Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

BOP nasıl da herkesi hizaya getiriyor…Ulus devletin çözülüşü, “devlet projesi” olarak yutturuluyor! Hatırlayın ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ne demişti : “Ortadoğu’daki ulus devletler İsrail için güvenlik sorunudur”

72,834 просмотров • 8 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Lübnan asıllı Kürt ve Kürdistan cahili ABD’nin Ankara’daki Arapçı adamı Tom Barrack (Ambassador Tom Barrack) soytarılık yapmaya başlamış. Böyle devam ederse ABD Başkanı Trump bile onu kurtaramaz. Bir zamanlar bütün Irak’ın resmi Valisi olan Paul Bremer de Kürdistan Peşmergeleri lağvedilmeli dedi ama bin peşiman oldu. Başkan Mesud Barzani o zaman Bremer’e “sen adam isen gel Peşmergeyi dağıt da seni göreyim dedi” ve o tartışma orda bitti. ..:: 1. Tom Barrack Suriye’nin Valisi de değildir. ABD’nin Ankara ambasadörü ve Trump’ın Suriye özel temsilcisidir. ..:: 2. Lübnan asıllı Tom Barrack eski vatanı Lübnan’ın bile Ortadoğu’daki öneminin Kürdistan’ın en küçük parçası olan Suriye Kürdistan Bölgesi kadar bile olmadığını biliyordur. ..:: 3. ABD nasıl Türkiye’nin müttefiki ise aynı şekilde Kürdistan ve Kürt milletinin de müttefikidir. Trump ya da ABD ne Peşmergeleri ne de SDG güçlerini Bağdat ve Şam’a mecbur eder. Tom Barrack aklını başına alsın! ..:: 4. Tom Barrack “millet/nation” ile devlet arasındaki farkı da bilmiyor. Irak bir devlettir, bir millet değildir. Suriye de bir devlettir, bir millet değildir. Türkiye de bir devlettir bir millet değildir. Mademki Ankara’da ambasadörlük yapıyor Türkiye devleti sınırları içinde büyük bir Kürdistan Bölgesi’nin de olduğunu bilmeli. Türkiye siyasi devleti Anadolu ve Kürdistan anavatanları üzerinde kurulmuş bir devlet ismidir. Orada Kürt ve Türk milletleri yaşıyorlar. ..:: 5. Bir de utanmadan Irak’ta da, Suriye’de de federal sistemin uygun olmadığını, tekçi Arap devletlerinden yana olduğunu söylüyor. ..:: 6. Tom Barrak’ın ecdadları Lübnan’da bir “topluluk” olabilirler ama Kürt milleti Kürdistan’ın hiçbir parçasında “bir topluluk” değildirler. Kürtler büyük bir millet olarak Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de federal bölgelere sahip olacaklar. Bu tarihin ve realitenin kaderidir. Tom Barrack ve onun gibi düşünenler bugün varlar yarın burda olmayacaklar. ..:: 7. Tom Barrack haddini bilsin! Çok ileri giderse yarın SDG komutanı Mazlum Abdi (Mazloum Abdî مظلوم عبدي) de ona “sen adam isen gel SDG güçlerini lağvet de görelim seni” diyecektir! O zaman Tom Barrack da aynen Paul Bremer gibi susmak zorunda kalacaktır.

Arif Zêrevan

106,740 просмотров • 1 год назад

BİLGİLENDİRİLEN ABD’NİN BÜYÜKELÇİSİ, NEDEN TÜRKİYE’Yİ BİLGİLENDİRMEDİ? 🇹🇷 Cihat Yaycı: “Türkiye, Ebu Zuhur Üssü’ne asker konuşlandırdığını veya konuşlandıracağını hiçbir zaman açıklamadı. Türkiye’nin böyle bir resmi beyanı yoktur. Türkiye’nin açıklaması son derece açıktır: İsrail’in saldırısı, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlalidir. İsrail’in giderek artan saldırganlığı karşısında uluslararası toplumun artık daha kararlı bir tutum alması gerekmektedir. Fakat burada son derece ilginç ve sorgulanması gereken bir durum vardır. ABD’li ve İsrailli yetkililer, saldırı konusunda ABD yönetiminin bilgilendirildiğini söylüyor. Bazı açık kaynaklarda İsrail’in saldırıdan önce Suriye’ye de uyarıda bulunduğu aktarılıyor. Peki Türkiye? Türkiye bilgilendirilmemiştir. Bu son derece dikkat çekici değil midir? Tom Barrack, saldırıdan sonra çıkıp İsrail’in Ebu Zuhur saldırısını ‘gereksiz bir tırmanma’ olarak nitelendiriyor. Peki Tom Barrack kimdir? ABD’nin Ankara Büyükelçisidir. Aynı zamanda ABD’nin Suriye Özel Temsilcisidir. İsrail kimi bilgilendirmiştir? ABD yönetimini. O halde sormak gerekir: ABD yönetimi saldırıdan haberdarsa, onun Ankara’daki büyükelçisi Tom Barrack Türkiye’yi neden bilgilendirmemiştir? ‘İsrail böyle bir saldırı hazırlığında, yanlış anlaşılma veya askeri çatışma yaşanabilir.’ diyerek Türkiye’yi uyaramaz mıydı? Üstelik Barrack’ın kendi açıklamasına göre Türk radarları, kuzeye ve Türkiye yönüne ilerleyen İsrail uçaklarını görmüş; Türkiye de haklı olarak askeri karşılık hazırlığına girebilecek bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Böylesine ciddi bir çatışma riski varken Türkiye’ye neden önceden bilgi verilmemiştir? Saldırıdan sonra yapılan ‘gereksiz tırmanma’ açıklaması bana göre ‘Dostlar alışverişte görsün.’ tepkisinden başka bir anlam taşımamaktadır. Çünkü saldırı sizin hükümetinize bildirilmiş. Siz de o hükümetin Türkiye’deki resmi temsilcisisiniz. Madem saldırının tehlikeli olduğunu düşünüyordunuz, Türkiye’yi zamanında bilgilendirseydiniz. Daha önemlisi, İsrail Türkiye’yi açıkça tehdit olarak gösterirken Tom Barrack buna karşı ne söylemiştir? Hiçbir şey! Meselenin asıl sorusu şudur: Suriye topraklarında, Suriye’nin hangi devletle güvenlik ve savunma iş birliği yapacağına İsrail mi karar verecektir? Egemen bir devlet olan Suriye’nin Türkiye ile askeri eğitim, savunma veya güvenlik iş birliği yapması için İsrail’den izin alması mı gerekmektedir? İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki varlığına askeri güç kullanarak sınır çizmeye kalkması meşru mu kabul edilmektedir? ABD bilgilendiriliyor, İsrail saldırıyor, Türkiye ise haberdar edilmiyor. Sonra ABD’nin Ankara Büyükelçisi çıkıp saldırıyı eleştiriyor. Bu çelişkinin açıklanması gerekir.” YAYININ TÜMÜ👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

12,832 просмотров • 9 дней назад

Tom Barrack… ABD Ankara büyükelçisi. O konuşuyor. İktidar susuyor. Barrack anlatıyor. İktidar dinliyor. Adam açıkça söylüyor. Orta Doğu’ya demokrasiyi layık görmüyor. Ona göre; güçlü olan halkına zulmedebilir. Yolsuzluk yapabilir. Hukuku paspas edebilir. Niye? Çünkü güçlü! Beş gün geçti. İktidar suskun. Bölgemizle ilgili defalarca konuştu. “Burada ulus devletler çalışmaz” dedi. İktidar sustu. Başka gün oldu. “Burada hayırsever monarşi işler” dedi. İktidar yine sustu. Niçin? “Aman Amerika’yla didişmeyelim” diye mi? Yoksa “Barrack şu an işimize yarıyor” diye mi? Peki, bugün işine yarayanın, yarın ne yapacağının garantisi var mı? Hatırlayın... Trump seçildiğinde iktidarın ağzı kulaklarındaydı. İktidar kalemşörleri çıktı… “Trump kazandı. Altılı Masa’yı kuran kadro gitti” gibi zırvalar yazdı. “Küreselcilerin hedefi olan Trump kazandı” dediler. Ne oldu? Dünya altüst oldu. İran’da çoluk çocuk katledildi. Şimdi mutlular mı? “Dostum Trump” demekle bu işler olmuyor. Trump’ın gerçek dostu Barrack’tır. Emlakçı ahbabına büyükelçilik hediye etti. Onlarınki böyle bir dostluk. Kişiye bağlı dış politika budur işte. Kurumları yok sayarsın. Gelenekleri çöpe atarsın. Devletin haysiyetini, iki emlakçının ahbap-çavuş ilişkisine bağlarsın. “Suskun dünyanın hür sesi” diye dombra çalmakla da bu işler olmuyor. Bir yandan “Dünya 5’ten büyüktür” diyeceksin. Öbür yandan bir oryantalistin küstah ve küçümseyici sözleri karşısında dut yemiş bülbüle döneceksin. Sadece Barrack karşısında susmuyorlar. Konu Barrack olunca da kafalarını kuma gömüyorlar. 18 Kasım 2025’te sordum. Hâlâ yanıt yok. Barrack, geçen sene “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” dedi. “ABD–Türkiye–Suriye çerçevesini tasarladık” dedi. “Türkiye–İsrail ilişkileri yeniden tanımlanıyor” dedi. “İsrail ile Türkiye arasında ticari anlaşma yolda” dedi. Suriye’nin inşası için Katar-Suudi Arabistan-Türkiye ittifakından bahsetti. İşte bunları sordum. Bu ittifakın gizli ajandası ne? Türkiye-Suriye-İsrail üçgeninde neyi tasarladınız? İsrail’le o kapalı kapılar ardındaki “yeni tanım” nedir? Güzel bir atasözümüz var. Sükut ikrardan gelir. Hep sustunuz, hâlâ susuyorsunuz. Yoksa... Sükutunuz ikrardan mı geliyor? Siz de mi Barrack gibi düşünüyorsunuz?

Oğuz Kaan Salıcı

12,027 просмотров • 4 месяцев назад

İsrail için Suriye Kürdistan Bölgesi (Rojava) ve Kürtlerin federal bir bölgeye sahip olması sınırındaki Dürzilerden on kat daha önemlidir. İsrail devleti kendi müttefiki ABD’nin Ankara’daki Arapçı adamı Tom Barrack’ın “diplomatik cesedi” üzerinde yürüyerek Şam’daki Ahmed Şara yönetimine gereken dersi verdi. Bazı insanlar İsrail devleti Dürziler için yaptığını Kürtler için yapmaz diye düşünebilir ama yanlış bir düşüncedir. Trump ve ABD’deki bazı kesimler Avrupa devletleri gibi Ortadoğu’da mevcut statüko devletlerini destekliyorlar, devletler içindeki devletsiz milletleri önemsemiyorlar. İsrail ise tam tersi, hem Suriye’de hem de Irak’ta özellikle Kürt milletinin kendi federal bölgelerine sahip olmalarını destekliyor çünkü bu İsrail’in stratejik varoluş çıkarlarının gereğidir. Nasıl Suriye, Irak ve Türkiye devletleri İsrail’i kendileri için tehdit olarak görüyorlarsa İsrail devleti de bu tekçi, merkeziyetçi devletleri kendisi için tehlikeli görüyor. Bir İsrail TV kanalına konuşan Türkiye uzmanı Hay Eytan Cohen Yanarocak (Hay Eytan Cohen Yanarocak - חי איתן כהן ינרוג׳ק) da bu anlatımında Tom Barrack’ı Türkiye yandaşı tekçi bir adam olarak, İsrail’e karşı çalışan biri olarak tarif ediyor ve Dürzilerden daha çok Kürtlerin Rojava’da otonom olmaları üzerinde duruyor. İsrail için Dürziler önemlidir ama Kürtler on kat daha önemlidir!

Arif Zêrevan

35,002 просмотров • 1 год назад

Türk devleti bir “ulus devlettir” ABD de bir “ulus devlettir” ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Münih Güvenlik Konferansı’nda “globalizmin” çöktüğünü söyledi, “ulus devletin” çöktüğünü söylemedi, tam aksine “ulus devlete” sahip çıktı. Kürt ve Kürdistan düşmanı Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan’ın Kandil’deki elmanlarından biri olan ve kendisi de “Türk” olan bu kadın açıkça Rojava Kürdistan Bölgesi’nde de Kürtlerin otonom ya da federal bir bölgeleri olmasın diyor çünkü “federal bölge” de Kürtler için bir “ulus devlet” biçimidir. Helin Ümit diye bilinen bu kadın aynen Öcalan gibi Kürtler için sadece “belediyecilik” ve “halkların kardeşliği” gibi safsataları münasip görüyor. Örneğin Türkiye ve Bakur’da Kürtçenin resmi dil olmasına, Kürtlerin varlığının da Türkler gibi anayasada garanti altına alınmasına, Kürtçenin de eğitim-öğretim dili olmasına ve Kürtlerin federal bir bölgeye sahip olmalarına karşıdır. Bunların Kürtler için uygun gördüğü sadece belediyecilik ve dernekçiliktir. Belediyeciliği de Kürtlere “Türkçe” hizmet vererek yapmak istiyorlar. Kürtçe resmi dil olmasa halka Kürtçe hizmet de veremezler. Türkmen kökenli Ülkücü Öcalan ve ona bağlı olan bütün kukla partiler ve örgütler açıkça otonom ve federal bile olsa Kürdistan devletine karşıdırlar. Farsların, Arapların ve Türklerin “ulus devletleri” olsun ama Kürtlerin otonom bir bölgeleri de olmasın diyorlar.

Arif Zêrevan

21,404 просмотров • 6 месяцев назад

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ: "6 Haziran'da Şam Büyükelçisi, Türkiye'den yaptığı açıklamada şimdiye kadar 700 bin Suriyelinin vatanlarına döndüğünü söyledi. Ancak Türkiye'ye geri dönenlerin sayısını açıklamadı. Daha önce 5 milyonu kayıtlı, 2 milyonu kayıtsız olmak üzere yaklaşık 7 milyon Suriyeli olduğu ifade ediliyordu. 700 bin kişinin döndüğü kabul edilse bile Türkiye'de hâlâ 6 milyon 300 bin Suriyeli yaşamaya devam ediyor. Daha sonra, 'Artık Suriyelilerin geri dönüşünü değil, Türkiye'ye entegrasyonunu konuşacağız' dediler. Oysa yıllarca Türk milletine, iç savaş bittiğinde Suriyelilerin ülkelerine döneceği sözü verildi. Seçim dönemlerinde de 'Göndereceğiz ama onurlarıyla göndereceğiz' denildi. Şimdi ise kalacakları söyleniyor. Seçimlerden önce 'PKK ile mücadele edeceğiz' diyorlardı, şimdi ise PKK ile müzakere ediyorlar. Bunların verdiği hiçbir söze güvenilmez. Peki, Suriyelilerin Türkiye'de kalmasıyla PKK ve Öcalan'la yürütülen müzakerelerin ne ilgisi var? Çok büyük ilgisi var. Öcalan Komisyonu dediğimiz komisyon bir rapor hazırladı. Erdoğan sürekli 'Türk, Kürt, Arap' diyerek yeni anayasadan söz etti. Burada kastedilen Araplar, Anadolu'ya getirilen ve şimdi entegre edilmek istenen Suriyeli Araplardır. Yani vatandaşlık verilecek Araplar. Bu büyük bir anlaşmadır. Bu, üniter milli devletin tasfiyesidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet kimliğinin terk edilmesidir. Tek millet anlayışından çok uluslu bir yapıya geçiştir. Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack'ın da benzer açıklamalar yaptığını görüyoruz. Orta Doğu'da İsrail, kendisi dışında ulus devlet istemiyor. Irak bir ulus devletti, parçalandı ve etnik temelli federal bir yapıya dönüştürüldü. Suriye bir ulus devletti, şimdi ulus devlet kimliğini yitirdi. Ve sıra Türkiye'ye geldi. Irak ve Suriye'de savaş yoluyla dönüştürülen üniter ve ulus devlet yapısını, Türkiye'de PKK ve Öcalan'la yürütülen pazarlıklar üzerinden dönüştürmek istiyorlar."

Haberiniz

37,809 просмотров • 2 месяцев назад