Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bir şey demeyeceksen gidiyorum dedi. Gelmemiş birine git demek ; Dilsize konuş demek gibiydi. Sustum. _Ve tarih, gelmemiş birinin gidişine şahit oldu. İyi akşamlar…

19,722 Aufrufe • vor 1 Jahr •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

🔵 ​Türkiye’nin önde gelen bankalarından birinin iş mülakatına motosiklet kaskıyla katılan bir gencin, takım elbiseli adaylar ve banka direktörüyle yaşadığı absürt anları anlattı: ▪️​"Ülkemizin en büyük bankalarından biriyle görüşmeye gittim. Binanın girişini görmeniz lazım; silahlı güvenlikler falan o biçim." ▪️"Bu arada ön görüşmeleri, testleri falan geçtim. Yüz yüze direktör görüşmesine gidiyorum. Orada böyle kırmızı fularlı bir hanımefendi karşıladı beni: 'Görüşme için geldiniz, sağ tarafa geçebilirsin abi, sağ tarafa bir dönersin.' En az 15 kişi var, rezalet bir psikoloji size anlatamam yani. Oradaki 15 kişiyi size anlatmak için 15 video çekmem lazım." ▪️"Aralarında tek kravat takmayan, tek sakallı ve tek kel benim. Kızlar böyle giyinmiş; etekler, topuklu ayakkabılar... Kucaklarında laptop, iPad'ler... Çocuklarda böyle dosyalar, defterler, kitaplar var... Benim kolda kask; ortamdaki sırıtışı görmeniz lazım. İçeri girerken kaskı verdim çocuğun birine, orada çünkü koyacak yer yok." ▪️"Ayakta bekliyorum. Bu arada oraya giderken motorla gözüme bir şey çarptı. Tuvalette falan baktım, bir şey bulamadım ama gözüm acayip kızarık ve sürekli kaşınıyor, sulanıyor. Daha içeri girdim, hemen direktör sordu 'Gözüne ne oldu?' diye." ▪️"'Motorda gelirken oldu, bir şey çarptı' dedim. 'Kaskın yok muydu?' dedi. 'Var' dedim. 'Kask nerede?' dedi. Bir an var ya ben de 'Kask nerede?' oldum. Neyse, 'Onu girişte arkadaşa verdim' dedim." ▪️"'Arkadaşın kim?' dedi, 'Girişte oturan biri...' 'Arkadaş sence nedir?' dedi. Güzel bu arada, ben böyle şeyleri seviyorum. 'Felsefi bankamız hakkında neler biliyorsun?' dedi. Büyük ihtimalle ilk görüşmede beni elemeyen İK'yı o gün kovdular." 🎥 (utku.karadeniz)

SİYAH SANCAK

81,333 Aufrufe • vor 26 Tagen

Bu iki sahne birbirine aşırı paralel yazılmış ve benim aklıma nedense en kötüsü gelmeye başladı İlk sahnedeki kırmızı kuşak baba evinden bakire çıkan kızlara takılıyor, malesef manası çok kötü kültürümüzde keşke olmasa ama şimdi konumuz bununla ilgili Adil fadimeye kuşağı bağlıyor oradan sonra onu isoya yani kocasına teslim ediyor İkinci sahnede Fadimenin üzerinden ilk çıkardığı şey kırmızı kuşak ve bunu isonun gizune sokarak yapıyor sonra o kuşak isonun tam ayaklarının dibine düşüyor İso ve Fadime mahremiyet sınırlarını yavaş yavaş birbirine alışarak aştılar en son fadimenin bundan sonra birlikte uyuyalımmı sözüde çok aşikar üstüne saç örmeden sonra iso kimse yok sadece sen ben varız burada kalalımda dedi Sonra kırmızı kuşak gözümüze sokularak isonun ayağının dibini boyladı beni ayak altı yaptınmı demek istedi Fadime acaba Kırmızı aidiyet teslimiyet ve sadakat rengide baya bir sürü mana çıkıyor bunun altından Burada acaba şöyle bir manamı verilmek istediler bunlar zaten resmi nikahla evliler Fadimenin demek istediği kırmızı kuşakla sana geldim bir kırmızı kuşakla senden gidiyorum benden aldıklarına say demek olabilirmi acaba Bazı sahneler çok hızlı ve üst üste oldu bunlar birlikte oldularda bu sahnede bizi onun sinyalinimi vermek istediler Fadimenin öfkesi çok fenaydı çünkü isonun ondan her türlü menfaat için birşeyler aldığını düşünüyor buna bekâretde dahil olabilirmi sizce İkinci sezonda hamile Fadime görürsek şaşırmam Fadime boşanma evraklarını imzaladı isoda bu öfke ile imzalarsa o çocuğu Fadime hayatta isoya söylemez hatta yüzünü göstermez başka birinden der ki biliyoruz fadimenin tersi çok fena #isfad #tasacakbudeni̇z

Seyyah 🕊️

66,083 Aufrufe • vor 2 Monaten

Şeyhin videodaki savunması, ilk bakışta "Ne var canım, sadece şahit oluyoruz" diyerek meseleyi masumlaştırmaya çalışan bir retorik. Ancak pratik, kendi getirdiği bu mantıksal savunmayı anında çürütüyor. Beyefendinin "Ben sadece şahit oluyorum, yarın bana sorsalar şahitlik edeceğim" savunması, kendi içinde büyük bir mantıksal çelişki barındırıyor. 1. Madem Sadece Şahitlik, Neden Herkes Şahit Olamıyor? Eğer bu meclislerde yapılan şey salt manada bir Müslümanın diğer bir Müslümanın tövbesine şahit olmasıysa, o salondaki herhangi bir sıradan vatandaşı, camideki bir cemaati veya bir arkadaşımızı da şahit tutarak tövbe edebiliriz. Soru şu: Neden o tarikat meclislerinde tövbe etmek için illa ki "şeyhin kendisi" veya onun yetkilendirdiği vekili (intisap yetkilisi) gerekiyor? Eğer sıradan bir Müslümanın şahitliği tövbenin "makbuliyeti" için yetmiyorsa, demek ki orada sadece "şahitlik" yapılmıyor; o şahıslara 'manevi bir konum, bir otorite ve aracı rolü' atfediliyor. Bu da şeyh efendinin "ben sadece şahit oluyorum" savunmasını tamamen boşa çıkarıyor. Yok eğer derseler bizim burada herkes herkese tevbe veriyor, iyi, deriz ki başım gözüm üstüne o zaman gelin boyle bir tevbe verme, şahit tutma mesleleri islamda var mı? 2. İslam'da Tövbenin Özü: Aracısızlık ve Gizlilik İslam inancına göre tövbe; kul ile Allah arasında hiçbir vasıtanın, ruhbanın veya şahidin giremeyeceği kadar özel, mahrem ve doğrudan bir ibadettir. Kur'an-ı Kerim'de Allah, kula şah damarından daha yakın olduğunu söyler *(Kaf Suresi, 16)*. Kul günah işlediğinde bunu insanlara ifşa etmekle değil, gizlemekle ve doğrudan Allah'a yönelmekle mükelleftir. Hristiyanlıktaki "günah çıkarma" mantığına benzeyen, bir insanın önünde veya onun yönlendirmesiyle günahları protokole bağlama usulü Hz. Peygamber’in (s.a.v.) getirdiği dinde yoktur. Sen koltuğunda oturacaksın ben gelip seni şahit tutacağım öyle mi!? İyi de abicim biz kimiz? Neden nefsimizi tezkiye etmiş gibi uygulamalar yapıyoruz? Bizim yapacağımız maksimum amel, insanların Allah'a tevbe etmeye davet etmek ve istiğfarin faziletini anlatmaktır. Tevbe seansları adı altinda bazı şahısların Allah katında makamı varmış gibi bir uygulama İslam'dan değildir. Bazen bazı tarikat yetkilileriyle konuştuğumuzda bunun beyat olduğunu soyleyenlerde var. Bu arada kullandıkları sözlerle beyatın alakası yok. Yani şer'i bir intisap olmadığı için Kavram Karmaşası ortaya çıkıyor, Tövbe mi, Bey'at mı? Tarikatların bu ritüele "tövbe almak/vermek" demesi aslen bir kavram çarpıtmasıdır. Asr-ı Saadet'te sahabiler Allah Resulü'ne "tövbe etmezlerdi", O'na (s.a.v.) İslam üzere kalacaklarına veya devlete bağlılıklarına dair 'bey'at (bağlılık sözü)'verirlerdi. Şeyhler, Hz. Peygamber'in devlet başkanı ve peygamber olarak aldığı "bey'atı" alıp, bunu günahlardan arınma seansı olan "tövbeye" devşirmişler. Hiç kimse Hz. Peygamber'in makamında olmadığına göre, onun adına veya onun gibi bir bağlılık/tövbe seansı düzenleme yetkisine de sahip değildir. İslam devletinde halife de degilseniz, insanlar neden size tevbe ile biat ediyor? Bu biat makamını size kim verdi? Babanız mı? İslâmî şûrâ mı? Belki ben doğru düşünmüyorum ama Allah için içimden geciriyorum, "Ben sadece şahidim" demek, uygulanan hiyerarşiyi gizleme çabası değil mi, niye birbirimizi kandırıyoruz? 🔻🔻🔻

Muhammed BEYAZ

10,895 Aufrufe • vor 1 Monat