Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Ceren Benderlioğlu, Eşref Rüya dizisinin final kararı ardından kendisini takipten çıkaran Demet Özdemir için konuştu. 📌 ◾️ Demet'in canı sağ olsun. Bu konuyu başka bir yerde konuşmak hem işimize hem bize yakışmaz. Onu çok seviyorum. Benim adıma bir küslük, dargınlık yok.

28,460 views • 2 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

📌 “VOLKAN DEMİR’İN MOURINHO TAKINTISI!” Uğur Dereli: 23 Aralık 2024… Yılbaşından bir hafta önce, TV Bu Spor kanalında, Volkan Demir şöyle diyor: “Mourinho’nun birkaç gün içinde takımdan ayrılma ihtimali çok güçlü.” Peki ne yapmaya çalışıyor? Taraftarın gözünde Mourinho’yu itibarsızlaştırmak mı? Peki neden? Neden evrensel başarıya sahip böyle bir teknik direktörü Türkiye’de hedef alıyoruz? Kutlu Emre Gözcü: Hocam, düşünelim: Diyelim ki bir yapının medya aparatısınız. Şu an Türkiye’de Mourinho’dan başka kamuoyunda bu kadar kolay hedef gösterebileceğiniz bir isim var mı? Yok. Mourinho hem güçlü hem de çok malzeme veriyor. Yönetimi dışarıda tutalım. Sadece futbolun içinden bakalım. Teknik direktör olarak, futbolcu olarak… Mourinho’dan başka bu kadar sert vurulabilecek bir figür yok şu anda. Çünkü haber değeri çok yüksek. Uğur Dereli: Peki Mourinho ne yaptı? - Yapıyı defalarca ifşa etti. - Ofsayt olmayan pozisyonda tableti kameranın önüne koydu. - Toksiklik meselesini açıkça dile getirdi. - Profesyonel Disiplin Kurulu Başkanı’nın forma giymiş görüntüsünü ilk kez dış basına taşıdı. - İtalyan gazetesi haber yaptı. Yani Mourinho yapı için tehlikeli bir figür haline geldi.Onu göndermek için başkana büyük baskı yapıldı. Ama belki de başkanın son dönemdeki en doğru kararı Mourinho’yla devam etmesiydi. Bugün hâlâ onu yıpratma çabası sürüyor. Bakın, 23 Aralık’ta adam çıkmış, “Mourinho birkaç gün içinde gider” diyor. Bu nasıl muhabirlik? Bu nasıl rahatlık? Kutlu Emre Gözcü: Bu gazetecilik değil. Ne taktik var, ne analiz, ne çözüm önerisi… Sadece hocayı linçlemeye çalışıyorlar. Başka bir şey değil. 🎙️Kutlu Emre Gozcu & Uğur DERELİ 📲

fenertalks

19,006 views • 1 year ago

“Fiili dua en önemlisi, sonra tevekkül” Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) Türkiye derecesi elde eden Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL) öğrencisi Hanne Hifa Akkuş: "Her öğrencinin nasıl çalışması gerektiği farklı oluyor, bunun için de hocalarımız çok yardımcı oluyor. Hocalarımız bizi evlatları gibi görüyor." "Günde 10-15 saat ders çalıştığımız da oluyor. En azından 10 saate varmamız gerekiyor. Kafes sistemiyle beraber hem TYT, AYT denemeleri oluyor, seri denemeleri oluyor." "Ailelerimiz uzakta, onların duaları, iyi dilekleri, yardımları her zaman yardımcı oluyor ama burada bizim ders çalışmamızı sağlayan, bizi ayakta tutan şeyler arkadaşlarımız ve hocalarımız. Biz birbirimizi ders çalışmaya davet ederdik. Ders çalışmayanı ya da kafası karışanı hemen alırdık 'Gel ders çalışalım' derdik. Birbirimizi teşvik ederdik." diye konuştu. "Ben Boğaziçi Üniversitesi'nde ekonomi bölümünde okumak istiyorum. Hazırlığı da sayarsak tabii 5 sene gibi kocaman bir süreç var. Üniversitede karar veririm diye düşünüyorum ne istediğime. Bizim amacımız da şu. Sadece güzel bir derece yapıp, çok rahat bir hayat sürebilmek de var ama bizim şahit olduğumuz çok büyük zulümler de var bu dünyada. Doğu Türkistan olsun, Filistin olsun, Afrika'nın çok fazla yerinde olsun. Her yerde Müslümanlara ya da insanlara karşı çok büyük bir zulüm var. Bizim burada amacımız zamanı geldiğinde, bize soru sorulduğunda 'Biz neredeydik, hangi taraftaydık?' onu cevaplayabilmek. Sen zulmü yaparken sadece şahit mi kalıyordun, yoksa aksiyon alıyor muydun? Bir tepki gösteriyor muydun? Neyin tarafındaydın? Bu soruyu daha rahatlıkla cevaplayabilmek için hem de kardeşlerimize yardımcı olabilmek için güzel yerlere gelmek hepimizin hedefi." "Çünkü bakıyoruz hani insanlar gerçekten çok duyarsız ve bizim bu duyarlılığı yaymamız gerekiyor. Bu yüzden de benim amacım sadece 'Güzel paralar kazanıyorum.' diyeyim değil, daha çok benim elde ettiğim ya da erişebildiğim fırsatlarla kardeşlerimize de yardımcı olmak." "Çalışırsak, gerçekten çabalarsak ki bu çalışma hani iki üç saat çalıştım tamam değil de, gerçekten elimizle kazıyarak, o toprağı aşarak çalışmak bence en önemlisi. Fiili dua en önemlisi, sonra tevekkül."

TVNET

129,991 views • 13 days ago

Aslan kadınları için çok derin bir şey yazacağım. Bunu yalnızca onlar bilir ve yılların analizi bu öyle 3-5 günlük bir analiz değil şuan yazacaklarım. Bir dizi karakteri üzerinden örnekleme de yapacağım hatta :) Ona göre okuyun Aslanlar ve yorumlayın bakalım doğru muyum? Eksik mi, yanlış mıyım? :) Aslan kadını ilişkilere ve insanlara ya da erkekler küsmüş ise sadece kendine para harcar, kendine bakar kendini mutlu edecek ne varsa oraya gider ve onu yapar. Bir tane kedi veya Chiva cins köpek alırlar hayatlarına.. Genelde tüm köpekleri severlerde.. Chiva'yı çok başka severler :) Bu benim yıllardır kendi yakaladığım bir detay tüm aslan kadınlarında :) Böyle nasıl desem.. Aslan temasını gözünüze soka soka konuştururlar. Çok şık giyinirler veya bazen size göre: Bu ne ya? Bu rahatlık ne? diyeceğiniz türde giyinirler. Her ortamda asildirler ve hem ortamda gözleri üzerlerine çekerler. Ya aslan logolu veya direkt aslan burcunun sembolünü ya da; Kendisi ile ilgili bir isim, soyisim, marka, logo vb oluşturmuş ise onu her yerde göstere göstere kullanırlar :) Genelde Aslan kadınları erkeklere ve hayata küsmüş ise bu şekilde bir yaşam sürme olasılıkları çok yüksektir. İmkanları olsun olmasın her şekilde böyle yaşamaya çalışırlar. Aşağıda ki video Élite dizisine ait ve Isadora karakteri Aslan Burcu olarak yaratılmış bir örnektir. Kıyaslayın bakalım sevgili hayata küsmüş ama kendini yücelten Aslan Kadınları. Doğru muyum? :)

Aurelius Magnus

54,214 views • 7 months ago

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'den çok önemli açıklamalar: ◾️Bu dönemde Mücteba Hamanei hiç görmedim. Birkaç kişi dışında kimsenin onu gördüğünü sanmıyorum. ◾️(Mücteba'nın Rehber seçileceğini düşünüyor muydunuz?) O her zaman adaylardan biri, bu makam için uygun kişilerden biri olarak görüldü. Karar Uzmanlar Meclisi'ne aittir. ◾️Bölge, bizim tüm bölgeyi (stratejik noktaları) vuracağımıza ve onların buna cevap veremeyeceğine inanamıyordu. Bu, gerçekleşen büyük bir dönüşümdü ve aslında bölgenin güvenlik yapısını tamamen değiştirdi. İran'ın tüm bölgeyi vurması, hem de tamamını... ◾️Savaştan önce Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde çok sayıda toplantı yaptık. Tüm senaryolar incelenmişti. Örneğin; eğer Amerika tek başına saldırırsa ne yaparız? Rejim (İsrail) ile birlikte saldırırlarsa ne yaparız? Eğer altyapı tesislerimize yönelirlerse ne yaparız? ◾️Ve bir senaryo daha vardı ki o en son ihtimaldi: "Ya Liderlik (Rehberlik) makamını vururlarsa ne yapacağız?" ◾️Toplantıda hiç kimsenin dili bunu söylemeye varmıyordu. Bunu dile getirmek bile çok zordu. Bu yüzden buna bir kod vermiştik: "110 Kodu". Herkes "110 Kodu" denildiğinde neyin kastedildiğini biliyordu. ◾️İşte bu yüzden karşı saldırı anında başladı; hem de çok düzenli, planlı ve organize bir şekilde başladı. Kesinlikle gafil avlanmadık. Her şeye karşı hazırlıklıydık. ◾️Görüştüğüm tüm bakanlar, dost ya da düşman fark etmeksizin, İran'ın bu savaştan daha güçlü çıktığını söylüyorlar. İran dünyayı şaşırttı. ◾️On gün önce ateşkes yapmış olsaydık hem Laricani'yi kaybetmezdik hem de Asaluye ve Mübareke Çelik tesisleri elimizde zarar görmemiş bir şekilde olurdu. ◾️İki kez tünele toplantı için girdim. Ben ve Dışişleri Bakanlığı yardımcıları, savaş sırasında Dışişleri Bakanlığı binasını terk etmedik. ◾️Bölge liderlerinden biri İran’ı askeri saldırıyla tehdit etti; ona, 'Eğer vurursan doğrudan seninle savaşa gireriz' uyarısında bulundum ve savaşın sonuna kadar o Arap ülkesini bombaladık. ◾️Dey ayı (Aralık-Ocak) olayları için hazırlıklı değildik. Elbette 18 ve 19 Dey tarihlerinde dış bir komplo devreye girdi; halkın üzerine ateş açmaya başlayan silahlar ve eğitimli güçler ülkeye sokuldu. ◾️18 Dey’den sonraki Çarşamba günü, savaşın eşiğine kadar geldik. O iki günün olayları, düşmanın savaş için toplumsal zeminin hazır olduğunu düşünmesine yol açtı. ◾️12 günlük savaşta, ne tür değerlere sahip olduğumuzu anladık; ne yazık ki 12 günlük savaştan sonra da bu değerlerin kadrini bilmedik. ◾️Sayın Hicazi’yi neredeyse enkazın altından çıkardılar. Özel kalem müdürü ise bedeninden hiçbir iz kalmayacak şekilde şehit oldu. Birkaç saniye içinde "Beyt" (Rehberlik Ofisi) yerleşkesine üç saldırı gerçekleştirildi. ◾️Savaşın üçüncü günü, bölge ülkelerinden birinin dışişleri bakanı beni aradı ve şöyle dedi: "Topraklarımıza yaptığınız saldırıların misillemesi olarak birkaç saat sonra ülkenizin falan noktasını vuracağız; ancak biz devam etmeyeceğiz, siz de devam etmeyin. Aksi takdirde, bizimle sizin aranızda da savaş başlayacaktır." ◾️Son savaş, bölgenin güvenlik yapısını değiştirdi. Tüm adımlarımız, daha öncesinden Şehit Lider'in onayından geçmişti. ◾️Biz petrol ihraç edemezsek, bölgedeki hiç kimsenin petrol ihraç etmesi mümkün değildir. ◾️ABD’nin "sıfır zenginleştirme" şeklindeki mantıksız talebine karşı direndik. Karşı taraf, müzakere yoluyla istediği sonuca ulaşamayacağını görünce savaşa yöneldi; "müzakerelerin savaşa yol açtığını" söylemek doğru değildir. ◾️Bence 12 günlük savaşı durdurmak, nizamın aldığı doğru bir karardı. 12 günlük savaş, 40 günlük savaştaki zafer için bir ön hazırlık oldu. ◾️40 günlük savaştan önce müzakerelere, esasen ileride kimse "Eğer müzakere etseydiniz savaş çıkmazdı" diyemesin diye başladık. Biz ve askeri güçler, savaşın yeniden patlak vereceğinden emindik. ◾️Ben kendi itibarımı korumak için değil, İslam Cumhuriyeti'nin çıkarları için dışişleri bakanıyım. Bunun aksi bir tutum ihanet sayılır. Sunucu: Eğer biz 7 Esfend’de (26 Şubat) birkaç yıllık askıya almayı (nükleer faaliyetleri durdurmayı) kabul etseydik savaş çıkmaz mıydı? ◾️Bunu kesin olarak söyleyemeyiz ama kabul etseydik savaştan daha büyük bir zarar görürdük; çünkü ülkenin onurunu satmış olurduk. Sunucu: Ben olsaydım, Trump ve Netanyahu gidene kadar birkaç yıllık askıya almayı kabul eder, sonra zenginleştirmeye yeniden başlardım. ◾️Biz zorbalığı ve teslimiyeti bir gelenek (yol) haline getirmemeliydik; bu yüzden savaş pahasına da olsa müzakerelerde dik durduk. ◾️Bölge liderlerinden biriyle görüştüm. Çok kibirli bir tavırla ve davranışlarında hissedilen bir tür sevinçle şöyle dedi: 'Emin olun ki size saldıracaklar. Nükleer tesislerinizi yok edecekler, petrol tesislerinizi de mahvedecekler ve siz karşılık vermeyeceksiniz; çünkü bizzat sizi (şahıslarınızı) vuracaklar ve liderliğinizi de hedef alacaklar. ◾️Onlara, konunun sizin hayal ettiğiniz kadar basit olmadığını söyledim. Eğer bizim herhangi bir noktamızı vururlarsa, biz de buna karşılık gelen noktayı hedef alırız. ◾️Ancak daha sonra bazı Amerikan ve Siyonist çevrelerden gelen analizler duyduk. Bazıları bize, onların bölge ülkelerine şu açıklamayı yaptıklarını söyledi: 'En fazla bir ay daha dayanın; bu hikaye sonsuza dek bitecek. ◾️Anayasa'da barış zamanı mı, savaş zamanı mı yoksa başka bir durum mu; buna Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin karar vermesi gerektiği belirtilir. Ayrıca barış ve savaş kararı, anayasaya göre nihayetinde Rehberlik makamına bağlıdır. Yani tüm bu karar alma süreçleri önceden belirlenmiştir. Bu, "sen ben şöyle olur, böyle olur" diyeceğimiz bir şey değil; her şeyin tam olarak hesaplanması gerekir. ◾️Amerika ile savunma muhtırasının (Mütabakat Zaptı) onaylandığı o son toplantı günü. Hani şu çokça sorgulanan ve hakkında çok konuşulan toplantı. O malum son toplantı, akşam saat 9’da başladı, gece 3’e kadar sürdü. ◾️Ateşkes çok daha zor güvenlik şartları altında gerçekleşti. O sırada Yüksek Konseyi (tek bir yerde) toplama imkanı yoktu. Çünkü toplansak, o bina anında bombalanırdı ve ülke büyük bir felaket yaşardı. ◾️O dönemde daha küçük çaplı toplantılar yapıldı (4'erli, 3'erli gruplar halinde) ve onların sonuçları birleştirildi. ◾️Tabii ki o zaman da hem lehte hem de aleyhte görüşler vardı. Ama o günün şartlarını, sonraki şartlarla asla kıyaslayamazsınız. İki kişinin bir araya gelmesinin bile çok zor olduğu savaş koşulları altındaydınız. Ama sonuçta görüşmeler yapıldı. ◾️ Ancak nihayetinde şu şartla kabul edildi: "Eğer Amerika, bizim sunduğumuz 10 maddelik planın müzakerelerin temeli olmasını kabul ederse."

Ramazan Bursa

434,510 views • 15 days ago

HATİCE! ❤️ Kuşkusuz hepimizin çok sevdiği, benim de bu hayatta karşılaştığım en muhteşem insanlardan biri kendisi. Bir insan nasıl bütünüyle güzel olabilir, işte bunun en güzel örneği! ✨ Kalbinin güzelliği, küçük büyük herkese saygısı, sonsuz içtenliği, zarafeti, kibarlığı, olgunluğu, sakinliği, vefa duygusu, hayata dair her şeye olan müthiş sevgisi ve çok büyük mütevazılığı (tahmininizden çok daha fazla) ile gerçekten inanılmaz biri. 🤍 Tüm bunların yanında da, şarkı söylemeye ve öğrenmeye olan bitmeyen tutkusu ve inanılmaz bir sanatçı disiplini.. En yoğun zamanlarında dahi provaları asla aksatmaması, dizi setindeki ufacık bir molada dahi karavanda bir köşeye geçip Zoom’dan provaya bağlanması.. Manzaraları tahmin edebilirsiniz. ☺️ Kısacası onun gibi biriyle çalışabildiğimiz, birlikte vakit geçirebildiğimiz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Ben de onu şahsen tanıma fırsatı bulabildiğim için kendimi çok şanslı görüyorum her zaman. 💫 İyi ki yollarımız kesişti Hatice. İyi ki varsın ve her şey gönlünce olsun, çünkü gerçekten de her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Seni çok seviyorum! 🫂 Bu arada, eminim ki herkes selamını aldı. Bahar kapıda, kim bilir belki de yeniden parklarda buluşuruz! 🥳 Hatice, dün akşam CNBC-e'da sevgili saba tumer'nin konuğuydu. Tabii ki, kendisi gibi harika, su gibi akan, tertemiz niyetler ve büyük bir sevgiyle dolu bir program oldu. Programı izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum, “Nasıl insan olunur” başlıklı bir ders niteliğinde.. 💫 Bizleri de hiçbir zaman unutmadığın için hem kendi adıma hem de tüm korolarımız adına sana ayrıca sonsuz teşekkürler! 🤍 MAGMA Boğaziçi Caz Korosu YouTube'da izleyebilirsiniz! 🌿 HtcAslanResmi #haticeaslan #sabatümer #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

19,185 views • 4 months ago

📸 Gabi Guimaraes'in Açıklaması "Buraya bazı haberler vermek için uğradım... Maalesef bu yıl Milletler Ligi'nin final aşamasında yer alamayacağım. İyileşme sürecim çok iyi gidiyor, ben de iyiyim. Rio de Janeiro'da düzenlenecek olan ve Olimpiyat Oyunları için eleme niteliği taşıdığı için bizim için çok önemli olan Güney Amerika Şampiyonası'na en iyi şekilde dönebilmek için hazırlanıyorum. Önemli bir aşamadayım; havuz çalışmaları ve pilatesten geçtim, şimdi de ağırlık/fiziksel antrenman çalışmalarıma başladım bile. Ama her neyse, birçok kişi endişelenip mesaj atıyor, sokakta karşılaştığımda bana durumumu soruyor... Öncelikle herkesin gösterdiği bu sıcak ilgi ve sevgi için çok teşekkür etmek istiyorum. Ancak gerçekten de iyileşme sürecim için biraz daha uzun bir zamana ihtiyacım oldu. Bu durum, aslında uzun yılların getirdiği yoğun takvimin yarattığı bir yıpranma. Altyapı milli takımına ilk adım attığım 15 yaşımdan beri yıllardır aralıksız kulüp-milli takım, kulüp-milli takım döngüsüyle devam ediyorum. Sonrasında zaten 17-18 yaşlarımda A milli takıma dahil oldum. Yani bu hesapla, bu yoğun ritimde geçen tam 16-17 yıl oldu. Milli takımdan uzak kalmak zorunda kaldığım anlar çok azdı; bunlardan biri, 2017 yılında sağ dizimden olduğum ameliyattı. O zamandan beri bu formayı giymek için her zaman hazır bulundum ve elimden gelenin en iyisini yaptım. Maalesef şu an, en iyi şekilde iyileşebilmem için bu duraklama gerçekten gerekliydi. Teknik heyetle ve sağlık ekibiyle ortak bir karara vardık; %100 iyileşebilmem için çok iyi bir protokol hazırladık. Aslında vücudum bir süredir sinyaller veriyordu; birkaç yıldır zaten bu sakatlıkla mücadele ediyordum. Vücudum, bir noktada durmam gerekeceğine dair sinyalleri aslında uzun zamandır veriyordu. Birçok kişi, 'Kaburga sakatlığı yüzünden mi?' diye sordu. Elbette kaburga sakatlığı tüm vücutta bir dengesizlik yaratıyor. Eğer dizimde biraz daha fazla ağrı hissediyorsam, vücudun başka bir bölümüyle bunu telafi etmeye çalışıyorum ve bu tamamen normal. Ancak aslında durma sebebim tam olarak kaburga sakatlığım değil, daha çok az önce bahsettiğim o yoğun takvimden kaynaklanıyor. Ama durum bu; bence en önemlisi, hem kulübümün hem de milli takımın benim %100 iyileşebilmem için aynı fikirde olması. Bana çok iyi bakılıyor ve çok iyi bir destek alıyorum. Bu kez evde kalıp kızları ekran başından bol bol destekleyeceğim. Maalesef yakın zamanda Julia Kudiess'in sakatlığı da oldu. Gerçekten bizim için hem hücumda hem de savunma sistemimizde, blokta ve serviste çok önemli bir emniyet unsuruydu, büyük bir fark yaratıyordu. Genç yaşına rağmen sahada çok büyük bir liderlik gösteren, eksikliğini hissedeceğimiz bir oyuncu. Ancak ben burada desteğimi sürdürüyorum. Her zaman söylediğim gibi; sürece inanmak gerekiyor. Şu an kendi kontrolümde olan şeylere odaklanıyorum: iyileşmeme, uykuma, beslenmeme ve zihnime dikkat ediyorum. Böylece kızlar Milletler Ligi'nden döndüğünde takıma en iyi şekilde yeniden katılabilir, yine %100'ümü verebilir ve hep birlikte bu Güney Amerika Şampiyonası'nı kazanabiliriz. Genel olarak, gösterdiğiniz sevgi ve destek için herkese gerçekten çok teşekkür ederim. Hakikaten çok fazla insan endişeli mesajlar gönderdi. Bu videoda herkese iyi olduğumu, iyileşme sürecimin çok iyi gittiğini söyleme şeklim olsun. Belo Horizonte'de Fábio ile birlikteyim, tüm protokole uyarak çok iyi bakılıyorum; yani her şey yoluna girecek. Kızlar için de bu final aşamasında her şey çok güzel olacak; biz de bizim için çok önemli olan desteğimizi sürdüreceğiz. Kocaman öpücükler ve teşekkürler!"

Gibby

333,436 views • 20 days ago

"...Sampdoria formasıyla geçirdiğim üçüncü sezonumda bir önceki yıl 22 gol atmış olan Chiesa'yı Parma'ya sattık ve Seedorf'u da kaybettik. Ancak Sampdoria, ayrılan değerli oyuncuların yerini yine en az onlar kadar iyi futbolcularla doldurmayı başarıyordu. Nitekim o sezonun sonunda yine 22 gol atan Montella geldi ve Boca Juniors'tan uluslararası futbol sahnesinde eşine az rastlanır bir orta saha oyuncusu transfer edildi: Juan Sebastian Veron. Veron'un nasıl bir oyuncu olduğunu ligin ilk maçında anladım. Deplasmanda Perugia ile oynuyoruz. Sağ taraftan, yaklaşık otuz metreden bir serbest vuruş kazanıyoruz. Bu, benim ideal pozisyonumdu. Kimsenin o topa yaklaşmasına bile izin verilmezdi. Oradan şutu ben çekerdim, tartışmasız. Topu yere koydum ve üç adım geri çıktım. Veron'un da aynısını yaptığını gördüm. Rakip kalecinin dikkatini dağıtmak istediğini düşündüm. Ancak ben daha koşuya bile başlamamışken o hiçbir şey söylemeden hızlandı ve sürpriz bir şekilde topa vurdu. Top üstten auta gitti. Ona şaşkınlıkla baktım: 'Hey, ne yapıyorsun lan sen?' dedim. O da 'Gol atarım diye düşünmüştüm,' dedi. Kendi kendime şunu söyledim: Benimle böyle bir şey yapacak biri ya delidir ya da çok iyi bir oyuncudur. Kısa sürede hem deli hem de çok iyi olduğunu anladım. Delilikten kastım, kelimenin iyi anlamıyla; yani hayal gücü yüksek, dâhiyane ve kalıpların dışında olmasıydı. Topu her zaman isterdi, asla korkmazdı. Sana verirdi ve hemen geri almak için gelirdi. Sahada adeta ağlar örerdi. Onu taktiksel olarak bir yere yerleştirmek zordu. Eriksson onu orta sahaya koyar ve 'Top seni nereye götürürse oraya git,' derdi. Veron, bir anarşistti ve onun boş bıraktığı alanları kapatmak bize düşerdi. Ama ne yapacağını bilmediğin anlarda topu ona verirdin, gerisini o hallederdi. Tam anlamıyla bir orta saha oyuncusuydu ya da eski Arjantinli şampiyon Jorge Valdano'nun dediği gibi bir 'vagampista' idi. Yani doğru anı, doğru topu ve doğru hamleyi bulmak için içgüdülerini takip ederek sahada dolaşan bir oyuncu. Ve bu hamle her türlü olabilirdi. Çünkü Veron hem kısa paslarla oyunu kurabilir hem de altmış metrelik uzun paslar atabilirdi. Dış ayağıyla keskin paslarla oyunu bir anda yön değiştirtebilir, ayak üstüyle çok sert şutlar çekebilirdi. Her yerde oynayabilirdi ve gerçekten de her yerde oynardı: savunmanın önünde de forvetlerin arkasında da... Hem oyun kurucu hem mezzala olarak görev yapardı. Üstelik bitmek bilmeyen bir enerjisi vardı. Veron iki gün üst üste koşabilecek gibiydi. Neredeyse hiç top kaybetmezdi. Gerçekten eksiksiz bir oyuncuydu. Onu binlerce oyuncu arasında ayırt etmeyi sağlayan bazı alışkanlıkları da vardı. Tozluklarını indirerek, kaval kemiği koruyucusu olmadan oynardı ve dizinin hemen altında her zaman bir bant bulunurdu. Yıllarca bunun bir sakatlık yüzünden olduğu düşünüldü ama öyle değildi. Bir dönem o bölgede, 'kaz ayağı' denilen yerde ağrı hissetmişti. Masörümüz Vigano ona bir bağ takmıştı ve bu sayede ağrı kesilmişti. İşe yaradığını görünce de uğur getirdiğine inanarak onu bir daha çıkarmamıştı..." — Mihayloviç

calciolog

34,955 views • 4 months ago

"HELAL Olsun Doğru Konuşmuş"👏 Hakan Balta'nın oğlu. Balta ailesi diyelim. Balta ailesi diyelim mi? Balta ailesi diyelim. Öyle dediler ya. Evet, Balta ailesi dediler. Avukat açıklama yaptı ya. Şimdi bu Balta ailesi Fenerbahçe'de idmana çıkmış. Evet, görüntüsü varsa ekranı da getirelim. Var var, gelir birazdan. Hazırlar şimdi Aleyhan. Koyar onu. Şöyle söyleyeyim, bir kere Galatasaray için bir kayıp değil. Çocuğun da yolu açık olsun. Söyleyecek hiçbir şey yok. Tedesco bu arada çok allandıra ballandıra anlattı. Normal ne diyecek? Nereden buldunuz bunu mu diyecek ya? Demeyecek de böyle bir şey. Şimdi bir kere bu çocuğun Galatasaray'da görev yaptığı dönemde Galatasaray'ın altyapısına geldiği andan itibaren 17 yaşındayken U19 takımında babası U19 hocası olduğu için direkt oynatıldığını orada normal olarak şöyle düşünün. Mesela şimdi 17 yaşındasın sen U19 takımında direkt oynuyorsun. Her maç hatada yapsan, golde kaçırsan, kötü de oynarsan oynuyorsun. Sende ısrar ediliyor. Bu otomatik olarak bir gelişim sağlar. Ama o sırada orada hakkı yenen çocuklar vardı. Sırf Hakan Balta'nın oğlu olduğu için U19 takımında oynayan bir çocuk sayesinde Galatasaray'da Santrafor olabilecek, geleceği parlak olabilecek çocukların hakkını yediler. Çatır çatır. Hiç kimsenin sesi çıkmadı Galatasaray'da. Bak hiç kimsenin sesi çıkmadı. Önce bunun hesabını verecekler. Galatasaray camiası verecek. Bir bu. İki. Şimdi bu fotoğrafı, işte bu videoyu, görüntüleri gördükten sonra, Tedesco'nun açıklamanı falan gördükten sonra ufak bir araştırma yaptım. Şimdi Fenerbahçe'li muhabirlere, gazetecilere şeyi söylemişler. Demişler ki ailesi muvaffakatname verdi. O yüzden sadece antrenmanlara çıkacak yıl sonuna kadar. Yıl sonunda da kadromuzu alacağız. Değil mi? Şimdi ailenin verdiği muvaffakatnamenin Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde ve FIFA nezdinde herhangi bir hükmü yok. Bunu bir kenara koyayım. Çünkü aile bir sene içerisinde iki tane muvaffakatname veremez. Muvaffakatnameyi sezon başında vermiş Galatasaray'a. Çağrı Galatasaray'ın lisanslı oyuncusu olarak Mayıs ayına kadar Galatasaray futbolcusudur. Tamam. Sen istersen git federasyona 5 milyon lira yetişme bedelini yatır. Ancak Mayıs'ta alabilirsin. Fenerbahçe ne yaptı? Bu çocuğu antrenmana çıkarttı. Görüntüleri de yayınladı. Bak sana yemin ediyorum cahil. Cahil bir adam olsa, babası, ailesi, annesi cahil olsalar ancak bu kadarını yaparlardı. Fenerbahçe buna nasıl alet oldu bilmiyorum. Çok büyük bir acemilik ve buradan ceza alacaklar. Açık söyleyeyim. Hem Çağrıbalta ceza alacak sportif anlamda hem Fenerbahçe ceza alacak. Galatasaray'dan bir yönetici çıkıp efendilik falan kalite, karakter... Yok öyle bir dünya yok. Ben konuştum. Galatasaray yönetimi sürecin başından itibaren... Gerek Hakan Balta'yla gerek hanımıyla gerekse Çağrı'yla birebir görüşmelerini yapıyorlar. En az 4 defa birebir görüşme var. Hiçbirinde anlaşmaya yanaşma gibi bir durum söz konusu değil. Hatta diyorlar ki siz bize oynama garantisi veriyor musunuz vermiyor musunuz? Soru bu. Her seferinde soru bu. En son kontrat gönderiliyor. Bir süre veriliyor saat 5'e kadar. Onun da haberini ben yapmıştım yine. O sürede de şey olmayınca Balta ailesi bir açıklama yayınladı avukatı aracılığıyla. Açıklamada da şunu dediler. Biz artık idmanlara çıkmayacağız Galatasaray'da. Kalmayacağız dediler. Peki bu size Fenerbahçe'yle idmanlara çıkma hakkı mı veriyor? Başka bir kulüpte faaliyet gösterme hakkı veriyor mu size? Yani sen şimdi avukatınla bir açıklama yaptın. Dedin ki biz balta ailesi olarak antrenmana çıkmayacağız. Eee? Sözleşmen mi bitti Galatasaray'la? Galatasaray fesih mi yaptı? Yok. Ben bugün sordum. Ve ilgili yöneticiler yarın... Ya da cuma günü. Cuma ya da önümüzdeki pazartesi günü. Hem FIFA'ya hem UEFA'ya hem UEFA'ya hem FIFA'ya hem Türkiye Polis Federasyonu'nda şikayette bulunacaklar. Kesin mi bu? Kesin. Kesin. Çünkü bu illegal, usulsüz, kanunsuz bir durum. Burada bir çocuğun hayatını karartmakla falan alakalı değil bu durum. Kimse oradan egzecere etm

Galatasarayultrataraftar

129,135 views • 5 months ago

Hoca iken kumar bırcunu ödemek için oyunculardan borç para alan adam Rıdvan Aksu: Hatta salladı. Peki devam edelim. Fenerbahçe, çok seviyorum adı altında Fenerbahçe'ye zarar veren insanları her fırsatta deşifre edeceğim. Biz sadece düşmanları dışarıda aramamalıyız. İçeride de aramalıyız. Benim oyuncuma böyle transfer mi olur? Bu Nevçin oynuyor dediği Yendirizli için bunu söyleyen adam, zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Bakın. Ne oluyor lan? Benim oyuncuma... Böyle transfer mi olur? Bu ne biçim oynuyor dediği Genduzia için? Bunu söyleyen adam zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Kim? Kim dedi ki Genduzia öyle bir şey? Bu ne biçim oynuyor? Niye desinler bu arada Genduzia'ya? Deli mi lan bunu diyen? Hayır ben kumar borcuna falan geçtim. Bir insan yani Genduzia oğlum Genduzia takımın en iyisi lan. Bu arada bunu diyebilecek bir kişi var şu an. Hocalık yaptı diyor zaten. Zaten hocalık yapan, yorumculuk yapan kim var? Çok da yok. Enteresan. Devam edelim. Bakın. Yüksek Divan Kurulu üyemesi Ahmet Bulut çok güzel konuştu. Bu insanlara prim verilmemesi lazım. Bu insanlar Fenerbahçe'de futbol oynarken ben şube sonunda bunları koruyordum yine dışarıya karşı. Bunları unuttular. İsim vermeyeyim bir tanesi ya benim sakat olduğuma inanmıyorlar dedikleri zaman ona ben sahip çıkmıştım. Ama şimdi gelip hiç utanmadan bizim oyuncularımıza bu armayı, elinden geleni evet hata yapabilirler. Ama bunlara bu kadar yüklenen insanları da önlerinde ben varım. Ben bunları yedirmem. Ne hocayı yediririm ne oyuncularımı yediririm. Bir de utanmadan bundan kariyer yediriyorlar. Fenerbahçe kimsenin kariyer basamağı değildir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bunlarda vicdan yok. Bunlar kötülükten beslenen insanlar. Bunlar Fenerbahçe'de kaos isteyen insanlar. Bunu herkes için söylemiyorum. Ama kim kimi kastettiğimi bilsin. Fenerbahçe tarafları da ona göre davransın. Bunlara da ona göre muamele etsin. Herkese aynı değeri gösterirsen, o değeri hak edenlere haksızlık etmiş olursun. Arada çok kıymetli gazeteciler var. Arada çok kıymetli Fenerbahçeliler var. Bunlarla neş tutmayın. Bunlar Fenerbahçe'nin kütüldü olmasından beslenen, Fenerbahçe'yi çok sevdiğini iddia eden sahtekarlar. Ve ben burada olduğum sürece bunların hepsiyle de mücadele edeceğim. Şimdi bak Tunç, bu arada şunu da söyleyeyim. Bu insanların hiçbiri beni sevmek zorunda değil. Beni eleştirin. Ben şirketlerimde de böyleyim. Yapıcı eleştiriye açığım, ben onu düşman olarak görmüyorum. Kendimi geliştirmek için fırsat gördüm hayatım boyunca. Hem sporda hem iş adamlığımda da, iş insanlığımda da. Ben başka başkanlığımda da bunu fırsat görürüm. Beni sevmek zorunda değilsiniz. Bir başka adayı destekleyebilirsiniz, onun gelmesini isteyebilirsiniz. Bunlarda hiçbir şey için sorun yok. Ama siz, yani bu insanlar, seçim günü, bu adam gelirse kayyum gelecek diyenlere rağmen bu camia beni ve arkadaşlarım seçti. Dolayısıyla sizler bu iradeye saygı göstermek zorundasınız. Aksi takdirde Fenerbahçe'ye saygısızlık yapıyorsunuz. Arkadaşlar şunu da bilsin. Biz bu camiayı, bu takımı nerede aldığımızı... Şimdi dur üst üste konulara geçti başkan.

Galatasarayultrataraftar

93,702 views • 4 months ago

Serhat Akın: Anladın mı? Niyaga'nın bir kumaşı var. Bu kumaş çok kaliteli çıkar. Çok kaliteli bir hale gelir. Çok değerlenir. O oyuncuya bağlıdır. Camiya onu kendi öğütür. Oyuncu da enteresan bir hale gelir. Oyuncu da bu yolu gider. O sonraki iş. Ama mesela Ahmet Kutucu'da o şey yok. Anladın mı? O mesela o şeye uymuyor. O rafa uymuyor. O yüzden o rafta Sadece uyan şeyler lazım anladın mı? Galatasaray zaten burada son yıllardaki başarıcısının en büyük sıra o. Yani oyuncu upgrade'inde bu işi Galatasaray öbürki takımlardan en iyisini yaptığı için en iyi upgrade'i yaptığı için adam Sefer Uyuş'a sezon başı kampı yolladı Sefer Uyuş'u. Sefer Uyuş Fenerbahçe'ye gelseydi şu an kaptandı falan yani. Bak şey yapmıyorum yani. Şu Fenerbahçe vedayı Yapamıyor abi. Hep uzatıyor. Hep uzatıyor. Zoraki veda oluyor. O zamana kadar ama çok kan kayboldu. Abi Sefero 3'ü yollayıp 2 sene üst üste gol kralı İklar diye getirdiler. Onun üstüne o simen çektiler. Orta sahada da bu upgrade oldu. Defansa da bu upgrade oldu. İşte Fenerbahçe 20 sene öncesinde daha eskilerde bu upgrade'leri yapıyordu. Yani down gidiyordu ziko geliyordu. Upgrade yani. Upgrade derken Z-code, Daumdano iyi ama hem kalite. Kalitesiz bir şey yoktu. Aurelio gidiyordu atıyorum. Upgrade geliyordu. Anladın mı? Hep bir yerde upgrade vardı. Anladın mı? Hani mesela ben oynuyordum sağ kanatta. Adam benim upgrade'im Aneka'ya aldı. Aneka tam benim upgrade'im çıkamadı. Orada yani bence o zamanki dönemdeki Tek upgrade hatası Fenerbahçe'nin oydu yani. Analika'yı benim upgrade'im sandılar. Yetmedi o upgrade'i. O da olabilir futbolda. O da rekabet oluyor. O da iyi bir şey aslında. O da seni zinde tutuyor. Anladın mı? Ama upgrade yani anladın mı? Hep bir üstü. Hep bir daha iyisi. O zaman kaliteli olursun. Bak Beşiktaş bunu yapamıyordu. Ne oldu? Tak performans düştü. Taraftar şu bu. Şimdi bir upgrade yaptı. Her pozisyona neredeyse hemen hemen. Takımın hemen eli ayağı boyu düzeldi. Her şey. Her şey düzeldi takım. Beşiktaş. Sanki başka bir Beşiktaş gitti. Eski Beşiktaş gitti. Yeni Beşiktaş geldi. Çok basit abi. Trabzon. Fatih Hoca. Bence upgrade. Fatih Tekke bence upgrade. Hemen oyuncular. Kaliteli oyuncular buldular. Tamam mı? Satışlar iyi oldu. Kulübün katısına para girdi. Doğru oyuncular. Onatçu abi. Onatçu şu an Anabatça'da olsa ben Hayatınızda gördüğüm en büyük keyfi sürerim. Onaço bak. Tek başına Onaço. Hiç gerek yok. O Semen Galatasaray'da olsun. O zaten orada iş yapıyor. Çok şey yapmaya gerek yok. Onaço gibi bir santrifi olsa şu an Fenerbahçe'nin başka şey konuşuyor olacağız. Belki de benim üstümde Trabzonspor değil. Fenerbahçe forması olacak. Anladın mı? Hani bu oyuncuyla bağlı. Bu kadar basit yani. Yanlış bir şey varsa düzeltin yani. Ben kendi fikirlerimi burada söylüyorum ama benim fikirlerim en doğrusu, en iyisi diye bir şey yok aslında. Ama hani sohbet ediyoruz. Onaço, Fenerbahçe'de olsa başka bir şey konuşuyor muydu, konuşmuyor muydu? Yeniyor muyduk mesela Nottingham Forest'i, Kasımpaşa'yı, Antalya'yı, yemiyor muydu? O zaman konuşurduk. Ama olmadığı için başka bir şey konuşmuyor.

Galatasarayultrataraftar

105,957 views • 5 months ago

#HakanTosunaNeOldu #HakanTosunİçinAdalet Gazeteci Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesinin üzerinden 50 gün geçti. Hakan Tosun'un (Hakan Tosun) yeğeni Mahru Asya, dayısını anlattı. 'Küçüğüm o kadar cesur değilim' dedi ama kocaman yüreğinden seslendi. "Yaşım sizlere göre daha küçük. Evet ama bu ülkede bu toplumda dayım gibi insanlar adının kalınca kaç yaşında olursan ol her şeyin farkında oluyorsun. Benim dayım kimseye zararı olmayan, aksine faydası olsun diye elinden gelen gelmeyen her şeyi yapardı. Kimse dayımın en sevdiği rengi, en sevdiği hayvanı ya da tuttuğu takımı bilmezdi. Benim dayım bukalemun gibi olduğu ortamda her rengi değişirdi. O bizim için sadece bir aile büyüğü değildi. Adaletin, doğanın ve hayvanların cesur savunucusuydu. Kimsenin görmediğini görür, kimsenin cesaret edemediği yerde ses olurdu. Mesleğini iş diye değil sorumluluk diye yapan, tehlikeye rağmen gerçeklerden kaçmayan bir insandı. Ben Mahru Asya, onun yeğeniyim. O benim için dünyayı güzelleştirmeye gerçekten çalışan bir kahramandı. Bana hep doğru olanı savunmaktan vazgeçme derdi. Hala kulağımda ve asla gitmeyecek. Onun kaybı sadece bizi değil adaletin peşinde koşan herkesin derinden, herkesi derinden sarstı. Büyük bir boşluk bıraktı ama aynı zamanda büyük bir miras da ışığını söndürmemek. Onun kaybı sadece bizi değil adaletin peşinde koşan herkesi derinden sarstı. Büyük bir boşluk bıraktı ama aynı zamanda büyük bir miras da ışığını söndürmemek. Bunu tekrar okudum. Çünkü çok önemli bir yerdi. Bugün onu anarken hem acı hem gurur hep hissediyorum. Cesareti, doğruları ve mücadele ettiği değerler yaşamaya devam edecek. Şimdi bizi kim savunacak diye soruyorum bazen. Ama biliyorum. Bıraktığı miras da hala yanımızda. Biz de onun değerlerini yaşatarak savunuculuğunu sürdüreceğiz. Hakan Tosun sadece bir gazeteci olarak değil cesur bir yürek, adalet savaşçısı ve sessizliğe savunan bir kahraman olarak hatırlanacak. Onun sorduğu soruları, gösterdiği cesareti ve savunduğu doğruları yaşatmak bize miras. Şimdi bizi kim savunacak? Tekrar soruyorum. Ama cevabı biliyorum. Bizde o bize bıraktığı miras da hala yanımızda. Sesimizin yetmediği yerde bize güç olmaya devam ediyor. Biz de onu unutmadan değerlerini yaşatarak savunuculuğunu sürdüreceğiz. Hakan Tosun her zaman kalbimizde, her zaman doğruların tarafında." Hakan Tosun için Adalet

Fatoş Erdoğan

16,036 views • 8 months ago

1 Ay'a Kadar Federasyon Değişir Serdar Ali Çelikler: Abi hiç bize anlatmayın bundan sonra, yok biz Real Madridliyiz, yok biz Juventusluyuz, yok efendim Interliyiz, Galatasaray'la Şampiyonlar Ligi'ndeyiz falan. Siz Haiti'siniz, Haiti, bu kadar basit abi. Siz Haiti kadarsınız işte. Bütün olayınız Haiti kadar olmak, yani 64. saniyede gol yiyen bir takım, bu kadarsınız yani. Bu kadarsınız. Neyse yani Montella'yı ara vedaçı deriz, ama bence Temmuz'daki mali kongrede federasyon değişmesi de yarından itibaren gündeme gelecektir. Hatta bu geceden itibaren kulisler, yani orada gece ya, Amerika'da gece ya, orada, orada, oradan itibaren kulisler başlayacaktır, muhtemelen bir bir saat içinde telefon trafikleri olur. Bir ay sonra federasyonun değişme ihtimalini de görüyorum artık. Muhtemelen bir Türk hoca gelir, Aykut Kocaman'ın ismi geçer. Okan Buruk'un ismi geçer, başka ne anlatayım? Milli takım sevimliliğini kaybetti, o kötü oldu. Yani sevimli çocuklardı bunlar, onu kaybettiler, son derece başarısız bir turnuva geçirdiler. Hocam futbol analizini daha iyi yapar ama ben yani özellikle, böyle bir tutukluk, bir tuhaflık, bir saç, bir şey, bir şey seziyorum. Yani takımda bir problem olsa bu kadar olur. Ben problemli takım seyrettim 2016'da. Yani takım içi problemli takım seyrettim 2016'da ama orada mesela 3. maçta bir reaksiyon vermişti Arda'yla Burak. 2-0 yenmiştik Çek Cumhuriyeti'ni. Emre Mor'un falan mükemmel oynadığı maç, Burak'ın muazzam oynadığı maç. Yani takımın reaksiyonu da yoktu. Eee, yani Hakan'ın liderliği sorgulanır. Bu takım artık biraz böyle Hakan takımı olmaktan çıkar. Başka ne anlatabilirim? rakamları birazdan vereceksin, kalecimiz yok demektir o. O rakamlar kalecimiz yok demektir, gerçekten de kalecimiz son derece kötü goller yedi. Avustralya'dan yediği 2. golle, bugün bu 64. saniyede yediği golle berbat bir turnuva geçirdi. Demek ki bunların olayı katılana kadarmış. Katıldıktan sonra hepsi salmışlar. E gitmeseydiniz bari, biz de uyanmasaydık sabah sabah. Bütün millet bu kadar reklam veren, bu kadar insan, bu kadar şey, bu kadar firma, hepsi sizin arkanızda, Amerika maçında artık çıkıp hiç olmazsa prestijlerini kurtarmaya oynayacaklar. Onu da kurtarabileceklerini pek sanmıyorum ama stres düştüğü için şimdi oynayabilirler. Yani öyle rahatladılar, bazı futbolcularımızın da fazla şişirildiği, eee, bu iki maç sonunda görüldü. Yani bu seviyede, ilk defa çıkılan seviyede, hem Kenan'ın hem Arda'nın, hem Kenan'ın hem Arda'nın, eee, hadi Kenan'ın ilk maçta, 2. yarıda fena değildi ama bu maçın başından sonuna kadar Kenan'ın, Arda'nın, eee, biraz fazla şişirildiğini de kabul ederim. Deniz Gül'ü adam oynatmamakta haklıymış, dedirtti bana. İki tane çok net pozisyon var. Bir tanesi bacak arasından kaçırdı, bir tane kafada, kafa vuruşunu da düzgün yapamadı. Ofsaytta olduğu canını atamadığı pozisyonda da bari at, topa vur, içeri girsin. Yani ofsayt olsun ama vur, içeri at. Yani onu bile atamıyor. Can uzunu daha erken alabilirdi. Montella, Montella da çok kötü bir turnuva geçirdi, Montella gider, Türk hocalar gelir. Federasyonun da bugünden, bugün itibariyle federasyon şey başlar. Ya federasyonu değiştirsek mi konuşmaları başlar. Değişir, değişmez bilmem ama bu konuşmalar başlar, onu biliyorum. Bazı futbolcularımızın da biraz şişirme olduğunu artık gördük. Arkadaşlar, yorumlarınızı, beğenilerinizi bekliyoruz.

Galatasarayultrataraftar

39,622 views • 1 month ago

Canberk çok güzel, net anlamış. Her ülke yurtdışından para çekmeye çalışır. FETÖCÜ hesaplar yine konuyu çarpıtıyor. "Türkiye büyümesin" istiyorlar. Doğrusunu öğrenmek için izleyin, okuyun: • Türkiye çok akıllıca bir hamle yaptı son zamanlarda ve sana bu hamlenin neden çok akıllıca olduğunu gel anlatayım. • Türkiye’nin en büyük ekonomik probleminin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. • Döviz, ithalat yapılıyor, enerji alınıyor ve dolar gidiyor. • Son 22 senede enerji ithalatına 1.1 trilyon dolar harcamış bu ülke. • Bu yüzden lira sürekli değer kaybediyor. • Enflasyon oluşmaya başlıyor, faizler yüksek kalıyor bu şekilde. • Şimdi bu yeni gelen kanunla ne yapıyorlar? Dışarıdaki Türklere, gurbetçilere, diasporaya, yabancı yatırımcılara diyorlar ki, paranı buraya getir kardeşim, 20 sene vergi yok. • Körfez’deki petrol servetine ne diyorlar? Bize gel diyorlar. • Almanya’daki Türkiye diyor ki, birikimini getir, devlet senden hiçbir şey almayacak. • Bu döviz girişi artarsa ne olur ülkeye? Lira üzerindeki baskı azalır. • Lira stabilleşirse enflasyon kontrol edilebilir hale gelir, daha fazla yükselmez. • Enflasyon düşerse de Merkez Bankası faizleri indirebilir. Faiz düşerse kredi ucuzlamaya başlar ve işsizlik azalır. Yani bildiğin bir domino etkisi var ortada. • Ama asıl büyük resim şu, Türkiye coğrafya olarak Avrupa, Orta Doğu ve Asya’nın tam olarak ortasında. • Eğer bunu finansal bir merkeze dönüştürecek olursa, Dubai’nin yaptığını Türkiye de yapabilir. Herkesin senelerdir beklediği şey bu zaten. • Dubai neden zengin? Bak bir ay öncesinde oradaydım. Üretim yok, petrolü bile bitti neredeyse. Ama para oraya akıyor bildiğin. Çünkü vergi yok, istikrar ve güven var. • Türkiye şimdi aynı oyunu oynamaya başlarsa yabancı yatırımcılarla ve girişimcilerle, olay tamamen değişir. • Bir de şu ekleyeyim, e-ticaret yapan benim gibi yurt dışında ürün satıp dolar kazanan insanlar Türkiye’deki, yani Amazon’da, Etsy’de, eBay’de, Shopify’da satış yapan insanlar için de bu çok önemli. • Türkiye’de oturuyorsun, dolar kazanıyorsun, o doları Türkiye’ye getiriyorsun. Yani düşük Türkiye maliyetiyle yaşıyorsun. Döviz kazanıyorsun, devlete vergi vermiyorsun. • Önümüzdeki 5 yılda bu model Türkiye’den dünyaya satan, liranın ucuzluğunu avantaja çeviren bir nesli yaratabilecek bir şey. • Hem maliyet avantajı, hem vergi avantajı, hem de kaliteli yaşam standardı sunan tek ülke haline gelebiliriz. • Bu kombinasyon bildiğin başka hiçbir ülkede yok. Yemişim Asya’sını, Tayland’ını, Bali’sini. Hepsine gittim, hepsinde çok uzun kaldım. Amerika’nın her yerini gezdim. • Ama şunu söyleyebilirim ki, Türkiye’nin ekonomik şartları bu bahsettiğim şekilde olursa, dünyanın en güzel ülkesi olacak.

hacı yakışıklı

19,746 views • 1 month ago

YENİ BÖCEK(!), MANDALİNCİ! PEŞİNDEYDİM VE BODRUM BLD BAŞKANI NİHAYET ORTAYA ÇIKTI! “MANDALİNCİ; ÖZGÜR’E 6.5, EKREM’E 2.5 MİLYON DOLAR VERDİN Mİ?..” VE KRİPTOLAR PATLADI!.. Bugün büyük bombalarla karşınızdayım. Yeni bir Böcek var!.. Yine, net ve açık açık soruyorum. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, sen Bodrum’a başkan olmak için Özgür Özel’e 6.5 milyon dolar, Ekrem İmamoğlu’na da 2.5 milyon dolar verdin mi?.. Öyle Muhittin ve Özgür gibi aylarca beklemek yok ama!.. Benim hep anlattığım kriptolardan biri patladı. Hem de kendi kendisini patlattı. Kim olabilir, tabi ki Cem Küçük… Onu da anlatacağım. Tam bir rezalet… Artık ana haberlerde etkinliğini yitiren Now TV’nin de “yeraltı” faaliyetlerine şöyle bir el atıcam. Bugün belediyeler birliğinde başkanlığa seçilen CHP’li Vahap Seçer’in de nasıl inceden inceye Ekrem İmamoğlu’na laf soktuğu da gündemimde olacak. Ve medyanın büyük bölümüne çok kırıldığım, çok önemli bir konu var. Şu 16 yaşındaki kızı taciz eden belediye başkanı Hasbi Dede’nin sadece 1.5 yıl ceza alması… Neden bu konuyu işleyemiyorsunuz?.. Başka konularda aslansınız, bu konuda kedi ama, anlatacağım hepsini… Ayrıca bana göre mutlak butlan kararı çıkmalı. Yeni bir dosya istendiği için de bayram öncesine yetişir mi, sonrasına mı kalır bilemem ama bence görünen köy kılavuz istemiyor. Sizin anlayacağınız dilden söylim, “Kurtuluş yok, tek başına, Bay Kemal gelecek, CHP’ye çöken Ekremgiller gidecek” Ekrem’in mağdur takımından kopmaya çalışanlar da var tabi… Bugün Türkiye Belediyeler Birliğj Başkanı seçilen CHP Mersin Belediye başkanı Vahap Seçer, öyle ince bir laf etti ki, nedense medya bunu da görmek istemedi! Ama önce, şu yeni Muhittin Böcek, yani Tamer Mandalinci konusuyla ilgili yorumlarınızı yazmanızı ve artı bilgileriniz için 0544 300 00 00 whatsapp hattıma da bilgi vermenizi bekliyorum. Zaten çok şey var da, fazla belge göz çıkarmaz diyelim😊 Bugünkü VİDEO ÇOK DOLU, haberiniz olsun! TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

132,820 views • 3 months ago

Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim selamlar. Sizler ile çok heyecanlı bir haberi paylaşmak istiyorum. Biraz önce yayın evi Simon and Schuster dan hepimizin beklediği haber geldi ve Elhamdulillah, “In The Name Of Freedom” kitabımızın New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine girdiğinin müjdesini bizlere verdi. Bu ne mi demek? Allah’ın izniyle, kitabımız milyonlara ulaşacak ve başta Türkiye’deki masum kardeşlerimiz olmak üzere, dünya çapında yapılan tüm Hizmetler ve Hocaefendi hazretlerinin o kutsal mesajı tüm dünyaya bir kez ulaşacak. - Böylelikle, tüm Türkiye cumhuriyeti tarihinde, dünyanın en büyük gazetesi New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine giren 4. Türk olduk. - Gelmiş ve geçmiş 80 yıllık tüm NBA tarihinde ise New York Times listesine giren 13. NBA oyuncusu olduk. Ve yine biraz önce başka sevindirici bir haber daha aldık. - New York Times gazetesinden ayrı olarak, yine Amerikanın en önemli gazetelerinden USA TODAY yaptığı listede, “In The Name Of Freedom” kitabımızı Amerika’da ki en çok okunan ve en iyi kitaplar listesine koyuldu. - Son olarak da kitabımız Elektronik Kitap versiyonu ile yine New York Times ın en çok satanlar listesine girdi. Hepinizin ellerinden öpüp teşekkür etmek istiyorum. Son 2 ayda yaşadıklarımı bir Allah bilir, bir de ben. - Türkiye’de Medrese-i Yusufiye den daha yeni çıkmış arkadaşlarımız, “Abi, aramız da birşeyler biriktirdik, sana göndermek istiyoruz, bu da bizim bir katkımız olsun, bu para ile bizim içinde kitap al.” diyenleremi teşekkür edeyim, - Yoksa sohbetlerimize harçlıklarını biriktirip te kumbaraları ile gelen ve “Abi bir tane kitapta bizim için alabilir misin.” diyen minik kardeşlerime mi! - Kermes yapıp o para ile kitap alan fedakar ablalarıma mı teşekkür edeyim, - Yoksa benim ile beraber uykusuz kalıp her gün, her gece kitap takibi yapan abilerime mi! Allah hepinizden razı olsun, Enes Kanter sizler için ne yaparsa yapsın, hiçbir şekilde sizlerin hakkınızı ödeyemez. Çoğu arkadaşımızın merak ettiği bir konuyada açıklık getirmek istiyorum. Bu kitap gelirlerinin nereye gideceğini zaten burda konuşmamıza gerek yok. Tahmin ediyorsunuzdur diye ümit ediyorum. Bizler bu yola o masum kardeşlerimiz için çıktık, yine onlar için koşturmaya devam edeceğiz. Buradan da eğer beni izliyorlar ise, kendi anne, babama be kardeşlerime çok teşekkür ederim. Dualarınızı lütfen eksik etmeyin. Son olarak eklemek istediğim mesele şu, Bu kitap hepimizin kitabı, Bu hikaye hepimizin hikayesi, Bu başarı hepimizin başarısı, Bu mücadele hepimizin mücadelesi, Bu ses hepimizin sesi, Bu özgürlük hepimizin hakkı. Bu yolda benim ile tek bir yürek olup bana inandığınız ve güvendiğiniz için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Rabbim bizi birbirimizden hem bu dünya da hem de diğer dünya da ayırmasın. Canımız, Hocamız ile Haşr eylesin. Hepinizi çok seviyorum. Durmak Yok, Hizmete Devam…❤️ Selamlar ve Hürmetler.

Enes Kanter FREEDOM

110,003 views • 9 months ago

Binlerce mektup aldım Erden Timur: Konuşayım diye düşündüm. Öyle bazı şeyler tabii önyargısız, öyle temiz bir gönülle bakmayınca tam anlaşılamıyor. Size çok kısa bir şeyler diyeceğim. İnşallah buradaki insanlar yüzümü gözümü gördüğü için anlarlar, böyle ekranlardan izleyecekler de bizim Anadolu'da çok güzel bir laf vardır: "Kafandaki kulağınla dinleme" derler. Gönlündeki kulakla, ona da can kulağı deriz ya, o can kulağıyla dinlemelerini rica ediyorum. Bizi burada aslında buluşturan şey, arkadaşlar, ne şampiyonluklar, ne başarılar, hiçbir şey değil; bir şeyi karşılıksız sevme, bir şeye adanma hikâyesi. Ben bizim aramızdaki bu bağın tamamen bundan geçtiğini düşünüyorum. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik... Duyuluyor değil mi sesim? Duyulmuyor. Mikrofon kesiliyor arada. Mikrofon? Hah, şu an duyuluyor. Evet. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik yaptım, baktım toplamda da 14-15 defa konuşmuşum. Yani beni duyduğunuz ancak o kadar. Peki nasıl böyle bir sevgi kurulur, hem sizden bana, benden size? Ben gönlümüzde hepsi Erden başka. Ben de onu söylemek istiyorum. İlk yöneticilik sürecime basketbolla başladığımda, eee, çok küçük bir bütçeyle, 2 milyon dolarla, çok başarılı işte, Allah öyle vermişti o zaman da. Tevafuk, basketbolda 13. devre almıştım, futbolda öyle oldu, hep birlikte o zamanki emek veren arkadaşlarımızla. Çok başarılı bir şey olunca ben şey demiştim: "Ben sene sonuna kadar hiç röportaj vermeyeceğim. Hiç röportaj vermeden de yöneticilik yapılabilir" diye düşündüğüm için... Helal olsun. Lütfen. Bir dakika ayarlayayım. Neyse, en sonunda bir şey söylemek zorunda kaldım, çok kısa. Bana dediler ki: "Bu başarının sırrı ne?" dediler, böyle. Ben de şey demiştim: "Sevgi, sevginin giremeyeceği kalp tanımıyorum." Bugün beni başından beri mutlu eden, bu zor dönemlerde de en çok sevindiren şey samimiyet anlaşılabiliyormuş arkadaşlar. Ben en çok buna mutlu oluyorum, hakikaten. Siz de bence öyle düşünüyorsunuz. Bazı şeyler kupalardan, şampiyonluklardan çok daha önemli ki onlar değerler. Ve bizim aramızdaki samimiyet çok farklıymış. Binlerce mektup aldım. Şimdi bakıyorum orada tabii sosyal medyaya bakma imkânım yoktu, sorun. Ne kadar büyük destek olmuş. Bana gelip avukatlar iletiyordu ama görmeyince insan o kadar büyük olduğunu anlamıyor bir de. İki gündür sadece 3 saat uyuyabildim. Evime ilk gittiğimde 400-500 kişi vardı, şimdi de öyle. Hiç, herkes geliyor. Benim için inanılmaz bir şey. Yani ben bu sevgiyi, sizden gelen bu şeyi iliklerime kadar hissediyorum. Ve insanların da şunu anlaması: Bizim kararlılığımızın, gücümüzün, bu kadar dik durmamızın sebebi de bu, başka hiçbir şey değil. Sizin varlığınız. Bu süreçte sizden şunu da gördüm: Hani bir söz var ya, "Derdime derman arardım, meğer derdim bana derman imiş" diye. Bizim aslında bu dert diye gördüğümüz şey bize dermanmış. Hep birlikte çok güzel şeyler öğreniyoruz. Ben onu da aynı zamanda çok anlamlı buluyorum. Çıkarken cezaevinden şey dedin, hani sonuçta bu 3-4 senelik bir iftira süreci, neticede her şey anlaşılacak, adalete de güvenim tam, kendime de güvenim tam. Her şey görünecek, hiçbir şey için aceleci olmaya gerek yok. Her şey anlaşılacak. Ama bunun bize çok güzel şeyler öğretti hep birlikte. Kendimce onu bambaşka şeyler öğrendim. Çok da güzel geçti.

Galatasarayultrataraftar

18,683 views • 1 month ago

İLBER HOCAMIZI SONSUZLUĞA UĞURLARKEN…. 15.3.2026 Kuşkusuz onun ardından çok şeyler yazılacak ve söylenecek… Benim için eşsiz bir derya ve bir müzik aşığı özelliği hep farklı kalacak… Eskiye daldı gözlerim… İlk defa 2003 yılında bir yaz günü tanıştım, teknede bana boğazdaki yalıları anlatıyordu. Yolculuğumuz boyunca bir çok şey öğrendim ondan. Daha sonra seyrek olan görüşmelerimiz sıklaşarak devam etti. Galatasaray Lisesi’nde yaptığımız oda müziği konserlerinde her zaman en öndeydi, ortak tanıdıklarımız, sevdiklerimiz ve niceleriyle birlikte eğlenceli sohbetler. Her seferinde aklınızda bir şey kalırdı, yani hayatın içine öğretmeyi ve sevgiyi katabilmiş, herkesle kolayca iletişim kurabilen bir insandı. Onun için insanların mesafesi, gelir düzeyi, ne iş yaptığı önemli değildi. Sanırım çok kuvvetli bir his yapısı vardı, insanların kendisine ne şekilde yaklaştığını hemen seziyordu ve karşısındakine ona göre vakit ayırıyordu. Sevgili rektörümüz Muhammed Şahin’in davetiyle MEF Üniversitesinde’de birlikteydik, benden ‘İlber bey’in Müziği’ni istemişlerdi. Sevgili dostum Emre Aracı ile birlikte yaptığımız ve bir dönemde oldukça moda olan Osmanlı Sarayından Avrupa Müziği CD sinden Osmanlı Sergi Marşı (Guatelli Paşa) onun NTV de yaptığı programın sinyal müziği idi. İlber Bey’in müziği olarak bunu adlandırıyorlardı. Son yıllarda kıymetli müzisyen dostlarımızla birlikte daha fazla onunla vakit geçirdiğimiz için çok mutluluk duyuyorum. Bu videoda izlediğiniz ve en son geldiği konserlerimizden biri de geçen sene 18 Ağustos’da Arkeoloji Müzesi bahçesindeydi. Sevgili Burak Bilgili ve Dilan Dereli ile Manastır Türküsü’nü seslendirmeye başlamıştık ki, İlber hoca bize eşlik etmeye başladı. Ruhu şad olsun, onun bizlere bırakmış olduğu güzellikler ve nasihatler hem içimizde hem de toplumumuzda yaşatılacaktır. Dünya yüzünde onun kadar sevilen ve bir milletin ruhu ve sesi olabilmiş insan çok azdır. Onu özleyeceğiz ama onun sesi, gülüşü ve daha da önemlisi bize öğrettikleri hep bizimle olacak. #ilberortaylı Aile Danışmanı Burak Bilgili Donau @dilandereli Muhammed Sahin MEF Üniversitesi

Cihat Askin

28,648 views • 4 months ago