Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Bülent Uslu: Bu programdan ayrılan arkadaş (yakup çınar), bugün bir twit paylaştı; "Ahmet Ercanlar ve Bülent Uslu algılarınızda boğulun" diye. Bu twitten sonra benim telefon numaram paylaşıldı...benim telefonuma binlerce hakeret tehdit mesajı geldi.

288,251 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

10 Yorum

Ekrem Alabaş profil fotoğrafı
Ekrem Alabaş2 yıl önce

Arkadaş neye şaşırıyorsunız yakup çınar denen kişi amigocu Galatasaray ın sonra da çıkar adalet ten bahsediyor yazıklar olsun sana @yakupcinar

Fatih Er profil fotoğrafı
Fatih Er2 yıl önce

Yakup çınar yüzünden bu programı seyretmiyordum. Gitmesine çok sevindim.

WAGMI | Crypto, DeFi & Web3 News profil fotoğrafı
WAGMI | Crypto, DeFi & Web3 News1 yıl önce

"My friends think I'm a crypto genius, (I'm not) it's because I listen to WAGMI’s daily podcast (and they have no idea it exists)" - Every Crypto Degen

OK1907 profil fotoğrafı
OK19072 yıl önce

@ahmetercanIar @yakupcinar çok ayıp etmişsin. Şimdi senin telnumaran da sosyal medyaya düşerse yazık olmaz mı? Ayıp.

Akdeniz 🇹🇷 profil fotoğrafı
Akdeniz 🇹🇷2 yıl önce

Gs taraftarı böyledir işte hazmedemiyorlar...

Hüseyin gürbüz profil fotoğrafı
Hüseyin gürbüz2 yıl önce

Size spor programı yaptıran tgrt ye helal olsun türk futbolunun duayenleri 🤩

w.for vendetta01 profil fotoğrafı
w.for vendetta012 yıl önce

Tipik feto numaraları gsli yorumcular bunu iyi yapıyorlar

Saruhan profil fotoğrafı
Saruhan2 yıl önce

@yakupcinar Bu Arkadas

Ozcan profil fotoğrafı
Ozcan2 yıl önce

@yakupcinar utanmıyormusun Bülent uslu sana hakkını helal etmiyor.,!

mehmet güzel profil fotoğrafı
mehmet güzel2 yıl önce

@Sendil_Melih kimlerle çalıştığınızı bilin . Gerçi bilmediğinizi düşünmüyorum ama kurumunuza o şahsı yakıştıramıyorum

Benzer Videolar

Bülent Ersoy’a alışverişte eşlik eden şahıs, yaşadığı ilginç anıyı paylaştı: Bir gün anons geldi. Dediler ki: — Mağaza müdürü seni çağırıyor. Neyse, gittim. Mağaza müdürü dedi ki: — Eylem, Bülent Ersoy kozmetik reyonunda alışveriş yapıyor. Biraz sonra kadın reyonuna gelecek. Senin onunla ilgilenmeni istiyorum. Servis vermeyeceksin, sadece yanında duracaksın. Ben de: — Tamam, dedim. O sırada Bülent Hanım’ın medyaya yansımamış, biraz çılgın bir sevgilisi vardı. Onu da göndermiş. O da erkek reyonunda alışveriş yapıyormuş. Ben önce bir korktum. Düşünsenize, 20 yıl önce Bülent Ersoy’un kadın reyonuna geldiğini… Yanlış bir şey yapsam mahvolurum diye düşünüyorum. Neyse, reyonda bekliyorum. Karşıdan geliyor. Arkadaşlar, simsiyah ama çok şık bir kadın geliyor. Zaten yaklaşık 1.80 boyunda. Uzun, simsiyah bir elbise giymiş, topuklu ayakkabıları var. Saçları benim saçlarım kadar siyah. Makyajı da simsiyah. İkonik zümrüt takımı vardı; kafam kadar büyük taşları olan bir set takmıştı. Parlayarak geliyor. Biz de iç giyimin ortasına bir sandalye getirdik. Oraya oturdu. Çorap istedi. İstediği çorabın markası Calvin Klein’dı. Konuşurken bir anda bacağını kasığına kadar açtı. Abartmıyorum, bunu hiç unutmuyorum. Kadının bir bacağı neredeyse benim boyum kadardı. Gerçekten inanılmaz uzun ve çok düzgün bacakları vardı. Tam o sırada mağaza müdürü beni gösterdi ve: — Eylem, sizinle o ilgilenecek, dedi. Bülent Hanım beni baştan aşağı süzdü. Hafifçe başını salladı, sonra arkasını döndü. O sırada iç giyimdeki arkadaşlar geldi. Dediler ki: — Bülent Hanım, Calvin Klein yok ama bu marka var. Mağazanın en pahalı markası bu. Bülent Ersoy da ağzı bozuktu. Kıza sert bir şekilde: — Anan giysin, dedi. Kızcağız bir anda kızardı, bozardı; resmen korktu. Bülent Ersoy, “İstemiyorum.” dedi ve konuyu kapattı. Aşağı katta sevgilisi alışveriş yapıyordu. Bir markanın kabanını beğenmişti ama istediği beden yoktu. O sırada erkek reyonundan iki arkadaş geldi. Biri ürünü gösterdi, diğeri de: — Giy bakalım, dedi. Sevgilisinin beğendiği paltoyu kısa boylu bir arkadaş giydi. Bülent Ersoy baktı ve: — Ay, bu nasıl bir tip? Ferda, kış, kış, kış! Çekil gözümün önünden! dedi. Çocuk yer yarılsa içine girecek durumdaydı. Hepimiz çok mahcup olmuştuk. Sonra uzun boylu bir personel arkadaş geldi. Paltoyu ona giydirdik. Gerçekten çok yakıştı. Bülent Ersoy bu kez: — İşte böyle personeller çalıştırmanız lazım, Ferda’cığım, dedi. Ferda, mağaza müdürünün adıydı. Ardından beğendiği ürünün bedeninin başka mağazada olduğunu öğrendi. Ancak sevgilisinin alışverişi henüz bitmediği için mağaza müdürü: — Bülent Hanım, sizi odama alayım, dedi. Bülent Hanım da: — Tamam Ferda’cığım, dedi. Koluma girdi. Ben de eşlik ederek müdürün odasına götürdüm. Kadın gerçekten çok heybetliydi. Ben de yanında iyice küçük kalıyordum. Bugünkü hâliyle kıyaslanmaz; o dönem gerçekten çok etkileyici bir duruşu vardı. Odaya girdik. Koltuğa oturdu. Bana da: — Sen burada oturacaksın. Hiçbir yere gitmeyeceksin, dedi. Ben de: — Bir çay ya da kahve içer misiniz? diye sordum. — Hadi bana bir kahve söyle dedi. Ben de kahvesini söyledim. Kapıyı da kapattırdı. Tam o sırada telefonu çaldı. Bir erkekle konuşuyordu. Küfürler havada uçuşuyordu. Hayatımda böyle bir telefon konuşmasına şahit olmamıştım.
4:05

Sensitive content

Bülent Ersoy’a alışverişte eşlik eden şahıs, yaşadığı ilginç anıyı paylaştı: Bir gün anons geldi. Dediler ki: — Mağaza müdürü seni çağırıyor. Neyse, gittim. Mağaza müdürü dedi ki: — Eylem, Bülent Ersoy kozmetik reyonunda alışveriş yapıyor. Biraz sonra kadın reyonuna gelecek. Senin onunla ilgilenmeni istiyorum. Servis vermeyeceksin, sadece yanında duracaksın. Ben de: — Tamam, dedim. O sırada Bülent Hanım’ın medyaya yansımamış, biraz çılgın bir sevgilisi vardı. Onu da göndermiş. O da erkek reyonunda alışveriş yapıyormuş. Ben önce bir korktum. Düşünsenize, 20 yıl önce Bülent Ersoy’un kadın reyonuna geldiğini… Yanlış bir şey yapsam mahvolurum diye düşünüyorum. Neyse, reyonda bekliyorum. Karşıdan geliyor. Arkadaşlar, simsiyah ama çok şık bir kadın geliyor. Zaten yaklaşık 1.80 boyunda. Uzun, simsiyah bir elbise giymiş, topuklu ayakkabıları var. Saçları benim saçlarım kadar siyah. Makyajı da simsiyah. İkonik zümrüt takımı vardı; kafam kadar büyük taşları olan bir set takmıştı. Parlayarak geliyor. Biz de iç giyimin ortasına bir sandalye getirdik. Oraya oturdu. Çorap istedi. İstediği çorabın markası Calvin Klein’dı. Konuşurken bir anda bacağını kasığına kadar açtı. Abartmıyorum, bunu hiç unutmuyorum. Kadının bir bacağı neredeyse benim boyum kadardı. Gerçekten inanılmaz uzun ve çok düzgün bacakları vardı. Tam o sırada mağaza müdürü beni gösterdi ve: — Eylem, sizinle o ilgilenecek, dedi. Bülent Hanım beni baştan aşağı süzdü. Hafifçe başını salladı, sonra arkasını döndü. O sırada iç giyimdeki arkadaşlar geldi. Dediler ki: — Bülent Hanım, Calvin Klein yok ama bu marka var. Mağazanın en pahalı markası bu. Bülent Ersoy da ağzı bozuktu. Kıza sert bir şekilde: — Anan giysin, dedi. Kızcağız bir anda kızardı, bozardı; resmen korktu. Bülent Ersoy, “İstemiyorum.” dedi ve konuyu kapattı. Aşağı katta sevgilisi alışveriş yapıyordu. Bir markanın kabanını beğenmişti ama istediği beden yoktu. O sırada erkek reyonundan iki arkadaş geldi. Biri ürünü gösterdi, diğeri de: — Giy bakalım, dedi. Sevgilisinin beğendiği paltoyu kısa boylu bir arkadaş giydi. Bülent Ersoy baktı ve: — Ay, bu nasıl bir tip? Ferda, kış, kış, kış! Çekil gözümün önünden! dedi. Çocuk yer yarılsa içine girecek durumdaydı. Hepimiz çok mahcup olmuştuk. Sonra uzun boylu bir personel arkadaş geldi. Paltoyu ona giydirdik. Gerçekten çok yakıştı. Bülent Ersoy bu kez: — İşte böyle personeller çalıştırmanız lazım, Ferda’cığım, dedi. Ferda, mağaza müdürünün adıydı. Ardından beğendiği ürünün bedeninin başka mağazada olduğunu öğrendi. Ancak sevgilisinin alışverişi henüz bitmediği için mağaza müdürü: — Bülent Hanım, sizi odama alayım, dedi. Bülent Hanım da: — Tamam Ferda’cığım, dedi. Koluma girdi. Ben de eşlik ederek müdürün odasına götürdüm. Kadın gerçekten çok heybetliydi. Ben de yanında iyice küçük kalıyordum. Bugünkü hâliyle kıyaslanmaz; o dönem gerçekten çok etkileyici bir duruşu vardı. Odaya girdik. Koltuğa oturdu. Bana da: — Sen burada oturacaksın. Hiçbir yere gitmeyeceksin, dedi. Ben de: — Bir çay ya da kahve içer misiniz? diye sordum. — Hadi bana bir kahve söyle dedi. Ben de kahvesini söyledim. Kapıyı da kapattırdı. Tam o sırada telefonu çaldı. Bir erkekle konuşuyordu. Küfürler havada uçuşuyordu. Hayatımda böyle bir telefon konuşmasına şahit olmamıştım.

🎙️ Muhbir

715,093 görüntüleme • 22 gün önce

Bugün başıma gelen bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle … annemle birlikte yolda giderken küçük bir köpek dikkatimi çekti .. önce sahipli mi diye düşündüm ama baktım ki sahipli değil aksine sokağa atılmış .. Köpeğin hali perperişandı .. koşmaya başladı .. o küçük bedeniyle belki 1.5- 2 km’ye yakın koştu ben takip ettim .. sonunda bir yerde durdu ve ben hemen indim arabadan .. sakince , onu ürkütmeden yaklaştım .. önce haliyle biraz hırladı ama saniye sürdü .. beni hissettiğine eminim ve kendini bana bıraktı .. aldım onu arabaya .. arabada bir kere bile sesini çıkarmadı .. masum masum baktı sadece .. öyle uslu öyle tatlı.,, hemen veteriner hekimiz Arif abimizi aradım .. Sağ olsun akşamın geç saatinde benim için kliniğini açtı .. bu tatlı fındık kurdunu götürdüm hemen ona . O küçük bedeni tamamen ıslak , kirlenmiş , dikenler ve keneler içindeydi .. Arif abi hemen traş etmeye başladı ama sadece birazcık yapabildi çünkü çok fazla diken ve kene var ayrıca ıslak .. kene ilacı sıktı .. suyunu ve mamasını verdik .. güvende bir şekilde klinikte şu an .. sabah traşını tamamlayacak , yıkayacak ve aşılarını yapacağız .. Yazıklar olsun bu evlatları sokağa atan vicdansızlara …! Hele ki bugünlerde bu konu bu kadar hassasken ..! Aklım şu an bu minikte .. bir an önce sabah olsun istiyorum .. onlar bizim koruyucu meleklerimiz ve bu melek bugün benim karşıma işaret olarak çıktı .. benim iki Alman kurdum var . Çocuklarım onlar benim ..! Eğer alıştırabilirsem bu fındık kurdu da bizimle yaşasın istiyorum.. ama eğer alışmazlar huysuzlanırlarsa çok güvenilir bir patisevere sahiplendireceğim .. yarın gelişmelerden haberdar ederim sizleri canlarım .. Yarın ola hayrola .. dünya dönüyorsa iyi niyetli , merhametli insanlara borçlusunuz ..! Video kaynak 🎥 TUĞBA ÖZAY #SokakHayvanlarıSahipsizDeğil

Pati Arkadaş

48,064 görüntüleme • 1 yıl önce

İçerik üreticisi Elvin Levinler bir yıl önce geçirdiği kalp operasyonu hakkında konuştu: ''Bir sene önce kalbimden bir ameliyat geçirdim, tam babamın öldüğü gün. Ameliyat olacağım gün hastaneden apar topar çıktım ve tekrar hastaneye geri döndüm. Bu geçirdiğim ameliyat bir ablasyon ameliyatıydı. Ablasyon kalpteki ritim bozukluğunu düzeltmek için yapılan bir işlem. Kalbin elektrik sistemiyle ilgili. Benim zaten eskiden beri devam eden bir ritim bozukluğu problemim vardı. Babamın rahatsızlığıyla birlikte son iki senede bu ritim bozukluğu o kadar arttı ki ben gün içerisinde kalbimin içerisinde bir kuş çırpınıyor gibi hissediyordum. Dışarıdan cihazlarla baktığımda da hiçbir şey yapmıyorken kalbimin 170-180 attığını görmeye başladık. Babamın hastalığı nedeniyle yaşadığım üzüntüyü deşarj etmek için aşırı spora yöneldim; kahveyi bırakıp günde 2-3 bardak matcha içmeye başladım. Bu yoğun stres, yüksek kafein ve zayıflama sonucunda hormonlarım bozuldu, regl düzenim kesildi ve çarpıntılarım başladı. Ancak tüm bu fiziksel bedellere rağmen, benim için en önemli şey babamın sağlığı ve onunla geçirdiğim vakitti. Ben zaten iyiyim sağlıklıyım ve bana bir şey olmaz diye düşünüyordum. Sonra bu çarpıntım o kadar artmaya başladı ki gerçekten gece yatarken Bülent "Elvin yatak sallanıyor" diyordu. Kontrole gidince, doktor "Bunu daha fazla ertelemeyelim" dedi. Çok şükür ameliyat çok iyi geçti. Ben o dönemden sonra kendime daha iyi bakmaya, hormonlarımı iyileştirmeye, kalbimi daha çok dinlemeye karar verdim.''

Jurnal

21,343 görüntüleme • 5 ay önce

Sevgili Bülent Uslu Bülent USLU Öncelikle tekrar YouTube yayınlarına dönmene çok sevindik. Yayını da keyifle izledik. Ama burada dediğin "artık bağırmadan eleştireceğim" kısmına kesinlikle katılmıyorum. Neden? 1- Sen susarsan, seni susturmaya çalışanlara hizmet etmiş olur, onların ekmeğine yağ sürersin 2- Sen susarsan, onlar seni susturduk zanneder "tamam Bülenti sıra diğer sesi çıkanlara" diyecek 3- Sen susarsan, sen manipüle edilmiş olursun. Seni baskı altına almışlar, algı yapmışlar, seni bezdirmişler, sen de sinmiş gibi görünürsün. Mevzuyu net anlaman için sana bir örnek vereceğim. 20/21 sezonunda Sergen Yalçın her maç sonu hakemleri TFF yi Mhk yi konuşa konuşa bağıra bağıra isyan ede ede aldı. Sonra hepsi üstüne geldi 21/22 sezonu Sergen Yalçın ağzını açmadı ve 2 ayda dibe vurdu Sevgili Bülent sen şuan 21/22 sezonu başında ki Sergen gibisin. Eskisi gibi Mücadele etmezsen Sergen gibi çok şey kaybedersin. Diğer bir konu.. Mesela Çebi dönemi gibi usulsüz üyelikler, renkli taraftar üyelikleri, Beşiktaş doğranırken susma ses çıkarmama gibi durumlarda sessiz veya alt tondan mı konuşacağız? Ortalığı inleteceğiz ortalığı! Çünkü derdimiz sadece Beşiktaş ve Beşiktaşın menfaati.. Benim 35K lık hesabım kapatıldı, tehditler küfürler baskılar manipülasyonlar.. Sıfırdan tekrar başladım aynı yolda devam.. Bu hesap kapatılsın yeni açar ondan devam ederim.. Daha dün fbli muhabir bana aratın kaanı dedi.. Hepsi vız gelir tırıs gider bize.. İsteyen sana adalıcı desin ister bana aratçı desin isteyen istediği etiketi taksın. Bunlara karşı kendini ispatlama çabasına girme, manipüle olmuş olursun. Çizgini bozmadan eskisi gibi devam.. Yeri geldiğinde alt tondan yeri geldiğinde ortalığı inleterek.. Onlar kayadan anca toz alır.. Saygılar

KAAN GEDİK

48,804 görüntüleme • 1 yıl önce

Ümit Özdağ "İslam karşıtı, Arap düşmanı bir siyasetçi misiniz?" sorusunu yanıtladı: 🎙️Şimdi bakın bu programı 3 Mart'ta çekiyoruz. Bugün benim doğum günüm ve 1961 doğumluyum, yani 66 yaşına giriyorum. Saat şu anda 4. Ben orucum. Bu programdan sonra Divan Üyesi arkadaşlarımız bizi iftara davet edecekler ve iftara gideceğiz birlikte. Ben Zafer Partisi'ni Anıtkabir'i ziyaret ettikten sonra 2021'de 27-28-29 Mayıs'ta Türkistan'da Yesi'de Hoca Ahmet Yesevi'nin dergahını, türbesini ziyaret ederek ve orada dua ederek kurdum. Orada Hoca Ahmet Yesevi'nin hocası olan Aslan Baba'nın türbesinde de dua ettim. Aslan Baba, adı Aslan Baba'dır ama Arap kökenlidir. Hoca Ahmet Yesevi'nin türbesinden aldığım toprağı da buraya getirip Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri'nin türbesinin önündeki Karadut ağacının önüne dibine serptim. Böylece Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli'nin hocasının hocasıdır. Büyük hocasından kendisine 800 sene sonra toprak getirerek Zafer Partisi yola çıktı. Bizim kültürel kodlarımız budur. Biz son 22 seneden Müslüman olanlardan değiliz. Elhamdülillah bin seneden beri Müslüman olanlardayız. Ne İslam düşmanıdır Zafer Partisi ne de ben, ne de Arap düşmanıdır. Araplar büyük bir uygarlık ortaya çıkartmışlardır. Arap uygarlığı saygıdeğer bir uygarlıktır. Arap dili hiç şüphesiz çok zengin bir dildir ve Türklerle Araplar yüzyıllarca birlikte, çoğu Türk egemenliğinin altında bir dönem geçirmişlerdir. Bu ancak 1918'de sona ermiştir. Yani üzerinden tarihte çok uzun olmayan bir süre geçmiştir. 110 sene geçmiştir daha. Çok ciddi bir süre değildir tarih açısından baktığınızda. Bizim açımızdan mesele Arap düşmanlığı meselesi değil, Araplarla ilişkilerin adil olması meselesi ve İslam dininin Arapperestlik olarak anlaşılmamasıdır. Şimdi kalkıyor bir kişi, adı malum, diyor ki 'hadis-i şerif var, Arap sevmek imandandır Arap' seveceksin'. Şimdi Hazreti Peygamberimiz Veda Hutbesi'ne 'insanlar' diye başlar, 'Araplar' diye başlamaz. Bu adamın söylediği şey Kur'an'ın ruhuna aykırı. Kabul edilebilir değil. Bizim itirazımız buna. Türk milletinin çok büyük bir bölümü İslam dinine mensuptur ve İslam dinine mensup olmayan Gagoz gibi boyları da vardır. Onlar da bu milletin ayrılmaz bir parçasıdır. Bizim bakış açımızdan Türklük birleştirici unsurdur. mezhep bizi bölemez. Alevi, Sünni, Şii veya Hristiyan olabilir. Ama netice itibariyle Türk Türktür.

Haberiniz

41,365 görüntüleme • 4 ay önce

Özgür Bey merhaba, bu yorumunuza çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Türban’a sahip çıkmanızı, başörtüsü ile aynı kefeye koymanızı hayretler içerisinde karşıladım. Açıkçası sizin gibi bir aydının Siyasal İslam'ın en bölücü, en yıkıcı sembolü, kadını metalaştıran, değersizleştiren kız çocuklarımızın ve kadınlarımızın özgür düşünebilme ve özgür yaşama hakkı için büyük bir tehdit olan, tek tipleştirici bir baskı unsuru olan türbanı uluorta olumlamasını, Türkiye'de bugün ağır tehdit ve baskı altında olan laik ve çağdaş yaşam biçimi için çok yanlış ve çok tehlikeli bulduğumu söylemek isterim. Bu konu, Bağımsız Beşiktaş Belediye Başkan Adaylığım için katıldığım KRT TV'de, Gökhan Kayış'ın sunduğu Türkiye Meclisi programında bir provokatör tarafından, başörtüsü yasağı temasıyla canlı yayında bana soruldu. Sorunun ve cevabımın tamamını izleyebilmeniz ve süreci daha doğru anlayabilmeniz için buradan paylaşıyorum. Bu konu benim durduk yerde gündeme getirdiğim bir konu değil, hiç alakası olmayan bir programda, hiç alakası olmayan bir şekilde belli ki özellikle sorduruldu. Bana da bildiğim kadarıyla cevap vermek düştü. Başörtüsü ve Türban'ın (Sıkmabaş) farkını daha iyi anlayabilmek için, değerli Emre Kongar'ın 6 Ekim 2022'de yazdığı; 'Sorun ‘başörtüsü’ değil ‘türban’-1' yazısını ve eski Başbakan Bülent Ecevit'in isteğiyle bu konuda araştırma yapan yazar İsmet Bozdağ'ın; 'Kuran'a göre, kadınların gizlemesi gereken yerleri saç ve gerdanları değil, göğüsleridir' sonucuna vardığı araştırmasını, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a yazdığım cevabımla birlikte yolluyorum. Bu vesileyle; 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir' diyen, Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkesi biricik Türkiye'mizi gerçekten özgürleştirmek istiyorsak, en önce, yarın anne olacak ve Türk çocuğunu yetiştirecek olan bugünün kız çocuklarımızı ve kadınlarımızı özgürleştirmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bilim, Teknoloji, Adalet ve Hukuk peşinden koşmamız gerektiği konusunda tabi ki sizinle aynı fikirdeyim. Ancak türban sorunsalı başka, burada konuştuğumuz Teknoloji, Adalet ve Hukuk konuları çok başka, ikisini aynı cümlede tartışmak doğru olmaz.

Nasuh Mahruki

606,045 görüntüleme • 2 yıl önce

🗞🗞 Ekrem İmamoğlu'nun, Kemal Kılıçdaroğlu'nun duruşmasına katılmaması gerçekten bir "intikam" mıydı, değil miydi? 🎙 Bülent Kerimoğlu (Dr. Bülent Kerimoğlu): "Bence İmamoğlu'nun orada olup olmamasının hiçbir önemi yok." 👉 Orada herhangi bir siyasinin bulunup bulunmamasının da önemi yok. 👉 Asıl önemli olan, kendiliğinden gelen binlerce, on binlerce insanın coşkusu ve demokrasiye, hukuka sahip çıkma anlayışıdır. 📢 İmamoğlu'nun "Benim yerim milletin yanıdır" diyerek attığı tweet önemli midir, değil midir diye tartışmak da gereksiz. Çünkü bu sözler söylendiğinde birileri çıkıp şunu sorabilir: 👉 "Arkadaşım, sen büyükelçilerle karda kışta yemek yerken neden milletin yanında değildin?" 👉 "Sana Cumhuriyet Halk Partililerin oylarıyla verilen belediye başkanlığı koltuğunda, beşli çetelerle kucaklaşırken neden milletin yanında değildin?" 👉 "Saraçhane'de milletin yanında, Meral Akşener ile tokalaşırken neden milletin yanında değildin?" 👉 "Cumhuriyet Halk Partisi'nin oylarıyla seçildin ama İBB'nin bütün ihalelerini hâlâ, üstelik davet usulüyle, AKP'li iş adamlarına veriyorsun! Nerede milletin yanında duruyorsun?" Bu sorular, İmamoğlu'nun duruşuna dair eleştirilerin odağı olmaya devam edecektir. Ekrem İmamoğlu Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel Atakan Sönmez Ali Kemal Erdem Gökhan ÖZBEK Kemal ÖZKİRAZ Enver Aysever Barış Yarkadaş İsmail Saymaz

Çₑₜᵢₙ SAĞSÖZ

12,659 görüntüleme • 1 yıl önce

TARİHİ KAPAK Özgür Özel, siyasi hayatının en tarihi konuşmalarından birini, Sinan Ateş cinayeti ile alakalı Devlet Bahçeli ve yardımcılarına yapmış. ♨️Bahçeli bana 4 soru sormuş, bu sorulara çok da iyi cevap veririm ama o seviyeye inmek istemiyorum, bu soruları kimin yazıp Bahçeli'nin eline verdiğini de iyi biliyorum ♨️O meşhur ikili var ya Mhp örgütünün İllallah dediği, tüylerini diken diken eden ikili. Mhp'de metinleri yazan bir elinde kadeh diğer elinde telefon olan bir şahıs ile meclisin uzman çavuşuyum deyip de uzman çavuşları bile kandıran kişi ♨️4 soru yazmışlar prompter'a oku bakalım demişler Bahçeli'ye ♨️Ben o 4 soruyu okumam da Sn. Bahçeli size o soruları yazan arsız metin yazarları var ya esas onlar benim şu 4 soruma cevap versinler. 1️⃣ Bu iki kişinin isimleri nasıl ve hangi kirli eller tarafından Sinan Ateş İddianamesinden ayıklandı⁉️ 2️⃣Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış bir ismin sokak ortasında infazından sonra kimse tweet atmayacak, cenazeye gitmeyecek, taziye bildirmeyecek diye talimat veren hangi iki kişidir ⁉️ 3️⃣Tetikçiyi kaçıran aracın fotoğrafları açığa çıktıktan sonra Ülkü Ocakları Genel Başkanına ait bu aracın trafikte ceza yemeyecek, durdurulmayacak bir statüye kavuşturulmasına hangi iki kişi katkı sağlamıştır ⁉️ 4️⃣İran Cumhurbaşkanı'nın ölümünün üzerindeki sis perdesi aralanmalıdır diye bugün prompter'a yazanlar Sinan Ateş davasının üzerine sis çöktürürken bu ikisinin bu sisteki payı nedir yoksa bu sisin kendisi bizatihi bu iki kişi midir ⁉️ ♨️Bahçeli bu soruları cevaplasın sonra gelsin buraya konuşsun... ♨️ Bir partinin evladı sokak ortasında öldürülecek, tek bir kişi cenazeye gitmeyecek, tek bir kişi bile tweet atmayacak, günlerce haftalarca partiden istifalar olacak, size inanıp peşinizden yürüyenler bıyıklarını kazıtacaklar ama bu iki kişi bu partide ne kadar etkin ise koskoca parti bu iki meczupa esir edilecek... Yazıklar olsun bu ikisine de... ♨️Türkiye normalleşecekse bu ayıptan kurtulmak zorunda. Mhp'de hesap verecek insanların önüne kimse kalkan olmamalı. Sokak ortası infazlar son bulmalı...

AvAliDvrmAn

51,354 görüntüleme • 2 yıl önce

CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan'dan "CHP'nin kodlarına döneceğiz" diyen Kılıçdaroğlu'na sert tepki: Cumhuriyet Halk Partisi'nin kodlarında Saray egemenliğine karşı halk egemenliğini, millet egemenliğini savunmak vardır. Saray'ın hakimlerinin kuyruğuna takılarak milletin, delegenin, üyenin vermediği yetkiyi alıp da kullanma hesabı yoktur. "Ya biz bu zamana kadar bu oy oranlarını rüyamızda görmedik, hep hayal ettik. Her seçimden sonra partinin ışıkları sönerdi. Her seçimden sonra biz mazeret üretmek zorunda kalırdık. Biz ilk defa 47 yıl sonra bir seçimde birinci parti olduk. Ve o günden bu tarafa kadar belediye başkanlarımız tutuklanmış, cumhurbaşkanı adaylarımız tutsak alınmış, bütün arkadaşlarımıza saldırılmış, belediyelerin düğünlere, cenazelere çelenk göndermesine bile İçişleri Bakanlığı ya da Sayıştay müfettişleri 'gönderemezsiniz' diye denetim yazısı yazmış. Bu şartlarda bugüne kadar 1.5 yıldır böyle bir saldırının altında mücadele ediyoruz ve bu saldırının ne yazık ki yerli, içerideki işbirlikçileri de var; çok değil Allah'tan. Ve şimdi biz böyle bir tablo içerisinde, son Mayıs ayı anketinde bu kadar kastedilmesine rağmen %35'iz bir tane anket kuruluşunda. Ortalaması belki daha fazla çıkacak ama bugüne kadar ciddi işler yapmış en son anket olduğu için söylüyorum; %35'i kim nerede görmüş? %20'nin üstüne mazeretler üreten bir siyaset pratiğinden geliyoruz. Bizim Genel Başkanlarımız, bizim siyasetçilerimiz... 2015 Haziran seçimlerini hatırlayın. Sonra Kasım'da bir daha gittik. 2015 Haziran seçimlerinde AK Parti birinci parti olmuş ama ilk defa tek başına iktidar olabilme imkanını kaybetmiş, biz düğün bayram ettik Türkiye'de 'AK Parti bu noktaya geldi' diye. O Genel Başkandı o zaman. O zaman Haluk Koç parti sözcüsüydü, çıktı merdivenlerde 'AK Parti kaybetmiştir' diye açıklama yaptı. Biz onu başarı sayan günlerden çıkmışız, %38'le birinci parti olmuşuz. Bütün bu saldırılara rağmen %35'le bugün hala buradayız. Az görüyoruz bunu, '%40'ı geçmemiz lazım' diyoruz, iddiamız bu. Bu iddianın sahipleri Saray tarafından cezalandırılıyor ve buna kendince, bu pozisyona destek olan ve buna şu veya bu şekilde bahaneler, gerekçeler üretmeye çalışanlar var. Neymiş efendim, 'CHP'nin kodlarına dönmek.' CHP'nin kodları Saray'a karşı isyan etmekle başlamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, Kuvayı Milliye geleneğinden gelir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kodlarında Saray egemenliğine karşı halk egemenliğini, millet egemenliğini savunmak vardır. Saray'ın hakimlerinin kuyruğuna takılarak milletin, delegenin, üyenin vermediği yetkiyi alıp da kullanma hesabı yoktur. 'Olağanüstü kurultay yapmam, seçime kadar götürürüm. İşte burada gelmiş otururum, koltuk güzel geldi kalkmam.' Böyle bir şeyi kimse yapamaz, yaptırmayız."

Yiğitcan Önal

50,090 görüntüleme • 2 ay önce

Bebeğe Kayyum Atandığı Zaman Demiştik! Benim bebeğim 2024 yılında dünyaya geldi. Epstein ağı ile DSÖ arasında bağlantı olduğunu düşündüğüm için onların dayattığı zorunlulukları kabul etmedim. O dönemde bu olayların arkasında “DSÖ” olduğu söylemini dile getirmiştim. “Bugün Topuk kanı aldırmadığımız için bebeğe kayyum atanıyorsa , yarın lacivert giyindin diye kayyum atanabilir” demiştim. “Anne ve babanın velayet hakkını nasıl alınabilir? Benim çocuğum hakkında vasi mi karar verecek?” diye sormuştum. Bebeğe kayyum olayı geçen sene yaşandı. O günden bugüne kimse kapımı çalmadı; “Aç mısınız, susuz musunuz?” diye soran olmadı. Geçen sene bazı şeyleri anlatmaya çalıştık. Çünkü bizi kimse basına çıkarmadı; üstü kapalı konuşmak zorunda kaldık. Ajanslar bizi kabul etmedi; İHA dışında haber yapan olmadı. Hatta X parti, hem yerel basın organı hem de ajansı olmasına rağmen haber yapmadı. Biz ülke gündemi olduktan sonra peşimize düşmeye başladılar, yayınlara çağırdılar. O dönemde de “sağlıkta zorunluluk olmaz” diyorduk, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Topuk kanı konusunda, nadir görülen ve sayısı en fazla 30 bini bile bulmayan aileler üzerinden hâlâ mahkemelik süreçler yaşanması ise ayrı bir garipliktir. Bugün aşılar zorunlu olsun diyenler geçen sene yaşananlardan sonra cesaret almış olabilirler . zaten zorunlu taramalar yapılıyor üstüne aşıda gelebilir! not : Bebeğe kayyum atanmadı , bu olaydan 2 ay sonra dosya kapandı .! (video tarihi :30.01.2025 )

Murat Çakmak

11,416 görüntüleme • 5 ay önce

BÖYLE VİCDAN, BÖYLE ADALET OLUR MU ? ADALET ADALET OLALI BÖYLE ZULÜM GÖRÜLMEDİ, DEVLETİN EVLİLİK CÜZDANI ELLERİNDE OLDUĞU HALDE TECAVÜZCÜ OLARAK SUÇLANIP HAPSE ATILAN 8 BİN İNSANIMIZ VAR ! 18 Yaşından küçük olmalarına rağmen Devlet evlenmelerine izin vermiş, evlilik cüzdanlarını da ellerine vermiş. Aradan yıllar geçmiş, çocukları olmuş, bu sefer de çıkarılan yeni bir yasa ile kanun geriye doğru işletilerek erkekler alıkoymadan hapse atılmış. Üstelik resmi evli oldukları halde tecavüzcü diye suçlanarak erkekler içeriye atılmış. Yıllardır hapisteler ve bunlar için tek seferlik de olsa bir af çıkarılmamış. Genç Evlilik Mağduru olarak bilinen 8 bin ailelik bu insanlar çoluk çocuk perişan edilmiş. Büyük Parti olarak Adalet Bakanlığına sesleniyoruz, bu haksız dramı ne zaman sonlandıracaksınız ? Siz Allah'tan korkmuyormusunuz ? İnsanların yuvalarını neden dağıtıyorsunuz ? Bugün 18 yaşından küçük hiç kimse evlenmiyor zaten, fakat yasak yokken ellerine evlilik cüzdanı verdiğiniz insanları bugün nasıl suçlayabiliyorsunuz, bu nasıl Adalet ? BÜYÜK PARTİ OLARAK BU ADALETSİZLİĞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK, 8 BİN SUÇSUZ İNSANIMIZ HAPİSHANELERDEN KURTARILINCAYA KADAR BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİMİZİ İLÂN EDİYORUZ ! ____ Daha 6 Alevi Bülent Arınç Rıdvan Mahmut Uslu Taraftar Yapı Ankara Allah Belanızı Versin Abdurrahman Dilipak deniz zeyrek Ümit Özdağ Deniz Yavuzyılmaz Yavuz Ağıralioğlu Özgür Özel Müsavat Dervişoğlu Mustafa Destici Erkan BAŞ Ekrem İmamoğlu Mansur Yavaş Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Mahmut Arıkan Doğu Perinçek Turhan Çömez Cafer Mahiroglu Birol AYDIN Abdulkadir KARADUMAN Nihal Ağca Ayhan EREL Hatice Ceren Yılmaz Beril Gümüş Cafer Güneş BÜLENT KAYA Adnan Simit Mesut Doğan SİNAN TEKİN Varol Esen İpek Özbey Banu AVAR Yılmaz ÖZDİL Murat Yetkin Oğuzhan Uğur Barış Yarkadaş İsmail Saymaz Barış Pehlivan Selçuk Tepeli Cigdem Toker Mehmet Ali Güller Merdan Yanardağ

Mikdat Ertem

34,921 görüntüleme • 1 yıl önce

Bilgi üniversitesinde ikinci sınıf öğrencisi olan bir kız yaşadıklarını anlattı: “Telefonuma üniversitenin kapatıldığına dair bildirim geldi. Başta çok ciddiye almadım çünkü bir gecede koca üniversite nasıl kapatılsın diye düşündüm. Sonra diğer hesaplarda da görünce sosyal medyaya girdim ve haber direkt karşıma çıktı. Ben de şoktayım açıkçası. 20 bin öğrenciden bahsediyoruz, nasıl olacak hiçbir fikrim yok. Bir de her şeyi copy-paste yapamayız ki. Denkliği olmayan bölümler ne olacak? Ya da %100 İngilizce okumaya devam mı edilecek? Kimseyle konuşup sizi daha fazla strese sokmak istemiyorum çünkü zaten yeterince stres var. Elbette bir yolu bulunacaktır ama keşke o yollar netleştirildikten sonra bu haber paylaşılsaydı. Çünkü şu an kimse hiçbir şey bilmiyor. Herkes birbirine soruyor ama ortada net bir bilgi yok. Benim zaten hayatımda ana olarak tuttuğum bir işim var. Okul da onun hemen yanındaydı ve ikisini birlikte yürütmeye çalıştığım için sürekli gece yarılarına kadar uyanık kalıyorum. Şu an taşındığım eve de okula yakın olduğu için taşındım ve en az bir yıl burada kalacağım. Üstelik %50 bursluyum. Yani hem manevi hem maddi anlamda bu okul için kendimden bir şeyler veriyorum. Açıkçası buraya öylesine gelmedim. Zaten bir üniversitem vardı, ama bu bölümü istediğim için onu ikinci sınıfta bırakıp buraya geldim. Şimdi yine ikinci sınıfta bunları yaşıyorum.”

Anonim Muhabir

1,688,304 görüntüleme • 2 ay önce