Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Bugün Zelimhan Yandarbiyev'in şehadet yıldönümü... Onu, Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'i hizaya getirdiği efsane görüntülerle daima hatırlayacağız! Allahu Ekber!

67,667 views • 2 years ago •via X (Twitter)

9 Comments

Seyyid Akbulut's profile picture
Seyyid Akbulut2 years ago

Rahmet ile

Joaquin Duncan's profile picture
Joaquin Duncan2 years ago

Ümmetin yüz akıydı rahmetle anıyorum.

Sadık Sarıçam's profile picture
Sadık Sarıçam2 years ago

Rabbim şehadetini kabul etsin

devleti.aliyye 🇹🇷🇵🇸's profile picture
devleti.aliyye 🇹🇷🇵🇸2 years ago

Allah CC rahmet eylesin

Fenerperest¹⁹⁰⁷'s profile picture
Fenerperest¹⁹⁰⁷2 years ago

Cennet mekandır inşallah

MEHMET BİR's profile picture
MEHMET BİR2 years ago

Şeyh samilden,Yandarbiyevden,mashadowdan,Şamil basayevden, Rus köpeği kadirova.Çeçenlerin atalarına ihanet eden bir devlet başkanı kadirov. Bu büyük liderlerin kemikleri sızlıyor.Mucahit liderlerin ruhları şad olsun 😔

Bedri AYDAR's profile picture
Bedri AYDAR2 years ago

Allah ondan razı olsun. Mekanı cennet olsun.

Burhan sökmen's profile picture
Burhan sökmen2 years ago

Zalimler ancak ateş gücüyle hizaya gelir yoksa asla merhamet le zuhur et mezeler. Allah akper..

Ziyrek's profile picture
Ziyrek2 years ago

Bir müslümanın izzetli şerefli duruşunu müslümanlara göstermişti hasretle özlemle . Rabbim rahmet ve mağfiret muamele eylesin .

Related Videos

⭕️ Putin'in nasıl planlı bir biçimde yalan söylediğini gösteren harika bir video. 1999'da Yeltsin görevinden ayrılınca, Başbakan olan Putin de, vekaleten Devlet Başkanlığı görevini yürütmekteydi. O günlerde yani 26 yıl önce, katıldığı bir TV programında, Kırım'ı almak gibi bir planı olmadığını, bunun aptalca bir iddia olduğunu kesin bir dille açıklıyor ve eğer böyle yaparsa, başkalarının da Rusya'dan toprak koparmaya çalışacağını, Rusya Federasyonu'nda 400 tartışmalı bölge olduğunu ve bunu kaşımanın tehlikeli olduğunu belirten bir konuşma yapıyor. Türkçe altyazıdan okuyabilirsiniz tam olarak ne söylediğini. Başkan seçildikten hemen sonraki bir röportajda da aynısını söyledi ve ben bunu da izledim. KGB'de yetişmiş bir istihbaratçı olarak, yalan söylemek, muhataplarını kandırmak, Putin için asla bir ahlâk sorunu değildir. Saldıracağı âna kadar dost görünür; muhatabını inandırır ve aniden, hiçbir merhamet belirtisi göstermeden saldırır. 2022, Şubatın 24'ünde tam da dediğim gibi yaptı. 4 ay öncesinden Ukrayna sınırına askeri araçlar, mühimmat ve asker yığarken, "Ukrayna'ya saldırmaya hazırlanıyor" diyenlere, "bize iftira atıyorlar, sadece planlı bir tatbikat yapıyoruz" diyordu. Resmen yalanladılar bunu. Ama sonra ne oldu? Kendine Stalin'i örnek alan Putin, onun döneminde yaşasaydı, Stalin'in yaptığı katliamların muhtemelen aynısını yapardı; bundan emin olabilirsiniz. Başkanlığa geldiği 7 Mayıs 2000'den bu yana, kendine muhalefet eden, ya da önüne çıkan herkesi öldürdü; bazılarını da ülkeden kaçmak zorunda bıraktı. Hatta bunların bazılarını da, yerleştikleri ülkelerde öldürttü. Oysa içlerinde çok iyi insanlar vardı. Mesela hümanist ve Rusya'yı modern bir demokrasi haline getirmek isteyen ve muhtemelen ilk seçimde iktidara gelebilecek muhalif lider Boris Nemtsov'u, Kremlin'in neredeyse dibindeki, Moskvoretski köprüsü üstünde yürürken, Çeçen Kadirov'un köpeklerine öldürttü (2015). Eğer bugün Nemtsov Rusya Devlet Başkanı olsaydı, bırakın savaşı, dünya, Katyuşa şarkısını ezberlemeye çalışıyor ve Ukraynlılarla Ruslar birlikte dans ediyorlardı. Bu adi adam, dünya barışının temeline de dinamit koydu, anlayacağınız. Putin'i tanımayan, bazı bizim toplmumuzun saf ya da düşük IQ'lu bir güruhu, sosyal medyada ona övgüler düzüyor maalesef. "Putin adamdır" falan diyenler oluyor, bu acımasız katil için. Psikolojik Harp uzmanı olan bu şahıs, gerçekten de kendi imajını çok iyi pazarlıyor, dünya genelinde her ülkeden kendine geniş bir trol ağı kurmuş ve para saçıyor. Ama Türk, bu istihbarat tuzağına düşmez, aldanmaz kardeşim. Biz ne Amerikancı, ne Rusçu, ne de Çinci olamayız. Bizim kendi mazimiz, kendi tarihimiz ve bahşedilmiş bir görevimiz var. Bunun farkında olunuz.

Mustafa Tanyeri

77,050 views • 9 months ago

2024'e Girerken : DURUM ve ÇÖZÜM! İzleyin: Youtube: 2024’ün kapısındayız. Geçmişi kısacık bir özetle hatırlayalım mı? Sayısız faydası olabilir. NUTUK’ta Mustafa Kemâl Atatürk ülkenin 1919’daki genel durumunu anlatırken şu noktaların altını çiziyor: ‘I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş zedelenmiş şartları çok ağır bir ateşkes anlaşması imzalamış bir devlet.’ ‘Millet yorgun ve çok fakir.’ ‘Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta’ İçerde İHANET ÇETELERİ son hızla örgütlenmekte.‘ O yıllarda Diyarbakır Bitlis Elâzığ illerinde İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti adlı bir cemiyet var. Amacı yabancı devletlerin himâyesi altında bir Kürt devleti kurmak.. BUGÜNDE BENZER AMACI GÜDEN SİYASİ PARTİ VE ÇEŞİTLİ İHANET ÖRGÜTLERİ VAR. Konya ve dolaylarında İstanbul’dan yönetilen Tealî-i İslâm Cemiyeti vardı Bugün de onlarca, tarikat, dernek, İHANET ÇEMBERİ İÇİNDE VE YİNE Batılı devletlerin emrinde hareket halindeler…….. Yine o yıllarda tıpkı bugünkü gibi İngiliz ve Amerikan mandacıları vardı! (...) 23 Nisan 1920'de meclis kuruldu. 24 Nisan’da Gazi Paşa Meclis başkanı oldu. Mecliste görünüm şuydu: ‘Milletvekilleri çok değişik çevrelerden gelen kişilerdi.Beyaz sarıklı ak sakallı cübbeli eli tesbihli hocalar, üniformalı subaylar, aşiret beyleri, külahlı ağalar,kavuklu çelebiler, Avrupa'dan eğitimden dönmüş batı kültürüyle yoğurulmuş nokta bıyıklı aydınlar, kuvvayi milliye kalpaklı gençler bir aradaydı. Birbirleriyle sert tartışmalara giriyor yumruklaşmalar hatta silah çekmeler vaki oluyordu. Buna karşın ulusal haklar halkın geleceği ve milli mücadele söz konusu olduğunda derhal birleşiyor, gözyaşları içinde kucaklaşıyorlardı.’ İkinci meclis 1923’te kuruldu. Meclisin kendini yenileme kararı aldığı gün millete şöyle seslendi: ‘EFSANE İNSANLARLA BUGÜNE GELDİK.. BU İNSANLARIN ANILARI TÜRK MİLLETİNİN KARANLIK, ENDİŞELİ ve BUNALIMLI GÜLELRİNDE BİRER UMUT VE HAYAT IŞIĞI OLARAK PARLAYACAKTIR. İLK MECLİS YÜZYILLAR SONRA DA GÖREV BAŞINDA OLACAKTIR. O, KUVVAYİ MİLLİYE RUHUNUN KENDİSİDİR. BU RUHA MUHTAÇ OLDUĞUNUZ HER ZAMAN ONU KARŞIMIZDA VE BAŞIMIZDA GÖRECEĞİZ!’ 2024 VATANSEVERLERE MÜCADELE GÜCÜ VERSİN BEREKETLİ OLSUN. SAĞLIKLI KALIN.

Banu AVAR

51,996 views • 2 years ago

■ İSRAİL BASINI MAARİV GAZETESİ : " Türkiye İSRAİL için İran'dan daha büyük bir tehdit." - Kazan'a atmaya başladılar. ■ RUSYA : KARADENİZ'DE TÜRK KURU YÜK GEMİSİNİ SİHA ile vurdu. Türkiye'den Ukrayna'ya gitmekte olan Panama bandıralı Türk kuru yük gemisi Victress'in Rusya'ya ait bir insansız hava aracıyla (İHA) vurulduğu bildirildi. UKRAYNA BAŞBAKAN YARDIMCISI : Saldırıda Mısır uyruklu bir mürettebatın yaşamını yitirdiği açıkladı. ■ YUNAN GAZETESİ KATHİMERİNİ : ▪︎ Patrik Bartholomeos ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasunda Saray’da geçen görüşme,çok sıcak bir atmosferde gerçekleşti. Eylül 2026'da açılması planlanan Heybeliada Ruhban Okulu konusu ele alındı. ■ TRUMP 'IN HİZBULLAH PLANINA ŞARA'DAN RET ! ▪︎ Suriye Devlet Baskanı Şara , ABD'nin Lübnan Hizbullahına askeri müdahale önerisini reddederek diplomatik çözüm arayışını masaya koydu. ▪︎ ANALİZ : Balık oltaya geldi. İsrail'in Suriye topraklarını hedef almasının önünü açmış oldu. ABD ve İSRAİL ortak strateji yapıyor. İki şıklı bu stratejide oltaya takılmamak mümkün değil. ■ Cumhur ittifakı Cumhurbaşkanı Adayını ERDOĞAN olarak açıkladı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik,bugün gerçekleşen MYK toplantısının ardından:MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkür ederek, "Cumhurbaşkanı adayımız ERDOĞAN "dedi. ■ TRUMP'TAN İRAN CUMHURBAŞKANI PEZEŞKİYAN'A TEHDİTLER : "Ağzına iyi baksın. Sözlerine dikkat etsin, Tozunu alması lazım, yoksa ülkenin geri kalanını da ele geçiririz" dedi. ▪︎ İran'dan yapılan açıklamada ABD Başkanının özür dilemesi istendi. ■ İSVİÇRE'DE MASA DEVRİLDİKTEN SONRA , İSRAİL'DEN tansiyonu yükselten açıklama. İSRAİL ORDUSU : Ateşkese taraf olmadığını ve işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini duyurdu. Lübnan Sivil Savunma yetkilileri, cumartesi günü düzenlenen İsrail saldırılarında 20 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. ■ AKP - MHP Yeni yargı paketi getiriyor. Yargıtay 'a başvuru kaldırılıyor. İSTİNAF mahkemesinden sonra YARGITAY aşaması kaldırılıyor. Açıklama AKP - TBMM Grup Başkanvekili tarafından yapıldı. ■ KATAR'DA Büyük patlama : 13 ölü , 66 yaralı . Katar Dışişleri Bakanının İsviçre'de ABD Başkan Yardımcısı JD VANCE'ın elini sıkmadığı görüntülerin dünya basınına servis edilmesinden sonra ; Katar’ın en önemli enerji tesislerinden birinde gece saatlerine patlama meydana geldi. Patlamada 13 kişi hayatını kaybetti, 66 kişi yaralandı. ■ ALMANYA : Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı’nda devam eden krizden ABD Başkanı Donald Trump’ı sorumlu tuttu. Pistorius, ARD’ye yaptığı açıklamada, "Sonuçta Trump, Hürmüz Boğazı’na tıpayı tıkadı. Ancak onu tekrar çıkarmak bizim çıkarımızadır." dedi. ■ İSRAİL'DEN LÜBNAN'A ARDI ARDINA ÖLÜM çağrıları . BEN-GVİR'İN LÜBNAN'I HEDEF ALAN AÇIKLAMASI İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Lübnan'da saldırılarını ve işgalini sürdüren İsrail askerlerinin Hizbullah saldırısında öldürülmesinin ardından, ABD-İran mutabakatına rağmen "Lübnan'ın yanması" gerektiğini ve "İsrailli bir annenin döktüğü her gözyaşı için 1000 Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini" söyledi. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de 4 İsrail askerinin öldürüldüğünü kaydederek, Lübnan'a saldırıların artırılmasını söyledi, ve "Cehennemin kapılarını açın." Dedi. ■ ANTALYA : Valiliği'ne bağlı YİKOB ile Antalya Büyüksehir Beledivesi'nde görev yapan bazı personeller ve emekli kişiler, Kepez'in Kızıl Mahallesi'ndeki 45 bin 191 metrekarelik orman arazisini kendi aralarında yaklasık biner metrekarelik pay ederek, üstlerine geçirdikleri ortaya çıktı. ■ KKTC : Türkiye'nin GARANTÖRLÜK anlaşması iptal edilerek yerine NATO garantörlüğü getirilmeye çalışılıyor. " Bu kez de önümüze veni ambalajla eski bir paket koyuyorlar. Maraş'ı,Güzelyurt'u verin.Mesarva'dan vazgeçelim. Diyen Rum tarafı,Türk Ordusu adadan çekilsin,yerine NATO garantörlüğü gelsin ."teklifini getiriyor. Mavi Bayraklı ülke planı ! ■ DOLUNAYI BEKLİYORUZ !!! #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

10,173 views • 3 months ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Isparta’daki 40’ıncı Komando Eğitim Tugay Komutanlığının Uzman Erbaş Komando Temel Kursu Mezuniyet ve Bröve Takma Töreni’ne telekonferans yöntemiyle bağlandı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile birlikte katıldığı törene canlı yayınla bağlanan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman Komandolarımıza seslendi. Konuşmasına, tören alanındakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Canımız, aziz bildiğimiz bu vatanın bekası, milletimizin istiklal ve istikbali için toprağa düşen tüm şehitlerimizi bugün bir kez daha minnetle yad ediyorum. Dar-ı bekaya irtihal eden gazilerimize Cenabıallah'tan rahmet diliyor, hayatta olanlara şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı. Malazgirt'teki akınlardan İstanbul'un fethine, İstiklal Savaşı'ndan 15 Temmuz darbe teşebbüsünün püskürtülmesine kadar "İlayı Kelimetullah" uğruna şehadet şerbeti içen tüm şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Rabb'im şehit ve gazilerimizin emaneti olan bu cennet vatanın her bir köşesine hakkıyla sahip çıkmayı, milletimize ve devletimize layıkıyla hizmet etmeyi, Türkiye'yi her alanda muzaffer ve muvaffak kılmayı, birlik ve kardeşlik iklimini ülke sathında yeşertmeyi hepimize nasip eylesin." diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 18 haftalık zorlu eğitim sürecini başarıyla nihayete erdiren 2 bin 94 komando uzman erbaşı ayrı ayrı tebrik ederek, "Mevla'dan her bir Mehmetçiğimize vazifelerinde üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Verdikleri güçlü, modern ve nitelikli eğitimle komando uzman erbaşlarımızı yalnızca en çetin koşullara değil, hayatın farklı zorluklarına da hazırlayan tüm komutanlarımıza buradan teşekkür ediyorum. Keza sizleri binbir emekle büyüten, vatan, millet, devlet aşkıyla yetiştiren ailelerinize selamlarımı iletiyor, 'Allah onlardan razı olsun' diyorum." sözlerini sarf etti. Bugün kahraman askerlere tevcih edilecek olanın, milletin şahsı manevisinde vücut bulan iftihar ve cesaret nişanları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları kaydetti: "Almaya hak kazandığınız mezuniyet belgeleri havada, karada, denizde, her zaman ve her yerde korkusuzca vereceğiniz şanlı mücadelenin namus ve ehliyet beratlarıdır. 2 hafta sonra inşallah birliklerinize katılacak, en yalçın tepelerde, en zorlu hava şartlarında, en derin sularda çoğu zaman hayatınız pahasına vatanımıza ve milletimize hizmet edeceksiniz. 'Ezan dinmesin, rengini şehitlerimizin mübarek kanlarından alan al bayrak inmesin' diye gerektiğinde anadan, yardan, serden geçeceksiniz. İnşallah her biriniz disiplininizle, cesaretinizle, yiğitliğinizle ve elbette vicdanınızla, ahlakınızla, merhametinizle göz dolduracak. Vazifenizi icra ederken şu hususu asla unutmamanızı istiyorum, Türkiye Cumhuriyeti öyle hüdayinabit bir devlet değildir. Bu toprakları bin yıldır gerektiğinde al kanlarıyla sulayan, kardeşlik ve dayanışma ruhuyla yeşerten bu millet, öyle sıradan bir topluluk değildir. Bizler 'Devlet ebet müddet' ilkesi doğrultusunda, ilayı kelimetullah yolunda asırlardır mücadele eden, şahsiyetini, vahdet ve uhuvvet şuuru istikametinde tahkim eden bir milletiz. Kurduğumuz devletlerle, insanlığa kattığımız değerlerle sancaktarlığını yaptığımız o kutlu dava ile temayüz etmiş, adeta bütünleşmiş bir milletin mensuplarıyız. Geçmişi böylesine şanlı, böylesine şerefli bir milleti, tüm unsurlarıyla, tüm müktesebatıyla geleceğe taşımak hepimizin esas gayesidir. Şunu da aklınızdan hiçbir zaman çıkarmayınız, Türkiye Cumhuriyeti sulhun, barışın, istikrarın tarafındadır. Türkiye hiçbir ayrım yapmadan tüm komşularında ve bölgesinde huzurun, egemen olmasını samimiyetle istemektedir." YENİ KRİZLERİN ORTAYA ÇIKMASINI ASLA ARZU ETMİYORUZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Yıllardır istikrarsızlıklarla ve çatışmalarla boğuşan bölgemizde yeni krizlerin ortaya çıkmasını asla arzu etmiyoruz." dedi. Kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına Türkiye'nin etrafında, merkezinde barış ve güvenliğin olduğu yeni bir iklimin hâkim olması gerektiğine inandıklarını belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Gazze'de zulüm ve katliam son bulsun, Suriye 14 yıldır hasretini çektiği huzur ortamına kavuşsun, Rusya-Ukrayna Savaşı bir an önce adil bir barışla nihayete ersin istiyoruz. Bunları da öyle birileri gibi laf olsun diye söylemiyor, tüm kalbimizle barışa inandığımız için her fırsatta vurguluyoruz. İnşallah bunun için çalışmaya, bunun için mücadele etmeye, bunun için sorumluluk almaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı. Ekonomiden dış politikaya birçok alanda olduğu gibi terörle mücadelede de verilen emeklerin karşılığını almaya başladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaptığımız başarılı operasyonlarla örgütün Türkiye'deki eylem kapasitesi ve varlığını etkisiz hâle getirdik. Suriye ve Irak'ın kuzeyine gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekâtlarla terörü kaynağında kurutma noktasına geldik. Şimdi bunu farklı bir aşamaya taşıyoruz. 'Terörsüz Türkiye' hedefimize ulaşmak amacıyla ittifak ve iktidar olarak kardeşliğimizi daha da güçlendirecek adımlar atıyoruz. Bugüne kadar büyük bir sabırla, kararlılıkla ve hassasiyetle süreci yönettik. Netice alana kadar aynı iradeyi muhafaza edeceğiz. 40 yıldır kanımızı emen, kaynaklarımızı sömüren, kardeşi kardeşe kırdıran terör belasından tamamıyla kurtulup, 'Terörsüz Türkiye' hedefine vardığımızda inşallah önümüzde yepyeni bir sayfa açılacak, Türkiye Yüzyılı'nın kilit taşlarından biri daha yerine oturtulmuş olacaktır. Kahraman ordumuzun kahraman mensupları, sizler yalnızca ülkemizin caydırıcı gücü değil, bölgemizin barış, refah ve güvenliğinin de teminatısınız. Kaderini Türkiye'nin kaderiyle birleştirmiş, ümidini bu ülkenin geleceğine bağlamış mazlumlar için de mücadele eden birer çelik pençesiniz. Zalime Yavuz, mazluma Yunus'sunuz. Gerek ülkemizde gerek sınırlarımızda gerekse yurt dışında ordumuza yakışır şekilde görev yapacağınızdan en küçük bir şüphe duymuyor, sizlere güveniyorum." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,663 views • 1 year ago

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz ile onların değerli aileleri için Gazi Meclisimizde iftar programı düzenlendi. İftara katılan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, yaptığı konuşmada şunları söyledi: ŞEHİDİMİZ BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’A ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM Mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Gazi Meclisimizin çatısı altında sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında bizleri buluşturan Sayın Meclis Başkanımıza nazik ev sahipliği için şükranlarımızı sunuyoruz. Sözlerimin başında dün kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. MEHMETÇİK, TÜM GÖREVLERİ BÜYÜK BİR AŞK VE AZİMLE YERİNE GETİRMEKTEDİR Vatan sevdasının ölümsüz temsilcileri olan şehitlerimiz ile onlara yoldaş olan siz yiğit gazilerimizin yüksek fedakârlıkları, ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatı, asil milletimizin özgürlüğünün simgesidir. Ülkemizin savunma ve güvenliğinin sağlanmasında ve bugüne kadar elde ettiğimiz tüm başarılarda en büyük pay aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize aittir. Bugün ülkemizin her bir köşesinde güvenlik ve istikrar iklimi hâkimse bu elbette ki şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir. Şehadet şerbetini içmiş kahramanlarımızın ve siz gazilerimizin cesaret ve yüksek özverisi asla unutulmayacak daima minnet ve şükranla hatırlanacaktır. Şüphesiz ki sizlerin ortaya koyduğu mücadele ve emsalsiz çabalar, bizler için en büyük ilham kaynağıdır. Bu çerçevede şehit ve gazilerimizi örnek alan silah arkadaşları yani kahraman Mehmetçik; - Ülkemizin güvenliğinin sağlanmasından hudutlarımızın korunmasına, - Terörle mücadeleden Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin muhafazasına kadar üstlendiği tüm görevleri büyük bir aşkla ve azimle yerine getirmektedir. KARDEŞLİK VE DAYANIŞMAMIZI GÜÇLENDİRMEK BİZLER İÇİN TARİHÎ BİR SORUMLULUKTUR Yıllarca terörü bu topraklardan uzaklaştırma maksadıyla icra ettiğimiz kararlı mücadeleler sayesinde ülkemizin her bir köşesinde güvenlik ve istikrar sağlanmıştır. Yegâne amacımız elde edilen bu başarıları korumak ve şu andaki huzur ortamını kalıcı kılmaktır. Esasen içinde bulunduğumuz bu hassas dönemde iç cephemizi tahkim ederek kardeşlik ve dayanışmamızı güçlendirmek, ülkemizin bölgesinde ve dünyada artan etkisini daha da yukarılara çıkarmak bizler için tarihî bir sorumluluktur. Bu çerçevede devletimiz 40 yılı aşkın süredir devam eden terör belasından ülkemizi kurtarmak amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde Terörsüz Türkiye sürecini başlatmıştır. Bugün tarihî bir süreç yaşıyorsak ve hedefimize somut adımlarla ilerleyebiliyorsak bu en başta aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin kahramanca mücadelesi ve yüksek fedakârlıkları sayesindedir. Elbette ki siz saygıdeğer ailelerimizin gösterdiği dirayet, bizleri gururlandıran dik ve vakur duruşu ve verdiği destekler yolumuzu aydınlatmış, kararlılığımızı pekiştirmiştir. Başımızın tacı olan sizlere minnettarlığımız bakidir ve kelimelerle anlatılamayacak kadar da büyüktür. Çok iyi biliyoruz ki ne yaparsak yapalım sizlerin haklarını ödeyemeyiz. Ancak başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere devletimizin tüm kurumlarıyla eş güdüm içinde şehit ve gazilerimizin emaneti değerli aileleri ile kahraman gazilerimizin yaşam seviyelerini daha da yükseltmek için yoğun bir gayret gösteriyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN RUHUNU İNCİTECEK HİÇBİR ADIM ATILMADI, ATILMAYACAK Burada özellikle ifade etmek isterim ki Terörsüz Türkiye süreci yürütülürken şehitlerimizin mübarek ruhlarını incitecek, gazilerimizin onuruna ve siz ailelerimizin fedakârlıklarına zarar verecek hiçbir adım atılmamıştır ve atılmayacaktır. Bu konuda oldukça hassas davranıyor ve süreci köklü devlet geleneğimiz ve engin tecrübemizle şeffaf bir şekilde yürütüyoruz. Aynı zamanda sizlerin de bu tarihî projeye verdiğiniz güçlü destekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Nitekim Bakanlık olarak Terörsüz Türkiye’ye ilişkin hususlarda Şehit-Gazi Derneklerimiz ve şehit ailelerimiz ile görüşmeler gerçekleştirerek gazilerimizi ve şehit ailelerimizi bilgilendirdik. Şu anda çatısı altında bulunduğumuz millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz de sürecin işlerliği ve sonuca ulaşması adına ilk günden itibaren hayati bir görev üstlenmiştir. Sayın Meclis Başkanımızın riyasetinde teşkil edilen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun; aylardır her kesimin görüşünü alarak kamuoyunun nabzını en iyi şekilde ölçmesini memnuniyetle takip ettik. Geçtiğimiz günlerde yayımladığı raporun da sürece olumlu katkılar sağlayacağına yürekten inanıyoruz. Tüm bu gayretler sayesinde şu ana kadar süreçte önemli mesafeler katedildi. Bundan sonra da provakasyon ve istismara izin vermeden çok daha güçlü ve kalkınmış bir Türkiye hedefiyle bu süreci başarıyla sonuca ulaştırma noktasında kararlıyız. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyor; siz kıymetli ailelerimize saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Ayrıca 34 yıl önce bugün Ermeniler tarafından Hocalı’da şehit edilen Azerbaycanlı tüm soydaşlarımızı da bir kez daha rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. Mübarek Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini temenni ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Afiyet olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

36,449 views • 7 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki TSK Komuta Kademesi ile gittiği Edirne’deki 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığımıza bağlı Arda Hudut Bölük Merkezi’nde Mehmetçiklerle bayramlaştı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: MİLLETİMİZ, KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLARI VATAN SEVGİSİYLE AŞMAYI BAŞARMIŞTIR "Bu müstesna bayram gününde Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığımıza bağlı Arda Hudut Bölük Merkezimizde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Hudutlarımızın güvenliği için büyük bir fedakârlıkla görev yapan siz kahraman personelimizin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramlar birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendiği, dayanışma ruhumuzun pekiştiği, millî ve manevi değerlerimizin en güçlü şekilde hissedildiği özel zamanlardır. Asil milletimiz tarih boyunca karşılaştığı tüm zorlukları, sahip olduğu dayanışma ruhu, güçlü devlet geleneği ve vatan sevgisiyle aşmayı başarmıştır. Bu değerler, bugün de ülkemizin dört bir tarafında yaşayan her bir ferdimizin ortak paydasıdır. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizler de aynı ruh ve kararlılıkla ülkemizin huzuru güvenliği ve bekası için gece gündüz demeden görev yapıyoruz. HUDUTLARIMIZDA ÇOK YÖNLÜ GÜVENLİK MİMARİSİ TESİS ETTİK Hudutlarımızın emniyeti en temel ve en önemli sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Bu kapsamda, hudutlarımızın güvenliğinin en üst seviyede sağlanması amacıyla başta siz yüksek harekât kabiliyetine sahip personelimiz olmak üzere gelişmiş teknolojik sistemler, keşif ve gözetleme vasıtaları fiziki güvenlik tedbirleri ile çok yönlü bir güvenlik mimarisi tesis etmiş bulunuyoruz. Bu sayede sınırlarımız, güçlü bir şekilde korunurken yasa dışı geçişler ile düzensiz göç ve terörist eylemler de engellenmektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki burada sınırlarımızı korumakla görevli siz kahraman hudut kartallarımız; devletimizin egemenliğini, milletimizin huzurunu ve ülkemizin geleceğini koruyorsunuz. Yüksek vazife şuuru ile ortaya koyduğunuz gayret ve fedakârlıklar ile sergilediğiniz yüksek disiplin asil milletimizin en büyük güvencelerinden biridir. Bundan sonra da sınırdaki tedbirlerimizi aynı kararlılıkla almaya devam edeceğiz. HASSAS BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ Yakın coğrafyamızda güvenlik risklerinin, gerilimlerin ve çatışmaların giderek arttığı hassas bir dönemden geçiyoruz. Güneyimizde son dönemde ABD-İran-İsrail hattında yaşanan gelişmelerin ortaya koyduğu yüksek gerilim Orta Doğu’daki kırılgan güvenlik ortamını daha da derinleştirmektedir. İstikrarsızlığın başlıca kaynağı olan İsrail’in başta Gazze ve Lübnan olmak üzere bölgeyi hedef alan saldırıları ve ihlalleri de bölgesel güvenlik açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Kuzeyimizde ise Rusya-Ukrayna savaşının meydana getirdiği çok boyutlu güvenlik etkileri Karadeniz başta olmak üzere geniş bir coğrafyada hassasiyetini korumaktadır. Böylesine kritik bir jeopolitik ortamda tüm gelişmeleri dikkatle takip etmekte, ülkemizin hak ve menfaatlerini büyük bir kararlılıkla muhafaza etmekteyiz. Bu kapsamda, özellikle Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına yönelik meseleler de güvenlik politikalarımızın en hassas başlıkları arasında yer almaktadır. HAK VE MENFAATLERİMİZİ HEDEF ALAN HİÇBİR GİRİŞİME KAYITSIZ KALMAYACAĞIZ Özellikle hatırlatmak isterim ki Türkiye olarak başta Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs olmak üzere bölgemize ilişkin tüm meselelerde uluslararası hukuka bağlı, barış ve istikrardan yana, sorunların diyalog yoluyla çözümünü önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Ancak bu yaklaşımımız, millî hak ve menfaatlerimizden taviz vereceğimiz anlamına asla gelmemektedir. Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki hak ve çıkarlarımız tarihî, hukuki ve meşru temellere dayanmaktadır. Bu çerçevede oldubitti oluşturmayı amaçlayan, maksimalist ve uluslararası antlaşmaların ruhuna aykırı girişimleri kabul etmediğimizi, bir kez daha vurgulamak isterim. Özellikle gayri askerî statüde olması gereken adaların silahlandırılmasına yönelik faaliyetler iyi komşuluk ilişkileriyle, müttefiklik ruhuyla ve uluslararası hukukla bağdaşmamaktadır. Şu çok iyi bilinmelidir ki egemenlik haklarımızı, güvenliğimizi ve denizlerimizdeki meşru hak ve menfaatlerimizi hedef alan hiçbir girişime de kayıtsız kalmayacağız. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu yüksek harekât kabiliyeti, modern silah sistemleri, güçlü personel yapısı ve sahadaki tecrübesiyle ülkemize yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek güç ve kararlılığa sahiptir. Aynı şekilde Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve haklarının korunması konusundaki tutumumuz da nettir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de garantör ülke olarak soydaşlarının yanında durarak onların güvenliğini ve haklarını korumaya devam edecektir. EFES 2026 TATBİKATI, ŞANLI ORDUMUZUN HAZIRLIK DÜZEYİNİ ORTAYA KOYDU Şanlı ordumuzun yıllar boyunca terörle mücadelede elde ettiği üstün başarılar sayesinde bugün ülkemizin güvenliği, millî bütünlüğümüz ve bin yıllık kardeşliğimiz daha güçlü şekilde tahkim edilmektedir. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yürütülen 'Terörsüz Türkiye' süreci devletimizin ilgili tüm kurumlarıyla koordinasyon içerisinde büyük bir hassasiyetle sürdürülmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz çok boyutlu ve çok tehditli güvenlik ortamında gücümüzü daima diri tutmak, hazırlık seviyemizi en üst düzeyde muhafaza etmek ve değişen harp koşullarına uyum sağlamak için eğitim ve tatbikat faaliyetlerimizi de artan bir ivmeyle sürdürmekteyiz. Nitekim son olarak 50 ülkenin katılımıyla büyük bir başarıyla icra edilen Efes-2026 Tatbikatı, kahraman Mehmetçiğimizin harekât kabiliyetini ve şanlı ordumuzun hazırlık düzeyini bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. Bu başarının arkasında kahraman personelimizin sahip olduğu yüksek mesleki nitelikler ile birlikte yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ulaştığı seviyenin de büyük payı bulunmaktadır. Nitekim tatbikat süresince de açıkça görüldüğü üzere kendi imkânlarımızla geliştirilen ileri teknolojiye sahip sistemlerimizin sahadaki etkinliği ve caydırıcı gücü, güvenlik politikamızın en önemli dayanaklarından biri hâline gelmiştir. Nitekim son olarak SAHA EXPO’da sergilediğimiz YILDIRIMHAN başta olmak üzere geliştirilmeye devam edilen yeni nesil sistemlerimiz ile envantere dâhil edilen özgün tasarıma sahip yerli ve millî platformlarımız, ordumuzun gücünü artırmakta, caydırıcılığımızı daha da tahkim etmektedir. Bundan sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ordumuz, yerli ve millî savunma sanayimiz ve fedakâr personelimizin üstün gayretleriyle ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru için çalışmalarımızı aynı azim, kararlılık ve yüksek vazife anlayışıyla sürdürmeye devam edeceğiz. SİZLER SAYESİNDE MİLLETİMİZ KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR Şanlı tarihimiz boyunca vatan uğruna büyük mücadeleler veren ecdadımızın emanetini bugün sizler, aynı inanç ve kararlılıkla taşımaktasınız. Sizlerin buradaki varlığı ve sarsılmaz görev anlayışı sayesinde, milletimiz kendisini güvende ve huzurlu hissetmektedir. Bu nedenle gösterdiğiniz dikkat, dirayet ve özveri nedeniyle sizlerle gurur duyuyoruz. Görevlerinizi aynı azim, kararlılık ve yüksek disiplin anlayışıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle sizleri büyük bir özveriyle yetiştiren kıymetli ailelerinize şükranlarımı sunuyor, burada görev yapan tüm muvazzaf personelimizi sergiledikleri yoğun çabaları nedeniyle yürekten tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında bayram gününde dahi görevi başında bulunan bütün silah ve mesai arkadaşlarımın da gözlerinden öpüyorum. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum. Sizlerin ve ailelerinizin Kurban Bayramı’nı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kahraman Hudut Kartalları; yolunuz ve bahtınız açık, gücünüz daim olsun. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,924 views • 4 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: KARA HARP OKULUNDA, BİR MİLLETİN KADERİNE ETKİ EDECEK BÜYÜK BİR LİDERİN YOLCULUĞU BAŞLADI Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okuluna adım atışının 127’nci yıl dönümünde ilim ve irfan ocağı, şanlı yuva Harbiyede sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu kutsal çatı altında yetişerek vatan ve millet uğrunda her türlü fedakârlığı gösteren tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Kara Harp Okulu nice komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, milletimizin kaderinde söz sahibi olmuş nesillerin yoğrulduğu bir ocaktır. İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askerî öğrencinin eğitim hayatı başlamamış, aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiyede kazandığı disiplin, düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Millî Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder hâline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiyede kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir. Ben de bu sıralarda eğitim alıp 52 yıl önce mezun olmuş bir komutanınız olarak Harbiyeli ünvanı taşımaktan daima gurur duydum. İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. ABD-İSRAİL VE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMALARI BÜYÜK BİR DİKKATLE İZLİYORUZ Dünyamız yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçmektedir. Uluslararası sistemde dengeler hızla değişmekte, güç merkezleri arasındaki rekabet giderek sertleşmektedir. Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte, küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte, diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar, vekâlet çatışmaları, enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar, bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir. Türkiye olarak ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte, millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla almaktayız. Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz, istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir. TSK, ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN GÜÇLÜ TEMİNATIDIR Çok iyi biliyoruz ki dünyanın en zorlu jeopolitik kuşaklarından birinde yer alan ülkemizin güvenliği, güçlü bir devlet yapısını, etkin bir diplomasiyi ve caydırıcı bir askerî kapasiteyi gerektirmektedir. Bu kapsamda binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dâhil yaşanan kriz ve savaşlar, askerî doktrini, savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır. Şüphesiz siz Harbiyeliler için de bu gelişmeler, yalnızca takip etmeniz gereken hadiseler değil, geleceğin komutanlarına çıkarılacak dersler sunan askerî tecrübe kaynağı mahiyetindedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİMİZİN NE KADAR GEREKLİ OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefimizin de ne kadar gerekli ve stratejik olduğu bir kez daha açıkça görülmüştür. Şu hususu özellikle vurgulamalıyım ki bugün tarihî süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz, kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; - Bütün kirli hesapları altüst ederek asırlık oyunları bozacak, - Kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak, Ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkân tanıyacaktır. DİSİPLİN OLMADAN BAŞARI SAĞLANAMAZ Kıymetli Harbiyeli evlatlarım; içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde sizler milletimizin güvenliğini sağlayacak, devletimizin bekasını koruyacak, bayrağımızın hür dalgalanmasını teminat altına alacak, caydırıcı güce sahip ordumuzu yönetecek komutan adaylarısınız. Unutmayınız ki güçlü bir ordunun temeli; iyi yetişmiş, yüksek karakter sahibi ve stratejik düşünebilen subaylardır. Bu nedenle kendinizi her açıdan en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Şüphesiz ki bilgi sahibi olmadan güçlü olunamayacağı gibi disiplin olmadan da başarı sağlanamaz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi kahraman ordumuzun en temel niteliği ve Türk askerini diğer ordulardan ayıran en belirgin özelliklerden biri mutlak itaat ve sarsılmaz disiplin anlayışıdır. Binlerce yıllık askerî geleneğimizden süzülüp gelen bu kültür, ordumuzun en büyük gücüdür. Disiplinle birlikte önemli bir husus da liderlik ve komutanlık özellikleridir. İyi bir lider ve gerçek komutan, öncelikle iyi bir karaktere sahip olmalıdır. Aynı zamanda en zor şartlarda dahi soğukkanlılığını koruyabilmeli, gelişmeleri neden-sonuç ilişkisi kurarak okuyabilmeli, doğru kararları verebilmeli ve astlarına güvenip onlara örnek olmalıdır. İşte şanlı yuva Harbiye de sizlere yalnızca askerî bilgiyi değil, aynı zamanda bu liderlik ruhunu da kazandırmayı amaçlamaktadır. Kıymetli Harbiyeliler, Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Bu yüzden buradaki vakitlerinizi okulunuzun her türlü imkânını en iyi şekilde kullanarak verimli şekilde geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz yarın o kadar kazançlı olursunuz. Harbiyeli için her yeni gün, kendini bir adım daha geliştirme ve milletine daha güçlü hizmet etme fırsatı olarak görülmelidir. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Zira başarı tesadüf değildir, bütünleşik bir gayretin ve hedeflere inanma iradesinin sonucudur. İnanıyorum ki sizler; burada edindiğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize nice önemli hizmetlerde bulunacak, ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. ÜLKELERİNİZDE ÖNEMLİ GÖREVLER ÜSTLENECEKSİNİZ Değerli misafir Harbiyeliler; bu çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına, kurduğunuz dostlukların da hayatınız boyunca büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. En büyük temennimiz burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının her şart altında yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. Kara Harp Okulumuzun değerli komutanları ve öğretim üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi son derece önemli bir sorumluluğu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Harbiyelilerimize kazandırdığınız her değer ordumuzun ve ülkemizin geleceğine yapılan çok değerli bir yatırımdır. Bugüne kadar gösterdiğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar için Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor, bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten en büyük Harbiyeli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Değerli Harbiyeli evlatlarım; eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Bu vesileyle sizlerin ve kıymetli ailelerinizin Mübarek Ramazan Bayramı’nı da şimdiden en içten dileklerimle kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Ufkunuz açık, motivasyonunuz yüksek, başarılarınız daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,577 views • 6 months ago

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, “MADALYA TEVCİH, BAŞARILI BİRLİK VE PERSONELİN ÖDÜLLENDİRİLMESİ TÖRENİ”NDE KONUŞTU Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen “Madalya Tevcih, Başarılı Birlik ve Personelin Ödüllendirilmesi Töreni”ne katıldı. Törende Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Bakan Yardımcıları Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı, Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birliklerde görevli personel de yer aldı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, törendeki konuşmasında şunları söyledi: TSK, BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN EN SAĞLAM DAYANAĞIDIR Kahraman personelimizin ortaya koyduğu emeği, gösterdiği fedakârlığı ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirmesini taltif ettiğimiz bu özel törende sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle görevlerini üstün bir hizmet aşkı ve sorumluluk bilinciyle ifa eden tüm personelimizi ve birliklerimizi canıgönülden kutluyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz büyük ve güçlü Türkiye vizyonunun güvenlik alanındaki en sağlam dayanağıdır. Bu vizyonumuz, yüksek teknolojiye odaklanan operasyonel kabiliyetleri gelişmiş ve her şart altında görevini eksiksiz yerine getiren güçlü, etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmayı esas almaktadır. Bakanlık olarak bu anlayışla ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini artırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Çok şükür çabalarımızın neticelerini de sahada açıkça müşahede ediyoruz. Nitekim Kara Kuvvetlerimiz terörle mücadeleden sınır güvenliğine uzanan geniş bir görev alanında ortaya koyduğu emsalsiz mücadeleyle asil milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmaktadır. Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızda, deniz yetki alanlarımızda ve açık denizlerde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumakta, uluslararası sularda dünya barışına müstesna katkılar sağlamaktadır. Hava Kuvvetlerimiz ise Gök Vatanımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadele operasyonlarına ve insani yardım faaliyetlerine kadar üstlendiği pek çok vazifeyi üstün bir başarıyla yerine getirmektedir. HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BÖLGEDE KÖK SALMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ Ayrıca kara, deniz ve hava unsurlarımızın müşterek harekât anlayışı içinde uyum ve koordinasyonla görev yapması da Türk ordusunun üstün niteliklerinin en bariz yansımasıdır. Şüphesiz ki ordumuzun bu caydırıcı gücü, en başta terör örgütleriyle mücadelede kendisini göstermiş, kahraman Mehmetçik emsalsiz gayretleriyle terörü bitirme noktasına getirmiştir. Bunun sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde “Terörsüz Türkiye” süreci başlatılmıştır. Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dâhil, bulundukları tüm bölgelerde derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İcra ettiğimiz tüm faaliyetlerde büyük bir adanmışlıkla vazifelerini icra eden personelimizin tamamı, elbette ki her türlü takdire layıktır. Ancak aralarında temayüz ederek bugün ödül almaya hak kazanan silah ve mesai arkadaşlarımız da başarılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tamamını temsil etmektedirler. Kahraman ordumuz, sizler gibi personelimizin taşıdığı bu ulvi ruhla güçlüdür. Sizlerin yüksek aidiyet duygusu, adanmışlığı, disiplini ve başarıları ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekteki etkinliğini ve itibarını da yükseltmektedir. Özellikle belirtmeliyim ki ödüle layık görülen silah ve mesai arkadaşlarım, Silahlı Kuvvetlerimizin dünya orduları arasındaki mümtaz yerini daha da ileriye taşıyabilmek için meslek hayatları boyunca özverili çalışmalar yürütmüş, taşıdıkları sorumluluğun gereğini her daim yerine getirmişlerdir. Bu gayretleri nedeniyle; - Şeref Madalyası ile taltif edilen Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Hava Kuvvetler Komutanımız Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nu, Üstün Hizmet Madalyası ile taltif edilen; - Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Metin Tokel’i, - Genelkurmay İkinci Başkanımız Orgeneral Levent Ergün’ü, - Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız’ı, - 1’nci Ordu Komutanımız Orgeneral Bahtiyar Ersay’ı, - Muharip Hava Kuvveti Komutanımız Orgeneral Rafet Dalkıran’ı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimizin başarı çıtasını daha yükseklere taşımak için büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak madalya ve ödül almaya layık görülen personel ve birliklerimizi de bir kez daha kutluyorum. SPORCULARIMIZ SAYISIZ MUTLULUKLAR YAŞATTI Bunların yanı sıra sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar. Nitekim Spor Gücü Komutanlığımız; - 14’üncü Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) Şampiyonası’nda toplamda 63 rekor kırmış, bu kapsamda takım olarak 231 kupa, ferdî olarak ise 1.402 madalya kazanmış ve büyük bir başarıya imza atmıştır. - Atış Takımımız ise ulusal ve uluslararası müsabakalarda 1 dünya rekoru ve 17 Türkiye rekoru kırmış, takım olarak 33 Kupa ve ferdî olarak 137 madalya kazanarak Türkiye Şampiyonlukları elde etmiştir. - Kick Boks Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda ferdî olarak 150 madalya kazanmış, ayrıca Türkiye Şampiyonluğu elde etmiştir. - Modern Pentatlon Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda 5 Dünya rekoru kırarken, takım olarak 6 kupa ve ferdî olarak da 50 madalya ile Türkiye Şampiyonlukları, ayrıca Ordulararası Dünya Şampiyonluğu elde etmiştir. - Aynı şekilde Güreş, Okçuluk ve Deniz Pentatlon Takımlarımız da Dünya Şampiyonlukları kazanmışlardır. Tüm bunların yanı sıra Paraşüt, Satranç, Triatlon, Tırmanma, Yüzme, Yelken, Kürek ve Yat Takımlarımız da çeşitli ulusal ve uluslararası müsabakalarda şampiyonluklar ve dereceler elde etmişlerdir. ASIL OLAN, ELDEKİ BAŞARIYI KORUYABİLMEK Bugün ülkemizin güvenliği, asil milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için güçlü, hazırlıklı ve her şartta görevini yerine getirebilen bir orduyu muhafaza etmek en temel sorumluluğumuzdur. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Aziz Atatürk bu durumu, “Zafer, zafer benimdir diyebilenin, başarı; başarılı olacağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir” sözleriyle veciz bir şekilde ifade etmiştir. Asıl olan elde edilen başarıyı koruyabilmek ve onu daha da ileriye taşıyacak iradeyi diri tutabilmektir. Unutulmamalıdır ki şanlı ordumuzun gücü sahip olduğu imkânlarla birlikte bu imkânları en doğru şekilde kullanacak nitelikli personelinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede bugün ödüllendirilen siz kıymetli personelimizin ve birliklerimizin, gelecekte de bizlere daha nice gurur yaşatacağına yürekten inanıyorum. Sonuç olarak İstiklal Harbi’mizi yöneten ve bugün de ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörü olan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda; - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürecektir. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Madalyalarını biraz önce alan personelimiz başta olmak üzere tüm kahraman ve fedakâr silah ve mesai arkadaşlarımın gözlerinden öpüyor, onlara daima destek olan kıymetli hanımefendilere ve değerli aile fertlerine teşekkürlerimi sunuyorum. Yeni yılda her birinize sağlık, esenlik ve başarılar temenni ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

37,146 views • 8 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Kahramanmaraş’ta 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığına geçerek inceleme ve denetlemelerde bulundu. Bakan Yaşar Güler ve beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, iftarı ise kışlada şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve Mehmetçiklerimiz ile yaptı. İftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ, VATANDAŞIMIZIN YANINDA OLDU Tarihî ve doğal güzellikleriyle, sahip olduğu kültürel değerlerle, nice alimler ve şairler yetiştiren, Sütçü İmam’ın ve edelerin şehri, kahramanlar yurdu Maraş’ı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Siz kıymetli kardeşlerim ile mübarek Ramazan ayının bu güzel iftar sofrasında birlikle olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum. Sözlerimin başında, 6 Şubat tarihinde meydana gelen deprem felaketinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, tedavisi devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Asrın felaketi karşısında devletimiz, ilk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşlarımızın yardımına koştu. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; buradaki unsurlarının yanı sıra birçok noktadan sevk edilen birliklerimiz ile; başta arama-kurtarma olmak üzere iaşe-ikmal, ulaştırma, güvenlik gibi gereken her türlü tedbiri almak üzere hızlıca sahaya çıktı ve vatandaşlarımızın yanında oldu. Şu anda da tüm kurumlarımız, yaraların sarılması ve bölgenin hızlı bir şekilde kalkındırılmasına yönelik çalışmalarını, azim ve kararlılıkla devam ettiriyor. GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ DAHA DA ARTTI Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Bizler de bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh ve daha güvenli bir şekilde aktarma sorumluluğunu taşıyoruz. İçinde bulunduğumuz hassas ve kritik dönemde bu konudaki görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır. Bu kapsamda ülkemizin savunması, asil milletimizin huzur ve güvenliği için gece gündüz var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Kahraman ordumuz; - Hudutlarımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş kapsamlı tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZE VE GAZİLERİMİZE AİT Yiğitlik Timsali Gazilerimiz ve Aziz Şehitlerimizin Kıymetli Aileleri; elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Bu aziz toprakları bizlere vatan yapan, şehit ve gazilerimizin kanıdır. İstiklal Marşı’mızın “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısrasında da ifade edildiği gibi, vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Kahraman gazilerimiz ile aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri, başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Bu doğrultuda, Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla sizlerin yanında olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak; fedakârlıklarını şükran ve minnetle yâd edeceğiz. MEHMETÇİK, TERÖRİSTLERE BÜYÜK BEDELLER ÖDETİYOR Aziz şehitlerimizin silah arkadaşları kahraman Mehmetçik, onların bıraktığı şanlı sancağı gururla taşıyor. Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin göz yaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyor. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran bu cani sürüsüne karşı büyük bir azim ve gayretle terörle mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık. Kararlılıkla yürüttüğümüz terörle mücadelemizde maalesef şehit ve gazilerimiz de oluyor. Nitekim dün, Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde Tabip Teğmen Hulusi Elçi, şehadet makamına ulaştı. Aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize başsağlığı ve sabır; yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Evet, bu haberler karşısında yaşadığımız acı çok büyük. Ancak evlatlarımızın intikamını almak için kudretimiz daha büyük, irademiz ve kararlılığımız ise tamdır. Nitekim son çırpınışlarını veren teröristlerin başı, tereddütsüz bir şekilde ezilmektedir. Bu kapsamda yılbaşından itibaren 608; 24 Temmuz 2015’ten bu yana 40 bin 177 terörist etkisiz hâle getirildi. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. TÜRKİYE, YÜKSELEN BİR GÜÇ KONUMUNDA Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, millî ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle dünyada yükselen bir güç konumundadır. Son 20 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke hâline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda depremden en çok etkilenen illerimizden biri olan Kahramanmaraş’ımızı, güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehrimize daha güzel bir gelecek oluşturmak, en temel önceliğimizdir. Kahramanmaraş’ımızı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirme hedefiyle çalışıyoruz. Sizlerin de desteği ile Hükûmetimiz ve mahallî idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek “Durmaksızın Hizmet” anlayışı ile Kahramanmaraş’ı mamur hale getirinceye kadar, artan bir gayret ve tempoyla çalışacağız. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi ve depremde kaybettiğimiz kardeşlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

125,750 views • 2 years ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde Kara Harp Okulu öğrencileriyle iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile karşıladı. İftarda Harbiyelilere hitap eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümünü hatırlatarak şunları söyledi: "Şanlı tarihimizin kilometre taşlarından olan Çanakkale Deniz Zaferimizin 110'uncu yıl dönümü kutlu olsun diyorum. Canları ve kanlarıyla hafızalara kazınan direniş kıyamıyla Çanakkale'de destan yazan şehitlerimizin tamamını kemal-i edeple yâd ediyorum. Başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere müstahkem mevki kumandanı Cevat Paşa'dan Yarbay Selahaddin Adil Paşa'ya, kahraman ordumuzun tüm komutanlarını saygıyla anıyorum. Anadolu'nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelerek devrin zalimlerinin karşısına dikilen düvel-i muazzama müstevlilerine geçit vermeyen tüm kahramanlara Rabb’imden bir kez daha rahmet diliyorum." BU ZAFER MİLLETİMİZE DİRİLİŞ ÜMİDİ AŞILADI Mehmet Âkif Ersoy'un Çanakkale şehitleri için yazdığı, "Sen ki son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran; O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın." dizelerini okuyan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Aziz vatanı düşman çizmelerine çiğnetmeyen, o demir çemberi göğsünde kırıp parçalayan tüm kahramanlarımıza bir kere daha şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im şehit ve gazilerimizin emanetine hakkıyla sahip çıkmayı, istiklal ve istikbal sancağını bundan sonra da aşkla, şevkle, gururla dalgalandırmayı bizlere de nasip eylesin diyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin, Balkan Harbi'nden ve üst üste gelen ihanetlerden yorgun düşmüş, işgalci güçlerin "hasta adam" olarak gördükleri bir milletin yeniden şahlanışının ve dirilişinin müjdecisi olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle el ele, yürek yüreğe verip zaferle taçlandırdığımız Millî Mücadele’nin fitili Çanakkale Zaferi ile ateşlenmiş; bu zafer milletimize, taptaze bir kıyam ve diriliş ümidi aşılamıştır. Milletimizin hücrelerine işleyen şehadet bilinci İstiklal Harbi'nde tüm ışıltısıyla bir kez daha parlamış, dünyanın diğer milletleri için mümtaz bir mücadele örneği teşkil etmiştir. Kore'de, Kıbrıs'ta ve daha pek çok yerde Mehmetçiğin sergilediği vakur ve erdemli tavır millî kimliğimizin tarihe düştüğü birer eşsiz not hükmündedir. Merhameti ve merhameti kadar mücadelesiyle de örnek bir ecdadın ahfadı olmaktan hepimiz iftihar ediyoruz. Burada şunu da büyük bir gururla ifade etmek istiyorum, 110 yıl önceki hayâsız akınları nasıl bozguna uğratıp vatanımızın birliğini, milletimizin dirlik ve kardeşliğini temin ettiysek bugün de aynı azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz." ULUSLARARASI BASINDAKİ DEĞERLENDİRMELER, ÜLKEMİZİN BAŞARILARINI AÇIKÇA TEYİT VE TESCİL ETMEKTEDİR Ülkemizi hedef alan sinsi planları, hain emelleri, karanlık senaryoları arkasında kim olduğuna bakmadan tek tek yırtıp atıyoruz." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları söyledi: "Devletimizin payidar, milletimizin ebediyen muzaffer ve muvaffak olması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktan bir an olsun çekinmiyoruz. Şu gerçeği artık dost düşman fark etmeksizin artık herkes ikrar etmektedir. Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyayı etkisi altına alan değişim fırtınasını en hazırlıklı karşılayan ülkelerden biridir. Son dönemde uluslararası basında ülkemizle ilgili çıkan değerlendirmeler, ülkemizin başarılarını açıkça teyit ve tescil etmektedir. Daha üç beş sene öncesine kadar bizi kıyasıya eleştirenlerin çoğu şimdi bize hak vermeye başladı. Suriye ve Filistin'de takip ettiğimiz insani, vicdani ve onurlu politikaların ne kadar isabetli olduğu bugün herkes tarafından açıkça dillendiriliyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta ilk günden beri izlediğimiz dengeli tutumun doğruluğu bugün daha iyi anlaşılıyor. Aynı tabloyu Libya'dan Sudan'a, Somali'den Karabağ'a, Balkanlar'dan Doğu Akdeniz'e pek çok yerde görüyoruz." FETÖ’CÜ ALÇAKLARLA MÜCADELEMİZ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Yurtta sulh, cihanda sulh!" ilkesini "Daha adil bir dünya mümkündür." şiarıyla birleştirerek girişimci bir dış politika tasavvuruyla Türkiye'yi küresel bir oyuncu hâline getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ülkemiz içindeki bazı çevreler hâlen kabullenmese de doğru zamanda hayata geçirdiğimiz doğru stratejimiz sayesinde bugün Doğu ve Batıyla eşit ilişkiler geliştiren, küresel adaletsizliklere korkusuzca tepki veren, millî politikalarını her şart altında kararlılıkla uygulayan, çıkarları ile değerleri arasında tercih yapmak mecburiyetinde kalmayan bir Türkiye gerçeğine kavuştuk." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nı adım adım inşa ederken milletin şevkini, azmini ve cehdini kıran engelleri de teker teker kaldırdıklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "15 Temmuz gecesi milletin namusuna emanet ettiği silahlarla devletimizi işgale yeltenen FETÖ'cü alçaklarla mücadelemiz ihanetin üzerinden geçen yaklaşık 9 yıla rağmen hız kesmeden devam ediyor. Finans desteği ve eleman havuzunu önemli ölçüde yitiren bu hain şebeke, Pensilvanya'daki elebaşının ölümü sonrasında çöküş dönemine girmiştir. Tıpkı hain elebaşı gibi örgütün de son nefesini vereceği günler yakındır. Aynı şekilde, 40 yıldır başımıza musallat edilen bölücü terör belasından ilelebet kurtulmak için de yoğun bir çalışmanın içindeyiz. 85 milyon vatandaşımızın tamamının kardeşlik şuurunu perçinleyecek, müreffeh geleceğini güvence altına alacak, iç cephemizi güçlendirecek terörsüz Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bölgemizin hasretini çektiği kalıcı barış ortamına kavuşmasını sağlayacak bu çalışmaların semeresini inşallah yakında göreceğiz. Bizim gayemiz; son iki asırdır kimi zaman etnik, kimi zaman mezhebi fay hatları üzerinden sahnelenen planları tarihin çöp sepetine yollamaktır. Derdimiz huzurdur, kardeşliktir, muhabbettir, kader ve gönül birliğini bu topraklarda ilelebet hâkim kılmaktır. Allah'ın izniyle bu amacımızda da muvaffak olacağız." COĞRAFYAMIZI KANA BOĞMAK İSTEYENLERİN SONUNA KADAR KARŞISINDA DURACAĞIZ Bir asır evvel olduğu gibi istilacı heveslerle bu coğrafya üzerinde ameliyat yapmaya yeltenenlerin karşılarında Türkiye'yi bulacağını belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Şunu çok açık ve net söylemek isterim; Arzımevut hezeyanıyla coğrafyamızı kana, gözyaşına ve zulme boğmak isteyenlerin sonuna kadar karşısında duracağız." ifadesini kullandı. "Siyonist rejim dün gece Gazze'ye düzenlediği vahşi saldırılarla masumların kanından, canından ve gözyaşından beslenen bir terör devleti olduğunu bir kez daha gösterdi." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "330 masumu düşünebiliyor musunuz? Bir sahur vaktinde bu siyonist rejim maalesef soykırım yaparak katletmiştir. Çoğu çocuk ve kadın. Akşam aldığım haberle 400'ün üzerinde kardeşimizin şehit edildiği, vahşetin sorumluları döktükleri her damla kanın hesabını vereceklerdir." açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün masum çocukları, bebekleri ve kadınları yakan ateşin, bu şımarıklıkla, bu cinnet hâliyle, bu pervasızlık ve küstahlıkla devam edilirse elbet bir gün çırayı tutanları ve ateşe benzin dökenleri de saracağını dile getirerek "Türkiye olarak bu mübarek günlerde Gazzeli mazlumların ve Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Katliamların durması, sükûnetin tesisi ve ateşkesin tekrar sağlanması için diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz." ifadesini kullandı. SAVUNMA VE HAVACILIKTA İHRACATIMIZI 7 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKARDIK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, milletin medarıiftiharı kahraman Türk ordusunun eriştiği yüksek caydırıcılık kapasitesiyle küresel düzeyde müessir bir güç hâline geldiğini belirterek son dönemde yapılan yüksek teknoloji hamlesiyle yerlilik oranının yüzde 20'lerden yüzde 80 seviyesinin üzerine taşındığını, savunma sanayisi alanında parmakla gösterildiklerini söyledi. Kendi mühendisleriyle ürettikleri İHA, SİHA, uçak, helikopter, gemi, denizaltı ve daha nicelerinin, güvenlik mimarisinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Savunma ve havacılık ihracatımızı 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 29 oranında artırarak 7 milyar doların üzerine çıkardık. Son 10 yıl içinde 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayi ürünü ihraç ettik. İnşallah kısa bir zaman içinde ikinci uçak gemimizi de yapıyoruz, yapacağız. Sadece geçtiğimiz yıl toplam değeri 10 milyar doları aşan sözleşmelere imza attık. 180 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirdik. İnşallah bu sene çok daha yüksek rakamları yakalayacağız." ORDUMUZUN DEDİKODULAR ÜZERİNDEN YIPRATILMASINA İZİN VERMEYİZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman Türk ordusunun, Afganistan'dan Somali'ye, Irak'tan Kosova'ya gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında barışa katkı sunduğunun altını çizerek "Desteğimize ve kardeşliğimize ihtiyaç duyulan her bölgede dostlarımızın yanında olmayı bundan sonra da inşallah sürdüreceğiz." diye konuştu. Bu süreçte en büyük dayanaklarından birinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzu güçlendirmek, caydırıcılığını artırmak, imkân ve kabiliyetlerine yenilerini eklemek önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olacaktır. Şurası da son derece önemlidir. Üzerine titrediğimiz ordumuzun dedikodular üzerinden yıpratılmasına, kimi kendini bilmez siyasetçiler tarafından örselenmesine izin vermeyiz. Kimden gelirse gelsin, bu tür hadsizlikler karşısında ordumuzun ve komuta kadememizin her daim yanındayız. Disiplini, cesareti ve fedakârlığıyla bilinen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, her ne surette olursa olsun bu vasıflarının zedelenmesine de göz yummayız." dedi. Disiplin, vakar ve imanın, kahraman Türk ordusunun kahraman mensuplarının en önemli özelliği olduğunu ve kimsenin bunlara halel getiremeyeceğini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev üstlenen her bir evladımız, kardeşimiz ve arkadaşımız da askerlik mesleğinin temel prensipleri olan bu hasletlere sıkı sıkıya sahip çıkmalıdır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, harbiyelilerin gerek eğitim gerekse görevi boyunca bu değerlerden asla sapmayacağına inandığını dile getirerek şunları kaydetti: "Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı olarak kahraman ordumuzun asil mensuplarıyla her zaman kıvanç duyduğumu bilmenizi istiyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 110’uncu yıl dönümünü tekrar tebrik ediyorum. Şehitlerimizi, gazilerimizi bir kere daha rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Rabb’im sizlerle birlikte tüm askerlerimizi korusun, kollasın, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum. Gönül elçilerimiz olarak gördüğümüz misafir öğrencilerimize de aynı şekilde Rabb’imden üstün başarılar temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum." #18Mart1915 #ÇanakkaleGeçilmez #18MartŞehitleriAnmaGünü #ÇanakkaleDenizZaferi #GaziMustafaKemalAtatürk #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

188,939 views • 1 year ago

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,139 views • 2 years ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bordo Berelilerin mezun olduğu 18’inci Dönem Özel Kuvvetler Komutanlığı İhtisas Kursu Kapanış Töreni’ne katıldı. Beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Özel Kuvvetler Komutanlığına giden Bakan Yaşar Güler, törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: BORDO BERELİLER, TERÖRÜN BİTME NOKTASINA GETİRİLMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI Şanlı ordumuzun en güzide birliklerinin başında gelen Özel Kuvvetlerimizin mezuniyet töreninde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında aldıkları birbirinden zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan Bordo Berelilerimizi yürekten kutluyor; brövelerinin kendilerine, ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bölgesel ve küresel ölçekte güvenlik ortamının giderek daha karmaşık ve öngörülemez olduğu kritik bir dönemden geçiyoruz. Özellikle ABD-İran arasında yaşanan savaşın bölge geneline yayılan etkileri, İsrail’in Gazze’ye ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı, ayrıca farklı coğrafyalarda devam eden çatışma ve krizler, tehdit dinamiklerini her zamankinden daha karmaşık ve çok boyutlu hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir süreçte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yurt içinde ve sınır ötesinde tüm kuvvet unsurlarıyla birlikte etkin, caydırıcı ve saygın bir şekilde vazifelerini icra etmektedir. Şüphesiz Özel Kuvvetlerimiz de bu faaliyetlerin icrasında üstlendiği kritik görevlerle kahraman ordumuzun etkinliğinde ve başarılarında büyük pay sahibi olmaktadırlar. Bordo Berelilerimiz yıllardır sürdürdüğümüz terörle mücadelede destanlar yazmış, görevlerini kahramanca ve fedakârca icra ederek terörün bitme noktasına getirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Terörle mücadelenin yanı sıra üstlendiği diğer vazifelerde de üstün bir başarı gösteren Bordo Berelilerimizi yüksek azim, gayret ve cesaretlerinden ötürü tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. ÖZEL KUVVETLER, YENİ SAVAŞ KONSEPTİNİN EN STRATEJİK UNSURLARINDAN BİRİDİR Günümüz harp ortamında başarı artık yalnızca sayısal üstünlükle değil çok yönlü ve donanımlı personel ile mümkündür. Özellikle hızla gelişip dönüşen teknolojiler, muharebe sahasının doğasını değiştirirken, bu değişime en hızlı şekilde uyum sağlayabilen görev alanı geniş, etkisi derin ve manevra kabiliyeti yüksek birlikler, modern orduların en kıymetli kuvvet çarpanları hâline gelmiştir. Özel Kuvvetler de bu yeni savaş konseptinin en stratejik unsurlarından biridir. Türk Özel Kuvvetleri sahip olduğu yüksek fiziki yeterlilik, zihinsel dayanıklılık, taktik derinlik ve teknik kapasite gibi çok boyutlu yetenekleriyle dünyada en elit birliklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Sizleri farklı ve değerli kılan asıl hususiyetler, imkân ve kabiliyetlerinizin ötesinde cesaretiniz, fedakârlığınız, vatana adanmışlık duygunuz ile sarsılmaz disiplin ve mutlak görev bilincinizdir. Özel Kuvvetlerimizin taşıdığı bordo bere de bir simge olmanın ötesinde sahip olduğunuz millî ve manevi değerlerin güçlü bir sembolüdür. Şanlı tarihimizdeki nice dönüm noktası sizler gibi vatan sevdalısı nice yiğidin adanmışlıkları ve gayretleriyle şekillenmiştir. Bugün sizler de o büyük mirasın izinden giderek tarihî sorumluluğu devralan ve göreve hazır bekleyen kahraman neferlersiniz. BORDO BERELİLER, YERİ DOLDURULAMAYAN PERSONEL KONUMUNDADIR Bu çerçevede siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: Meslek hayatınızda karşınıza birbirinden zorlu ve meşakkatli vazifeler çıkacaktır. Ancak biliniz ki Özel Kuvvetler mensubu olmak her an ve her şartta vazifeye hazır ve nazır olmak demektir. Şüphesiz ki sahip olduğunuz hasletler ve kabiliyetlerinizin bilinciyle hareket ettiğinizde aşamayacağınız hiçbir engel, erişemeyeceğiniz hedef yoktur. Sizler aldığınız eğitimler neticesinde sadece mesleki birikimle değil, çelikten bir irade, vazgeçilmez disiplin anlayışı, yüksek bir özveri ile donanmış olarak bu kutsal ocağın saflarına katılıyorsunuz. Biliniz ki bir Özel Kuvvetler mensubu sadece iyi olmakla değil, her zaman en iyisi olmakla mükelleftir. Zira Bordo Bereliler boşlukları dolduran değil, yeri doldurulamayan personel konumundadır. ÜLKEMİZİN GÜVENLİK VE İSTİKBALİNİN SORUMLULUĞUNU DA SIRTINIZDA TAŞIYORSUNUZ Bunun için fiziksel gücünüz ile cesaretinizi, stratejik zekânızla harmanlamalı ve vazifelerinizi en iyi şekilde icra etmelisiniz. Sizlerden beklediğimiz yalnızca verilen emirleri uygulamanız değildir. Bunun yanında çok yönlü analitik düşünebilmeniz, öngörülü olmanız, operasyon sahasında ve görev icrasında hızlı karar verebilmeniz ve gerektiğinde tek başınıza büyük zorlukların üstesinden gelebilmenizdir. Bu çerçevede her bir arkadaşım tüm beşerî şartlara hükmedebilen, çetin koşulları dahi lehine çevirebilen ve gerektiğinde inisiyatif kullanma becerisini ustalıkla yöneten bir profile ulaşmalıdır. Diğer yandan üstleneceğiniz görevlerde hem ekip ruhunu ortaya koymalı hem de bireysel ve mesleki yeteneklerinizi en üst seviyede sergilemelisiniz. Bu yüzden bilgi düzeyinizi sürekli yenilemeli, her zaman daha iyisi için çalışmalı ve daima bir adım önde olmalısınız. Gerçek şu ki öğrenmek ve yeterlilik asla durağanlık kabul etmeyen ve sürekli geliştirilmesi gereken hususlardır. Unutmayınız ki sizler sadece bir silah veya üniforma değil aynı zamanda ülkemizin güvenlik ve istikbalinin sorumluluğunu da sırtınızda taşıyorsunuz. Bordo bereyi taşıdığınız her an hatırlamaktan gurur duyacağınız nice anı biriktireceksiniz. Dolayısıyla vazifelerinizi yüksek bir aidiyet duygusu, büyük bir motivasyon ve keyif alarak yapın. Tüm bunların bilincinde olan siz kahraman Bordo Berelilerimizin her türlü zorluğu aşabileceğine yürekten inanıyor görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE ULAŞMAYA YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATILDI Güçlü ordumuz dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemizin güvenliğinin, asil milletimizin huzurunun ve bölgemizde tesis etmek istediğimiz barış ve istikrar ortamının en güçlü güvencesidir. Bu amaç doğrultusunda terörle mücadelede geldiğimiz nihai nokta yaklaşık kırk yıldır büyük fedakârlıklarla sürdürülen çok boyutlu mücadelenin ve özellikle son yıllarda sahada elde edilen tarihî başarıların bir sonucudur. Sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasından Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetlerinin ortadan kaldırılmasına kadar elde ettiğimiz kazanımlarda kahraman personelimizin alın teri, cesareti ve fedakârlığı vardır. Bu mücadelede canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bugün geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreci de işte bu mücadeleyle elde edilen güvenlik kazanımlarını kalıcı hâle getirmeyi, terörü bir daha geri dönmemek üzere ülkemizin ve milletimizin gündeminden tamamen çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu sürecin en büyük hedefi bin yıllık kardeşliğimizi daha da pekiştirmek, toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirmek, huzur ve güven ortamını kalıcı kılmak ve ülkemizin bütün imkânlarını kalkınmaya, üretime ve refaha yöneltmektir. Şunu da özellikle ifade etmek isterim ki bu süreçte atılan tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu çerçevede Gazi Meclisimiz de sürecin ihtiyaç duyduğu hukuki zeminin tesis edilmesine yönelik çalışmalarını titizlikle sürdürmüştür. Bu çalışmalarının sonucunda meclisimizin ezici bir çoğunlukla kabul ettiği ilgili kanunla, milletimizin arzu ettiği Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmaya yönelik tarihî bir adım atılmıştır. Böylece terör belasından tamamıyla kurtulmayı, yüzyıllara dayalı kardeşliğimizi tahkim etmeyi ve ülkemizin her alanda önünü açmayı hedefliyoruz. İçeride toplumsal barış ve huzurunu kalıcı hale getiren bir Türkiye elbette ki uluslararası alandaki güçlü etkisini daha da artıracak ve milletimize ve umudunu Türkiye’ye bağlamış mazlumlara nice gururla yaşatacaktır. MEKKE ANLAŞMASI DA ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI ARENADAKİ ETKİSİNİ GÖSTERDİ Küresel güvenlik mimarisinin temellerinin sarsıldığı, belirsizliklerin arttığı bir ortamda benimsediğimiz çok yönlü politikalar ve üstlendiğimiz çözüm odaklı inisiyatifler sayesinde ülkemiz, müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline gelmiştir. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da ülkemizin uluslararası arenadaki etkisini ve geliştirdiği güçlü iş birliklerini açık bir şekilde göstermiştir. Birbirinden kritik geniş imkân ve kabiliyetlere sahip olan ve kolektif caydırıcılığı benimseyen üç kardeş ve dost ülkenin ortaya koyduğu bu güçlü irade, bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrarın tesis edilmesi ve sürdürülmesi açısından son derece önemlidir. Attığımız tüm adımlarda ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini en etkin şekilde korumak için büyük bir gayretle çalışıyor, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Bu kutlu yürüyüşte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve elbette ki Özel Kuvvetlerimiz de daha güçlü ve daha büyük Türkiye vizyonumuzun temel dayanaklarından biri olmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle Özel Kuvvetler İhtisas Kursu’nu başarıyla tamamlayan Bordo Berelilerimizi, ayrıca dost ve kardeş ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Libya’dan gelerek mezun olma başarısı gösteren Misafir Askerî Personeli yürekten tebrik ediyor, burada kurdukları bağların ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin daha da güçlendirilmesine katkılar sağlamasını temenni ediyorum. Bu vesileyle tüm personelimizin yetişmesinde emeği geçen başta Özel Kuvvetler Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın tüm seçkin eğiticilerine ve personeline canı gönülden teşekkür ediyorum. Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Yiğitler Ocağının Güzide Mensupları, Kahraman Bordo Bereliler! Yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

139,987 views • 1 month ago