Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, terör devleti İsrail'i yerden yere vurdu: ▪"Buna soykırım demeyeceğiz de ya neye diyeceğiz?" ▪"Ortada bir savaş yok, her gün hastanelerde kadın ve çocukları katlediyorlar!"

84,292 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

6 Yorum

Muhittin Açıcı profil fotoğrafı
Muhittin Açıcı2 yıl önce

Allah'ım bu soykırıma, katliâma karsı duran , sesini yükselten vicdanları İslâm ile şereflendirsin! İslâm Dünyasında birçok liderlerden! çok daha duyarlılar . Allah'ım İsrâil'i helâk eylesin, kahreylesin, yerle yeksân eylesin!!!

Zeynep Yılmaz profil fotoğrafı
Zeynep Yılmaz2 yıl önce

Şu adamdaki yüreğin yarısı bizim islam ülkeleri liderlerinde olsa İsrail orada duramazdı.

Kenan profil fotoğrafı
Kenan2 yıl önce

Hain Arap lar örnek Alsin Helede Suutlar ve Birlesik kraliklar El Nayan

Mutlu profil fotoğrafı
Mutlu2 yıl önce

Ecdadın en büyük eksikliği okyanus ötesine sefer yapmamasıdır.

Z. Warior profil fotoğrafı
Z. Warior2 yıl önce

Vicdan sadece insan olanda aktiftir

T. Çetin Yüksel profil fotoğrafı
T. Çetin Yüksel2 yıl önce

Sosyalist ve koministlerin Filistin ve mazlum halka olan ilgi alakası siyonist zalim bir topluma karşı duruşu islam liderlerinde yok!! Bir yerlerde yanlışlık var ama nerde?!

Benzer Videolar

Dünyanın neresinde ülkesini parçalamak isteyen teröristlere destek veren milletvekilleri var? Ve bunlar varken terör biter mi? Kayyum’a karşıyız diyen gafiller ya da hainlerle seçim işbirliği yapanlar duysun! Daha bir kaç gün önce, HDP Tunceli milletvekili Ayten K. PKK terör örgütü yandaşı Yeni Yaşam Gazetesi Tunceli dağıtımcısı Azime Bozkurt'u arabası ile polisten kaçırmaya çalışırken yakalanmıştı, “Bugün de,sınır ötesine kaçmaya çalışan 2 terörist, YSP'li sözde milletvekili Heval B. nin aracından çıktı”. Daha önce de, ▪HDP Milletvekili Faysal S. Makam aracıyla PKK'ya BOMBA ve SİLAH sevkiyatı yaparken suç üstü yakalandı, ▪HDP Kars Milletvekili Şafak Ö. PKK'ya ERZAK götüren aracın içinde yakalandı, ▪2015 yılında, Iğdır'da bombalı saldırıda 14 Polisimiz şehit düştü. Saldırının ayrıntıları dehşet vericiydi, 1 Ton bomba yola döşenmiş, Bombaların üzerine Teröristlerin iş birlikçileri asfalt döküp kapatmış, çizgilerini çekmişti. ▪Van'daki terör saldırısında kullanılan araç dönemin HDP'li Van Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Van Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne ait çıktı. Öldürülen 3 terörist de belediye çalışanı çıktı. ▪HDP'li Mazıdağı Belediyesi PKK'ya BOMBALI ARAÇ tahsis ederken yakalandı, ▪HDP'li Cizre Belediye Başkanı Leyla İ. Cizre'de Türkiye'ye karşı iç savaş yürütüyoruz" dedi. ▪HDP Eş genel başkanı S. Demirtaş halkı sokaklara çağırdı 3 polisimiz 54 masum insanımız hayatını kaybetti. Devlet binaları ateşe verildi, Türkiye'ye milyarlarca dolar zarar ettirildi. ▪HDP'li Diyarbakır belediyesinin, Çocukları piknik ve saz kursları etkinliklerinde kandırıp PKK'ya yolladığı ortaya çıktı. ▪HDP'Lİ belediyeler yıllarca çocukların ellerine molotof verip askere, polise saldırtılar, yıllarca sokakları savaş alanına çevirdiler. ▪14 Polisin şehit olduğu, 1 ton bombanın döşendiği yolun üzerine HDP'li belediyenin asfalt döktüğü ortaya çıktı. ▪ Kayyum atanan HDP’li Kurtalan Belediye Başkanının ajandasından “bomba tarifi” ve bilgileri çıkmıştı. Soruyoruz peki birilerinin aklını başına alması için daha ne olması ya da hainlerin ne yapması gerekiyor?

Mustafa Destici

30,923 görüntüleme • 2 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Yargı Reformu Stratejisi Tanıtım Toplantısındaki konuşmalarından... ▪ Bizler; adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören bir geleneğin mirasçılarıyız. Sultan Birinci Murat, Evrenos Bey'e tevcih ettiği sancak beyliğinin beratına "Cümlenin serçeşmesi adalettir" yazdırarak, adaletin devlet idaresindeki ehemmiyetini izah ve izhar etmiştir. ▪ Adalet, hem millî hem de manevî yapımızda, diğer her türlü hasletin onun etrafında ve ona göre şekillendiği bir mihver hükmünde olmuştur. ▪ Tarih ve medeniyetimiz, merkezinde adaletin yer aldığı devirlerin birbirini takip etmesiyle bugüne ulaşmış bir iftihar tablosudur. ▪ Toplum yaşantımız, kişisel hayatımız ve değer müktesebatımız gibi devlet tasavvurumuz da asırlar boyunca adalet mihengine vurduğumuz fikir ve faaliyetlerle şekillenmiş; hak ve hukuka göre tekemmül etmiştir. ▪ Bin yıldır hakla, hukukla, hakikatle yoğurduğumuz bu topraklar; en doğusundan en batısına iyilik ve erdem tohumlarıyla yeşerttiğimiz gönül coğrafyamız, yüksek adalet şuurumuzun en yakın şahididir. ▪ Böyle köklü ve zengin bir birikimin rehberliğinde, adalet hizmetlerinin en üst seviyede vatandaşlarımıza sunulması için yoğun gayret gösteriyoruz. ▪ Şurası bir gerçek ki; adalet sistemimizin tüm unsurlarıyla güçlü, hızlı ve etkin bir şekilde işlemesi, milletimizin her bir ferdini yakından ilgilendiriyor. ▪ Hâkim ve savcılarımız başta olmak üzere, adalet teşkilatımızın her bir mensubunun kılı kırk yaran bir titizlikle, yüksek bir vazife şuuruyla hareket etmesine bu bakımdan büyük önem veriyoruz. ▪ Adalet hizmetlerinin etkinliği kadar adaletin gecikmeksizin, vaktinde tecelli etmesinin de önemini her fırsatta vurguluyoruz. ▪ Şunun bilinmesini isterim: Türk Milleti adına karar veren yargı makamının itibarına halel gelmemesi ve toplumun adalete olan inancının sarsılmaması, bizim için her türlü mülahazanın üzerindedir. ▪ Göreve geldiğimiz 2002’den beri bu konuda gerçekten büyük hassasiyet gösterdik. Adliye binalarımızın, sunulan hizmetin mehabetine uygun hale getirilmesinden personel sayısına, mevzuattan dijitalleşmeye kadar geniş bir alanda çok sayıda adım attık. ▪ Yargının bağımsızlığı ilkesine, "tarafsızlığı" ilkesini de ekleyerek, hâkim ve savcılarımızın görevlerini layıkıyla yerine getirebilmelerinin önünü açtık. ▪ Eski Türkiye’nin imtiyazlı çevreleri bunu halen hazmetmekte zorlansa da, "üstünlerin hukukunun" egemen olduğu vesayetçi yapıdan "hukukun üstünlüğünü" referans alan âdil bir yargı sistemine geçiş sağlanmıştır. ▪ Darbecileri alkışlayan yargı yerine darbecilerden millet adına hesap soran, mağdurların hak ve hukukunu savunan yargı pratiğinin yerleşmesini, Türk demokrasisi adına önemli bir kazanım olarak görüyoruz. ▪ Türk yargısının bu vasfını, inşallah gelecekte daha da güçlendireceğiz. ▪ Hiç kimse hukukun üstünde değildir, layüsel değildir, imtiyazlı değildir. ▪ Suç işleyenler, suçta kibirlenenler, hukuka kast edenler, kim olursa olsun, yaptıklarının hesabını bağımsız Türk mahkemelerine vermek zorundadır. ▪ Dolayısıyla kanunun verdiği yetkiyle hukuksuzlukların peşine düşen yargı mensuplarını kimse tehdit edemez, mahkemeler üzerinde baskı kuramaz, yargı camiamıza parmak sallayamaz. ▪ Geçmişte yargı mensuplarını hain terör saldırılarında kaybetmiş bir ülke olarak, hakim ve savcılarımız ile ailelerinin hedef gösterilmesini asla tasvip etmiyoruz. ▪ Daha önce de ifade ettim; yargı kararlarını doğru bulur veya bulmazsınız. Hatta mahkeme kararlarını, gerekli nezaketi göstererek, eleştirebilirsiniz. Ama, bu ülkenin ana muhalefet partisi de olsanız, çıkıp kameralar önünde hukuk insanlarına, hem de çok yakışıksız, çok pervasız biçimde tehditler savuramazsınız. Buna biz de izin vermeyiz, hedef haline getirilen yargımız da izin vermez. ▪ Devam eden yargı süreçleriyle ilgili herkesten sorumlu, sakin ve siyaseten dürüst bir tutum beklediğimizi bugün tekrar vurgulamak istiyorum.

Fahrettin Altun

82,992 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın SAHA EXPO 2024 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'ndaki konuşmalarından... ▪ Malumunuz, önceki gün Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Şirketi TUSAŞ'ın Kahramankazan’daki yerleşkesine menfur bir terör saldırısı düzenlendi. ▪ Öncelikle, bu kalleş ve alçak terör saldırısında şehit olan kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin acılı ailelerine, sevenlerine ve TUSAŞ’ımızın mensuplarına başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin fedakarlıklarını daima şükranla hatırlayacağız. İnancım ve duam odur ki, milletimiz de şehitlerimizin aziz hatıralarını sonsuza kadar yaşatacaktır. Aynı şekilde saldırıda yaralanan kardeşlerimize de Mevla’dan acil şifalar temenni ediyorum. ▪ Burada öncelikle bir hususun bilinmesini isterim: Her ne kadar şehitlerimiz sebebiyle acımız büyük olsa da, "Türkiye Yüzyılı" ülkümüze kast eden alçaklarla mücadele azmimiz çok daha büyüktür. Bu tarz kalleşliklerle bize geri adım attıracaklarını zannedenlerin tepesine binmeye, inlerini başlarına geçirmeye devam edeceğiz. ▪ Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bekasına yönelik tüm tehditleri kaynağında bertaraf etme gücüne, kapasitesine ve kararlılığına sahiptir. Türkiye, 85 milyon vatandaşının topyekûn kenetlenmesiyle her türlü tuzağı bozacak basirete de hamdolsun ziyadesiyle haizdir. ▪ Şu gerçeği herkes yakında görecektir: Milletimizin huzur ve güvenliğini hedef alan her türlü saldırı akim kalacak, başarısız olacak; en sonunda dönüp kandan beslenen terör baronlarını vuracaktır. ▪ TUSAŞ’taki terör eylemini düzenleyen bölücü terör örgütü üyesi hainlerin ikisi de ölü olarak ele geçirilmiştir. Hava kuvvetlerimiz ve MİT Başkanlığımız, bu alçak saldırıya cevabımızı, Suriye ve Irak’taki terör hedeflerini yok ederek katbekat fazlasıyla vermiş, şehitlerimizin mübarek kanlarını yerde bırakmamıştır. ▪ Savunma sanayii çalışanlarımız da, saldırıdan hemen sonra "Hainlere inat; daha fazla çalışacağız, daha fazla üreteceğiz" diyerek bu milletin nasıl yenilmez bir iradeye, nasıl sarsılmaz bir imana sahip olduğunu göstermişlerdir. ▪ İstiklal Marşımızdaki o asil ruha bir kez daha şahit olduk: Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, "Medeniyet" dediğin tek dişi kalmış canavar? ▪ Evet; teröre meydan okuyan TUSAŞ personelimizin şahsında bu millet; yenilmeyeceğini, yıkılmayacağını, alçakları yurduna asla uğratmayacağını dost-düşman herkese bir kez daha ilan etmiştir. ▪ Bakınız, burada şu gerçeğin altını önemle çiziyorum: Biz, bu kalleşliklerin arkasındaki niyetin ne olduğunu çok net görebiliyoruz. Biz, kiralık katil sürülerinin emellerinin ne olduğunun da gayet farkındayız. Aynı şekilde basiret ve feraset sahibi milletimiz de, bölücü canilerin kanlı eylemlerinin hangi amaca hizmet ettiğinin bilincindedir. ▪ Dünkü güvenlik toplantımızda hain terör saldırısını ve atacağımız adımları detaylıca ele aldık. 85 milyonun kardeşçe, barış ve huzur içinde yaşadığı "Terörsüz Türkiye" hedefimizle aramıza kimsenin girmesine müsaade etmeyeceğiz. ▪ Herkes şunu çok iyi anlasın; hiçbir hasmâne terör saldırısı bu milletin ezeli ve ebedi kardeşliğini bozamaz, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına engel olamaz, büyük ve güçlü Türkiye idealimizin önüne set çekemez. ▪ Türkiye düşmanlarının, ülkemizi karanlığa sürüklemesine izin vermeyiz, vermeyeceğiz. Allah’ın izniyle Türkiye Cumhuriyeti, sadece tüm terör örgütlerinden değil; bu cinayet şebekelerini üzerimize salan emperyalist çetelerden de daha büyüktür, daha güçlüdür, daha dirayetlidir; oyun kuranların oyunlarını tek tek başlarına geçirecek köklü devlet tecrübesiyle mücehhezdir. ▪ Bugüne kadar terörle mücadelemizi daima çok katmanlı, elimizin altındaki tüm araçları, bütün imkanları kullanarak yürüttük. İnşallah bundan sonra aynı "stratejik akılla" mücadelemizi sürdüreceğiz. ▪ Tuzağa düşmeyeceğiz, hedeflerimizden kopmayacağız; kardeşliğimizden, birlik ve beraberliğimizden taviz vermeyeceğiz. Ortada hiçbir sebep yokken aylar öncesinden Türkiye için "iç karışıklık" senaryoları yazan müstevlilerin heveslerini yine kursaklarına koyacağız. ▪ Terör eylemi akabinde milletimizin yanı sıra, muhalefet dahil siyasi partilerimizin benimsediği müşterek duruşu takdirle karşılıyoruz. Çağrımıza uygun şekilde "kardeşlik ekseninde" birbirine kenetlenen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. ▪ Ancak burada bir üzüntümü de ifade etmek durumundayım: Terörün gayesi sadece kan dökmek, masumları katletmek değildir. Terörün asıl amacı toplumda tedhiş ve korku ortamı oluşturmaktır. ▪ Ülkemizde kimi çevreler, maalesef, bilerek veya bilmeyerek, terörün bu hedefine ulaşmasına bir nevi aracılık yapmaktadır. Bakınız, hiçbir otokontrolün, hiçbir ahlaki değerin ve denetimin olmadığı sosyal medya mecralarını bir tarafa bırakıyorum. Çünkü orası, zaten söz konusu Türkiye olduğunda, terör eyleminin eksik kalan yanlarını tamamlayan bir operasyon aygıtına dönüşmüş durumda. ▪ Batıda bir terör eylemi gerçekleştirildiğinde gösterdikleri hassasiyetin, ülkemize gelince esirgendiğini şimdiye kadar defalarca tecrübe ettik. Artık onlardan tutarlı, ahlaklı, ilkeli, vicdanlı bir duruş beklemiyoruz. ▪ Bizi asıl üzen, böyle meselelerde çok daha sorumlu, çok daha titiz yayın yapmasını beklediğimiz kendi yazılı ve görsel medyamızdır. Son dönemde medyamız bu tür hadiselerde çok kötü bir sınav veriyor. Hepimizi yaralayan menfur cinayetlerde sergilenen sorumsuzluğun bir benzerinin TUSAŞ’taki terör eyleminde de tekrarlandığını görüyoruz. Bunun kabul edilebilir, mazur ve makul görülebilir hiçbir yanı yoktur. ▪ Milletin, memleketin, devletimizin güzide kurumlarının hak ve çıkarlarının, reyting yarışlarına feda edilmemesi gerekiyor. Tabii görüntüleri, filtresiz bir şekilde milletin huzuruna boca edenler ne kadar büyük yanlışın içindeyse; bu görüntüleri servis edenler de devletimizin ve kurumlarımızın güvenliğine telafisi zor zararlar vermektedir. ▪ Bundan sonra bu tür sorumsuzlukların üzerine daha kararlı gideceğiz. Medyamızdan ve siyasetçilerimizden, teröre karşı yürütülen mücadelenin topyekûn ve çok boyutlu bir mücadele olduğunu her zaman göz önünde bulundurarak hareket etmelerini bekliyoruz. #BirlikteGüçlüyüz

Fahrettin Altun

52,101 görüntüleme • 1 yıl önce

İletişim Başkanımız Fahrettin Altun'un (Fahrettin Altun) Anadolu Ajansı'nda düzenlenen Gazze'de Soykırım: Yeni Kanıtlar panelindeki konuşmalarından.. ▪ Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun bir çaba gösteriyor. ▪ Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor, Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor. ▪ Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için bu medya organları farklı strateji ve taktikler uyguluyorlar. Her şeyden önce ayrıştırıcı bir dil kullanıyorlar. ▪ Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta "yabancı", "öteki" ve "geri kalmış" bir topluluk olarak lanse edilirken, İsrailliler "ilerici", "modern" ve "Batılı" bir toplum olarak tasvir edilmektedir. ▪ İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde "cinayete kurban gitti" şeklinde yer bulurken, Gazze’de katledilen masumlar için sadece "öldü" ifadesi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmaktadır. ▪ Filistinliler haberlerde, Batılı medya organlarında insani vasfı olmayan varlıklar gibi tanıtılmaktadır. ▪ Böylelikle bu haberleri okuyanların mazlumla özdeşlik kurması engellenmeye, zalim görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Böylece Filistinli kardeşlerimiz daha da yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır. ▪ Bunların yanında ‘Tek taraflı’ habercilik de İsrail’e destek veren medyanın kullandığı tehlikeli bir başka taktiktir. ▪ Batılı muhabirlerin İsrail vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmelere haberlerde hepimiz denk gelebiliyoruz. Bahsi geçen haberlerde kendileriyle söyleşi yapılan şahıslar, izleyicilere "kurbanlar" olarak yansıtılmaktadır. ▪ Bu anlatılarda Filistinlilerin 75 yıldır çektiği zulümden bahsedildiğini görmeyiz. Aksine, ne zaman İsrail devleti insanların evlerini, hastaneleri ve okulları bombalasa, bu vahşet İsrail’in sözüm ona kendini savunma hakkı olarak lanse edilir. ▪ Ama özgürlüğü uğruna, bu istilacılara karşı direnen Filistinlilerin yaptığı herhangi bir eylem anında "terörizm" damgası ile kitlelere servis edilir. ▪ Bunlar rastgele yapılan haberler değil, ideolojik saiklerle kurgulanmış stratejilerin uzantısı olarak karşımıza çıkan söylem ve anlatılardır.

Aslan Değirmenci

35,705 görüntüleme • 2 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Havalimanı Metrosu Kağıthane-Gayrettepe Etabı Açılış Töreni'ndeki konuşmalarından... ▪ Bizler 'iki günü bir birine eşit olan ziyandadır' anlayışına sahip bir inancın mensuplarıyız. Siyasette de parolamız, vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermektir. ▪ Kimin ne dediğine bakmadan şehirlerimizin ihtiyaçlarını gidermeyi, sıkıntılarına çözüm bulmayı ana vazifemiz olarak görüyoruz. ▪ Bizim siyaset tasavvurumuzda millete efendilik olmaz, hizmetkârlık olur. ▪ Millete tepeden bakanlar, milleti hor-hakir görenler, millete karşı kibirli, nobran davrananlar siyasette kaybetmeye mahkûmdur. 31 Mart akşamı inşallah bunları da hep beraber göreceğiz. ▪ Türk siyasi tarihine şöyle bir göz attığınızda bunun sayısız örneğine şahit olursunuz. Milletin yetki tevdi ettiği, emaneti teslim ettiği, ancak bunun hakkını veremeyen nice bakanın, başbakanın, belediye başkanının siyaset sahnesinin tozlu raflarında unutulup gittiğini görürsünüz. ▪ Aynı şekilde şehrine, ilçesine ve ülkesine kazandırdığı hizmetlerle milletin gönlüne taht kurmuş sayısız siyasetçimiz, devlet adamımız var. ▪ Bu gerçeklerin ışığında biz de kendimizi sürekli hesaba çekiyor, her gece 'bugün ülkemiz, milletimiz ve insanlık için ne yaptık' sorusunu kendimize soruyoruz. ▪ Geride hayırla, şükranla yâd edilecek bir miras bırakmayı arzu ediyoruz. ▪ Siyasetin inişli-çıkışlı yolculuğunda bugüne kadar pek çok zorlukla, engelle, haksızlık ve hukuksuzlukla karşılaştık. ▪ Vesayetin gölgesinin ülkemizin üzerine karabasan misali çöktüğü 1990'lar Türkiye'sinde büyükşehir belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz, bir siyasetçi olarak, zorluklar karşısında yılmadık, yılgınlığa asla kapılmadık. ▪ Millete hizmet sevdamızla aramıza kimsenin girmesine müsaade etmedik. Her zaman söylüyorum… Biz laf üstüne laf koyanlardan değil, taş üstüne taş koyanlardan olmanın peşindeyiz. ▪ Vatandaşımızın şöyle içtenlikle söylediği 'Allah ondan razı olsun' duasını, her türlü siyasi ve dünyevi hesabın üstünde görüyoruz. ▪ Bizim anlayışımızda ülkesine ve insanına gerçekten hizmet götürmek isteyen; ya bir yol bulur, ya bir yol açar, ama yolda kalanlardan kesinlikle olmaz. ▪ Şartlar ne olursa olsun, önümüze hangi engeller çıkarsa çıksın, ülkeye ve millete hizmet mücadelesinden asla vazgeçmiyoruz. ▪ Zorluklara aldırmadan, sorunları gözümüze büyütmeden, bahane arama kolaycılığına kaçmadan Türkiye Yüzyılı hedefimiz doğrultusunda sabırla yürümeyi sürdürüyoruz. ▪ Burada bir kez daha altını çizerek şu hususu ifade etmek isterim: Bizim nazarımızda, 85 milyon vatandaşımızın tamamı, oy tercihlerinden bağımsız olarak, eşit şekilde hizmete ve hürmete layıktır.

Fahrettin Altun

69,579 görüntüleme • 2 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın TÜGVA İle 7. Gençlik buluşmasındaki konuşmalarından... ▪ Şunu çok iyi bilmenizi isterim: içimizdeki kimi kendini bilmezlerin söylemlerine bakarak, devletinize ve milletine karşı asla tereddüde kapılmayın. Bu ülkede siyaset yaptığı halde çıkıp utanmadan Hamas’a 'terör örgütü' iftirası atan 'İsrail muhiplerine' asla ve asla aldırmayın. ▪ Bunlar, katil İsrail’e selam çakarak siyasi ikballerini garantiye alacaklarını düşünen kifayetsiz muhterislerdir. Pusulasını emperyalistlere çevirmiş selefleri gibi, bunlar da yakında tarihin tozlu raflarında kaybolup gideceklerdir. ▪ Şayet, onların iddia ettiği gibi Hamas bir terör örgütü olsaydı, emin olun, herkesten önce kendileri savunur, iş birliği yapar, muhabbet beslerlerdi. Gerçekten de Hamas dedikleri gibi olsaydı, hiç şüpheniz olmasın, Hamas'ın hamiliğini ve avukatlığını bunlar kimseye bırakmazdı. ▪ Açık ve net söylüyorum, Hamas bunların iddia ettiği gibi bir örgüt kesinlikle değildir; bilakis canları pahasına vatanlarını ve topraklarını savunan bir direniş hareketidir. Müfterileri asıl rahatsız eden de Hamas’ın bu özelliğidir. Biz bunlara aldırmıyor, itibar etmiyor, kesinlikle prim vermiyoruz. ▪ Türkiye olarak, hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeden, Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin’de yaşanan zulmün sona ermesi için kalbimizle, dilimizle ve elimizle her türlü çabayı gösteriyoruz. Dualarımızda hep Filistinli kardeşlerimizin özgürlüğe kavuşması yakarışı var. ▪ Bu meseleyi uluslararası gündemde tutmak ve somut kararlar çıkması için yoğun diplomasi yürütüyoruz. Mısır ve Ürdün üzerinden bölgeye yardım ulaştırmak için yoğun gayret gösteriyoruz. ▪ Gazze’den çıkabilen yaralıların bir kısmını, refakatçileriyle birlikte ülkemize getirip tedavi ediyoruz. Filistin yönetimine ve halkına olan desteğimizi her vesileyle sergiliyoruz. ▪ Her kim size, 'bizim orada ne işimiz var' diye soruyorsa, bilin ki bunu söyleyen ya kara cahildir, ya da gönüllü veya görevli bir beşinci kol elemanıdır. ▪ Türkiye’nin en büyük gücü, gerisinde işte böylesine geniş bir coğrafyaya yayılan dost ve kardeş dayanışmasının olmasıdır. #BizimKahramanımız

Aslan Değirmenci

21,486 görüntüleme • 2 yıl önce