Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Bir “Kürt partisi” olmayan DEM Parti hep böyledir. Devlet Kürtlere bir hak vermeyi düşünse de bunlar “hayır biz istemiyoruz” deyip işi başka bir meseleye bağlarlar. DEM Parti lideri Tuncer Bakırhan dün açıkça şayet devlet Kürtlerle uzlaşmak istese de Alevilerle uzlaşmazsa buna karşı çıkacaklarını söyledi. Bakırhan: “Buradan açıkça bir kez...

52,073 views • 1 year ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Bahçeli-Öcalan ikilisinin “rüzgar satan” projesini Kürtlere satmaya çalışan DEM Parti lideri Tuncer Bakırhan Türkiye Kürdistan Bölgesi’nin Diyarbakır Vilayeti’nde yaptığı bir konuşmada Öcalan’ın başka devletlerin gözlemci ve garantör olmadığı “Türkiye çözümünü” istediğini söyledikten sonra: ..:: 1. Bakın Amed’den söylüyorum. Türkiye hepimizin evidir. Türkiye hepimizindir. ..:: 2. Yine Amed’den evirmeden çevirmeden söylüyorum. Biz DEM Parti olarak hiçbir yerde hiçbir zaman Türkiye’nin hilafına olan, Türk ve Kürt halklarının aleyhinde olan bir zeminde bulunmayız. ..:: 3. Bu coğrafyada bin yıllardır Türkiye’de (?) Türk halkı ile birlikte bir dayanışma içindeyiz. ..:: 4. Türkiye Cumhuriyeti Amed’in farklılığını bir sorun olarak değil, bir zenginlik olarak gördüğü zaman demokratikleşti diyebiliriz. ..:: 5. Son demokratik toplum çağrısını Karadeniz’den Trakya’ya, Kürt illerine ve Türkiye’nin dört bir yanına, halklara götürmeye çalışıyoruz. Bahçeli-Öcalan ikilisinin süreci zaten boş bir süreç. Bugün Erdoğan da Kürtlere yeni haklar verilmeyeceğini söyledi. Devletin ve hükümetin başı Erdoğan olduğuna göre Bahçeli-Öcalan ikilisi sadece bir tiyatro oynuyorlar. İşin hazin tarafı da DEM Parti bu içi boş tiyatroyu Kürtlere anlatmayı kendine vazife yapmış. Bakırhan konuşmasında o kadar “Türkiye, Türkiye, Türkiye” tekerlemecisi olmuş ki Trakya ve Karadeniz bölgelerinin ismini söylediği halde “Kürdistan” yerine sadece “Kürt illeri” diyor. DEM Parti topluca MHP’ye geçebilir. Zaten Bahçeli ve Öcalan bir olmuşlar! Kemalist Türkiye devletinin ömrü de 100 yıllıktır. Daha önce “Türkiye” isminde bir devlet olmamıştır.

Arif Zêrevan

89,067 views • 1 year ago

DEM Parti’nin “anti-Kürt” raporuna imza atan bu kadın meclise sunulan raporların “umut kırıcı” olduğunu söylüyor Adı Meral Danış Beştaş olan bu kadının içinde olup da Kürtlere karşı olmayan bir çalışma yoktur. Bizzat kendisi DEM Parti adına meclis komisyonuna katılmıştır ve DEM Parti’nin raporu altında imzası var. DEM Parti raporu açıkça Kürtlere “Kürt” oldukları için bir hak verilmesin diyor. DEM Parti raporundan: “Kürt meselesi, etnik temelli değil vatandaşlık temelli bir demokratikleşme süreciyle çözülmelidir. Haklar etnik gruplara göre değil bütün vatandaşlar için eşit biçimde tanımlanmalıdır. Hak temelli, bütüncül bir demokrasi anlayışı, ihtiyaç olandır.” Yani Kürtler millet olarak yoklar, etnik olarak “Kürt” oldukları için de Kürtlere bir hak verilmesin diyen DEM Parti’dir. Dem Parti’nin raporunda Kürtçe ikinci resmi dil olsun önerisi yok. Kürt milletinin varlığı Türk milleti gibi anayasada kayda geçirilsin önerisi de raporda yok. Kürtçenin tüm derslerde eğitim ve öğretim dili olması önerisi de yok. Sadece okullarda Kürtçeyi öğrenmek için bir ders olsun diyor. MHP’nin, CHP’nin ve AK Parti’nin siyaseti belli ama DEM Parti’nin raporu onlarınkinden daha iyi değil. Tüm siyasi partilerin sundukları raporlar arasında en iyi rapor yine Hüda Par raporudur. Hüda Par hem PKK ve Öcalan meselesini ayrı bir tarafa koymuş ve eski PKK’lilerin geri dönüşleri için yasal öneriler sunmuş hem de Kürt meselesinin çözümü için milli haklar talebinde bulunmuş. Umut kırıcı olan da, anti-Kürt olan da Bahçeli-Öcalan ikilisi güdümündeki DEM Parti ve Meral Danış Beştaş’ın (Meral Danış Beştaş) sunduğu rapordur.

Arif Zêrevan

37,085 views • 8 months ago

Kürtler Türkiye’nin NATO üyeliğini ve NATO üyeleri gibi federal bir devlet olmasını savunmalıdır Bahçeli, Öcalan, DEM Parti ve “emperyalizme” karşı olduğunu iddia eden ne kadar solcu ve sağcı parti varsa hepsi de NATO’nun Türkiye’yi İran’a karşı korumasına destek vermeli. Ama aynı Bahçeli, Öcalan, DEM Parti ve bütün Türk siyasi partileri İran rejimine karşı İran Kürdistan’ındaki Kürt milletinin de ABD ile müttefik olmasına destek vermeli. Türkiye’de de Ankara’nın doğusundaki Kürdistan Bölgesi için “siyasi statü” isteyen her Kürt partisi aşağıdaki talepleri açıkça yazılı olarak kendi parti programına koymalı ve günlük siyasette de o talepleri savunmalı. Bu taleplerin hepsini mevcut Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde savunmak yasak değil ve cezayi müeyyidesi de yoktur. Türkiye’nin NATO üyesi olması, Batı dünyasına ve Avrupa Birliği’ne yakın olması da bu talepleri savunmaya engel değildir çünkü ABD, Avrupa Birliği üyeleri ve NATO devletlerinin çoğu da federal devletlerden oluşmaktadırlar. Kürtlerin “milli hakları” ve “siyasi statüsünün” çerçevesi çok bellidir. Bağımsız devleti bir kenara koyarsanız hakiki “siyasi statü” budur: ..:: 1. Kürt milletinin anayasal varlığının kayda geçirilmesi ve kabulü. ..:: 2. Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edilmesi ve resmi dil olması. ..:: 3. Kürtçe eğitim-öğretim hakkının kabul edilmesi ve resmi olarak uygulanması. ..:: 4. Ankara’nın doğusundaki Kürdistan Bölgesi’nin coğrafi olarak resmen kabul edilmesi ve Kürtlerin bu bölgede federal bir statüye sahip olması. DEM Parti ve Öcalan güdümündeki örgütler bu hakları savunmak yasak olduğu için değil, bilerek ve kasten karşı oldukları için savunmuyorlar. DEM Parti’nin tüzüğünde bu talepler yoktur. DEM Parti’nin tüzüğünde “kolektif haklar” diye bir cümlelik ifade olsa da DEM Parti sadece okullarda Kürtçe bir dersin olmasını savunuyor. Başka bir talebi yoktur. DEM Parti meclis komisyonuna sunduğu raporda da Kürtlere “Kürt” oldukları için bir hak vermeyin dedi. Etnisitelere göre hak vermeyin dedi. Sadece Kürtler de Çerkezler gibi Türkiye vatandaşları oldukları için okullarda Kürtçe bir dil dersi olsun yeter dedi. Sorun bizzat Türkçülük yapan Öcalan ve DEM Parti’dedir. Bilerek ve kasten bu taleplere karşı çıkmak için “Demokratik Toplum” safsatasını öne çıkarıyorlar. DEM Parti’nin ABD, NATO ve onların deyimi ile “emperyalizme” karşı söylemlerinin tamamı yalandır çünkü bizzat Türkiye hem NATO üyesidir hem de ABD gibi devletlerin müttefikidir. DEM Parti bir Türkiye partisi olarak buna karşı da değil ama iş Kürtlerin ABD ile ittifak yapmasına gelince hemen “anti-emperyalist” oldukları yalanını söylemeye başlıyorlar! DEM Parti Tuncer BAKIRHAN Tülay Hatimoğulları

Arif Zêrevan

12,820 views • 5 months ago

Bu adam etnik olarak Kürt değil. Başında bulunduğu “Demokratik Bölgeler Partisi” de hem siyasi bir parti değil hem de Kürdistan karşıtı bir “kontra teşkilatıdır”. İşte Öcalancılık tam da budur. Kürtlerin millet olarak hiçbir milli hak elde etmeden sadece Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan etrafında Kürtlerin enerjisini “Türk devletine” hizmet ederek kullanmaktır. Keskin Bayındır aslen Ermenidir. Kürt ve Kürdistan düşmanı Öcalan’ın kölesidir çünkü ikisi de federal bile olsa Kürdistan devletine karşıdırlar. Dün çıkmış Diyarbakır’da Öcalan temalı bir yürüyüş yapıp sadece Öcalan, Öcalan diyerek ve bazen de Kürt ve Kürdistan kelimelerini de kullanarak Kürt meselesinin çözüm merkezi İmra’lıdır diyor. DEM Parti üyesinin de içinde bulunduğu meclis komisyonu heyeti İmralı’ya gitti ve Öcalan ile görüştü. Komisyonun tutanakları da aşağıda. Öcalan hem Türkmen kökenli hem de Ülkücü olduğunu, Kürtler için her türlü siyasi statüye de karşı olduğunu söyledi. Öcalan, DEM Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin Kürt milleti için siyasi bir “statü” istediği büyük bir yalandır. DBP’nin tüzüğü aşağıda. Kürtlerle zerre kadar alakası yoktur. Türkiye devleti sistemi içinde demokrasi, ekoloji ve kadın meseleleri dışında bir programları ve hedefleri de yoktur. Bir parti Kürtler için “siyasi statü” istiyorsa bağımsızlık olmadan en azından bu dört talebi programına koymalı ama bunların hiçbiri DBP’nin tüzüğünde yok. Kürtler için siyasi statü: ..:: 1. Kürt milleti varlığının anayasada kayda geçirilmesi ve kabulü. ..:: 2. Kürtlerin Ankara doğusundaki Kürdistan Bölgesi’nde otonom ya da federal bir bölgeye sahip olmaları. ..:: 3. Kürtçenin ikinci resmi dil ve eğitim-öğretim dili olması. ..:: 4. Türkiye Kürdistan Bölgesi’nde polis gücünün Kürtlerden oluşması ve Kürt Valilerine bağlı olması. Yukarıdaki Kürt milli haklarından hiçbiri Ermeni kökenli Keskin Bayındır’ın başında bulunduğu “Demokratik Bölgeler Partisi’nin” tüzüğünde yoktur. Zaten bilerek ve kasten partilerine de “Kürdistan Bölgesi Partisi” demiyorlar. “Demokratik Bölgeler Partisi” ise işte tam da budur. Buyurun okuyun. “Partinin Tanımı Madde 2 DBP, uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı bireysel ve kolektif haklar ışığında, bir bütün olarak Halkların sosyal, siyasal, iktisadi geleceğinin, demokratik moderniteye dayalı Demokratik Cumhuriyet bilincinden hareketle; bireyler ve gruplar arasındaki etnik, dini, mezhepsel ve cinsiyete dayalı bütün imtiyazları reddeden; toplumun ahlaki -politik inşası temelinde örgütlenmiş, Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigmasına dayanan bir Partidir. DBP; farklılıkların özgürlük olduğu bilinciyle, bireylerin, grupların, topluluk ve halkların kendine has nitelik ve değerlerini eşitlikçi, adil sosyal ilişkiler ve ahlaki-politik düzen içerisinde var edip, bu değerlerin geliştirilmesinin savunucusudur.”

Arif Zêrevan

29,469 views • 6 months ago

Bahçeli-Öcalan ikilisinin temel ilkeleri bu kısa videoda ve aşağıdaki görüşme notlarındadır. Kürtler için: ..:: 1. Ayrı ulus devlet, federasyon, otonomi ve kültürel haklar talep etmeyin. ..:: 2. Kürtçenin ikinci resmi dil olmasını talep etmeyin. ..:: 3. Kürtçenin eğitim-öğretim dili olmasını talep etmeyin. Seçmeli bir Kürtçe dersi Kürtlere yeter. ..:: 4. Kürtlerin millet olarak varlığının Türkler gibi anayasada kayda geçirilmesini talep etmeyin. ..:: 5. Kürtlerin Irak, İran ve Suriye’de de kendi otonom ya da federal bölgeleri olmasın. Türkler için: ..:: 1. Sadece Türklerin tekçi, Türkçü, Kürtleri inkar eden ulus devleti olsun! ..:: 2. Sadece Türkçe resmi dil olsun. ..:: 3. Sadece Türkçe eğitim-öğretim dili olsun. ..:: 4. Türkiye’de sadece Türkler var, Kürt diye bilinen bazı insanlar varsa da millet olarak Türktürler. ..:: 5. Kürtlerin vatanı da yoktur. Ankara’nın doğusundaki Kürdistan bölgesi de Kürdistan değildir ve Türklerin vatanıdır. İstanbul’da yaşayan 5 milyon Kürt de Türk’tür. Bütün bunları söyleyen Bahçeli de bu dünyada “Türk” isminde bir kavim ve etnisite yoktur diyor ama yine de Kürtlerden ve başka milletlerden insanları ödünç alarak hayali bir “Türk milleti” kuralım diyor. Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan da Bahçeli’nin bu saçma planına “demokratik milliyetçilik” diyor ve destek veriyor. Bahçeli-Öcalan ikilisinin işi zor! Kürtler bu hikayelere evet demiyorlar.

Arif Zêrevan

259,363 views • 6 months ago

Bahçeli-Öcalan ikilisinin “rüzgarsatan heyeti” ile birlikte Irak Kürdistan Bölgesi’ne giden DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç Welat TV’ye tüm çıplaklığı ile Öcalan’ın hazır bir projesinin olmadığını, Öcalan’ın sadece Barzaniler ve Talabanilere selamlarını gönderdiğini ve onların muhtemel bir “çözüm süreci” için fikirleri ve önerilerini almak istediğini anlatıyor. ..:: 1. Başkan Barzani’ye “Öcalan’ın bir çözüm süreci için yol haritası çizmeye niyeti var, bu konuda fikirlerinizi ve tutumunuzu öğrenmek istiyor” dedik. ..:: 2. Başkan Barzani’nin de bu konudaki önerileri alındı. ..:: 3. Hala başlayan bir süreç yok ama şayet ilerde bir süreç başlayacaksa o zaman Başkan Barzani’nin de rolü ve fikirleri önemli olacak. Ama şimdilik sadece onun fikirlerini aldık. Mehmet Kamaç aynı söyleşide bu işin gizli saklı bir tarafının da olmadığını söyledi. Yani: ..:: 1. İmralı’daki Türk devletinin etkisiz elemanı olan Öcalan’ın hazırladığı bir plan ve yol haritası yok. Türk devletinin de bir süreç projesi yok ama şayet Türk devleti ona yardım etse ve ona bir rol verse o hizmete hazır. ..:: 2. Bahçeli-Öcalan ikilisi aylardır hem DEM Parti ve Türkiye’deki Kürtleri bu tiyatro ile meşgul ediyorlar hem de Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki PDK ve YNK liderlerini de bu içi boş projeye bulaştırdılar. ..:: 3. Büyük bir ihtimalle Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet ilerde Bahçeli-Öcalan ikilisinin bu tiyatrosuna de tekmeyi vuracak. ..:: 4. Erdoğan sadece Öcalan’ın PKK’ye silahları bırak çağrısını bekliyor. Kandil’deki PKK silahları bırakmasa Öcalan da biter bu tiyatro da biter. ..:: 5. Türk devletinin bu süreçte Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması, Kürtlerin anayasal kabulü, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi bir niyeti de yok. ..:: 6. Öcalan’ın içinde olduğu hiç bir plandan Kürtlere iyi bir şey çıkmaz.

Arif Zêrevan

53,619 views • 1 year ago

Kendi ortağı Öcalan ile birlikte DEM Parti’yi de kontrol eden Bahçeli bugün çok açıkça Mazlum Abdi ve SDG’nin Öcalan’a karşı çıktıklarını söyledikten sonra Suriye’de her türlü federal ya da otonum bölgelere karşı olduklarını söyledi. Bahçeli aynı konuşmasında Mazlum Abdi ve Kürtlere karşı Şam yönetimi tarafına geçen Arap aşiretlerini de destekledi ve Ahmed Şara ordusunun Kamışlo’ya kadar yani Irak sınırına kadar her yeri kontrol etmesini istedi. Bahçeli’ye göre Suriye’de Kürtlere “vatandaşlık” yeter. Öcalan da sürekli hem Suriye’de hem de Türkiye’de ve hatta Irak ve İran’da da Kürtler federal ya da otonom bölgeler istemesin diyor. İşte bu Bahçeli ve Öcalan’ın denetiminde olan DEM Parti ve Öcalan’a bağlı diğer örgütler ABD ve başka devletleri suçlayacaklarına önce kendilerini Öcalan ve Öcalan etrafında organize edilmiş Kürt ve Kürdistan düşmanlığından kurtarmalıdırlar. Öcalan tam 50 yıldır Kürtleri sözde direniş, özgürlük, kadın mücadelesi, demokratik toplum gibi safsatalar ile kendi şahsı etrafında dolaştırarak Kürtleri kendi milli davalarından uzak tutmaya çalışıyor. Öcalan’a ve siyasi çizgisine karşı çıkmayanlar, Öcalan’ı yalnız bırakmayanlar zor günlerde Kürtleri sokak gösterilerine çağırmakla bir hak elde edemezler. Öcalan ve ona bağlı örgütler dünya sistemine ters bir konumdadırlar. ABD ve Batı zaruri ihtiyaç üzerine bazen onlara “merhaba” deseler de iş hakikate geldiğinde onlarla yürümez. Kürtler solcu, dernekçi, komüncü, kadıncı ve ekolojici saplantılardan uzak durarak kendi milletini ve kendi vatanını merkeze alan bir siyaset yürütmeli. Kürtler aynı zamanda Batı dünyası, NATO ve kapitalizme uyumlu olan bir siyasete sahip olmalı. Öcalan ve örgütleri sürekli Kürtleri kapitalizme karşı çıkmaya davet ederek Kürtleri hem izole etmeye çalışıyorlar hem de Kürtleri Batı’dan uzaklaştırmak istiyorlar. Halbuki Türkiye bir NATO ülkesidir ve Batı ile müttefiktir. Kürtler de hem NATO ile uyumlu hem de Batı ile müttefik olmalı. DEM Parti’nin Türkiye’de Kürtler için federasyon istememesi DEM Parti ve Kürtlerin hatasıdır. Siyasi olarak bunun önünde bir engel yoktur. NATO ülkelerinin çoğu federal devletlerdir. Öcalan ve DEM Parti bilerek sürekli Kürtleri boşluğa düşürüyorlar.

Arif Zêrevan

39,802 views • 7 months ago

Düzgün Kaplan: 'Kürt halkı kendi evlatları tarafından temsil edilmelidir’ Hak ve Özgürlükler Partisi HAK-PAR Genel Başkanı Düzgün KAPLAN Muş‘ta halka seslendi. Muş Belediye meydanında 9 Mayıs 2023 tarihinde saat 13.00' te başlayan miting de Kürtçe konuşan Düzgün Kaplan, sözlerine; ‘Xalıd beg’e Cibri’nin, Şeyh Sait’in topraklarında sizleri saygıyla selamlıyorum’ diye başladı. Kaplan konuşmasını şöyle sürdürdü; ‘Sizlere Kürtçe hitap etmek istiyorum. Çünkü Seçimlere katılan 36 parti içinde tek Kürt partisi HAK-PAR’dır. Siyasetimizin amacı binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan kadim Kürt halkının özgürlüğüdür. Sizin desteğinizi istiyoruz. Kadim bir halk olan Kürt halkı da diğer halklarla eşitlik temelinde özgür ve barış içinde yaşamalıdır. Türk devleti Kürtlerin de yardımı sayesinde kuruldu. Osmanlı devletinde birlikte olan milletler ayrılarak kendi devletlerini kurdular. Kürtler o zaman biz kardeşiz dediler. İttihatçıların devamı olan Kemalistler Kürtlere Bu devletin Kürtlerin ve Türklerin ortak devleti olacağına söz verdiler. Lozan antlaşmasından sonra Devlet kurulunca dediler ki bu devlet Türklerin devletidir. Dili de Türkçedir. Kürtler defalarca itiraz etti, başkaldırdı. Bu düzeni kabul etmedi. Kemalist rejim Dersim’de, Zilan’da, Diyarbakır’da olduğu gibi soykırıma yöneldi. Bu politika halen devam ediyor. Biz Kürt halkının onurlu, özgür yaşamasını istiyoruz. Değerli Muş halkı; Lozan’da Kürt temsiliyeti yoktu. Kürt ağaları, beyleri Kürtlerin temsiliyet hakkını İnönü’ye verdiler. Onlarda tekçi, faşizan bir devlet kurdular. Bugünde aynı oyun oynanıyor. Boşnakları, Bulgarları, Türkleri bize temsilci olsunlar diye aday gösteriyorlar. Bunlar Kürdün hangi derdini bilir? Değerli halkımız Kürtler kendi öz evlatları eliyle temsil edilmelidir. Neden bir Laz, bir Çerkez Kürdü temsil etsin, Kürdün oyu ile Parlamentoya gitsin? Bize sandığa gidin oylarınızla Türkleri parlamentoya gönderin diyenler hayır deyin! Belçika, İsviçre Amerika gibi pek çok modern devlet benzer meselelerini çözebilmiş. Biz diyoruz ki Kürtler millettir ve diğer milletlerin İngilizlerin, Türklerin hakkı neyse Kürtlerin de bu hakları verilsin. Derdimiz Kürt halkının özgür olmasıdır. Pek çok Türk veya Kürt vekil gönderdiniz parlamentoya gidin bakın, Kürtlerin haklarıyla ilgili. Bir önerge verdiler mi? Kendi keslerini doldurmakla meşgul oldular. Kürt meselesinin çözümü için ne yaptılar? 45 yıldır Kürdistan’da savaş var 100 bin gencimiz toprağa verildi. Onlar hiçbir şey yapmadılar. Şimdi diyorlar ki Türkiye demokratik olsun, olsun da ya Kürt meselesi? Kürt meselesi çözülmeden ne demokrasi olur, ne enflasyon düşer, ne barış olur ne de yoksulluk son bulur. HAK-PAR sizin partinizdir. TRT de bize ayrılan 10 dakikalık konuşma hakkını da Kürtçe olarak kullandık. Biz halkımıza, toprağımıza güveniyoruz. Sakın bu parti küçüktür demeyin. Büyük partilere verdiğiniz oylar zaten boşa gidiyor.Onlar sizin için Kürt meselesinin çözümü için ne yaptılar? HAK-PAR barışçıl demokratik bir partidir. HAK-PAR’a oy verin ki, Kürdistan’da yeni modern bir ses, barışçıl demokratik, hareket güçlensin. Size aday olarak Boşnak, Bulgar veya Egeden birilerini getirip aday gösterdiklerini biliyorum. Biz de size Muş’un, bu toprakların, barışsever, demokrat bir evladını aday olarak sunuyoruz. Bilin ki biz Xalid Begê Cibrî’nin yolundayız.’ HAK-PAR Basın Bürosu

HAK-PAR / Hak ve Özgürlükler Partisi

34,059 views • 3 years ago

Öcalan utanmaz bir yalan makinasıdır Kürtlerin “ulusal varlığını” güvence altına aldığını iddia eden Öcalan aşağıdaki Türk devleti anayasasını okusun. O “Türkçü” anayasa olduğu yerde duruyor, Kürtlerin varlığı hala anayasal olarak inkar ediliyor, Kürtçe resmi dil ve eğitim dili de değildir. Neyi güvenceye aldın be hey yalancı Öcalan! MHP lideri Bahçeli’nin yardımcısı Feti Yıldız daha bir hafta önce İmralı’da sana “itirafçı” ve “hizmetkar” muamelesi yaptı ve sen de tamam dedin. Türkçülüğün ve Bahçeli’nin hizmetkarı olarak tek derdin Kürtlerin de Türkler, Araplar ve Farslar gibi kendi milli devletlerine sahip olmalarını engellemektir. Bunu da “sosyalizm” ideolojisine sığınarak Kürtlere devlet sahibi olmak yerine “dernekçilik”, “komüncülük”, “kadıncılık” ve “ekolojicilik” yapın diyorsun! Öcalan, DEM Parti’nin İstanbul’da düzenlediği bir konferansa uzun bir mesaj gönderdi. Tüm mesajı zaten Kürtlerle ilgili olmayan sosyalizm, Marks, Lenin ve komünizm ile ilgilidir. Sosyalist ve komünist isen sadece sosyalizm ve komünizmden bahset, niye Kürtleri o ideolojik meselenin içine koyup Kürtlerin milli haklarına karşı çıkıyorsun! Öcalan: “Kürtler olarak 52 yıllık PKK mücadelesiyle varlık ve onur savaşımını tamamladık ve artık demokratik cumhuriyetin ve demokratik toplumun yeniden inşa edileceği bir döneme girdik. PKK, Kürt halkının ulusal varlığını güvenceye kavuşturarak, tarihsel misyonunu doldurmuş, aynı zamanda ulus-devlet sosyalizminin tıkanıklığını da açığa çıkarmıştır. … Bu çerçevede komün-devlet ve sınıf-devlet diyalektiğinin güncellenmesi zorunludur. 20. yüzyıl reel sosyalizminin başarısızlığı da bu tarihsel diyalektiğin doğru okunamamasından kaynaklanmıştır: devletçi sosyalizm devleti ele geçirirken, sonunda devlete yenilmiştir. Ulusların kaderini tayin hakkını ulus devlete bağlayarak da burjuva politikalarının sınırlarına sıkışmıştır. ‘Proleter ulus devlet’ kavramı da devletçi zihniyetin yeniden üretiminden başka bir sonuç yaratmamıştır. Bu hakikati doğru okuyarak şunu ifade ettim: Ulus-devlet sosyalizmi başarısızlığa, demokratik toplum sosyalizmi ise zafere götürür. Bugün demokratik toplum sosyalizmi temelinde demokratik kurtuluşa yürüme zamanıdır. Bu yolda devlet yerine, demokratik cumhuriyet, demokratik ulus perspektifiyle kadın özgürlükçü, ekolojik, demokratik toplum paradigmasıyla yeniden inşayı başaracağımıza inanarak yol almaktayım.”

Arif Zêrevan

27,505 views • 8 months ago

Öcalancılara “Haseke Vilayeti” ve Valilik fazla geldi. Onlara Qamişlo belediyesi yeterliydi İlham Ahmed (Elham Ahmad) de bugün Öcalan’ın “halklar projesine” karşı Kürtlerin tepkisinin çok şiddetli olduğunu söyledi. Bugün Qamişlo’da bir toplantıda konuşan İlham Ahmed daha önce “halkların özgürlüğü ve halkların hakları gibi bir proje vardı ama şimdi buna karşı çok büyük bir hassasiyet ve tepki var” dedi. ABD ve Fransa’nın garantörü olduğu 30 Ocak anlaşmasına göre Kürtlerin Rojava Kürdistan’ında 4 tugay askeri güçleri, polis gücü, Vilayet düzeyinde kurumsal devlet hakimiyeti, anadilde eğitimi de olacak ama PYD’li Vali bu devlet makamına ve resmi Kürdistani temsile layık olmadığı için Vilayet binasının içine Suriye bayrağı yanına Kürdistan bayrağını koymadı. Kürtler Diyarbakır’da ya da İstanbul’da da sokakta Kürdistan bayrağını taşıyabilirler ama onun bir kurumsal meşruiyeti olmaz. Haseke’de Kürtler sokakta Kürdistan bayraklarını taşısalar da bir kıymeti yoktur. Valilik düzeyinde bile olsa Kürdistan bayrağını Suriye bayrağının yanına koymak resmi olarak Kürdistan’ın varlığını ve meşruiyetini Suriye devletine de dünyaya da kabul ettirmektir. Zaten Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da hem çıkardığı 13 nolu kararname ile Suriye’de Kürt milletinin varlığını, Kürtçenin ulusal dil olduğunu kabul etti ve 30 Ocak anlaşması ile de Haseke Vilayeti’nin Suriye devleti içinde Kürtlerin Vilayeti olduğunu kabul etti. Yani Kürtler Rojava’da sadece bir belediyeye değil devletin önemli bir kurumu olan bir Vilayete ve bir bölgeye sahiptirler. Ama bu PYD’liler hala belediyecilik aklına sahip oldukları için ve “devlete ortak olmanın” ne demek olduğunu bilmedikleri için Vali olmanın, Vilayete sahip olmanın ve Kürdistan ismini taşıyacak bir bölgeye sahip olmanın kıymetini bilmiyorlar ya da bilerek Kürdistan bayrağına ve Kürdistan bölgesi fikrine karşı çıkıyorlar.

Arif Zêrevan

66,041 views • 6 months ago

Bahçeli-Öcalan ikilisi tüm Kürt siyasi parti liderlerinin ruhuna “Türk şamanı” şırıngasını zerk ettiler:) DEM Parti’nin başındaki Arap kadın Tülay Hatimoğulları Londra’da yaptığı bir konuşmada tiyatrocu SS Önder ve Pervin Buldan’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı seyahat ve aldıkları önerileri daha sonra İmralı’daki Bahçeli’nin şeyhi Öcalan’a aktaracaklarını söyledi. Tülay Hatimoğulları’na göre de süreç-müreç yok çünkü Erdoğan ve hükümet bu tiyatroya sahip çıkmıyor ama yine de Öcalan Rojava ve Suriye’ye “demokratik anayasa” önerecek. Bu videoda olmasa da Hatimoğulları aynı toplantıda Öcalan’ın sadece Türkiye’yi değil ama İran’ı da “Batılı emperyalistlerin” şerrinden kurtaracağını söylemiş!!! Fesubhanellah:) İmralı’daki Türk devleti hizmetkarı Öcalan kendi köyü olan Urfa’daki Ömerli köyünü bile Türk devletinden kurtaracak güce sahip değil ama bütün Türkiye’yi, İran’ı, Suriye’yi, Irak’ı ve Kürdistan’ı “Batılı emperyalistlerin” şerrinden kurtaracak. Erdoğan ve Türk devleti bu palavraya sahip çıkmadığı halde Bahçeli-Öcalan ikilisi DEM Parti ve bu oyuna gelen Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki PDK ve YNK yöneticilerinin desteği ile yapacak:) Tabii ki Kürtler arasında bu palavra ve “rüzgar satma” oyununa açıkça karşı çıkan ben varım:) Kürt siyasi parti liderlerinin içine de “Türk şamanı” kaçmış olmalı ki bu işi ciddiye alıyorlar, tiyatrocu SS Önder ve Pervin Buldan’ı yüksek protokol gösterileri ile karşılıyorlar:) Bitirmeden şunu da eklemek lazım. Öcalan Türkiye/Bakur’daki bir örgütün lideridir. Rojava için karar verme yetkisi de haddi de yoktur. Zaten daha önce SDG komutanı Mazloum Abdî مظلوم عبدي şayet Türkiye kendi tarafındaki Kürtlerle barışmak için bir süreç başlatırsa onlar destek verir ama bunun Rojava ile bir bağlantısı olmamalı çünkü kendileri Rojava için karar verme yetkisine sahiptirler dedi. Aynı şekilde Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Başkan Mesud Barzani de başka parçalardaki Kürtlerin karar verme işlerine karışmayacaklarını, örneğin Rojava’daki Kürt siyasi partileri ortak bir tutumla neye karar verirlerse onu destekleyeceğini söyledi. Her parçadaki Kürtler sadece kendi bölgeleri için karar verme yetkisine sahiptir. Bir parçadaki Kürtler sadece diğer parçadaki Kürtlerin kararlarına destek vermekle mükelleftirler.

Arif Zêrevan

58,494 views • 1 year ago

Konuşan hanım Ayşe Hür, Kürt mü değil mi bilmem ama Öcalan ve PKK’si Türk devletinin Kürtler içindeki 50 yıllık “silahlı korucularıydılar” ve fesihten sonra da Türk devletine 50 yıllık “siyasi koruculuk” yapma sözünü verdiler! Öcalan’ın elinden gelse SDG komutanı Mazlum Abdi’yi yarın bir kaşık suda boğar ama ABD, Fransa ve İsrail bu işin önünü kapattılar. Bizzat Öcalan’ın PKK’si kendini fesheden kongrede “Kürdistan devletine” karşı mücadele edecekleri üzerinde ant içtiler. Besê Hozat ismindeki yöneticileri de çıkıp Öcalan “Türkiye vatanperveridir” dedikten sonra “biz PKK’yi çabucak feshettik ki ABD ve İsrail bizim irademiz dışında bizi Türkiye’ye karşı kullanmasın” dedi. DEM Parti’ye gelince, Öcalan MHP ve Bahçeli’ye iltihak ettikten sonra DEM Parti de fiilen MHP ve Bahçeli cephesine geçti. Tabii ki Türkiye’de, Öcalancıların ve DEM Parti’lilerin iddia ettiği gibi bir “barış” ya da “demokratikleşme” süreci yok. Erdoğan ve Bahçeli’nin resmen ismini koyduğu bir “Terörsüz Türkiye” süreci var ve o da PKK’nin kendisini feshetmesi ve silahları bırakmasıdır. Kürt milletinin PKK belasından kurtulması iyi olacak çünkü PKK bir “Türk Devleti Fedaileri Hareketi” olarak 50 yıldır Kürdistan’ın ve Kürtlerin zararına varlığını sürdürüyor. ABD, Batı dünyası ve İsrail’in Ortadoğu’da yarattığı tsunami Türk devletini korkuttu. ABD nasıl Suriye’de PYD/YPG’yi Öcalan’ın denetiminden çıkardıysa PKK’yi de Öcalan ve Türkiye’nin denetiminden çıkarabilir korkusunu yaşayan Türk devlet yöneticileri şimdiye kadar Kürtlere karşı kullandıkları bu PKK aparatını ayakta tutmaktan vazgeçmişe benziyorlar! PKK bizzat Ankara’da kurulan bir Türk devleti teşkilatıdır. Kürt partisi hiç olmadı.

Arif Zêrevan

102,147 views • 1 year ago

CHP Genel Başkanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkan yrd. Sayın Özgür Özel DEM'in Ankara'da Polatlı, Yenimahalle ve Bala'da Kent Uzlaşısı yaptığına ilişkin bir soruya şöyle cevap vermiş: "Kent uzlaşısını yapacak olsak, dendiği gibi, Polatlı gibi, milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu bir yer var. Ben Polatlı'da mı kent uzlaşısı yaparım? Gelir Etimesgut'ta mı yaparım? Şimdi ben kent uzlaşısını Etimesgut'ta yapmamışım. O kadar yakın ki. Etimesgut'ta dünya kadar Kürt seçmen var. Onların oyu belirleyici olacak. Mamak'ta kent uzlaşısını yapmamışım. Alevilerin, Kürtlerin dünya kadar yaşadığı ve HDP'nin adayının çok ciddi oy alma potansiyeli olan bir yer. Ben anlayamadım bu nasıl bir şey?" Madem öyle kent uzlaşısı yaptığınız DEM'e söyleyin Ankara'da uzlaşı olmadığını açıklasın. Bu ifadeler üzerine biz de anlayamadık bu nasıl bir milliyetçilik anlayışı... Demokratik özerklik, çok dilli belediyecilik, yerelde siyasi özerklik, kuvvetler ayrılığını yerele genişletmek isteyen DEM'le yapılan uzlaşının milliyetçilik karşıtlığı olduğunu, milliyetçilerin bunu aslında kabul etmeyeceğini de dolaylı olarak itiraf etmiş. Asıl anlamadığı şey milliyetçilerin sahip olduğu hassasiyeti ülkenin diğer yerlerinde DEM'le yapılan yapılan uzlaşıyı görmezden gelip sadece kendi ilçesi için göstereceğini düşünmektir. Polatlı'da milliyetçi hassasiyet var da Etimesgut'ta yok mu? İstanbul'da yok mu? Başka yerde yok mu? Bu nasıl bir anlayış? Milliyetçiliği bilmiyor. Milliyetçiler Türkiye'yi, milletin tamamını düşünür. DEM'le uzlaşının siyasi anlamını bilir. Yanlış anladığı bir şey de milliyetçiler ile Kürt ve Alevileri ayrı kompartımana koyması. Bu da hem milliyetçilere hem de Kürt ve Alevilere bir bühtandır. Unutma ki Kürt de Alevi de milliyetçi olur. Milliyetçilik etnik veya mezhep ayırt etmeksizin milli kültürle, milli kimlikle milletin tamamını kavrar ve kuşatır. İstanbul'un ilçelerinde, bazı illerde DEM'le uzlaşı yap. Sonra başka yerlerde milliyetçiler bunu görmesin. Ankara'da, Polatlı'da milliyetçi hassasiyet var da İstanbul'da ilçelerde, diğer illerde yok mu? Afyon'da DEM'siz. İstanbul'da DEM'li... Milliyetçiler de bu oyunu görmeyecek öyle mi. Türkiye'nin her yerinde milliyetçiler verdiği oyun siyasi anlamını da bilerek oy kullanacaktır. Milliyetçilerin, vatanseverlerin DEM'in fikirlerine siyasi meşruiyet kazandıracak, hizmet edecek bir iradesi yoktur, olamaz. Bunu sağlayacak stratejik oy kullanmasını da bilir. Bir başka anlaşılmayacak husus da Kürt ve Alevilerin oyunu almak için DEM'le işbirliğine vurgu yapması. Kürt ve Alevileri DEM'in ipoteğinde görmek bühtandır. Demek ki CHP, DEM'i Kürt ve Alevilerin temsilcisi konumunda görüyor. DEM, Kürtlerin de Alevilerin de temsilcisi değildir. Sn. Özel bu ifadelerle milliyetçileri, vatanseverleri; "bir davanın amaçlarını tam olarak kavramadan propagandasını yapıyor olarak algılanan ve kullanılan kişiyi belirten" bir terim olan ve Lenin'in Batı'da Kremlin'in eylemlerini rasyonelleştirenlere yakıştırdığı "kullanışlı aptal" lakabına uygun görmesi ise kendisinin ayıbıdır. Ziya Paşa'nın ifadesiyle "Herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın." Onun için de milliyetçiler, vatanseverler siyasi tercihlerini, HÜDAPAR'lı muhafazakar devrimci ya da DEM'li kültürel marksizmin yanına değil, hür ve müstakil İYİ Parti'nin milli siyasetine yapacaklardır.

Oktay Vural

28,820 views • 2 years ago

Temmuz ayında meseleyi böyle ele almıştım. Dün İttifak Olan, Bugün Tuzaktır İbrahim Halil Baran 13 Temmuz 2025 Deniyor ki, 2014 yılında Selahattin Demirtaş, “Ver başkanlığı, al özerkliği diyenler kusura bakmasın; biz demokrasi için mücadele ediyoruz” dediğinde ona kızıyor ve neden Tayyip Erdoğan ile AKP arasında bir Kürt ittifakı kurulmadığına öfkeleniyordunuz. Şimdi ise Öcalan, tam da o günlerde savunduğunuz biçimde Erdoğan’la bir ittifak kurmaya çalışıyor ve bu kez yine karşı çıkıyorsunuz. Elbette haklı bir serzeniş gibi görünebilir ama durum aslında böyle değil. Peki ama neden? Çünkü o günün koşulları farklıydı. Erdoğan, o dönem Ergenekon, Ötükenciler ve Fethullahçılara karşı ciddi şekilde zayıflamıştı. Onu ayakta tutabilecek yegâne güç, Kürtlerle kurulacak bir ittifaktı. Karşılığında ise Kürt özerkliğini tanımaya ve Kürtlerle ortak hükümet kurmaya hazırdı. Devlet içindeki klikler arası güç dengesi, Erdoğan ile Kürtler arasında bir ittifakı zaruri hale getirmişti. Ancak o dönemde Kürt siyasetini yönlendiren aktörler bu tarihi fırsatı yeterince kavrayamadı. Bu fırsatı değerlendirmek yerine heba ettiler. Halbuki çözüm sürecinde zaten güçlü bir konumda olan Kürtlerin eli, bu ittifakla daha da güçlenecek, hükümet ortağı haline geleceklerdi. Ama bunu yapmadılar ve ardından çözüm süreci de akamete uğradı. Durumu doğru okuyan Ötüken çizgisi ise Devlet Bahçeli’yi Erdoğan’la buluşturdu. Ergenekoncular da, Fethullahçıların ve Kürtlerin tasfiyesi karşılığında bu yeni güç dengesiyle anlaştı. Selahattin Demirtaş bu yanlışın günah keçisi ilan edildi ve hâlâ Edirne Cezaevinde bu tarihsel hatasının bedelini ödüyor. Öte yandan siyasi manevra kabiliyeti yüksek ve Türkiye içindeki dengeleri okumakta son derece başarılı olan Öcalan, bu gelişmeleri erkenden fark ederek Erdoğan’a destek verdi. Sonuçta Erdoğan, Fethullahçıları tamamen tasfiye etti. Eski Ergenekoncuların bir kısmını, örneğin Doğu Perinçek, Hulki Cevizoğlu, Levent Ergün, Hasan Atilla Uğur, Nedim Şener ve Mehmet Ali Çelebi gibi küçüklü büyüklü isimleri yanına aldı. Daha önce meydanlarda kendisine “ip atan” ve 17-25 olayları çerçevesinde Erdoğan'ı hırsız olarak suçlayan Bahçeli ile de bir araya gelerek, halen de iktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nı ilan etti. Sonrası sizin de mâlumunuz; Kürtlerin şehirleri yerle bir edildi, ben de dahil olmak üzere Kürt siyasiler tutuklandı, işkence edildi ve Kürtlerin seçtiği tüm belediyeler ellerinden alındı. Bugün ise tablo çok farklı. Ne Kürtler eski güçlerinde, ne de Erdoğan, Kürtlere özerklik teklif edecek kadar zayıf. Her ne kadar Türkiye, ekonomik olarak zor bir zamandan geçse de bu süreçte Erdoğan, siyasi olarak çok güçlü; Ergenekon ve Ötüken çevresiyle ittifak halinde, muhaliflerini sindirmiş durumda ve ülkenin kurucu partisi CHP’yi bile zayıflatmayı başardığı görülüyor. Yargıyı bir silaha dönüştürmüş olan Erdoğan, CHP'nin kendisinin karşısına dikebileceği en güçlü cumhurbaşkanı adayını bile hapse tıktı ve bununla yetinmeyerek CHP'nin belediyelerine bile el koyuyor. Öcalan ise bu yeni süreçte, İsrail’in bölgesel yükselişini bir fırsat olarak görüyor ve oyunu kendisinin de dahil olabileceği bir noktaya çekmeye çalışıyor. Oysa 2014’te Diyarbakır’da Mahsun Korkmaz’ın heykelini dikebilen PKK, bugün Türk milliyetçiliği açısından sembolik bir öneme sahip olan Cesene Mağaraları önünde silahlarını yakıyor ve fiilen yenilgiyi kabul ediyor. Kürtlere ise bugün, anadilde eğitim dahil olmak üzere hiçbir hak vaat edilmiyor. Ortada kalan tek tasarım, Kürtlerin Türklük içinde eritilmesi projesidir ve buna itiraz eden kimse yok. +

İbrahim Halil Baran / yeni hesap

12,092 views • 10 months ago

Leyla Zana gidip Öcalan’dan aşağıdaki mesajı imzalı olarak getirsin Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan için “Başkan Apo” diyen Leyla Zana’yı 2015’ten önceki süreçte, bizzat Öcalan Irak Kürdistan Bölgesi ve Barzanilere karşı “Truva atı” olarak kullanmak istedi ama başarılı olamadı. “İmralı Notları’nda” bunu uzun izahatı var. Bin tane Leyla Zana bir araya gelirse Türk meclisi komisyonu adına İmralı’da Öcalan ile görüşen heyetin aşağıdaki resmi tutanaklarını ortadan kaldıramaz. Bahçeli ile işbirliği yaparak Rojava’yı ve Mazlum Abdi’yi her gün tehdit eden de Bahçeli-Öcalan ikilisidir. “Neteweya demokratîk” de Kürtlerin kendi ulusal devletinin olmaması ve federal bir bölgeye de sahip olmamaları demektir. Leyla Zana’ya “kadın” olduğu için saygı sınırlarını aşmak istemeyiz ama bir “kadın” bile olsa Öcalan’ın “yalancısı” olan her kes Öcalan kadar günahkardır. Leyla Zana 2015’te Öcalan’ı “anlamadığını” söylüyor. Öcalan’ın anlaşılmayacak hiçbir söylemi yoktur. Pervin Buldan’ın okuduğu Öcalan mesajı açıkça Kürtler ulus devlet, federasyon, özerklik ve hatta kültürel haklar bile istemesinler diyor. Kürtleri “takatten düşüren” de bizzat Öcalan ve ona bağlı örgütler olmuştur. Leyla Zana söylediği sözün sahibi ise Öcalan hala sağdır. Leyla Zana hemen İmralı’ya gitsin ve Öcalan’dan yazılı bir açıklama getirsin ama içeriği aynen bu metni ve imzasını taşısın: Abdullah Öcalan: “..:: 1. Ben PKK’yi kurdum ama kendi köyüm Ömerli’yi bile Türk devletinden kurtaramadım. ..:: 2. Kürtlerin tek bir milli hakkını Türk devletine kabul ettiremedim. Kürtlerin varlığı hala anayasaya göre inkar ediliyor. Kürtçe ikinci resmi dil değildir. Kürtçe öğretim bile kabul edilmedi. ..:: 3. Kürtler için federasyon ve otonomi bile sağlayamadım. ..:: 4. PKK’yi feshettim. Kendimi de feshediyorum. ..:: 5. Bana atfedilen bütün paradigmalar ve önüne “demokratik” sözcüğü konulan bütün kavramlar Kürtleri “Kürt milli davasından” uzaklaştırmak için icat ettiğim kavramlardır. Kürtler bütün bu kavramları çöpe atsınlar. ..:: 6. Beni referans alarak kurulan DEM Parti, PYD, PJAK, YPG, YPJ, TJA, DBP, KCK, KCD ve diğer teşkilatlar kendilerini feshetsinler ve bir daha siyaset yapmasınlar. ..:: 7. Şimdiye kadar Kürtlere hiç iyilik yapmadım bundan sonra da yapamam. ..:: 8. Kürtlerin bağımsız ya da federal devlet kurma hakları var. Ben engel olmayacağım. Kendileri kursunlar. Bu benim işim değildir çünkü kökenim de Türkmen’dir ve ben MHP’liyim. İmza: Tarih: Abdullah Öcalan İmralı Adası” *** Leyla Zana’nın şimdiki vazifesi budur. Bunu yapamıyorsa ve bu içerikteki imzalı açıklamayı Öcalan’dan alamıyorsa bir daha Öcalan’ı kurtarmaya çalışmasın!

Arif Zêrevan

19,132 views • 5 months ago

Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan 50 yıldır Kürtleri kandırıyor Şırnak’ta bir Kürt dün DEM Partili vekile “ne bizi kandırın ne de kendinizi kandırın” deyince DEM Partili vekil Çiğdem Kılıçgün Uçar da Öcalan’ı savunmak için bu sözleriniz Öcalan’ın da bir “dolandırıcı” olduğu anlamına geliyor dedi. İşin hakikatı odur ki Öcalan ve DEM Parti 50 yıldır Kürtleri yalan vaatlerle kandırıyorlar ama “kandırmaca siyasetinin” sonuna geldiler. Bir konuşmacı “bu ne biçim süreçtir, hala ‘Terörsüz Türkiye’ aşamasından öteye geçmedi, bizim siyasi partimiz ise ‘Türkiye halkları’ diyor. Vallahi 100 yıl daha da geçse biz ve Türkler kardeş olmayacağız” dedi. DEM Partili Çiğdem Kılıçgün Uçar kendi partisine oy veren insanlardan çok fazla eleştiri alınca başka bir yalana sarıldı ve Öcalan’ın Kürtlerin varlığını Türk devletine kabul ettirdiğini iddia etti ki tamamen yalandır. Şimdiki sürecin amacı Öcalan’ın örgütünü feshetmek ve dağıtmaktır. Meclisin çıkaracağı yasalar da “pişmanlık yasasına” benzer yasalar olacak. O yasaların Kürtlerin milli hakları ile bir alakası yoktur. Türk devletinin Kürtlerin resmi varlığını inkar eden anayasası olduğu yerde duruyor. Yani Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan ve DEM Parti vekili bu konuda da Kürtlere yalan söylüyorlar. *** Türkçü devletin “Türkçü” anayasası Dibace: “Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa… Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin…” Madde 42: Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Madde 66: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Arif Zêrevan

26,854 views • 2 months ago