Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Buca Belediyesi Buca Belediyesi devam eden TOPLU SÖZLESMESI görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. Bu gece 24.00 itibari ile GREV 'e çıkacak işçiler SENDİKA 'nin SODEMSEN ile oldu bittiye getirip imza atmaması için Belediye önünde toplanmaya başladılar. #YaşasınGREV

10,443 views • 1 year ago •via X (Twitter)

6 Comments

Cenan Ünal's profile picture
Cenan Ünal1 year ago

@BucaBld Teslimiyetçi sendakaya hayır. Yaşasın grev

Yılmaz ŞENGÜL's profile picture
Yılmaz ŞENGÜL1 year ago

@BucaBld Sendikalar iscilerindir . Kahrolsun sendika ağaları

Kadim's profile picture
Kadim1 year ago

@BucaBld Direne direne kazanacağız.

TABİB İstanbul's profile picture
TABİB İstanbul1 year ago

@BucaBld #YaşasınGREV @BucaBld @gorkemdumanbuca @herkesicinCHP @eczozgurozel

Yavuz Yalçın's profile picture
Yavuz Yalçın1 year ago

@BucaBld

Sinan's profile picture
Sinan1 year ago

@BucaBld Bu gece risk yüksek. Memiş Sarı bugün başkanla görüşmeye geldi. Sendika işçileri yorup 5:30 da eve yolladı. Grev in mesaisi varmış gibi. Geceyarısı işçilerin istemediği bir sözleşmeyi imzalamak Genel iş çetesinin normali

Related Videos

İZMİR’de kirli eller iş başında‼️ Disk gene sahnede‼️ BUCA belediyesine kim göz dikti❓İzmir KAYYUMA teslim edilmeyecek‼️ O halde tüm Türkiye sizi iyi tanısın Ak DİSK‼️ Son günlerde İzmir'de yaşananlar hepimizin malumu... Özellikle emekçi işçilerin maaşlarının üç aydır eksik yatması, DİSK'in kışkırtmasıyla Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ı işçilerin hedefi haline GETİRİLDİ. AK- DİSK sendikası yine fitne ve bölücülükle sınır tanımayarak, İzmir Büyükşehir’de olduğu gibi işçileri kışkırtmaya devam ediyor‼️ Oysa ki CHP'li tüm belediyeler her zaman işçilerin yanında durup, daha yüksek zamlar ve daha fazla istihdam sağlamıştı. Hatta hatırlarsanız, Buca Belediyesi’nin Kent Lokantası’nda kullandığı sebzeleri kendi modern tesislerinde yetiştirip, belediyeye ek kaynak da sağlıyordu. Ama ne yazık ki, seranın su deposuna kimliği belirsiz kişilerce tuz atıldı. Bu saldırı sonucu seradaki 7,5 ton taze ürün yanarak yok olmuştu. Deposuna dökülen tuz, 3 kent lokantasının 6 aylık ürününü yok etti. Belediyenin burada kaybı tam 10 MİLYON TL. Yani bu vicdansız fitneciler ve onların işbirlikçileri şimdi de, BUCA halkının sağlığı ve geçimine resmen HANÇER saplamış. Üstelik belediye bir de , hükümetin ekonomik politikaları ve bütçe kesintileri yüzünden zor günler geçiriyor. Hani şu meşhur SİLKELEME olayı. Bu nedenle çalışanlarının maaş ödemelerinde sıkıntı yaşıyor. Hatta Görkem Başkan, emekçi belediye çalışanlarının ödeme planları düzene girene kadar, kendi maaşını da almayacağını beyan ediyor. Ve, BUCALILAR'ın sağlığı ve temizliği için çöpleri kendi imkanlarıyla topluyor. Çevre belediyelerden çöp toplamaya gelen işçiler yine o malum fitneciler tarafından TEHDİT ediliyor‼️ Peki DİSK sendikası soruyorum size AKPli belediyelere niye GIKINIZ çıkmıyor❗️ DİSK yöneticileri birkaç hafta evvel Ankara'da hangi siyasiyle pazarlık masasına oturdunuz açıklayın da, öğrensin tüm Türkiye. Nasıl eş zamanlı DİSK tarafından Fitne Organizasyonları başlayıverdi hele bir anlatın‼️ Daha dün işçiler ödeme planına TAMAM demişken, bugün ne oldu da belediyeye saldırmaya, milleti tehdide başladınız❓ #Disk Görkem Duman Buca Belediyesi

brctv

22,857 views • 1 year ago

📍 Edremit Belediyesi Eşbaşkanları Koç ve Komi: Özür diliyoruz, köpeğe yapılan kötü muameleyi kabul etmiyoruz Edremit Belediyesi, bir köpeği sokaktan alırken kötü muameleye maruz bırakan iki personeli hakkında idari soruşturma başlattığını duyurdu. Belediye Hayvan Barınma Evi’ne getirilen köpeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve bir süre burada gözetim altında tutulacağı açıklanırken belediye Eşbaşkanları Rabia Başak Koç ve Cemil Komi, barınma evini ziyaret ederek köpeğin sağlığı hakkında bilgi aldı. Van’ın Edremit Belediyesi, belediye personeli tarafından alındığı sırada kötü muameleye maruz bırakılan sokak köpeğinin sağlığı için seferber oldu. Söz konusu köpek, Van Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde gördüğü tedavi ardından Edremit Belediyesi Hayvan Barınma Evi’ne getirildi. Yapılan tetkiklerde sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen köpeğin sahiplenme süreci netleşene kadar burada gözetim altında tutulacağı açıklandı. Eşbaşkanlar, Hayvan Barınma Evi’ni ziyaret etti Belediye, sosyal medyada tepki çeken görüntülere neden olan iki personeli hakkında idari süreç başlattıklarını duyurdu. Belediye Eşbaşkanları Rabia Başak Koç ve Cemil Komi ise köpeğin getirildiği Hayvan Barınma Evi’ne giderek köpek hakkında bilgi aldı. Eşbaşkanlar burada yaptığı açıklamada, yapılanın yanlış olduğunu ve konun takipçisi olacaklarını dile getirdi. Eşbaşkan Koç: Özür diliyoruz, yapılan hatayı hoş görmeyeceğiz Burada konuşan Belediye Eşbaşkanı Rabia Başak Koç, yapılan hatayı hoş görmeyeceklerini söyledi. Koç, şu şekilde konuştu: “ Görevde olduğumuz süre zarfında sokaktaki canlarımıza ilişkin titizlikle çalıştık. Dünkü üzücü hadiseden dolayı biz de çok üzgünüz. Sesini çıkaramayan bu canların yanında olacağız. Bunun takipçisi olacağız. Gelen tepki ve eleştirilerin hepsini anlıyoruz. Yapılan hatayı hoş görmüyoruz. Personelimiz ile ilgili gereken soruşturmayı yapacağız ve bunu şeffaf olarak sizlerle paylaşacağız. Bu vicdani bir mesele. Eksiliği kabul etmiyoruz. Sahipsiz hayvanların yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Tüm kamuoyundan özür diliyoruz. Sonraki süreçte yaşanabilecek olası durumların yaşanmaması için elimizden geleni yapmaya gayret göstereceğiz. Köpeğin durumu şu an iyi. Biraz korkmuş tabi ki. Sahiplenmesi ile ilgili süreç devam ediyor. Belediye olarak vicdan doğrultusunda hareket edeceğiz. “ Eşbaşkan Komi: Yanlışlığa karışan personelimiz hakkında idari süreç başlatılacak Ardından Konuşan eşbaşkan Cemil Komi ise personeller hakkında idari süreç başlatacaklarını söyledi. Komi, Edremit Belediyesi Van’ın modern hayvan barınma merkezine sahip tek ilçesi. Şu ana sokak hayvanları ile ilgili gereken tüm çalışmaları yaptık. Ancak dün gece toplumun vicdanını rahatsız eden görüntüler meydana geldi. Belediye olarak bu durumdan rahatsızız. Tüm eleştirilere hak veriyoruz. İnsanların hassasiyetini saygıyla karşılıyoruz. Ortada bir yanlışlık var. Yönetim olarak geldik, kötü muameleye maruz kalan köpeği gördük , durumu iyi. Bu işe karışan personelimiz hakkında gereken idari ve hukuki süreci başlattık. Bu noktada göz yummayacağız. Bu yanlışa ortak olmayacağız. Doğru bilgilendirmeleri yapacağız. Merak eden insanlar varsa buraya gelip hayvan barınma evimizi ziyaret edebilir. Bu konuda şeffafız.” İfadelerine yer verdi. Belediye veteriner hekimi: Sağlık durumu iyi Belediye Veteriner hekim Yunus Alırız ise şunları söyledi; “Van Büyükşehir Belediyesi Rehabilitasyon Merkezi’nde gerekli tedavileri gördükten sonra belediyemiz barınma evine getirdik. Sağlığı şu an gayet iyi. Sahiplendirene kadar hayvanın sağlığı ve beslenmesi ile biz ilgileneceğiz. Bizim gözetimimizde olacak. Gebe olması ile ilgili de ultrason gibi gerekli tetkikleri yapacağız. Hem söz konusu köpek hem de diğer sahipsiz hayvanlar konusunda elimizden geleni yapıyoruz.” Diye konuştu. #vanedremitbelediyesi

Van Edremit Belediyesi

161,197 views • 1 year ago

Gaziantep Büyükşehir belediye başkanı sayın Fatma Şahin Başkanım öncelikle seçim döneminiz hayırlı olsun Üvey evlat gibi sevdiğiniz söylenen sayın HİZMET-İŞ SENDİKASI şube başkanı ile işçilere yaptığınız Toplu iş sözleşmesi tam bir sükutu hayal 2014 den bu yana size hizmet eden belediye şirket işçileri enflasyon karşısında ezilmiştir Belediye şirket işçileri zorla seçtikleri sendikaları da işçi hakkını korumadığı yapılan toplu iş sözleşmesinden açığa çıkmıştır Asgari ücretin 2 katı maaş veriyoruz dediğiniz işçi arkadaşlar yoksulluk sınırı altında kalmış adeta yoksulluğa mahkum edilmiştir Yapılan toplu iş sözleşmesi Zengin şehrimizin kaynaklarından istifade edemeyen şirket işçilerini anlatmaktadır Belediye şirket işçileri gece gündüz emek verdikleri şehrin çöpünü toplar ,suyunu arıtır,yolunu yapar ama zenginliğinden istifade EDEMEZ TİS e imza atan Hizmet-İş Sendikası Gaziantep 1.Şube Başkanlığı şube başkanı bir kg tereyağın fiyatını biliyor mu ? En son market fiyatlarını ne zaman güncelledi ? Bu zamlar ile Belediye kadrolu personel maaş farkı ve memur maaş farkı makası açılmış işçi açlığa mahkum edilmiştir İşçilerin beklentisi revize edilerek yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır Gaziantep Avrupa şehri ise ,ona uygun maaş verilmelidir Sizinle eş değer olan izmir Büyükşehir belediyesi 112 günlük ikramiye verirken Ankara Çankaya belediye çalışanları geliri ortada iken AK Parti olarak işçiye reva gördüğünüz rakamları yüksek rakam diye lanse etmenizi esefle karşıladık #GerçekBelediyecilik alınterine değer vermektir Enflasyon işçinin kaderi olmamalı Fatma Şahin Gaziantep Büyükşehir Gaziantep Olay Hizmet-iş Sendikası G.ANTEP 2 Nolu Şube Başkanlığı Hizmet-İş Sendikası Gaziantep 1.Şube Başkanlığı AK Parti

Belediye iscileri derneği

13,396 views • 2 years ago

🟢 #KentineİyiBak Deprem Özel | Adıyaman Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere: "Adıyaman Belediyesi'ni deprem zaten silkelemiş durumda; binamız yıkıldı, kazanımlarımız yok oldu ama buna rağmen kesintilerle karşılaşıyoruz. " ⚫️"Kentine İyi Bak" program ve söyleşi serisi deprem özel yayınıyla devam ediyor. Bu özel bölümün konuğu, 6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkıma uğrayan Adıyaman’ın Belediye (Adıyaman Belediyesi) Başkanı Abdurrahman Tutdere (Abdurrahman TUTDERE) oldu. 🎙️ Gökhan Biçici'nin sorularını yanıtlayan Başkan Tutdere, seçim sürecinden depremin yaralarını sarmaya yönelik çalışmalara kadar birçok konuyu #dokuz8TV'ye anlattı. 03:00 "Adıyaman halkı, bizim önderliğimizde çok büyük bir değişime, Türk siyaset tarihine gerçekten altın harflerle geçecek bir dönüşüme imza attı. Bu tamamen halkın, kadınların ve gençlerin başarısıdır. " 04:57 "Seçimden bugüne takvime bağladığımız hedeflerimizin büyük bir kısmını tutturduk." "1660 yapıya yerinde dönüşüm ruhsatı, Halk Ekmek, Aşevi, Kriz Koordinasyon Merkezi, Kesimhane ve Hayvan Pazarı gibi temel projeler hızla ilerliyor" 08:16 Adıyaman'da kiracıların durumu gerçekten belirsiz. "Bizim aslında sosyal konut projemiz vardı ancak TOKİ ile yaptığımız görüşmelerde Adıyaman'da inşaatı devam eden konutlardan 5 bin fazlalık olacağı ve bunların uygun şartlarda kiracılara verileceği söylendi. Bu nedenle kamu kaynaklarımızı doğru yönetmek adına projemizi öteledik." 09:43 Depremde sadece evler değil insanların iç dünyaları da yıkıldı; maneviyatları zarar gördü. Bu nedenle tedavi edici sosyal ve kültürel etkinliklere ağırlık verdik. 11:49 Adıyaman Belediyesi'ni deprem zaten silkelemiş durumda; binamız yıkıldı, kazanımlarımız yok oldu ama buna rağmen kesintilerle karşılaşıyoruz. Geçen ay 7.5 milyon SGK için kesinti yapıldı. 13:48 2025 hedeflerimiz arasında başlattığımız projeleri tamamlamak var. 2025 yılı için en büyük hedefimiz Halk Ekmek’i ve Aşevi’ni mutlaka hayata geçirmek... 16:02 "Şu ana kadar benden 5500 kişi iş talebinde bulundu"

dokuz8haber

10,478 views • 1 year ago

📍İzmir Buca’daki Kırıklar Cezaevi’ndeydim. Burada tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanımız Murat Çalık, Kent Uzlaşısı davasından tutuklu olan dostumuz Mehmet Ali Çalışkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki Başkanı Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya ile görüştüm. 📌 Murat Çalık da Mehmet Ali Çalışkan da tam 9 aydır tutuklu. Murat Çalık hakkında yeni bir iddianame düzenlendi. Elbette iddianameyi kendisi okuyup değerlendirecek ancak ortada gerçekten hiçbir ciddiyeti olmayan, son derece temelsiz iddialar var. 📌 Üstelik Murat Çalık ağır bir sağlık sorunu yaşayan bir belediye başkanı. Hastalığının ilerlemesine zemin hazırlayan cezaevi koşullarında, dayanağı olmayan iddialarla 9 aydır tutuklu. Duruşma tarihi 9 Mart, yargılamanın ne zaman başlayacağı dahi belirsiz. 🔴 Bu durumun hukuka aykırı olduğunu her yerde söylüyoruz. 📌 Mehmet Ali Çalışkan da 9 aydır Kent Uzlaşısı soruşturması kapsamında tutuklu. Yaklaşık 400 kişi hakkında iddianame düzenleyen savcılık makamı, aralarında Mehmet Ali Çalışkan’ın da bulunduğu 8 kişi için halen iddianame hazırlamamıştır. ❓ Neden? Çünkü bu dosya siyasidir, bu süreçle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle iddianamesi yazılmamakta ve buna rağmen tutukluluğu sürdürülmektedir. 📌 Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'nın tutuklu bulunduğu dosyalarda ise herkes tahliye edilmiştir, yargılama sürecinde büyük bir propaganda çökmüştür. Dosyalarda üç kez heyet değişmiş, en son hakimler yeniden belirlenmiştir. 🔴 Buna rağmen, tamamen bir algı yönetimi ve siyasi iletişim amacıyla bazı isimler cezaevi önünde tutulmaya devam edilmektedir. Biz bunların hepsini biliyoruz. Neden tutuklu olduklarını da çok iyi biliyoruz. 🔴 Adalet ve Kalkınma Partisi açıkça şunu söylemektedir: ➡️ "CHP’nin kurumsal kimliğine, yerel yönetimlerine ve yerel aktörlerine karşı her türlü baskıyı uygulayacağım; seçim olsun ama iktidar değişmesin." ❗Hem seçim olacak hem de bu iktidar değişecek. #İzmir #Buca #MuratÇalık #MehmetAliÇalışkan #TunçSoyer

Sezgin Tanrıkulu

18,280 views • 8 months ago

2025-2027 DÖNEMİ MESS GRUP TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ TEKLİFİMİZ (Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar’ın konuşma metnidir) Değerli basın emekçileri, Metal işkolu Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecindeyiz. Toplu pazarlık sürecinin önümüzdeki günlerde başlamasını bekliyoruz. Bugün sizlere özetini sunacağım toplu sözleşme taleplerimizi ve teklifimizi önümüzdeki günlerde MESS’e vereceğiz ve ilk toplantının gününü belirleyeceğiz. İşkolumuzdaki Grup Toplu İş Sözleşmeleri; sözleşme kapsamındaki işçinin çokluğu, işçilerin örgütlülük düzeyinin yüksekliği ve niteliği, MESS’in işveren örgütleri içindeki farklı durumu ve sektörün ekonomi içindeki büyüklüğü nedeniyle hep önemli olmuştur. MESS ile yapılan Grup Toplu İş Sözleşmesi özel sektördeki en büyük, en fazla işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesidir; başka sektörler için de sonuç yaratmakta, başka sektörleri de etkilemektedir. Bu nedenle, “Metal İşçisi Kazanırsa Bütün İşçiler Kazanır” sözü gerçek bir duruma işaret etmektedir. Metal sektörü, otomotivden beyaz eşyaya, demirdökümden elektroniğe geniş bir alanı kapsamaktadır ve Türkiye ekonomisinin lokomotifi niteliğindedir. Ekonominin üçte birini metal sektörü oluşturmaktadır. ISO’nun En Büyük 500 Firma araştırmasında ilk 10 sırada yer alan şirketlerin çoğu metal sektöründedir. Yine ilk 50 firmanın yarısından çoğu metal sektöründedir. Bu nedenle, her bakımdan önem taşıyan bir toplu iş sözleşmesi sürecindeyiz. Değerli basın emekçileri, Bu dönem yapılacak Grup Toplu İş Sözleşmesi, sendikamızın örgütlü olduğu 32 işletme bünyesindeki 43 fabrikadan yaklaşık 11 bin işçiyi kapsıyor. Sendikamız ile MESS arasında yapılacak yeni dönem TİS hazırlıkları haziran ayında başladı ve 43 fabrikanın işyeri TİS komiteleri ile toplantılar yapıldı. Bu toplantılara katılan yüzlerce İşyeri TİS Komitesi üyesi, fabrikalardaki binlerce metal işçisinin toplu sözleşme teklifine yönelik görüşlerini dile getirdi. Bütün fabrikalardan üyelerimizin görüş ve önerileri önce Başkanlar Kurulumuzda, ardından da Merkez TİS Komisyonumuzda ele alındı. Merkez TİS Komisyonu toplantısına MESS’e üye işyerlerinin temsilcileri ile şube yöneticileri katıldı ve yeni dönem toplu sözleşme teklifinde nelerin yer alması gerektiğine yönelik görüş ve önerilerini belirttiler. Sonrasında Başkanlar Kurulumuz bir kez daha toplanarak bütün bu görüş ve önerileri ayrıntılarıyla ele aldı ve böylece teklifimize son hali verildi. Bugün sizlere toplu sözleşme teklifimizi açıklayacağım. Ancak, teklifimizi açıklamadan önce bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Metal işçilerinin çalışma koşulları ağırlaşırken yaşamları alabildiğine zorlaşmaktadır. Metal işçilerin reel ücretleri sürekli gerilemektedir. Hemen her gün yapılan zamlar karşısında gündelik temel ihtiyaçlar karşılanamaz hale gelinmiştir. İnsanca yaşayacak bir ücret almak yaşamsal bir mesele haline gelmiştir. Resmi enflasyonun gerçek enflasyonla bağı uzun dönemdir kopmuştur. TÜİK tarafından açıklanan enflasyonun gerçeği yansıtmadığı hemen her kesim tarafından genel kabul görmektedir. Artık hiç kimse resmi enflasyona inanmamaktadır. Buna rağmen ücret zamlarımız ilk 6 aylık dönem dışında, kalan 18 aylık dönemde resmi enflasyon kadar arttığı için ücretlerimiz reel olarak sürekli gerilemektedir. Diğer yandan TÜİK’in resmi enflasyonu ile İTO tarafından açıklanan enflasyon arasındaki açı da giderek artmaktadır. Yakın döneme kadar birbirine yakın oranlarda enflasyon açıklayan bu iki kurumdan TÜİK, uzun dönemdir İTO’nun altında enflasyon açıklamaktadır. Ücretlerimiz yıllardır yoksulluk sınırının altındadır. Sendikamızın Sınıf Araştırmaları Merkezi BİSAM’ın, Açlık ve Yoksulluk Sınırı Temmuz 2025 Dönem Raporu'na göre açlık sınırı 25 bin 952 lira, yoksulluk sınırı ise 89 bin 768 lira olmuştur. Diğer yandan ortalama ücret alan bir metal işçisi ise ikramiye ve gelir vergisi istisnası dahil net 55 bin 511 TL ücret almaktadır. Aldığımız ücret yoksulluk sınırının neredeyse yarısıdır. Geçinemeyen, harcamalarını karşılayamayan işçilerin başvurdukları tek yol ise borçlanmadır, borcu borçla kapatmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle de işçiler, ücretiyle geçinenler kredi kartlarının esiri olmakta, sermayeye bağımlı hale gelmektedir. Kira artışlarının son yıllardaki anormal seyri bilinmektedir. Ücretle geçinenler, emekliler İstanbul’dan kaçıyor; memurlar artık büyük şehirlere, İstanbul’a tayin istememektedir. Aylık gelirimizin büyük kısmı kiraya gitmektedir. İstanbul’da kira artış oranları şöyledir: · 1 Yıllık %39,29 · 2 Yıllık %101,64 · 3 Yıllık %322,52 · 4 Yıllık %1.003,57 Son dönemde kira artış hızı düşmüş olmakla birlikte bu durum kiraların düştüğü anlamına gelmemektedir. Bu yılın temmuz ayı baz alındığında İstanbul’da 100 metrekarelik bir evin kirası ortalama 32.500 TL’dir. Ortalama ücret alan bir metal işçisinin ücretinin 55 bin 511 TL olduğu dikkate alınırsa, işçinin aylık gelirinin yüzde 68’i kiraya gitmektedir. Kira ödemesi sonrası elde kalan ise yalnızca 23.011 TL’dir. Bu para hangi ihtiyacı karşılayacaktır? Okulların açılmasının yaklaştığı bu günlerde, okula başlama maliyetinin geçen yıla göre yüzde 108 oranında arttığı belirtiliyor. Yine özel üniversite okul harçlarının da aynı oranda arttığını görüyoruz. Üniversitenin sadece kapısından girmek için ödenmesi gereken ücret bir senede %108 arttı. Değerli basın emekçileri, Ekonomi yönetiminin yoksuldan alıp zengine aktaran, sermayeyi kollayan politikaları sonucu ortaya çıkan krizin yükü işçilere ödetilemez. Bizler sorumlusu olmadığımız bir şeyin sonuçlarını yüklenemeyiz. Kriz, kapitalizmin doğasında var. Patronlar her zaman ve sürekli yüksek oranlarda kâr elde etmeyebilirler. Bazen kâr oranlarında dalgalanmalar olabilir. Halkın deyimi ile “kârdan zarar” edebilirler. Kimi işyerlerinde işten çıkarmalar sonrası çalışmaya devam eden işçilerin iş yükleri alabildiğine artırılmaktadır. Daha önce iki işçinin yaptığı iş, bir işçiye yaptırılmak istenmektedir. Bunun adı, sömürünün yoğunlaştırılması, reel ücretlerin düşürülmesidir. Bu duruma teslim olmayacağız. Ülkemiz çeşitli bakımlardan ilginç bir ülke. Bu ilginçliklerden birisini de işçiler çalıştıkça ücretlerinin artması yerine azalması. Bu ilginç durum nasıl yaşanıyor? Vergiler yoluyla. Örneğin, ocak ayında 50.830 TL ücret alan bir işçi aralık ayında 43.577 TL alıyor; aradaki fark 7.252 TL. İşçi, yılbaşı ile yılsonu arasında yüzde 11,31’lik oranda ücret kaybına maruz kalıyor. Bu işçi vergi dilimlerinin yüzde 15’te sabitlenmemesi ve vergi dilimleri artışlarının oldukça düşük tutulması nedeniyle yılda yaklaşık bir maaş gelir kaybına uğruyor. 2020 yılından bugüne ilk vergi dilimi resmi enflasyon oranında artırılsaydı 516 bin 34 TL olacaktı. Asgari ücret artış oranında artırılsaydı 544 bin 319 TL olacaktı. Oysa bugün bu tutar 158 bin liradır. Bu rakamlar vergi dilimlerinin nasıl düşük artırıldığını, ücretlilerden nasıl daha fazla vergi alındığını açık biçimde göstermektedir. Değerli basın emekçileri, Şimdi toplu iş sözleşmesi teklifimizi açıklayacağım. Öncelikle ücret zammı teklifimizden başlamak istiyorum. Ücret zam teklifimiz 3 bölümden oluşmaktadır. İlk olarak, düşük ücretli işçilerin ücretlerinin bir ölçüde yükseltilmesi amacıyla, saat ücreti 170 TL’nin altında olan işçilerin saat ücretlerinin 170 TL’ye yükseltilmesini teklif ediyoruz. Bu teklif şu anlama gelmektedir: Aylık ikramiye dahil net 31.250 TL’nin altında ücret alan işçilerin ücretlerinin öncelikle 31.250 TL’ye getirilmesidir. Bu iyileştirmeden sonra tüm işçilerin saat ücretlerine yüzde 15 ve bunun üzerine de seyyanen 100 TL ücret zammı teklif ediyoruz. 3 kalemden oluşan ücret zam teklifimizin oransal karşılığı ilk 6 aylık dönem için yüzde 58,5’tir. Teklif ettiğimiz bu zam oranı ile ortalama bir metal işçisinin ücreti ikramiye ve vergi istisnası dahil yüzde 15’lik vergi dilimine göre net 84.666 TL olacaktır. Bu tutar bugün asgari düzeyde geçinebilecek bir ücrettir. Bugün ortalama bir metal işçisinin ikramiye ve gelir vergisi istisnası dahil ücreti ise net 55 bin 511 TL’dir. Diğer altışar aylık zam dönemleri için teklifimiz, resmi enflasyonun gerçeği yansıtmaması nedeniyle, çıkacak enflasyona enflasyonun yarısının eklenmesi ile bulunulacak oran kadardır. Belirtmek isterim ki gerek ücret artışlarında gerekse de sosyal hakların artışlarında yalnızca yüzde oranlarına bakılması yanıltıcı olacaktır. Önemli olan yüzde kaç istenildiğinden öte hangi tutara bu artış oranının istendiğidir. Çok düşük bir ödemeyi biraz normale yükseltmek görece yüksek bir yüzdeye tekabül edebilir; ama bizler öncelikle yüzdeye değil, bu artış sonucu ortaya çıkacak rakama bakmak zorundayız. Değerli basın emekçileri, Metal işçilerine ödenen sosyal haklar oldukça düşük tutarlardadır. Yapılan ödeme ile ödeme yapılmasını gerektiren konu arasında bir bağ kalmamıştır. Örneğin; Aylık ödenen çocuk parası net 101 TL ile 126 TL arasında değişmektedir. Bu rakamları söylemek bile acı vermektedir. Bu tutarlar, bir çocuğun bir günlük şehir içi ulaşım parasını bile karşılamaktan uzak tutarlardır. Ramazan Bayramı’nda metal işçilerine net 2.200 TL ile 4.200 TL arasında değişen miktarlarda ödeme yapılmaktadır. Bu paranın bayram için yapılacak hiçbir masrafı karşılamayacağı açıktır. İşçinin izne çıkması durumunda verilen para net 2.525 TL ile 4.527 TL arasında değişmektedir. Bu tutar, bir işçinin ailesini bırakın, kendisinin şehir dışına çıkmak için yol ücretini bile karşılamaktan uzaktır. Bu tutarlardan da görüldüğü gibi, sosyal ödemelerdeki bu adaletsizliğin giderilmesi ve ödemelerin yükseltilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Sosyal ödemeler amacı ile bağlantılı, amaca hizmet eder düzeye getirilmelidir. Bu nedenle, sosyal haklarda 3’lü paket olarak ifade edilen ‘bayram, izin ve yakacakta’ yüzde 190 oranında artış teklif ediyoruz. Diğer sosyal haklardaki artış talebimiz ise yüzde 150 oranındadır. Sosyal hakların 2’nci yılında ise çıkacak yıllık enflasyonun yarısı kadar eklenerek bulunacak oran kadar artış talep ediyoruz. Talebimiz yüzde olarak yüksek görünebilir; ancak önemli olan yüzde değil, rakamdır, tutardır. Hangi sosyal hakkın kaç TL olduğuna bakmak gerekir. Aylık ücret ile diğer yan ödeme ve sosyal haklar dışında, çok sayıda maddede değişiklik teklif edeceğiz. Bunlardan bazıları şunlar: · Toplu sözleşme kapsamının genişletilmesi, · İşe giriş ücretinin yükseltilmesi, · Yüzde 15’lik vergi diliminin üzerinin işveren tarafından karşılanması, · Fazla çalışma ücretinin artırılması, · Gece zammının yükseltilmesi, · Yıllık izin ve mazeret izinlerinde düzenleme yapılması, · Tamamlayıcı sağlık sigortasından işçinin eş ve çocuklarının da yararlanması, · Kreş yardımı verilmesi, · Ebeveyn izni, · Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılması, · Banka promosyonları ile ilgili düzenleme yapılması, · Prim verilmesi. Değerli basın emekçileri, İşçiler sürekli yoksullaşmakta, ücretleri reel olarak gerilemekte ve bunun sonucunda temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmektedirler. Ücret zam teklifimiz başta olmak üzere, taleplerimizin tümü haklı taleplerdir, bunlar işçilerin en doğal haklarıdır ve bu taleplerin karşılanması hiç de zor değildir. İşverenler, taleplerimizi karşılayacak güce ve olanaklara sahiptir. Bu taleplerimizin karşılanması için sendika ayrımı gözetmeden, tüm metal işçilerini birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Grup sözleşmesi kapsamındaki tüm metal işçilerine bu zorlu mücadelede kolaylıklar diliyor, başaracağımıza inanıyoruz. BİZ KAZANACAĞIZ!

BİRLEŞİK METAL-İŞ

45,324 views • 11 months ago

Sivas MESEM öğrencisi, 17 yaşındaki çocuk işçi Şevval Erdem.. 7 Eylül 2025'te Belediye Sosyal Tesislerinde staj yaparken "iş tanımı" dışında kızgın yağ değişimi ve fritöz temizliği yapması söylendi.. Şevval, iş tanımında olmayan bu tehlikeli işi yapmak istemediğini ve ayrıca fritözün bozuk olduğunu belirtmesine rağmen işi yapmaya zorlandı.. Kızgın yağın döküldüğü tankerin erimesi sonucu vücudunun sol kol, sırt ve bacak kısmında yaygın bir şekilde 3.derece yanıklar oluştu.. 4 ay süren acılı bir tedavi süreci gördü.. Hastalık sürecinde Belediye yardımcı olmadı.. İş kazası nedeniyle tedavi süreci devamsızlık sayıldı ve tekrar staja başlamak zorunda kaldı.. Şevval, şikayetçi olduğu için hakkında klasik işveren diliyle yazılan bir tutanak yazıldı ve sözleşmesi feshedildi.. *** Şevval'in paylaştığı video sonrası Sivas Belediyesi İşletme İştirakler Müdürlüğü tarafından yapılan bir açıklama yayınlandı. Aynen paylaşıyoruz ki özel, kamu, belediye fark etmez patronların daha evvel çokça karşılaştığımız işçi karşıtı ("biz her şeyi yaptık, işçi hatalıdır" ki burada işçi MESEM kapsamında çalışan çocuk işçi tekrar belirtelim) aynı nakaratları bunlar: "Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Belediyemiz İşletme İştirakler Müdürlüğümüze bağlı bir işletmemizde staj yapan öğrencimiz Ş.E.’nin geçirdiği iş kazası nedeniyle duyduğumuz üzüntüyü kamuoyuyla paylaşır, kendisine tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz. Tutanaklardan anlaşılacağı üzere olayda; mutfak amirinin fritöz yağının değiştirileceğinin belirtilmesi üzerine, stajyer öğrencimiz atık yağ bidonunu kendisinin getireceğini ifade ederek “hem bidonu getireyim hem de sigara içeyim” demiş ve normalde atık yağın soğumasını beklemesi gerekirken beklememiş ve plastik bir kova temin ederek sıcak yağı kovaya aktarmıştır. Yağın sıcaklığı nedeniyle kovada deformasyon başladığını fark eden öğrenci yeni bir atık yağ bidonu getirip halen kızgın durumdaki yağı yeni bidona aktarmaya başlamıştır. Stajyer Ş.E. içinde kızgın yağ bulunan bidonu dışarı çıkarmaya çalıştığı esnada kovada alttan delinme meydana gelmiş; akan yağ sebebiyle dengesini kaybederek düşmüştür. Meydana gelen kazanın ardından 112 Acil Sağlık ekiplerinin derhal müdahale ettiği ve öğrencinin iş kazası kaydıyla hastaneye sevk edildiği tespit edilmiştir. Tedavi süreci hekimler tarafından yürütülmüş; ilimizde yanık merkezi bulunmaması nedeniyle pansumanlar Genel Cerrahi Servisi’nde sürdürülmüştür. Tedavi sürecinde aile ile yakından ilgilenilmiş, ilgili başkan yardımcısı ile işletme iştirakleri müdürü tarafından ev ziyareti gerçekleştirilmiş ve ihtiyaç hâlinde ulaşım desteği sağlanabileceği kendilerine bildirilmiştir. Aile ve öğrencinin talebi üzerine stajına yeniden başlanmış; sağlık durumuna uygun şekilde esnek çalışma imkânı tanınmıştır. Ancak stajın devamı sırasında iş sağlığı ve güvenliği açısından risk oluşturduğu değerlendirilen davranışlara ilişkin tutanaklar tutulmuş, durum okul yönetimine bildirilmiş ve İşletme İştirakler Müdürlüğümüz bünyesindeki stajı sonlandırılmıştır. MESEM mevzuatı gereği, stajyer öğrencilerin branşları dışında çalıştırılması kanunen mümkün değildir. Söz konusu öğrencinin aşçılık eğitimi alıyor olması nedeniyle mutfak alanında staj yapması, alanı ile uyumlu ve hukuki bir zorunluluk çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Belediyemiz ilgili müdürlüğünün kurumsal bir ihmali söz konusu değildir. Öte yandan konuya ilişkin adli ve idari süreçler devam etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İSİG Meclisi

53,209 views • 6 months ago

DÜN KÜBRA PAR’IN PROGRAMIN DA ŞABAN SEVİNÇ YİNE BANA; “ Melih Gökçek zamanında belediye iflas etti, metroyu yapamadı, Ulaştırma bakanlığı geldi yaptı” DİYE BİR PİSLİK ATIP GEÇTİ. TEŞEKKÜR EDİYORUM FERHAT MURAT YİNE BENİ SAVUNDU. ANCAK KÜBRA “ Gökçeye cevap hakkı doğdu” DEYİNCE TV 100’E GİRMEK İSTEDİM. KÜBRA; “ telefonla bağlayamıyoruz yazılı olarak gönderin” DİYE CEVAP VERDİ. YAZILI GÖNDERDİM. CEVABI ZAMAN OLMADIĞI GEREKÇESİ İLE KUŞA ÇEVİRDİ.CEVABIM ŞÖYLEYDİ; “İsrarli bir şekilde Mansur Yavaş ve Mansur Yavaş yanlısı olan medya mensubu arkadaşlar benim bir karış metro yapmadığımı ısrarla söylüyorlar. Bu çok ciddi bir yalandır. Ben Murat karayalçından Ankara’yı %41.47 ile aldım. Ve bitirdim. Yani Ankara’yın %58.53’ünü ben yaptım. Batıkent metrosuna ise 15.41’de aldım 84.59 unu ben bitirdim . Metroyu başlatan rahmetli altınsoy dur. Karayalçın geldikten sonra önce ihaleyi iptal etmiş ve yenileyerek çok daha pahalıya yapmıştır. Metronun adliye önünde ilk temeli atıldığında ben Keçiören Belediye başkanıydım. Altınsoy da Büyükşehir Belediye başkanıydı. Şimdi şöyle bir soru sorulmalı.. Bir işin birkaç ortağı olabilir. Ama gerçek sahip en fazla yüzdeyi yapandır. Ankaray metroda en fazla yüzde Melih Gökçek’e aittir. Metro borçlarının 25 yıl ödedim Ben borclarini 25 yıl boyunca ödedim son borçlar Mansur zamanında ödendi. 16,5 kilometrelik Çayyolu metrosuna biz belediye imkanlarıyla başladık 741 milyon harcadık bakanlığa devrettik bakanlıkta 727 milyon harcadı. Toplam 1.469.000.000 TL para harcamış oldu. Sincan metrosu 15.5 km. Büyükşehir Belediyesi yapımına başladı. 216 milyon TL harcadı. 2011 yılında %71.78’de ulaştırma Bakanlığı’na devretti. Keçiören metrosuna gelince Ankara Büyükşehir belediyesi metroya başladı 86 milyon $ harcadı. %43’le ulaştırma bakanlığına devretti. Ankara’ya Melih Gökçek döneminde toplam 64 km metro bitirildi. Mansur Yavaş defaatle televizyonlarda Melih Gökçek bir cm metro yapmamıştır diyerek milletin gözünün içine baka baka yalan söylemiştir. Defaatle kendisini televizyonlara davet ettim, korktu kaçtı gelmedi. Diyeceksiniz ki Melih Gökçek metroları niçin ulaştırma Bakanlığı’na devretti de kendi bitirmedi. Ben metroyu kendi imkanlarımızla bitiremeyeceğimizi gayet iyi biliyordum. Ancak ben iktidar partisine mensuptum, ve Sayın Erdoğan’ın metroya sahip çıkacağına %100 emindim. Ve metroları ulaştırma bakanlığına devrederek bitirdim. Yani bir noktada Ankara adına uyanıklık yaptım🤗 Gelelim Mansur Yavaş’ın metro vaatlerine. Mansur Yavaş 58 km metro yapacağını, ilk dokuz ay ila bir sene içerisinde tüm projeleri bitireceğini, dört yıl içerisinde ise 58 kilometrelik metronun kesinlikle bitireceğini defaatle televizyonlarda söyledi. Yayınlayayım diyorsanız hemen size bantlarını göndereyim. Mansur Yavaş hiçbir zaman, şu şart gerçekleşirse yaparım demedi. Kesin konuştu. Şu ana kadar da bırakın 58 km metro yapmak 58 cm metro yapamadı. Yani resmen Ankara halkını kekledi. Sayın Şaban sevinçten de rica ediyorum, benimle ilgili her konuda bilmeden konuşuyor. Netice itibari ile telefonun ucundayız. Açıp sorabilir. Evvelsi gün de sellerde benim dönemimde insanların öldüğünü söyledi. Açık yalandı. Gene böyle açıklama yaptım, düzeltmek zorunda kaldı ve dediki “gökçek dönemi değilmiş Mustafa tuna dönemiymiş.” Sayın Sevinç bir telefon mesafesindeyiz. Lütfen ara. Böyle mahcup olma. Tüm arkadaşlara selamlar.” AMA KÜBRA MESAJI KUŞA ÇEVİRDİ. KÜBRA SEN OBJEKTİF BİR YAYINCI DEĞİLSİN. KENDİNİ AKILLI SANAN, SOLCU MİLİTAN BİR YAYINCISIN. TV 100 SENİ REVİZE ETMELİ.

İbrahim Melih Gökçek

158,320 views • 2 years ago

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 views • 2 years ago

Reşad ile Son Birkaç Gün Edip Yüksel 17 Temmuz 2023 Burada kısmen tanık olduğunuz tartışma 22:52 ayetinin bir tecellisi oldu. Reşad'ın o sözlerine ve izleyen tartışmalardaki yanlış tavrına tepki gösterdim. 1989 yılının büyük bir kısmında her gün, 739 E 6th St, Tucson, AZ 85719 adresindeki Tucson Mescidindeki ofisimde Türkçe Kuran çevirisi üzerinde çalışıyordum. Amerika’nın en iyi mobilya mağazalarından birine sahip olan mimar AbdülHay Parnian adlı arkadaşımın hediye ettiği harika bir masanın üzerindeki Macintosh bilgisayarda Türkçe Kuran çevirimi bitirmek için uğraşıyordum. Reşad IBM bilgisayar kullanıyordu ama ben o yıllar Macintosh tercih ediyordum. O zamanlar IBM bilgisayarları kullanmak sıkıntılı idi. 1989 yılında Macintosh çok pahalıydı. Reşad, 2000 (iki bin) dolardan fazla ödeyerek bana bir Macintosh almıştı. Çeviriyi bir iki ayda bitirmemi bekliyordu. Reşad çok hızlı ve uzun saatler çalışan biriydi. Bu beklentisi realist değildi… Reşad da Mescid ’in Kuzey kanadındaki ofisinde İngilizce çevirisinin üçüncü baskısı üzerinde düzeltmeler yapıyordu. Lisa Spray, Mescidin karşı sokağındaki Arizona Üniversitesinde çalışıyordu. Öğle yemeği için Mescide gelirdi. İşten çıktıktan sonra da Mescide gelip birkaç saat Reşad’a editörlük, halkla iletişim ve benzeri ofis işlerinde yardımcı oluyordu. Lisa, Tanrının 19 sistemiyle çağımız insanına gönderdiği mesajını insanlara iletmek için istikrarlı bir biçimde gayret eden yiğit bir kadındı. Reşad ile Yatsı namazına kadar her gün yaklaşık 10-12 saat çalışıyorduk ve ayetler üzerinde tartışıyorduk. Reşad Mecit’e sabah namazında gidiyordu. Ben ise bir iki saat sonra çalışmaya başlıyordum. Behruz Mofidi adındaki bir münafığın 26 Ocak 1990 günü Cuma hutbesinde dile getirdiği bazı tavsiyeler o geceki toplu Kuran çalışmamızı etkileyip büyük bir tartışma çıkarmıştı. O tartışmada Mescitte bulunan yaklaşık 50-60 kişi üç gruba bölündü. Behruz’u destekleyenler, beni destekleyenler, ve kararsızlar. Mescitteki hutbelerin yaklaşık yarısını Reşad verirdi. Genelde Reşad bir sonraki hutbeyi verecek kişiyi belirlerdi. Bazen biri hutbe için gönüllü olurdu. Kuran çalışmaları da sürekli Mescid’e katılanlar tarafından idare edilirdi. Kuran çalışmasına öncülük edecek kişi, kadın veya erkek, bir hafta öncesinden belirlenirdi. 1989 yılında Mescitte Reşad’dan sonra en çok hutbe veren iki kişiden biri idim. Diğeri de Abdullah Arık adlı ODTÜ mezunu mühendis arkadaşımızdı. Behruz California'dan misafir geldiği için Reşad, son Cuması olacak toplantının hutbesini onun vermesini istedi. Behruz, Sünni/Şii geleneğinden aşina olduğumuz bir geleneği önerdi. Eski bir Şii idi ve eski dininin ve geleneğinin etkisinden tam olarak kurtulmamıştı. Bizim de bundan sonra Reşad'a ismiyle hitap etmememizi, Reşad odaya girince önünde ayağa kalkmamızı tavsiye etti hutbesinde. Namazdan hemen sonra Mescitteki müminler hutbeyi protesto etti. Hatta, kimya profesörü Dr Mahmoud Sabahi ve birkaç arkadaş yüksek sesle tepki gösterdi. Behruz’a katılıp katılmadığını sordular Reşad’dan. Reşad müminleri haklı buldu. Kendisine sadece Reşad diye hitap etmede devam etmelerini, ayağa kalkmamalarını istedi. Ancak aynı gecenin toplu Kuran Çalışmasında çıkan tartışmada, Reşad'ın Behruz Mofidi Shirazi ve Behruz’u destekleyen Douglas Brown ve Kay Emami gibi birkaç diplomalı cahile ve Muhteşem Erişen gibi birkaç münafığa meyletmesi beni çok rahatsız etti. Bu yüzden cumartesi günü, Mescide gitmedim. Reşad ile olan bağımı koparmayı düşünüyordum. Bu benim için ciddi teolojik, kişisel, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar üretecekti. Ama, 1 Temmuz 1986’da dinimi sadece Allah’a özgülemeye karar vermiş ve sadece O’na teslim olmuş biri olarak bu sınavı kaybetmeye niyetim yoktu. Tüm zorluklarına rağmen benzeri bir kararı alacaktım. Rabbime olan güvenim tamdı. Cumartesiyi eşimle birlikte geçirdim. O da benim gibi Cuma günü ve gecesi gelişen olaylardan şok olmuştu. Benden önce Reşad ile tanışmış ve her Cuma mescide giden ve hatta sabah erken işe giderken yolu üzerindeki Mescitte durup dua eden ve Kuran okuyan bir mümin idi. O da benim gibi hayal kırıklığı yaşıyordu. 1989’un Eylül’ünde evlenmiştik. Daha dört ay dolmamıştı. Eşimle birlikte Mescitten yaklaşık 5 mil uzaktaki Tangelwood Apartments kompleksinde 5’inci Street’e bakan bir apartman dairesinde yaşıyorduk. O günler daha çalışmaya ve para kazanmaya başlamamıştım. Ful-time Türkçe Mesaj çevirisi üzerinde çalışıyordum. Evimin kirasını, su ve elektrik masrafını Reşad bizzat üstlenmişti. Eşim de hastanede diyet uzmanı olarak çalışıyordu. Pazar günü Lisa Spray beni Mescitten telefonla aradı. Lisa Mescid'e gelmemi istiyordu. Olumsuz cevap verdim. Reşad’a kızgın olduğumu söyledim. Münafıklara meyletmişti. Lisa, Reşad'ın benimle görüşmek istediğini söyledi. İsrar edince otobüsle Mescid'e gittim. Reşad ile teke tek yüzleştim. Cuma gecesi söylediklerinin ve duruşunun Kuran'a aykırı olduğunu tekrarladım. Reşad hiç beklemediğim şekilde bana katıldığını ve tövbe ettiğini söyledi. Bu habere çok sevindim. Birlikte tövbe ettik. O anda 22:52 ayetinin tecellisini yaşadığımızı fark ettim. Aynı gece, yatsı namazından sonra ben ve Reşad Mescid’i tam terk edecekken FBI’dan olduklarını söyleyen iki sivil polis Mescid’e geldi. Reşad’ı öldürmek isteyen bir grubun varlığını haber verdiler. Salt Lake City’de polis aramasında şüpheli bir grubun evinde Mescidin krokisini bulmuşlar. Reşad’ı dikkatli olması için uyardılar. Polisler ayrıldıktan sonra Reşad bana “Lütfen, bunu Mecide gelen halka anlatma. Şeytan onları korkutmak ister” dedi. Ben de söz verdim. O anın ve konuşmanın, Reşad ile son görüşmem olacağı hiç aklıma gelmemişti. Kendisiyle cihatta yoldaşlık ve ayrıca baba ve oğul ilişkisine benzer bir ilişkimiz vardı. Benim Amerika’ya vize alarak gelmem için sponsor olmuş, ABD’ye geldiğimde tüm masraflarımı karşılayacağını taahhüt etmiş ve hatta tüm mal varlığını ve gelirini beyan etmişti (o belgeler hala yanımda duruyor). Reşad daha sonra eşimi istemem için benimle babasının evine gitmişti. Daha sonra, Eylül ayında United Submitters International’ın Tucson’ın kuzeyindeki Oracle köyü tesislerinde yaptığı yıllık konferansında nikahımı da kıymıştı. Kısacası, Reşad hem benim Sünni şirkinden ve rezaletinden kurtulmama vesile olmuş, hem hicret etmemde büyük yardımları dokunmuş, evlenmeme yardım etmiş ve daha sonra beni her yönüyle desteklemiş en yakın arkadaşımdı. Yani, polisin getirdiği bu haber beni hemen harekete geçirmesi gerekiyordu. Ama aksine hiç tepki gösteremedim. Akıncılar lideri olarak yaşadıklarım, kardeşim Metin’i genç yaşta kahpe kurşunlara kaybedişim, yıllarca ceza evlerinde işkence ve zulüm görüşüm ve özellikle son yıllarda yaşadıklarım beni bu tür haberlere ve uyarılara karşı duyarsız hale getirmişti. Sünni dinini terk edip dinimi sadece Allah’a özgülemeye karar verdiğim 1 Temmuz 1986’dan sonra ölüm fetvaları ve tehditleri almış, defalarca saldırıya uğramış ve hatta birkaç suikast teşebbüsü atlatmıştım. Bu yüzden, 28 Ocak 1990 gecesi Mescitte tanık olduğum polis uyarısını ve Reşad’ın bunu gizlememi istemesini normal bir olay olarak algılamıştım. Yani, 1976-1990 arasında yaşadığım trajik olaylara adapte olurken “haşlanmış kurbağa sendromuna” yakalanmıştım. Ölüm fetvaları ve tehditleri alan Reşad’ın da benzeri bir psikolojiyi yaşadığını sanıyorum. Halbuki normal bir insan FBI’nın bu haberinden sonra en yakın arkadaşının, gönüldaşının, ensarının, yoldaşının güvenliği için hemen harekete geçer. Mescid’in etrafında diğer arkadaşlarıyla birlikte nöbet tutardı… Daha sonra öğrendim ki ertesi gün Somalili arkadaşım Mahmud Abib ile konuşmuş ve ondan bir tabanca almıştı. Reşad bir dahaki Cuma'ya yetişemeyecekti. 31 Ocak 1990 Çarşamba sabahı, El-Kaida ile bağlantılı birkaç Sünni tarafından katledilecekti. Maalesef, 31 Ocak 1990 sabahı güneş doğmadan önce Mescid’in Euclid sokağına bakan kapısından girer girmez Mescid’e daha önce girip saklanan iki Sünni müşriğin saldırısına uğruyor ve beline koyduğu tabancayı kullanma fırsatını bulmuyor. Birkaç ay sonra, Behruz Reşad’a iftira ederek 19 Mayıs 1990’da Suudi Arabistan’a meteor düşeceği kehanetini üretecekti. Mesciddeki münafıklar ve eleştirel düşünmesini bilmeyen birkaç ahmak Behruz’un peşine takıldı. Behruz, Muhteşem, Kay, Douglas ve birkaç hadisçi-sünnetçi bu yalanı gazetelere ve televizyon şirketlerine gönderdiler. Hatta söyleşiler yaptılar. Bu ayrı ve uzun bir hikâye… Kısacası, tarih tekerrür etti. #ediMak

Edip Yüksel, J.D.

76,570 views • 3 years ago

ASELSAN’ımızın 50. yılını kutladığımız 2025’e finansal ve teknolojik performansımızla damga vurduk.🇹🇷 İşte satırlara sığmayan başarılarımızdan “bazıları”… ⭐️Borsa İstanbul’un en değerli şirketi konumuna yükseldik. ⭐️Türkiye’de ilk kez 1 Trilyon Lira piyasa değerine ulaşan şirket olduk. Bu rakamla, dünyada en değerli ilk 20, Avrupa’da en değerli ilk 10 savunma sanayii şirketi arasına girdik. ⭐️Seri üretim altyapımıza yaptığımız yatırımların katkısıyla, tarihimizin en yüksek yurt içi ve yurt dışı teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭐️Şirket tarihimizin en yüksek tutardaki yurt içi ve yurt dışı sözleşmelerine imza attık. ⭐️Beyin göçünü ilk defa pozitife çevirdik. Bir yıl içinde yurt dışından dönüp ASELSAN’da işe başlayan mühendis sayısı, ayrılan mühendis sayısının 2.5 katına ulaştı. ⭐️Uluslararası açılım stratejimiz ve yeni ihracat anlaşmalarımız kapsamında yurt dışı ofis/iştirak/tesis kurduğumuz ülke sayısını 25’e çıkardık. ⭐️Bu sene ilk defa eklenen 3 yeni ülke ile toplam ihracat yaptığımız ülke sayısını 95’e çıkardık. Önemli Faaliyetler/Teknolojik Gelişmeler: ✅ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayii yatırımı, 1.5 Milyar Dolar değerindeki Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temel atma törenini gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ı geleceğe taşıyacak, %40 kapasite artışı sağlayan 280 Milyon Dolar değerindeki 14 yatırımın açılışınıgerçekleştirdik. ✅ Aynı törende, 47 unsurdan oluşan ÇELİKKUBBE sistemlerinin ilk büyük teslimatını yaptık. ✅ MURAD AESA Burun Radarı entegre edilen Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN Arayıcı Başlığı ile donatılmış GÖKDOĞAN füzesiyle hedefi tam isabet vurdu. Bir insansız savaş uçağından ilk defa gerçekleştirilen bu hava-hava füzesi atışı, dünya havacılık tarihine geçti. ✅ ÇELİKKUBBE’nin Uzun Menzilli Bölge Hava Savunma Sistemi SİPER’in ilave batarya kabullerini gerçekleştirdik. ✅ ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden HİSAR O Hava ve Füze Savunma Sistemi’nin seri teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemi; FPV, Sabit Kanatlı ve Döner Kanatlı dronlara karşı etkinliğini kanıtladı. ✅ TCG İSTANBUL üzerinden HİSAR D Atış Kontrol Sistemi ile yapılan atışı başarıyla tamamladık. ✅ Bu yıl lansmanını yaptığımız EJDERHA, testlerde sürü dronları başarıyla imha ederek üretim aşamasına geçti. ✅ Sahada başarıyla kullanılan KORKUT’un birden fazla ülkeye ihracatını gerçekleştirdik. ✅ GÖKDENİZ için yeni ihracat sözleşmeleri imzaladık. Seri teslimatlarına devam ettik. ✅ Mavi vatanın caydırıcı gücü nokta hava savunma sistemi GÖKSUR, deniz yüzeyine yakın uçan (sea-skimming) hedefi başarıyla imha etti. ✅ Kahraman ordumuza seri teslimatlarına devam etiğimiz ALP 100-G ve ALP 300-G Erken İhbar Radarlarımızın ilk ihracatlarını da gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin havadan erken ihbar kabiliyetinin artırılması maksadıyla, hava aracına entegre (İnsanlı/İnsansız) Erken İhbar Radarı geliştirilmesine yönelik sözleşme imzaladık. ✅ CENK Dört Boyutlu Arama Radarımız, ülkemizden sonra dost ve müttefik ülkelerde de kullanıma alındı. ✅ STR Silah Tespit Radarımızın ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ HTRS Hava Trafik Kontrol Radar Sistemimizin ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin düşük görünürlüklü hedef tespitinde erken ihbar kabiliyetini artıracak ALP-400 UHF Radarı geliştirmeyebaşladık. ✅ SERDAR Sahil Gözetleme Radarımıza ilişkin ilk ihracat sözleşmelerini imzaladık. ✅ NATO üyesi Polonya ile elektronik harp sistemlerimize yönelik ihracat sözleşmesi imzaladık. ✅ Gelişmiş özelliklere sahip PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Uçuş testleri tamamlanan ANTIDOT 2-U/EA Elektronik Harp Sistemimiz, yurt içi ve yurt dışında operasyonel hale getirildi. ✅ Geliştirilmesi tamamlanan ANTIDOT 2-U/ES Elektronik Destek Sistemimizin seri üretim teslimatlarına başladık. ✅ Aktif Koruma Sistemimiz AKKOR’un teslimatlarına devam ettik. ✅ Parçacık etkili, milli sert hedef tapalı sığınak delici ve kızılötesi arayıcı başlıklı(IIR) olmak üzere 3 yeni varyantıgeliştirilen TOLUN’un çok uzun menzilli atışları başarıyla gerçekleştirildi. TOLUN’un ihracat faaliyetlerine de devam ettik. ✅ AKINCI, KIZILELMA ve ANKA-III platformlarına entegre edilen TOLUN, ülkemizin gövde içerisinden atılan ilk mühimmatı oldu. ✅ GÖKTAN Sistemi ile; TOLUN Mühimmatına, karadan karaya vuruş kabiliyeti kazandırdık. ✅ TOLUN atışlarında ASELSAN’ın özgün tasarımı KILAVUZ-31 Ataletsel Ölçüm Birimi kullanıldı. Seri üretime aktarılan KILAVUZ-31’le, güdümlü mühimmatların en kritik bileşenlerinden birinin daha millileştirme faaliyetlerini tamamladık. ✅ AKINCI, ANKA III ve AKSUNGUR’a entegrasyonu sağlanan LGK 82’nin yurt içi ve yurt dışı teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖZDE Güdüm Kiti, F-16 üzerinden yapılan atış testinde yüksek hızla hareket eden hedefi nokta atışla vurdu. Böylece ülkemiz milli güdüm kitleriyle hareketli hedefi vurma yeteneği kazandı. ✅ KGK-84’ün ilk uçuş ve atış testini başarıyla yaptık.Böylece 1 ton ağırlığında bir bombanın ilk kez çok uzun mesafeye milli güdüm kitleriyle atışı gerçekleştirerekülkemize önemli bir kabiliyet kazandırdık. ✅ Yeni Nesil Elektro-Optik Hedefleme SistemimizTOYGUN’u, Bayraktar KIZILELMA’ya entegre ettik.Böylece dünyada sayılı ülkenin yapabildiği elektro-optik teknolojisini ülkemize kazandırdık. ✅ Sahada yüksek adetlerde başarıyla kullanılan SARP ve SMASH sistemlerimizin birden fazla ülkeye ihracatınıgerçekleştirdik. ✅ ASAF-155 MOFA Çok Maksatlı Topçu Tapasının seri üretimine başladık. ✅ ASELFLIR-600, AKINCI ile tam performans test uçuşlarını başarıyla tamamladı. 225 km’den elde edilen net görüntüyle SİHA’ların keşif gözetleme kabiliyetini stratejik seviyeye ulaştırdık. ASELFLIR-600’ün seri teslimatlarına yönelik üretim faaliyetlerine başladık. ✅ Alanında dünyada lider ürün konumuna gelen ASELFLIR-500’ün 100. teslimatı gerçekleştirdik. NATO üyesi ülkeler dahil 20’den fazla ülkeye ihracat başarısına ulaştı. ✅ Bu yıl teslim ettiğimiz DRAGONEYE-2 kameralarımızda, ilk defa milli olarak geliştirdiğimiz foton dedektörlerikullanmaya başladık. ✅ Platform entegrasyonları yapılan Türkiye’nin ilk Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir Sistemi YILDIRIM, atış testlerinde başarısını kanıtladı. ✅ LUNA-1 alçak yörünge IoT uydumuz, SpaceX Falcon-9 ile fırlatıldı ve ilk sinyalleri Ankara'daki yer istasyonumuzdan alındı. ✅ TÜRKSAT 6A, ASELSAN’ın geliştirdiği haberleşme görev yükleriyle uzaydaki mesaisine başladı. ✅ Uydu haberleşme terminalimiz AcroSat Ku53-A, entegre edildiği çeşitli insansız hava platformları ile birlikte 10 farklı ülkeye ihraç edildi. ✅ SİHA’lara entegre edilen AcroSat Ku27-A terminali ile uçuşlar başarıyla gerçekleştirildi. ✅ Bayraktar KIZILELMA, düşük görünürlüklü milli IFF Birleşik Sorgulayıcı/Cevaplayıcı çözümümüz ile ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. ✅ ASELSAN tarihinin en büyük hacimli haberleşme ihracat sözleşmesini imzaladık. ✅ Yerli ve milli AcroSAT Ku120-M’yi ilk defa Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın kullanımına sunduk. ✅ Yeni nesil ARTCom 9682 V/UHF telsizimizin,SİHA’larımızla ihracatı gerçekleştirildi. ✅ Türkiye’nin ilk ve en büyük Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemi olan JEMUS Projesi, 2025 yılında devreye alınan sahalarla 81 ilin tamamında aktif hale geldi. ✅ Emniyet Genel Müdürlüğü için kurulan kriptolu haberleşme sistemi KETUM, 8 yeni ilde daha aktif hale geldi. ✅Türkiye’de ilk defa Adana ilinde Emniyet Teşkilatımız için geniş bant LTE Görev Kritik Haberleşme Sistemi devreye alındı. ✅ Mili data linkimiz T-Link’in yaygınlaştırma faaliyetlerine devam ettik. ✅ Denizlerde yeni bir savunma konseptini daha ülkemize kazandırdık. TCG ANADOLU'dan havalanan Bayraktar TB3, ASELSAN ALBATROS-S Kamikaze İDA'nın uzun mesafeden kontrol edilmesini sağladı. ✅ Türkiye’nin ilk yerli ve milli Ufuk Ötesi Düşük Frekans Çekili Sonar Sistemi DÜFAS’ın seri üretimine başladık. ✅ Farklı varyantlara sahip DERİNGÖZ Otonom Sualtı Aracımız, dalış testlerinde görevlerini başarıyla gerçekleştirdi. ✅ MARLİN SİDA’mızdan SMASH Uzaktan Komutalı Silah Sistemi atışlarını başarıyla tamamladık. ✅ Denizlerimizin kontrolü ve güvenliği için ASELSAN mühendisliğinin gücüyle geliştirilen NAVTEX sistemleri, Mavi Vatan'da göreve başladı. ✅ Deniz Ataletsel Navigasyon Sistemimiz ANS 610-M’yi ilk defa donanmamızın envanterine kazandırdık. ✅ ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülen, dünyanın en kapsamlı MEKO Sınıfı Fırkateyn Modernizasyon Projesi olan BARBAROS yarı ömür modernizasyonu kapsamında ilk geminin teslimatını gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ın gelişmiş teknolojileriyle donatılan ZMA’ların modernizasyonlarını tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetlerimize teslim ettik. ✅ FIRTINA-II Obüslerinin Atış Kontrol Sistemlerimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Atış kontrol, aktif koruma, kayar bilezik, periskop ve benzeri kritik ASELSAN teknolojileriyle donatılan ALTAY tanklarının ilk teslimatları gerçekleşti. ✅ Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ-II, yerli ekran ile tasarlanmış olan ADEN Çok İşlevli Gösterge Birimi ile ilk uçuşunu gerçekleştirdi. ✅ Sivil Sertifiye Hava Navigasyon Sistemi ANS 611-A’nın ilk teslimatını gerçekleştirdik. ✅ Yeni nesil aselMAS aviyonik suitimiz kullanılarak modernize edilen S-70A Helikopterini Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kazandırıldı. ✅Milli Muharip Uçağın kritik bileşeni olan ve ASELSAN tarafından özgün olarak geliştirilen KILAVUZ 40 AtaletselÖlçüm Birimlerinin ilk teslimatını tamamladık. ✅ Kamu Hastanelerinin kullanımına yönelik 330 adet cihazı kapsayan sözleşme kapsamında, HealthView Mobil Dijital Röntgen Cihazlarımızın ilk 30 adedini Sağlık Bakanlığımızateslim ettik. ✅ 2025 yılında kan testleri başarıyla tamamladığımız LIFELINE HLM Kalp Akciğer Makinesinin seri üretimine yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. ✅ Taşınabilir Otomatik Şok Cihazımız Heartline OED cihazımız yurt içinde ve yurt dışında 15 binden fazla adette teslim edildi. ✅ BorderGuard Sınır Güvenliği Sistemimiz yeni eklenen bölgelerle birlikte 3 bin kilometreye yakın alanda hudutlarımızın korunmasına etkin şekilde katkı sağlamaya devam etti. ✅ Ülke genelinde yaygın kullanımda olan CityGuard Kent Güvenliği ve FacilityGuard Kritik Tesis Güvenliği çözümlerimizin ilk ihracatı gerçekleşti. ✅ 225 km/saat işletme hızı ile Türkiye’de geliştirilip, üretilecek en hızlı tren olma özelliğine sahip Milli Hızlı Tren için aselRAIL Çekiş Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemlerimizi TÜRASAŞ’a teslim ettik. ✅ GoA4 seviyesi tam otomatik (sürücüsüz) Milli Metro Sinyalizasyon Sistemimizin test ve kalifikasyon sürüşleribaşarıyla gerçekleştirildi. ✅ 2025 sonu itibariyle yapay zekâ analizleri ve görüntü işleme özelliklerine sahip, 100 bini aşkın ODAKAN Yaka Kamerası milletimizin güvenliği için kullanıma alındı. ✅ Güvenlik birimlerimiz için geliştirilen ODAKAN Yaka Kamerası, Türk futbol sahalarında görevine başladı. Ekosistemimize Kattığımız Güç: ✅Yerli tedarikçilere verdiğimiz toplam sipariş tutarını geçtiğimiz seneye göre %82 oranında artırdık. ✅Bu yıl içinde tedarik ekosistemimizle birlikte 103 ürünü millileştirdik. ✅ Yerli ve milli üretimi artırmak, kritik teknolojilerin üretiminin Anadolu’ya taşınmasını ve kapasite artırımını sağlamak amacıyla Gaziantep ve Malatya’da iki yeni iştirak kurduk. Bu sayede spin-off firma sayımız 5’e yükseldi. ✅ Akademi-sanayii iş birliklerimiz kapsamında geleceğin teknolojilerini üretmek üzere ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe Üniversitesinde, 6 farklı ortak araştırma laboratuvarı (ASELABS) kurduk. ✅ Yeni açılanlarla birlikte toplam Ar-Ge Merkezi sayımız11’e çıktı. ✅ ASELSAN Girişimcilik Merkezimizde 10 girişimciyi destekledik; bunlardan 4 girişimin geliştirdiği bileşenlerürünlerimizde yer aldı. Ödüller/Kurumsal Gelişimimiz: ✅ BİST Sürdürülebilirlik 25 Endeksine, A+ not ile birinci sıradan girdik. ✅ Kurumsal Yönetim derecelendirme notumuz, 9,50 ile tarihi zirveye ulaştı. ✅ Ar-Ge 500 sıralamasında, 9 kategoride 6 birincilik alarak Ar-Ge’deki gücümüzü bir kez daha kanıtladık. ✅ İSO “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında 17’nci sırada yer aldık. ✅ En Gözde Şirketler Araştırması savunma sanayii sektöründe birincilik ödülünün sahibi olduk. ✅ Capital500 listesine göre savunma sektörünün en büyük şirketi olduk. ✅ Sürdürdüğümüz İnsan Kaynakları projeleriyle uluslararası alanda 9 farklı ödül almaya hak kazandık. ✅ Bilgi yönetimi ağ altyapılarında uyguladığımızçözümlerle, Global Technology Awards tarafından NetworkTech kategorisinde en yüksek puanla Altın Plaket ödülünü kazandık. ✅ Net sıfır emisyon yol haritamız, karar destek yapay zekâ uygulamalarımız, The Stevie International Business Awards2025’te 3 kategoride ödül kazandı. ✅ CDP İklim Değişikliği ve Su Yönetiminde küresel ve ülke ortalamasının üzerinde puan alarak ve Su kategorisinde A- puanı ile liderlik seviyesine ulaştık. ✅ RoSPA Sağlık ve Güvenlik Ödüllerinde altın ödül alarak iş sağlığı ve güvenliği kültürüne olan bağlılığımızı kanıtladık. ✅ “ASELSAN’ın Sürdürülebilirlikte Lider Uygulamaları” başlıklı başvurumuz ile Green Apple Çevre Ödüllerinde ilk altın ödülümüzü alarak sürdürülebilirlik alanındaki başarımızı da zirveye taşımış olduk. ✅ Endüstriyel tasarım faaliyetlerimiz kapsamında uluslararası prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award 2025’ten ödülle döndük. ✅ LinkedIn’in Türkiye genelinde kariyer gelişimi için en iyi iş yerlerini açıkladığı Companies 2025 listesinde yer aldık. ✅ ASELSAN’da devreye alınan yapay zekâ uygulamaları ile bir yılda ortalama 35 milyon dolarlık verimlilik artışı sağladık. ✅ “Gençler Tarafından En Çok Çalışılmak İstenen Savunma Sanayi Şirketi” kategorisinde altın ve a Yetenek Programıyla “En Beğenilen İşe Alım Programı” kategorisinde gümüş ödülün sahibi olduk. Bütün bu başarılarda bize her zaman destek veren Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimize, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, tüm paydaşlarımıza, kahraman ordumuza ve aziz milletimize şükranlarımızı sunuyorum. Bu başarıların esas kahramanı olan, ASELSAN’daki fedakâr arkadaşlarımın her birine yürekten teşekkür ediyorum. 2026’da da ilkleri ve alanında en iyileri geliştirmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.🇹🇷 #ASELSAN #2025

Ahmet Akyol

61,712 views • 7 months ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin paylaşıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, bu hafta Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığımızda gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında şu bilgiler paylaşıldı: SİVAS KONGRESİ’NİN 106’NCI YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yeni eğitim-öğretim yılı kapsamında; Kara Kuvvetleri Komutanlığının subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli ve yükümlü erlerinin eğitim faaliyetlerini yürütmekle görevli Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığımızda icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Bu vesileyle 1 Eylül itibarıyla başlayan yeni eğitim-öğretim yılının Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, tüm personelimize çalışmalarında başarılar diliyoruz. Ayrıca, - Vatanımızın istiklali için topyekûn mücadele kararının alındığı ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin 106’ncı yıl dönümünü, - İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yılını ise şimdiden kutluyor, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Birçok anlamlı ve özel etkinlikle kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü münasebetiyle, Anıtkabir'e akın eden 639 bin 497 ziyaretçimiz ile yoğun kalabalıktan dolayı ziyaret gerçekleştiremeyen tüm halkımıza şükranlarımızı sunuyoruz. 1 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Savunma ve güvenliğimizin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemize yönelik risk ve tehdit unsurları ile mücadelesi kapsamında son bir hafta içerisinde; - 1 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama; mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, - Teröristlere ait ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiştir. Ayrıca, “Suriye Harekât Alanları”ndaki Tel Rıfat ve Menbic’de imha edilen tünel uzunluğu 580 kilometreye ulaşmıştır. HUDUTLARDA 326 ŞAHIS YAKALANDI Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda ise, - Son bir hafta içerisinde, 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 326 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 5 bin 834 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 861 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 47 bin 718’e ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Van ve Hatay hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 42 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR Geniş bir coğrafyada güvenlik, barış ve istikrara önemli katkılar sağlayan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dost ve müttefik ülkelerdeki eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. Bu vesileyle, dost ve kardeş ülke Özbekistan’ın 1 Eylül Bağımsızlık Günü'nü kutluyoruz. GAZZE’DEKİ DURUM İZAH EDİLEMEZ BİR HAL ALDI Gazze’de bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların katledildiği ve açlıktan öldüğü mezalimi acımasızca devam ettiren İsrail, soykırım suçu işleyerek dünyanın gözü önünde en temel insani değerleri hiçe saymaktadır. Söz konusu katliamın durdurulamaması uluslararası toplum için izah edilemez bir hâl almıştır. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumun bu süreçteki yetersizliği derin bir hayal kırıklığına yol açmaktadır. Ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözüm temelinde adil ve sürdürülebilir barışı tesis edecek adımların atılması için uluslararası toplumun baskı ve yaptırımlarını artırması gerekmektedir. Filistin halkının yaşadığı mezalim karşısında Birleşmiş Milletlerin adaletin tesisinde aktif rol oynamasının sağlanması için ülkeleri harekete geçmeye çağırıyoruz. İşgali genişletme zeminini hazırlamak maksadıyla Filistinlileri Gazze’den tehcire zorlamayı hedefleyen İsrail’in sinsi planlarını şiddetle reddediyoruz. Ayrıca, uluslararası hukuku hiçe sayarak bölge ülkelerine karşı zorbaca saldırılar düzenleyen; bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı yok etmeyi kendisine düstur edinen İsrail’in derhâl bu tavrından vazgeçmesini bekliyoruz. SAYIN BAKANIMIZ, SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ÇİN ZİYARETİNE EŞLİK ETTİ 28 Ağustos’ta Ankara’ya ziyaret gerçekleştiren Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri ile Bakanlığımızda bir araya gelen, Aynı gün (28 Ağustos) İstanbul’da gerçekleştirilen TEKNOFEST Mavi Vatan’a katılan Sayın Bakanımız; 29 Ağustos’ta Bakanlığımızda düzenlenen Rütbe Terfi Töreni’ne iştirak etmiş, ardından Özbekistan ve Pakistan’ın Ankara Büyükelçilerini kabul etmiştir. 30 Ağustos’ta; Anıtkabir’de gerçekleştirilen törene, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki tebrigata, Devlet Mezarlığındaki Anma Töreni ile Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarının Kara Harp Okulundaki Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’ne katılan Sayın Bakanımız; Müteakiben (31 Ağustos-1 Eylül) Sayın Cumhurbaşkanımızın “Şanghay İş birliği Örgütünün 25’inci Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi” dolayısıyla gerçekleştirdiği Çin ziyaretine refakat etmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız; - 30 Ağustos’ta, resmî temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelen Moldova Genelkurmay Başkanı ile görüşmüş, - 1 Eylül’de ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirerek Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar başta olmak üzere üst düzey ziyaret ve görüşmeler yapmış, askerî birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunmuştur. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız, 3-4 Eylül tarihlerinde Pakistan’a ziyaret gerçekleştirmektedir. TSK EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Kara, deniz, hava, uzay ve siber alanda daha etkin, caydırıcı ve hazır bir Türk Silahlı Kuvvetleri için eğitim ve tatbikat faaliyetlerimiz aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda, - 1 Eylül’de başlayan ve Adapazarı/Sakarya’da icra edilen Yıldırım Seferberlik 2025 tatbikatı 12 Eylül’e kadar devam edecektir. - 1-12 Eylül tarihleri arasında İtalya’da Dynamic Move-II NATO Mayın Harekâtı, - 1-26 Eylül tarihleri arasında Portekiz’de Repmus/Dynamic Messenger NATO Deniz Harekâtı, - 3-17 Eylül tarihleri arasında Katar’da İbrar-V Kıyı Savunma Özel tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. - 8-12 Eylül tarihleri arasında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı arasında eğitim, iş birliği ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek maksadıyla kara, deniz ve hava unsurlarımızın katılacağı Şehit Yüzbaşı Cengiz TOPEL Akdeniz Fırtınası tatbikatının yapılması planlanmaktadır. Söz konusu tatbikata ülkemizden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden kara, deniz ve hava unsurları katılacaktır. - Yine, 8-12 Eylül tarihleri arasında ülkemiz ev sahipliğinde Doğu Akdeniz’de icra edilecek Dynamic Guard-II/2025 tatbikatına; TCG Gediz, TCG İmbat, TCG Osmangazi ve NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’de görevli TCG Barbaros gemilerimiz katılacaktır. Ayrıca, - 7-12 Eylül tarihleri arasında Bulgaristan’da NATO Doğal Afet Yardım Harekâtı, - 8-26 Eylül tarihleri arasında Romanya’da Steadfast Interest-II, - 9-19 Eylül tarihleri arasında Batı Karadeniz’de Bulgaristan ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Triton-2025 Mayın Harekâtı Davet tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. TCG Sancaktar çıkarma gemimiz tarafından, 2-19 Eylül tarihleri arasında icra edilen Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerimizin İleri Deniz Eğitimleri kapsamında; - 4-6 Eylül tarihleri arasında Foça/İzmir’e liman ziyareti yapılmakta olup, - 9-12 Eylül tarihleri arasında Gazimağusa/Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, - 15-17 Eylül tarihleri arasında ise Aksaz/Marmaris’e liman ziyaretleri gerçekleştirilecektir. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Lissus gemisi tarafından, NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında, 2-4 Eylül tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmakta, - İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Bergamini tarafından 6-8 Eylül tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - 31 Ağustos’ta “2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet ve Sancak Devir-Teslim Töreni” faaliyetleri kapsamında İzmir’de, - 1 Eylül’de “2025-2026 Uçuş Eğitim Yılı Açılışı” kapsamında Kütahya/Dumlupınar ve Çanakkale/Şehitler Abidesi’nde, - Aynı gün (1 Eylül) “Uşak'ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu Etkinlikleri” kapsamında Uşak’ta, - 2 Eylül’de “Eskişehir’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu Etkinlikleri” kapsamında Eskişehir’de muharip uçak geçişleri yapılmıştır. - Bugün (4 Eylül) “4 Eylül Sivas Kongresi Kültür ve Sanat Şenlikleri Yıl Dönümü Kutlamaları” kapsamında Sivas’ta SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu icra edilmektedir. Kurtuluş günleri vesilesiyle; - 5 Eylül’de Susurluk’ta, 6 Eylül’de Aydın’da muharip uçak geçişleri, - 6 Eylül’de Balıkesir’de SOLOTÜRK, - 9 Eylül’de ise İzmir’de Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşları yapılması planlanmaktadır. 9 Eylül’de İzmir’de ayrıca Deniz Kuvvetlerimize ait iki gemimiz halkımızın ziyaretine açılacaktır. Türk Yıldızları ekibimiz ayrıca, 6-7 Eylül tarihlerinde “İtalyan Akrobasi Timi "Frecce Tricolori"nin 65'inci Yıl Dönümü Kutlamaları” kapsamında İtalya/Rivolto’da gösteri uçuşu icra edecektir. Diğer yandan; NEXUS ACE kapsamında, 2 Eylül’de muharip ve destek uçaklarımız ile NATO AWACS uçağının katılımıyla eğitim uçuşları gerçekleştirilmiştir. NEXUS ACE görevi kapsamında 4 ve 5 Eylül tarihleri için de uçuş planlaması yapılmıştır. Sayın Bakanımızın davetlisi olarak Azerbaycan’dan gelen aziz şehitlerimizin yakınları 28-31 Ağustos tarihleri arasında Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz tarafından Ankara’da ağırlanmıştır. Mehteran Birlik Komutanlığımızca; - 6 Eylül’de Balıkesir’in Düşman İşgalinden Kurtuluşunun Yıl Dönümü kapsamında Balıkesir’de, - Tokat’ın Fethi’nin yıl dönümü kapsamında ise 10 Eylül’de Niksar, 11 Eylül’de Tokat’ta konser verilmesi planlanmaktadır. YENİ TB-3 SİHA’LAR ENVANTERE GİRDİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesinin, yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle artırılmasına yönelik faaliyetler kapsamında; Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Bayraktar TB-3 SİHA ile - İLTER J-350 karıştırma sistemi, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Ayrıca, Genel Maksat Helikopteri projesi kapsamında 4’üncü T-70 helikopteri muayene ve kabul faaliyetleri sonrası Hava Kuvvetlerimizin envanterine girmiştir. TEKNOFEST MAVİ VATAN BAŞARIYLA TAMAMLANDI 28-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda düzenlenen ve yaklaşık 175 bin kişinin ziyaret ettiği TEKNOFEST Mavi Vatan başarıyla tamamlanmıştır. Başta çok maksatlı amfibi gemimiz TCG ANADOLU olmak üzere muhtelif çıkarma, kurtarma ve mayın avlama gemisi, fırkateyn, korvet ve denizaltılar ile helikopter ve amfibik kara araçlarından oluşan Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın envanterindeki unsurlar halkımızın ziyaretine açılmıştır. İLK 100’DE YER ALAN SAVUNMA SANAYİİ ŞİRKETLERİMİZİ KUTLUYORUZ Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatları tamamlanmış olup Şirketimiz 2-5 Eylül tarihleri arasında Polonya’da düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük savunma sanayi fuarlarından olan MSPO-2025'e katılmakta, fuara Bakan Yardımcımız Sayın Bilal Durdalı da iştirak etmektedir. Öte yandan, dünyanın en iyi savunma sanayi şirketlerinin yer aldığı “Defence News Top 100” listesinde yükselerek yerini sağlamlaştıran Bakanlığımıza bağlı ASFAT ve Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz ile ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN’ı kutluyor, savunma sanayimize güç katan ve bizleri gururlandıran çalışmalarında başarılar diliyoruz. DEPREM FELAKETİNİN YAŞANDIĞI AFGANİSTAN’A YARDIMLARI ULAŞTIRDIK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetlerine de yurt içinde ve dışında ilgili bakanlık ve kurumlarla koordinasyon içerisinde destek vermeyi sürdürmektedir. Afganistan’da meydana gelen deprem sonrası AFAD ve Kızılay tarafından hazırlanan yardım malzemeleri Hava Kuvvetlerimize ait A-400M uçağımız ile 3 Eylül’de Afganistan’a ulaştırılmıştır. Bu vesileyle dost ve kardeş Afgan halkına başsağlığı, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. KAYBOLAN İŞ İNSANININ NAAŞI DENİZ KUVVETLERİMİZ TARAFINDAN ÇIKARILDI Diğer taraftan 4 Ağustos’ta Marmara Denizi'nde kaybolan iş insanının naaşı 3 Eylül’de Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Alemdar ve TCG Işın arama kurtarma gemilerimizin ROV cihazları ile 90 saat ve dalgıçlarımızın 12 saatlik dalışları ile yapılan ortak çalışmaları sonucunda çıkarılarak Sahil Güvenlik ekiplerine teslim edilmiştir. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Ülkemizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, - Karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya, - Sahip olduğu güçlü imkân-kabiliyetleri ve nitelikli personeliyle üstlenmiş olduğu her türlü görevi başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

27,323 views • 11 months ago

Süleyman Seba’nın 13 Şubat 2000 Tarihli Veda Konuşması Yönetim kurulu arkadaşlarımın çalışma programlarını takdiminden sonra sizlere hitap etmek için söz almış bulunuyorum. Hepinizi şahsım ve yönetim kurulu arkadaşlarım adına selamlıyorum. Ülkemizin karşılaştığı deprem felaketi ile hayatını kaybedenlere rahmet, hastalarımıza şifa diliyorum. Böylesi bir felaketi bir daha vatandaşlarımıza göstermemesini ulu Tanrı’dan niyaz ediyorum. 2000'lı yılların ülkemize, ulusumuza ve Beşiktaş camiasına sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum. Beşiktaş kulübünde hak ve söz sahibi olan ve hesap verilecek tek organ durumunda bulunan siz değerli genel kurul üyelerine hesap verebilmek amacı ile söz almış bulunuyorum. Ayrıca son 2 yıllık yönetim döneminde göreve geldiğimiz günden başlayarak bugüne dek, gerek şahsıma ve gerek yönetimdeki arkadaşlarıma reva görülen ağır hakaretlere cevabın ancak kurulunuzda verilebileceğinin bilincinde bulunmaktayım. Bütün bu saldırı ve hakaretlere cevap vermekten aciz değildik. Ancak şahsımı ve yönetim kurulumuzu rencide edecek boyutlara ulaşan beyanlar karşısında koyacağımız tepkinin, Beşiktaş için hayırlı olmayacağı görüşü ile içimize sindirememekle beraber sessiz kalmayı tercih ettik. Ancak, her hesabın görüleceği bu genel kurulda, o günlerde duyduğum üzüntüyü sizlerle paylaşma isteğimi de normal karşılayacağınızı tahmin ediyorum. Beşiktaş kulübünün hiç kimsenin tasarrufunda olmadığı, kulübün tek sahibinin siz değerli genel kurul üyeleri olduğu, malumunuzdur. Kulüp idaresinin ise prensipler manzumesi çerçevesinde, kulübümüzün tüm manevi değerlerini göz önüne alarak yapılması gerektiğine inanmaktayız. Aslında kulübümüzün kamuoyundaki saygınlığı buradan kaynaklanmaktadır. Her zaman temel kural olan “usül, esastan önce gelir “ prensibine bağlı kalarak üyelerin üretici, yapıcı ve kulüplerine faydalı olabilmeleri için söylemek istediklerini yönetimin içinde usul ve esaslara uygun, Beşiktaşlılık nezaketi ve asaleti içinde söylemeleri beklenen temel konudur. Görev alan başkan ve yönetim kurulları 2 yıl çalışıp yeniden genel kurulun önüne gelirler ve hesap verirler. yüce kurulunuz bana 8 kere başkanlık görevini vermiştir. Hatalarımıza anlayış gösterdiniz, sevaplarımıza destek verdiniz, hoşgörülü davrandınız, sabır gösterdiniz, sizlere teşekkür borçluyum. Bana 16 sene tahammül eden sizlere su andaki samimi hislerimi anlatmak isterim. 1943 yılında Beşiktaş kulübüne geldim. 1945'de A takımında oynamaya başladım. Mütevazı futbol yaşantımdan sonra, 1954'de futbolu bıraktım ve çeşitli dönemlerde değerli başkanlarla çalışma onurunu elde ettim. Hayatta olmayanlara Tanrı’dan rahmet diliyorum. 1984 yılında sayın Mehmet Üstünkaya ile girdiğimiz centilmence bir yarışta tensiplerinizle kulüp başkanlığına getirildim. 16 yıl geçti. 8 kongre geçirdik. İtimat ettiniz, göreve devam ettim. Kısaca anlatmaya çalıştığım şu üç cümle, 97 yıllık kulübümüzün 57 yılında var olduğumu ifade etmektedir. Hepiniz biliyorsunuz, tüzüğümüzde de belirtildiği gibi, bizim düşüncelerimiz ve hedefimiz sporu desteklemek ve geliştirmek, ülkeye başarılı sporcular yetiştirmek, başarılı olmanın anahtarlarını gençlere sunmak, geleceklerini hazırlamak, sosyal ortamlarını ve iletişimlerini, kültür, sanat ve sporla geliştirmek ve kulübümüzü, ulu önder Atatürk’ün ifade ettiği gibi “ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim.” düsturunu ilke edinerek BJK’nın vizyonundan ödün vermeden yolumuza devam etmek idi. Hiç hata yapmadık mı? Hata insanlar içindir. Zaman zaman hatalar yaptık. Bugünkü kulübümüz, kısır döngüden çıkmış, sağlıklı yapıya kavuşarak her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugünün Beşiktaş’ı artık ne dedikodulardan medet umacak kadar güçsüz ne de gerçek dışı bazı şeyleri Beşiktaşlılık diye etrafa empoze etmeye çalışanların himayesine muhtaç olacak kadar sahipsizdir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, kulübümüzün hakiki sahipleri sizlersiniz. bu noktalara beraberce vardık. Geriye dönmekte artık fayda yoktur. Yönetimde bulunanlar veya yönetime talip olanlar: talip olmak için kurulan gruplar, siz kongre üyelerine inandırmanın yollarını aramalı ve icraatları ile ispatlamalıdırlar. Geleceğimiz için yeni ufuklar açmalıdırlar. Her zaman söyledik, kişilerin tek tek birçok problemi halletmesine imkân yoktur. Hepimiz, dönmesi gittikçe hızlanan bu çarkın birer unsurlarıyız. Bu unsurlar eğer Beşiktaşlılık felsefesinin temel tarifinde birleşmiş, anlaşmış ise, çarkın teklemesi artık mümkün değildir. Bu düşüncelerden hareketle, 16 sene içinde gerçekleştirdiğimiz tapuları kulübümüze ait, bugünkü ekspertiz değeri 125 milyon dolar olan Fulya tesisleri, BJK plazamız ve modern kulüp binamız var. Bu arada BJK’nın geleceği için çok önemli olacağına inandığımız ve tüm Beşiktaşlıların duyarlı olması gereken Fulya projesi önemli gelişmeler göstermektedir. Bu proje benim en büyük hayallerimden birisidir. Gerçekleştiğini görmek tüm Beşiktaş camiasını mutlu edecektir. Ayrıca 49 yıllığına devletten kiraladığımız Ümraniye’de 145 dönüm BJK’nın geleceğini hazırlayacak olan ve öncelikle çim saha yapımına başlanılan tesislerimiz var. Zamanında asla alınamaz diye dedikodular çıkartılan, açılışında ilk golü atmak bana nasip olan, isimleri, zaman zaman Mithat Paşa, Dolmabahçe, İnönü stadı olarak anılan stadın, seneler sonra yine bizim dönemimizde, büyük mücadelelerle camiamıza BJK İnönü stadı olarak mal edilmesi, benim ve hepimiz için en büyük gurur ve prestij kaynaklarından biridir. Rahmetli Hakkı Yeten stadımızın hemen üstünde açtığımız kapalı spor salonumuz, tüm salon sporlarına hizmet vermektedir ve gelecekte başarılı sporcularımızın yetiştiği yuva olacaktır. Yıllarca kulübümüze kazandırılması için uğraşılan Akatlar tesislerindeki hukuki davalar, kulübümüz lehine sonuçlanmıştır. bu konuda büyük emekler veren, sayın Erdoğan Tuncer’e teşekkür ediyorum. Yine çeşitli vesilelerle zaman zaman aralarında bulunmaktan mutluluk duyduğum, temelinde eğitim, kültür ve spor yatan, ülkemizin gurur kaynağı eğitim kurumlarından birisi olmaya aday hayata geçirdiğimiz BJK Koleji var. BJK akaryakıt istasyonu, Mart ayında faaliyete geçecektir. Beşiktaş Belediyesinden kiraladığımız, üyelerimizin ayrıca sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik Çilekli tesislerimiz sosyal yaşantımızın bir parçasıdır. Bu ara gerçekleştirdiğimiz projelerden birisi olup, büyük üzüntülere sebebiyet veren Yeşilköy projesi hazine ve varisler arasında bizim de müdahil olduğumuz dava uzun yıllar devam etmiş, mahkemenin varisler lehine karar vermesi dolayısıyla tarafımızdan kullanılamaz hale gelmiştir ancak 2007 yılına kadar kullanma hakkı bize ait olduğu için yeni mal sahipleri ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünden 49 yıllığına kiraladığımız Pendik kürek tesislerimizin önündeki denizin doldurularak sahil yolu geçmesi dolayısıyla kürek sporu fevkalade zorluklarla yapılmaktadır. Üyelerimizden gelen önerileri dikkate alarak çözümü için kartal belediyesi ile temaslar sürdürülmektedir. futbol alt yapımız özünde söylenenlerin aksine en fazla dikkat ettiğimiz bir husustur. Neticeleri ortadadır. “Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğin ile ilgilenir.” Bütün bu gelişmelere rağmen tesisleşmeyi bir yana bırakıp, başarıyı sadece profesyonel futbolla ölçenlere sesleniyorum: 16 senelik dönemimizde kulübümüz profesyonel futbol takımına yapılan haksız eleştirilere rağmen, aralıksız her sezon şampiyon kulüpler, şampiyonlar ligi, kupa galipleri ya da UEFA kupasına katılma başarısı göstermiştir. Hizmet dönemimizde profesyonel futbol takımımızın kazandığı toplam 9 lig şampiyonluğunun 5'ini, toplam 5 kez kazandığımız Türkiye Kupası’nın 4'ünü, toplam 7 kez kazandığımız Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın 5'ini, toplam 6 kez kazandığımız Başbakanlık Kupası’nın 2'sini ve toplam 11 kez kazandığımız TSYD kupasının 6'sını müzemize götürdük. Toplamı 22 kupadır. Üzülerek ifade etmek isterim ki, 16 yıllık bu bilanço ortada iken, bu başarıları birlikte yaşadığımız ve birlikte yönetimde yaşanan güzelliklerin kararlarına imza atan ve yine BJK sayesinde toplumda yer tutan, meslek edinen, ayrıca futbol oynadıkları dönemde emeklerinin karşılığı BJK tarafından en iyi şekilde verilen bazı kişilerin basın kanalıyla kulüplerini, şahsımı ve şahsımda yönetim kurulu arkadaşlarımı suçlaması nankörlük değil de nedir? “İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim insanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim insanlarla yaşadım, insanlardan nankörlüğü gördüm. dostlarım, dostlarım… ama ben dostlarımdan çok korkarım” diyen düşünürlere hak vermemek elde değil. Sayın üyeler; Bizler de muhalefette bulunduk. Kulübe hizmeti geçen hiçbir kimseye hakaret etmedik. Dolayısıyla camiayı yıpratmadık. Kendi futbolcularımıza sahada arkamızı dönmedik. Böyle çirkin organizasyonları muhalefetin bir yolu olarak görmedik. Bizim camiamız farklı dedik. Vefa hislerinin maddi değerlerden çok önde olduğunu her zaman belirttik. Şimdi bu kazandığımız mal varlıklarını, kulübümüzün eriştiği noktaları bir kenara bırakıyorsanız, 16 sene zarfında kulübün ne kadar büyüdüğünü görmek istemiyorsanız, 55 milyon dolarlık bütçeye erişmeyi görmezlikten geliyorsanız, hizmetimizin karşılığını sadece profesyonel futbol takımı başarı veya başarısızlıklarıyla ölçüyorsanız; yapılaşmayı, kurumsallaşmayı bir kenara bırakıyorsanız, o zaman sizlere tamamlanması gereken hizmetleri de hatırlatmak isterim: Eğitim faaliyetlerine ağırlık verip bir an önce vakıf kurma çalışmaları BJK’nın lehine olacak şekilde tamamlanmalıdır. Kulübümüzün 100. yıl kutlamaları için acilen genel kurulca tasvip edilen bir komisyon kurulup çalışmalarına başlamaları lazımdır. Modern çağın şartları altında kulübümüzün tüm menfaatlerine zarar gelmeyecek şekilde şeffaf, adil, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi şirketleşmesinin gerekli olduğu da bir gerçektir. Sevgili Beşiktaşlılar; Bu kongreyi ben herhangi bir kulübün kongresi havası içinde düşünmüyorum. Kulübümüz bizim yuvamız. hepimiz gözümüzü bu kulüpte açtık. Belki de çoğunuzun çocukları sizlerin sayesinde gözlerini dünyaya Beşiktaşlı açtı. Büyüdüler, büyümekteler. Sizlerin görevi bu noktadan sonra kulübümüze sahip çıkmaktır. Kulübümüz yeni yüzyılda geçmişimizden elde ettiği güçle yeni adımlar atmak zorundadır. Değerli Genel Kurul Üyeleri; Kulübümüzün vizyonunu, bu vizyondan hiçbir taviz vermediğini, bu vizyona yabancı hiçbir oluşumun maskesi olma durumuna düşmediğimizi ifade ettim. Beşiktaş’ın saygınlığının temel taşları bunlardır. Bu şartlar olmazsa olmaz şartlardır. Bu vizyona yabancı oluşumların zırhı durumuna gelmenin Beşiktaşımızın saygınlığına büyük darbe vuracağı kuşkusuzdur. Ben geçen dönem Beşiktaş’ın bu niteliklerinden asla taviz verilmeyeceği inancı ile konuştum. Bu eğilimlere girme tehlikesine karşı konulması, bunun için her türlü fedakarlığın yapılması hepimizin vazgeçilmeyecek görevidir. Biz bugün bize karşı yapılan, organize edilen saldırı ve hareketlerin hırçın ve saygıdan yoksun tutumların temelinde yukarıdaki tehlikenin yattığını düşünüyoruz. Değerli üyeler, On altı yıl boyunca üzerime gelen okyanus dalgalarının bende yaratmış olduğu hüznü, genel kurulunuzun sessiz ve sakin sahilinde sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bunca seneler boyunca bana göstermiş olduğunuz sabır, anlayış, hoşgörü ve desteğe tekrar tekrar teşekkür ediyorum. 1984 yılında, ilk defa huzurlarınıza çıktığımda, kongre konuşmamın basında söylemiş olduğum sözleri hatırlatmak istiyorum: “Herkesi bir zaman için aldatabilirsiniz, bazı kişileri her zaman aldatabilirsiniz, ama herkesi her zaman aldatamazsınız!” ben kimseyi hayatım boyunca aldatmadım! 1984 yılında huzurlarınıza hangi heyecan ve duygularla gelmişsem, bugün de huzurlarınızda, aynı heyecan ve duygularla başım dik gönlüm rahat ve huzur içerisinde sizlere veda ediyorum!

Beşiktaş Iğdır

86,260 views • 2 years ago

🇹🇷 BAYKAR Bayraktar TB2 1.000.000 uçuş saatini aştı! Türkiye’nin ilk milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayan ilk milli hava aracı oldu. Rekorlarına bir yenisini ekleyen milli SİHA, ulaşılması güç bir rekor kırarak Türk havacılık tarihine bir kez daha imzasını attı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan Bayraktar TB2 SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı), 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayarak önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bayraktar TB2 SİHA, böylece envantere girdiği 2014’ten bu yana geçen 10 yıllık süreçte gökyüzünde tam 1 milyon saati aşarak en uzun süre görev yapan ilk ve tek milli hava aracı oldu. DÜNYANIN ÇEVRESİNİ 3742 KEZ KATETTİ Dünyanın en büyük SİHA şirketi olarak ABD’li, İsrailli ve Çinli rakiplerini geride bırakan Baykar, elde ettiği ihracat başarısı sayesinde Türkiye’yi dünya SİHA pazarının %65’ine sahip bir konuma taşıdı. Bu başarıda önemli bir rol oynayan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 1 milyon saatlik uçuş süresi boyunca gökyüzünde yaklaşık 150.000.000km mesafe katetti. Milli SİHA’lar gökyüzündeki bu uzun yolculuk sırasında, 40.075km olan dünyanın çevresini tam 3.742 kez dolaşmaya eşdeğer bir mesafeye ulaştı. TÜRKİYE’Yİ DÜNYA LİDERLİĞİNE TAŞIDI Milli SİHA Bayraktar TB2’nin Libya, Dağlık Karabağ ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerindeki başarısıyla birlikte Türkiye, küresel SİHA pazarında lider konuma geldi. Türkiye 2021 itibarıyla SİHA ihracatında Amerika, İsrail ve Çin’i geride bırakarak dünyanın en büyük tedarikçisi oldu. Bayraktar TB2, yüksek teknolojisi, uygun maliyeti, hızlı teslimat süreci ve sahada kanıtlanmış etkinliğiyle dünyanın dört bir yanında birçok ülkenin tercihi haline geldi. ABD merkezli düşünce kuruluşu CNAS’ın (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) raporuna göre, Türkiye küresel SİHA ihracatının %65'ini gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye'nin yenilikçi üretim yaklaşımı, askeri alanın yanı sıra stratejik diplomasi ve uluslararası güvenlik dengelerindeki lider aktör konumunu güçlendirdi. İHRACAT ŞAMPİYONU Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. NATO VE AB ÜLKELERİNİN SEMALARINDA Bayraktar TB2 SİHA’lar, dünya üzerinde birçok noktada rekabete dayalı bir sürecin sonunda ülkelerin envanterlerine giriyor. 2023’te de Kuveyt Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü rekabete dayalı sürecin kazananı Bayraktar TB2 SİHA oldu. Bayraktar TB2 SİHA’lar yapılan demo faaliyetlerinde Amerika, Avrupa ve Çinli rakiplerini geride bırakarak kazandı. Böylece Baykar, Kuveyt Savunma Bakanlığı ile önemli bir ihracat sözleşmesi imzaladı. Öte yandan milli SİHA’ların görev yaptığı coğrafyalar da artmaya devam ediyor. 19 Kasım 2024’te Zagreb’te imzalanan anlaşma neticesinde Hırvatistan’a gerçekleştirilen ihracatla birlikte Bayraktar TB2 SİHA’lar, Kasım 2024 itibariyle NATO üyesi 6 ülke ile AB üyesi 4 ülkenin envanterine girmiş oldu. 2014’TE ENVANTERE GİRDİ Türkiye’nin milli SİHA sistemlerini üreten Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, teknik özellikleri ve katıldığı operasyonlar değerlendirildiğinde kendi sınıfında dünyanın en iyisi olarak gösterilen milli SİHA Bayraktar TB2, 2014 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girdi. 2015’te silahlandırılan insansız hava aracı şu anda TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından operasyonel olarak kullanılıyor. Bayraktar TB2 SİHA, güvenlik güçleri tarafından 2014’ten beri yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede etkin olarak görev alıyor. DÜNYADA BİR İLK: OTONOM FIÇI TONOSU 31 Mayıs 2024 tarihinde Bayraktar TB2, sarmal bir yörünge izleyip ve kendi ekseni etrafında tam tur dönerek icra ettiği otonom fıçı tonosu manevrası ile dünya havacılık tarihine bir kez daha adını yazdırdı. Bayraktar TB2 SİHA, savaş uçaklarının en önemli kaçış manevralarından biri olan otonom fıçı tonosunu tam 3 kez başarıyla tamamladı. Dünya üzerinde bu manevrayı başarıyla yapabilen ilk ve tek SİHA olan Bayraktar TB2, otonomi ve aerodinamik kabiliyetlerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdi. YERLİLİK ORANI REKOR DÜZEYDE Baykar 2000’li yılların başından itibaren insansız hava araçları alanında en büyük katma değer olan yazılım ve donanım sistemlerini Türk mühendislerinden oluşan ekibiyle milli ve özgün olarak geliştiriyor. Baykar 15 farklı disiplindeki mühendislik gücüyle alanında dünyanın lider teknoloji firmalarından biri olarak gösteriliyor. Tüm kritik aksamı, tasarım ve yazılımları Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’lar, rekor düzeyde %93'lük yerli sanayi katılımıyla Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’nde üretiliyor. REKORLARIN SAHİBİ Bayraktar TB2 SİHA, 16 Temmuz 2019 tarihinde Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak rekor kırdı. Milli SİHA’lar Avrupa’dan Afrika’ya kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde karşılaştığı çöl sıcağı, dondurucu soğuk, kar ve fırtına gibi tüm olumsuz hava şartlarında görev yapmaya devam ediyor. Türk havacılık tarihinde taktik sınıfta 27 saat 3 dakika havada kalarak en uzun havada kalış süresi ve 27.030ft yükseklikle Türkiye irtifa rekorunu kıran milli SİHA, 1 milyon saati aşan uçuşla birlikte ulaşılması zor bir rekorla Türk havacılık tarihine geçti. Milli SİHA en uzun süre başarıyla Türkiye’ye hizmet eden hava aracı unvanını da elinde bulunduruyor. ZEYTİN DALI HAREKATI’NA DAMGASINI VURDU Milli SİHA Bayraktar TB2, TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında aktif rol aldı. Savunma uzmanları harekatların beklenenden çok daha kısa sürede sona ermesini ve daha az kayıp yaşanmasında en önemli etkenlerden birinin milli SİHA’lar olduğunu belirtti. Bayraktar TB2 SİHA sistemleri özellikle Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında gerçekleştirilen tüm uçuşlarının %90’ından fazlasını yaparak, 5.300 saat uçuşla adeta harekâta damgasını vurdu. MAVİ VATAN’I GÖZLÜYOR Terör örgütüne yönelik Pençe ve Kıran gibi birçok operasyonda görev alan Bayraktar TB2 SİHA’lar, bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerine yapılan operasyonlarda da önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Milli SİHA’lar bu görevlerinin yanı sıra Mavi Vatan’ın korunmasında da görev alıyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de arama faaliyeti yürüten sondaj gemilerimize de güvenlik için havadan refakat etti. Yine aynı kapsamdaki görevler için KKTC’de konuşlandırılmak üzere 16 Aralık 2019’da Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından kalkarak Geçitkale Havaalanına inen Bayraktar TB2 SİHA tarihi bir uçuşa imza atmıştı. DEPREMLERDE GÖREV YAPIYOR Bayraktar TB2 İHA’lar depremlerde görev alarak büyük katkı sağlıyor. 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından çok kısa sürede bölgeye intikal ederek 25. dakikadan itibaren Ankara ve deprem olan illerin kriz komuta merkezlerine anlık görüntü ve bilgi aktardı. Asrın Felaketi olarak nitelenen 6 Şubat 2023 depremlerinde 2.417 saat 6 dakika uçarak görev icra etti. Bu kapsamda toplamda 8'i Baykar Hızlı Haritalama Podu entegreli 42 Bayraktar TB2 görev aldı. Bayraktar TB2 SİHA’lar arama ve kurtarma çalışmalarına gökyüzünden destek vermenin yanı sıra deprem sonrası oluşan yoğun araç trafiğinin kontrol edilmesi ve yardımların aksamadan ulaştırılabilmesi için de görev yaptı. GÖÇMENLERİN KURTARILMASINDA ROL ALIYOR Bayraktar TB2’ler, Ege ve Akdeniz’de devam eden düzensiz göç hareketlerini gökyüzünden takip ederek birçok düzensiz göçmenin hayatının kurtarılması ve dünyanın gündeminden düşmeyen geri itmeler gibi insan hakları ihlallerinin belgelenmesine de önemli katkı sağlıyor. ULUDAĞ’DA KAYBOLAN TURİSTİ BULDU Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda doğada gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerinde de etkin olarak görev yapıyor. 31 Aralık 2021 günü Bursa Uludağ’da yürüyüşe çıkan ve hava şartlarının kötüleşmesi üzerine kaybolan Danimarka uyruklu Yusuf Sepehizade’nin bulunmasında da rol aldı. Hava koşullarının ağırlaşması nedeniyle bölgedeki ekipler tarafından bulunamayan Danimarkalı turistin yeri, Aydın’dan havalanan Jandarma Genel Komutanlığı’na ait Bayraktar TB2 SİHA tarafından tespit edildi. Kayıp turist bulunduğu yerin gökyüzünden tespit edilmesinin ardından bölgedeki ekipler tarafından kurtarıldı. ORMAN YANGINLARINI TESPİT EDİYOR Bayraktar TB2 İHA’lar güvenlik ve insani yardım görevlerinin yanı sıra orman yangınlarıyla mücadelede de önemli bir rol üstleniyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile yapılan iş birliğiyle Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020 yılından itibaren orman yangınlarının erken tespiti ve söndürme çalışmalarının verimli yönetilmesinde etkin görev alıyor. 2020 yılından bugüne dek toplam 4.091 orman yangını Bayraktar TB2 tarafından tespit edildi. Bu sayede Avrupa’da ilk kez yüksek teknolojiye sahip İHA’lar orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede izlediği öncü ve yenilikçi çözüm 2020’den günümüze büyüyerek devam ediyor. OGM’nin belirlediği merkezlerde konuşlanan Bayraktar TB2 İHA’lar, Baykar’ın uzman ekibinin koordinasyonunda görev yapıyor. Baykar’ın OGM’nin Ankara’daki yangın yönetim merkezine kurduğu gelişmiş yazılım ve teknolojik altyapı ile görev yapan Bayraktar TB2’ler, tek seferde 400km² alanı termal kamera vasıtasıyla tarayabiliyor ve 185km'ye kadar uzaklıktaki yangınları başlangıç aşamasında tespit edebiliyor. Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020’de 345, 2021’de 267, 2022’de 1.109, 2023'te 1.445 ve 2024’de ise 924 yangını ilk anda tespit ederek orman yangınlarının söndürülmesinde etkin rol aldı. Bunun neticesinde ülkemizde orman yangınlarına ilk müdahale süresi 45 dakikadan 11 dakikaya kadar düştü. DÜNYADA HAYRANLIK UYANDIRDI Barış Pınarı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif gözetleme kabiliyetlerini büyük oranda artırarak başarıya ulaşılmasına katkı sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda harekat boyunca birçok hedefi başarıyla imha etti. Bahar Kalkanı Harekatı’nda ise ilk defa filolar halinde uçarak birçok zırhlı araç, obüs, Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) ve hava savunma sistemini imha etti. Bayraktar TB2 SİHA dünyada ilk defa muharebe sahasında birincil unsur olarak SİHA’ların kullanıldığı Bahar Kalkanı Harekâtı’na katılan hava araçlarının yaptığı tüm sortilerin %80’ini gerçekleştirdi. Suriye’nin İdlib bölgesinde düzenlenen harekât kapsamında her türlü elektronik harbe rağmen başarıyla görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 2.000 saatin üzerinde uçtu. Bayraktar TB2 SİHA’ların dünya muharebe tarihinde ilk kez filolar halinde uçarak harekâtta etkin görev yapması dünya basınında da büyük yankı uyandırdı. KARABAĞ’IN KURTARILMASINDA ÖNEMLİ ROL ÜSTLENDİ Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır devam eden Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan, Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik 27 Eylül 2020 tarihinde bir askeri harekat başlattı. Harekatın başlangıcından 44 gün sonra, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın işgalini sonlandırarak Dağlık Karabağ’ı kontrol altına aldı. Ermenistan’a yönelik harekât esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı. Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi. Azerbaycan Ordusu’nun dünyayı imrendiren bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı yorumlarına neden oldu. UKRAYNA’DA ÇOCUKLARA “BAYRAKTAR” ADI VERİLDİ 2022 Şubat ayında başlayan Ukrayna-Rusya savaşında gösterdiği üstün başarı ile Bayraktar TB2 SİHA, Ukrayna halkı nezdinde bir kahraman haline geldi. Savaşta bir güç çarpanı olarak dengeleri değiştirdi. Hakkında marşlar bestelenen ve oyuncakları yapılan silahlı insansız hava aracı adına Kiev’de “Bayraktar Radyosu” yayına başladı. Yeni doğan erkek çocuklarına “Bayraktar” adı dahi verildi. Bayraktar TB2 Ukrayna’da muharebedeki etkisinin yanında artık umudun sembolü oldu. Ukrayna’daki bu başarı Bayraktar TB2’nin etkisini ve sınıfının en iyisi olduğunu tüm dünyaya gösterdi. 7 ÜLKEDE YARDIM KAMPANYASI DÜZENLEDİ Bayraktar TB2’leri satın alarak Ukrayna Ordusu’na bağışlamak için Litvanya, Ukrayna, Polonya, Letonya, Norveç, İspanya ve Kanada’da halk tarafından yardım kampanyaları düzenlendi. Bayraktar TB2 SİHA’ları hediye eden Baykar, toplanan yardımları da Ukrayna halkının insani ihtiyaçlarının karşılanması için bağışladı.

Turan Oguz

11,918 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Harita Genel Müdürlüğümüzün kuruluşunun 100’üncü yılı dolayısıyla Harita Genel Müdürlüğünde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından düzenlenen basın toplantısında şu bilgiler paylaşıldı: 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin operasyon ve faaliyetlerine önemli katkılar sağlayan, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle birçok kamu kurumunu destekleyen, kuruluşunun 130’uncu, genel müdürlük oluşunun 100’üncü yılını kutladığımız Harita Genel Müdürlüğümüzde icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Öncelikle destansı bir mücadele olan “Kut’ül Amare Zaferi”nin yıl dönümünde aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor; ▪️Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu kahraman ve fedakâr pilotlarımız başta olmak üzere tüm pilotlarımızın “Dünya Pilotlar Günü”nü bir kez daha ▪️Ülkemiz ve milletimiz için gece gündüz demeden özveriyle çalışan personelimiz başta olmak üzere tüm işçi kardeşlerimizin “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”nü ise şimdiden kutluyoruz. BİR SONRAKİ GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER TOPLANTISI TÜRKİYE’DE YAPILACAK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek ve Katar olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamaktadır. Komşumuz Yunanistan ile son dönemde oluşan olumlu atmosferin korunması ve daha da ileriye taşınması adına karşılıklı iyi niyet ve diyalog çabalarımız devam etmektedir. Türkiye ile Yunanistan heyetleri arasında “Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları”nın yeni turu 28 Nisan’da Selanik’te gerçekleştirilmiştir. Olumlu bir havada geçen toplantıda; 2025 yılı boyunca daha önce mutabık kalınan “Güven Artırıcı Önlemler” ile 2026 yılı uygulama planında yer alacak faaliyetler ele alınmış, bir sonraki toplantının Türkiye’de icra edilmesi konusunda karara varılmıştır. Ayrıca, 2025 Yılı Uygulama Planı çerçevesinde; ▪️28-29 Nisan’da Kara Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet, Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret etmiş, ▪️Yine 6-7 Mayıs’ta 9’uncu Hudut Tugay Komutanımızın Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanı’nı, 6-9 Mayıs tarihleri arasında ise Yunanistan Millî Savunma Kolejinden bir heyetin Millî Savunma Üniversitemizi ziyaret etmesi planlanmıştır. Diğer yandan “Türkiye-ABD Yüksek Düzeyli Savunma Grubu Toplantısı” Bakanlığımızdan Savunma ve Güvenlik Genel Müdürümüz ile ABD Savunma Bakanlığından Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Vekili başkanlığındaki heyetlerin katılımıyla 28 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Söz konusu toplantıda; savunma ve savunma sanayi iş birliği imkânlarının geliştirilmesi ile bölgesel ve uluslararası güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunulmuş, stratejik ortaklığın daha da güçlendirilmesine ilişkin kararlılık vurgulanmıştır. Taraflar bir sonraki toplantının önümüzdeki yıl ABD ev sahipliğinde yapılması konusunda mutabık kalmıştır. İSRAİL, TOPLU KATLİAMLARA DEVAM EDİYOR İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistin halkına yönelik toplu katliamlarına, onları yerlerinden etmeye ve temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakmaya devam etmektedir. Bölgede istikrar ve güvenliğin en büyük tehdidi hâline gelen İsrail’e karşı barış çabalarının hızlandırılması, ateşkese geri dönülmesi ve insani yardımların bir an evvel ulaştırılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. BAKANIMIZ, SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN İTALYA ZİYARETİNE EŞLİK ETTİ ▪️23 Nisan’da Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ile Bakanlığımızda bir araya gelen, ▪️24 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilen 7'nci Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’na katılan Sayın Bakanımız; ▪️25 Nisan’da Kamerun’un Ankara Büyükelçisi’ni kabul etmiş, ▪️26 Nisan’da Millî Savunma Bakan Yardımcımız Şuay Alpay ile birlikte Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Zirvesi’ne katılmıştır. ▪️29 Nisan’da Sayın Cumhurbaşkanımızın “Türkiye-İtalya Dördüncü Hükûmetlerarası Zirvesi” dolayısıyla İtalya’ya gerçekleştirdiği ziyarete refakat eden Sayın Bakanımız, 2-3 Mayıs’ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen TEKNOFEST’e katılacaktır. 28 Nisan’da Kore Cumhuriyeti’ne resmî bir ziyaret gerçekleştiren Sayın Genelkurmay Başkanımız, Busan Türk Şehitliği'ni ziyaret etmiş, Türkiye’den götürülen “Vatan Toprağı”nı şehitliğe bırakmıştır. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız, 28 Nisan’da resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Avustralya Deniz Kuvvetleri Komutanı’nı ağırlamıştır. 3 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, tüm risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesine kararlılıkla devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde; ▪️Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1, mağarada tespit edilen ve "Teslim ol!" çağrısına uyan 2 olmak üzere toplam 3 PKK’lı terörist teslim olmuş, ▪️Hudutlarımızda; 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 104 şahıs yakalanmış, 1.893 şahıs engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.666’ya, engellenen kişi sayısı da 27 bin 507’ye ulaşmıştır. Suriye Harekât Alanlarında ise 8 Ocak’tan bu yana sürdürülen “tünel imha” faaliyetleri kapsamında bugüne kadar Tel Rıfat bölgesinde yaklaşık 85, Menbiç bölgesinde ise 95 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edilmiştir. KURTARAN TATBİKATI BUGÜN SONA ERİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, tüm operasyon ve görevlerinin yanı sıra etkinlik ve caydırıcılığını daha da güçlendirmek ve personelinin yetkinliğini artırmak amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerine kesintisiz olarak devam etmektedir. ▪️14-25 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Millî Anadolu Kartalı Eğitimi başarıyla tamamlanmıştır. ▪️24 Nisan’da başlayan ve 17 ülkenin katılımıyla Doğu Akdeniz’de düzenlenen Kurtaran Tatbikatı bugün (30 Nisan) sona erecektir. ▪️21 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Desert Flag, ▪️28 Nisan-31 Mayıs tarihleri arasında yerinden katılım ile Steadfast Cobalt, ▪️28 Nisan-11 Mayıs tarihleri arasında Gürcistan’da NATO-Gürcistan Krize Müdahale Harekâtı tatbikatları devam etmektedir. 5-16 Mayıs tarihleri arasında; ▪️İzmir’de EFES-2025 Bilgisayar Destekli Komuta Yeri, ▪️Ankara’da Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Özel Kuvvet Eğitimi, ▪️Edirne’de Trakya-2025, ▪️Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Denizkurdu-II, ▪️İstanbul’da Eurasian Peace tatbikatlarının icra edilmesi, 3-29 Mayıs tarihleri arasında; ▪️Almanya’da Formidable Shield, ▪️İtalya’da Mediterranean Strike, ▪️Estonya’da Locked Shields, ▪️İspanya’da Spanish Minex tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. ▪️NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında, TCG KEMALREİS gemimiz tarafından 2-4 Mayıs tarihleri arasında Civitavecchia (Çivitavekya)/İtalya’ya, ▪️NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi çerçevesinde ise TCG YZB. GÜNGÖR DURMUŞ ve TCG AKÇAY gemilerimiz tarafından 3-4 Mayıs’ta Cartegena/İspanya’ya liman ziyaretleri yapılacaktır. “17’nci Langkawi Uluslararası Denizcilik, Havacılık ve Uzay Fuarı” kapsamında Malezya’ya seyreden ve 29 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Umman’a liman ziyareti yapan TCG BÜYÜKADA gemimiz, 4-7 Mayıs tarihleri arasında Karaçi/Pakistan’a liman ziyareti gerçekleştirecektir. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Bekamızın ayrılmaz bir parçası olan yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin de katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; ▪️MİKON İHA Sistemi, ▪️Modüler Gündüz Görüş Kamerası ile ▪️5,56 mm Hafif Makineli Tüfek, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. 1-4 Mayıs tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ercan Havalimanı’nda düzenlenen TEKNOFEST KKTC’ye Millî Savunma Bakanlığı standı, SOLOTÜRK ve Türk Yıldızları dâhil çeşitli hava araçları ve askerî bandonun yanı sıra Bakanlığımıza bağlı Makine Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi ve ASFAT ile katılım sağlanmaktadır. Bakanlığımızın stantları ile hava unsurlarımızın statik/dinamik gösterileri ve Armoni Mızıkası Komutanlığımızın konserine gençlerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı bekliyoruz. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ DEVAM EDİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. Mayıs, Haziran ve Temmuz 2025 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları, bugün (30 Nisan) itibarıyla e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemiz ve milletimizin savunma ve güvenliği için; ▪️Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, ▪️Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası güvenlik, barış ve istikrara katkı sunmaya, ▪️Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

23,500 views • 1 year ago

Maltepe’de faliyet raporu sunumu,Ak Parti grup başkanvekili konuşturulmuyor… Tuz Koktu.Hadi Biz Yazalım. CHP’li Maltepe Belediyesi 16 yıldır aynı kısır döngünün içinde debeleniyor… ❌ Görevi kötüye kullanma ❌ İhaleye fesat karıştırma ❌ Zimmet ❌ Mafyatik ilişkiler ❌ Grevler ❌ Protestolar ❌ İşçilerin isyanı ❌ Teröre yardım eden ve tutuklanan başkan yardımcıları… Ve hâlâ aynı sözler, aynı hikâyeler… Faliyet raporu kopyala yapıştır, bas dağıttan ibaret. Dönüp dolaşıp aynı vaatler; İmar sorunu çözülecek, kentsel dönüşüm gelecek, trafik bitecek. Ama biten tek şey sabır. Her seçim öncesi Fındıklı-Zümrütevler ile Gülensu-Gülsuyu-Başıbüyük kentsel dönüşümü çözülecek’ diyorlar, her seçim sonrası çözüm değil cek, cak, yapacağız bahanesi başlıyor. Yeni başkan çıkıyor, “sorunları birlikte çözeceğiz” diyor. Hayır başkan, yetki aldınız Sorunları siz çözeceksiniz. şehircilik planınız yok, yöneticisiniz ama çözüm haritanız yok. Maltepe de yapacağınız projeleri lansman Toplantısında açıkladınız. Ama Büfe ,market,tarım parkı açtınız. Bumudur maltepenin vizyonu 6.4 milyar bütçeniz var.Kaynak oluşturup vadettiklerinizi yapacaktınız. Sonuç #Sıfır. Kervan yolda düzülür diyerek biriken yerel sorunları çözemezsiniz. Meclisten 100 milyon TL borçlanma yetkisi aldınız, üstüne bir de arsa satıyorsunuz. Maltepe halkına da diyorsunuz ki: “Her şey Maltepe için.” Dal-çık meydan faciası hâlâ hafızalarda. Yanlış uygulama projeniz ile trafik çözülmedi, çile 7/24 oldu. Proje çöpe gitti, esnafı perişan ettiniz.atatürk cadde çıkışını ve meydanla ilintili yürüyen merdiven erişimide iptal ettiniz sonuçta paralarla birlikte umutlar da gömüldü. Siz hâlâ ‘çalıştay yaparak’ caza, saza devam ediyorsunuz. Siz hâlâ mahallelerin gazını alıyorsunuz ama onlar şehir plancısı değil. Vatandaş Çözüm İstiyor. Kentsel dönüşüm mü? Tekil bina yenilemelerine “dönüşüm” demekle olmuyor. Parsel değil, ada bazlı dönüşüm şart. İmar plan notları düzelmeden bu halk o evlerini yenileyemez. İBB den plan notlarını çıkarmadınız. Maltepedeki 15 bin Riskli binada Halkı mezar evlere mahkum kıldınız. Bir tane kentsel dönüşüm projesi dahi yapmadınız. Sosyal belediyecilik diyorsunuz ama o da PR’dan ibaret. Gerçekte belediyeyi Yandaş 5000 kişiyle doldurup PR ajansına çevirdiniz. “Bizden olan–olmayan” ayrımıyla sosyal yardım değil, siyasi yatırım yapıyorsunuz. Belediye Maltepe de dans, vals gibi rutin 50-100 kişiyle doyasıya eğlendikleri etkinlikler yapmakta ve “çok mutluyuz” fotoğrafı vermektedir.Bu chp nin ideolojik refleksidir. Eski belediye başkanı “Maltepe’de sevgi kazanacak”dedi şimdi mahkemelerde yargılanıyor. Şimdiki “Maltepe’de yaşam var”diyor. Yarın biri çıkar “Maltepe’de hayal var” der. Ama gerçek şu: Maltepe’de sorun var, çile var, vizyonsuzluk var! Süreyya İlmen bir vakıf kurdu, Maltepe’ye emanet bıraktı. Bugünküler o emaneti dahi taşıyamıyor. 3-5 kiracının kirasını toplayamayıp, “site yönetimini İBB’ye devrettik” diye caka satıyorlar. Maltepe halkı artık tabela belediyeciliği değil, gerçek hizmet istiyor. Süslü laflarla, 3 boyutlu sosyal medya gösterileriyle ,yalanla yürüyen bir belediyecilik değil. Gerçek projeler, somut çözümler istiyor. Maltepe yoğun bakımda, yollar kevgire donmuş, her yer pislik içinde, ulaşım felç, otopark yok. Yıllardır traş ,sadece slogan belediyeciliği var. Bunlar sadece Maltepe’de “yaşam var” diyorlar… Chp Dirençli ve onurlu O yaşamı Maltepede asla görünür hale getiremez.

Kadem EKŞİ

19,702 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk toplantıda basın mensupları ile şu bilgileri paylaştı: 3 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları; etkili ve önleyici savunma ve güvenlik politikamız doğrultusunda millî güvenliğimize ve varlığımıza yönelik tüm tehditleri bertaraf etmeye, birçok coğrafyada üstlendiği etkin ve yapıcı rollerle küresel güvenlik mimarisine katkı sunmaya devam etmektedir. Bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikelere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devam eden operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında son bir haftada; - 3 PKK’lı terörist teslim olmuş, - Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde teröristlere ait barınak, sığınak ve mağaralarda tespit edilen çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi kullanılamaz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 203 ŞAHIS YAKALANDI Tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunan hudutlarımızda; - Son bir hafta içerisinde, 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 203 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 83 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 933 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 40 bin 903’e ulaşmıştır. Suriye Harekât Alanlarında devam eden “tünel imha” faaliyetleri kapsamında bugüne kadar Tel Rıfat bölgesinde 176, Menbic bölgesinde ise 212 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edilmiştir. SOMALİ MİLLÎ GÜNÜ KUTLU OLSUN Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamayı sürdürmektedir. Bu kapsamda, dost ve kardeş ülke Somali’nin Millî Günü’nü (1 Temmuz) bir kez daha kutluyoruz. “Tek ve Birleşik Libya” hedefi doğrultusunda, ulusal birliğin en kısa zamanda tesis edilmesini desteklediğimiz Libya’nın Doğu tarafından üç askerî teknik heyet 15-28 Haziran tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek çeşitli karargâh, birlik ve eğitim kurumlarımızda incelemelerde bulunmuştur. Bu vesileyle Libya’da görev yaparken geçirdiği rahatsızlık sonucu 27 Haziran’da şehit olan kahraman silah arkadaşımız Hava Piyade Albay İsmail Haldun Maden’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. GAZZE’DE TOPLU KATLİAMLAR SON BULMALI İsrail yönetiminin 7 Ekim 2023’ten bu yana tüm dünyanın gözü önünde uluslararası hukuku ve insani değerleri yok sayan saldırı ve toplu katliamlarının son bulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in, insani yardım bekleyen sivillere yönelik son dönemde yoğunlaşan saldırıları insanlıkla ve hukuki değerlerle bağdaşmamaktadır. Gazze’de yaşanan trajedinin bir an evvel son bulması için insani yardımlara izin verilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanması önceliğimiz olmaya devam etmektedir. NATO GÖREVLERİNE KATKIMIZ SÜRÜYOR Ülkemiz, üyeliğinin 73’üncü yılında; - NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmaya; aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmaya devam etmekte, - NATO Kuvvet Modeline, harekât ve misyonlarına en çok katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasındaki konumunu sürdürmektedir. NATO Müttefik Mukabele Kuvveti kapsamında 1 Temmuz’dan itibaren; - “Hava Komuta Kontrol Unsuru” görevi Eskişehir’de konuşlu Müşterek Kuvvet Hava Unsur Komutanlığımızca (TUR JFAC), - Amfibi Görev ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevi ise ilk kez Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından bir yıl süreyle üstlenilmiştir. Diğer taraftan; NATO Kuvvet Yapısı kapsamında deniz harekât alanında yeni teşkil edilen beş Görev Kuvveti komutanlığından biri olan ve bir yıldır Deniz Kuvvetlerimiz tarafından deruhte edilen Akdeniz Görev Kuvveti Komutanlığı (CTF MED) görevi, Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızda 1 Temmuz’da gerçekleştirilen törenle Fransa Deniz Kuvvetlerine devredilmiştir. Ayrıca, altı aydır büyük bir başarı ile yürüttüğümüz NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) ve NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin (SNMCMG-2) Komuta Devir Teslim Töreni yarın (4 Temmuz) Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızda gerçekleştirilecek ve her iki görev grubunun komutası İtalya’ya devredilecektir. YUNANİSTAN İLE KARŞILIKLI ZİYARETLER GERÇEKLEŞTİRİLECEK Sayın Bakanımız; - 27 Haziran’da Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Azerbaycan Genelkurmay Başkanı’nı, - Müteakiben Kara Kuvvetlerimizin 2234’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kara Kuvvetleri Komutanımız ile beraberindeki personeli, - 28 Haziran’da Katar Askerî Ataşesi’ni kabul etmiştir. - 30 Haziran’da Senegal Silahlı Kuvvetler Bakanı ile ikili savunma ve güvenlik ile savunma sanayisinde iş birliği konularının ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Sayın Bakanımız, - 2 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelmiş, ardından Ankara’da düzenlenen Japonya Silahlı Kuvvetler Günü Resepsiyonu’na katılmıştır. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 26 Haziran’da Azerbaycan Genelkurmay Başkanı ile birlikte; - İstanbul’da bulunan Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirilen Barış Muhafızı Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Davet Tatbikatı ile - 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı Konya’da icra edilen Uluslararası Anadolu Kartalı-2025 Eğitimi’nin seçkin gözlemci günlerine katılmış, - 27 Haziran’da resmî davetlisi olarak ülkemizde bulunan Azerbaycan Genelkurmay Başkanı ile Ankara’da bir görüşme gerçekleştirmiştir. - 1 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Genelkurmay Başkanımız, Özel Kuvvetler Komutanlığı ev sahipliğinde icra edilen 19 ülkenin fiilî, 3 ülkenin gözlemci olarak katıldığı Anadolu-2025 Özel Kuvvet Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe iştirak etmiştir. - 2 Temmuz’da Romanya ve Bulgaristan Genelkurmay Başkanlarıyla birlikte Bulgaristan düzenlenen 3’lü toplantıya iştirak eden Sayın Genelkurmay Başkanımız, yarın da (4 Temmuz) Brüksel/Belçika’da düzenlenecek NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı’nın (SACEUR) devir-teslim törenine katılacaktır. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız, 25 Haziran’da Pakistan Hava Kuvvetleri Harekât Başkanı’nı kabul etmiştir. Diğer yandan, Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler 2025 Yılı Uygulama Planı kapsamında; - 5’inci Kolordu Komutanımız, Yunanistan D Kolordusu Komutanı’nı 8-9 Temmuz’da İskeçe’de, - Yunanistan Donanma Komutanı ise Donanma Komutanımızı 9-10 Temmuz’da Gölcük/Kocaeli’de ziyaret edecektir. EĞİTİM VE TATBİKATLARIMIZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; sayısı ve kapsamı her geçen yıl artan tatbikatlarla karada, denizde, havada ve siber alandaki etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmaktadır. - 23 Haziran- 3 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Anadolu-2025 Özel Kuvvet Tatbikatı bugün (3 Temmuz), - 23 Haziran’da başlayan ve Konya’da gerçekleştirilen Uluslararası Anadolu Kartalı 2025 Eğitimi ise yarın (4 Temmuz) sona erecektir. Diğer yandan, - 30 Haziran- 11 Temmuz tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen Sea Breeze-II Tatbikatı’na iştirak edilmekte, - 7-18 Temmuz tarihleri arasında ise Konya’da Türkiye-Katar Ilgın Karma Hava Harekâtı Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, “7’nci Türkiye-Pakistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı” 1 Temmuz’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhında icra edilmiştir. 7-11 Temmuz tarihleri arasında, NATO üyesi 17 ülkeden 149 personelin katılacağı “Steadfast Dart 26 Tatbikatı Ana Planlama Konferansı (MPC)” İstanbul Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığımızda yapılacaktır. 8-10 Temmuz tarihleri arasında Türkiye, Bulgaristan ve Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlarının katılımıyla Romanya’da, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM BLACK SEA) Koordinasyon Toplantısı ve devir-teslim töreni icra edilecek ve Görev Grubu’nun komutası 9 Temmuz’da Bulgaristan tarafından Romanya’ya devredilecektir. TCG KINALIADA korvetimiz, ikili ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında Malta’ya 26-28 Haziran tarihleri arasında liman ziyareti gerçekleştirmiştir. NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi çerçevesinde İtalya Deniz Kuvvetlerine ait; - FOSCARI gemisi tarafından 30 Haziran-6 Temmuz tarihleri arasında, - RIMINI gemisi tarafından 2-6 Temmuz tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyaretleri yapılmaktadır. 3-9 Temmuz tarih aralığında ise NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait BUTRUNTİ tarafından İzmir’e, - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait BERGAMINI ve CARABINIERE ile Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru RUGEN gemileri tarafından Aksaz’a liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir. Cezayir Deniz Kuvvetleri unsuru SOUMMAM gemisi tarafından ise 6-10 Temmuz tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Malezya’dan dönüş seyri kapsamında 30 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında Cibuti’ye liman ziyareti gerçekleştiren TCG BÜYÜKADA gemimiz, 6 Temmuz’da Süveyş Kanalı’nı geçecek 7-9 Temmuz tarihleri arasında İskenderiye/Mısır’a liman ziyareti yapacaktır. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 20 gemi ile 20 liman ziyareti icra edilmiştir. Ziyarete açılan gemilerimize yoğun ilgi gösteren halkımıza teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle vefatının 479’uncu yıl dönümünde (4 Temmuz 1546) Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’yı şimdiden saygı ve rahmetle anıyoruz. - “İskenderun’un Düşman İşgalinden Kurtuluşu” kapsamında İskenderun’da 5 Temmuz’da muharip uçak geçişi, - SOLOTÜRK tarafından ‘‘Baltık Uluslararası Hava Gösterileri’’ kapsamında 5-6 Temmuz’da Letonya’da gösteri uçuşu yapılması planlanmaktadır. - 22-29 Haziran tarihleri arasında 18 ülkenin katılımıyla Almanya’da düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) 38’inci Dünya Güreş Şampiyonası’nda şampiyon olan TSK Spor Gücü Erkek Güreş Takımımız ve madalya elde eden sporcularımız ile - Yine 23-29 Haziran tarihleri arasında Norveç’te düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) Dünya Atış Şampiyonası’nda Standart Tüfek Erkekler Kategorisinde Dünya 2’ncisi olan ve Askerî Çabuk Tüfek Erkekler Kategorisinde Türkiye rekorunu kırarak madalya kazanan sporcumuzu bir kez daha tebrik ediyoruz. PİRANA HEDEFİ TAM İSABETLE VURDU Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesi, tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda 5,56 mm Hafif Makineli Tüfek ile Sırt Tipi Karıştırma Sistemi muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından geliştirilen PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (İDA); 28 Haziran’da TCG ANADOLU’dan kalkan Bayraktar TB-3 İHA ile entegre şekilde kumanda edilerek yapılan atışla hedefi tam isabetle vurmuştur. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Yapılan planlamalara uygun şekilde yürütülen personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri kapsamında; - 1 Temmuz’da başlayan Millî Savunma Üniversitesi “2025 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 29 Temmuz’a kadar devam edecek, - Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Meslek Yüksek Okulları seçim aşamalarına katılacak adaylar 25 Ağustos’a kadar Kredi Yurtlar Kurumunun belirlemiş olduğu yurtlardan istifade edebilecektir. Diğer yandan bugün (3 Temmuz) başlayan, - “Millî Savunma Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları 16 Temmuz’a, - “Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Sözleşmeli Er Temini” başvuruları 20 Temmuz’a kadar devam edecektir. Bilindiği üzere “Bedelli Askerlik” tutarı, daha önce yapılan düzenleme ile memur maaş katsayısındaki artış oranına sabitlenmiş ve miktar konusundaki belirsizlik ortadan kaldırılmıştı. 2025 yılı ikinci altı ayı için bedelli askerlik tutarına ilişkin bilgilendirme Hazine ve Maliye Bakanlığınca “Mali ve Sosyal Haklar” genelgesi yayınlandıktan sonra yapılacaktır. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Tüm terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

32,470 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, 8’inci kuruluş yıldönümünü kutlayan bağlı kuruluşumuz ASFAT AŞ’de gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: ASFAT, ÜLKEMİZİN EN HIZLI BÜYÜYEN SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNDEN OLDU Bu haftaki toplantımızı; - Savunma sanayimizin yerlileşmesine, ihracat kapasitesinin artmasına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlenmesine yönelik stratejik projelere imza atan, - Üretim kabiliyeti ve mühendislik gücüyle öne çıkan ve aynı zamanda 8’inci kuruluş yıl dönümünü kutladığımız Bakanlığımıza bağlı Askerî Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketimizde (ASFAT) icra ediyoruz. Toplantıya başlamadan önce, Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerli annesi Zübeyde Hanım’ı, vefatının 103’üncü (14 Ocak 1923) yıl dönümünde bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyoruz. 12 Ocak 2018’de kurulan ASFAT; kara, hava ve deniz platformlarında geliştirdiği yüksek teknolojiye sahip ürünleri, bakım-onarım-modernizasyon kabiliyetleri ve uluslararası projeleriyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen savunma sanayi şirketlerinden biri konumuna ulaşmış; 2025 yılı itibarıyla dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında 78’inci sıraya yükselerek önemli bir başarıya imza atmıştır. ASFAT, kuruluşundan bu yana; Pakistan MİLGEM Projesi’nden Açık Deniz Karakol Gemilerine, Fırtına Obüsü ve Panter Modernizasyonundan Hassas Güdüm Kiti üretimine, Mekanik Mayın Temizleme Teçhizatından (MEMATT) Yüzer Havuz ve Millî Denizaltı (MİLDEN) gibi stratejik platformlara kadar geniş bir yelpazede tasarlayıp ürettiği ve geliştirdiği sistemlerle ülkemizin istikrar ve güvenliğine önemli katkılar sağlayan, dost ve müttefiklerimize güç katan ve güven aşılayan bir değer hâline gelmiştir. Güçlü altyapısı ve nitelikli insan kaynağı ile verimlilik, şeffaflık ve sürdürülebilirlik temelinde dünyada örnek gösterilen savunma sanayi şirketlerinden biri olan ASFAT; Millî Denizaltı Projesi ve TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi gibi Türkiye Yüzyılı’nın öncü projelerinde ana yüklenici olarak kritik sorumluluklar da üstlenmektedir. Diğer yandan hafta içerisinde; - Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzün proje koordinatörlüğünde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından yerli ve millî imkanlarla geliştirilen Elektrikli Zırhlı Personel Taşıyıcı’nın (E-ZPT) kalifikasyon testleri başarıyla tamamlanarak ilk seri üretim araç, Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiş, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır. TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 9 PKK’lı terörist teslim olmuş, - Operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınaklara yönelik arama tarama faaliyetleri ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir. Suriye Harekât Alanlarında ise; - Terör örgütü tarafından kullanılan tünel sistemlerinin imhasına yönelik çalışmalar başarıyla devam etmiş, - Hafta boyunca Menbic bölgesinde imha edilen 4 kilometrelik tünelle birlikte, Tel Rıfat ve Menbic’de imha edilen tünel uzunluğu 747 kilometreye ulaşmıştır. HUDUTLARDA 114 KİŞİ YAKALANDI Hudut güvenliğimiz; kademeli güvenlik sistemi, ileri teknoloji destekli tedbirler ve sahadaki etkin uygulamalarla 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz şekilde sağlanmakta, yasa dışı geçişler ve kaçakçılıkla mücadele kararlılıkla sürdürülmektedir. Son bir haftada yasa dışı yollarla sınırlarımızı geçmeye çalışan 114 kişi yakalanmış, 699 şahsın sınırı geçme girişimi, hudut birliklerimizce engellenmiştir. Böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 222’ye, sınırı geçemeden engellenen kişi sayısı ise 1.552’ye ulaşmıştır. Güney sınırlarımızda oluşturulmak istenen terör koridorunu parçalayarak hudutlarımızın ve bölge halkının güvenliğini temin etmek için 20 Ocak 2018’de başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın 8’inci yıl dönümünde; vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında; başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Somali, Katar, Bosna Hersek ve Kosova olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada barış ve istikrara önemli katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin varoluş mücadelesinin lideri Doktor Fazıl Küçük’ü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı vefatlarının yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubunun; - “Komite Toplantısı” ile “Komuta Devri ve Aktivasyon Töreni” Deniz Kuvvetleri Komutanımız, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Romanya Donanma Komutanı’nın katılımıyla 8 Ocak’ta Beşiktaş Deniz Müzesi Komutanlığımızda icra edilmiş, - Romanya’dan 6 aylığına devralınan Görev Grubu komutası, ülkemiz tarafından 2’nci kez üstlenilmiştir. Bunun yanında, Bakanlığımız ev sahipliğinde 13 Ocak’ta Görev Grubu temsilcilerinin katılımıyla Karadeniz’deki deniz güvenliğine yönelik toplantı düzenlenmiştir. Görev Grubunun 8’inci aktivasyon faaliyeti kapsamında, 12-13 Ocak’ta Burgaz/Bulgaristan’a liman ziyareti gerçekleştiren TCG Ütğm.Arif Ekmekçi ve TCG Ayvalık gemilerimiz, 17-18 Ocak’ta Köstence/Romanya’ya liman ziyareti yapacaktır. 1 Ekim 2025’ten itibaren Kosova’da NATO Kosova Gücü (KFOR) Komutanlığı emrinde görevini başarıyla icra eden İhtiyat Taburumuzun, bugün (15 Ocak) görevini tamamlaması ve yarın (16 Ocak) itibarıyla ülkemize dönmesi planlanmaktadır. İSRAİL, GAZZE’YE YÖNELİK SALDIRILARINI SÜRDÜRÜYOR Gazze’de barış planının ikinci aşamasına geçilmesi yönündeki uluslararası beklentiye rağmen İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürmektedir. İsrail’in ateşkes ihlalleri ve insani yardımları kesintiye uğratması, barış sürecine zarar vermekle kalmayıp bölgedeki istikrarsızlığı da körüklemektedir. SAYIN BAKANIMIZ, ALMAN MEVKİDAŞI İLE GÖRÜŞTÜ 9 Ocak’ta, ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen, Türkiye-Endonezya Savunma ve Dışişleri Bakanlarının yer aldığı 2+2 formatındaki toplantıya katılan Sayın Bakanımız, ayrıca Endonezyalı mevkidaşı ile ASELSAN’ı ziyaret etmiştir. 10 Ocak’ta, Suriye Savunma Bakanı ile Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Sayın Bakanımız, 13 Ocak’ta, Avrupa Birliği (AB) nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi olarak atanan Büyükelçimizi kabul etmiştir. Dün (14 Ocak), resmî davetli olarak gittiği Almanya’da mevkidaşı ile görüşen ve çeşitli ziyaretler gerçekleştiren Sayın Bakanımız, Bugün (15 Ocak), BAE Systems Genel Müdürü ile Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisini kabul edecektir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız; - 9 Ocak’ta, resmî davetli olarak gittiği Japonya’da; Japonya Savunma Bakan Yardımcısı, Öz Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı ve Kara Öz Savunma Kuvvetleri Komutanı ile görüşmüş, - Japonya 1’inci Hava İndirme Tugay Komutanlığında da incelemelerde bulunarak Hint/Pasifik Yeni Yıl Paraşüt Atlayışı Faaliyeti’nin Seçkin Gözlemci Günü’ne katılmıştır. 12-14 Ocak tarihleri arasında resmî ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere İtalya’ya giden Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımızın; Typhoon uçağı tedariği kapsamında, İngiltere ve Katar Hava Kuvvetleri Komutanları ile üçlü görüşme yapmak üzere 18-19 Ocak’ta Katar’a gitmesi planlanmaktadır. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için eğitim ve tatbikat faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. 13-20 Ocak tarihleri arasında Japonya’da düzenlenen Çok Uluslu Hava İndirme Tatbikatı’na katılım sağlanmaktadır. NATO’ya taahhütlerimiz gereğince; - NATO Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı (CATF/CLF) karargâhları, - TCG Anadolu, TCG Derya, TCG İstanbul, TCG Kınalıada, - 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu ve SAT/SAS timlerimiz ile - İnsansız Hava Araçları, helikopterler ve çıkarma araçlarından müteşekkil Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti; 20 Ocak-16 Nisan tarihleri arasında Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ne istinaden seyir ve liman ziyaretleri yapacaktır. Steadfast Dart, Northern Quadriga ile Dynamic Mariner/Cold Response/Joint Warrior tatbikatlarına da katılacak Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti; 20 Ocak’ta Foça/İzmir’de yapılacak uğurlama töreniyle seyre başlayacaktır. Hâlihazırda ülkemizde devam eden Türkiye-Bangladeş Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı yarın (16 Ocak) sona erecektir. 19-23 Ocak tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızca; - Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirilecek “İnsansız Sistemler (UMEX 2026)” ve “Simülasyon Eğitim Sistemleri (SIMTEX-2026) Fuarı” ile - Katar’da düzenlenecek “9'uncu Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı”na (DIMDEX-25) katılım sağlanması planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak 13-17 Ocak tarih aralığında; - İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Sparcato Schergat (Sparkato Şergat) tarafından Antalya’ya, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında ise Almanya Deniz Kuvvetlerine ait Elbe tarafından Aksaz’a, Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Lissus tarafından İzmir’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla; - 12 Ocak’ta, Doğu Akdeniz’de Eğitim Uçuşu, - 13 Ocak’ta, Ege Eğitim görevi, - 14 Ocak’ta ise NEXUS ACE uçuşu icra edilmiştir. Günümüzün artan çatışma, belirsizlik ve çok boyutlu tehdit ortamı göz önünde bulundurularak kara, deniz, hava, uzay ve siber alanlar dâhil olmak üzere geleceğin muharebe sahasında ortaya çıkabilecek risk ve tehditlerin kapsamlı şekilde değerlendirilmesi, ayrıca geleceğin muharebe konseptine yönelik öngörülerin ortaya konulması maksadıyla; Sayın Genelkurmay Başkanımızın ev sahipliğinde, Millî Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Savunma Sanayii Başkanlığı ile savunma sanayi firmalarımızın üst düzey yöneticilerinin katılımıyla 15-16 Ocak tarihlerinde Genelkurmay Karargâhında “Geleceğin Muharebe Konsepti Çalıştayı” düzenlenmektedir. UZMAN ERBAŞ VE SÖZLEŞMELİ ER BAŞVURULARI 18 OCAK’TA SONA ERİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlanan takvime uygun olarak devam etmektedir. Bu kapsamda; - “Kara Kuvvetleri Komutanlığına 2026 Yılı Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Er” başvuruları 18 Ocak’ta sona erecek, - “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 25 Ocak’a, - “Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı” başvuruları ise 29 Ocak’a kadar yapılabilecektir. BEDELLİ ASKERLİK SINIFLANDIRMA SONUÇLARI AÇIKLANACAK 2026 yılında bedelli askerlik statüsünde silahaltına alınacak yükümlülerin sınıflandırma sonuçları 22 Ocak 2026 tarihinde e-Devlet üzerinden ve askerlik şubelerinden duyurulacaktır. Sonuç olarak Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Ülkemizin huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden çalışmaya, - Sahip olduğu güçlü imkân-kabiliyetleri ve nitelikli personeliyle üstlenmiş olduğu her türlü görevi başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

25,307 views • 6 months ago