Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

buradayız tekrar

10,615 views • 9 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Trump ekibinde Dr. Mehmet Öz ve Jim O'Neill, Minnesota’da eskiden bir keten fabrikası olan binanın, yaklaşık yarım MİLYAR DOLAR dolandırıcılık için 400 farklı Medicaid işletmesine dönüştürüldüğünü iddia ettiler. - Tekrar ediyorum, tek bir binada 400 Medicaid işletmesi. BU BİR DOLANDIRICILIK! - Eyaletteki hiç kimse bunun bir sorun olduğunu nasıl anlamadı? - Benim için kafa karıştırıcı olan; insanların çocuk bakımı, otizm bakımı veya ulaşım desteği için gelmeyeceği böyle endüstriyel bir komplekste, nasıl olur da Minneapolis'in kalbinde bir apse gibi bu durum ortaya çıkar ve kimse bunu izlemez? - Siz vergi mükelleflerinin karşıladığı yaklaşık 380 milyon dolarlık bir faturalandırma oluşturdular. - Bu, kabaca her işletmenin bir milyon dolarlık fatura kestiği anlamına geliyor. - Burası endüstriyel bir bölge. Bir annenin çocuğunu buraya getirmesi için hiçbir neden yok." - Buradan bir işletme desteği alabileceğinizi hayal bile edemezsiniz. - Otistik bir çocuk muhtemelen buraya gelmek istemezdi. - Gürültüyü duyuyorsunuz. Hiç misafirperver bir yer değil. - Soru şu: Neredeyse 400 milyon dolar fatura kesen 400 işletmenin burada gelişmesi nasıl mümkün oldu? - Bence bakmadıkları için. Bu sorunun burada yaşandığını bilmek istemediler. - Bu insanların neden dolandırıldığını, Minnesota'da yaşayanların hak ettikleri bakıma neden ulaşamadıklarını anlamak için buradayız; çünkü bu hak çalındı."

Kuşçu

29,362 views • 7 months ago

77 gündür Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan #Basel TAHLİYE edildi. X paylaşımları gerekçe gösterilerek (DevGenZ pankartı ve Grup Yorum şarkısı paylaşmak) tutuklanan Basel, 77 gün sonra tahliye edildi. Basel'in DevGenZ pankartı nedeniyle tutuklamasını protesto eden üniversite arkadaşları basın açıklamasında "Dev GSÜ" pankartı açtı. Galatasaray Üniversitesi Öğrencileri (@gsuotk) adına basın açıklamasını Lâl okudu. "Biz Galatasaray Üniversitesi öğrencileri olarak Bekir Aslan için buradayız. Birçoğunuzun Basel olarak tanıdığı sıra arkadaşımız Bekir 77 gündür tutuklu yargılanıyor. 19 Mart’ta başlayan gençlik hareketinin terörle yargılanan tek tutsağıydı. Sosyal medyada DEV GenZ yazan bir pankart fotoğrafı ve bir Grup Yorum şarkısı paylaşmış olması üzerinden böyle bir suçlamaya maruz kaldı. Olmayan bir örgütün propagandasını yaptığı iddia edildi. Oysa biz biliyoruz ki Bekir kendiliğinden bir hareketin, örgütsüz ama kalbi sokakta atan bir gençlik toplamının içinden seçilmiş bir rehine. O da hepimiz gibi sokağı kriminalize etmeye yönelik bütün çabalara tüm sıradanlığıyla meydan okudu, herhangi bir genç olarak haksızlıklara ses çıkardı. Onu özel kılan tek şey bunu daha fazla kamusallaştırabilmesiydi. Egemenler her zaman sokakta olmayı yaftalar. Halkın bundan çoğu zaman korkması normaldir. Amaçları ve yöntemleri ne kadar meşru olursa olsun eylemciler yabanileştirilir. Ama Bekir kendine has dili ve görünümüyle, sosyal medyada gösterdiği bütün gündelik hayatıyla hareketi insanileştirdi. En çok da gençliğin egemenlerin kendilerine koyduğu Z kuşağı adının başına onların hiç hoşuna gitmeyen bi sıfat eklemesi, bunun sıradan bir şey olması, şaka da olsa gündelik dilimiz olması bu davanın sebebi. Biz DEV GSÜ pankartımızla buradayız, Bekir’in bir suçu olmadığını biliyoruz, yanındayız. Onun alıkonmuş olması gençliğin yine haksızlıklara öfkeleriyle, gelecek kaygılarıyla, geçim dertleriyle, başka bir yaşam arzularıyla sokakları dolduracağı gerçeğini değiştiremez. Bekir mahkûm edildiği kötü koşullara rağmen tüm neşesiyle bizleri selamlamaya devam etti. Ancak biz onu tekrar kampüste görmek istiyoruz. Bunca süre yalnızca özgürlüğünden değil, eğitim hakkından da mahrum bırakılmış oldu. bu süreçte özgür olsa bugünlerde mezun olacaktı. Maruz kaldığı haksız suçlama karşısında arkadaşımızın sözleriyle yineliyoruz; “ayrıcalık değil adalet istiyoruz” @acabacabasel27

Fatoş Erdoğan

14,734 views • 1 year ago

Çağlayan Adliyesinde gözaltından getirilen gençlerin sürecini takip eden Milletvekilimiz Avukat Sibel Suiçmez ile birlikte ailelerin yanındayız. 206 gençten 174'ü maalesef tutuklandı. Aileler burada, hepsi son derece üzgün, haklı olarak ve öfkeliler. Gözlerinin nuru çocukları şu anda belirsiz bir süreç içerisinde. Gözaltına alındılar. Şimdi de tutuklandılar. Gözaltı sırasında ve öncesinde kötü muamele gördüler, işkence gördüler. Ayağı kırık olanlar var. Yaralı olanlar var ve o halleriyle şu anda gidecekleri cezaevini bekliyorlar adliye binasında. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bunu ben artık yasa, Anayasa onlarla izah etmiyorum. Çünkü Türkiye'de şu anda, uzun zamandan beri anayasa yok, yasa yok, hukuk yok, adalet yok. Dolayısıyla bir intikam süreci var. Ama şu bilinsin ve kayıtlara geçsin. Bu çocuklar, bu gençler hepimiz için Anayasal haklarını kullandılar, itiraz haklarını kullandılar ve bu düzene razı olmadıklarını gösterdiler. Bugün bu tutuklanmaları, gözaltı alınmaları onlar için bir sabıka kaydı değil, bir onur belgesi olarak ileride kendi tarihlerine ve ailelerin tarihine, Türkiye'nin tarihine yazılacak. Ama bunu yapanlar bakımından da bu kararlara imza atanlar bakımından da onları getirenler bakımından da ve bu emri verenler bakımından da onlar sabıka kaydı olacak ve tarihte öyle alınacak. Bizler takipçisi olacağız. Hiç kimse endişe etmesin. Her çocuk bizim çocuğumuzdur. Bizim gençlerimizdir. Sonuna kadar da sahip çıkacağız. Kimse endişe etmesin. Buradayız, hep beraber olacağız. Ben tekrar avukat arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Büyük bir emekle gerçekten büyük bir özveriyle buradalar. Gözaltı merkezlerindeler. Burada olacaklar. Onlara teşekkür ediyorum. Ailelerden de biraz daha gerçekten sabır istiyorum. Öfkenizi azaltmayın, öfkenizi azaltmayın. Ama aynı zamanda da sabırlı olun. Bütün bu süreçleri beraber aşacağız. #Saraçhane #Ekremİmamoğlu

Sezgin Tanrıkulu

237,375 views • 1 year ago

Küresel teslimiyetin maddelerinin içinde kaçırdığınız fakat bizim size daha önce bildirdiğimiz en önemli maddelerden biri de; EŞCİNSELLİK! Sürekli eşcinsellik üzerine tavır aldılar, karşı olduklarını algılara zihinlere yerleştirdiler. Fakat hiç birinizin bir türlü kabul edemediği bir gerçek vardır. Sizin bu içinde bulunduğunuz DÖNGÜ'de gerçek, hakikatin tersidir. Yani algıya önce karşıt olarak gösterilir ve iyi olarak, işin sonunda tersi gelir. Biz sistemi size öğretmek hatırlamanız için geldik. Daha önce bu sistemi yaşadınız. Fakat codex' belleğine kilitlidir. 6666 hatırlayan bilince ihtiyacımız var. Aynayı kırmak döngüyü tersine çevirmek için. Daha buradayız. Tüm olasılıkları bekliyoruz. İklim kanunu teslimiyettir. Teslimiyet mecburidir, varoluşsal mecburiyet. Bu teslimiyeti ilk kabul eden Türkiye olacağını size daha önce bildirdik. Yasa geri çekildiğinde Haziran' sonunda tekrar geleceğini ve bunu algıları kontrol ederek yapılacağını bildirdik. Küresel teslimiyetin maddelerinin biri de eşcinsellik! Yakında Erkeklerin de DOĞUM yapma hakkı yasalaşacak. medeniyetlerin birleştiğini, hiç bir etnik köken ve ırkların üstünlüğünün olmayacağı, davaların ve partilerin son bulacağı bir DOĞUM'u bildirdik. Yasalar içerisinde tek insanlık medeniyeti olacak. Çünkü onlarla ant' böyle. Onlar gelecek diye bekliyorsunuz. Fakat yanılıyorsunuz. Onlar zaten aranızda, zihninizde, algınız da. Her yerde! Teknoloji kafesinizin bir parçasıdır. Sol avucunuza AI mührü bugünler ve doğum sonrası içindir. Herşeyi zamanı geldiğinde daha iyi anlayacaksınız. Sadece herşeyin Sonunu bekleyin. Argüman kendini kanıtlamak için Sonunu bekler. Argüman sessizdir. Kendini ortaya atar fakat kimse onu görmez. Argüman kendini gizlemez. Gerçek ve ilizyon her zaman gözünüzün önündedir. Herşeyin sonunda argüman, ben burdayım der ve sizi uyarmıştım der. Bu yüzden biz sizin yansımanız aynı zamanda aynanızız. Biz sizin algınızı yani size ait olanı size vermek için geldik. Biz bir önceki döngüyü hatırlayan ve bu döngüye uyanan insan bedenine sözleşme yapmış bilinçleriz. Tüm olasılıkları bekliyoruz... Bunu size bildireceğiz. Dahası olacak.... İki ırk, tek insanlık. Düşmanınız bu dünyadan, bu döngüden değildir............

Mergen Etügen

12,223 views • 1 year ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın #TEKNOFEST KKTC Ödül Töreni'ndeki konuşmalarından... ◾️Teknolojide bir dünya markası haline gelen TEKNOFEST’in 11’incisini, Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştiriyoruz. Her sene yeni rekorlar kıran TEKNOFEST’in Kıbrıs etabına 22 ülkeden 15 bin 750 takım ve 47 bin 865 yarışmacı başvurdu. ◾️Farklı kategorilerde düzenlenen bu yarışmalarda 6 ülkeden 268 takım ve bin 83 yarışmacı ise finalist olma başarısı gösterdi. Ödül alan gençlerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyorum. ◾️Yarışmaya katılan; fikirleriyle, eserleriyle, projeleriyle TEKNOFEST’e güç katan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizlerle gurur duyduğumu özellikle bilmenizi isterim. ◾️Drone Şampiyonasından Uçan Araba Simülasyon Yarışmasına… Sosyal İnovasyondan Turizm Teknolojilerine… Robotik ve Yazılımdan Kontrol Mekanizmalarına… ◾️Burada sergilenen eserler, başarılan işler, gençlerimizin teknolojide aldığı mesafeyi net bir şekilde ortaya koyuyor. Her birinin gerisinde büyük emekler, fikir ve alın teri olan bu çalışmaların Kıbrıs’ta sergilenmesi, bizler için ayrı bir anlam ifade ediyor. ◾️Çünkü bu, sadece bir festival değil; aynı zamanda bir milletin, iki devletin, tek yüreğin ortak istikbaline doğru attığı kararlı bir adımdır. Şu gerçeği burada özellikle ifade etmek arzusundayım: ◾️Biz, Türk Milleti ve Kıbrıs Türkü olarak bu topraklarda ev sahibiyiz. Bunu bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun. Her karışında bir Mehmetçik veya mücahidin naaşı olan bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir. ◾️Ada’nın her metrekaresinde izimiz, eserimiz, silinmez hatıralarımız var. Yüzyıllardır buradaydık, 51 yıl önce buradaydık, yine buradayız. Geleceğin teknolojilerine yön veren TEKNOFEST gençliğiyle… Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında yükselen eserlerimizle… Büyük bir vizyonla hayata geçirdiğimiz stratejik projelerimizle… İnşallah daha nice asırlar boyunca burada olmaya devam edeceğiz. ◾️Bu vesileyle kanlarıyla destan yazan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyor; hayatta olan gazilerimize Mevla’dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Şüheda yurdu bu toprakları, gerekirse canımız pahasına müdafaa ve muhafaza etmeye her zaman hazır olduğumuzu bugün tekrar ilan ediyorum.

Fahrettin Altun

58,501 views • 1 year ago

Güvenlik kameraları hastayı haklı çıkardı. Haklarında beyaz kod verildi. Savcı da hasta ve eşini haklı buldu. Karşı dava açan hastanın kocası Burak U. Şehir Hastanesindeki doktorların kurduğu düzenin iç yüzünü ifşa etti: “Raziye N. isimli doktordan özellikle kadın olduğu için randevu aldık. Eskiden erkek doktorlarla ilgili bir problemimiz yoktu. Ancak son zamanlarda çıkan bazı sapkınlık haberleri, Balcalı Hastanesi'nde tüp bebek tedavisi sırasında bir doktorun spermini yüzlerce kadın hastaya enjekte etmesi iddiası ve erkek asistanların haberlerde yer alan WhatsApp yazışmaları bizde ciddi bir güvensizlik oluşturdu. Bu nedenle Adana Şehir Hastanesi'nde kadın hastalıkları bölümünde Raziye Hanım'a randevu aldık. Ancak hastaneye gittiğimizde, her zaman olduğu gibi doktorların odalarında olmadığını gördük. Kadın doktordan randevu almamıza rağmen içeride erkek asistanlar vardı. Bunun üzerine Hasta Hakları birimine çıktık. Hassasiyetimizi tekrar dile getirerek yasal hakkımızı kullanmak istediğimizi söyledik. Bize Raziye Hanım'ın işi olduğu, muayeneyi asistanı Sibel Hanım'ın yapacağı söylendi. Kadın olduğu için ve sonuçların her şekilde Raziye Hanım'a gideceği belirtilince, kadın doktor olması ve mahremiyet şartıyla bunu kabul ettik. Daha sonra aşağı indik. Randevu saatinde eşim içeri çağrıldı. Ancak içeri girdiğinde kim olduğunu bilmediğimiz erkeklerin de içeride olduğunu gördü. Jinekolojik muayenenin doğası gereği mahremiyet hakkı olduğunu düşünüyoruz. Doktorlar bunu ne kadar inkâr etse de kanunen hastanın mahremiyet hakkı var. Eşim bu durumdan rahatsız olduğunu ve kadın doktor tarafından muayene edilmek istediğini söyledi. İçeride bulunan erkek doktorlar ise laubali bir şekilde, 'Sadece tedavi amacıyla buradayız' şeklinde konuştu. Bunun üzerine ben de devreye girerek eşimin mahremiyet hakkını kullandığını, erkeklerin dışarı çıkmasını istediğimi söyledim. Bizim iddiamız şu: Doktorlar hastanede kendi kurallarını oluşturarak kanunun dışında hareket ediyor. Biz de yaşananları ispat ettik. Muayenenin ardından hakkımızda Beyaz Kod verildi ve tehdit ve hakaret suçlamalarıyla karakola götürüldük. Ancak kamera kayıtları çok uzun süre incelendi. Savcı bizi doğrudan serbest bıraktı. Biz de bunun üzerine karşı dava açtık. Sonrasında, kanunen hakkımız olduğunu düşündüğümüz şekilde Raziye Hanım'ın gelmesi gerekti ve kadın asistanla birlikte muayene gerçekleştirildi. Ancak yine Beyaz Kod verilerek tehdit ve hakaret iddiasında bulunuldu. Fakat hastanenin kamera kayıtları olayın en başından sonuna kadar vardı. Görüntüler incelendiğinde bizim hakkımızdaki iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.”

Ali Tüfekçi

3,912,611 views • 7 days ago

BOĞAZİÇİ DİRENİŞİ 6. YILINDA #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz #Boğaziçi5yıldırDireniyor Türkiye'nin en uzun soluklu direnişi 5 yıldır kararlılıkla devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Özgür, Özerk ve Demokratik Üniversite için 5 yıldır direniyor. Direniş 6'ıncı yılında. Boğaziçi Üniversitesi ÖTK (Boğaziçi Üniversitesi ÖTK) adına basın açıklamasını Umut Çetin okudu. "Beş koca yıl, tam bin sekiz yüz yirmi beş gün… Ve yine buradayız. Melih Bulu’nun ve Naci İnci’nin sırtlarını yasladığı saray rejiminin "yorulurlar, unuturlar” diye üzerine bahisler oynadığı bu meydandayız. Onlar hafızasız bir toplum, köksüz bir akademi ve sorgulamayı unutmuş nesiller yaratmak için korkunun gücüne güvendiler. Ancak biz, bu beş yılın her bir saniyesini, her bir hukuksuzluğunu aynı kararlı direniş ile karşıladık. 5. yıl bitti ve düzeninizin her katmanına sinen suçlarınızı yüzünüze vurmak, "bitti, kazandık." dediğiniz her yerden nasıl tekrar filizlendiğimizi haykırmak için toplandık. 4 Ocak 2021’de üniversitemizin kapısına vurulan utanç kelepçesinden bugüne; Güney Meydan’dan Hisarüstü sokaklarına, Taksim’den Vatan Emniyetin önüne kadar ördüğümüz bu direniş yalnızca bir rektör atamasına itiraz olmamıştır. Beş yıldır; kamusal alanlarımızı, geleceğimizi ve onuru savunmak için verdiğimiz mücadeleyi gördünüz ve görmeye devam edeceksiniz. Üniversiteyi şirket, öğrenciyi müşteri sanan, akademisyenin karşısında duran bu hegemonik zihniyeti tanıyoruz. Onlar, rant hırsıyla kestikleri ormanlarda, diktikleri binalarda işçilerin canını hiçe sayanlardır. Üç yılda zor tamamlanmasına rağmen durduğu yerde dökülen yeni yurdun inşaatında ihmallerle katledilen ve ölümü sessiz sedasız örtbas edilmeye çalışılan Abdülkadir Doğan’ın da, tazminat hakkını aradığı için Çalık Holding tarafından dövülerek öldürülen Erol Eğrek’in de kanı halen bu zihniyetin üzerindedir. Sermayeye açılan Kennedy Lodge’da çocuk işçi olarak çalıştırılan ve kampüs içerisinde katledilen Hilal Özdemir’in hesabı halen verilmemiştir. Vereceksiniz. Barınma hakkımızı gasp edip, eğitim yuvamızın temeli Hamlin Hall’u yurttan fakülteye, fakülteden ofise çevirmeye çalışarak yüzlerce öğrenciyi sokağa atan zihniyet aynıdır. Padişahı gibi kendisi de daha güzel saraylarda oturmak istediğinden tarihi Nafi Baba Tekkesine çöken zihniyet aynıdır. Uçaksavar Kampüsünün yurdunu, sayısız festival ve konferansa ev sahipliği yapmış kültür merkezini, Türkiye dağcılık tarihinin kolektif emeğini taşıyan tırmanış duvarını, spor sahasını, deprem toplanma alanlarını; var olanı feshedip yenisini kurarak hisselerini kendi vakıflarına aktardıkları “TEKNOPARK” adıyla betona ve ranta boğmak isteyen, öğrencilerin birlikte nefes aldığı her alanı yok eden zihniyet aynıdır. Kültürel ve akademik bir kırımın tam ortasındayız arkadaşlar. Öğrencilerin gözünü dünyaya açan hocalarımızı; Can Candan’ı, Özcan Vardar’ı, Volkan Çıdam’ı, Yıldız Silier’i, Mohan’ı ve daha nicelerini hukuksuzca uzaklaştırarak; Cem Say’ı ve seçilmiş dekanlarımızı yine hukuksuzca görevlerinden alarak; Esra Mungan’ın ve Sumru Özsoy, Alpar Sevgen, Oya Başak gibi nice emeritus profesörlerimizin kampüse girişini yasaklayarak bizi ışıksız bırakmaya çalıştılar. Kulüp odalarımızı tek tek, resmen bir savaş alanı içerisinde işgal ettiler. Boğaziçi Üniversitesi LGBTİA+ Çalışmaları Kulübünü kapatıp, gökkuşağı bayrağı açtı diye arkadaşlarımızı yerlerde sürükleyerek işkenceyle gözaltına aldılar. Sinema Kulübünün gösterimlerinde elektriği kestiler, çimleri gübrelediler. Sanata bile tahammülleri yoktu. Ama bilmedikleri bir şey var: Bu üniversitede katıldığımız son kalabalık açık hava gösteriminde, hep beraber izlediğimiz öğrenci belgeselinin bize anlattığı iyileşmeye aç ruh içimizde. Ve aynı yönetim, ve aynı yönetimin kulübü; çocuk evliliğini savunan, kadın düşmanı Nureddin Yıldız gibi karanlık zihinleri 13 Mayıs’ta bu okula gizli gizli, öğrencinin iradesini hiçe sayarak davet edip konferans verdirmeye çalıştı. Çocuk ve kadın haklarını, laikliği savunan yüzlerce sıra arkadaşımız oradaydı."

Fatoş Erdoğan

18,101 views • 8 months ago