正在加载视频...

视频加载失败

BÖLÜMEEEEEE BAKKKK

62,923 次观看 • 4 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Murat Ülgen, uzun yıllar PKK’nin içinde yer almış ve örgütün kadro yapılanması ile faaliyetlerini yakından tanıyan bir isimdir. Yazar Selim Çürükkaya ile gerçekleştirdiği çeşitli programlarda, örgüt içinde yaşanan iç infazları yer, tarih ve isim vererek açıklamıştır. Ülgen, aşağıda alıntıladığım yazısında ise münfesih PKK’nin önemli kadrolarından birisi olan Muzaffer Ayata’nın, Kürdistan’ın güneybatısında Abdullah Öcalan’ın tek tip örgütlenme anlayışına ve anti-Kürd politikalarına muhalefet eden Kürt yurtseverlerinin tutulduğu cezaevlerinde müdürlük yaptığını ileri sürmektedir. Bu iddia bana çok korkunç geldi. Eğer bu iddia doğruysa, Kürt milletine yaşatılan bu trajedinin tarihte ya da mitolojide bir benzeri yoktur. Bu durum, İbn Haldun’un tarif ettiği “mazlum–muktedir döngüsü”ne de benzemez. İbn Haldun, “Mazlum olan, iktidarı ele geçirdiğinde zalimin yöntemlerini miras alır” der. Oysa burada söz konusu olan yalnızca yöntemlerin devralınması değildir. Bu tablo, bir siyasal Oedipus kompleksi olarak da açıklanamaz; zira Oedipus babasını öldürdüğünde babaya dönüştüğünün farkında değildi. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı da bu durumu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Böylesi bir sapkınlığı, Frantz Fanon’un analitik anti-kolonyal düşünce sistemi gerçekten çözümleyebilmiş midir, bundan da emin değilim. Ancak örgüt lideri Abdullah Öcalan, kendi içinde bulunduğu ahlaki çöküşü Kürd milletinin tamamına yansıtmaya çalışan bir zihniyete sahip olduğunu biliyoruz. Nitekim geçen yıl 25 Nisan’da kaleme alıp örgütün fesih kongresine gönderdiği “Perspektif” başlıklı metninde “Judenrat” kavramını da bu amaçla kullanmıştır. Bu bağlamda, Öcalan ve adamlarının Kürd milletine karşı tutum ve davranışlarını incelediğimizde birer “Judenrat”tan farksız olduklarını görmek mümkün. Ya da Değerli Ülgen’in ifadesiyle: Kendi halkının Gestaposu olmak. Bu, son derece tuhaf ve ürpertici bir durumdur. Umuyorum ki gerçek böyle değildir; zira bu tablo, insanın her türden sağduyusunu felç eden bir mahiyet taşımaktadır. Ancak Ayata’nın “Rojava’da cezaevi müdürü” olduğu yönündeki iddianın doğru olup olmamasından bağımsız olarak, Öcalan ve çevresinin onlarca yıl boyunca Kürd milletinin önemli bir kesimini aldatabildiği ve Kürd toplumunun tamamını büyük bir yıkımla karşı karşıya bıraktığı gerçeği ortadadır. Yazar Selim Çürükkaya da bu durumu, bir “Köse”nin bütün bir köyü defalarca kandırdıktan sonra sonunda köylülerin tamamını yok etmesini konu alan bir hikâye üzerinden anlatıyor. Çürükkaya, bu anlatıyı Öcalan ve adamlarının Kürdleri uzun yıllar boyunca aldatmasına benzeterek aktarıyor; dinlemenizi öneriyorum. Ayrıca Murat Ülgen’in alıntılanan yazısının da mutlaka okunması gerekir.

Mehmet Sanrı

24,860 次观看 • 6 个月前