Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bugün saat 20.00 de Seda Sayan “ın konuğu olacağım. Bu programı iki hafta önce çekmiştik . Pek tabii ki ana merkezimizde AÇ KUŞLAR olacak. Ancak bugün her yere konu olan intihar vakasına dair ,ön sezi ile yine bazı uyarılarda bulunmuşum… Kendimizi ve sevdiklerimizi koruyalım

35,730 Aufrufe • vor 4 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

FAKİR BİR GECEKONDU HAYATINDAN TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK STARLARINDAN -VERGİ REKORTMENLİĞİNE MASALSI YOLCULUK SEDA SAYAN HOROSCOPE ANALİZİ Herkese kocaman merhaba. Bugün gerçek bir başarı hikayesi olan Seda Sayan'ın haritasına bakacağim. 30 Aralık 1962'de İstanbul, Eyüp Sultan’da dünyaya gelen Seda Sayan 61 yaşındadır. Şarkıcılık ve oyunculuk kariyerinin ardından televizyon sunuculuğuyla öne çıkmış; Sabahların Sultanı Seda Sayan başta olmak üzere pek çok programın sunuculuğunu üstlenmiştir. Bu nokta oldukça önemli. Kendisini yükselen burcu terazide terazi burcunun ilk dekanında. Burası en tipik terazi dekanı olmak ile birlikte güzelliğine ve estetik görünmeye en çok önem veren dekandır. Yükselen sizin dünyaya gözünüzü açtığınız ilk andır. Yöneticisin bulunduğu en hayattaki odak noktasıni gösterir. Venüs ikinci evde ve kendisinin odak noktasınin maddi konular ve para konularında olduğunun göstergesidir.Bu oldukca önemli çünkü ikinci ev bizim para kazanma evimizdir. Orada Venüs'un bulunması sanat aracılığıyla, güzellik sektörü veya kadınlar aracılığıyla para kazanılacağının göstergesi. Burada aynı zamanda Neptün de olması ilk paranin sanat aracılığıyla olduğunun göstergesidir. Kendisinin oğlak burcunda stelyumu var ve yöneticisi Satürn yücelimde. Oğlak burçları özellikle ilk Satürn döngüsünden sonra iyi başarılar elde etmeye başlar. Seda sayan da bunu ilk Satürn döngüsünde elde etti. Aynı zamanda burada oğlunu doğurmuştu. Yine Kariyer evlerinden biri olan MC noktasına baktığımız da yengeç burcunda olduğunu görüyoruz ve yöneticisi ay sahne sanatları olan evde yani 5. Evde Ne diyebilirim ki bazı insanların kaderinde ünlü olmak vardır Seda Sayan'da bunlardan biri... Sizin MC yöneticiniz kaçıncı evde? #sedasayan

Rohini Astroloji

69,505 Aufrufe • vor 8 Monaten

LÜBNAN’DA SAVAŞ İHTİMALLERİ — Dün İsrail Savunma Bakanı Gallant’ın Pentagon’da “Kuzeyde güvenliği sağlamaya ve sahada gerçekliği değiştirmeye kararlıyız” dediğini aktarmıştım Bugün de Cumhurbaşkanı Erdoğan “İsrail şimdi de gözünü Lübnan’a dikti” dedi Peki dün “Bölgesel savaşa dönüşür. Orta Doğu için felaket olur” diyen ABD, İsrail yine tam tersini yaparsa yine askeri olarak destek verecek mi? Pentagon’a sordum: •Başbakan Netanyahu İsrail'in iki cephede iki savaşa hazır olduğunu söylemişti. Bugün de İsrail Savunma Bakanı kuzeyde güvenliği sağlamaya ve sahadaki gerçekliği değiştirmeye kararlı olduklarını söyledi. Artık bunun Pentagon için bir varsayım olmaktan çıktığını, bölgede topyekun bir savaşa dönüşebileceğine dair bir hesap haline geldiğini Bakan'ın bugünkü açıklamalarından görüyoruz. •Eğer bu gerçekleşirse, İsrail askeri olarak ABD'ye sırtını yaslayabilir mi? Çünkü daha önce de ABD’nin bir şey söylediğini ve İsrail’in dinlemeyip başka şeyler yaptığını görmüştük ama yine de siz askeri olarak onların arkasındaydınız. TÜMGENERAL PATRICK RYDER, PENTAGON SÖZCÜSÜ Soruyu takdir ediyorum ama saygılı bir şekilde bunun bir varsayım olmaktan çıktığına katılmıyorum. Bu bir varsayımdır. Bu, kesinlikle gerçekleşebilecek bir senaryo ama henüz gerçekleşmedi. Dolayısıyla şu anda odak noktamız kuzey sınırında yaşanan gerilimlere diplomatik bir çözüm bulmak. İsrail'in doğuştan gelen meşru müdafaa hakkına olan desteğimiz katıdır ve bu şekilde kalacaktır. İsrail'i ve kendilerini savunma kabiliyetlerini desteklemeye devam edeceğiz. Ancak konu sınırdaki gerilimlere ve bölgeye çapına geldiğinde, daha geniş bir bölgesel çatışma görmek istemiyoruz. Bu bakanlığımızın öncelikli odak noktası olmaya devam edecek

Yunus Paksoy

376,508 Aufrufe • vor 2 Jahren

Murat Karayılan Sterk Tv’de yaptığı açıklamalar ve barış sürecine dair yaptığı değerlendirmelerden birkaç önemli satır başı: -Türk devleti şimdiye kadar yasal anlamda herhangi bir adım atmadı. Tabii ki bu, hiçbir şey yapmadıkları anlamına gelmiyor. İşte İmralı’ya gidiş-gelişler oluyor, mecliste komisyon kurdular, yine bir süre sonra ateşkes çift taraflı bir hal aldı, savaş durdu. Elbette bu biçimde kimi yaklaşımlar söz konusu ama sürecin gelişmesi için, zamana yayılmaması için gerekli olan şeyler halen yerine getirilmiş değildir. Belli ki Türk devleti bu konuda halen net bir karar vermemiştir. Birçok konuyu gündemlerine getiriyorlar ve görüldüğü kadarıyla evet ile hayır arasında bırakıyorlar -Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yine Devlet Bahçeli gibi kişiler Kürt-Türk-Arap kardeşliğinden söz ediyorlar. Bu minvaldeki cümleler zaman zaman devlet yetkilileri tarafından dile getiriliyor. Ancak gel gör ki pratikte bir kucaklaşma yok. Yani ona uygun yasal adımlar halen atılmış değil. Elbette bu kadar geç kalınması bir tartışma konusudur. Kuşkusuz bunun nedenleri vardır. Tabii daha başta, yaklaşımda sorun vardır. Mesela ‘Terörsüz Türkiye’ diyorlar. Kürt sorunu tarihsel ve toplumsal bir sorundur. Ve Türkiye’nin temel bir sorunudur. Bu meselenin hepsini getirip bir ‘terör’ sorununa indirgemekle nasıl çözümcü bir yaklaşım geliştirilebilir ki? -Bizler devletle barışmak, cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet haline getirmek ve demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz. Bu cumhuriyetin karşısında olmak istemiyoruz. Önderliğimizin ve bizlerin yaklaşımı bu biçimde kökten bir yaklaşımdır. Ama karşı taraftan aynı yaklaşımı görmüyoruz. Yani kuşkularla, endişelerle, kaygılarla yaklaşıyorlar. Halbuki biz karar aldık; Kongre kararlarına bağlıyız. Bu kararlar sıradan kararlar değildir. Ancak bakıyoruz; diğer tarafta yine de kuşku ve kaygılarla dolu bir yaklaşım vardır. İşte yaklaşım böyle olunca, yine cumhuriyet tarafından halen bir tehlike olarak görülünce bizde de güven gelişmiyor doğal olarak. Yani bir sorundur ama bu sorunun çözümüne dair güven yoktur. Bence bu durum devletin yaklaşımından kaynağını alıyor -Her konuda karar alabilir. Biz, arkadaşlarımız, örgütümüz bunu daha önce de belirtmiş durumdayız. Fakat Rêber Apo hakkındaki kararı biz veririz. Yani gerilla bu kararı verir. Kongre, bu inisiyatifi gerillaya vermiştir. PKK’nin 12’nci Kongresi yani Fesih Kongresi hangi kararı aldı? Kararları nelerdi? Özellikle de silah bırakma kararını Rêber Apo yönetmelidir, kararı vardır. Yani Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü olacak ve bu kararları pratikleştirecek demektir. Bu, gerillaya verilmiş bir inisiyatiftir. Bu yüzden Hareketimizin ve gerillanın Rêber Apo hakkındaki tutumu nettir.

metinyoksu

32,987 Aufrufe • vor 1 Monat

VEFA! Erol Köse ile defalarca canlı yayın yaptım! Hem stüdyoda hem de canlı telefon bağlantılarıyla. Köşe yazılarımı ve sosyal medya paylaşımlarımı ulusal kanallarda değerlendirdi. Vefatı sonrası sanat camiası ikiye bölünmüş. Ben üçüncü bir yerde kalarak içimden gelenleri yazmak istedim. Evet, zaman zaman tuhaf sorular sorardı ama ben ondan hiç kötülük görmedim. Tabii sanatçı arkadaşlarımızın yaşadıklarını da yok sayamam ve yaşamadığım için de yorum yapamam. Videosunu paylaştığım bu canlı yayın sonrası Sacit Aslan'la birlikte beni Ortaköy'deki evime bıraktılar. Arabada sohbet ediyorduk. Erol ağabey bir anda çantasından iki adet çim suyu çıkardı. Birini bana ikram etti, birini de kendi içti. Bu sohbetimizde hiç unutmuyorum kendisine, “Erol ağabeyciğim, Seda Sayan ile ilgili yaptığın açıklamalar doğru değil. Seda ablanın sanat camiasında elinden tutmadığı insan kalmadı. Belki sana bile kol kanat germiştir. Beni de 1994 yılında ilk ekranlara çıkararak, plakçılara gönderen Seda Sayan’dır.” demiştim. Erol ağabey, “Evet bana da çok çok iyiliği dokunmuştur, yanlış yaptım” dedi. Erol Köse’nin bana zaman zaman telefonda özel olarak anlattıklarını da hiç unutamam. Bir gün bana telefonda Polat Yağcı’nın bu işlere kendi yanında başladığını söyledi. Polat’a bunun doğru olup olmadığını hiç sormadım. Diyelim doğru... Erol Köse, Polat Yağcı'nın kendisine olan vefasını görmüş ve vasiyetinde cenazesini Polat’a emanet etmiş. Ama aynı Erol Köse, bugün "helal etmiyorum" diyen o kadar insanın hayatında iz bırakmış ki... Vefa, almak değil vermektir. Erol Köse, Polat Yağcı'dan vefayı aldı. Ancak bugün arkasından konuşanların çokluğu, onun vermeyi unuttuğunu gösteriyor. İşte asıl mesele bu! Erol Köse, bana bu videodaki canlı yayında, “Üstadım sizin için ‘Felaket Tellalı’ diyorlar. Nereden çıktı bu söylem?” diye soruyor. İşte sebebi: değerli sanatçılarımıza vefa! Çünkü vefa dendiğinde, almayı değil vermeyi anlatan; iyilik gördüğünü söylerken, başkasının acısını da yok saymayan ve gerçekleri söylediği için bazen “Felaket Tellalı” olarak anılan biriyim ben. Ve bu lakabı, bundan sonra da gururla taşıyacağım! Allah taksiratını affetsin. #ErolKöse #Vefa #SedaSayan #PolatYağcı #OnurAkay #FelaketTellalı

Onur Akay

34,613 Aufrufe • vor 4 Monaten

Bugün Eskişehir’de olan hadise ile ilgili benim gibi gazi olan meslektaşımla görüştüm mesajını sizinle paylaşıyorum videosunu sizinle paylaşıyorum bu hal bilmez hukuk bilmez terbiyesizlerin bir an önce buradan gönderilmesi için ne gerekiyorsa yapılmasını talep ediyorum Gazsine şehit yakınına saygı göstermeyen sahip çıkmayan vatana hizmet etmiş sayılmaz hepimiz bu vatana hizmet etmekle mükellefiz. ‘06/10/2025(bugün) saat 10:30 sularında Eskişehir tren istasyonuna 10.44 istanbul yht seferine yetişmek için geldiğimde üzerinde engelli kartı olan şahsıma ait aracımı tcdd’nin otoparkına müsait bir yere bırakmak istedim. Engelli otoparkının olması gerektiği ve ben aracımı oraya bırakmak istedim(başbakanlık genelgesi mevcut) Gazi olduğumu aracımda engelli kartı olduğunu terör gazisi olduğumu söylememe ve bizzat kartımı göstermeme rağmen gazi olman beni ilgilendirmiyor buraya park edemezsin git nereye park edersen et şeklinde küstahça cevap aldım devamında diğer güvenlik tarafından darp edildim. Sana bu gaziliği de vermemeleri lazım neren gazi gibi ithamlarda bulunuldu. Devletimizin devlet övünç madalyası sahibi bir gazi olarak bu yaşadıklarım benim kanıma dokunuyor. Trene yetişmem gerektiği için seyahatim dönüşünde bu akşam bu kişilerden şikayetçi olacağım. insanı üzen nokta “Bizler bu insanlar için mi vurulup gazi olduk” düşüncesine sevk etmesi.’ Gereğinin ibret olacak şekilde yapılmasını bekliyoruz Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Eskişehir Büyükşehir Belediyesi T.C. Eskişehir Valiliği T.C. İçişleri Bakanlığı T.C. Cumhurbaşkanlığı TÜGŞAV Emma Saville Türk Polis Teşkilatı #GazineSahipÇık

S.SANCAKTAR

37,452 Aufrufe • vor 10 Monaten

Bugün Dünya İnsan Hakları Günü… “Bütün insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduğu”nu hatırlamamız gereken o gün. Ve ben, insanın haksız yere özgürlüğünün elinden alınmasının ne demek olduğunu yaşayarak öğrendiğim bu günlerde, duvarları aşıp sizlere umut olacak bir hikâye ulaştırabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Görevdeyken, Şişli ile kardeş ilçemiz olan Berlin / Charlottenburg-Wilmersdorf belediyesi ortak kaderinden doğan bir hikâye keşfetmiştik. Bu hikâyeyi anlatacak belgeselin ilk adımlarını birlikte atmıştık: “Kader Ortağı”… Bu kader; yüz yıl önce siyasi baskılardan kaçıp İstanbul’da üretme zemini bulan Alman akademisyenlerin, bugün benzer sebeplerle Türkiye’den Berlin’e göç eden bilim insanlarıyla kesişen ortak yolculuğuydu. Çekimler devam ederken, yol arkadaşlarımla birlikte hukuksuzca tutuklandım. O günden beri, siyasi baskılardan kaçmak zorunda kalan bilim insanlarını; ülkemizden giden parlak zihinleri daha çok düşünmeye başladım. Bir de içimde bir hüzün vardı. Bu projenin de, tıpkı güzel yurduma dair ideallerim, hayallerim ve çalışmalarım gibi yarım kaldığını; bir gün mutlaka tamamlanmak üzere, kısa bir süreliğine rafa kaldırıldığını düşündüm. Fakat yanılmışım. 🌱 Benim ulaşamadığım yerlere dayanışma ulaştı. Benim devam edemediğim yerden emek devam etti. İnsanlar, kentler, dostlar… Bu hikâyeyi sahiplendiler ve tamamladılar. Bugün demir kapıların ardında olsam da, yüzyıllık bir kader döngüsünden çıkışa her zamankinden daha yakın olduğumuzu hissediyorum. İnsan haklarının, adalet arayışının ve dayanışmanın sesinin hiçbir zaman susturulamayacağını görüyorum. “Kader Ortağı”nı sizlerle paylaşırken, bu çalışmanın hem geçmişten, hem bugünün yaralarından, hem de yarına dair umudumuzdan beslendiğini bilmenizi isterim. Kimse unutmasın; herkes kendine tekrar tekrar hatırlatsın: “Bir şenlik havasında kalkar bu ülke ayağa, bir şenlik havasında…”✨ Belgeseli izlemek için:

Resul Emrah Şahan

33,468 Aufrufe • vor 8 Monaten

Değerli Bursasporlular, "Bursaspor'umuza zaman kazandırmak ve göreve gelince yeni bir Genel Kurul kararı almak" iddiası ile aday olan ve seçilen ancak koltuğa oturunca, tıpkı daha önce yaptığı gibi yeniden koltuğuna sıkı sıkıya sarılan Recep Günay, bugün yaptığı açıklama ile tarafımıza ve imza kampanyamıza ilişkin çeşitli ithamlarda bulunmuştur. Öncelikle, Genel Kurul için topladığımız imzaların, Günay yönetiminin geçmişe dönük dava hamleleri ile en ufak bir alakası yoktur. İmzaların Günay yönetiminin bu davalarına mani olmak amacı ile toplandığına yönelik imada bulunmak, şark kurnazlığı olarak ifade edilebileceği gibi, Bursaspor'un geleceğini düşünerek imzaya koşan üyelerimizin iradesine de hakarettir. "Kulüp zorda, maddi kaynağınız olmadığını ve idareten göreve geldiğinizi siz ifade ettiniz, bu belirsizlik ortamı kulübe zarar veriyor, sözünüzü tutun, bayrağı devredin" diye açıkça ifade ettik ve bunu tekrarlıyor, Bursaspor'un başında kişisel menfaat güderek veya yanlış işlemler gerçekleştirerek kulübü zarara uğratan kim var ise hukukun karşısına çıkarılması gerektiği görüşünü de paylaşıyoruz. İkinci olarak, Günay, imza toplama faaliyeti Noter huzurunda yapılmadığı için imza tespiti yapılamayacağını ve bu sebeple bu süreci mahkemeye taşıyacağını beyan etmiştir. Oysa Günay, aynı açıklama içerisinde, kendi adaylık süreçlerinde imza tespitinin Divan Kurulu tarafından gerçekleştirildiğini yine kendisi ifade etmiştir. Bu çelişki, Günay'ın hukuku işine geldiği gibi yorumlayan biri olduğunu da net biçimde ortaya koymakta ve senelerdir kulübümüzü konu ettiği davaların neden bir türlü sonuca varmadığını da açığa vurmaktadır. Kaldı ki, sürekli hukuktan dem vuran Günay'ın adaylık süreci ile alakalı yapılan yanlışlıklar da ortada ve ekteki video ile kanıtlıdır. Teksas, bu hususta Genel Kurul'da itirazını sunmuş, ancak kulübünü mahkemeye vermeyerek süreci üyelerimizin imzaları ile sağlıklı bir biçimde nihayete erdirme tavrını ortaya koymuştur. İmza toplama sürecimiz de, Tüzüğümüze ve ilgili kanunlarımıza uygun yürütülmekte ve imza veren tüm üyelerimizin, üye kimlik kartları ile imza alanında fotoğrafı alınmaktadır. Bu yersiz iddialar ve bu diretme göstermiştir ki, Genel Kurul üyelerimiz iradelerini çok daha güçlü biçimde ortaya koymalı ve süreci, hiçbir tartışmaya mahal bırakmayacak bir sayı ile bir an önce tamamlamalıdır. Atatürk Stadyumu ve Podyumpark'ta bulunan her iki imza standımız da, Bursaspor'u bu işbilmezliğe teslim etmek istemeyen üyelerimizden Genel Kurul için imzalarını toplamak üzere açıktır. İmza toplayan bizleri mahkemeye vereceğini ifade eden Günay'a son sözümüz de şudur. Biz Teksaslılar, şampiyonluğun ardından merhum İbrahim Yazıcı Başkan'ı mahkeme kürsülerine çıkaranlar, cezaevine gönderenler değil, Bursaspor için mahkemelere çıkmaya zaten dünden alışık olanlarız. Herkes gider, biz kalırız. TEKSAS

TEKSAS

98,126 Aufrufe • vor 3 Jahren

Karagümrük 2-0 Fenerbahçe Rıdvan Dilmen: Daha derken olabilirdi. Tabii ki yarınki başarışları iyi takım ama izleyicileri duyar gibi oluyorum. Haklı olarak. Ben de Rıdvan Dilmen'i izlesem. Sen ne anlatıyorsun derim ben. Çünkü Galatasaray puan kaybetsin de işte 4 puanda kalsın da veya işte 5'te kalsın diye. Galatasaray yarın 1 oynayacaksa 2 oynayacak. Motivasyon tavanya baş olacak. Bir de şöyle bir durum var. Geçen hafta çok güzel bir şey söylemiştim. Önümüzdeki hafta ilk kez. Önce oynayacak. Biraz da Galatasaray psikoloji bir puanı indirip. Haklı bir. Artı Gaziantep maçından son günü Galatasaray maçı erteleniyor. Bir maçta eksiğim var. Bir maç fazlan olacak. Galatasaray'ın eksiği olacak. Ve milli maç dönüşünde sen puan farkıyla önde olma ihtimalin olabilir değil mi? Olabilirdi. Bu maçla ilgili konuşacak şeyleri aslında çok teknik olarak hiçbir şey yok. Sebebi de söyledim ya, geçen haftaki sportistçilerin manşetine koymuşlar. Şapkadan tavşan çıkarma dedim ya. Şapkadan tavşan çıkartmak 34 maçlık periyotlarda 3 bilemedin 4 kez olur. Bir oyun ve oyuncu istikrarı olur. Tabii ki kulvarlarda oynarken Bir takım değişiklikler yapabilirsin. Formasyonda ve oyuncu grubunda. Çok basit. Herkesin anlayacağı şekilde. Ya Tariska ile Asansi olmasa ne olacaktı abi? Fenerbahçe grubunun teknik direktörünün varlığına ne gerek var? Eğer Fenerbahçe bugün 57 puan aldıysa emin ol bütün oyunculara saygım var. Minimum 12 puanla bu iki oyuncu bunun Bu kadar kötü olması da kötü oynadığı Alanya'dan, bir sürü maçla Samsun'dan, Kasımpaşa'sından söyleyebilirsiniz. Şimdi ligin sonuna doğru gel, sevgili Cengiz An. En son gel. Dibine, evet. Fenerbahçe Karıgümrük'ten iki gol yedi. İçeride de bir gol yemişti galiba değil mi? Kayser Spor'dan kendi evinde 2-7, 4-2'lik maçta. Kasımpaşa'dan birbiri gitti. İki maçı da kazanamadı. Kazanamadı. Antalya Spor'dan iki gol yedi. Daha yeni oluyor bunlar. Şimdi böyle bir durumda yani ligde küme düşme ihtimali yüksek olan takımlardan siz ikişer tane gol yiyorsanız nasıl şampiyon olacaksınız? O zaman şu geliyor. Salı akşamı gördüğümüz Galatasaray'ı tabii ki Liverpool şartları başkadır konsantrasyonu. Fenerbahçe'nin şu tabloda olması bu takıma göre çok İyi yani toplu. Bu oyuncu grubu ve bu oyun yapısına göre. Oyun yapısı ve anlayışına göre samimi gerçekçi olmak lazım. Aslında 4 puanlık fark bugün direğin bir ihtimali var. Herkes Kasımpaşa'nın tale maçları da dahil olmak üzere bir hesapları vardı. O maç günü o coşkuyu da hatırlıyorum Kasımpaşa maçında. Hatta çok maçta bir hesap vardı. Emin ol bugün Fenerbahçeliler 4 puan. geride ve bir puanı indirme şansı olmasına rağmen çok Fenerbahçe'nin maçtan dahi haberi yoktur. Bu hesapları bırakmışlardı. Bakın ikisi buradan bağımsız söylüyorum. Bunun bir sebebi olmalı. Niye oldu bu durum? Niye Fenerbahçe bu duruma geldi iki haftada? Üç haftada? Şimdi burada...

Galatasarayultrataraftar

113,432 Aufrufe • vor 5 Monaten

BASINA VE KAMUOYUNA 📣📣 Bugün burada mesleğinin 14 yılını süpervizör olarak geçirmiş olan Seka Devlet Hastanesi temsilcimiz Sayın Tuncay Dağ’ın hukuksuz bir şekilde görevinden alınıp, başka bir birime görevlendirilmesi için toplanmış bulunmaktayız. Sayım dönemi yaklaştıkça kirli oyunlarıyla kurumları kirletmeye niyetli görünenler, sadece sayım dönemi ortaya çıkıp baskı, korku ve liyakatsizlikle insanları yıldırmaya çalışanlar, gücünün yetmediği noktalar da kişilerin görev yerini değiştirerek gençlerin sesini kısmayı, hızla büyüyen Genç Sağlık Sendikasının önünü kesmeye çalışıyorlar. Ancak unuttukları bir şey var. Biz sırtımızı üyelerimize dayadık. Yapılan her türlü hukuksuzlukta üyelerimiz yanımızda olup gerekli bütün cevabı hep birlikte vereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunu açık olarak belirtmektedir. ‘‘Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi, sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.’’ hükmü yer almaktadır. Bu maddeye aykırı davrananlar ile hukuk önünde hesaplaşacağız. Daha önce İl başkan yardımcımızın görevlendirilmesi yine aynı şekilde hukuksuz bir şekilde yapılmış, açtığımız dava sonucunda yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Yetkili olacağımız hastane de temsilcimizin görev yerini değiştirerek bizleri çıktığımız bu yoldan vazgeçirmek için çalmadık kapı bırakmayan, usulsüzlük üstüne usulsüzlük yapan zihniyet bugün önümüze kapkara bir şekilde çıkmıştır. Ancak bizim yüreklerimizdeki ışık onların karanlığından daha güçlüdür. Bilinmelidir ki bu zihniyete karşı mücadele eden Gençler er ya da geç bu karanlığı yırtacaktır. Devlete saygınız yok, insana saygınız yok, hukuğa saygınız yok, bari yaptığınız mesleğe saygınız olsun. Evinizde sizi bekleyen ailenize saygınız olsun. Bilinmelidir ki bugün gençler var ve hakkını hukukunu biliyorlar, temsilcimiz üyemiz ya da üyemiz olmayan her kim varsa onların hakkını gençler savunacak. Yani sendika üyesi olmasına gerek yok, memlekette her mağdurun arkasında Genç Sağlık Sendikası var. Her sağlık personelinin arkasında Kamu Birliği Konfederasyonu var. Bu saatten sonra, adet haline gelmiş haksızlıklara müsaade yok! İstikametini doğrudan çevirmiş, doludizgin hatadan hataya koşanlara fırsat yok! Bugün burada şunu da belirtmekte fayda var biz isteriz ki, müdürler, yöneticiler, idare etmekle mükellef olanlar sendikacı olmasın. Hele sendikal kimliği görevi kötüye kullandırtıyorsa, diğer sendikalarla hasımcılık güttürüyorsa memuriyetinin bile sonlandırılması gerekir. Bugün ilimizde ve bir çok ilde bu durumla karşı karşıyayız. Kocaelinin en büyük hastanesi olan şehir hastanesinde sağlık bakım hizmetleri müdürü yetkili sendikanın il başkan yardımcısı soruyorum sizlere bizlerin bugün yönetici nezdinde bir sıkıntımız olduğunda kimi kime şikayet edeceğiz. Danışıklı dövüşün yanında hala memlekete dair umudumuz var çünkü: Hz Ali yok diye ilim, Hz. Ömer yok diye adalet yetim kalamaz! Tüm memurlara ve sağlık camiasına sesleniyoruz gelin hep birlikte bu bataklık sistemi düzeltelim bugünümüzü ve yarınımızı daha sağlam temeller üzerine kuralım. Buradan bu görevlendirmenin altında imzası olan herkese sesleniyoruz, yaptığınız bu işlem usülsüzdür, hükümsüzdür ve hukuka aykırıdır ve bu durumun bir an önce düzeltilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Dr. Yüksel PEHLEVAN Seddar Yavuz Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü 🌐 ☎️0850 309 10 38

Genç Sağlık Sendikası

10,774 Aufrufe • vor 2 Jahren

7 Ekimdeki Uyarılar Gerçek Oldu! Bu bir Döngüydü.. Dostlarım, yaklaşık 7 gün önce sizler için özel bir Telegram kanalı açtım. Bu kanalda tamamen ücretsiz ve şeffaf bir şekilde sizlere destek olmaya çalıştım. Amacım hiçbir zaman “ben bildim” demek ya da öngörülerle övünmek değildi. Sadece olası senaryoları önceden paylaşmak, sizleri hazırlıklı hale getirmekti. 7 Ekim tarihinde bu tarz sert bir düşüşün gelebileceğini açıkça söyledim. “Altcoin sezonu başlamadan önce, 2x–3x kaldıraç açanların hepsini temizleyecekler” dedim. Ve maalesef, tam olarak bu gerçekleşti. Açıkçası bu denli sert düşeceğini tam kestiremedim ama %50 civarında bir düzeltme bekliyordum. Aşağıda paylaştığım videoda, o gün Telegram’da yazdığım her şeyi görebilirsiniz.Hepsi kayıtlı, hepsi açık ve net. Bu düşüş sonrası piyasanın hızlı toparlanacağını ve altcoin sezonunun başlamasını beklediğimi de defalarca dile getirdim. Spot yatırımcıların sakin kalması gerektiğini, ancak kaldıraçlı işlem yapanların çok zor günlerle karşılaşacağını uyardım. Grupta olan arkadaşlar yorumlarını bırakabilirler Ben 7 Ekim’de ne söylediysem, bugün de aynı fikirdeyim.Hiçbir zaman görüşlerimden dönmedim, yanıldığımda da bunu açıkça söyledim. 7 Ekim’de yazdıklarımda demiştim ki: “Bir düşüş gelirse bu düşüş çok sert olacak,kimseye dipten mal aldırmayacak, 20x-30x long açanların hepsini temizleyecekler.” Ve tıpkı 2021 Ocak döneminde olduğu gibi, bugün de aynı tabloyu yaşadık.Bu düzeltmenin ardından piyasanın güçlü bir şekilde toparlanacağını ve gerçek Altcoin sezonunun başlamasını bekliyorum. Şu an Telegram’a katılamayan arkadaşlarımız olduğunu görüyorum. Bu yüzden 500 kişilik ek kontenjan açtım. Katılım bu sayıya ulaştığında grubu kapatacağım. Bu grubun amacı, bazen burada paylaşamadığım şeyleridaha cesur, daha net ve daha samimi şekilde sizlerle konuşabilmek. Her şey yine ücretsiz, yine şeffaf olacak. Umarım bundan sonra konuştuğumuz senaryolar tek tek gerçekleşir. Katılmak isteyen dostlar için link aşağıda 👇 🔗 Aile Telegram Grubu:

Cryptosahintas

40,205 Aufrufe • vor 10 Monaten

Borsa konuşalım. Bir kaç aydır bir sıkışma görüyoruz. Süreci iki ana cepheden takip ediyoruz. Birincisi makro kompozisyon. Düşmekte olan enflasyon ve faiz indirmekte olan bir Merkez Bankası var. Şu zamana kadar 5 puan düşen faizler tasarruf sahibinin yatırım kompozisyonunu değiştirecek güçte değil, yani faiz 50'den 45'e düştü getiri azaldı ben borsaya gideyim diyen yok. Ancak yılın ikinci yarısına geldiğimizde 40'ın altına kaymasını beklediğimiz faizler neticesinde mevduattan borsaya gelecek bir para olduğunu düşünüyorum. Bu sadece yerli değil yabancıyı da borsaya çekecektir. Dikkat etmemiz gereken husus Türkiye'ye çeker demiyorum, içeri zaten faize 30 milyar dolar kadar bir para geldi. Bu paranın bir kısmının borsaya yöneleceğinden bahsediyorum. Bu beklenti neden bugünden fiyatlanmıyor, çünkü bekleme maliyeti çok yüksek. Diğer taraftan siyasi belirsizlikler yüksek. İkinci cephe; Siyaset Daha önce 2025'de fiyatlamanın ana unsurunun siyasi kanat olacağını belirten yazılarım ve söylemlerim var, bu durum geçerli olmaya devam ediyor. Özellikle içeride İmralı ile ilgili süreçten ne çıkacağı belli değil. Dışarıda ise ABD-Türkiye ilişkileri Trump döneminde nasıl şekillenecek burası da iki yönde hem risklere hem fırsatlara açık. Burası netleşmeden orta vadede bir yatırım kararı vermek zor. Zaten bu nedenle ocak ayında iki kredi derecelendirme kuruluşu da Türkiye'yi pas geçti. İlk çeyrek bitmeden Trump-Erdoğan yada ABD-Türkiye ilişkilerinde belirsizlik perdesi aralanacaktır. Peki biz burada nasıl ilerleyelim; takip etmemiz gereken iki konu var zaman ve fiyat. İkinci yarı makro görüntü borsa lehine değişmeye başlayacak daha iyi bir borsa performansı görmemiz muhtemel. Ama yine de trene erken binmenin zamanlama maliyeti var. Kritik direnç seviyesi 10.200 olarak görünüyor, buranın aşılması trenin kalkması anlamına geliyor, hacimli aşarsak yukarıda bahsettiğimiz beklentilerle katılım yoğunlaşacaktır. Buradan yıl sonuna doğru düz bir çizgi çektiğimizde endeks için 14.500 ortalamalar görünüyor, ancak siyasi tansiyon iniş ve çıkışlara sebep olacak. Şafak Tükle Uysal ile Cnbc-e'de konuştuk. #xu100 #borsa #ekonomi #hisse #dolar #döviz #usdtry #faiz #enflasyon #merkezbankası #trump #erdoğan #amerika

Soner Kuru

18,807 Aufrufe • vor 1 Jahr

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yeni üyesi olacağını ifade eden Umut Akdoğan, Komisyonla ilgili eleştirileri yanıtladı; "Bizim komisyon fikrimiz Hayat bulmuş durumda.." "Biz kurulan bir komisyona katılmış değiliz aslında.." "Güvensizlik bize değil iktidara.." "Biz iktidarına güven duygusu içinde olmadığımız için o komisyondayız.." "Dört nedenle oradayız; • Bizim tarihsel bir misyonumuz var, • Bugüne dair bir nosyonumuz var, • Geleceğe dair bir vizyonumuz var, • Denetim, bilgilendirme gibi bir fonksiyonumuz var." ◇ Umut Akdoğan'ın söylediklerine dair düşüncelerimi ifade edeyim; Umut Akdoğan, katıldığı programda diyor ki "İlk toplantı açıktı, 2. toplantının da sadece güvenlikle ilgili bölümleri tam kapalıydı ve 10 yıl konuşulamayacak.. Gerisi şeffaf olacak.." Evet doğru ilk toplantı açıktı çünkü o toplantıda 'usul ve esaslara dair prensipler' belirlendi ve o 'usul ve esaslara dair prensipler' belirlenirken, kapalı oturum kararı almak komisyona bırakıldı, kanun teklifleri ile ilgili hazırlıklarda 5'te 3 ile karar alma kuralı getirilirken diğer tüm konularda bu konu da dahil 'katılanların salt çoğunluğu' ile karar alınması üzerinde oy birliği ile anlaşma sağlandı. Dolayısıyla bundan sonraki her komisyon toplantısında iktidar kanadı gizlilik talep ettiğinde, bu oylanacak ve 51 üye ile yapılacak oylamada 26 üye ile bu karar alınabilecek. Katılım eksik olursa daha az sayıda üyeyle bu karar alınabilecek. AKP 22 MHP 4 dediğimizde zaten iktidarın iki ana partisi her zaman için bu kararı alabilecek çoğunlukta olacak. Yine dolayısıyla, her komisyon toplantısında kaçınılmaz bir gerekçeyle kapalı oturum kararı alındığında CHP, 'ama bana şeffaflık söz vermiştiniz' diyemeyecek çünkü ilk toplantıda bunun usul ve esasları belirlenmiş oldu. Ha, arada bir açık olabilecek oturumlar da yapılabilecektir tabii ki. Yani CHP 'kapalı oturum kararı alındı, o zaman biz gidiyoruz' diyemez, diyemeyecek. İkinci konu; Umut Akdoğan 'bizim komisyon fikrimiz hayat buldu' diyerek Özgür Özel'in TBMM Grup konuşmasında 'kare masalarda değil herkesin temsil edildiği yuvarlak masada bu komisyonun kurulmasını önerdiğini' ifade etti. Kurulan komisyon bir yuvarlak masa komisyonu değil çünkü 'yuvarlak masa demek, masanın etrafındaki herkesin eşit oy hakkına sahip olması demek', oysa kurulan komisyonda eşit oy hakkı yok. Yani 'biz istemiştik istediğimiz doğrultuda oldu o yüzden de komisyonda yer alıyoruz ve iktidara güvenmediğimiz için oradayız ve onları denetlemek için oradayız; misyonumuz, vizyonumuz, nosyonumuz, fonksiyonumuz var, denetleme ve bilgilendirme yapacağız' demek işi kurtarmıyor. SONUÇ Komisyona girme/girmeme kararının verildiği süreçte öngörülü hesaplamalar yapılamadı, kamuoyu bu anlamda doğru bilgilendirilemedi, hazırlanamadı.. Komisyona girmek için ortaya konulan şartlarda, komisyonun adına 'demokrasi' sözcüğünün eklenmesi ve sadece kanun tekliflerinde olmak üzere 5'te 3 nitelikli çoğunluk kararı alınması dışında kazanım sağlanamadı. Orada bile hatalı bir söylemde bulunuldu; "Üçte iki ya da 5'te 3" denildi. Halbuki 3'te 2, 5'te 3'ten daha büyük bir sayı ve aslında olması gereken de tüm kararların oy birliği ile alınmasında ısrar etmekti. Şu anda da parti tabanına ve kamuoyuna anlatmakta zorlanılıyor. Bir plansızlık ve öngörüsüzlük içerisinde olayların peşinden sürüklenildiği için yaşananlar ve yaşanacaklar, gerektiği gibi halka anlatılamıyor. Izlemeye devam edelim bakalım. CHP 🇹🇷

Bülent Gürsoy

13,319 Aufrufe • vor 1 Jahr

🦅 "Beşiktaş'ta bugün itibarıyla Igor Julio, Bakayoko ve Joe Willock isimleri de gündemde" 🎙️ Aydın Bayram: Brighton'dan stoper Igor Julio var, 28 yaşında. Hatta Teknik Direktör Vincenzo Italiano, Fiorentina döneminde Igor Julio ile beraber çalışmıştı. Brezilyalı stoper, 28 yaşında. Bu oyuncu gündeme gelmeden önce yine bir Brezilyalı, Flamengo takımında oynayan Léo Pereira vardı. Ama Pereira son hafta istediği transfer ücretini bir tık yukarı çekince Beşiktaş hemen B planı olarak Ferdi Kadıoğlu'nun da takım arkadaşı olan Brighton'dan Igor Julio'yu gündemine aldı. Diğer bir bilgi; Beşiktaş'ta orta sahada Ndidi'nin ayrılacağını defaatle aktarmıştık. Onun dışında Ndidi'nin Arap Yarımadası'na satılma konusu var. Eğer çift haneli rakamlarla, bonservis bedeli olarak şu ana kadar Beşiktaş'a gelen en yüksek teklif 8 milyon Euro'ydu. Arap Yarımadası'ndan 10 milyon Euro'luk bir rakam gelirse Beşiktaş, Ndidi'den çıkacak ve merkez orta sahaya Newcastle forması giyen Joe Willock'u almak istiyor. 26 yaşında olan Joe Willock, menajerlerin önerdiği bir oyuncu. Teknik Direktör Vincenzo Italiano ve Futbol Direktörü Önder Özen de bu futbolcunun menajeriyle bugün ya da yarın bir görüşme yapacaklar. Bu bilgiyi de aktarmış olalım. Leipzig forması giyen sağ kanat oyuncusu Bakayoko var. 23 yaşında ve 23 yaş altı kontenjanına uygun bir oyuncu. Bu oyuncu da bir dönem Belçika Milli Takımı'nda oynamış ve Belçika Milli Takımı'nın geniş havuzunda yer almış bir isim. Bundesliga'da Leipzig forması giyiyor. Yani Beşiktaş'ta bugün itibarıyla Igor Julio, Bakayoko ve Joe Willock isimleri de gündemde. Diğer iki isim daha var, bunu da ifade edeyim. Marsilya forması giyen Højbjerg. Marsilya Kulübü bonservis bedeli olarak biraz yüksek bir rakam istiyor. O rakamlar aşağı gelirse Beşiktaş'ın geniş transfer havuzunda yer alan kıymetli bir oyuncu. Onun dışında yine Bologna forması giyen, Kolombiya Milli Takımı'nın da stoper mevkiinde oynayan Lucumí var. Orada da tabii önemli bir oyuncu ama Bologna'nın istediği bonservis bedeli biraz yüksek.

HT Spor

46,504 Aufrufe • vor 24 Tagen

Özgür Bey merhaba, bu yorumunuza çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Türban’a sahip çıkmanızı, başörtüsü ile aynı kefeye koymanızı hayretler içerisinde karşıladım. Açıkçası sizin gibi bir aydının Siyasal İslam'ın en bölücü, en yıkıcı sembolü, kadını metalaştıran, değersizleştiren kız çocuklarımızın ve kadınlarımızın özgür düşünebilme ve özgür yaşama hakkı için büyük bir tehdit olan, tek tipleştirici bir baskı unsuru olan türbanı uluorta olumlamasını, Türkiye'de bugün ağır tehdit ve baskı altında olan laik ve çağdaş yaşam biçimi için çok yanlış ve çok tehlikeli bulduğumu söylemek isterim. Bu konu, Bağımsız Beşiktaş Belediye Başkan Adaylığım için katıldığım KRT TV'de, Gökhan Kayış'ın sunduğu Türkiye Meclisi programında bir provokatör tarafından, başörtüsü yasağı temasıyla canlı yayında bana soruldu. Sorunun ve cevabımın tamamını izleyebilmeniz ve süreci daha doğru anlayabilmeniz için buradan paylaşıyorum. Bu konu benim durduk yerde gündeme getirdiğim bir konu değil, hiç alakası olmayan bir programda, hiç alakası olmayan bir şekilde belli ki özellikle sorduruldu. Bana da bildiğim kadarıyla cevap vermek düştü. Başörtüsü ve Türban'ın (Sıkmabaş) farkını daha iyi anlayabilmek için, değerli Emre Kongar'ın 6 Ekim 2022'de yazdığı; 'Sorun ‘başörtüsü’ değil ‘türban’-1' yazısını ve eski Başbakan Bülent Ecevit'in isteğiyle bu konuda araştırma yapan yazar İsmet Bozdağ'ın; 'Kuran'a göre, kadınların gizlemesi gereken yerleri saç ve gerdanları değil, göğüsleridir' sonucuna vardığı araştırmasını, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a yazdığım cevabımla birlikte yolluyorum. Bu vesileyle; 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir' diyen, Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkesi biricik Türkiye'mizi gerçekten özgürleştirmek istiyorsak, en önce, yarın anne olacak ve Türk çocuğunu yetiştirecek olan bugünün kız çocuklarımızı ve kadınlarımızı özgürleştirmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bilim, Teknoloji, Adalet ve Hukuk peşinden koşmamız gerektiği konusunda tabi ki sizinle aynı fikirdeyim. Ancak türban sorunsalı başka, burada konuştuğumuz Teknoloji, Adalet ve Hukuk konuları çok başka, ikisini aynı cümlede tartışmak doğru olmaz.

Nasuh Mahruki

606,274 Aufrufe • vor 2 Jahren

Bazı kaybettiğimiz canlar , bu dünyadan gittikten sonra bile başka hayatları kurtarmaya devam eder, biliyor muydunuz? Benim Ceku’m gittiğinde acıdan yere göğe sığamıyor ve üzüntüden çıldırmış gibiydim. Bir süre geçip o dipsiz kuyunun daha da derinlerine daldığımı fark edince kendime: “Ceku gittiyse, onun gibi zor durumda olan başka bir arkadaşını kurtarmam gerekiyordur.” diye bir çıkış noktası buldum ve böylece Badi ile yolumuz kesişti. İlk karşılaşmamızda çok korkuyordum. “Ceku’dan sonra nasıl yapacağım bir başka köpekle, geri de veremem “ diye düşünürken Badi beni o kuyudan fark etmeden çekti çıkardı. Ben o gün sadece bir köpek sahiplenmedim; bir misyon üstlendim ve “Badiko” oldum. Ve biliyorsunuz sizlerle hep beraber sayısız canın hayatına dokunup mutlu yuvalar bulmasına vesile oldum.. Bu anne ve yavruları ile de çok tuhaf, bir o kadar da mucizevi bir şey oluyor. İki gün önce Badi’yi sahiplenen güzel aile de kaybettikleri köpeklerinin ardından bir yavruyu hayata bağlamak için gelmişti koşa koşa. Bugün mor tasmalıyı alan sevgili dünya güzeli aile de ölen köpeklerinin ardından yaslarını bir canı kurtararak biraz olsun hafifletmek için buradaydı . Hafta sonu Riley(kırmızı tasmalı) için İzmir’den gelecek canım Berfu da tam olarak aynı yerden, aynı duygudan geliyor. Yani bu yavrular, yıllar önce benim Ceku’nun ardından edindiğim o kutsal misyonu şimdi başka insanların kalbine taşıyor Ayrıca bugün asla unutmayacağım bir şey oldu. mor tasmalı kızımızın(Adı Lola veya Coco olacak) ömürlük ailesi güzel anneye sarıldı, ağladı ve “Kızına çok iyi bakacağız, söz” dediler ve bu sözü tutacaklarına öyle eminim ki ❤️ İşte bu, bir canın vedasıyla başlayan, başka hayatların kurtuluşuna uzanan o eşsiz sevgi zinciri. Güle güle mor tasmalım 💜 Seni bekleyen, yaralı ama kocaman kalpler var. Biliyorum, birbirinize şifa olacaksınız. 🐾

Badiko

10,722 Aufrufe • vor 7 Monaten