya resmî ziyarette bulunan Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ile bir araya gelecektir. ▪️Deniz Kuvvetleri Komutanımız, resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Umman Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyet ile 20 Ocak’ta görüşmüştür. CTF-151’İN KOMUTASINI PAKİSTAN’A DEVRETTİK Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. Bu kapsamda 20 Ocak’ta; ▪️Kars’ta başlayan ve 10’u fiilî, 6’sı gözlemci olmak üzere toplam 16 ülkenin yer aldığı Kış-2025 Tatbikatı ile ▪️Almanya’da düzenlenen Dynamic Mirage-2025 NATO Deniz Eğitimi Simülasyon Tatbikatı devam etmektedir. Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 7’nci kez komuta edilen ve Aden Körfezi’nde deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı görev yapan Birleşik Görev Kuvveti-151’in (Combined Task Force-CTF-151) Komutası, 22 Ocak’ta Bahreyn’de düzenlenen törenle Pakistan’a devredilmiştir. Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait BUTRUNTİ gemisi tarafından NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında, 24-26 Ocak tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti gerçekleştirilecektir. 20 Ocak’ta muharip ve destek uçaklarımızın katılımı ile Akdeniz’de, 21 Ocak’ta ise Karadeniz’de eğitim uçuşu yapılmıştır. 22 Ocak’ta Deniz Muhafızı Harekâtı kapsamında, Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen uçuş görevinin yarın (24 Ocak) da icra edilmesi planlanmaktadır. NATO Müttefik Hava Komutanlığınca, Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında, 28 Ocak’ta Romanya hava sahasında icra edilecek Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 ve tanker uçağımız ile katılım sağlanacaktır. SEL FELAKETİNİN YAŞANDIĞI POLONYA’DA PANEL KÖPRÜ KURDUK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ulusal ve uluslararası alanda insani yardım faaliyetleri başta olmak üzere doğal afetlerle mücadeleye destek vermeye devam etmektedir. Bu kapsamda Polonya’nın Krosnowice bölgesinde meydana gelen sel felaketi sonrası yardıma giden 5’inci Kolordu İstihkâm Alay Komutanlığı unsurlarımız tarafından Biala Ladecka Nehri üzerine 37 metre uzunluğunda panel köprü kurulumu tamamlanmıştır. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE ALINDI Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve tam bağımsız bir savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz, her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; ▪️T-70 Genel Maksat Helikopteri, ▪️Yeni Nesil T-155 Kundağı Motorlu Fırtına Obüsü, ▪️Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR O), ▪️Modern Piyade Tüfeği (MPT-76 MH) envantere alınmıştır. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ DEVAM EDİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri, planlanan takvime uygun şekilde devam etmektedir. ▪️2 Ocak’ta başlayan Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları 27 Ocak’a, ▪️9 Ocak’ta başlayan “Kara Kuvvetleri Komutanlığı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er Temini” başvuruları ise 29 Ocak’a kadar yapılabilecektir. BEDELLİ ASKERLİK SINIFLANDIRMA SONUÇLARI AÇIKLANDI Bedelli askerlik sınıflandırma sonuçları bugün (23 Ocak) itibarıyla açıklanmıştır. Sonuçlar, e-Devlet kapısından veya askerlik şubelerinden öğrenilebilecektir. Yükümlülerin talep etmesi hâlinde celp dönemi değişikliklerini kontenjan durumuna göre e-Devlet kapısından (askerliğim uygulaması) ve askerlik şubelerinden gerçekleştirebilmeleri mümkündür. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️Bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmeye, ▪️Ülkemizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya kararlılıkla devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

36,211 views • 1 year ago

Size, Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan sesleniyorum. Benim burada olmam, hiçbir yurttaşımızın, AKP baskı rejiminde can ve mal güvenliğinin olmadığının en açık kanıtıdır. 18 Ocak Cumartesi günü, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Mersin İl Kongresinde şu açıklamayı yaptı: ‘’Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, Birinci Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin; milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik tahrip edici, baskıcı politikalarının ağır bedellerini izledik” 19 Ocak Pazar günü ben de Antalya'da, 4. Zafer Partisi İl Başkanları Toplantısında, Erdoğan'ın bu açıklamasına şu cevabı verdim: ‘’Bu mücadelede, bu politik fikir mücadelesinde Zafer Partisi; PKK gibi, FETÖ gibi, IŞİD gibi terör örgütleriyle mücadele etmektedir. Bütün bunların karşısında Zafer Partisi; Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, temel ilkelerini, milletimizin ve devletimizin bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü kararlılıkla savunmaktadır. Ancak, ne yazık ki Zafer Partisi; ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bırakmış olduğu değerli mirası sadece terör örgütlerine karşı değil, aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’ye karşı da savunmak durumundadır. Recep Tayyip Erdoğan dün Mersin’de partisinin kongresinde yapmış olduğu konuşmada şöyle söylüyor: “Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, Birinci Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik politikalarının ağır bedellerini izledik” demiş. Değerli Zafer Partililer, Türk milleti 1000 seneden beri Anadolu’da egemenliğini sürdürüyor. 1000 sene boyunca birçok Haçlı seferine maruz kaldık. Birinci Haçlı Seferi 1095 yılında başladı. Son Haçlı Seferi ise 1914-1922 yılları arasında gerçekleşti. Son büyük Haçlı Seferi’ni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu’da mağlup ettik ve Haçlı ordularını Akdeniz’in soğuk sularına gömdük. Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti için yeni bir Ergenekon’dur ve bu yeni Ergenekon’da aziz milletimiz güçlenmiş, silahlanmış ve sanayisini inşa etmiştir. Yıkılış döneminin bırakmış olduğu hastalıkları bertaraf etmiş, Hatay’ı almış ve ardından Kıbrıs’ta devlet kurmuştur. Emin olun ki son 1000 yılda gerçekleşen hiçbir Haçlı Seferi, Erdoğan’ın ve AKP’nin Türk milletine ve Türk devletine verdiği zararı vermemiştir. Hiçbir Haçlı Seferi, Türk devletine casusları sokamamış, Türk milletini Deist, Ateist veya Hristiyan yapamamıştır. Ancak, Erdoğan döneminde, Türk milletinin geniş kesimleri “Allah ile aldatanlar” yüzünden dinlerinden soğumaya başlamışlardır. Erdoğan döneminde Deist ve ateist oranı yüzde 16’yı aşmıştır. Erdoğan bilmelidir ki Cumhuriyet’i kuran kadrolar, Türk milletinin inancını, tarihini ve kültürünü korumuş ve geliştirmiştir. Türk milletinin inancına, tarihine ve kültürüne saldıran, tarihi fesli bir deliden öğrenen Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Evet, Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin tarihine ortaklar getirerek, Türk milletinin tarihini çarpıtarak, Türk milletinin tarihine zarar vermektedir. Erdoğan, Türk milletinin devletini; tarikat ve cemaatler arasında dağıtarak, şirk koşanları devlete ortak ederek Türk milletinin inancına zarar vermektedir. Milyonlarca sığınmacı ve kaçağı Anadolu’ya sokarak, Türk milletinin kültürünü tahrip etmektedir. Yaşanan şey aslında bir AKP faşizmidir. Ve Zafer Partisi olarak biz, ana muhalefet gibi bu faşizmle normalleşmeyeceğiz. Biz mücadele edeceğiz ve kazanacağız. Zafer, Türk devletinin ve Türk milletinin olacaktır. Görüldüğü üzere, Erdoğan'a verdiğim cevapta; Erdoğan'ın, Atatürk ile ilgili kullandığı ifadelerin aynıları kullanılmıştır. Ertesi gün, Erdoğan'a, “Atatürk'e hakaretten” soruşturma açmayan İstanbul Başsavcılığı, bana yönelik olarak soruşturma açtığını, daha UYAP'ta dosya olmadan basına açıklamış. Saat 17.30 sularında İstanbul Başsavcılığı'nda görevli bir savcı, “kaçma şüphem olduğu ve gözaltının önünde bir engel olmadığı” ifadelerini kullanarak gözaltına alınmam için talimatı Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bildirmiş. Öncelikle şunu ifade edeyim; beni suçlamak için 1. ve 2. Ergenekon iddianamelerinde onlarca sayfa yalan uyduran FETÖ savcıları kaçtı ama ben kaçmadım. Bir gün Ak rejim savcıları ve Ak rejim hakimleri de kaçacak ancak ben yine kaçmayacağım. Bütün toplumun tanıdığı bir siyasi partinin genel başkanı niye kaçsın? Üzerine atılı olan suç, tutuklamayı bile gerektirmiyor iken neden davet edildiği zaman gidip ifade vermesin? Savcının kullandığı 2. ifade hukukun değil, psikolojinin bir parçasıdır. “Gözaltının önünde bir engel olmadığını” ifade ediyor. Böyle bir hukuk kavramı ve anlayışı yoktur. Bu ifade, savcının, gözaltına alınmamdan, tutuklanmamdan duyduğu sevinci ifade etmektedir. Bu gözaltı talimatı üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis ekipleri saat 19.30'da bir lokantada yemek yerken beni gözaltına aldılar. Hastaneye götürdükten sonra başka bir ekibe devrederek İstanbul'a yolladılar. İstanbul'a bir konvoy halinde 180-190 km hızla geldik. Otomobil sürücüsünü 3 kez, “beni ölü mü diri mi teslim edeceksiniz?” diye uyarmama rağmen aynı süratle devam etti. Vatan caddesinde toplanan binlerce vatandaşımızın beni görmesine imkân vermeden binaya sokuldum. Nezarete götürmediler. Avukat ile görüşme odası dedikleri bir odada beklettiler. Gerek Ankara'dan getiren ekibin, gerek İstanbul'daki polis ekibinin nezaketlerinden asla taviz vermediklerini ifade etmek isterim. Ancak, beni görmeye gelen avukatlardan sadece biriyle görüşmeme fırsat verildi. O gece Vatan Caddesi önüne gelen bütün yurttaşlarımıza, sevgili Zafer Partisi Teşkilât Mensuplarına, değerli avukatlara teşekkürlerimi iletiyorum. Geceyi otuz santim genişliğinde, iki metre uzunluğunda bir kalas bankın üstünde geçirmem istendiğinde; polislere “bu gece İmralı'da Abdullah Öcalan daha konforlu uyuyordur” dedim. Bunun üzerine bir koltuk ve battaniye verildi. Battaniyeyi kalas bankın üzerine sererek yattım. Beni sabah 10.00’da Çağlayan adliyesine ifadeye götüreceklerdi. Ancak saat 13.30'da götürüldüm. Neden? Çünkü bir gün önce hakkımda “Cumhurbaşkanı'na hakaretten” soruşturma açan ve gözaltı kararını alan savcılar benim açıklamamda hakaret olmadığını ve beni bu şekilde tutuklayamayacaklarını biliyorlardı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla alınan gözaltı kararı tam bir hukuk kumpasıdır. Bu konuda Başsavcı ve ilgili savcılar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Ve bir zamanlar FETÖ savcıları bu tür kumpaslar kurdukları için nasıl ceza aldılar ise şimdi bu kumpasları kuranlar da ceza alacaklardır. Beni tutuklamak için gereken belge, ben gözaltına alındıktan sonra, İstanbul'a getirilmemi takiben, 21 Ocak sabahı erken saatlerde Kayseri Emniyet Müdürlüğü'ne verilen bir talimat ile alelacele hazırlatılan 4 sayfadır. Bu sözde belgede X'te paylaşım yapan 2 eski Zafer Partisi üyesi Murat Kaftar ve Baykal Altay ile “eski Zafer Partisi Kayseri İl Başkanımız” Hacı Ali Demirkaya’nın paylaşımlarıyla ilgili olarak suçlamalarda bulunulmuştur. Oysa bu kişiler ile ilgili soruşturmalarda takipsizlik kararı alınmıştır. Hakkında takipsizlik kararı alınan suç oluşturmayan paylaşımlardan hareketle suç oluşturulamaz. Belgede ayrıca Kayseri olaylarına katılanların “Zafer Partisi'ne müzahir” olduğu ifade edilmiştir. Kayseri Emniyet Müdürlüğü eylemciler arasında anket mi yapmış? Gerçek şudur; Kayseri olayları sırasında ne Kayseri'de ne de diğer illerde bir tek Zafer Partisi üyesi hakkında soruşturma açılmıştır. Zafer Partisi, Kayseri Emniyet Müdürlüğü ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunacaktır. Ayrıca, Savcılık soruşturma dosyasında, benim, “olayları yatıştırmak” için attığım 2 X'e hiç yer verilmemiştir. Bu X'lerde şu ifadelerde bulunmuştum: 1) ‘’Yanlış diyebilmek için açık adını buraya yazacaksın. Kayseri’ye gideceksin. Oradan sokaktan fotoğrafını paylaşacaksın. Böyle sahte isimler ile sosyal medyadan Türk milletini sokağa çağırmayacaksın. Halk tepki gösterdi. Bu yol ile kimse yollanmaz, sadece ülke emperyalizmin istediği gibi karıştırılır. Suriyelileri, Afganları yollamak istiyorsan oyunu Zafer Partisi’ne vereceksin ve hukuk içinde gidecekler. Sevgili Kayserililer, polis bizim, devlet bizim, ülke bizim. Şehrinize sahip çıktınız. Artık evinize dönün. Bilinçli, bilinçsiz tahrikçilere izin vermeyin.” 2) KAYSERİ’de Eskişehir Bağları Mahallesi’nde: * Suriyeli bir sığınmacı, 5 yaşındaki başka bir Suriyeli kız çocuğuna tecavüz etti. * Tecavüzcüyü almak isteyen polise karşı, tecavüzcünün yakınları zorluk çıkardı ve olaylar büyüdü. * Mahallede yaşayan Türkler, olayı duyunca polise direnen Suriyelilere tepki gösterdi. Diğer mahallelerden gelen Türkler de sokağa çıktı ve Suriyelilere tepki gösterdi. * Olaylar büyüdü. Polis sayısı yetersiz kalınca valilik tarafından acil görev çağrısı yapıldı. * Valilik, polislere Suriyelileri koruyun talimatı verdi. Suriyeli nüfusun yoğun olduğu Danişmend Gazi Mahallesi’nde, Kayseri halkı sokağa çıkarak gösterilere başladı. O mahalleye de polis sevk edildi. Olayların bu noktaya gelmesinin nedeni, hiç şüphesiz şımartılan Suriyelilerin tecavüzcüyü polise teslim etmeyip direnmesidir. Sevgili Kayserililer, polis güçlerine yardımcı olarak evlerinize dönün. Tepkinizi gösterdiniz. Olayların büyümesi Türkiye’nin düşmanlarının işine yarayacaktır.” Ayrıca, olayların başlamasından sonra 2 Genel Başkan Yardımcımı ve 1 Genel Başkan Başdanışmanımı Kayseri'ye yolladım. Seyit Yücel, Ali Dinçer Çolak ve 15 Temmuz gazisi Emekli Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz'ı Kayseri'ye yolladım. Kendilerinin Kayseri Emniyeti ile yaptığı temaslardan hiç bahsedilmemiştir. Savcı bu alelacele hazırlanan belge dışında bana, büyük bir çoğunluğunu 2020-2021-2022 yıllarında paylaşmış olduğum sığınmacı Suriyeliler ve kaçak Afganlar ile ilgili paylaşımlara ilişkin sorular sordu. Öncelikle hiçbir X paylaşımımda ne sığınmacı Suriyelilere yönelik ne de Afganlara yönelik bir öfke, nefret ifadesi bulunmaktadır. Yaptığım paylaşımların çoğu “alıntı” paylaşımdır. Yani başka bir kaynakta bahsedilen haberi alıntılayarak paylaşım yapmış olduğum görülmektedir. Diğer paylaşımları yalanlamayan resmi makamlar benim paylaşımım üzerinden yalanlamayı yayınlamışlardır. Örneğin eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş; “Hatay'da Suriyelilere toprak, ekilebilir arazi satıldığı” açıklamasını yapmış. Ben de bu açıklamayı alıntılayarak paylaştım. Hatay Valiliği Lütfü Savaş'ı değil beni yalanlamış. Bunun için tutuklandım. Mersin'den bir genç beni aramış. “Kardeşimi Suriyeliler bıçakladı. Ben Mersin'in yerlisi bir ailenin evladıyım. Arkadaşlarımı zor tutuyorum” demiş. Ben de bu gencin ismini vererek “sakin olmalarını, Mersin Emniyetine güvenmelerini, Mersin polisinin suçluları yakalayacağını” ifade etmişim. Ve X paylaşımını Mersin Emniyetini adresleyerek paylaşmışım. Mersin Emniyeti açıklama yaparak bıçaklayanın Suriyeli olmadığını iddia etmiş. Ben ailenin iddiasını açıkladım. Üç saldırganın ikisinin Suriyeli birinin de Türkiye doğumlu Türk vatandaşı olduğu paylaşımda açıklanmıştı. Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün açıklamasının doğru olup olmadığı araştırılmalıdır. Çünkü Mersin Emniyet Müdürlüğü daha önce de; artık Şam Caddesi diye anılan, Mersin'in Fasih Kayabalı Caddesi'nde, ön adı ONUR olan bir Türk gencinin, bir Suriyeli tarafından öldürüldüğü haberini gizlemişti. Özetle bu ve benzeri; Kayseri olayları ile hiçbir ilgisi olmayan, herhangi bir nefret ifadesi olmayan, AKP hükümetinin; “açık sınır” ve “yanlış sığınmacı ve kaçak politikasını” eleştiren paylaşımlarım gerekçe gösterilerek tutuklandım. Tutuklama sorgusuna, -üç avukatın dışında- vekalet verdiğim avukatlarım bile alınmadı. Değerli basın mensupları, tutuklanmamın gerçek nedeni; Erdoğan'ın, “tutuklanmamı emretmiş” olmasıdır. Bunun nedeni; Erdoğan ve Bahçeli'nin, “Milli-Üniter-Laik Türkiye Cumhuriyeti”nin, PKK terör örgütü elebaşı ile birlikte, "yeni paradigma" çerçevesinde Türk-Kürt-Arap Federasyonu'na dönüştürme kararına, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi'nin, plânı ifşa ederek, aktif şekilde direnmesidir. Ayrıntıları ile hazırlandığı, her detayın konuşulduğu ve ilmek ilmek örüldüğü, eski AKP milletvekili İhsan Aslan tarafından ifade edilen plânın içinde nelerin bulunduğu ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baş hukuk danışmanı Mehmet Uçum'un X paylaşımlarında açıklanmıştır. Bu plan, öyle büyük bir tehdittir ki; Devlet Bahçeli bile “önümüzdeki dönemde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez” demiştir. Türkiye'yi parçalayacak bu plâna muhalefet edeceğiz, direneceğiz. Değerli basın mensupları, Büyük Türk Milleti, binlerce genç Mehmetçik, polis ve korucu kardeşimiz hayatlarının baharında şehit oldular. Binlerce genç Mehmetçik, polis ve korucu gazi oldular. Genç öğretmen kardeşlerimiz şehit edildiler. Gara'da, PKK ininde rehin tutulan 11 asker ve istihbaratçı kardeşimiz alçakça infaz edildiler. Ben de şimdi Silivri'de Öcalan için rehin tutuluyorum. Benim Silivri'deki tutukluluğum, şehitlerimizin aziz anısına saygı duruşudur.

Zafer Partisi

132,891 views • 1 year ago

Dr. Kudret Ünal'ın Oğlunun İtirafçı ve Mitçi Olması *Kudret Ünal: Her videoda F. Gülen'in yanındaki doktoru, tansiyon ölçer ceketten *SUHEYB-İ RUMİ ÜNAL: Oğul, Diplomat, KHK'lı 1) Oğul, 2004'de Dış İşlerine bakanlığına girip diplomat olmuş. Kendim başardım Cemaatle ilgim yoktu diyor. Tanıklar ise torpille girdi diyor. Fark etmez. Çünkü eğer Gülen'in sağ kolunun oğlu bile oraya giriyorsa, Dış İşlerini Monşerler ele geçirmişti, namaz kılanı tespit ettiklerinde atıyorlar, başörtüsünü tespit ettiklerinde atıyorlar demeyeceksiniz. İnsanlara bu kurum dönmelerle dolu, Masonlarla dolu, Cuma'ya bile gitmeyin tespit edilirseniz atılırsınız. Tedbir için İçki için, Başınızı açın, Mini etek giyin dediniz. O zaman açıklayın bu olayı. Bu kurum nasıl Kudret Ünal'ın oğlunu almış. Yıl 2004. Sizin deyiminizle AKP muktedir değil, Cemaat muktedir değil. 2) 2004'de Oğlan, gönüllü Mit ile temasa geçip, haber elemanı oluyor. Cemaatle ilgili her şeyi güncel haftalık Mit'e raporluyor. Karşılığında yüklü miktarda para alıyor. Darbeden sonra bunla temasta olan Mit görevlisi ihraç oluyor meğer Mitçi de Fetöcüymüş. Sonuç, olay büyük ihtimal danışıklı dövüş. Bir taşla 3 kuş vurmuşlar. Hem bu Mit'den para almış her hafta, hem ben Mitçiyim diye yeni kimliğe bürünmüş, Hem bunla temastaki Mitçi çok iyi birini devşirdim diye rütbe almış. İşe yaramaz, önemsiz, cemaatin kontrolündeki yalan yanlış bilgileri de Mit'in sistemine girmişler. Devleti soymuşlar. 3) Darbeden sonra KHK ile atılıyor. Gözaltına alınıyor. Ben cemaatçi değilim asla olmadım Mitçiydim diyor. Tanıklar, tam militan cemaatçidir, yalan söylüyor diyor. Yalanı ortaya çıkıyor. Ama adli kontrol ile serbest bırakılıyor. Nasıl? Kontrollü İtirafçı olmuş. Yani yeni isim vermiş ki kurtulmuş, kimi vermiştir? Dış İşleri bakanlığına kendi hakkıyla giren garibanın çocuklarını büyük ihtimal. 4) Salıyorlar bunu. Hemen Yurtdışına çıkarılıyor. VİP çıkışla kaçırılmıştır. 5) Semaver diye bir Youtube Kanalı açıyorlar. Kanalda Cemaatin önde gelen abileriyle belgesel tarzı röportaj yapıyor. "Geçmişten İzler" programının yeni versiyonu. Böyle bir kanalı açmak için milyon dolar para almıştır Cemaatten. Devam ettirebilmek için de her ay zarfını alıyordur. 6) Kanalda bununla röportaj yapan kişilere bakın, hepsi en tepedeki isimler. Demek ki neymiş? Tabandaki itirafçı olursa kafirdir MİT'çidir. Tepedekinin oğlu ise itirafçı da olsa Mitçi de olsa, zarfını da alır, hiyerarşide önemli bir göreve de getirilir ve önü açılır. 7) Yetmiyor, Tenkil Müzesi Programı yapıyorlar. Orada mağdur kişilerin hikayeleri anlatılıyor. Bunu çağırmışlar bu konuşmuş mağduriyet(!) hikayesini anlatmış. 8) Yurtdışından bir de gidip Anayasa Mahkemesine başvurmuş, haksız ihraç edildim diye. O kararda Google'da direk çıkıyor. Orda her şey yazıyor, kendi anlatmış.

Ahmet

28,823 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Harita Genel Müdürlüğümüzün kuruluşunun 100’üncü yılı dolayısıyla Harita Genel Müdürlüğünde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından düzenlenen basın toplantısında şu bilgiler paylaşıldı: 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin operasyon ve faaliyetlerine önemli katkılar sağlayan, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle birçok kamu kurumunu destekleyen, kuruluşunun 130’uncu, genel müdürlük oluşunun 100’üncü yılını kutladığımız Harita Genel Müdürlüğümüzde icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Öncelikle destansı bir mücadele olan “Kut’ül Amare Zaferi”nin yıl dönümünde aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor; ▪️Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu kahraman ve fedakâr pilotlarımız başta olmak üzere tüm pilotlarımızın “Dünya Pilotlar Günü”nü bir kez daha ▪️Ülkemiz ve milletimiz için gece gündüz demeden özveriyle çalışan personelimiz başta olmak üzere tüm işçi kardeşlerimizin “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”nü ise şimdiden kutluyoruz. BİR SONRAKİ GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER TOPLANTISI TÜRKİYE’DE YAPILACAK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek ve Katar olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamaktadır. Komşumuz Yunanistan ile son dönemde oluşan olumlu atmosferin korunması ve daha da ileriye taşınması adına karşılıklı iyi niyet ve diyalog çabalarımız devam etmektedir. Türkiye ile Yunanistan heyetleri arasında “Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları”nın yeni turu 28 Nisan’da Selanik’te gerçekleştirilmiştir. Olumlu bir havada geçen toplantıda; 2025 yılı boyunca daha önce mutabık kalınan “Güven Artırıcı Önlemler” ile 2026 yılı uygulama planında yer alacak faaliyetler ele alınmış, bir sonraki toplantının Türkiye’de icra edilmesi konusunda karara varılmıştır. Ayrıca, 2025 Yılı Uygulama Planı çerçevesinde; ▪️28-29 Nisan’da Kara Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet, Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret etmiş, ▪️Yine 6-7 Mayıs’ta 9’uncu Hudut Tugay Komutanımızın Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanı’nı, 6-9 Mayıs tarihleri arasında ise Yunanistan Millî Savunma Kolejinden bir heyetin Millî Savunma Üniversitemizi ziyaret etmesi planlanmıştır. Diğer yandan “Türkiye-ABD Yüksek Düzeyli Savunma Grubu Toplantısı” Bakanlığımızdan Savunma ve Güvenlik Genel Müdürümüz ile ABD Savunma Bakanlığından Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Vekili başkanlığındaki heyetlerin katılımıyla 28 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Söz konusu toplantıda; savunma ve savunma sanayi iş birliği imkânlarının geliştirilmesi ile bölgesel ve uluslararası güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunulmuş, stratejik ortaklığın daha da güçlendirilmesine ilişkin kararlılık vurgulanmıştır. Taraflar bir sonraki toplantının önümüzdeki yıl ABD ev sahipliğinde yapılması konusunda mutabık kalmıştır. İSRAİL, TOPLU KATLİAMLARA DEVAM EDİYOR İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistin halkına yönelik toplu katliamlarına, onları yerlerinden etmeye ve temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakmaya devam etmektedir. Bölgede istikrar ve güvenliğin en büyük tehdidi hâline gelen İsrail’e karşı barış çabalarının hızlandırılması, ateşkese geri dönülmesi ve insani yardımların bir an evvel ulaştırılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. BAKANIMIZ, SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN İTALYA ZİYARETİNE EŞLİK ETTİ ▪️23 Nisan’da Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ile Bakanlığımızda bir araya gelen, ▪️24 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilen 7'nci Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’na katılan Sayın Bakanımız; ▪️25 Nisan’da Kamerun’un Ankara Büyükelçisi’ni kabul etmiş, ▪️26 Nisan’da Millî Savunma Bakan Yardımcımız Şuay Alpay ile birlikte Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Zirvesi’ne katılmıştır. ▪️29 Nisan’da Sayın Cumhurbaşkanımızın “Türkiye-İtalya Dördüncü Hükûmetlerarası Zirvesi” dolayısıyla İtalya’ya gerçekleştirdiği ziyarete refakat eden Sayın Bakanımız, 2-3 Mayıs’ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen TEKNOFEST’e katılacaktır. 28 Nisan’da Kore Cumhuriyeti’ne resmî bir ziyaret gerçekleştiren Sayın Genelkurmay Başkanımız, Busan Türk Şehitliği'ni ziyaret etmiş, Türkiye’den götürülen “Vatan Toprağı”nı şehitliğe bırakmıştır. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız, 28 Nisan’da resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Avustralya Deniz Kuvvetleri Komutanı’nı ağırlamıştır. 3 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, tüm risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesine kararlılıkla devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde; ▪️Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1, mağarada tespit edilen ve "Teslim ol!" çağrısına uyan 2 olmak üzere toplam 3 PKK’lı terörist teslim olmuş, ▪️Hudutlarımızda; 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 104 şahıs yakalanmış, 1.893 şahıs engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.666’ya, engellenen kişi sayısı da 27 bin 507’ye ulaşmıştır. Suriye Harekât Alanlarında ise 8 Ocak’tan bu yana sürdürülen “tünel imha” faaliyetleri kapsamında bugüne kadar Tel Rıfat bölgesinde yaklaşık 85, Menbiç bölgesinde ise 95 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edilmiştir. KURTARAN TATBİKATI BUGÜN SONA ERİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, tüm operasyon ve görevlerinin yanı sıra etkinlik ve caydırıcılığını daha da güçlendirmek ve personelinin yetkinliğini artırmak amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerine kesintisiz olarak devam etmektedir. ▪️14-25 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Millî Anadolu Kartalı Eğitimi başarıyla tamamlanmıştır. ▪️24 Nisan’da başlayan ve 17 ülkenin katılımıyla Doğu Akdeniz’de düzenlenen Kurtaran Tatbikatı bugün (30 Nisan) sona erecektir. ▪️21 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Desert Flag, ▪️28 Nisan-31 Mayıs tarihleri arasında yerinden katılım ile Steadfast Cobalt, ▪️28 Nisan-11 Mayıs tarihleri arasında Gürcistan’da NATO-Gürcistan Krize Müdahale Harekâtı tatbikatları devam etmektedir. 5-16 Mayıs tarihleri arasında; ▪️İzmir’de EFES-2025 Bilgisayar Destekli Komuta Yeri, ▪️Ankara’da Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Özel Kuvvet Eğitimi, ▪️Edirne’de Trakya-2025, ▪️Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Denizkurdu-II, ▪️İstanbul’da Eurasian Peace tatbikatlarının icra edilmesi, 3-29 Mayıs tarihleri arasında; ▪️Almanya’da Formidable Shield, ▪️İtalya’da Mediterranean Strike, ▪️Estonya’da Locked Shields, ▪️İspanya’da Spanish Minex tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. ▪️NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında, TCG KEMALREİS gemimiz tarafından 2-4 Mayıs tarihleri arasında Civitavecchia (Çivitavekya)/İtalya’ya, ▪️NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi çerçevesinde ise TCG YZB. GÜNGÖR DURMUŞ ve TCG AKÇAY gemilerimiz tarafından 3-4 Mayıs’ta Cartegena/İspanya’ya liman ziyaretleri yapılacaktır. “17’nci Langkawi Uluslararası Denizcilik, Havacılık ve Uzay Fuarı” kapsamında Malezya’ya seyreden ve 29 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Umman’a liman ziyareti yapan TCG BÜYÜKADA gemimiz, 4-7 Mayıs tarihleri arasında Karaçi/Pakistan’a liman ziyareti gerçekleştirecektir. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Bekamızın ayrılmaz bir parçası olan yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin de katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; ▪️MİKON İHA Sistemi, ▪️Modüler Gündüz Görüş Kamerası ile ▪️5,56 mm Hafif Makineli Tüfek, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. 1-4 Mayıs tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ercan Havalimanı’nda düzenlenen TEKNOFEST KKTC’ye Millî Savunma Bakanlığı standı, SOLOTÜRK ve Türk Yıldızları dâhil çeşitli hava araçları ve askerî bandonun yanı sıra Bakanlığımıza bağlı Makine Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi ve ASFAT ile katılım sağlanmaktadır. Bakanlığımızın stantları ile hava unsurlarımızın statik/dinamik gösterileri ve Armoni Mızıkası Komutanlığımızın konserine gençlerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı bekliyoruz. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ DEVAM EDİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. Mayıs, Haziran ve Temmuz 2025 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları, bugün (30 Nisan) itibarıyla e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemiz ve milletimizin savunma ve güvenliği için; ▪️Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, ▪️Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası güvenlik, barış ve istikrara katkı sunmaya, ▪️Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

23,500 views • 1 year ago

ÖZEL KUVVETLERİN EFSANE KOMUTANI: MUSTAFA LEVENT GÖKTAŞ Hukuk fakültesi mezunu, işletme masteri yaptı, İngilizce, Rusça, Arapça biliyor, üçüncü dan seviyesinde kara kuşak karateci, yüksek irtifa paraşütçüsü, 30 bin feet'ten bile defalarca serbest atlayış yaptı, derin su dalgıcı, uluslararası özel kuvvetler şampiyonasında üç defa dünya şampiyonu oldu, sıkı durun, bin 500'e yakın sıcak çatışmaya girdi, sırf Zap kampı basılırken 18 gün içinde 54 defa namlu namluya vuruştu, üç defa Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası aldı… Albaydı. O zamanlar ismi Mete' ydi.... Yarbaydı 1997 de Kuzey Irak'a girildi.. Çıkmamak üzere.. PKK görüldüğü yerde öldürüldü, yüzer, yüzer, binlerle ifade edilen sayılarda.. Levent Albay o sıralarda Silopide Özel Kuvvetlerin komutanıydı.. 1997`nin sonlarına doğru büyük bir grup kurdu. Yaklaşık 150-200 kişilik özel kuvvetlerden subay astsubay, 400-500 tane de peşmerge.. Kuzey Iraktaki unsurlara operasyon başladı Levent Albayın grubu yerleşti.. Gece saat 01:00 sularında, çatışma başladı, PKK nın Sözde Taburlarından 4-5 tanesi birleşerek tepenin etrafını sarmıştı. Bizzat Karayılan ve Bayık da orada teröristlere emir komuta ediyordu. Çatışma çok şiddetlendi 2 dakika sonra Levent Albay telsize girdi.. Çok fena geldiler, Zaten patlamalardan dolayı konuşamıyordu bile.. Levent Albay 10 kez mevzi değiştirmek zorunda kaldı.. Sabaha kadar PKK sızmaya çalıştı, sızan grubu göğüs göğüse durduran subaylarımız oldu.. Hiçbir yardım istemedi Levent Albay.. Sabah olunca PKK lılar katırlarla ölülerini taşımaya başladılar...telef olmuşlardı..ister inanın ister inanmayın Özel Kuvvetlerden bir yaralı dahi yoktu.. peşmergelerde ise 6 yaralı vardı, hepsi de yaşadı.. Bitti mi? yok daha yeni başlıyordu Levent Albay hemen ana grubu 2-3 alt gruba böldü ve takip başladı.. Zapa kaçtılar Zapı dağıttı yüzlerce ölü.. Hakurka kaçtılar, Hakurku dağıttı,yüzlerce ölü... her gün yüzlerce ölü alınıyordu.. PKK bitme noktasına geldi.. Levent Albay kudurmuştu bir kez.. Hedef Kandil'di... Teması hiç kaybetmedi.. Kıstırdığı yerde kobra çağırıyor 10-20 ölü, kıstırdığı yerde F16 çağırıyor, 20-30 ölü, PKK artık ölülerini toplamaktan bile vazgeçmişti.. Herkes terör bitiyor artık dedi... Ve bir gün Kandil'e ulaşmak üzereyken... 2 adet F-16 geldi. Levent Albay yine küçük bir grubu kıstırdı, Herkes Albay F16 çağırdı, indirecek şimdi diye beklerken, telsizden sesi duyuldu, --"Bu F16`ları siz mi çağırdınız?" diye, --"Biz çağırmadık" --" ee ben de çağırmadım; kim çağırdı?" derken, herkes F16 ları izlemeye başladı, tam gidilen istikametin önünde dik bir hatta uçuyor, sonra ileriden manevra yapıp geri geliyor tekrar aynı şekilde alçak uçuş yapıyordu.. Derken F 16'ların kuyruk işaretleri gözüktü nihayet... Uçaklar bizim değil!.. Ameriakn uçakları idi... Herkes gördü. Daha önceden de şehir efsanesi gibi anlatılırdı PKK'ya yardım indiren helikopterler filan ama bu öyle değildi... Binlerce insan gözleri yukarda ABD uçaklarını izliyordu... Uçaklar dağılan PKK gücüne destek sağlıyordu... 4014 telsizin 7 nci kripto seviyesinde kimsenin duyamadığı görüşmeler yapıldı, uydu telefonları ile görüşmeler yapıldı... Ve Levent Albay Kandilin eteklerinden geri çevrildi... Levent Albay; 1. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın en seçkin subaylarının eğiticisi ve bir çok birliğinin kurucusudur. 2. Yüksek atlama serbest paraşütçü, dağ ve sualtı komandosu olan ilk ve tek subaydır. 3. Erken terfisi olan ender subaylardan biridir. 4. Yalnızca bir seferde, yaklaşık 40 askeriyle Irak'taki terör kampına girip 240 civarında teröristi etkisiz hale getiren bir komutandır. Bu tip operasyonların sayısını kendisi de hatırlamaz. 5. Arazide pusuya düşen ve kuşatılan askeri birlikle teröristler arasına tek başına girip, elindeki makinalı tüfekle teröristlere göz açtırmadan askeri birliğin pusudan çıkmasını sağlayan cesur bir askerdir. Ülkemizi ziyarete gelen Makedonya Genelkurmay Başkanı'nın; uluslararası bir ortamda, "Benim hocam (Özel Kuvvetler), hayran olduğum ve örnek aldığım subay'dır" dediği Türk Subayı'dır. Üç tane "Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası" sadece onda var. Başka hiçbir subayda yok. Kahraman Albay Levent Göktaşı Ergenekon zırvasıyla terörist olmakla suçlayanlar utansın! Kahramanlarımızı anlatmaya devam edeceğiz. Yaşasın vatan, Yaşasın Türk Milleti!

Başkan Öztürk Yılmaz

116,163 views • 2 years ago

ÇOK DAHA BÜYÜK KIYAMETE HAZIRLIK VAR! GAZZE İLE BEYRUT’LA SINIRLI KALMAYACAK. BÜTÜN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE HAZIR OLUN! PEKİ NELER OLUYOR? 1- İran, yıllarca örgütler üzerinden anavatanı korudu. Savaşı, tehditleri kendi sınırlarından uzakta, Lübnan’da, Yemen’de, Suriye’de tuttu. Bölgedeki bütün Şii grupları örgütleştirdi, savaşa sürdü, kendini güvene aldı. 2- Bunları yaparken bütün coğrafyaya yayıldı, “Bölgesel İran” tezini işledi. Ama coğrafyaya açıldıkça kendi içinde zayıfladı. Coğrafyada güçlendi İran’da zayıfladı. 3- Tehdit yeniden İran’a yönelince bu örgütleri bir bir kurban vermeye, gözden çıkarmaya başladı. Onları koruyamaz, korumaz hale geldi. On yıllardır İran için savaşan örgütler yapayalnız, savunmasız, ABD ve İsrail’in önünde çaresiz bırakıldı. 4- Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın ve örgütün bütün komuta kademesinin öldürülmesinin coğrafya etkisi çok büyük olacak. Gazze’de soykırım işlenirken sadece kuru tehditler savurup hiçbir şey yapmayan İran ve Hizbullah, iş Lübnan’a gelince tamamen iflas etti. 5- Böyle olunca da, Irak’taki, Suriye’deki, Lübnan’daki, Yemen’deki, coğrafyanın bir çok bölgesindeki Şii örgütler için, Arap kökenli Şiiler için bir sorgulama dönemi başlayabilir. 6- Hizbullah, onca silah gücüne rağmen, şuana kadar, Hamas kadar bile direniş gösteremedi. İran ve Hizbullah’ın bu çaresizliği, etkisizliği yıllardır Şii Hilali kuran İran’ın bölgesel stratejilerinin iflas ettiğinin göstergesi oldu. Bu haliyle Tahran’ın tamamen kendini savunmaya odaklandığı, içten içe parçalanma endişeleri taşıdığı açık. 7- İstihbarat alanında tam bir kaos yaşanıyor. Hem İran içinde hem örgütler içinde ABD ve İsrail istihbaratı her istediğini yapıyor. İran’ın ve örgütlerin istihbarat yapısı tamamen devşirilmiş, ele geçirilmiş. İran’daki suikastler, Lübnan’daki nokta vuruşlar büyük bir ihanetin varlığının açık ispatıdır. 8- Halep savaşında Kasım Süleymani ve Hasan Nasrallah’ın yürüttüğü vahşi Sünni katliamları unutulmaz. Adeta bir mezhep soykırımı yapıyorlardı. O zamanlar “Öyle bir gün gelecek ki, İran’ın gözyaşlarını kimse silmeyecek” diye yazmıştım. Ama biz bütün coğrafya için gözyaşı dökeriz! 9- Bugünkü haliyle, bir iflasın ötesinde sorgulamalar da yapılmalı. İran ve örgütleri, bu haliyle bile ABD ve İsrail’in bölgesel hesaplarını kolaylaştırıcı, önünü açıcı bir pozisyonda duruyor. Acımasız olmak istemem ama, bir gizli anlaşma, bir gelecek stratejisi, bir arkadan dolanma, Batılı istilacıları Müslüman topraklara taşıma gibi ürkütücü bir hesabın, pazarlığın kokuları da yayılıyor. 10- Bugün artık Hamas, Hizbullah eksenli düşüncenin çok ötesinde bir durum var. Bölge ölçekli bir tehlike söz konusu. Acilen buna odaklanmak zorundayız. Türkiye de bölge ülkeleri de, meselenin Şiiler, Hizbullah, İran olmadığını, bölgesel harita çalışmaları olduğunu, coğrafyanın yeniden formatlandığını, bunun sadece İsrail işi ve önceliği de olmadığını anlamak zorunda. 11- Soykırımın açık yapıldığı, terörün her çeşidinin uygulandığı, kitlesel terör dönemine geçildiği bu büyük istila, Şii-Sünni meselesi değildir. Bugün İran’ı hedef alıyor gibi görünse de, Türkiye ana ve nihai tehdittir. 12- Temel ilkemiz şudur: Hangi etnik yapı, hangi mezhep söz konusu olursa olsun, Batılı istilacıların coğrafyanın bir karış toprağını bile işgal etmesine karşı durulmalıdır. Bütün hesapların üstündeki ana hesap budur. Hiçbir gerekçe böyle bir istilayı meşru gösteremez. En sevmediğimiz ülkelerin bile istilasına karşı durmak zorundayız. Hiçbir gerekçe İsrail ve ABD’yi haklı kılamaz! 13- Dün Irak’ta 1 milyon insanı öldürenler, dün Afganistan’da korkunç katliamlar yapanlar, yeryüzünün her köşesinde gizli işkence merkezleri kurup binlerce Müslüman genci yok edenler, bugün coğrafyanın başka bölgelerinde aynı şeyi yapıyor. İsrail, ABD, İngiltere ve Avrupalı istilacıların coğrafyamıza yönelik her saldırısına düşmanca karşı durmak şarttır. 14- Bizler; zaafların, iç çatışmaların, akılsız rejimlerin, ülkesini ve halkını düşünmeyen yönetici elitlerin, Batı’nın sömürge valilerinin kurbanlarıyız. Yüzyıllardır bu zaafları kullanarak işgal ve yağma yapıyorlar. Topraklarımızı, kaynaklarımızı, geleceğinizi çalıyorlar. 15- Ne tür rejimler olduğunu bakılmaksızın, bölge ülkeleri, bölge halkları uyanmalı. Bir üst akıl, bir ulus üstü idrak oluşmalı. Yüzlerce yıllık bu istilanın yenilenmesinin önüne geçilmeli. Yoksa gelecek nesillerimiz de, vatanlarımız da, kaynaklarımız da, özgürlüklerimiz de olmayacak. 16- Bugün İran’ın iflasına tanık oluyoruz. Cumhurbaşkanı öldürüldü, Hamas lideri İsmail Haniye Tahran’a davet edilip öldürüldü, Hizbullah kadroları öldürüldü. İran hiçbir şey yapamadı ya da yapmadı. Ama İran’ın iflası coğrafyaya dönük yeni işgallere kapı aralamamalı, gerekçe oluşturmamalı. 17- İsrail yayılmacılığı, ABD ve Avrupa’nın yayılmacılığıdır. Savaşı yeniden coğrafyamıza taşıyanlar, Irak işgaliyle başlattıkları tarihi yeniden harekete geçiriyorlar. Gazze’den sonra Lübnan işgaline başladılar. Sonra Suriye işgali gelecek. Sonra Sina Yarımadası işgal edilecek. Sonra Türkiye’nin bütün Güney sınırları işgal edilecek. Sonra Doğu Akdeniz’den, Ege’den vuracaklar. 18- Gazze sadece Filistin değil. Lübnan sadece Lübnan değil. Suriye sadece Suriye değil. Onlar bir bütün harita üzerinde çalışıyorlar. Beklersek sıra bize gelecek. Tavır ve duruşunu erteleyen her ülkeye gelecek. Bir sabah ansızın Suriye’nin Kuzeyinden İsrail’e kadar bir harita göreceğiz. 19- Türkiye, Şam yönetimiyle barışla ya da savaşla, bu harita parçalanmasına nihai müdahalesini yapmak zorunda. İran sınırından Akdeniz’e kadar İsrail/ABD varlığını işlemez hale getirmek zorunda. PKK/YPG gibi ortaklarını felç etmek, tasfiye etmek zorunda. Bunun için içerideki direnci aşmak zorunda. 20- Türkiye, ölümcül kararlar alıp uygulamak zorunda. Yüzyıllardır coğrafya inşa eden, tarih yapan bir akılla hareket etmek, tarihi sorumluluğunu yerine getirmek zorunda. Gazze ve Lübnan korunamazsa Suriye korunamaz. Suriye korunamazsa Anadolu asla tek parça kalamaz, bunu bilmek zorunda. 21- Öyle ki; kim ne yaparsa yanına kaldığı, elini nereye uzatırsa orada varolduğu, aklı olanın gelecek kurduğu bir tarih dönemi bu. Şu bilinmeli; Türkiye adım adım bir varoluşla yüzleşmeye doğru gidiyor. Ertelenen her gün ölümcül olacaktır. Ertelenen her gün her şeyi çok daha zor hale getirecektir. İsrail sınırımıza dayanmadan, İsrail askerleri Antep’in, Kilis’in karşısında devriye gezmeye başlamadan PKK ve YPG ezilmek zorunda. 22- Uluslararası sistem çöktü. Devletler düzeni çöktü. Ulus-üstü yapıların tamamı çöktü. Bütün devletler, bütün ülkeler “olağanüstü şartlar"a hazırlanıyor. Sadece akıllı olanlar, sadece güçlü olanlar, sadece ne zaman harekete geçmesi gerektiğini bilenler ayakta kalacak. 23- Şu anki “akıl tutulması” şudur: “Mesele İsrail’in Gazze ve Güney Lübnan sorunudur. Dolayısıyla bu iş sınırlı bir müdahaledir. Olay İsrail-Hizbullah, İsrail-Hamas meselesidir.” Böyle algılayanlar, yapılması gerekeni erteleyenler her şeyi kaybedecektir. 24- Türkiye, acilen Suriye ve Mısır eksenli çok köklü adımlar atmak, bölgedeki güç haritasının sıfırlanmasına engel olmak zorunda. Artık bölge içi düşmanlıkların, çatışmaların hiçbir anlamı kalmamıştır. Artık bölgemizde iki cephe vardır: İstilacılarla birlikte olanlar ve coğrafya için direnip kendi varoluşunu inşa etmek isteyenler. Bunun dışındaki hiçbir krizin, çatışmanın anlamı kalmamıştır. 25- Irak’taki, Suriye’deki, Doğu Akdeniz’deki, Ege’deki Batılı askeri yığınak bölgenin tamamını hedef almaktadır. Türkiye’yi hedef almaktadır. Olağanüstü bir teyakkuz hali söz konusudur. Kimse Batılı kurumlara güvenmesin. Kimse Soğuk Savaş dönemki güç dengelerine güvenmesin. Kimse içinde bulunduğu Batılı ittifaklara güvenmesin. 26- Bu gece Beyrut’a düşen bombalar, Şam’a düşen bombalar yarın Tahran’a da düşecek. Kahire’ye, İstanbul’a da düşebilir. Dedeağaç sınırımıza sadece 30 kilometre! Ege’deki bütün adalar, Rum Kesimi, Suriye’nin kuzeyi, Doğu Akdeniz olağanüstü askeri yığınak Lübnan için, Gazze için değil. Dün İstanbul’a gelenler bir daha gelir, bu muhtemel. Dün Kudüs’e gelenler yarın Mekke’ye gelir, bu muhtemel. 27- Sadece şunu bilin; Batı küresel saltanatını kaybediyor. Büyük medeniyetler ve büyük uluslar geri dönüyor. Batı bu gücü kaybetmemek için olağanüstü çılgınlıkları göze alacaktır. İşte o zaman ezberleriniz hiçbir işe yaramayacak.

İbrahim Karagül

314,774 views • 1 year ago

Tam 10.000 yaşındayım ve gördüğüm en korkunç kitle imha silahı “Ekonomik Yaptırımlar” denilen hadise. Eskiden her bir banknot, her bir para, bir merkez bankasındaki bir miktar altını temsil ediyordu. Daha sonra itibari paraya geçildi. Böylelikle hepimizin değerli olduğuna inandığı için paranın değeri oldu. Deniliyor. Yanlış. Bretton Woods ve altın standardı bittikten beri bi 70 yıldır falan, aslında petrol standardındayız. ABD bu yüzden Suudi Arabistanla bu denli müttefik mesela. Dolayısıyla 2014’te petrol fiyatları aşırı düşünce (2014 oil plunge) bu ekonomik sistem için varoluşsal bir tehdit oluştu. Latin Amerika’daki Bolivarist Devrim ve Pembe Dalga gibi solun dirilişini sinyalleyen hareketler de zaten ABD’nin radarındaydı. Örneğin Venezuela bir süredir petrol kaynaklarını kamulaştırıyordu ve Chevron dışındaki bütün Amerikan firmalarını postalamıştı. Karar verildi. Venezuela’ya ambargolar uygulanacaktı. Böylelikle petrol arzı azalacak ve petrol fiyatı artacaktı. Bunu tek bir ABD şirketinin kâr marjına tırnak atarak yapabilmek de harika denk gelmişti. Üstelik Venezuela halkı sefalet yaşayınca tekrar kapitalist bir iktidar lehine devrim yapabilirdi. Ve böylece o petrollerin arzı da tekrar ABD’ye geçebilirdi. Böylelikle ABD sadece belli bürokratları kapsayan yaptırımlarla başlayıp azar azar ambargoları coşturdu: - ABD'nin finansal sistemi ve doları kullanarak işlem yapan uluslararası bankalar ve şirketlerin Venezuela ile herhangi bir iş yapmasına yasak geldi. - 2018 yılında Venezuela, ABD yaptırımlarından kaçınmak amacıyla "Petro" adlı dijital para birimini çıkardı. Ancak ABD, kısa süre içinde Petro'ya yönelik yaptırımlar uyguladı. ABD Hazine Bakanlığı, Petro ile yapılan tüm işlemleri yasakladı ve bu dijital para birimini kullanan herkesi yaptırımlarla karşı karşıya bırakacağını açıkladı. - “İkincil yaptırımlar” denen türde bir yaptırım çeşidi uygulandı. İkincil yaptırımlar, doğrudan Venezuela ile iş yapmasalar bile, bu ülke ile iş yapanlarla iş birliği yapan şirketleri ve bireyleri hedef almaktadır. Bu özellikle Avrupa ve Asya'daki şirketler ve bankalar üzerinde etkili olmuştur. ABD finansal sistemine erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan bu kuruluşlar, Venezuela ile iş yapmaktan kaçınmaktadırlar. Bu durum, Venezuela'nın uluslararası ticaret ve finansman kaynaklarına erişimini daha da zorlaştırmıştır. - Venezuela, IMF'den yeni krediler veya fonlar alamamaktadır. ABD'nin nüfuzu, IMF'nin Venezuela'ya yönelik politikalarını şekillendirmekte etkili olmuştur. - Dünya Bankası da, ABD'nin baskısı nedeniyle Venezuela'ya yönelik finansal desteklerini kesmiştir. - Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Venezuela'nın uluslararası finansal işlemlerini kısıtlamış ve ülkenin finansal izolasyonunu artırmıştır. - Büyük uluslararası bankalar, ABD yaptırımları nedeniyle Venezuela ile iş yapmayı durdurmuşlardır. Bu bankalar arasında HSBC, JPMorgan Chase, ve Deutsche Bank gibi önemli finansal kurumlar bulunmaktadır. - Uluslararası yatırım fonları ve varlık yönetim şirketleri, Venezuela'ya yatırım yapmayı durdurmuşlardır. ABD yaptırımları, bu fonların Venezuela'ya erişimini engellemiştir. - ABD'nin liman ve lojistik hizmetlerine yönelik yaptırımları, Venezuela'nın uluslararası ticaretini ve mal taşımacılığını ciddi şekilde etkilemiştir. - ABD, Venezuela'ya yönelik teknoloji ve hizmet ihracatını da yasaklamıştır. Bu durum, Venezuela'nın teknolojiye erişimini ve dijital hizmetlerden faydalanmasını zorlaştırmıştır. -------------------- Bütün bunlar sonucunda, - Venezuela'nın petrol üretimi 2015'te günlük yaklaşık 2,5 milyon varilden 2020'de 500,000 varile düştü, bu da günlük 2 milyon varil azalma anlamına geliyor. Varil başına ortalama 50 dolar. Günlük Gelir Kaybı = 2,000,000 varil x 50 dolar = 100 milyon dolar Yıllık Gelir Kaybı = 100,000,000 dolar x 365 = 36,5 milyar dolar Toplam Gelir Kaybı = 36,500,000,000 dolar x 5,5 = 200 milyar dolar - Yüz binlerce yüzde oranındaki yıllık enflasyon oranları ile, paranın reel değer kaybı çok yüksek olabilir. Ancak, kesin bir rakam hesaplamak, ayrıntılı ekonomik modelleme olmadan olmeyyor. - Venezuela'nın 2017'den bu yana yaklaşık 60 milyar dolarlık borcunu temerrüde düşürdüğü tahmin ediliyor. Bu borcu yeniden finanse etmek bile yasak ve sırf buradan 20 milyar daha girdi. - Bu kaba tahminleri birleştirerek: Toplam Finansal Maliyet yaklaşık 200 milyar dolar (petrol geliri) + 60 milyar dolar (borç temerrütleri) + 20 milyar dolar (finansman sorunları) = 300 milyar dolar - Bunun neticesi de 9 milyon insanın sağlığının kötüye gitmesi oldu. Yani 3 kişiden biri. Ölüm oranları iki katına çıktı. 1 milyon 50 bin ekstra ölüm kaydedildi. 5 milyon kişi göçe zorlandı. Şimdi İran ve Rusya ile savaşa girmeye çalıştığından, ABD’nin acilen pazara biraz petrol arzı sokmaya ihtiyacı var. Daha evvel Evo Morales’in devrildiği darbede dayanak gösterilen OAS, bu sefer de Maduro hile yaptı diyor. Bunun sebebi bu. ABD’nin Avrupa’yı elinde tutması için, bi yerden petrol bulması lazım. Burada da Irakification yapmaya 2014’ten beri yatırım yapıyorlar. Saddam çok otokrat diye mi işgal edildi? Morales birazcık bile otokrat mıydı? Maduro otokrat, yolsuz, zart zurt olabilir. Ama Trump, Geert Wilders, Orban gibi karakterlerin yanında ismi bile anılmaz. Bi keresinde Venezuela’da gıda krizi varken Nusret’te et yemiş olsa ve PCV (komünist parti)nin iç işlerine karışmış olsa dahi, Maduro’nun net değeri 3 milyon dolar. Halkın bağrından kalıyor diğerlerinin yanında. Zaten Maduro’nun otokratlığından şikayetçi olan legit halk biz hiç duymuyoruz bile. Bize sesini yetirebilenler de Maduro’nun ister melek ister şeytan olmasını aslında hiiiiiç umursamıyor. Kaynaklarını kamulaştırmak bir yana millileştirmeye bile çalıştığı an, rejimler otokrat oluyor. Sonra öyle şeyler yapılıyor ki ertesinde hala başta olan bir rejimin bunu tertemiz yapmasına olanak yok. Sonra da bunlar işaret edilerek işgal, darbe, zart zurt. -------------------------- Nasıl ki kendi tebaalarına “Rıza İmalatı” deseniyle, medya oligopolisi üzerinden bir dizayn çekiyorlarsa, düşmanlarını da hamasify ediyorlar. Bu benim uydurduğum bişey. PLO uluslararası destek çekebildiği için karşısına Hamas konup PLO’ya karşı desteklendi. Hamas itici, sivil öldürüyor, vs. Hamas’a karşı rıza üretmek daha kolay. İran’da da mollaları Tudeh’e karşı desteklemek falan hep aynı şeyi yapıyorlar. O yüzden siz de kendi dilinizle bunları bol bol anlatın ki toplumsal hafıza olsun. Biri sizin üsluptan anlar, biri benim üsluptan anlar, anlıyo musun karşimet?

Yepisyeni Türkiye

16,453 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Gazi Meclisimizin açılışının 106’ncı yıl dönümünü şimdiden kutluyoruz. Bu kapsamda 23 Nisan’da; ▪️ Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 23 gemi ile 23 liman ziyareti yapılacak ve gemiler halkımızın ziyaretine açılacak, ▪️ Türk Yıldızları Akrobasi Timi tarafından Çanakkale’de, SOLOTÜRK Gösteri Ekibi tarafından Antalya’da gösteri uçuşları gerçekleştirilecek, ▪️ İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesinde (Yeşilköy) çeşitli etkinlikler düzenlenecektir. Ayrıca, Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 111’inci yıl dönümü kapsamında 25 Nisan’da Çanakkale’de “57’nci Alay Vefa Yürüyüşü Etkinliği” düzenlenecek, Türk Yıldızları tarafından Şehitler Abidesi’nde gösteri uçuşu yapılacaktır. Bu vesileyle, ▪️ Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza böyle bir bayram armağan eden Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanlarımız ile tüm şehit ve gazilerimizi, ▪️ Ayrıca, 1915 olaylarında katledilen savunmasız ve masum Türkleri, rahmet ve minnetle anıyoruz. PKK’LI TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için ülkemize yönelik risk ve tehdit unsurları ile mücadelesi kapsamında hafta içerisinde; ▪️ 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, ▪️ Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca, ▪️ Son bir haftada imha edilen 5 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 98’i başarıyla imha edilmiş, ▪️ Böylece Suriye harekât alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 777 kilometreye ulaşmıştır. HUDUTLARDA 140 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında hafta boyunca; ▪️ Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 140 şahıs yakalanmış, 1.552 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. ▪️ Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 232, engellenen kişi sayısı da 24 bin 169 olmuştur. SN. BAKANIMIZ, SN. CUMHURBAŞKANIMIZIN NATO GENEL SEKRETERİ'Nİ KABULÜNE REFAKAT EDECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında üstlendiği sorumluluklarla bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrara önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. 17-19 Nisan tarihleri arasında “Antalya Diplomasi Forumu”na katılan Sayın Bakanımız, Forum kapsamında; Kosova Başbakan Yardımcısı, Nijerya Savunma Bakanı ve IKBY Başkanı ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan, Suriye ve Moldova Cumhurbaşkanları ve Pakistan, Gürcistan ve Libya Millî Birlik Hükûmeti Başbakanları ile gerçekleştirdiği görüşmelere refakat etmiştir. 20 Nisan’da, ABD Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren ABD-Türkiye İş Konseyi heyetini kabul eden Sayın Bakanımız, 21 Nisan’da, resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Kongo Savunma Bakanı ile görüşmüş, Aynı gün (21 Nisan) Bakanlığımızda, NATO Genel Sekreteri ile Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi hazırlıkları ile NATO gündeminde yer alan konuların ele alındığı bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bugün (22 Nisan), şehit ve gazilerimizin kıymetli çocukları ile Bakanlığımızda bir araya gelen Sayın Bakanımız; ardından Zambiya Savunma Bakanı’nı ağırlayacak, müteakiben Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO Genel Sekreteri’ni kabulüne refakat edecektir. Sayın Bakanımız yarın (23 Nisan), Ulus'taki Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen törene ve Meclisteki özel oturum ile resepsiyona katılacaktır. ▪️ 20 Nisan’da, resmî ziyaretlerde bulunmak üzere gittiği Arnavutluk’ta, Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilen, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile bir araya gelen Sayın Genelkurmay Başkanımız, ▪️ 21 Nisan’da, Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımızın resmî davetlisi olarak ülkemize gelen İtalya Kara Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. ▪️ Sayın Donanma Komutanımız, 25 Nisan’da Avustralya’da icra edilecek "Anzak Günü Törenleri"ne katılacak, ▪️ 23-25 Nisan tarihleri arasında Avustralya Genelkurmay Başkanı ile Yeni Zelanda Genelkurmay Başkan Yardımcısı “Anzak Günü Törenleri” kapsamında Çanakkale’yi ziyaret edecektir. GEÇİCİ ATEŞKESE TAM OLARAK UYULMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; İran ile ABD arasında Pakistan’ın ev sahipliğinde yürütülen müzakerelerde sağlanan geçici ateşkese tam olarak uyulması, kalıcı barışa ulaşılması adına büyük önem taşımaktadır. Tarafların sağduyulu ve yapıcı davranmasını, ateşkesin uzatılarak müzakerelere devam edilmesini temenni ediyoruz. Öte yandan, Gazze’deki soykırımla başlayan ve ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı da devam etmektedir. İsrail’in bu saldırıları yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmemekte, aynı zamanda barış çabalarını da sekteye uğratmaktadır. Ayrıca, Lübnan’da bulunan Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücünde görevli Fransız askerin hayatını kaybetmesinden üzüntü duyuyor, tüm tarafları Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücünün dokunulmazlığına saygı duymaya ve Birleşmiş Milletler personelinin görevlerini tehlikeye atacak adımlardan kaçınmaya bir kez daha davet ediyoruz. Diğer yandan İsrail’in, Gazze Barış Planı’nın insani ve tıbbi yardımların ulaştırılması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi bölgede yaşanan insani krizi her geçen gün derinleştirmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail yayılmacılığına ve saldırılarına dur demesi gerekmektedir. TSK, EĞİTİM-TATBİKAT İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Daha etkin, daha caydırıcı ve daha hazır bir Türk Silahlı Kuvvetleri için eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz olarak sürdürülmektedir. ▪️ Konya’da icra edilen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı 17 Nisan’da, ▪️ Ülkemiz ev sahipliğinde Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen ve 20 Nisan’da TCG Alemdar’da icra edilen Seçkin Gözlemci Günü’ne Deniz Kuvvetleri Komutanımızın iştirak ettiği Dynamic Minotaur / Kurtaran Denizaltı Arama Kurtarma Tatbikatı dün (21 Nisan) başarıyla tamamlanmıştır. ▪️ Kars’ta düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Haydar Aliyev Fiilî Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti Tatbikatı bugün (22 Nisan) sona erecektir. ▪️ Ege Ordusu Komutanlığımızın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen ve bölgede icra edilen en büyük “Birleşik Müşterek Tatbikat” olan EFES-2026’nın Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası; 17 Nisan’da tamamlanmış, 20 Nisan’da başlayan Fiilî Atışlı Arazi Safhası; Batı Anadolu, Orta Ege, İzmir Körfezi ve Doğanbey Atış ve Tatbikat Bölgesi’nde başarıyla devam etmektedir. ▪️ 13-30 Nisan tarih aralığında Libya ve Fildişi Sahili’nde düzenlenen Flintlock Tatbikatı’na katılım sağlanmaktadır. ▪️ Estonya’da bulunan NATO Siber Savunma Mükemmeliyet Merkezi koordinatörlüğünde, 20-24 Nisan tarihleri arasında, yerinden katılımla icra edilen NATO Kilitli Kalkan (Locked Shields) Tatbikatı’na; Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, siber savunma alanında görev ve sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarımız ile savunma sanayi firmalarımız 200’den fazla personel ile katılmaktadır. ▪️ Ayrıca, tatbikat kapsamında iş birliği yaptığımız Azerbaycan ve Bulgaristan personeli de tatbikata ülkemizden katılım sağlamaktadır. ▪️ 27 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında İspanya ev sahipliğinde Batı Akdeniz’de Spanish Minex Mayın Harekâtı, ▪️ 27 Nisan-13 Mayıs tarihleri arasında Norveç’te Steadfast Deterrence tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. 16 Nisan-3 Haziran tarihleri arasında NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) görevine katılan TCG Amasra mayın avlama gemimizin; denizde durumsal farkındalık faaliyetleri icra etmesi, İtalya ve İspanya’da iki Mayın Karşı Tedbirleri Tatbikatı'na katılması ve üç ülkede altı liman ziyareti gerçekleştirmesi planlanmaktadır. Bu kapsamda; 19-21 Nisan tarihleri arasında Malta’ya liman ziyareti gerçekleştiren gemimiz, 25-26 Nisan’da İspanya’ya liman ziyareti yapacaktır. ▪️ Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhında; Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımızın iştirakiyle bugün (22 Nisan), “TÜBİTAK İş Birliği Toplantısı” gerçekleştirilmekte, ▪️ Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet, 18-24 Nisan tarihleri arasında Monaco’da icra edilen “Uluslararası Hidrografi Teşkilatı Genel Kurul Toplantısı”na katılmaktadır. 5’inci Karadeniz Denizcilik Forumu, 27-29 Nisan tarihleri arasında Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığı/İstanbul’da icra edilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca 21 Nisan’da; ▪️ Muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Batı Karadeniz’de eğitim uçuşu icra edilmiş, ▪️ Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunması faaliyetine 2 adet F-16 ve bir tanker uçağımız ile katılım sağlanmıştır. “Bakanlıklar Arası Harita İşlerini Koordinasyon ve Planlama Kurulu 2026 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı", 21 Nisan’da Harita Genel Müdürlüğümüzde yapılmıştır. Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca; Orman Haftası ve Ağaçlandırma Bayramı kapsamında; 48 ağaçlandırma bölgesi ve kışlada şehit ve gazi aileleri, gaziler, öğrenciler, personel ve ailelerinin katılımıyla 20 bin fidan dikimi gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, “23 Nisan Kosova Türkleri Millî Bayramı Etkinlikleri” kapsamında, 21-25 Nisan tarihleri arasında Kosova’da Mehteran Birlik Komutanlığımız tarafından konser verilmekte, ▪️ "Bosna Hersek'te Bahar Şenlikleri" kapsamında 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Armoni Mızıkası Komutanlığı Türk Armoni Yıldızları (TÜRKAY) Orkestrası tarafından konserler icra edilmesi planlanmaktadır. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları da devam etmektedir. Liman donatım faaliyetleri tamamlanarak 17 Nisan’da törenle Türk bayrağı çekilen Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin üçüncü denizaltısı Muratreis, 20 Nisan’da ilk seyrine çıkmıştır. Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının karşılanması ve harekât etkinliğinin artırılması amacıyla yürütülen 4 adet yerli ve millî kıyı römorkörü inşa projesi kapsamında; ▪️ Birinci gemi Gökırmak 23 Şubat’ta, ▪️ İkinci gemi Fırat 24 Mart’ta, ▪️ Üçüncü gemi Dicle ise 15 Nisan’da denize indirilmiştir. Projenin son gemisi olan Seyhan’ın inşasına planlandığı şekilde devam edilmekte olup yakın zamanda denize indirilmesi planlanmaktadır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından hafta içerisinde başta Nüfuz Edici Bomba (NEB) olmak üzere çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır. Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi ile ASFAT anonim şirketlerimiz; 20-23 Nisan tarihleri arasında Malezya’da düzenlenen, Asya’nın en büyük savunma ve ulusal güvenlik fuarlarından Asya Savunma Hizmetleri Fuarı ve Konferansı’na (Defence Services Asia Exhibition and Conference-DSA 2026) katılmaktadır. Fuara iştirak eden Bakan Yardımcımız Sayın Musa Heybet, çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiş, ayrıca Malezya Başbakanı tarafından şirketlerimizin stantları ziyaret edilmiştir. Yine, ASELSAN tarafından muhtelif miktarda; ▪️ ASELFLIR 500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme ve ▪️ ARTNET 100-G Taktik Haberleşme sistemleri Kara Kuvvetlerimize; KARETTA 560 Anti-Jam Küresel Konumlama Uydu Sistemi (GNSS) ise Hava Kuvvetlerimize teslim edilmiştir. MKE’NİN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ SAHA-2026’DA İLK KEZ TANITILACAK 5-9 Mayıs tarihleri arasında Cumhurbaşkanlığı himayelerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek SAHA-2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda, Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızın ürün ve projeleri sergilenecektir. SAHA-2026 kapsamında Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından; ▪️ ENFAL-17 füzesi, lazer silah ve akustik ses tespiti sistemleriyle entegre edilen TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, ▪️ Araç Üstü 105 mm Silah Sistemi URAN, ▪️ 120 mm Silah Sistemi BOZKIR, ▪️ Araç Üstü Mayınlı Arazilerde Geçit Açma Sistemi ALPAY-2, ▪️ 155 mm Araç Üstü Obüs ATTİLA, ▪️ Malaman Akıllı Dip Mayını, ▪️ MKE-300 Blackout tüfeği ile çok sayıda yüksek teknolojili silah, mühimmat ve platform sistemleri ilk kez tanıtılacaktır. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım ve temin faaliyetleri, belirlenen ihtiyaçlar ve planlanan takvim doğrultusunda devam etmektedir. Bu çerçevede; ▪️ 2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri, 24 Nisan’da, ▪️ 2026 Yılı Millî Savunma Bakanlığına Sözleşmeli Bilişim Personeli Temini başvuruları, 4 Mayıs’ta sona erecektir. Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında; ▪️ 21-22 Nisan’da Trabzon’da Doğu Karadeniz Kariyer Fuarı’na iştirak edilmekte, ▪️ 27-28 Nisan tarihlerinde Konya’da, İç Anadolu Kariyer Fuarı’na, ▪️ 29-30 Nisan’da Erzurum’da, Kuzeydoğu Anadolu Kariyer Fuarı’na katılım sağlanması planlanmaktadır. BEDELLİ ASKERLİK TUTARI RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLADI 17 Nisan 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12’nci maddesi ile Askeralma Kanunu’nda değişiklik yapılmış, bedelli askerlik tutarı dört yüz on altı bin üç yüz altmış bir lira otuz kuruş (416.361,30 TL) olmuştur. 17 Nisan’dan itibaren güncellenen tutar üzerinden bedelli askerlik müracaat işlemleri devam etmektedir. Sonuç olarak barışın teminatı, istikrar ve güvenin adı olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️ Modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesi ile tüm tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmeye, ▪️ Ülkemizin caydırıcı gücü olarak kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye kararlılıkla devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: SERT İNİŞ YAPAN HELİKOPTER Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın envanterinde bulunan CH-47 Ağır Genel Maksat Helikopteri, 21 Nisan 2026 tarihinde gece eğitimi kapsamında icra edilen uçuş sırasında Temelli/Ankara’da sert iniş gerçekleştirerek kırıma uğramıştır. Helikopterde görevli 5 personelimizin sağlık durumu ile ilgili herhangi bir olumsuz durum yoktur. Olayın ardından arama ekipleri derhâl bölgeye sevk edilerek gerekli inceleme çalışmalarına başlanmıştır. Konuya ilişkin idari ve teknik süreçler titizlikle yürütülmektedir. FLİNTLOCK-2026 TATBİKATI VE TEK LİBYA Flintlock-2026 Çok Uluslu Özel Kuvvetler Tatbikatı, dost ve müttefik ülkelerin özel operasyon unsurlarını bir araya getirerek Libya’nın egemenliği ve bağımsızlığına verilen güçlü desteği ortaya koymakta, aynı zamanda müşterek harekât kabiliyetinin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. 13-30 Nisan tarihleri arasında Libya ve Fildişi Sahili’nde icra edilen tatbikata ülkemiz aktif katılım sağlamış; 14 Nisan’da Libya’da düzenlenen açılış törenine Sayın Genelkurmay İkinci Başkanımız onur konuğu olarak iştirak etmiştir. Tatbikat kapsamında bir AKSUNGUR ve bir AKINCI, Dalaman’dan kalkarak kıtalar arası uçuşla Libya’ya intikal etmiştir. Deniz safhasında ise 18 Nisan’da, TCG Gelibolu fırkateynine konuşlu SH-70 helikopteri ve gemide görevli SAT timinin katılımıyla Sirte Deniz Eğitim Sahası’nda Helikopterden Halatla İniş Eğitimi gerçekleştirilmiş; 19 Nisan’da SAT timi ile Libyalı personelin müşterek katılımıyla Gemi Zapt ve Müsadere (VBSS) Eğitimi icra edilmiştir. Ülkemiz, Libya’ya yönelik yaklaşımını “Tek Ordu, Tek Libya” anlayışı çerçevesinde sürdürmekte; ülkenin batısı ve doğusuyla birlik, beraberlik, barış ve istikrar içerisinde varlığını devam ettirmesini desteklemektedir. Bu doğrultuda öncelik, en geniş diyalog ve uzlaşı temelinde sahadaki istikrar, sükûnet ve dengenin korunmasıdır. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen süreçlere destek verilmekte, Libya’daki tüm taraflarla temas ve iletişim sürdürülmektedir. BM Libya Destek Misyonu liderliğinde, halkın iradesine dayanan, kapsayıcı ve dış müdahalelerden arındırılmış bir siyasi sürecin tesisi desteklenmektedir. Ayrıca Libya’nın savunma ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla eğitim, danışmanlık ve teknik destek faaliyetleri yürütülmekte; bugüne kadar 23 binden fazla Libyalı askerî personel hem Türkiye’de hem de Libya’daki eğitim merkezlerinde eğitilmiştir. Bununla birlikte mayın, el yapımı patlayıcı ve patlamamış mühimmatın imhasına yönelik çalışmalar ile kaçakçılık, yasa dışı göç ve terörle mücadele gibi alanlarda destek faaliyetleri kararlılıkla devam etmektedir. NATO GENEL SEKRETERİ’NİN TÜRKİYE ZİYARETİNE İLİŞKİN NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında, Sayın Bakanımız Yaşar Güler ile gerçekleştirilen görüşmede, müttefiklik ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar ele alınmıştır. Bu çerçevede, ülkemizin 2027 yılı savunma harcamalarını NATO’nun Lahey hedeflerine yaklaştırmasından duyulan memnuniyet ifade edilmiş; NATO Çok Uluslu Kolordu çalışmaları ele alınmıştır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte tarafından Türk hava sahasının güvenliği ile Türkiye’nin hava savunma sistemlerinin NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD) mimarisiyle başarılı entegrasyonu vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayi Forumu”nun, müttefikler arasında savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkı teyit edilmiştir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

18,643 views • 2 months ago

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Efes-2026 Tatbikatı’nın icra edildiği İzmir’deki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN Efes-2026 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü münasebetiyle Seferihisar/İzmir’de icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Öncelikle, - Milletimizle birlikte birçok anlamlı ve özel etkinlik gerçekleştirdiğimiz 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı bir kez daha kutluyor, - Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ayrıca; - 162 yıl önce (21 Mayıs 1864) ana yurtlarından sürgün edilen Çerkez kardeşlerimiz ile - Sürgün edilmelerinin 82’nci yıl dönümünde (18-20 Mayıs 1944) Kırım Tatar Türkü soydaşlarımızın acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. EFES-2026 TATBİKATI BAŞARIYLA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dost ve müttefik ülkelerle müşterek çalışabilirlik seviyesini artırmak, koordinasyon kabiliyetlerini geliştirmek ve bölgesel güvenliğe katkı sağlamak amacıyla tatbikat faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Bu kapsamda; Efes-2026 Tatbikatı; ülkemiz ev sahipliğinde, Ege Ordusu Komutanlığımızın sevk ve idaresinde, dost ve müttefik ülke unsurlarının katılımıyla, 11-17 Nisan tarihleri arasında Bilgisayar Destekli Komuta Yeri ve 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında Fiilî Atışlı Arazi Safhası olmak üzere iki safha hâlinde İzmir Körfezi ve Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde icra edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en büyük birleşik, müşterek tatbikatlarından olan Efes-2026’ya millî unsurlarımız ile birlikte 50 ülkeden gözlemci, birlik ve unsurların yer aldığı 10 binden fazla personel katılmaktadır. Efes-2026 Tatbikatı’nın maksadı, birleşik ve müşterek harekâtta; - Planlama, koordinasyon ve icra konusunda birlikte çalışabilirliği geliştirmek, - Komuta-kontrol usullerini, elektronik harp taktik ve tekniklerini denemek, - Katılımcı ülkelerin envanterindeki harp silah ve araçlarının müşterek kullanılma usullerini uygulamak, - Lojistik desteğin planlama ve icra esaslarını geliştirmek, - Ortak siber güvenlik anlayışı oluşturmak, - Asimetrik tehditlere karşı koyma ve hibrit harekât icra etme kabiliyetlerini artırmaktır. Efes Tatbikatı’nda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yüksek teknoloji ürünü silah sistemlerimiz de başarıyla kullanılmaktadır. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan; - GÖKBEY helikopteri, - M-60 T1 tankı, - Panter ve Boran obüsleri, - TRLG-230 ve Sungur füzeleri, - Tayfun, Hisar-A ve Hisar-O Hava Savunma füze sistemleri, - KORKUT Hava Savunma Silah Sistemleri, - 35 mm Modern Çekili Top, - Kalkan Hava Savunma Radarı, - İhtar İHA Karşı Sistemi, - Zırhlı Taktik Araç Uzaktan Komutalı Silah Sistemi(ZTA-UC), - KARAOK Tanksavar Silahı, - UMTAS Tanksavar Füzesi, - Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Sensör Keşif, Radar, Komuta ve KBRN Araçları, - SARP Kuleli Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı, - KARAYEL Karinalı Bot, - Mekanik Mayın Temizleme Teçhizatı (MEMATT), - Araca Monte Mayın/EYP Tespit Sistemi (AMMTS), - ALKAR 120 mm Havan Silah Sistemi, - GEZGİN Uydu Terminali, - Atış Destek ve Yönlendirme (ADY) Sistemleri, - TARAS-II Radyolink Sistemi, - Elektronik Devreli EYP Tespit ve Zararsız Hâle Getirme Sistemi, - Zırhlı Akaryakıt Tankeri, - KBRN Temizleme Dronu, - ASLAN İKA, - Paramotor, - Motorsikletli Komando Ekibi, - Dragoneye-2, - DORUK-2 Elektro-Optik Sensör Sistemleri, - Kentsel Arama Kurtarma Aracı, - Patlayıcı Madde Keşif ve İmha (PMKİ) Aracı, - Mobil Diş Ünitesi, - Seyyar Sahra Üniteleri, - Konteyner Köpek Kulübesi, - TEBER ve MAM-T SİHA Mühimmatı ile Envantere alınması planlanan; - Taşınabilir Elektronik Taarruz (MİLKAR-A) Sistemi, - ALKA Lazer Silah Sistemi, - MAGAS-E, - TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, - GÖKBERK Lazer Silah Sistemi ve - Kamikaze Sürü Dron gibi muhtelif silah ve sistemler Efes-2026 Tatbikatı’nda ilk defa kullanılmaktadır. Bu tatbikatta, daha önceki EFES tatbikatlardan farklı olarak; - Ağ-Kara КОСАТЕРЕ Harekât Yönetim Sistemi, - Askerî Karar Verme Sürecinde yapay zekâ destekli analiz uygulaması kullanılmıştır. Ayrıca, 16 Mayıs’ta Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi Seferihisar/İzmir’de açılan ve 55 savunma sanayi firmamızın yer aldığı sergide; “Efes-2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri” konulu üniversiteler arası proje yarışması kapsamında 69 üniversiteden 292 başvuru arasından ilk 10’a giren projeler de yer almaktadır. Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından tatbikat kapsamında yarın (21 Mayıs) gösteri uçuşu yapılacaktır. Değerli Basın Mensupları, - 18-22 Mayıs tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkiye-KKTC Doğal Afetler Arama Kurtarma Tatbikatı icra edilmekte, 11-29 Mayıs tarih aralığında; - Hollanda’da Teknik Birlikte Çalışabilirlik, - Sırbistan’da NATO-Sırbistan, - İtalya’da Italian Minex, - Tunus’ta Tunus Deniz, - Romanya’da OPEX (OperationalExperimentation Exercise) tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. 4-14 Haziran tarihleri arasında Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Denizkurdu-II Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Alpino tarafından 18-21 Mayıs tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti gerçekleştirilmekte, - 23 Mayıs-20 Ağustos tarihleri arasında NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1’de (SNMG-1) görevli TCG Oruçreis gemimiz, 30-31 Mayıs’ta Rota/İspanya’ya, - Italian Minex Tatbikatı’na katılan TCG Amasra mayın avlama gemimiz 24 Mayıs’ta Augusta /İtalya’ya, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL)’nde görevli Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram 26-30 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, liman ziyaretleri yapacaktır. Bugün (20 Mayıs) Perşembe/Ordu’da düzenlenen “Mayıs Yedisi, Su Bayramı, Deniz Bayramı Festivali”ne katılan TCG Barbaros gemimiz, halkımızın ziyaretine açılmıştır. - Bahreyn’de 27-28 Mayıs’ta icra edilecek “Çok Uluslu Deniz Ortaklığı (CMF) Deniz Güvenliği Konferansı”na Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet katılacak, - Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (Maritime Security Centre of Excellence-MARSEC COE) tarafından, 6’ncı Deniz Güvenliği Konferansı 9-10 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; yarın (21 Mayıs) NATO bünyesinde Polonya hava sahasında icra edilecek “Dinamik Hedefleme Görevi”ne Tanker ve Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçaklarımız ve uzay temelli istihbarat desteğiyle (GÖKTÜRK-1) katılım sağlanması planlanmaktadır. SOLOTÜRK tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Havacılık Tanıtım Faaliyeti” çerçevesinde; bugün (20 Mayıs) Giresun’da, 22 Mayıs’ta Ordu’da gösteri uçuşları yapılacaktır. Diğer yandan, - Günümüzün çatışma ve belirsizlik ortamı ile geleceğin muharebe sahasında ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere karşı hava savunma konseptine girdi sağlayacak hususları değerlendirmek üzere Genelkurmay Başkanlığı ev sahipliğinde Bakanlığımız, Kuvvet Komutanlıkları, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Savunma Sanayi firmalarının katılımıyla “Hava ve Füze Savunma Alt Çalıştayı” 15 Mayıs’ta interaktif olarak icra edilmiştir. - “Bahriye ve Deniz” temalı “Resim ve Gemi Modeli Yarışmaları Sergisi” 18-31 Mayıs tarihleri arasında, Ankara Resim ve Heykel Müzesinde halkımızın ziyarete açılmıştır. - 7-13 Mayıs tarihleri arasında Hırvatistan’da düzenlenen “Ateşli Silahlar Avrupa Şampiyonası”nda 25 metre Tabanca Düet Takım Branşı’nda Avrupa Üçüncüsü olan sporcumuzu, - 14-16 Mayıs tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen “Uluslararası Masterlar Uzun Kulvar Yaz Yüzme Şampiyonası”na, TSK Spor Gücü adına katılan ve 12 birincilik, yedi ikincilik ve dokuz üçüncülük elde eden Deniz Harp Okulu Yüzme Takımımızı, - 16 Mayıs’ta Tuzla-Heybeliada rotasında düzenlenen “42’nci Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu Kupası Yat Yarışı”nda derece elde eden TSK Spor Gücü Yat Takımızı ve sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; - 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 218 ŞAHIS YAKALANDI Hudutlarımızda alınan yoğun ve etkin tedbirler sayesinde, son bir hafta içerisinde yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 218 şahıs yakalanmış, 976 şahıs ise sınırı geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçiş teşebbüsünde bulunurken yakalananların sayısı 3 bin 162’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 30bin 170’e ulaşmıştır. TSK BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. - 13-15 Mayıs tarihleri arasında Sayın Cumhurbaşkanımızın Kazakistan ziyaretine refakat eden Sayın Bakanımız; - 16 Mayıs’ta, ülkemiz ile ABD’nin NATO Daimî Temsilcilerini, - 18 Mayıs’ta Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. - Bugün (20 Mayıs) ve yarın (21 Mayıs) Efes Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne iştirak eden Sayın Bakanımız, dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları ile ikili görüşmeler de gerçekleştirmektedir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 18-19 Mayıs’ta Belçika’da düzenlenen NATO Askerî Komite Toplantısı’na katılmıştır. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız, - 12-14 Mayıs tarihleri arasında Özbekistan Savunma Bakanlığının resmî davetlisi olarak Taşkent’e gitmiş, Özbekistan Savunma Bakanı dâhil çeşitli temas ve görüşmeler gerçekleştirmiş, - 18 Mayıs’ta resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Romanya Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetle bir araya gelmiştir. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız 22 Mayıs’ta, ülkemizde bulunan Polonya Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyet ile görüşecektir. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız 18 Mayıs’ta, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı makamında ağırlamıştır. Bakan Yardımcılarımızdan; - Sayın Musa Heybet, 13 Mayıs’ta, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu’na, - 15 Mayıs’ta Harita Genel Müdürlüğümüzün kuruluşunun 131’inci yıl dönümü etkinliğine katılmış, - Sayın Salih Ayhan ise; 13-15 Mayıs tarihleri arasında Bükreş/Romanya’da düzenlenen Karadeniz Savunma, Havacılık ve Deniz Güvenliği Fuarı’na iştirak etmiş, fuar kapsamında; Romanya’nın Maliye Bakanı; Ekonomi, Dijitalizasyon, Girişimcilik ve Turizm Bakanı ve Millî Savunma Bakan Yardımcısıyla ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. İSRAİL YENİ BİR KORSANLIK EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİ Diğer yandan, Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; Filistin halkıyla dayanışmasını göstermek ve Gazze’ye yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan “Küresel Sumud Filosu”na, uluslararası sularda İsrail güçleri tarafından müdahale edilerek yeni bir korsanlık eylemi daha gerçekleştirilmiştir. İsrail, alıkonulan vatandaşlarımızla beraber tüm katılımcıları derhâl serbest bırakmalıdır. Gazze’de yaşanan bu insani trajedinin ve İsrail’in hukuk tanımaz eylemlerinin sona erdirilmesi için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini yineliyoruz. Ayrıca, İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecinde tarafların sağduyulu ve yapıcı davranmasının önemini ve bu yöndeki çabalara her türlü desteği vermeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. İsrail ve Lübnan arasında 45 gün süre ile uzatılan ateşkes kararını da memnuniyetle karşılıyor, İsrail’in ateşkes ruhuna uygun davranması gerekliliğini yineliyoruz. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imkânlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - TAYFUN Blok-2 Füzesi ilk kez olmak üzere, - Fırtına-2 obüsü, - Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) ile - Millî Piyade Tüfeği (MPT-76) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından hafta içerisinde; - Muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, - Yerli ve millî olarak geliştirilen Millî Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 7’ncisi, atışlı kabul testlerini başarıyla tamamlayarak MİLGEM Projesinin10’uncu Gemisine monte edilmek üzere teslim edilmiştir. RESİM YARIŞMASI İÇİN BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR Bakanlığımız ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik “Kahramanım Mehmetçik ve Vatan” konulu resim yarışmasına başvurular 25 Mayıs’a kadar devam edecektir. Çocuklarımızın; vatan sevgisi, millî değerlerimiz ve kahraman Mehmetçiğimize duydukları bağlılığı sanatın güçlü diliyle ifade edecekleri yarışmaya tüm öğrencilerimizi davet ediyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’yla; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahip olduğu yüksek harekât kabiliyeti, müşterek çalışma yeteneği ve güçlü caydırıcılığı bir kez daha ortaya konmuş; kara, deniz ve hava unsurlarımızın koordineli şekilde görev icra etme kabiliyeti başarıyla sergilenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesiyle ülkemizin yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrarın teminatı olmaya kararlılıkla devam edecektir. Son olarak başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden kutluyor; sağlıklı ve huzurlu bayramlar diliyoruz. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: TÜRKİYE’NİN NATO’YA SUNDUĞU ASKERÎ AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi; NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve hâlihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir. Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmektedir. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması hàlinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir. Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır. PATRIOTLARIN GÖREV DEĞİŞİMİ Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir. Söz konusu değişimin Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir. SON DÖNEMDE ALMANYA İLE OLUMLU İLİŞKİLER Türkiye; sahip olduğu güçlü ve tecrübeli ordusu, NATO içerisindeki etkin konumu, gelişen savunma sanayisi altyapısı ve Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ile Orta Doğu arasında kritik öneme sahip jeopolitik konumuyla bölgesel güvenlik açısından vazgeçilmez bir müttefik konumundadır. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinin, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde ülkemizin stratejik rolünü daha güçlü şekilde değerlendirdiği; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında ilişkileri derinleştirmeye önem verdiği görülmektedir. EFES-2026 TATBiKATI'NA LiBYA VE SURİYE’NİN KATILIMI Türkiye’nin ev sahipliğinde icra edilen Efes-2026 Tatbikatı'nda Libya’nın doğusundan 331, batısından 171 personel olmak üzere toplam 502 personel, Türk Silahlı Kuvvetleri ile müşterek olarak eğitim yapmaktadırlar. Flintlock-2026’da ülkemizin desteğiyle başlatılan bu süreç, Libya ordusunun Libya toprakları dışında ilk defa Efes-2026 tatbikatına katılımıyla devam etmektedir. Tatbikata Libya bayrağı altında, tek Libya olarak katılan, Libya askerî personeline; Bot, Mayın/EYP, Tahkimat ve Beka, Özel Kuvvet Harekâtı, SAT/SAS, İlk Yardım ve Sıhhi Tedavi, Amfibi Harekât, MEBS ve Muharebe Enkazı Arama Kurtarma alanlarında eğitimler verilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri; Libya’da “Tek Libya, Tek Ordu” hedefi doğrultusunda somut adımlar atarak, yürütülen faaliyetlere destek vermekte; Türkiye’nin katkılarıyla icra edilen bu çalışmalar, taraflar arasındaki koordinasyon ve operasyonel uyumun geliştirilmesine önemli katkı sağlamaktadır. Aynı şekilde; yeniden yapılanma sürecine olan desteğimizin bir parçası olarak Suriye Ordusu çekirdek bir unsur ile Efes 2026 Tatbikatı'na katılım sağlamaktadır. Suriye toprakları dışında ilk defa bir tatbikata katılan Suriye ordusuna olan eğitim desteğimiz devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

20,055 views • 1 month ago