Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bitcoin'de çöküş beklemeye devam ediyor! Bloomberg Intelligence Stratejisti Mike McGlone, çok uzun yıllardır fiyat ne kadar yükselirse yükselsin bitcoin'de büyük bir çöküş bekliyor. Mike McGlone: "2018'de bitcoin'in sıfırlanacağını söylemiştim, fiyat 3 bin dolara indi. Yani %70 haklıydım, %30 yanıldım. Şimdi de bitcoin'in 10 bin dolara düşeceğini düşünüyorum."

90,056 Aufrufe • vor 9 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Zonguldak’ın altın kahini yine 12’den vurdu Zonguldak Kuyumcular Derneği Başkanı Çetin Çelik, altın piyasasını değerlendirerek altının bugün itibarıyla 5 bin 800 TL olduğunu bu rakamın yıl sonuna doğru 10 bin TL’ye göreceğini söyledi. Zonguldak’ta yaptığı altın borsası tahminleri ile dikkatleri üzerine çeken Kuyumcular Derneği Başkanı Çetin Çelik, rakam tahminleri ile yine onikiden vurdu Çetin Çelik’in açıklaması “5 bin 800 lira, bugün 24 ayar 1 gram altının fiyatı. 6 bin liradan çok az da olsa bir düzeltme yapıldı. İleriye dönük yine kesinlikle aynı şeyleri söylüyorum; fiyat yukarı gidecek. Dünyanın en kıymetli, en değerli, en mükemmel yatırım aracı altın. Bunu herkes görmüş ve bilmiş oldu. Söyleyeceklerim bu kadar. 10 binli rakamları göreceğiz. Doların artışından dolayı yükselecek diye bir tahminim var. Ons 4 bin doları aştı. Hiç takılı kalmadan 4 bin 50, 4 bin 80 dolara kadar çıktı. Tekrar 3 bin 799 dolara düşüp yani 5 bin 600 liraya gerilemişti altın fiyatı; şu an 5 bin 800 lira. 6 binler çok yakında 10 binlik artışlar olacak ve fiyat böyle gidecek. Dünyanın en iyi yatırım aracı altın diyorum ve burada aynı şekilde devam ediyorum. Ne coinler, ne arsa, ne gayrimenkul kesinlikle yatırım aracı değil. En kıymetli, en değerli, her an nakite ulaşabileceğiniz, meblağ ne kadar yüksek olursa olsun fark etmez… İlle de altın diyorum. 2025 ocak ayında ‘altın 6 bin liraya yükselecek’ tahmini ile eleştirilen Çetin Çelik “Bakmakla görmek arasındaki fark diyorum. Ben gördüm, analizler yaptım. Olması gerekenleri bir araya getirdim ve 6 bin lira olacak dedim. Sene sonu için 6 bin lira demiştim. Ekimin 10’unda 6 binli rakamları gördük. Bundan sonra da yukarı gidecektir” diye konuştu.

Big Trader

347,942 Aufrufe • vor 10 Monaten

Bir kuaför, gelin makyajı için verdiği fiyatı fazla bulan müşteriyi eleştirdi: • Az önce bir hanımefendi nişan saç ve makyajı için benden fiyat istedi. • ⁠Ben de fiyat olarak 8 bin TL verdim. Yani piyasadaki fiyatları, rakamları sizler de biliyorsunuz. • ⁠Fiyatı verdikten sonra "İki kişi gelsek indirim yapar mısınız?" dedi. • ⁠Fiyatımız normalde 10 bin TL iken ben zaten kampanya ile 8 bin TL'ye düşürmüştüm. • ⁠"Hayır, maalesef yapamıyoruz. Şu an kampanyalı fiyatımız zaten; kullandığım malzemeler dünya markaları, uyguladığım teknikle birlikte 8 bin TL sizler için çok makul ve güzel bir rakam" dedim. • Yazışmalar aynen bu şekildeyken bana dedi ki: "Ben birçok yerden fiyat aldım, hemen hemen aynı fiyatları verdiler zaten. Ben verdiğiniz fiyata Sephora'dan gidip ürün de alabiliyorum." • ⁠Pardon da Sephora'da tek bir ürünün ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Ya şu an inanılmaz sinirlendim! • ⁠Bana yaptırmak zorunda değilsin ya da X bir yerde bir makyaj sanatçısına yaptırmak zorunda değilsin ama ben sana saç-makyaj fiyatı olarak 8 bin TL gayet makul bir fiyat vermişim. • ⁠Yıllarımı verdim ve işime, tekniğime çok güveniyorum. Bu fiyata karşılık Sephora'dan ürün alabileceğini söylüyor. • ⁠Sen Sephora'dan ne alabilirsin? Benim kullandığım fondöten 3 bin 500 TL civarı; kullandığım herhangi bir far paleti 7 bin TL civarı! • ⁠Benim sana uyguladığım kaç parça ürün var? • ⁠Ben de karşılık olarak "Tabii ki hanımefendi, gidip ürün alabilirsiniz; evde kendiniz hazırlanabilirsiniz. Bunun için herhangi bir zorlama yok zaten" dedim. • ⁠Şimdi takdiri size bırakıyorum. Fiyatlandırmamı söyledim, aldığım karşılığı söyledim. • ⁠Birazcık kibarlık ya, gerçekten birazcık kibarlık! Yani fiyatı alırsın, ben sana söylerim; bütçene uygun değilse teşekkür eder, işin içinden çıkarsın. • ⁠Niye birbirimize saldırıyoruz?

🎙️ Muhbir

1,384,449 Aufrufe • vor 8 Tagen

🗣Murat Zorlu: Localarda da şöyle keyfi uygulamalar olmuş. Şimdi iki tane loca yan yana. Biri 250 bin euro, biri 150 bin euro. Şimdi 85 tane loca var. Burada bu localara bağımsız denetim kuruluşuna bir çalışma yaptırıldı. Ve koltuk başına bir fiyat belirlendi. Bu göğüs açısına göre, şerefiyesine göre bir fiyat belirlendi Ve burada bu yüksek veyahut da rahiçini ödeyen 85 locanın 45'i varmış. Bunlara yazı yazıldı ve teşekkür edildi. Bunun içinde Koç Holding firmaları da var. Yani dendi ki sizin ödediğiniz fiyat rahiçtir veya üstündedir, teşekkür ederiz Geri kalan 40 taneye de altında ödediği için, dediğim gibi iki tane yan yana biri 250, biri 150 ödüyor diyorum ya, 150 ödeyene bunun fiyatının değiştirildiği ve bu seviyede bir rakam ödenmesi gerektiğine dair yazıyorlanmış. Bu isimlerin içinde mesela Hamdi Akım var. Bunların hepsi farkı ödemişler. Ve localarını devam ettiriyorlar. Galiba 3 isim şu anda ödememiş. Bunlara salı gününe kadar, yarına kadar müddet verilmiş. Onlar da büyük ihtimalle ödeyecektir ve problem olmayacaktır Yani buradan bir anda gelir artışı yaşandı mı yaşandı. Koltuk sayısı arttırıldı, biliyorsun. Biraz fiyat da orada kayıp olmuyor çünkü. Yönetim karşıladı. Yönetim bir loca alacağı zaman, bir koltuk alacağı zaman, hatta forma alacağı zaman iki katını ödüyor. Böyle bir para girişi yapılıyor. Ama bunların hepsi devede kulak, kaptan. Yani sen bir locadan 150 bin aldın. 10 tane locadan 2 milyon fark etti, 5 milyon fark etti.

Fener Habers

181,479 Aufrufe • vor 1 Monat

HAREKETLİ ORTALAMALAR TARAMASI Bu tarama, "Çoklu Zaman Dilimi (Multi-Timeframe)" uyumuna odaklanan, hacim destekli bir "Trend Devam ve Erken Kırılım" stratejisidir. Taramayı kopyalamak için Link Telegram Kanalımda. 👇👇👇👇👇 #Bist100 #Trend #Tarama İşte bu filtrenin teknik anatomisi ve detaylı stratejik analizi: 1. Uzun Vadeli Trend Temeli 🚩SMA (50) EMA (8) 4sa & EMA (8) 4sa > EMA (8) [Günlük]: Bu filtrenin en can alıcı noktası burasıdır. 1 saatlik momentumun 4 saatlik momentumdan, 4 saatlik momentumun da günlük momentumdan daha güçlü olmasını şart koşar. Bu durum, yükseliş dalgasının küçük zaman dilimlerinden başlayarak büyük zaman dilimlerine doğru yayıldığını, adeta bir "domino taşı" gibi trendin ivmelendiğini kanıtlar. 4. Onay ve Filtreleme Mekanizmaları 🚩 RSI (14) 45'ten 65'e: RSI'ın bu aralıkta seçilmesi stratejik bir tercihtir. Hisse 70 üzerindeki "aşırı alım" (şişmiş) bölgesinde değil, 30 altındaki "aşırı satım" (ölü) bölgesinde de değil. Tam olarak trendin olgunlaştığı, istikrarlı ve güvenli yükseliş potansiyeli taşıyan optimum "hareket alanında" bulunduğunu gösterir. 🚩 Vol chg > 10% (Hacim Değişimi): Sadece fiyatın artması yetmez, bu artışın taze para girişiyle desteklenmesini şart koşar. Hacimde en az %10'luk bir artış, oluşan kısa vadeli kesişimlerin ve kırılımların "sahte " olmadığını teyit eder. 🚩 ADX (14) > 14: ADX'in 14 seviyesinin üzerinde olması, piyasanın yataylıktan çıkmaya başladığını ve belirgin bir trendin uyanışa geçtiğini gösterir. (Çok güçlü bir trend için genellikle 20-25 üstü istense de, 14 seviyesi hareketin "başlangıç evresini" yakalamak için idealdir). 🚩 Hull HO (9) < Fiyat: Hull Hareketli Ortalaması (HMA), fiyat hareketlerine diğer ortalamalardan çok daha hızlı tepki verir ve gecikmeyi minimize eder. Fiyatın Hull (9)'un üzerinde olması, anlık fiyat reaksiyonunun kesinlikle yukarı yönlü olduğunu onaylar. Stratejinin Genel Özeti Bu tarama; "Zaten uzun süredir yükselen (SMA 50, 100, 200 üstü), ancak bir süredir dinlenen veya yataya saran hisseler içinde, bugün hacimle birlikte yeniden kafasını kaldıranları ve alt zaman dilimlerinden destek alanları" bulmaya yarar.

Volkan Kocabaş

42,401 Aufrufe • vor 2 Monaten

Galatasaray'ın yaptığı büyük proje 🔥 Fenerbahçe'de işler yolunda gitmiyor para yok projeler durdu İbrahim Seten: 200 milyon dolarlık bir bütçeden bahsediyoruz. Baba şimdi Fenerbahçe ve Galatasaray'ı şimdi yan yana koyarak sana bir projeksiyon yapacağım. Projenin bütçesinden bahsediyoruz. Projenin bütçesi 200 milyon dolar. 200 milyon doları bugün hiç kimse veremez. Ben sana söyleyeyim. 200 milyon dolar çok büyük paradan bahsediyoruz. Bak şu komplekse bak. Aşağıya doğru iniyor. Haluk burası çok değerli bir şey. Fenerbahçeliler de diyorlar ki arkadaş buradaki 62 bin metrekare inşaat alanı var. Bunu hesap edersen 10 milyar lira ediyor. Bu para, bu nasıl veriliyor filan diyorlar. Tamam mı? Bak 16.500 metrekare inşaat alanı diyor bu bölümü için. Bu da aşağı aşağı daha devam edecek. Bir de bunun görünmeyen tarafı da olabilir. Yani şu anda projede gözükmeyen... Ama orada 16.500 mi yazıyor? Daha fazla yazıyor orada. 165 mi yazıyor? Pardon. 16.500. Doğru söylüyorsun. 16.500. Fenerbahçelilerin ki 6.500 galiba imar şeyi. Şimdi bu da spor amaçlı tesis yaptığı için ayrı bir şey. Buraya alsan baba, satsan... Dünya kadar para ediyor aslında. Buraya alıp ev yapsan, residence yapsan, villa yapsan gibi düşün olayı. Stad'ın yanı güzel yer. Kodu da var. Şimdi kod farkı var baba bak. Stad'ın çatısını düşün. Stad'ın çatısından en aşağıya kadar yolun olduğu yere kadar gelen yere bak lütfen. O ikisinin arasında bir kod farkı var. Yani bir 30 katlı oraya bir gökdelen dikilecek bir pozisyon var. Biliyor musun? Bak yanında da Skyland falan var ya baba. Evet çok yüksek onlar. Şimdi oraya sen Benim bildiğim kadarıyla hastane yapabilirsin, yine hastane yapabilirsin, istiyorsan residence yapabilirsin filan. Hani bu bölümleri de sonradan ortaya çıkacağına dair bir kuvvetli bir inancım var. Neye dayanıyorsun dersen duvara dayanıyorum bunu söylerken. Bunun iznini kolay alabilir misin, alamaz mısın bilmiyorum. Ama bana sorarsan burada böyle bir ihtimal görüyorum. Yani Florya'yı bitiren... Dursun Özbeyir bunu da bitirme ihtimali olabilir. Şimdi 200 milyon euroluk bir inşaat işinden bahsediyoruz. Baba Fenerbahçe'de peki karşında ne oluyor biliyor musun? Fenerbahçe'nin batışı ❌️ Fenerbahçe'de sana gelelim baba. Şimdi Maltepe 9 Eylül'de tanıtım toplantısını yaptı ve temelini attı. Şantiyesini açtı. Maltepe futbol akademisinin gideceği bütün futbolun toplanacağı yerin inşaatı durdu. Para olmadığı için. Dere ağzında bütün futbol Maltepe'ye gidecekti. Dere ağzında da diğer sporlarla alakalı bütün tesisler olacaktı. O da durdu. O da zaten başlayamadı öbürü başlayamadığı için. Stad'la ilgili yenileme ve şey artırma çalışmaları olacaktı. Seyirci kapasite artırma çalışmaları. O da durdu. Bunların toplamı Maltepe 100 milyonmuş baba. 100 milyon euro. Dere ağzı 70 milyon euro. Stad'da 60-70 ile. Galatasaray 200 milyonluk. Projeye startını verdi baba. Fenerbahçe 250 milyonluk projelerini bekletiyor. Galatasaray her gün daha öne geçerek gidecek. Galatasaray orada çok büyük bir değer oluşturacak. 2 senede biter mi bilmiyorum. 3 diyorlar. 2 sene 3 sene içinde. Bittiğinde yalnız baba bittiğinde Galatasaray büyük fark atmış olur Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe başlamadıysa da büyük şey kaybeder. Dursun Özbek dün için hayatımın en mutlu günü diyormuş. Abi haklı değil mi? Sen hiç satın almazsın böyle şeyleri. Ben seni tanıyorum. Abi bu şöyle. Bu zaten çok önemli bu işler. Bunları tamamlayacaksın abi. Ben tamamladığım proje, başlanmış proje çok değerlidir. Benim için tamamlanmış proje hepsinden daha değerlidir. Başta konuşmayalım bunu. Tabii ki konuşalım ama bittiği gün anlayabiliyoruz ya biz bir şeyin değerini. Ortaya çıkması gerekiyor.

Galatasarayultrataraftar

48,980 Aufrufe • vor 3 Monaten

Savaş Cebeci’den sosyolojik çıkarımlar: - Arkadaşlar, Türkiye’de enflasyon var. Bunu herkes biliyor ama benim gördüğüm başka bir şey var. Enflasyon %40’sa bazı esnaflar %100, %150 zam yapıyor. Sonra da dönüp ‘enflasyon var’ diyor. Kardeşim, sen enflasyon kadar zam yapmıyorsun ki. Enflasyonun arkasına saklanıp ekstra zam yapıyorsun. Yani mesele sadece enflasyon da değil, bir de fırsatçılık enflasyonu var. - Yahu hadi zam yaptın diyelim, peki porsiyon niye küçüldü? Kalite niye düştü? Eskiden yarım ekmek arası döner alırdın, adam gibi doyardın. Ekmek büyüktü, malzeme boldu. Şimdi ekmek küçülmüş, içindeki malzeme küçülmüş ama fiyat kocaman olmuş. Adam döner kesiyor; döner değil, sanki fotokopi kâğıdı anasını satayım. O kadar ince kesiyor ki ışığa tutsan karşısı görünür. Sonra da tabağın üstüne öyle bir yayıyor ki çokmuş gibi gözüksün. - Kardeşim, yani mal mı var karşında yahu? Artık bazı yerlerde döner yemek için maden arama ruhsatı lazım. Tabağa bakıyorsun, döner nerede diye araştırma yapıyorsun. Çatalı pilavın içine sokuyorsun, acaba alt katmanlarda döner kaldı mı diye kazı yapıyorsun. - Yahu Maliye’nin bunları kontrol etmesi, denetlemesi lazım. Serbest piyasa ekonomisi başka bir şey, serbest düdükleme başka bir şey. Bak, Amerika’da fiyatların da bir standardı vardır. Bir yerde 15 dolarlık hamburgeri başka yerde 50 dolara satamazsın. Satmaya çalışırsan müşteri sana güler geçer. Bakın bu şubeye; ilk açıldığı zaman New York’ta söyledim, Amerika’da 7 şubesi vardı. Ne oldu? Bugün sadece Miami’de var. New York’taki duruyor mu bilmiyorum, o da kapanmış olabilir. - Sosyal medyada viral olmak başka bir şey, bir restoranı yıllarca doldurmak başka bir şey. İlk zamanlar turistler gelir, ünlüler gelir, basketbolcular gelir, rapçiler gelir ama bir işletmenin gerçek sınavı yıllar sonra başlar. İnsanlar Amerika’da, hele ne kadar zengin olursa olsun, kafasında onun bir değeri vardır. - Bakın, şimdi Türkiye’de güney sahilleri boş kalıyor. İnsanlar Yunan adalarına gidiyor. Düşünebiliyor musunuz? Euro kullanan bir ülkeye gidiyorlar. Çünkü daha ucuz, daha ucuza tatil yapıyorlar. - Bir de sahile gidiyorsun, bizim sahile; sahil kalmamış. Her taraf işgal altında. Resmen işgal altında. Şezlong kirala, şemsiye kirala, giriş ücreti ver, otopark parası ver, su al, kahve al. Kardeşim bir dakika, deniz sizin mi ya? Kıyı Kanunu diye bir şey var, sahiller halkındır. Ama bazı yerlerde denize inebilmek sanki sınır kapısından geçiyormuşsun gibi bir his veriyor. - Taksiciler Türkiye’de… Adam daha tatile geliyor, havalimanından çıkar çıkmaz macera başlıyor. 10 dakikalık yere 2 bin lira. Ya bırakın kardeşim, biraz dürüst olun Allah aşkına. Yahu insanlar artık para vermeye değil, kazıklanmaya kızıyor. Hem pahalı olacaksın, hem porsiyon cücük kadar olacak, hem sahili kapatacaksın, hem takside ayrı macera yaşayacaksın. Sonra turist niye gelmiyor? Sonra niye bizim insanlarımız Türk sahillerine gitmeyip Yunanistan’a gidiyor? - Bakın, ben 25 senedir yurt dışındayım. Türkiye’de çok enflasyon gördüm ama ilk defa bu kadar çok insanın ‘bu paraya değmiyor’ dediğini görüyorum. - Çünkü mesele artık sadece fiyat değil; mesele, fiyatla alınan değer arasındaki fark. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?

Aykırı

66,301 Aufrufe • vor 2 Monaten

Deniz Zeyrek: “2023 yılında 11,1 milyon Türk yurt dışına çıkmış. Bu sayı 2024’te 11,39 milyon olmuş. 2025’in rakamı ise 12 milyonu bulmuş. Türkler, 2025 yılında yurt dışında yaklaşık 10 milyar dolar harcamış. 2025’te sadece Yunan adalarına giden Türklerin sayısı 1,5 milyonu aşmış. Üstelik bu 1,5 milyon kişinin Yunan adalarına giriş sayısı 2,6 milyonu bulmuş (Bazı insanlar birden çok gitmiş). Yunanistan 2025 yılında 1,1 milyon Türk’e kapıda vize vermiş. Türklerin sadece Yunan adalarında 2025 yılında harcadığı para ise 500 milyon euroyu bulmuş. Feribot seferlerindeki rezervasyon artışlarına göre bu rakamların 2026 sonunda %25-30 civarında artması bekleniyormuş. Belli ki Türkiye’ye yakın Yunan adaları, Türk tatilciler için çekim noktası olmuş. Yunanistan’a olan ilgi Türklerle de sınırlı değil. İngilizler, Almanlar, kuzey Avrupa ülkelerinin vatandaşları Yunan adalarına akın ediyor. Bugün itibariyle turizm Yunanistan milli gelirinin yaklaşık %25’ine dolaylı ya da doğrudan katkı sağlıyor. Yüzbinlerce insana istihdam yarattığı gibi ülkenin en büyük döviz kaynağına dönüşmüş. Yunanistan’da bunlar olurken coğrafi olarak “turizm cenneti” olan ülkemizde son beş yılda gıda enflasyonu aldı başını gitti. Kira artışları kontrol edilemiyor. Enerji maliyetleri, personel giderleri de eklendiğinde otellerde restoranlarda maliyetler yükseldi ve turizmciler de bu maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kaldı. Bir diğer faktör; euro ve dolar kuru baskılandığı için Türkiye’deki döviz bazlı fiyatlar yurt dışındaki fiyatların üzerinde kaldı. Basit bir örnek: Bodrum’da en ucuz 300 liraya (5,5 euro) içilen bir fincan kahve herhangi bir Yunan adasında 3 euro. Arada yaklaşık 140 lira fark var. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek ücretlerinde bu fark daha da açılıyor. Alkollü ürünlerde ise fiyatlar zaten iktidarımızın sistematik olumsuz politikaları nedeniyle Türkiye’de kıyaslanamayacak kadar yüksek. Geçen hafta sonu arkadaşlarımla Sisam Adası’na gittim ve hepsini bizzat yerinde gözlemledim. Muhteşem bir koyda kapısından çıkıp üç metre ötedeki denize girilen bir butik otelde iki kişilik bir odaya üç gece için 17 bin lira ödedik. İki kişi dört gün boyunca 10 öğün yemek için 16 bin lira ödedik (Fiyatlar üzerinden yaptığım küçük bir araştırmayla aynı yemeklerin Ankara’da dahi 25 bin liraya mal olacağını gördüm). Yurt dışı çıkış harcı ve feribot dahil maliyetimiz 43 bin lira oldu. Oysa aynı tarihlerde (Şubat ayında indirimli erken rezervasyon yaptırılmış) Marmaris’teki her şey dahil bir otelde kalan arkadaşım üç gece için 70 bin lira ödemişti. Ankara-Marmaris ulaşımını da katarsak rakam 80 bin lirayı aşıyor. Aradaki farktan da anlayacağınız gibi en önemli faktör fiyat. Pahalı ve kalitesiz değil, ucuz ve kaliteli bir tatili tercih ediyor insan. Bir de güne operasyon haberleriyle uyanılan, tutuklamaların, kavga gürültünün gırla gittiği bir ülkede herkesin üzerine sinen, yüzlerine yansıyan o negatif enerji ve yüksek gerilimin olumsuz etkisi var. Ne yalan söyleyeyim İnsan, birbirine karşı saygılı, nezaketli, gülümseyen, eğlenen, şarkı söyleyen, dans eden mutlu ve neşeli insanların yaşadığı bir yerde tatili daha çok hissediyor.”

Kupür Haber

18,910 Aufrufe • vor 14 Tagen

Süleyman Soylu TİCARET Bakanı Olsun ! Mazot Bahane VURGUN ŞAHANE !! Kimse kusura bakmasın MAL’A Anlatır gibi Anlatacağım Lütfen Okumadan Kimse Yorum yapmasın, HELE Kİ BU VURGUNU SAVUNMAYA KALKMASIN, Kaldı ki, bilin ki Savunanlar ya bu işi bizzat yapan ya da millete mal muamelesi yapanlardır. Tane tane Anlatacağım. Defalarca da bu konuyu İşledim Öyle kafadan atma falan değil, sordum araştırdım hep öyle yazdım. Geçen ay demiyorum, geçen haftadan bu zamana kadar bir hafta içinde PAZAR FİYATLARINDA minimum %50 ile %100 arasında sebze ve meyve fiyatlarına zam yapıldı Tek bahane MAZOT FİYATLARI !! Nakliye !! Şimdi tek tek Anlatalım, MALA ANLATIR GİBİ ANLATALIM, kararı siz verin. 1 Mart 2026’da mazot 58 TL NAKLİYE ise 16 tonluk bir kamyon Antalya’dan İstanbul’a 36 bin ila 45 bin arasında geliyor. 16 ton da ben rakamları abartacağım (çok fazlasını yazacağım) 50 bin TL nakliye yapalım 50 bin / 16 bin = 3.125 TL’ye gelir Yani bir kilo biberin nakliye fiyatı ABARTIYORUM 3 lira. Pekâlâ biberin pazar fiyatı ne kadar 150 / 250 TL. Kaldı ki o zamanda yazdım çookkkk fazlaydı. Ama bizim şimdi ölçümüz bu olsun Pekalaaaa 25 Mart 2026 mazot an itibari ile 78 TL NAKLİYE ise 50 bin ila 60 bin TL arasında ama ben bunu da abartacağım diyelim ki nakliye 78 bin TL olsun Antalya’dan İstanbul’a 16 ton alan bir kamyon 80 bin TL’ye geldiğinde 80 bin / 16 bin = 5 TL’ye gelir. DEĞERLİ ARKADAŞLAR SAMİMİ OLUN, DÜRÜST OLUN, DOBRA OLUN, ALLAH ve PEYGAMBERE inanan bana bu durumu açıklasın. Mesele mazot ise nakliyede abartsak da kiloda 5 lira fark etmesi gerekmiyor mu ? Ama her şeyin kilosunda %50 ila %100 fark koymuşlar. Biberde, domateste, patlıcanda vb. birçok üründe kilo başına 50 lira 100 lira hatta 200 lira fark koyulmuş ! 👉 Şimdi saçmalayarak savunmaya kalkanlara ben sorayım. Baştan söyleyeyim, gübreyi bahane edecek olanlar önce söyleyeyim daha yeni ekim yapmadılar ki onu bahane etsinler, devam ediyorum o gübrenin de kiloya maliyeti yer yerinden oynasa 1 lira yapmaz ama sizin güzel hatrınıza sırf bahane etmeyin diye 5 lira koyalım ! Ama soruyorum ! Bu ürünleri satanlar 👉 İşçilerine zammı yaptılar 👉 Kiralarına zammı geldi 👉 Elektriklerine zammı geldi Kaldı ki vallahi billahi üretici çiftçi bunların arada kazandığının yani koydukları farkın %10’unu koymadılar. Çiftçi üretici cefasını çekiyor, aylarca mücadele veriyor. Tarladan 20 / 30 / 40 / 50 TL’ye çıkan ürün 24 saat sonra marketlerde 159 / 200 / 250 / 300 hatta 600 TL’ye çıkıyor Kazanan çiftçi olsa gam yemeyeceğim. 👉 Şimdi diyecekler ki eee her şeye zam geliyor ! Ulan zaten her şeye gelen zammın sebebi de bu AHLAKSIZ TİCARET değil mi? Tabii ki sen gıdada böyle FUTURSUZCA zam yaparsan o zamlar doğal olarak domino etkisi yapacak. Yani o zamların da sebebi bunlar değil mi ? Eğer bu kadar zammın sebebi MAZOT olsa mazotun litre fiyatı 250 TL olmalı İşin aslı vallahi billahi budur, insanlara resmen SALAK MUAMELESİ yapılıyor. Ticaret Bakanlığı ise RESMEN İZLİYOR Sayın Bakanım, en kral yetkililerini yanına al ve sor bakalım bu adam yalan mı söylüyor ! İşte o zaman biz de diyoruz ki ne kadar zam gelirse o kadar vergi alıyorsunuz diye mi susuyorsunuz ? Kaldı ki bu zamlar domino etkisi yapacak, her şeyi etkileyecek. Dün pazarını 3 bine yapan bugün 6 bine yaparsa tabii ki berberinden bakkalından sanayideki tamircisinden ev sahipleri kiralarına kadar zam yapacaktır ! Ben şu fındık kadar beynimle bunları görüyorum da DEVLET GÖREMİYOR MU ? Bu vurguna dur diyecek bir ALLAH kulu yok mu ? Pandemiden bu zamana kadar Türkiye’de fiyatlar doların dahi 2 / 3 katını geçti Kimse kusura bakmasın ama DEVLETİMİZ RESMEN BU DURUMU GÖRÜYOR BİLİYOR AMA YA İŞİNE GELDİĞİ İÇİN SUSUYOR YA DA !!! Son Olarak Reis’im Eğer Gerçekten bu Vurgun Dursun İstiyorsan SÜLEYMAN SOYLU’yu Ticaret Bakanı Yapın 15 Günde Düzeltmezse Hiçbirşey Bilmiyorum. Selam ve Dua ile Onuncu Köyden/Cihat Komut #sondakika Recep Tayyip Erdoğan T.C. İletişim Başkanlığı AK Parti Prof. Dr. Ömer Bolat Süleyman Soylu T.C. Ticaret Bakanlığı Burhanettin Duran Abdullah Güler

Cihat Komut 🇹🇷

20,223 Aufrufe • vor 4 Monaten

Fatih Belediye Başkanımız Ergün Turan (M. Ergün TURAN) : Siyasetin gürültülü dönemleri olur. Bugün de Cumhuriyet Halk Partisi için aynı dönem işliyor. Bunlara girmeyeceğim çünkü yargı süreçleri devam ediyor. Pazartesi günü burada Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Ülkü Hanım bir tweet atıyor. Döküm sahasını işleten şahıs ve firmaları bir takım yerlere para yatırıp aldığını konu eden tweet atıyor, ben bu iddialara cevap vermeyeceğim. CHP Grup Başkan Vekili " bu şahsın Fatih Belediyesi'ne bağış yaptığını" iddia ediyor. CHP Genel Başkanı bir yıl önce şahsım üzerinden bir takım iddialarda bulundu. Hemen açıklama yapmasını söyleyerek neden Salı gününü beklediğini sordum ve nezaket çerçevesinde cevap verdim. Bahsettiği iddiaların da içinin boş olduğu ortaya çıktı. Şimdi bu tweette bahsedilen konu içinde net olarak söylüyorum. 20 yılı aşkın süredir buradayım, eski TOKİ Başkanı'yım. Babam inşaatçı, ben inşaatçıyım. Bahsedilen şahıs Karadenizli ve bu şahsı ne duydum ne gördüm. Şahsen tanımıyorum. Tanısam da bir ayıp yok. Fatih ilçemizde 400 bin insan ve belediyemizde 3 bin çalışan var. Biz de hemen bahsedilen konu üzerine "Arkadaşlar nedir bu? Bu arkadaşın bizde bir ilgisi mi var? Bu firmaların bir ilgisi mi var?" diye araştırdık. Bir teftiş raporu var. Ben de bu teftiş raporunu edindim; herkesin elinde var. Bu teftiş raporunda açtık baktık; bizde böyle bir "bağış" kaydı yok. Ne var biliyor musunuz? Çok enteresan; 2022, 2023 ve 2025 yıllarında Fatih Belediyesi’ne bir bağış yapılmamış. Tam tersine Fatih Belediyesi, bu ilgili firmaya para yatırmış. Siz müfettiş raporundaki "gelen" hanesinde gözüken rakamları, "giden" hanesindeki rakamlar gibi yorumlayıp "buraya bağış yapılmış" dediniz. Bu firma incelenirken kendi hesaplarına dışarıdan gelen paralar, aslında bizim oraya yatırdığımız paralardır. Biz Fatih Belediyesi olarak döküm sahasına, bölgeden topladığımız molozları ve benzeri şeyleri bir yerde topluyoruz. Topladığımız yeri işleten bir müteahhitimiz var, sadece taşımacılık yapan. Ona fişini veriyoruz, o da gidiyor döküm sahasına döküm yapıyor. Bu raporda üç ayrı yerde gelen ve giden hesabı var. Bizim bu şirketin hesabına yatırdığımız paraları okuyayım: 2022 yılında: 21 ayrı işlemde 2 milyon 915 bin lira, 2023 yılında: 30 ayrı işlemde 5 milyon 612 bin lira, 2025 yılında: 72 ayrı işlemde 5 milyon 718 bin lira. Biz niye buraya para yatırıyoruz? Çünkü İstanbul'da döküm sahasını Büyükşehir Belediyesi belirliyor. Bize nereye dökeceğimizi onlar söylüyor. Biz de gidiyoruz, söylenen yerdeki firmaya parayı yatırıp fişimizi alıyoruz. Bunu "bağış" olarak izah ediyorsunuz. Size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına nasıl bu kadar rahat yapabiliyorsunuz? Nasıl bir anda beş tane insana ithamda bulunabiliyorsunuz? Bunun vicdani tarafı neresi? İnsani bir hatadır, yanlış anlamıştır. Çıksın özür dilesin. "Fatih Belediyesi'nden ve başkanımdan özür diliyorum" desin. Siyaseten kendisi adına bir eksik yazar belki ama insani olarak saygınlığı olur; benim nezdimde de olur. Son söz olarak; ben uzun yıllardır buradayım. İlçe meclislerinde, Güngören’de on beş yıl, beş yıl TOKİ başkanlığında görev yaptım. Amacımız buralara gelip güzel bir iz bırakmaktır. Sert tartışmalarımız oldu ama kalp kırmaya gelmedik. Yunus Emre’nin dediği gibi; "İstersen var bin hacca, hepsinden iyice bir gönüle girmektir." Sizin kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına bu kadar rahat yapmanızın nedenini merak ediyorum.

İBB AK Parti Meclis Grubu

20,403 Aufrufe • vor 3 Monaten

1-Hacettepe Üniversitesinden Hakan Yedican : Orta Asya'daki 19 bin yıllık Hakasya Kalıntılarındaki Güneş ve Ay tamgası ile Göbeklitedeki aynı,Hakasya Türklükle bağlı ,Urfa'daki 11 bin yıllık Göbekli Tepe'de de Türklere ait dediğin zaman saldırıya uğruyorsun." Neden mi saldırıyor? a- Fransız Tarihçi-Arkeolog Ernest Renan, 1874'de batılı arkeologlara şöyle sesleniyordu; “Anadolu'da Arkeolojik bulgular Türkleri işaret ediyorsa da, siz onları Türklere mal etmeyin. Sonu kötü olur. O zaman Türkleri Anadolu’dan sürmek zorlaşır. Renan şöyle devam edecekti: Türkler hiçbir uygarlık kurmadılar. Aksine kurulmuş uygarlıkları yıktılar. Türkler Barbardır. Kızılderililere ne yapıldıysa, Türklere de o yapılmalıdır.” (Oysa 1873’e kadar, Anadolu’daki arkeolojik bulguların Türklere ait olduğu belgelenmişti.) b-...08 Ocak 1918’de ABD Kongresinde okunan ve tarihe “Wilson Prensipleri” olarak geçen bildirinin 12. Maddesi; “Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki diğer ulusların yaşam güvenlikleri ve özerk gelişimleri sağlanmalıdır.” c-....10 Ağustos 1920 Sevr’e geldiğimizde, 62-63-64’üncü maddeleri şöyleydi; “Fırat’ın doğusunda Kürtlerin özerkliğini İngiltere-Fransa-İtalya’dan 3’er üyeli komisyon hazırlayacak. Osmanlı, komisyon kararlarını 3 ay içinde kabul etmeyi ve yürürlüğe koymayı şimdiden kabul eder......Kürtler 1 yıl sonra bağımsızlık için Milletler Cemiyetine başvurursa, Türkiye bölgedeki tüm haklarından vazgeçer…” Şimdi anladınız mı Anadolu'daki Türk izlerini inkar planlarını. Atatürk, Türk Tarihini çok iyi inceleyen ve gerçekleri bilen bir liderdi. Anadolu’nun en az 10 bin yıllık öz be öz Türk Yurdu olduğunu biliyordu. Bu yüzden Atatürk, Kurtuluş Savaşımız sonunda, büyük emperyalist oyunu yırttı attı!Bir daha böyle tuzaklara düşmeyelim diye de “TÜRK TARİH TEZİNİ” anlatan dört cilt olarak tarih kitabını hazırlattı. Buna bağlı olarak da gerçek Türk Tarihini anlatan Tarih Kitapları hazırlattı. 10 Kasım 1938’de Atatürk vefat edince, bu kitapların hepsi hemen rafa kaldırıldı..! 1939 yılında, daha sonra Başbakan olacak Şemsettin Günaltay’ın, yazdığı tarih kitabı okullara dağıtıldı. O andan itibaren, Atatürk’ün yazdığı Türk Tarih Tezi kalkmış, yerine Grek Tarih Tezi oturtulmuştu! Bu teze göre, Anadolu’daki tüm medeniyetlerin kaynağı Greklerdi. Doğal olarak Anadolu da bir Grek yurdu oluyordu! (Bknz: M. Bernal-Kara Atena, Eski Yunan Aldatmacası Nasıl İmal Edildi) Devam ediyor...

KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷

43,683 Aufrufe • vor 7 Monaten

İnsanlarımızı kim yaktı? Her güne stres, korku ve endişe hakim oldu. Yardım çığlıkları bana kast-i olarak yapılan depremi hatırlattı. 'Bu yangın!' sıradan olmayan bir ateş. Bu yangın sadece oteli değil, hepimizi yaktı? Kafamdaki soruların fazlası var. Türkiye'de 24 saatte birçok gündem değişiyor. 2025'in ilk başında en büyük can kaybı ile bir otelle tarihe geçti. Birileri hem toplumu, hem gündemi acımadan dizayn ediyor. Bolu Kartalkaya'da geceliği 30 bin TL civarında olan bu yılların otelinde dağda tek başında merkezden uzak ve ahşap yapılı olmasına rağmen neden su deposu, takviyesi, müdahale teçhizatı bulundurmamıştır? Olayın ilk saatlerinde havadan müdahale neden yapılmamıştır? Bu yangınlar, uçak kazaları, faili meçhuller, siyasetin küresel dizaynı topluma bedel ödetiyor! 66 insanımızın vefat ettiği ifade ediliyor. 10 ölü denmişti rakam 66'ya yükseldi. Çok sayıda yaralı. Yine döndü dolaştı 66'ya bağlandı. 66 can neyin kurbanı oldu? Niye bu kadar insan can verene kadar havadan, karadan müdahale zaafiyeti oluştu? Kim neyin mesajını verdi bu katliamla? 06 Şubat 2023 tarihli depremde de sayılasal olarak benzer mesajlar verildi. Uzun yıllardır yanmayan otel nasıl oldu da birkaç saatte karda, kışta onlarca insana mezar oldu, kül oldu! Bunca yıl çıkmayan bugün devasa büyüklükte neden çıktı? Birileri burayı pilot olarak mı seçti? Şehire uzak, gözden ırak müdahale riski uzak ve havadan müdahalesi olmayan gecikmeli bir acı tablo. Neden gece vakti? Tıpkı kasıtlı yapılan deprem gibi kasıtlı yakılan bir otel? Kasıtlı çıkarılan bir otel mi? Masum insanlar can verirken birileri acımadı. Çocuklar, aileler yandı. Bu insanlar aileleriyle hiç bir yere gitmesin, dinlenmesin istiyorlar. Toplumu yalnızlaştırma ve korkutma politikasının bir başka açısı olsa gerek. Kim yine neyi ritüel olarak kullandı ya da örtbas etmek istedi bilinmez ama daha önce dediğimiz gibi; "2025 yılı hem çöküş, hem çıkış yılıdır.." Bunu önceki senelerde de ifade etmiştik. Bu sene kötülüte tavan jübilesi! Yapay zekâ soslu Los Angeles yangınına rağmen Trump, daha ilk günde kalesini korudu ama biz kalemizden goller yemeye devam ediyoruz. Yazın buğdayları, ormanları yakanlar kışın da yüreklerimizi yaktılar!.. Tesadüf diye birşey asla olamaz. İki gün sonra başka bir gündemle unutulur gider! #bolukartalkaya #bolu #yangın #Otel Grand Otel

Ali Osman Önder

446,381 Aufrufe • vor 1 Jahr

▶️Sağlık Bakanımız Sn.Kemal MEMİŞOĞLU'nun, bir haber kanalında yapılan röportajında,hekim ve sağlık çalışanlarının maaşları ile ilgili sistem konusunda, Bakanlık uzmanları tarafından yanlış bilgi verildiğini öğrenmiş olduk. 1)Sayın bakanımız videoda hekim ve sağlık çalışanların maaşlarının 4 parça halinde olduğunu belirtmiştir. 👉Öncelikle hekim ve sağlık çalışanların maaşları sözde beyaz reform ile sabit ek ödeme, ana maaşa sözde işlevsiz bir kalem şeklinde dahil edilerek, 4 parçadan 3 parçaya indirilmiştir. Dolayısı ile -657 Ana maaş -Taban Ödeme -Teşvik Ek Ödeme şeklinde hekim ve sağlık çalışanlarının maaşı 3 parçadır. 2)Sayın bakanımız videoda sabit ek ödemelerin emekliliğe yansıtıldığı belirtmiştir. 👉Hekim ve sağlık çalışanlarında sabit ek ödemesi hiçbir şekilde emekliliğe yansımamaktadır. Yani bu ücret döner sermaye gelirlerinden ödenirken de emekliliğe yansıtılmadı. Genel bütçeye geçirilip maaş içine kalem olarak katıldığında da emekliliğe yansıtılmadı. 👉Hatta size sorun olarak aksettirilmeyen bununla ilgili bir konuyu da izah etmek isteriz. 👉Sabit ek ödemenin ana maaş içine dahil edilmesi ile birlikte sabit ek ödemenin vergi matrahı yıllık vergi matrahına dahil edilip, yılda hekimlerde ortalama 30 bin TL, hekim dışında ise 10 bin TL maddi kayba neden olmuştur. Sabit ek ödeme yıllık vergi matrahına dahil edilmesi, birçok kamu kurumlarında dahil edilmez iken, hekim ve sağlık çalışanlarında hukuka aykırı şekilde oldurulmuştur(!). 👉Diğer bir sorun ise beyaz reformda sabit ek ödeme ana maaşa dahil edilince mahsuplaşma kaldırıldı diye beyanatlar verilmişti. Ancak uygulamada sabit ek ödemenin brütü, tavan ek ödemeden mahsup edildiği görülmüş ve dava açılmıştı. Danıştay kararı ile bu haksız uygulama iptal edilmesine rağmen, Bakanlık, hukuk tanımayıp, bu haksız düzene devam edilmiştir. 👉Bitmedi !!! Normalde hekim dışı sağlık personeline 375 KHK sabit ek ödemelerden vergi kesintisi yapılmadan ödenir. Ancak bu rakamı teşvik ek ödemenin tavan tutarından mahsup ederken üstüne gelir vergisi kesintisi de eklenerek mahsup edilir. Durum böyle olunca sağlık çalışanlarının teşvik ek ödemesinden 2 kere gelir vergisi kesilmiş olmaktadır. 3-Taban ödemede SGK prim kesilmediği için şanslı olduğumuzu söylemişiniz. Biz hekimsen olarak şanslı değil kendimizi çok şansız hissediyoruz. Neden bugün uzman hekimin sgk prim matrahı 25 bin tl, lisans bir hemşirenin sgk prim matrahı 16 bin tl iken, bir 4/d temizlik personelinin sgk ya ödenecek prim matrahı 50 bin tl dir? 👉5510 sayılı kanunda SGK prim matrahı ne kadar yüksek olursa o kadar yüksek emekli maaşı bağlanacaktır. Bu yüzden sabit ek ödeme, taban ödeme, teşvik ek ödemenin emekliliğe yansımaması çok büyük bir şanslılıktır. 3)Şimdilik hekim ve sağlık çalışanlarının maaş ve özlük hakları ile ilgili ilave bir çalışma olmadığını belirtmişiniz. 👉Şimdi biz soruyoruz, durum bu iken hekim ve sağlık çalışanları kendini nasıl mutlu ve değerli hissetmesini sağlayacaksınız? Hekimsen Maaş ve Özlük Hakları Birimi

Uzman Mutemet (Sedat ATLAS)

79,245 Aufrufe • vor 2 Jahren

AKP İktidarının; “Ekonomi çok iyi, herkes halinden memnun, şu kadar rezervimiz var, bu kadar büyüme gerçekleşti” lafları tamamen hayal ürünüdür. Bu bizlerin yorumu değil, ekonomik verilerin bizlere gösterdiği tablodur. Yıl başı yani 1 Ocak 2025 tarihinde; 📌Dolar 35 lira 25 kuruşken bugün 42 lira, 📌Euro 36 lira 45 kuruşken bugün 48 lira 75 kuruş, 📌Gram altın 2 bin 960 lirayken bugün 5 bin 600 lira, 📌Benzin 44 lira 42 kuruşken bugün 53 lira 14 kuruş, 📌Motorin 45 lira 30 kuruşken bugün 53 lira 35 kuruş oldu. 📌Türkiye’de en çok satılan ve en ucuz araçlardan biri olan bir markanın aracı Ocak 2025’te 1 milyon lirayken bugün aynı araç 1 buçuk milyon lira. 📌Tedavüldeki en büyük banknotumuz olan 200 lirayla; yılbaşında 5 buçuk dolar alınırken, bugün 4 buçuk dolar alınıyor. ➡️Milyonlarca kişi asgari ücretle çalışıp evini geçindirmeye, çocuğunu okutmaya çalışıyor❗️ 📌Asgari ücret açıklandığı 24 Aralık 2024’te 627 Dolar iken; bugün asgari ücret 526 Dolar. Yani 101 dolar erimiş durumda. ➡️Milyonlarca insan icraya, hacze düşmüş durumda❗️ 📌İcra dairelerine 1 Ocak – 17 Ekim günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 11 oranında artarak 8 milyon 229 bine yükseldi. ➡️Faiz... 📌Türkiye’nin bu yılın ilk sekiz aylık döneminde dış borçları için yurt dışına yaptığı faiz ödemeleri 16,5 milyar dolara ulaştı. 📌Merkezi yönetim bütçesi; yılın ilk dokuz aylık dönemindeki bütçe açığı 1 trilyon 217 milyar liraya kadar çıktı. ➡️AKP iktidarı halkın cebinden alıp yandaşlarının, beşli çetenin cebini doldurmaya devam ediyor.❗️ 📌İktidarın yıllardır, “cebimizden tek kuruş çıkmıyor” sözleriyle savunduğu yap-işlet-devret ve yap-kirala-devret modeliyle yaptırılan projelere 2026 yılında garanti, kira ve hizmet bedeli olarak ödenmek için bütçeden 238 milyar lira ayrıldı. ➡️Vatandaşa ekonomik zulüm böyle de bitmedi❗️ ➡️Cumhurbaşkanı Adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na gerçekleştirilen 19 Mart darbesi sonrasında; 📌Borsada panikle 1,5 trilyon liralık değer kaybı yaşandı. 📌Merkez Bankası, 60 milyar dolar rezerv satışı gerçekleştirdi. 📌19 Mart darbesi sonrasında en büyük yabancı sermaye çıkışı yaşandı. Ekonomide artık vatandaşın dayanacak gücü, sıkacak kemeri kalmadı. Hem milletin, hem devletin nefes alması, bu baskılardan, zulümden kurtulmasının tek kurtuluşu erken seçimdir.❗️ #ErkenSeçim #Ekonomi #CHP #Ekremİmamoğlu

Süleyman Bülbül

14,381 Aufrufe • vor 10 Monaten

Halk TV’de Süleymancılar hakkında konuşan araştırmacı yazar Sait Çamlıca; Milletten para toplamak dışında bir iş yapmayan, topladıkları paralara gerekçe olarak da öğrencilere yurt yapıp, yurtlarda öğrencilere Kur'an-ı Kerim öğrettiğini göstermelik eğitimleri yapan bir yapı bu aslında. Süleymancıların kurucusu aslında 2000 yılında ölmüş olan Kemal Kaçar'dır. Yani cemaati holdingleşmeye, her şehirde yurt açmaya götürecek kadar cemaati büyüten kişi Kemal Kaçar'dır. 1980 darbesinden sonra özellikle Kenan Evren, dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı, açıktan Süleymancılara karşı mücadele etmeye çalıştı. Süleymancılar bu kendilerini saklama konusunda Türkiye'deki en profesyonel cemaatlerden bir tanesidir. Kemal Kaçar'ın bir dini liderden çok siyasetçi olarak sosyal medyada karşınıza çıkar. Çünkü Kemal Kaçar 1960'lı yıllardan 1990'lı yıllara kadar defalarca milletvekili olmuş, farklı partilerden aday olmuş. Kim kendilerine arsa tarla verirse ona oy vermiş bir yapıdır Süleymancılar. Yani Süleymancıların aslında bir partisi yoktur. Bir tane partiler var o da menfaat partisidir. Özellikle belediye seçimlerinde 90'larda da aynısını yapıyordular. Belediye seçimlerinde kapılarına gelen bütün adaylara biz sizi destekleriz ama şartımız bize filanca arsayı vereceksiniz, şu tarlayı vereceksiniz, şu binamıza ruhsat vereceksiniz şartını koşarlar. Seçime giren 5 adaydan hangisi kazanırsa kazansın yanına gidip biz desteklediğimiz için kazandınız. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ'den atılmış olan öğretmenlerin önemli bir kısmı özellikle İstanbul'da Süleymancı yurtlarında üniversiteye hazırlık dersleri verdiler öğrencilere. Bütün cemaatlerin nihai amacı devleti. Bakın şu cümleyi ben sık kullanıyorum. Cemaat ve tarikatların amacı devleti yönetmek değil. Devleti yönetenleri yönetmek. Devleti yönetenlerin elinden kendileri için imkan devşirmek. Arsa devşirmek, bina devşirmek ve kendi adamlarını devletin önemli yerlerine yerleştirmek. Süleymancıların iyi organize olduğu yerlerde birisi diyanettir mesela. Yani diyanette birçok din görevlisi maaşını diyanetten alıp, hizmetini, emeğini, birikimini, çevresini cemaati için kullanan imam çoktur Türkiye'de. FETÖ'cü öğretmenler ya da FETÖ'cü askerler dışarıda oturup konuştuğunuz zaman sessiz, sakin, efendi insanlar olarak görünürler. Ne zaman ki putlarına dokunduğunuz zaman içlerindeki canavar ortaya çıkar, vahşi bir tarafları ortaya çıkar. Şimdi Süleymancıların da başına dokunulduğu için onlar da bu tür eylemler yapmaya devam edecekler. Ama FETÖ'den umarım ders almıştılar. Devletle, milletle savaşarak hiçbir yere gelemezler. Umarım diğer cemaatler bu süreçten ders alırlar. Çünkü farkındaysanız cemaatlerin çoğunda son yıllarda ciddi bir pasta kavgası var. Yani Anadolu insanları Avrupa'da yaşayan Türkler ve Müslümanlar dahil çocuklarına artık FETÖ yapılanmalarına göndermediği için Süleymancıların önü daha çok açıldı. Süleymancıların yurt yapmalarına, eğitim faaliyetlerine ağırlık vermelerinin önü daha fazla açıldı. Yurt dışında da 70 milyon Euro'luk bir binadan bahsediyoruz. Yani bu rakam kaçırılan rakamı düşünsenize 100 milyar Türk Lirası'nın yurt dışına kaçırıldığı masraf raporlarına düşmüş. Yani bu rakamlar korkunç rakamlar. Onun için şimdi herkes unutuyor da cemaatlerin çoğu paralel bir din değildir sadece. Aynı zamanda paralel bir devlettir. Ama Anadolu insanları olarak ben kişisel olarak da hepimiz için söylüyorum. Bu operasyonlara sevinmemiz gerektiğini düşünüyorum. Devamının gelmesi için çabalamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim insan kaybetmeye daha fazla zamanımız yok. Yani çocuklarımızı 13-14 yaşındaki çocukları alıp vatana millete değil cemaatine ve cemaatin anlattığı dini yapılara hizmet eden mankurtlara dönüştüren bu yapıların bitirilmesi gerekiyor. Yani ben mesela 15 Temmuz ile ilgili hep şeyi söyledim. Çanakkale Savaşı'ndan sonra Anadolu insanının en büyük yetişmiş insan kaybıdır. FETÖ meselesi. Yani bir F-16 pilotunun yetişme maliyeti 16 milyon dolar. Bir pilot kolay yetişmiyor ama o pilot senin aldığın uçakla senin silahınla seni vurdu. Yani onun için bu tür yapılanmalara mücadele ediyor olmasına sevinmek, mücadele edenlere destek vermek gerekiyor. Tabii ki geç kalındığını düşünüyorum. Yani ben hatta Diyanet'in bu konuda hala niye konuşmadığından çok rahatsız olanlardan bir tanesiyim. Bütün mesele devleti yönetenlerin uyanık olması değil tek başına milletimizin de vatandaşın da biraz uyanık olması gerekiyor. Yani çocuğunu emanet ettiği yere niye emanet ediyor orada ne öğreniyor çocuk bunu bilmesi gerekiyor. Kurban bağışını yaptığı yere nereye kurban bağışı yaptığını oturup dikkat etmesi gerekiyor. Yani cebinizdeki parayı evladınızı emanet ettiği yere anne baba dikkat etmeyince devlet de bir yerden sonra baş edemez. Yani onun için hem devletin uyanık bilinçli olması gerekiyor hem de vatandaşımızın artık bunu öğrenmesi gerekiyor. Allah'tan kitaptan bahseden herkese çoluğunuzu çocuğunuzu emanet edemeyeceğiniz gibi paranızı da emanet edemezsiniz. Yani 3 tane oy uğruna ne olduğunu bilmediğiniz nerede bağlantılar olduğunu bilmediğiniz insanlara yüz vermenin hiçbir anlamı yok. Bütün siyasetçiler için söylüyorum sağcısı solcusu fark etmez. Cemaat ve tarikatlara muhtaç hareket eden siyasetçiler cemaat ve tarikatların elinde oyuncak olmaya mecburdurlar. Mahkum olurlar onlar. Onun için hiç kimse elini bu adamlara kaptırmasın. Biz millet olarak çocuklarımızla gençlerimizle birikimimizle çok güzel şeyler yapabilecek bir altyapıya sahibiz. İnşallah çocukların gençlerin kıymetini hep beraber bilir bilir bu tür yapılardan çocuklarımızı kurtararak yolumuza devam ederiz.

Herodot Diyor Ki

348,447 Aufrufe • vor 5 Tagen

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 Aufrufe • vor 7 Monaten

"Topluluk, bir iş modeli olabilir." Komünite'nin 10 milyon $ değerleme ile yatırım aldığı haberi ile birlikte bu videoyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Topluluk kuran, kurmak isteyen, konuyla ilgilenen herkes hem bu metni okusun hem de videodaki her sözümü can kulağıyla dinlesin. Büyük bir know-how paylaşıyorum videoda. Önce bazı şeyleri netleştirelim: • Takipçi ≠ topluluk. Owned media'larınız yoksa, sahip olduğunuz şeyin adı topluluk değil, takipçidir. • Gönüllü esası ile yönetilen topluluklar, maalesef gerçek etki yaratamıyor. İş modeli haline dönüşen topluluklar, ancak profesyonel yönetilen topluluklar olabilirler. • Topluluk işi süreklilik isteyen, maliyetli bir operasyon, asla unutulmaması gereken şey bu. • Topluluğun kurucusunun sadece insanları eğitmesi, onlara bir şeyler öğretmesi yetmiyor, bu kişinin fikir lideri de olması gerekiyor —nispeten zor iş bu zaten. • Topluluk kurmak hafife alınacak bir iş değil, beklenti yönetmek, geri bildirim almak ve daha birçok şeyi aynı anda mükemmel yapmak zorundasınız. • Topluluk işi demek sadece üyelik demek değildir. Katmanlı bir gelir yapısı kurmak gerekir, bu da ancak uzun vadeli düşünerek ve denemeler yaparak olur. • Aktivasyon programları olmadan topluluk olmaz. Hep aynı şeyleri yaparak topluluk yönetemezsiniz, sürekli yenilenmek zorundasınız. • Her topluluk bir ekonomik atlama rampası olmak zorunda değil. Mesela Komünite bunu hiç yapmadı. Görünmeyen şekilde destekledik insanları, uzun vadeli, sabırlı. Artık neredeyse her hafta 1 ürün çıkıyor topluluktan. Kimseyi "para kazanmayı öğretelim" diyerek çekmedik topluluğumuza. • Topluluk ülkemizde sosyal dönüşümün dinamolarıdır. Büyük çapta değiştiremediğiniz politikaları, küçük ve odaklı şekilde, fayda oluşturma amaçlı çalışmalarla destekleyebilirsiniz. • Topluluk alanı kalabalık ama dolu değil. Komünite'den çıkarak topluluk kuran ve devam edenler olduğu gibi, devam edemeyenler de oldu. Bence yeni topluluklar gayet de bağımsız büyüyebilirler. Topluluklar birbirlerine rakip olmak zorunda bile değiller. Bilginin kolektif olduğu bir çağda (Pluribus) hiçbir şeyi saklamaya gerek yok bence. Bu bir ekosistem oyunu. Finansal olarak ise: • Topluluk para eder. • Komünite, 4.5 yılda 1 milyon $'a yakın yatırım aldı ve 25 yatırımcının içinde olduğu bir network kurdu. • 2025 yılında yarattığı geliri söyleyemiyorum, ancak çok çeşitli gelir kalemleri ve 3 ayaklı bir yapı kurdu: Komünite, Lokomotif AI ve Komünite Space. • Komünite Space'e yaptığımız yatırım 250 bin dolara yakın ve her kuruşuna değdi. Bize sadece para kazandırmadı, büyük itibar ve oyun alanı sağladı. • 2026 gelir hedefim ise 2025'in 4 katı! Lokomotif AI tarafındaki kurumsal hizmetlerimiz büyüme dinamosu olacak. Komünite ise hiç olmadığı kadar güçlü! • 2028 yılında üç haneli milyon dolar değerleme hedefim var. Hatta kime exit edeceğimi bile biliyorum şimdiden. Beni tanıyanlar, sosyalmedyaco'yu kurarken ya Doğan grubuna ya da Webrazzi'ye satacağım dediğim için bana gülerlerdi. Webrazzi'ye sattım. Komünite'yi 2028'de kime exit edeceğime geçen sene karar verdim :) Kısacası, videoyu izleyin :) Kaydedin, başa alarak izleyin. Büyük know-how transferi yaptım videoda.

Fatih Güner —— komunite.com.tr

56,870 Aufrufe • vor 8 Monaten

Helal olsun Ahmet çakar'ı susturdu Ali Naci küçük: Ahmet Çakar ustamız. Estağfurullah ya. Bu müessese yıllarca hizmet vermiş bir isim. O yüzden saygıyla karşılıyoruz. Doğru da. Yani Leroy Sene'ye bence hakem kırmızı kart çıkarsa 30. dakika bence açıkçası çok da fazla itiraz edecek bir konu olmaz da. Ama bir standartları yok hakemlerin. Onu söylemek lazım. Şimdi Galatasaylı da... Ya da Galatasaray kulübü de yönetimi de taraftarı da ya da ben de Galatasaray medyası da şu açıdan bakar. Şimdi benzer pozisyon hatta aynı pozisyon neredeyse belki de bir tık daha serti. Orkun Trabzonspor deplasmanı da Serdar Saatçı'ya yapıyor. Direkt bileğe basma sarı kart görüyor. Kadıköy'de Şikrinyer Saray'a yapıyor. Foğol dahi vermiyor hakem. Bırak sarı kartı foğol dahi vermiyor geçiyor. Şimdi ister istemez bir standard olmadığı için hakemlerin bu... Bu pozisyon üzerinden de Beşiktaş'ın yangın yapması ya da bu kadar çok Galatasaray'ın bir oyun ortaya koyarak, bir plan ortaya koyarak bence... Şunu diyorsun sen. Bu ne şimdi? Bu ne? Bence bu daha sert. Leroy Senen'in hareketinden daha sert. Net bir baskı var burada. Mesela Ahmet Hoca yıllarını verdi bu işe. O ayrı bir şey. Ama Kletenburg mesela çok saygın bir hakem değil mi? O da şöyle yorumlamış. Dikkatsiz bir foul Leroy Hüsen'in. Ben de orada kasıtlı olarak bastığını düşünmüyorum Leroy Hüsen'in. O zaman Freltenburg'un dikkatsiz foul ise Sanen'in gerçek gördüğü kırmızı kartla kırmızı kart değil. İlki daha kırmızı kart. Dikkatsizlik orada mesela Juventus maçında da. Kardeşim tekrar söylüyorum. Dikkatsizlik kırmızı kartı. Dikkatsizlikten dolayı kırmızı kart verilir ve tartışması Sanen'in ilk pozisyonu değil. Bilerek, isteyerek rakibini görüyor. Basıyor. Ötekinde atıldığı pozisyonda ise amacı basmak değil. Topu soluna çekiyor. Giderken sol ayağını atarken Rıdvan'ın ayağı orada kalmış oluyor. Vahiy bir şekilde basıyor. Galatasaray maçındaki Yüventuslu oyuncunun barışın üstüne düşüp devam etmesi gibi. Tabii sıyırma yapıyor. O da kırmızı. Bu da kırmızı. Tamam Ali Naci kardeşim diğer maçlarda atılma verilmeyen kırmızı ama şu var. Kötü örnek doğru örnek değildir. Yani 10 kişi. Bakkal soyuyor yakalanmıyor. Bir kişi onlar da soydular. Yok öyle bir şey. Sen yakalandığın an senin cezam belli hırsızlık. Şu an ikili takımında sosyal medyasına bakıyorum ben. Beşiktaş'ta isyan ediyor. Galatasaray'da isyan ediyor. Ne için isyan ediyor? Galatasaray'ın işte maçın başına murucu basması. Hemen aktarayım mı? Şimdi mesela. Bir kere ben şuna karşıyım. Öncelikle altını çizmek istiyorum. Galatasaray'ın haklı şekilde elde ettiği bu galibiyeti hakem hatasına ya da o pozisyona indirgemeye çalışanlara açıkçası karşıyım. Niye karşıyım? Galatasaray ilk 45 dakikada belli bir oyun ortaya kayarak sahada Beşiktaş'ı ezerek. Açıkçası bir üstünlük kurdu. Ve nitekim de belli bir oyun planında sağ kulvarı kullanarak, sağ koridoru kullanarak, zaman zaman barışı atarak, Sane'yi atarak Rıdvan Yılmaz'ın olduğu kanattan, zayıf olduğu yerden vurmaya çalıştı Okan Buruk. Ve nitekim de o ataklar en sonunda golü getirdi Sane Osman ikilisiyle birlikte. Şimdi hakem hatasına gelince Galatasaray'ın isyan ettiği noktalar. Barış Alper'in pozisyonunda topu kaybettikten sonra orada Udakay'ın hamlesine penaltı diyor Galatasaraylar. Penaltı mı? Bence değil. Bence değil. Tartışılabilir. Barış Alper'in pozisyonu. İki. Hemen sayın. Aynen Barış Alper'in. Penaltı değil diyorsun. Ben penaltı değil diyorum. Doğru söylüyorsun. Ama Galatasaraylar tartışıyor. İkinci nokta. İkinci nokta. Çünkü benzerliğine penaltı verildi. Udakay'ın darbesi var ama önce Barış topu basıp. Topu basıp dengesi. Aynen. İkinci nokta. O Simene maçın başında 5. dakikada kasıt yok. Herhangi bir bilinçli olarak Ersin'in ayağına uygulanan bir darbe yok. Sarıkart çıkıyor ama 2. dakikada mırıyor. Alenen arkadan gelip Barış Alper'i düşürüyor. Sarıkart pas geçiliyor. Niye? Oyunun başı diye. Halbuki aradan 3 dakika geçmiş. Galatasaraylıların tepki gösterdiği 2. nokta. 3. pozisyon 45-2. Agbatu. Topa hamle yaparken arada, bilmiyorum siz gördünüz mü o pozisyonu, yayına iniyordunuz. Direkt olarak Osümen'in ayağına basıyor. Bu da sarı kart. İki tane sarı kartı pas geçti. Bir tane de tartışmalı penaltı pozisyonu. Şimdi o yüzden Leroy Sanayi'nin pozisyonuna indirgeyip buradan Galatasaray'ın galibiyetini gölgelemek. Buna karşıyım. Niye? Çünkü ilk 45 dakikada Beşiktaş'a bu ligin şu anda en formda takımlarından biri olan 13 maçtır kaybetmeyen Beşiktaş'a karşı bana göre Galatasaray ilk 45 dakikada oyunuyla 10 kişi kaldıktan sonra da o başaramadığı bir türlü yapamadığı dediğimiz oyunu tutma konusunda bu kez başarılı olarak Kazandı. Bir de Uğurcan faktörü. Beşiktaş deplasmanlarına ayrı oynuyor ve bugün de ayrı oynuyor. Hatta sana yazı gösterdim. 75 falandı. Ya Uğurcan'ı abartıyorsun Naci dedi. Herhalde geleceği gördüm. Çünkü Uğurcan bence büyük takım kalecisi...

Galatasarayultrataraftar

267,722 Aufrufe • vor 5 Monaten