Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bu görüntüler Hamas Terör örgütü diyenlere kapak olsun. İsrail bir terör devletidir. Bu görüntüler dünyanın her yerine ulaşmalı. Kim terörist miş tüm dünya halkları görmeli. Demet Evgar Can Holding Dilan Polat Deren Talu Fatih Ürek Emekli Eleni Akparti

73,395 Aufrufe • vor 11 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

MOSKOVA'DAKİ SALDIRININ PARMAK İZLERİ... "TERÖR MÜHENDİSLERİ" NEDEN TÜRKİYE BAĞLANTISI KURDU? BUNUN BİZE MALİYETİ NE OLACAK? SONUÇLARI NERELERDE GÖRÜLECEK? 1- Rusya’da 150’ye yakın insanın öldüğü terör saldırısını kurgulayanlar iyi "mühendislik çalışması" yapmış. 2- Gözaltına alınanlardan biri 4 Mart’ta Türkiye’ye geldiğini itiraf etmiş. Kendisine 5.400 dolar teklif edildiğini söylüyor. 3- “Terör Mühendisleri” Moskova’daki saldırının Türkiye ile bağlantısının kurulması için özellikle planlar yapmış. 4- Bakalım bu “bağlantı işi”ne Türkiye için ne tür sonuçlar yüklediler. Sonuçlar Kafkasya ile mi ilgili, Suriye ile mi ilgili yoksa Ukrayna ile mi ilgili, Karadeniz'le mi ilgili göreceğiz. 5- Biz biliyoruz ama bilmeyenler asıl orada öğrenecek terörün gerçek adresini. Müslümanları tetikçi olarak kullanıp yeni ve pis bir oylun kurdular. 6- Son 30 yıldır, İslam ve terörizm kavramlarını sonuna kadar kullanıp, Müslüman dünyadan seçtikleri kişi ve çevrelerle sayısız terör örgütü kurdular, kullandılar. Bunlar hep ABD, İsrail ve Avrupa’nın çıkarları için çalıştı. 7- İslam ve terörizm kavramını, kendi terör örgütleri ve yöntemlerini kamufle etmek için kafamıza vura vura bize kabul ettirdiler. 8- Bu tuzağa düştük. Müslüman öncülerimiz, bu suçlamadan kurtulmak için diz çöküp özür dilemelere girdiler. “Biz terörist değiliz” yalvarmalarına girdiler. 9- Ne acı, ne onursuzca bir durumdu. Oysa ürettikleri bütün kavramlara göre askeri, güvenlik, ekonomik, siyasi, jeopolitik örgütlenmeleri, çalışmaları onlar yapıyordu. 10- Bizleri aptal yerine koydular. Ve biz bu aptallığa razı olduk. Onlarca yıldır, bu “aptallığımız” sayesinde ülkelerimiz mahvoldu, şehirlerimiz harabeyle döndü, milyonlarca insanımız öldü, bütün değerlerimiz çiğnendi, işkence ve aşağılamanın her türünü gördük. Şuan bu Gazze’de devam ediyor. 11- Savurmada kalan herkes kavgayı yüzde elli kaybetmiştir! Bu her alanda böyledir. Bu savunmacı ve özür dileyici eziklik nesillerimizi mahvetti. 12- Unutmayın, Batı dünyanın geleceğini kaybetti. Kendi ulusal sınırlarına çekilmek zorunda. Artık “savunma hali”ne, ABD- Avrupa-İsrail için tetikçilik yapma haline son verme zamanı geçti. Siyasi aklımız, bu idrakin fersah fersah ötesine geçmesi lazımdı. Bunun için çok acı örnekler yaşadık. Uyanın artık! 13- Moskova’daki terör saldırılarının bölgesel ölçekte çok ciddi sonuçları olacak. Bu terör değil, savaşın bir parçası. Öyleyse; Parmak izlerini sıkı takip edeceğiz...

İbrahim Karagül

648,573 Aufrufe • vor 2 Jahren

İsrail'in Hannibal Protokolünün çöküşünü izliyoruz. Aşağıdaki video 7 Ekim günü bir İsrail tankının kendi vatandaşlarına ait evleri, içindeki İsraillilerle birlikte bombaladığını gösteriyor. Bu görüntüler İsrail'i karıştırdı ve her yeni gün benzer başka görüntüler sızdırılıyor. Hannibal Protokolü nedir önce kısaca onu anlatayım. İsrail Filistin'i işgal ettiği günden beri Filistinlileri tutukluyor. Esasen İsrail'de hapishane değil toplama kampları var. Siyonistler bunu dünyadan saklayabilmek için üstünü kapatarak hapishane görüntüsüne sokmuşlar. Bu toplama kamplarında uluslararası kanunlara göre hapsedilmesi yasak olan çocuklar, yaşlılar, zihinsel ve fiziksel engelliler ve çok ağır hastalar da var. Tutuklular daracık hücrelerde üstü üste tutuluyor, işkenceye, tecavüze uğruyor ve aç bırakılıyor. İşte Filistin direnişi, bu rehineleri kurtarmak için zaman zaman İsrailli işgalcileri kaçırıp pazarlıkta kullanıyor. Bu durum da israil hükümetlerinin başını fazlasıyla ağrıtıyor. İsrail bu sorunu çözebilmek için 1986 yılında Hannibal Protokolü isminde bir rehine krizi eylem planı oluşturuyor. Buna göre İsrail ordusuna rehine kaçırılma olaylarında Filistinlilerle birlikte kaçırılan rehineleri de öldürme yetkisi veriliyor. Tam Siyonist ahlakına göre bir çözüm bulmuşlar. Rehine yoksa pazarlık da, kriz de olmuyor. Bu eylem planının ikinci aşamasında ise İsrail satın aldığı medyayı kullanarak, ölümleri Filistinlilerin üzerine yıkıyor. Pazarlık krizi ile uğraşmaktansa dünya medyalarındaki satılık gazetecilere para ödeyerek algı çalışması yürütmek, İsrail'in çok daha kolayına geliyor. 90'lı yıllarda bu protokol uyarınca öldürdükleri İsraillileri de "Filistinlilerin canlı bomba saldırılarında öldüler" diye dünyaya duyurmuşlardı. Şaşırmamak lazım çünkü Yahudiler tarih boyunca bu algı çalışmalarını sayısız defa yaptılar. Yahudi kültürü aslında tam olarak gerçekleri eğip bükme ve bundan fayda sağlama üzerine kurulu. 7 Ekim'de de yaşananlar aslında tarih boyunca binlerce kez yaşananların aynısı. İsrail ordusu, yeni bir rehine krizi yaşamamak için hareket eden her şeye ateş etti ve devamında dünyanın her ülkesinde kendisine çalışan, satılık gazeteciler vasıtasıyla ortaya bambaşka bir senaryo attı. Farkındaysanız ülkemizdeki israil yanlısı gazeteci ve siyasetçiler, İsrail ile birlikte Hamas'a da terörist diyor çünkü sadece Hamas'ı terörle suçlarlarsa Müslüman toplumun tepkisiyle baş edemeyeceklerini biliyorlar. Bu söylem İsrail'in işine geliyor çünkü İsrail terörist de ilan edilse, Batı'nın desteğini arkasına aldığı için onu kimse durduramıyor. Filistinliler için ise bunun anlamı çocuk yaşlı demeden bombalanmak ve bu soykırımın yasal hale gelmesi demek. Ülkemizdeki İsrailciler soykırımı "iki terör yapılanmasının savaşı" olarak gösterip üstünü örtmeye çalışıyor. Ama işte dünya değişiyor. Dünya artık 1986 yılında değil, Batının bir silah olarak geliştirdiği sosyal medya, hiç beklemediği şekilde elinde patladı. Artık haber ve bilgi kaynaklarını kontrol edemiyorlar, eski yöntemlerle toplumları yönlendiremiyor, insanları yalanlarına inandıramıyorlar. Artık herkesin elinde bir kamera ve bunu saniyeler içinde bütün dünyaya gösterebilme imkanı var. Siyonist akıl yeni dünyanın aklı ile eskisi gibi baş edemiyor. Zaten Siyonizm'in bütün orduları da bu yüzden o bölgede toplanmaya başladı. Akılla baş edemedikleri bu sorunu, silahla ortadan kaldırmayı deneyecekler. "Filistin bizim sorunumuz değil" diyen o yerli Siyonistler de aslında bizden bu gerçeği saklamaya çalışıyor. Bakın Fatih Altaylı'nın salya saça saça Hamas'ı terörist ilan ettiği gün aslında neler yaşanmış.

Abese İrca

134,683 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Harekât Merkezinden sevk ve idare ettiği Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik başarılı hava harekâtları sonrasında kahraman pilotlarımıza seslenerek şunları söyledi: EVLATLARIMIZIN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN İRADEMİZ TAM “Değerli Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Dün gece, maalesef, Pençe Harekât bölgesinde görev yapan 6 kahraman evladımız şehit oldu, 7 kahraman silah arkadaşımız da yaralandı. Bugün de, Pençe-Kilit Harekâtı Bölgesinde çıkan çatışmada da 6 kahraman evladımız şehit oldu. 6 kahraman silah arkadaşımız da hafif yaralandı. Kahraman evlatlarımız, aziz vatanımızın mukaddes savunucuları olarak üstün bir cesaret ve fedakârlıkla görevlerini yaparken şehadet makamına ulaştılar. Şehit olan silah arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, kederli ailelerine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Acımız büyük. Ancak evlatlarımızın intikamını almak için irademiz tam. Bugüne kadar şehitlerimizin kanını yerde bırakmadık, bırakmayacağız. Nitekim dün gece 13 terörist etkisiz hale getirilirken bugün de 12 bölücü terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi. Böylece yıl başından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2 bin 156’ya ulaştı. Hiçbir hain terör örgütü mensubu, kahraman Mehmetçiğin pençesinden kurtulamayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bugüne kadar terörle mücadelede; yurt içinde ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbe vuruldu, artık, örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına getirildi. Bu saldırı da bir kez daha göstermiştir ki, can çekişen hain terör örgütü, son çırpınışlarını vermektedir. Operasyonlarımız, kim destek verirse versin, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye artan bir şiddet ve baskı ile aralıksız taarruzî anlayışla devam edecektir. Bu gece Irak ve Suriye’deki terör hedefleri kahraman pilotlarımız tarafından büyük bir başarıyla vuruldular. Bundan sonra da kararlılıkla devam edeceğiz. Terörle Mücadele’de elde ettiğimiz tüm başarılarda en büyük pay, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize aittir. Şehitlerimizin aziz hatıralarına sahip çıkacak; onların fedakârlıklarını daima şükran ve minnetle yâd edeceğiz. Bu vesileyle Pençe ve Pençe-Kilit Harekâtı bölgelerinde şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralı evlatlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum. Siz değerli silah ve mesai arkadaşlarıma da hayırlı başarılı görevler diliyorum. Kılıcınız keskin, azminiz ve gayretiniz daim olsun. Kalın sağlıcakla…” #YaşarGüler #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

545,243 Aufrufe • vor 2 Jahren

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,690 Aufrufe • vor 1 Jahr

Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Sayın Cumhurbaşkanımızın Amerika seyahatleri öncesinde, İsrail tarafı 11 yıldır Hadar Goldin’in cesedini Hamas’tan talep ediyordu. Cumhurbaşkanımız, Hamas’ın Filistin halkını temsil eden bir direniş örgütü olduğunu belirterek bu görüşmeleri sürdürdü. Sonuç olarak, Hamas 11 yıl aradan sonra Hadar Goldin’in cesedini İsrail’e teslim etti. Bu, Hamas’ın anlaşma sürecine bağlılığını göstermesi açısından önemli bir adımdır. Karşılığında ise İsrail’in, sarı bölgede bulunan 200 Filistinlinin herhangi bir katliama uğramadan çıkarılmasına izin vermesi gerekmektedir. Türkiye, bu sürecin sağlıklı yürütülmesi için üzerine düşeni yapmaktadır. Bazı İsrailli yetkililerin Türk askerinin Gazze’de bulunmasını istememesi dikkat çekicidir. Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte tüm çatışma bölgelerinde barışı koruma görevini fedakarca yerine getirmiştir. Türk askerinin bulunduğu bölgelerde sivillerin güvenliği teminat altındadır. Dolayısıyla barış isteniyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri orada olmalıdır. Soykırım ve şiddet faaliyetlerine devam etmek için bahane üretmeye çalışıyorlarsa orada Türk Silahlı Kuvvetleri’ni istemezler. Dolayısıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhurbaşkanımızın emirleri doğrultusunda dünyanın her yerinde barışı korumak için hazırdır.

AK Parti

21,302 Aufrufe • vor 10 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal 7'nin 30. Kuruluş Yıl Dönümü programındaki konuşmalarından... ◾ Sizin de bildiğiniz gibi, ülkemizi prangalarından kurtarma mücadelemizde önümüzde çıkan en büyük engellerden biri, terör belasıydı. Türkiye’nin 40 yıllık terörle imtihanında çok ciddi zorluklarla karşılaştık. ◾ Terör, sadece devletimizin bütünlüğünü ve milletimizin huzurunu değil, aynı zamanda demokrasimizi, ekonomimizi ve sivil siyaseti de hedef aldı. Terör tehdidi ülkemizde uzun yıllar siyaseti biçimlendirmek, siyasetçileri dar bir alana hapsetmek için bir sopa olarak kullanıldı. ◾ Biz, 22 seneyi aşan iktidarlarımız boyunca bu tuzağa asla düşmedik. Güvenlik-özgürlük dengesini daima muhafaza ettik. Bu topraklardaki ezeli ve ebedi kardeşliğimize asla gölge düşürmedik; bilakis daha da güçlendirdik. ◾ Terör örgütünün bir dönem istismar aracı olarak kullandığı bahanelerin hemen hepsi ya ortadan kalktı, ya çözüldü, ya da hal yoluna girdi. ◾ Cumhur İttifakı ortağımız, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin cesur inisiyatifiyle başlayan, bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen 'Terörsüz Türkiye' çabalarında, dün itibarıyla artık yeni bir safhaya geçilmiştir. ◾ Önümüzde, bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Emperyalizmin bu coğrafyada iki asırdır sergilediği sinsi ve kirli oyunun bozulması, sadece ülkemizin ve vatandaşlarımızın değil, tüm bölgemizin kazanç hanesine yazılacaktır. ◾ Son dönemde iyice pervasızlaşan emperyalist niyetler, tüm dünyanın gözü önünde yaşanan insani trajediler, girilen yeni yolu, daha anlamlı, çok daha önemli hale getirmiştir. Şurası bilinmelidir ki; ◾ Türkü ve Kürdüyle bu milletin hiçbir ferdi, geçmişte yaşandığı gibi, ikircikli söylemler ve eylemlerle süreci çıkmaza sokan hiç kimseyi affetmeyecektir. ◾ Başlayan sürecin bütün unsurlarıyla yerine getirilip getirilmediğini, ilgili kurumlarımız vasıtasıyla titizlikle takip edeceğiz. ◾ Bu kritik dönemin 'Alay-ı vala' ile değil; sükûnetle, serinkanlılıkla, sabırla ve elbette samimiyetle yürütülmesinin, en isabetli yöntem olduğu kanaatindeyiz. Bin yıllık kardeşliğimizi zehirleyen bu sorunun, kalıcı, kat’i ve kesin olarak bitmesini istemeyenler çıkacaktır. ◾ Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı, en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız. Burada şunu da altını çizerek belirtmek isterim: Silah ve terör baskısı ortadan kalkınca, doğal olarak, siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. ◾ Türkiye, sadece emperyalizmin kanlı oyunlarını bozmakla kalmayacak, aynı zamanda ekonomik kalkınma ile dış ve iç politikadaki hedeflerine inşallah daha hızlı ulaşacaktır. ◾ Milletimiz müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. 'Terörsüz Türkiye'nin kazananı; Allah’ın izniyle, Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, muhalif-muvafık ayırt etmeksizin 85 milyonun tamamı olacak, milletimizin her bir ferdi olacaktır. ◾ Biz, buna tüm hücrelerimizle can-ı gönülden inanıyoruz. 'Niyet hayır, inşallah akıbet de hayır olsun' diyoruz. Mevla yolumuzu bahtımızı açık etsin. Rabbim, bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın. Rabbim, bu ülkeyi her türlü beladan ve ihanetten muhafaza eylesin.

Fahrettin Altun

67,477 Aufrufe • vor 1 Jahr

Dem parti Şımarıklığına karşı Basın Bildirimizdir Yüce Türk Milleti Malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kutsal çatısı altında, DEM Parti adlı grubun gerçekleştirdiği son derece vahim bir provokasyona tanık olduk. 1 Ekim’de TBMM’deki grup toplantısında, Diyarbakır’dan Ankara’ya “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla yürüyen ve terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle gelen bir grup, salonda hep bir ağızdan terörist başı lehine sloganlar attı. Gazi Meclis’imizin tarihinde ilk defa, bir terör örgütü liderinin ismi, böylesine pervasız tezahüratlar ile yankılanmıştır. Şehitlerimizin mübarek kanıyla kurulmuş, millet iradesinin tecelli ettiği Meclis’te terör propagandası yapılması, akıl alır gibi değildir. Bu rezalet, Türk Milletinin bağrından çıkan Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmış, Şehit Yakını ve Gazilerimizin hafızasında, Yüce Türk Milletinin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu olay tabii ki tek başına düşünülemez; 21 Ekim 2024’te terörist başının TBMM’de konuşturulmasına dair çağrıyla başlayan ve sözde “barış süreci” adı altında yürütülen gelişmelerin ulaştığı ihanet dolu zirvedir. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl bazı siyasi odaklar ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm PKK elebaşını yeniden muhatap almaya kalkmış, hatta onu Meclis’te konuşturmayı dahi telaffuz etmişlerdi. Bu girişimler milletçe kabulü mümkün olmayan vahim bir ihanet olarak tarihe geçti. Ne var ki, bu yanlış adımların ardından terör örgütüyle yürütülen pazarlıklar hız kazanmıştır. Gelinen noktada, sözde “demokratik çözüm” arayışı adıyla terör örgütünü meşrulaştırma çabaları açıkça ortaya dökülmüştür. TBMM bünyesinde bir “Barış Komisyonu” kurulmuş, terör örgütünün dayatmaları bu komisyonda tartışılır hale gelmiştir. Terör örgütünün siyasi uzantıları, bu gelişmeleri “tarihi adımlar” diye niteleyip propaganda aracı haline getirmiştir. Daha da vahimi, “Terörist başına umut hakkı tanınmalıdır” sözleriyle, eli kanlı bir teröriste af yolunu açacak yasal düzenleme talep edilmiştir. Görüldüğü gibi terör örgütü ve yandaşları, “barış” söylemleriyle masumane taleplermiş gibi sundukları isteklerle aslında devletimizi teröristle masaya oturmaya zorlamakta, terör elebaşını siyasi bir aktör olarak kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bugün yapılanlar açıkça, milletimizin güvenliği ve devletimizin bekası pahasına teröristlere siyasi meşruiyet kazandırmaktır. İmralı’daki cani ile doğrudan diyalog kurulması fikri normalleştirilmeye çalışılmakta, hatta komisyondaki siyasi partilere “Öcalan barışın anahtarıdır, gelin dinleyin” çağrıları yapılmaktadır. Böylesi bir gaflet ve ihanet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. TBMM’de yaşanan “Biji Serok Apo” rezaleti, yukarıda bahsedilen sürecin cesaretlendirdiği bir neticedir. Terör örgütünün güdümündeki çevreler o kadar cüretkâr hale gelmişlerdir ki, Gazi Meclis’imizde terörist başı lehine tezahürat yapmaya kalkışabilmişlerdir. Türk milletinin psikolojik eşiklerini aşmak amacıyla bilinçli olarak tertiplenen bu sahneler, milletimizin sabır bardağını taşıran son damlasıdır. Aziz şehitlerimizin al kanıyla yoğrulmuş bu mübarek vatan toprağı üzerinde, gazilerimizin onurlu mücadelesi sayesinde ayakta duran yüce Meclisimizde bir terör elebaşını yüceltmeye cüret edenler, milli birliğimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne kalleşçe bir darbe vurmuştur. Bu tablo karşısında her vatanseverin öfkesi de son derece haklı ve meşrudur. Gazi Meclis çatısı altında eli kanlı bir terör örgütünün elebaşı lehine slogan atılması sadece hadsizlik değil, doğrudan doğruya milli iradeye hakaret ve devlete meydan okumaktır. Şehit verdiğimiz evlatlarımızın, eşini babasını toprağa veren kahraman ailelerin acısı henüz tazeyken, onlara “Vatan sağ olsun” dedirten değerlerimiz hiçe sayılarak Meclis’te terör propagandası yapılması asla kabul edilemez. Dün bu vatan için canını verenleri bugün unutturup katillerini kahramanlaştırmaya yeltenenler, en az 15 Temmuz’da Meclisimize bomba atanlar kadar haince bir tahribat peşindedir. Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyoruz: Teröre karşı canı pahasına mücadele etmiş, kollarında silah arkadaşlarını şehit vermiş, gazilik onuruyla şereflenmiş Türk Silahlı Kuvvetleri ve Diğer Güvenlik Güçlerinin emekli olmuş personeli yıllardır terör örgütüne karşı duruş sergiledikleri ve toplumun sesi oldukları için çeşitli yargı kumpaslarıyla baskılara maruz kalmaktadırlar. “Çözüm süreci” adı altında açılım politikalarına karşı çıktıkları için Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi kumpas davalar ve sahte suçlamalarla zindanlara atılan kahraman komutanları milletimiz unutmadı. Bugün de “hakaret” gibi yalanlarla susturulmak için hapsedilenleri unutmayacak. Dün terörle mücadeleyi zaferle sonuçlandırmış komutanlara “faili meçhul” davaları açanlar, bugün kalkıp teröristlerle müzakereye zemin hazırlamaktadırlar. Vatanseverlere reva görülen bu hukuki baskılar devam ederken, öte yandan Anayasa’yı alenen ihlal ederek terör propagandası yapanların cezasız kalması ve hatta alkışlanması tam anlamıyla bir çifte standart ve ihanettir. Devletin en temel görevi, teröristle mücadele eden evlatlarını koruyup kollamak iken, onları baskı altına almak; buna karşılık teröristlere zeytin dalı uzatmak affedilmeyecek bir yanlıştır. Şu iyi bilinmelidir ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışılamaz, pazarlık konusu edilemez. Terör örgütüyle müzakere görüntüsü verecek en küçük adıma dahi milletimiz rıza göstermeyecektir. Unutulmasın ki bu millet, yeri geldiğinde “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek emperyalizme ve bölücü haine karşı dünyaya meydan okumuş bir millettir. Bugün de millî birliğimize kastedenlere karşı çelikten bir irade sergilemeye hazırdır. Şehitlerimizin aziz ruhları ve gazilerimizin fedakârlıkları, bize emanet edilmiştir. Bu emanete halel getirecek, şehitlerin kutsal kanı üzerinden kirli siyaset yapmaya kalkışacak herkes, karşısında Türk milletinin çelikten iradesini ve vatan sevdalılarının sarsılmaz öfkesini bulacaktır. Hiç kimse boş hayaller peşinde olmasın. Terörle mücadelede zafer kazanmak, teröriste ödün vermekle değil, onu kayıtsız şartsız teslim almakla ve Türkiye Cumhuriyeti yargısının karşısına çıkarmakla mümkündür. “Barış” masallarıyla milletimizi aldatarak teröriste mevzi kazandırmaya çalışanlar tarihte hep yenilgiye uğramıştır. Bizler teröre terör, katile katil demekten ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Eğer “Terörsüz Türkiye” hayali uğruna, terör örgütünün 40 yıllık hain emellerine uluslararası meşruiyet kazandırılacaksa, vatan evlatlarının canı pahasına kazandığı zafer “biz başaramadık” denilerek heba edilecekse, bu hesabı yapan gaflet içindekiler karşılarında bizleri bulacaktır. Türkiye terör belasından elbette kurtulacaktır; ancak bu, şanlı mücadelemizi ve şehitlerimizin aziz hatırasını yok sayacak tavizlerle değil, hukuk içinde teröristlerin hak ettiği cezayı bulmasıyla ve hainlerin silahlarını kayıtsız şartsız bırakılmasıyla olacaktır. Şayet terörün son bulması adına devlete diz çöktürmeye kalkarsanız, buna en başta bu milletin kendisi izin vermez. Teröristle müzakere değil, mücadele esastır. Sayın Devlet Bahçeli’nin “süreç” adı altında terörist başını yeniden muhatap alan, Meclis zemininde normalleştirmeye kapı aralayan beyan ve hamleleri; başta kendi siyasi oluşumunun kurucu iradesine, Alparslan Türkeş’in çizdiği millî güvenlik ve devlet aklı eksenli kırmızı çizgilere, Türk töresinin adalet–mukabele esasına ve Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüne aykırıdır. Bu tutum, terörle mücadelenin bedelini kanıyla ödemiş şehit ailelerinin ve gazilerimizin vicdanında kabul edilemez bir yara açmakta ve terörü siyasetin meşru öznesi kılmaktadır. Çağrımız kesindir. Kendisini Türk Milleti nezdinde onarılması güç yaralar açan bu “muhatap alma” ve “normalleştirme” çizgisinden derhâl vazgeçmeye; kurucu ilkelere ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın değişmez hükümlerine sadakatle, tavizsiz terörle mücadele politikasına geri dönmek için çabalamaya davet ediyoruz. Buradan, özellikle TBMM bünyesindeki Barış Komisyonu’nda temsil edilen siyasi partilere ve tüm siyasi liderlere sesleniyoruz: Gazi Meclis’i ve Aziz milletimizi temsil eden bu çatıyı terör propagandasına açtırmamak sizin de sorumluluğunuzdur. Komisyonda “barış” adı altında yürütülen çalışmanın, şehit yakınlarını yaralayan, gazilerimizi inciten bir ihanet sürecine dönüşmesine ortak olmayınız. Sizin göreviniz, Terör örgütünün taleplerine aracılık etmek değil, milletimizin hassasiyetlerine tercüman olmaktır. Komisyon, terörist başının taleplerine kulak vereceğine, önce şehit analarının feryadına kulak vermelidir. Aksi takdirde tarihe millet iradesini teröre peşkeş çekenler olarak geçeceğinizi hatırlatırız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katillerle müzakere masasına oturmaz. Buna yeltenen kim olursa millet vicdanında mahkûm olacaktır. Aynı şekilde basın kuruluşlarımıza da çağrıda bulunuyoruz: Terör örgütünü ve elebaşını aklamaya, meşrulaştırmaya yönelik propagandaya karşı uyanık olunuz. Medya, “barış” söylemleri ardına gizlenen bu tuzağı ifşa etmeli, gerçekleri milletimize doğru bir şekilde aktarmalıdır. Şehitlerimizin canı pahasına koruduğu bu vatanın birliğini savunmak, kalemini namus bilen her basın mensubunun da görevidir. Terör propagandasına aracı olan yayınlar, basın özgürlüğünün değil ihanetin parçasıdır. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan algı operasyonlarına karşı milli duruş sergileyen basın emekçilerimizi selamlıyoruz. Son olarak bu “ihanet süreci”, geçmişteki sözde barış girişimlerinde defalarca görüldüğü üzere, terör örgütünün ve destekçilerinin yeni bir ihanet dalgasıyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Terör örgütü ve destekçilerinin, her zaman normalleşme adı altında taktikleri, sahada mevzi kazanma ve devleti baskı altına almaktan ibarettir. Bugün terörist başını muhatap alıp Türk Milletine gözdağı vermeye yeltenenler, yarın hukuki, siyasi ve toplumsal yaptırımların kaçınılmaz ağırlığıyla yüzleşecektir. Bu nedenle, ihanetle beslenen her “süreç” er ya da geç duvara çarpacak; bedelini de o sürecin öznesi ve aracısı olanlar, millet iradesi ve hukuk düzeni önünde eksiksiz ödeyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla kurduğu bu Cumhuriyeti korumak ve bölücülüğe geçit vermemek hepimizin namus borcudur. Bu vesileyle vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Onların emaneti olan tam bağımsız ve bölünmez Türkiye Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Migazider Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Dul ve Yetimleri Derneği Adına Genel Başkan Gazi İdris Tuğunmuş

MuharipGazi

38,184 Aufrufe • vor 11 Monaten

CEHAPE THE END ! Neymiş ? CHP'yi çok eleştiriyormuşum.. Ne yapacaktım ? İsrail ürünlerini boykot etmek yerine Türk ürünlerini boykot ederek , Türk Ekonomisine darbe vurmaya çalışan .. Yapılan köprülere , hava limanlarına, otoyollara, İHA ve SİHA'lara karşı çıkan , engellemeye çalışan.. 65 senedir , Türk milletinin hayali, gururu olan TOGG ile dalga geçen , yalanlar , iftiralar atan.. Hükümet , dünyanın en iyi icraatını da yapsa , biz karşı çıkarız diyen.. Bu milletin milli iradesine , seçim hakkına , seçmiş olduğu Cumhurbaşkanına saygı göstermeyen.. Kendisine oy vermeyenlere ; Makarnacı, kömürcü , cahil , yobaz , troll diye aşağılayanlara.. Muhafazakar kesime , Arap sevici , defol git Arabistan'a diyenlere.. Kemalizm'i putlaştırıp, Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeyenler P.i.ç' tir diyenlere.. Azıcık bitinin kanlandığını düşününce , hemen başörtüsüne , ezana , milli ve manevi değerlere saldıranlara.. 560 milyar lira , tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen hırsızı.. 16 milyonluk İstanbul halkının kişisel verilerini ,en stratejik polis ve askeri noktaların bilgilerini 5 milyon dolar karşılığında, Amerika'ya satan hainleri savunanlara.. Kahrolsun şeriat diyerek , Allah'a savaş açanlara.. Gazze'de insanlar katledilirken; Bize ne Araplardan? Hamas terör örgütü diyenlere .. Methiyeler mi düzecektim ??.. CHP'nin , 102 yıl boyunca , bu millete ve devlete faydalı olacak , bana bir tane icraatını söyleyin , ben de sonuna kadar CHP'yi savunuyum.. Hadi hodri meydan.. söyleyin .. Berk Yılmaz Süleyman Soylu #23NisanKutluOlsun Anıtkabir #SONDAKİKA Türkiye Üretirken Büyüyecek

Kumandan

22,798 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Malatya’da, 2’nci Ordu Komutanlığını ziyaret ederek inceleme ve denetlemelerde bulundu. 2’nci Ordu Komutanlığına bağlı birlik komutanlarının da katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştiren Bakan Yaşar Güler, devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alarak yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi. Bakan Yaşar Güler, birlik komutanlarına hitaben yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: DAİMA GÜÇLÜ VE UYANIK BULUNMAK ZORUNDAYIZ Bugün Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bölgemizde ve dünyada her geçen gün risk ve tehditlerin arttığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Şüphesiz böylesine kritik bir ortamda, bu çok yönlü tehdit ve tehlikelere karşı daima güçlü ve uyanık bulunmak zorundayız. Bu bağlamda Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ülkemizin bekası, asil milletimizin güvenliği ve huzuru için Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı, en yoğun ve en etkin faaliyetlerini icra ediyoruz. TERÖR TEHDİDİNİ ÜLKEMİZİN GÜNDEMİNDEN UZAKLAŞTIRDIK Bu gayretlerimiz sonucunda yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde ettik. Sınırlarımızın güvenliğini en üst düzeyde sağlarken terör tehdidini de ülkemizin gündeminden uzaklaştırdık. Öyle ki terör örgütü artık silah bırakma noktasına gelmiş durumdadır. Bu büyük ve tarihî başarıya, devletimizin kararlı tutumu ile sizlerin yılmaz iradesi ve samimi gayretleri ile ulaştık. “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz, en büyük pay millî ve manevi değerlerimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Aynı şekilde kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayret için teşekkür ediyorum. TERÖR ÖRGÜTÜ, FESİH KARARINI BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRMELİ Bir kez daha vurgulamak isterim ki alınan fesih kararı, vakit kaybetmeden bir an önce hayata geçirilmelidir. Terör örgütü PKK ile farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları silahlarını bırakmalı, süreci sabote edebilecek sözlü ve eylemsel her türlü provokasyondan uzak durulmalıdır. Bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri olarak meydana gelebilecek her türlü gelişme karşısında ülkemizin hak ve menfaatlerini en üst seviyede sağlamaya devam edeceğimizden de hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yeri gelmişken özellikle altını çizmek isterim ki bu aziz topraklarda etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın ailelerine, şehirlerine ve en önemlisi vatanlarına duydukları sevgi ve sadakat yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlılık asil milletimizin asırlardır taşıdığı ortak bir değerdir. Hiçbir yapay gündem veya dış etki bu sarsılmaz bağı koparamaz. Hep birlikte, sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz da yoktur. GÜVENLİK, BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN KRİTİK GÖREVLER İCRA EDİYORUZ Terörle mücadele ve hudutlardaki görevlerimizle eş zamanlı olarak Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Aynı şekilde pek çok coğrafyada uluslararası güvenlik, barış ve istikrar için kritik görevler icra ediyoruz. Bugün Kafkaslar’dan Karadeniz’e, Orta Doğu’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Akdeniz’e kadar birçok coğrafyada barış ve istikrarın tesisine yönelik önemli inisiyatifler üstleniyoruz. Şanlı tarihimizden aldığımız ilham ve stratejik bakış açımızla icra ettiğimiz tüm bu faaliyetlerimiz, ülkemizin; uluslararası alandaki görünürlüğünü ve küresel güvenlik mimarisinin vazgeçilmez üyesi olarak etkinliğini daha da artırmaktadır. Tüm bunlarla birlikte hem ordumuzun hem de ülkemizin gücüne güç katan yerli ve millî savunma sanayimizi, her geçen gün daha da geliştirerek bu alanda mukayeseli üstünlüğe sahip olmak için yoğun bir gayret gösteriyoruz. Şunu gönül rahatlığıyla ve büyük bir gururla ifade etmeliyim ki Türkiye, bu alanda son yıllarda yaptığı kapsamlı yatırımlarla artık dünyada yükselen bir marka hâline gelmiştir. Elde ettiğimiz başarı ve kazanımlardan da anlaşılacağı üzere ülkemizin savunma ve güvenliğini en güçlü şekilde sağlamak için var gücümüzle çalışıyor, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. HER TÜRLÜ OLUMSUZLUĞA VE SENARYOYA KARŞI HAZIRLIKLIYIZ İçinde bulunduğumuz coğrafya, tarihin her döneminde stratejik öneme sahip olduğu gibi bugün de aynı şekilde tüm kritik gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Bu durum ülkemize büyük avantajlar sağlamakla beraber, çok boyutlu risk ve tehditlerin daima yanı başımızda ortaya çıkmasına da sebep olmaktadır. Özellikle son günlerde meydana gelişmeler şu gerçeği bir kez daha göstermiştir ki tehditler karşısında proaktif bir güvenlik politikası izlemek, oluşabilecek risk ve tehditleri meydana gelmeden önlemek bizim için olmazsa olmazdır. Nitekim İsrail’in Gazze’den başlayıp Lübnan’a yaydığı, şimdi de komşumuz İran’a yönelik gerçekleştirdiği hukuksuz saldırılar, bölgemizi daha büyük bir kaosa sürükleme riskini beraberinde getirmektedir. Millî Savunma Bakanlığı olarak söz konusu kaotik gelişmeler karşısında daima uyanık ve teyakkuzda hareket ediyor, gerekli tüm tedbirleri alıyoruz. Her türlü olumsuzluğa ve senaryoya karşı hazırlıklıyız ve hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Asil milletimize karşı sorumluluklarımızı biliyoruz. Siz kıymetli arkadaşlarımın da Mehmetçiğimizle birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,967 Aufrufe • vor 1 Jahr

Katil İsrail ordusunun Gazze’deki soykırımına ve insanlık dışı muamelelerine dikkat çekmek için Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde “Özgürlük Tufanı Zaferine Kadar Gazze Mitingi” düzenlendi. Geçtiğimiz günlerde İsrail tarafından kalleşçe şehit edilen Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin vasiyetini yerine getirmek için on binlerce Konyalı ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla Mevlana Meydanı’nda toplanarak eli kanlı İsrail’e ve destekçilerine en yüksek sesle tepki gösterdi. 🎙️ Mitingde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay, İsrail’in, kana doymadığını ve her gün başka bir alçaklık yaparak savaşı bölgeye yaymaya çalıştığını belirterek, “Heniyye’yi şehit ederek Filistin’i haklı davasında durduracağını sanıyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dil uzatarak Türkiye’yi sindireceğini sanıyor. Bilmiyor ki; ne kadar öldürürseniz öldürün, Filistin halkının yürüyüşünü asla durduramayacaksınız.” dedi. İsrail’in vahşetine sessiz kalan sözde medeni devletlere de seslenen Başkanımız Altay, “Bebeklere ölüm yağdıran alçak İsrail’i derhal durdurun. Bu insanlık suçunun en büyük ortağı sizsiniz. Ama biz, tüm dünya sussa, susmayacağız. Herkes dursa biz durmayacağız. Filistin halkının sesi olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. 🎙️ Memur Sen Konya Şube Başkanı Nazif Karlıer, İsrail’i terör örgütü olarak gördüklerini belirterek, akıbetlerinin diğer tüm zalimler gibi olacağını söyledi. 🎙️ Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Adem Ceylan, “Bugün, yüreklerinde intikam ağacını büyütenlerin intikamın yollarını nasıl elde edeceklerine dair birbirlerine hatırlatma günüdür.” ifadelerini kullandı.

Konya Büyükşehir Belediyesi 🇹🇷

33,835 Aufrufe • vor 2 Jahren