Video yükleniyor...
Video Yüklenemedi
Bülent Uslu: Bu programdan ayrılan arkadaş (yakup çınar), bugün bir twit paylaştı; "Ahmet Ercanlar ve Bülent Uslu algılarınızda boğulun" diye. Bu twitten sonra benim telefon numaram paylaşıldı...benim telefonuma binlerce hakeret tehdit mesajı geldi.
288,251 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)
10 Yorum

Arkadaş neye şaşırıyorsunız yakup çınar denen kişi amigocu Galatasaray ın sonra da çıkar adalet ten bahsediyor yazıklar olsun sana @yakupcinar

Yakup çınar yüzünden bu programı seyretmiyordum. Gitmesine çok sevindim.

"My friends think I'm a crypto genius, (I'm not) it's because I listen to WAGMI’s daily podcast (and they have no idea it exists)" - Every Crypto Degen

@ahmetercanIar @yakupcinar çok ayıp etmişsin. Şimdi senin telnumaran da sosyal medyaya düşerse yazık olmaz mı? Ayıp.

Gs taraftarı böyledir işte hazmedemiyorlar...

Size spor programı yaptıran tgrt ye helal olsun türk futbolunun duayenleri 🤩

Tipik feto numaraları gsli yorumcular bunu iyi yapıyorlar

@yakupcinar Bu Arkadas

@yakupcinar utanmıyormusun Bülent uslu sana hakkını helal etmiyor.,!

@Sendil_Melih kimlerle çalıştığınızı bilin . Gerçi bilmediğinizi düşünmüyorum ama kurumunuza o şahsı yakıştıramıyorum
Benzer Videolar
Sensitive content
Bülent Ersoy’a alışverişte eşlik eden şahıs, yaşadığı ilginç anıyı paylaştı: Bir gün anons geldi. Dediler ki: — Mağaza müdürü seni çağırıyor. Neyse, gittim. Mağaza müdürü dedi ki: — Eylem, Bülent Ersoy kozmetik reyonunda alışveriş yapıyor. Biraz sonra kadın reyonuna gelecek. Senin onunla ilgilenmeni istiyorum. Servis vermeyeceksin, sadece yanında duracaksın. Ben de: — Tamam, dedim. O sırada Bülent Hanım’ın medyaya yansımamış, biraz çılgın bir sevgilisi vardı. Onu da göndermiş. O da erkek reyonunda alışveriş yapıyormuş. Ben önce bir korktum. Düşünsenize, 20 yıl önce Bülent Ersoy’un kadın reyonuna geldiğini… Yanlış bir şey yapsam mahvolurum diye düşünüyorum. Neyse, reyonda bekliyorum. Karşıdan geliyor. Arkadaşlar, simsiyah ama çok şık bir kadın geliyor. Zaten yaklaşık 1.80 boyunda. Uzun, simsiyah bir elbise giymiş, topuklu ayakkabıları var. Saçları benim saçlarım kadar siyah. Makyajı da simsiyah. İkonik zümrüt takımı vardı; kafam kadar büyük taşları olan bir set takmıştı. Parlayarak geliyor. Biz de iç giyimin ortasına bir sandalye getirdik. Oraya oturdu. Çorap istedi. İstediği çorabın markası Calvin Klein’dı. Konuşurken bir anda bacağını kasığına kadar açtı. Abartmıyorum, bunu hiç unutmuyorum. Kadının bir bacağı neredeyse benim boyum kadardı. Gerçekten inanılmaz uzun ve çok düzgün bacakları vardı. Tam o sırada mağaza müdürü beni gösterdi ve: — Eylem, sizinle o ilgilenecek, dedi. Bülent Hanım beni baştan aşağı süzdü. Hafifçe başını salladı, sonra arkasını döndü. O sırada iç giyimdeki arkadaşlar geldi. Dediler ki: — Bülent Hanım, Calvin Klein yok ama bu marka var. Mağazanın en pahalı markası bu. Bülent Ersoy da ağzı bozuktu. Kıza sert bir şekilde: — Anan giysin, dedi. Kızcağız bir anda kızardı, bozardı; resmen korktu. Bülent Ersoy, “İstemiyorum.” dedi ve konuyu kapattı. Aşağı katta sevgilisi alışveriş yapıyordu. Bir markanın kabanını beğenmişti ama istediği beden yoktu. O sırada erkek reyonundan iki arkadaş geldi. Biri ürünü gösterdi, diğeri de: — Giy bakalım, dedi. Sevgilisinin beğendiği paltoyu kısa boylu bir arkadaş giydi. Bülent Ersoy baktı ve: — Ay, bu nasıl bir tip? Ferda, kış, kış, kış! Çekil gözümün önünden! dedi. Çocuk yer yarılsa içine girecek durumdaydı. Hepimiz çok mahcup olmuştuk. Sonra uzun boylu bir personel arkadaş geldi. Paltoyu ona giydirdik. Gerçekten çok yakıştı. Bülent Ersoy bu kez: — İşte böyle personeller çalıştırmanız lazım, Ferda’cığım, dedi. Ferda, mağaza müdürünün adıydı. Ardından beğendiği ürünün bedeninin başka mağazada olduğunu öğrendi. Ancak sevgilisinin alışverişi henüz bitmediği için mağaza müdürü: — Bülent Hanım, sizi odama alayım, dedi. Bülent Hanım da: — Tamam Ferda’cığım, dedi. Koluma girdi. Ben de eşlik ederek müdürün odasına götürdüm. Kadın gerçekten çok heybetliydi. Ben de yanında iyice küçük kalıyordum. Bugünkü hâliyle kıyaslanmaz; o dönem gerçekten çok etkileyici bir duruşu vardı. Odaya girdik. Koltuğa oturdu. Bana da: — Sen burada oturacaksın. Hiçbir yere gitmeyeceksin, dedi. Ben de: — Bir çay ya da kahve içer misiniz? diye sordum. — Hadi bana bir kahve söyle dedi. Ben de kahvesini söyledim. Kapıyı da kapattırdı. Tam o sırada telefonu çaldı. Bir erkekle konuşuyordu. Küfürler havada uçuşuyordu. Hayatımda böyle bir telefon konuşmasına şahit olmamıştım.
🎙️ Muhbir
715,093 görüntüleme • 22 gün önce
