Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Bir içerik üreticisi “Kredi kartımın asgarisini ödersem ne olur?” sorusunu cevapladı: “‘Ben kredi kartımın sadece asgarisini öderim, banka bana böyle bir iyilik yapmış.’ Eğer aklından böyle bir şey geçiyorsa bunu hemen yok et. Bu sana yapılan bir iyilik değil. Sana kurulan bir faiz tuzağı. Banka seni yasal takibe sokmadan...

554,569 views • 7 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Hemşire/fizyoterapist ve influencer Eylül Toros,bedavaya yaşıyorsun diyenlere yanıt verdi; * 〽️Mesela bana şöyle yorumlar geliyor: 'Ne yapıyorsunuz ki, hayatınız beleş.' * 〽️'İşte markalar gönderiyor, siz kullanıyorsunuz, yiyorsunuz.' * 〽️Bu kadar kolay bir şey mi arkadaşlar? * 〽️Ee, bunlar bana durduk yere mi yüklendi? * 〽️Biri bana şey mi dedi: 'Al, Eylülcüm bu 300.000 takipçili bir hesap, eee sen bunu yönet, markalar sana ürün göndersin, kuaförler sana sponsor olsun.' * 〽️Böyle mi sanıyorsunuz ya? * 〽️Ben size söyleyeyim nasıl olduğunu. * 〽️Hani, en son işimden ayrıldım. * 〽️Ee, güzel bir şekilde ayrılmadım, haksızlığa uğradım düşüyorum. * 〽️Her neyse. * 〽️Hani hiçbir birikimim ve param yoktu. * 〽️Bu yaşına kadar neden yapmadın diyeceksiniz. * 〽️Haklısınız, yapmadım. * 〽️Gittim, bankadan kredi çektim. * 〽️Yaklaşık bir 100.000 TL’lik kredi çektim. * 〽️Pardon, özür diliyorum, 200.000 TL’lik bir kredi çektim. * 〽️Çektiğim krediyle gidip bir ışık, bir de telefon aldım. * 〽️Telefonumu değiştirdim, eskiydi çünkü. * 〽️Ve sıfırdan bir hesap açıp içerik üretmeye başladım. * 〽️Ne yaptım önce? * 〽️Elimdeki ürünleri gösterdim. * 〽️İşsizlik maaşı alıyordum. * 〽️İşsizlik maaşım yattıkça ürün satın alıyordum, içerik üretmek için. * 〽️Ve böyle böyle, eee, şükürler olsun ki bir yılda bu raddeye geldim. * 〽️Şimdi oradan oturmuş bana diyor ki: 'Ne güzel ya, markalar sana gönderiyor, sen de bedavadan yaşıyorsun.' * 〽️Ben varlıklı bir aileden gelmedim. * 〽️Benim babamın milyonları yok. * 〽️Benim babam emekli, annem eski bankacı, ben de hemşireyim. * 〽️Şimdi çıkıp bana 'Oh ne güzel, ekmek elden su gölden' diyemezsiniz o yüzden. * 〽️Ha dersiniz, günahı boynunuza artık. * 〽️Benim bir ajansla bile çalışmıyorum. * 〽️Ne yapıyorsam kendi kendime yapıyorum. * 〽️Önerdiğim ürünlerin %80’ini kendim satın alıyorum. * 〽️Noktaya geldim, yeter artık okey deyip lifestyle’a geçmiyorum. * 〽️Hala içerik üretmeye, hala insanlara bir şey anlatmaya, hala bir şey, bir şey yaratmaya çalışıyorum. * 〽️Hala vizyonumu geniş tutuyorum. * 〽️Daha neler üretebilirim? * 〽️Ne içerik çekebilirim? * 〽️Nasıl faydalı olabilirim? * 〽️Neyse. * 〽️Mascaramızı sürelim. * 〽️Bu da çok kötü bir maskara ya, Charlotte’ın maskarası. * 〽️Şuna bak. * 〽️Yani bu ne? * 〽️Sürmeyeceğim, çok kötü. * 〽️Ne, kontür süreceğim? * 〽️Yani demem o ki; sınanmadığın ve yaşamadığın hiçbir şeyle ilgili yorum yapma arkadaşım. * 〽️Lütfen yapma.

Netlog Medya

37,689 views • 14 days ago

HER İKİ KİŞİDEN BİRİNİN KREDİ KARTI BORCU VAR Ülkemizde kredi kartı kullanan her iki kişiden bir kişi mutlak borçlu. 147 milyon kredi kartı var ülkemizde. 3 trilyon da aynı şekilde vatandaşın borcu var. 2 milyon kişi yasal takipte. 323 milyar lira da batık kredi var. Mutlak ve mutlak bankalar, bankalar birliği devreye girip, hatta Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı bir çözüm üretmek lazım. Kredi faizlerinin temettüye düştüğü zaman faiz miktarı zaten borcun ödeme imkanını elinden alıyor. VATANDAŞ EKMEĞİ DE SİMİDİ DE KREDİ KARTIYLA ALIYOR Kayıtlı ekonominin olmazsa olmazı, vatandaş bu kredi kartı alışkanlıklarını günlük hayatın her alanında kullanıyor. Dolayısıyla şimdi vatandaşın bu sıkıntılardan kurtulmasının tam da zamanı. Ne yapılması lazım? Mutlak ve mutlak bankalar birliği bu kredi kartı, temettü faizlerini tavan taban şeklinde durdurması lazım. Yoksa hiç kimse bu borcun altından kalkamıyor. Piyasadaki sıkışıklığın, hareketsizliğin nedenlerinden biri de her iki kişiden birinin bu kredi kartından dolayı sıkıntılı olduğunu, dolayısıyla da günlük hayatta fonksiyonel olarak alışveriş yapamadığı bir sürece dahil oldu. Ülkemizdeki kredi kartının kullanılması, o kredi kartlarının hayat kurtardığı bir döneme geldik. Eskiden esnafta veresiye defterleri vesaireleri vardı. Ama herkesin şimdi güvencesi, ekmek de alsa, günlük tüketeceği, sütü de alsa, simit de alsa, kredi kartını kullanıyor. Hem de o kadar çağdaşlaştı ki artık kartı sorgulamaya gerek yok. Sadece post cihazının üstünde tutuyorsun, geçiyorsun. Bu kolaylığı kullanan vatandaşların sayısı da hayli yüksek. Buna bir çözüm bulunması lazım. ESNAF KREDİ KARTI LİMİTİ DOLDUĞU İÇİN ÜRÜN ALAMIYOR İşsizlik, taksit yapma olayındaki bu kullanılan kredi kartları, maalesef kullanamayan bu vatandaşlarımız artık bu borcu ile ilgili çözüm bekliyor. Vadesi dolanlara veya süre vermek suretiyle sıkıntıda bulunan vatandaşlarımızın bu kredi kartıyla olan münasebetlerin tekrar düzenlenmesi lazım. Kredi kartı kullananların mağduriyetini rakamlar olarak da verdim. Bunların tamamı kayıtlı. Aynı şekilde biliyorsunuz, esnaf da ticari kredi kartı kullanıyor. Onlar da tabii asgari limitini yatırmak zorunda kalıyor. Dükkanına iş yerine ürün de alamıyor. Bu kredi kartları gerçekten günlük hayatta olmazsa olmazı yerine geçti. Esnaf kendi kredi kartının dolduğu için ürün alamıyor. Aynı şekilde kredi kartını yapılandırdığı zaman da bu faizinin asgarisini yatırdığı zaman altından kalkamıyor.

Bendevi Palandöken

14,615 views • 2 months ago

ESNAFIN EMEĞİ KOMİSYONLARA TESLİM EDİLMEMELİ Esnafın emeği ve sermayesi kredi kartları komisyonuna heba edilmemeli. En azından bankalar komisyon oranlarını satılan emtiayla eşleştirmeli. Kazanamadığı bir kazancın komisyonunu vermesi esnafı perişan ediyor. Günümüzde her şey kredi kartıyla alınıyor. Tabii ki kredi kartıyla alınınca kendileri fiyatların üzerindeki komisyon alamama gibi sattıkları üründeki kazançları komisyona tamamını verse gene de esnaf bir şey kazanamıyor. Bu tabii sigara gibi giriş ve çıkışı belli olan emtialarda ama sigara firmalarının bazıları komisyon alabiliyor. Ama esnaf bunu müşteriye yansıtamıyor. Çünkü müşteri haklı olarak diyor ki bu kredi kartıyla da biz fark ödemeyiz diyor. Dolayısıyla esnafın cebinden çıkıyor. KARTLI ÖDEME SİSTEMİNİN MALİYETİ ESNAFIN SIRTINA YÜKLENMEMELİ Lokantalarda, restoranlarda her yerde bu kredi kartı geçerli oluyor. Esnafa gelen yüzde 1’le çıkan yüzde 10 KDV'yle zaten bu verdikleri komisyon oranlarında esnaf sadece o ürünü satan veya imal edeni onlar kazanıyorlar. Esnaf gene perişan. Bunun halledilmesi lazım. Bankalardaki bu kredi kartı faizleri mutlaka düşürülmeli. Makul bir seviyeye çekilmeli. Yoksa bunun altından esnaf kalkamaz. Aynı gün, ikinci günü, üçüncü günü bu parayı çektiğiniz zaman komisyon oranları kazancınızı olduğu gibi götürdüğü gibi bir de zarara girmiş oluyorsunuz. Bu adil değil. Hem de bu komisyonlar dolayısıyla esnafın mağduriyeti de gün geçtikçe büyüyor. Bilindiği üzere sadece bunlar değil ki diğer girdi maliyetlerinde de yeknesaklık olmadığı için yüzde 1’le giren şey yüzde 10 KDV'yle çıkıyor. Esnaf bir de bu aradaki fark ödüyor. KREDİ KARTI KOMİSYON ORANLARI YENİDEN DÜZENLENMELİ Vatandaş bir taraftan şikayet ediyor. Esnaf kazanamıyorum, komisyona veriyorum diyor. Birçok bu konuda da insanları tepkileri biz buna niye komisyon ödeyelim deniyor. Bunun halledilmesi lazım. Halledilmeyecek bir sorun böyle uzun yıllardır devam etmesi de esnafı bezdirdi. Yani ne yapalım diyor. Ben bu üründe yüzde 4 kazanıyorum. Yüzde 4.5faize gidiyor. En az komisyon alınan 15 gün, 10 gün sonra veyahut bir ay sonra hesabına geçtiği zaman ancak komisyonsuz oluyor da esnafın buna dayanma gücü var mı? Sadece burada bankalar para kazanıyor. Dolayısıyla bu kredi kartlarındaki faizlerin mutlaka gündeme alınıp nasıl halledilebilecekse nasıl bu sorun çözülecekse bu kayıtlı ekonominin devamını sağlamak için yapılması lazım. Esnaf kazanmasa ülke kazanmaz. Ülkeye vergi veremez. Dolayısıyla kendi ailesiyle birlikte mağduriyet yaşar. Bu sorun önemli bir sorun. Biz devamlı bunları Maliye Bakanlığı'na aktarıyoruz. Böyle bir şey olur mu diyoruz. Biz aldığımız zaman komisyon kesiyor. KİMSEYİ MAĞDUR ETMEYECEK ADİL BİR ÇÖZÜM LAZIM Biz sattığımız zaman komisyon kesemiyoruz. Böyle bir acayip uygulamanın esnafı mağdur ettiğinin bilinmesi lazım. Vatandaş da tabii bu konuda rahatsızlık duyuyor. Hem iş yok. Hem piyasada nakit yok. Hem kredi kartının en çok kullanıldığı alanlar. Onlar para kazanıyor. Ne emeği var, ne sermayesi var. Sadece aracılık hizmetinden dolayı aldığı komisyon inanın bir restoranın, bir lokantanın kazancının daha üstünde. Böyle bir kazanç var mı? Böyle bir uygulama olur mu? Yani esnaf kazanamayacak. Ama bunlar kazanacaklar. Dolayısıyla komisyon vermese oralardan satış yapamayacak. Dükkanı kapatması kalıyor. Onun için bunun adil bir çözümü lazım. Artık esnafın kazancının üstüne çıkınca gerçekten de zor oluyor.

Bendevi Palandöken

12,994 views • 5 days ago

"2024'ün başından itibaren CHP içinde bazı insanlar yavaş yavaş 'Türkiye'de ne oluyor?' sorusunu sormaya başladı” Yıldıray Oğur: 💬Bu sizin uzun süredir ısrarlı bir şekilde yazdığınız, yeni ittihatçılık tezi. Benim de bazı eleştirilerim var, yazmıştım. Ama burada öncelikle herhâlde şunu bir netleştirmemiz gerekiyor: Bu bir manifesto değil. Yani siz bu yeni devletin manifestosunu yazmıyorsunuz. Onlara katılmıyorsunuz, onları meşrulaştırmak için ya da işte onları anlamak için onlara bir ideolojik zemin kurmuyorsunuz. Siz anlamaya çalışıyorsunuz sadece, ne olduğunu tespit etmeniz için. Çünkü hep şöyle de söyleniyor; 'Bunlar bunu meşrulaştırmaya çalışıyorlar' deniyor. Halbuki bu bir anlama çabası, meşrulaştırma değil. Etyen Mahçupyan: 💬Evet, Kuşoğlu'nun da meşrulaştırmaya çalıştığını hiç sanmıyorum. Ben onu okudum, hiç öyle bir şey yok orada. Bu bir olgu, vaka. Türkiye'de bir olay oluyor ve bu olaydan memnun değiliz, değiştirmek istiyoruz. Olayı anlamazsak nasıl değiştireceğiz? Olayı anladıktan sonra ancak ona alternatif bir şey üretme şansımız var. Öte yandan şunu da ben anlamakta zorlanıyorum; insanlar bu yeni ittihatçılık tezinden hoşlanmıyorlar ve duymak istemiyorlar belki falan ama şu çok açık değil mi? Bu iktidar Kemalist değil bir kere. Ve de bu iktidar öyle şeyler yapıyor ki belirli bir ideolojiye sahip olduğu da ortada. Yani getirdiği rejimle, bu dış politikadaki tavrıyla, tarihin yeniden analiziyle, Mustafa Kemal'e yeniden bir bakışla, işte Müslümanların devlete yanaştırılmasıyla, Kürt meselesinin çözümü gibi adımlar atılmasıyla yani ortada başka bir ideoloji var ve bu Kemalizm değil. Ya öyleyse 'Ne acaba?' diye sorulmaz mı? Yani böyle bir tartışmanın kendisi meşrulaştırmayla ilgisi olmayan bir şey." 2024'ün başından itibaren CHP içinde bazı insanların yavaş yavaş 'Türkiye'de ne oluyor?' sorusunu sormaya başladığını kendi temaslarımla da biliyorum. Buradan çıkarak ne cevap verdiler? Onu tam bilmiyorum ama şu anda Kuşoğlu'nun röportajıyla anladık ki yavaş yavaş Türkiye'deki yeni rejimin sadece Tayyip Erdoğan'dan ibaret olmadığını anlamış durumdalar. Tayyip Erdoğan da bir fani olduğuna göre ve önümüzde bir 'Türkiye Yüzyılı' olduğuna göre, demek ki herhangi bir faninin ötesinde düşünen ya da düşünmeye çalışan, bu yönde önermeler yapan birtakım insanlar var. Bu insanların bir aklı var. Aslında devlet aklı denen şey o; yoksa böyle gizemli, falan arka planda olan bir şey değil. Şu anda iktidara bürokrasi içinde kimler sahipse, kimler cumhurbaşkanlığı sistemini yazıp ortaya koyduysa, bunları düşünen insanların CHP'yi de etkilemek istememelerini düşünmek biraz abes olur. Etyen Mahcupyan Yıldıray Oğur

serbestiyet

26,795 views • 1 month ago

Galatasaray Yerinde olsam Uefa ya Şikayet ederim Gökhan Dinç: Bu gol değil. Samsun Spor şunu UEFA'ya yapay zekayla ya da orijinaliyle gönderse ve bununla ilgili bir fikir istese. Hatta örneklerin içerisinde mesela Galatasaray'ı ben Galatasaray'ın yerinde olsam UEFA'ya böyle bir dosya gönderirim kardeşim. Benim iptal edilen golüm ne? Böyle iptal edilen gol. Buna offside verdiler buna vermediler. Bu ne periz buna lanet uçuş. Hangisi doğru hangisi yanlış diye bana bir yani yapsınlar abi. MHK Başkanı bak böyle şimdi arkadaşlarımıza da Ters bir şey söylemek istemiyorum da. Seni zorlamayacak sorularıyla seni zorlamayacak insanların karşısına çıkıyorsun ya. Benim karşıma bir kere çıktım patladı bomban. Bir kez daha sana söylüyorum. Gel bu stüdyoda sadece sen ben ya da istersen dışarıda gelmek isterse dışarıda gelsin. Samet de gelmek isterse Samet de gelsin. Seni düello'ya davet ediyorum ya. Gel burada konuşalım. Pozisyonları anlat bana. Bana anlat abi. Bana iptal edilen Galatasaray'ın golünün neden iptal olduğunu. Ve bunun neden iptal edilmediğini bana anlat. Bak öyle kolay kolay işte turnusol kağıdıyla soruları verdiğiniz yayınlara çıkmayın kardeşim. İnsanların gerçekten merak ettiği şeyi söyleyecekseniz çıkın yayınlara. Yoksa dostlar, körler, sağırlar, birbirine ağırlar yayını yapmayın. Gelin buraya söyleyelim. Pozisyonu getirin abi ben buradan yaptırayım sana yapay zeka ile aynısını. Birebir bu mu pozisyon diyeyim bu de ve ben de sana soruyu sorayım. Sizler gerçekten işiniz gücünüz Türk futbolunu yüceltmek ya da Türk futbolunu iyi bir yere getirmek ya da Türk futbolunu yönetmek falan değil kardeşim. Sizin işiniz Fenerbahçe'yi yarışta tutmak. Başka hiçbir işiniz yok. Ve bu işe de kendinizi vakfetmişsiniz. Ama talimat aldınız bilmem orasını. Polis değilim, savcı değilim, emniyetçi değilim, istihbaratçı değilim. Ama talimat aldınız ama bunu canınız istiyor. Anladın mı? Ya bunu canınız istiyor ya da bu. Bu ne abi? Bu arada abi arkadaşlar...

Galatasarayultrataraftar

27,954 views • 4 months ago

100 MİLYON DOLAR’I İÇ EDİP, ÇÖKTÜLER!.. HALK TV 40 MİLYON DOLAR VE SÖZCÜ İSE 60 MİLYON DOLARI, BİR BANKA MÜDÜRÜ KANALIYLA CEBE İNDİRDİ VE GERİ ÖDEMİYOR! MALLARINA EL KONULMALI! Tarihe geçecek, eşi görülmemiş, “medyanın bir bankaya çökme” operasyonu… Büyük bir dolandırıcılık!.. Sürekli herkesi eleştiren, güya haber kanalı olan Sözcü ile Halk TV, nasıl başardılarsa, kredi adı altında 60 artı 40, toplam 100 milyon doları cebe indirmişler. Normal bir kredi falan sanmayın. İkisinin de patronu yurt dışında ve kaçak… Böyle bir paranın bankadan çıkma ihtimali yok. Ama işin içine, o bankanın genel müdürü girdiyse ve şu anda bankanın içinde kıyamet kopuyorsa ve o paralar da asla geri alınamıyorsa… O banka müdürünü “neresinden” yakalamışlardı acaba?.. Tabi ki o genel müdür uçtu!.. Konu da kapatılacak gibi değil… Bu arada bu paralar, tabi ki aslında bizim paralarımız, onu da unutmayın!.. Bir de hani bir ara futbolcular da (Seçil Erzan olayı) paraları bankaya kaptırmışlardı ya, ah şu bankalar ah!.. Ne kolay oyuna geliyorlar! Bu mecralar, bir de milletin maaşlarını ödemeyip, adam çıkarırlar! Pes be!.. Bu haberi ilk benden duyuyorsunuz. Hangi şartlarla(!) bastırıp parayı kaptıkları bankanın genel müdürünün kim olduğunu ise şimdilik piyasada bilinen lakayl söylim: “Botokslu genel müdür”!.. Bu haber, kesin ve net… Şimdi normalde, hemen ana akım medya ve haber kanallarının bu haberi girmesi ve devamını getirmesini bekliyorsunuz di mi?.. Çok zor!... Bunları video’da anlatacağım. Sol basın mı?.. Birilerinin mallarına el konulana, birileri de hapse girene kadar uzaktan seyretmek zorundalar maalesef! Bu büyük çökme operasyonunu ortaya çıkardığım için, şimdi bana “sağlı, sollu” yürümeye kalkacaklar ama havalarını alırlar. Ayrıca bu yaptığım haber, savcılığa bir suç duyurusudur. Ben, devletimizin böyle bir olayı asla es geçmeyeceğine eminim. Esas bunların arkasındaki Fetö’nün, eli kolu uzun ama hep söylerim, devletten daha güçlü hiç bir şey olamaz. Hadi, video’da anlatıyorum hepsini… Buyrun yılın medya-banka skandalına… Ve arkasından gelecek, tehdit-şantaj olaylarına… TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

77,883 views • 25 days ago

ZAFER ŞAHİN: 📌"300.000 lira aylık geliri beyan eden bir adamın, 6 yılda hesaplarından 1 milyar 475 milyon lira nasıl geçer kardeşim? Eski parayla 1 katrilyon 475 trilyondan bahsediyoruz. Şimdi bu bile bir şey ifade etmiyorsa ve siz hala ortada bir şey yok, dosya boş deyip; 'Efendim ben siyaseten bunun konuşulmasını engellemeye çalışıyorum, ben yolsuzluğu görmek istemiyorum. Ey yargı, sen bir yolsuzluk mu var diyorsun? Ben bunu kabul etmiyorum. Sen de görme ey siyaset, sen de buradan yürüme. Ben bunların konuşulmasını engellemek için işte mitingler yapacağım, gençleri sokağa davet edeceğim, ara seçim diyeceğim.' E kardeşim bunun yolu basit; dön sine-i millete, istifa et. Bunlar işin hikaye kısmı. Burada tamamen İstanbul’da devam eden yolsuzluk soruşturmasını perdelemeye, gündem değiştirmeye, iddiaların bu kadar net bir şekilde ortaya çıkmasını engellemeye (yönelik) 'cambaza bak' oyunu bu, başka bir şey değil ya. Geçin bunları! Bak, sadece başdanışmanın 6 yıllık hesap hareketi, ey Türkiye, 1 milyar 475 milyon lira. Kim kazanıyor kardeşim bu kadar parayı? Başdanışmanın hesaplarından 6 yılda 1 katrilyon 475 trilyon geçiyorsa, diğerlerinin ne kadar geçiyor? Yazık değil mi ya bu millete? Bu siyaset meselesi falan değil ha ben sana söyleyeyim; bu tamamen Türkiye’de yerel yönetim üzerinden kamu kaynaklarının hortumlandığını gösteren... Ne siyaseti kardeşim, ne siyasetinden bahsediyoruz?"

CZR HBR

49,403 views • 4 months ago

LGS’den 494 puan olan bu delikanlı aslında tüm konuşması içinde o kadar güzel mesajlar veriyor ki. 1-kitap okuyacaksın 2-ailen mutlaka seninle ilgilenecek 3-televizyondan, sosyal medyadan uzak duracaksan 4-konfor alanı çok fazla olmayacak 5- çalışacaksın, hep çalışacaksın 6- sana yardımcı olanlara teşekkür edeceksin Vs… Bu delikanlı “okumaktan başka çarem yok” diyor. Aslında sadece onun değil maddi durumu ne olursa olsun en konforlu çocuğun bile okumaktan başka çaresi yok. Ama aileler çocuklarına o kadar konforlu bir hayat sunuyorlar ki çocuk okumanın kişiliğini ve karekterine kurtarmak için tek çare olduğunun bilincinin farkında değil. Sahip oldukları maddi imkanlarla kişilik sahibi olduğunu zanneden bir anne ve babanın çocuğu, otomatik olarak onlarla bir şey olduğunu zanneder. Bu yüzden çocuklarınıza Durumunuz ne olursa olsun çok fazla bir konfor alanı oluşturmayı. Disiplinli ve sahip olduklarının içinden mücadele etme ruhunu verin. Sonra bir sürü imkana sahip o çocuklar başarılı olamıyor. Belki diplomaları oluyor ama başarılı olamıyorlar. Sonra bu delikanlı gibi çocuklar hemen hemen her alanda başarılı olup onların amiri pozisyonuna geçtiğinde de komplekse giriyorlar. Ben bu delikanlıyı gözlerinden öpüyorum, başarılar diliyorum. Sizde çocuklarınıza bir iyilik yapın, onlara çok fazla bir konfor alanı oluşturmayın. Çalışmayı ve başarmayı öğretin! Unutmayın; Konfor çürütür!

sevda turkusev

298,991 views • 3 years ago

AÇILIŞ: "Seni karım yapmak istiyorum" açılışı alışılagelmiş değil fakat açılışta benim de "evlenmek isteyen adam rp si" yaptığım çok oldu. Eğlenceli bir vibe ile çalışan bir açılış. Bu video'da adamın vibe'ı bu açılışa uygun, kafasının dışında, o yüzden buradan geçer not alır. AÇILIŞ SONRASI İLK KISIM: Babasından bahsetmeye başladığı kısımda kendi kendime "dur yapma" dedim çünkü kızın daha sana ilgisi oluşmadıysa kendinle ilgili böyle konulardan bahsetmen sıkıcı olacaktır. Lakin bunu kısa bir ortak nokta bulma aracı olarak kullanıp çok uzatmadı, o yüzden burada da bir sıkıntı yok. SENİ SEVİYORUM KISMI: Oldukça klişe, seni bir nevi palyaço gibi gösterecek kısım burası işte. Zaten girişte ilgin belliydi, birde gidip kıza "bak seni seviyorum dedirttim" olaylarına girmeye gerek yok. Zorla ilgi almaya çalışan oğlan çocuğu gibi görünürsün. Yabancı bir kızla tanıșırsan bunu yapma. KIZIN GÖZLERİ: Kız sürekli çevreye bakıyor. "Acaba biri görür mü?" endişesi var gibi duruyor. Özellikle bu tarz bir kızla biraz daha fazla vakit geçirip bağ kurmak önemli ama adam hemen numarasını istiyor. Sonuç olarak aldığı numaraya kızın dönmeme ihtimali yüksek. "BURADA MI YAŞIYORSUN?" sorusu önemli. Kız orada yaşamıyor ve kısa süre içerisinde dönüyorsa kızla hızlıca bir şeyler yaşama ihtimalin daha fazladır unutma. Bu yüzden doğru yerde bu soruyu sormak sana ne yapman gerektiği konusunda büyük bir ipucu verir. Eğer kızlarla tanışma ve ilerletme konularında ustalaşmak istersen profilimdeki linke göz atmayı unutma. Diğer bir video'da görüşürüz.

negan gündüz oyunu

92,323 views • 3 months ago

İlk date'te yapılan muhabbet günün en çok yorum alan postu oldu. 🔻 "Bugün date'e çıkacağım kişi bizim okuldan birisi." 🔻 "Biz okuldayken hiç bir muhabbetimiz yoktu." 🔻 "Evlerimiz de yakın, öyle bir görüşelim dedik yani." 🔻 "Bir date mi değil mi bu ara tam emin de değilim açıkçası, hani date olmaya da bilir." 🔻 "Bilmiyorum içimde bu ara da iyi bir his de var yani." 🔻 "Bence güzel geçecek." 🔻 "Burç uyumumuz da güzel. Ben Balık burcuyum mesela o da Yengeç." 🔻 "Vivienne Sabo'nun bu Fantastique paletini kullandım." 🔻 "Evet, şimdi gelelim fasulyenin faydalarına." 🔻 "Bugün hava inanılmaz güzel." 🔻 "Üstüme bu yün..." 🔻 "Beyaz crop'u giyiyorum." 🔻 "Krem mi acaba bu?" 🔻 "Altımda da şöyle bir siyah kot şort eteğim var." 🔻 "Böyle 3-4 sene önce falan Trendyolmilla'dan almıştım." 🔻 "Leoparlı kemerimi takıyorum." 🔻 "Hırkamı giyiyorum. Arkasında şöyle bir bakalım." 🔻 "Nasıl?" 🔻 "Takı köşemiz." 🔻 "Yüzüklerim de böyle." 🔻 "Böyle saçlı, acaba ne kadar problemli diye düşünmüyorum artık." 🔻 "Çünkü dedi ki çok problemli bir insan değilsin, düşünmüyorum artık." 🔻 "Gerçekten bunu mu ima ediyorsun?" 🔻 "Hayır, sende öyle değil." 🔻 "Ama çoğu insanda öyle." 🔻 "Çok pardon da, saçımın rengini sana mı sorucam?" 🔻 "Gayet de güzel saçımın rengi." 🔻 "Kötü değil zaten, güzel yani, kötü değil." 🔻 "Olay kötü olması değil, ihtimallerini düşürüyordur." 🔻 "Benim gibi bakıp da ilk başta, evet bu kız manyak der." 🔻 "Saçıma istinaden." 🔻 "Evet, bunu da biliyorsun. Manyak olmamana rağmen bu arada, manyak değil." 🔻 "Böyle bu rengiyle beğenen çok insan oluyor." 🔻 "Beğenmek ayrı, iyi kalpli, düzgün bir adamın seni eş olarak hayal etmesi ayrı." 🔻 "Sana yavşayan o kadar fazla narsistik fuckboy vardır ki ben hayal edemiyorum." 🔻 "Yok mu?" 🔻 "Niye yok?" 🔻 "Almıyorum içeriye." 🔻 "Aferin sana bak." 🔻 "Almıyorum." 🔻 "Tekrar söyleyeceğim, göründüğünden çok daha az sorunlu bir kızsın, bu yüzden çok seviniyorum." 🔻 "Bu bir iltifat." 🔻 "Çok belli olmuyor ama iltifat

BUZZ medya

81,259 views • 14 days ago

Bir kadın, cimri flörtüyle yaşadığı olumsuz deneyimi anlattı: • İlk buluşmada böyle bir şey yaşayacağımı asla tahmin etmezdim. • Buranın altını bir tık çizmek istiyorum. Mekânı karşı taraf seçti, ben değil. • Müthiş bir trafiğe takıldım. Mesaj attım çocuğa, “Ya biraz minik gecikiyorum.” dedim. “Minik mi?” dedi. • Buralarda zaten bir irrite oldum. Aşırı standart bir mekândayız. Bunun da altını çizelim. • Garsonu çağırdı. Karşılıklı ikimiz de menüye bakıyoruz. O sırada çocuk, şu cümleyi kurdu; • Garsona söylüyor bunu: “Bu ne abi ya? Bu fiyatlar ne? Fine dining mi burası?” dedi. • Mimik yapmamaya çalışıyorum. Mekânı sen seçtin. Fiyat skalana uygun değilse neden beni buraya getirdin? • Çıldıracağım. Garson da tabii ne diyeceğini bilemiyor. Karşısında kız var elemanın. • Cimri de diyor ki, “Bize bir şeyler yap ya. Bir indirim yap.” En fazla sana bir çanak kuruyemiş getirir ya. • Çocuk tuhaf. Hesap geldi. Kartımı çıkardım. Çocuk böyle direkt hesabı kendi önüne aldı. • Dedim, “Bölüşelim.” O da dedi ki, “Yok, hayır, gerek yok.” gibi bir şeyler söyledi. Okey. Laf ettiğin hesabı öde. • Ben de arabamı uzağa park ettim ve arabamı uzağa park ettiğimi çocuk biliyor. • Mekândan çıktık. Sonra ben tek başıma topukluyla 10 dakika yürüdüm. • Çocuk ertesi gün bana mesaj atıyor. “Date değerlendirmeni alabilir miyim?” diye.

🎙️ Muhbir

74,832 views • 2 days ago

Tartıştılar Emre Bol Stüdyo yu Terketti Ağır hakaretler Evren Turhan: Oğlum bir şey konuşuyorum sen araya giriyorsun. Pişmaniye bak sinirlenme. Bir girerim sana görürsün. Sinirlenme. Bir girerim görürsün. Bana giremezsiniz. Bir girerim görürsün. Bana giremezsiniz. Akıllı ol. Benim sana tek kolum yeter. Akıllı ol. Bak tek kolum yeter. Devam edin. Öbür kolun da gider. Dikkat et. Bak sana bir kolum yeter. Dikkat et. Bak bir kolum eder sana. Stüdyoda gergin olurlar. Sanki. Sanki şampiyon olmuş gibi konuşuyorsun. Ne sinirleneceğim ne titriyeceğim. Beş diyordum bir beraber oldu yani. Ya lan bu beş demedi mi? Ya ben beş dediğim öyle hareket yaptım ben. Ona mı takıldın sen bebeğim? Sen lidere selam dur. Sanki gören de her yıl şampiyon olmuş gibi konuşuyor. Güzel pişmaniyelerimiz var. Gel pişmaniye gel. Kaybetmeyi bilmiyor görüyorsun. Kaybettim oğlum ben maçı konuşuyorum. Terbiyesizlik yapıyorsun. Ben maçı anlatıyorum terbiyesizlik yapıyorsun. Sen terbiyesizlik yapıyorsun. Ben yorum yapıyorum pişmaniye pişmaniye ediyorsun. Ne terbiyesizliği? Yapmayacaksın. Ne terbiyesizliği? Yapıyorsun. Ne terbiyesizliği? Yapmayacaksın. Ben burada her zaman güzel bir şekilde... Ben senin ne olduğunu biliyorum. Bana anlatma kendine. Her zaman. Sen ne diyorsun ya? Bana anlatma kendine. Sen ne diyorsun ya? Hiç. Hiç anlatma bana kendine. Ne diyorsun sen? Ne diyeceğim ya? Tamam. Objektifsin. Birazcık şey yapma. Biraz da bırak. Sevineceğim kardeşim. Sen anladın mı? Kocaeli Spor sevindirir seni. Allah Allah. Elim ayağı titriyor. Lan deme bak bana. Ne elim ayağı titriyor? Elim ayağı titriyor. Ne yapacaksın? Hadi lan sen de. Terbiyesiz herif ya. Allah Allah. Bir konuşturmuyorsun beni. Bırak da konuşayım kardeşim. Sen terbiyesizsin. Karışıyorsun her şeye. Hadi. Bırakıp gitmeyeceksin yayına. Gel burada konuşalım. Ne gidiyorsun? Allah Allah. Ben anlatıyorum. Bak küfür müfür etmesin var yemin ediyorum. Çıldırtmasın beni ha. Terbiyesizlik yapmasın. Biraz sakinleşelim. Adama bak ya. Yok pişman. Ya biz bilmiyoruz. Maçın konu anlatıyor. Araya girmeyecek abi. Yapsın şovunu. Olmaz ki abi böyle şey. Bunun bunu yapacağı belli. Ondan sonra Galatasaray yanlıyor.

Galatasarayultrataraftar

93,848 views • 3 months ago

TAMAR TANRIYAR: 'Ben Artık çok yoruldum.. Zaten İktidar olmak gibi amacım da yok.. Ekrem İmamoğlu'nu ev hapsine çıkartın..' Onlara gitmiş demiş ki: "Bakın ben yoruldum. Benim derdim iktidar olmak değil ama CHP'nin başında kalmak istiyorum. Bunun için de istediğim Ekrem İmamoğlu'nun ev hapsine çıkarılması." Hemen bir soru sorulmuş kendisine, "İmamoğlu'nun eve çıkması ne alaka? Neden İmamoğlu için ev hapsi istiyorsun?" diye. Ev hapsi istemiş çünkü. İşte Özgür'ün cevabı da şöyle olmuş: "Ben hep Ekrem'in adını kullanarak, daha doğrusu yani mantık şu şekilde, hep Ekrem'in adını kullanarak, hep Ekrem'i mazeret ederek mitingler yaptığı ve CHP'nin tabanında bir yer edinmeye çalıştı ya kendine. E buna karşılık Ekrem için bir şey yapmadan eğer AK Parti kanadıyla bir anlaşma yaparsa..." Tabi kendi zihniyetinde anlaşma yapıyor. "...yaparsam beni bu koltukta oturtturmazlar. Ama eğer ben görselde Ekrem için bir ev hapsi en azından, hani bak seni oradan çıkardım ben yaparsam, o zaman CHP seçmenini de yanıma alırım. Onunla ilgili bir şey başarmış olmam lazım. Ayrıca Ekrem benim yakamı bırakmaz. Tüm etrafım onun adamlarıyla dolu." diye de bir açıklama yapıyor. Özgür yakayı nasıl kaptırmış Ekrem'e, değil mi? Peki ne cevap mı almış? İşte şunu söylemişler: "Özgür Bey siz bir türlü anlamak istemiyorsunuz ama kimsenin Ekrem'i çıkarmak gibi bir şansı yok. Yani bu bir yargı kararı. Cumhurbaşkanı da istese çıkaramaz. Yani biz hiç bu konuyu konuşmamış olalım, dileyelim." diyorlar. Sonrasında tabii ki bu konuşma ortaya çıkacağı için Özgür önden hani bunu bu şekilde hani sanki oradan teklif gelmiş gibi güya kendi aklınca ön alıyor. "AK Parti bana teklifte bulundu." diye anlatıyor Özgür Özel. Halbuki öyle bir şey yok. Bu teklifle giden kişi kendisi. Delikanlıysan "Gel ben öyle bir şey demedim." de Özgür.'' #butlankararı #CHPteslimAlınamaz

CZR HBR

273,675 views • 1 month ago

Dogac adlı yayıncı, canlı yayında siber saldırıya uğradı. Kendisine hiç uğramadığı birçok internet doğrulama kodu geldi. 🗣️ Dogac: 112'yi aradığımda bana "Siber suçları aramanız gerekiyor" deyip numara verdiler. Siber suçlar 3-4 kere aramama rağmen telefonu açmadı. Tekrar 112'yi aradım, "o zaman santrali arayın, santral yönlendirsin" dediler. Santrali aradım telefonu açmadı. Tekrar aradım, bana dediler ki "git karakola başvur." Yayını kapattım karakola gittim, karakolda dediler ki "para çekmişler mi?" hayır dedim. "Biz bulamayız, Siber Suçlar Müdürlüğü'ne git" dediler. Siber suçlara gittiğimde bana söyledikleri şey şu oldu: "savcılığa git" ben orada biraz sinirlendim." "Aldılar mesajları baktılar, ama ayak üstü, masaya geçtim ifade verdim falan asla yok. Dediler ki "Bunu Telegram üzerinden yapıyorlar. Telegram üzerinden bir botla sana mesajlar atıyorlar" diyor. "Amaçları ne?" diye sorduğumda da "sana bir link gönderiyorlar o linke tıkladığında da böyle oluyor şöyle oluyor" falan. Dedim ki "link atmadılar bana, doğrulama kodu attılar. Yani benim numaramla farkı farklı siteler kayıt oluyorlar." "Böyle bir durumda kaldığımda muhatap bulamama durumu gerçekten çok canımı yaktı. Yardıma ihtiyacım var ve bana yardım edecek bir insan bulamıyorum. Bu konuda beni koruyacak yer neresi? "Hiçbir yardım alamadan sadece omuzumu sıkıp "bir şey olmaz" denilerek evime dönüyorum."

OnlyDrama

33,882 views • 1 year ago

Bu yaklaşımda en çok gözüme çarpan sıkıntı şuydu; Adamın amacı numara almak. Ve bunun için ısrar ediyor. Numaranın turşusunu kuracak herhalde. Son kez söylüyorum, NUMARA ALMAK HİÇBİR ŞEY İFADE ETMEZ. ISRARLA NUMARA ALINMAZ. ALIRSAN DA KADIN DÖNMEZ. Yani bu bir başarı değildir. Numara nasıl alınır? Muhabbet çok sarar, muhabbete sonra devam etmek istersiniz, bir plan yapıp liderlik eder ve haberleșmek için numarayı alırsın. Zaten numara buluşmak için bir haberleşme amacıdır. Yüz yüze tanıştığın kızı mesajda tavlamaya çalıșmazsın. Çalıșırsan da reddedilirsin. Yani numara bir araç olmalı. Bir amaç değil. Kızın yaş sorusunu neden şakayla geçiştir dedim? Çünkü kadın direkt en baştan bir çerçeve dayatmaya çalıșıyor. Kadının çerçevesi "sen küçüksün, bizden olmaz" şeklinde. Eğer onun bu çerçevesine atlarsan lider o olur. Kuralları o koyar. Ve senden hoşlanmaz. Çünkü kadınlar lider erkeklere çekilir. Yaşını bir noktada söyleyebilirsin ama böyle bir noktada geçiştir. Ben daha küçüğüm evden kaçtım gibi bir șakacı role play yap. Peki neden kendini kanıtlamaya çalıșma dedim? Çünkü bir kadına kendini kanıtlamaya çalışırsan şu alt mesajı verirsin; ben kendim olarak yetersizim, o yüzden sana kendimi kanıtlamaya çalıșıyorum. Kadın yetersiz hissettiğini anladığı an değerin düşer. Asla kendini kanıtlamaya çalıșma. Sen zaten kendinden eminsen o seni yeterli görecek. Daha fazlası için profilimdeki linkten ücretsiz whatsapp kanalıma katıl. Bu işi çözeceğiz.

negan gündüz oyunu

134,083 views • 16 days ago

BARIŞ MANÇO: "Tayland’da tutuklanıp hapse atıldık. Bize geçmiş olsun demeye dört tane delikanlı geldi. Allah’ın Tayland’ında oranın Artvin’i olan bir şehirden… Bunlar oradaki Fatih Koleji’ndeki dört tane öğretmendi. 4 delikanlı ! “Bizler buradaki Fatih Koleji’nden..” dediği anda benim itikadım sarsıldı. “Bir dakika bir dakika” dedim. “Burası Tayland, Tayland’da sınır bir şehir, n’apıyorsunuz?” dedim. O da : “Ağabey bizim burada Fatih Kolejimiz var, öğrencilerimize burada Türkçe eğitim yapıyoruz…” dedi. Bu bir örnek sadece. Bunu iki binle çarpın. Ben bunları görüyorum. Kuala Lumpur’dan Manila’ya kadar. Kopenhag’da da var, Londra’da da var. Bu harika bir eğitim seferberliğidir ve bunlar birer yansımasıdır…” İş adamı İhsan Kalkavan, Manço’nun hatırasına ilave olarak şunları belirtiyor: “Akşam vakti giderken Barış’ı otelin lobisinde gördüm. Zaten eski dostumdu. Kendisi de bu eğitim kurumlarının bir sevdalısıydı. Onun da bir sürü anıları var bu okullarla ilgili gittiği yerlerde.. Hatta bir gün sayın Gülen’e dedi ki :”Hocam, çok enteresandır. Bazı yerlere herhalde ayağını ilk basan Türk benim diye gururlanırken bir de bakıyorum ki Türk bayrağı Türk okulu ! Şaşırıyorum. Yani buralara ilk defa gelen Türk gibi övünürken orada okulları görünce aklımı oynatasım geliyor. Yani buna nasıl muvaffak oldunuz?” dedi. Gülen’e bir gün böyle bir soru yanımda atfetti kendisi. İşte, dedim ki Barış’a : “Hadi gidelim bu çocuklar seni çok sever, mutlaka bu okullara gidelim. Görsünler seni heyecan duyarlar..” Barış dedi ki :”Ya İhsan, gidelim ama benim başka bir uçağa yetişmem gerek.” Ben de: “Ben seni yetiştireceğim. Gel gidelim, yolumuz zaten havaalanı yolu üzerinde, çocuklar seni bir görsün yeter.” Okul sadece beni bekliyordu. Ama tesadüfen Barış yanımdaydı. Okula gittik hemen. Bir sarılma kucaklaşma oldu. Dedim ki:”Ya ne olur çocukları çağırın da gelsinler Barış’ı görsünler”. Çünkü akşamdı ve orada bulunanlar yatılı talebelerdi. Onları çağırdılar. Ve yatılı talebeler bize biraz gösteri yapsın dedik. Onlar da hemen Barış’ın parçalarını okumaya başladılar. Barış’ın bir sürü parçası… Ve Barış yanımda (Allah kendisine rahmet eylesin) hüngür hüngür ağlıyor ve: “Ya İhsan bunları ben böyle okuyamıyorum bu nasıl iş?” Ve Barış’ın oraya geleceğinden hiç kimsenin haberi yok. Hiçbir organizasyon yok. Ben buna şahit olmuş bir insan olarak söylüyorum. Yani Barış’ı getireceğim, götüreceğim diye bir şey yok. Giderken lobide gördüm. Ve zorla kolundan tutup getirdim. Ve öyle bir durum oldu ki Barış’a dedim: “Barış hadi uçağa geç kalıyorsun. Seni yetiştireyim.” O da : “Ya giderse gitsin, ben yarın gelirim seninle.” dedi. Uçağa sonuncu binen yolcu olarak zorla yetiştirdim. O kadar duygulandı, o kadar keyif aldı…”

Sevinç Özarslan

193,522 views • 1 year ago