Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Bugün CHP’nin imranlıya gitmeme işini eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu daha önceki röportajıyla çelişiyor Hep yalan söylüyor, amacı CHP’yi yıpratmak, yükselen CHP oylarını aşağıya düşürmek

34,496 просмотров • 8 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

🔴 BU NE YAMAN ÇELİŞKİ? 👉🏻 Kemal Kılıçdaroğlu ne dava açtı ne de mağdur sıfatıyla çağrıldığı mahkemeye giderek CHP’yi mahkeme koridorlarında tartıştırdı. 👉🏻 Defalarca şunu söyledi: “Mutlak butlan kararı çıkarsa ve ben görevi kabul etmezsem, partiyi kayyuma teslim ederler. Ben, 13 yıl genel başkanlığını yaptığım partimi kayyuma teslim etmem.” Neden mi? 👉🏻 CHP zarar görmesin diye… ✊ Kemal Kılıçdaroğlu; hileyle, rüşvetle ve kirli pazarlıklarla kaybettiğini düşündüğü kurultayın ardından görevi teamüllere uygun şekilde devretti. 👉🏻 2,5 yıl boyunca ne partiyi bölmeyi düşündü ne de partisi aleyhine konuştu. 🔴 Satılmış medya ve troller aracılığıyla yürütülen itibar suikastlarına rağmen… Neden mi? 👉🏻 CHP zarar görmesin diye… 🔴 Buna karşılık Özgür Özel ve ekibi; 👉🏻 Görüşme taleplerini reddetti. 👉🏻 Partinin genel merkezine milletvekillerini almadı. Genel merkez binasını harabeye çevirdiler. 👉🏻 CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na “hain” sloganları attırarak hem kendisine hem de CHP’ye zarar verdi. 👉🏻 Hâlâ partinin ve genel başkanın itibarını zedelemeye devam ediyor. ✊ Aradaki fark çok açık: 👉🏻 Biri her şartta CHP zarar görmesin dedi. 👉🏻 Diğerleri ise kendi siyasi hesaplarını CHP’nin önüne koydu. ✊ Siz ey CHP’nin öz evlatları; 👉🏻 CHP’nin yıpratılmasına daha ne kadar izin vereceksiniz? 👉🏻 Kemal Kılıçdaroğlu’na mı gücünüz yetiyor? 🔥 CHP kişilerden ve koltuklardan büyüktür. Vefa, ahlak ve vicdan kaybedildiğinde; geriye sadece kişisel hesap kalır. CHP 🇹🇷 Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel Atakan Sönmez GELİYORUZ…

Öğrt. sait oğuz: CHP üyesi

17,065 просмотров • 2 месяцев назад

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU MAĞDUR AİLEYİ MAKAMINDA KABUL ETTİ: CHP ŞİKAYETİNDEN VAZGEÇTİ Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, evsiz kaldıkları için CHP Altındağ İlçe Başkanlığı’nın kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltılan eski binasına sığınan İmam Hüseyin Kolukısa ve engelli eşi Kadriye Kolukısa’yı bugün CHP Genel Merkezi’ndeki makamında kabul etti. Kolukısa çifti, şikayetin çekilmesi için talimat veren Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür etti. Kılıçdaroğlu, ailenin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdi ve bizzat takipçisi olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla, Kolukısa çifti hakkında bir önceki CHP yönetimi tarafından yapılan şikâyetten vazgeçildi. CHP vekili tarafından Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, ailenin içinde bulunduğu kişisel durumun yeniden değerlendirildiği belirtilerek, İmam Hüseyin Kolukısave Kadriye Kolukısa’nın yaşlılık, engellilik ve ağır yaşam koşulları nedeniyle sığınacak yerlerinin bulunmadığı ifade edildi. Dilekçede, Kolukısa çiftinin partiye ait taşınmazda “zaruri ve insani sebeplerle” bulunduğunun anlaşıldığı vurgulanarak, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin, muhtaç durumda olduğu anlaşılan vatandaşlarımız hakkında şikâyetçi olması veya böyle bir yargılamanın sürdürülmesini istemesi söz konusu olamaz” denildi. CHP adına mahkemeye sunulan başvuruda, daha önce dosyaya yansıyan şikâyetin hatalı değerlendirmeden kaynaklandığı belirtilerek, İmam Hüseyin Kolukısa ve Kadriye Kolukısa hakkında herhangi bir şikâyetin bulunmadığı ve şikâyetten açıkça vazgeçildiği bildirildi. Başvuruda ayrıca, şikâyete bağlı suç yönünden davanın düşürülmesi ve uzlaştırma işlemlerinin sonlandırılması talep edildi. Olay, 21 Temmuz 2025 tarihinde Ankara’nın Altındağ ilçesinde meydana gelmişti. Kentsel dönüşüm nedeniyle yaklaşık 5-6 yıl önce boşaltılan eski CHP Altındağ İlçe Başkanlığı binasında kalan Kolukısa çifti hakkında işlem yapılmış, süreç daha sonra yargıya taşınmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun aileyi Genel Merkez’de kabul etmesi ve şikâyetten vazgeçilmesi talimatı vermesiyle birlikte, CHP’nin davanın sürdürülmesini istemediği mahkemeye resmen bildirilmiş oldu.

Haber Filesi

25,925 просмотров • 1 месяц назад

Bir Parti Değil, Bir Kimlik Ele Geçirildi 1. Herkesin odak noktası yanlış: 560 milyar, CHP, Ekrem İmamoğlu… Bunlar sadece vitrinde. Asıl mesele çok daha derinde: Bu, 2012 sonrası FETÖ’nün başlattığı ve bugün son aşamasına gelmiş bir “ele geçirme projesidir.” 2. 2012’de FETÖ’ye yapılan operasyonlarla örgüt şunu fark etti: Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti durdukça, yeniden güç kazanmaları mümkün değildi. Çünkü Erdoğan, FETÖ’nün tüm uzantılarını tasfiye eden, devleti millîleştiren bir liderdi. Ve o gün hedef değişti. Çünkü gördüler ki: Bu devleti dengeleyebilecek tek zemin, CHP’nin taşıdığı kimliktir. Zırhı ele geçirdiler. 3. CHP, FETÖ için neden bulunmaz bir araçtı? • Siyaseten dokunulmaz • Yasal olarak kapatılamaz • “Kurucu miras” üzerinden meşruiyet • Ekonomik direnç Amaç sızmak değil; tamamen devralmaktı. 4. İlk hamle Deniz Baykal’dı. İkna edemediler. Kasetle tasfiye ettiler. Yerine, sözlerini dinleyecek biri geldi: Kemal Kılıçdaroğlu. 15 Temmuz gecesi asker varken Kılıçdaroğlu’na dokunulmadı. Bu “ayrıcalık” hâlâ sorgulanmıyor. 5. Unutmayın: CHP, 15 Temmuz’a ne dedi? “Kontrollü darbe”, “komplo”, “tiyatro.” FETÖ’nün diliyle konuştular. Susarak, saptırarak, araya girerek bu operasyona katkı sundular. 6. Şuradan anlayın: Ekrem İmamoğlu’na verilen savunma, ne Ecevit’e verildi, ne Deniz Baykal’a… Mini bir darbeyle indirilen Kılıçdaroğlu’na bile böyle sahip çıkılmadı. Bu bağlılık değil, merkeze teslimiyettir. 7. CHP’de iki cumhurbaşkanı adayı öne çıkıyor: Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş. İkisi de sağcı. CHP artık sol değil. Bu bir değişim değil; kimlik operasyonudur. 8. FETÖ yok olmadı. Kriptolar hâlâ sistemde. CHP üzerinden bağışıklık zırhına sızdılar. Bu kez merkez sağ imajıyla geliyorlar. Liberal görünümde, modern ambalajda, yeni yüzlerle… 9. Mesele “aday kim” değil. Mesele “bütçe” de değil. Bu, devletin bağışıklık sistemine sızmış bir virüsün mutasyonudur. Ve bu kez millet uyanmazsa, ikinci saldırı çok daha ağır olur. 10. CHP bu projenin öznesi değil; taşıyıcısıdır. Mesele CHP’yi eleştirmek değil; Bu projeyi teşhir etmektir. Kılıf CHP, hedef Türkiye’dir. 11. Ve şu an bile, bakın: Gündem hâlâ şahıs, para, CHP. Kimse derine dokunmuyor. Çünkü bu plan öyle kuruldu ki… Bu bir hamle değil; ezber bozan, beyin yakan bir operasyondur. Ve biz hâlâ susarsak, bu plan sessizliğimizin üzerine kurulacaktır.

Ali Rıza Gök

15,421 просмотров • 1 год назад

Gazeteci Murat Yetkin çok zekî bir insandır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunudur. Okuldaşımdır ama okulun en zor bölümlerinden birinden mezun oluğunu da belirtmeliyim. Saygı duyduğum, dengeli, dikkatli, deneyimli, belgeye bilgiye dayalı konuşan, matematik zekâsını gazetecilikte de kullanan, bana göre duayan bir gazeteci. Böyle düşğnüyorum ama aşağıdaki video kesitinde bahsettiği konudaki tavrı beni şaşırttı. Gazeteci görünümündeki siyasi tetikçilerin herhangi birinden duyabileceğimiz sözleri, kendi derinliğinden uzak, yüzeysel bir şekilde Murat Yetkin'in konuşuyor olması, bir yerde bir eksiklik olduğunu bana hissettirdi. Murat Yetkin'in birikimi ve zekâsının bu konuyu çok basit bir şekilde çözüp aktarabileceğini düşünürdüm. Belki acil durum karşısında hızlı yorumlar olduğundandır, bilemiyorum. Üzerinde biraz daha düşündüğünde farklı değerlendirmeler de yapacağını umuyorum. Kemal Bey geçmişte, "İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var, parlamentoya gelmiş. Bu sorun çözülecekse meşru organlarla çözebiliriz." demiş, Yetkin'e göre, şimdi, "CHP, Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır." diyerek önceki sözünü yutuyormuş. Bu iki söze bakan, bu konulara biraz kafa yoran herhangi bir insan, buradaki ayrıntıyı çözebilir. Tabii amaç ve niyet farklı değilse. Kemal Bey geçmişte hep meşru organ olarak Meclis'i işareti etti. Bugün de aynı şeyi yapıyor. Geçmişte devlet, Öcalan'ı gayrimeşru kabul ediyordu. Bugün ise bizzat Meclis'te anayasa ve yasalara uygun olarak kurulan Komisyon vasıtasıyla Öcalan, Meclis'in; kuralları ve karar alma mekanizmaları dahilinde artık 'meşru' bir aktör olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kemal Bey'in işaret ettiği Meclis'te iktidar ve muhalefet partilerinin katılımıyla alınan karar doğrultusunda meşru kabul edilen bir Öcalan söz konusudur. Kemal Bey Cumhuriyet Halk Partisi'ne iktidarın kurguladığı oyunların yanında ya da karşısında olmaktan öte, tarihsel birikimiyle kendi oyunlarını kurup insiyatif almak ve özellikle ABD ile İsrail'in oyunlarına karşı devletin âlî menfaatleri doğrultusunda devletin planlarının yanında olmayı öneriyor. Bir istikamet tanımlıyor. Sonuç itibarıyla, geçmişte ve bugün söylediklerinde bir çelişki yok. Murat Bey'e bu gözle de bir bakması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Saygılarımı iletiyorum. Murat Yetkin YetkinReport CHP 🇹🇷 Kemal Kılıçdaroğlu

Bülent Gürsoy

171,038 просмотров • 8 месяцев назад

YOLSUZLUĞU AKLAYAN CHP SOLA MI KAYDI ? YOLDAN MI ÇIKTI ? CHP milletvekili Murat Emir kurultay salonundaki yandaş TV de konuşuyor ve “CHP sola kayıyor” diyor. Yanındaki hanımefendi de yanılmıyorsam Gül Çiftçi oda aynı özgüvenle “program sola kayıyor” diye ekliyor. Şaka gibi ama konuşmalarına ve siyasetteki geçmiş pratiklerine baktığımda sol düşünce kavramının içini doldurmaktan aciz olan bu ikili , CHP’nin sola kaydığını iddia ediyor. Murat Emir’in “sol” diye anlattığı başlıkların neredeyse tamamı, neoliberal düzenin kendisini ayakta tutmak için ürettiği kavramlardan ibaret. Piyasa kutsal, sermaye dokunulmaz, imtiyaz ilişkileri sorgulanmaz; sonra da bu çerçeveye birkaç “sosyal” cümle eklenip adına “sol politika” deniyor. Sol ideolojiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir resim bu. Önce şu soruyu sormak lazım ; Sola kaydığı iddia edilen partiyi kimlerle yönetiyorsunuz? Kendi düşünsel konumunu netleştiremeyen, ideolojik olarak nereye bastığını bilmeyen bu insanlar , bugün hiç çekinmeden “CHP sola kayıyor” diyebiliyor. Solda olmayı , birkaç slogan ve ezber cümleyle tarif edenlerin önce siyasetteki sınıfsal tercihlerini , kamuculuk, eşitlik ve adalet üzerine pratik ve iradelerini net olarak ortaya koymaları gerekiyor. 5’li çeteye iki yıldır laf edemeyen , kamuda ki yolsuzlukların üstüne gitmeyen, belediyelerindeki yolsuzluklar ile ilgili yargının yürüttüğü soruşturma ve kovuşturmalara inkar refleksi ile cevap veren, seçmen ve halkta “yolsuzluk yok” algısını yaratan ve pekiştiren, sermaye sahipleri ile yakın ilişkiler kurup hatta çakarlı aracını tahsis edenlerle CHP nasıl sol kaymış oluyor ? Bir bilen varsa anlatsın bizde öğrenelim. Sola kaydığı iddia edilen ” CHP, kamudaki özellikle de yerel yönetimlerdeki yolsuzluklara nasıl bakıyor? Yolsuzluk yapanla arasına mesafe koyamayan, yolsuzluk iddialarını daha ilk günden “kökten reddetmeyi” refleks haline getiren bir CHP, nasıl oluyor da sola kaymış oluyor? Açık söylemekte fayda var CHP nin içinde bulunduğu hali göz önüne aldığımda bu sorulara makul bir cevap vermek çokta mümkün değil. Çünkü ; Yolsuzluk iddialarını görmezden gelen, siyaseti çıkar ilişkilerinden arındıramayan, güç sahiplerine dokunmaktan ısrarla kaçınan bir anlayış, sol anlayış olamaz. Sol, en başta kamunun malına, halkın vergisine, emekçinin alın terine sahip çıkmak demektir. Yolsuzluk karşısında sessiz kalıp tam aksine yolsuzluk yaptığı iddia edilenle arasına mesafe koymayıp sahip çıkılıyorsa artık soldan bahsedilemez. O yüzden Murat Emir ve diğer yönetenlerin açık açık şu sorulara cevap vermeleri lazım ; Kamudaki yolsuzluklara karşı CHP ‘nin net, tavizsiz ve şeffaf bir çizgisi varmı ? Yoksa CHP, “bizimkiler yaparsa susarız, başkası yaparsa konuşuruz” diyen çifte standartlı bir siyaset mi yürütüyor? İşte bu sorunun cevabı, CHP’nin gerçekten sola mı kaydığını, yoksa sadece lafta mı solculuk yaptığını herkese gösterecek. Hadi bakalım verin cevabınızı da aydınlansın herkes. Murat Emir CHP 🇹🇷 Özgür Özel Ekrem İmamoğlu Kemal Kılıçdaroğlu CHP Kadın CHP Gençlik Kolları

Emin Vahap Şimşek

15,766 просмотров • 8 месяцев назад

İKİ ŞOFÖR KONUŞURSA ÖZGÜR TUTUKLANABİLİR! MUHİTTİN’İN 20 MİLYONU, ÖZGÜR’Ü ARTIK HER AN EKREM’E KOMŞU YAPABİLİR! MİLLETVEKİLLİĞİ KURTARMAZ! HOŞGELSİN BAY KEMAL! İki arabayla ve 20 milyon dolarla Antalya’dan Manisa’ya giden Muhittin Böcek’in şoförleri bugün Antalya’da gözaltına alınıp, İstanbul’a getirildi!.. Yani buyrun cenaze namazına… Şimdi Özgür Özel için uykusuz geceler başlıyor. İki şoför, Aydın Günaydın ve Özer Aydın, İstanbul Başsavcılığı’nın emriyle getirtildi ve şu anda sorgulanıyorlar. Zaten Adalet Bakanı HTS kayıtlarını açıklamıştı. Şimdi de şahitler tüm detayları verdi mi, bırakın Özgür Özel’i, CHP tümden kapatılabilir! Ama daha önce dediğim başka bir durum var. İstinaftan her an mutlak butlan kararı çıkabilir. O zaman parti kapanmaz ve Kemal Kılıçdaroğlu partinin başına gelir. Sadece Özgür ve yandaşları mahvolur! Kişilerin parasal ve yolsuzluklar üzerinden kurduğu düzenden kurtulan CHP beklenen ana muhalefet partisi olma görevini yapmaya başlar. Özgür ne olur?.. Bir kere başka bir durum var. Bülent Arınç’la yaptığı görüşmeyle gündeme taşımam şart olan, darbe tutanaklarında kod adı “ECZACI” olan kişinin konusu da var!.. Ve Fetö ziyaretleri!.. Evinde 20 milyon dolar ele geçirilen bir Fetöcü kadını defalarca ziyaret etmesi… Vallahi Özgür, 20 milyon doları olmayanı tanımıyor galiba!.. Bir de dün New York’taki gizli evini söylemiştim ya, şimdi onu da bir avukatın üzerine yapmış, böyle saklanacağını sanıyor! Bakın, bu işler Ağır Cezalık ve Özgür Özel’i bu kez milletvekili olmak kurtarmaz. Anayasa’nın 14. Maddesi bu konuda açık… Ve medyadaki yalanlar… Kapki dönmüş-müş!.. Adamın zaten itirafları etkin pişmanlık için kabul edilmeyip, hapse geri gönderilmişti. Şimdi Özgür alenen yalan söylüyor, kendi medyası da çanak tutuyor. Tüm detaylar video’da… TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

71,496 просмотров • 4 месяцев назад

ZORUNLU CEVAP: Bu mu “bağımsız gazetecilik”? (Videolu) HALK TV’de “editoryal baskı yokmuş ve tam bağımsızlık” varmış… Öyle yazmış HALK TV’nin bazı mağdurları… Benim eleştirime itiraz edip cevap vermişler… Peki… Madem baskı yok; TİP’liler niye çıkamıyor ekrana? Daha bir hafta önce TİP milletvekilleri “korsan eylem” yaparak sansürü delmedi mi? Bu “eylem” sizin kanalınızın dışındaki her yerde haber olmadı mı? Sera Kadıgil, canlı yayındaki konuğun arkasına gelip pankart açıp gülümsemedi mi? Size “editoryal bağımsızlık” mesajı vermedi mi? &&& Canlı yayına çıkacak / çıkmayacak CHP’li vekillerin listeleri genel merkezden gelmiyor mu? CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel kendisine uygulanan sansürü uzun bir twitle anlatmadı mı? Parayı basan belediye başkanı, kanala hafta sonu istediği yayını yaptırmıyor mu? Bunların sizin için sorun teşkil etmediğini düşünüyorum. Sanırım bir çoğunuz geçmişte AK PARTİ’nin kanallarında ekran yüzü olduğunuz için oralardan alışıksınız bu tutumlara… Öyle ya ne fark eder; dün AK PARTİ’yi övüyordunuz TV 8, STAR, HABERTÜRK, Kanal D, KANAL 24 ve CNN TÜRK’te; bugün CHP’nin içindeki bir kliği övüyorsunuz HALK TV’de… &&& Kılıçdaroğlu iki senedir “Bana her gece saldırıyorsunuz. Çağırın yayına gelip anlatayım” demiyor mu? Madem baskı yok; davet edin gelsin Kılıçdaroğlu yayına… Size; hepinize “Burada İmamoğlu’nu eleştiren haber yapılmayacak” denmedi mi defalarca? Mesela Aylin Nazlıaka niye çıkamıyor HALK TV’ye? Hiç merak edip sordunuz mu? ANKA aboneliği niye kesildi mesela? İşe alım görüşmelerini bir dönem CHP’li İBB’nin bir bürokratı yapmıyor muydu? &&& Madem “editoryal bağımsızlık” var; örneğin CHP’li yetkililer yapacakları basın toplantısının HALK TV’de “canlı” olarak yayınlanacağını nasıl biliyor? Zira üst düzey yöneticiler; “Saat …. ‘deki açıklamamı HALK TV’den canlı izleyebilirsiniz” diye nasıl mesaj atabiliyor? Yayın akışını siz mi yapıyorsunuz partinin genel merkezi mi? Yüzlerce örnek veririm de gerek yok… &&& Bazı arkadaşlar kendilerini CHP Genel Merkezi’ndeki bir kliğe o kadar angaje etmiş ki; mevcut sorunları yazdım diye “siyasi hesabın var” demişler… Nasıl bir siyasi hesabım olabilir mesela? Siyasi hesapla HALK TV’nin ne ilgisi var? HALK TV, CHP’nin “Medya Kolları” mı? Siz de o “Medya Kolu”nun üyeleri misiniz? Kendinizi öyle mi görüyorsunuz? Siz CHP’nin iç meselelerinin tarafı mısınız? Yoksa “bağımsız” gazeteciler misiniz? “Bence buna bir karar verin…” diyeceğim ama siz zaten tutumunuzla kararınızı çoktan verdiğinizi ortaya koyuyorsunuz. &&&& Dilek İmamoğlu’na ulaşmak için çaba sarf eden ve bunu “başardıktan” sonra yanına giderek herkesin gözü önünde “Bana bir talimatınız var mı? Olursa buralardayım” diyen sözde bağımsız gazeteci; bana karşı mesaj yayınlıyor ve benim üzerimden kanaldaki işini garantiye almaya çalışıyor. (Videolu… Vekiller bu sözleri duyunca şok oluyor.) Neyse ki; bir kişi en azından benim sayemde işini koruyor… Güzel… Haaa bu kişi o kadar “bağımsız” ki; geçen hafta tam 52 dakika benim ve siyasi arkadaşlarımın hakkında yalan bir haber yapmasına rağmen; kendilerine verdiğim cevabın 52 saniyesini bile yayınlayamıyor. Çünkü CHP genel merkezinden izin çıkmıyor. Üstüne üstlük; dün gece Burcu Köksal’dan aldığım “ özel demeci” dakikalarca anlatmasına rağmen, kaynak olarak beni gösteremiyor. İsmimi bile veremiyor. Çünkü ismimi verirse CHP’deki klikten fırça yer… Bunu bildiği için Köksal sanki “havaya konuşmuş” gibi anlatıyor. Bunun adı açıkça emek hırsızlığıdır. &&&& Gelelim diğer meseleye: Bir hakkı savunmak sizin tekelinizde mi? Bunun patentini aldınız da bizim haberiniz mi yok? HALK TV ve basın özgürlüğü mücadelesi sizden mi ibaret? Siz karar verici oldunuz da haberimiz mi yok? Orada sesini duyuramayan şoförün, temizlik görevlisinin, muhasebe personelinin de hakları yok mu? Onları dile getirmemden niye rahatsız oluyorsunuz? Bu nasıl bir kibir? Bu nasıl bir bakış açısı? Hepinize iyi hafta sonları…

Barış Yarkadaş

99,445 просмотров • 2 месяцев назад