Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Bunların kardeşlik

231,377 Aufrufe • vor 2 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Adam, İngilizler destek vermeyince, bizzat kendi ağzı, kendi cümleleri, kendi ifadeleriyle kendini terk edilmiş hissettiğini söylüyor. Yoksa bunlar onlarla hiçbir alakası olmayan Müslümanları İngiliz işbirlikçiliği ile suçlarken hep İngilizlerle mi birlikteydiler. Yoksa Özgür Özel İngilizler onlara sahip çıkmayınca kendisini neden terk edilmiş hissediyor? Sen İngiliz Genel Valisi misin, senin İngilizlere ne ihtiyacın olabilir? Biz kendimizi terk edilmiş hissetmiyoruz. Ve onları ülkeden kovan, denize döken İstiklal harbi kahramanları bizlerdik. Bizler size bir anlık güvenmemizin sonucu İstiklal Harbi destanını bizden çaldınız. Onların kanunlarını, alfabesini, şapkasını getirip bizlere dayattınız. Peki sen şimdi niye kendini terk edilmiş hissediyorsun? Yoksa İlk defa mı yalnız kaldın? Hani Müslümanlar İngiliz uşağıydı? Rabbime sonsuz şükürler olsun. Bunların gerçek yüzlerini hem de bizzat Genel Başkanlarının kendi cümleleri kendi ağızlarıyla milyonlara gösteriyor. Yıllarca, mazlum Padişah Vahdettin Hana kendileri sürmelerine rağmen İngilizlere sığındı, İngilizlerden medet umdu diye alçakça iftiralarda bulundular ve hala bulunuyorlar. Ve bu iftiralara hala inananlar olabiliyor. Rabbime Şükürler olsun ki bu iftiralarda bulunanlardan bir tanesi de CHP'nin kendi Genel Başkanının ağzından, İngilizlerden nasıl medet umduklarını, onlara nasıl kardeş gözüyle baktıklarını kendi cümleleriyle dinleyin. Bakın Genel Başkan İngilizlerden yalvar yakar nasıl medet umuyor: Bütün Avrupa tepki gösterirken İBB Başkanının hapsedilmesine İngiliz Başbakanının tepki göstermemesini terk edilmişlik hissi duyuyoruz. İngiltere İBB başkanının hapsedilmesine ses çıkarmıyor. Bu nasıl dostluk, bu nasıl kardeşlik vs vs.

Ebubekir SOFUOĞLU

33,373 Aufrufe • vor 1 Jahr

Bana da diyorlar ki: “Biz senin gibi kızan ne adamlar gördük.” Sözü yetim bırakmışlar, itiraz yetim kalmış. Ben şimdi itiraz ediyorum, diyorlar ki: “Devlet Bey neler söyledi, Tayyip Bey neler söyledi, AK Parti’nin kurmayları neler söyledi; zamanında nerelerden döndüler. Sen de dönersin.” diyorlar. Bu memlekette itirazı, şahsiyeti yetim bıraktılar. O yüzden hatırlatmamız lazım, o yüzden milletim bunları unutmasın. Adını koymuşlar “Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu.” Yani komisyona itiraz ederseniz, milli birliğe, kardeşliğe ve dayanışmaya itiraz eden adam oluyorsunuz. Giyotine bak; üstümüze koymuşlar giyotini. Her itiraz eden, milli birliğe, dayanışmaya ve kardeşliğe itiraz etmiş sayılıyor. DEM, PKK, Kandil… Bunların hepsi de Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu üyesi. Mağaralardan geliyorlar. Öcalan’ın röportajlarını duysunlar; Öcalan diyor ki: “PKK yenilmiş gibi bir algıya onurunuzu rencide etmem, PKK’lıları rencide etmem.” Kurucusu olduğu terör örgütünün, dağlarda çocuklarımızın katili olarak geçirdiği bunca yıla rağmen kendi teröristlerinin — o öyle demiyor, ‘gerillanın’ — onuru rencide olmasın diye “Sembolik bir silah bırakma” diyor. Yani bu itler, 40 yıllık yaptıkları terör faaliyetinde “Yenildik de silah bırakıyoruz” gibi bir şeyi, ne onurları varsa, bu kadar onursuzlukla yaptıkları işten bile “onur” diye konuşuyorlar. İçeride yatan İmralı canisi, PKK’lıların onurunu korumak için diyor ki: “Sembolik olarak silah bırakacaksınız, 30 kişi ona bir şey ayarlayalım.” Peki bu devletin onurunu kim düşünecek? Bu 40 yıllık mücadelede şehitlerimiz var, aslanlar gibi evlatlarımız var. Onların onuru adına içinizden hiç mi kimse çıkmayacak? Sizin mağaralardan gelen, evlatlarımızı vura vura yaşlanmış it sürüleri, silahları bırakıyorlar; basın toplantısı düzenliyorlar, önlerinde yüzlerce mikrofon… Sonra devleti tehdit ediyorlar, şartlarını söylüyorlar, parmak sallıyorlar, sonra geri mağaralara gidiyorlar. Bize de teslim olmuyorlar, silahları bize de vermiyorlar. #YavuzAğıralioğlu #KimlerKimlerleBeraber #irademizanahtar

Mehmet Şenalp

12,968 Aufrufe • vor 1 Jahr

YÖNETME HIRSI Rahmetli Gavsımız Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni kuddise sırruhû, 30 yıl boyunca ilim ve irşad hizmetleri için çok güzel bir niyet ve gayret ortaya koymuştu. Bu hizmetlerin usulüne uygun bir şekilde yürütülmesi ve mekanların yönetimi ile ilgili çalışmaların idaresini yaklaşık 20 yıl önce Şeyh Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni’ye emanet etmişti. Aynı şekilde 10 yıl önce Menzil’in yönetimini de yine bizzat kendisi görev olarak ona vermişti. Bu durum ilgili herkesin malumudur. Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni hazretleri yapılan tüm hizmetlerden çok memnundu. Ahirete irtihalinden kısa bir süre önce yaptıkları sohbette bu memnuniyeti şöyle ifade etmişlerdi: “Bizim vakfımızdan çok razıyız çok da iyi gidiyor ama yine tekrar çok dikkatli olmanız gerekir. Biz vakfa çok çalıştık bu hale getirdik siz de dikkatli olmanız gerekir. Üzerinde duracaksınız, niyet edin bizim vakfımız bozulmasın.Vakıf çok güzeldir, dünya-ahiret için de çok iyidir. Hem dünya için hem ahiret için... Biz (Seyyid) Mübarek’i bizim vakfımızın üzerine koyduk genel müdür yaptık ve siz de mecbur çalışacaksınız. (Seyyid) Mübarek’in dediğini yapın, hatası inşallah olmayacak. Dikkatli olacaksınız biz de size dua ederiz inşallah.” Hal böyle iken yıllardır yönetim ile ilgili birtakım hissi yaklaşımların olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni hazretlerinin sağlığında başlayan bu yaklaşım O’nun ahirete irtihalinin ardından ayyuka çıkmıştır. Ahirete irtihalinden 13 ay önce isim hakkı alınan vakıf, definden 1 gün sonra ilan edilmiştir. Ardından sert açıklamalarla; ilim ve irşad mekanları ele geçirilmeye, tabelaları değiştirilmeye, içindeki mallara el konulmaya başlanmıştır. Daha sonra kendileri tarafından “Bu maddeleri ezberleyin, anayasamızdır.” dedikleri 10 madde yayınlanmıştır. Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni kuddise sirruhu hazretlerinin kendi sohbetlerinde defaatle belirttiği üzere çok memnun olduğu hizmetlerine ve irşadının son 10 yılına söz konusu maddeler üzerinden sert eleştiriler yapılmıştır. Sofileri ve vicdan ehlini çok müteessir eden bu maddelerin ortaya atanlar tarafından daha sonra birer birer ihlal edilmesi ibretlik bir manzara ortaya çıkarmış, tasavvufta mutabaat adabının önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Kılıfına Uydurulmuş Hırs: Çoğunluk Söylemi Yönetme hırsıyla mekanları ele geçirmek için gerçekleştirilen fiiller ne şeriata, ne adalete, ne vicdana sığar. Tepkiyle karşılanan bu fiiller, sahiplerini bir kılıf bulmaya zorlamıştır. Bu ihtiyaç “ümmetin malı” ve “çoğunluk” söylemini ortaya çıkarmıştır. Bu söylemlere göre bir muhitteki ilim ve irşad mekanlarının durumu; o muhitteki sofilerin %50+1 sayısına göre belirlenir. Bu görüşün şer’i olmaktan çok “demokratik bir kılıf” olduğu söylenebilir. Nitekim bu görüşü ortaya atanlar da ilmi bir dayanak sunamadıkları için “bu görüş kitaplarda geçmez, mürşidimizin görüşüdür” ve “vicdan müftüdür” demekle yetinmişlerdir. Zira meselenin şer’i açıdan tespiti için taraflardan birer alim görevlendirilmiş; onların çalışması tek taraflı olarak akamete uğratılmıştır. Öncesinde ve sonrasında yapılan görüşmeler ve mutabakat girişimleri reddedilmiştir. Sonrasında Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni kuddise sirruhu hazretlerinin halifelerinden teşkil edilen hakem heyeti, meselenin şer’i durumunu tespit etmek üzere tüm taraflardan imzalı yetki almıştır. Lakin hakem heyeti çalışmalarının kendi söylemleriyle uyuşmayacağını anladıklarında verdikleri yetkileri tek taraflı olarak feshetmişlerdir. Buradan da anlaşılacağı üzere niyet doğruyu bulmak değil; kendi doğrusunu kabul ettirmektir. Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni kuddise sirruhu hazretlerinin “Şer’i hakem heyeti ne diyorsa biz razıyız.” diyen evlatları vicdan sınırlarını aşan ithamlara maruz bırakılmıştır. Bu ithamı pekiştirmek için insanların eline pankart verilerek sokak protestoları dahi yaptırılmıştır. Asıl niyeti gizleme amacı taşıyan “Ümmetin malı” söylemine dair tafsilatlı izah “Mülkün Gerçek Sahibi Kim?” yazısında yapılmıştı. Benzer bir niyetle ortaya atılan “çoğunluk” söylemi de yönetme hırsını perdeleme aracıdır. Kendilerince bu çoğunluk bazen mekandan istifade eden sofilerin sayılarına göre, o sayı istedikleri gibi olmazsa dünya genelindeki sayılara göre belirlenmelidir. Ayrıca eğer bir yerde sayı olarak geri düşerlerse ilk haftadaki intisab sayılarının esas alınması gerektiğini ifade etmektedirler. Şer’i bir konuda böyle belirsiz, böyle keyfe keder bir yaklaşım ortaya konulması ise maalesef trajikomiktir. ( Bu söylemin ortaya çıkardığı bir diğer problem ise sahiplerini kalabalık görünmeye, çoğunluğu ispat etmeye mecbur bırakmasıdır. İlmi olarak ortaya koyulamayan dayanak, her gün sosyal medyaya servis edilen fotoğraf ve videolarla sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu halin sebep olduğu sıkıntılara daha geniş bir şekilde “Kalabalık Görünme Çabası” başlıklı yazıda değinilmiştir. ( Fitneyi Bitirmenin Yolu: Kardeşlik Hukuku Oysa bu meselenin mümin gönüllüleri rahatsız etmeden çözülmesinin yolu; birlik-beraberlik, kardeşlik hukuku ve itidalli olmaktan geçiyordu. Zira bir tarafta ilk günden itibaren ihtilafın ortaya çıkmasına ve bir fitneye dönüşmesine neden olan sert uygulama ve açıklamalar yapılırken; diğer tarafta Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni kuddise sirruhu hazretlerinin dört mahdumu bir araya gelerek kardeşlik hukuku çerçevesinde babalarının hizmetlerini birlik-beraberlik ruhuyla sürdüreceklerini ilan etmişlerdi. Bu ilan sofilerin endişeli gönüllerine ferahlık vermiştir. Devam eden süreçte; Şeyh Seyyid Muhammed Fettah Elhüseyni ve Şeyh Seyyid Muhammed Mübarek Elhüseyni fitnenin önene geçerek, birlik beraberlik içinde ilim ve irşad hizmetlerini yapmıştır. İki mürşidin kendi aralarında bu birlikteliği tesis etmiş olmaları, fitneyi engellemenin mümkün olduğunun en önemli delilidir. İki mürşid-i kamil bazı hizmetlerini halen birlikte sürdürürken, bazı hizmetleri fikir birliği ve istişareyle müstakilen yürütmeye başlamıştır. Tüm bunlar kardeşlik hukuku çerçevesinde, iyi niyet ve birbirlerinin hizmetlerini destekleyerek gerçekleştirilmektedir. Bunların da ötesinde en kıymetli birliktelik, Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni hazretlerinin meşrebine sahip çıkma hususunda gösterilen hassasiyet ve birlikteliktir. Bu bakış açısından da anlaşılabileceği üzere; büyüklerimizin hizmet mekânlarının yönetimini sadece kendi uhdelerinde tutma gibi bir niyetleri bulunmamaktadır. Bilakis, ortak akılla ilim ve irşad mekanları mürşidlerin her birinin hizmetine tahsis edilebilirdi. Ortak aklın tesis edilmesinin önündeki engel; yıllardır biriktirilen yönetme hırsıdır. İki yıllık süreçte bu yaklaşımın ortaya çıkardığı sıkıntılar ortadır. Sosyal medyanın sürece alet edilmesiyle geniş kitlelere ulaştırılması, masum insanların manipule edilerek sürecin bir parçası haline getirilmesi gibi özellikleriyle bu fitnenin tasavvuf tarihinde benzeri yoktur. Söndürmek yerine büyütülen bu fitne; Menzil’in irşad vazifesine ve irşad ortamına büyük zararlar vermiştir. Şer-i şeriften, sünnet-i seniyyeden ve tasavvuf adabından uzak birtakım popülist söylemler aracılığıyla oluşturulan suni ihtilaflar sonucunda asli vazifelerin yapılamayacağı ve nihayetinde asli gayeye ulaşılamayacağı da gayet açık bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’in gerçek dertleriyle dertlenebilmeyi bizlere nasib eylesin. Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni hazretlerinin 30 yıllık irşadı boyunca hiç taviz vermediği şeriat ve sünnet-i seniyye doğrultusunda ilim ve irşad hizmetlerini yürütebilmeyi, niyeti bu yönde olan herkes için kolaylaştırsın ve bereketli eylesin.

Menzil Yolu

36,105 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Alpaslan Kavaklıoğlu ile gittiği Hakkâri’de; ilin sorunlarının ele alındığı ve yapılacak çalışmaların değerlendirildiği toplantıya başkanlık etti. Hakkâri Öğretmenevinde gerçekleşen toplantıda konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: TERÖRLE MÜCADELEDE BÜYÜK BAŞARILAR ELDE EDİLDİ "Türkiye Yüzyılı buluşmaları vesilesiyle güzel Hakkâri’mizi ziyaret etmekten ve yeniden sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Öncelikle sizlere, Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını iletiyorum. Sizlerin şahsında buradan tüm Hakkârili hemşehrilerime, saygılarımı sunuyor; selamlarımı gönderiyorum. Hakkâri’miz doğu serhaddimizin en kadim şehirlerinden biri olarak eşsiz doğal güzellikleri, sahip olduğu imkânları, yetenekleri ile yurdumuzun en mümtaz yerlerinden biridir. Engin dağlarının verdiği heybetle bu güzel şehir, tarihin her döneminde zorluklara karşı dik durmuş, umudun adı olmuştur. Ne var ki Hakkâri’miz maalesef yıllarca terörün gölgesi altında kalmış, bölgenin gelişimi istediğimiz seviyede olamamış, şehrimiz gerçek potansiyelini bir türlü gösterememiştir. Kalkınmanın önündeki en büyük engel olan terör yalnızca fiziki olarak değil, başta sosyoekonomik alanda olmak üzere pek çok açıdan Hakkârili kardeşlerimi zorlamıştır. Ancak, kahraman Mehmetçiğimizle birlikte kahraman Jandarmamız ve Emniyet Teşkilatımız ile gözü pek Güvenlik Korucularımızın hepsinden önemlisi siz Hakkârili kardeşlerimin fedakârlığı ve özverisiyle terörle mücadelede büyük başarılar elde edilmiştir. Bölgede güvenlik ve huzurun sağlanmasıyla yatırımlar ve refah da artmaya başlamıştır. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla terörün izlerinin bölgeden silinmesi, bu güzel toprakların dağlarından fışkıran petrolle anılması ve bölge şehirlerimizin bir an önce kalkınması için var gücüyle çalışmalarını yürütmektedir. Yatırım ve projeler birer birer hayata geçtikçe Hakkâri’miz her geçen gün daha da büyük gelişim kaydetmektedir. YENİ BİR SÜRECİN KAPILARI SONUNA KADAR AÇILDI Terör yıllarca milletimizin her bir ferdini olumsuz etkilemiş, acılar yaşatmıştır. Aynı şekilde ülkemizin güçlü ve müreffeh olmasında büyük bir engel oluşturmuş, bu yüzden Türkiye kaynaklarını terörle mücadele için sarf etmiş, yapabileceği pek çok yatırımı erteleyerek büyük ekonomik fedakârlıklara katlanmak durumunda kalmıştır. Buna karşı Türkiye küresel ve bölgesel gelişmeleri çok yönlü okuyarak içerideki kardeşliğimizi güçlendirmek için tarihî bir projeyi hayata geçirmiştir. Öyle ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan stratejik devlet aklı ve tarihsel birikiminden güç alan millî bir duruşla artık yeni bir sürecin kapıları sonuna kadar açılmıştır. Başta Hakkâri olmak üzere bölgede ve ülkemizin tamamında kalıcı barış huzur ve kardeşlik ikliminin gelmesini amaçlayan bu sürecin adı ‘Terörsüz Türkiye’dir. Bu tarihî kardeşlik projesi 40 yılı aşkın süre boyunca enerjimizi tüketen, ülkemizin en büyük sorununun çözümü demektir. Pekişen birlik ve beraberliğimizle tüm tehditlere karşı çok daha güçlü ve dayanıklı hâle gelmemizin en önemli yoludur. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi ülkemizin tamamını kuşatan bir kardeşlik çağrısı, Çanakkale ve Millî Mücadele’deki ruhla aydınlık yarınlarımıza ele ele, omuz omuza yürüme kararlılığımızın en somut adımıdır. Elbette bugünlere kolay gelinmedi, üstün fedakârlıklar ve gayretler sergilendi, büyük bedeller ödendi. En başta aziz şehitlerimiz ve gazilerimizin emsalsiz mücadelesi ile bugünkü huzur ortamına ulaştık. Aynı şekilde cefakâr bölge halkımızın dirayeti ve daima devletine verdiği destekle bugünlere geldik. Dolayısıyla terörle mücadelede büyük başarılar elde edilmiş ve sonunda örgüt silah bırakma noktasına getirilmişse işte bu el birliği ve dayanışmanın sonucudur. TERÖR ÖRGÜTÜ FESİH KARARINI TAM ANLAMIYLA UYGULAMALI Şüphesiz terör örgütünün tüm uzantılarıyla birlikte silahlarını bırakması, fesih kararını bir an önce ve tam anlamıyla uygulaması gerekmektedir. Sürece dair hususlar bir yandan ilgili kurumlarımız diğer yandan da Gazi Meclisimiz de teşkil edilen komisyon aracılığıyla yürütülüyor. Devlet ciddiyetine uygun attığımız bu kritik adımla amacımız her kesimden vatandaşımıza büyük acılar yaşatan annelerin yüreklerini derin bir hüzne boğan milletimizin bin yıllık kardeşliğini bozmayı hedefleyen terör belasından ülkemizi kurtarmaktır. Huzura, barışa, kardeşliğe ve refaha atılan bu kapsamlı adımın başarıya ulaşmasıyla ülkemizin güvenliği daha da güçlenirken milletimizin ebedî kardeşliği de pekişmiş olacaktır. Özellikle vurgulamak isterim ki ezelden beri kardeş olan ve tarih boyunca omuz omuza yürüyen Türklerin ve Kürtlerin birlikteliği, bu coğrafyadaki barışın da temel yapı taşıdır. Ortak bir geleceğe attığımız bu güçlü adımla aynı zamanda ülkemizin kaynaklarını, şehirlerimizin ve vatandaşlarımızın hizmetine artık daha fazla sunma imkânına kavuşacağız. Ayağına vurulan büyük bir prangadan kurtulacak olan Türkiye, üretimden kalkınmaya kadar pek çok alanda daha büyük ve daha güçlü bir seviyeye ulaşacaktır. Şüphesiz bu gelişiminden ülkemizin her noktası kadar Hakkâri’miz ve çevre iller de önemli ölçüde faydalanacak, hak ettiği payları alacaktır. Bu çerçevede Hakkâri’mizin son yıllarda spordan turizme, tarımdan ticarete kadar yakaladığı ivmeyi nasıl en üst seviyelere taşırız düşüncesiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Nitekim artık Hakkâri’yi; ▪️Mağaralarında teröristlerin değil, turistlerin dolaştığı, ▪️Yaylalarında mermi seslerinin değil, festival coşkusunun hâkim olduğu, ▪️Endişenin değil, spor müsabakalarının heyecanının yaşandığı, ▪️Geçim derdiyle değil, tarımdan sanayiye ve ticarete kadar ekonomik hayatın canlanmaya başladığı bir şehir olarak anıyorsak işte yeni süreçle bunların hepsi daha da pekişecek, daha da gelişecektir. Hakkârili kardeşlerim, ticaretin canlanıp yatırımların daha da artması, sosyal ve ekonomik yaşamın daha güvenli ve konforlu hâle gelmesiyle daha müreffeh bir hayata kavuşacaktır. BARIŞ VE HUZUR İKLİMİNE SAHİP ÇIKMAK SORUMLULUĞUMUZDUR Artık her alandaki yatırımlarla düzenlediği veya ev sahipliği yaptığı etkinliklerle anılan Hakkâri’nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarması, bizler için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Bunların artarak devam etmesi için barış ve huzur iklimine hep birlikte sahip çıkmak, en büyük görev ve sorumluluğumuzdur. Çünkü atalarımızdan bize yadigâr kalan ve kutsal vatanımızın en değerli parçalarından biri olan Hakkâri’mize gözyaşı değil gülmek; kaygı değil umut, silah sesi değil, konser sesleri yakışıyor. Bu tarihî dönemde Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de hem güvenliğimizi sağlama hem de sürecin en hızlı ve etkin şekilde işlemesi için ilgili kurumlarımızla eş güdüm içinde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Aynı şekilde Hakkâri’mizin gelişimine daha fazla katkılar sunmak için de gayretlerimizi sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 2023 yılından itibaren çeşitli vesilelerle buraya gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerimizde tespit ettiğimiz sorunlara ve vatandaşlarımızın taleplerine yönelik çeşitli çalışmalar yaptık, yapıyoruz. Bu konudaki girişimlerimizi artırarak devam ettiriyoruz. Hedefimiz terörün tamamen ülkemizin ve şehrimizin gündeminden çıktığı, Hakkâri’nin Türkiye’nin marka şehirlerinden biri hâline geldiği ve değerli Hakkârili kardeşlerimin refahının arttığı bir ortamı kalıcı kılmaktır. Tüm bunlar için de sizlerin birlik ve beraberliği, bizlere olan güveni, güvenli ve aydınlık yarınlarımızın teminatıdır. Bu vesileyle Hakkâri’mizin gelişmesi için gecesini gündüzüne katarak çalışan başta Sayın Valimize, aynı şekilde Hakkâri’deki tüm kurumlarımızın değerli yönetici ve seçkin personeline özellikle teşekkürlerimi sunuyorum. Sözlerime son verirken tüm Hakkârili hemşerilerime bir kez daha saygılarımı sunuyor, siz değerli basın mensuplarına da çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

25,029 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bayram namazını beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Hakkâri Çukurca’daki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığında kıldı. Kurban kesiminin ardından Mehmetçiklerin bayramını tebrik ederek onlara seslenen Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SİZ GÖREVDEYKEN VATANIMIZIN EMNİYETİ VE GÜVENLİĞİ EMİN ELLERDE Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Sizleri sevgiyle selamlıyorum. Bu güzide bayram gününde, Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, aziz vatanımızın güvenliği için görev yapan siz değerli arkadaşlarımla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, kardeşlik ve dostluk duygularının pekiştiği, örf ve adetlerimizin yaşatıldığı müstesna günlerden biri olan Kurban Bayramı’nı idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle, Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve neşe dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramların getirmiş olduğu dayanışma, hoşgörü, sevgi, saygı ve kardeşlik ikliminden ilham alan asil milletimiz, iyi günde ve kötü günde ortak hareket ederek bin yıldır millî ve manevi değerlerimiz etrafında birleşmiş ve ayrılmaz bir bütün olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bu birlik ve beraberliğimizden aldığı güçle asil milletimizin nice bayramları huzur içerisinde yaşayabilmesi için her türlü çabayı göstermektedir. Bu gayretlerle sağlanan güvenlik ve huzur ikliminin mimarları, bayram günlerinde dahi sevdiklerinden uzakta, büyük bir vazife şuuruyla görev yapan siz fedakâr silah arkadaşlarımdır. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; sahip olduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve ortaya koyduğunuz büyük emek, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler bu kutsal görevinizin başındayken, vatanımızın güvenliği ve huzuru emin ellerdedir. Ve unutmayınız ki yaptığınız görev ne kadar zor olursa olsun, sizler Türk milletinin kahraman evlatlarısınız. Omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu yüksek bir motivasyonla yerine getiren sizleri ve sizlerin şahsında tüm silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor; gözlerinizden öpüyorum. ORDUMUZ, İSTİKLAL HARBİNDEN BU YANA EN YOĞUN VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİNİ İCRA EDİYOR Yakın coğrafyamızda ve dünya genelinde ardı ardına yaşanan gerginlikler, krizler, çatışmalar ve savaşlar; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Belirsizlik ve tehditlerin asimetrik ve öngörülemez hale geldiği bu hassas dönemde, Millî Savunma Bakanlığı olarak aziz milletimizin güvenliği ve huzuru için gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi ifa etmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde şanlı ordumuz, sizlerin özverisi ve fedakârlıklarıyla İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Bu kapsamda özellikle yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede elde ettiğimiz tarihi başarılar, ordumuzun harekât kabiliyetini ve gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonlarımızı icra ettik ve terör koridorunu parçaladık. Şu an, eğer oralarda olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde daha büyük bedeller ödeyecektik. Bugün, güvenlik ve huzur ortamının tesis edildiği Hakkâri’de; - Şehrin güzel yaylaları yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor, - Bölge, spor organizasyonlarına ve festivallere ev sahipliği yapıyorsa; - Bunlar hep kahraman Mehmetçiğimizin, sınırlarımızın ötesindeki mücadelesi sayesindedir. Terörle mücadelemiz; etkin ve kararlı adımlarla, örgütün hareket kabiliyetini bitirinceye kadar devam edecek; kim destek verirse versin, oldubittilere asla müsamaha gösterilmeyecektir. MİLLETİMİZİN GURUR KAYNAĞISINIZ Kahraman ordumuz, terör örgütlerine karşı büyük bir cesaretle mücadele ederken, aynı zamanda sınırlarımızın emniyetini de en üst düzeyde sağlamaktadır. Birçok ülkeye de örnek teşkil eden, en gelişmiş teknolojik imkân ve kabiliyetleri haiz hudut emniyet sistemlerimiz, ortaya çıkan ihtiyaçlar ile risk ve tehditlere göre sürekli geliştirilmektedir. 2’nci Hudut Tugayımız ve onun siz değerli mensuplarının, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğu üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Sizler, buradaki varlığınızla hudutlarımızın ve kutsal vatan topraklarının en önemli güvencesi ve milletimizin gurur kaynağısınız. Tüm bu görevlerimizle birlikte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Eş zamanlı olarak; - Millî ve uluslararası ölçekte büyük ve etkili tatbikatları icra ediyor; - Her geçen gün, en yenilerini envantere kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun gücüne güç katıyoruz. Tüm bunların yanı sıra, millî politikamız gereği; - Başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere Libya, Katar, Bosna Hersek, Kosova ve Somali gibi köklü tarihî bağlarımız ile dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizin olduğu ülkelere destek veriyoruz. Bu ülkelerin barış, huzur ve istikrarına yönelik sağladığımız katkılar kapsamında eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. ASKERÎ AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken, risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Böyle kritik bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek, aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için en başta askerî açıdan güçlü olmak zorundayız. Çok şükür Türkiye, bu hassas güvenlik ortamında, uluslararası arenadaki etkinliğini her geçen gün artırarak güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline gelmiştir. Bugün, ülkemizin ulaştığı bu üstün seviye ile Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi, çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Tüm bu geniş yelpazedeki görevleri aynı anda büyük bir uyum, düzen ve başarıyla icra etmemizde ordumuzun her bir ferdi önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum şüphesiz, müteakip daha nice kritik görevleri yerine getirme azim ve kararlılığımızı pekiştirmektedir. Bu inanç ve motivasyonla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız bu tarihi süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Belirlediğimiz millî savunma ve güvenlik stratejilerimiz çerçevesinde; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye devam edecek, - Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir güç olma konumunu pekiştirecek, - Dost ve müttefiklerimizle ikili askerî ilişkiler ile savunma sanayi iş birliklerimizi geliştirecek yeni adımları kararlılıkla atacağız. BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ SERGİLİYORSUNUZ Kurban Bayramı’nın bizlere hatırlattığı en önemli değerlerden biri de paylaşmaktır. Sizler, sadece bu bayramda değil, her zaman birliğin ve beraberliğin en güzel örneğini sergiliyorsunuz. Silah arkadaşlığı, birbirinize duyduğunuz güven ve sevgi, en zor anlarda bile sizleri güçlü kılmaktadır. Bugün bizler ve komutanlarınız da sizlerle birlikte olmak, her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek üzere buradayız. Unutmayın ki, gösterdiğiniz cesaret ve özveri, milletimizin her bir ferdinin gönlünde derin bir saygı ve minnet duygusuna mazhar olmaktadır. Tüm bunların bilinciyle sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyor; vazifelerinizde üstün başarılar diliyorum. Sözlerime son vermeden önce bugünün aynı zamanda babalar günü olduğunu hatırlatmak isterim. Bu vesileyle fedakârlıkları, sevgi dolu kalpleri, engin ve sağlam duruşlarıyla hayatımıza ışık tutan, gönüllerimizin kahramanı, saygıdeğer babalarımızın “Babalar Günü”nü en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. - Hayatta olan fedakâr gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygılarımı sunuyorum. Bayramınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, değerli ailelerinize de selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

73,187 Aufrufe • vor 2 Jahren